Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul: "8 Mart; milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır"
07 Mart 2026 Cumartesi - 22:14:00
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, "8 Mart; yalnızca takvim yapraklarında yer alan sembolik bir gün değildir. 8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır. Bir idrak, bir şuur, bir vefa günüdür. Türk milleti için kadın; ocağın tüten bacası, milletin mayası, devletin vicdanıdır" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi tarafından, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin katılımıyla "Üç Hilalin Aydınlığında Altaylar’dan Tuna’ya Türk Kadını" temalı "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" programı düzenlendi. Programda konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul, "Bugün burada, insanlık tarihinin en ağır yükünü sırtlanmış, en büyük bedelleri ödemiş, fakat buna rağmen vakarından, fedakârlığından ve dirayetinden asla ödün vermemiş Türk Kadınının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü idrak etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu anlamlı günde, Türk kadınının değerini devlet ve millet hayatının merkezine alan duruşuyla bizlere istikamet çizen; milli ve manevi hassasiyetleriyle Türk ailesini ve Türk kadınının vakarını daima savunan Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’ye şükranlarımızı sunuyoruz. Onun liderliği ve kararlı duruşu, bu kürsüden dile getirilen her sözün fikri ve ahlaki zeminini oluşturmaktadır" dedi. "8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır" 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün anlamından bahseden Yurdakul, "8 Mart; yalnızca takvim yapraklarında yer alan sembolik bir gün değildir. 8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır. Bir idrak, bir şuur, bir vefa günüdür. Türk milleti için kadın; ocağın tüten bacası, milletin mayası, devletin vicdanıdır. Biz kadın meselesine Batı’nın dar kalıplarıyla değil; binlerce yıllık Türk devlet aklının, töresinin ve inancının penceresinden bakıyoruz. Bizim medeniyetimizde kadın geride bırakılmış değildir; tarihin tam merkezindedir. Orta Asya bozkırlarında Hakan ile birlikte toyda söz alan Hatun da bizimdir, cephede mermi taşıyan Nene Hatun da bizimdir, istiklalin bedelini evladıyla ödeyen analar da bizimdir" diye konuştu. "Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset anlayışında kadın; vitrin süsü değil, irade sahibidir" MHP Lideri Bahçeli’nin "Kadın, Türk milletinin teminatıdır. Türk kadını fedakarlığın, sabrın ve vefanın adıdır" sözlerini hatırlatan Yurdakul, şunları kaydetti: "Türk kadını yalnızca doğurmamış; yoğurmuş, yetiştirmiş, korumuş ve diriltmiştir. Bilge Kağan’ın Orhun Abideleri’nde milleti anlatırken, anayı temel direk olarak tarif etmesi boşuna değildir. Çünkü biliriz ki, ana güçlü ise millet güçlüdür. Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset anlayışında kadın; vitrin süsü değil irade sahibidir. Slogan değil sorumluluktur. Günümüzde kadın meselesi, Batı merkezli ideolojik yaklaşımlar çerçevesinde ele alınırken, özgürlük kavramı, çoğu zaman toplumsal bağlardan koparılmaktadır. Bu çevrelerde kadını ailesinden ve toplumsal bütünlükten yalıtan bir anlayış dayatılmaktadır. Kadının çalışma hayatındaki emeği, aileyle rekabet eden bir kimlik üzerinden tanımlanmakta ve annelik değersizleştirilmektedir."
07 Mart 2026 Cumartesi - 21:52
HEKİMSEN Genel Başkanı Kurban: "Bu yasa diğer devletler tarafından kopyalanacak"
Ankara’da düzenlenen ’Tarihe İz Bırakan Türk Hekimleri Kongresi’ne katılan HEKİMSEN Genel Başkanı Adil Kurban, "Ortaya çıkacak düzenleme, hem tıbbı daha ileri bir seviyeye taşıyacak hem de hekimlerin onurunu koruyacaktır. Öyle ki bu yasa, diğer devletler tarafından kopyalanacak düzenlemedir" dedi. Ankara’da ’Tarihe İz Bırakan Türk Hekimleri Kongresi’ düzenlendi. HEKİMSEN Genel Başkanı ve ALKON Konfederasyonu Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, Tarihe İz Bırakan Türk Hekimleri Kongresi’ne katıldı. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Aksaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alpay Arıbaş, Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan ve Prof. Dr. Ahmet Gökhan Çakıroğlu gibi isimlerin de yer aldığı kongrede konuşan Kurban, Türk tıbbının köklü bilimsel mirasının geleceğin sağlık politikalarına yön verecek güçlü temel oluşturduğunu ifade etti. Üzerinde çalışılan Hekimlik Meslek Kanunu’nun mesleğin hukuki güvencesini güçlendirecek stratejik reform olduğunu vurgulayan Kurban, düzenlemenin hem hasta güvenliğini hem de sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik yapısal dönüşüm sağlayacağını söyledi. Kurban, Türk tıbbının tarihi birikiminin sağlık politikalarının şekillenmesinde önemli referans noktası olduğunu da belirtti. "Milattan önceki dönemlere ait birçok eser yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı" Türk-İslam tıp geleneğinin dünya tıbbına bıraktığı güçlü mirasa dikkat çeken Kurban, özellikle İbn-i Sina’nın eserlerinin yüzyıllar boyunca Avrupa tıp eğitimine yön verdiğini hatırlattı. Kurban, "Milattan önceki dönemlere ait birçok eser yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Bu eserler, Abbasiler döneminde Arapçaya çevrilerek koruma altına alındı. O gün yapılan çeviriler olmasaydı, bugün bu eserlerin büyük bir kısmı tamamen yok olacaktı. Bu mirası Müslümanlar korudu. Tıp bilimi büyük bir gelişme göstererek zirveye ulaştı. Ancak daha sonraki dönemlerde o coğrafyada ardı ardına savaşlar yaşandı. Sürekli devam eden savaşlar nedeniyle bu birikimin önemli bir kısmı yok edildi. Buna rağmen bizim kültürümüz, inancımız ve milletimiz tıbbı ve bilimi önemli bir noktaya taşımıştır. Bu süreçte tıbbın gelişimi öyle bir seviyeye ulaşmıştır ki, İbn Sina’nın yazdığı El-Kanun fi’t-Tıb adlı eser 19. yüzyılın başlarına kadar Avrupa’da okutulmuştur. Ne var ki bu eserin orijinal nüshasının bugün bizde bulunmaması üzücü bir durumdur" diye konuştu. "Bu yasa, diğer devletler tarafından kopyalanacak" Tarih boyunca tıbbı zirveye taşıyan bu anlayışın gelecekte de daha ileriye taşınacağına inandıklarını belirten Kurban, "Zaten HEKİMSEN’in kuruluş amacımız da budur. Tıp, aynı zamanda bilimin zirvesidir. Çünkü tıp, doğrudan hayata hizmet eder. HEKİMSEN camiası olarak kurulma amacımız da bu kadar kıymetli bir varlığa hizmet eden tıp doktorlarının haklarını ve itibarını korumaktır. Hekimlik Meslek Yasası’yla ilgili çalışmamız çok gelişti, inşallah geliştirilecek ve eksiklikleri tamamlanacak. Ortaya çıkacak düzenleme, hem tıbbı daha ileri bir seviyeye taşıyacak hem de hekimlerin onurunu koruyacaktır. Öyle ki bu yasa, diğer devletler tarafından kopyalanacak düzenlemedir" şeklinde konuştu. "Hekimlik Meslek Kanunu yalnızca hekimlerin haklarını güvence altına alan bir düzenleme değildir. Aynı zamanda hasta güvenliğini güçlendiren ve sağlık hizmetlerinin kalitesini artıran yapısal bir reformdur" ifadelerini kullanan Kurban, güçlü bir sağlık sistemi için hekimlik mesleğinin korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Tıp tarihindeki kurumsal gelişmelere de değinen Kurban, geçmişte hastanelerde uygulanan eğitim ve sınav sistemlerinin modern tıp eğitiminin temelini oluşturan disiplinli bir yapıyı ortaya koyduğunu ifade etti. Bu güçlü bilimsel ve tarihi mirasın, bugün sağlık politikalarının şekillenmesinde önemli bir referans noktası olduğunu söyledi.
07 Mart 2026 Cumartesi - 21:29
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani ile telefonda görüştü.
07 Mart 2026 Cumartesi - 21:22
CHP Genel Başkanı Özel: "Trump’ın kurduğu düzen, yeni dünya düzeni olamaz"
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Trump’ın kurduğu yeni düzen, yeni dünya düzeni olamaz. Bu düzene sonuna kadar itiraz ediyoruz" dedi. Ankara’da Gölbaşı Belediyesi’nin ev sahipliğinde iftar programı düzenlendi. Programa, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı katıldı. Özel, Gölbaşı’na her geldiğinde daha iyiye gittiğini söyleyerek, "Ankara’nın parlayan bir yıldızına dönüşmüş olan bu güzel ilçemizde eşsiz sevgi çiçeği de yetişiyor. Yanı başımızda Müslüman kardeşlerimiz, komşumuz İran’da siyonist bir İsrail ve emperyalist Amerika’nın hesap kitap yapmadan, kimseye danışmadan, uyarmadan giriştikleri saldırılar sonucunda kan akıyor. Böyle bir günde Gölbaşı’nın eşsiz sevgi çiçeğinin yetiştiği bu topraklardan mübarek Ramazan gününde bir kez daha savaşın durmasını dileyelim, barış dileyelim. Tüm dünyadaki çocuklar için huzur dileyelim. 160 kız öğrencinin katledildiği o saldırıyı bir kez daha kınayalım. En kısa sürede barışın sağlanmasını dileyelim" diye konuştu. "Filistin’in olmadığı yere İsrail’i oturttular" Trump’ın Gazze merakı olduğunu söyleyen Özel, "‘Gazze’yi gördüm. Orada Filistinlilerin ne işi var?’ diyor. ‘Onları etraftaki beş Müslüman ülkeye süpürelim, oraya oteller, casinolar, kumarhaneler dikelim. Sahil de güzel, denizinde de petrol var. Gazze’yi istiyorum’ diyor. Şimdi bu Trump kalkmış bir heyet kurmuş, dünyanın aklı başında liderleri uzak durmuş. Maalesef bizimkiler o heyete, Gazze Barış Masası’na güya adı barış, Gazze’yi yağmalama masasına oturdular. Dedik ki ‘Niye oturdunuz? Filistin yok.’ Dediler ki ‘İsrail de yok. İki taraf olmayacak, biz böyle yapacağız.’ Tam toplantıya iki gün kala İsrail’i, Netanyahu’yu kabul ettiler ve Filistin’in olmadığı yere İsrail’i oturttular. Böyle olunca o kumarhanelerin, otellerin dikileceği planlarını ortaya çıkardılar ve bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığında yapıyorlar" ifadelerini kullandı. "Trump’ın kurduğu düzen, yeni dünya düzeni olamaz" İran’daki savaşta Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) rejim değiştirmeye çalıştırdığını aktaran Özel, "Biz, İran’ın daha demokratik olmasını, kadın haklarına saygılı bir rejimin oluşmasını, insan hakkı ihlallerinin olmamasını isteriz ama bunların hepsini İran’dan, İranlıların kararıyla ve kendi iç meseleleri olarak halletmelerini, ülkelerini demokratikleştirmelerini isteriz. İran’a füzelerle, İran’a katliam dalışlarıyla, vuruşlarıyla yapılan saldırıları, ülke Venezuela olsa da İran olsa da ülkenin yönetim kadrolarına yapılan suikastleri ya da evine girip oradan kaçırma şeklindeki işleri dünyanın hiçbir yerinde doğru bulmuyoruz. Trump’ın kurduğu yeni düzen, yeni dünya düzeni olamaz. Bu düzene sonuna kadar itiraz ediyoruz" açıklamasında bulundu. Özel, "Ordumuzun, deniz kuvvetlerinin, Kuzey Kıbrıs’a hızla intikali ve orada her türlü tedbiri almasını fevkalade önemseriz. Aklımız Kıbrıs’tadır, Filistin’dedir, İran’daki Müslümanların yanındadır" dedi. "Hem kamuya olan borçlarımızı ödedik" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı ise, "Hem kamuya hem de esnafa aynı zamanda bankalara çok ciddi bir borç vardı. Personeline maaşını kredi vererek ancak verebiliyordu. Bir çok esnaf belediye bizden alışveriş yapmasın diye adeta dua ediyordu, imtina ediyordu. Mazotunu alamayan, arabasına adeta parça bulamayan sıkıntılı bir belediye devraldık. Ama biz bundan yılmayacağımızı ortaya koymuştuk göreve talip olmakla beraber. Onun için hiç yılmadık ve dedik ki o günlerde inşallah 2025 sonunda bütçeye ulaşacağız. Rabbim bizi mahcup etmedi geldiğimiz bugün itibariyle. Hem kamuya olan borçlarımızı ödedik. Hem piyasaya esnafa olan borçlarımızı ödedik. Gölbaşı’na mal satmaktan kaçınan insanlar esnaf bugün Gölbaşı Belediyesi’ne mal satmak, Gölbaşı Belediyesi’ne hizmet vermek için birbiriyle yaraşıyor" diye konuştu.
27 Ocak 2026 Salı - 15:37
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suriye istikrara ve güvene kavuştukça bunun olumlu etkilerini başta biz olmak üzere tüm komşu ülkeler doğrudan hissedecek."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suriye istikrara ve güvene kavuştukça bunun olumlu etkilerini başta biz olmak üzere tüm komşu ülkeler doğrudan hissedecek."
27 Ocak 2026 Salı - 15:35
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suriye’nin tamamında bilhassa da eski rejimin varil bombalarıyla enkaza çevirdiği yerleşim yerlerinde büyük bir inşa ve ihya seferberliği başlayacak."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suriye’nin tamamında bilhassa da eski rejimin varil bombalarıyla enkaza çevirdiği yerleşim yerlerinde büyük bir inşa ve ihya seferberliği başlayacak."
27 Ocak 2026 Salı - 15:31
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ekonomideki olumlu görünüm ticarete de olumlu yansıyor. Büyüme 86 milyonun refahına doğrudan yansıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ekonomideki olumlu görünüm ticarete de olumlu yansıyor. Büyüme 86 milyonun refahına doğrudan yansıyor."
27 Ocak 2026 Salı - 15:29
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Dünyanın en büyük uluslararası müteahhitlik firması listesinde yer alan 250 firmanın 45’i Türk firmalar oldu. İlk 100 firma arasına 8 Türk firması girmiş, ikisi ilk 50 arasında yer almıştır."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Dünyanın en büyük uluslararası müteahhitlik firması listesinde yer alan 250 firmanın 45’i Türk firmalar oldu. İlk 100 firma arasına 8 Türk firması girmiş, ikisi ilk 50 arasında yer almıştır."
27 Ocak 2026 Salı - 14:55
Dışişleri Bakanı Fidan: "Önümüzde hedefler; ’Gümrük Birliği Anlaşması’ nın güncellenmesi, ’Vize Serbestisi Anlaşması’ nın devreye girmesi"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Önümüzde aslında birkaç tane hedef var. Bunlardan biri Gümrük Birliği Anlaşmasının güncellenmesi. Diğeri de Vize Serbestisi Anlaşmasının devreye girmesi" dedi.
27 Ocak 2026 Salı - 14:47
Dışişleri Bakanı Fidan: "Önümüzde hedefler Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi, Vize Serbestisi Anlaşması’nın devreye girmesi"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Önümüzde aslında birkaç tane hedef var. Bunlardan biri Gümrük Birliği Anlaşmasının güncellenmesi. Diğeri de Vize Serbestisi Anlaşmasının devreye girmesi" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Nol Barrot ile bugün bir otelde düzenledikleri ortak basın toplantısında, Türkiye-Fransa ilişkileri, Türkiye-Avrupa Birliği süreci, Avrupa güvenliği ile bölgesel ve küresel gelişmelerin kapsamlı biçimde ele alındığını söyledi. Fidan, "Türkiye-Fransa ilişkilerine değindik. Fransa-Avrupa Birliği ilişkilerine, Fransa ve Türkiye’yi de yakından ilgilendiren bölgesel ve küresel konuları detaylıca ele alma imkanımız oldu" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesine büyük önem verdiğini vurgulayan Bakan Fidan, "Cumhurbaşkanlarımızın liderliğinde hem Sayın Macron hem Sayın Erdoğan, gerçekten Türkiye-Fransa ilişkilerinin daha da ileri taşınması için bizlere siyasi direktiflerini vermiş durumdalar" dedi. İki ülke arasındaki iş birliğini her alanda güçlendirmek için çalıştıklarını belirten Fidan, "Biz iki ülke arasındaki ticari, ekonomik, siyasi ve diğer alanlardaki ilişkileri nasıl daha iyi taşıyabiliriz diye var gücümüzle çalışıyoruz" diye konuştu. Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin de gündemde önemli yer tuttuğunu aktaran Bakan Fidan, "Türkiye Avrupa Birliği konularında da şu anda mevcut olan tıkanıklığı nasıl aşabiliriz, neler yapılabilir, bu konularda da değerli meslektaşımla görüş alışverişinde bulunduk" ifadelerini kullandı. Bakan Fidan, önlerinde somut hedefler bulunduğunu belirterek, "Bunlardan biri Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi. Diğeri de Vize Serbestisi Anlaşması’nın devreye girmesi" dedi. Avrupa güvenliği konusuna da değinen Bakan Fidan, "Avrupa Güvenliği kapsamında NATO’nun içerisinde Avrupa güvenliğini nasıl ilerletebiliriz, neler yapılabilir, bu konuyla ilgili gerçekten nitelikli görüş alışverişinde bulunduk" şeklinde konuştu. Türkiye ve Fransa’nın NATO ve Avrupa güvenliği açısından oynadığı role dikkati çeken Bakan Fidan, "İki ülkenin hem NATO’da hem Avrupa güvenliği içinde oynadığı önemli rolü dikkate aldığımızda burada da yapabileceğimiz çok şeyler olabileceğini, bunun için de daha fazla bir araya gelmemiz gerektiğinin altını çizdik" dedi. Bölgesel ve küresel gelişmelerin de kapsamlı şekilde ele alındığını ifade eden Fidan, "Suriye, Gazze, İran’daki gelişmeler, Akdeniz güvenliği başta olmak üzere Rusya-Ukrayna Savaşı gibi küresel güvenliği ilgilendiren konular çok ciddi vaktimizi aldı" ifadelerini kullandı. DEAŞ’la mücadelenin kesintisiz sürdürülmesinin de gündemde olduğunu belirten Fidan, Gönüllüler Koalisyonu’nun devam eden çalışmaları, Türkiye’nin bu kapsamdaki katkıları ile Rusya-Ukrayna görüşmelerinde gelinen son aşamanın da ele alındığını söyledi. Fidan, "Burada belirtemediğim daha birçok konu var. Bu durum Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkilerin konu setinin ne kadar geniş olduğunu da gösteriyor" dedi. Türkiye ile Fransa arasında sürekli olarak yakın iletişim ve iş birliğinin bulunduğunu dile getiren Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Nol Barrot, "Cumhurbaşkanlarımız her konuda görüşmelerini devam ettiriyor. Benim de Dışişleri Bakanı ile görüşmelerim her zaman devam ediyor. 2 Nisan’da gerçekleştirmiş olduğu ziyaret sonrasında sürekli bir iletişim halindeyiz. Bölgesel ve uluslararası istikrar için bu son derece önemli. Terörle mücadele bizim iş birliğimizin önemli konularından bir tanesi. Ülkelerimiz önemli tehditler karşısında, DEAŞ tehdidi de bunlardan birisidir. Bu kapsamda Suriye’deki gelişmeleri ele aldık. Orada hızlı bir ilerleme olduğunu görüyoruz. Ukrayna desteğimizden bahsettik. Fransa, Türkiye’nin de Gönüllüler Koalisyonuna katılımını desteklemekte ve olumlu bulmakta. Rus saldırılarına karşı baskıyı artırmalıyız" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin Gazze’deki ateşkesin garantörlerinden bir tanesi olduğunu aktaran Barrot, "İnsani yardımların insani koridorlar vasıtasıyla ulaştığından emin olmalıyız. New York’taki beyanname kapsamında iki devletli çözüm için Türkiye’nin ve Fransa’nın oynayacak önemli görevleri var. Kafkasya güneyinde ise Fransa, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin normalleşmesini ve Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesini desteklemektedir. Bu kapsamda sınırların yeniden açılması, bölgesel etkinliğin artırılması bölgenin refahı için son derece önemli" dedi. Görüşmede NATO kapsamındaki iş birliğinden de bahsettiklerini dile getiren Barrot, "Temmuz ayında Türkiye, zirveyi ağırlayacak. Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi ittifakın Grönland’daki tatbikatlarında Fransa olarak katılmaya hazırız. İki ülkemizde küresel konularda önemli görev üstlenecek. Fransa G-7’nin başkanlığını, Türkiye ise COP31’i ağırlayacak. Bu çerçevede iletişimimizi sürdürmemiz son derece elzem. Biyoçeşitliliğin korunması ve iklim değişikliği ile mücadele gibi konulardaki etkinliğimiz son derece önemli. Türkiye-Fransa ortaklığı her aşamada son derece yoğun" diye konuştu. Bazı durumlarda görüş farklılıklarının olabileceğini fakat her durumda uzlaşı, iş birliği ve dayanışmaya zemininin bulmaya çalıştıklarını kaydeden Barrot, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye’nin 2023 Şubat ayında yaşamış olduğu deprem sonrasında Fransa hemen insani yardımını harekete geçirdi. Yeniden inşa çalışmalarında da 2 yıl gibi kısa süre içerisindeki ilerlemeyi başarı ve takdirle karşıladığımızı ifade etmek isterim. 500 yıllık diplomatik ilişkilerimiz içerisinde önemli meseleleri her zaman ele aldık. Avrupa kıtasını sarsmış olan önemli konuları da her zaman gündemimizde tuttuk. 2026 yılına da bu konular önümüzde yer alan konulardır. Fransa ve Türkiye bunların farkında olarak tüm bu sebeplerden dolayı Dışişleri Bakanı Fidan ile birlikte karşılıklı ortak sorumluluk bilinci çerçevesi içerisinde konuşmaya her zaman devam edeceğiz." (OHÖ-
27 Ocak 2026 Salı - 14:45
Ankara’da eski eşini ağır yaralayan şahıs, kayınvalidesini öldürüp intihar etti
Ankara’da barışma istediğini reddettiği ileri sürülen eski eşine ve onun annesine silahlı saldırı gerçekleştiren şahıs, ardından intihar etti. Saldırgan ile eski kayınvalidesi hayatını kaybederken, vurduğu eski eşi ağır yaralandı. Olay, Altındağ ilçesi Şehit Ömer Halisdemir Bulvarı’nda bir apartmanda meydana geldi. Alınan bilgilere göre, Erkan Bartan (53), eski eşi S. Koçak’ın (52) ailesiyle birlikte yaşadığı apartmana girerek beklemeye başladı. Kapıdan çıkan eski eşine ve onun annesi Ülker Koçak’a (73) tabancayla ateş eden Bartan ardından aynı silahla intihar etti. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Vefat ettiği belirlenen Bartan ile Ülker Koçak’ın cenazeleri olay yerindeki incelemelerin ardından otopsi için Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Saldırıda ağır yaralanan S. Koçak’ın ise hastaneye kaldırıldığı ve hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Barışma isteği reddedildiği için cinayeti işlediği iddiası Saldırgan Bartan’ın, eski eşi ile barışma isteğinin reddedilmesi nedeniyle saldırıda bulunduğu ve bu nedenden dolayı Koçak ve ailesini sürekli rahatsız ettiği ileri sürüldü. Öte yandan saldırganın uyuşturucu madde ticareti nedeniyle yaklaşık 5 sene önce cezaevine girdiği ve kısa süre önce tahliye edildiği öğrenildi. Boşanan çiftin bir kız çocuklarının olduğu aktarıldı. Olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği belirtildi. "Uyuşturucudan cezaevine girmişti" Olayla ilgili konuşan Koçak ailesinin yakınlarından Hürol Dursun, "Boşanmışlardı. Ondan dolayı bir gerginlik vardı aralarında. Saldırgan kişi eşiyle barışmak istiyordu. Husumet oldu aralarında. Eski kocası bugün kapılarının önüne gelmiş. O arada kayınpederi açmış kapıyı. O sırada ateş etmeye başlamış. Eski kayınvalidesi ile karısına ve kendisine sıkmış. Uyuşturucudan cezaevine girmişti. Tartışmalarına daha önce de şahit olduk. Böyle bir şey olacağını hiç tahmin edemiyorduk. Ölen dayımın eşiydi. Kızı da şu anda ağır yaralı halde hastanede" dedi.
27 Ocak 2026 Salı - 14:27
DEM Parti’den CHP’ye ziyaret
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Partili Tuncay Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile bir araya geldi. DEM Partili Bakırhan ve Hatimoğulları, CHP Genel Başkanı Özel’i ziyaret etti. Hatimoğulları, Bakırhan, DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli’den oluşan heyeti CHP Genel Merkezi’nde CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke’nin de aralarında olduğu heyet kapıda karşıladı. CHP Genel Merkezi’nde gerçekleşen ziyaret bir saat kadar sürdü. "Siyaset, konuşmak ve çözüm üretmek için yapılır" Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Özgür Özel, "Siyaset, konuşmak için ve çözüm üretmek için yapılır. Siyaset, ayrılıklar, kavgalar, çatışmalar üzerinden değil; barış, kardeşlik ve dostluk üzerinden yarınları kurmak için yapılır. Biz Türkiye’de süreç başladığı andan itibaren ve Suriye’deki gelişmeleri yakından takip ettiğimiz tüm süreçlerde Türkiye’nin barışıyla Suriye’nin barışını iç içe gördük. Bunun dışında bir şeyi düşünmek, tahayyül etmek, planlamak zaten akıl ve mantıkla bağdaşır bir durum değildir. Suriye’de bir an önce istikrarın sağlanmasından; Suriye’de hem Türkmenleri hem Arapları hem Kürtleri hem Dürzileri hem Alevileri kapsayıp anayasal güvence altına alan ve Suriye’de barışı hakim kılan bir çözümden yana olduk. Bu durum Türkiye’nin barışına da katkı sağlayacaktır. Daha önce de söyledim. Ortada bir sınır çizgisinin olması, iki taraftaki kardeşliği ortadan kaldırmıyor. Sınırın iki yanında akrabalar yaşadığı gibi Türkmenlerin de Kürtlerin de Arapların da her birimizin akrabaları olduğunu ve onlarla aramızda oluşabilecek hukukun sadece kardeşlik hukuku olduğunu görmemiz lazım. Türkiye’de 6-8 milyon Arap yaşıyor ama zaman zaman Suriye’deki karışıklıklar, onun oluşturduğu iç göç Türkiye’deki sığınmacı problemleri yüzünden sanki bir Arap düşmanlığı yükseliyor. Türkiye’de Kürt kardeşlerimiz hep birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu unsurları olarak birlikte yaşıyoruz. İşler yolunda giderken kardeşlikten bahsedenler, birazcık ortalık karışınca gerçek yüzlerini gösteriyorlar. Nefret söylemine varan, Kürtleri kıracak, onları rencide edecek bir dil kullanıyorlar. Bunların tamamını reddediyoruz" ifadelerine yer verdi. "Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın insani yardımlarla sınırlı olmak üzere açılması önemli" Suriye’deki gelişmeleri dikkatle ve endişeyle takip ettiklerini belirten Özel, "Bir yandan Türkiye’den yardım konvoylarının çıkmış olmasını, Halep üzerinden Ayn el-Arab’a, Kobane’ye ulaştırılıyor olmasını olumlu görüyoruz. Ama orayı bu hale kim getirdi bir de ona bakmak lazım. Orada bir takım selefi yapılara yol verip de ondan sonra orada şehirler kuşatılınca, elektrikler kesilince, beş tane çocuk soğuktan donunca, insanlar açlığa sürüklenince buradan yardım tırları yollamak yerine, bunlara sebebiyet verecek kargaşaya imkan tanımayıp, hep söylediğimiz gibi diyaloğu ve çözümü ön plana almak gerekiyor Suriye’de de. Ama bir yandan da şunu söylemek lazım. Şehirlerin kuşatıldığı zamanda gidecek bu yardımlar doğru yere mi ulaşacak? Yoksa başkalarının eline mi geçecek? Bundan dolayı da endişeliyiz. Bu sırada içeride de görüşmede de konuştuk. Bu yardımların Öncüpınar’dan Halep’e, Halep’ten Ayn el-Arab’a, Kobane’ye ulaştırılmasının dışında çok daha pratik, lojistik olarak da aklın gereği olan, çok daha garanti bir yol var. Mürşitpınar Sınır Kapımız var. Mürşitpınar Sınır Kapısı açıldığında zaten yardımlar ulaşması gereken yere ulaşıyor. Bir kuşatmayı geçmek zorunda kalmaksızın. Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın insani yardımlarla sınırlı olmak üzere açılmasını ve tüm yardımların buradan ulaştırılmasını önemli görüyoruz" dedi. "IŞİD öyle herhangi bir siyasi unsur değildir" İdlib’de dünyanın dört bir yanından ne kadar selefi örgüt, ne kadar cihatçı varsa Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni birinci hedef olarak gördüğünü vurgulayan Özel, "Yılbaşını en büyük düşman olarak görüyor. Anıtkabir’i ‘putun yattığı yer olarak’ gören kişiler İdlib’den o süreçte çıktılar, yayıldılar. Şimdi cezaevleri el değiştirecek, yok firar haberleri falan ama biri IŞİD tehlikesi sınırımızın orasında. Bu IŞİD meselesi, hepimizin tüylerini diken diken yapan, daha Yalova’da 3 polisimizi şehit edenlerin veya bir yılbaşı gecesi gidip de yılbaşının kutlandığı eğlence mekanını kana bulayanların şu anda Suriye’de rejimle birlikte operasyonlar yapmaları, birtakım yerlere bayraklarının çekmeleri, bu konuda Türkiye Cumhuriyeti’nin her vatandaşının en üst düzeyde hassasiyeti vardır. Bu meseleye herkes dikkat etsin. IŞİD öyle herhangi bir siyasi unsur değildir. HTŞ’ye kravat giydirmekle, rejimin başına getirmekle dünyanın dört bir tarafında bu uğurda ölüp de cennete gideceğini düşünen, hepimizi düşman bilen, demokrasiyi düşman bilen, Yani sandıktan nefret eden, demokrasiyi ‘Allah’a şirk koşmak’ olarak gören bir takım zihniyetteki kişilerin hareket alanı bulacakları bir rejim, bir düzen değildir ve orada kimseye huzur yoktur. En çok da Türkiye’ye huzur yoktur" ifadelerini kullandı. "Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve Alevilerin birlikte güçlendikleri bir coğrafyayı özlüyoruz" Türkiye’nin Suriye, Afganistan, Irak sınırlarının durumlarına bakılması gerektiğini dile getiren Özgür Özel, "Suriye’de de barış ve Türkiye’yle Suriye’nin omuz omuza kalkınması, artık İngilizlerin, Amerikalıların kazandığı, İsrail’in satranç oyununun ilerlediği bir coğrafya değil; Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve Alevilerin birlikte kazandıkları, birlikte güçlendikleri bir coğrafyayı özlüyoruz. Öyle dış politikayı çok iyi bilenlerin, dama oynar gibi bir ileri, iki geri gidenlerin, bir sağa, bir sola gidenlerin değil; Türkiye’deki herkesin menfaatini stratejik bir akılla gözeten, bu coğrafyaya barış gelirse Kürt’ün de Türk’ün de çocuğunun geleceğinin parlak olabileceğini gören, doğru ve uzun vadeli kazanmaya, ülkesine ve ülkesindeki tüm toplumlara birlikte kazandırmaya odaklanmış bir aklın egemen olması gerekmektedir. Hiçbirimizin siyasi geleceği, Türkiye’nin ve bölgedeki tüm halkların; Suriye’nin, Ortadoğu‘nun geleceğinden, barışından ve kalkınmasından daha değerli değildir" açıklamasında bulundu. "Feti bey bugün keşkek yapmaya karar verse uğraşması lazım" Özel, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın Aziz İhsan Aktaş davasına yönelik değerlendirmeleri hakkındaki soruya şu yanıtı verdi: "Teorik olarak şöyle söyleyeyim, Feti beyin değerlendirmeleri çok kıymetli. Zaman zaman sürece yönelik son derece olumlu, katkı sağlayabilecek, demokrasiden yana, adil yargılanmadan yana açıklamalar yapıyor. Bunları çok kıymetlendiriyoruz. Bir de pratikte bir şey söyleyeyim, Feti bey diyor ki ’Keşke mevzuat uygun olsaydı.’ MHP için mevzuatı uygun hale getirmek, ’keşke’ diyor ya, ’keşkek yapmaktan’ daha kolay. Feti bey bu sabah keşkek yapmaya karar verse daha çok uğraşır. Yapacakları bir tek şey var, her konuda kayıtsız şartsız destek verdikleri, her türlü siyasi riski aldıkları, emekliye sefalet ücreti verilirken bile ’iktidar değil ittifak ortağıyız, destek vermek siyasi ahlak gereğidir’ diyerek destek verdikleri Adalet ve Kalkınma Partisi’ne bu sabah bir telefon açıp, ’Sayın Bahçeli canlı yayını uygun görmüştür. Sayın Erdoğan da ’Devlet bey isabet buyurmuşlar, yerinde olur’ dediğine göre biz Meclis’in açıldığı ilk gün Cumhur İttifakı olarak davaların, eğer yargılananlar da talep ediyorlarsa canlı yayınlanmasının önünde bir engel bırakmayalım’ ki bizim yargılanacak arkadaşlarımızın tamamı talep ediyor. Çünkü tamamı, bizim iftira dediğimiz bir takım iddiaların da duyulmasını, yanıtlarının da canlı yayında verilmesini, öyle kulaktan dolma olmamasını istiyoruz. Feti bey bugün keşkek yapmaya karar verse uğraşması lazım. Öyle ’keşke’ dediği mesele bir telefonluk iştir. Biz de hemen komisyon toplantısına katılır, ertesi gün de Meclis’te ya da iki gün sonra yine Meclis’te oy birliği ile çıkmasına katkı sağlarız. O yüzden Feti beyin canı keşkek istiyorsa keşkek bizden olsun, Egeliyiz. ’Keşke’ demesin, şu kanunu getirsin." "IŞİD’in canlandığı bir zemini iyi okumak, iyi görmek gerekiyor" Bakırhan ise yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "IŞİD sadece Kobani için bir tehdit değil. Diyarbakır için de İzmir için de tehdit. Türkiye’nin dört bir yanındaki yaşayan insanlarımızın tamamı için bir tehdittir. IŞİD’in canlandığı bir zemini iyi okumak, iyi görmek gerekiyor. Kürtler çekilince bir zafer ortaya çıktığını sananlar bence orada palazlanan, canlanan, örgütlenen, IŞİD belasını da iyi görmeliler. Yine günlerdir kimi medya, yayın organları ve kimi siyasetçiler Kürtleri kıran, ötekileştiren bir dil kullanıyorlar. Bu dilin kimseye bir yararı yok. İçinde bulunduğumuz süreç hassas. Bu süreçte Kürtleri de merkezine alan, onların demokratik haklarını da gören, barışçıl bir dile ihtiyacı var. DEM Parti olarak biz bu dili kullanmaya devam edeceğiz. Kırıcı, ötekileştirici dilin de başta medya olmak üzere, siyasetin kimi aktörleri olmak üzere vazgeçmeleri gerektiğini belirtmek istiyoruz. Bu süreci hep birlikte dayanışmayla atlatacağız. Artık bölgemiz yeterince çatışma, kan, şiddet gördü. Türkiye’de iktidara, siyasi partilere başta da bugün bulunduğumuz Cumhuriyet Halk Partisi’ne hepimize büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Başta bölge olmak üzere sorunların diyalog ve müzakere ile çözülmesi için siyasette bir rol üstlenmeli."
27 Ocak 2026 Salı - 14:09
ÜNİPERSEN’den rektörlere ‘görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavına katılım’ çağrısı
Üniversite İdari Personel Sendikası (ÜNİPERSEN) Genel Başkanı İbrahim Güzel, üniversitelerde görev yapan idari personelin kariyer haklarının korunması ve geliştirilmesi amacıyla, rektörlere görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarına katılım çağrısında bulundu. ÜNİPERSEN, üniversitelerde görev yapan idari personel tarafından iletilen yoğun talep ve beklentiler doğrultusunda görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarına ilişkin görüş ve taleplerini rektörlere iletti. ÜNİPERSEN Genel Başkanı İbrahim Güzel tarafından yapılan yazılı açıklamada, üniversitelerin yalnızca akademik başarılarıyla değil, güçlü idari yapıları ve nitelikli insan kaynağıyla da kurumsal hedeflerine ulaşabileceği vurgulandı. Bu çerçevede, idari personelin motivasyonunu artıracak, liyakat ve kariyer ilkelerini güçlendirecek uygulamaların üniversitelerin kurumsal başarısına doğrudan katkı sunduğu ifade edildi. Açıklamada, üniversite idari personelinin tayin, kariyer ve mali haklar bakımından diğer kamu kurumlarında görev yapan memurlara kıyasla daha sınırlı imkânlara sahip olduğu belirtilerek, bu durumun çalışma motivasyonu ve kurumsal aidiyet üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğu kaydedildi. İmkânlar dâhilinde atılacak her olumlu adımın, çalışan verimliliğini ve hizmet kalitesini artıracağına dikkat çekildi. ÜNİPERSEN’e en fazla iletilen şikayet ve taleplerin başında görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının geldiğine dikkat çekilen açıklamada, bu sınavların düzensiz yapılması, yıllarca açılmaması veya keyfi biçimde sınırlandırılmasının idari personelin kariyer hakkını fiilen ortadan kaldırdığı ifade edildi. Ayrıca, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından 31 Aralık 2025 tarihinde üniversitelere gönderilen yazı hatırlatılarak; 2026 yılı içerisinde merkezi görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavı yapılmasının planlandığı, üniversitelerden dolu ve boş kadroların 2 Mart 2026 tarihine kadar sisteme işlenmesinin talep edildiği ifade edildi. Güzel, rektörlüklere yönelik çağrısında, "Personelinizin kariyer yolunu kapatmayın. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavına katılım sağlayın. Bu sınavlar bir lütuf değil, açık bir haktır" dedi. Üniversite yönetimlerinden bu merkezi sınava katılım sağlamalarını talep eden Güzel, alınacak bu kararın idari personelin kariyer planlaması, motivasyonu, verimliliği ve kuruma bağlılığı açısından son derece önemli olduğunu vurguladı.
27 Ocak 2026 Salı - 13:57
İstinaf, sahiplendiği köpekleri öldüren Duman hakkında verilen kararı bozdu
Sahiplendiği köpeklere, cinsel istismarda bulunup öldürerek 9 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan sanık doktor Muhammet Mustafa Duman (28) hakkındaki karar Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi tarafından bozuldu. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi(BAM) 17. Ceza Dairesi, ev hayvanlarını öldürme ve cinsel saldırı suçlarından hüküm giyen Muhammet Mustafa Duman hakkında verilen yerel mahkeme kararına ilişkin istinaf başvurusu kapsamında karar aldı. Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17 Ekim 2025 tarihli kararına ilişkin yapılan istinaf başvurusunu inceleyen BAM, dosyada tespit edilen eksiklikler nedeniyle davanın yeniden görülmesine hükmetti. ’Duruşma 30 Ocak’ta görülecek’ Mahkeme, eksikliklerin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına karar verdi. Dosya kapsamı ve suçun niteliği dikkate alınarak, genel ahlak ve kamu güvenliği açısından duruşmaların kapalı yapılmasına hükmedildi. Ayrıca, sanık Muhammet Mustafa Duman’ın üzerine atılı suçların niteliği, mevcut delil durumu ve hükmedilebilecek ceza miktarı göz önünde bulundurularak tutukluluk halinin devamına karar verildi. Mahkeme duruşmanın 30 Ocak’ta yapılmasına karar verdi. ’Olayın geçmişi’ Hastanede doktor Muhammet Mustafa Duman, farklı kişilerden sahiplendiği köpekleri öldürdüğü suçlamasıyla tutuklanıp, Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakkında dava açıldı. Duman, 17 Ekim’de görülen karar duruşmasında, ’köpekleri öldürme’ suçundan 5 yıl 2 ay, ’hayvanlara cinsel istismar’ suçundan ise 4 yıl 7 ay olmak üzere toplam 9 yıl 9 ay hapis cezası ile 20 bin 550 lira adli para cezasına çarptırıldı. Ayrıca sanık Duman ’müstehcenlik’ suçundan 1 yıl 15 gün hapis ve 750 lira adli para cezası aldı ve bu cezalarda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.
27 Ocak 2026 Salı - 13:02
Bakanlıktan ‘sahte yardım’ paylaşımlarına karşı uyarı
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, "Bazı sosyal medya hesaplarında yer alan ‘Çocuğu okula giden ev hanımlarına destek’ yönündeki paylaşımlar Bakanlığımızca değil, vatandaşlarımızın kişisel bilgilerini ele geçirmek isteyen kişilerce yapılmaktadır" açıklamasını yaptı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, bazı sosyal medya hesaplarında yer alan ‘Çocuğu okula giden ev hanımlarına destek paylaşımlarının bakanlığa ait olmadığını açıkladı. Bakanlığın sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı paylaşımda, "Bazı sosyal medya hesaplarında yer alan ‘Çocuğu okula giden ev hanımlarına destek’ yönündeki paylaşımlar Bakanlığımızca değil, vatandaşlarımızın kişisel bilgilerini ele geçirmek isteyen kişilerce yapılmaktadır. Aileler ve çocuklar üzerinden milletimizi kandırmaya ve dolandırmaya çalışan bu kişiler hakkında gerekli hukuki girişimlerde bulunuyoruz. Vatandaşlarımız, sosyal hizmetlerimiz ve yardımlarımız hakkındaki güncel ve doğru bilgilere resmi internet sitemiz ve sosyal medya hesaplarımız aracılığıyla ulaşabilir" ifadeleri kullanıldı.
27 Ocak 2026 Salı - 12:58
Gölbaşı’nda yarıyıl tatiline giren çocuklara yönelik etkinlikler devam ediyor
Gölbaşı Belediyesinin yarıyıl tatiline giren çocuklar için hazırladığı spor, sanat ve eğlence dolu etkinlikler devam ediyor. Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı’nın talimatlarıyla yarıyıl tatilinde çocukların hem eğlenmesi hem de gelişimine katkı sağlanması amacıyla etkinlik programı hazırlandı. 100. Yıl Buz Pateni ve Tırmanma Spor Salonu’ndaki faaliyetler ücretsiz hale getirilirken, eğlence ve sürprizlerle dolu Çocuk Şenliği çocuklarla buluştu. Buz pateni ve tırmanma salonu ücretsiz hizmet veriyor Etkinlikler kapsamında 100. Yıl Buz Pateni ve Tırmanma Spor Salonu, 1 Şubat Pazar gününe kadar 6-18 yaş aralığındaki çocuklara her gün 10.00-18.00 saatler arasında ücretsiz olarak hizmet verecek. Eğlence ve heyecanın buluştuğu buz pateni ve tırmanma alanlarından yararlanmak isteyen çocukların 0312 485 54 43 ve 0312 485 53 25 numaralı telefonlardan randevu oluşturması gerekiyor. Çocuk şenliği büyük bir coşkuyla devam ediyor Gölbaşı Belediyesinin yarıyıl tatiline özel düzenlediği Çocuk Şenliği’nde ise büyük bir coşku yaşanıyor. 19-30 Ocak tarihleri arasında Zübeyde Hanım Aile Yaşam Merkezi Sergi Salonu’nda gerçekleştirilen şenlik, her gün 13.00-17.00 saatleri arasında çocukları ağırlıyor. Şenlik kapsamında yağlı boya, kara kalem, kumlama, çini sanatı, kokulu taş boyama ve yüz boyama gibi birbirinden renkli sanat atölyeleri düzenleniyor. Mangala, 3 taş-9 taş oyunları, kule oyunu, el-ayak koordinasyon oyunları, şişme oyun grupları, top havuzu ve uzay çadırı gibi aktivitelerle çocuklar doyasıya eğleniyor. Gösterilerle unutulmaz anlar yaşanıyor Çocuk şenliğinde bilim, balon ve bubble show gösterileri, animasyonlar, jonglör ve ateş gösterileri ile maskot karşılamaları miniklere unutulmaz anlar yaşatıyor. Etkinlik alanında ayrıca çocuklara ikramlarda bulunuyor. "Çocuklarımızın yüzündeki tebessüm bizim en büyük motivasyonumuz" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, yarıyıl tatiline özel hazırlanan etkinliklerle ilgili yaptığı açıklamada çocukların mutluluğunu her zaman öncelik olarak gördüklerini vurgulayarak "Yarıyıl tatilinde çocuklarımızın evde ekran başında vakit geçirmek yerine; sporla, sanatla ve sosyal etkinliklerle buluşmasını istedik. Sanatla iç içe büyüyen, spor yapan, birlikte üretmeyi ve paylaşmayı öğrenen çocuklar; yarının özgüvenli, üretken ve mutlu bireyleri olacaktır. Bizim temel hedefimiz de tam olarak budur. Gölbaşı Belediyesi olarak sadece bugünü değil, yarını da planlıyor; çocuklarımızın fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimlerine katkı sağlayacak projeleri hayata geçiriyoruz. Onların yüzündeki tebessüm, enerji ve mutluluk bizim en büyük motivasyon kaynağımız oluyor. Çocuklarımızın yüzündeki tebessüm, ailelerimizin memnuniyeti ve ilçemizde hissedilen bu güzel enerji doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Bu güzel tatil coşkusunu hep birlikte paylaşmak istiyoruz. Tüm ailelerimizi çocuklarıyla birlikte etkinliklerimize katılmaya davet ediyorum. Gölbaşı’nda çocukların mutlu olduğu, ailelerin huzurla yaşadığı bir kent anlayışını kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder