Yerel Haberler
Ankara
Bakan Uraloğlu: "Antalya Havalimanımızın yıllık yolcu kapasitesini 35 milyondan 82 milyona yükselttik" 12 Nisan 2026 Pazar - 11:01:56 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Genişleme projesi kapsamında Antalya havalimanımızın yıllık yolcu kapasitesini 35 milyondan 82 milyona yükselttik" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 12 Nisan 2025 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla hizmete açılan Antalya Havalimanı yeni terminal binalarının yıl dönümü vesilesiyle yazılı açıklamada bulundu. "Antalya Havalimanımızın yıllık yolcu kapasitesini 35 milyondan 82 milyona yükselttik" Antalya Havalimanı yeni terminal binaları ve tamamlayıcı tesislerinin sivil havacılık sektörünün gelişimi adına önemli adımlardan biri olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, "Genişleme projesi kapsamında havalimanımızın yıllık yolcu kapasitesini 35 milyondan 82 milyona yükselttik. Antalya Havalimanımız yeni kapasitesiyle 90 milyon yolcu kapasiteli İstanbul Havalimanı’ndan sonra yolcu kapasitesi en yüksek 2’nci havalimanı oldu" açıklamasında bulundu. "Yolcu sayısı geçen yılın ilk çeyreğine göre yüzde 5 arttı" Bakan Uraloğlu, 2025 yılının ilk çeyreğinde Antalya Havalimanı’nın 2 milyon 983 bin 868 yolcuya hizmet verdiğine dikkati çekerek, "Yolcu sayımız her geçen gün artıyor. 2026 yılının ilk çeyreğinde ise havalimanımızda hizmet verdiğimiz yolcu sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5 artarak 3 milyon 138 bin 499’a ulaştı" dedi.
12 Nisan 2026 Pazar - 10:54 Ankara Kitap Fuarı’nda son gün: Askıda kitap uygulaması dikkat çekti Ankara Kitap Fuarı, yüzlerce yayınevi ve yazarı kitapseverlerle buluştururken, askıda kitap uygulaması ise dikkat çekiyor. Her yaştan okurun ilgisini çekecek zengin bir programla dolu olan 23. Ankara Kitap Fuarı, kitap dünyasının önemli isimlerini bir araya getiriyor. Etkinliklerin yanı sıra, çeşitli yayınevlerinin stantları aracılığıyla okurlar, yeni kitapları keşfetme ve favori yazarlarıyla tanışma fırsatı buluyor. 250’den fazla yayınevi, binden fazla yazar yer aldı ve yüzlerce imza etkinliği ile 75’ten fazla söyleşi, konferans gerçekleşti. Kuşlukta Yazarlar standında ise askıda kitap uygulaması dikkat çekti. "Kültür ve sanat hayatının dirildiği bir kenttir burası" Ankara Ticaret Odası Başkan Vekili ve Ankara Kent Konseyi Başkanı olan Halil İbrahim Yılmaz, "1 milyon 800 bin üniversite mezunun yaşadığı, kitap okuma oranının en yüksek olduğu kent. Bu fuara 1 milyona yakın insanın katılmasından da anlaşılıyor. Kültür ve sanat hayatının dirildiği bir kenttir burası. Buradaki yoğunlukta toplum disiplinleri kalemin, yazının etrafında buluştular. Önyargılarını kırdılar. Bütün disiplinlerin kalemleri yan yana kendi hikayelerini arz ediyorlar. Dolayısıyla Ankara için çok değerli bir sahne var burada. Bu kalemin, bilimin ışığında gelecek kuşaklara kitabı aktarabileceğimiz bir ekosistem oluştu. Kağıt yok olsa bile kitap yok olmayacak. Ondan dolayı bunun umudunu yaşıyoruz. Gençlerin ilgisini de buradan anlıyoruz. Sümer ablamız, Hayati hocamız, Veysel hocamız, bu stantta onlar var. Onlar, yıllardan beri yakından takip ettiğimiz, görüşlerini, çalışmalarını bildiğimiz insanlar. Onların kitaba dönmüş halini de büyük bir zevkle imzalattık kendilerine. Burada yazı hayatında Türkiye’nin lokomotif olacak bir hikayeye şahitlik ediyoruz biz" şeklinde konuştu. "Edebiyatta kalıcılığı sağlamak gerekiyor" Ankara’nın en güzel haftası olduğunu belirten Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Filiz Yavuz, "Ankara’nın bir özelliği de var. Kitap fuarları entelektüel yapı açısından Ankara’nın aslında Türkiye’nin en gelişmiş yerlerinden birisi olduğunu çok net gösteriyor. Gelenler hem bilinçli kitap alıyorlar hem de çok kitap alıyorlar. Hiçbirisinin keyif için gezdiğini düşünmüyorum. Çocuklar bile alacakları kitapları önceden hazırlayıp geliyorlar. Hocalar, arkadaşlar, yazarlar büyük bir dostluk çevresinde dolaşırken de mutlu oluyorsunuz. Görmediğiniz dostlarınızı da görüyorsunuz. Çok müthiş bir kültürel faaliyet Ankara Kitap Fuarı. Gençler seri kitaplara çok ilgi gösteriyorlar. Fakat bunların çok alıcı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü onlar belirli bir zamanın popüler kitapları. Edebiyatta kalıcılığı sağlamak için zamanın ötesinde, zamansız, siyasi kavramların dışında insanı içine işleyen, kültürel yapısı kuvvetli, edebiyat tarafı kuvvetli, iyi kalemlerin kitaplarının olması gerekiyor. Bunlar da zaten sık sık belirli yazarların her kitap fuarında çağrılmasa da görebiliyorsunuz. Bazı kitapların sürekli olarak baskı yapmış olması da bunu gösteriyor. Günümüzün popüler kitaplarının çok kalıcı olduğu düşüncesine değilim ama şöyle bir faydası var, en azından gençlere okumayı özendirdikleri için de fayda sağladığı düşüncesindeyim" dedi. "Bu tür kitap fuarlarının faydalı olduğunu düşünüyorum" Türk Ocakları bünyesinde kurulmuş Kuşlukta Yazarlar grubunun üyesi Dr. Hayati Bice, "Kitap fuarları biz yazarlar için okurlarla görüşme, tanışma, buluşma anlamında çok önemlidir. Bu nedenle kitap fuarları gibi kültürel etkinliklerin sürekli olarak yapılması ve gerek resmi makamlar gerekse de yerel yönetimler tarafından desteklenmesi gerekmekte. Çünkü giderek kağıda basılı materyalin, kitapların piyasamızdan çekildiğinin hepimiz farkındayız. Dolayısıyla kültür hayatının canlanması için bu tür kitap fuarlarının faydalı olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "İhtiyacı olan öğrencilere vermek üzere askıda kitap uygulaması yaptık" Hem kitap sergisi hem satış yaptıklarını söyleyen Kuşlukta Yazarlar üyesi olan Hasan Çoban, "Yenilik getirip kitap alanlara, ihtiyacı olan öğrencilere vermek üzere askıda kitap uygulaması yaptık. Askıda kitap uygulamasıyla, isteyen öğrencilere veriyoruz o kitaplardan. Benim de iki kitabım var. Düşünüyorum diye denemeler, bir de Alıp Başını Giden Gönül diye bir kitap yayınladık. Diğer arkadaşların kitabı da dahil imza günleri düzenledik. Çok kalabalık bir gün bugün. İlgi çok fazla. Her ne kadar gençler dijital dünyaya yöneliyor diyorlar ama buraya da büyük ilgi var. İnsanlar kültüre açmış, onların ihtiyaçları karşılanıyor" şeklinde konuştu.
12 Nisan 2026 Pazar - 10:47 AK Parti Sözcüsü Çelik: "Netenyahu ve Katz’ın Cumhurbaşkanımızı hedef alan paylaşımları katliam şebekesinin köşeye sıkıştığının göstergesidir" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Netanyahu’nun ve Katz’ın Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan paylaşımları, her şeyden önce bu katliam şebekesinin ne kadar köşeye sıkıştığının ve sarsıldığının bir göstergesidir" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hedef alan paylaşımlarına tepki göstererek, "Her şeyden önce bu katliam şebekesinin ne kadar köşeye sıkıştığının ve sarsıldığının bir göstergesidir. Bu şebeke insanlık mahkemesi önünde hesap verecektir" ifadelerini kullandı. Günümüzde dünyanın ikiye ayrıldığını, bir tarafta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderlik ettiği ‘insanlık ittifakı’nın olduğunu, diğer tarafta ise Netenyahu’nun başını çektiği ‘katliam şebekesi’nin olduğunu dile getiren Çelik, İspanya Başbakanı Sanchez’in ifadelerinin de ‘insanlık ittifakı’ adına saygıdeğer olduğunu kaydetti. Parti Sözcüsü Çelik, katliam şebekesinin işlediği soykırım suçlarının en net ifadelerle ifşa eden dünya liderinin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu kaydederek, "Netanyahu’nun başını çektiği bu ‘katliam ve soykırım şebekesi’, Cumhurbaşkanımızın ’insanlık ittifakı’nın değerlerini her konuşmasında canlı tutmasından büyük bir rahatsızlık duyuyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleri sadece bölgede değil, Afrika’dan Asya’ya kadar küresel düzeyde yankılanmaktadır. Bugün dünyada insanlık adına referans gösterilecek yegâne cümleler, Sayın Cumhurbaşkanımızın cümleleridir. Soykırım çetesinin bu hırçın açıklamaları, Türkiye’nin hakikat temelli barış diplomasisi karşısında yaşadıkları büyük mağlubiyetin itirafıdır. Netanyahu rejimi, bugün dünyada dinî kavramları ve argümanları katliam için en çok istismar eden, en fanatik rejimdir. Kullandıkları bu propaganda yöntemlerinin ise artık son kullanma tarihi geçmiştir" ifadelerine yer verdi. "Dışarıdan gelen bu tip hadsiz saldırılar karşısında tek vücut olmak millî bir sorumluluktur" Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dönük saldırgan mesajların arkasında beş temel katman bulunduğunu aktaran Çelik, şu ifadelere yer verdi: "Birincisi, Pakistan’daki kritik barış görüşmelerini sabote etmeyi hedefliyorlar. Onun için barışın en büyük destekçisi olan Cumhurbaşkanımıza saldırıyorlar. İkincisi, İsrail’in ’Batı değerlerinin kalesi’ olduğu yalanının çökmesidir. Zira hiçbir Batılı lider bu soykırımın kendi değerlerini temsil ettiğini söyleyemeyecektir. Üçüncü katman ise bölgedeki Kürt kardeşlerimizi kendi kirli ve siyonist planlarına ’lejyoner’ yapma çabasıdır. Ancak Irak ve İran’daki Kürt kardeşlerimiz bu şeytani denkleme girmemiş, sağduyulu davranarak tarihin doğru tarafında durmuşlardır. Netanyahu’nun Türkiye’deki Kürt kardeşlerimize yönelik o iğrenç ifadeleri, aslında bu planının boşa çıkmasından kaynaklanan bir hezeyandır. Dördüncü katman ise ’Terörsüz Türkiye’ ve ’Terörsüz Bölge’ hedefimizin, İsrail’in kaos planlarına indirilmiş büyük bir darbe olduğunun bizzat Netanyahu tarafından itiraf edilmesidir. Beşinci katman ise Türkiye’yi İran’la karşı karşıya getirme çabasıdır. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın dirayetli siyaseti ile bu savaşın asla parçası olmayacağını ve yegane iradesinin barış olduğunu fiilen tatbik ederek, bu siyonist planı bozmuştur. Soykırım şebekesi bu insanlık dışı hedeflerine ulaşamamanın hayal kırıklığı ve hırçınlığı ile hareket etmektedir. Bu soykırım şebekesinin paylaşımlarına Türk siyasetindeki bazı isimleri etiketlemeleri ise kendi savaş suçlarını iç siyasetimizin bir parçası haline getirme çabasıdır. Bu ahlaksız ifadeleri kullanan katliam şebekesinin karşısında, Türk siyasetinin tüm unsurlarının, ister iktidar ister muhalefet olsun, topyekûn bir duruş sergileyerek bu şebekeye hak ettiği cevabı vereceğine inanıyoruz. Dışarıdan gelen bu tip hadsiz saldırılar karşısında tek vücut olmak millî bir sorumluluktur."
Ticaret Bakanlığı, İzmir’de yerel ve zincir marketlerdeki haksız fiyat listesini tek tek açıkladı
08 Nisan 2026 Çarşamba - 22:52 Ticaret Bakanlığı, İzmir’de yerel ve zincir marketlerdeki haksız fiyat listesini tek tek açıkladı Ticaret Bakanlığı, İzmir’deki marketlere yönelik gerçekleştirdiği denetimlerde temel gıda ürünlerindeki fahiş fiyat artışlarını tek tek açıkladı. Ticaret Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Ticaret Bakanlığımızca yürütülen piyasa gözetim ve denetim çalışmaları kapsamında; İzmir ilimizde faaliyet gösteren yerel ve zincir marketlere yönelik denetimler gerçekleştirilmiş; patates, sivri biber, limon, ayva, çarliston biber ve elma ürünlerine ilişkin olarak tedarik zinciri boyunca oluşan fiyat hareketleri Hal Kayıt Sistemi üzerinden detaylı şekilde incelenmiştir. Yapılan incelemelerde; patates ürününün, İzmir ili Ödemiş ilçesinde faaliyet gösteren hal içi tüccardan 5 TL’den satın alındığı, söz konusu ürünün İzmir’de faaliyet gösteren firma tarafından tüketiciye 28,99 TL’den sunulduğu, sivri biber ürününün, Antalya ili Serik ilçesinde faaliyet gösteren üreticiden 50 TL’den satın alındığı, söz konusu ürünün İzmir’de faaliyet gösteren firma tarafından tüketiciye 249,99 TL’den sunulduğu, limon ürününün, Muğla ili Dalaman ilçesinde faaliyet gösteren komisyoncudan 18 TL’den satın alındığı, söz konusu ürünün İzmir’de faaliyet gösteren firma tarafından tüketiciye 129,95 TL’den sunulduğu, ayva ürününün İran’dan ithal edilerek İzmir’de faaliyet gösteren hal içi tüccardan 30 TL’den satın alındığı, söz konusu ürünün İzmir’de faaliyet gösteren firma tarafından tüketiciye 225 TL’den sunulduğu, çarliston biber ürününün, Antalya ili Finike ilçesinde faaliyet gösteren üreticiden 48 TL’den satın alındığı, söz konusu ürünün İzmir’de faaliyet gösteren firma tarafından tüketiciye 199 TL’den sunulduğu, sivri biber ürününün, Antalya ili Elmalı ilçesinde faaliyet gösteren komisyoncudan 50 TL’den satın alındığı, söz konusu ürünün İzmir’de faaliyet gösteren firma tarafından tüketiciye 389,95 TL’den sunulduğu, golden elma ürününün, Balıkesir ili Gönen ilçesinde faaliyet gösteren üreticiden 30 TL’den satın alındığı, söz konusu ürünün İzmir’de faaliyet gösteren firma tarafından tüketiciye 99,99 TL’den sunulduğu tespit edilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, adı geçen işletmeler tarafından haksız fiyat artışı yapıldığı tespit edilmiş olup, gerekli idari yaptırımların uygulanması amacıyla konu Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na sevk edilmiştir" denildi.
Dışişleri Bakanlığı: "Yunanistan, Batı Trakya Türk Azınlığının seçtiği müftüleri tanımayarak, hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı ısrarla sürdürmektedir"
08 Nisan 2026 Çarşamba - 21:38 Dışişleri Bakanlığı: "Yunanistan, Batı Trakya Türk Azınlığının seçtiği müftüleri tanımayarak, hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı ısrarla sürdürmektedir" Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’ın Batı Trakya Türk Azınlığının seçtiği müftüleri tanımayarak, azınlığın Lozan Barış Antlaşması’yla teminat altına alınan hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı ısrarla sürdürdüğünü belirtti. Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "Yunanistan, Batı Trakya Türk Azınlığının seçtiği müftüleri tanımayarak, azınlığın Lozan Barış Antlaşması’yla teminat altına alınan hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı ısrarla sürdürmektedir. Geçtiğimiz aylarda Dimetoka’da, Batı Trakya Türk Azınlığının temsilcileriyle ve kurumlarıyla istişare edilmeden, ‘seçim’ kisvesi altında dayatılan ‘tayinli müftü’ belirleme süreci, şimdi Rodop ve İskeçe illerinde de uygulanmaya çalışılmaktadır. Söz konusu uygulamaları kabul etmemiz mümkün değildir. Bu vesileyle, Yunanistan’ın, ülkesindeki resmi bir azınlığın seçilmiş dini liderlerini tanımadığını bir kez daha uluslararası toplumun dikkatine getiriyoruz. Yunanistan’ın soydaşlarımıza yönelik baskıcı uygulamalarını sonlandırmasının ikili ilişkilerimizi de olumlu etkileyeceğini vurguluyor, Yunan makamlarını Batı Trakya Türk Azınlığı konusunda ısrarla yürümekte oldukları yanlış yoldan geri dönmeye çağırıyoruz. Türkiye, ahdi yükümlülüklerini de gözeterek, Yunanistan’daki Batı Trakya Türk Azınlığının haklarının korunmasını yakından takip etmeyi sürdürecektir" ifadelerine yer verildi.