Yerel Haberler
Adana
Mısırın potansiyeli geleceğe taşınıyor 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:59:50 Sunar Mısır, stratejik bir hammadde olan mısırı katma değerli ürünlere dönüştürerek gıda başta olmak üzere tekstil, ambalaj, kağıt ve kimya gibi birçok sektöre yönelik özel çözümler sunuyor. Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor" dedi. "Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor" Çomu, şöyle devam etti: "Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor." Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezinin 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürüttüğünü anlatan Çomu, " Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor" diye konuştu. 2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç ettiklerinin altını çizen Çomu, şunları kaydetti: " Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı." Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezinin rol oynadığını belirten Çocum " Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor" şeklinde konuştu.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 10:00 Adana’da polis kağıt oyununa ara verdirip, boğulma bilgilendirmesi yaptı Adana’da havaların aşırı ısınmamasına rağmen 8 gencin boğulması üzerine Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçip, ev ev, kahvehane kahvehane gezerek anne ve babaları uyardı. Havalar aşırı ısınmasa da güneşi gören Adanalı gençler serinlemek için sulama kanalı, nehir ve göle girmeye başladı. Her yıl ortalama 25 gencin boğulduğu Adana’da bu yıl havalar yeterince ısınmamasına rağmen 8 kişi boğuldu. Bu durumu üzerine Adana Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Polis kanallara "Arkadaşını uyar, kanaldan uzak" dur yazılı pankart astı. Polis daha sonrada özellikle kanal kenarındaki evleri tek tek gezip anne ve babaları çocuklarına sahip çıkması konusunda uyardı. Polis çocukların boğulmasıyla sonuçlanan olaylarda herkesin canının yandığını aynı zamanda 18 yaşından altındaki şahısların boğulması durumda anne ve babanın sorumluluğunun olduğunu bu durumun yargılanmaya kadar gidebileceğini belirterek uyarıda bulundu. Polisin uyardığı vatandaş Ali Çiftçi, "Zamanında küçükken ben de girmiştim. Ama şu anda girmiyorum. Ailelerin başı bu tarz olaylardan çok yandı. O yüzden kanallara girmeyin" dedi. Polis daha sonra mahalledeki kahvehaneleri de tek tek gezerek uyarıda bulundu. Kahvehanede "batak" oyununa ara verdiren polis boğulma konusunda babaların ne yapması gerektiğini anlattı. Oyun oynayan vatandaşlardan Ziya Yılmaz, "Bu bilgilendirme için polislerimize teşekkür ediyorum. Burada çok boğulma olayları oluyor. Vatandaş olarak ne kadar uyarsak da yüzme olayları devam ediyor. İnşallah polislerinizin sayesinde boğulmalar azalacaktır" diye konuştu. başka bir kahvehane sakini Hanifi Akçalı ise, "Buraya girenleri uyarıyoruz. Ben hayatım boyunca bu sulama kanalına girmedim. Güzel yüzerim ama yine de girmem. Ne kadar iyi yüzüyorum desen de bir kramp girdi mi kurtulamazsın. Polisler ev ev geziyor, çok güzel bir şey. Polislerimize güveniyoruz" dedi.
Genital estetik sanılanın aksine bir ihtiyaç olabilir
25 Nisan 2024 Perşembe - 10:06 Genital estetik sanılanın aksine bir ihtiyaç olabilir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Sibel Atağ, genital estetik olarak adlandırılan işlemlerin çoğunun yalnızca görsel nedenler ile değil genel sağlık ve cinsel sağlık açısından bir ihtiyaç sonucu yapıldığını söyledi. Kadınların kendilerini yaşamlarının her dönemlerinde güzel ve iyi hissetmek istediklerini hatırlatan Medline Adana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Sibel Atağ, genital estetiğin, kadınlardaki estetik kaygıları düzeltmenin yanı sıra hastanın cinsel fonksiyonlarını ve yaşam kalitesini de artırdığını kaydederek, konu hakkında bilgiler verdi. Yaşam kalitesini düşürüyor Kimi estetik işlem ya da ameliyatların sadece görsel kaygılar ile yapıldığını fakat genital estetik olarak adlandırılan işlemlerin çoğunun yalnızca görsel nedenler ile değil genel sağlık ve cinsel sağlık açısından bir ihtiyaç sonucu yapıldığını kaydeden Dr. Sibel Atağ, “Her kadının genital bölge olarak adlandırdığımız; içi dudak, dış dudak, klitoris, perine ve vajina denilen yapıları kendine özgüdür. Şekil, renk, asimetri ve büyüklük açısından farklılıklar gösterir” diyerek bazı farklılıklar için ise hiçbir işleme gerek duyulmadığını söylüyor. Sorunlar ertelenmemeli Bazen yapılması gerekli işlemlerin ertelenmesinin ya da hiç yapılmamasının hastanın hayat kalitesini ciddi anlamda bozabildiğini ifade eden Atağ, bu tarz yakınmaları olan hastaların öncelikle bir uzmana başvurarak şikayetleri artmadan erken dönemde tedavi olmalarını önererek başlıca genital estetik işlemleri şu şekilde sıraladı: İç dudak estetiği (Labioplasti) Bazı iç dudaklar asimetrik, aşırı uzun, aşırı büyük olabilir. Bu durumda hastaların dar kıyafet giymesi görsel sorunlar oluşturmakla beraber cinsel beraberlik sırasında ağrı oluşturur. Ayrıca hastalarda idrara çıkma problemi de oluşturabilir. Bu gibi durumlarda hastayı sorunundan kurtarmak için küçük bir cerrahi müdahale yeterli olabilmektedir. Dış dudak estetiği Bazı hastalarda dış dudaklarda çöküklük ve küçülme görülebilir. Bu durum hem görüntü olarak rahatsızlık oluşturur hemde iç dudakların dışardan kavranmasına engel olur. Ayrıca enfeksiyon ve ağrıya da yol açabilir. Böyle hastalarda, hem hastanın kendi vücüdundan alınan yağ ile hem de hazır hyalüronik asit dolgular yardımıyla kısa sürede ciddi faydalar sağlayan işlemlerin yapılması mümkündür. Vajina daraltma (Vajinoplasti) Vajinada bolluk hissetme hem hasta hem de hastanın eşi tarafından cinsel ilişki sırasında kavrama problemi oluşturur. Ayrıca hastada ilişki sırasında gaz çıkarma benzeri bir sesi olur. Bu durum ise özgüven ve kaygıya sebep olurken cinsel problemlerin de başlamasına kapı aralar. Birkaç tip vajina daraltma yöntemi mevcuttur. Bu işlemler sayesinde hastanın kısa sürede çözüme kavuşması sağlanır. Sistorektosel ameliyatları Eğer vajinada ele gelen şişlik ya da et parçası varsa hastada sistorektosel olarak adlandırılan mesane ve bağırsak sarkması sorununun olması muhtemeldir. Söz konusu durum tedavi edilmez ise cinsel ilişkide ağrı, sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ve idrar kaçırma gibi şikayetler gelişerek hayat kalitesinde bozulmalar yaşayabilir. Diğer işlemler İdrar kaçırma şikayeti olan hastalarda idrar kaçırmanın tipine göre cerrahi müdahale ile sorunun tedavisi sağlanabilir. Hastanın daha önce yaptığı normal doğum ya da doğumlar sonucu meydana gelen yırtılmalar ve sarkmalar perine estetiği ile düzeltilebilir. Genital bölge kararmaları da lazer veya peeling uygulamaları ile tedavi edilebilmektedir. Cinsel ilişkide haz problemi yaşayan hastalara ise hastane ortamında G-Shot ya da O-Shot uygulamaları yapılabilir.
Demirçalı: “Biran evvel ‘kentsel dönüşüm, yerinde dönüşüm’ çalışmalarına başlamak istiyoruz”
25 Nisan 2024 Perşembe - 09:47 Demirçalı: “Biran evvel ‘kentsel dönüşüm, yerinde dönüşüm’ çalışmalarına başlamak istiyoruz” Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, göreve gelmesinin ardından belediye olarak başta imar olmak üzere biran evvel kentsel dönüşüm, yerinde dönüşüm çalışmalarına başlamak istediklerini söyledi. Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) Genel Başkan Mustafa Karslıoğlu ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı ile imar konusu ve sektör yatırımlarını masaya yatırılarak önemli kararların alındığı istişare toplantısında bir araya geldiler. “Yüreğir’in çok önemli bir cazibe merkezi olacağına inancımız tamdır” DAİMFED Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, “DAİMFED ailemizin genel başkan vekili olan Ali Demirçalı’nın Yüreğir’e Başkan seçilmesinin onur ve gururunu hep birlikte yaşıyoruz. Yüreğir Belediye Başkanımız Ali Demirçalı ile sürekli istişare içerisinde olup DAİMFED olarak gerekli tüm desteği vereceğiz. Bu doğrultuda yapılan çalışmalar sonucunda kazanan Yüreğir ve Yüreğir halkımız olacaktır. Ayrıca belirtmek isteriz ki başkanımızın bilgi, birikim ve tecrübesiyle Yüreğir’in çok önemli bir cazibe merkezi olacağına inancımız tamdır. Başkanımızı tebrik ediyor çalışmalarında başarılar diliyoruz” dedi. Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı da ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Üyesi ve yetkilisi olduğum DAİMFED’in desteğini seçim sürecinde hep arkamda hissettim. Bu anlamda başta DAİMFED Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu ve tüm DAİMFED ailesine destekleri için teşekkür ediyorum. Ayrıca önümüzdeki çalışma sürecinde sektörün tüm temsilcilerinin bir çatı altında toplandığı DAİMFED’in Yüreğir ilçemizde yatırım ve kalkınma olarak katkılarını göreceğimize inanıyorum. Belediye olarak başta imar olmak üzere biran evvel kentsel dönüşüm, yerinde dönüşüm çalışmalarına başlamak istiyoruz. Bu doğrultuda yakın zamanda çalışmalarımız meyvelerini vermeye başlayacaktır” diye konuştu.
Ermeni katliamı izleri 104 yıldır duruyor
25 Nisan 2024 Perşembe - 09:30 Ermeni katliamı izleri 104 yıldır duruyor Adana’da Ermeniler tarafından 1920 yılında Camili köyü basılarak 500 Türk’ün katledilmesinin izleri bir çiftlikte hala dün gibi duruyor. Ermeni Diasporası 24 Nisan’ı "sözde Ermeni soykırımı" diye ilan etse de Adana’nın bir çok yerinde Ermenilerin yaptığı katliamların izleri görünüyor. Bunlardan biri de Yüreğir ilçesine bağlı Camili Mahallesinde 1920 yılında meydana geldi. Kayseri’den Adana’ya doğru inen sayıları yaklaşık bin Ermeni silahlı komitacılar, 15 Haziran 1920 yılında Adana’nın Camili köyüne saldırdı. Kadın, çocuk, yaşlı demeden herkesi kurşuna dizen silahlı Ermeniler, son kale olan Camili çiftliğinde katliam yaptı. Kapıları, duvarları ve çiftliğin ortasında yer alan tulumbayı kurşun yağmuruna tutan silahlı Ermenilerin kurşun izleri hala çiftliğin kapı ve duvarlarında yer alıyor. 19. yüzyılda yapılan ve hala ayakta olan bu tarihi çiftlik Ermeni mezaliminin izlerini taşımaya devam ediyor. “Kadın, çocuk ve hayvanları yukarıda ki mağaralara saklamışlar” Tarihi Camili Çiftliğinde yaşayan Abdullah Özdemir, o dönem de köyün yaşadığı olayları anlatırken şu ifadelere yer verdi; “Ermeniler 1920 yılında Kilikya bölgesi, yani bu bölgede topladıkları insanları buraya, Camili çiftliğine yığmışlar. Kaçan kadın, çocuk ve hayvanlar yukarıda ki mağaralara saklanırken erkekler çiftliğin içerisinde kalmışlar. Bazı bilgilere göre katledilen Türk sayısının 500’ü aşkın olduğu söyleniyor. Silahlı Ermenilerin bıraktığı mermi izleri hala kapı ve içeride yer alan Osmanlı armasında kendini gösteriyor. Türkler gelen Ermeniler tahılları yağmalamasın diye çiftliğin içerisinde kuyularda tahıllarını saklamışlar. Geçmişte burada çok büyük bir katliam yapılmış”. “1920 yılında Ermeni çeteleri katliam yapmıştır” Ermeni çetelerin Kayseri’den aşağıya inerek ne var ne yok her yerde katliam yaptıklarını ifade eden Özdemir, 1920 yılında çor çocuk demeden silahlı Ermeni çeteleri Kayseri’den bu tarafa doğru ne var ne yok toplayıp, buldukları yerde katliam yaparak buralara kadar gelmişlerdir” dedi
Uzm. Dr. Kocabaş: “Keneler patlatılmamalı”
25 Nisan 2024 Perşembe - 09:19 Uzm. Dr. Kocabaş: “Keneler patlatılmamalı” Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Ece Ertürk Kocabaş, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği dönemden başlayarak ülkemizde bahar ve yaz aylarında görüldüğünü belirterek, “Keneler patlatılmamalı” dedi. Medical Park Adana Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Ece Ertürk Kocabaş, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’nin (KKKA) kenelerden bulaşan, ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ve baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır vakalarda kanama gibi bulgular ile seyrederek ölümlere neden olabilen zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) bir enfeksiyon hastalığı olduğunu ifade etti. “Kene tutunmasından sonra bulguların ortaya çıkma süresi genellikle 1-3 gün” Hastalığın Türkiye’de başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaştığını belirten Uzm. Dr. Ece Ertürk Kocabaş, “Bunun yanı sıra, hastalık viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku, vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabilmektedir. Bulguların ortaya çıkma süresi kene tutunmasından sonra genellikle 1-3 gün, en fazla 9 gün sonra olabilmektedir. Enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında 5-6 gün; en fazla ise 13 gün olabilmektedir” diye konuştu. “Kene evde ya da kendi başına çıkarılmamalı” Günümüzde KKKA hastalığından korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmadığına değinen Uzm. Dr. Kocabaş, “Hastalığın tedavisinin temelini destek tedavisi seçenekleri oluşturmaktadır. Ağrı kesici, ateş düşürücü ya da kanama durumlarında kan transfüzyonu gibi destek tedaviler verilmekte olup, ayaktan ya da yatarak takip gerekebilir. Ülkemizde hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir. Beraberinde hasta kişilerle bulaş riski oluşturan temaslı kişilere de etkinliği tam olarak kanıtlanmamış olsa dahi profilaktik ilaç başlanabilmektedir. Şüpheli kene temasında kene evde ya da kendi başına çıkarılmamalı, mutlaka bir acil servise başvurularak hekim tarafından çıkarılmalı ve temas sonrası takip için değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı. Uzm. Dr. Kocabaş, “Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir” dedi. “Ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riski de o kadar az olur” Uzm. Dr. Kocabaş, dikkat edilmesi gereken diğer önlemleri ise şöyle sıraladı: “Kene yönünden riskli alanlardan dönüldüğünde kişi kendisinin ve çocuklarının vücudunda (kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dahil) kene olup olmadığını kontrol etmeli, kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden çıplak elle dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet, eldiven gibi) çıkarmalıdır. Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riskinin de o kadar azalacağı unutulmamalıdır” dedi. “Hasta ile temas eden kişiler de gerekli korunma önlemlerini almalı” KKKA hayvanlarda belirti göstermeden seyrettiğinden hastalığın sık görüldüğü bölgelerde bulunan hayvanların sağlıklı görünseler bile hastalığı bulaştırabileceğinin unutulmaması gerektiğini işaret eden Kocabaş, bu yüzden hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya dokularına çıplak elle temas edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Uzm. Dr. Kocabaş, hastalığa yakalanan kişilerin kan, vücut sıvıları ve çıkartıları ile de hastalık bulaşabildiğinden hasta ile temas eden kişilerin de gerekli korunma önlemlerini (eldiven, önlük, maske vb.) almaları gerektiğini ifade etti. “Keneler kesinlikle çıplak elle öldürülmemeli ve patlatılmamalı” Kenenin tutunduğu kişilerin kendilerini 10 gün süreyle halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler yönünden izlemesi ve bu belirtilerden bir veya birkaçının ortaya çıkması halinde derhal en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmesi gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Kocabaş, “Hastalığa sebep olan mikrobun taşıyıcısı, saklayıcısı ve bulaştırıcısı olan keneler uçmayan, zıplamayan, yerden yürüyerek vücuda tırmanan eklem bacaklı hayvanlardır. Vücuda tutunan veya hayvanların üzerinde bulunan keneler, kesinlikle çıplak el ile öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır. Keneler üzerine sigara basmak, kolonya, gaz yağı gibi maddeler dökmek kenenin kasılmasına sebep olarak vücut içeriğini kanını emdiği kişiye aktarmasına sebep olacağı için bunlar gibi kulaktan dolma yanlış yöntemlere kesinlikle başvurulmamalıdır” diye konuştu.
Kebabın başkentinde levrek ve çipura da tüketiliyor
24 Nisan 2024 Çarşamba - 10:35 Kebabın başkentinde levrek ve çipura da tüketiliyor Kebabın başkenti Adana’da kırmızı etin yanı sıra balık tüketimi de her geçen gün artıyor. Türkiye’de 15 Nisan itibarıyla gırgır ve troller için uygulanan av yasağı, balık çeşitlerinde azalma ve fiyat artışına neden oldu. Türkiye’deki çeşitli denizlerde başlayan yasağın ardından balık tezgahlarında çeşitlilik azalırken, fiyatlar yükseldi. Kebabın başkenti Adana’da da balık tüketimi her geçen gün artarken fiyatların yükselişi tezgahlardaki yoğunluğu azalttı. Kentte levrek ve çipuranın kilogram fiyatı 200 liradan satılırken esnaf, vatandaşların kilosu daha uygun olan tavuğa yöneldiğini söyledi. “Levrek ve çipuraya rağbet var” İhlas Haber Ajansı’na konuşan Adana Balıkçılar Çarşısı esnafından Aziz Yesar, “Sezon kapandı fiyatlar şu anda güzel gidiyor. En büyük çipura 200 lira, biraz ufağı 150 lira. Hamsi 70 lira ve istavrit 100 lira. Fiyatlar iyi şu anda. Et fiyatları yüksek olduğu için tavuk ve balığa rağbet var. Balık fiyatlarında artış bekliyorduk ama olmadı. Adana’da en çok levrek ve çipuraya rağbet var. Çok fazla balık kültürü olmadığı için en çok bu 2 tür satılıyor” ifadelerini kullandı. “2-3 hafta sonra hem çeşit azalacak hem fiyat artacak” Yunus Fidan isimli balıkçı ise fiyatların yüksek olduğunu belirterek, “En ucuz balık şu anda 100 lira. Av yasağı nedeniyle fiyatlar pahalandı. 2-3 hafta önce kilogramı 70 lira olan balıklar şuanda 100 lira oldu. 2-3 hafta sonra balıkta fiyatlar daha da artacak. Balık fiyatları ete göre ucuz. 2-3 hafta sonra balık çeşitleri de iyice azalacak” dedi. “Eti daha fazla tüketiyoruz” Balık almaya gelen Hakan Müntez isimli vatandaş ise fiyatların normal olduğunu belirterek, “Fiyatlar şu anda normal. Tavuktan ucuz ama daha uygun fiyatları gördük. Adana’da et daha ağırlıklı olarak tüketiliyor. Ben balığı çok tüketiyorum ama eti daha fazla tüketiyoruz” diye konuştu.
Prof. Dr. Taşova : “Böcekler mikropların taşıyıcısıdır”
24 Nisan 2024 Çarşamba - 10:34 Prof. Dr. Taşova : “Böcekler mikropların taşıyıcısıdır” Daha önce sadece bahçelerde görünen ‘Kahverengi Kokarca Böceği’ artık evlerde de görülmeye başlanırken, Pandemi Bilim Kurulu Üyesi, Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Taşova, böceklerin çeşitli mikropların taşıyıcı olduğunu bu nedenle önlem alınması gerektiğini söyledi. Fındık başta olmak üzere tarım ürünlerine zarar veren ancak yok edilemeyen, mücadele eksikliği nedeniyle hızla yayılan ‘Kahverengi Kokarca Böceği’ artık evlerdeki kombilerin içinde yaşamaya başladı. Daha önce sadece ürünlere zarar veren böceğin artık vatandaşlara da zarar verecek duruma gelmesi halkı vatandaşları tedirgin ediyor. Pandemi Bilim Kurulu Üyesi, Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Taşova, böceklerin çeşitli mikropların taşıyıcısı olduğunu belirterek, “Havaların ısınmasıyla birlikte haşere popülasyonunun arttığını görüyoruz. Bu konunun ciddiyetle ele alınması gerekiyor. Zamanında yapılan müdahaleler önemlidir. Örneğin larva döneminde belediyelerimiz ve Sağlık Bakanlığımız birlikte önlem alabilir” dedi. Böceklerden rahatsız olan Mehmet Keser isimli bir vatandaş ise havaların ısınmasıyla birlikte daha önce görülmeyen böceklerin ortaya çıktığını özellikle kahverengi koroca böceğinin son dönemlerde fazla görülmeye başlandığını Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığının bu konuyu çözüme kavuşturması gerektiğini söyledi.
Karısıyla bastığı kişiyi bıçaklayan koca tutuklandı
24 Nisan 2024 Çarşamba - 10:01 Karısıyla bastığı kişiyi bıçaklayan koca tutuklandı Adana’da bir kişi karısıyla yasak ilişki yaşadığını öne sürdüğü şahsı bıçakla yaraladı. Seyhan polisi tarafından yakalanan koca tutuklandı. Yaralının durumunun iyi olduğu öğrenildi. Olay, 22 Nisan’da saat 12.00 sıralarında Seyhan ilçesi Gülpınar Mahallesi’ndeki müstakil evde meydana geldi. İddiaya göre, Gündelik işlerde çalışan Suriye uyruklu Ahmed M. (27), öğlen yemek için evine döndü. Ahmed M., 2 çocuğunun annesi S.Ç.’nin (26), kapıyı geç ve yarı çıplak açmasından şüphelenip, odaları aradı. Mutfağa giren Ahmed M., arkadaşı Memduh S.’yi (25) tezgahın altında saklanmaya çalışırken buldu. Eşinin kendini aldattığını düşünen Ahmed M., Memduh S.’yi darbedip, tezgahtan aldığı ekmek bıçağıyla bacak ve kalçasından bıçakladı. İhbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi yapılan Memduh S., ambulansla Seyhan Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı devriye görevindeki ekipler, şüpheliyi olay yerinde bıçakla birlikte yakaladı. Şüphelinin, eşi S.Ç. ve Memduh S.’nin sürekli telefonda konuştuğunu, ikisini de görüşmemeleri konusunda uyardığı öğrenildi. Hastanede tedaviye alınan Memduh S.’nin, hayati tehlikesinin bulunmadığı bildirildi. Gözaltına alınıp, polis merkezine götürülen Ahmed M., ifadesinde, “Memduh’a, eşimden ve ailemden uzak durmasını söylemiştim. Evin kapısı, çaldıktan 10 dakika sonra açıldı. Eşimin üzerinde sadece tişört vardı ve iç çamaşırları yoktu. Memduh’u tezgahın altında görünce bir anlık öfkeyle bıçakladım” dedi. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Ahmed M., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.