Yerel Haberler
Adana
02 Mart 2026 Pazartesi - 11:06 Narenciyeden umduğunu bulamayan üretici çileğe yöneldi ADANA (İHA) – Adana’nın Kozan ilçesinde narenciyeden umduğunu bulamayan üretici çileğe yöneldi. Üretimi 5 dönüme çıkararak ilçede öncü olan üretici rekolteden memnun. Kozan ilçesinde coğrafi işaretli portakal üretimiyle bilinen Bucak Mahallesi, son yıllarda çilek üretimi ve seracılıkla üretimde ivme kazandı. Geçtiğimiz yıllarda 1 dönüm arazide çilek üretimine başlayan bir üretici, 3 yıl içinde üretim alanını arttırarak üretimi 5 dönüme çıkardı. Narenciyeden elde ettiği gelir düşünce çileğe yönelen üretici, seraları güneş enerjisi ile çalışan kamera ve sesli uyarı sistemiyle 24 saat kontrol altında tutuyor. "Narenciyeden gelir düşünce çileğe yöneldik" Çileğin bahçede kilosunun 300 TL’den alıcı bulduğunu ve bu yılki rekolteden memnun olduklarını belirten üretici Erhan Özkan, "Bir dönüm arazide başladık, verim alınca 5 dönüme çıkardık. Narenciyeden gelir düşünce çileğe yöneldik. Bahçemizi kamera sistemiyle sürekli takip ediyoruz. Herhangi bir olumsuzlukta jandarma müdahale ediyor" dedi. "Çilek turizmi oluştu" Üretici Özkan, bu yıl rekoltenin iyi olduğunu kaydederek, "Mersin çileği çıkınca fiyatlar biraz düşebilir. Bucak’ta artık çilek turizmi oluştu. Önceden portakal için gelenler şimdi çilek için geliyor. Bahçelerde çilek hasadı yapan misafirleri ağırlıyoruz" diye konuştu.
02 Mart 2026 Pazartesi - 10:07 ‘Komiser Vedat’ yalanıyla 500 bin TL’lik vurgun: 3 tutuklama Adana’da 69 yaşındaki emekli kadını yaklaşık 500 bin TL değerindeki altınını FETÖ yalanıyla dolandıran 3 şüpheli tutuklandı. Kendini polis olarak tanıtan zanlı, "Adınız FETÖ dosyasına karışmış. Evinizdeki para ve altınları bize vermen gerekiyor. Operasyonun ardından iade edilecek" diyerek yaşlı vatandaşı korkutup altınlarını aldırdığı öğrenildi. Edinilen bilgiye göre, olay, merkez Çukurova ilçesi Beyazevler Mahallesi’nde meydana geldi. Emekli N.Ş.’yi arayan kişi, telefonda kendisini ‘Komiser Vedat’ olarak tanıttı. "Adınız FETÖ dosyasına karışmış. Evinizdeki para ve altınları bize vermen gerekiyor" yalanına inanan N.Ş., kısa süre sonra adresine gelen Eren D.’ye (20) 4 tüm, 10 çeyrek ve 4 gram altınla birlikte 30 gram altın künye ile 6 altın yüzüğünü teslim etti. Şüpheli, olay yerine motosikletle gelen ve aracı kullanan Özgür K. (20) ile mahalleden uzaklaştı. Bir süre sonra arayan numaraya ulaşamayan N.Ş., dolandırıldığını anlayarak polis merkezine gidip şikayetçi oldu. Bunun üzerine Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri harekete geçti. Çevredeki güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen ekipler, altınları alan iki şüphelinin Huzurevleri Mahallesi’ndeki bir market önünde bekleyen Alaaddin Y.’nin (32) kullandığı taksiye bindiğini belirledi. Şüphelilerin, takside altınların bırakılmasının ardından bölgeden ayrıldığı anlar kameralara yansıdı. Ayrıca Eren D. ile Özgür K.’nin olay sonrası Kozan’a gittikleri tespit edildi. Polis ekipleri, elde edilen bilgiler doğrultusunda operasyon için düğmeye bastı. Kozan’da bulunan Eren D. ile Özgür K. ve Seyhan ilçesindeki evindeki taksici Alaaddin Y., eş zamanlı baskınlarla yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki sorgusunda Eren D., altınları aldıktan sonra taksiciye verdiğini savunarak dolandırıcılıkla ilgisinin olmadığını iddia etti. Alaaddin Y. ise "Ben taksiciyim. Çağrı yapılınca müşteriyi almak için o bölgeye gittim. Tanımadığım müşteri yolculuktan vazgeçince, araçtan indirdim. Olayla bir ilgim yok" sözleriyle suçlamaları kabul etmedi. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 3 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Oleg Cassini Türkiye’den çekildi: Tazminatları alamayan işçiler mağdur oldu
09 Aralık 2025 Salı - 09:30 Oleg Cassini Türkiye’den çekildi: Tazminatları alamayan işçiler mağdur oldu Oleg Cassini, 14 yıl faaliyet gösterdiği Türkiye’den ani bir kararla çekildi. Markanın Adana’daki mağazasında çalışan 9 personel, toplamda yaklaşık 5 milyon TL tutarındaki tazminat ve içeride kalan maaşlarını alamadıkları gerekçesiyle mağdur olduklarını söyledi. Dünyaca ünlü gelinlik markası Oleg Cassini, 2017’de Adana’da da mağazasını açarak Türkiye’deki mağaza ağını genişletmişti. Marka, Türkiye’de 14 yıl, Adana’da ise 8 yıl faaliyet gösterdi. Oleg Cassini, 13 Ekim’de yayımladığı, "Türkiye’deki operasyonlarımızı sonlandırırken sizlerle geçirdiğimiz 14 yılın her anı için en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Markamızı en özel günlerinize dahil ettiğiniz, sevincinizi ve heyecanınızı bizimle paylaştığınız için minnettarız" mesajıyla Türkiye pazarından çekildiğini duyurdu. Markanın çekilmesinin ardından Adana’daki mağazanın 9 çalışanı hem işsiz kaldı hem de tazminatlarını ve içerideki birikmiş maaşlarını alamadıkları için mağduriyet yaşadı. "Ortada bırakıldık" Adana’da mağazanın müdürü Hande Zırtlan sürecü anlatarak, "13 Ekim 2025 yılında Türkiye’den çekildi. Burası da dahil olmak üzere bütün mağazalardaki çalışanların hepsi işten çıkartıldı. Çalışanların haklarını talep edebilecekleri bir pozisyon bırakmadan çekildiler. Şirket sorumlusu yurtdışında ve kendimizi ifade ettiğimizde şu an için yapılabilecek bir şey olmadığını söylüyor. Türkiye’de hiçbir yetkili bulunmuyor. Tamamen yurtdışına bağlı bir firmaydık. Yatırımcılar yurtdışında faaliyetlerine devam ediyor. Herkesin ticari hayatı sürerken, Türkiye’deki bu pozisyonda bizler tamamen ortada bırakılmış olduk" dedi. "Haklarımızı alamadık, bizi ortada bıraktılar" Mağazada çalışan Gamze Alişan ise "2017 yılından bu yana bu şirkette çalışıyorum. Bize hiçbir bilgi vermeden, bir gün içinde mağazamızı kapattılar. Doğal olarak ödemelerimiz var ve borçlarımızla birlikte bizi ortada bıraktılar. Adana mağazasında 9 kişi olmak üzere Türkiye’deki tüm çalışanlar olarak çok mağduruz. Tazminat haklarımızı alamadık. Sesimizin duyurulmasını ve haklarımızın ödenmesini talep ediyoruz. Bu şirkete 10 yılımızı verdik. Adana mağazasında çalışanlar olarak yaklaşık 5 milyon lira alacağımız var. Tüm şirket genelinde hesaplandığında bu miktar çok daha büyük. Şirketimiz hiçbir zaman kötü bir durumda olmamıştı. Burada satışları yapan bizlerdik. Gerçekten buraya kazandırdık ama haklarımızı alamadık" diye konuştu.
Gastroenteroloji Uzmanı Öksüz: "Fibrotest yöntemi birçok hasta grubu için uygun"
09 Aralık 2025 Salı - 09:27 Gastroenteroloji Uzmanı Öksüz: "Fibrotest yöntemi birçok hasta grubu için uygun" Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Murat Öksüz, karaciğerin sertlik ve yağlanma oranını ölçen elastografik yöntemlerden biri olan fibrotest işleminin birçok hasta grubu için uygun olduğuna değinerek, "Karaciğer yağlanması, kronik hepatit B veya C hastaları, alkol kullanımı nedeniyle karaciğeri etkilenenler, otoimmün veya genetik karaciğer hastalığı olanlar, karaciğerinde fibrozis veya siroz şüphesi bulunanlar ile karaciğer hastalığı tedavisi gören ve düzenli takip gereken hastalar bu yöntemden faydalanabilir" dedi. Karaciğer sağlığının değerlendirilmesinde teknolojik gelişmeler, tanı süreçlerini hem hekimler hem de hastalar için daha rahat hale getiriyor. Acıbadem Adana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Murat Öksüz, karaciğer hastalıklarının evresi hakkında kritik bilgiler sağlayan elastografik yöntemlerden biri olan fibrotest hakkında açıklamalarda bulundu. "Yağlanma ve sertliği ölçüyor" Fibrotest teknolojisinin sağladığı verilerin tedavi planlamasında yol gösterici olduğunu vurgulayan Dr. Öksüz, elde edilen sonuçların iki temel bilgi sunduğunu söyledi. Dr. Öksüz, "Karaciğer dokusundaki sertlik artışının fibrozis (bağ dokusu artışı) veya siroz varlığına işaret. Bu ölçüm hastalığın hangi evrede olduğunu anlamada çok değerlidir. Ayrıca karaciğerdeki yağ miktarını yani tıbbi adıyla steatoz derecesini de gösterir" ifadelerini kullandı. Fibrotest yönteminin birçok hasta grubu için uygun olduğuna değinen Dr. Öksüz, "Karaciğer yağlanması, kronik hepatit B veya C hastaları, alkol kullanımı nedeniyle karaciğeri etkilenenler, otoimmün veya genetik karaciğer hastalığı olanlar, karaciğerinde fibrozis veya siroz şüphesi bulunanlar ile karaciğer hastalığı tedavisi gören ve düzenli takip gereken hastalar bu yöntemden faydalanabilir" diye konuştu. "Sadece kısa bir açlık yeterli" Fibrotest işleminin hasta için oldukça konforlu bir süreç olduğunu belirten Dr. Murat Öksüz, "Hasta işlem sol yan veya sırasında sırtüstü uzanır. Cihazın probu, ultrason muayenesine benzer şekilde karaciğer bölgesine yerleştirilir ve karaciğere özel titreşim dalgaları gönderilir. Bu dalgaların dokudan geçişi ölçülerek karaciğerin sertliği ve yağlanma miktarı hesaplanır. Yaklaşık 5 ila 10 dakika süren bu işlem tamamen ağrısızdır ve çoğu zaman işlem için yalnızca kısa bir açlık yeterlidir" dedi. Dr. Öksüz, anestezi gerektirmeyen bu işlem sonrasında hastaların bekleme süresine ihtiyaç duymadan normal yaşamlarına dönebildiklerini, aynı gün içinde yemek yiyip günlük aktivitelerine devam edebildiklerini ifade etti. "Biyopsiye güçlü bir alternatif" Karaciğer hastalıklarının tanısında geleneksel yöntem olan karaciğer biyopsisi ile fibrotest arasındaki farklara dikkat çeken Öksüz, "Biyopsi, iğneyle karaciğerden küçük bir doku alınarak yapılır. Psikolojik travması yanında, az da olsa kanama riski taşır. Genellikle hastane şartları veya gözlem gerektirir. Oysa fibrotest ağrısız, iğnesiz ve risksiz bir yöntemdir. Karaciğerin daha geniş bir bölümünü değerlendirme imkanı sunar, işlemin yapıldığı gün sonuçlar değerlendirilir ve takip amaçlı sık tekrar edilebilir" diye konuştu. Öte yandan Dr. Öksüz, fibrotestin birçok durumda biyopsiye güvenli bir alternatif olduğunu ancak bazı özel durumlarda biyopsinin hala gerekli olabileceğini ve bu kararın hekim tarafından verilmesi gerektiğini belirtti.
Ailesini katleden sanık cinayetleri kabul etmedi
08 Aralık 2025 Pazartesi - 16:26 Ailesini katleden sanık cinayetleri kabul etmedi Adana’da evde uyuyan annesi, babası ve anneannesini tabancayla öldürdüğü için 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen tutuklu sanığın yargılanmasına başlandı. Sanık cinayetleri işlemediğini öne sürdü. Olay, 22 Ekim 2024’te Sarıçam ilçesi Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’nde meydana gelmişti. Annesi Minteha (61) ve babası İlyaz Aydın (53) ile anneannesi Ülfet Köse’yi (80) evlerinde uyudukları sırada tabancayla öldüren S.A. tutuklanmıştı. Sanık hakkında "kadın ve üst soya karşı kasten öldürme" suçundan 3 kez ağırlaştırılmış müebbet ve "ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma" suçundan da 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesince görülen duruşmaya, tutuklu sanık S.A. (27) ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının da avukatının yer aldığı müdafiler katıldı. Sanık savunmasında, cinayetleri kendisinin işlemediğini öne sürdü. Olay gecesi silah seslerine uyandığını iddia eden sanık, "Silah seslerini duyunca hemen acil sağlık ekipleri ve polisi aramaya çalıştım ama meşguldü. Sonradan tekrar aradım. Tabancam yan taraftaki yatak odasındaydı. Eylemi gerçekleştiren kişilerin gittiğini anlayınca maktullerin olduğu odaya gittim, yerde yatıyorlardı. Annem, babam ve anneannemi öldürmedim. 9 yıl önce bacağım kırılmıştı. Gittiğim hastanede bacağıma dinleme cihazı takıldı. Bir süre sonra bu cihazdan kulağıma ’ölürsen şehit olursun’ yönünde sesler gelmeye başladı" dedi. Görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, zanlının mevcut tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi. Mahkeme heyeti, sanığın akıl hastalığı ve cezai ehliyet bakımından değerlendirilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu’na sevk edilmesine ve tutukluluk halinin devamına karar verip duruşmayı erteledi.