Yerel Haberler
Ankara
05 Mart 2026 Perşembe - 23:08 CHP Genel Başkanı Özel: "Maalesef 160 kız çocuğu daha ilk günden öldü" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Netanyahu’yla dünyanın öbür ucundan çıkıp buraları karıştıran Trump İran’a bombalar atıyor. Maalesef 160 tane kız çocuğu daha ilk günden öldü" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Haymana Belediyesi tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Programda konuşan Özel, "İlçedeki 27 bin 300 çiftçiye 111 milyon liralık destek sağlamış olarak geldi. 3 bin haneye 44 milyon liralık sosyal destek sağlamış olarak geldi. Her gün 110 haneye ücretsiz ekmek dağıtmış olmanın, 1416 emekli hanesine 34.2 milyon liralık destek veriyor olmanın, 650 hanenin doğalgaz desteği 2 bin 260 haneye kömür desteği yapıyor olmuş olmanın, 461 gencin sınava hazırlanmasını üslenmiş olmanın ve 26 bin nüfuslu Haymana’ya toplam sosyal yardım tutarı olarak 200 milyon lira sosyal yardım yapmış olmanın verdiği mutlulukla, iç huzuruyla ve güvenle geldi. Biz genç belediye başkanımıza inandık, suyu sıcak, havası sert, insanı mert Haymana ona inandı" ifadelerini kullandı. İran’da yaşanan çatışmalara ve Gazze’deki soykırıma değinen Özel, "On bir aydır özlenen, iki aydır yolu gözlenen Ramazan’ın ortasındayız. Bu Ramazan dünyaya barış getirsin dedik. Çünkü Filistin’deki 71 bin Gazzeli’nin ölümünden sorumlu Netanyahu’yla eli kanlı Netanyahu’yla dünyanın öbür ucundan çıkıp buraları karıştıran Trump İran’a bombalar atıyor. Maalesef 160 tane kız çocuğu daha ilk günden öldü" diye konuştu. Programa; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Haymana Belediye Başkanı Levent Koç ile partililer ve vatandaşlar katıldı.
05 Mart 2026 Perşembe - 21:45 TBMM Başkanı Kurtulmuş, rektörlerle iftar yemeğinde bir araya geldi TBMM Başkanı Kurtulmuş, YÖK Başkanı Erol Özvar ve üniversite rektörlerini iftar yemeğinde ağırladı. Kurtulmuş, "Türkiye’nin Terörsüz Türkiye mücadelesinde bu çabalarında sizlerden de büyük destek bekliyoruz. Özellikle üniversitelerimizin bu konuyla ilgili yapacakları araştırmaları bu konuda kendi illerinizde kendi üniversiteleriniz bünyesinde ortaya çıkacak olan farkındalığı arttırmanızı sizlerden istirham ediyoruz" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, YÖK Başkanı Erol Özvar ve üniversite rektörleriyle iftarda bir araya geldi. Kurtulmuş, gelecek dönemde çok daha güçlü atılımların yapılabilmesi Türkiye’nin geleceği bakımından hayati önemde olduğuna işaret ederek, "Altyapısı tamamlanmış olan bir yüksek öğrenim kurumuna sahibiz. Ama sorunlarımızın bittiği anlamına gelmiyor. Önümüze yeni hedefler, güçlü hedefler koymak ve bir üst sınıfa çıkmak mecburiyetindeyiz" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, üç noktaya değinerek, "Yüksek öğrenimdeki uluslararası meselesi özellikle üzerinde durduğumuz hususlardan birisi. Sadece misafir öğrencilerimizi burada okutmak değil, yeryüzünün farklı taraflarından yerlerinden gençlerimize ev sahibi yapıp onlara burada eğitim vermek değil. Aynı zamanda Türk Yüksek Öğrenim Sistemi’nin de dünyanın birçok üniversitesinde üniversitenin saygın bölümlerinde oralarda üretim yeri yapabilecek. Araştırmalara, oradaki faaliyetlere katılabilecek yetkinlikte yetiştirilmesi, bizim güçlü üniversitelerimizle, yurt dışındaki güçlü üniversiteler arasında işbirliklerin arttırılması ve böylece kendi ürettiğimiz bilimsel bilginin sadece burayla sınırlı değil, bütün dünyanın malı olacak, bütün dünyanın ortak çabası olacak hale dönüştürmemiz lazım. Biz burada hem çok sayıda öğrencinin okutulması ama ondan da öte dünya üzerinde rekabet edebilecek nitelikli öğrencinin yetiştirilebilmesi için üniversitelerimizin standartlarını çok güçlü bir şekilde ileriye doğru taşımak mecburiyetindeyiz. Bu değişimlerin içerisinde ayakta kalabilen ve dünyada öncü olabilen ülkeler ise bilimi, kültürünü üretebilen ve bu anlamda öncülük yapan ülkeler olacak. Türkiye olarak artık bizim bilimde taklitçilik, kültürde taklitçilik dönemini zaten geride bıraktık. Ama artık taklit edilen bilimde, kültürde teknolojide taklit edilen bir ülke durumuna çıkmak mecburiyetimiz vardır. Bunun yolunda hiç şüphesiz Yüksek Öğrenim kurumlarımızın niteliklerinin arttırılmasından geçiyor. Ayrıca şunu da altına çizmek isterim ki eğitim kurumlarımızın özellikle üniversitelerimizin artık istihdam eksenli bir anlayışla yapılanması da zorunludur. Diploma veren ve insanlara sadece titr ve bir takım mesleklerin ünvanlarını veren kurumlar deyip insanların elinin iş tutmasını sağlayacak ve beceri kazandıracak yerler haline dönmesi şarttır" ifadelerini kullandı. "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin New York’taki bir kafeden bir farkı kalmamıştır" Kurtulmuş, İran’da saldırı olduğunu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni toplandığını belirterek, "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin New York’taki bir kafeden bir farkı kalmamıştır. Kuralları yerle bir oluyor. Terminoloji hepsi beraber oluyor. Kural bazı uluslararası sistem diye yıllardır konuşulan sistem kuralı değil gücü olanın istediği şekilde yönlendirdiği bir arena haline uluslararası sistemi döndürüyor. Bu çerçevede uluslararası sistemde hiç bunu söylemek hoşuma gitmiyor ama daha kestirmede ifade edemiyorum. Şu anda dünya sistemini nasıl tanımlarız dersek herhalde dünya sisteminin içinden geçmekte olduğu süreci orman kanunlarının geçerli olduğu bir dönem olarak tanımlamak mümkündür. Böyle bir kötü döneme dünya uzun yıllar belki asırlar boyunca geliyormuş. Dolayısıyla bu süreci öyle görünüyor ki yakın dönemde daha iyiye doğru gitmesiyle ilgili emareler ortada yoktur. Özellikle bizim içinde bulunduğumuz bu coğrafyada çok dikkatli olmak, ayaklarımızı yere sağlam basmak, kendimize hep beraber 86 milyon milletçe kenetlenmek, omuz omuza vermek, saflarımızı sıklaştırmak mecburiyetindeyiz. Çünkü bu dünya bu düzensiz bu kuralsız dünya düşenin ayağa kalkamayacağı bir dünya haline gelmektedir. Onun için eskiler der ya bir kere düşmeyelim. Biz Türk milleti olarak düşmeyeceğiz, ayakta kalacağız, hep beraber Allah’ın izniyle dünyanın en büyük milletlerinden birisi olacağız" şeklinde konuştu. "Bütün farklılıklarımızı zenginlik vesilesi olarak kabul edeceğiz" Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye adıyla bilinen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na atıf yaparak, "Bütün farklılıklarımızı zenginlik vesilesi olarak kabul edeceğiz. Asırlarca olduğu gibi bu topraklarda farklı etnik yapılarda yaşayan insanların hiçbirisinin zaten birbiriyle kalması husumeti yok. Bu topraklarda yaşayan hiçbir farklı mezhep ve meşrep sahibinin birbiriyle herhangi bir husumeti, düşmanlığı yok. Bunu araya koymak isteyenlerin de elinden bu fırsatı alacağız ve oynamak istedikleri oyunları bir daha oynayamayacak şekilde ters yüz edeceğiz. Allah’ın izniyle bunun için de Türkiye’de halkımızın büyük bir destek verdiğini görüyoruz. Bunun için bu bölgedeki bütün unsurlar, Türklerin, Arapların, Kürtlerin, Müslümanların, gayrimüslimlerin ne kadar farklı etnik mezhebi yapı varsa Sünnilerin, Alevilerin, Şiilerin bütün bu unsurların hep beraber aynı coğrafyanın insanları aynı ülkenin aynı bölgenin vatandaşları ve aynı kaderin kaderdaşları olarak bir arada birlikte yürümeleri herhalde bölgemizin de huzurunu sağlayacaktır. Bu amaçla özellikle sizlerden de Türkiye’nin terörsüz Türkiye mücadelesinde bu çabalarında sizlerden de büyük destek bekliyoruz. Özellikle üniversitelerimizin bu konuyla ilgili yapacakları araştırmaları bu konuda kendi illerinizde kendi üniversiteleriniz bünyesinde ortaya çıkacak olan farkındalığı arttırmanızı sizlerden istirham ediyoruz" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbek mevkidaşı Mirziyoyev ile ortak basın toplantısında açıklamalarda bulundu
29 Ocak 2026 Perşembe - 18:55 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbek mevkidaşı Mirziyoyev ile ortak basın toplantısında açıklamalarda bulundu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile düzenlediği basın toplantısında "Ticaret, savunma sanayi, eğitim, kültür gibi alanlarda geçtiğimiz yıllarda birçok projeyi hayata geçirdik. Son 10 yılda ikili ticaret hacmimizi 3 kat artırdık. Yeni hedefimiz olan 5 milyar dolara da yakında ulaşacağımıza inanıyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ikili ve heyetler arası görüşme gerçekleştirdi. Erdoğan ve Mirziyoyev daha sonra Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Dördüncü Toplantısı’na katıldı. Gerçekleşen toplantının ardından iki lider ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamalarından önce ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, "Türkiye Cumhuriyeti İle Özbekistan Cumhuriyeti arasında Kapsamlı Stratejik Ortaklık İlişkilerinin İşbirliği Mekanizmaları Hakkında Karar"ı ve "Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 4. Toplantısı Ortak Bildirisi"ni imzaladı. Törende, Erdoğan ve Mirziyoyev’in huzurunda iki ülke arasında birçok anlaşma da imzalandı. Basın toplantısının öncesinde Erdoğan ve Mirziyoyev huzurunda iki ülke arasındaki 16 anlaşma imzalandı. "Özbekistan’ın uluslararası planda giderek yükselen yıldızını yakından takip ediyor samimiyetle destekliyoruz" Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’i ve heyetini Türkiye’de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cumhurbaşkanı Sayın Mirziyoyev ile Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyimizin 4’üncü toplantısını biraz önce tamamladık. Sayın Cumhurbaşkanı’nı ve değerli heyetini bu vesileyle ikinci vatanlarında ağırlamaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Bir kez de sizlerin huzurunda aziz kardeşim Mirziyoyev’e, muhterem refikalarına ve kıymetli heyet üyelerine Türkiye’ye hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Bu sene aynı zamanda 1996 yılında imzaladığımız Ebedi Dostluk ve İşbirliği Anlaşması’nın 30’uncu yıl dönümünü idrak ediyoruz. Kardeş ülkemiz Özbekistan, Sayın Mirziyoyev’in dirayetli liderliği ve güçlü liderliğinin yanında devlet geleneğiyle Orta Asya’nın bölgesel entegrasyonu konusunda öncü rol oynuyor. Özbekistan’ın uluslararası planda giderek yükselen yıldızını yakından takip ediyor, bundan mutluluk duyuyor ve samimiyetle destekliyoruz" dedi. "Son 10 yılda ikili ticaret hacmimizi 3 kat artırdık" Siyasi, ekonomik, kültürel, beşeri ve bölgesel tüm hedeflerin gerçekleştirilmesi için iki ülkenin kurumlarının iş birliği içinde çalıştığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkelerimiz arasındaki dayanışmayı geliştirmekle kalmayıp, sürekli ileriye taşıyarak kapsamlı stratejik ortaklık seviyesine yükselttik. Biraz önce teatisi yapılan anlaşmalarla önümüzdeki döneme ilişkin yol haritamızı belirledik. Siyasi, ekonomik, kültürel, beşeri ve bölgesel tüm ortak hedeflerimizin gerçekleştirilmesi için iki ülke kurumları iş birliği içinde çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde Dışişleri Bakanlarımızın eş başkanlıklarında, Ortak Stratejik Planlama Grubu toplandı. Dışişleri, İçişleri, Savunma Bakanları’yla, istihbarat teşkilatları başkanlarından oluşan 4+4 mekanizmasının birinci toplantısına da Ankara’da ev sahipliği yaptık. Ticaret, savunma sanayi, eğitim, kültür gibi alanlarda geçtiğimiz yıllarda birçok projeyi hayata geçirdik. Son 10 yılda ikili ticaret hacmimizi 3 kat artırdık. Yeni hedefimiz olan 5 milyar dolara da yakında ulaşacağımıza inanıyorum" diye konuştu. "Özbekistan’la aile meclisimiz, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde yakın iş birliği içindeyiz" UNESCO’nun 43’üncü genel konferansında 15 Aralık’ın ‘Dünya Türk Dili Ailesi’ günü olarak ilan edilmesinde Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in katkıları için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün Özbekistan ekonomisinde, Şevket kardeşimin liderliğinde, önemli bir yeniden yapılanma sürecine girildiğini memnuniyetle görüyoruz. Türk şirketleri 5 milyar doları aşan yatırımlarıyla hali hazırda Özbekistan’da ilk üç yatırımcı arasında yer alıyor. İnşallah daha iyi seviyeleri göreceğiz. Türkiye olarak gerek Özbekistan’ın gerek ata yurdumuz Orta Asya’nın refahına katkı sunma noktasında elimizden geleni yapmakta kararlıyız. Özbekistan’la aile meclisimiz, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde yakın iş birliği içindeyiz. Geçen yıl Kasım ayında Semerkant’ta düzenlenen UNESCO 43’üncü genel konferansında 15 Aralık’ın ‘Dünya Türk Dili Ailesi’ günü olarak ilan edilmesinde Şevket kardeşimin önemli katkıları oldu. Bu vesileyle kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. "Özbekistan İsrail’in saldırılarında da ilkeli bir tutum sergilemiştir" Özbekistan’ın, İsrail’in Gazze ve Filistin’e yönelik saldırılarında ilkeli tutum bir tutum sergilediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbek vatandaşları ve Özbekistan Cumhurbaşkanının şahsında tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Büyük Özbek şairi merhum Abdülhamit Süleyman Çolpa’nın, ‘Ey bizi uyandıran üstadımız’ diyerek selamladığı İsmail Gasparalı’nın işaret ettiği, ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ hedefine doğru emin adımlarla ilerleyeceğiz. Yürek yüreğe verdiğimiz müddetçe Allah’ın izniyle içinde bulunduğumuz asra Türk dünyasının mührünü vuracağımızdan eminiz. Şevket kardeşimin huzurunda şunu da açık yüreklilikle ifade etmek isterim. Özbekistan İsrail’in Gazze ve Filistin’in işgal altındaki diğer bölgelerine yönelik saldırılarında da ilkeli bir tutum sergilemiştir. İnsanlığımızın sınandığı bir dönemde mazlumların yanında cesaretle duran Özbek kardeşlerimi Sayın Cumhurbaşkanı’nın şahsında bir kez daha yürekten tebrik ediyorum. Kardeşim Mirziyoyev’in Özbekistan’daki Filistinliler için sosyal hizmet sağlanmasına matuf bir fon kurma kararını da takdirle karşılıyorum" sözlerini söyledi. "Özbekistan 6 Şubat depremlerinde yardımımıza koşan ilk ülkelerden biriydi" Özbekistan’ın 6 şubat depremlerinde Türkiye’nin yardımına koşan ilk ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Özbek kardeşlerimizin konu Türkiye olunca sıkça kullandığı bir ifade var: Dilimiz bir, tilimiz bir. Yani gönlümüz bir, dilimiz bir. Sadece gönlümüz ve dilimiz değil aynı zamanda acımız da bir, hüznümüz de bir, derdimiz de bir. Buna en son üç sene önce bizzat tecrübe ettik. Özbekistan 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremlerinde yardımımıza koşan ilk ülkelerden biriydi. Özbek kardeşlerimizin depremin haberini alır almaz milletimiz için nasıl seferber olduğunu biz gayet iyi biliyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı’nın 2023 yılındaki olağanüstü zirvesinde, Özbekistan’ın teklifiyle 6 Şubat Afet Kurbanlarını Anma ve Dayanışma Günü olarak ilan edilmişti. Ancak Özbekistan bununla da yetinmedi. TOKİ tarafından Hatay’ın Arsuz ilçesinde inşa edilen 3 bin 93 konuttan müteşekkil projede 308 konutun yapımını üstlendi. Bu projede bir Özbek mahallesinin yer alınması bizi ziyadesiyle mutlu etmiş. Bu yerleşim ebedi kardeşliğimizin kalıcı bir simgesi olmuştur. Birazdan bu konutların teslim törenini Sayın Mirziyoyev’le birlikte video konferans bağlantısıyla yapacağız." "Dayanışma için tüm Özbek kardeşlerimize en başta Sayın Mirzoev’e tekrar teşekkür ediyorum" Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’le birlikte Özbekistan’ın yurtdışında açtığı ilk okulun açılışını çevrimiçi olarak beraber yapacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Depremzedelerimizin mutluluğunu bizzat paylaşmak üzere şu an burada bulunan ailelerimize yeni yuvalarının anahtarlarını Şevket kardeşimle birlikte teslim edeceğiz. Yeni konutlarımızın ailelerimiz için hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Tabii sadece bununla yetinmiyoruz. Hataya bağlanmadan önce Özbekistan okulunun taş koyuş merasimini yine çevrim içi olarak gerçekleştireceğiz. Özbekistan’ın yurt dışında ilk kez inşa edeceği bu okul için İstanbul’u tercih etmesi bizleri ayrıca memnun etmiştir. Taş koyuş törenimizin de hayırlara vesile olmasını diliyor, burada eğitim görecek öğrencilerimize şimdiden başarılar temenni ediyorum. Ülkemizin en zor günlerinde sergiledikleri dayanışma için tüm Özbek kardeşlerimize en başta Sayın Mirzoev’e tekrar teşekkür ediyorum" dedi. Törende konuşan Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ise, "Elbette büyük kardeşimin söylediği gibi birliğimiz aynı niyetle olduğumuz ve dayanışmamız 2016 yılından Erdoğan halkı devletleriyle tüm hedeflerimizin gerçekleşiyor olması dayanışmamızın, birliğimizin, beraberliğimizin neticesi olarak görüyorum. Öncelikle muhterem Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan zat-ı devletlerine eşsiz topraklarınıza resmi davetle, davet ettiğiniz için ve sergilenen misafirperverlik için özel teşekkürlerimi sunuyorum" diye konuştu. "Kalpler bir olunca mesafeler kısalar. Bizim dilimiz, kalplerimiz birdir" Türkiye ile Özbekistan arasında çok çalışmalar yapıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, gelecek dönem hedeflerinin daha yüksek olduğunu ve iki ülkenin birbirini iyece tanıdığını ifade etti. Gerçekleştirilecek olan temel teslim töreninin silinmez bir iz bırakacağını söyleyen Mirziyoyev, "Bugün gerçekleşen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi, şimdi kardeşim tüm alanlarla beraber birer birer bilgi verdiler. Elbette çok çalışmalar yaptık burada ama hedeflerimiz çok daha yüksek çünkü tecrübe ettik, birbirimizi öğrendik, nasıl netice elde edeceğiz onu da öğrendik. YDSİK kapsamında verimle görüşmelerimiz İstanbul bölgesinde Özbek okulunun açılmasıyla ilgili temel atma töreni, Hatay’da inşa edilen Özbekistan Mahallesinin temel teslim törenleri ilişkilerimizin tarihinde şüphesiz silinmez bir iz bırakacaktır. Halklarımızda derin bir atasözü vardır; Kalpler bir olunca mesafeler kısalar. Bizim dilimiz, kalplerimiz birdir. Niyetimizde aynıdır" dedi. Konuşmaların ardından programda, Özbekistan’ın İstanbul’da yaptıracağı okulun taş oyuş koyuş merasimi için İstanbul’a bir canlı bağlantı gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı’nın ‘Ya Allah Bismillah’ demesiyle okulun taş koyuş merasimi gerçekleştirildi. Daha sonra ise asrın felaketi 6 Şubat depremlerinden sonra Hatay’da Özbekistan’ın destekleri ile inşa edilen konutların açılışı için Hatay’a bir canlı bağlantı gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde misafir edilen 5 aileye ise anahtarlar Cumhurbaşkanları tarafından takdim edildi. Takdimlerin yapılmasının ardından Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uygun görmesi halinde Nevruz Bayramında, Hatay’dan bir heyeti Özbekistan’da 5 gün ağırlamayı teklif etti. Törende, Erdoğan ve Mirziyoyev’in huzurunda iki ülke arasında imza altına alınan diğer anlaşmalar şöyle: " Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sağlık Alanında İşbirliğine Dair Anlaşma. Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Özbekistan Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığı Arasında Uluslararası Ulaşım Koridorlarının ve Mevcut Uygulamaların Geliştirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Özbekistan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Arasında 2026-2027 Yılları İçin Kültürel İşbirliği Planı. Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Özbekistan Cumhuriyeti Maden Endüstrisi ve Jeoloji Bakanlığı Arasında Madencilik Alanında İşbirliğinin Geliştirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı. Türkiye Cumhuriyeti Yükseköğretim Kurulu ile Özbekistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Nezdindeki Hafif Sanayi Geliştirme Ajansı Arasında Niyet Protokolü. Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı ile Özbekistan Cumhurıyeti Yatırım Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Arasında Serbest Bölgeler/Özel Ekonomik Bölgeler Alanında İşbirliğine Dair Mutabakat Zaptı. Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Özbekistan Ekonomi ve Maliye Bakanlığı Arasında Ekonomi ve Finansal İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Eğitim Alanında İşbirliği Anlaşması.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Tuncer: "Sizin evde sular aksa da, Ankara’da su kesintisi var Mansur Bey"
29 Ocak 2026 Perşembe - 18:27 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Tuncer: "Sizin evde sular aksa da, Ankara’da su kesintisi var Mansur Bey" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer, "Size sular kesik dendiğinde, bunun bir belediyecilik sorunu olduğunu dahi anlayamayacak kadar meseleden uzaksınız. Sizin evde sular aksa da, Ankara’da su kesintisi var Mansur Bey" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Tuncer sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Oturduğunuz apartman da, apartmanın daire sayısı da, apartmanın su deposu da Ankaralıları değil sizi ilgilendirir. Ne güzel ne kadar şanslısınız sularınız kesilmiyormuş Mansur Yavaş. Anlaşılıyor ki belediye hizmetinden kesintisiz istifade ediyorsunuz. Fakat her Ankaralı vatandaşımız sizin kadar şanslı değil. Belediyecilik hizmeti alamıyor. Gençlerin haykırdığı gerçeği bir kez daha söyleyelim, belli ki hala farkında değilsiniz" ifadelerini kullandı. Ankara’da su kesintisi sorununa dikkati çeken Tuncer, "Size sular kesik dendiğinde, bunun bir belediyecilik sorunu olduğunu dahi anlayamayacak kadar meseleden uzaksınız. Sizin evde sular aksa da, Ankara’da su kesintisi var Mansur Bey. Açıklamanıza bakılırsa bunun da sorumlusu apartman yöneticileri galiba. Ey apartman yöneticileri, lütfen Mansur beyden özür dileyiniz. Belli ki su deposu olmayan ve planlı su kesintisi yaşayan apartmanların bir kastı var. Evlerin musluklarından sürekli suların akması için günde en az iki üç saat su kesintisi gerekiyormuş. Bu kadarcık fedakarlık da yapılmıyorsa kabahat da belediyenin olamaz ama değil mi? Bu anlayışa kalırsa o su depolarını dolduracak su da bulunamayacak" dedi.
CHP Genel Başkanı Özel’den İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’na ziyaret
29 Ocak 2026 Perşembe - 17:04 CHP Genel Başkanı Özel’den İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’na ziyaret Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti’nin 4. Olağan Kurultayı’nda yeniden genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu’nu ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti 4. Olağan Kurultayı’nda yeniden genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu’nu ziyaret etti. İYİ Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen görüşme yaklaşık 1 saat sürdü. İki genel başkan, görüşmenin ardından ortak basın açıklamasında bulundu. Müsavat Dervişoğlu, görüşmede ele alınması gereken bütün konuları değerlendirdiklerini ifade ederek, "Bunların içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik yargılamalarla alakalı yaşananlar da dahil olmak üzere kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunduk. Emeklilerin meselelerini ele aldık. Gençlerin sorunlarını ele aldık. Demokrasimizin karşı karşıya bulunduğu problemlerle ilgili olarak da fikirlerimizi paylaştık. Bununla birlikte Türkiye’de yaşanan süreçle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulmuş komisyon, o komisyonun raporu üzerindeki çalışmalar, bu zamana kadar yapılmış olanlara dair de düşüncelerimizi ifade ettik. Daha önce de defalarca belirttiğim gibi çözüm süreci adı verilen ihanet projesinin amacı Cumhuriyetimizin temel niteliklerini tartışmaya açmaktır. Bunu yeniden ifade ettim. Bunu başarmak için ise önce kelimeleri ve imajları değiştirmeye çalıştıklarını dile getirdim" diye konuştu. CHP Genel Başkanı Özel ise geçen hafta gerçekleştirilen kurultayda yeniden genel başkan seçilen Dervişoğlu’nu kutlayarak, "Bugün ben buraya yaptığımız ziyarette bir siyasi partinin genel başkanına hayırlısı olsun ziyaretine gitmenin ötesinde, bir ağabey ve kardeş hukuku içinde olduğumuz ve iyi günümüzde, kötü günümüzde birbirimizin yanında olduğumuz bir büyüğüme, sabahleyin gelip bir kahvesini içme noktasındaki bir sıcaklığı hissederek geldim ve görüşmemiz de o çerçevede gerçekleşti. Son bir yılda Cumhuriyet Halk Partisi çok zor günlerden geçti. Acı günlerimiz oldu, kayıplarımız oldu. En kötü günümüzde hem insani olarak kardeşlerimizi, evlatlarımızı kaybettiğimiz günlerde İYİ Parti’nin tüm kadrolarını ve genel başkanını telefonun ucunda ilk arayan, yanımıza ilk koşan, acımızı ilk paylaşanlar arasında gördük" dedi. İki lider açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Suç örgütü lideri olarak tanımlanan kişinin etrafında 15 tane devlet korumasının işi nedir?" Özel, ‘Aziz İhsan Aktaş’ davasının duruşmasında yaşananların sorulması üzerine ilk yargılamaların başladığına dikkati çekerek, "Dün fiziken netleşti. Milletin kapısından milletin seçtiği belediye başkanları ve milletin son seçimde birinci parti yaptığı CHP’nin genel başkanı giriyor. Diğer kapıdan ise Tayyip Bey’in atadıkları giriyor. Bu iftiraları iddianameye bile koyamayanlar ile onun itirafçısı aynı kapıdan girip çıkıyorlar. Kapılar net. Dün İYİ Parti’nin, Gelecek Partisi’nin, DEVA Partisi’nin ve çeşitli siyasi partilerin milletvekilleri ve temsilcileri bizle aynı kapıdan gelip adalet arayışında ve haysiyet suikastına karşı direnişte aynı yerlerde oturdular. Selamlaştık, genel başkanlarımızın selamını aldık. Aziz İhsan Aktaş da ‘Erdoğanların kapısından’ girdi. Sayın Erdoğan’ın atadıklarının kapısından girdiler. Aynı yerde oturdular, o kapıdan çıktılar gittiler. Benim oraya gittiğim araba partime ait. Aziz İhsan Aktaş’ın oraya geldiği arabanın kime ait olduğunu hepimiz biliyoruz. Ve Aziz İhsan Aktaş’ın etrafında ana muhalefet partisini koruyan, ana muhalefet partisinin genel başkanına devletin verdiği korumalardan çok koruma vermişler, Aziz İhsan Aktaş’ı koruyorlar. Kimi kimden koruyorsunuz? Kimi hangi kapıdan sokuyorsunuz? 770 yılla yargılanan ve iddianamede ‘suç örgütü lideri’ olarak tanımlanan kişinin etrafında 15 tane devlet korumasının işi nedir? Bu kişinin hakim-savcı kapısından girmesinin gerekçesi nedir? Gerekçe şu; biz Erdoğan’ın kendine hasım gördüğü tarafız. Onu iktidardan edeceğiz diye bizi düşman bildi, bize saldırıyor. Kendisine dost gördükleri o kapıdan giriyor" cevabını verdi. "Dengesizliğin giderilmesi lazım" Aynı soruya cevap veren Dervişoğlu ise 770 yılla yargılanan Aziz İhsan Aktaş’ın devlet korumasında mahkeme salonuna getirilmesinin kabul edilemez olduğunu dile getirerek, "Burada bir dengesizlik vardır. Dolayısıyla o dengesizliğin giderilmesi gerekmektedir. Herkesi her şekilde itham etme geleneğinden gelen bir anlayışla da karşı karşıyayız. Silivri’de yapılan yargılamaların tamamını takip ediyoruz. Orada yapılan yargılamalar, soruşturmalar hukuk üzerinden bir değerlendirme yapma imkanı da sunuyor. En başından beri söylüyorum, bu soruşturmalar, kovuşturmalar ve yargılamalar, hukuki olmanın çok ötesinde siyasi bir iş hissiyatı oluşturuyor. Toplumun da genel kanaati bu. Ayrıca bu mahkemelerin, özel mahkemelermiş gibi bir yerden bir yere taşınması ya da yeni yapılacak yargılamalar için yeni salonların inşası sanki bir olağan dışı dönemde bütün bunların yapıldığına dair bir kanaat oluşturuyor. Hukuk devleti ve demokrasi açısından bunlar çok kabul edilebilir durum değildir" ifadelerini kullandı. "İstanbul seçimini yenileyelim, iddia ediyorum 1,5 milyon farkla o seçimi kazanacağız" Erken seçimin bir çare olup olmayacağının sorulması üzerine Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kabul etmesi durumunda İstanbul seçimlerinin tekrarlanmasını kabul edebileceğini kaydederek, "Cesareti varsa kararı İstanbullular versin. Eğer Erdoğan’a inanıyorlarsa, Ekrem Başkan’ın suçlu olduğuna inanıyorlarsa Erdoğan’ın göstereceği adaya oy verirler. Ben o gün siyaseti bırakacağım. Mart ayının 29’unda, pazar günü yapılacak bir İstanbul yerel seçiminde adayım Ekrem İmamoğlu’dur. İstanbullular iki sene öncesine göre farklı düşünüyorlarsa, Ekrem Başkan’ı seçmezlerse ben siyaseti bırakıyorum. Ekrem Başkan siyaseti bırakıyor. Buyursunlar oynasınlar. İddia ediyorum ki 1 milyon değil, 1,5 milyon farkla o seçimi kazanacağız. Gelsinler, o seçimi yenileyelim. Bir tek şartım var. Eğer İstanbul seçimini biz kazanırsak yakamızdan düşecekler. Hemen getirecekler erken seçim sandığını. Türkiye’de yönetimi devralmaya hazırız" değerlendirmesinde bulundu. "Hükümeti, TBMM’de yeterli çoğunluk olmaması münasebetiyle erken seçim yapmaya zorlayamıyoruz" İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise aynı soruya şu cevabı verdi: "Siyaset bir iddia işidir. Hükümeti TBMM’de yeterli çoğunluk olmaması münasebetiyle erken seçim yapmaya zorlayamıyoruz. 360 kişilik bir nitelikli çoğunluğa ihtiyaç var. Bu çoğunluğun elimizde olmaması, iktidara erken seçim demeden seçim yapılmasını mümkün kılmıyor. O sebeple CHP’nin değerli genel başkanı bir iddia ortaya koyuyor. Hukuken de yapabileceği bir işe işaret ediyor ve belediye başkanlarını ve belediye meclis üyelerini eş zamanlı olarak istifa ettirelim. Madem ki erken genel seçim yapamıyoruz, üzerinde spekülasyon olan İstanbul meselesini çözelim diyor. 770 yıldan yargılanan bir adam devlet korumasıyla gelirken, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere belediye başkanları tutuklu yargılanmaya devam ediyor. Dolayısıyla bu haksızlığın da giderilmesini temin edebilmeyi mümkün kılalım ve seçimin işaret fişeğini İstanbul’dan atalım diyorlar. Bu siyasi bir iddiadır, karşılık bulup bulmayacağı da tartışma konusudur ama netice itibarıyla bir yöntemdir."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’i törenle karşıladı
29 Ocak 2026 Perşembe - 16:42 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’i törenle karşıladı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’i resmi törenle karşıladı. Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Ankara’ya resmi ziyarette bulundu. Konuk Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’in içinde bulunduğu makam aracını Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin önündeki caddede karşılayan 103 süvari, Mirziyoyev’e protokol kapısına kadar eşlik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mirziyoyev’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin ana giriş kapısında karşıladı. Erdoğan ve Mirziyoyev’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından 21 pare top atışı eşliğinde iki ülkenin milli marşları çalındı. Mirziyoyev, Muhafız Alayı Tören Kıtası’nı ’Merhaba asker’ diyerek selamladı. Törende tarihte kurulan 16 Türk devletini temsil eden bayraklar ve askerler de yer aldı. Heyetlerini birbirine takdim eden Erdoğan ve Mirziyoyev, merdivenlerde Türkiye ve Özbekistan bayrakları önünde gazetecilere poz verdi. İkili ve heyetler arası görüşmelere geçen Erdoğan ve Mirziyoyev, daha sonra Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Dördündü Toplantısı’na katılacak. Yapılacak olan anlaşmaların imza töreni sonrasında iki lider ortak basın toplantısı düzenleyecek. Törende Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, YÖK Başkanı Erol Özvar, Ankara Valisi Vasip Şahin ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım da yer aldı.
BBP Genel Başkanı Destici: "O saç örgüsü Bozkurt’un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz"
29 Ocak 2026 Perşembe - 15:42 BBP Genel Başkanı Destici: "O saç örgüsü Bozkurt’un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Şimdi de binlerce yıllık savaşçı geleneğimize, atalarımızın saç örgüsüne mi göz diktiniz? O saç örgüsü, Bozkurt’un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz" dedi. BBP’nin 33’üncü kuruluş yıl dönümü nedeniyle Ankara’da bir otelde program düzenlendi. Programa BBP Genel Başkanı Destici, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Elitaş, CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, parti yöneticileri ve çok sayıda partili katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan program, güne özel hazırlanan videonun seyredilmesi ile devam etti. Ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gönderdiği mesaj okundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında şu ifadelere yer verdi: "Nazik davetinizden dolayı teşekkür ediyor, Büyük Birlik Partisi’nin kuruluşunun 33’üncü yıl dönümünü gönülden tebrik ediyorum. Bu vesileyle Büyük Birlik Partisi’nin kurucu Genel Başkanı, kıymetli siyasetçi Muhsin Yazıcıoğlu’nu bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Bin yıl önce bu toprakları fetheden ecdadımız, hangi hassasiyetleri gözettiyse, bugün de milletçe aynı istikamette yürüyor, bölgemizde yaşanan çalkantılara rağmen büyük ve güçlü Türkiye hedefimize doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Söz konusu Türkiye olduğunda tüm farklılıklarımızı bir yana bırakıp 86 milyon tek yürek, tek bilek olacağımıza, inşallah 21’inci asra mührümüzü vuracağımıza, şanlı bayrağımızın dünyanın dört bir yanında gururla dalgalanması için canla, başla çalışacağımıza yürekten inanıyorum. Bu düşüncelerle partinizin 33’üncü kuruluş yıl dönümünü tekrar tebrik ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla." Programda konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, BBP’nin 33 yıllık siyasi yolculuğunda yalnızca millete ve milli değerlere yaslandığını, Türk milletinin tarihi misyonu ile Türk-İslam birliği idealinden hiçbir zaman vazgeçmediklerini belirterek, Muhsin Yazıcıoğlu’nun çizgisini kararlılıkla sürdürdüklerini ifade etti. "Kim PKK-YPG-SDG’yi savunmak istiyorsa buyursun gitsin" Türk milletinin tüm köken, inanç ve düşünce farklılıklarıyla birlikte bir bütün ve kardeş olduğunu dile getiren Destici, "Yeni kurulmuş Suriye yönetiminin sınırları zorlayan hoşgörü ve tahammülüne rağmen, Türkiye’nin tüm uyarılarına rağmen, PKK’nın Suriye kolu SDG’nin anlaşmalara uymaması ve sivillere yönelik saldırılarının devam etmesi, Suriye’nin SDG’ye müdahalesiyle sonuçlandı. DEM’liler kanlarının son damlasına kadar savunacaklarını söylediler. Kim PKK-YPG-SDG’yi savunmak istiyorsa buyursun gitsin, kapı açık ama giderken geri dönmemek üzere, Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu ve kimliklerini bırakıp gidecekler. Türkiye’de ise devletimizin, hükümetin, Cumhur İttifakımızın kararlı duruşuna rağmen başta PKK uzantısı DEM sözcüleri olmak üzere ana muhalefetin grup başkan vekili DEM’lilerle yaptığı ortak basın toplantısında PKK-SGD’ye yapılan operasyonlara karşı çıktı. Bunun Türkiye’ye yansıması olacağını söylediler. Tehditkar cümleler kurdular. Sandılar ki dünkü düzen var. Artık dünkü düzen yok. Ya şartsız, müzakeresiz silahlarınızı bırakırsınız ya da boynunuza devletin ilmiği ve balyozu kafanıza geçer" ifadelerini kullandı. "Kazandıkları belediyelerde ilk iş olarak Türk bayrakları indirildi" Türk bayrağına yapılan saldırının Türk milletine, vatana ve cumhuriyete düşmanlığın ifadesi olduğunu söyleyen Destici, "Yıllar boyunca Türkiye’yi parçalamak için kurdurulup beslenmiş hain ve kahpe terör örgütünün işlediği cinayetlerinin yanı sıra, bazen doğrudan, bazen uzantıları aracılığıyla milletimizi ve değerlerimizi hedef alan hakaretlerine maruz kaldık. Kurdurdukları sözde partilerin kongrelerinde, toplantılarında Türk bayrakları yerlere atıldı. Kazandıkları belediyelerde ilk iş olarak gönderden, duvarlardan Türk bayrakları indirildi. Bazı partiler diyor ki kayyum atamasına son verilsin. Ne olacak, adamlarda en ufak bir değişiklik var mı? Tüm Anadolu’yu geziyoruz. Orada vatandaşa, yöneticilere soruyoruz. ‘Bu hainlerde en ufak bir geri adım var mı?’ diyoruz. ‘Yok’ diyorlar. Yine aynısını yapacaklar. Siyasi bölücülük tüm hızıyla maalesef devam ediyor. Sözde partilerin temsilcileri, katıldıkları toplantılarda her dönemde ve buldukları her fırsatta İstiklal Marşımıza saygısızlık yaptılar. TBMM kürsüsünden defalarca milletimize, devletimize, tarihimize, inançlarımıza ve değerlerimize hakaret ettiler" dedi. "O saç örgüsü, Bozkurt’un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz" Bugün sadece sınırlara değil, Türk tarihi ve töresine saldırıldığını vurgulayan Destici, "Sınırın ötesindeki YPG’li çapulcular ile Meclis’teki kravatlı uzantıları, ağız birliği etmişçesine yeni bir propaganda başlatmışlar. Neymiş? ’Saç örgüsü’ üzerinden kendilerine bir efsane uydurmaya çalışıyorlar. Buradan o kültür fukaralarına, o tarih yoksunlarına sesleniyorum. Siz kim, Türk’ün kadim töresi kim? Siz kim, binlerce yıllık devlet geleneğinin sembollerini ağzınıza almak kim? O, sizin propaganda malzemesi yapmaya çalıştığınız saç örgüsü; dağdaki teröristin süsü değil, Mete Han’ın, Tomris Han’ın rüzgarda savrulan yelesidir. O örgü Sultan Alparslan’ın Malazgirt ovasına girerken miğferinin altına gizlediği, kefen niyetine ördüğü saçlarıdır. O örgü Göktürk hakanlarının, Selçuklu yiğitlerinin, ’Ölürsem saçım mezarımda kefenim olsun’ diyen Türkmen beylerinin şeref nişanesidir. Türk’ün ’börk’ünü taklit ettiniz, yutmadık. Türk’ün bayramı, Ergenekon’dan çıkış günü olan Nevruz’u çalmaya kalktınız, ’bizimdir’ dediniz, o kirli ellerinizle ateşimizi kirletmeye çalıştınız, çaldırmadık. Şimdi de binlerce yıllık savaşçı geleneğimize, atalarımızın saç örgüsüne mi göz diktiniz? O saç örgüsü, Bozkurt’un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz" dedi. "Evlilikleri ve çocuk sahibi olmayı desteklemeliyiz" Verilere göre dünya üzerinde ‘nüfusunu kaybetme tehlikesi’ yaşayan ilk 5 ülke arasında Türkiye’nin de yer aldığını belirten Destici, "Evlilikler azalıyor, doğum oranları düşüyor, aile kurumunu ayakta tutmakta zorluklar yaşıyoruz. Bu konuyla ilgili yakın dönemde milletimizi ve devletten siyasete, sivil toplum kuruluşlarından basına, karar alma noktasında olanları bilgilendirdik, uyarılarda bulunduk, teklifler sunduk. Evlilikleri ve çocuk sahibi olmayı desteklemeliyiz. Evlenen çiftlere faizsiz kredi kullandırılmalı, evlenen çiftlerin ev ve araç sahibi olmaları için vergi ve faiz indirimleri sağlanmalıdır. 3 çocuk sahibi olan aileler için ayrı ve özel bir destekleme programı hayata geçirilmelidir. Kadınlarımıza yönelen şiddet konusunda sert ve radikal adımlar atılmalıdır. Daha doğrusu şiddetin her türlüsüne karşı daha fazla caydırıcı tedbirler ve hukuki düzenlemeler yapılmalıdır. Sokak çeteleri diye bir şey ortada bırakılmamalı, kökleri kazınmalı, yeni Ahmetler ve Atlaslar kaybedilmemelidir" şeklinde konuştu. "Milletin vicdanında ’idam’ çoktan onaylanmıştır" Destici, sözlerini şöyle sürdürdü: "Milletin vicdanında ’idam’ çoktan onaylanmıştır. Gelin, bundan kaçmayın. Gelin, bu kararı milletimiz versin. Teklifimiz şudur; terör suçları, çocuk katilleri, tecavüzcü sapıklar için Narin’in, Sıla bebeğin, Aybüke Yalçın öğretmenin katilleri için idam cezası referandumu yapılmasını öneriyoruz. Sandığı milletin önüne koyalım. Bakalım millet bebek katilleri için ’yaşam hakkı’ mı diyor, yoksa ’ip’ mi istiyor? Bunu hep birlikte görelim. Biz diyoruz ki; adalet mağdurun yüreğini soğutmaktır. Caniye merhamet, mazluma ihanettir. Biz bu ihanete ortak olmadık, olmayacağız. O ip o sandıktan çıkacak ve adalet yerini bulacaktır."