Yerel Haberler
Ankara
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "(İsrail parlamentosunun Filistinlileri hedef alan idam yasası) Bu büyük bir insanlık suçudur"
31 Mart 2026 Salı - 18:36 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "(İsrail parlamentosunun Filistinlileri hedef alan idam yasası) Bu büyük bir insanlık suçudur" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İsrail parlamentosunun Filistinlileri hedef alan idam yasasıyla ilgili, "Bu büyük bir insanlık suçudur. Yani aynı suçu işleyen Filistinli olduğu zaman idam cezası, başkası olduğu zaman ise başka bir hukuk uygulanacak. Bunun asla izahı yoktur. Bütün dünyanın bu konuda mutlaka uyanık olması lazım ve sonuna kadar karşı çıkması lazım. Aynen Gazze’deki soykırım gibi şimdi İsrail parlamentosunun aldığı bu kararla birlikte dünya büyük bir sınavın içindedir" dedi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Filistin Devlet Başkan Yardımcısı Hüseyin Şeyh ve Filistin Ulusal Konseyi Başkanı Rawhi Fattouh ile Meclis’te bir araya geldi. Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere devletin bütün kurum ve kuruluşlarının Filistin’e destek olmak için seferber olduğunu dile getirerek, "Milletin temsilcileri olarak bizler de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Filistin meselesini her zaman en üstteki dış politika meselemiz olarak gördük. Parlamenter diplomasinin bütün imkanlarını kullanarak uluslararası platformlarda Filistin devletinin ve halkının hakkını korumak için gayret sarf ettik, sarf ediyoruz" ifadesini kullandı. Kurtulmuş, Batı Şeria’da Müslümanların evlerini ve arazilerini işgal eden soykırımcıların işi fiili şiddete döktüğünü söyleyerek, "Netanyahu çetesinin özellikle son iki uygulaması, bütün sabır taşlarını çatlatmıştır. Asla kabul edilemez ve bütün Müslümanların, bütün insanlığın gözünü açmalıdır. Bunlardan birincisi ramazan ayı boyunca Mescid-i Aksa’nın kapalı tutulmasıdır. Bu doğrudan doğruya 2 milyarlık İslam alemine ve Müslümanların inançlarına karşı yapılmış bir saldırıdır. Bu kapatma kararının arkasındaki esas meselenin bir güvenlik gerekçesi olmadığını gayet iyi biliyoruz. İsrail hükümetinin esas niyeti Mescid-i Aksa’nın yıkılmasına hazırlık yapma sürecini başlatmaktır. Siyonist yönetim, kendi sapkın dini ideolojilerinden kaynaklanan nihai bir kıyamet savaşına hazırlanıyor ve bunun için de Mescid-i Aksa’nın yıkılmasını bir kilometre taşı olarak görüyor olabilir. Ancak boşuna hayal kurmasınlar, ham hayal içinde olmasınlar, Mescid-i Aksa’nın yıkılmasına asla ve asla ne İslam dünyası ne insanlık izin verecektir. Bu büyük bir insanlık suçudur. Yani aynı suçu işleyen Filistinli olduğu zaman idam cezası, başkası olduğu zaman ise başka bir hukuk uygulanacak. Bunun asla izahı yoktur. Bütün dünyanın bu konuda mutlaka uyanık olması lazım ve sonuna kadar karşı çıkması lazım. Aynen Gazze’deki soykırım gibi şimdi İsrail parlamentosunun aldığı bu kararla birlikte dünya büyük bir sınavın içindedir. Bakalım böyle cılız bir iki tane protesto cümleleriyle bunu geçiştirecekler mi yoksa başta Batı dünyası olmak üzere bütün dünya böylesine önemli bir hukuki alandaki çifte standardı, bu yanlış uygulamayı bir şekilde durdurmak için harekete geçecekler mi? Bunu göreceğiz. Bu kararıyla da İsrail’in, Gazze’deki soykırımı hukuki yollarla Batı Şeria’da genişletmek istediğini anlıyoruz. Buna dünya müsaade etmemelidir. Biz sonuna kadar bu konuda uluslararası alanda neler yapılabilirse bunun mücadelesini vermeyi sürdüreceğiz. Bu vesileyle Filistinli şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, bütün Filistin halkına sabır, direnç ve cesaret diliyorum. İnşallah en kısa süre içerisinde nehirden denize özgür bir Filistin devletinin kurulmasını görmek hepimize nasip olur. Sizlere de böylesine özgür bir Filistin devletinin yöneticileri olarak halkınıza hizmet imkanı doğar diye ümit ve temenni ediyorum. Türk milleti olarak hepimizin ortak duası budur. Bu duaların gereğini yerine getirmek için bütün gücümüzle gayret sarf ediyoruz" dedi. Batı Şeria ve Kudüs’teki saldırılara da işaret eden Şeyh, "Filistin halkımızın sebatı ve direnişi gerçekten takdire şayandır. Bu halk büyük bir fedakarlıklarla toprağına bağlı kalmak için çalışmaktadır" dedi. Şeyh, Filistin halkının, Araplar ve Müslümanların, dost ve kardeş ülke Türkiye’nin desteğini takdirle karşıladığını belirterek, "Filistinliler hürriyetlerine, bağımsızlıklarına kavuşmak için çabalarını devam ettirmektedir. Nihai amacımız başkenti Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulmasıdır" ifadesini kullandı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "Kütüphaneler bir hayat merkezi haline geldi"
31 Mart 2026 Salı - 17:49 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "Kütüphaneler bir hayat merkezi haline geldi" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı ve Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, "Kütüphaneler sadece gidip bir eser okuma yeri olmaktan çıktı, bir hayat merkezi haline geldi" dedi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesinde ‘Kütüphane Haftası’na ilişkin açıklamalarda bulunan Yayman, eser bakımından dünyanın üçüncü büyük kütüphanesi olan Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nin 6 yılda 9 milyon kişi tarafından ziyaret edildiğini ifade etti. "Kütüphaneler bir hayat merkezi haline geldi" AK Parti döneminde otoyol, havalimanları, şehir hastaneleri ve üniversiteler olmak üzere çok sayıda eser yapıldığı ama bu eserler içerinde en fazla dikkat çeken yapılardan bir tanesinin de kültür sanat alanında yapılan çalışmalar olduğunu kaydeden Genel Başkan Yardımcısı Yayman, "Türkiye her alanda olduğu gibi kütüphaneler meselesinde de çok büyük bir devrim yaşamıştır. Bizler kütüphanelere 09.00’da girerdik, 17.00’de çıkardık. Oralar sanki bir kitapla buluşma yeri değil, oradaki arkadaşlarımızın bir an önce mesai bitsin de evimize gidelim dedikleri bizler için zor mekanlardı. Hepimiz şunu söylerdik; ‘Avrupa’da 24 saat açık olan kütüphaneler var, keşke Türkiye’de de 24 saat açık olan kütüphaneler olsun.’ Bugün biz Türkiye’de 24 saat açık olan kütüphaneleri görüyoruz. Türkiye’nin yüz akı olan eserler, Türkiye’nin yüz akı olan kütüphaneler inşa edildi. Kitap kokusuyla çocuk sesinin, kitap kokusuyla kahve kokusunun yan yana geldiği yaşayan mekanları görüyoruz. Artık kütüphaneler sadece sıkıcı mekanlar olmaktan çıktı. Kütüphaneler sadece gidip bir eser okuma yeri olmaktan çıktı, bir hayat merkezi haline geldi" dedi. "Türkiye’deki kütüphanelerin kullanıcı sayısı bugün 40 milyona varmıştır" Türkiye’de 2002 yılında kütüphane sayısının bin 275 olduğunu kaydeden Yayman, "Bugün bin 302 sayısına ulaşılmıştır. Yine Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kütüphaneleri sadece bir çoğaltan değil kütüphaneleri dönüştüren bir ülke haline gelmiştir. Koleksiyonlar sayısı bakımından da 2002 yılında yaklaşık 12 milyon 400 bin kitap vardı. Bugün bu sayı 26 milyonu geçmiş durumdadır. Yüzde 100’ün üzerinde bir artış görülmüştür. 2002 yılında Türkiye’deki kütüphanelerin kullanıcı sayısı 23 milyondu, bugün 40 milyona varmıştır. Bu yüzde 70 oranında büyük bir artıştır" ifadelerine yer verdi. Kütüphaneleri Türkiye Yüzyılı’nın en önemli sembol eserlerinden birisi olarak gördüklerini aktaran Yayman, vatandaşları Türkiye’deki kütüphaneleri daha fazla kullanmaya davet etmeyi de ihmal etmedi.
DEM Parti Grup toplantısı
31 Mart 2026 Salı - 17:00 DEM Parti Grup toplantısı DEM Parti Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Oruç, "Niyet beyanlarının yerini bağlayıcı, kurucu ve dönüştürücü adımların aldığı aşamadır. Sorunun kabul edilmesinin ötesine geçilerek, çözümün kurumsallaştırıldığı, hukuksallaştırıldığı ve toplumsallaştırıldığı evredir" dedi. Oruç, partisinin grup toplantısında konuştu. Oruç, barış ve demokratik toplum sürecine ilişkin olarak somut adımların atılması gerektiğini söyleyerek, "İkinci aşama dediğimiz şey tam da burada başlar. İkinci aşama, niyet beyanlarının yerini bağlayıcı, kurucu ve dönüştürücü adımların aldığı aşamadır. Sorunun kabul edilmesinin ötesine geçilerek, çözümün kurumsallaştırıldığı, hukuksallaştırıldığı ve toplumsallaştırıldığı evredir. Abdullah Öcalan’ın yaptığı ’Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısıyla demokratik çözüm ufkunu açmış, demokratik siyasetin güçlendiği, eşit yurttaşlığın tesis edildiği ve toplumsal barışın kurumsallaştığı bir düzenin kapılarını açmıştır. Çağrı, stratejik ve tarihi bir yönelimdir. Bu çağrının sunduğu perspektifle, sürecin ikinci aşamasında milyonların barış umudunun gerçeğe ulaşmasının muhatabı iktidar, parlamento ve devlettir. Bu aşamada gözler ve kulaklar başka yerlerde değil; yasama, yürütme ve yargı erkinde olacak. Açık söyleyelim. Bu sürece toplumsal destek yüzde 90’ları gördü. Ama iktidarın ve devletin somut adımlar atmaması, desteği azaltıyor. Bugün destek ile güven arasındaki makas farkını kapatarak 86 milyon insan için demokratik ve müreffeh bir geleceğe kapı aralamanın sorumluluğu iktidardadır. Barış Süreci’nin ikinci aşaması, öngörülebilir, net ve şeffaf şekilde belli bir takvime bağlanarak kamuoyuna açıklanmalıdır. Bu, hem sürece olan güveni artıracak hem de sürecin enfekte olmasını engelleyecektir. Ayrıca yasal adım gerektirmeyen konularda iktidar, direnç göstermekten vazgeçmelidir. Bugün itibarıyla kayyım uygulaması, süreci zedelemekten başka bir şeye yaramıyor" dedi. Oruç, İran’a yönelik saldırılara değinerek, "Körfez ülkeleri, Irak, Lübnan Kısacası bölgesel bir savaşa dönüşüyor. Federe Kürdistan Bölgesi’nde Mesud Barzani’nin ofisi beş kez vurulmuş. Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani’nin konutu bombalanmış. Sivil yerleşim yerleri hedef alınıyor, insanlar ölüyor, yaralanıyor. Bunlar yönünü şaşıran füzelerin tahribatı değil. Bu; Kürtleri, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni savaşın içine çekme politikasıdır" şeklinde konuştu. Oruç, grup toplantısından sonra İmralı’ya konut yapılıp yapılmadığına ilişkin sorusunu cevapladı. Oruç, "İmralı’da bir konut yapılıyor. Öcalan henüz taşınmış değil. Esas mesele, baş müzakereci statüsünün tanımlanması, bu müzakerelerin yürütüldüğü bir hukuki forma kavuşmasıdır. Öcalan Türkiye’deki bütün aydın, yazar, gazeteci, akademisyen, siyasetçi, bilim insanı birçok kesimle görüşmek istiyor. Bu diyalog yolunun açılabilmesi ve bunun hem siyasi hem teknik olarak kolaylığının sağlanması önemli bir aşama. Bizim de tam da statü tanımlanmalı derken kastettiğimiz şey bu iki ana şeydir" diye konuştu.
Piyasaya bozulmuş etleri sürüp, fiyatları manipüle eden suç örgütüne operasyon: 31 gözaltı
31 Mart 2026 Salı - 16:07 Piyasaya bozulmuş etleri sürüp, fiyatları manipüle eden suç örgütüne operasyon: 31 gözaltı Et fiyatlarında artış yaparak haksız kazanç elde eden, kendilerine karşı çıkan esnafı tehdit ve baskıyla kontrol altına alan, hijyensiz ortamlarda hazırlanmış bozuk etleri piyasaya sürerek halk sağlığını tehdit ettiği belirlenen organize suç çetesine yönelik Ankara merkezli 8 ilde icra edilen eş zamanlı operasyonda, 31 şüpheli gözaltına alındı. Et fiyatlarını manipüle ederek haksız kazanç elde eden ve kendilerine karşı çıkan diğer kişilere tehdit ve baskı kurarak engel olan organize suç çetesine yönelik Ankara merkezli, Balıkesir, Bursa, İstanbul, Kayseri, Kırşehir, Konya ve Sakarya’da polis ekiplerince eş zamanlı operasyon düzenlendi. İcra edilen operasyonda aralarında 5 kamu görevlisinin de yer aldığı 31 şüpheli gözaltına alınırken firari 2 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği aktarıldı. Zanlıların adreslerinde yapılan aramalarda ise farklı çaplarda toplam 2 bin 935 adet mermi, 2 tabanca ve bir şarjör ele geçirildi. Bozulmuş etleri piyasaya sürdükleri belirlendi Zanlıların ölmüş veya hastalanmış hayvanları hijyensiz ortamda keserek halk sağlığını tehdit ettikleri ve beraber faaliyet yürüttükleri kamu görevlileri sayesinde denetimlerden önceden haberdar oldukları öğrenildi. Şahısların emniyetteki işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edileceği aktarıldı.
Sosyal medyada kendini ’Tatar gazeteci’ olarak tanıtan ve para toplayan kişinin iddiaları yalan çıktı
31 Mart 2026 Salı - 15:47 Sosyal medyada kendini ’Tatar gazeteci’ olarak tanıtan ve para toplayan kişinin iddiaları yalan çıktı Sosyal medyada kendisini Tatar gazeteci ve aktivist olarak tanıtan Nail Nabiullin, Türkiye’de ikamet izninin iptal edildiğini iddia ederek takipçilerinden maddi destek talep ettiği öğrenildi. Yapılan incelemede iddiaların gerçek olmadığı, kendisinin ve ailesinin ikamet izinlerinin geçerli olduğu açıklandı. Sosyal medya üzerinden kendisini Tatar gazeteci ve aktivist olarak tanıtıp, ‘ikamet iznim iptal edildi, sınır dışı edileceğim’ yalanıyla vatandaşların yardımseverlik duygularını suistimal ederek para toplayan yabancı uyruklu Nail Nabiullin hakkında hukuki süreç başlatıldığı öğrenildi. Şahsın ve ailesinin Türkiye’deki ikamet izinlerinin halen geçerli olduğu ortaya çıkarken, sosyal medya platformlarında takipçilerine gerçeğe aykırı beyanlarla kamuoyunu yanıltarak haksız kazanç elde ettiği tespit edildi. Şahsın, Türk halkının yardımseverlik duygularını suistimal etmeye yönelik faaliyetleri üzerine inceleme başlatıldığı edinilen bilgiler arasında yer aldı. Duygu sömürüsü yaptı Nabiullin’in sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarda, Türkiye’deki ikamet izninin iptal edildiğini ve yakın zamanda sınır dışı edileceğini iddia ettiği belirlendi. Bu yalan üzerinden takipçilerinden ‘uçak bileti, idari para cezası ve geçimini sağlamak’ gerekçesiyle maddi destek talep eden şahsın, insani hassasiyetleri daha da artırmak amacıyla orta derece anemi hastası olduğunu öne sürdüğü öğrenildi. İkamet izni iptali yalanı ortaya çıktı Yetkili makamlarca yapılan incelemelerde ise gerçeğin tamamen farklı olduğu belirlendi. Yabancı uyruklu şahsın iddia ettiği gibi ikamet izninin iptal edilmediği; kendisinin İstanbul’da, eşi ve çocuğunun ise Antalya’daki ikamet izinlerinin halen geçerli olduğu ifade edildi. Ailenin Türkiye’deki yasal durumlarıyla ilgili herhangi bir engelin bulunmadığı tespit edilirken, sınır dışı edilme gibi bir durumu olmadığı halde, kamuoyunda bu yönde kasıtlı bir algı oluşturarak vatandaşları dolandırmaya yönelik hareket ettiği anlaşılan şahıs hakkında hukuki sürecin başlatıldığı açıklandı.
/ANKARA-2) Cumhurbaşkanı Erdoğan: "2 sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız"
31 Mart 2026 Salı - 15:47 /ANKARA-2) Cumhurbaşkanı Erdoğan: "2 sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Programı’nda bastığı butonla Türkiye’de 5G teknolojisine geçildi. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Verilerin toplanması, işlenmesi, analiz edilmesi, katma değere dönüştürülmesi ve en önemlisi veri güvenliğinin temin edilmesi bu süreçte kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle son dönemde Lübnan, Gazze ve İran başta olmak üzere yakın çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalar, siber güvenliğin önemini hepimize bir kez daha göstermiştir" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen "5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Programı"na katıldı. Törende Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tablet ekranından butona basmasıyla Türkiye’de 5G teknolojisine geçildi. Törende konuşan Erdoğan, "Ülkemizin önünde iletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime geniş bir alanda yepyeni bir sayfa açacak 5G teknolojisinin bir kez daha hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı."Yakın çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalar, siber güvenliğin önemini hepimize bir kez daha göstermiştir"Siber dünyanın öneminin artık dünyada da daha iyi anlaşıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Günümüz dünyasında egemenlik coğrafya temelli fiziki ve sadece belirli bir toprak parçası ile sınırlı olmaktan çıkmıştır. Küresel güç rekabetinin sertleştiği bu dönemde, teknoloji ve dijitalleşme alanında meydana gelen baş döndürücü gelişmeler klasik anlamdaki egemenlik mefhumunu aşındırmıştır. Artık güçlü olmak, caydırıcı olmak, dünyada söz, etki ve itibar sahibi olmak istiyorsanız, bir defa siber uzay çalışmalarınızı hızlandırmak, siber güvenlik tedbirlerinizi almak, siber teknolojinizi geliştirmek zorundasınız. Verilerin toplanması, işlenmesi, analiz edilmesi, katma değere dönüştürülmesi ve en önemlisi veri güvenliğinin temin edilmesi bu süreçte kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle son dönemde Lübnan, Gazze ve İran başta olmak üzere yakın çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalar, siber güvenliğin önemini hepimize bir kez daha göstermiştir" ifadelerine yer verdi."Siber vatanınızı ve bunun ayrılmaz parçası olan verilerinizi koruyamıyorsanız, egemenliğinizde çok ciddi zafiyet var demektir"5G’nin milli mesele olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Şurası tartışılmayacak kadar ortadadır: İçinde bulunduğumuz veri çağında siyasi istikrar, ekonomik bağımsızlık, askeri caydırıcılık ve dijital egemenlik birbirinden ayrı değildir, tam tersine bunlar birbirinin tamamlayıcı, eskilerin ifadesiyle mütemmim cüzüdür. Sınırlarınızı kontrol ettiğiniz ölçüde hava sahanızı kontrol edemiyorsanız, hava sahanızı koruduğunuz ölçüde siber vatanınızı ve bunun ayrılmaz parçası olan verilerinizi koruyamıyorsanız, egemenliğinizde çok ciddi zafiyet var demektir. Dijital çağda jeopolitik üstünlüğün belirleyici aktörü sadece toprağı kontrol edenle değil, bununla birlikte veriyi yönetenler de olacaktır. Bu bakımdan 5G’nin veri merkezleri, bulut altyapıları, yapay zeka ve siber güvenlik kapasitesiyle birlikte düşünüldüğünde dijital egemenlik ve milli güvenlik meselesi olduğu son derece açıktır" diye konuştu."Güçlü bir siber güvenlik mimarisi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık"Son 23 yılda dijital alanda da gelişmeye devam ettiklerini belirten ve bu alanda yapılan bazı hizmetleri sıralayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dijital dönüşümde attığımız stratejik adımlarla ülkemizi bu alanda parmakla gösterilen seviyelere çıkardık. Bu süreçte bir yandan dijital hız ve kapasitemizi artırırken, diğer yandan güçlü bir siber güvenlik mimarisi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık. 2002’de 81 bin kilometre olan fiber hat uzunluğumuzu 2025 yılının 3. çeyreği itibariyle 657 bin kilometreye ulaştırdık. Aynı dönemde geniş bant internet abone sayımızı 3 binden 98 milyona, mobil telefon abone sayımızı ise 23 milyondan alıp neredeyse 100 milyona çıkardık. 55 milyona aşkın vatandaşımız bugün güvenli internet hizmetlerini kullanıyor. Hali hazırda Türkiye’de mobil ve sabit hatlardan 82 milyar dakika konuşma trafiği gerçekleşiyor. Aylık ortalama 494 dakika mobil kullanım süresiyle Avrupa’da birinci sıradayız. Geçtiğimiz sene kurduğumuz Siber Güvenlik Başkanlığımız, haberleşme sistemlerimizin güvenliğini sağlamak, kritik altyapılarımızı korumak ve siber tehditlere karşı etkin bir savunma mekanizması oluşturmak üzere çalışmalarını sürdürüyor. Aynı şekilde emniyet birimlerimiz, istihbarat teşkilatımız ve ilgili tüm kurumlarımız da her senaryoya hazırlıklı bir şekilde kendi önlem, aksiyon ve karşı koyma planlarını başarıyla planlayıp hayata geçiriyor" açıklamasında bulundu."Önümüze konulan bentleri yıkarak her alanda gümbür gümbür geliyor, destanlaşıyor, yeni ve güçlü Türkiye’yi adım adım inşa ediyoruz"Siber güvenliğe sadece tehditler karşısında gösterilen bir tepki değil, ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olarak baktıklarını söyleyen Erdoğan şöyle devam etti:"Yabancı menşeli anlık mesajlaşma ve arama uygulamalarının özellikle Gazze soykırımından beri çeşitli tartışmalara konu olduğu görülüyor, biz de bu tartışmaları çok yakından takip ediyoruz. Devlet kurumlarına ait veriler güvenliğini özellikle güçlendirme noktasında ilave tedbirleri önümüzdeki dönemde peyderpey devreye alacağız. Kıymetli dostlar; bakınız geçmişte teknolojik gelişmeleri yalnızca takip eden, çağa ayak uydurma kaygısından öteye geçemeyen bir Türkiye vardı. Yeni teknolojileri tribünden izleyen, başkalarına imrenen, öz kaynaklarını değerlendiremeyen bir Türkiye vardı. Başörtüsü, saç, sakal, kılık kıyafet gibi meselelerle uğraşmaktan dünyada olup bitenleri takip edemeyen bir Türkiye vardı. Yıllarca Türkiye’nin özellikle belli alanlarda geri kalmışlığını, bu milletin inanç değerlerine, kültür kodlarına, insanımızın giydiği kıyafete bağladılar. Yaklaşık 6 asır boyunca cihana nizam vermiş bir ecdadın torunları olarak, bu kötü gidişe, bu atalete, bu ideolojik bağnazlığa biz itiraz ettik. Biz yapamayız, biz beceremeyiz diyen özgüven yoksunlarına kulak asmadan, bu milletin evlatlarına, bu ülkenin parlak beyinlerine inanarak teknolojide tam bir seferberlik ilan ettik, çalışmalarımızın meyvelerini de hamdolsun kısa sürede toplamayı bildik. Bugün geldiğimiz noktada hem kendi teknolojimizi üretiyoruz, hem yeniliklere öncülük ediyor, hem de sahip olduğumuz teknolojiyi dünyanın birçok ülkesine ihraç ediyoruz. İlk yerli ve milli haberleşme uydumuz Türksat-6A’yı ayı 2024’te uzaya fırlattık, 2025’te resmen hizmete aldık ve böylece dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olmayı başardık. Savunma sanayi başta olmak üzere teknolojik imkan ve kabiliyetlerin belirleyici olduğu tüm sektörlerde çağa ufuk çiziyor, yön tayin ediyoruz. Ar-ge’den seri üretime, kendi ürün ve yazılımlarımızla, kendi tesis ve mühendislerimizle yeni dünyanın semalarında kutup yıldızı gibi parlıyoruz. Avrupa ve Amerika dahil pek çok yerde gençler daha kendi ülkelerinin haritadaki yerini gösteremezken, ayak sesleri yalnızca Türkiye’yi değil, kıtaları inleten TEKNOFEST gençliği yeni projelerle, yeni tekliflerle dünyaya rol model oluyor. Velhasıl önümüze konulan bentleri yıkarak her alanda gümbür gümbür geliyor, destanlaşıyor, yeni ve güçlü Türkiye’yi adım adım inşa ediyoruz.""İşletmecilerimiz yıllara göre artacak şekilde ilk etapta yüzde 60 oranın Yerli Malı Belgeli ürün, yüzde 30 oranında milli haberleşme ürününü kullanacak"Başlangıçta 81 il merkezinde devreye alınacak olan 5G’yi 2 sene içinde Türkiye’nin her karışında hizmete sunacaklarını belirten Erdoğan, "Şebeke altyapımızda mümkün olan en yüksek seviyede yerli ve milli ürün kullanımını hedefliyoruz. İşletmecilerimiz yıllara göre artacak şekilde ilk etapta yüzde 60 oranın Yerli Malı Belgeli ürün, yüzde 30 oranında milli haberleşme ürününü kullanacak. Devamında bu rakamlar peyderpey arttırılabilecek" dedi.5G’ye geçilmesinin ardından gerçekleşecek kazanımlardan bazılarını sıralayan Erdoğan şu ifadeleri kullandı:"Beşinci nesil mobil haberleşme altyapısı, yüksek hız, düşük gecikme süresi ve geniş bağlantı kapasitesi olmak üzere 3 ana özelliğiyle öne çıkıyor. 5G sanayide 2 gigabit veri aktarımıyla bir önceki nesle oranla 10 kata kadar daha yüksek veri hızına ulaşıyor, yani iletişim hızımız tam 10 kat artıyor. 4,5 veya 4-5G’de ortalama 30-40 milisaniye olan gecikme süresi 5G ile 1 milisaniyeye kadar düşüyor. Son olarak daha önce binlerle ifade edilen eşzamanlı bağlantı kapasitesi 5G ile milyonlarca cihaza erişiyor. Nesnelerin internetini çok daha verimli ve süratli hale getirecek bu sistemle kilometrekare başına milyonlarca cihaz aynı anda kesintisiz ve güvenli biçimde birbiriyle irtibat kurabilecek. 5G’yi diğerlerinden ayıran bir diğer önemli ayrıntı da, bulut tabanlı ve yazılım odaklı çekirdek mimarisidir. Bu özellikle şebekeyi daha esnek, daha akıllı ve ihtiyaca göre şekillenebilen bir yapıya kavuşturuyor. 5G ile birlikte iletişimin sadece hızlanmakla kalmadığı, aynı zamanda bütünüyle şekil değiştirdiği bir dönemin kapılarını aralıyoruz. Vatandaşlarımız internet kullanımında saniyede 1 megabit ve üzeri hızlarla tanışacak. Sabit internetin ulaşamadığı yerlerde sabit kablosuz erişim sayesinde fiber hızına yakın bir deneyim sunulacak. Aynı fiziksel altyapı üzerinde farklı sektörlere ait sanal ağlar kurulabilecek. Böylelikle sağlık, üretim, lojistik ve güvenlik gibi birbirinden farklı alanlarda ihtiyaca özel hizmetler verilebilecek. Kurumlar, kendi yerleşkeleri veya tesisleri içinde kendilerine özel, güvenli ve düşük gecikmeli şebekeler kullanabilecek. Verinin merkeze gitmeden kaynağa en yakın noktada işlenmesi mümkün olacağı için karar alma ve tepki verme süreleri ciddi şekilde kısalacak. Diğer taraftan, mobil iletişimde ve dijital hizmetlerde bekleme süreleri azalırken, gigabit hızları artacak, evde, işte veya hareket halindeyken daha güçlü ve kesintisiz bir bağlantı standardı oluşacak. Gerçek zamanlı bağlantı gerektiren uygulamalar daha stabil çalışacak.""Hastaların durumu mesafe engeline takılmadan anlık şekilde ve uzaktan izlenebilecek"Uzaktan hizmetin de 5G ile çok daha verimli olacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sağlıkta uzaktan müdahale imkânları gelişecek, gerçek zamanlı görüntü aktarımı ve kritik sistemlerin eşzamanlı çalışması yaygınlaşacak. Ultra düşük gecikme kapasitesi sayesinde örneğin bir doktor hastasını yüzlerce kilometre öteden ameliyat edebilecek, hastaların durumu mesafe engeline takılmadan anlık şekilde ve uzaktan izlenebilecek. Ulaşımda araçlar, altyapı ve trafik sistemleri anlık veri paylaşabilecek. Böylece yollar daha güvenli olacak. Can kayıpları inşallah azalacak. Eğitimde artırılmış gerçeklik, sanal laboratuvar, simülasyon ve gerçek zamanlı etkileşim daha fazla kullanılacak. Tarımda akıllı tarım uygulamalarıyla daha sürdürülebilir ve yüksek verimli bir üretim sağlanacak. Daha fazla veriyi daha düşük enerji üretimiyle taşıyabilen 5G ile kamu hizmetlerinde ve akıllı şehirlerde milyonlarca sensörle donatılmış altyapılar sayesinde enerji, su, ulaşım sistemleri anlık yönetilebilecek. Bu da hem hizmet kalitesini artıracak, hem de kaynak kullanımında önemli bir tasarrufu beraberinde getirecek. Kıymetli misafirler; 5G ile güvenlik alanında da yeni kazanım ve avantajlar elde edeceğiz. Yeni nesil altyapımızın şebeke dilimleme özelliğiyle farklı kullanım alanlarına mahsus güvenlik politikalarını uygulama imkânı bulacağız. Uç bilişim yaklaşımı marifetiyle verinin kaynağa yakın işlenmesi sayesinde siber riskleri daha da azaltacağız. Kolluk kuvvetlerimizin sahada kullandığı sistemler 5G altyapısıyla çok daha etkin, hızlı ve öngörülebilir bir yapı arz edecek. Kent güvenlik yönetim sisteminden plaka tanıma sistemine, hudut kapısı sisteminden narkotik uyuma sistemine, suç analiz uygulamasından KADES’e, polis teşkilatlarımızın suç ve suçluyla mücadelesinde kullanılan sistemlerin işlevselliği daha da artmış olacak" diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından Bitlis, Çanakkale, İstanbul, Hatay, Rize, Mardin Valileri ile canlı bağlantı gerçekleştirdi. Daha sonra ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tablet üzerinden bastığı butonla Türkiye’de 5G teknolojisine geçildi.
Hava tahmin uzmanı Çelik: "Hafta sonuna kadar ülkenin tamamında yağışlar bekliyoruz"
31 Mart 2026 Salı - 15:39 Hava tahmin uzmanı Çelik: "Hafta sonuna kadar ülkenin tamamında yağışlar bekliyoruz" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü hava tahmin uzmanı Cengiz Çelik, ülke genelinde beklenen hava tahmin raporlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Çarşamba gününden itibaren ülke genelinde yeni bir yağışlı sisteme girileceğini ifade eden Çelik, "Hafta sonuna kadar ülkenin tamamında yağışlar bekliyoruz" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü hava tahmin uzmanı Cengiz Çelik, ülke genelinde beklenen hava tahmin raporlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. "Hafta sonuna kadar ülkenin tamamında yağışlar bekliyoruz" Çarşamba gününden itibaren ülke genelinde yeni bir yağışlı sisteme girileceğine değinen Çelik, "Bununla birlikte bu sistemle birlikte çarşamba günü için batı bölgelerde yağış var. Bu yağışlar özellikle Güney Ege ve Batı Akdeniz’de kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli şekilde görülecek. Perşembe, Cuma ve Cumartesi günü için ülkenin tamamında yağış var. Pazar günü de sadece en batı bölgelerde artık yağış azalıyor. Bu yüzden önümüzdeki 5 gün boyunca diyebilirim çarşamba günü batı bölgelerde ama Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar günü için ülkenin tamamında aralıklarla yağış bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Yağışlı sistemle beraber sıcaklıkların artacağını ifade eden Çelik, sıcaklıkların mevsim normalleri civarı ve yer yer birkaç derece üzerine çıkacağını ifade etti. Sıcaklarda önemli bir değişiklik beklemediklerini belirtti. "Batı ve Güney bölgelerimizin hemen hemen tamamında kuvvetli yağışlar göreceğiz" Yağışlı sistemin özellikle batı ve güney bölgelerde etkili olacağını ifade eden Çelik, açıklamalarına şu şekilde devam etti: "Çarşamba günü için özellikle Güney Ege ve Batı Akdeniz’de kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli yağışlar göreceğiz. Perşembe ve Cuma günü ise yine batı ve güney bölgelerimizin hemen hemen tamamında yer yer kuvvetli yağışlar göreceğiz. Ülkenin tamamında yağışlar göreceğiz dedik. Bu yağışlar çoğunlukla yağmur ve sağanak yağış şeklinde ancak rakım özellikle 1500-1600 metrenin üzerinde olan yerlerde yine karla karışık yağmur ve kar yağışı şeklinde görülebilir. Yani genellikle Karadeniz’in iç kesimlerinde rakım yüksek olan yerlerde bir de Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusunda yer yer karla karışık yağmur ve kar yağışlarını göreceğiz." Sel ve su baskınlarına karşı vatandaşları uyaran Çelik, özellikle Çarşamba günü için Ege ve Batı Akdeniz bölgesinde ani sel ve su baskını ihtimali olduğunu, Perşembe ve Cuma günü ise Marmara’nın doğusu Ege, Akdeniz ve Batı Karadeniz’de kuvvetli yağışların görüleceğini belirtti. "Üç Büyükşehrimiz için kuvvetli yağış bekliyoruz" Üç Büyükşehir için beklenen hava durumuna ilişkin konuşan Çelik, "Önümüzdeki 3 gün yani Çarşamba, Perşembe ve Cuma günü için sağanak yağışı bekliyoruz. Ankara ve İstanbul’da en yüksek sıcaklıklar 16-17 derece civarında seriliyor. İzmir’de ise 17-19 derece bandında serilecek. İzmir’de özellikle Çarşamba ve Perşembe günü için gerçekleşecek sağanak yağışların yer yer kuvvetli olmasını bekliyoruz" dedi.