Yerel Haberler
Ankara
25 Nisan 2026 Cumartesi - 19:44 CHP Genel Başkanı Özel: "Milletin elimize verdiği bayrağı tutuyoruz, asla bırakmayız" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Özgür Özel, "Partimizde, Meclis’te, belediyelerde görevimizin başındayız. Milletin elimize verdiği bayrağı tutuyoruz, asla bırakmayız. Bayrağı bırakırsak, millet o bayrağı bir daha bize emanet etmez" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Genel Merkezinde gerçekleştirilen Belediye Başkanları Buluşmasına katıldı. Özel, yaptığı konuşmada, "Bugün beş ayrı salonda toplandık. Burada büyükşehrin ilçe belediyeleri vardı. İkinci katta belde belediye başkanlarımız vardı başımızın gözümüzün üstüne. Dördüncü katta illerin ilçe belediyeleri, yedinci katta il belediyeleri, 12’nci katta da büyükşehir belediyeleri vardı. Her bir masa tartıştı, önerdi. Çünkü kötülük durmuyor, plan yapıyor, saldırıyor. Elbette stratejimiz, mitinglerimiz, mücadelemiz, hukuk mücadelemiz devam edecek. Ama onlar nasıl durmuyorlarsa biz de durmayacağız" ifadelerini kullandı. Görüşmelerde herkesin teker teker dinlendiği ve gerekli raporların alındığını belirten Özel, "Bu akşam, yarın, yarın akşam, pazartesi günkü Parti Meclisi’ne yerel yönetimlerden, sizin her birinizin önerileri, talepleri, parlak fikirleri, gördüğü varsa aksaklıklar, düzeltilmesi gereken hususlar hepsi alınıp, Parti Meclisi’nde ve MYK’da çalışılacak" diye konuştu. "Milletin elimize verdiği bayrağı tutuyoruz, asla bırakmayız" Özel, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara ilişkin konuşan Özel, "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak nerede olduğumuzu, nerede durduğumuzu, bundan sonra nasıl duracağımızı biliyoruz. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler, mücadeleden bir adım geri atmayacağız. Biraz önce söylediğimiz gibi işimize odaklıyız. Partimizde, Meclis’te, belediyelerde görevimizin başındayız. Milletin elimize verdiği bayrağı tutuyoruz, asla bırakmayız. Bayrağı bırakırsak, millet o bayrağı bir daha bize emanet etmez. En zor dönemde verdi ve herkes şunu bilsin. Öyle bir coğrafyadayız ki; sistemin tamamı bunun için de artık ne varsa, ama gözleyen de millet sonunda. Bu coğrafyanın kendisi belki de coğrafya kader ya. Sistemin tamamı devletin bütün yerleşik gelenekleri, genleri ve milletin ta kendisi, partimizi bir stres ve direnç testine tabi tutmaktadır" açıklamasında bulundu. "Asla ve asla zora, baskıya teslim olmayız" Zorluklara karşı mücadele edeceklerini vurgulayan Özel, şu ifadeleri kullandı: "Asla ve asla zora, baskıya teslim olmayız. Kötülükle geri adım atmayız. Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları olarak milletin verdiği görevi nasıl alnımızın akıyla hep birlikte yapıyorsak en geç iki yıl sonra bu salondaki herkes ya daha önemli görevlerde ya da iktidar partisinin belediye başkanı olarak görevde olacak. İktidarın belediye başkanları bu salonda, benimle birlikte. Siz sadece partinin değil, ülkenin umudusunuz. Sadece ülkenin değil bütün mazlum milletlerin umudusunuz. 100 yıl önce olduğu gibi, örnek olacağız, tek adamı da yeneceğiz, baskıları kıracağız, hep birlikte iktidara yürüyeceğiz. Bu mücadele bugünün değil, yarının mücadelesidir. Yolunuz açık olsun, hepinizi seviyorum, hepinize güveniyorum. Hepinize sonuna kadar inanıyorum. İyi ki sizinle aynı partideyim, iyi ki sizinle aynı yolda yürüyorum."
25 Nisan 2026 Cumartesi - 16:45 Özel çocuklar, tosbağa arabalarla konvoy yaptı Wolkswagen Fun Club’ın düzenlediği etkinlikte özel bireyler tosbağa arabalarla konvoy yaparak vakit geçirdi. Ankara’da Wolkswagen Fun Club tarafından düzenlenen etkinlikte tosbağa seven insanlar, Gazi Park’ta buluştu. Düzenlenen etkinlikte 75. Yıl Özel Eğitim Merkezi’ndeki özel bireyler tosbağa arabaları ellerinde bayraklarla karşıladı. Çocuklar, trafik polisi eşliğinde tosbağa arabalarla yapılan konvoya katıldı. Düzenlenen etkinlikte açıklamalarda bulunan Wolkswagen Fun Club Başkanı Ayhan Arı, bu tür etkinlikleri yapmanın kendilerine mutluluk verdiğini belirtti. Ayrıca geçen sene de başka bir eğitim kurumunda bu tarz bir etkinlik yaptıklarını belirten Arı, çocukları mutlu etmenin önemli bir olay olduğunu sözlerine ekledi. "Onlara bu duyguyu yaşatmak ve yaşamak çok önemli" Wolkswagen Fun Club Başkanı Ayhan Arı çocuklar için bu tür etkinlikleri yapmanın çok keyifli olduğunu ifade ederek, "Geçen yıl da başka bir eğitim kurumunda yapmıştık. Ben dört çocuk aldım ve biraz önce konvoyda gezdirdim. Gelene kadar soruları bitmedi. O kadar mutlular ki, birisi diyor ‘ben de büyüyünce bundan alacağım’ diğeri diyor ki ‘abi hızlı gitsene, niye yavaş gidiyorsunuz?’ Onlara bu duyguları yaşatmak ve yaşamak çok önemli" şeklinde konuştu. "Amacımız sosyal farkındalık oluşturmak" Özel Eğitim Kurumu Müdürü Büşra Özel ise etkinliğin önemine şu şekilde dikkat çekti: "Bugünkü etkinlik, klasik nostaljik araçlarımızın da renkli hayatlarına dokunarak çocuklarımızda empati duygusunu geliştirmek, sosyal hayata bağlılıklarını artırmak, toplumda onların da yerinin olduğunu ve değerli olduklarını hissettirmek adına bir arada bulunuyoruz. Sosyal farkındalık oluşturma amacıyla böyle bir etkinlik düşündük. Onların duygu durumları, onların hayatlarının içerisinde kendimizden bir şey buluyoruz. Ne zaman canımız sıkılsa, ne zaman kendimizi kötü hissetsek aslında farklı bir pencerenin de olduğunu, onlarla birlikte olmanın çok daha özel olduğunu biliyoruz. Özel çocuklarımızla olmak bizler için çok kıymetli. Toplumda herkesin özel bireylere sahip çıkmasına, toplumda yer edinmeleri gerektiğinin farkında olmalarını rica ediyoruz" diye konuştu. "Çocuğumun düğünüymüş gibi hissettim" Düzenlenen etkinliğe özel çocuğu Beyza ile katılan Veli Hülya Dönmez ise bu etkinlikte çocuğunun keyifli vakit geçirdiğini vurgulayarak, "Beyza bana çok şey kattı. O, engelli ama değil. Bu etkinlikte çocuğum çok eğlendi. Çocuğumun mutlu olması çok önemli. Bana sanki çocuğumun düğünüymüş gibi hissettirdiler" değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Uraloğlu: "Hürmüz Boğazı’nda Türk sahipli 14 tane gemi var, 3 tane geminin çıkma talebi yok"
01 Nisan 2026 Çarşamba - 12:15 Bakan Uraloğlu: "Hürmüz Boğazı’nda Türk sahipli 14 tane gemi var, 3 tane geminin çıkma talebi yok" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Hürmüz Boğazı’ndaki Türk gemileriyle ilgili, "Boğaz’da Türk sahipli 14 tane gemi var. Dolayısıyla gemilerin bütün mürettebatıyla görüşme halindeyiz. 3 tane geminin çıkma talebi yok" dedi. Bakan Uraloğlu TBMM’deki AK Parti Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarını sorularını cevapladı. Hürmüz Boğazı’ndaki Türk gemilerinin son durumu hakkındaki soru üzerine Uraloğlu, "Önümüzdeki sıkıntı devam ediyor. Dışişleri Bakanlığımızın koordinasyonunda gemileri oradan çıkarabilir miyiz diye gayret içerisindeyiz. Boğaz’da Türk sahipli 14 tane gemi var. Dolayısıyla gemilerin bütün mürettebatıyla görüşme halindeyiz. 3 tane geminin çıkma talebi yok, belli operasyonlar için orada. Enerji üretimi için gemilerimiz var. Onun haricinde diğer gemileri çıkarma ile ilgili görüşmeler devam ediyor. Henüz gemileri çıkarma imkanı olmadı. Personelle ve kaptanlarla sürekli iletişim halindeyiz. İnsani problemlerinin olmadığını söylemek isterim. Yakından takip ediyoruz" cevabını verdi. Karadeniz’de Türk sahipli geminin vurulması ile ilgili soru üzerine Bakan Uraloğlu, "Bu olay vurulma mıdır, patlama mıdır uzmanlarımız takip ediyor. Ama dıştan bir müdahale olduğunu söyleyebilirim. Bizim karasularımızın dışında olan bir olaydır. Seferler anlamında genel bir problem yoktur" dedi.
Eğitim-Bir-Sen: "Kandıra’daki olayda mağdur edilen okul müdürümüz ve öğretmenimiz hakkındaki haksız uzaklaştırma tedbiri kararı derhal kaldırılmalıdır"
01 Nisan 2026 Çarşamba - 12:11 Eğitim-Bir-Sen: "Kandıra’daki olayda mağdur edilen okul müdürümüz ve öğretmenimiz hakkındaki haksız uzaklaştırma tedbiri kararı derhal kaldırılmalıdır" Eğitim-Bir-Sen, Kandıra Anadolu Kalkınma Vakfı Ballar İlkokulu’nda okul müdürü ve bir öğretmen hakkındaki uzaklaştırma kararına tepki göstererek, kararın kaldırılmasını istedi. Eğitim-Bir-Sen, Kandıra Anadolu Kalkınma Vakfı Ballar İlkokulu’nda okul müdürü ve bir öğretmenin görevden uzaklaştırılmasına ilişkin açıklama yaptı. Kararın haksız olarak verildiği ve derhal kaldırılması gerektiği belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Hakkında zaten okuldan uzaklaştırma kararı bulunan bir velinin hiçbir delil ve somut belge olmadan sadece ‘okul müdürü çocuğuma zarar verebilir’ beyanıyla başlattığı süreç, tam bir hukuk garabetine dönüşmüştür. Kandıra Aile Mahkemesi, 6284 Sayılı Kanun’u dayanak göstererek okul müdürü hakkında uzaklaştırma kararı vermiştir. Savunması dahi alınmayan okul müdürü, hakkındaki uzaklaştırma kararını jandarmanın tebliği ile öğrenmiştir. Olayın etkisi sürerken, aynı okulda bir başka velinin mesnetsiz beyanları üzerine bir kadın öğretmen hakkında da uzaklaştırma kararı verildiği kolluk kuvvetlerinin tebliğinden sonra öğrenilmiştir. 6284 sayılı Kanun’un sınırlarının açık ve net biçimde belirlenmemesi, nesnel ölçütlerin aranmaması ve tek taraflı beyanın esas alınması; kişisel husumet ya da haksız menfaat amacıyla ileri sürülen gerçeğe aykırı iddiaların ayıklanmasını zorlaştırmakta, aileyi korumaktan ziyade keyfiliğe ve istismara zemin hazırlayarak yeni mağduriyetler üretmektedir. Kandıra’daki bu vahim karar, istismarcıların önünü alabildiğine açacaktır. Kanun metnindeki ve uygulamadaki sorunlar giderilmediği takdirde haksız talebi reddedilen her kişi, bir beyanıyla öğretmenleri, müdürleri ve dilediği her kamu görevlisini görev yerinden uzaklaştırabilecek bir zemine kavuşacaktır. Bu zemin, tüm kamu hizmetlerinin aksatılması ve devlet-millet bütünleşmesinin zedelenmesi gibi tehlikeli sonuçlara gebedir. Eğitim-Bir-Sen olarak uyarıyoruz: Kandıra’daki olayda mağdur edilen okul müdürümüz ve öğretmenimiz hakkındaki haksız uzaklaştırma tedbiri kararı derhal kaldırılmalıdır."
Gölbaşı Belediyesi’nden sivrisinek ve haşerelerle 12 ay kesintisiz mücadele
01 Nisan 2026 Çarşamba - 11:22 Gölbaşı Belediyesi’nden sivrisinek ve haşerelerle 12 ay kesintisiz mücadele Gölbaşı Belediyesi, sivrisinek ve haşereleri kış aylarında başlatılan kışlak çalışmaları ve baharda yoğunlaştırılan larva mücadelesiyle kaynağında önlüyor. Gölbaşı Belediyesi, ilçe genelinde sivrisinek ve haşerelere karşı yürüttüğü çalışmaları yılın dört mevsimine yayarak sürdürüyor. Özellikle yaz aylarında artış gösteren haşere sorununa karşı önleyici adımları kış döneminde başlatan ekipler, popülasyon oluşmadan kaynağında müdahale ederek etkili bir mücadele yürütüyor. Belediye ekipleri tarafından rögarlardan kapalı alanlara kadar geniş bir yelpazede sürdürülen ‘kışlak mücadelesi’ kapsamında haşerelerin üreme alanları kontrol altına alınıyor. Baharın gelmesiyle birlikte çalışmalar en kritik aşamalardan biri olan larva dönemine odaklandı. İlçe genelinde gerçekleştirilen saha taramalarında en küçük su birikintilerinde dahi ilaçlama ve kontrol çalışmaları titizlikle sürdürülüyor. Yapılan ilaçlamalarda doğaya ve doğal yaşama zarar vermeyen ilaçlar kullanılıyor. Gölbaşı Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında sokaklar, mahalleler ve parklar düzenli olarak kontrol edilerek, vatandaşların sağlıklı bir çevrede yaşamaları hedefleniyor. "En küçük su birikintisini dahi göz ardı etmiyoruz" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, yürütülen çalışmaların sadece belirli dönemlerle sınırlı olmadığını belirterek, "Gölbaşı’mız hepimizin huzur içinde nefes aldığı, doğasıyla öne çıkan çok kıymetli bir yaşam alanı. Bu eşsiz tabiatın sunduğu huzuru korumak ve sürdürülebilir kılmak adına belediye olarak arka planda yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Sivrisinek ve haşere ile mücadele, çoğu zaman sadece yaz aylarında gündeme gelen bir konu gibi görülse de bizler bu süreci yılın 12 ayına yayıyoruz. Çünkü biliyoruz ki asıl başarı, sorunu ortaya çıkmadan önlemektir. Kış aylarında başlattığımız kışlak mücadelesiyle haşerelerin üreme alanlarını daha oluşmadan kontrol altına alıyoruz. Rögarlar, kapalı alanlar ve potansiyel risk taşıyan tüm noktalar ekiplerimiz tarafından düzenli olarak denetleniyor. Bahar aylarının gelmesiyle birlikte ise çalışmalarımızı daha da yoğunlaştırarak larva dönemine odaklanıyoruz. Bu süreç, mücadelenin en kritik aşamalarından biridir. Henüz uçkun hale gelmeden, yani çoğalmadan önce müdahale etmek, hem daha etkili hem de çevre açısından daha sağlıklı bir yöntemdir. Ekiplerimiz sahada büyük bir titizlikle çalışıyor. En küçük su birikintisini dahi göz ardı etmiyoruz. Çünkü çok küçük bir su kaynağı bile ciddi bir üreme alanına dönüşebiliyor. Bu bilinçle hareket ederek Gölbaşı’nın her noktasını düzenli olarak tarıyor, vatandaşlarımızın sağlığını tehdit edebilecek unsurları ortadan kaldırıyoruz. Amacımız, hemşehrilerimizin yaz aylarını daha huzurlu, daha sağlıklı ve daha konforlu geçirmelerini sağlamak. Bu doğrultuda çalışmalarımızı aynı kararlılıkla sürdürecek, Gölbaşı’nı her anlamda daha yaşanabilir bir ilçe haline getirmeye devam edeceğiz" dedi.
TZOB Başkanı Bayraktar: "Markette 41 ürünün 33’ünde fiyat artışı, 8’inde ise fiyat azalışı görüldü"
01 Nisan 2026 Çarşamba - 11:14 TZOB Başkanı Bayraktar: "Markette 41 ürünün 33’ünde fiyat artışı, 8’inde ise fiyat azalışı görüldü" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Mart ayında markette 41 ürünün 33’ünde fiyat artışı, 8’inde ise fiyat azalışı görüldü" dedi. TZOB Başkanı Bayraktar, mart ayı üretici market fiyatlarını değerlendirdi. Mart ayında marketteki 41 ürünün 33’ünde fiyat artışı, 8’inde ise fiyat azalışı görüldüğünü dile getiren Bayraktar, fiyatı en fazla artan ürünün de yüzde 119,1 ile karnabahar olduğunu açıkladı. Mart ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 275,8 ile karnabaharda görüldüğünü ifade eden Bayraktar, açıklamasına şöyle devam etti: "Karnabahardaki fiyat farkını yüzde 265 ile portakal, yüzde 239,6 ile pırasa, yüzde 205,1 ile limon, yüzde 187,2 ile maydanoz takip etti. Karnabahar 3,8 kat, portakal 3,6 kat, pırasa 3,4 kat, limon ise 3,1 kat fazlaya satıldı. Üreticide 23 lira 76 kuruş olan karnabahar markette 89 lira 29 kuruşa, 13 lira 71 kuruş olan portakal 50 lira 4 kuruşa,16 lira 64 kuruş olan pırasa 56 lira 51 kuruşa, 31 lira 87 kuruş olan limon 97 lira 23 kuruşa, 8 lira 56 kuruş olan maydanoz 24 lira 57 kuruşa satıldı. Mart ayında fiyatı en fazla artan ürün markette karnabahar, üreticide sivri biber olurken, fiyatı en fazla düşen ürün hem markette hem de üreticide kabak oldu." "Markette 41 ürünün 33’ünde fiyat artışı, 8’inde ise fiyat azalışı görüldü" Market fiyatlarını değerlendiren Bayraktar, "Mart ayında markette 41 ürünün 33’ünde fiyat artışı, 8’inde ise fiyat azalışı görüldü. Mart ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 119,1 ile karnabahar oldu. Karnabahardaki fiyat artışını yüzde 91,3 ile sivri biber, yüzde 75,2 ile domates, yüzde 61,2 ile patlıcan ve yüzde 48,7 ile marul takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 50,4 ile kabak oldu. Kabaktaki fiyat düşüşünü yüzde 18,3 ile salatalık, yüzde 6,5 ile fındık, yüzde 5,8 ile yumurta ve yüzde 4,6 ile yeşil soğan izledi" diye konuştu. "Mart ayında üreticide 32 ürünün 14’ünde fiyat artışı olurken, 9’unda fiyat düşüşü görüldü" Üretici fiyatlarına dair konuşan Bayraktar, "Mart ayında üreticide 32 ürünün 14’ünde fiyat artışı olurken, 9’unda fiyat düşüşü görüldü. 9 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 55,1 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat düşüşünü yüzde 49 ile salatalık, yüzde 29,2 ile limon, yüzde 23 ile portakal ve yüzde 14,5 ile elma izledi. Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 93,1 ile sivri biberde görüldü. Sivri biberdeki fiyat artışını yüzde 92,2 ile karnabahar, yüzde 70,9 ile marul, yüzde 64,3 ile domates ve yüzde 45 ile kuru soğan izledi" şeklinde konuştu. "Geçtiğimiz ay yaşanan sel ve su baskınları fiyatların artmasına yol açtı" Üretici fiyat değişiminin nedenlerini anlatan Bayraktar, "Geçtiğimiz ay yaşanan sel ve su baskınları nedeniyle domates, sivri biber ve marulda arz azaldı. Bu da fiyatların artmasına yol açtı. Kuru soğanda ise ihracata verilecek teşvik beklentisi, üretici fiyatlarını bir miktar artırdı. Karnabaharda arzdaki azalma fiyatları yükseltti. Son günlerde hava şartlarının iyi gitmesiyle daha sık hasat edilebilen salatalık ve kabak ürünlerinde arz arttı, bu da fiyatların düşmesine sebep oldu. Portakalda sezonun sonuna gelinmesiyle birlikte talepteki azalma fiyatları düşürdü. Limonda alınan ithalat rejimi kararı piyasa fiyatlarını etkiledi ve üretici fiyatı düştü. Elmada ise talepteki azalma fiyatları düşürdü" dedi. "Mart ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 22,3 oranında artarken, yıllık yüzde 57,9 oranında arttı" Girdi fiyatlarında yaşanan değişimlere dair açıklamada bulunan Bayraktar, "Ziraat odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; mart ayında şubat ayına göre amonyum nitrat gübresi yüzde 26,5, amonyum sülfat gübresi yüzde 23,3, ÜRE gübresi yüzde 19,5, DAP gübresi yüzde 9,6, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 8,3 oranında artış gösterdi. Geçen yılın mart ayına göre son bir yılda üre gübresi yüzde 62,1, amonyum sülfat gübresi yüzde 62, amonyum nitrat gübresi yüzde 57,7, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 48,4, DAP gübresi yüzde 47,9 oranında arttı. Mart ayında bir önceki aya göre süt yemi fiyatı yüzde 4,7, besi yemi yüzde 4; son bir yılda besi yemi yüzde 37,3, süt yemi yüzde 34,1 oranında arttı. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 12,8 oranında artarken, tarım ilacı fiyatları yüzde 27,8 oranında arttı. Mart ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 22,3 oranında artarken, yıllık yüzde 57,9 oranında arttı" ifadelerini kullandı.
TVHB Başkanı Eroğlu: "Dehşet anları, uzun süredir biriken ihmallerin ve sistematik yetersizliklerin sonucudur"
01 Nisan 2026 Çarşamba - 10:45 TVHB Başkanı Eroğlu: "Dehşet anları, uzun süredir biriken ihmallerin ve sistematik yetersizliklerin sonucudur" Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Konya’da toplu halde ölü bulunan köpekler ve Eskişehir Bozüyük’te bir barınakta açlık ve bakımsızlık nedeniyle bir köpeğin ölmüş başka bir köpeğin bedenini tükettiği dehşet anları, uzun süredir biriken ihmallerin ve sistematik yetersizliklerin sonucudur" dedi. TVHB Başkanı Eroğlu, Konya’da toplu halde ölü bulunan köpekler ve Bilecik’in Bozüyük ilçesinde bir barınakta açlık ve bakımsızlık nedeniyle bir köpeğin ölmüş başka bir köpeğin bedenini tükettiği görüntülere dair yazılı açıklama yaptı. Görüntülerin biriken ihmaller ve sistematik yetersizlikler sonucu yaşandığını belirten Eroğlu, barınakların düzenli ve şeffaf biçimde denetlenmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. "Dehşet anları, uzun süredir biriken ihmallerin ve sistematik yetersizliklerin sonucudur" Eroğlu, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Türkiye’nin farklı illerinden art arda gelen ve kamuoyuna yansıyan görüntüler, hayvanlara yönelik ihmalin ve kötü muamelenin ulaştığı vahim boyutu gözler önüne sermektedir. Konya’da toplu halde ölü bulunan köpekler ve Bozüyük’te bir barınakta açlık ve bakımsızlık nedeniyle bir köpeğin ölmüş başka bir köpeğin bedenini tükettiği dehşet anları, uzun süredir biriken ihmallerin ve sistematik yetersizliklerin sonucudur. Hayvan refahı şartlarının sağlanması beklenen bu dönemde karşımıza çıkan bu tablo, toplumsal vicdanda derin bir yara açmaya devam etmektedir. Bir barınakta bir hayvanın açlık ya da başka nedenlerle bir hayvanın bedenini tüketmesi, bakım ve beslenme ve tedavi şartlarının tamamen çöktüğünü göstermektedir. Toplu ölümler ise süregelen denetimsizlik ve yetersizliğin açık bir sonucudur. Dönem dönem gündeme gelen bu tür olaylar kabul edilemediği gibi yapısal sorunlara da işaret etmektedir. Hayvanların uzun süreli açlık, hastalık ve bakımsızlık içinde bırakılması, doğrudan sorumluluk doğuran bir durumdur." "Barınakların düzenli ve şeffaf biçimde denetlenmesi zorunludur" Basına yansıyan görüntülerin mevcut denetim mekanizmalarının etkin şekilde işlemediğini ortaya koyduğunu belirten Eroğlu, "Barınakların düzenli ve şeffaf biçimde denetlenmesi, hayvanların yeterli beslenme, tedavi ve bakım hizmetlerine erişiminin sağlanması zorunludur. Bu süreçlerde yeterli sayıda veteriner hekimin ilgili alanlarda aktif ve yetkin şekilde görev alması hayvan sağlığı ve refahının teminatı olacaktır. Benzeri acı görüntülerin yaşanmaması için yerel yönetimler başta olmak üzere ilgili tüm kurumların sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmesi beklenmektedir. Bu olaylarda ihmali veya kusuru bulunan herkesin yargı önünde hesap vermesi gerekmektedir. Soruşturmaların etkin şekilde yürütülmesi ve gerekli yaptırımların uygulanması, benzer olayların tekrarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır" dedi. "Hayvanların sağlıklı, güvenli ve refah içinde yaşayabildiği bir sistemin kurulması ortak sorumluluktur" Toplumların gelişmişlik düzeyinin en savunmasız canlılara gösterilen özenle ölçüldüğünü vurgulayan Eroğlu, "Bugünlerde ortaya çıkan bu görüntüler, asla kabul edilebilir değildir. Hayvanların sağlıklı, güvenli ve refah içinde yaşayabildiği bir sistemin kurulması ortak sorumluluktur. Bu sorumluluğun tam olarak yerine getirilmemesi, benzer acı tabloların tekrar yaşanmasına neden olmakta ve olmaya devam edecektir. Hayvan refahını esas alan, bilimsel temellere dayalı ve sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmesi zaruridir. Barınakların kapasite ve yönetim anlayışının gözden geçirilmesi, yeterli veteriner hekim ve yardımcı personel istihdamı ve süreçlerin vicdani ve etik ilkelere uygun şeffaf biçimde yürütülmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur. Ülkemizin bu görüntülerle anılmaması, hayvanların yaşam hakkının güvence altına alındığı bir yapının ivedilikle kurulmasına bağlıdır. Bu doğrultuda, gerekli tüm adımların kararlılıkla atılması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz" ifadelerini kullandı.