Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
BBP Genel Başkanı Destici: "DEM Parti MYK’sının ’yüzleşme’ adıyla yayımladığı bildiri, tarihi hakikatleri tersyüz eden siyasi bir çarpıtmadır"
25 Nisan 2026 Cumartesi - 12:28:19
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "DEM Parti MYK’sının ’yüzleşme’ adıyla yayımladığı bildiri, tarihi hakikatleri tersyüz eden siyasi bir çarpıtmadır. PKK uzantısı DEM Parti’nin bu gayri-milli ve çarpık tarih okumasını şiddetle reddediyoruz" dedi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Ermeni çevrelerin sözde ’Ermeni soykırımı’nın yıl dönümü olarak andıkları 24 Nisan’da, terör örgütünün siyasi uzantısı DEM Parti MYK’sının ’yüzleşme’ adıyla yayımladığı bildiriye ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Destici, dönemin çatışma ortamında Anadolu’da faaliyet gösteren Ermeni silahlı grupların saldırıları karşısında uygulanan tehcirin, devletin bekası ve sivil halkın güvenliğini sağlamaya yönelik bir tedbir olarak hayata geçirildiğini belirtti. Osmanlı Devleti’nin sistematik bir yok etme amacı olsaydı, bu denli kapsamlı ve maliyetli bir sevk politikası yerine farklı yöntemler tercih edilebileceğine dikkati çeken Destici, buna karşılık Devletin, güvenlik gerekçesiyle nüfusun yer değiştirmesini esas aldığını dile getirdi. Destici, ""Bugün tek taraflı mağduriyet söylemi kuranların Anadolu’da Türklerle birlikte Kürtlerin de ağır kayıplar yaşadığı gerçeğini görmezden gelmesi en hafifiyle ciddi bir tarihi eksikliktir. Dün sivil Müslüman halkı hedef alan saldırılarla, yakın dönemde Hocalı’da yaşanan ve Ermeni askerlerinin sebep olduğu soykırımı yok sayarak, geçmişte zorunlu devreye sokulan güvenlik tedbirlerini suç gibi sunmak, geçmişi düşmanca art niyetli ve tek boyutlu okumaktır, hakikati inkardır. Ermeni çetelerince katledilen kendi halkının kanı üzerinden siyaset yapıp, bugün o kanı dökenlerin yasını tutmak siyasi bir tercihten öte, tarihi bir utanç ve celladına aşık bir kimliksizliktir" açıklamasında bulundu. "DEM Parti’nin gayri-milli ve çarpık tarih okumasını şiddetle reddediyoruz" Tehcir sürecinde tek bir tarafı sorumlu tutmanın hakkaniyetli olmadığını kaydeden Destici, "Ermeni çevrelerin sözde ’Ermeni soykırımı’nın yıl dönümü olarak andıkları 24 Nisan’da, terör örgütünün siyasi uzantısı DEM Parti MYK’sının ’yüzleşme’ adıyla yayımladığı bildiri, tarihi hakikatleri tersyüz eden siyasi bir çarpıtmadır. PKK uzantısı DEM Parti’nin bu gayri-milli ve çarpık tarih okumasını şiddetle reddediyor, katledilen binlerce Müslüman-Türk ve Kürt vatandaşımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 12:21
5 aydır maaş alamayan maden işçilerinin açlık grevi eylemi 6. gününde devam ediyor
10 yılı aşkındır hak kayıpları olduğunu ve 5 aydan fazladır maaş alamadıkları gerekçesiyle Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen Doruk Madencilik işçilerinin açlık grevi eylemi 6. gününde de devam ediyor. Maaşlarını ve tazminatlarını alamadıkları gerekçesiyle 2 hafta önce Eskişehir’den Ankara’ya yürüme kararı alan Doruk Madencilik işçileri, Kurtuluş Parkı’ndaki açlık grevi eylemlerine 6 gündür devam ediyor. Eylem nedenlerinin arasında maaş alacaklarının yanı sıra yıllardır devam eden hak kayıplarının yer aldığını belirten işçiler, sorunlarının çözüme kavuşuncaya kadar eylemlerine devam edeceklerini ifade etti. "Kaybolan bütün haklarımızı almak için geldik" Geçmişten bugüne alacakları konusunda problemler yaşandığını dile getiren işçilerden Nevzat Kuyumcu, "2016’dan 2022’ye kadar TMSF altında çalıştık. Alacaklarımız ödenmedi. Ücretlerimiz sıfırlanmadı. 2022 sonunda da Yıldızlar Holding’in şirketi olan Doruk Maden’e transfer olduk. Alacaklarımızın ödenmemesi konusunda büyük sıkıntılar çektik. Emekli olanların tazminatları ödenmemeye başladı. Daha sonra sendika, yetkili biri görevlendirilince alacaklarımızın ödeneceğini söyledi. Yetkili gelince yine alamadık. En sonunda biz de bu yürüyüş kararını aldık. Buraya gelmeden önce işverenimiz eylemi durdurmamız karşılığında maaşların ödeneceğini belirtti. Biz maaş için yürümedik buraya. Kaybolan bütün haklarımızı almak için geldik. Bir iki maaşı yatan arkadaşlarımız olmuş. Eylemi sonlandırmaları istenmiş. Alacağımız sadece iki maaş olsaydı Eskişehir’den buraya yürümezdik. Eylemimiz kaldığı yerden devam ediyor. Pazartesi günü Enerji Bakanlığına yürüyüş yapmayı planlıyoruz. Haklarımızı almadan dönmeyeceğiz. Herkes yemin etti. Açlık grevinde olan arkadaşlarımız var. Bir tanesi evine gitmek zorunda kaldı. Bayılanlar, fenalaşanlar oldu. Herkes bize destek veriyor. Ankara halkına teşekkür ederiz" dedi. "Özlük haklarımıza sıra gelmeden daha maaş alacaklarımız bile bitmedi" İşçilerden Ersin Fırıncı ise, "6 gündür burayız, 14 gündür de eylemdeyiz. Sıkıntılı ve kronik rahatsızlığı olan arkadaşlarımız var. Hala bir gelişme yok. Sesimizi duyuramadık. Sesimizin gitmesi gereken yerler bizi duymadı. İşçiler açlık grevinde. Dün yapılan görüşmelerde ödemelerin bir kısmının yapıldığı, bir kısmının da haftaya yapılacağı söyleniyor. Bu ödemeler birkaç aylık alacaklar. Bizim mağduriyetimiz 2 ila 8 ay arasında değişiyor. Özlük haklarımıza sıra gelmeden daha maaş alacaklarımız bile bitmedi. Kimse burada durmanın meraklısı değil. Herkes evden çıkarken ailesine söz verdi. Herkes çocuklarına ‘sizin geleceğinizi almadan dönmeyeceğim’ dedi. Çocuklarımız 23 Nisan’ı kutlamak yerine burada babalarının yağmurluklarına sarılıp ağladı. Biz burada beklerken işçiler 1 Mayıs’ı nasıl kutlayacak" ifadelerini kullandı. "Haklı fesih sebebi olduğunda dahi tazminatlarımızı temin edemiyoruz" Fırıncı, 10 ila 17 yıl arasında alacaklarının olduğunu ifade ederek, "Burada en az 10 yıldır madencilik yapanlar var. 10 ila 17 yıl alacağı olan insanlar var ama kimsenin güveni yok. Biz emekli olduğumuzda, haklı fesih sebebi olduğunda tazminatlarımızı temin edemiyoruz. İşverenler mahkemelerin verdiği kararların hiçbirini uygulamıyor. Her gün ne yapacağımızı aramızda konuşuyoruz. Biz daha ne yapabiliriz. Biz bu parayı devletimizden istemiyoruz. Sadece aracılık yapmasını istiyoruz. Bu bizim hakkımız, onun için mücadele veriyoruz. Herkesin desteğini ihtiyacımız var" dedi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 11:48
Tarihi Çerkeş Sokağı eski günlerini arıyor
Ankara’da alışverişin kalbi Ulus semtinde bulunan tarihi ticaret merkezi Çerkeş Sokak esnafı, eski günlerini mumla arıyor. Ankara’nın köklü ticaret noktalarından biri olan ve Altındağ ilçesi Hacı Bayram Mahallesinde bulunan Çerkeş Sokak, geçmişteki yoğun olan ticari önemini kaybetti. Zaman içerisinde işlek ticari hareketliliğini durgunluğa bırakan sokakta esnaf sayısı da bu oranda azaldı. Ucuz tekstil ürünlerinden, tuhafiye ürünlerine, manav ürünlerinden zücaciyecilere kadar pek çok ürünün merkezi olan sokak esnafı, azalan müşteri potansiyeli nedeniyle zor günler geçiriyor. Sokakta 50 yıldır esnaflık yapan Menderes Benlier, Sokağın tarihi değerine dikkati çekerek, Çerkeş Sokağı’nın bir dönem Ankara’nın en önemli alışveriş merkezlerinden biri olduğunu belirtti. Benlier, "Bütün Ankara’nın boncuk, Mevlüt şekeri, gelinlik, damatlık ve sünnet eşyaları burada satılırdı. Burası orta direk pazarıydı. 1990 ve 2001 krizlerinde herkes buraya gelirdi" dedi. Günümüzde tüketim alışkanlıklarının değiştiğini belirten Benlier, "Şimdi insanlar lükse yöneliyor. Burada eşofman 100-150 liraya satılan bir ürün, Kızılay’da 300-400 liraya olsa bile orayı tercih ediyorlar" diye konuştu. Mahallenin geçmişte farklı kültürlere ev sahipliği yaptığını ifade eden Benlier, eski yapıların da büyük ölçüde ortadan kalktığını dile getirdi. "En ucuz yerlerden biri" Bir dönem Suriyeli müşterilerin bölgeye hareketlilik kattığını belirten Benlier, "Onlar gidince işler yine düştü ama şükür çalışıyoruz. Vatandaş buranın ucuz olduğunu biliyor. Giyimden gıdaya kadar Ankara’nın en uygun yerlerinden biri burası" ifadelerini kullandı. Bayram dönemlerinde yoğunluğun arttığını da sözlerine ekleyen Benlier, "Bayramlarda bütün Ankara buraya iner, her şey ucuz burada ayakkabıcısı da ucuz, giyimde de ucuz, gıdada da ucuz. Yani burada geçemezsin bayramlarda" diye konuştu. Sokakta 1998 yılından bu yana bölgede esnaflık yaptığını söyleyen İsmail Sülün ise Çerkeş Sokağı’nda sektör değişiminin yaşandığını belirterek "Aşağı yukarı 17 tane kasap vardı burada. 100 tane manav vardı. Bakkal desem 30 taneydi. Elbiseci azınlıktaydı burada. Ama şimdi tamamı elbiseye döndü. Bizim gıda sektörü bitti" dedi. Satışların düştüğünü vurgulayan Sülün, sokağın yeterince tanıtılmadığını, terk edildiğini ve gençlerin de bölgeye ilgisinin az olduğunu söyleyerek, "Gençler buraya sıcak bakmıyor, ancak elbiseye geliyor" diye konuştu. "Düzenleme şart" Sokağın yeniden canlanması için düzenleme yapılması gerektiğini ifade eden Sülün, "Çadırların kalkması, esnafların düzelmesi bunlar çok önemli. Müşteri onun için gelmiyor, sadece şahıs meselesi konuşmuyorum. Aşağı girişten başlayacak, yukarı merdivenlerden çatılar ve esnafların güzel bir düzenli olması için aynı haldeki gibi ve çıkışlar yokuştaki gibi, Bentderesi gibi olmasını istiyoruz" ifadelerine yer verdi. Ankara da oturan, alışveriş ve hanları gezmek için zaman zaman Çerkeş Sokağa giden Hakan Deniz, "Daha çok tabii etraftaki hanları ziyaret etmeyi çok seviyorum. Anafartalar çarşısından tutun işte yukarıya kaleye kadar. Doğrusu bu çarşı unutulan bir çarşı. Gençler pek bilmiyor burayı. Keşke herkes bir ziyaret etse. Hem uygun alışveriş yapma yeri anlamında hem de geleneksel alışveriş yapma anlamında Gerçekten çok güzel bir çarşı. Gezmesi çok keyifli" diye konuştu. Aile üyelerinin tavsiyesi üzerine Çerkeş Sokağı öğrendiğini belirten Deniz, "Ankara’ya göç ettim 30 yıl önce, o şekilde öğrendim. Uzun yıllardan beri de biliyorum burayı. Gençlerin buraya gelmesini tavsiye ederim. Unutulmamasını dilerim buraların. Gerçekten hal ve arka tarafındaki çarşılar çok değerli" şeklinde konuştu.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 11:43
Diz ağrısını hafife almayın: Sinsi tehlike menisküs kök yırtıkları
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Öztürk, diz ağrısının ardında sinsi bir tehlikenin gizlenebileceğini vurgulayarak, "Menisküs kök yırtıklarına zamanında yapılan doğru müdahale, diz ekleminin doğal yapısını korumanın en etkili yoludur" dedi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Alper Öztürk, ortopedi polikliniklerine orta yaşlı hastaların en sık başvuru nedenlerinden birinin dizi sonuna kadar bükememe ve hareket sırasında belirginleşen ağrı olduğunu belirtti. Öztürk, "Çoğu zaman basit bir incinme olarak değerlendirilen bu tablo, aslında dizin geleceğini doğrudan etkileyebilecek sinsi bir tehlikenin habercisi olabilir, yani menisküs kök yırtıklarının" diye konuştu. Doç. Dr. Öztürk, menisküslerin diz eklemi içinde yükü dağıtan birer amortisör işlevi gördüğünü belirterek kök yırtığının bu yapının kemiğe tutunduğu ana bağlantı noktasının kopması anlamına geldiğini açıkladı. Öztürk, "Bu bağ koptuğunda menisküs yerinden kayar ve işlevini kaybeder. Diz eklemi korumasız kalır, kıkırdaklar artan yük altında hızla aşınmaya başlar" ifadelerini kullandı. Bu tablonun en sık 40-60 yaş aralığında, dizlerine fazla yük binen ve hafif kilolu bireylerde ortaya çıktığını ifade eden Öztürk, kadın hastalarda daha sık rastlandığını da vurguladı. Öztürk, "Gençlerdeki gibi büyük travmalar gerekmez; çömelmek, merdiven inmek ya da yerden kalkmak gibi günlük hareketler bile yıpranmış menisküs kökünün kopmasına neden olabilir" açıklamasında bulundu. Hastaların genellikle dizin arka kısmına yayılan ani ve keskin bir ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı tarif ettiğini belirten Öztürk, özellikle dizin tam büküldüğü pozisyonlarda ağrının belirgin şekilde arttığını söyledi. Öztürk, bu yırtıkların en önemli özelliğinin kendiliğinden iyileşmemesi olduğunu vurgulayarak, "Tedavi edilmediğinde dizde hızlı ve geri dönüşü olmayan kıkırdak hasarı gelişir. Süreç ilerledikçe kireçlenme kaçınılmaz hale gelebilir, bu da ilerleyen dönemde diz protezi ameliyatını gündeme getirebilir" şeklinde konuştu. Güncel tıbbi yaklaşımların özellikle orta yaş grubunda en koruyucu seçeneğin menisküsün tamir edilmesi olduğunu gösterdiğini hatırlatan Öztürk, "Kopan menisküs kökü, özel cerrahi tekniklerle yeniden kemiğe sabitlendiğinde dizin yük dağılımı ve biyomekaniği büyük ölçüde eski haline döner. Başarılı bir tamir, ileride protez ihtiyacını önemli ölçüde azaltabilir, hatta tamamen ortadan kaldırabilir" dedi. Öztürk, 40-60 yaş aralığında olup merdiven inip çıkarken, çömelirken ya da ani bir hareket sırasında dizden ses geldikten sonra ağrı ve şişlik gelişen kişilerin bu durumu hafife almaması gerektiğini aktararak "Gecikmeden bir ortopedi uzmanına başvurmak, erken teşhis ve doğru tedavi için kritik öneme sahiptir" ifadelerine yer verdi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:47
Sarı kategoride aranan darbeci binbaşı Ankara’da yakalandı
İçişleri Bakanlığı’nın terör arananlar listesinde sarı kategoride aranan firari FETÖ mensubu eski binbaşı Ankara’da yakalandı. 15 Temmuz hain darbe kalkışması gecesi Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı’nda görevli olan ve darbe girişiminde aktif rol aldığı gerekçesiyle Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince hakkında yakalama kararı çıkarılan ve 10 yıldır firari durumda bulunan görevinden ihraç Jandarma Kıdemli Binbaşı Murat Kalaç, Ankara’da saklandığı adreste yakalandı. İçişleri Bakanlığı’nın terör arananlar listesinde sarı kategoride aranan firari FETÖ mensubunun saklanmakta olduğu adreste tadilat ve gizli bölme yaptırma arayışında olduğunun polis ekiplerinin dikkatini çekmesi üzerine belirtilen adrese yönelik çalışmalar yoğunlaştırıldı. Adrese Terörle Mücadele ekiplerince yapılan baskın sonucu Murat Kalaç yakalandı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:40
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Filistin meselesi dahil bölgedeki mevcut durum ve savaşın sonlandırılmasına yönelik yürütülen çok yönlü diplomatik girişimler ele alındı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Filistin meselesi dahil bölgedeki mevcut durum ve savaşın sonlandırılmasına yönelik yürütülen çok yönlü diplomatik girişimler ele alındı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:36
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Eşel mobil sistemiyle akaryakıt fiyatlarındaki artışın ülkemize daha sınırlı yansımasını sağlamış olduk"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Eşel mobil sistemiyle aldığımız vergilerden, ÖTV’den, KDV’den vazgeçerek akaryakıt fiyatlarının dünyadaki artışının ülkemizde daha sınırlı yansımasını sağlamış olduk" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM’de AK Parti Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarının sorularını cevapladı. Akaryakıt fiyatlarının ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaştan etkilenmemesi için eşel mobil sistemine devam ettiklerini dile getiren Yılmaz, "Akaryakıt fiyatları tüm dünyada yükseldi. Tüm dünyada şu anda bu bir sorun. Bu ürünlerin fiyatı ulusal olarak belirlenmiyor. Uluslararası bir piyasası var. Maalesef jeopolitik risklerden dolayı fiyatları çok ciddi anlamda arttı. Ancak biz bunun geçici olduğuna inanıyoruz. Savaşın bitmesiyle belli bir süre içerisinde normalleşecektir piyasalar, artı etkileri de olacaktır. Bu süreç içerisinde akaryakıttaki artış diğer sektörleri de etkilediği için enflasyonda bir olumsuzluk oluşturup, beklentileri bozmaması adına bütçeden önemli bir kaynakla desteklendi. Eşel mobil sistemiyle aldığımız vergilerden, ÖTV’den, KDV’den vazgeçerek akaryakıt fiyatlarının dünyadaki artışının ülkemizde daha sınırlı yansımasını sağlamış olduk. Bu da enflasyonu kontrol etmek adına önemli bir hamle oldu. Tabii bunun da bir sınırı var. Burada marjımız ne ise onu kullanıyoruz" dedi. "Etkiyi tam olarak kaldıramıyoruz ama önemli bir oranda sınırlıyoruz" Yılmaz, eşel mobil sistemiyle akaryakıt fiyatlarının daha fazla artmasının önüne geçildiğini belirterek, "Şu anda çok önemli bir yükü almış durumdayız. Eşel mobil sistemini uygulamasaydık mazotta da, benzinde de çok farklı bir tablo çıkmış olacaktı. Biz etkiyi tam olarak kaldıramıyoruz ama önemli bir oranda sınırlıyoruz" diye konuştu. "Tarımda iyi bir yıl yaşayacağız" Gıda fiyatlarının artacağına ilişkin bir algı olduğu ve gıda ürünlerinde stok yapıldığı iddialarını değerlendiren Yılmaz, şunları söyledi: "Bu sene tarım sektöründe iyi bir yıl bekliyoruz. Geçen sene maalesef hem don hem kuraklık çok olumsuz bir yıl olmuştu bizler için. Tarımda bir küçülme yaşamıştık yüzde 8 civarında. Bu sene yağışlar iyi gidiyor. İnşallah olumsuzluklar yaşamayız. İyi bir yıl olacak diye düşünüyoruz. Bu da gıda fiyatları anlamında da olumlu bir tablo çiziyor. Yaşanan savaştan dolayı gübre gibi bazı kalemler etkilendi ama orada Türkiye hazırlıklı. Bizim gübrede arz problemimiz yok. Dolayısıyla o anlamda da endişe edecek bir durum söz konusu değil. Ticaret Bakanlığımız ve Tarım Bakanlığımız gerekli tedbirleri hızla aldılar. İhracatını engelledik biliyorsunuz gübrenin. Dolayısıyla orada da endişe edecek herhangi bir durum yok. Tarımda iyi bir yıl yaşayacağız. Bunun da özellikle yaz döneminde gıda fiyatlarına daha fazla yansıdığını göreceğiz. Ancak fırsatçılık her zaman oluyor maalesef. İşte yaşanan süreçlerin maliyetlerine hiçbir etkisi olmadığı halde bazı kesimlerde fiyat arttırma eğilimleri olabiliyor. Bunları da denetimlerle kontrol ediyoruz."
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:30
Bakan Tekin: "LGS sınavını bir gün önce yapmayı planlıyoruz"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 14 Haziran'daki Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı ile A Milli Takımın Avustralya ile yapacağı maçın aynı güne denk gelmesi nedeniyle sınavın bir gün önceye alınması için çalışma yaptıklarını söyledi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:23
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP’nin parmak izi vardır. 27 Nisan bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP’dir"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" dedi.Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu.Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce AK Parti Grup Toplantısı’nın Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisine hayırlar getirmesini diledi.2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalinde Kosova’yı mağlup ederek Dünya Kupası’na katılmayı hak kazanan A Milli Futbol Takımı’nı gönülden tebrik ettiğini kaydeden Erdoğan, Ay-yıldızlı bayrağı, 24 yılın ardından futbolu en büyük sahnesinde dalgalandıracak A Milli Futbol Takımı’na Avustralya, Paraguay ve ABD’ye karşı oynanacak grup maçlarında başarılar diledi."Kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz"Ramazan ayında yakalanan ivmeyi artırarak devam ettireceklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "23 yıldır olduğu gibi yine kırmadan, dökmeden ve ayrıştırmadan tam tersine gönüller kazanarak yola devam edecek, milletimizin hayır duasına mazhar olabilmek için geceyi gündüze ekleyeceğiz. Etnik kökeni, dili, mezhebi, fikirleri, dünya görüşü her ne olursa olsun 86 milyonu kendimize kardeş ve kaderdaş bilecek, kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Ramazan Bayramı’nın tüm Türkiye için İslam coğrafyası ve insanlık için tekrar kutlu ve mübarek olmasına; barışa, huzura, kardeşlik ve dayanışmaya vesile olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum" dedi.Türkiye başta olmak üzere ortak coğrafyada baharın müjdecisi olarak kutlanan Nevruz Bayramı’nı da tebrik eden Erdoğan, Nevruz gününün bazı provokatör girişimlere rağmen bu senede herhangi bir taşkınlık yaşanmadan kutlanmasından dolayı memnuniyetini dile getirdi."Mecbur kalmadıkça sataşmalara cevap vermedik"AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bilhassa Türkiye’nin içerisinde bulunduğu bölgenin içinden geçtiği sancılı atmosferde üsluba çok özen gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, "Kelimelerimizi tartarak konuşuyoruz, kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Sağduyu, serinkanlılığı ve sükuneti elden bırakmıyoruz. 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerimizde olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz. Ramazan-ı Şerif boyunca ana muhalefetin şahsımızı ve partimizi hedef alan, çoğu zamanda edep ve siyasi nezaket sınırlarını fazlasıyla aşan saldırgan sistemleri karşısında itidalimizi koruduk ve kimi zaman duymazdan geldik. Kimi zaman Genel Başkan’ın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki kendilerine çeki düzen verirler, akıllarını başlarına alırlar, hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça, iş çığırından çıkmadıkça milletimizin hak ve hukukuna yönelik taciz olmadıkça sataşmalarına cevap vermedik" ifadelerine yer verdi."Sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık"Türkiye’nin etrafının ateş çemberi haline döndüğünü, sınırların hemen ötesinde füzeler ve dronların havada uçuştuğu bir zamanda konsantrasyonlarını bozacak her türlü siyasi tartışmadan uzak durduklarının altını çizen Başkan Erdoğan, "Şunu herkes bilsin ki sükutumuz atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değildi. Tam aksine edebimizdendi, vakarımızdandı. Ne demiş büyükler? ‘Nadan ile sohbet zordur bilene çünkü nadan ne gelirse söyler diline’. Biz de nadan ile muhatap olmak, vaktimizi ve nefesimizi israf etmek yerine sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık" açıklamasında bulundu."Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 yıldır olduğu gibi bugün de taş üstüne taş koymanın çabası içerisinde olduklarını vurgulayarak, "Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz. Biz coğrafyamızın farklı köşelerinde akan gözyaşlarını silmenin, akan kanı durdurmanın, mazlum ve mağdurlara zor günlerinde el uzatmanın derdindeyiz. AK Partili kadrolar halka hizmetten usanmıyor. ‘Aşkla koşan yorulmaz’ şiarıyla milletimiz için koşmaya koşturmaya devam ediyoruz" diye konuştu."5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız"Muhalefet tarafından köpürtülen sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda emin adımlarla ilerlediklerini ifade eden Erdoğan, "Dün iletişim ve haberleşme alanında ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık. Türkiye bugünden itibaren Beşinci Nesil Mobil Haberleşme Hizmetleri kısa adıyla 5G teknolojisiyle fiilen tanışmış olduk. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak, haberleşme, teknoloji, enerji ve üretim verimliliğimizi yükseltecek, dijital bağımsızlığımızı perçinleyecek 5G teknolojisini ülkemizee kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadık. Şimdiye dek kullanılan 4,5G teknolojisinden 10 kat daha hızlı veri aktarımı sağlayan 5G inşallah ülkemizi dijital dönüşümün merkezine taşıyacak. Devrim niteliğindeki bu önemli teknolojiyi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. İlk etapta kullanıcı talebinin yüksek olduğu yoğun trafik bölgelerinden başlayarak bu teknolojiyi ülkemizin her köşesine ulaştıracağız. Allah nasip ederse 5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" ifadelerine yer verdi."Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz"AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak çok büyük sorumlulukları olduğunu ve kendilerinin Türkiye’yi bölgedeki yangından korumak gibi bir vazifeleri olduğunu aktaran Erdoğan, "Bizim hizmetkarı olmaktan şeref duyduğumuz aziz milletimizin lokmasını büyütmek, refahını artırmak, huzurunu temin etmek, geleceğine güvenle bakmasını sağlamak gibi ağır bir mesuliyetimiz var. Bunları hiçbir zaman unutmayacağız, ihmal etmeyeceğiz. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz. Son günlerde muhalefetin iyice zıvanadan çıkan çirkin üslup ve tavırları nedeniyle bu değerlendirmemi hatırlatmakta fayda görüyorum. Bir defa hepimiz şunun farkında olmalıyız. Türk milleti irfan sahibi, basiret ve feraset sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamazsınız, bu milleti kandıramazsınız. Bu millete siyasi hokkabazlığı, siyasi cambazlığı siyaset diye yutturamazsınız. Bu aziz millet, eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, yalancıyı dürüstten, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmasını; bunların tefrikini yapmasını çok iyi biliriz. Hiç kuşkunuz olmasın, milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte ve bunun değerlendirmesini en güzel şekilde yapmaktadır" değerlendirmesinde bulundu."Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı değildir"Başkan Erdoğan, Ana muhalefet partisinin Ramazan ayında bile ara vermediği saldırgan söylemlerin vatandaşlar tarafından takip edildiğini ve bu sürece hak edilen notu verdiğini söyleyerek, "Bundan zerre kadar şüphe duymadım ve duymuyorum. Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize yönelik bir hakaret senfonisine dönüştürerek unutmasınlar ki bizi ve partimizi değil sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. Bilhassa içinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Fakat gerektiğinde hadsize haddini bildirmenin kırk yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na bu ülkenin iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Çünkü, bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır" ifadelerini kullandı."Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir"Türk siyasi tarihine bakıldığında darbecilerle beraber kol kola yürüyenin CHP olduğunu dile getiren Erdoğan, "Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP’yle karşılaşırsınız. Orada üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP’yi bulursunuz. Ülkemizde darbe geleneğini başlatan 27 Mayıs’ın baş aktörü CHP’yi görürsünüz. 12 Mart Muhtırasının arkasında CHP’nin silüeti vardır. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı aynı şekilde CHP ideolojisidir. 28 Şubat’ın müsebbibi en az devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir. 3 Kasım 2002’den beri Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP’nin parmak izi vardır. 27 Nisan Bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP’dir. Gezi olaylarında, sokak darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP’dir. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP’dir. 15 Temmuz ihanetine ‘kontrollü darbe iftirası’ atarak darbecileri aklamaya çalışan yine CHP’dir. Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" diye konuştu."Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin milli sporudur""Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin milli sporudur" diyen Erdoğan,"CHP bu ülkede darbeciliğin vücut bulmuş, somutlaşmış, tecessüm etmiş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse CHP’nin genlerine işlemiş darbeci zihniyeti de değişmez. Eğer değişirse geriye CHP diye bir yapı kalmaz.""Ben bu seviyesizliği aziz milletime şikayet ediyorum"Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik eleştirilerde bulunarak, "Maalesef Ana Muhalefet Partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, dahası hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP’li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden, bu akıl ve ahlak tutulmasından rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyorum. Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil aziz milletime şikayet ediyorum. Aziz milletimi havale ediyorum. Burada CHP’nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış" değerlendirmesinde bulundu."Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-sefası değildir"CHP’li yetkililerin herkesi suçladığını ve günah keçisi ilan ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir gün olsun hırsızın hiç mi suçu yok sorusunu sormadınız. Bir gün olsun kabahati yok demediniz. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın fakat bu ülke CHP’nin han-ı yağması değildir. Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-sefası değildir. Dolayısıyla hiç kimse size ‘yiyin efendiler, yiyin, doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin’ demez, diyemez, demeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Üstünlerin hukukunun egemen olduğu günler eski Türkiye’de kalmıştır. Çalanın çırpanın soyanın yanına kar kaldığı günler artık geride kalmıştır" diye konuştu."Taraf değiliz, milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz"Erdoğan, CHP’li beledilere yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda taraf olmadıklarını da kaydederek, "Daha önce defalarca söyledim bugün tekrar ifade ediyorum. Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor, adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını, adaletin tecellisiyle birlikte Türkiye’nin safralarından kurtulmasını istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu."Sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur"İran, ABD ve İsrail arasındaki savaşın 28 Şubat’ta başladığını ve birinci ayını doldurduğunu anımsatan Erdoğan, önceliklerinin Türkiye’nin bu dönemi kazasız belasız atlatması olduğunu belirterek, Türkiye’yi yaşanan çatışmaların uzağında tutmakta kararlı olduklarının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi:"Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz. İçişleri Bakanımız İslamabat’ta düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan dışişleri bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya iştirak etti. Toplantıya endişelerimizi ve savaşı durdurmak için atılabilecek müşterek adımları dile getirdik. Milli Savunma Bakanımız, MİT Başkanımız ve diğer ilgili arkadaşlarımız kendi görev alanları içinde yoğun gayret sarf ediyorlar. Türkiye’nin tavrı çok berraktır, bölgemizde barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz. Akan kanın durması, gözyaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. Şunu ifade etmeliyim ki, savaşın başından beri Türkiye’nin ilkeli duruşu, tavrı, dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur.""Bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir"Kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların son bulmasını samimiyetle arzu ettiklerinin altını da çizen Erdoğan, bölgede bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzaması ve bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski olduğunu sözlerine ekleyerek, "Enerji, ulaştırma, sivil altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. Şunu burada açıkça ifade etmek mecburiyetindeyim: Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına çok ağır bir ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu, çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın yeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail’in kanlı stratejisine hizmet edecek, bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülen her damla kanın Netanyahu’nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır. dedi."İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir"Diğer bir önemli hususun ise İran’la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği tam tersine bu vizyonu sabote ettiği olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir, diyaloktur, uzlaşmadır. Maksimalist taleplerde ısrar etmek yerine asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl bunu gerektirir. Vicdan bunu gerektirir. Uluslararası hukuk, adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir" şeklinde konuştu.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:20
CHP Kurultay davasında dinlenen tanık: "Parayı ve kartları Özgür Özel oy alsın diye dağıttım"
CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda şaibe iddialarına ilişkin aralarında Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de bulunduğu 12 kişinin "Seçim Kanunu’na muhalefet" suçundan yargılandığı davada tanık olarak dinlenen Veysi Uyanık, "Karabat’tan 100 bin lira aldım, arkadaşlarıma da 20 bin, 20 bin şeklinde dağıttım. Parayı ve kartları Özgür Özel oy alsın diye dağıttım" dedi. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada tutuksuz sanıklar CHP Meclis Üyesi Hüseyin Yaşar, CHP Bitlis İl Başkanı Metin Güzelkaya, Erzurum İl Başkanı Serhat Can Eş yer alırken, eski CHP Mardin İl Başkanı Mehmet Kılıçaslan ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Mahkeme hâkimi, bu celse sanıkların dinleneceğini ifade ederek, sanık CHP Meclis Üyesi Hüseyin Yaşar’a söz verdi. Yaşar, Yılmaz Özkanat’ın ilk imzayı Özgür Özel’e verdiğini söyleyerek, "Üzerime iftira atılıyor. Ben 2010’dan 2016’ya kadar partimde meclis üyesiydim. Özgür Özel’in bana ‘Oy ver, seni parti meclis üyesi yapayım’ dediği bir ifadesi olmamıştır. Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu kendisi için oy istiyorsa, ben de kendim için oy istedim. Kimse bana oy kullandıktan sonra fotoğraf gönder demedi. Kim kime oy vermiş bilemezsiniz, kimse de sormaz. Özel’in kulis yaparak ‘buna oy verin’ dediği olmamıştır. Özkanat bana iftira atıyor. Kendisi il başkanı olamadı, sonra da partiyi şikâyet etmeye başladı. Özkanat sürekli il başkanı olmak istiyordu, 20 üyenin hepsiyle görüşmüş. Söyleyeceklerim bu kadardır" dedi. Mecliste 100 bin lira para aldığı iddia edilen CHP Bitlis İl Başkanı Metin Güzelkaya, "Veysi Uyanık bana iftira atıyor. Ben zaten Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verdim. Bunun videosu da var, sunuyorum" diye konuştu. Eski CHP Mardin İl Başkanı Mehmet Kılıçaslan ise, kendisinin kurultay delegesi Hatip Karaaslan’la bir görüşmesi olmadığını ifade etti. "Partimiz zarar görür diye her şeyi konuşamıyoruz" Erzurum İl Başkanı Serhat Can Eş, söylenenlerin yalan ve iftiradan ibaret olduğunu öne sürerek, "Ben zaten açık açık Özgür Özel’i sosyal medyadan destekledim. Biz Özgür Özel’i destekledik diye suçlu ilan ediliyoruz. Canı sıkılan, görevden alınan gidiyor bizi şikâyet ediyor. Bunlar bizim haysiyetimizle, şerefimizle oynuyorlar. Bizim partimiz zarar görür diye her şeyi konuşamıyoruz" beyanında bulundu. "Parayı ve kartları Özgür Özel oy alsın diye dağıttım" Duruşmada tanık olarak dinlenen Veysi Uyanık, "37. dönem CHP Bitlis İl Başkanıydım. 38. dönemde de kurultay delegesiydim. Metin Güzelkaya beni arayıp İstanbul’a davet etti. Özgür Karabat ve Ekrem İmamoğlu ile görüşmemi istediler. Sonra bir otelde görüştük, dördümüz toplantı yaptık. İmamoğlu, partide bir değişimin gerektiğini ve bu noktada da Özgür Özel’in genel başkan olması için elimizden geleni yapmamız gerektiğini söyledi. Bu noktada da Özgür Karabat’ın görevlendirildiği söylendi. Yarım saat sonra İmamoğlu ayrıldı. Sonra ben Ankara’ya geldim. Burada Özgür Özel’in seçim ofisine gittim. Orada herkese para pul dağıtılıyordu. Ben de Meclis’e gittim, Özgür Karabat ile görüştüm ve ‘Herkese bir şey dağıtıyorsunuz, bize ne vereceksiniz?’ dedim. Karabat da ‘100 bin verelim’ dedi. Ben de ‘100 bin ayıp değil mi?’ dedim. Sonra gıda kartları verdiler. Ben de kabul ettim. Şoför bagajdan bir kutu çıkarıp, bana çok sayıda gıda kartı verdi. Sonradan öğrendim, değerleri 1,5 milyon civarındaymış. Otele döndüğümde arkadaşlarıma paralardan ve gıda kartlarından verdim. Karabat’tan 100 bin lira aldım, arkadaşlarıma da 20 bin, 20 bin şeklinde dağıttım. Parayı ve kartları Özgür Özel oy alsın diye dağıttım" dedi. Uyanık konuşmasına şöyle devam etti: "Sonra bir baktım, İmamoğlu’ndan cezaevinden bir açıklama: ‘Bana bakan Atatürk’ü görür.’ Öyle şey olur mu ya? Duramadım yerimde, içim sıkıldı, oturdum basın metni yazdım. Sonra da savcılığa gittim, bildiklerimi anlattım. Ben parayı pulu, mevkiyi bıraktım. Oğlum da bıraktı siyaseti, yurt dışına gitti. Artık bu devletin meselesidir. Kurucu partinin geldiği hâle bak. Bir başka zaman da Kızılay’da il başkanları ile otururken Veli Ağbaba geldi ve bize ‘Desteklerinizi bekliyoruz’ dedi. O gün pek çok kişiye para verilmişti. İşe alım sözleri havada uçuşuyordu." Beyanların ardından duruşmaya 30 dakika ara verildi. Aranın ardından söz alan Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Çağlar Çağlayan, "Tanık beyanlarının cezalandırmaya esas olması mümkün değil. İddia makamının sorduğu sorularla tanıkların tanıklık yapmasına yönelik motivasyon ortaya çıkmıştır. Hepsi CHP ile husumeti dolayısıyla tanıklık yapmıştır. İki tanık açısından özel bir durum vardır. Yalnızca iki tanık, soruşturma aşamasında verdiği ifadeler ile aynı beyanlarda bulunmuştur. Ancak onlar da bu dosyada tanık değil, sanık olarak yer alması gereken kişilerdir" dedi. Tanık beyanlarına karşı söz verilen sanıklar, aleyhe olan beyanları kabul etmediklerini söyledi. Beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, sanıklar Metin Güzelkaya, Hüseyin Yaşar, Mehmet Kılıçaslan ve Serhat Can Eş’in duruşmadan vareste tutulmalarına, Veysi Uyanık ile Yusuf Göğerkaya hakkındaki suç duyurusu talebinin reddine karar verdi. Mahkeme, bir sonraki duruşmayı 6 Mayıs’a erteledi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:15
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bu hukuksuz savaşın birinci derece sorumlusu çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bu hukuksuz savaşın birinci derece sorumlusu çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir."
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:13
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bölgemizi bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzamasının yanı sıra bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski vardır"
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bölgemizi bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzamasının yanı sıra bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski vardır"
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:11
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bölgemizde barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bölgemizde barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz."
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:11
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bölgemizde 28 Şubat’ta başlayan ve birinci ayını dolduran savaş, tehdit ve tehlike düzeyini arttırarak devam ediyor. Önceliğimiz ülkemizin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatmasıdır. Türkiye’yi bu yangının uzağında tutmakta k
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bölgemizde 28 Şubat’ta başlayan ve birinci ayını dolduran savaş, tehdit ve tehlike düzeyini arttırarak devam ediyor. Önceliğimiz ülkemizin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatmasıdır. Türkiye’yi bu yangının uzağında tutmakta kararlıyız."
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:08
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur."
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:05
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sınırlarımızın hemen ötesinde dronlar füzeler havada uçuyorken konsantremiz bozacak her tür siyasi tartışmadan uzak durduk"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" dedi.Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu.Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce AK Parti Grup Toplantısı’nın Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisine hayırlar getirmesini diledi.2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalinde Kosova’yı mağlup ederek Dünya Kupası’na katılmayı hak kazanan A Milli Futbol Takımı’nı gönülden tebrik ettiğini kaydeden Erdoğan, Ay-yıldızlı bayrağı, 24 yılın ardından futbolu en büyük sahnesinde dalgalandıracak A Milli Futbol Takımı’na Avustralya, Paraguay ve ABD’ye karşı oynanacak grup maçlarında başarılar diledi."Kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz"Ramazan ayında yakalanan ivmeyi artırarak devam ettireceklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "23 yıldır olduğu gibi yine kırmadan, dökmeden ve ayrıştırmadan tam tersine gönüller kazanarak yola devam edecek, milletimizin hayır duasına mazhar olabilmek için geceyi gündüze ekleyeceğiz. Etnik kökeni, dili, mezhebi, fikirleri, dünya görüşü her ne olursa olsun 86 milyonu kendimize kardeş ve kaderdaş bilecek, kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Ramazan Bayramı’nın tüm Türkiye için İslam coğrafyası ve insanlık için tekrar kutlu ve mübarek olmasına; barışa, huzura, kardeşlik ve dayanışmaya vesile olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum" dedi.Türkiye başta olmak üzere ortak coğrafyada baharın müjdecisi olarak kutlanan Nevruz Bayramı’nı da tebrik eden Erdoğan, Nevruz gününün bazı provokatör girişimlere rağmen bu senede herhangi bir taşkınlık yaşanmadan kutlanmasından dolayı memnuniyetini dile getirdi."Mecbur kalmadıkça sataşmalara cevap vermedik"AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bilhassa Türkiye’nin içerisinde bulunduğu bölgenin içinden geçtiği sancılı atmosferde üsluba çok özen gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, "Kelimelerimizi tartarak konuşuyoruz, kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Sağduyu, serinkanlılığı ve sükuneti elden bırakmıyoruz. 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerimizde olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz. Ramazan-ı Şerif boyunca ana muhalefetin şahsımızı ve partimizi hedef alan, çoğu zamanda edep ve siyasi nezaket sınırlarını fazlasıyla aşan saldırgan sistemleri karşısında itidalimizi koruduk ve kimi zaman duymazdan geldik. Kimi zaman Genel Başkan’ın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki kendilerine çeki düzen verirler, akıllarını başlarına alırlar, hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça, iş çığırından çıkmadıkça milletimizin hak ve hukukuna yönelik taciz olmadıkça sataşmalarına cevap vermedik" ifadelerine yer verdi."Sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık"Türkiye’nin etrafının ateş çemberi haline döndüğünü, sınırların hemen ötesinde füzeler ve dronların havada uçuştuğu bir zamanda konsantrasyonlarını bozacak her türlü siyasi tartışmadan uzak durduklarının altını çizen Başkan Erdoğan, "Şunu herkes bilsin ki sükutumuz atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değildi. Tam aksine edebimizdendi, vakarımızdandı. Ne demiş büyükler? ‘Nadan ile sohbet zordur bilene çünkü nadan ne gelirse söyler diline’. Biz de nadan ile muhatap olmak, vaktimizi ve nefesimizi israf etmek yerine sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık" açıklamasında bulundu."Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 yıldır olduğu gibi bugün de taş üstüne taş koymanın çabası içerisinde olduklarını vurgulayarak, "Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz. Biz coğrafyamızın farklı köşelerinde akan gözyaşlarını silmenin, akan kanı durdurmanın, mazlum ve mağdurlara zor günlerinde el uzatmanın derdindeyiz. AK Partili kadrolar halka hizmetten usanmıyor. ‘Aşkla koşan yorulmaz’ şiarıyla milletimiz için koşmaya koşturmaya devam ediyoruz" diye konuştu."5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız"Muhalefet tarafından köpürtülen sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda emin adımlarla ilerlediklerini ifade eden Erdoğan, "Dün iletişim ve haberleşme alanında ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık. Türkiye bugünden itibaren Beşinci Nesil Mobil Haberleşme Hizmetleri kısa adıyla 5G teknolojisiyle fiilen tanışmış olduk. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak, haberleşme, teknoloji, enerji ve üretim verimliliğimizi yükseltecek, dijital bağımsızlığımızı perçinleyecek 5G teknolojisini ülkemizee kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadık. Şimdiye dek kullanılan 4,5G teknolojisinden 10 kat daha hızlı veri aktarımı sağlayan 5G inşallah ülkemizi dijital dönüşümün merkezine taşıyacak. Devrim niteliğindeki bu önemli teknolojiyi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. İlk etapta kullanıcı talebinin yüksek olduğu yoğun trafik bölgelerinden başlayarak bu teknolojiyi ülkemizin her köşesine ulaştıracağız. Allah nasip ederse 5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" ifadelerine yer verdi."Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz"AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak çok büyük sorumlulukları olduğunu ve kendilerinin Türkiye’yi bölgedeki yangından korumak gibi bir vazifeleri olduğunu aktaran Erdoğan, "Bizim hizmetkarı olmaktan şeref duyduğumuz aziz milletimizin lokmasını büyütmek, refahını artırmak, huzurunu temin etmek, geleceğine güvenle bakmasını sağlamak gibi ağır bir mesuliyetimiz var. Bunları hiçbir zaman unutmayacağız, ihmal etmeyeceğiz. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz. Son günlerde muhalefetin iyice zıvanadan çıkan çirkin üslup ve tavırları nedeniyle bu değerlendirmemi hatırlatmakta fayda görüyorum. Bir defa hepimiz şunun farkında olmalıyız. Türk milleti irfan sahibi, basiret ve feraset sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamazsınız, bu milleti kandıramazsınız. Bu millete siyasi hokkabazlığı, siyasi cambazlığı siyaset diye yutturamazsınız. Bu aziz millet, eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, yalancıyı dürüstten, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmasını; bunların tefrikini yapmasını çok iyi biliriz. Hiç kuşkunuz olmasın, milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte ve bunun değerlendirmesini en güzel şekilde yapmaktadır" değerlendirmesinde bulundu."Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı değildir"Başkan Erdoğan, Ana muhalefet partisinin Ramazan ayında bile ara vermediği saldırgan söylemlerin vatandaşlar tarafından takip edildiğini ve bu sürece hak edilen notu verdiğini söyleyerek, "Bundan zerre kadar şüphe duymadım ve duymuyorum. Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize yönelik bir hakaret senfonisine dönüştürerek unutmasınlar ki bizi ve partimizi değil sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. Bilhassa içinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Fakat gerektiğinde hadsize haddini bildirmenin kırk yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na bu ülkenin iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Çünkü, bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır" ifadelerini kullandı."Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir"Türk siyasi tarihine bakıldığında darbecilerle beraber kol kola yürüyenin CHP olduğunu dile getiren Erdoğan, "Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP’yle karşılaşırsınız. Orada üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP’yi bulursunuz. Ülkemizde darbe geleneğini başlatan 27 Mayıs’ın baş aktörü CHP’yi görürsünüz. 12 Mart Muhtırasının arkasında CHP’nin silüeti vardır. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı aynı şekilde CHP ideolojisidir. 28 Şubat’ın müsebbibi en az devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir. 3 Kasım 2002’den beri Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP’nin parmak izi vardır. 27 Nisan Bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP’dir. Gezi olaylarında, sokak darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP’dir. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP’dir. 15 Temmuz ihanetine ‘kontrollü darbe iftirası’ atarak darbecileri aklamaya çalışan yine CHP’dir. Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" diye konuştu."Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin milli sporudur""Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin milli sporudur" diyen Erdoğan,"CHP bu ülkede darbeciliğin vücut bulmuş, somutlaşmış, tecessüm etmiş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse CHP’nin genlerine işlemiş darbeci zihniyeti de değişmez. Eğer değişirse geriye CHP diye bir yapı kalmaz.""Ben bu seviyesizliği aziz milletime şikayet ediyorum"Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik eleştirilerde bulunarak, "Maalesef Ana Muhalefet Partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, dahası hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP’li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden, bu akıl ve ahlak tutulmasından rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyorum. Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil aziz milletime şikayet ediyorum. Aziz milletimi havale ediyorum. Burada CHP’nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış" değerlendirmesinde bulundu."Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-sefası değildir"CHP’li yetkililerin herkesi suçladığını ve günah keçisi ilan ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir gün olsun hırsızın hiç mi suçu yok sorusunu sormadınız. Bir gün olsun kabahati yok demediniz. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın fakat bu ülke CHP’nin han-ı yağması değildir. Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-sefası değildir. Dolayısıyla hiç kimse size ‘yiyin efendiler, yiyin, doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin’ demez, diyemez, demeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Üstünlerin hukukunun egemen olduğu günler eski Türkiye’de kalmıştır. Çalanın çırpanın soyanın yanına kar kaldığı günler artık geride kalmıştır" diye konuştu."Taraf değiliz, milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz"Erdoğan, CHP’li beledilere yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda taraf olmadıklarını da kaydederek, "Daha önce defalarca söyledim bugün tekrar ifade ediyorum. Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor, adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını, adaletin tecellisiyle birlikte Türkiye’nin safralarından kurtulmasını istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu."Sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur"İran, ABD ve İsrail arasındaki savaşın 28 Şubat’ta başladığını ve birinci ayını doldurduğunu anımsatan Erdoğan, önceliklerinin Türkiye’nin bu dönemi kazasız belasız atlatması olduğunu belirterek, Türkiye’yi yaşanan çatışmaların uzağında tutmakta kararlı olduklarının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi:"Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz. İçişleri Bakanımız İslamabat’ta düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan dışişleri bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya iştirak etti. Toplantıya endişelerimizi ve savaşı durdurmak için atılabilecek müşterek adımları dile getirdik. Milli Savunma Bakanımız, MİT Başkanımız ve diğer ilgili arkadaşlarımız kendi görev alanları içinde yoğun gayret sarf ediyorlar. Türkiye’nin tavrı çok berraktır, bölgemizde barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz. Akan kanın durması, gözyaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. Şunu ifade etmeliyim ki, savaşın başından beri Türkiye’nin ilkeli duruşu, tavrı, dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur.""Bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir"Kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların son bulmasını samimiyetle arzu ettiklerinin altını da çizen Erdoğan, bölgede bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzaması ve bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski olduğunu sözlerine ekleyerek, "Enerji, ulaştırma, sivil altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. Şunu burada açıkça ifade etmek mecburiyetindeyim: Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına çok ağır bir ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu, çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın yeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail’in kanlı stratejisine hizmet edecek, bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülen her damla kanın Netanyahu’nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır. dedi."İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir"Diğer bir önemli hususun ise İran’la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği tam tersine bu vizyonu sabote ettiği olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir, diyaloktur, uzlaşmadır. Maksimalist taleplerde ısrar etmek yerine asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl bunu gerektirir. Vicdan bunu gerektirir. Uluslararası hukuk, adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder