Yerel Haberler
Adana
Aynı gece hem iş yerini hem otomobili soydu: Şüpheli tutuklandı 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:44:31 Adana’da gece saatlerinde apartman ve otoparkları hedef alan hırsızlık şüphelisi, önce iş yerine girip buzdolabındaki biraları içti, ardından dizüstü bilgisayarları çaldı. Aynı gece bir otomobilden de çeşitli eşyalar çalan zanlı, güvenlik kameralarının incelenmesiyle yakalandı. Olay, 7 Nisan’da saat 03.00 sıralarında merkez Seyhan ilçesi Reşatbey Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, yüzünü şapkayla gizleyen Barış I., bir apartmanın 1’inci katında bulunan iş yerine girerek içeride bir süre dolaştı. İş yerindeki buzdolabından aldığı 2 şişe birayı içen şüpheli, daha sonra 2 dizüstü bilgisayarı çantasına koyup binadan ayrıldı. Sokakta yürüyerek uzaklaşan zanlı, ardından başka bir apartmanın otoparkına girerek park halindeki otomobili hedef aldı. Araç içerisinden 2 güneş gözlüğü, kıyafet ve ayakkabı çalan şüphelinin rahat tavırları pes dedirtti. Hırsızlık anları ise güvenlik kameralarına yansıdı. Sabah saatlerinde durumu fark eden mağdurların ihbarı üzerine Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı. Bölgedeki çok sayıda güvenlik kamerasını inceleyen ekipler, şüphelinin Barış I. olduğunu tespit etti. Yapılan araştırmada zanlının 2 Nisan’da da başka bir iş yerinden dizüstü bilgisayar ve sigara çaldığı belirlendi. Adresi tespit edilen şüpheli polis ekiplerinin operasyonuyla yakalanırken, evde yapılan aramada çalıntı olduğu değerlendirilen 3 dizüstü bilgisayar ele geçirildi. Emniyette suçunu kabul ettiği öğrenilen Barış I., işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Ele geçirilen bilgisayarların sahiplerine teslim edildiği bildirildi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:42 Aynı gece hem işyerini hem otomobili soydu: Şüpheli tutuklandı Adana’da gece saatlerinde apartman ve otoparkları hedef alan hırsızlık şüphelisi, önce iş yerine girip buzdolabındaki biraları içti, ardından dizüstü bilgisayarları çaldı. Aynı gece bir otomobilden de çeşitli eşyalar çalan zanlı, güvenlik kameralarının incelenmesiyle yakalandı. Olay, 7 Nisan’da saat 03.00 sıralarında merkez Seyhan ilçesi Reşatbey Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, yüzünü şapkayla gizleyen Barış I., bir apartmanın 1’inci katında bulunan iş yerine girerek içeride bir süre dolaştı. İş yerindeki buzdolabından aldığı 2 şişe birayı içen şüpheli, daha sonra 2 dizüstü bilgisayarı çantasına koyup binadan ayrıldı. Sokakta yürüyerek uzaklaşan zanlı, ardından başka bir apartmanın otoparkına girerek park halindeki otomobili hedef aldı. Araç içerisinden 2 güneş gözlüğü, kıyafet ve ayakkabı çalan şüphelinin rahat tavırları pes dedirtti. Hırsızlık anları ise güvenlik kameralarına yansıdı. Sabah saatlerinde durumu fark eden mağdurların ihbarı üzerine Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı. Bölgedeki çok sayıda güvenlik kamerasını inceleyen ekipler, şüphelinin Barış I. olduğunu tespit etti. Yapılan araştırmada zanlının 2 Nisan’da da başka bir iş yerinden dizüstü bilgisayar ve sigara çaldığı belirlendi. Adresi tespit edilen şüpheli polis ekiplerinin operasyonuyla yakalanırken, evde yapılan aramada çalıntı olduğu değerlendirilen 3 dizüstü bilgisayar ele geçirildi. Emniyette suçunu kabul ettiği öğrenilen Barış I., işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Ele geçirilen bilgisayarların sahiplerine teslim edildiği bildirildi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:36 Kalp kapak hastalıklarında ameliyatsız tedavi mümkün Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Uzm. Dr. Samet Yılmaz, bazı hasta gruplarında açık cerrahinin ciddi risk oluşturabildiğini söyleyerek, "Kasıktan girerek gerçekleştirdiğimiz minimal invaziv yöntemle kapak tamirini çok daha güvenli şekilde yapabiliyoruz" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Uzm. Dr. Samet Yılmaz, son yıllarda kalp kapak hastalıklarının tedavisinde önemli bir dönüşüm yaşandığını belirterek, açık kalp ameliyatına alternatif olarak geliştirilen minimal invaziv yöntemlerin uygun hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini açıkladı. Uzm. Dr. Samet Yılmaz, özellikle mitral ve triküspit kapak yetmezliklerinde artık her hastanın açık kalp ameliyatına ihtiyaç duymadığını ifade ederek şu bilgileri paylaştı: "Gelişen teknoloji ve girişimsel kardiyoloji uygulamaları sayesinde, uygun hasta grubunda kasık bölgesindeki toplardamarlardan girilerek kalbin içine ulaşabiliyor ve kapaklardaki kaçakları minimal invaziv yöntemlerle onarabiliyoruz. Mitral ve triküspit kapak yetmezliklerinde, halk arasında ‘mandal’ olarak bilinen özel klips sistemleri kullanılarak kapaklardaki kaçak önemli ölçüde azaltılabiliyor." Yüksek riskli hastalar için önemli alternatif Avrupa Kardiyoloji Derneği kılavuzlarında da önerilmeye başlanan bu yöntemin özellikle yüksek ameliyat riski taşıyan hastalar için önemli bir seçenek sunduğunu belirten Yılmaz, şu hasta gruplarının bu tedaviden fayda görebildiğini söyledi: "Daha önce açık kalp ameliyatı geçirmiş hastalar, ileri yaş grubundaki bireyler, kalp fonksiyonları ciddi şekilde azalmış hastalar, kalp yetmezliği bulunan ve ameliyat riski yüksek kabul edilen hastalar." Uzm. Dr. Yılmaz, "Bu hasta gruplarında açık cerrahi ciddi risk oluşturabiliyor. Biz ise kasıktan girerek gerçekleştirdiğimiz minimal invaziv yöntemle kapak tamirini çok daha güvenli şekilde yapabiliyoruz" dedi. Hastalar kısa sürede günlük yaşamına dönebiliyor İşlemin en önemli avantajlarından birinin göğüs kafesi açılmadan uygulanması olduğunu vurgulayan Yılmaz, hastaların iyileşme sürecinin oldukça hızlı olduğuna dikkat çekti. Yaklaşık bir saat süren işlemin genel anestezi altında gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, "Hastalarımızın büyük bölümü ertesi gün servise alınabiliyor ve bir-iki günlük takip sonrası taburcu edilerek normal yaşamlarına dönebiliyor. Operasyon sonrasında nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı ve halsizlik gibi şikayetlerde belirgin azalma görüyoruz" ifadelerini kullandı. Son 6 ayda 10 başarılı vaka Bölgede bu işlemin en yoğun uygulandığı merkezlerden biri olan Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezinde son 6 ay içerisinde 10 hastaya başarıyla minimal invaziv kapak onarım işlemi uygulandığını açıklayan Uzm. Dr. Samet Yılmaz, yakın zamanda ileri yaşta, kalp pili bulunan ve ciddi kalp yetmezliği yaşayan iki yüksek riskli hastada daha başarılı sonuçlar elde ettiklerini söyledi. Son olarak dikkat çeken genç bir vakayı paylaşan Uzm. Dr. Samet Yılmaz, yaklaşık 10 yıl önce böbrek nakli yapılan, 3-4 yıl önce ise kalp krizi geçirerek bypass ameliyatı olan 55 yaşındaki bir hastanın bir yıllık takip sürecinde kalp kapaklarındaki kaçakların giderek arttığını ve buna bağlı semptomların ortaya çıktığını söyledi. Hastada nefes darlığı, çabuk yorulma ve efor kapasitesinde belirgin düşüş yaşandığını belirten Yılmaz, multidisipliner bir yaklaşımla yapılan değerlendirme sonucunda açık cerrahinin yüksek risk taşıdığına karar verildiğini aktardı. Yılmaz, işlem sonrası hastanın kalp fonksiyonlarında ve günlük yaşam kapasitesinde belirgin düzelme gözlemlendiğini belirtti. Göğüs kafesi açılmadan gerçekleştirilen bu yöntemin hastalara önemli avantajlar sağladığını vurgulayan Yılmaz, "Hastalarımız çok kısa sürede toparlanabiliyor. Operasyon sonrasında nefes darlığı, halsizlik ve çabuk yorulma gibi şikayetlerde ciddi azalma görüyoruz. Yaşam kalitesi artan hastalar günlük yaşamlarına çok daha hızlı dönebiliyor" dedi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:32 Adana kebabı ve salata ikilisi ’glutatyon’ seviyesini artırıyor Tescilli Adana kebabı ve yanında servis edilen bol yeşillikli salatalar, vücudun en güçlü antioksidanlarından biri olarak gösterilen "glutatyon" seviyesini destekliyor. Uzmanlar, doğru besin kombinasyonlarıyla tüketilen kebabın sağlıklı hayat açısından önemli katkılar sağlayabileceğini ifade etti. Son yıllarda bağışıklık sistemi, yaşlanma zıttı etkileri ve karaciğer sağlığı üzerindeki olumlu katkılarıyla gündeme gelen glutatyon için birçok kişi dışarıdan takviye ürünlere yönelirken, uzmanlar doğal beslenmenin önemine dikkat çekiyor. Özellikle kırmızı et ve kaliteli protein kaynaklarıyla birlikte tüketilen sebze ve yeşilliklerin, glutatyon seviyelerinin desteklenmesinde önemli rol oynadığı belirtiliyor. Sağlığa faydalı Adana’nın en ünlü yemeği olan, coğrafi işaretli ‘Adana kebabı’, uzun yılardır neredeyse tüm restoranlarda mevsim, soğan, ezme, tablacı salatasının yanı sıra pişmiş soğan, biber, domates gibi ürün ve mezelerle servis ediliyor. Adana kebabı, yanında servis edilen salatalar ile birlikte vücuda sağlık açısından ciddi katkılar sağlıyor. Yaşam süresi de yüksek Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 yılında açıkladığı verilere göre de en sağlıklı şehirlerinden birinin Adana olduğu görüldü. Adana’da kadınların ortalama yaşam süresi 81,1 yıl, erkeklerde ise 75, 6 olarak açıklanırken 2025 yılındaki rakamlarda ise çok fazla değişikliğin olmadığı öğrenildi. "Beslenme ile glutatyon seviyeleri desteklenmeli" Medline Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Glutatyonun vücudun doğal olarak ürettiği en güçlü savunma moleküllerinden biri olduğunu belirterek, "Karaciğer sağlığı, cilt kalitesi ve yaşlanma zıttı mekanizmalar üzerinde oldukça etkili olduğunu söyleyebiliriz. Dışarıdan glutatyon takviyelerine yönelim var ancak beslenme ile glutatyon seviyelerini desteklemek çoğu zaman göz ardı ediliyor" dedi. "Kebap yasak değil, yanında bol salata tüketilmeli" Kaliteli protein tüketiminin önemine değinen, Adana kebabının doğru şekilde tüketildiğinde dengeli bir öğüne dönüşebileceğini ifade eden Özbay, "Kırmızı et, tavuk, balık ve hindi gibi kaliteli protein kaynakları önemli. Ancak bunları tek başına tüketmek yeterli değil. Yanında alınan sebze, yeşillik ve salatalar glutatyon seviyelerini desteklemek açısından çok daha faydalı oluyor. Danışanlarıma hep şunu söylüyorum, kebap yasak değil, tabii ki yiyeceğiz. Izgara olduğu için sorun oluşturmuyor. Ancak yanında bol salata tüketilmeli. Ekmeği azaltıp yeşillik miktarını artırırsak glutatyon seviyelerini daha iyi destekleyebiliriz" ifadelerini kullandı. "Uzun yaşamanın sırrı kebap ve şalgam" Adanalı kebap ustası Yaşar Aydın ise Adana mutfağının tamamen doğal ürünlerden oluştuğunu belirterek, kebap ve şalgamın insanı dinç tuttuğunu savundu. Aydın, "Bunların hepsi doğal yiyecekler. Kebap kuzu etinden yapılıyor, şalgam havuçtan yapılıyor. Masaya mevsim salatası, soğan piyazı, ezme, çoban salata, biber geliyor. Bunların hepsi doğal ürünler. Yanında da şalgam olunca insan ister istemez dinçleşiyor" dedi. Dünyanın birçok yerinden insanların Adana’ya kebap yemek için geldiğini söyleyen Aydın, "Uzun yaşamanın sırrı kebap ve şalgamdır. Adana eşittir kebap ve şalgam. Biz bu gençliği doğal ürünlerden alıyoruz" diye konuştu.
Sunar’ın 50’nci yılına özel armağan
25 Temmuz 2024 Perşembe - 14:56 Sunar’ın 50’nci yılına özel armağan Sunar Yatırım’ın takımı Kurum ve Kuruluşlar Masa Tenisi Türkiye şampiyonu oldu. Sunar Yatırım Şeref Başkanı Hüseyin Nuri Çomu’nun destekleriyle 20 yıl önce kurulan masa tenisi takımı, şampiyonluğunu Sunar Yatırım’ın 50’nci yılına armağan etti. Türkiye’nin dört bir yanından 78 takımın katıldığı Kayseri’de gerçekleştirilen müsabakalarda şampiyonluğu kazanan takım Sunar Yatırım ekibi oldu. Sunar Yatırım Masa Tenisi Takımı oyuncuları Kayseri’de kazandıkları kupayı Sunar Yatırım Şeref Başkanı Hüseyin Nuri Çomu’ya takdim etti. Ekibin başarılarından duyduğu memnuniyeti dile getiren Hüseyin Nuri Çomu, “Zorlu maçlarının ardından sağladıkları galibiyetlerle bize büyük moral sağlayan masa tenisi takımımıza çok teşekkür ediyorum. Sunar’ın 50’nci yılında bize büyük bir hediye getirdiler. Takım olmanın, bir şehri ve bir kuruluşu temsil etmenin büyük bir sorumluluk olduğunu bilen evlatlarımla çok gurur duyuyorum. Daha büyük başarılar elde edeceğinizden eminim, hep yanınızdayım” dedi. Masa tenisinin şampiyon sporcularına plaket veren Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu da, “Turnuva boyunca gösterdikleri azim, disiplin ve takım ruhuyla göz dolduran oyuncularımızı gönülden kutluyorum. 1300’ü aşkın çalışanımız, bayrağımızın dalgalandığı 113 ülkedeki bayilerimiz, tedarikçilerimiz, müşterilerimiz ve milyonlarca tüketicimiz adına takımımızın kazandığı kupayı teslim alıyorum. Önümüzdeki sezon milli sporcumuz olimpiyatlarda yarışmak için hazırlıklarını sürdürüyor. Bu şampiyonlukların bir anlamı da gelecek nesiller için de şimdiden büyük hedefler belirliyoruz. Spora ve sporcuya her zaman destek olmaya devam edeceğiz. Sağlığa birçok faydası bulunan masa tenisine gençlerin yönelmesini destekliyoruz. Bu şampiyonlukla birlikte Sunar Yatırım Masa Tenisi Takımımız, gelecekteki turnuvalar için de bizlere büyük hedefler belirledi. Sunar Yatırım Masa Tenisi Takımımızla birlikte hem şehrimiz hem de şirketimiz için büyük bir gurur kaynağı olarak gördüğümüz kupamızı Adana Valimiz sayın Yavuz Selim Köşger’e takdim ettik. Sayın Valimizin destekleri ve nazik kabulleri için şükranlarımızı sunuyorum. Takımımıza gayretlerinden dolayı teşekkür ediyorum” dedi.
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Arslanhan: "Havuzlar dikkati olunmaz ise ciddi enfeksiyon riskini beraberinde getiriyor"
25 Temmuz 2024 Perşembe - 11:54 Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Arslanhan: "Havuzlar dikkati olunmaz ise ciddi enfeksiyon riskini beraberinde getiriyor" Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Arslanhan, aşırı sıcakların etkisi ile serinlemek için çok daha cazip bir hale gelen havuzların dikkati olunmaz ise ciddi enfeksiyon riskini beraberinde getirdiğini söyledi. Havuz ve deniz suyunun temiz olmasının enfeksiyon riskinin en aza düşürse bile hastalık riskini tamamen ortadan kaldırmadığını belirten Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Arslanhan, "Özellikle havuz sularının kirli olması dış kulak yolu enfeksiyonu ihtimalini artıran önemli faktördür. Ayrıca su tamamen temiz bile olsa kulağın nemli kalması sonucu bazı bakteriler ya da mantarlar enfeksiyona yol açabilir” diyerek uyarılarda bulundu. Sorun birkaç gün sonra ortaya çıkıyor Dış kulak kanalında enfeksiyon sonucu gelişen bir hastalığın belirtilerinin, yüzmeden sonraki birkaç gün içinde ortaya çıktığını vurgulayan Dr. Arslanhan, dış kulak yolunun yapısının bazı kişilerde nispeten daha dar, uzun ve kıvrımlı olması nedeniyle bunun banyo ve yüzmeden sonra bir miktar suyun iç kısımda kalmasına ve oluşan nem sonucu bakterilerin özellikle de mantarların yerleşmesine neden olabileceğini belirtti. Dış kulak yolunun korunaklı bir yapısı olduğunu ve kendi kendini temizleme özelliği bulunduğunu ifade eden Arslanhan, bazı faktörlerin tek başına veya bir araya gelerek dış kulak yolu enfeksiyonu oluşumunu kolaylaştırdığını belirterek, "Havuzda yüzerken veya duş alırken bazen kulak yoluna su girebiliyor. Suda bulunan klor, kulak yolunun girişinde salgılanan ve halk arasında ‘kulak kiri’ olarak da bilinen koruyucu mumu (keratin) yok ediyor. Bunun sonucunda da bakterilerin ve mantarların üremesi kolaylaşıyor. Bir başka neden de kulak yoluna parmak, kulak çubuğu veya herhangi bir sert madde ile müdahale etmek. Bu gibi durumlarda kulak yolunun cilt yüzeyinde oluşabilecek çok küçük çatlaklardan mikroplar giriyor ve enfeksiyon gelişebiliyor” şeklinde konuştu. Hastalığın çocuklarda daha etkili olduğunu vurgulayan Arslanhan, "Dış kulak yolu enfeksiyonu çocuklarda daha yaygın ve daha acı verici olabiliyor. Ağrı günlük yaşamı etkileyebilecek kadar şiddetlenebiliyor. Daha ileri aşamada ise boğaza ve çene eklemine vuran ağrılara bile görülebiliyor. Hasta ağzını açmakta dahi zorlanırken bu belirtilere yüksek ateş de eşlik edebiliyor” ifadelerini kullandı. "Temizliğinden emin olunmayan havuzlara girilmemeli" Serinlemek isterken herhangi bir sağlık problemi yaşanmaması için öncelikle temizliğinden emin olunmayan havuzlara girilmemesi gerektiğini kaydeden Dr. Arslanhan, dış kulak yolu enfeksiyonundan korunmak için şu önerilerde bulundu: "Yüzmek için havuz yerine denizi tercih edin. Havuz suyundaki klor, kulak cildinde bulunan doğal koruyucu maddenin parçalanmasını hızlandırır. Su sporlarıyla uğraşanlar risk altındaki grubu oluşturur. Bu kişiler su geçirmeyen kulak tıkaçları kullanmalı, suya maruz kaldıktan sonra kulak kanalını doğru bir şekilde ve iyice kurulamalıdırlar. Kulak kirini çıkartmaya çalışmayın. Kulak ve kulak yolu derisine yönelik müdahaleden uzak durun. Kulak çubuğu veya parmağınızı kulak yoluna sokmayın. Suyla temastan sonra kulaklarınızı havlu ile kurulayarak kulaklarınızı mümkün olduğu kadar kuru tutmaya çalışın. Başınızı ve kulak kepçelerinizi hareket ettirmeye çalışarak suyun dışarı akmasını sağlayın. Sık tekrarlayan dış kulak yolu enfeksiyonu oluyorsa yüzme esnasında başlık kullanarak suyun kulaklarınıza kaçmasını engelleyin"
Demirçalı: “Türkiye’nin en iyi hayvan bakım ve rehabilitasyon merkezini yapacağız”
25 Temmuz 2024 Perşembe - 11:43 Demirçalı: “Türkiye’nin en iyi hayvan bakım ve rehabilitasyon merkezini yapacağız” Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, ilçeye çok modern bir hayvan bakım ve rehabilitasyon merkezi kuracaklarını söyledi. Yapacakları merkezin sıradan bir yer olmayacağını belirten Demirçalı, “Yapacağımız merkez şimdiye kadar yapılanların en moderni ve en güzeli olacak. Toplama araçlarından bakımlarına kadar adeta Türkiye’ye örnek olacak. Biz öldürmeyeceğiz yaşatacağız” dedi. 4 farklı noktada yer tespiti yapıldı Türkiye’nin en modern hayvan bakım ve rehabilitasyon merkezinin yapımı için çalışmalara başladıklarını belirten Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, 4 farklı noktada arazi tespiti yaptıklarını ve ilgili kurumlarla yazışmaların başladığını söyledi. Başkan Demirçalı, “4 farklı noktada yer tespiti yapıldı. Bunlardan birinde merkezimizi kuracağız. Özellikle geniş ve ferah bir alan istiyoruz. Yazışmaların ardından inşaat çalışmalarına başlayacağız. Rehabilitasyon merkezimiz Adana’nın iklim şartlarına göre yapılacak” ifadelerini kullandı. “Öldürmeyeceğiz, yaşatacağız” Yeni getirilecek sokak hayvanları yasa tasarısının kabul edilecek düzeyde olmadığını belirten Başkan Demirçalı, belediye olarak sokak hayvanlarını öldürmeyeceklerini aksine yaşatacaklarını söyledi. Demirçalı, “Kanun geçmesi durumunda halk ile karşı karşıya gelmeyeceğiz. Sokak hayvanlarını öldürmeyeceğiz aksine yaşatacağız. Toplumun kaynakları hayvanları hapsetmek ya da öldürmek yerine, onları yaşatmak ve yaşam haklarını korumak için kullanılmalı, sokak hayvanları aşılanmalı, kısırlaştırılmalı ve alındığı yere bırakılmalıdır. Bizde sokak hayvanlarının dostu bir belediye olarak sorumluluklarımızı aynen yerine getireceğiz” dedi.
AOSB Başkanı Sütcü: “Uluslararası rekabette zorlanılan bir dönemde yeni pazarlar yeni fırsatlar sunuyor”
25 Temmuz 2024 Perşembe - 11:32 AOSB Başkanı Sütcü: “Uluslararası rekabette zorlanılan bir dönemde yeni pazarlar yeni fırsatlar sunuyor” Adana Hacı Sabancı OSB’nin ev sahipliğinde düzenlenen ‘Afrika’ya İhracat Fırsatları’ etkinliğine iş dünyası yoğun ilgi gösterdi. Etkinlikte yıllık 700 milyar dolarlık ithalat gerçekleştiren kıtaya daha fazla ihracatın yolları anlatıldı. Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü, AOSB Seyhan Salonu’nda, gerçekleştirilen ‘Afrika’ya Fırsatları’ konulu etkinliğin açılışındaki konuşmasında, daha fazla üretim ve ihracat için alternatif pazarların önemine vurgu yaptı. Sütcü, uluslararası rekabette zorlanılan bir dönemde yeni pazarların yeni fırsatlar sunduğunu belirterek, bu tür etkinliklerin organizasyonunu önemsediklerini bildirdi. Sütcü, “Salonu dolduran hepinize teşekkür ediyorum. OSB Yönetimi olarak sadece altyapıyla değil, akla gelecek her alanda sanayicinin yanında oluyoruz. Adana ihracatının yarısından fazlası bölgemizden gerçekleştiriliyor. Ama yetmez diyor daha da artması için çaba sarf ediyoruz. Afrika’yı da ilişkilerimizi daha da geliştirmemiz gereken bir pazar olarak önemsiyoruz” dedi. Moderatörlüğünü gazeteci Mehmet Uluğtürkan’ın yaptığı Dünya Sektörlerarası İş birliği Forumu Başkanı ve Afrika Uzmanı Utku Bengisu, Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Koç ve Dış Ticaret Uzmanı Turan Akın’ın konuşmacı olarak katıldığı etkinlik, interaktif ortamda geçti. Her ürünün her sektörün ihracat imkanı var Dünya Sektörlerarası İş Birliği Forumu Başkanı Utku Bengisu, Afrika’nın atlaslarda diğer kıtalardan daha küçük çizildiğine dikkat çekerek başladığı sunumunda 54 ülkesi bulunan kıtanın Türkiye’nin dış ticaretine hamle yaptıracak kadar değerli olduğunu söyledi. Coğrafi ve tarihi yakınlığıyla bilinen Afrika’nın her yıl 700 milyar doları geçen ithalat gerçekleştirdiğine vurgu yapan Bengisu, “Odaklanma ve atılacak küçük adımlarla 35.5 milyar dolarlık ihracatımızı üç haneli rakamlara ulaştırabiliriz” dedi. Çin’in Afrika’nın en önemli ihracatçılarından biri olduğunu ve bugün 288 milyar dolarlık ihracat yapar hale geldiğini anlatan Bengisu, sözlerine şöyle devam etti: “Çin’in bu rakamını anlayabilmek mümkün. Zira parası var. Afrika’ya finansal gücüyle gitti ve şimdi meyvesini alıyor. Peki Hindistan? 2005 yılında Hindistan, Afrika’ya 6.1 milyar dolar ihracat yaparken biz de 5.5 milyar dolarlık ürün ve hizmet gönderiyorduk. Hindistan rakamını 188 milyar dolara yükseltti biz 35.5 milyar dolarda kaldık. Bunun sebepleri üzerinde çalışmalıyız. Hindistan, Afrika’yı önemsedi, yakın markajla orada oldu. Bizim de bu kıtada ticaret hamlesine ihtiyacımız var. Hangi sektörde olursa olsun iş insanlarımızın konfor alanından çıkıp Afrika’ya gitmesi gerekiyor. Biz de başarabiliriz. WCI olarak 12 yıldır kıtaya odaklandık. Fuarlar, sektörel ikili iş görüşme organizasyonları düzenliyoruz. Deneyimlerimizi, öngörülerimizi, networkümüzü paylaşmaya hazırız.” Teyitli akreditif çözüm olabilir Dış Ticaret Uzmanı Turan Akın da ihracatta rekabetçiliği yakalamanın uygun fiyatlı hammaddeye de bağlı olduğuna dikkat çekti. Bu çerçevede Afrika’nın daha etkin değerlendirilebileceğine işaret eden Akın, şöyle devam etti: “Bilindiği gibi hammadde uygun fiyat ve uygun vade ile alınabilirse rekabette öne geçilebiliyor. Çoğu KOBİ hammadde finansmanını peşin veya peşin ödemeli akreditifle sağlıyor oysaki belge kapsamında vergi ve gümrük avantajı elde edebilirler. Çeşitli eğitimlerle, seminerlerle dış ticaretin finansmanında daha bilgili olup bu güçle tedarikçilerle pazarlık yapılıp vadeli alıma yönelebilir.” Riskleri bilerek pazarda olmak öne geçirir Uluslararası güvenlik ve strateji alanlarının etkin ismi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Koç da iş insanlarının Afrika pazarında riskleri bilerek ve gelişmeleri takip ederek daha başarılı olabileceklerine dikkati çekerek, şu bilgileri paylaştı: “Küresel rekabet, bölgesel ve yerel aktörler, siyasi istikrarsızlık, darbeler, iç savaş, ayaklanma, terör, kronik yoksulluk ve yolsuzluk alt başlıklarından oluşan güvenlik parametrelerine sahip bir Afrika var. Bunları bilerek o pazarda olmak daha etkin ve kalıcı olmayı beraberinde getirir. Kuzey Afrika, Mısır, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas gibi ülkeleri içeriyor. Güvenlik durumları genellikle terörizm, iç çatışmalar ve siyasi istikrarsızlık gibi faktörlerden etkileniyor. Batı Afrika, Nijerya, Gana, Fildişi Sahili, Senegal ve Mali gibi ülkeleri kapıyor. Bu bölgede Boko Haram ve diğer silahlı grupların faaliyetleri, sınır ötesi suçlar ve politik istikrarsızlık gibi sorunlar öne çıkar. Doğu Afrika; Etiyopya, Kenya, Somali, Uganda ve Tanzanya gibi ülkeler. Bu bölgedeki güvenlik sorunları arasında terörizm, özellikle El Şebab gibi gruplar, etnik çatışmalar ve siyasi istikrarsızlık yer alıyor. Güney Afrika ise Güney Afrika Cumhuriyeti, Zimbabve, Zambiya, Mozambik ve Namibya gibi ülkeleri içeriyor. Güvenlik açısından, bu bölge genellikle daha istikrarlı kabul edilse de suç oranları, ekonomik eşitsizlikler ve siyasi gerilimler önemli sorunlar arasında sayılabilir. Bu bölgelerin her biri kendi içinde de daha detaylı alt bölgelere ayrılabiliyor ve güvenlik durumu zaman içinde değişebiliyor.” Adana’dan Afrika’ya 250 milyon dolarlık ihracat Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen gazeteci Mehmet Uluğtürkan da Adana’nın 54 ülkesi bulunan Afrika’ya 250 milyon dolara yakın ihracat gerçekleştirdiğini belirterek, “En fazla sırasıyla Fas, Mısır ve Cezayir olmak üzere 46 Afrika ülkesine ihracat yapan bir Adana var. Bu ekonomisi güçlü bir şehir olduğumuz anlamına geliyor. Ama daha iyisini yapabiliriz. Bugünkü etkinlik sürecin miladı olsun istiyoruz. Zira bölge iş dünyasının ilk ve tek ekonomi yayını Refleks gazetesi olarak 2008’de konuyu manşetten vermişiz ve ‘Çözüm Afrika’ demişiz. Keşke o yıllardan itibaren Afrika’yla ticarete daha fazla önem vermiş olsaydık belki bugün Hindistan’ın yerinde olacak Adana’nın bu kıtaya olan ihracatını milyar dolarlar seviyesine taşıyacaktık. Geçmiş bir tarafta kalsın, bugünden itibaren bu pazara daha etkin bir şekilde odaklanalım” diye konuştu.