Yerel Haberler
Ankara
ABB’deki konser harcamalarına ilişkin davada 3 tutuklu sanık tahliye oldu
31 Mart 2026 Salı - 20:21 ABB’deki konser harcamalarına ilişkin davada 3 tutuklu sanık tahliye oldu Ankara Büyükşehir Belediyesinin (ABB) 2021-2024 dönemindeki konser harcamalarının, "kamu zararına sebebiyet verdiği" iddiasıyla 3’ü tutuklu 14 sanığın yargılandığı davada ara karar çıktı. Mahkeme tutuklu sanıkların tahliyesine karar verdi. Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar ABB eski Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Hacı Ali Bozkurt, Festiva ve Enfest Organizasyon şirket sahibi Selahattin Çelikkaya, Evren Teknik Grup Müzik Organizasyon şirketi sahibi Onur Evren ile tutuksuz sanıklar ABB eski Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili Haluk Erdemir, ABB eski Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkan Vekili Hüseyin Zehir, Universe Prodüksiyon organizasyon şirketi sahibi Sıla Evren, Festiva ve Enfest Organizasyon şirketi ortağı Kaan Alp, ABB çalışanı Celal Akbaş, Gurudan Turizm Organizasyon şirketi sahibi Arda Akman, Yalınayak Gıda Organizasyon şirketi sahibi Eren Demir, ABB çalışanı Kurtuluş Bakır, Yalınayak Gıda Organizasyon şirket ortağı Levent Erdoğan ve Craft Sanat Organizasyon şirketi sahibi Üstün Alpay ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme başkanı bu celse tanık dinleneceğini belirtti. "Uzunoğlu’nun bilgisi dışında kurum içinde en küçük bir değişikliğin dahi yapılması mümkün değildi" Ankara Büyükşehir Belediyesinde (ABB) konser organizasyonuyla ilgilendiğini ifade eden tanık C.T., "2024 yılı itibarıyla konser ücretlerinde ciddi artışlar yaşandı ve bu durum geniş kesimler tarafından eleştiriliyordu. Fiyatların fahiş olduğu yönündeki şikayetler özellikle dile getiriliyordu. Bu geri bildirimleri sanıklar Hacı Ali Bozkurt ve Haluk Erdemir’e ayrıca Nevzat Uzunoğlu’na iletiyordum. Uzunoğlu’nun bilgisi dışında kurum içinde en küçük bir değişikliğin dahi yapılması mümkün değildi" diye konuştu. Tanık F.K. ise, 2019 yılı seçimlerinden itibaren ABB’de iştirak şirketi üzerinden görevlendirildiğini ve 3 daire başkanıyla çalıştığını söyleyerek, "Hacı Ali Bozkurt emekli olduktan sonra ben de işten ayrıldım. Kendisiyle aramızda adeta baba-kız ilişkisi vardı. İş ilişkimiz sona ermiş olsa da kendisine saygı duyarım; ancak ne yazık ki güzel ayrılmadık, aramızda tartışma yaşandı. Süreç, Selahattin Bey ile yaşadığımız bazı anlaşmazlıklarla başladı. Bu durumu birkaç kez başkana ilettim. Zaman zaman barıştık ancak Selahattin Bey’in egolu bir tavrı olduğunu düşünüyordum. Ali Başkan emekli olduğu gün ayrılmak istediğimi söyledim, bana ’Git güzel kardeşim buradan’ dedi. ’Yolun açık olsun’ diyerek vedalaştık. Mamak Aile Başkanlığı’na verilmemin ardından herhangi bir gerekçe gösterilmeden görevden alındım ve evime oldukça uzak olan Sincan Rehabilitasyon Evi’ne gönderildim" dedi. "Ali Başkan’ın kültürel faaliyetleri artırma isteği nedeniyle etkinliklerin bu dönemde artış gösterdiğini düşünüyorum" Görev yaptığı dönemde yoğun şekilde konser organizasyonları gerçekleştirildiğini söyleyen tanık F.K. "Normal işleyişte firmalar aracılığıyla sanatçılar belirlenirdi. Ali Başkan’ın bu alanda deneyimli olması nedeniyle süreci etkin şekilde yönettiğini düşünüyordum. Toplantılarda bulunmadığım için sürecin detaylarına vakıf değilim; ancak Selahattin Bey’in sık sık Ali Başkan ile görüştüğünü biliyorum. Bu görüşmelerin içeriğine şahit olmadım. Ali Bozkurt ile iyi bir ilişkimiz olduğu için zaman zaman sohbet eder, bazı isimleri kendisinden duyardım. Daha önce çalıştığım iki daire başkanı döneminde özel konserler düzenlenmemişti. Ali Başkan’ın TRT kökenli olması ve kültürel faaliyetleri artırma isteği nedeniyle etkinliklerin bu dönemde artış gösterdiğini düşünüyorum" ifadelerinde bulundu. İhalelere ilişkin söylentilerin kamuoyunda yayıldığını, fiyatların yüksekliği nedeniyle bazı çalışanların imza atmaktan çekindiğini duyduğunu söyleyen tanık F.K., "Ayrıca son dönemlerde Osman Cem Taşbaş ile Hacı Ali Başkan’ın arasının, yine fiyatların yüksekliği nedeniyle açıldığını biliyorum; ancak bunlar benim duyumlarımdır. Kültür Etkinlikleri Şube Müdürlüğü’nde saha personeli olarak çalışan bir arkadaşımız vardı. Bir gün belediye başkanlığına giderken araç bulamayınca Onur Bey’in aracına bindiğini söyledi. Orada bir saat bulunduğunu, bu saatin Ali Başkan’a verileceğini iddia ederek bunu çevresine yaydı. Daha sonra bu kişi başka bir müdürlüğe gönderildi. Aradan yaklaşık iki ay geçmişti. Ali Başkan, odasına izinsiz girildiğini söyledi. Odanın anahtarı bende ve birkaç kişide daha vardı; görevimiz odayı düzenlemekti. Odayı düzenlerken bir Rolex poşeti gördüm. Ben yalnızca saatin poşetini gördüm. Bu poşetin fotoğrafını, o sırada telefonda konuştuğum Osman Cem Taşbaş’a göstermek amacıyla çektim. Ancak bu görüntüyü kesinlikle sosyal medyada paylaşmadım" dedi. Avukat beyanlarının ardından savcı mütalaasını açıkladı. Tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamını talep eden savcı tanığın zorla getirilmesine şeklinde mütalaa açıkladı. Ardından ara kararını açıklayan mahkeme sanıkların tutuklulukta geçirdikleri süre, delillerin toplanmış olması, tanıkların dinlenmesi ve savunmaların alınması ile tanıklar üzerinde baskı kurulması ihtimalinin ortadan kalktığını değerlendirdi. Mahkeme, kaçma ve delilleri karartma ihtimalinin bulunmadığı, bu aşamadan sonra tutukluluğun amacına hizmet etmeyeceği ve ölçülülük ilkesine aykırı olacağı gerekçesiyle sanıkların adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyelerine, diğer sanıklar yönünden adli kontrol tedbirlerinin devamına ve bilirkişi raporunun beklenmesine karar vererek duruşmayı 7 Temmuz’a erteledi. Olayın geçmişi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede ABB Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Hacı Ali Bozkurt, eski belediye çalışanları Haluk Erdemir ve Selahattin Çelikkaya ile bazı özel şirket yöneticileri dahil toplam 14 kişi şüpheli olarak yer aldı. İddianamede, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu’nun raporuna dayanarak, belediyenin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22/b maddesini usulsüz biçimde kullanarak konser hizmeti alımlarını "tek kaynaktan temin" yöntemiyle gerçekleştirdiğini, bu yolla belediyenin zarara uğratıldığını belirtildi. Mülkiye müfettişlerinin 31 Ocak 2025 tarihli raporunda, konser organizasyonlarının mevzuata aykırı şekilde belirlenen firmalar üzerinden yapıldığı, piyasa fiyat araştırması yapılmadığı, bazı konser bedellerinin "rayiç değerlerin oldukça üzerinde" belirlendiği anlatıldı. İddianamede, şüphelilerin "Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kaynaklarını kamu yararına aykırı biçimde kullanarak zimmet suçunu işledikleri" ifade edildi. İddianamede, sanıklar eski Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Hacı Ali Bozkurt, eski Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili ve Daire Başkan Vekili Haluk Erdemir, eski Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkan Vekili Hüseyin Zehir, Evren Teknik Grup Müzik Organizasyon Şirketi sahibi Onur Evren, Festiva ve Enfest Organizasyon Şirketi ortağı Selahattin Çelikkaya, Universe Prodüksiyon Şirketi sahibi Sıla Evren, Festiva ve Enfest Organizasyon ortağı Kaan Alp ile ABB çalışanı Celal Akbaş hakkında, eylemlerini bir suç işleme kararı kapsamında farklı tarihlerde gerçekleştirdikleri gerekçesiyle "zincirleme şekilde nitelikli zimmet" suçundan 31’er yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istendi.
SGK açıkladı: Son ödeme süresi 7 Nisan’a uzatıldı
31 Mart 2026 Salı - 19:33 SGK açıkladı: Son ödeme süresi 7 Nisan’a uzatıldı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Mali Otomasyon Sistemi (MOSIP) altyapısında bazı hizmetlere erişilmesinde gecikme meydana gelmesinden dolayı son ödeme günü bugün olan borçların ödeme gününün 7 Nisan’a kadar uzatıldığını duyurdu. SGK tarafından yapılan açıklamada, "Kurum muhasebe işlemlerinin yürütüldüğü Mali Otomasyon Sistemi (MOSIP) altyapısında yapılan güncelleme çalışmalarından dolayı bazı hizmetlere erişilmesinde gecikmeler meydana gelmiştir. Meydana gelen gecikmelerden dolayı 5510 sayılı Kanunun, 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında sigortalı çalıştıran işyerlerinin, 4 üncü maddesinin birinci fikrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılar ile diğer sigortalılar ve genel sağlık sigortalılarının, cari dönem sigorta prim borçlarının, yapılandırma/taksitlendirme/6183-48 inci madde taksitlendirme borçlarının, diğer her türlü borcun ve 5510 sayılı Kanununa ve ilgili kanunlara göre yapılan borçlanma (3201 sayılı Kanuna göre yapılanlar dahil) ve ihya kapsamındaki borçların son ödeme tarihi 31/03/2026 olanların ödeme süresi 7 Nisan 2026 tarihi saat 23:59’a kadar uzatılmış olup bu tarihe kadar yapılacak ödemeler yasal süresi içerisinde yapılmış sayılacaktır. Sigorta prim teşvik ve desteklerinden yararlanmaya devam edilebilmesi, süresinde ödenmeyen primler nedeniyle gecikme cezası ve gecikme zammına maruz kalınmaması ve yapılandırma ödeme planlarının ihlal edilmemesi açısından belirtilen tarihe kadar ilgili borçların ödenmesi önem arz etmektedir" denildi.
AK Parti Etimesgut İlçe Başkanı Şankazan: "Etimesgut Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturmayı yakından takip ediyoruz"
31 Mart 2026 Salı - 19:15 AK Parti Etimesgut İlçe Başkanı Şankazan: "Etimesgut Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturmayı yakından takip ediyoruz" AK Parti Etimesgut İlçe Başkanı Yasin Şankazan, "Etimesgut Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturmayı yakından takip ediyoruz. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklama doğrultusunda sürecin hukuki bir zeminde ilerlediği açıktır" dedi. AK Parti Etimesgut İlçe Başkanı Yasin Şankazan, Etimesgut Belediyesine yönelik gerçekleştirilen soruşturma hakkında açıklama yaptı. Şankazan, "Etimesgut Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturmayı yakından takip ediyoruz. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklama doğrultusunda sürecin hukuki bir zeminde ilerlediği açıktır. Kamu kaynaklarının kullanımı noktasında şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu hakkının korunması en temel önceliğimizdir. Bu kapsamda yürütülen her türlü inceleme ve soruşturmanın sonuna kadar takipçisi olduğumuzu ifade etmek isteriz" ifadelerini kullandı. Usulsüzlük varsa bunun hukuk önüne hesabının sorulması gerektiğini vurgulayan Şankazan, "Hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz. Eğer ortada bir usulsüzlük varsa, bunun hukuk önünde hesabının sorulması en doğal ve gerekli süreçtir. Bizler AK Parti teşkilatı olarak; milletimizin emanetine sahip çıkma, kamu kaynaklarını koruma ve her şartta adaletin yanında durma kararlılığımızı sürdürüyoruz. Etimesgutlu hemşehrilerimizin menfaati doğrultusunda, Süreci tüm yönleriyle takip etmeye devam edeceğiz" dedi.
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu mağdur aileleri dinledi
31 Mart 2026 Salı - 19:15 TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu mağdur aileleri dinledi Çocukların suça sürüklenmesine yol açan nedenlerin tüm boyutlarıyla incelenerek koruyucu ve önleyici mekanizmalar geliştirilmesi ile çocukların toplumsal yaşama etkin katılımlarının sağlanması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla kurulan TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu mağdur aileleri dinledi. AK Parti İstanbul Milletvekili Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplanan TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu mağdur aileleri dinledi. Komisyonun başında İstanbul’da bıçaklanarak yaşamını yitiren Atlas Çağlayan’ın ikiz kardeşi Doruk Çağlayan’ın mektubu okundu. Doruk’un mektubunun okunduğu sırada salonda duygulu anlar yaşandı. "Atlas can verirken canımın nasıl acıdığını kelimelerle keşke ifade edebilsem ama karşılığı yok" Yasama Uzmanı Sezen Civelek Tokgöz tarafından okunan Doruk’un mektubun’da şu ifadeler yer aldı: "Tam 75 gün önce caminin çay bahçesindeydik, Atlas yanımıza gelmek için annemi beklemişti; sanki vedalaşmak istemişti. Biz kafede otururken yanımıza sonradan geldi, hepimiz telefonlarımızla ilgileniyorduk her zamanki gibi. Arkadaşlarımızdan biri o katille ’Ne bakıyorsun?’ diyaloğuna girdiler, kafe sahibi de ’Kavganızı dışarıda yapın’ diyerek bizi dışarıya yönlendirdi. Tam çıkarken Atlas’a seslendim, hissettim bir şey olacağını biliyor musunuz ama Atlas beni duymadı, ne olacağını tahmin bile edemedi. Biz o kadar temiz düşünüyorduk ki aklımıza böylesi korkunç bir şey gelmedi. Anlatmak istemiyorum gerçekten ama bilin ki ben orada canımı kaybettim. ’Ambulans ambulans’ diye çığlıklar atıp kendimi yerlere attım. Atlas can verirken canımın nasıl acıdığını kelimelerle keşke ifade edebilsem ama karşılığı yok. Hastanede yalvardım ’Kurtarın kardeşimi’ diye ama canice kalbinden bıçaklanmıştı. Sonra ’Atlas’ı kaybettik’ dedi doktor. Dünyam yıkıldı, hayat durdu, ben de öldüm o an." "Babası suç aletini nehre atıyor, kanlı çamaşırları yıkanıyor" Edirne’de vücuduna aldığı 30 bıçak darbesiyle hayatını kaybeden 15 yaşındaki Gülden Coni’nin kardeşi Nuran Alüzrek, "Kardeşimi katleden katil, cinayet yerinden üç dakika içerisinde evde oluyor, kanlı eşyalarıyla eve gidiyor, o an teyzesi ve kardeşi evdeymiş. Direkt aile suç delillerini yok ediyor, babası suç aletini nehre atıyor, kanlı çamaşırları yıkanıyor. Üç dakika sonra evde olmasına rağmen ailesi kardeşime bir ambulans çağırsaydı, bir müdahale etseydi belki kardeşim şu an yanımızda olacaktı. Hiçbir şekilde müdahale etmiyorlar ve kardeşimin cesedi tam sekiz saat boyunca okul bahçesindeki o soğuk betonda kalıyor. Üç mahkeme gördük, ikinci celsede karar verildi, katile 20 sene ceza verildi. 15 yaşa göre en üst ceza 20 seneymiş, tabii İnfaz Yasası’na gidince 12 seneye düşürülüyor. Sonrasında tabii bu üst mahkemeye gitti, üst mahkeme bunu bozdu o kadar delillere rağmen. Planlı olduğunun delilleri var elimizde, mesela cinayetten iki gün önce arkadaşına (Ben Gülden’i öldüreceğim’ diye söylüyor" dedi. "Siz şimdi buna nasıl çocuk diyebilirsiniz?" Komisyon, Nuran Alüzrek’in konuşmasının ardından İstanbul’da bıçaklanarak yaşamını yitiren Atlas Çağlayan’ın annesi Gülhan Ünlü’yü dinledi. Ünlü, "Biz o gece Atlas’ı kaybettik ama bu grup aslında içeride Atlas’ı katletmek için planlar yapmışlar ifadelerde de var, kamera kayıtlarında da var. Zaten o akşam ‘Kavga çıkartalım’ diye kendi aralarında konuşmuşlar, katil bunu zaten açıkça dile getirmiş. Şimdi, ben çocuk diyemiyorum bunlara yani benim çocuğumu katleden 15 yaşında da olsa, 13 yaşında da olsa, 12 yaşında da olsa eline o bıçağı alıp sokağa çıkana, orada o planı yapana ‘Sen de çocuksun, senin de bir geleceğin olsun’ diyemiyorum, demek de istemiyorum. Benim çocuğum çocuk değil miydi? Benim çocuğum sağlıkçı olmak istiyordu, belki birçoğunuzu tedavi edecekti benim çocuğum. Şimdi, Atlas’ın telefonuna bakıyoruz, katilin telefonuna bakıyoruz; Atlas’ın telefonunda hep iyi şeyler, hep olması gerektiği, yaşının gerektirdiği şeyler, hatta yaşının gerektirdiğinden fazla iyi şeyler var. Katilin telefonuna bakıyoruz, elinde silah, tehdit, TikTok hesaplarında ‘Öyle de yaparız, böyle de yaparız’ şeklinde mesajlar var. Siz şimdi buna nasıl çocuk diyebilirsiniz" ifadelerini kullandı. "Emniyet güçleri ellerim kelepçeli bir şekilde beni alıyorlar. Neymiş, karşı taraf benden davacıymış" Ankara’nın Keçiören ilçesinde annesini ve kız kardeşini korumak isterken bıçaklanarak yaşamını yitiren 22 yaşındaki Hakan Çakır’ın Şahin Çakır yaşadıklarını ve duygularını anlattı. Çakır, "Bizim içimizin en çok yandığı kısım, büyük oğlum hastanede ölüm kalım savaşı verirken katil zanlılarının yaşları gereği bu SSÇ’ler emniyet güçlerinin elinden hastane kontrolünden kaçıyor gece. Bizler yoğun bakımdayız, onlar elinden kaçırıyorlar; bizim başımızda da emniyet güçleri bekliyor yaralıyken, onların başında beklemesi gerekirken onlarda hiçbir şey yok, ne ölü ne yaralı var, kimse yokken hastaneden kaçıyorlar. Ondan sonra, biz üç gün yattıktan sonra beni hastaneden alıyorlar benim ellerim kelepçeli bir şekilde. Neymiş? Karşı taraf benden davacıymış. Beni sanık olarak aldılar ellerim kelepçeli. Ben hastaneden çıkar çıkmaz. Oğlumun ölüm haberini alıyorum çıkarken, onu bile görmeden ellerim kelepçeli karakola gidiyorum, bir gün nezarette kalıyorum, o gece de nezarette kaldım. Ertesi gün savcılığa çıkıp bizi gönderdiler" dedi.
Bakan Uraloğlu: "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız"
31 Mart 2026 Salı - 19:14 Bakan Uraloğlu: "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "5G’yi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleri, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımlarıyla 5G hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen törenle hizmete alındı. Törende konuşan Abdulkadir Uraloğlu, haberleşme ve bilişim sektörünün, bugünün en stratejik alanlarından biri olduğunu vurguladı. Bakan Uraloğlu, bilgi teknolojilerinin, yapay zekanın, siber güvenliğin ve yüksek hızlı bağlantının; ülkelerin ekonomik kalkınmasında, rekabet gücünde ve milli güvenliğinde hayati rol oynadığını dile getirdi. Uraloğlu, Türkiye olarak, son çeyrek asırda vizyoner Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde eşsiz altyapı hamleleri yaparak kararlı adımlar attıklarını kaydetti. Uraloğlu, bir ülkenin haberleşme sistemlerinin ne kadar kapsayıcı, hızlı ve dirençliyse; dijitalleşme kapasitesinin de o ölçüde yüksek olduğunu vurguladı. Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu noktada bizleri bir araya getiren 5. Nesil Mobil Haberleşme Hizmetleri, kısa adıyla ‘5G’, sadece bir teknoloji değil; ülkemizin ekonomisini, sanayisini, sağlığını, ulaşımını ve tarımını dönüştürecek bir çağın adıdır. 5G, yalnızca daha hızlı bir internet değil; aynı zamanda daha akıllı, daha güvenli ve daha verimli bir geleceğin anahtarıdır. Kullanmakta olduğumuz 4.5G’ye kıyasla 10 kat daha hızlı veri aktarımı, ultra düşük gecikme süreleri ve yoğun cihaz bağlantısı kapasitesiyle 5G, Türkiye’yi dijital dönüşümün merkezine taşıyacaktır." Uraloğlu, söz konusu teknolojiyle hayatın her alanını dönüştürecek yeni bir altyapı sunduklarını kaydederek "Ulaşımda tam otonom sürüş ve akıllı yol uygulamalarıyla yol güvenliği artacak, trafik daha verimli yönetilecek. Sanayide akıllı fabrikalar, otonom robotlar ve anlık veri analiziyle üretim süreçleri optimize edilecek. Akıllı şehirlerde enerji yönetiminden otopark sistemlerine kadar her alanda yenilikçi çözümler hayat bulacak" dedi. Uzak köylerdeki öğrencilerin, yüksek çözünürlüklü ve artırılmış gerçeklik destekli içeriklerle dünya standartlarında eğitime erişebileceğini de söyleyen Uraloğlu, 5G’nin ağ dilimleme teknolojisinin de özel sanal ağlar oluşturarak her sektöre özel çözümler sunacağına dikkati çekti. "5G’yi daha güçlü ve hazır bir altyapıyla başlatıyoruz" Uraloğlu, Türkiye’de 5G’ye geçiş sürecini, teknik hazırlıklar, regülasyonlar, yerli üretim politikaları ve pilot uygulamalarla çok aşamalı bir stratejiyle yürüttüklerini vurguladı. Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bu strateji kapsamında, 2019 yılından itibaren İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere çeşitli lokasyonlarda 5G teknolojisine yönelik deneme izinleri verdik. İstanbul Havalimanı, dört büyük futbol kulübünün stadyumları, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Çankaya Köşkü gibi sembol yerlerde, 5G hizmetlerinin sunulmasına izin verdik. Bu uzun soluklu hazırlık dönemi sayesinde bugün geldiğimiz noktada, 5G’yi daha güçlü ve hazır bir altyapıyla başlatıyoruz." Bakan Uraloğlu, Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom’un rekabetiyle 16 Ekim 2025’te gerçekleştirdikleri 5G yetkilendirme ihalesi neticesinde 3 milyar 534 milyon dolar gelir elde ettiklerini hatırlattı. "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" 5G yetkilendirme ihalesinde işletmecilere yıllara göre artan şekilde yüzde 60’a varan oranlarda yerli malı belgeli ürün ve yüzde 30’a varan oranlarda milli haberleşme ürünü kullanımı yükümlülüğü getirdiklerini de söyleyen Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "81 ilimizde başlayacak 5G hizmetleri, 31 Aralık 2042’ye kadar sürecek yetkilendirme dönemi boyunca bu yerli-milli ruhu taşıyacaktır. 5G’yi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız." Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Yüzyılı’nda "Dijital Türkiye" hedefiyle çizdiği yol haritasının, bugün somut bir zaferle taçlandığını dile getiren Uraloğlu, "Türkiye, bu teknolojik dönüşümde sadece bir tüketici değil; yazılımı ve donanımıyla oyun kurucu bir aktör olma yolunda kararlılıkla ilerlemektedir. Yüksek vizyonunuz, sadece bugünü değil, geleceğimizi aydınlatan bir meşale niteliğindedir. 5G altyapımız Türkiye’yi dijital çağın lider ülkeleri arasına taşıyacak bir köprü vazifesi görecektir. Ekonomimizi güçlendirecek, hizmet kalitemizi arttıracak ve vatandaşlarımızın iletişimine eşsiz katkılar sağlayacaktır" diye konuştu. Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bitlis Selçuklu Mezarlığı, 1915 Çanakkale Köprüsü, İstanbul Çamlıca Kulesi, Hatay İskenderun Limanı, Rize- Artvin Havalimanı ve Mardin’e 5G ile canlı bağlantı gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bağlantıların da ardından butona basarak 5G hizmetlerini tüm Türkiye’de devreye aldı.