Yerel Haberler
Adana
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:56 Op. Dr. Şanal: "Verilen kiloların kalıcı olup olmayacağı hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlı" Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Kaan Şanal, obezite cerrahisi sonrasında verilen kiloların kalıcı olup olmayacağının büyük ölçüde hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlı olduğunu belirterek, "Cerrahi müdahale mide hacmini küçülterek veya emilimi azaltarak önemli bir avantaj sağlasa da bu avantajın sürdürülebilir olması için hastanın bu süreçte istekli ve aktif rol alması gerekir" dedi. Günümüzde obezite, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olmanın ötesine geçerek dünya genelinde hızla yayılan ciddi bir halk sağlığı problemi haline gelmiş durumda. Obezite, artık tüm yaş gruplarını etkileyen yaygın bir sağlık tehdidi olarak karşımıza çıkıyor. Obezitenin, bireylerin yaşam kalitesini düşürdüğünü ve hatta erken ölümlere zemin hazırladığını belirten Medline Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Kaan Şanal, "Obezite cerrahisi, ileri derecede kilo problemi yaşayan bireylerde, kilo kaybını sağlamak ve obeziteye bağlı hastalıkların riskini azaltmak amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Ancak, verilen kiloların kalıcı olması, hastaların da bu sürece aktif ve olumlu bir şekilde katılımı ile mümkündür" diyerek obezite cerrahisi hakkında bilgiler verdi. Obezite hastalıklara kapı aralıyor Op. Dr. Şanal, obezite başta tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları olmak üzere birçok kronik hastalığın gelişiminde önemli bir risk faktörü olduğunu belirterek, "Bununla birlikte kas-iskelet sistemi sorunları, solunum problemleri ve bazı kanser türleri ile de doğrudan ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle obezite, önüne geçilmesi gereken ciddi ve küresel bir sağlık sorunudur. Obezite cerrahisinde kullanılan yöntemler; mide hacmini küçülterek besin alımını kısıtlamayı, bağırsakların bir bölümünü devre dışı bırakarak emilimi azaltmayı ya da her iki etkiyi birlikte oluşturarak kalıcı kilo kaybı sağlamayı hedefler. Bu yönüyle obezite cerrahisi, düşünülenin aksine yalnızca estetik bir müdahale olmayıp, hastanın yaşam süresi ve kalitesini artıran önemli bir sağlık uygulamasıdır" dedi. Her birey için uygun olmayabilir Obezite cerrahisi her kilolu birey için uygun bir yöntem olmadığından hasta seçiminin büyük önem taşıdığını kaydeden Şanal, "Genel olarak vücut kitle indeksi (VKİ) 35 ve üzeri olan ya da VKİ 30’un üzerinde olup obeziteye bağlı ek hastalıkları bulunan bireyler bu tedavi için aday kabul edilir. Bununla birlikte; daha önce diyet, egzersiz ve medikal tedavi yöntemlerinden yeterli sonuç alamamış olmak, ameliyata engel teşkil edecek ciddi bir sağlık sorununun bulunmaması ve hastanın ameliyat sonrası yaşam tarzı değişikliklerine uyum sağlayabilecek durumda olması gerekmektedir. Tüm bu kriterler, multidisipliner bir ekip tarafından detaylı şekilde değerlendirilerek kişiye en uygun tedavi planı belirlenir" diye konuştu. Cerrahiden sonrası da önemli Obezite cerrahisinin sonrasında tamamen risksiz bir süreçten söz etmenin mümkün olmadığını kaydeden Şanal, şunları söyledi: "Zamanla mide hacminde bir miktar genişleme yaşanabilir veya hastalar eski beslenme alışkanlıklarına geri dönebilir. Özellikle yüksek kalorili sıvı gıdaların tüketimi, sık ve kontrolsüz atıştırma gibi davranışlar yeniden kilo alımına zemin hazırlayacaktır. Bu nedenle cerrahi tedavi, tek başına bir çözüm değil; yaşam boyu devam etmesi gereken bir disiplinin ilk adımı olarak değerlendirilmelidir. Obezite cerrahisi sonrasında verilen kiloların kalıcı olup olmayacağı, büyük ölçüde hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlıdır. Cerrahi müdahale; mide hacmini küçülterek veya emilimi azaltarak önemli bir avantaj sağlasa da bu avantajın sürdürülebilir olması için hastanın bu süreçte istekli ve aktif rol alması gerekir. Uzman hekimlerin önerdiği kurallara uyulması, rutin doktor kontrollerinin aksatılmaması, diyetisyen tarafından hazırlanan beslenme programına sadık kalınması ve düzenli fiziksel aktivite yapılması durumunda elde edilen kilo kaybını uzun vadede korumak mümkündür."
Seyhan Belediyesi Kent Lokantalarında “Askıda Yemek” uygulamasına bağış yapan iş insanlarına plaketli teşekkür
11 Kasım 2024 Pazartesi - 16:57 Seyhan Belediyesi Kent Lokantalarında “Askıda Yemek” uygulamasına bağış yapan iş insanlarına plaketli teşekkür Seyhan Belediyesi’nin hizmete açtığı kent lokantalarında başlatılan “Askıda Yemek” uygulamasına bağışta bulunan iş insanlarına plaket takdim edildi. Askıda Yemek uygulamasıyla hiç ödeme yapamayacak vatandaşlar ile insan onuruna yaraşır şekilde dayanışma gösterdiklerini vurgulayan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, “Askıda Yemek uygulamamıza destek olarak sosyal politikalarımızın temelini oluşturan dayanışma ve eşitlik anlayışımıza katkı sunan herkese çok teşekkür ediyorum” dedi. Bey, Yeşilyurt, Yeşilyuva Mahalleri ve bir gezici olmak üzere Seyhan Belediyesi tarafından hizmete açılan kent lokantaları yurttaşlara ekonomik, sağlıklı ve lezzetli yemekler sunmaya devam ediyor. 3 çeşit yemeğin 50 liraya satıldığı kent lokantaları, oldukça rağbet görüyor. Aynı zamanda hiç ödeme yapamayacak durumda olan vatandaşlar için de “Askıda Yemek” uygulaması çare oluyor. Geçen hafta Yeşilyurt Kent Lokantası’nın coşkulu açılış töreninde “Askıda Yemek” uygulamasına bağış yapan iş insanları Mehmet İzlemek, Nadir Vurankaya, Ali Refah Keskin, Onur Aktakaş ve Mustafa Göregen’e plaket takdim edildi. Törende sırasında kent lokantasına bağış yapan Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı da katılımcılardan alkış aldı. “Askıda Yemek” uygulaması Kent lokantalarının Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin markası haline geldiğini belirten Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, “ Kent yoksulluğunun giderek derinleştiği ülkemizde, sosyal politikalarımızla yoksulluğa çare olmaya çalışıyoruz. Seyhan Kent lokantalarımızda 50 lira karşılığında 3 çeşit yemeği hem ekonomik hem de sağlıklı bir şekilde sunarak vatandaşlarımızın evlerine sıcak yemek götürmelerini sağlıyoruz. Toplumun bütün kesimlerinin yoksullaştığı bu dönemde, kentimizde yaşayan herkes kent lokantalarımızdaki bu imkandan faydalanabiliyor. “Askıda Yemek” uygulamamızla hiç ödeme yapamayacak durumda olan vatandaşlarımız ile insan onuruna yaraşır şekilde dayanışma gösteriyoruz” dedi. Dayanışma gösteren bağışçılara teşekkür Ekonomik durumu iyi olan vatandaşların kent lokantalarındaki “Askıda Yemek” uygulamasına katkı sağlayarak dayanışma ve eşitlik anlayışına destek olduklarını ifade eden Başkan Tekin, “Bu kapsamda geçtiğimiz hafta Yeşilyurt Kent Lokantamızın açılışında “Askıda Yemek” uygulamamıza destek veren değerli iş insanlarına teşekkür plaketlerini takdim etmiştik. Bu vesileyle dayanışma gösteren Değerli Yüreğir Belediye Başkanımız Ali Demirçalı’ ya ve değerli iş insanlarına tekrar teşekkür ederken, ekonomik durumu iyi olan herkesi "Askıda Yemek" uygulamamıza destek olmaya çağırıyorum. Elbette asıl çözümün bu yoksulluğun ve yoksunluğun bitirilmesi olduğunu biliyoruz. Bunu da birlik içinde, omuz omuza vererek, dayanışmayla başarabiliriz” diye konuştu.
"11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü’nde" fidanlar toprakla buluştu
11 Kasım 2024 Pazartesi - 16:00 "11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü’nde" fidanlar toprakla buluştu Adana’da "11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü"nde fidanlar toprakla buluştu. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında kent protokolü ve öğrencilerin katılımıyla fidan dikildi. Düzenlenen törende konuşan Vali Yavuz Selim Köşger, medeniyet tarihinin insanla doğa arasındaki mücadeleden ibaret olduğunu söyleyerek, “İnsan sürekli doğayı egemenliği altına almaya çalışmıştır. İnsan ve doğa arasındaki mücadele, son yüz veya yüz elli yıl öncesine kadar bir dengede devam etmiştir. Ne zaman ki insanlık doğayı egemenliği altına almaya başladı işte o zaman davayı da kaybetmeye başladı. Endüstri devrimine kadar insanlığın bütün üretimi aslında fıtri olan yani eşyanın aslını bozmadan yapılan iş ve işlemlerdi. Sanayi devrimi ile birlikte eşyanın tabiatını değiştirmeye başladık ve plastik ürünler üretilmeye başladı. İşte o zaman doğa kirlenmeye başladı. Doğanın dengesini bozduk. Bunu da en çok tabii ki Batılı dostlarımız yaptı. Şimdi insanlık global olarak karbon salınımından iklim değişikliğine ve küresel ısınmadan bir sürü başka sıkıntıyla yüz yüze” dedi. Doğanın dengesini bozmada en önemli faktörlerden birinin de orman varlığının azaltılması olduğunu aktaran Vali Köşger, “Ülkemizde son dönemlerde orman varlığımızı arttırmaya yönelik yoğunlaşan bir çaba var. Ülkemiz dünya skalasında orman varlığını net olarak arttıran ülkelerden birisi. Birinci Azerbaycan, ikinci Türkiye sanırım. Onun bir gayreti olarak 11.11 saat 11’de, yani bu on birler ikili ağacı sembolize etmesinden ilham alınarak Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde Milli Ağaçlandırma Seferberliği başlatıldı. Bunu biz Adana’da bugün 80 bin ağacın dikimi ile gerçekleştiriyoruz. Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitemizin kampüs alanında bu anlamda geçen yıl başlattığımız çalışmalar etkisini göstermeye başladı. Giderek burası da yeşil bir kampüs alanı olacak. Bilim ve teknolojiyi, doğayı kirletmeden, doğanın dengesini bozmadan ve orman varlığımızı da arttırarak yaptığımızı tüm dünyaya böylece Adana’dan göstermiş olacağız. Ben emeği geçen bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu. Konuşmaların ardından Vali Köşger ve beraberindekiler fidanları toprakla buluşturarak fidanların can suyunu verdiler.
İSO Başkanı Bahçıvan: "Merkez Bankası, elindeki silahlarla Türkiye’nin itibarını yükseltmeye çalışıyor"
11 Kasım 2024 Pazartesi - 15:44 İSO Başkanı Bahçıvan: "Merkez Bankası, elindeki silahlarla Türkiye’nin itibarını yükseltmeye çalışıyor" İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, Merkez Bankasının faiz politikasını çok fazla zorlamamak gerektiğini belirterek, "Cephedeki en büyük silahımız. Merkez Bankası, elindeki silahlarla Türkiye’nin itibarını yükseltmeye çalışıyor" dedi. Bahçıvan, "Geçmişin maliyetini çok çabuk unutuyoruz ve dersleri ihmal ediyoruz. Tedavi sürecine yönelik geçen yıl OVP açıklanmıştı. Oradaki hedeflerin bazılarında daha iyiyiz, bazılarında daha uzağız. En uzak olanı; enflasyon tahmini. Enflasyon direniyor. İstenilen ölçüde düşmüyor. Düşmesi noktasında en güçlü mücadele yeri olan Merkez Bankası, kendine ait silahlarla ve ekonomi bilimi çerçevesinde güven vererek bunu gerçekleştiriyor. Kasım ayı İSO Meclis toplantımıza Merkez Bankası Başkanı gelecek. Zaten dönem dönem reel sektör ile ilgili bilgileri paylaşıyoruz" dedi. Özellikle Avrupa pazarının iyi analiz edilmesi gerektiğini belirten Bahçıvan, "Avrupa’da şartlar nereye gidiyor, Çin’deki durum, ABD’nin yeni dönemi nasıl olacak, gelişen teknolojideki dev rekabet nasıl olacak ve Türkiye nasıl konumlanacak gibi diğer çok önemli konu başlıklarını doğru değerlendiremiyoruz. Özellikle en büyük pazarımız, ortağımız Avrupa’yı çok iyi takip etmeliyiz. AB pazarı maalesef iyi gitmiyor. AB’deki gelişmeler kendi sorunlarımız kadar önemli. Almanya’yı, Fransa’yı ve Euro’yu çok iyi takip etmek lazım" dedi. Bahçıvan, asgari ücrete yapılacak artışla ilgili ise "Prensip olarak ne bir tahmin ne de bir değerlendirmede bulunuyoruz. Ancak iki tarafın da empatisinin yüksek olması gerekiyor. Çalışanlarımız en önemli ortağımız. Onların bir hayatı ve yaşamı var. Diğer taraftan işgücünün rekabette oluşturacağı değerler var. Asgari ücretin işgücünün kalıcı ve istikrarlı olması ama aynı zamanda maliyetlerde de rekabet edilebilmesi açısından mutabık olmak lazım. Üzerinden konuşulacak bir bu konu" dedi. Bahçıvan şöyle konuştu: "Merkez Bankasının faiz politikasını çok fazla zorlamamak lazım. Cephedeki en büyük silahımız. Merkez Bankası, elindeki silahlarla Türkiye’nin itibarını yükseltmeye çalışıyor. Ücretlerde de özellikle son iki, üç yıldır düzeltilemeyen, çalışanın enflasyon muhasebesi olarak da adlandırdığımız bu vergi bandının mutlaka yeni bir endeksle yukarıya çekilmesi lazım. Eski dönemlerde çalışan maaşlarından 8., 9., 10. aydan sonra başlayan kesintiler, şimdi artık neredeyse yılın 2., 3.ayında kesilmeye başlıyor. En azından o bandın biraz yukarı çekilmesi, çalışanlarımızın yılın daha geç dönemlerinde bir kesintiyle karşılaşmasına vesile olacak. Bir-iki haftaya kadar onunla ilgili bir ümit verici bir durum var" dedi. Eğitim politikasının tüm sektörlerde kendini hissettiren bir konu başlığı olduğunu kaydeden Bahçıvan, "Ara elemanda olan sıkıntı, giderek, yüksek katma değer üretecek yönetici, beyaz yaka sınıfında da kendini çok daha farklı boyutta gösteriyor. Türkiye’nin, Cumhuriyet tarihinin en önemli planlaması olarak adlandırılacak, geniş katılımla hazırlanacak, önümüzdeki 25-30 yılının nasıl bir gelecek planı olacak, o yapının içinde hangi iş kolunun neye ihtiyacı olacak ve bunların içi nasıl doldurulacak, anaokuldan yüksek eğitime kadar ele alınması gereken güçlü bir planlamaya ihtiyaç var" dedi. AB, ABD ve Uzak Doğu pazarı ekseninde sanayiciyi bekleyen tehlikeler Bahçıvan, AB, ABD ve Uzak Doğu pazarı ekseninde sanayiciyi bekleyen tehlikelere dikkat çekerek, "Avrupa’nın kısa vadede zorlanacağı çok açık ve net gözüküyor ki bunun tabii sosyolojik boyutları nereye gidebilir, siyasi boyutları nereye gidebilir, AB süreci bu konuda nasıl etkilenir. Bunların her biri önümüzdeki ayların temel stres konuları olacak. Yıllardan beri kendini AB’ye entegre eden, yabancı ortaklarını oradan alan bir Türkiye için bu denklem son derece önemli. İSO olarak Stratejik Dönüşüm Merkezi adı altında bir birim oluşturuyoruz. Bütün bu konuları daha güçlü değerlendirebileceğimiz, sanayinin Think Tank’i olacak bir birim. Asya ve ABD tarafındaki fırsatları, yabancı sermayeyi takip etmek gerekiyor. Çin ile yaptığımız iş birlikleri önemli, artırılması gerektiğini düşünüyorum. Aynı şekilde Hindistan. Çünkü iş birlikleri olmadan stratejik boyutta pazarlar olarak bakmak kolay değil. ABD pazarında Trump döneminin daha olumlu olmasını umuyoruz. Ancak bazı konularda ne kadar içine kapanacağını, gümrük duvarlarını nasıl yükselteceğini henüz bilmiyoruz. Korumacı refleksler artacak. Dünya giderek liberal yapıdan kapalı bir döneme doğru gidiyor. Onun için iç sorunlardan çıkıp, bunları değerlendirmek lazım. Artık yüksek teknoloji ve katma değerli konulara çok daha fazla odaklanmamız gerekiyor" dedi. "Çin’le işçilik, enerji, ham maddede eş değer fiyatlara gelindi" İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz da, "Dünya nüfusunun üçte ikisi Asya Pasifik’te yer alıyor. Yılbaşında uzun süre Çin’de bulundum. Ücret ve ham madde fiyatları üzerinden araştırmalar yaptım. Birçok fiyatın Türkiye ile eş değer noktaya geldiğini görüyoruz. Bu tablo, 2000’li yılların başında böyle değildi. Bu sefer beni umutlandırdı. Çünkü işçilik, enerji, ham maddede eş değer fiyatlara gelindi. Orada devlet yatırımları, 30 yıl, 40 yıl vadelerle fonlayabiliyor. Bu avantajı bizim iş insanlarımıza sağlarsak, 2025 yılında enflasyon sorunundan kurtulabiliriz. Doğru politikalarla, dünya nüfusunun üçte ikisinin bulunduğu pazarlara mal satma durumumuz söz konusu. Hindistan için aynı şeyi söyleyemiyorum, iyi organize olamayan bir ülke" diye konuştu.
82 kişiye mezar olan binada imar müdürüne soruşturma izni verildi
11 Kasım 2024 Pazartesi - 09:59 82 kişiye mezar olan binada imar müdürüne soruşturma izni verildi Kahramanmaraş merkezli depremlerde Adana’da 82 kişinin öldüğü İhsan Bayram Sitesi C Blok ile ilgili bir belediye görevlisi hakkında soruşturma izni vermeyen kaymakamlığın kararı iptal edilerek soruşturma izni verildi. Avukat Nazan Akça Subaşı, “Bu karar emsal olacak. Böylece bundan sonra belediye başkanından, denetim için kontrole giden memur dahi görevini düzgün yapacak” dedi. 6 Şubat depremlerinde Adana’nın Çukurova ilçesi Huzurevleri Mahallesi’ndeki İhsan Bayram Sitesi C Blok’un yıkılması nedeniyle 82 kişi yaşamını yitirdi, 6 kişi de yaralandı. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, İhsan Bayram Sitesi C Blok’un yıkılmasıyla ilgili kamu görevlisi hakkında soruşturma izni istemiş, Seyhan Kaymakamlığı ise dönemin Seyhan Belediyesi eski İmar Müdürü Alim Erdoğan hakkında soruşturma izni vermemişti. Eski imar müdürü hakkında soruşturma izni verildi Soruşturma izni verilmemesi üzerine aynı sitede akrabalarını kaybeden avukat Nazan Akça Subaşı, Adana Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığı’na itiraz edip, kamu görevlisi hakkında soruşturma izni verilmesini talep etti. İtirazları değerlendiren Adana Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi, Seyhan Belediyesi eski İmar Müdürü Alim Erdoğan hakkında soruşturma izni verilmesine karar verdi. Oy birliğiyle verilen kararda, şu ifadelere yer verildi: "Ön inceleme raporu ve eki belgelerin incelenmesinden; 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen deprem sonucu Huzurevleri Mahallesi 77201 Sokak No:1213 Çukurova/Adana ve yaralanmaların meydana geldiği, olay ile ilgili Adana adresindeki yapının yıkıldığı, ölüm Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında alınan ön bilirkişi raporunda hakkında soruşturma izni talep edilen belediye görevlilerinin sorumluluğunun bulunduğu yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğu, bu duruma göre ilgililere isnat edilen fiilin, cumhuriyet soruşturması yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlikte olduğu başsavcılığınca hazırlık anlaşılmıştır." “Belediye görevlileri de soruşturulacak” İhlas Haber Ajansı’na konuşan avukat Nazan Akça Subaşı, kararın emsal teşkil ettiğini belirterek, “İhsan Bayram Sitesi’yle ilgili müteahhit Celal Gül ve inşaat mühendisi Ferit Işık hakkında açılan davalar zaten devam ediyor. Ancak kamu görevlileriyle ilgili olarak önce ilgili kaymakamlıktan izin alınması gerekiyor. Ancak Seyhan Kaymakamlığı, belediye görevlileriyle ilgili soruşturma izni vermemişti. Bizde kaymakamlığın bu kararına karşı Adana Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi’ne dava açtık. Dava sonucunda ise savcılık aşamasında alınan raporlarda kusurları belli olması sebebiyle bu görevlilerin de soruşturulması gerekir denilerek kaymakamlığın kararını kaldırdı. Artık belediye görevlileri de soruşturulacak” ifadelerini kullandı. “Çürük yapılarak müsaade edenler soruşturulsun” Soruşturmanın derinleştirilmesi halinde birçok görevlinin soruşturulabileceğini vurgulayan Subaşı, “Şuanda 1 kişi gözüküyor ama bu soruşturma derinleştirildiğinde muhtemelen, dönemin belediye başkanına, dönemin diğer denetimini yapmayan kim varsa hepsine kadar yansıyacak. Dilerim diğer dosyalar içinde bu karar emsal olur. Görevini yapmayan, bu şekilde çürük yapılarak müsaade eden kamu görevlileri soruşturulsun” diye konuştu. “Deprem değil, binalar öldürdü” ‘Deprem değil, bina öldürür’ diyen Avukat Nazan Akça Subaşı, daha sonra şunları söyledi: “Bu karar emsal olacak. Böylece bundan sonra belediye başkanından, denetim için kontrole giden memur dahi görevini düzgün yapacak. Çünkü Kahramanmaraş merkezli depremlerde Adana’da gördük ki deprem öldürmedi, binalar öldürdü. Bu kararlar emsal olacak ve herkes işini yapacak. Herkes denetimleri düzgün yaparsa hiç kimse deprem korkusu yaşamaz.”