Yerel Haberler
Ankara
22 Şubat 2026 Pazar - 18:31 28 ilde siber suçlara yönelik operasyonlarda 324 şüpheli yakalandı Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve MASAK koordinesinde 28 ilde son 5 günde düzenlenen operasyonlarda 324 şüpheli yakalandı. Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) koordinesinde İl Emniyet Müdürlükleri Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerince 28 ilde nitelikli dolandırıcılık, çevrim içi çocuk müstehcenliği ve tacizi ile yasa dışı bahis suçlarına yönelik operasyonlar düzenlendi. Adana, Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Ardahan, Balıkesir, Bingöl, Bitlis, Bolu, Bursa, Diyarbakır, Gaziantep, Gümüşhane, Isparta, İzmir, İstanbul, Kayseri, Kırşehir, Kocaeli, Mardin, Mersin, Niğde, Samsun, Sivas, Tokat, Trabzon, Van ve Yalova’da gerçekleştirilen operasyonlarda 324 şüpheli yakalandı. Yakalanan şüphelilerden 181’i tutuklanırken, 87’si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğer şüphelilerin işlemlerinin ise devam ettiği öğrenildi. Yapılan çalışmalar sonucunda şüphelilerin sosyal medya platformları ve oltalama siteleri üzerinden yatırım dolandırıcılığı, düşük faizli kredi dolandırıcılığı, bungalov kiralama ve ürün satış dolandırıcılığı temalarıyla vatandaşları dolandırdıkları, vatandaşların mobil bankacılık ve oyun hesaplarına yetkisiz erişim sağladıkları, yasa dışı bahis ve kumar oynattıkları, yasa dışı bahis sitelerinde para nakline aracılık ettikleri ve reklamını yaptıkları, POS tefeciliği yaptıkları, müstehcen çocuk görüntüsü barındırdıkları ve kişisel verilerin paylaşımı ile sorgulanmasına yönelik paylaşımlar gerçekleştirdikleri tespit edildi. Operasyonlar sonucunda şüphelilere ait suçtan elde edildiği değerlendirilen yaklaşık 210 milyon lira değerinde 3 şirket, 1 futbol kulübü, 11 araç, 3 motosiklet, 7 daire, 6 arsa ve 1 iş yerine el konulduğu öğrenildi. Olaya ilişkin soruşturma devam ediyor.
22 Şubat 2026 Pazar - 18:09 Hulusi Akar ‘Külliye’de Ramazan Kitap Günleri’nde okurlarıyla buluştu Eski Milli Savunma Bakanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, ‘Külliyede Ramazan Kitap Günleri’ etkinlikleri çerçevesinde ‘Harbord Askeri Heyeti Raporu’ kitabının imza gününe katıldı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ‘Külliyede Ramazan Kitap Günleri’ etkinlikleri devam ediyor. Eski Milli Savunma Bakanı ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanan ‘Harbord Askeri Heyeti Raporu’ adlı kitabının imza gününe katıldı. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Sergi Salonu’nda vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programda Akar, okurlarla sohbet ederek, kitaplarını imzaladı. "Evlatlarımıza bir şeyler öğreten, eğlenmesine fırsat veren bir ortamdayız" Hulusi Akar, "Cumhurbaşkanımızın direktifiyle burada yapılan bir faaliyet var. Biraz önce hep beraber gezdik gördük. Gençlerimize, evlatlarımıza bir şeyler öğreten ve insanların birbirini tanımasına, aynı zamanda dinlenmesine, eğlenmesine fırsat veren bir ortamdayız. Bu gerçekten çok güzel bir ortam. Artarak, genişleyerek önümüzdeki yıllarda da çok daha etkin bir şekilde devamını temenni ediyoruz, ki böyle de olacak. Herkes mutlu, herkes Ramazan’ın ruhuna uygun şekilde, gayet vakur bir şekilde, sakin bir şekilde, huzurlu bir şekilde geziyorlar, görüyorlar, öğreniyorlar, konuşuyorlar, tanışıyorlar. Gerçekten güzel bir ortam. Herkese hayırlı Ramazanlar diliyorum" dedi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde çok sayıda yayınevi ve kurum stantlarında ziyaretçileri ağırlıyor.
ASO Başkanı Ardıç: "Son beş yılda Ankara-Finlandiya ticaret hacmi 120 milyon doların üzerine çıkmıştır"
17 Şubat 2026 Salı - 15:27 ASO Başkanı Ardıç: "Son beş yılda Ankara-Finlandiya ticaret hacmi 120 milyon doların üzerine çıkmıştır" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, ‘Finlandiya Ülke Günü’ etkinliğinde, "Son beş yılda Ankara-Finlandiya ticaret hacmi 70 milyon dolar seviyesinden 120 milyon doların üzerine çıkmıştır. Ankara sanayisi bu ticari ilişkide net ihracatçı konumuna ulaşmıştır" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO) ile Finlandiya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği iş birliğiyle ‘Finlandiya Ülke Günü’ etkinliği düzenlendi. ASO ev sahipliğinde düzenlenen programda Türkiye ile Finlandiya arasındaki sanayii ticaret ve yatırım iş birlikleri masaya yatırıldı. Programda bir konuşma gerçekleştiren ASO Başkanı Seyit Ardıç, Finlandiya’nın sınırlı kaynaklara, çetin iklim şrtlarına ve tarih boyunca karşılaştığı zorluklara rağmen, dünyaya örnek gösterilen bir kalkınma başarısı hikayesi yazdığını ifade etti. Ardıç, döngüsel ekonominin yalnızca çevresel bir tercih değil, rekabet gücü, maliyet yönetimi ve sürdürülebilir sanayi açısından stratejik bir zorunluluk olduğunu belirterek, Finlandiya’nın bu konuda öncü ülkelerden biri olduğuna değindi. Ardıç, "Finlandiya bu alanda; geri dönüşüm teknolojileri, atıkların yeniden hammaddeye kazandırılması, enerji verimliliği ve yeşil üretim modelleri ile Avrupa’da öncü konumdadır. Ankara sanayisi ise; metal, makine, kimya ve yapı malzemeleri başta olmak üzere bu dönüşümü hayata geçirebilecek çok güçlü bir üretim altyapısına sahiptir. Bu noktada Finlandiyalı firmalarla kurulacak ortaklıklar; Ankara’daki üretimin daha yeşil, daha verimli ve Avrupa Birliği standartlarıyla tam uyumlu hale gelmesi açısından büyük önem taşımaktadır" açıklamasında bulundu. "Türk-Fin ortaklığı hem finansman hem teknoloji hem de uygulama gücü açısından son derece tamamlayıcı" Döngüsel ekonomi, inşaat ve madencilik sektörleri, iki ülke arasındaki iş birliği açısından son derece stratejik alanlar olduğuna dikkati çeken Ardıç, "Finlandiya; sürdürülebilir inşaat teknolojileri, akıllı altyapı çözümleri, madencilikte dijitalleşme ve çevresel etkileri minimize eden üretim modelleriyle dünya çapında önemli bir know-how’a sahiptir. Türkiye ve özellikle Ankara ise; müteahhitlik kapasitesi, malzeme üretimi, makine ve ekipman imalatı ve nitelikli insan kaynağıyla bu bilgi birikimini sahaya uygulayabilecek güçlü bir partnerdir. Dünyanın en büyük 250 müteahhitlik firması arasında yer alan 45 Türk firmasından 22’sinin Ankara Sanayi Odası Üyesi olması, bu alandaki iş birliği potansiyelini açıkça ortaya koymaktadır. Üçüncü ülkelerde gerçekleştirilecek altyapı, enerji ve madencilik projelerinde Türk-Fin ortaklığı hem finansman hem teknoloji hem de uygulama gücü açısından son derece tamamlayıcıdır" ifadelerine yer verdi. "Son beş yılda Ankara-Finlandiya ticaret hacmi 120 milyon doların üzerine çıkmıştır" Ardıç ,Türkiye ile Finlandiya arasındaki ekonomik ilişkilerin, son yıllarda istikrarlı ve gelişmeye açık bir seyir izlediğini kaydederek, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 1,8 milyar dolar seviyesinde olduğunu dile getirdi. Mevcut tablonun iki ülkenin ticaret hacminde daha dengeli ve katma değeri yüksek bir yapıya geçiş için güçlü bir büyüme potansiyeli olduğunu söyleyen Ardıç, "Ankara özelinde baktığımızda ise çok daha umut verici bir tabloyla karşılaşıyoruz. Son beş yılda Ankara-Finlandiya ticaret hacmi 70 milyon dolar seviyesinden 120 milyon doların üzerine çıkmıştır. Ankara sanayisi bu ticari ilişkide net ihracatçı konumuna ulaşmıştır. Ankara ile Finlandiya arasındaki dış ticarette en yüksek hacme sahip ilk dört sektörden üçünü oluşturan motorlu kara taşıtları, ana kimyasal maddeler ve metal yapı malzemelerinde Ankara’nın açık biçimde ihracatçı konumda olması tesadüf değildir. Bu tablo; Ankara’nın üretim gücünün, teknolojiye dayalı sanayi altyapısının ve uluslararası iş birliklerine açık vizyonunun somut bir göstergesidir" değerlendirmesinde bulundu. ASO olarak Ankara’yı ‘sanayi ve teknolojinin Başkenti’ yapma hedefi doğrultusunda çalışmalarını yürüttüklerini kaydeden Ardıç, "Temelli Sanayi Havzası’nda 1 milyon metrekarelik bir alanda konuşlanacak. ASO Teknoloji Üssü; yüksek teknolojiye dayalı üretim, Ar-Ge, kuluçka merkezleri, laboratuvarlar, üniversite bağlantılı araştırma enstitüleri ve yeşil kampüs uygulamaları gibi kapsamlı bir yapıyla hayata geçirilecek. Bu yıl içinde inşaatına başlamayı hedeflediğimiz projemizde Finlandiyalı firmaların da yer alması, yalnızca ortaklığımızı güçlendirmekle kalmayacak; aynı zamanda üçüncü ülke pazarlarında da yeni fırsatlar oluşturacaktır" diye konuştu. Ardıç, ASO üyelerinin yanında olmaya, uluslararası iş birliklerini kolaylaştırmaya ve Ankara sanayisini küresel değer zincirlerinde daha güçlü bir noktaya taşımaya kararlı olduklarını ve bu yöndeki çalışmalarına devam edeceklerini sözlerine ekledi. "Türk şirketleri, kıtalar genelinde kritik altyapılar inşa ederek etkileyici bir uluslararası ayak izine sahiptir" Finlandiya Ankara Büyükelçisi Pirkko Hamalainen ise, Finlandiya’nın, Türkiye ile olan ilişkisine büyük değer verdiğini belirterek, her iki ülkenin de güçlü sanayi temelleri açısından benzerlik gösterdiğini ifade etti. Türkiye’nin dinamik ve hırslı bir ortak olduğunun altını çizen Hamalainen, "Küresel mineral talebinin önemli ölçüde artması öngörülürken, Türkiye’nin madencilik alanındaki yatırım planları, özellikle altın madenciliği yatırımları ile ileriye dönük bir hırsı göstermektedir. Sektörün ihracat hedefleri, küresel rolüne olan güçlü güveni yansıtmaktadır. İnşaat sektöründe Türkiye, uluslararası müteahhitlikte küresel olarak ikinci sırada yer almaktadır. Türk şirketleri, kıtalar genelinde kritik altyapılar inşa ederek etkileyici bir uluslararası ayak izine sahiptir. Aynı zamanda, finansmana erişim giderek sürdürülebilirlik performansıyla bağlantılı hale gelmektedir. Uluslararası finans kuruluşları ve kalkınma bankaları, yeşil finansmandan geçiş finansmanına doğru genişleyerek, şirketleri ve sektörleri düşük karbonlu operasyonlara doğru ilerlerken desteklemektedir. Bu, Finlandiya ve Türkiye arasında açık bir iş birliği fırsatı yaratmaktadır" şeklinde konuştu. Program Hamalainen’nin konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.
Hava Tahmin Uzmanı Çelik: "Ülke genelinde kuvvetli yağışlar bekliyoruz"
17 Şubat 2026 Salı - 15:26 Hava Tahmin Uzmanı Çelik: "Ülke genelinde kuvvetli yağışlar bekliyoruz" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü hava tahmin uzmanı Cengiz Çelik, ülke genelinde beklenen hava tahmin raporlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Çarşamba gününden itibaren ülke genelinde kuvvetli yağışların görüleceğini ifade eden Çelik, "Güney ege kıyıları, Akdeniz, İç Anadolu’nun güney ve doğusuyla Doğu Anadolu’nun batısında Çarşamba günü için kuvvetli yağışlar bekliyoruz" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü hava tahmin uzmanı Cengiz Çelik, ülke genelinde beklenen hava tahmin raporlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Çarşamba günü için ülkenin tamamında yağış beklediklerini ifade eden Çelik, "Bu yağışlar özellikle Güney bölgelerimizde kuvvetli olacak. Bölgesel olarak bakarsak Güney ege kıyıları, Akdeniz, İç Anadolu’nun güney ve doğusuyla Doğu Anadolu’nun batısında Çarşamba günü için kuvvetli yağışlar bekliyoruz. Bu yağışlar özellikle Antalya’nın doğusuyla, Akdeniz bölgesinde, Doğu Akdeniz’in de doğusunda zaman zaman çok kuvvetli ve şiddetli şekilde görülecek diyebiliriz" ifadelerini kullandı. Ramazan ayının ilk günü olan Perşembe günü için Batı bölgelerde yağış beklemediklerini belirten Çelik, ülkenin Doğu bölgelerinde yağış görüleceğini ifade etti. Çelik sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu sistem Perşembe günü Doğu bölgelerimizde yani Orta ve Doğu Karadeniz ile Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesinde yağış bıraktıktan sonra Etkisini kaybediyor. Cuma gününe baktığımızda Cuma günü Ülke genelinde aslında yağış beklemiyoruz ancak akşam saatlerinden sonra tekrar yine Balkanlar üzerinden gelen serin ve yağışlı sistemle birlikte Batı bölgelerimizden başlayarak yağışlar başlayacak. Cuma günü için sadece akşam saatlerinde Marmara’nın batısında yağış bekliyoruz. Cumartesi günü için Batı bölgelerimizin tamamında yağış var. Marmara, Ege, Batı Akdeniz, İç Anadolu’nun batısı ve Batı Karadeniz’de Cumartesi günü yağış bekliyoruz. Pazar günüde bu sistem biraz daha iç bölgelere hareket edecek. İç ve Doğu bölgelerde Pazar günü yağışlar göreceğiz. Bu hafta sonuna Cuma günü için Cuma akşam saatlerinde gelecek olan sistem biraz daha soğuk karakterli. Bu yüzden mevsim normallerinin çok üzerinde seyreden sıcaklıklar mevsim normallerine yaklaşacak diyebiliriz. Ancak yine mevsim normallerinin birkaç derece üzerinde seyretmeye devam edecek sıcaklıklar. Hem Çarşamba, Perşembe günündeki yağışlar hem de hafta sonu görülecek yağışlar çoğunlukla yağmur ve sağanak, rakımı yüksek olan iç kesimlerde yer yer karla karışık yağmur ve kar yağış şeklinde olacak. Çarşamba günü Güney ve Doğu bölgelerimizde güneyli yönden kuvvetli yer yer fırtına şeklinde rüzgar bekliyoruz. Çarşamba günü akşam saatlerinden itibaren ise Marmara bölgesinde Kuzey ve Kuzey Batılı yani kuzeyli yönlerden rüzgarlar etkili olacak diyebiliriz. Perşembe gününde yine Güney yani Akdeniz kıyı kesiminde ve Karadeniz kıyı kesiminde Yine kuvvetli rüzgarlar göreceğiz." "Üç Büyükşehir’de hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde seyredecek" Üç Büyükşehir için beklenen hava durumu tahminlerine ilişkin konuşan Çelik, "Üç Büyükşehir’imiz de Çarşamba günü için yağış bekliyoruz. Çoğunlukla yağmur ve sağanak yağış şeklinde olacak bu yağışlar. Sadece Ankara’nın Kuzey ilçelerinin yüksek kesimlerinde rakımı 1200-1300 metrenin üzerinde olan yerlerde karla karışık yağmur görebiliriz. Ankara’daki en yüksek sıcaklık Çarşamba günü için 10 derece Perşembe günü 7 dereceye kadar düşecek havanın açmasıyla birlikte ancak Cuma günü için tekrar sıcaklıklar artacak. Cuma günü Ankara’da 13 derecelik sıcaklık bekliyoruz. İstanbul’a baktığımızda yine Çarşamba günü yağmurlu ancak İstanbul’da Çarşamba kuzeyli rüzgarlarla birlikte hava serinliyor artık. En yüksek sıcaklık 9 derece olacak. Perşembe günü için İstanbul’da 11 derece Cuma günü ise 16 dereceye kadar çıkmasını bekliyoruz en yüksek sıcaklığın. İzmir’de de yine benzer şekilde sıcaklıklar Çarşamba günü yağışla birlikte biraz düşüyor 13 dereceye kadar en yüksek sıcaklıklar düşecek. Perşembe günü 16 Cuma günü ise 17 derecelik en yüksek sıcaklık tahminimiz var" diye konuştu.
DEM Parti Grup toplantısı
17 Şubat 2026 Salı - 15:17 DEM Parti Grup toplantısı DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Biz artık palyatif değil, kalıcı çözümlere odaklanmalıyız. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek somut ve kalıcı adımları hayata geçirmeliyiz" dedi. Bakırhan partisinin grup toplantısında konuştu. Bakırhan, Orta Doğu 27 yıl önce bir kez daha kaosun merkezi haline getirilmek istendiğini söyleyerek, "Afganistan’dan Irak’a, oradan Libya’ya ve tüm Orta Doğu’ya uzanan kaos planının ilk adımlarından biri, Öcalan’a yapılan 15 Şubat uluslararası komplosuydu. 15 Şubat, bugün bile devlet aklı ve Türkiye siyaseti tarafından çözümlenmeyi bekleyen büyük bir komplodur. Bugüne kadar kaybedilen tam 27 yıl var. Sadece Kürtler değil, Türkler de kaybetti. Sonuç olarak Türkiye kaybetti. Oysa 27 yıldır İmralı Adası’nda bir çözüm iradesi var. Bu irade, 15 Şubat komplosunu 27 Şubat çağrısıyla boşa çıkarmıştır. Bu komplocu akıl, Rojava’ya saldırılarla devam ettirilmek istendi. Öcalan, bu sürece müdahale ederek Arap-Kürt savaşının önüne geçti ve 2. uluslararası komployu da boşa çıkardı. Şimdi biz de soruyoruz: 22 Ekim’de kendisine barış çağrısı yapıldı mı? Yapıldı. 27 Şubat çağrısıyla 52 yıllık çatışmalı ortamı tek seferde bitirdi mi? Bitirdi. Milyonlarca insan "siyasi irademdir" diyor mu? Diyor. Fikirleri sadece Kürtler tarafından değil; fikirleri tüm dünya tarafından yakından takip ediliyor mu? Ediliyor. Bu bir yılda Öcalan, süreci şiddet ve ayrışma zemininden demokratik siyaset ve toplumsal zemine geçirmiştir. Bu müzakere yeteneği ve gücü inkâr edilemez. Daha açık soralım: Öcalan daima çözüm merciiyken neden bilinçli bir biçimde sanki sorunun kaynağıymış gibi gösterilmeye çalışılıyor? Tarihin tanıklığı, onun çözüm adresi olduğunu gösteriyor. O zaman herkes tutarlı davranmalı, gereken ciddiyeti göstermeli ve rolünü oynaması önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Bu netlik hem sürecin başarısı hem de toplumsal huzur için vazgeçilmezdir. Kalıcı ve sürdürülebilir bir barış için Öcalan’ın statüsü ve çalışma şartları fiilî değil, resmî ve yasal bir düzenlemeyle belirlenmeli, güvence altına alınmalıdır. Çünkü fiilî düzenlemeler geçicidir, değişkendir ve her an geri alınabilir. Adı konulmamış, resmî zemini olmayan hiçbir düzenleme kalıcı barış için yeterli temel oluşturamaz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Liderler Zirvesi yapması teklifinde bulunan Bakırhan, "Dün heyetimiz İmralı’da Öcalan ile görüşme gerçekleştirdi. Öcalan, "Süreçte demokratik entegrasyon aşamasına geçiyoruz" diyerek çok tarihi bir tespitte bulunmuş. Diyor ki Öcalan: "Günü değil tarihi kurtarmaktan söz ediyoruz, bu da Kürtsüz olmaz". Biz de tam olarak bundan bahsediyoruz. Mesele bugün değil; tarihi kurtarmak, geleceği doğru temeller üzerine kurmaktır. Şimdi çok önemli bir çağrı yapmak istiyorum. 100 yıllık bir meseleyi tartışırken, bütün siyasi parti liderlerini bir zirvede beraber olmaya çağırıyoruz. Artık ayrımızı, gayrımızı bir tarafa bırakalım. Türkiye’nin iyiliği ve barışı için siyasi liderler olarak bir araya gelelim, çözümü konuşalım. Bu sebeple buradan açık bir çağrı yapıyoruz: Kürt meselesi başta olmak üzere Türkiye’nin temel ve köklü sorunlarını çözmek için Cumhurbaşkanı’nın ev sahipliğinde "Liderler Zirvesi" toplanmalıdır. Artık Kürt meselesinin çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi ertelenemez; önüne başka gündemler konamaz, gündelik siyasetin malzemesi yapılamaz"şeklinde konuştu. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor yazım sürecine değinen Bakırhan, "TBMM’de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu gerek yaptığı dinlemeler gerekse de İmralı Adası’nda Öcalan’la görüşme gerçekleştirmesiyle önemli çalışmalar yapmıştır. Komisyonun önünde şimdi çok önemli bir görev var. Somut bir yol haritası ve belirgin bir siyasi takvimi olan raporunu hazırlayıp Meclis’e sunmasının zamanı geldi. Süreç, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde oluşturulacak komisyonun çalışmaları ve Türkiye’nin temel toplumsal gerçekleri çerçevesinde ele alınmalıdır. Bu rapor, yeni tariflerle uğraşmamalı; sürecin gerekliliklerine odaklanmalıdır. Rapor tarihi korkulara, tabulara sıkıştırılmamalı; yeni bir perspektif içermelidir. Tarihi işler, yeni bir siyasi dille yapılır. Eski dille yeni Türkiye raporu çıkarılamaz. Eski zihniyetle Demokratik Türkiye inşa edilemez. Çok açık söyleyelim: Kırk yıldır bize vura vura söyletemediklerini, bugün bize gül atarak söyletemezler. Bu rapor Kürt meselesini terör parantezine almamalıdır. Meclis raporu ve buna dayalı olası düzenlemeler, meseleyi asimilasyon mantığıyla ele alır ve terör parantezine sıkıştırırsa demokratik çözüm yara alır. Sürecin istikameti, komisyon raporu ve çerçeve yasa temelinde kalıcı veya geçici çözüm yaklaşımlarıyla belirlenecektir. Biz artık palyatif değil, kalıcı çözümlere odaklanmalıyız. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek somut ve kalıcı adımları hayata geçirmeliyiz" dedi.
AŞTİ’de 1 kilo altın rüşveti iddiası: 12’şer yıla kadar hapis istendi
17 Şubat 2026 Salı - 14:05 AŞTİ’de 1 kilo altın rüşveti iddiası: 12’şer yıla kadar hapis istendi Başkentte AŞTİ içerisinde Fransa uyruklu Emir S.’nin valizinde ele geçirilen 15 kilo kaçak altından 1 kiloluk külçeyi rüşvet olarak aldıkları ve şüphelinin kaçmasına göz yumdukları öne sürülen polis memuru, Emir S. ile özel güvenlik görevlisi hakkında 12’şer yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Edinilen bilgiye göre olay, 19 Ekim 2025’te AŞTİ’de bulunan polis noktasında meydana geldi. Fransa uyruklu Emir S.’nin valizinde 1’er kiloluk külçeler halinde toplam 15 kilo altın ele geçirildi. İddiaya göre şüpheli, polis noktasına alındıktan sonra 14 külçe altını sırt çantasına koyarak kaçtı. Yapılan bildirim üzerine yakalanan şüphelinin üzerinde 14 külçe altın bulundu. Kayıp olan 1 kiloluk külçe ise polis memuru Recep Ş.’nin mont cebinden çıktı. Güvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesinde, özel güvenlik görevlisi Çağlar E.’nin altınlardan birini alarak kameranın görüş alanının dışına çıktığı ve burada polis memuruna verdiğinin tespit edildiği belirtildi. Soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen polis memuru ile şüpheli tutuklanırken, özel güvenlik görevlisi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 1 kilo külçe altın karşılığında diğer 14 kilogram altının kaçırılmasına göz yumulduğu, şüphelilerin birlikte hareket ettiği ve eylemin müşterek faillik kapsamında değerlendirildiği kaydedildi. Polis memuru ve özel güvenlik görevlisi hakkında, "rüşvet almak", Emir S. hakkında ise "rüşvet vermek" suçundan 12’şer yıla kadar hapis cezası istendi. "Montumun içine altınları koyup kaçmayı kafasına koymuş olduğunu düşünüyorum" Sanık polis memuru Recep Ş. iddianamede yer alan savunmasında altının mont cebine başkası tarafından konulmuş olabileceğini iddia ederek, "Şahsın panik hareketleri vardı. Sürekli bilgisayarımın bulunduğu yere geliyordu. Montum askıda asılı duruyordu. Bu şahsın, montumun içine altınları koyup kaçmayı kafasına koymuş olduğunu düşünüyorum" iddialarında bulundu. Emir S. ise kimseye rüşvet vermediğini ve altınlarının çalınacağı şüphesiyle hareket ettiğini savundu. Özel güvenlik görevlisi Çağlar E. de altını incelemesi için polis memuruna verdiğini, rüşvet içerikli herhangi bir konuşmaya şahit olmadığını beyan ederek, "Recep isimli polis memuru altınlardan birini incelemek için istedi. Ben de verdim. Üzerindeki seri numarasına ve hangi ülkeden geldiğine baktı. Karşı tarafla konuşması sırasında rüşvet ya da tehdit içerikli herhangi bir konuşmaya şahit olmadım. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" dedi. İddianame, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirken ele geçirilen altınların ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na teslim edildiği öğrenildi.
Gölbaşı Belediyesinden camilerde Ramazan öncesi detaylı temizlik
17 Şubat 2026 Salı - 13:46 Gölbaşı Belediyesinden camilerde Ramazan öncesi detaylı temizlik Gölbaşı Belediyesi, Ramazan ayı öncesinde ilçe genelindeki camilerde buhar makineleriyle kapsamlı temizlik çalışması gerçekleştirerek halıları gül suyuyla yıkadı. Gölbaşı Belediyesi, Ramazan ayına günler kala ilçe genelindeki camilerde kapsamlı ve titiz bir temizlik çalışması gerçekleştirdi. Vatandaşların ibadetlerini hijyenik, ferah ve manevi atmosfere uygun bir ortamda gerçekleştirebilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar, modern ekipmanlar ve özenli uygulamalarla tamamlandı. Gölbaşı Belediyesi ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda camilerin iç mekanları buhar makineleri kullanılarak detaylı şekilde temizlendi. Özellikle halılar, hem hijyen hem de hoş koku sağlanması amacıyla gül suyuyla yıkanarak ibadete hazır hale getirildi. Bunun yanı sıra mihrap, minber, kürsü, ayakkabılıklar, kapı ve pencereler dezenfekte edilirken; şadırvanlar, abdesthaneler ve cami avlularında da kapsamlı temizlik ve bakım çalışmaları yapıldı. "Ramazan’ın manevi iklimine yakışır bir ortam oluşturduk" İlçe genelindeki ibadethanelere yönelik temizlik ve bakım çalışmalarının yıl boyunca periyodik olarak devam ettiğini belirten Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, "Ramazan ayı, gönüllerin arındığı, paylaşmanın ve dayanışmanın en güzel şekilde yaşandığı müstesna bir zaman dilimi. Bizler de bu mübarek ay öncesinde vatandaşlarımızın ibadetlerini gönül rahatlığıyla yapabilmeleri için camilerimizde kapsamlı bir temizlik çalışması gerçekleştirdik. Buhar makineleriyle en ince ayrıntısına kadar yapılan temizliklerin ardından halılarımızı gül suyuyla yıkayarak hem hijyenik hem de Ramazan’ın manevi iklimine yakışır bir ortam oluşturduk. Camilerimiz bizim ortak değerimizdir. Bu anlayışla ilçemizin dört bir yanında ibadethanelerimizin bakım ve temizlik çalışmalarını düzenli aralıklarla sürdürüyoruz. Tüm vatandaşlarımıza sağlık, huzur ve bereket dolu bir Ramazan ayı diliyorum" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız"
17 Şubat 2026 Salı - 13:40 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız. Ama bu yeterli değil tabii. Daha ileriye bu endekslerde yerimizi taşımamız gerekiyor" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘Teknoloji Ekosistemi Stratejik Diyalog Toplantısı’na katıldı. Ankara’da özel bir otelde düzenlenen toplantıda konuşan Cevdet Yılmaz gelişen teknoloji ile değiştiğini, Türkiye’nin de bu teknolojiye ayak uydurarak politikalarını buna göre belirlediğini söyledi. "Dünyadaki ekonomik güç dengelerinin dönüştüğü bir dönemdeyiz" Dünyanın bir değişim sürecinden geçtiğini söyleyen Cevdet Yılmaz, "Bir taraftan dünyadaki ekonomik güç dengelerinin dönüştüğü bir dönemdeyiz. Uzakdoğu’nun yükselen üretim gücünü hepimiz biliyoruz. Dünya ekonomisinde, ticaretinde aldığı payı, giderek yükselen payını. Diğer taraftan biraz bununla da bağlantılı diyelim, dünyadaki yeni ekonomik şekillenme ile de bağlantılı jeopolitik bir takım gerilimlerin yaşandığını görüyoruz. Ticaret politikalarının, kurallarının değiştiğini görüyoruz. Daha korumacı bir dünyayla karşı karşıyayız. Bu da aslında küresel büyüme ve ticaret açısından bir meydan okuma İfade ediyor. Dünya büyümesinin ve ticaretinin tarihsel ortalamalarının altında seyrettiği bir dönemdeyiz. Bu yaşadığımız süreçlerle bağlantılı. Bir taraftan da ama dünyada küresel ortamda bunlar yaşanırken teknolojik bir dönüşümünde içindeyiz. Dünyada bir taraftan da yapay zeka başta olmak üzere dijitalleşme büyük bir teknolojik dönüşümü de eş zamanlı bir şekilde yaşıyoruz. Ve bu yeni teknolojilerde büyük oranda sınır tanımayan teknolojiler. Bunlar için de yapay zeka özellikle yatay bir teknoloji olarak ön plana çıkıyor" diye konuştu. "Türkiye olarak genel kamusal stratejilerimizi kalkınma stratejilerimizi formüle ederken küresel düzeydeki bu dönüşümleri dikkati alarak hareket ediyoruz" Yapay zekayı dijitalleşme sürecinde teknolojilerden bir teknoloji olarak görmediklerini ifade eden Yılmaz, "Bazıları işte bu elektriğin İcadına benzetiyorlar biliyorsunuz. Bütün alanları etkileyen her alana sirayet eden bir teknoloji olarak gelişiyor yapay zeka. Kamu yönetiminden enerjiye. Sağlıktan tarıma. Her konuyu dönüştürücü etkisi olan bir teknolojiden bahsediyoruz. Türkiye olarak genel kamusal stratejilerimizi kalkınma stratejilerimizi formüle ederken küresel düzeydeki bu dönüşümleri dikkati alarak hareket ediyoruz. 12. Kalkınma Planımıza bakarsanız orada görürsünüz ki Kalkınma Planımızın özünü dijital ve yeşil dönüşüm oluşturuyor. İçinden geçtiğimiz süreçlerin bütün alanlara etkisini dikkate aldığımızda bunu temel bir öncelik haline getirmiş durumdayız. Dijital dönüşüm vizyonumuz işlem gücü kapasitesini arttıran, veri altyapısını tahkim eden ve teknoloji yatırımlarını bütüncül bir plan çerçevesinde büyüten bir kalkınma perspektifine dayanmaktadır. Buna ‘ikiz dönüşüm’ de deniyor. Ben doğrusu ‘Üçüz dönüşümü’ daha anlamlı buluyorum. Dijital, yeşil ve sosyal dönüşüm" ifadelerini kullandı. "Geçmişte ‘dijital divide’ diye ifade edilen kavram bugün yapay zeka içinde geçerli" Yeniliklerin her zaman iyi sonuçlara yol açmadığını, bazen bunun olumsuz sonuçlarının da oluştuğunu söyleyen Yılmaz, "Yeni teknolojiler bir taraftan büyük bir verimlilik artışı getirirken, rekabet gücü, yenilikçilik kapasitesi doğururken bir taraftan da iyi yönetilemezse kapsayıcı ve insan odaklı kalkınma bakımından ciddi riskler de barındırıyorlar. Biz bu teknolojileri toplumun tamamına yaygınlaştıramazsak toplumun büyük bir kısmı bu teknolojilere erişip yaptıkları işleri bu teknolojilerle ileriye taşıyamazlarsa, sosyal eşitsizlikleri arttırma riskiyle de karşı karşıyayız. Geçmişte ‘dijital divide’ diye ifade edilen kavram bugün yapay zeka içinde geçerli. Yapay zekayı eğitim sistemine entegre etmekten başlayarak tüm topluma hobiler dahil olmak üzere yaygınlaştırarak bu riski bertaraf edebiliriz. Sosyal adaleti de sağlayabiliriz diye düşünüyorum. Dolayısıyla ben ‘Üçüz Dönüşüm’ olarak bu tartışmaları yapmanın ‘dijital yeşil ve sosyal dönüşüm’ olarak meseleye bakmanın daha anlamlı olacağını ifade etmek istiyorum" açıklamasında bulundu. "Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz" Türkiye’nin ekonomik olarak son 23 yılda çok iyi bir noktaya geldiğini ve bu yükselişin devam edeceğini söyleyen Cevdet Yılmaz, "Türkiye son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi ve burada kalıcı hale geldi. Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz ve bunu da kalıcı hale getireceksek mutlaka burada katma değeri yükselten yenilikçi, girişimci bir yapıyı tahkim etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönem ekonomide farklı bir perspektifin giderek güç kazanacağı bir dönem olacak. Bu çerçevede de yapay zekanın dijitalleşmenin çok daha merkezi bir konuma geldiği bir döneme doğru gidiyoruz" diye konuştu. "Bütün teknolojilerin, bütün ekonomik politikalarının nihai amacı insandır" Birçok programla teknolojik gelişmelerin desteklendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Bütün teknolojilerin, bütün ekonomik politikalarının nihai amacı insandır. İnsanı merkeze alan bir anlayışla bakmak durumundayız. Yapay zeka çağında da olsak gerçek insanlarla bu çağı yaşayacağız. Gerçek zekalarla yaşayacağız, doğal zekalarla. Dolayısıyla bütün bunların insanlığa hizmet etmesi, insanlığın etik değerlerine, refahına, özgürlüğüne, demokratik standartların gelişimine hizmet etmesi gerekiyor. Sosyal boyut kadar demokrasi de bence çok önemli bir tartışma alanı yapay zekada. İnsanların özgür iradeleriyle yapacakları tercihleri çeşitli manipülatif yollarla şekillendirdiğiniz bir ortamda ister istemez demokrasi tartışması da gündeme gelecektir. Biz tabi bu anlamda da farkındalığın artmasını, daha özgürlükçü bir zeminde insanların yine tercihlerini daha geniş bir yelpazede yapabileceği bir ortamı elbette arzu ediyoruz. Bütün bu süreçlerde geniş bir perspektifle politikalarımızı şekillendiriyoruz" dedi. "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız" Yapay zeka yatırımlarının sonuçlarının alındığına değinen Yılmaz, "İlk yapay zeka strateji belgemizi 2021-2025 dönemi için hazırlamıştık. Şimdi önümüzdeki dönem yeni bir stratejiye, geldiğimiz noktada yeni bir bakış açısına ihtiyacımız var. Bunu dar bir alan olarak görmüyoruz. Genel kalkınma stratejilerimizin bütüncül bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Bundan sonra da böyle bakmaya devam edeceğiz. İlk dönemde yaptığımız çalışmaların sonuçlarını da görüyoruz. 2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız. Ama bu yeterli değil tabii. Daha ileriye bu endekslerde yerimizi taşımamız gerekiyor" açıklamasında bulundu.
Merasim Sokak’ta terör saldırısında hayatını kaybedenler anıldı
17 Şubat 2026 Salı - 13:29 Merasim Sokak’ta terör saldırısında hayatını kaybedenler anıldı Ankara Merasim Sokak’ta 17 Şubat 2016’da düzenlenen bombalı terör saldırısında hayatını kaybedenler için Merasim Sokak’ta anma töreni düzenlendi. Ankara’da 17 Şubat 2016’da askeri personeli taşıyan servis araçlarına, Merasim Sokak’taki trafik ışıklarına geldiği esnada bomba yüklü otomobille saldırı düzenlenmişti. Terör örgütü PKK tarafından düzenlenen saldırıda aralarında sivillerin de bulunduğu 29 kişi şehit olmuş, 75 kişi de yaralanmıştı. Patlamanın olduğu alanda bir araya gelen TEMAD ve Devlet Memurları Konfederasyonu üyeleri, terör örgütünün hain saldırısını lanetlerken, acıların hala taze olduğunu vurguladı. Düzenlenen törende açıklamalarda bulunan Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Genel Başkanı Cahit Koca, bu hain saldırının asla unutulmayacağını ve saldırıda şehit düşen vatandaşların ailelerine destek olmaları gerektiğini belirtti. "Türkiye’yi yasa boğan saldırıda 10 yılı geride bıraktık" TEMAD Başkanı Cahit Koca, "Türkiye’yi yasa boğan saldırıda 10 yılı geride bıraktık. Alçak terör saldırısında şehit olan mesai arkadaşlarımızı anmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Örgütün üst düzey yönetiminin talimatıyla gerçekleştirilen saldırıları unutmadık. Asla unutmayacağız. Bu vesileyle tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Söz konusu saldırıda görme kabiliyetini kaybeden evladımız; okuma-yazmayı, piyano çalmayı ve resim yapmayı öğrendi. Anma etkinliklerini şehitlerimize yakışır bir şekilde göstererek hep beraber, bir arada dik durarak yapmayı tercih ettik" diye konuştu. "Gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz" Saldırıda yaralanan gazilere ayrıca bir parantez açan Koca, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), büyük ve onurlu bir aile olduğunu vurgulayarak, "Vatan için canını feda eden kahramanlarımızı anmak, onları unutmamak ve geride kalan ailelerine destek olmak hepimizin borcudur. Onlar vatan, bayrak ve kurtuluş değerlerimiz için can verdiler. Biz de hatıralarına sahip çıkacağız. 10 yıl önce bugün; 11’i astsubay, 12’si devlet memuru, 2’si işçi, biri Mehmetçik ve 3’ü sivil vatandaşımız olmak üzere 29 vatan evladı şehadet mertebesine ulaştı. Ruhları şahit, mekanları cennet olsun. Gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. TSK, erinden generaline kadar büyük ve onurlu bir ailedir" ifadelerine yer verdi. Düzenlenen anma törenine Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Sekreteri Tuncay Cengiz, TEMAD Başkanı Cahit Koca ile şehit ve gazi aileleri katılım sağladı. Tören, çelenk ve karanfil bırakılması ile son buldu.
Sincan’da Ramazan ayı hazırlıkları başladı
17 Şubat 2026 Salı - 12:54 Sincan’da Ramazan ayı hazırlıkları başladı Sincan Belediyesince ilçede kurulan iftar çadırlarında vatandaşlar oruçlarını açacak, yemek yapamayan engelli, yaşlı ve kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşlara ise sıcak yemek ikramı Ramazan boyunca da devam edecek. Sincan Belediyesi 11 ayın sultanı Ramazan ayında gönül köprüleri kuruyor. Yenikent ve Lale Meydanı’nda kurulan iftar çadırlarında vatandaşlar oruçlarını açacak. Her gün binlerce kişi aynı sofrada buluşacak, birlik ve beraberliğin en güzel örneği sergilenecek. Sıcak yemek hizmeti devam edecek Evlere sıcak yemek hizmeti ramazan boyunca da devam edecek. Yemek yapamayan engelli, yaşlı ve kronik rahatsızlığı bulunan 583 hanedeki 817 kişiye iki öğün sıcak yemek verilecek. İhtiyaç sahiplerinin kapısına kadar ulaştırılacak yemekler tek kullanımlık kaplarda hijyenik ortamlarda hazırlanıyor. İhtiyaç sahiplerine destek Sıcak yemek hizmeti yanında ihtiyaç sahiplerine Ramazan öncesi sosyal destek kartı üzerinden nakdi yardım da yapıldı. 7 bin 215 ihtiyaç sahibi kişiye 3 bin lira ödeme gerçekleştirildi. 5 kıraathane 24 saat açık olacak Yalnızca çadırda değil millet kıraathanelerinde de ramazan heyecanı yaşanıyor. Gençlerin çok sevdiği ve zamanının büyük bir bölümünü geçirdiği 12 millet kıraathanesinde öğrencilere iftar verilecek. 24 saat açık olacak olan Abdurrahim Karakoç, Yavuz Sultan Selim, Evliya Çelebi, Fatih ve Merkez Millet Kıraathanelerinde öğrencilere sahur vakti de yemek ikram edilecek.
Pursaklar Belediyesi’nden Gazzeli ailelere yardım eli
17 Şubat 2026 Salı - 12:49 Pursaklar Belediyesi’nden Gazzeli ailelere yardım eli Pursaklar Belediyesi’ne bağlı Hanımevlerinde kursiyerler, eğitmenler ve gönüllü vatandaşların katkılarıyla toplanan ve bağışlanan gıda, kıyafet, temizlik ve hijyen malzemeleri, Ramazan ayı öncesinde Gazzeli ailelere ulaştırıldı. Türk Kızılay Pursaklar Şubesi ve Pursaklar Belediyesi iş birliği ile Pursaklar Belediyesi Hanımevlerinde toplanan ve bağışlanan yardım kolileri tedavileri devam eden 64 Gazzeli aileye ulaştırıldı. Ramazan ayının manevi atmosferine uygun olarak gerçekleştirilen yardım organizasyonu, hem ihtiyaç sahibi ailelerin yüzünü güldürdü hem de toplumsal dayanışmanın önemini bir kez daha ortaya koydu. "Ramazan’ın bereketini paylaşmaya devam edeceğiz" Ramazan öncesinde, Hanımevlerinde toplanan bağışlar ihtiyaç sahibi Gazzeli ailelere umut olduğunu belirten Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, ‘‘Pursaklar olarak her zaman mazlumun ve ihtiyaç sahibinin yanında olmaya gayret ediyoruz. Hanımevlerimizde gönüllü kursiyerlerimizin ve hayırsever vatandaşlarımızın destekleriyle toplanan yardımları, Ramazan ayı öncesinde Gazzeli kardeşlerimize ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ramazan; paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin ayıdır. Bizler de bu anlayışla hareket ederek 64 ailemize destek olduk. İnşallah bundan sonra da ihtiyaç sahibi ailelerimizin yanında olmaya, Ramazan’ın bereketini paylaşmaya devam edeceğiz’’ dedi. Çetin, destek veren tüm gönüllülere, kursiyerlere ve bağışçılara teşekkür ederek, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda yardım çalışmalarının artarak süreceğini vurguladı.
SPK ile Polis Akademisi Başkanlığı arasında finansal okuryazarlık protokolü
17 Şubat 2026 Salı - 12:41 SPK ile Polis Akademisi Başkanlığı arasında finansal okuryazarlık protokolü Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Polis Akademisi Başkanlığı arasında finansal okuryazarlığı arttırmaya yönelik iş birliği anlaşması imzaladı. Polis Akademisi Başkanlığı ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) arasında finansal okuryazarlığın yaygınlaştırılmasına yönelik iş birliği protokolü imzalandı. Polis Akademisi Başkanı Murat Balcı ve SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül’ün katılımıyla Polis Akademisi Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleşen programda, siber suçlara yönelik risklerin azaltılması hedeflendi. "Çağımızın en önemli problemlerinden birisi dijital alanda işlenen suçlar" Programda bir konuşma gerçekleştiren Balci, Polis Akademisi açısından da finansal okuryazarlığın son derece önemli olduğuna vurgu yaparak, "Çağımızın en önemli problemlerinden birisi dijital alanda işlenen suçlar. Tabii gerek öğrencilerimiz gerek buradan mezun olduktan sonra polis memurlarımız ve polis yöneticilerimiz ellerindeki cep telefonu üzerinden kısa bir yoldan gerek Forex piyasalarına bilgi sahibi olmadan borsaya ve daha da kötüsü iddia ve bahis gibi bataklıklara saplanabilmektedir. Bunun son derece üzüntü verici neticeleri de oluyor" ifadelerine yer verdi. Kolay para kazanma hırsının bir müddet sonra maalesef kişileri ekonomik zorluklara düşürdüğünü öne süren Balci, "Bu bataklıktan çıkamayan bazı arkadaşlar maalesef onları da kaybediyoruz. Bu bizim teşkilatımız açısından en önemli meselelerden birisi. Bugün kurumsal olarak Sermaye Piyasası Kurulu’yla bu eğitimleri vermek istiyoruz ki burada hem öğrencilerimizi hem de Hizmet İçi Eğitim Müdürlüğümüz üzerinden polis memurlarımıza, teşkilatımıza yönelik kapsamlı bir finansal okuryazarlık dersi vermek suretiyle çağımızın en önemli tuzakları olan forex gibi kripto para gibi sanal bahis gibi çeşitli tuzaklara personellerimiz düşmesin" diye konuştu. "Polisimize gerekli finansal okuryazarlık eğitimini vermek için çalışmalarımıza devam edeceğiz" SPK Başkanı Gönül ise finansal okuryazarlığın toplumun tüm kesimlerinde yaygınlaştırılması için çalışmalara devam edeceklerini dile getirerek, "Polis Akademimizle yapacağımız bu protokol sayesinde iş birliğimizi daha da güçlendirerek polisimize de gerekli finansal okuryazarlık eğitimini vermek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bugünün önemi ülkemiz için güvenliğimiz için en önemli unsurlardan biri olan Polis Akademimizin polisimizin bu eğitimle birlikte sadece fiziksel güvenlik unsuru olarak değil ama aynı zamanda mental ve finans alanındaki gelişmene de katkı bulunmayı istiyoruz. Günümüz dünyasında artık suçlar siber suçlara taşınmış ve finansal açıdan işlenen bu suçlar adeta bir milli güvenlik sorunu haline gelmeye başlamıştır. Bilindiği üzere başta sanal kumar yasa dışı bahis ve yasa dışı kripto işlemleri finansal okur yazarlığı düşük kesimler için oldukça büyük riskler içermektedir. Bütün çabamız finansal okuryazarlığının artmasıyla birlikte tüm bu risklere karşı gerekli önlemler açısından da bilinci oluşturmaktadır" açıklamasında bulundu. Konuşmaların ardından SPK Başkanı Gönül ve Polis Akademisi Başkanı Balci, iş birliği protokollerini imzaladı.