Yerel Haberler
Ankara
RTÜK Türk Müzik Topluluğu sanatseverlerle buluştu
17 Şubat 2026 Salı - 23:53 RTÜK Türk Müzik Topluluğu sanatseverlerle buluştu Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Türk Müziği Topluluğu, Ankara’da sanatseverlerle buluştu. RTÜK Türk Müziği Topluluğu, CSO Ada Ankara Tarihi Salon’da düzenlediği 5. konseriyle sanatseverlerle buluştu. Türk sanat müziğinin seçkin eserlerinin seslendirildiği konsere RTÜK Başkanvekili Dr. Deniz Güçer, RTÜK üyeleri Hasan Davulcu ve Ahmet Can Buğday, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürü Neşe Çıldık, RTÜK daire başkanları, daire başkan yardımcıları, kurum personeli, koristlerin misafirleri ve sanatseverler katıldı. Konserin açılış konuşmasını yapan RTÜK Başkanvekili Deniz Güçer, "Değerli misafirlerimiz, kıymetli çalışma arkadaşlarımız, sözlerime RTÜK Başkanımız Mehmet Daniş’ın selamlarını ileterek başlamak istiyorum. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak bizler, yayıncılığın sadece teknik ve hukuki bir alan olmadığını, aynı zamanda kültürün, sanatın ve ortak değerlerin taşıyıcısı olduğunu biliyoruz. Ekranlardan ve mikrofonlardan topluma ulaşan her ses, aslında bir medeniyetin izini taşır. Bugün de biz o sesi kendi içimizden yükseltiyoruz. Sanat iyileştirir, yakınlaştırır ve ortak bir hafıza oluşturur. Bizler de RTÜK ailesi olarak sorumluluklarımızı yerine getirirken aynı zamanda kültürel değerlerimizi yaşatmayı ve çoğaltmayı önemsiyoruz. Bu anlamda organizasyonda emeği geçen başta başkanlık personeli olmak üzere bu güzel mekânı bizimle paylaşan CSO yetkililerine, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın temsilcilerine ve burada bulunan çok değerli başkanlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Hepinizi gönülden tebrik ediyorum" dedi. Atılım Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi ve ses sanatçısı Seçil Ak Kutlu şefliğinde sahne alan 25 kişiden oluşan topluluk, iki bölümden oluşan konserde toplam 24 eser seslendirdi. Repertuarda rast, hicaz, nihavent, kürdilihicazkâr, muhayyerkürdi, acemaşiran, hüzzam ve sultaniyegâh makamlarında bestelenmiş eserler yer aldı. Gecenin sunuculuğunu Oya Şahin, koro başkanlığını Feridun Çıldık, koro idari başkanlığını Cansel Bağış, organizasyon sorumluluğunu ise Nazlı Öktem Çam üstlendi. Koro, başta RTÜK Başkanı Mehmet Daniş olmak üzere İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanı Erhan Güven ile personeline, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği’ne, Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü’ne ve CSO Tarihi Salon personeline teşekkür etti. RTÜK Başkanvekili Deniz Güçer, Türk sanat müziğinin yaşatılmasına katkı sunan şef, sunucu, koro yönetimi ve organizasyon ekibine teşekkür ederek, Şef Seçil Ak Kutlu’ya çiçek takdim etti. RTÜK Üyesi Hasan Davulcu da programda Başkanvekili Dr. Deniz Güçer’e, Üye Ahmet Can Buğday ise gecenin sunuculuğunu üstlenen Oya Şahin’e çiçek takdiminde bulundu.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zorlu: "Şehitlerimizi ve gazilerimizi incitecek hiçbir girişime izin vermeyeceğiz"
17 Şubat 2026 Salı - 23:19 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zorlu: "Şehitlerimizi ve gazilerimizi incitecek hiçbir girişime izin vermeyeceğiz" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, "Cumhurbaşkanımızın her fırsatta ifade ettiği gibi şehitlerimizi, şehit yakınlarımızı, gazilerimizi incitecek hiçbir adıma da, girişime de asla izin vermeyeceğiz" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, Ankara’da AK Parti Sincan İlçe Başkanlığı’nın Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. Zorlu yaptığı konuşmada, "Türk milleti binlerce yıllık kadim geçmişini bugün Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir gelecek umuduna doğru taşıyor. Öyle ki Asya’dan Avrupa’ya, Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e, Afrika’dan Amerika’ya kadar sözüne itibar edilen, liderlik gücü ve mührüyle bir marka haline gelmiş Cumhurbaşkanımızın liderliğinde artık Türkiyesiz bir masa kurmak neredeyse imkansızlaşmış bir şey. Biz bu liderlikle, güçlü liderliğimizin altında bu davanın temelinde köklü tarihimizi barındırıyor" ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye sürecine de değinen Zorlu, "Anadolu’nun bir evladı olarak, sizlerin bir kardeşi olarak söylüyorum. Cumhurbaşkanımızın her fırsatta ifade ettiği gibi şehitlerimizi, şehit yakınlarımızı, gazilerimizi incitecek hiçbir adıma, girişime asla izin vermeyeceğiz. Altını özellikle çizmek istiyorum, ülkemizi bir araya getiren değerleri ve birleştirici unsurlarımızı sımsıkı koruyacağız. Üniter devlet yapımızı, milli birliğimizi tehlikeye düşürecek hiçbir adıma da, girişime inanın izin vermeyeceğiz. Sizlere bunun sözünü bir kez daha burada veriyoruz" diye konuştu. Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan ise, "Ankara’daki toplam nüfus artışının üçte biri Sincan’da gerçekleşiyor. Nüfus olarak onda birine tekabül etmesine karşın bu artarak devam edecek. Yakında yarısı ve sonra yarısından daha fazlası da Sincan’da gerçekleşecek. Çünkü biliyorsunuz Saraycık gibi inanılmaz büyüyen yeni yaşam alanlarımız var. Çünkü bizim beş tane organize sanayimiz var. Fabrikalarımızın her biri kapasitelerini ikiye katlıyor. Bu, şu anda binleri aşan fabrika sayısının önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde iki binleri bulması demek. Bu Sincan’ın daha ne kadar büyüyeceğini gösteriyor" dedi. Programa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, AK Parti Ankara İl Başkan Yardımcısı Cemal Güngör, AK Parti Sincan İlçe Teşkilatı yöneticileri ile partililer katıldı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye, Cumhuriyet’in ilk asrının neredeyse 50 yılını kuşatmış olan terör meselesini tamamıyla çözecek"
17 Şubat 2026 Salı - 22:09 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye, Cumhuriyet’in ilk asrının neredeyse 50 yılını kuşatmış olan terör meselesini tamamıyla çözecek" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye, Cumhuriyet’in ilk asrının neredeyse 50 yılını kuşatmış olan terör meselesini tamamıyla çözecek" dedi. TBMM Tören Salonu’nda "Valiler Buluşması Programı" düzenlendi. Programa Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile 81 ilin valisi katıldı. Programda konuşan İçişleri Bakanı Çiftçi, "Mülk; egemenliğimiz altındaki aziz vatan toprağımızdır. Mülk; uğruna can verilen yurt, şanlı al bayrağımızın gölgesi altında varlığını sürdüren devletimizdir. Mülki idare ise bu büyük emaneti yönetebilme sorumluluğudur. Devletin kudretini, merhametini ve adaletini köy köy, ilçe ilçe, şehir şehir vatandaşımızın yüreğinde hissettiren yönetim mekanizmasıdır. Kamu yönetimi sistemimizde vali; devletimizin icra gücünü ilde taşıyan en üst mülkî idare amiridir. Milletimizle devletimiz arasındaki ilişkinin en görünür ve en belirleyici konumunu temsil eder. Valilik makamı kamu düzeninin, toplumsal huzurun, devlet ciddiyetinin ve vicdanla yürüyen kamu otoritesinin sahadaki karşılığıdır. Vatandaşın devleti ilk hissettiği yer valilik makamıdır. Orada hissettiği güven, devlete olan bağlılığını ve inancını güçlendirir. Bu anlayışla yetkimizi hukuktan, gücümüzü milletimizden alarak 81 ilimizin tamamında canla başla çalışmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. "Asayişten organize suçlara, uyuşturucudan siber suçlara kadar sonuç odaklı bir mücadeleyi kesintisiz sürdürmeye kararlıyız" Sorumluluklarının Türkiye’nin huzuru ve güvenliği olduğunu dile getiren Çiftçi, "Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında kardeşliğimizi pekiştirecek yeni bir sayfaya yelken açtık. Terörsüz Türkiye ile 86 milyon hep birlikte ayrının gayrının değil, gönül birliğinin, kader birliğinin, aynı mukaddes değerlerin etrafında kenetlenmenin iradesini ortaya koyuyoruz. Nasıl ki bin yıl önce Malazgirt’te aynı safta durup Anadolu’yu yurt edindiysek, nasıl ki Çanakkale’de, İstiklal Harbi’nde dili, etnik kökeni sorgulamadan yan yana şehadete yürüdüysek, yokluklar içinde ama iman dolu yüreklerle bir millet olup ayağa kalktıysak, bugün de aynı ruhla, aynı inançla, büyük ve güçlü Türkiye hedefine emin adımlarla yürüyeceğiz. Cumhurbaşkanımızın da ifade ettikleri gibi siyasi görüşümüz, mezhebimiz, meşrebimiz, kökenimiz ne olursa olsun hepimiz kardeşiz, komşuyuz. Birbirimizin kader ortağıyız. Adımız farklı olsa da soyadımız tektir, o da Türkiye Cumhuriyeti’dir. Zira huzur evde, sokakta, okulda, işte ve dijital dünyada insanımızın içini ferahlatan güven duygusudur. Suç ve suçluyla mücadelede hedefimiz nettir. Önleyen, yakalayan, adalete teslim eden ve yeniden oluşmasını engelleyen bir güvenlik anlayışı. Asayişten organize suçlara, uyuşturucudan siber suçlara kadar her alanda istihbarat destekli, teknolojiyle güçlendirilmiş, sahada kararlı ve sonuç odaklı bir mücadeleyi kesintisiz sürdürmeye kararlıyız" dedi. "BM’den NATO’ya kadar artık hiçbir kurumun ne fonksiyonu kalmış ne de dünyada herhangi bir sorunu çözebilme kapasitesi kalmıştır" Dünyada yaşanan son gelişmelerin tesadüf olmadığının altını çizen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ise, "Uluslararası ilişkilerde artık şimdiye kadar bizlere Mülkiye’de hukuk ve siyasal bilgiler fakültesinde öğretilen derslerin hepsini bir kenara atmamızı gerektiren yeni gelişmeler olmaktadır. O öğretilen kuruluşların, Birleşmiş Milletler’den NATO’ya kadar artık hiçbirisinin ne bir fonksiyonu kalmış ne de dünyada herhangi bir sorunu çözebilme kapasitesi kalmıştır. Dolayısıyla bütün bu kurumların yeniden alt üst olduğu, yeniden kurulmasının muhtemel olduğu yeni bir döneme giriyoruz. Ayrıca sadece kurumların değil kuralların da alt üst olduğu, hatta kuralsızlığın kural haline geldiği yeni bir dönemin tam başındayız. Venezuela’nın devlet başkanının gece yarısı makamından kaldırılıp başka bir ülkeye götürülmesi, kuralsızlık döneminin çok kuvvetli bir sinyalidir. Aynı şekilde herhangi bir ülkenin egemenlik haklarına karşı sözlü ya da fiili saldırının gözle görülür bir hale gelmesi, uluslararası sistemin işlemediğini ve ondan sonra da kolay kolay yerli yerine oturmayacağını göstermektedir" diye konuştu. "Küresel olarak yaşadığımız şartlar Türkiye’yi çok daha güçlü olmaya mecbur bırakmaktadır" Orman kanunlarının uluslararası kuralların önünde tutulduğu yeni bir dönemin başında olduklarını söyleyen Kurtulmuş, "Bu dönemde laf anlatmak sadece güçlülerin işiymiş gibi görünüyor. Ama bizim özellikle hakkı ve hakikati savunan medeniyet perspektifimizle doğruyu dünyanın bütün insanlar için anlatmak ve tahmin etmeye gayret etmek gibi bir sorumluluğumuz vardır. Bu anlamda sadece kurallar değil, aynı zamanda kavramlar da değişiyor. Örneğin savunma kavramı bundan 20-30 sene evvel başka bir anlama gelirken, başka bir içeriğe sahipken, artık savunma kavramının içerisinde her gün yenilenen teknolojilerle birlikte yeni kavramlar oluşuyor. Örneğin siber güvenlik meselesi sadece savunma alanındaki değişikliklerden bir tanesidir. Çok farklı alanda yeni kavramlarla karşımıza devlet yönetimiyle ilgili yeni gerekler ve sorumluluklar da ortaya çıkıyor. Bütün bunları şunun için söylüyorum: Hem küresel olarak yaşadığımız şartlar hem de yerel olarak yaşadığımız şartlar Türkiye’yi çok daha güçlü olmaya mecbur bırakmaktadır" dedi. "Türkiye, Cumhuriyet’in ilk asrının neredeyse 50 yılını kuşatmış olan terör meselesini tamamıyla çözecek" Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu hakkında değerlendirmede bulunan Kurtulmuş, "Şimdi yeni bir dönemin başındayız. Cumhuriyet’in ilk asrının neredeyse 50 yılını kuşatmış olan bizleri çaresiz ve maalesef ayaklarımızdan prangayla bağlayan terör meselesini Türkiye tamamıyla çözecek. Türkiye içeride birliğimizi, dirliğimizi tamamıyla tahkim edecek tarihi bir sürece başlamıştır. Ve çok büyük bir mesafe almıştır. Allah’a çok şükür ümit ediyorum ki yarın burada Türk kamuoyuyla da paylaşacağımız nihai raporumuzun takdimiyle birlikte büyük bir çoğunlukla kabul edilecek ve böylece Meclis olarak üzerimize yüklediğimiz bu tarihi sorumluluğu da yerine getirmiş olacağız. Bundan sonra gereği Türkiye Büyük Millet Meclisi çerçevesinde yerine getirilecektir" ifadelerini kullandı. "Ümit ediyoruz ki Suriye topraklarında bütün halklar, aynı bayrak, idare altında yaşar" Konuşmasında Suriye’deki gelişmelere de değinen Kurtulmuş, "Ayrıca Suriye’deki yeni yönetimin iş başına gelmesiyle birlikte Suriye’de halklar arasında mesafe koyan anlayış ortadan kaldırılmış, yeni yönetim Türk, Türkmen, Arap, Kürt ve diğer bütün unsurlarıyla birlikte bütünleşik, iç içe geçmiş yeni bir Suriye’yi gerçekleştirmek için ilk adımlarını atmışlar. Ümit ve temenni ediyoruz ki devrimin hemen ertesi gününden itibaren söylediklerimiz gerçekleşir. Yani artık Suriye topraklarında bütün halklar, kardeşler aynı bayrak altında, aynı idare altında yaşar. Bütünleşik bir Suriye tesis edilmiş oldu. Aynı şekilde bölgedeki bütün terör örgütleri artık ortadan kalkarak, silahlı grupların tamamı yeni yönetimin çatısı altında yer alacak. Ve bu bölgenin ekonomik olarak kalkındırılması, yeniden uluslararası camianın saygın bir devleti olarak yerini alması kısa süre içerisinde tamamlanır. Türkiye olarak ilk andan itibaren bu ana perspektifi Suriye’deki bütün muhataplarımızla paylaşıyor, orada da birlik beraberliğin temin ve tesis edilmesinin Türkiye’nin de, Suriye’nin de, bölgenin de hayrına olduğunu ifade ediyoruz" dedi.
Süleyman Soylu ve Mansur Yavaş arasındaki tazminat davasında karar bozuldu
17 Şubat 2026 Salı - 21:26 Süleyman Soylu ve Mansur Yavaş arasındaki tazminat davasında karar bozuldu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, Süleyman Soylu’nun Mansur Yavaş’a tazminat ödemesine hükmeden kararı kaldırdı. Mahkeme, Soylu’nun ifadelerini "siyasi polemik" saydı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, Mansur Yavaş ile Süleyman Soylu arasında görülen manevi tazminat davasında yerel mahkemenin Yavaş lehine verdiği 20 bin TL’lik tazminat kararını kaldırarak, davanın reddine hükmetti. Mahkeme Süleyman Soylu’nun Mansur Yavaş’a yönelik sözlerinin hukuka uygun olduğuna karar verirken, daha önce ödenen tutarın da iadesinin yolu açılmış oldu. 49 bin TL ödenmişti, karar bozuldu Dava, 30 Nisan 2023 gecesi özel bir televizyon kanalında yayınlanan bir programda Süleyman Soylu’nun Mansur Yavaş’a yönelik yaptığı siyasi eleştiriler üzerine açılmıştı. Yavaş, bu açıklamaların kişilik haklarını hedef aldığını ileri sürerek, manevi tazminat davası açmıştı. İlk derece mahkemesi, Soylu’nun 20 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetmiş, karar icraya konularak, faiz ve yargılama giderleriyle birlikte yaklaşık 49 bin tahsil edilmişti. Soylu’nun istinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, bu kararı hukuka aykırı bularak, tamamen kaldırdı. İstinaf kararında, tarafların siyasetçi olduğu vurgulandı. Mahkeme, sert siyasi eleştirilerin demokratik toplumlarda ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek, Soylu’nun sözlerinin hakaret değil, siyasi polemik ve eleştiri niteliğinde olduğu sonucuna vardı. Bu nedenle manevi tazminat şartlarının oluşmadığı ifade edildi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 3 Şubat 2026 tarihli kararıyla yerel mahkeme hükmü kaldırıldı ve davanın reddine karar verildi. Bu kararla birlikte Mansur Yavaş’ın açtığı dava sonuçlanmış olurken, Süleyman Soylu hukuken haklı bulundu.
İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, barışın ve kardeşliğin yanında olmaya devam edecektir"
17 Şubat 2026 Salı - 21:20 İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, barışın ve kardeşliğin yanında olmaya devam edecektir" İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Türkiye, dün olduğu gibi bugün de barışın, istikrarın ve kardeşliğin yanında olmaya devam edecektir" dedi. İletişim Başkanı Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali ile düzenlenen anlaşmaların imza töreni ve ortak basın toplantısında Türkiye’nin Afrika Boynuzu’na bakışını net ifadelerle ortaya koydu. Cumhurbaşkanımız, bölgenin meselelerine yine bölge ülkelerinin çözüm üretmesi gerektiğini, Afrika Boynuzu’nun yabancı güçlerin rekabet alanına dönüştürülmesine asla rıza göstermeyeceğimizi vurguladı. Bu yaklaşım, Türkiye’nin adalet ve hakkaniyet merkezli dış politikasının en somut göstergesidir. Cumhurbaşkanımız, Etiyopya’da faaliyet gösteren 200’ü aşkın firmamızın 2,5 milyar dolara ulaşan yatırımlarıyla yaklaşık 20 bin Etiyopyalı kardeşimize istihdam sağladığını ifade ederek, kalkınma odaklı iş birliğimizin her iki ülke için de kazanç ürettiğini belirtti" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’in Somaliland’ı tanımasının hiçbir faydası olmadığını söylediğini vurgulayan Duran, "Cumhurbaşkanımız ayrıca, Etiyopya’nın içinde bulunduğu coğrafyada devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiğimiz önemin altını çizdi. Türkiye olarak bölgenin yeterince acı çektiğini, yeni çatışmalara ve istikrarsızlıklara kapı aralanmaması gerektiğini açıkça ortaya koydu. Bu duruş, barıştan yana, ilkeli ve sorumlu bir diplomasi anlayışının tezahürüdür. Cumhurbaşkanımız, İsrail’in Somaliland’ı tanımasının ne Somaliland’a ne de Afrika Boynuzu’na fayda sağlayacağını bir kez daha ifade etti. Ayrıca Etiyopya ile Somali arasında yürüttüğümüz Ankara sürecindeki yapıcı tutumlarından dolayı her iki tarafa da teşekkür ederek, Türkiye’nin barış ve ara buluculuk rolünü kararlılıkla sürdüreceğini vurguladı. Türkiye, dün olduğu gibi bugün de barışın, istikrarın ve kardeşliğin yanında olmaya devam edecektir" dedi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar: "Kapsamlı yol haritası üzerinde mutabık kaldık"
17 Şubat 2026 Salı - 21:05 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar: "Kapsamlı yol haritası üzerinde mutabık kaldık" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Etiyopya ile somut projeler üretmeyi hedeflediklerini belirterek, "Mevcut iş birliğimizi derinleştirecek, yeni ortaklık alanlarını somutlaştıracak kapsamlı bir yol haritası üzerinde mutabık kaldık" dedi. Enerji alanında bölgesel ve küresel etkinliğini arttıran Türkiye, stratejik bir konumda bulunan Afrika Boynuzu’nda üst üste hamleler yapıyor. Çağrı Bey derin deniz sondaj gemisi petrol aramak üzere Somali’ye doğru yola çıkarken, Somali’nin komşusu Etiyopya ile de enerji alanında iş birliği anlaşması imzalandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 11 yıl aranın ardından Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali’nin daveti üzerine Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’ya gerçekleştirdiği resmi ziyarette, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Etiyopya Su ve Enerji Bakanı Habtamu İtefa ‘Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’na imza attı. Buna göre iki ülke elektrik, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanlarında ortak projeler geliştirecek. Hidroelektrik santrali ekipmanlarının ve elektrik türbinlerinin üretimi ve kurulumuna yönelik iş birliği yapılacak. Başta elektrik üretim, iletim ve dağıtım sektörleri olmak üzere kamu kurumlarının ve özel şirketlerin enerji altyapı projelerine yönelik yatırımlar desteklenerek, ilgili kurumlar arasında bilgi ve tecrübe aktarımı sağlanacak. Ticarette 1 milyar dolar hedefi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Etiyopya ziyaretinde Türkiye-Etiyopya Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) 9. Dönem Toplantısı için de imzalar atıldı. Eş başkanlar Bakan Bayraktar ile Etiyopya Maliye Bakanı Ahmed Shide, KEK tutanağını imzaladı. Tutanak ile ortak fayda ve kazan-kazan ilkeleri temelinde iki ülke arasındaki ticaret hacminin 1 milyar dolara ulaştırılması yönündeki ortak hedef teyit edildi. Etiyopya’nın Dünya Ticaret Örgütü’ne katılım müzakereleri kapsamında Türkiye’nin Etiyopya ile müzakereleri tamamlayan ilk ülkelerden biri olduğu vurgulandı. İmzalanan tutanak çerçevesinde iki ülke, tarım, eğitim, sağlık, enerji ve madencilik, çevre ve şehircilik, ulaştırma, kültür ve turizm gibi alanlar başta olmak üzere geniş bir yelpazede mevcut iş birliği alanlarının derinleştirilmesi ve yeni iş birliği imkânlarının tespit edilmesine yönelik çalışmalar yapacak. Yatırım ortamının iyileştirilmesi, özel sektörler arası temasın artırılması ve gümrük alanında iş birliğinin güçlendirilmesi hususlarında da somut adımlar atacak. "Mevcut iş birliğimizi derinleştirecek, yeni ortaklık alanlarını somutlaştıracak kapsamlı bir yol haritası üzerinde mutabık kaldık" Bakan Bayraktar, Etiyopya ziyaretine ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Addis Ababa ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Etiyopya Başbakanı Sayın Abiy Ahmed Ali’nin başkanlığında gerçekleşen heyetler arası görüşmeye katıldık. Görüşmeler kapsamında Etiyopya Su ve Enerji Bakanı Sayın Habtamu Itefa ile Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’nı imza altına aldık. Elektrik üretiminden şebeke altyapısına, yenilenebilir enerji yatırımlarından hidroelektrik altyapı çalışmalarına kadar geniş bir alanda tecrübe paylaşımını güçlendirerek somut projeler üretmeyi hedefliyoruz. Ayrıca Türkiye-Etiyopya Karma Ekonomik Komisyonu’nun 9. Dönem Toplantı Tutanağı’nı, Türk tarafı eş başkanı olarak Etiyopya Maliye Bakanı Sayın Ahmed Shide ile birlikte imzaladık. Enerji ve madencilikten eğitime, sağlıktan ulaştırma ve tarıma, çevre, şehircilik, kültür ve turizme kadar geniş bir yelpazede mevcut iş birliğimizi derinleştirecek, yeni ortaklık alanlarını somutlaştıracak kapsamlı bir yol haritası üzerinde mutabık kaldık."
Hazine ve Maliye Bakanlığı: "Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal bir sonuçtur"
17 Şubat 2026 Salı - 20:46 Hazine ve Maliye Bakanlığı: "Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal bir sonuçtur" Hazine ve Maliye Bakanlığı, son yıllarda yaşanan enflasyon ortamı nedeniyle TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlemlendiğini belirterek, faiz giderlerinin milli gelire oranının 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 4,4 seviyesinde gerçekleştiğini, bu oranın 2026 yılında yüzde 3,5’e, Orta Vadeli Program (OVP) dönemi sonunda ise yüzde 3,3’e düşmesinin öngörüldüğünü açıkladı. Hazine ve Maliye Bakanlığı, kamuoyunda Ocak 2026 dönemine ilişkin faiz ödemeleriyle ilgili yapılan değerlendirmeler üzerine bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, "Son dönemde kamuoyunda Ocak 2026 dönemine ilişkin faiz ödemelerine dair yapılan değerlendirmeler üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Ocak ayında gerçekleşen yüksek faiz ödemesi, borçlanma maliyetlerinde ani bir artıştan veya program dönemindeki faiz artışlarından kaynaklanmamaktadır. Ocak ayında yapılan faiz ödemesinin yüzde 53’ü 10 yıl önce ilk ihracı yapılan TÜFE’ye endeksli devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) vadesinde ödenen enflasyon farkından oluşmaktadır. TÜFE’ye endeksli senetlerin özelliği kupon oranlarının düşük olması, ancak yıllar itibarıyla gerçekleşen enflasyon oranının ana paraya eklenmesidir. Biriken enflasyon farkı ise vade tarihinde toplu olarak ödenmektedir. Bu nedenle enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde vadesi gelen bu tür senetlere ilişkin ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal bir sonuçtur" ifadelerine yer verildi. Son yıllarda yaşanan enflasyon ortamı nedeniyle TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlemlendiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Dolayısıyla ocak ayındaki artış, mevcut dönemde faiz oranlarında ani bir yükselişe değil, geçmiş enflasyon dinamiklerinin vade yapısı üzerinden bütçeye yansımasına işaret etmektedir. Son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ortamı nedeniyle TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlenmiştir. Ancak bu artış, yapısal bir faiz yükü değişiminden değil; geçmiş dönemde biriken enflasyonun teknik ve muhasebesel yansımasından kaynaklanmaktadır. Dezenflasyon sürecindeki kazanımların belirginleşmesiyle birlikte faiz ödemelerinin daha dengeli ve öngörülebilir seviyelere dönmesi beklenmektedir. Nitekim göstergeler, faiz yükünde kalıcı bir bozulmaya işaret etmemektedir: Faiz giderlerinin milli gelire oranı 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 4,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu oranın 2026 yılında yüzde 3,5’e gerilemesi, Orta Vadeli Program (OVP) dönemi sonunda ise yüzde 3,3’e düşmesi öngörülmektedir." 10 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçlarının kademeli olarak azaltılıp, 2024 yılından itibaren ise söz konusu senetlerin ihracına son verildiği kaydedilen açıklamada, "Faiz harcamalarının vergi gelirlerine oranı, 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 25,9 iken, 2026 yılında yüzde 19,9’a gerilemesi ve OVP dönemi sonunda yüzde 18,3 seviyesine düşmesi beklenmektedir. Faiz harcamalarının merkezi yönetim toplam harcamalarına oranı ise 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 17,7 olarak gerçekleşmiş olup, 2026 yılında yüzde 14,5’e, OVP dönemi sonunda ise yüzde 13,9’a gerilemesi öngörülmektedir. Kamu borçlanma stratejisi, piyasa koşulları, makroekonomik görünüm ve risk unsurları dikkate alınarak ihtiyatlı, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir çerçevede yürütülmeye devam edilmektedir. Bu kapsamda program döneminde 10 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçları kademeli olarak azaltılmış ve 2024 yılından itibaren söz konusu senetlerin ihracına son verilmiştir" denildi.
Eğitim-Bir-Sen: "Yılbaşı kutlamalarını hevesle destekleyenler, Ramazan ayı söz konusu olduğunda ikiyüzlülük sergilemektedirler"
17 Şubat 2026 Salı - 17:13 Eğitim-Bir-Sen: "Yılbaşı kutlamalarını hevesle destekleyenler, Ramazan ayı söz konusu olduğunda ikiyüzlülük sergilemektedirler" Eğitim-Bir-Sen, Milli Eğitim Bakanlığının okullarda ramazan etkinlikleri düzenlenmesine ilişkin kararına karşı çıkan Eğitim Sen ve Eğitim-İş’e sert tepki göstererek, "Hristiyanlık ritüelleriyle bezeli yılbaşı kutlamaları söz konusu olduğunda, bunları büyük bir hevesle destekleyenler, Ramazan ayı söz konusu olduğunda ise ‘eğitim pedagojik ilkelere göre yürütülmeli’ diyerek tam bir ikiyüzlülük sergilemektedirler" açıklamasında bulundu. Eğitim-Bir-Sen, Milli Eğitim Bakanlığının okullarda ramazan etkinlikleri gerçekleştirilmesi kararına karşı üyelerine görevleri yerine getirmeme çağrısı yapan sendikalara yazılı açıklamayla tepki gösterdi. Açıklamada, her ramazan öncesi benzer reflekslerin devreye sokulduğu belirtilerek, "İdeolojik tutumu saplantı haline getiren malum sendikaların, daha ramazan gelmeden eski alışkanlığı depreşmiştir" ifadesi kullanıldı. Eğitim-İş’in ramazan etkinliklerine katılmama ve görevleri yapmama yönünde eylem kararı aldığı, Eğitim Sen’in ise söz konusu düzenlemenin laiklik ilkesine ve bilimsel eğitime aykırı olduğu iddiasında bulunduğu hatırlatılan açıklamada, şu değerlendirmelere yer verildi: "Bu sendikaların tavrı, toplumumuzun inanç ve değerlerine ne kadar uzak ve İslamiyete ne denli tahammülsüz olduklarının açık bir göstergesidir. İdeolojik körlükle malul bu mezkûr yapıların, dinî eğitim ve kurumlara duydukları nefretin nedeni, taşeronluğunu yaptıkları batılı misyonlardır. Hristiyanlık ritüelleriyle bezeli yılbaşı kutlamaları söz konusu olduğunda, bunları büyük bir hevesle destekleyenler, Ramazan ayı söz konusu olduğunda ise ‘eğitim pedagojik ilkelere göre yürütülmeli’ diyerek tam bir ikiyüzlülük sergilemektedirler. Bu ikiyüzlülükleri, milletimizin tarihine ve inancına yönelik gizleyemedikleri bir karşıtlığın tezahürüdür. İslam haricindeki tüm dinî inanışların korunması için rahatça cümle kuranların, milletimizin dinî değerleri ve ülkemizin kurumları söz konusu olduğunda hemen laiklik söylemine sarılarak yasakçı bir tutum benimsemeleri gerçek niyetlerini ortaya koymaktadır. ‘Bilimsellik, laiklik ve çağdaşlık’ gibi kavramlar, bu niyetlerini gizleyen bir paravan işlevi görmektedir. Milletimizi var eden inanç ve değerlerin öğrencilerimize aktarılmasına karşı canhıraş mücadeleye girenleri, eğitim çalışanları da milletimiz de affetmeyecektir. Üyelerini, milletimizin beklentisi doğrultusunda yapılan bir çalışmanın karşısında eyleme sevk edenler, ilkel ve sorumsuz sendikacılık anlayışına sahip olduklarını bir kez daha göstermişlerdir. Eğitim-Bir-Sen olarak, kurulduğumuz günden bu yana eğitimi, köhnemiş zihniyetin kısır tartışmalarından çıkarmanın, sivil ve bürokratik oligarşiden kurtarmanın mücadelesini verdik, vermeye de devam edeceğiz. İslami değer ve kavramlara olan tahammülsüzlük ve nefretlerini buldukları her fırsatta dile getirmekten geri durmayan bu sendikaları, içinde yaşadıkları toplumu tanımaya, inanç ve değerlerine saygılı olmaya davet ediyoruz."