Yerel Haberler
Adana
Prof. Dr. Sarpel: "Diz protezi ameliyatlarında robotik yöntem ile iyileşme hızlanıyor"
29 Nisan 2025 Salı - 10:16 Prof. Dr. Sarpel: "Diz protezi ameliyatlarında robotik yöntem ile iyileşme hızlanıyor" Dizde ileri seviyede kireçlenmeye karşı yapılan diz protezi ameliyatlarında robotik yöntemin giderek daha başarılı sonuçlar verdiğini belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Yaman Sarpel, "Robotik yöntem klasik yönteme göre daha az ağrı, daha hızlı bir iyileşme ve daha uzun protez kullanım süresi sağlıyor" dedi. Acıbadem Adana Ortopedia Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Yaman Sarpel, ileri evre diz kireçlenmesine bağlı ağrı ve hareket kısıtlılığını gidermek için uygulanan Robotik Total Diz Protezi (TDP) hakkında bilgi verdi. Gonartroz olarak bilinen dizde kıkırdak kaybı ve dejenerasyon sorunlarının tedavisinde TDP ameliyatının günümüzde altın standart kabul edildiğini ve yaygın bir şekilde kullanıldığını aktaran Prof. Dr. Sarpel "Bu operasyonda hedefimiz ağrıyı kesmek ve fonksiyonel iyileşmeyi sağlamaktır. Ancak klasik yöntemde hastaların yüzde 15’inde ağrı devam etmekte, yüzde 4-13.1’inde neden tespit edilememektedir. Bu da hasta ve cerrahı mutsuz etmektedir. Daha iyi bir sonuç alabilmek için yıllardır yapılan çalışmalarda gerek cerrahi tekniğin gelişmesi, gerekse de protez tasarımlarının değişmesiyle önemli ilerlemeler kaydedilmiştir" diye konuştu. İlk olarak 1997 yılında başlayan bilgisayar yardımlı TDP ameliyatlarında, teknolojideki gelişmeler, dijital uygulamalar ve yapay zeka çalışmaları ile bugün artık robot kullanımının yaygınlaştığını söyledi. "Hedef sıfır hata payı" Dünyada olduğu gibi ülkemizde giderek daha çok uygulanan robotik TDP ameliyatlarının birçok avantaj içerdiğine dikkat çeken Sarpel "Ameliyatlarda önemli olan cerrahın deneyimidir ancak teknolojiyi kullanarak yapılan ameliyatların önemli artıları vardır. Robotik diz protezi ameliyatlarında amaç kesin doğruluk ve hata payı olmaksızın, kişinin anatomik yapısına uygun protezin doğru yerleştirilmesidir" diye konuştu. Robotik TDP ile yumuşak dokuların daha az gevşetilmesi, kemiklerin içinin oyulmaması, damarlar içinde pıhtı oluşması şeklinde açıklanabilen derin ven trombozu, kanamanın ve ağrının daha az olması gibi önemli kazanımlar sağlandığını vurgulayan Sarpel, ayrıca deformasyonların kişiye özel olarak düzeltilebileceğini, bunun da protezin uzun dönem sağ kalımı olanağı sağlayacağı şeklinde değerlendirildiğini kaydetti. "Daha az ağrı, daha hızlı iyileşme" Bu metodun özelliklerinden bahseden Prof. Dr. Sarpel "Erken dönem rehabilitasyon, eklem hareketlerinin daha hızlı kazanılması ve erken dönem iyileşme klasik tekniğe oranla hasta memnuniyetini artırmaktadır. Robotik diz protezi uygulamasında, ameliyat sonrası ağrı daha az olmakta, daha az ağrı kesici kullanılmaktadır. Fizik tedavi süreci daha hızlı seyretmekte, ideal diz hareketlerine daha rahat ve kısa sürede ulaşılabilmektedir" şeklinde konuştu. Total diz protezinin, ileri derecede gonartroz tedavisinde tek seçenek olduğunu anlatan Prof. Dr. Sarpel, kilo ve sigara ürünleri tüketiminin sonuçları olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Ameliyat öncesinde hastanın psikolojik ve organik olarak incelenerek ameliyata hazırlandığını dile getirdi. Sonrasında ise ilk 1,5 aylık süreçte fizik tedavinin etkin uygulanması gerektiğine değinen Sarpel 1,5 aydan sonra hastanın günlük yaşantısını daha rahat sürdürebilir hale geleceğini, bu süreçlerin kişisel özelliklere bağlı olarak hastadan hastaya değişebileceğini de sözlerine ekledi. "Dayanıklılık oranı yüzde 95’ten fazla" Kullanılan protezin, cerrahi teknik, hastanın yaşantısı, kilosu, yaşayabileceği olumsuzluklara bağlı olmakla birlikte 20 yıl üstünde sorunsuz dayanabileceğini aktaran Prof. Dr. Sarpel, robotik TDP yönteminde bu sürenin uzayabileceğini dile getirerek bu yöntemle ameliyat olan hastaların erken dönemde, klasik protez cerrahisi geçirmiş hastalara göre daha memnun olduğunu ve benzer durumdaki hastalara tavsiye ettiklerini sözlerine ekledi. Aynı yöntemle total kalça protezi yapıldığından da bahseden Sarpel, robotik yöntemin; erken evre iyileşme, yürüme potansiyelinin daha iyi olması, başarı oranı ve hasta memnuniyetinin yine ciddi oranda arttığını kaydetti.
ADASO’da TOBB Şikago Ticaret Merkezi tanıtıldı
29 Nisan 2025 Salı - 10:09 ADASO’da TOBB Şikago Ticaret Merkezi tanıtıldı Adana Sanayi Odası (ADASO) ev sahipliğinde Türkiye Odalar Borsalar Birliği (TOBB) Şikago Ticaret Merkezi Bilgilendirme Toplantısı düzenledi. Toplantıda Türk iş dünyasına ABD pazarında yeni kapılar açacak fırsatlar masaya yatırıldı. ADASO Sakıp Sabancı Toplantı Salonunda gerçekleştirilen TOBB Şikago Ticaret Merkezi Bilgilendirme Toplantısı’na, ADASO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, TOBB Ticaret Merkezleri Genel Müdürü Volkan Palaz ve İş Geliştirme ve Kurumsal İletişim Müdürü Haydar Can Yavuz ve çok sayıda iş dünyası temsilcisi katılım gösterdi. Toplantının açılışında konuşan ADASO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, küresel ticaretteki yeni dengelere dikkat çekti. Kıvanç, ABD ile Çin arasında yaşanan ticaret savaşlarının ve tedarik zincirlerindeki değişimlerin, Türkiye gibi üretim gücü yüksek ülkeler için benzersiz fırsatlar oluşturduğunu vurguladı. Kıvanç, "Amerikan pazarı, büyüklüğü kadar rekabetiyle de zorlu bir arena. Burada kalıcı olabilmek için doğru bilgiye, güvenilir iş ortaklarına ve sağlam bir altyapıya ihtiyaç var" dedi. Bu ihtiyacı karşılamak amacıyla hayata geçirilen TOBB Şikago Ticaret Merkezinin önemine değinen Kıvanç, merkezin sadece bir fiziksel yapı değil, bir vizyonun somutlaşmış hali olduğunun altını çizdi. Kıvanç, "Şikago O’Hare Havalimanı’na yakın 10 bin metrekarelik bir alanda kurulan merkez, ofis ve showroom imkanlarının yanı sıra, pazarlama desteğinden lojistiğe kadar firmalarımıza uçtan uca hizmet sunuyor. ABD pazarında yalnız yürümeyecek, güçlü bir destekle ilerleyeceksiniz" ifadelerini kullandı. "Sürdürülebilir, güvenli ve rekabetçi bir ihracat zemini sunuyoruz" Toplantının interaktif bir sunum gerçekleştiren TOBB Ticaret Merkezleri Genel Müdürü Volkan Palaz ise, TOBB’un ihracatı güçlendirme hedefiyle kurduğu bu merkezin bugüne dek 350’den fazla firmaya hizmet verdiğini belirtti. Amerika’daki güvenilir danışmanlık eksikliğine dikkat çeken Palaz, TOBB Şikago Ticaret Merkezi’nin firmalara yalnızca yerel destek sağlamakla kalmayıp aynı zamanda bir ihracat kuluçka merkezi gibi çalıştığını söyledi. Palaz, "Amerika fırsatlar ülkesi, ancak doğru rehberlik ve strateji olmadan bu fırsatlar tehditlere dönüşebilir. TOBB Şikago Ticaret Merkezi ile Türk firmalarına sürdürülebilir, güvenli ve rekabetçi bir ihracat zemini sunuyoruz. Bu merkez, Türk firmalarının Amerika’daki iş yapış biçimlerini daha iyi anlamalarına yardımcı olacak ve ürünlerini daha geniş bir kitleye tanıtabilmelerini sağlayacaktır. Ayrıca, burada kurulan ticari ilişkiler ve sağlanan altyapı desteği ile firmalarımız, ABD pazarındaki varlıklarını güçlendirecek ve uzun vadede başarılı bir büyüme ivmesi yakalayacaktır"diye konuştu. Volkan Palaz, Şikago Ticaret Merkezi’nin, Türk firmalarının ABD pazarına girişini kolaylaştıracak bir platform sunduğunu vurguladı. Palaz, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Amerika pazarında başarılı olabilmek için sadece kaliteli ürünler yeterli değildir. Pazarı doğru anlamak, rekabet şartlarını değerlendirmek ve yerel iş ortaklarıyla güçlü ilişkiler kurmak çok önemlidir. Şikago Ticaret Merkezi, bu ihtiyaçları karşılayacak altyapı ve iş desteğini firmalarımıza sunmaktadır. Ayrıca, firmalarımız burada yerel iş yapış biçimlerine uygun stratejiler geliştirerek, ürünlerini daha verimli bir şekilde pazarlayabileceklerdir." Toplantı, soru cevap oturumu akabinde sona erdi.
Karpuz üretiminin lideri Adana’da çiftçiler 10 lira fiyat bekliyor
29 Nisan 2025 Salı - 09:37 Karpuz üretiminin lideri Adana’da çiftçiler 10 lira fiyat bekliyor Türkiye’nin karpuz ihtiyacının yüzde 25’ini tek başına karşılayan Adana’da hasada az bir süre kaldı. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, bu sene 150 bin dönüm alana karpuz ekildiğini ve hasatta kilogram fiyatını 10 lira olarak beklediklerini söyledi. Dünya karpuz üretiminde Çin’den sonra 4,5 milyon ton ile 2. sırada olan Türkiye’nin, karpuz ihtiyacının yüzde 25’ini karşılayan Adana’da fideler, toprakla buluştu. Bu sene 150 bin dönüm alanda ekilen karpuzun 2-3 hafta sonra hasat edilmesi bekleniyor. Hasat döneminde tarlada kilogram fiyatı 10 lira olması beklenen karpuzdan çiftçiler ortalama 7-8 ton verim almayı hedefliyor. "Karpuzlar iyi durumda" İhlas Haber Ajansı’na konuşan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Adana’nın bu sene Türkiye karpuz üretiminin yüzde 25’ini karşılayacağını anlatarak, "Türkiye’nin en erkenci karpuz ekimleri Adana’da yapıldı. Bu yıl Türkiye karpuz üretiminin yüzde 25’ini Adana tek başına karşılayacak. Çin’den sonra en büyük karpuz üretim merkezi Türkiye. Bu sene Çukurova bölgemizde Şubat ayında 4 günlük zirai don yaşandı. Ancak o dönem karpuzların sadece yüzde 10’u ekilmişti ve o karpuzların bir kısmı zarar gördü. Sonrasında ekilen karpuzlar iyi durumda" dedi. "Yurt dışı kapıları açık olursa çiftçimiz para kazanacak" Geçtiğimiz sene karpuz üreticisinin yüzünün güldüğünü belirten Doğan, "Soğuklardan dolayı karpuz hasadı biraz gecikti. Mayıs’ın ikinci haftasında Karataş ilçesi Bahçe ve Tuzla mahallelerinde hasat başlayacak. Burada çiftçimizin bir dönüme maliyeti 30 bin lira. Çiftçimiz ortalama 7-8 ton verim aldığında ve kilogram fiyatı 10 liraya satıldığında çiftçimiz para kazanacaktır. Geçen sene Avrupa Futbol Şampiyonası nedeniyle karpuz yurt dışına gitti ve çiftçimiz para kazandı. Bu sene de yurt dışı kapıları açık olursa çiftçimiz para kazanacaktır" diye konuştu. "Adana karpuzunu dünya markası yapacağız" Adana karpuzunun marka olması için çaba harcadıklarına vurgu yapan Başkan Doğan, "2024 yılında 132 bin dönüm alanda karpuz ekimi vardı. Bu sene 150 bin dönümün üzerinde karpuz ekimi var. Adana karpuzunun tescilini aldık inşallah Avrupa’dan da önümüzdeki yıllarda tescil alırsak Adana karpuzunu dünya markası yapmış olacağız" ifadelerini kullandı.
Zihinsel engelli genç kıza cinsel saldırıda bulunduğu iddia edilen akrabası yargılanmaya başladı, savunması şaşırttı
28 Nisan 2025 Pazartesi - 15:43 Zihinsel engelli genç kıza cinsel saldırıda bulunduğu iddia edilen akrabası yargılanmaya başladı, savunması şaşırttı Adana’da 19 yaşındaki yüzde 70 zihinsel engelli akrabası kıza cinsel saldırıda bulunduğu iddiası ile hakkında 18 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan 42 yaşındaki M.T., hakim karşısına çıktı. M.T., "Uyuyordum" diyerek suçlamayı kabul etmezken engelli kız, psikolog nezaretinde uğradığı cinsel istismarı ayrıntıları ile anlattı. Sarıçam ilçesine bağlı Baklalı Mahallesi’nde 5 Aralık 2024 tarihinde iddiaya göre, zihinsel engelli G.G.S. (19), koyunları ahıra koyduğu sırada akrabası M.T. (42) kendisine el işareti yaparak, zeytin bahçesine çağırdı. Yanına gelen genç kıza kıyafetlerini çıkarmasını söyleyen M.T., genç kızın bu isteğini reddetmesi üzerine "Seni burada öldürürüm" diye tehdit etti. Korkan genç kızın kıyafetlerini çıkarması üzerine M.T., kıza cinsel istismarda bulundu. Ardından kıyafetlerini giymesini söyleyip, eve gönderdi. Eve giden genç kızın durumu annesi T.S.’ye anlatması üzerine anne polise giderek M.T. hakkında şikayetçi oldu. Annenin şikayeti üzerine yakalanıp tutuklanan M.T. hakkında ’kendisini savunamayacak durumda olan kişiye karşı nitelikli cinsel saldırı’ suçundan Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davaya başlandı. Duruşmaya, tutuklu sanık M.T. ile müştekiler ve taraf avukatları ile Adana Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü avukatı katıldı. Hayvan besiciliği işi yapan evli 2 çocuk babası sanık M.T., suçlamayı kabul etmedi. Kayınbabasının evine gittiğinde evde kayınbabası ile G.G.S.’nin bulunduğunu iddia eden M.T., "Onlarla 3 dakika kadar oturdum. Sonra sebzeci geldi. G.G.S. ve kayınbabam sebzecinin yanına gittiler. Ben de saat 11.00 sıralarında uyudum ve 15.00 - 15.30 sıralarında da eşim beni uyandırdı. ’Hakkında G.’ye tecavüz ettiğin yönünde bir iddia var’ dedi. Böyle bir şey yapmadım" diye ifade verdi. Mağdur G.G.S.’nin avukatlarının soruları üzerine sanık M.T., G.G.S.’yi tanıdığını ifade ederek kendisini şöyle savundu: "Sürekli görüştüğümüz insanlar. Aklı biraz yani çocuksudur. G.’yi el işaretiyle çağırdığımı hatırlamıyorum ancak elimi kaldırarak G.’nin babasının nerede olduğunu sordum o da bana cevaben ’İmamoğlu’na gitti’ dedi." G.G.S.’nin annesi müşteki T.S. ise sanığı saat 09.00-09.30 sıralarında sıkma yemeye geldiğinde gördüğünü belirterek, "Sonrasında sanık kızıma arka tarafa geç demiş ve kameraların görmediği yerde onu alıp evin arka kısmındaki zeytinliğe götürmüş. Saat 11.00 sıralarında G. yanıma geldi. Ben de niye geç geldiğini sordum. O da bana sanığın kendisini evin arka kısmındaki zeytinliğe götürdüğünü, orada kendisini soyduğunu ve cinsel istismarda bulunduğunu söyledi. Sonra Elif abla var onu çağırdım ve durumu ona anlattım. O da bana ’emin misin’ diye sordu. Kendisi de G. ile konuştu. G. kendisini odaya kapattı ’kendimi öldüreceğim’ dedi. Bunun üzerine ben M.T.’yı aradım, kendisi cevap vermedi. Sonrasında Elif abla M.T.’nin eşini aradı. O da yanımıza geldi, ’eşim böyle şey yapmaz’ dedi. Sonra eşi gidip sanığı evden getirdi, o da inkar etti. Sonra kızım G. ’evin arka tarafına gelin ayak izlerimi göstereyim’ dedi. Biz de, ben, Elif Sert ve G. beraber gittik ve orada ayak izlerini gördük. Bunun üzerine sanığın eşini çağırdık. ’Gel ayak izlerini gör’ dedik. O da geldi gördü. Sonrasında Elif Sert bana ’çocuğunu al hastaneye götür’ dedi. Biz beraber önce şehir hastanesine gittik. Orası şikayetçi olmamız gerektiğini söyleyince biz de karakola gidip şikayetçi olduk. Öncesinde de sanık çocuğuma açık saçık videolar izletiyormuş. Kızım korkusundan bana söylemiyormuş. Şikayetçiyim" dedi. Daha sonra görüşme odasında psikolog nezaretinde mağdur G.G.S.’nin ses kaydı ile ifadesi alındı. Engelli kız, sanığın kendisine nasıl ve nerede cinsel istismarda bulunduğunu ayrıntılarıyla anlattı. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, mağdur engelli kızın İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek suç tarihinde herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı, varsa bu durumun hekim olmayanlar ile çevresinde yaşayanlar ile ya da kendisini tanıyanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği, tespit edilen zeka durumunun kendisine yönelik nitelikli cinsel saldırı eyleminin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine etkisinin bulunup bulunmadığı, eyleme karşı beden ve ruh bakımından kendini savunup savunamayacağı hususunda rapor alınmasını kararlaştırıp duruşmayı eksikliklerin tamamlanması için ileri bir tarihe erteledi.
Depremzedelere alım yapılacağı iddiasıyla firmaları dolandıran kaymakama 70 yıl hapis cezası
28 Nisan 2025 Pazartesi - 14:39 Depremzedelere alım yapılacağı iddiasıyla firmaları dolandıran kaymakama 70 yıl hapis cezası Adana’da depremzedeler için alım yapılacağı iddiasıyla firmaları 50 milyon lira dolandırdığı öne sürülen eski Yüreğir Kaymakamı Mustafa Kılıç, 70 yıl hapis ve 601 bin lira adli para cezasına mahkum edildi. Ayrıca, eski kaymakam hakkında sahtecilik suçundan suç duyurusunda bulunulması kararlaştırıldı. Merkez Yüreğir ilçesi eski kaymakamı Mustafa Kılıç ile kendisini bir siyasetçinin danışmanı olarak tanıtan Özgür Akgül ile tutuksuz Paşa Yaşar’ın "kamu kurum ve kuruluşları vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan yargılandığı Adana 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki karar duruşması yapıldı. Duruşmaya Sakarya 3 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski kaymakam Mustafa Kılıç, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Tutuklu sanık Özgür Akgül duruşma salonunda hazır bulunurken, tutuksuz sanık Paşa Yaşar ise katılmadı. Tarafların avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmada sanıklar ve vekilleri son savunmalarını yaptı. Sanık Özgür Akgül, eski Yüreğir Kaymakamı ve diğer sanık olan Mustafa Kılıç’ın bu olaylarda kendisini kullandığını iddia etti. Sanık Akgül ise G.K.’nin yanına gelerek Misis Organize Sanayisi’nden alacağı olduğunu, bunun için de şikayetçi olmadan işini halletmek istediğini söyleyerek, kendisinden yardım istediğini belirtip, kendisini şöyle savundu: "Ben kendisine eski Yüreğir Kaymakamı olan Mustafa beyin olduğunu ve bize yardım edebileceğini söyledim. Daha sonra kaymakam beyi arayıp, durumu izah ettim. Kendisi bize yardım etti. Daha sonra firmaların temsilcileri kaymakam bey ile tanışmak istedi. Ben de aracı oldum ama parasal ilişkilerine karışmadım. Bu süreçte gördüğüm kadarıyla müştekiler para veriyor, ihale yapılacağı söyleniyor ama ortada ihale olmuyordu. Ayrıca kaymakam beyin makam kapısından girip, çıkmadım. Hep vatandaş girişinden girip çıkardım. Elimde para dolu siyah poşetlerle dolaştığım doğru değildir. Ben kimsenin bir lirasını almadım. Eğer aldıysam da Allah benim canımı alsın. Üzerime atılı suçu kabul etmiyor ve hastalığım nedeniyle de beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum." Sanık Mustafa Kılıç, görev kapsamında yapılan suçlar dahilinde kendisi hakkında bir yargılama yapılacaksa bunun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılması gerektiğini söyledi. Üzerine atılı suçun görev dışına çıkarılıp, kişiselleştirme yapıldığı iddia eden sanık Kılıç, "Hakkımda gözaltı kararı çıktığında ben aracımla Mersin’e gidiyordum. Yolda Mersin emniyet müdürünü arayıp, böyle bir durumun olup olmadığını sordum. Kendisi de bana, ’emniyete gel konuşuruz’ dedi. Ben de kendisinin yanına gittim. Kesinlikle kaçma gibi bir durum olmadı. Öyle olsaydı kendim niye emniyet müdürünün yanına gideyim" dedi. Sanık Kılıç, ortada dolandırıcılık olmadığını, müştekilere sözleşme karşılığında senet verdiğini, bu senetlerin de resmi belge niteliğinde olup zararı karşıladığını söyledi. Kılıç, "Karşı taraf bana güvenmiştir. Kendileriyle aramızda bir ihale söz konusu değildir. Zaten kendilerine aldıklarım karşılığında senet verdim. Bu da resmi belge niteliğinde olup, ihale olmadığını gösterir. Kamu İhale Kanunu’nda da geçiyor bu durum. Ben kimseyi dolandırmadım. Böyle bir kastım da yoktur. Olayın oluş şekline baktığımızda da bu durumun dolandırıcılık olması hayatın olağan akışına aykırıdır. Hele ki makamımı kullanarak bunu yaptığım kesinlikle doğru değildir. Yargılama sürecinde de kimseyle yüzleşemedim. Eğer yüzleşseydim benim kimseyi dolandırmadığım anlaşılırdı. 23 yıllık meslek hayatım boyunca dolandırıcılığa tevessül etmedim, etmem de. Ben kaçacak bir insan değilim. Aile yapım da belli. Önceki sözlerimin de arkasındayım. Tahliye olmam halinde karşı tarafın zararını karşılayacağım" diyerek beraatini ve tahliyesini istedi. Mahkeme savcısı, önceki celsede verdiği esas hakkındaki mütalaasını tekrarladı. Savcı, 13 sayfalık mütalaasında sanık Kılıç’ın "kamu kurum ve kuruluşları vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan 16 kez olmak üzere 48 yıldan 160 yıla kadar, sanık Özgür Akgül’ün 8 kez olmak üzere 24 yıldan 80 yıla kadar, sanık Paşa Yaşar’ın ise bir kez olmak üzere 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmalarını talep etti. Savcı, suçların zincirleme şekilde işlendiğini belirterek, mahkeme heyetinin alt sınırdan uzaklaşarak ceza vermesini, tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını talep etti. Müşteki avukatları da zararlarının bir kısmının karşılanıp, bir kısmının karşılanmadığını belirterek, sanıkların mütaala doğrultusunda cezalandırılmasını istedi. Mahkeme heyeti, sanık eski Yüreğir Kaymakamı Kılıç’ı "Kamu kurum ve kuruluşları ve benzeri tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan 70 yıl hapis ve 601 bin lira adli para cezasına, sanık Özgür Akgül’ü de 46 yıl 4 ay hapis ve 408 bin lira adli para cezasına mahkum edip, tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Sanık Paşa Yaşar’ın ise "yüklenen suçun, sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması" gerekçesiyle beraatine hükmetti. Heyet ayrıca, Mustafa Kılıç hakkında "Resmi belgede sahtecilik" suçundan Adana Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasını da kararlaştırdı.