Yerel Haberler
Ankara
Anayasa Mahkemesi heyeti Anıtkabir’i ziyaret etti 28 Nisan 2026 Salı - 10:53:41 Anayasa Mahkemesinin 64. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Mahkeme Başkanı Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet, Anıtkabir’i ziyaret etti. Anayasa Mahkemesinin 64. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Mahkeme Başkanı Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet, Anıtkabir’i ziyaret etti. Aslanlı Yol’dan yürüyen heyet, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi. Özkaya’nın mozoleye çelenk koyması ve saygı duruşunun ardından hatıra fotoğrafı çektirildi. Daha sonra beraberindeki heyetle Misak-ı Millî Kulesi’ne geçen Başkan Özkaya, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazdı: "Aziz Atatürk, Anayasa Mahkememizin 64’üncü kuruluş yıldönümünün derin anlam ve sorumluluğunun idrakiyle huzurunuzda bulunuyoruz. Milletimizin ortak iradesiyle kurulan ve sizin de ’en büyük eserim’ diyerek bizlere emanet ettiğiniz Türkiye Cumhuriyeti, hukukun üstünlüğü ve demokratik hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda kararlılıkla yoluna devam etmektedir. Bu köklü miras, bizlere yalnızca geçmişe değil geleceğe karşı da büyük bir sorumluluğumuzun bulunduğunu hatırlatmaktadır. Anayasal bir organ olarak, demokratik hukuk devleti ilkeleri üzerinde gelişen geçmişimizden aldığımız güçle temel hak ve özgürlüklerin korunması, anayasal düzenin güvence altına alınması ve adaletin tesisine katkı sağlama görevimizi sarsılmaz bir inançla sürdürmekteyiz. Yüksek hatıranız önünde, bize emanet ettiğiniz Cumhuriyet’i daha da güçlendirme azim ve kararlılığımızı bir kez daha ifade ediyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, vatan, millet ve bayrak uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle yâd ediyoruz. Ruhunuz şad olsun."
28 Nisan 2026 Salı - 10:53 Bakan Uraloğlu: "Dijital ortamda gerçekleştirilen biletleme işlemi sayesinde 3 bin ağacın kesilmesini önledik" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Dijital ortamda gerçekleştirilen yılda yaklaşık 24 milyon biletleme işlemi sayesinde 3 bin ağacın kesilmesini önledik" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, demiryolu ile yolcu taşımacılığı kapsamında dijitalleşme çalışmaları hakkında açıklamada bulundu. Bakan Uraloğlu, dijitalleşmenin çağın gereklilikleri doğrultusunda demiryolu taşımacılığında hizmet kalitesini dönüştüren en önemli unsurlardan biri olduğunu dile getirdi. "Dijital ortamda gerçekleştirilen biletleme işlemi sayesinde 3 bin ağacın kesilmesini önledik" Bakan Uraloğlu, Yolcu Taşıma Platformu (YTP) ile bilet alma süreçlerini kolaylaştırdıklarını hem de doğanın korunmasına katkı sağladıklarını belirterek, "YTP, biletleme, rezervasyon ve müşteri hizmetleri süreçlerini tek bir çatı altında toplayarak; dijital ortamda gerçekleştirilen yılda yaklaşık 24 milyon biletleme işlemi sayesinde 3 bin ağacın kesilmesini önledik" ifadelerini kullandı. "Sistem günde 85 bin biletleme işlemini karşılayabiliyoruz" TCDD Taşımacılık AŞ tarafından tamamen Türk mühendislerle geliştirilen platform ile vatandaşların biletlerini web veya mobil uygulama üzerinden saniyeler içinde alabildiğine dikkati çeken Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bilet kesim işlem süresi gişede 15, mobilde 35 saniyeye kadar düştü. Bulut tabanlı altyapısı sayesinde sistem günde 85 bin biletleme işlemini karşılayabiliyoruz. Mikroservis mimarisi ise yalnızca ihtiyaç duyulduğunda kaynak kullanarak enerji tasarrufu sağlıyor. YTP, Türkiye Bilişim Derneği’nin 2025 Türkiye Bilişim Ödülleri kapsamında ‘Kamudan Vatandaşa Hizmetler’ kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü." "Bilet satışlarımızın yüzde 45’i mobil uygulama, yüzde 24’ü web sitesi üzerinden yapıldı" Artık trenlerde yolcu kabul işlemlerini QR kod veya Kimlik Kartı ile saniyeler içinde gerçekleştirildiğini dile getiren Bakan Uraloğlu, "Bu sayede yolcu deneyimi önemli ölçüde iyileşti, işlemler daha hızlı ve sorunsuz hale geldi. 2025 yılında toplam bilet satışlarımızın yüzde 45’i mobil uygulama, yüzde 24’ü web sitesi üzerinden yapıldı; yüksek hızlı trenlerde ise bilet satışlarının yaklaşık yüzde 90’ı dijital kanallar aracılığıyla gerçekleşti" bilgisini paylaştı.
28 Nisan 2026 Salı - 09:38 TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "Mevcut yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteği reel sektör açısından ağır işlemektedir" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu döviz dönüşüm desteği uygulaması hakkında, "Mevcut yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteği hem oran itibarıyla yetersiz kalmakta hem de uygulama şartları reel sektör açısından ağır işlemektedir" dedi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Merkez Bankası’nın uygulamakta olduğu mevcut yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteği uygulamasının yetersiz olduğunu belirtti. Hisarcıklıoğlu, mevcut desteğin en az bir yıl daha uzatılmasını ve destek oranının ise artırılması gerektiğini sözlerine ekledi. Hisarcıklıoğlu, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, "Merkez Bankası’nın döviz dönüşüm desteği uygulaması 30 Nisan’da sona ermektedir. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği, korumacılık eğilimlerinin arttığı ve ihracat pazarlarında rekabetin sertleştiği bu dönemde, Türkiye’nin üretim ve ihracat odaklı büyüme hedeflerini sürdürebilmesi için reel sektörümüzün rekabet gücünün korunması kritik önem taşımaktadır. Bu çerçevede, söz konusu desteğin en az bir yıl daha uzatılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bununla birlikte, mevcut yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteği hem oran itibarıyla yetersiz kalmakta hem de uygulama şartları reel sektör açısından ağır işlemektedir. Uygulamanın daha sade, erişilebilir ve öngörülebilir hale getirilmesi; destek oranının ise artırılması gerekmektedir. Bu yönde atılacak adımlar, sanayicilerimize ve ihracatçılarımıza moral verecek, firmalarımızın finansman şartlarını destekleyecek ve ihracat hacmimize olumlu katkı sağlayacaktır" ifadelerine yer verdi.
Türkiye-Etiyopya ilişkilerini kapsayan ’Tarihsel Süreklilikten Kapsamlı İş Birliğine’ başlıklı rapor yayımlandı
27 Mart 2026 Cuma - 10:24 Türkiye-Etiyopya ilişkilerini kapsayan ’Tarihsel Süreklilikten Kapsamlı İş Birliğine’ başlıklı rapor yayımlandı Milli İstihbarat Akademisi tarafından hazırlanan ’Türkiye-Etiyopya İlişkileri: Tarihsel Süreklilikten Kapsamlı İş Birliğine’ raporu yayımlandı. Milli İstihbarat Akademisi, Türkiye ve Etiyopya ilişkilerini kapsayan ’Tarihsel Süreklilikten Kapsamlı İş Birliğine’ başlıklı bir rapor yayımladı. Raporda, Kızıldeniz’den Hint Okyanusu’na uzanan coğrafyanın enerji arz güvenliği, ticaret hatları, terörle mücadele, göç ve deniz güvenliği gibi konuların küresel meselelerin kesiştiği bir jeopolitik düğüm noktası olduğu vurgulandı. Etiyopya’nın, bölgenin merkezinde yer alan konumu ve sahip olduğu demografik, diplomatik ve jeostratejik kapasiteyle Türkiye’nin Afrika politikasında öne çıkan ülkelerden biri olduğu belirtildi. Afrika Boynuzu’nun küresel rekabetin merkezi olduğu belirtilen raporda, Afrika Boynuzu’nun küresel ticaret yolları, enerji arz güvenliği ve askeri rekabetin kesiştiği bir bölge olarak uluslararası sistemde giderek daha merkezi bir konum kazandığı ifade edildi. Bölgenin jeopolitik konumunun küresel aktörler açısından stratejik bir önem taşıdığı da ayrıca aktarıldı. Etiyopya’nın Afrika Birliği’ne ev sahipliği yapması, nüfus büyüklüğü ve diplomatik etkinliğiyle öne çıktığı açıklanırken, bu özelliklerin Etiyopya’yı Türkiye açısından stratejik bir odak ülke haline getirdiği not düşüldü. Etiyopya’nın demografik ve ekonomik potansiyeli olduğu vurgulandı Yayımlanan raporda, Etiyopya’nın sahip olduğu demografik ve ekonomik potansiyelin bölgesel dinamikler üzerinde belirleyici rol oynadığı ifade edildi. Aynı zamanda bölgenin kırılgan güvenlik yapısı ve çok boyutlu risk alanlarıyla dikkat çektiği vurgulandı. Afrika Boynuzu’nun küresel rekabetin yoğunlaştığı alanlardan biri haline geldiğinin altı çizilirken, Türkiye’nin bu coğrafyada artan görünürlüğünün stratejik bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca yayımlanan raporda; tarım, inşaat ve altyapı sektörlerine dayalı büyüme modelinin, ülkenin ekonomik yapısında belirleyici olduğu belirtildi. Bunu yanı sıra etnik-federal yapının hem toplumsal zenginlik hem de kırılganlık ürettiği kaydedildi. Amhara, Oromo ve Tigray gibi etnik temelli eyalet yapısının zaman zaman merkezi otoriteye yönelik sınamalar ortaya çıkardığı da dile getirilirken; ülkenin kronik döviz darboğazı, yüksek dış borç yükü ve dış ticaretteki yapısal sorunlarının ekonomik istikrar üzerinde baskı oluşturduğu belirtildi. Türkiye ile Etiyopya arasındaki ilişkilerin, Osmanlı dönemine kadar uzandığı aktarıldı Raporda, Etiyopya’nın 1993 sonrasında denize çıkışını kaybetmesinin güvenlik doktrini ve dış politika tercihleri üzerinde belirleyici bir unsur haline geldiği not düşüldü. Ayrıca bu durumun, ülkenin stratejik yönelimlerini doğrudan etkilediği ifade edildi. Raporda, Etiyopya’nın çok boyutlu güvenlik yaklaşımı benimsediği ve iç güvenlik ile dış tehditler arasında denge kurmaya çalıştığı vurgulanırken, Türkiye-Etiyopya ilişkilerinin tarihî temellerinin, Türkiye ile Etiyopya arasındaki ilişkilerin Osmanlı dönemine kadar uzandığı ifade edildi. 1896 yılında Sultan II. Abdülhamid ile Etiyopya İmparatoru II. Menelik arasında kurulan temasın ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcını oluşturduğu kaydedildi. 1912 yılında Harar’da açılan Osmanlı konsolosluğunun Sahraaltı Afrika’daki ilk resmi temsilcilik olduğu aktarılırken, modern dönemde ise 2005 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Etiyopya’ya gerçekleştirdiği ziyaretin ilişkilerde önemli bir dönüm noktası olduğu ifade edildi. Bu ziyaretin Türkiye’nin Afrika açılımı politikası çerçevesinde değerlendirildiği not düşüldü. Türkiye ile Etiyopya arasındaki ekonomik ilişkiler, son yıllarda önemli ölçüde gelişti Yayımlanan raporda ekonomik, savunma ve diplomatik iş birliğinin derinleşmesiyle birlikte, Türkiye ile Etiyopya arasındaki ekonomik ilişkilerin son yıllarda önemli ölçüde geliştiği ifade edildi. Türk tekstil sektörü yatırımlarının Addis Ababa’da yoğunlaştığı açıklanırken, Türk müteahhitlerinin kara yolu, demir yolu, fabrika ve konut projelerinde aktif rol üstlendiğinin altı çizildi. Ayrıca bu gelişmelerin, ekonomik ortaklığın stratejik bir boyut kazandığını gösterdiği işaret edildi. 2021 yılında iki ülke genelkurmay heyetlerinin Ankara’da bir araya gelerek ortak çalışma alanları belirlemesi, ortak tatbikat, subay eğitimi ve sınır güvenliği teknolojileri gibi alanlarda iş birliği kararı alınması, iki ülke arasındaki ilişkilerin günden güne geliştiğini gösterdi. İki ülke arasında imzalanan Ankara Bildirisi, diplomatik ilişkiyi güçlendirdi Açıklanan raporda, 11 Aralık 2024 tarihinde imzalanan Ankara Bildirisi’nin bu çabaların somut bir sonucu olduğu vurgulandı. Bu gelişmenin bölgesel istikrar açısından önemli bir başarı olarak değerlendirildiği ifade edilirken, Türkiye’nin Afrika Boynuzu’nda güvenilir ve dengeleyici bir aktör olarak konumunu güçlendirdiği kaydedildi. Tarihî örnekler üzerinden bölgedeki krizlerin yönetiminde yaşanan zorluklara dikkat çekilirken, bu bağlamda Türkiye’nin ortaya koyduğu yaklaşımın farklılaştığı işaret edildi. Ayrıca Türkiye’nin Etiyopya-Somali-Cibuti hattında çok taraflı bir mekanizmanın şekillenmesinde kolaylaştırıcı rol üstlendiği ifade edildi. Liman erişimi, deniz güvenliği, lojistik altyapı ve gümrük koordinasyonu gibi alanlarda iş birliği imkanlarının bulunduğu belirtilerek, bu yapının bölgesel düzenin oluşumuna katkı sağlayabileceği aktarıldı. Türkiye’nin bu süreçte stratejik bir paydaş konumuna geldiği de ayrıca ifade edildi. Raporun tamamı, https://mia.edu.tr/uploads/f/topic_8.pdf adresinde yayımlandı.
Türk Eğitim-Sen araştırdı: 62 ilde 71 bin 757 ücretli öğretmen sayısı ve 55 ilde 80 bin 449 öğretmen açığı
27 Mart 2026 Cuma - 10:20 Türk Eğitim-Sen araştırdı: 62 ilde 71 bin 757 ücretli öğretmen sayısı ve 55 ilde 80 bin 449 öğretmen açığı Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) 62 ilde ücretli öğretmen sayısının 71 bin 757 olduğunu ve 55 ilde 80 bin 449 öğretmen açığı olduğunu açıkladı. Türk Eğitim-Sen, 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılında da Türkiye’de ücretli öğretmen sayılarını araştırdı. Buna göre 62 il valiliğinden veri toplayan Türk Eğitim-Sen, 2025-2026 eğitim-öğretim yılında 62 ilde ücretli öğretmen sayısını 71 bin 757 olduğunu açıkladı. "İstanbul’da 21 bin 947 ücretli öğretmen çalıştırılmak" İllere göre çalışan öğretmen sayılarını değerlendiren Türk Eğitim-Sen, İstanbul en yüksek ücretli öğretmen sayısına sahip il olduğunu açıkladı. Buna göre İstanbul’da 21 bin 947 ücretli öğretmen çalıştırıldığı belirtilirken, İstanbul’u 5 bin 894 ile Şanlıurfa’nın takip etiği açıklandı. Ücretli öğretmen sayısının yüksek olduğu diğer iller ise Ankara’da 3 bin 662, İzmir’de 3 bin 538, Gaziantep’te 3 bin 63, Kocaeli’nde 2 bin 300, Hatay’da 2 bin 98, Şırnak’ta bin 784, Mardin’ bin 685 ve Konya bin 443 olarak sıralandı. "Ücretli öğretmenlerin 5 bin 862’si ön lisans mezunu" Yine Türk Eğitim-Sen’in araştırmasında 62 ildeki ücretli öğretmenlerin mezuniyet durumlarına bakıldığında ise eğitim fakültesi mezunu öğretmen sayısı 30 bin 536, lisans mezunu öğretmen sayısı 35 bin 359 ve ön lisans mezunu öğretmen sayısı 5 bin 862 olarak açıklandı. Bu verilere göre, ücretli öğretmenlerin yüzde 42,55’i eğitim fakültesi, yüzde 49,27’si lisans ve yüzde 8,17’si ön lisans mezunlarından oluştuğu belirlendi. Araştırma sonucunda lisans mezunu ücretli öğretmenlerin sayısının, eğitim fakültesi mezunu öğretmenlerden daha fazla olduğu ifade edildi. "Mezuniyet durumlarına göre ücretli öğretmen sayıları" Ücretli öğretmenlerin mezuniyet alanlarına göre bazı illerdeki dağılımını yer verilen araştırmada, İstanbul’da görev yapan ücretli öğretmenlerin 6 bin 48’i eğitim fakültesi, 13 bin 50’si lisans, 2 bin 849’u ön lisans mezunu olduğu, Ankara’da görev yapan ücretli öğretmenlerin ise bin 801’i eğitim fakültesi, 1.787’si lisans, 74’ü ön lisans mezunu olduğu kaydedildi. Diğer illerdeki dağılıma ise şu şekilde yer verildi: "Şanlıurfa’da görev yapan ücretli öğretmenlerin 2 bin 672’si eğitim fakültesi, 2 bin 910’u lisans, 312’si ön lisans mezunudur. İzmir’de görev yapan ücretli öğretmenlerin 1.488’i eğitim fakültesi, 1.729’u lisans, 321’i ön lisans mezunudur. Tekirdağ’da görev yapan ücretli öğretmenlerin 447’si eğitim fakültesi, 871’i lisans, 207’si ön lisans mezunudur. Hatay’da görev yapan ücretli öğretmenlerin 1.159’u eğitim fakültesi, 819’u lisans, 120’si ön lisans mezunudur. Kocaeli’nde görev yapan ücretli öğretmenlerin 950’si eğitim fakültesi, 1.194’ü lisans, 156’sı ön lisans mezunudur. Muş’ta görev yapan ücretli öğretmenlerin 303’ü eğitim fakültesi, 452’si lisans, 108’si ön lisans mezunudur. Kars’ta görevli ücretli öğretmenlerin 297’si eğitim fakültesi, 457’si lisans, 198’i ön lisans mezunudur." Araştırma sonucunda Türkiye genelinde lisans mezunu ücretli öğretmen sayısının eğitim fakültesi mezunu ücretli öğretmenlerden daha fazla olduğu aktarıldı. Özel eğitim öğretmeni olarak görev yapan ön lisans mezunu ücretli öğretmenlerin sayısı 2 bin 205’olduğu da belirtildi. Özel eğitim öğretmenliğinde toplam 20 bin 979 ücretli öğretmen görev yaptığı ifade edilirken, bu öğretmenlerin 8 bin 669’u eğitim fakültesi, 10 bin 105’i lisans, 2 bin 205’i ön lisans mezunu olduğu kaydedildi. Araştırma sonucunda özel eğitim öğretmenlerinin mezuniyet alanlarına göre bazı illerdeki dağılımına ise şu şekilde yer verildi. İstanbul’da toplam 6 bin 33 özel eğitim öğretmeni ücretli olarak görev yaparken; bu öğretmenlerin bin 492’si eğitim fakültesi, 3 bin 133’ü lisans, bin 408’i ön lisans mezunudur. İzmir’de 1.807 ücretli özel eğitim öğretmeni görev yaparken, bu öğretmenlerin 817’si eğitim fakültesi, 841’i lisans, 149’u ön lisans mezunudur. Kars’ta 233 ücretli özel eğitim öğretmeni görev yaparken, bu öğretmenlerin 43’ü eğitim fakültesi, 128’i lisans, 62’si ön lisans mezunudur. Nevşehir’de 144 ücretli özel eğitim öğretmeni görev yaparken, 68’si eğitim fakültesi, 76’sı lisans mezunudur. Rize’de 239 ücretli özel eğitim öğretmeni yaparken, bu öğretmenlerin 102’si eğitim fakültesi, 115’i lisans, 22’si ön lisans mezunudur. Siirt’te 98 ücretli özel eğitim öğretmeni görev yaparken, bunun 49’u eğitim, 49’u lisans mezunudur. Sinop’ta 148 ücretli özel eğitim öğretmeninin 51’i eğitim fakültesi, 79’u lisans, 18’i ön lisans mezunudur." Ücretli öğretmenlerin görevlendirildikleri alanların da yer aldığı araştırmada, ücretli okul öncesi olarak görev yapan öğretmenlerin sayısı toplam 6 bin 706 iken; bu öğretmenlerin 3 bin 955’i eğitim fakültesi, bin 616’sı lisans, bin 135’i ön lisans mezunu olduğu ifade edildi. Ücretli branş öğretmeni olarak görev yapanların sayısının ise toplam 25 bin 10 olduğu ve bu öğretmenlerin 9 bin 29’unun eğitim fakültesi, 14 bin 57’sinin lisans mezunu, bin 924’ünün ön lisans mezunu olduğu araştırmada yer aldı. Araştırma sonucunda İstanbul’da ücretli branş öğretmeni olarak görev yapan 7 bin 964 öğretmenin 733’ünün, Şanlıurfa’da ücretli branş öğretmeni olarak görev yapan bin 742 öğretmenin 110’unun, Hakkari’de ücretli branş öğretmeni olarak görev yapan 648 öğretmeninin 92’sinin, Edirne’de ücretli branş öğretmeni olarak yapan 114 öğretmenin 16’sının, Erzurum’da ücretli branş öğretmeni olarak görev yapan 491 öğretmenin 39’unun ön lisans mezunu olduğu belirlendi. "Norm kadro ihtiyacı 55 ilde 80 bin 449" İl valiliklerinden norm kadro ihtiyacını da talep edildiğini açıklayan Türk Eğitim-Sen, buna göre 55 il valiliğinden ulaşan verilere göre norm kadro ihtiyacının 80 bin 449 olduğunu açıkladı. Buna göre ücretli öğretmen sayısının norm kadro ihtiyacının 8 bin 692 altında kaldığını da açıklamada yer aldı. İl bazında norm kadro ihtiyacının yer verildiği araştırma sonucunda İstanbul’da 25 bin 532 olan norm kadro ihtiyacı olduğu ve ücretli öğretmen sayısı 21 bin 947 olduğu, Ankara’da norm kadro ihtiyacının 4 bin 402, ücretli öğretmen sayısının ise 3 bin 662 olduğu belirtildi. "Öğretmen açığını gidermek için en az ücretli öğretmen sayısı kadar atama yapılmalı" Ücretli öğretmen araştırması ile ilgili açıklama yapan Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, şunları kaydetti: "Her yıl yapılan öğretmen atamaları ne yazık ki ihtiyacı karşılamaktan uzaktır. 2026 yılı için Milli Eğitim Bakanlığı’nın yalnızca 10 bin kontenjan ayırması, sorunun boyutunu açıkça ortaya koymaktadır. AGS’de başarılı olan öğretmenlerin Milli Eğitim Akademisi’nde nisan ayında eğitime başlayacak olması ancak bu sürecin 12 ay sürmesi ciddi bir gecikmeye yol açmaktadır. Bu nedenle söz konusu öğretmenler en erken 2027 yılında göreve başlayabileceklerdir. Bu durum, halihazırda ücretli öğretmenlerle kapatılmaya çalışılan açığın devam etmesine neden olacaktır. Ayrıca hem 10 bin atamanın yetersiz kalması hem de göreve başlama süresinin uzaması eğitim sistemi açısından önemli bir handikaptır."
28 Mehmed Çelebi’nin Paris notları Ankara’da izleyiciyle buluştu
27 Mart 2026 Cuma - 09:48 28 Mehmed Çelebi’nin Paris notları Ankara’da izleyiciyle buluştu Osmanlı Elçisi 28 Mehmed Çelebi’nin Paris notları, yapay zeka estetiğiyle Fransa Büyükelçiliği’nde izleyiciyle buluştu. Osmanlı Devleti’nin ilk modern elçisi 28 Mehmed Çelebi’nin Fransa’ya attığı tarihi adım, 300 yıl sonra teknoloji ve sanatın kesişim noktasında görsel bir deneyime dönüştü. Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont’un ev sahipliğinde ve Fransız Kültür Merkezi’nin katkılarıyla hazırlanan ’KARŞILAŞMA: Bir Osmanlı Elçisinin Fransa’ya Dijital Yolculuğu’ sergisi, Fransa Büyükelçiliği’nin tarihi atmosferinde kapılarını açtı. Fransa’nın Türkiye Büyükelçiliği konutunda davetlileri ağırlamaktan son derece büyük bir mutluluk duyduğunu kaydeden Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont, "Bu akşam, itiraf etmeliyim ki, son derece büyüleyici bir o kadar da müstebat bir proje münasebetiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Her şey, Fransa Kralı 15. Louis’nin sarayı nezdinde Osmanlı Devleti’nin ilk olağanüstü Büyükelçisi olarak atanan Mehmed Çelebi Efendi’nin, Sefaretnâme adlı eserinde, bizlere miras olarak bıraktığı müstesna hatıratıyla başlamıştır. 1720 yılında Fransa ve Paris’e dair ayrıntılı, yer yer hayretamiz tasvirlerin yer aldığı bu önemli eser paha biçilmez değerdedir. Buradan hareketle, birbirine tamamen zıt iki devir olan Mehmed Çelebi Efendi’nin 18. yüzyılı ile yapay zeka çağı arasında bir diyalog oluşturmak istedik. Kavram basit ama cüretkar. Yapay zekadan Mehmed Çelebi Efendi’nin betimlemelerini görsellere dönüştürmelerini istemek. Bunun için yapay zekadan, Osmanlı elçisinin Paris’teki Tuileries Bahçesi’ne giriş sahnesini ölümsüzleştiren ve bugün Versailles’da sergilenen şaheserin sahibi Charles Parrocel’in üslubunu taklit etmesi talep edilmiştir. Bu akşam sergilenen eserler arasında bu tablonun bir nüshasını da göreceksiniz" diye konuştu.
Medicana’da su farkındalığı: "Her damla bir sorumluluk"
27 Mart 2026 Cuma - 09:34 Medicana’da su farkındalığı: "Her damla bir sorumluluk" Medicana International Ankara Hastanesi’nde düzenlenen ‘Her Damla Bir Sorumluluk’ etkinliğinde, suyun sürdürülebilir kullanımı, görünmeyen su tüketimi ve toplum sağlığına etkileri çok yönlü olarak ele alındı. Su kaynaklarının hızla azalması ve bilinçsiz tüketimin artmasıyla suyun korunması küresel bir sorumluluk haline gelirken, Medicana International Ankara Hastanesi’nde düzenlenen ‘Her Damla Bir Sorumluluk’ etkinliğinde sürdürülebilir su kullanımı ve toplumsal farkındalık konuları kapsamlı şekilde ele alındı. Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) ve MBA Okulları Oran Kampüsü iş birliğiyle Medicana International Ankara Hastanesi Konferans Salonu’nda geçtiğimiz gün gerçekleştirilen etkinlikte, ‘doğru bilinen yanlışlar’ temalı bilgilendirme sergisi ile MBA öğrencilerinin hazırladığı su temalı resimler katılımcılarla buluştu. Ziyaretçiler sergi ziyareti sonrası su farkındalık düzeylerini ölçen ankete katıldı. Ardından düzenlenen seminerde, suyun yalnızca çevresel bir konu değil; insan sağlığı, yaşam kalitesi ve gelecek nesiller açısından hayati öneme sahip olduğu vurgulandı. Dünyadaki suyun yalnızca yüzde 1’inin kullanılabilir su olduğu belirtilerek, günlük alışkanlıkların ciddi su israfına yol açtığına dikkat çekildi. Görünmeyen su tüketimine dikkat çekildi Etkinlikte yapılan paylaşımlarda, bir tişört üretimi için yaklaşık 7 bin 700 litre, bir hamburger üretimi için ise yaklaşık 15 bin litre su harcandığına dikkat çekilerek, tüketim alışkanlıklarının su kaynakları üzerindeki dolaylı etkileri vurgulandı ve her ürünün ‘görünmeyen bir su hikâyesi’ barındırdığı ifade edildi. Günlük hayatta yapılabilecek basit değişimlerin önemli tasarruflar sağlayabileceği belirtilerek; diş fırçalarken musluğu kapatmak, araba yıkarken hortum yerine kova kullanmak gibi önlemlerle yüzlerce litre suyun korunabileceği aktarıldı. Su, gıda ve gelecek arasındaki bağlantı Türkiye Çevre Eğitim Vakfı Genel Müdürü Almıla Kından Cebbari etkinlikte yaptığı konuşmasında, dünyadaki suyun döngüsel olmasına rağmen kullanılabilir su oranının sınırlı olduğunu belirterek, tüketim alışkanlıklarının çevresel, sosyal ve ekonomik dengeler üzerindeki etkilerine dikkati çekti. Almıla Kından Cebbari şunları kaydetti: "Türkiye’de yılda yaklaşık 33 milyon ton atığın 15 milyon tonu gıda atıklarından oluşuyor. Tarımsal üretimde kullanılan su oranının yüzde 70 seviyesinde. İsraf edilen her gıda aynı zamanda boşa harcanan su anlamına geliyor. Organik atıklar karbon döngüsünü olumsuz etkileyerek küresel ısınmayı artırıyor. Topraktaki organik madde oranının azalması su tutma kapasitesini düşürüyor ve kuraklık riski artırıyor. Suyu korumak yalnızca tasarruf etmekle değil; gıdayı, toprağı ve doğal dengeyi korumakla mümkündür. Değişim ise bireysel farkındalıkla başlar." Eğitimde sürdürülebilirlik ve doğa bilinci TÜRÇEV Eko-Okul sertifikasına sahip MBA Oran Kampüsü’nün çalışmalarını paylaşan Kampüs Müdürü Özlem Yüksel, çevre bilincinin erken yaşta kazandırılmasının önemine dikkat çekti. Okul bünyesinde gerçekleştirilen uygulamalarda öğrencilerin ata tohumları dikerek üretim sürecine katıldığı, bu sayede hem doğayı tanıdığı hem de sorumluluk bilinci kazandığı belirtildi. Program kapsamında söz alan öğrenci Elif Kübra Balcı ise yıl boyunca gerçekleştirdikleri ekolojik çalışmalarla sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını anlattı. Sağlığın temeli su Etkinliğin kapanış konuşmasını yapan Medicana International Ankara Hastanesi Genel Müdürü ve Başhekimi Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, sağlıkta suyun yeri ve önemini paylaştı. Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, "Bildiğiniz üzere su kaynaklarının azalması yalnızca susuzluk anlamına gelmez; aynı zamanda hijyen şartlarının bozulmasına bağlı olarak enfeksiyon riskini ciddi şekilde artırır. Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar insan güvenli içme suyuna erişememekte, 3,6 milyar insan ise yeterli sanitasyon hizmetlerinden yoksun yaşamaktadır. Bu durumun en ağır sonuçlarını ise çocuklar yaşamaktadır. Güvensiz su, yetersiz hijyen ve sanitasyon şartları nedeniyle her gün yaklaşık 1.000 çocuk önlenebilir hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Su sadece bir ihtiyaç değil, aynı zamanda sağlığın kendisidir. Bu nedenle suyun korunması, yalnızca bir çevre meselesi değil, aynı zamanda toplum sağlığını doğrudan etkileyen kritik bir hijyen ve enfeksiyon önleme konusudur" ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı Gürlek, Türkiye Barolar Birliği Başkanı ve heyetini kabul etti
27 Mart 2026 Cuma - 04:13 Adalet Bakanı Gürlek, Türkiye Barolar Birliği Başkanı ve heyetini kabul etti Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve beraberindeki heyeti Bakanlıkta kabul etti. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve beraberindeki heyeti Bakanlıkta kabul etti. Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketi’nde avukatların özlük haklarının güçlendirilmesine yönelik çalışmaları hayata geçirmeyi hedeflediklerinin altını çizdi. Yargı camiası olarak büyük bir aile olduklarına vurgu yapan Bakan Gürlek, "Bu ailenin içerisinde avukatlarımız çok önemli. 209 bin avukatımız var. Yani yargısal süreçlerde savunma makamı, avukatlarımız çok önemli" dedi. Bakan Gürlek, avukatların yaşadıkları maddi sıkıntılara da vurgu yaparak, bu sıkıntıları 12. Yargı Paketi ile çözüme kavuşturmayı hedeflediklerini ifade etti. Bakan Gürlek konuşmasını şöyle sürdürdü: "12. Yargı Paketinde avukatlarımıza özel düzenlemelerin çalışmalarını yapıyoruz. Avukatlarımızın maddi anlamda zorluk yaşadığını biliyoruz, bu hususla ilgili de pakette çalışmalar olacak. Özellikle avukatlarımızın maddi anlamda onların hissedebileceği, onlara da bir fayda sağlayabilecek düzenlemeler yapmak istiyoruz. Bu konuyu zaten kamuoyu ile de paylaştık. Tapu işlemlerinde 30 milyon üstü işlemlerde iki taraf için avukat zorunluluğu getirilecek." Bakan Gürlek, ayrıca noter yardımcılığı konusuna da 12. Yargı Paketi’nde yer vermeyi hedeflediklerini söyledi.
Ramazan’da gençler AK Parti Gençlik Kolları’nın düzenlediği iftar ve sahur sofralarında buluştu
26 Mart 2026 Perşembe - 23:37 Ramazan’da gençler AK Parti Gençlik Kolları’nın düzenlediği iftar ve sahur sofralarında buluştu AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Yusuf İbiş, Gençlik Kolları tarafından çeşitli noktalarda ikram dağıtımı ve iftar sofraları ile Ramazan’ın bereketinin paylaşıldığını belirterek, ’Gençlik Sofrası’ programı ile bin 850 noktada kurulan iftar ve sahur sofralarında 625 bin gencin bir araya geldiğini, "Kampüs için İftar Vakti" programı ile 207 üniversitede 500 bini aşkın öğrenciyle buluşulduğunu, ayrıca 30 ilde GENÇNOKTA iftar çadırları kurulduğunu söyledi. AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Yusuf İbiş, partinin 178. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Ramazan ayı boyunca gerçekleştirilen gençlik çalışmaları ve faaliyetlerine ilişkin bir sunum yaptı. Gençlik Kolları’nın gelenekselleşen programlarından "İftara 5 Kala" etkinlikleri kapsamında iftara yetişemeyen vatandaşlara destek sağlandığını belirten İbiş, şehirlerin yoğun ve trafik ışıkları olan 7 bin farklı noktasında mobil ikramlarla toplam 1 milyon 175 bin iftariyeliğin vatandaşlara ulaştırıldığını ifade etti. Ramazan öncesinde başlatılan ve gençlerle AK Parti Genel Başkan Yardımcılarını, bakanları ve milletvekillerini buluşturan program serisinin Ramazan ayında da sürdürüldüğünü belirten İbiş, Türkiye genelinde 750 noktada düzenlenen buluşmalarda 255 bin gençle bir araya gelinerek istişare ve paylaşım ortamının güçlendirildiğini dile getirdi. İbiş, ‘Gençlik Sofrası’ programı çerçevesinde 81 il ve 922 ilçede bin 850 noktada kurulan iftar ve sahur sofralarında 625 bin gencin bir araya geldiğini söyledi. "Kampüs için İftar Vakti" programı ile 207 üniversitede gerçekleştirilen organizasyonlarda 500 bini aşkın öğrenciyle buluşulduğunu ifade eden İbiş, gençlerin iftar sonrasında bir araya geldiği sosyal alanlar haline getirildiğini vurguladı. 30 ilde kurulan GENÇNOKTA iftar çadırlarının da gençlerin bir araya geldiği buluşma alanları arasında yer aldığını belirten İbiş, iftar sonrasında gerçekleştirilen buluşmalar ve çeşitli etkinliklerle gençlerle doğrudan iletişim kurulduğunu vurguladı. İbiş, Türkiye genelinde 3 bin noktada 475 bin ikram dağıtımı yapılarak Ramazan’ın bereketinin paylaşıldığını ifade ederek, Genel Merkez Gençlik Kolları tarafından düzenlenen "Geçmişten Günümüze AK Gençlik İftarı" programı ile önceki dönemlerde görev almış teşkilat mensuplarıyla mevcut kadroların bir araya geldiğini ifade etti.
Bakan Gürlek, KKTC İçişleri Bakanı Oğuz ile bir araya geldi
26 Mart 2026 Perşembe - 20:53 Bakan Gürlek, KKTC İçişleri Bakanı Oğuz ile bir araya geldi Adalet Bakanı Akın Gürlek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) İçişleri Bakanı Dursun Oğuz ve beraberindeki heyetle bakanlıkta bir araya geldi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, KKTC’nin uluslararası toplumun bağımsız, eşit egemen bir üyesi olarak hak ettiği yeri alması için gerekli desteği her zaman vereceklerini belirtti. Bakan Gürlek, KKTC İçişleri Bakanı Dursun Oğuz ve heyetiyle bakanlıkta bir araya geldi. Bakan Gürlek, "Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Devletleri Teşkilatı’nda ve Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi’nde gözlemci üye statüsü kazanması için de gerekli adımların atılmasını düşünüyoruz. Dün ve bugün olduğu gibi Kıbrıs Türk halkının her zaman yanındayız" dedi. Ortak tarih, dil, kültür ve kader birliğine vurgu yapan Bakan Gürlek, "Kıbrıs Türk halkının özgürlük, adalet ve eşitlik mücadelesine verdiğimiz destek de her zaman bizim bir ortak değerlerimizin yansımasıdır" diye konuştu. Bakan Gürlek, iki ülke arasında adli iş birliği anlaşmasına dikkat çekti. Gürlek, adli iş birliği anlaşması kapsamında suçluların iadesi ve KKTC’nin göndermiş olduğu taleplerin adli anlamda yerine getirilmesi için çalışacaklarını ifade etti. Hakim ve savcı eğitimleri Hâkim ve savcıların mesleki eğitimlerine ilişkin yapılan anlaşmaya da dikkat çeken Bakan Gürlek şöyle konuştu: "İki ülke arasındaki gerek ortak değerlerin yükselmesi gerek de tekrardan işlerinin pekiştirilmesi için hâkim savcı adaylarının eğitilmesi konusunda gerekli adımları attık. Bu konuda her zaman destek veriyoruz. Kıbrıs’tan hâkim, savcı arkadaşlarımız Türkiye Adalet Akademisi’ne eğitime gidiyor. Ayrıca Ceza İnfaz Kurumu sistemimizde infaz hukuku anlamında önemli çalışmalar yaptık. İhtiyaç duyduğunuz konularda destek vermeye hazırız. Özellikle yargı kurumlarının kapasitesinin arttırılması için iş birliği anlamında elimizden geldiğince Adalet Bakanlığı olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığına katkı sunmaya hazırız. Bu görüşmelerin; iki ülke arasındaki gerek adli anlamdaki konularında iş birliğinin desteklenmesi gerek de kardeşlik hukukunun pekişmesi için ben faydalı olduğuna inanıyorum." Kıbrıs’a yeni adli müşavir atanacak Adalet Bakanı Akın Gürlek, KKTC Adli Müşavirinin görev süresinin tamamlandığını ve buraya kısa zamanda yeni bir atama yapılacağının müjdesini verdi. Bakan Gürlek, "Adli müşavirimiz 16 ülkede var. Kıbrıs adli müşavirliğine çok önem veriyoruz. Özellikle orada yaşayan vatandaşlarımız, adli konuların takibi ve iş birliği konusunda da çok faydalı olacağını düşünüyoruz. Kısa bir sürede de inşallah onun atamasını yapacağız. Bu da ikili ilişkilerimizi inşallah pekiştirecek" dedi. "Anavatan garantörlüğü kırmızı çizgimizdir" KKTC İçişleri Bakanı Dursun Oğuz da Bakan Gürlek’e teşekkür ederek, iki ülke arasındaki iş birliğinin her alanda devam etmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Bakan Oğuz, içinde bulunduğumuz coğrafyadaki meydana gelen savaşlarda anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünün ne kadar önemli olduğuna vurgu yaptı. 1960 Garanti Anlaşmasını imzalayanları yad eden Oğuz, "Öyle güzel bir anlaşma yapmışlar ki bugün dünya dahil iç cephe bunu kaldırmaya uğraşıyorlar. Ama o anlaşma ki bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin adada ki varlığını ve garantörlüğünü sağlıyor. Kıbrıs Türk Halkı olarak ana vatanın garantörlüğü kırmızı çizgimizdir. Bu tarih boyunca böyle kalacaktır" dedi. "Türkiye Cumhuriyeti her zaman yanımızdadır" Türkiye Cumhuriyeti’nin her alanda KKTC’nin tanınmasında çok büyük katkılar sunduğunun altını çizen Oğuz, "Sayın Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 4 defa üst üste bütün dünyaya KKTC’yi tanıyın demesi izolasyonlar altında kalan bir KKTC’nin tanınması yönünde çok büyük bir adımdır" dedi. Ambargolar altındaki bir devletin dış ilişkiler yapmasının önemine değinen Oğuz, "KKTC’nin tanınırlığının arttırılması, uluslararası ilişkilerde çok önemli bir boyuttur. Türkiye Cumhuriyeti her zaman yanımızdadır. Biz bu şekilde bakıyoruz ve anlamlı buluyoruz" diye konuştu.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli: "Türk işletenli tankere Karadeniz’de gerçekleştirilen saldırıyı büyük endişeyle karşılıyoruz"
26 Mart 2026 Perşembe - 20:26 Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli: "Türk işletenli tankere Karadeniz’de gerçekleştirilen saldırıyı büyük endişeyle karşılıyoruz" Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, "Ham petrol taşıyan ‘ALTURA’ isimli, Sierra Leone bayraklı ve Türk işletenli tankere yönelik bugün Karadeniz’de gerçekleştirilen saldırıyı büyük endişeyle karşılıyoruz" dedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli, Türk işletenli bir ticari gemiye yönelik Karadeniz’de gerçekleştirilen saldırı hakkında açıklama yaptı. Keçeli, "Ham petrol taşıyan ‘ALTURA’ isimli, Sierra Leone bayraklı ve Türk işletenli tankere yönelik bugün Karadeniz’de gerçekleştirilen saldırıyı büyük endişeyle karşılıyoruz. Saldırıya ilişkin olarak ilgili kurumlarımız tarafından gerekli inceleme ve teknik müdahaleler yapılmakta olup, gemide bulunan 27 Türk mürettebatın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmiştir. Karadeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgemiz içerisinde meydana gelen ve uluslararası hukuka aykırı olan bu ve benzeri saldırılar, bölgede can, mal, seyir ve çevre emniyeti bakımından ciddi riskler oluşturmaktadır. Savaşın Karadeniz sathına yayılmasının ve daha da tırmanmasının önlenmesini teminen, ilgili taraflarla temaslarımızı sürdürmekteyiz. Bu doğrultuda ayrıca, ülkemizin bölgedeki ekonomik çıkar ve faaliyetlerinin korunması amacıyla, uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tedbirleri alma hakkımızı saklı tutuyoruz" ifadelerini kullandı.