Yerel Haberler
Ankara
11 Nisan 2026 Cumartesi - 19:19 Bakan Göktaş: "Sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan önemli yükümlülükler getiriyoruz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. Yeni düzenlemeyle, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan önemli yükümlülükler getiriyoruz" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 10.11 Nisan tarihlerinde Ankara Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Aile ve Sağlık Çalıştayı’nda kapanış konuşmasını yaptı. Göktaş, 2 gün süren sempozyumda aileyi ilgilendiren meselelerin ele alındığını belirterek burada ortaya konan fikirlerin, aile ve toplum sağlığını koruyan stratejilere katkı sunacağına inandığını aktardı. Toplumu koruyan en güçlü zeminin sağlıklı aile olduğunu aktaran Göktaş, "Bir ülkede aile yapısı sağlam olduğunda, çocuk daha güvende olur. Gençler, karşılaştığı riskler karşısında daha dirençli hale gelir. Yaşlı ve engelli birey hayata daha güçlü bağlanır. Bu nedenle sağlıklı aile, güçlü toplum yapısının ana şartlarından biridir" ifadelerini kullandı. "Aileyi destekleyen politikalar artık bir tercih değil, bir zorunluluktur" Artık yaşlı nüfusun artışı ve demografik dönüşümün ailelerin bakım, dayanışma ve birlikte yaşama kapasitesini yeniden şekillendirdiğini dile getiren Bakan Göktaş, "Yaşlı bireylerin hayat kalitesini koruyan, kuşaklar arası bağı güçlendiren ve aileyi destekleyen politikalar artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bunun yanında, engelli bir evlada sahip olmak; bir aile için sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda büyük bir adanmışlıktır. Biz biliyoruz ki; asıl güç, sabırla büyüyen sevgide, asıl direnç, hayata birlikte tutunma iradesindedir" diye konuştu. "Aile ne kadar desteklenirse, toplum da o kadar sağlam kalır" Bakan Göktaş, kimlik gelişimi süreçlerinde yaşanan karmaşaların da aile sağlığı açısından dikkatle ele alınması gereken önemli başlıklardan biri olduğuna dikkati çekerek, "Bugün, çocuklarımız ve gençlerimiz; çok erken yaşlardan itibaren yoğun ve kontrolsüz bir dijital içerik akışına maruz kalmaktadır. İhmal, istismar, aile içi çatışma, okuldan uzaklaşma, zararlı çevre etkisi ve madde riski bu süreçleri adım adım derinleştiriyor. Tüm bu meseleler çocuğun sağlıklı gelişimi, aile bağlarının korunması ve toplumun geleceği bakımından çok dikkatli ele alınması gereken bir alandır. Bu farklı başlıkların her biri, bize aynı gerçeği hatırlatıyor. Aile ne kadar desteklenirse, toplum da o kadar sağlam kalır" değerlendirmesinde bulundu. "Sosyal medya düzenlemesini önemli bir adım olarak görüyoruz" Bu çalışmalarının yanı sıra çocuklara ve gençlere daha güvenli bir dijital ortam sunmak amacında olduklarını söyleyen Göktaş, "Bunun yanı sıra, çocuklarımıza ve gençlerimize daha güvenli bir dijital ortam sunmak amacıyla sosyal medya düzenlemesini önemli bir adım olarak görüyoruz. Ülkemize özgü, bir model geliştirmek amacıyla yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda, 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. TBMM Genel Kurulu’nda da düzenlemeye dair görüşmeler başladı. Bu yeni düzenlemeyle, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan önemli yükümlülükler getiriyoruz. Özellikle oyun derecelendirilmesine yönelik bazı içeriklerin hassas olduğunu biliyoruz. Oyun derecelendirilmesi 18 yaş artı olarak otomatik olarak sayılacak bu yasal düzenlememizle beraber. Diğer yandan sosyal medya düzenlememiz, 15 yaş altı çocukları ilgilendiren ve aslında sadece Avustralya değil Fransa, İtalya, İspanya, artık Danimarka, İngiltere, ABD çok fazla bazı ülkede de tartışılan bir konu oldu. Biz de ülkemizde benzer bir konunun tartışıldığını ve benzer konulardan çocuklarımızı korumak adına özellikle bu adımı attık" şeklinde konuştu. "Bu kesinlikle çocukları sansürleyen değil, çocukları koruyan, çok önemli bir adımdır" Sosyal medya düzenlemesi için aileleri, akademisyenleri, uzmanları ve çocukları bu sürece dahil ettiklerini ve onlarla görüşmeler yaptıklarını anlatan Göktaş, "18 ay boyunca çok yoğun bir çalışma gerçekleştirdik. Bu kesinlikle çocukları sansürleyen değil, çocukları koruyan, geleceğe güvenle adım atmalarını sağlayan çok önemli bir adımdır. Önümüzdeki günlerde Ankara’da sadece bu konuyu ele alan uluslararası bir toplantıya da inşallah ev sahipliği yapacağız. Amacımız burada farkındalığı artırmak, annelere, babalara ve özellikle çocuklarımıza daha güvenli gelecek sunmaktır. Diğer yandan ‘Aile Dostu Ekosistem’ anlayışıyla, aileyi koruyan, değerlerini yaşatan, kuşaklar arası dayanışmayı güçlendiren ve güçlü bir toplumun temelini ailede gören bir vizyonla yol alıyoruz" açıklamasında bulundu. "Aileyi güçlendiren her çalışmayı, toplumsal dayanıklılığı artıran stratejik bir adım olarak görüyoruz" 2025 Aile Yılı’nda aileyi ve nüfus yapısını güçlendirmeyi toplumu kapsayan ortak bir hedef haline getirdiklerine de değinen Göktaş, şu ifadeleri kullandı: "Finansal destekler, eğitim programları, kültürel faaliyetler, dijital dönüşüm projeleri gibi pek çok alanda aileyi güçlendiren projeleri hayata geçirdik. Dinamik nüfus yapısını koruyan politikalarla, genç evlilikleri destekleyen, doğurganlığı teşvik eden ve aile kurmayı kolaylaştıran çok boyutlu adımlar attık. 2026-2035 dönemini kapsayan ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda da tüm bu çalışmalarımızı aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Aileyi korumak, yalnızca bugünü korumak değildir. Aynı zamanda ülkemizin, evlatlarımızın yarınını güvence altına almaktır. Bu nedenle bizler, aileyi güçlendiren her çalışmayı, toplumsal dayanıklılığı artıran stratejik bir adım olarak görüyoruz."
11 Nisan 2026 Cumartesi - 18:49 Ankara’daki mobilya deposu yangını kontrol altına alındı Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde yer alan mobilya deposu yangını itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kontrol altına alındı. Yenimahalle ilçesine bağlı Susuz Mahallesi’nde yer alan mobilya deposunda bilinmeyen bir nedenden dolayı yangın çıktı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye AFAD, itfaiye, sağlık, polis ve diğer ilgili ekipler sevk edildi. Yangına çevre güvenliğinin sağlanmasının ardından ekipler tarafından müdahale edildi. 2 saat süren çalışmaların ardından alevler kontrol altına alındı. Yanan depo kullanılamaz hale gelirken, herhangi bir can kaybı veya yaralanmanın yaşanmadığı öğrenildi. Soğutma çalışmalarının ise devam ettiği aktarıldı. Olayın görgü tanığı Diyar Boztaş, deponun kendilerinin olduğunu ve patlamanın mobilya tarafında gerçekleştiğini belirtti. Yangında herhangi bir ihmal olmadığını da dile getiren Boztaş, yangının kaçaktan veya kaynak makinesinden meydana gelmiş olabileceğini söyledi. "Alevler baya büyüktü" Yangının kaçaktan veya kaynak makinesinden meydana gelmiş olabileceğini aktaran Boztaş, "Depo bizim, az bir eşyamız kalmıştı. Bir tane kaynakçı vardı yukarıda. İki tane tüpü vardı. Biri büyük biri küçük. Alev çıkınca kaynakçı kaçtı. Biz eşya indiriyorduk. Alev birden büyüyünce kaynakçı herhalde tüplerini almak için geri geldi. Sonrasında adam birdenbire yine geri kaçtı. Geri kaçınca ve alev büyüyüp patlama olunca, biz de ambulansı, itfaiyeyi ve jandarmayı aradık. Alevler baya büyüktü. Patlayan yer mobilya tarafıydı. İhmal olduğunu zannetmiyorum. Büyük ihtimalle kaçaktan ya da kaynak makinesinden olmuştur diye tahmin ediyorum. Yaralı var mı bilmiyorum fakat aşağı taraf buradan da beter durumda" diye konuştu.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 18:12 Özgür Özel’in Nevşehir’de Bakan Gürlek’i yuhalatma hamlesi ters tepti Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in Nevşehir mitingi yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Miting alanında organize bir grupla Adalet Bakanı Akın Gürlek’i yuhalatmaya çalıştığı öne sürülen Özel’in sözleri, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Nevşehir ziyaretinde miting alanına önceden yerleştirilen bir grup üzerinden Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik protesto başlatmak istediği iddia edildi. Konuşma sırasında yapılan yönlendirmelerle kalabalığın bir bölümünün yuhalamaya teşvik edildiği öne sürülürken, bu hamle Nevşehir’de bazı vatandaşların tepkisini çekti. Özel’in bu tavrı siyasi nezaket tartışmalarını beraberinde getirirken, alandaki bazı katılımcıların "dışarıdan gelmiş, hemşehrimizi hedef gösteriyor" şeklinde yorumlar yaptığı iddia edildi. Öte yandan çevre illerden gelen partililerle birlikte mitinge 2 bin kişinin katıldığı belirtildi. Özel’in sözleri sonrası gözler memleketi Manisa’ya çevrildi Özel’in konuşmasında kullandığı "Allah kimseyi kendi memleketinde bu hale düşürmesin" ifadeleri ise ayrı bir polemik başlattı. Bu sözlerin ardından gözler Özel’in memleketi Manisa’ya çevrildi. Son dönemde Manisa’da yaşanan protestolar ve özellikle şehit cenazelerinde yükselen tepkilere ilişkin görüntüler yeniden dolaşıma girerken, sosyal medyada Özel’in zor anlar yaşadığı görüntülerin tekrar gündeme taşındığı görüldü. "Özel’in siyaset tarzı CHP içinde homurdanmalara neden oluyor" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine çok yakın olan belediye başkanlarından Özkan Yalım’ın skandal iddialarla gündeme gelmesi sonrası ruh sağlığının bozulduğu yorumları yapılırken, bu sürecin Özel’in miting diline de yansıdığı ileri sürülüyor. Nevşehir mitinginin de bu atmosferde organize edildiği ve "organize yuhalama" iddialarının CHP kulislerinde konuşulduğu belirtilirken, parti içinde istişare mekanizmalarının zayıfladığına yönelik değerlendirmeler kulislere yansıyan iddialar arasında yer alıyor.
‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ ile akaryakıt istasyonlarında sıfır atık uygulamaları yaygınlaştırılacak
08 Nisan 2026 Çarşamba - 19:48 ‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ ile akaryakıt istasyonlarında sıfır atık uygulamaları yaygınlaştırılacak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile OPET arasında imzalanan ‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ ile akaryakıt istasyonlarının çevre bilincinin güçlendiği ve topluma yayıldığı merkezlere dönüştürülmesi hedefleniyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile OPET arasında ‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ kapsamında Sıfır Atık İş Birliği Protokolü imzalandı. Protokolü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı adına Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan, OPET adına ise Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk imzaladı. Protokol kapsamında akaryakıt istasyonlarının yalnızca hizmet sunulan alanlar olmaktan çıkarılması, çevre bilincinin güçlendiği ve topluma yayıldığı merkezlere dönüştürülmesi hedefleniyor. Proje çerçevesinde sıfır atık ilkeleri doğrultusunda sürdürülebilir seyahat kültürüne dikkat çekmek amacıyla ‘Sıfır Atık Yolculuğu Kısa Film Yarışması’ düzenlenmesi planlanıyor. Akaryakıt tesislerinde sıfır atık uygulamalarının yaygınlaştırılması, atıkların kaynağında ayrı toplanması ve geri kazanım süreçlerinin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında ayrıca sosyal sorumluluk faaliyetleriyle toplumsal farkındalığın artırılması hedefleniyor. Türkiye’nin yedi bölgesinden seçilecek 7 ilde karayolu kenarlarındaki ceplerde çevre temizliği etkinlikleri düzenlenmesi, toplanan atıklarla ‘Sıfır Atık Yolu’ ve ‘Sıfır Atık Duvarı’ gibi konsept uygulamaların hayata geçirilmesi planlanıyor. "90 milyon atığı geri kazanmasaydık bunları bir yere depolama yapacaktık" İstanbul’un iki yıllık su tüketimine eş değer bir su tasarrufu sağladıklarını belirten Çevre Yönetimi Genel Müdürü Turan, "Akaryakıt tasarrufu olarak baktığımızda yine ülkemizdeki kayıtlı motorlu taşıtların dağıtım şirketi olarak OPET’in uzmanlık alanına giriyor. Bir yıldaki tükettiği akaryakıta eş değer akaryakıtı tasarruf etmiş olduk. Doğa ve çevreyle ilgili istatistik şöyle: 90 milyon atığı geri kazanmasaydık bunları bir yere depolama yapacaktık. Düzenli depolama alanına ihtiyacımız olacaktı. 55 bin futbol sahasına eş değer bir alan söz konusu. Alt alta baktığımızda aslında küçük bir hareket, ki buna biz sıfır atık diyoruz" diye konuştu. "Petrol ve türevli ürünlerinde biz ülke olarak dışa bağımlıyız" Petrol ve türevi ürünlerde Türkiye’nin dışa bağımlı olduğunu hatırlatan Turan, "Son bir ayda yaşanan bölgesel savaşta da gördük ki en ufak bir kriz anında özellikle petrole bağımlı ülkelerin ekonomik dengeleri sarsılıyor. Dolayısıyla küçük bir hareket ama çok kıymetli ve önemli bir hareket. Bu çerçevede bizler insanoğlu olarak sanki doğanın, tabiatın sahibiymiş gibi, onun efendisiymiş gibi bir davranış biçimine giriyoruz ama değiliz. Biz aslında bu doğanın bir parçasıyız" şeklinde konuştu. "Havayı kirletiyoruz, suyu kirletiyoruz, toprağı kirletiyoruz" OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk ise, gelecek nesillere sağlıklı bir dünya bırakılması gerektiğini belirterek, "Her birimiz birey olarak üzerimize düşen görevleri tam yapıyor muyuz? Yaptığımızı zannediyoruz. Yeteri kadar duyarlı mıyız? Duyarlı olduğumuzu zannediyoruz. Evet duyarsız olanlar, bilinçsiz olanlar var ama en bilinçli olanlarımız, en duyarlı olanlarımızın dahi hatalarıyla çevremizi kirletiyoruz. Hepimiz kirletiyoruz. Havayı kirletiyoruz, suyu kirletiyoruz, toprağı kirletiyoruz. Bize ait olmayan, çocuklarımıza ait olan bir dünyayı çocuklarımıza sağlıklı bir şekilde bırakamıyoruz. Oysa bunu bırakamamak bizim için bir suç, bir utanç olmalı. Çocuklarımızın geleceğini düşünmek, dünyamızın geleceğini düşünmek öncelikli görevlerimiz arasında olmalı" dedi.
Bakan Göktaş: "Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi inşa etmek"
08 Nisan 2026 Çarşamba - 18:49 Bakan Göktaş: "Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi inşa etmek" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi hep birlikte kurmak ve inşa etmektir" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum’un ev sahipliğinde, Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen "Suça Sürüklenen Çocuklar Çalıştayı"na katıldı. Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulunca düzenlenen çalıştayı "kıymetli" bulduğunu belirten Göktaş, çalıştayda, suça sürüklenen çocuklar meselesini hukuk, sosyal politika, aile yapısı, eğitim, güvenlik ve dijital çevre boyutlarıyla ele alınacağını söyledi. Programda konuşan Bakan Göktaş, "Bugün artık biliyoruz ki çocuğun suça sürüklenmesi, birbiriyle bağlantılı birçok risk unsurunun aynı anda ortaya çıkmasıyla bağlantılıdır. Okuldan kopuş, devamsızlık, akran zorbalığı, aile içi sorunlar, sokak ve suç çevreleriyle temas, bağımlılık riski bu süreci beslemektedir" dedi. Suça sürüklenen çocuklar meselesinin son dönemde "üzücü ve hassas" bir gündem başlığı haline geldiğini ifade eden Göktaş, kamu vicdanını derinden yaralayan olayların art arda yaşanmasının bunun temel sebebi olduğunu vurguladı. "Okuldan kopuş, akran zorbalığı, aile içi sorunlar ve suç çevreleriyle temas, bu süreci beslemektedir" TBMM’de bu konuda bir araştırma komisyonu kurulmasının, meselenin artık daha geniş bir çerçevede ele alındığını ortaya koyduğunu anlatan Göktaş, "Bugün artık biliyoruz ki çocuğun suça sürüklenmesi, birbiriyle bağlantılı birçok risk unsurunun aynı anda ortaya çıkmasıyla bağlantılıdır. Okuldan kopuş, devamsızlık, akran zorbalığı, aile içi sorunlar, sokak ve suç çevreleriyle temas, bağımlılık riski bu süreci beslemektedir. Özellikle dijital mecralardaki zararlı içeriklerin çocukların risk alanlarıyla temasını artırdığını vurgulamak isterim" diye konuştu. "Oyunları kapatmak, yasaklamak gibi bir gündemimiz yok" Çocukları ve gençleri daha güvenli bir dijital ortamla buluşturmayı amaçlayan sosyal medya düzenlemesini, "kritik bir adım" olarak gördüklerine işaret eden Göktaş, şöyle konuştu: "Bugün birçok ülke, çocukları dijital ortamda karşılaşabilecekleri risklerden korumak için ciddi ve kapsamlı tedbirler alıyor. Biz de ülkemize özgü, dengeli ve uygulanabilir bir model geliştirmek amacıyla bir yılı aşkın süredir bu konuya çalışıyoruz. Bu çalışmalar sonucunda 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. Bu yeni düzenlemeyle, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan önemli yükümlülükler getiriyoruz. Dijital platformların sorumluluğunu artıran ve çocuklarımızı çevrim içi risklerden koruyan daha sağlam bir yasal zemin oluşturuyoruz." Temel yaklaşımlarının yasaklayıcı bir anlayış olmadığını vurgulayan Göktaş, "Oyunları kapatmak, toptan yasaklamak gibi bir gündemimiz yok. Amacımız, Türkiye’de faaliyet gösteren yurt dışı kaynaklı oyun platformlarında, ulaşılabilir bir yasal temsilciyle kullanıcı haklarını koruyan bir sisteme geçmek. Ayrıca oyunların uygun oldukları yaş grubuna göre sınıflandırılarak sunulmasını sağlamak. Böylece dijital dünyada belirsizliği değil, korumayı esas alan yeni bir dönemi başlatmış olacağız" diye konuştu. Riskin ilk işaretini okulda, mahallede ve aile içinde fark edecek erken uyarı mekanizmalarını güçlendirmeyi hedeflediklerine dikkati çeken Göktaş, öncelikle çocuğun eğitimle bağını koruyan, aileyi destekleyen ve sosyal hizmet müdahalesini zamanında devreye alan yapıyı geliştirmeye devam etmeleri gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hayata geçirdikleri tüm politikaların merkezinde "Çocuğun iyilik halini koruma ve üstün yararını gözetme" ilkesinin bulunduğunu dile getiren Bakan Göktaş, bu anlayış doğrultusunda politika ve uygulamaları "Erken müdahale", "Aileyi güçlendiren koruyucu ve önleyici hizmetler" ve "Yoğun ve ihtisaslaşmış müdahale" olmak üzere üç aşamada hayata geçirdiklerini açıkladı. Çalıştayı, suça sürüklenmeyi üreten tüm faktörleri, toplumun vicdanıyla birlikte ele alan önemli bir platform olarak gördüğünü belirten Göktaş, şunları kaydetti: "Bu konu, tek bir kurumun, tek bir disiplinin ya da sadece bir mevzuat başlığının sınırları içinde değerlendirilemez. Burada konuştuğumuz mesele, doğrudan doğruya çocuğun korunması, toplum güvenliğinin güçlendirilmesi, adalet sistemimizin insan odaklı niteliğinin güçlendirilmesi meselesidir. Bu anlamda adalet ve güvenlik boyutunda yürüyen süreçlerle, sosyal hizmet müdahalesinin eş zamanlı ilerlemesinin önemli olduğuna inanıyoruz. Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi hep birlikte kurmak ve inşa etmektir."