Yerel Haberler
Ankara
MİT’ten 1940 tarihli "acele" ibareli şüpheli takibi belgesi paylaşıldı 11 Nisan 2026 Cumartesi - 04:08:45 Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) resmi sitesi üzerinden 1940 yılına ait Ankara’nın Ulus semtinde yabancı bir istihbarat şüphelisi hakkında üzerinde "acele" ibaresi bulunan bir belge paylaştı. Milli İstihbarat Teşkilatı, resmi sitesi üzerinden belge paylaşımlarına devam ediyor. Tarihe ışık tutmak amacıyla paylaşılan son belge ise yabancı bir istihbarat şüphelisinin Ankara’nın Ulus semtinde faaliyetlerinin açıklığa kavuşturulması amacıyla MAH Riyasetinden Ankara B Amirliğine 16 Ağustos 1940 tarihli talimat oldu. Paylaşılan belgede kimliği henüz tespit edilmeyen ve Rus veya Bulgar olduğu anlaşılan bir şahsın Ulus meydanındaki Tan kırtasiyesinden bir fotoğraf makinesi alması, aldığı fotoğraf makinesi ile yazı kopyası ve bunun büyütülmesinin nasıl olacağı hakkında bilgi edinmeye çalışmasının dikkati çektiği belirtiliyor. Belgede, şüpheli şahsın bir fotoğrafın büyütülerek çıkarılması için kullanılan agrandisman cihazı satın almak istemesi ve cihazın Tan kırtasiyesinde olmadığı bilgisi yer aldı. Şüphelinin yarın (17 Ağustos 1940) öğleden önce veya sonra kırtasiyeye gelip cihazı göreceği bilgisi de ayrıca belgede yer aldı. Kısa boylu ve sarışınca olan şüphelinin teşhisi ve kimliğinin tespiti lazım olduğu belirtilen belgede, şüphelinin aldığı fotoğraf makinesi ile almak istediği agrandisman cihazı ile neler yapmakta olduğu ve neler yapacağının tespitinin ehemmiyetine vurgu yapıldı. Karşı istihbarat çalışmaları MİT tarafından yayımlanan belgede karşı istihbarat çalışmaları hakkında bilgiler de yer alıyor. Belgede, şüphelinin teşhisi için kırtasiye sahiplerinden istifade etmenin şüphelinin takip edildiğini anlamasına yol açabileceği belirtiliyor. Ayrıca belgede bu sebeple mağazanın gizlice gözlenmesi ve mağaza çalışanlarından birinin dükkandan çıkarak agrandisman cihazını almak için gitmesi ile kırtasiyeye geri dönüşünün gözetilmesi ve o sırada Tan kırtasiyesinde bulunularak cihazı teslim alacak kısa boylu, sarışın şüphelinin peşini bırakmayarak kimliğini ve faaliyetlerini tespit etmeye gayret etme zarureti olduğu belirtiliyor. "Gizli istihbarat servislerinin karakteristik mesailerinden olan alametlerden ipucu temin ederek meseleyi aydınlatmanın Ankara merkezinin uyanık ve gayretli memurlarından beklenir" ifadeleri yer alan belgede, hiç olmazsa bu alışverişin zararlı maksatla yapılmadığının tespitinin başarı olduğu belirtildi ve icabına tevessül edilmesi rica edildi. Vatandaşlar paylaşılan belgeye MİT’in resmi sitesinde yer alan "Özel Koleksiyon" sekmesi altında bulunan "Belgeler" kısmından ulaşabiliyor.
‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ ile akaryakıt istasyonlarında sıfır atık uygulamaları yaygınlaştırılacak
08 Nisan 2026 Çarşamba - 19:48 ‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ ile akaryakıt istasyonlarında sıfır atık uygulamaları yaygınlaştırılacak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile OPET arasında imzalanan ‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ ile akaryakıt istasyonlarının çevre bilincinin güçlendiği ve topluma yayıldığı merkezlere dönüştürülmesi hedefleniyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile OPET arasında ‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ kapsamında Sıfır Atık İş Birliği Protokolü imzalandı. Protokolü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı adına Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan, OPET adına ise Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk imzaladı. Protokol kapsamında akaryakıt istasyonlarının yalnızca hizmet sunulan alanlar olmaktan çıkarılması, çevre bilincinin güçlendiği ve topluma yayıldığı merkezlere dönüştürülmesi hedefleniyor. Proje çerçevesinde sıfır atık ilkeleri doğrultusunda sürdürülebilir seyahat kültürüne dikkat çekmek amacıyla ‘Sıfır Atık Yolculuğu Kısa Film Yarışması’ düzenlenmesi planlanıyor. Akaryakıt tesislerinde sıfır atık uygulamalarının yaygınlaştırılması, atıkların kaynağında ayrı toplanması ve geri kazanım süreçlerinin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında ayrıca sosyal sorumluluk faaliyetleriyle toplumsal farkındalığın artırılması hedefleniyor. Türkiye’nin yedi bölgesinden seçilecek 7 ilde karayolu kenarlarındaki ceplerde çevre temizliği etkinlikleri düzenlenmesi, toplanan atıklarla ‘Sıfır Atık Yolu’ ve ‘Sıfır Atık Duvarı’ gibi konsept uygulamaların hayata geçirilmesi planlanıyor. "90 milyon atığı geri kazanmasaydık bunları bir yere depolama yapacaktık" İstanbul’un iki yıllık su tüketimine eş değer bir su tasarrufu sağladıklarını belirten Çevre Yönetimi Genel Müdürü Turan, "Akaryakıt tasarrufu olarak baktığımızda yine ülkemizdeki kayıtlı motorlu taşıtların dağıtım şirketi olarak OPET’in uzmanlık alanına giriyor. Bir yıldaki tükettiği akaryakıta eş değer akaryakıtı tasarruf etmiş olduk. Doğa ve çevreyle ilgili istatistik şöyle: 90 milyon atığı geri kazanmasaydık bunları bir yere depolama yapacaktık. Düzenli depolama alanına ihtiyacımız olacaktı. 55 bin futbol sahasına eş değer bir alan söz konusu. Alt alta baktığımızda aslında küçük bir hareket, ki buna biz sıfır atık diyoruz" diye konuştu. "Petrol ve türevli ürünlerinde biz ülke olarak dışa bağımlıyız" Petrol ve türevi ürünlerde Türkiye’nin dışa bağımlı olduğunu hatırlatan Turan, "Son bir ayda yaşanan bölgesel savaşta da gördük ki en ufak bir kriz anında özellikle petrole bağımlı ülkelerin ekonomik dengeleri sarsılıyor. Dolayısıyla küçük bir hareket ama çok kıymetli ve önemli bir hareket. Bu çerçevede bizler insanoğlu olarak sanki doğanın, tabiatın sahibiymiş gibi, onun efendisiymiş gibi bir davranış biçimine giriyoruz ama değiliz. Biz aslında bu doğanın bir parçasıyız" şeklinde konuştu. "Havayı kirletiyoruz, suyu kirletiyoruz, toprağı kirletiyoruz" OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk ise, gelecek nesillere sağlıklı bir dünya bırakılması gerektiğini belirterek, "Her birimiz birey olarak üzerimize düşen görevleri tam yapıyor muyuz? Yaptığımızı zannediyoruz. Yeteri kadar duyarlı mıyız? Duyarlı olduğumuzu zannediyoruz. Evet duyarsız olanlar, bilinçsiz olanlar var ama en bilinçli olanlarımız, en duyarlı olanlarımızın dahi hatalarıyla çevremizi kirletiyoruz. Hepimiz kirletiyoruz. Havayı kirletiyoruz, suyu kirletiyoruz, toprağı kirletiyoruz. Bize ait olmayan, çocuklarımıza ait olan bir dünyayı çocuklarımıza sağlıklı bir şekilde bırakamıyoruz. Oysa bunu bırakamamak bizim için bir suç, bir utanç olmalı. Çocuklarımızın geleceğini düşünmek, dünyamızın geleceğini düşünmek öncelikli görevlerimiz arasında olmalı" dedi.
Bakan Göktaş: "Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi inşa etmek"
08 Nisan 2026 Çarşamba - 18:49 Bakan Göktaş: "Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi inşa etmek" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi hep birlikte kurmak ve inşa etmektir" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum’un ev sahipliğinde, Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen "Suça Sürüklenen Çocuklar Çalıştayı"na katıldı. Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulunca düzenlenen çalıştayı "kıymetli" bulduğunu belirten Göktaş, çalıştayda, suça sürüklenen çocuklar meselesini hukuk, sosyal politika, aile yapısı, eğitim, güvenlik ve dijital çevre boyutlarıyla ele alınacağını söyledi. Programda konuşan Bakan Göktaş, "Bugün artık biliyoruz ki çocuğun suça sürüklenmesi, birbiriyle bağlantılı birçok risk unsurunun aynı anda ortaya çıkmasıyla bağlantılıdır. Okuldan kopuş, devamsızlık, akran zorbalığı, aile içi sorunlar, sokak ve suç çevreleriyle temas, bağımlılık riski bu süreci beslemektedir" dedi. Suça sürüklenen çocuklar meselesinin son dönemde "üzücü ve hassas" bir gündem başlığı haline geldiğini ifade eden Göktaş, kamu vicdanını derinden yaralayan olayların art arda yaşanmasının bunun temel sebebi olduğunu vurguladı. "Okuldan kopuş, akran zorbalığı, aile içi sorunlar ve suç çevreleriyle temas, bu süreci beslemektedir" TBMM’de bu konuda bir araştırma komisyonu kurulmasının, meselenin artık daha geniş bir çerçevede ele alındığını ortaya koyduğunu anlatan Göktaş, "Bugün artık biliyoruz ki çocuğun suça sürüklenmesi, birbiriyle bağlantılı birçok risk unsurunun aynı anda ortaya çıkmasıyla bağlantılıdır. Okuldan kopuş, devamsızlık, akran zorbalığı, aile içi sorunlar, sokak ve suç çevreleriyle temas, bağımlılık riski bu süreci beslemektedir. Özellikle dijital mecralardaki zararlı içeriklerin çocukların risk alanlarıyla temasını artırdığını vurgulamak isterim" diye konuştu. "Oyunları kapatmak, yasaklamak gibi bir gündemimiz yok" Çocukları ve gençleri daha güvenli bir dijital ortamla buluşturmayı amaçlayan sosyal medya düzenlemesini, "kritik bir adım" olarak gördüklerine işaret eden Göktaş, şöyle konuştu: "Bugün birçok ülke, çocukları dijital ortamda karşılaşabilecekleri risklerden korumak için ciddi ve kapsamlı tedbirler alıyor. Biz de ülkemize özgü, dengeli ve uygulanabilir bir model geliştirmek amacıyla bir yılı aşkın süredir bu konuya çalışıyoruz. Bu çalışmalar sonucunda 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. Bu yeni düzenlemeyle, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan önemli yükümlülükler getiriyoruz. Dijital platformların sorumluluğunu artıran ve çocuklarımızı çevrim içi risklerden koruyan daha sağlam bir yasal zemin oluşturuyoruz." Temel yaklaşımlarının yasaklayıcı bir anlayış olmadığını vurgulayan Göktaş, "Oyunları kapatmak, toptan yasaklamak gibi bir gündemimiz yok. Amacımız, Türkiye’de faaliyet gösteren yurt dışı kaynaklı oyun platformlarında, ulaşılabilir bir yasal temsilciyle kullanıcı haklarını koruyan bir sisteme geçmek. Ayrıca oyunların uygun oldukları yaş grubuna göre sınıflandırılarak sunulmasını sağlamak. Böylece dijital dünyada belirsizliği değil, korumayı esas alan yeni bir dönemi başlatmış olacağız" diye konuştu. Riskin ilk işaretini okulda, mahallede ve aile içinde fark edecek erken uyarı mekanizmalarını güçlendirmeyi hedeflediklerine dikkati çeken Göktaş, öncelikle çocuğun eğitimle bağını koruyan, aileyi destekleyen ve sosyal hizmet müdahalesini zamanında devreye alan yapıyı geliştirmeye devam etmeleri gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hayata geçirdikleri tüm politikaların merkezinde "Çocuğun iyilik halini koruma ve üstün yararını gözetme" ilkesinin bulunduğunu dile getiren Bakan Göktaş, bu anlayış doğrultusunda politika ve uygulamaları "Erken müdahale", "Aileyi güçlendiren koruyucu ve önleyici hizmetler" ve "Yoğun ve ihtisaslaşmış müdahale" olmak üzere üç aşamada hayata geçirdiklerini açıkladı. Çalıştayı, suça sürüklenmeyi üreten tüm faktörleri, toplumun vicdanıyla birlikte ele alan önemli bir platform olarak gördüğünü belirten Göktaş, şunları kaydetti: "Bu konu, tek bir kurumun, tek bir disiplinin ya da sadece bir mevzuat başlığının sınırları içinde değerlendirilemez. Burada konuştuğumuz mesele, doğrudan doğruya çocuğun korunması, toplum güvenliğinin güçlendirilmesi, adalet sistemimizin insan odaklı niteliğinin güçlendirilmesi meselesidir. Bu anlamda adalet ve güvenlik boyutunda yürüyen süreçlerle, sosyal hizmet müdahalesinin eş zamanlı ilerlemesinin önemli olduğuna inanıyoruz. Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi hep birlikte kurmak ve inşa etmektir."
Suudi Arabistan Büyükelçisi Abualnasr: "Krallık, Türkiye ve diğer ülkelerle savaşın sona erdirilmesi ve bölgesel istikrarın yeniden tesis edilmesine katkı sağlamaya devam etmektedir"
08 Nisan 2026 Çarşamba - 17:38 Suudi Arabistan Büyükelçisi Abualnasr: "Krallık, Türkiye ve diğer ülkelerle savaşın sona erdirilmesi ve bölgesel istikrarın yeniden tesis edilmesine katkı sağlamaya devam etmektedir" Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçisi Fahad b. Assaad Abualnasr, "Krallık, Türkiye ve diğer ülkelerle koordinasyon içinde gerilimi düşürmeye yönelik çabaları desteklemeye, savaşın sona erdirilmesi ve bölgesel istikrarın yeniden tesis edilmesine katkı sağlamaya devam etmektedir. Ortak açıklamalarda da vurgulandığı üzere gerginliği tırmandıracak adımlardan kaçınılması ve istikrarın korunmasına yönelik uluslararası çabaların güçlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir" dedi. Türkiye Basın Federasyonu öncülüğünde gazetecilerle bir araya gelen Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçisi Fahad b. Assaad Abualnasr, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilere dair değerlendirmelerde bulundu. Büyükelçi Abualnasr, "Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki ilişkiler, mevcut dönemde her iki ülke liderliğinin bu ilişkileri daha geniş ve daha sağlam seviyelere taşımaya yönelik kararlılığını yansıtan nitelikli ve hızlı bir gelişim süreci yaşamaktadır. Karşılıklı gerçekleştirilen resmi ziyaretler, son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şubat 2026’da Suudi Arabistan’a yaptığı ziyaret, ilişkilerin daha güçlü ve derin bir zemine oturmasına katkı sağlamıştır" ifadelerini kullandı. "Hedefimiz, her iki ülkeye fayda sağlayacak ortak projelerin geliştirilmesini içeren ortaklıklar kurmaktır" Arabistan’ın Türkiye’yi güçlü ilişkilere ve gelişen siyasi ve ekonomik bağlara sahip bir ortak olarak gördüğünü dile getiren Abualnasr, "Bu doğrultuda iş birliği alanlarını genişletme, karşılıklı güveni güçlendirme ve ilişkileri önümüzdeki dönemde daha geniş ufuklara taşıma yönündeki ortak iradeyi yansıtacak şekilde bu olumlu süreci sürdürmeye önem vermektedir. Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki ekonomik iş birliği, özellikle Suudi Arabistan Vizyon 2030’un nitelikli projeler ve katma değerli yatırımlar için sunduğu cazip ortam sayesinde geniş ve giderek büyüyen fırsatlar barındırmaktadır. Hedefimiz yalnızca ticaret hacmini artırmakla sınırlı değildir. Bunun ötesinde bilgi ve tecrübe aktarımına dayanan, karşılıklı yatırımları teşvik eden ve her iki ülkeye fayda sağlayacak ortak projelerin geliştirilmesini içeren sürdürülebilir ortaklıklar kurmaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Kardeş Türkiye ile iş birliği, bölgesel gelişmeler karşısında koordinasyon ve istişarenin önemine dair ortak bir anlayışa dayanmaktadır" Suudi Arabistan’ın bölgesel istikrarın desteklenmesi ve bölgedeki gerilimlerin azaltılması konusundaki rolüne ilişkin Abualnasr, "Krallık, bölge meselelerine yaklaşımında istikrarın desteklenmesi, krizlerin yayılmasının önlenmesi ve siyasi ile diplomatik çözümlerin öncelenmesi esasına dayanan sabit bir vizyondan hareket etmektedir. Bu yaklaşım, bölgenin güvenliği ve refahının ancak diyalog yoluyla, devletlerin egemenliğine saygı gösterilerek ve krizlerin kökten çözümüyle ele alınarak sağlanabileceği inancına dayanmaktadır. Bu sayede halkların çıkarları korunmakta ve daha fazla tırmanmanın önüne geçilmektedir. Bu çerçevede kardeş Türkiye ile iş birliği, bölgesel gelişmeler karşısında koordinasyon ve istişarenin önemine dair ortak bir anlayışa dayanmaktadır. Siyasi temasların yoğunlaştırılması, bölgesel krizlere ilişkin görüş alışverişinde bulunulması ve gerilimi düşürmeye yönelik diplomatik çözüm yollarının desteklenmesi, bu iş birliğinin temel unsurlarını oluşturmaktadır. Krallık, iki ülkenin çıkarlarına hizmet edecek, bölgenin güvenliği ve refahını güçlendirecek şekilde bu ilişkiyi daha geniş ufuklara taşımaya kararlıdır" dedi. "Suudi Arabistan, İran saldırılarını güçlü biçimde kınamaktadır" ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın bölgedeki bazı ülkeleri de hedef aldığını aktaran Abualnasr, sözlerine şöyle devam etti: "Krallığın bu konudaki tutumu açık ve kararlıdır. Suudi Arabistan, kendisini, Körfez ülkelerini ve Ürdün’ü hedef alan bu haksız İran saldırılarını güçlü biçimde kınamakta; bunları devletlerin egemenliğine yönelik kabul edilemez bir ihlal ve bölgenin güvenliği ile istikrarına doğrudan bir tehdit olarak değerlendirmektedir. Söz konusu saldırıları meşrulaştırmaya yönelik her türlü gerekçeyi reddetmektedir. Krallık, hava sahası veya topraklarının İran’a yönelik herhangi bir saldırı için kullanılmasına izin vermeyeceğini resmi olarak açıkça ifade etmiş olup, dolayısıyla bu tür iddialar tamamen kabul edilemezdir. Bununla birlikte Krallık, en üst düzeyde hikmet ve sağduyu ile hareket etmeyi sürdürmektedir. Türkiye ve diğer ülkelerle koordinasyon içinde gerilimi düşürmeye yönelik çabaları desteklemeye, savaşın sona erdirilmesi ve bölgesel istikrarın yeniden tesis edilmesine katkı sağlamaya devam etmektedir. Ortak açıklamalarda da vurgulandığı üzere gerginliği tırmandıracak adımlardan kaçınılması ve istikrarın korunmasına yönelik uluslararası çabaların güçlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Aynı şekilde Krallık, kardeş Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik son İran saldırıları karşısında da tutumunu net biçimde ortaya koymuş; İran’ın Türkiye’yi hedef alma girişimini şiddetle kınadığını resmen açıklamıştır. Bu, Türkiye’nin güvenliğine ve egemenliğine yönelik her türlü tehdidin reddedildiğinin açık bir göstergesidir." "Hürmüz Boğazı ve Babu’l-Mendeb Boğazı’nın güvenliği büyük önem taşımaktadır" Abualnasr, Arabistan’ın bölgede enerji istikrarının ve deniz yollarının korunmasına dair çalışmalar yürüttüğünü ifade ederek, "Hürmüz Boğazı ve Babu’l-Mendeb Boğazı gibi kritik geçiş noktalarının güvenliği büyük önem taşımaktadır. Bu bölgelere yönelik herhangi bir tehdit, yalnızca küresel ekonomi ve uluslararası enerji güvenliğini değil, aynı zamanda ticaret akışını ve temel ürün ve malların özellikle gıda tedariklerinin hareketini de etkilemektedir. Bu çerçevede, Krallık’taki Doğu-Batı Petrol Boru Hattı, küresel arz istikrarını destekleyen stratejik bir alternatif güzergah olarak öne çıkmaktadır. Özellikle bölgedeki askeri gerilimlerin artması ve bunun Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğine doğrudan etkisi göz önünde bulundurulduğunda, bu hat büyük önem kazanmaktadır. Söz konusu boru hattı, petrol ve enerji arzının Kızıldeniz kıyılarına güvenli alternatif rotalar üzerinden taşınması için Suudi Arabistan’a büyük bir esneklik tanıyarak, arz sürekliliğini ve güvenilirliğini artırmakta; aynı zamanda bölgedeki gerilimlerden kaynaklanan etkileri azaltmaya katkı sağlamaktadır" diye konuştu. "Krallık, Filistin halkına yönelik insani desteğini de sürdürmektedir" Ülke olarak İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını reddettiklerini dile getiren Abualnasr, "Siyasi tutumunun yanı sıra Krallık, Filistin halkına yönelik insani desteğini de sürdürmektedir. Kral Salman İnsani Yardım ve Çalışma Merkezi aracılığıyla yürütülen çalışmalar kapsamında 78 uçak ve 8 gemiyle 7 bin 706 tondan fazla yardım ulaştırılmış, ayrıca 914 yardım tırı, 20 ambulans sevk edilmiş ve toplam değeri 90,35 milyon doları bulan yardım anlaşmaları gerçekleştirilmiştir. Bu da siyasi tutumun doğrudan insani ve düzenli bir çalışma ile birlikte yapıldığını yansımaktadır" dedi. Hac ve umre konusunda özellikle Türk hacılara yönelik hizmetlere ilişkin Abualnasr, "Krallık, Türk hacıların da dahil olduğu dünyanın farklı ülkelerinden gelen hacılar için daha kolay, güvenli ve konforlu bir deneyim sağlamak amacıyla hizmet, organizasyon ve teknoloji altyapısını sürekli geliştirmektedir. Bu kapsamda başlatılan ‘Mekke Yolu’ girişimi, hacıların ülkelerindeki havalimanlarında çıkış işlemlerini tamamlayarak, Suudi Arabistan’a vardıklarında doğrudan konaklama yerlerine geçmelerine imkan tanımaktadır. Bu girişim Türkiye’yi de kapsamakta olup, Ankara ve İstanbul havalimanlarında uygulanmaya başlanmıştır. Böylece Türk hacıların yolculuğu önemli ölçüde kolaylaştırılmış ve hizmet kalitesi artırılmıştır" ifadelerini kullandı. Abualnasr, ayrıca ABD ile İran arasındaki ateşkes anlaşmasını memnuniyetle karşıladıklarını söyleyerek, bu durumun kalıcı olmasını dilediklerini belirtti.
Kırgızistan’ın BMGK Daimi Olmayan Üyeliği Adaylığı bilgilendirme toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi
08 Nisan 2026 Çarşamba - 17:26 Kırgızistan’ın BMGK Daimi Olmayan Üyeliği Adaylığı bilgilendirme toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi Kırgızistan’ın tanıtılması ve 2027-2028 dönemi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Daimi Olmayan Üyeliği Adaylığı bilgilendirme programı Ankara’da gerçekleştirildi. Kırgızistan’ın tanıtılması ve 2027-2028 dönemi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Daimi Olmayan Üyeliği Adaylığı hakkında bilgilendirme programı, Ankara’da bir otelde gerçekleştirildi. Programa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu’nun yanı sıra Kırgızistan’ın Ankara Büyükelçisi Ruslan Kazakbayev ve çok sayıda yetkili katıldı. Programda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zorlu, Kırgızistan ve Türkiye arasındaki ilişkilerin kadim tarihi bağlar, ortak kültür ve sarsılmaz bir kardeşlik duygusuyla geçmişten geleceğe doğru ilerlediğini aktararak, bu vizyonun Türk dünyasının bir vizyonu olduğunun altını çizdi. Zorlu, Kırgızistan’ın 2027-2028 dönemi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Daimi Olmayan Üyeliği Adaylığı’nın sadece Kırgızistan’ın bir diplomatik girişimi olmadığını, aynı zamanda geniş Türk dünyası coğrafyası açısından da eşsiz bir girişim olarak tarihe not düştüğünü belirtti. "Kardeş Kırgızistan Cumhuriyeti’nin önemli başvurusu bizlere gurur vermektedir" Türk Devletler Teşkilatı’nın ortaya koyduğu duruş, birliktelik ve çizdiği vizyonun sadece bölgesel iş birliği için değil, aynı zamanda küresel barış, uyum ve istiklal temelinde de önemli bir sorumluluk yüklediğini söyleyen Zorlu, "İşte bu bakımdan bağımsızlığını ilan ettiği günden bu yana uzlaşının, açıklık ve şeffaflık ilkesinin ve bölgesinde her türlü barış ve güven esaslı girişimin içerisinde yer almış olan kardeş Kırgızistan Cumhuriyeti’nin bu önemli başvurusu bizlere gurur vermekte ve aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı adı altında da bizlere yeni bir heyecanın da aslında işareti olmaktadır. Biz bu bağlamda özellikle teşkilatın kurulduğu günden itibaren 40’tan fazla başlıkta iş birliğini artıran, tahkim eden çok önemli bir uluslararası kuruluşa evrildik" dedi. "Pasaportsuz, sadece kimlik belgesiyle dolaşımın sağlanabileceğinin bir arayışı içerisindeyiz" Yıl sonuna doğru Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine değinen Zorlu, "Bugün geldiğimiz nokta itibarıyla aramızdaki müzakere konularından birisi pasaportsuz, sadece kimlik belgesiyle dolaşımın sağlanabileceğinin bir arayışı içerisindeyiz. Bu müzakere iklimine gelmiş olmamız bile gerçekten çok sevindirici. Bizim için büyük güç verici bir durumdur" diye konuştu. "Türkiye bugün aynı zamanda Kırgızistan’ın başlıca ticari ve ekonomik ortaklarından biridir" Kırgızistan’ın Ankara Büyükelçisi Ruslan Kazakbayev ise, Kırgızistan Cumhuriyeti’nin dış politikasında Türkiye Cumhuriyeti ile siyasi, ticari-ekonomik, kültürel-insani ve askeri-teknik alanlarda kapsamlı stratejik ilişkilerin güçlendirilmesinin öncelikli yer tuttuğunu kaydetti. Kazakbayev, "Türkiye bugün aynı zamanda Kırgızistan’ın başlıca ticari ve ekonomik ortaklarından biridir. İki ülke liderleri, yakın gelecekte ikili ticaret hacmini 5 milyar ABD dolarına ulaştırma hedefi belirlemiş ve ticari engellerin ortadan kaldırılması konusunda mutabakata varmıştır. Ayrıca ülkelerimiz Birleşmiş Milletler, Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA), AGİT ve diğer uluslararası platformlarda da aktif iş birliği içerisindedir" ifadelerini kullandı. "Türk Devletleri Teşkilatı’nın dünyanın en dinamik bölgesel yapılarından biri haline gelmesi memnuniyet vericidir" Türk dünyası arasındaki iş birliğinin tarihi ve jeopolitik gerçeklerin gerektirdiği önemli bir zorunluluk olduğunu dile getiren Kazakbayev, "Son yıllarda Türk Devletleri Teşkilatı’nın dünyanın en dinamik bölgesel yapılarından biri haline gelmesi memnuniyet vericidir. Bugün teşkilat üyesi ve gözlemci ülkeler, dış politikadan ticarete, enerjiden dijital entegrasyona, yeşil ekonomiden uzay ve yapay zekaya kadar 40’tan fazla alanda iş birliği yürütmektedir. Kırgızistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin hem kısa hem uzun vadede son derece olumlu bir perspektife/geleceğe sahip olduğuna yürekten inanıyorum" dedi.