Yerel Haberler
Adana
Kozan’da cinayet soruşturmasında 6 şüpheli gözaltına alındı 28 Mayıs 2026 Perşembe - 12:44:28 Adana’nın Kozan ilçesinde arazi anlaşmazlığı nedeniyle Kurban Bayramı arefesinde iki grup arasında çıkan tartışmada 1 kişiyi öldürdüğü, 2 kişiyi ise yaraladığı öne sürülerek gözaltına alınan 6 şüpheli adliyeye sevk edildi. Edinilen bilgilere göre, olay 26 Mayıs Kurban Bayramı arefesinde Kozan ilçesindeki kurban pazarında meydana geldi. İddiaya göre yaklaşık 4 yıl önce arazi anlaşmazlığı nedeniyle aralarında husumet bulunan iki aile arasında pazarda başlayan tartışma, daha sonra Çanaklı Mahallesi’ne taşındı. Pompalı tüfek ve silahların kullanıldığı kavgada başından vurulan Sinan Köten ağır yaralandı. Sağlık ekipleri tarafından Adana Şehir Hastanesi’ne kaldırılan Köten, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Olayda yaralanan M.K. ile K.K.’nin hastanedeki tedavilerinin sürdüğü öğrenildi. Kozan Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Kozan İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri tarafından yürütülen çalışma çerçevesinde olay yerinde 6 şüpheli gözaltına alınırken, olayda kullanılan silahlar ele geçirildi. Olayın baş şüphelisi olduğu belirtilen İ.T. ile birlikte M.T., F.T., Y.T., E.G. ve C.G., emniyetteki ifadelerinin ardından geniş güvenlik önlemleri altında bugün adliyeye sevk edildi. Şüphelilerin adliyedeki işlemleri sürüyor.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 10:50 Göl içindeki Augusto Antik Kentin olduğu yer sit alanı ilan edildi Adana’nın Sarıçam ilçesinde bulunan Seyhan Baraj Gölü Rezervuar Alanı, Augusto Antik Kentin olduğu yer Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edildi. Resmî Gazete’de 11 Ocak 2026 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren karar, bölgedeki tarihi ve kültürel mirasın korunması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Seyhan Baraj Gölü’nde su seviyesinin düştüğü dönemlerde Sarıçam ilçesine bağlı Karaömerli Mahallesi yakınlarında Roma dönemine ait Augusta Antik Kenti kalıntıları yeniden gün yüzüne çıkıyor. M.Ö. 1. yüzyıla tarihlenen antik kentten bugüne kadar sikkeler, mezar taşları ve çeşitli mimari parçaların bulunduğu, bu eserlerin Adana’daki müzelerde korunduğu öğrenildi. Bu alan Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edildi. Resmî Gazete’de 11 Ocak 2026 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren kararla birlikte Seyhan Baraj Gölü rezervuar alanı ile çevresindeki tarihi bölgeler koruma altına alınırken, bölgede yapılacak tüm kazı, bilimsel araştırma ve imar planlarının birinci derece arkeolojik sit statüsüne uygun şekilde yürütülmesi kararlaştırıldı. Yetkililer, sit kararının alınmasında bölgede tarih öncesi ve antik döneme ait kalıntıların bulunma ihtimali ile kültürel miras değerinin yüksek olmasının etkili olduğunu belirtti. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan tarihçi yazar Cezmi Yurtsever, sit alanı kararının önemli olduğunu belirterek bölgede kapsamlı arkeolojik çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi. Yurtsever, "Roma İmparatoru Augustus’un eşi Livia anısına, günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce bir antik kent inşa edildi. O kentin tarihiyle ilgili, o dönem kullanılan paralar gün yüzüne çıkıyor. Bir yüzünde Livia, diğer yüzünde ise Nehir tanrıçası bulunuyor. Arkeolojik kazı yapılmadan yalnızca yüzeyden görülen bir antik kentin varlığı biliniyor" dedi. Bölgede sualtı arkeoloji çalışmalarının yapılması gerektiğini ifade eden Yurtsever, "Oranın sit alanı olarak değerlendirilmesi geç kalınmış bir karardır. 1955 yılında sular orayı kaplamış. Üzerinden 71 yıl geçmiş. Bugün sit alanı ilan edilmiş olsa da sualtında kalan çok sayıda eser var. Buna rağmen bölgede çalışma yapılması gerekiyor" diye konuştu. Yurtsever ayrıca bölgede tiyatro binası, sütunlar, yollar ve su kanallarına ait kalıntılar bulunduğunu öne sürerek, yapılacak bilimsel çalışmaların Adana tarihine önemli katkılar sunacağını kaydetti.
Adana’da deprem mezarlığı Türk bayrakları ile donatıldı
05 Şubat 2024 Pazartesi - 16:11 Adana’da deprem mezarlığı Türk bayrakları ile donatıldı Adana’da 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden vatandaşların defnedildiği Kabasakal Mezarlığı Türk bayrakları ile donatıldı. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerde, Adana’da yıkılan binalarda 418 kişi hayatını kaybetmişti. Adana’da hayatını kaybeden vatandaşların defnedildiği Kabasakal Mezarlığı, depremin yıldönümünde Türk bayrakları ile donatıldı. Mezarlığı ziyaret eden vatandaşlar ise hayatını kaybeden yakınlarının mezarı başında gözyaşı döktü. "Acımız kesinlikle dindirilemez" Depremde Hatay’da yaşayan oğlu, gelini ve torununu kaybeden Cuma Dal, yaşadığı acıyı kaybettiği ailesinin mezarı başında gözyaşları içinde anlatarak, "Oğlum Barış Dal, torunum Berke ve gelinim Yasemin Dal, enkaz altında kalarak rahmetli oldu. Acımız kesinlikle dindirilemez. Ben bundan dolayı da rahatsızlandım, şu an tedavi görüyorum. Söyleyecek söz bulamıyorum. İlk günle şimdi arasında hiçbir fark yok. Hatta acımız katlanarak arttı. Çünkü şimdi de ben hastalandım. Bu depremler sebep oldu. Şimdi tedavi görüyorum. Oğlum Adana’da çalışıyordu, Hatay’da evi vardı, gidip gelirdi. O gün gelmesine 2 saat kala deprem oldu ve ailece hayatını kaybettiler. Buraya da taşınmayı düşünmüştü. Gelinim gelmek istememişti, o yüzden orada kalmaya devam etmişlerdi. Sonra bu olay oldu ve hepsi bir den Allah’ın rahmetine kavuştu. Her kelime bunun yanında sönük kalır. Ara ara gelip dua ediyorum, tek tesellimiz bu" dedi. (MK-
ATO Başkanı Bayram: “Depremin acısı daha dün gibi yüreğimizde”
05 Şubat 2024 Pazartesi - 13:44 ATO Başkanı Bayram: “Depremin acısı daha dün gibi yüreğimizde” Adana Ticaret Odası Başkanı Yücel Bayram, “Bu felaket, milletimizin yaşadığı en acı deneyimlerden biridir ve tarihte unutulmayacak bir yer edinmiştir” dedi. Kahramanmaraş merkezli depremlerin birinci yıl dönümü gelirken Türkiye bir kez daha acıyı ve kaybı hatırlıyor. Adana Ticaret Odası Başkanı Yücel Bayram, yaptığı açıklamada, “Bu felaket, milletimizin yaşadığı en acı deneyimlerden biridir ve tarihte unutulmayacak bir yer edinmiştir. 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli deprem, 11 ilimizi ciddi manada etkilemiş ve hafızalarda derin izler bırakmıştır. Bu yıl dönümü, depremin kaçınılmazlığını bir kez daha hatırlatırken, alınması gereken tedbirlerin önemini de vurgulamaktadır” dedi. ‘Anılar da acılar da unutulmadı’ Türkiye’nin 6 Şubat 2023 sabahına yıkıcı bir sarsıntıyla uyanıp aynı günün devamında ikinci büyük depremi yaşadığını hatırlatan Başkan Bayram “İlki 7,7 ikincisi 7,6 büyüklüğünde meydana gelen deprem, Kahramanmaraş, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve Hatay’da büyük yıkıma yol açtı. Can kayıplarımız ve yaralılarımız oldu. Acımız çok büyük ve ilk günkü gibi tazedir” dedi. Depremin ardından gerek devletten gerekse Türkiye’nin dört bir yanından gelen yardımların ve desteklerin ‘Anadolu Mozaiğinde’ yaraların sarılmasında yardımcı olduğunu kaydeden Başkan Bayram, Adana Ticaret Odası olarak da depremin ilk saatlerinden itibaren kesintisiz olarak sahada olduklarını belirtti. Çevre illerdeki havaalanlarının kullanılamaz durumda olmasının Adana’yı lojistik üssü konumuna getirdiğini anlatan Bayram şunları söyledi: “İlki 7,7 ikincisi 7,6 büyüklüğünde meydana gelen deprem, Kahramanmaraş, Kilis, Diyarbakır, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve Hatay’da büyük yıkıma yol açtı. Adana diğer illere oranla nispeten daha az etkilendi. Valiliğimizin öncülüğünde Adana’yı lojistik üssü yaptık. Neredeyse tüm yardımlar ve destek ekipleri Adana Şakirpaşa Havalimanı’na ve İncirlik Üssü’ne indi. Buradan üyelerimizin de desteğiyle kentimize ve çevre illere yardımlar dağıtıldı. Günlerce sahadaydık. Nerede, neye ihtiyaç varsa Adana’da topladık ve dağıttık.” ‘Bedeli ağır bir tecrübe yaşadık’ ATO Başkanı Yücel Bayram, depremin yaşattığı acının büyük bir tecrübe olduğunu ve benzer felaketlerin tekrar yaşanmaması için herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin deprem kuşağında yer aldığının unutulmaması gerektiğini söyleyen Bayram millet olarak depremle yaşamımız gerektiğinin altını çizdi.
Planlı üretimle üretici de ülke de kazanacak
05 Şubat 2024 Pazartesi - 13:08 Planlı üretimle üretici de ülke de kazanacak Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2024 yılından itibaren uygulanmaya başlanılan Tarımsal Üretim Planlaması projesi ile hem üreticinin hem de ülkenin kazanacağı vurgulanarak ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan yaşanan gelişmeler ile küresel iklim değişikliği ve su kısıtının planlı üretimi zorunlu hale getirdiği vurgulandı. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürü Uğur Erdem, Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Kilci ve ilgili daire başkanlarının katılımıyla Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Toplantı Salonunda Tarımsal Üretim Planlaması bilgilendirme toplantısı yapıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Adana’daki bağlı kurum ve kuruluşlarının bölge ve il müdürleri, Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Nuri Kökçüoğlu’nun yanı sıra il müdür yardımcıları, şube ve ilçe müdürlerinin katıldığı toplantını açılışında konuşan Bitkisel Üretim Genel Müdürü Uğur Erdem Tarımsal Üretim Planlaması ile ilgili katılımcılara detaylı sunum yaptı. Erdem, ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan yaşanan gelişmeler ile küresel iklim değişikliği ve su kısıtının tarımsal üretimi önemli ölçüde etkilediğini, diğer taraftan artan nüfus ve gelir seviyesi ile kentleşme sonucunda gıdaya olan talep artışının, doğal kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasına imkan sağlayacak planlamaları zorunlu hale getirdiğini söyledi. Tarımsal Üretim Planlamasının bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretimi bakımından bir bütün olarak ele alındığını kaydeden Erdem, “Orta vadeli olarak ortaya koyduğumuz üretim planlaması ile ülke ihtiyaçları doğrultusunda stratejik önem arz eden ürünleri belirleyerek hangi ürünün hangi havzada ne kadar üretileceğini, az talep dengesini sağlayarak gıda güvenliği ve güvencesini sağlayacağız. İllerde oluşturulan teknik komiteler temelde 14 ürün üzerinden üretimi planlayacak” dedi. Yapılacak çalışmaların sonucunda ürünlerin üretildiği havza sayılarının ortaya çıkacağına vurgu yapan Genel Müdür Erdem, “Ülkemiz için her bir üründe tahmini üretim miktarı, hasıla, dış ticaret öngörüsü, il bazında ise ürün deseni, tahmini üretim miktarı, ilin hasılası, o ilde üretilen ürüne göre ne kadar destek verileceği ortaya çıkacak. Böylece hem ülkemiz yapılacak planlama ile kazanacak hem de üreticimiz kazanmış olacak” şeklinde konuştu. Toplantıda bitkisel üretimin yanı sıra hayvancılık ve su ürünler alanında yapılacak planlı üretimin yol hartası katılımcılara anlatılırken katılımcılarda soru, görüş ve önerileri ile planlı üretime geçişe katkıda bulundu. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ülke genelinde tüm paydaşların görüşlerinin alınmasının ardından Tarım Kanunu’nun 7’nci maddesinde yapılan değişikliğe istinaden üretim planlamasına yönelik usul ve esasları düzenlemek amacıyla bir taslak mevzuat hazırlandı. Tüm sektör paydaşları ve bakanlığın ilgili birimlerinden uzmanların katılımıyla nihai hale getirilen "Tarımsal Üretimin Planlanması Hakkında Yönetmelik" 14 Eylül 2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlandı. Düzenlemeyle ürünlerin arz ve talep miktarı dikkate alınarak tarım havzası veya işletme bazında hangi ürün veya ürün gruplarının üretileceğinin belirlenmesi, stratejik ürünlerde arz güvenliğinin korunması, ülke ihtiyacına göre asgari ve azami üretim miktarlarının tespit edilerek ürün fazlası veya eksikliğinin oluşmasının önüne geçilmesi bekleniyor.
Deprem travmasıyla başa çıkabilmek için 6 öneri
05 Şubat 2024 Pazartesi - 12:45 Deprem travmasıyla başa çıkabilmek için 6 öneri Uzman Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, geçen yıl yaşanan deprem sonrasında rastlanan rahatsızlıkların depresyon, akut stres bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğu olduğunu söyledi. Medline Adana Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, bu tarz büyük afetlere maruz kalan insanlarda bir takım geçici ya da kalıcı psikolojik sorunlar ortaya çıkabildiğini belirterek bu durumla baş edebilmek için yapılması gerekenleri anlattı. Depremden toplumun tamamı etkilendi Depremin oluşturduğu psikolojik sorunların sadece bölgede olayı bizzat yaşayanları etkilemediğini, kitle iletişim araçları sayesinde toplumun tamamına yayıldığını kaydeden Psikolog Karaçiçek, “Bunun sonucunda bireylerde uyuşukluk, dalgınlık, duygusal tepkisizlik, donukluk, hiçbir şey hissetmeme, sadece bir noktaya bakıp dalma, gerçeklikten uzaklaşma, yer ve zaman algısının bozulması, çevrede olup bitenlerin farkına varma halinde azalma, çevreyi ve kendisini olduğundan farklı, yabancı, değişik algılama, depremden öncesinde, deprem esnasında veya sonrasındaki olayları hatırlayamama gibi durumlar yaşanabiliyor. Bunun yanı sıra çarpıntı ve nefes darlığı gibi bazı bedensel yakınmalar da gelişebiliyor” diye konuştu. Sorun kalıcı hale gelmeden çözülmeli Geçen yıl yaşanan yıkıcı deprem gibi büyük ve travmatik olaylar sonrasında en fazla rastlanan rahatsızlıkların depresyon, akut stres bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğu olduğunu söyleyen Psikolog Karaçiçek, kabuslar, yabancılaşma, depremi hatırlatan mekan ve yerlerden kaçınma gibi sorunlarla kendini gösteren bu rahatsızlıkların tedavi edilmemesi durumunda sorunun kalıcı hale gelebilirken bundan bireyin sosyal ve iş çevresinin de olumsuz etkileneceğini belirtiyor. Yas süreci uzamışsa dikkat! Uzman Klinik Psikolog Karaçiçek, yaşam boyunca kontrol edilebilen olayların dışında kontrol dışında gelişen ve derinden etkileyen olaylara da maruz kalındığını belirterek, “Kontrol edemediğimiz ve bizi en çok etkileyen olayların başında ise kayıplar gelir. Sevilen bir yakının kaybı neticesine ondan yoksun kalma durumunda da yas tutarız. Yas süreci ise normal, yaşanması gereken çok doğal bir süreçtir ve müdahale edilmemesi gerekir. Ancak yas süreci, zaman içinde yaşanan duygularda bir azalma olmadan devam eder ve durumu kabullenme gerçekleşmiyor hatta daha da şiddetleniyorsa bir depresyondan söz edilebilir. Bu durumda profesyonel bir destek alınması doğru olacaktır” dedi. Travmayı atlatmak için neler yapılabilir? Deprem travmasıyla başa çıkabilmek için rutin işlere dönmenin ve sosyal yaşamı devam ettirmenin önemine değinen Psikolog Karaçiçek, bunun için yapılabilecekleri de şöyle sıraladı: “Depremden korunmaya yönelik olarak bilinçli ve tedbirli olmak için gerekirse bir eğitime katılarak bu konuda kendinizi geliştirmeniz sizi korkunuzla başa çıkmada daha güçlü kılacaktır. Depremin yıl dönümünde haber izlemek bireyi hissizleştirirken stres ve kaygıyı ise artıracaktır. Ayrıca kişiyi içinde bulunduğu andan koparır ve geçmişe görürür. Bundan dolayı sadece güvenilir kaynaklardan ve sınırlı sürelerle haber alınması doğru olacaktır. Kayıpları olanlar doğal olarak bir yas süreci yaşadılar. Bu kaybın beklenmedik, ani, travmatik bir kayıp olması acıyı normalin üzerinde şiddetlendirebilir. Ancak artık hayatın bir şekilde devam ettiğini kabul ederek tamamen aile, iş ve sosyal hayata odaklanılmalıdır. Kayıp yaşayan kişilerin ölümü idrak etmesi, acısını yaşaması, günlük düzenini kaybettiği kişi olmadan yeniden oluşturması gerekir. Ancak bu düzen hala kurulamamışsa bu durum bir depresyona işaret edebileceğinden destek alınması önemlidir. Yaşanan travma sonrası ortaya çıkan, çoğunlukla çok şiddetli olmayan belirtiler genellikle bir süre sonra kendiliğinden düzelir. Ancak kişi bu durumla başa çıkmakta hala zorlanıyorsa profesyonel bir yardım istenebilir. Depremden doğrudan ya da dolaylı etkilenmiş çocuklara, verilecek olumsuz tepkiler ile o anların yeniden hatırlatılmaması ve artık güvende olduklarının en yoğun şekilde hissettirilmesi gerekir.”
Grand İskender Oteli’nin bilirkişi raporu çıktı
05 Şubat 2024 Pazartesi - 10:26 Grand İskender Oteli’nin bilirkişi raporu çıktı Kahramanmaraş merkezli depremlerde Adıyaman’da yıkılan Grand İskender Oteli’nin bilirkişi raporu çıktı. Raporda dönemin belediye başkan yardımcısının, ruhsat büro şefinin ve fen işleri müdürünün ‘Tali kusurlu’ olduğu yazıldı. Avukat Nazan Akça Subaşı, “Bu rapor bir emsal teşkil ediyor. İlk kez bir raporda belediye yetkililerinin hatta bir başkan yardımcısının kusurlu olduğu yazıldı” dedi. Resmi rakamlara göre en az 50 bin kişinin hayatını kaybettiği 6 Şubat depremleriyle ilgili yıkılan binaların bilirkişi raporları ortaya çıkmaya devam ediyor. Ankara Gazi Üniversitesi tarafından Adıyaman’da birçok kişinin hayatını kaybettiği Grand İskender Oteli için hazırlanan bilirkişi raporlarında 07.06.1988 tarihli 03/44 sayılı yapı ruhsatına göre dönemin Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Erdem, Fen İşleri Müdürü Mithat Solgun, Ruhsat Büro Şefi Ömer Ünlü ‘Tali kusurlu’ sayıldı. Aynı raporda dönemin yapı sahibi Salih Serdaroğlu ise ‘asli kusurlu’ sayıldı. Deprem yönetmeliğine uyulmamış Ayrıca raporda otelin afet bölgelerinde yapılacak yapılar hakkında ki yönetmeliğine uyulmadığı yazıldı. Raporda, ‘En küçük kolon boyutunun 25 santimetreden az olamaz kıstasına uyulduğu, kolonlarda minimum donatı oranlarının 0.01 değerine uygun olduğu, en küçük kiriş kesitinin 25 santimetreden az olamaz kıstasına uyulmadığı, etriye aralıklarının projenin çok üstünde olduğu ve kanca açılarının kontrol edilmediği ve etriye sıklaştırılmasının yapılmadığı görülmektedir’ denildi. “Devam eden yargılamalara örnek teşkil edecek” Otelde ölen kişilerin avukatı Nazan Akça Subaşı, İhlas Haber Ajansı’na konuştu. Subaşı, “Adıyaman’da herkesin bildiği Grand İskender Oteli’nin bilirkişi raporu ortaya çıktı. İlk defa bir bilirkişi raporunda belediye başkan yardımcısının, belediye görevlilerinin sorumlu olduğuna açıkça yer verildi. 6 Şubat depremlerinde maalesef binlerce kişi hayatını kaybetti. Bütün raporlarda inşaat mühendislerine veya başka birisine sorumluluk yüklendi. Ancak ilk kez denetim yapması gereken kamu görevlilerine sorumluluk yüklendi. Daha önce böyle bir rapor hiç duymadık. Ancak bu sefer elimizdeki raporda dönemin Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Erdem, Fen İşleri Müdürü Mithat Solgun, Ruhsat Büro Şefi Ömer Ünlü kusurludur diye rapor çıktı. Bu da ülkemizde devam eden yargılamalara örnek teşkil edecektir” ifadelerini kullandı. “Bu emsal bir rapordur” Rapor sayesinde yargılamalarında önünün açılacağını aktaran Subaşı, “Bu rapor sonrasında artık açık açık belediye görevlileri de kusurluysa tespit edilip devam eden davalara eklenecektir. Bu emsal bir rapordur. Şimdiye kadar gelen raporlarda hep müteahhit, yapı denetim firması sorumlu denildi. Bu rapor diğer yargılamalara da örnek teşkil edecek” dedi.
Telefon dolandırıcıları emekli adamı 41 bin TL borçlandırdı
05 Şubat 2024 Pazartesi - 09:34 Telefon dolandırıcıları emekli adamı 41 bin TL borçlandırdı Adana’nın Kozan ilçesinde telefon dolandırıcıları özel bir bankanın adını kullanarak emekli adamı telefonla dolandırıp 41 bin TL borçlandırdı. Kozan’da 30 Ocak günü akşam saatlerinde bankadan aradıklarını söyleyerek kredi kartının limitinin artırılması gerektiğini ve bunun zorunlu olduğunu söyleyen telefon dolandırıcıları, 63 yaşındaki E.Ö.’yü telefonla konuşurken gelen mesajları söyleterek kredi kartından 41 bin lira borçlandırdı. 10 bin lira emekli maaşı ile borcu ödeme imkânını olmadığını kaydeden E.Ö., dolandırıcıların bir an önce bulunmasını isterken bankanın bu borcu affetmesini talep etti. E.Ö. yaşadıkları olay sonrası telefon hattını değiştirdiğini ve banka kredi kartını kullanıma kapattırdığını kaydederek artık arayan herkese şüpheyle yaklaştığını söyledi. E.Ö., 30 Ocak günü akşam saat 18.30 sularında bir numaradan arandığını belirterek, "Bana ismim ve soyadımla hitap edilerek müşterisi olduğum bankadan aradıklarını ve bankanın hediyesi olduğunu söylediler. Kredi kartımın limitinin yükseltilmesi gerektiğini ve bunun zorunlu olduğunu söyleyince ben de ilk başta ’gerek yok benim limitim yeter’ dedim. Zorunlu olunca ’tamam’ dedim. İlk başta inanmadım, size mesaj yolluyoruz diyerek ardından bankadan mesaj gelince gerçekten bankadan arandığıma ikna oldum. Gelen mesajları okudum, mobil uygulamaya girip gelen mesajlara onay vermemi istedi, maalesef bilmeyerek onay verdim. Yaklaşık 41 bin TL’ye yakın dolandırıldım. Bankaya gittim, durumu anlattım, evrak verdiler ve ben de savcılığa verdim. Gelen mesajları okudum, gerçekten bankadan mesaj gelince güvendim. Bir mesajla hayatım karardı. Banka ne yapacak bilmiyorum. Emekli maaşımla bu borcu ödeme şansım yok. Numaramı iptal ettim. Arayan numaralardan korkuyorum. Kimseye cevap veresim gelmiyor. Bu dolandırıcının yakalanması lazım. Dışarıdan bir kişi banka adına mesaj yollayamaz. Emekli maaşı ile geçiniyorum. Çok zor bir durumda bıraktılar" diyerek yaşadığı zorlu süreci aktardı.
DAİMFED yerel seçimler öncesi yaşanabilir bir kent için komite oluşturdu
04 Şubat 2024 Pazar - 12:50 DAİMFED yerel seçimler öncesi yaşanabilir bir kent için komite oluşturdu Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) yerel seçimler öncesi daha yaşanılabilir bir kent için komite oluşturulduğunu bildirdi. DAİMFED yaklaşan yerel seçimler öncesi yaşanılabilir kent için toplantı yaptı. Toplantıya DAİMFED Genel Başkan Vekili Mehmet Faruk Bozkurt, Genel Başkan Yardımcısı Sayım Azmaz, Genel Sekreter Enes Yılmaz, Kentsel Dönüşüm ve Mevzuat Başkanı Timuçin Güvercin, ARGE Başkanı Barış Yıldırım, Teknik Müşavir Prof. Dr. Ahmet Beycioğlu, AKAMDER Başkan Vekili Hüseyin Arslan ve AKAMDER Genel Sekreteri Mehmet Ali İnan katıldı. Bozkurt; “DAİMFED olarak sosyal sorumluluk hedeflerimiz doğrultusunda çalıştay niteliği taşıyan bu buluşmamızda önemli değerlere dikkat çekmeyi hedefledik. Mahalli idareler için daha yaşanılabilir şehirler oluşturmak adına sorunları analiz etmek, çözüm önerileri sunmak ve gelişimin önünü açmak için proje ve inovasyon önerileri hazırladık. Seçimler öncesi kurulan bu komite daha planlı ve yaşanılabilir şehirler oluşturmayı amaçlamakta ve bu kapsamda Adana için ulaşımdan, turizme kadar birçok konuda proje ve fikirler ürettiğimize inanıyorum. Çalıştay havasında geçen toplantımızda oluşturulan öneriler DAİMFED’in teknik, akademik ve sektörel uzmanları tarafından değerlendirildi. Yapılan bu çalıştay’ın kitapçık haline getirilip mahalli idarelere talip olup aday olan tüm siyasi partilerin adaylarına detaylı bir şekilde aktarıp vereceğiz. Kitapçık içerisinde Adana’nın metro sorunlarından, su turizmine, hafif raylı sisteminden şehrin imar uygulamalarına, doğal afet planından, spor tesisleri alanlarına kadar birçok konu ele aldık ve çözüm önerileriyle beraber raporlaştırdık” dedi.