Yerel Haberler
Ankara
09 Mart 2026 Pazartesi - 20:39 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "(İran’ın Türkiye’yi hedef alan füzeleri) Türkiye’nin dostluğunu zora sokacak son derece yanlış ve provakatif adımlar atılmaya devam ediliyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran’dan atılan Türkiye’yi hedef alan füzelerin imha edildiğini hatırlatarak, "Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye’nin dostluğunu zora sokacak son derece yanlış ve provakatif adımlar atılmaya devam ediliyor. Milletimizin kalbinde ve zihninde derin yaralar açacak, bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuza gölge düşürecek bir hesabın içine girilmemelidir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Toplantıda özellikle İran krizi ve bölgedeki yansımalarını ele aldıklarını söyleyen Erdoğan, ekonomiden ticarete, savunmadan sınır güvenliğine, turizmden tarıma ve enerjiye uzanan bir yelpazede bu krizin olası etkilerini değerlendirdiklerini açıkladı. İran-ABD ve İsrail çatışmaların uzaması, yayılması ya da kontrolden çıkması dahil muhtemel senaryoları çok boyutlu bir şekilde analiz ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu bir defa konuşmamın hemen başında açık açık söylemek isterim: Hükümet olarak 28 Şubat’tan beri tüm birimlerimizle teyakkuz halindeyiz. Devletimizin tüm kurumlarını seferber etmiş durumdayız. Kriz yönetiminde deneyim sahibi kadrolarımızla bütün gelişmeleri anbean takip ediyor. Hiçbir ihtimali göz ardı etmiyoruz. Tedbiri ve temkini bir an olsun elden bırakmıyoruz. Hedefimiz öncelikle ülkemizi bu yangından uzakta tutmaktır. Türkiye’nin güvenliğini, 86 milyonun huzurunu temin etmek bu süreçte en büyük hassasiyetimizdir. Tek bir insanımızın dahi kılına zarar gelmesini istemiyoruz. Bölgemizin istikrarsızlığa sürüklenmesi amacıyla ateşe benzin dökenlere rağmen biz ateşe su taşıyor, yangını daha fazla büyümeden kontrol altına almanın ve mümkünse söndürmenin samimi mücadelesini veriyoruz" diye konuştu. "Ana muhalefetin ne yazık ki elle tutulur bir dış politika vizyonu yok" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’i eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tüm bu mücadelenin ortasında ana muhalefetin başındaki zatın kendi seçmeni dahil artık kimsenin umursamadığı söylemlerini ise ibretle takip ediyoruz. Etrafımızın ateş çemberiyle kuşatıldığı, füzelerin gökyüzünde uçuştuğu, en küçük bir hatanın büyük sorunlara yol açabileceği böyle bir dönemde halen polemik peşinde koşan, bize sataşarak prim kazanma hesabı yapan bu şahsı ben bir kez daha aziz milletime, ferasetine havale ediyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse, Türkiye’nin ana muhalefet partisinin genel başkanı da olsa bu mantık örgüsü ve söylem düzeyiyle muhatap olmak bizlere gerçekten ağır geliyor. Fakat öyle şeyler söylüyor, öyle asılsız ithamlarda bulunuyor ki milletimize saygımız gereği bazen cevap vermek zorunda kalıyoruz. Bir defa şunun herkes tarafından görüldüğüne inanıyorum; Ana muhalefetin ne yazık ki elle tutulur bir dış politika vizyonu yok. Diplomasi birikimi, kriz yönetim tecrübesi deseniz zaten yok. Peki bunun yerine ne var? Dış politika bahsinde sadece kalıplaşmış cümleleri var. Orta Doğu ve İslam dünyasıyla ilgili önyargıları var. Bilinç altında gizledikleri kompleksleri var. Bugün de dış politikada ortaya bir vizyon koyamıyor. Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan sağlıklı bir dış politika çizgisi geliştiremiyorlar. Bunların dış politikası yalnızca eleştiri ve karalama üzerine kurulu. Bakınız bu bakış açısı tehlikeli olduğu kadar hastalıklı bir yaklaşımdır. İnanıyorum ki sizler de takip ediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Türkiye Cumhuriyeti diplomasi, savunma ve istihbarat başta olmak üzere her alanda güçlüdür, muktedirdir" Türkiye’nin izlediği siyasetin dünyada övgüler aldığından bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Avrupa’dan Asya’ya pek çok ülke Türkiye’nin izlediği dengeli, mutedil ve diplomasiyi önceleyen politikasından övgüyle bahsediyor. Milletimiz bize oy versin veya vermesin. Kabinemizin nasıl ince bir siyaset izlediğini anlıyor ve bunun için bizlere dua ediyor. Fakat ana muhalefetin başındaki zat çıkıyor, gün aşırı yaptığı açıklamalarla Türkiye Cumhuriyeti hükümetini içler acısı bir durumda olmakla suçluyor. Açık söylüyorum böyle sorumsuzluk, böyle şuursuzluk olamaz. Aziz milletim şunu ülkemize kem gözle bakanlar dahil herkesin çok iyi bilmesini isterim; Ne devletimiz ne de hükümetimiz asla ve asla bir acziyet içinde değildir. Türkiye Cumhuriyeti diplomasi, savunma ve istihbarat başta olmak üzere her alanda güçlüdür, muktedirdir. Her türlü saldırıyı püskürtecek, bekasına uzanan kirli elleri kıracak kapasiteye ve kudrete hamdolsun sahiptir. Ortada durumu içler acısı halde olan tek bir kişi ve yapı vardır. O da Türkiye’nin ana muhalefet partisi olmayı bir türlü beceremeyen bu şahıs ve yoldaşlarıdır. ‘Biz iktidarda değilsek sorumlu hareket etmek zorunda değiliz’ tavrı yanlış olduğu kadar son derece bencilce bir tutumdur. Açıkçası daha düne kadar ‘balıklar ürküyor’ bahanesiyle füze testlerimizi eleştiren bir ufuksuzluktan bugün başka türlü davranmasını beklemiyoruz. Daha düne kadar 5 dakikacık bir görüşme için muhataplarına yalvaran batılı ülkelere ‘Sizin çıkarlarınızı en iyi biz koruruz’ diyerek selam çakan bir kifayetsizlikten başka türlü hareket etmesini beklemiyoruz. Ancak yine de 86 milyonun emanetini taşıyan bir Cumhurbaşkanı olarak tüm kötü sicillerine rağmen onlara bugün şu çağrıyı yapmak istiyorum. Kendi siyasi ikbalini mensubu olduğu milletin istikbalinin önünde tutanlar ne bizim ne de milletimizin nezdinde asla itibar göremezler. Gün abuk sabuk söylemlerle siyasette yelkenleri şişirme, polemik yapma, ona buna sataşma günü değildir. Gün sorumluluk bilinciyle hareket etme en azından bölgemiz bu tehlikeyi atlatana kadar biraz daha sağduyulu davranma günüdür. Gelin siyasi fırsatçılığı bir yana bırakın, selden kütük kapma hesabını terk edin bari bu hassas dönemde Ankara merkezli siyaset yapmayı deneyin. Hükümetimizin Türkiye’yi etrafını kuşatan bu ateşten koruma çabalarına madem destek olmuyorsunuz, en azından köstek olmayın" ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 5. yılına giren Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi, 13.5 yıl boyunca devam eden Suriye ihtilafında olduğu gibi, İsrail’in Gazze’ye yönelik soykırım ve katliamlarında olduğu gibi İran krizinde de hakkın, adaletin, uluslararası hukukun, barışın ve istikrarın tarafında olduğunu söyledi. Erdoğan, çatışmaların diyalog yoluyla çözülmesinden yana olduklarını, ilk günden itibaren yoğun bir diplomasi trafiği içinde olduklarını da sözlerine ekledi. "Krizin özellikle ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutmak için dinamik bir süreç yönetimiyle gerekli tedbirleri alıyoruz" Daha fazla büyümeden krize bir çıkış yolu bulabilmek amacıyla şimdiye kadar 16 liderle görüştüğünü söyleyen Erdoğan, "Dışişleri Bakanımız aynı şekilde 50’nin üzerinde telefon görüşmesi yaptı. Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız ve diğer arkadaşlarımız muhataplarıyla sürekli temas halindeler. Başta hazine maliye, enerji, ulaştırma, tarım olmak üzere bakanlarımız kendi görev alanlarıyla ilgili konuları hassasiyetle takip ediyor. Konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz. Krizin özellikle ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutmak için dinamik bir süreç yönetimiyle gerekli tedbirleri alıyoruz" dedi. "Proaktif bir yaklaşımla attığımız adımlar sayesinde piyasalarımız sağlıklı bir şekilde işlemeye devam ediyor" Savaşın başladığı 28 Şubat’tan beri tedbirler kapsamında neler yaptıklarına değinen Erdoğan şöyle devam etti: "Bölgemizde yaşanan çatışmalar, enerji ve emtia fırsatlarından ticarete, turizmden tedarik zincirlerine birçok başlıkta belirsizlikler oluşturuyor. Hiç şüphesiz bu tür kaotik durumlar hazırlıksız yakalanan ekonomiler için birer tehdit, hazırlıklı olanlar için ise yönetilebilir süreçlerdir. Biz hamdolsun ikinci kategoride yani belirsizliği yönetebilme kabiliyetine sahip ülkeler arasında yer alıyoruz. Geçmişte pek çok küresel krizden ve bölgesel gerilimden yara alarak değil, güçlenerek çıkmış bir ülkeyiz. Ekonomi yönetimimiz bu anlamda ciddi bir deneyime sahiptir. Dış şoklara karşı direncimiz eskiye nazaran bugün çok daha güçlü. Merkez bankamızın rezervleri 200 milyar dolar civarında. Finansal sistemimiz sağlam sermaye yapısı ve güçlü likidesiyle her türlü riski absorbe edebilecek kapasitededir. Proaktif bir yaklaşımla attığımız adımlar sayesinde piyasalarımız sağlıklı bir şekilde işlemeye devam ediyor. 28 Şubat’tan bu yana merkez bankamız Türk lirası ve döviz likidesini etkin biçimde yönetmek üzere gerekli tedbirleri aldı. Sermaye piyasası kurulu ve Borsa İstanbul piyasaların güvenli işleyişini güvence altına alacak düzenlemeleri süratle hayata geçirdi. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki ani yükselişlere rağmen dezenflasyonun sürmesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Vatandaşlarımızı enerji fiyatlarındaki olası artışlardan korumak amacıyla Eşel Mobil sistemini geçici olarak devreye aldık. Aziz milletim enerji arz güvenliğinde yaptığımız yatırımlar, imzaladığımız anlaşmalar ve aldığımız önlemler sayesinde herhangi bir riskle karşı karşıya değiliz. Yurt içi ham petrol üretimimizi 2025’de bir önceki yıla göre yüzde 26 artışla 48 milyon varile ulaştırdık. Aynı dönemde kaynak çeşitliliğimizi artırmak adına 15 farklı ülkeden petrol tedarik ettik. Halihazırda günlük net ithalatın 90 günlük kısmına tekabül eden miktarda ulusal petrol stoku olarak depolama tesislerimizde muhafaza ediliyor. BOTAŞ geçtiğimiz dönemde aynı şekilde uluslararası enerji şirketleri ile çok sayıda doğalgaz ve LNG anlaşması imzaladı. Muhtemel arz kesintilerine karşı enerji terminallerimiz ve doğalgaz depolama tesislerimizin mukavemet kabiliyetini ciddi oranda güçlendirdik. Yükselen talep trafiğine rağmen kullanıcıların akaryakıta erişiminde de herhangi bir aksamaya mahal vermiyoruz. Yani enerji boyutunda hamdolsun her şey kontrolümüz altında. Tarımda gübre ve gübre ham madde tedariklerini zaten yapmıştık. Üreticilerimizin ihtiyaç duyacağı gübre stoklarımız yeterli seviyededir. Alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temin edilmesi amacıyla yüzde 6,5 olan gümrük vergisini sıfıra indirdik. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerinin ihracatını durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesi için gerekli tedbirleri aldık. Ülkemizde tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği konusunda Allah’ın izniyle bir sorun yaşanmayacağını düşünüyoruz. Ticaretimizin olumsuz etkilenmemesi için de gerekeni yapıyoruz. Fahiş fiyat artışı ve stokçuluk gibi usulsüz uygulamaların önüne geçilmesi amacıyla denetimlerimizi yoğunlaştırdık. İran sınırındaki üç gümrük kapımızda herhangi bir sorun ya da yoğunluk bulunmuyor. Savaştan etkilenen 15 ülkedeki ticari ve ekonomik faaliyetler ticaret müşavirliklerimiz ve ataşelerimiz tarafından dikkatlice takip ediliyor. İş insanlarımızın sağlık ve güvenlik durumlarında herhangi bir olumsuzluk şimdilik söz konusu değildir. Burada geleceğe dair umutlarımızı artıran bir haberi de paylaşmak isterim. Avrupa Birliği Komisyonu yayınladığı son taslakla Avrupa Birliği menşei şartının gümrük birliği çerçevesinde Türkiye’de üretilen ürünleri de kapsaması gerektiğini belirtti. Bunu doğru yönde atılmış bir adım olarak görüyoruz. Aynı yapıcı yaklaşımın müteakip aşamalarda da sürdürülmesini temenni ediyoruz." "Hudut güvenliğimizi her türlü hava ve arazi şartlarında yaklaşık 60 bin personelle sağlıyoruz" 28 Şubat’tan beri savunma ve güvenlik tedbirleri konusunda da ihtiyaç duyulan tüm adımları attıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "F-16’larımız havadan erken ihbar ve tanker uçaklarımızla muhtemel tehditlere karşı hava sahamızı 7-24 gözlemliyoruz. Hava savunma harekat merkezlerimizin tamamı aynı esaslarla faaliyete geçmiş durumda. Kara, deniz ve hava kuvvetleri unsurlarımızla hudut güvenliğimizi her türlü hava ve arazi şartlarında yaklaşık 60 bin personelle sağlıyoruz. 4 Mart’ta İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra ülkemize yöneldiği tespit edilen füze NATO tarafından etkisiz hale getirildi" diye konuştu. "Türkiye’nin dostluğunu zora sokacak son derece yanlış ve provakatif adımlar atılmaya devam ediliyor" İran tarafından ateşlendikten sonra Türkiye’ye yöneldiği belirlenen füzenin imhasının ardından İran makamlarına gerekli ikazların yapıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu hususu altını çizerek ifade etmek durumundayım: Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye’nin dostluğunu zora sokacak son derece yanlış ve provakatif adımlar atılmaya devam ediliyor. Milletimizin kalbinde ve zihninde derin yaralar açacak, bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuza gölge düşürecek bir hesabın içine girilmemelidir. Türkiye’nin yeri de tavrı da bellidir. Ateşin daha fazla yayılmaması daha fazla kan dökülmemesi için gösterdiği olağanüstü çabalar da ortadadır. Bugünkü hadise bağlamında yanlışta ısrar ve inat edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum. Gelişmeleri NATO ve diğer müttefiklerimizle eşgüdüm içinde takip edecek, güvenliğimizi tahkim edecek ilave önlemleri almayı sürdüreceğiz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin savunmasının arttırılmasına yönelik 6 adet F-16 savaş uçağımızı ve hava savunma sistemlerini adaya konuşlandırdık. İki devlet tek millet şiarıyla hareket ettiğimiz can Azerbaycan başta olmak üzere bölgedeki kardeş ülkelerle de dayanışma halindeyiz. Aynı şekilde bölgedeki terör unsurlarının faaliyetlerini de anbean izliyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizi sekteye uğratacak bölgemizin huzuruna ve istikrarına darbe vuracak her türlü senaryonun en güçlü şekilde karşısında olduğumuzu bir kez daha vurguluyorum. Kimse yanlış hesap yapmamalı. Siyonist katliam şebekesinin kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşmemelidir. Irak Kürt bölgesindeki kardeşlerimizin yaptığı açıklamaları memnuniyetle karşılıyor, bu oyuna gelmeyeceklerine yürekten inanıyoruz" açıklamasında bulundu. "Şu an için sınır hattımızda herhangi bir sorun ya da hareketlilik yok" Hudut güvenliği ve bölgede yaşanan gelişmelere dayalı alınan diğer tedbirlere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Şu an için sınır hattımızda herhangi bir sorun ya da hareketlilik yok. Sınır hattında, hudut kapılarında ve ilgili illerimizde önleyici tedbirlerimizi artırdık. Kurumlar arası iş bölümünü netleştirdik. İhtiyaç halinde devreye alınacak uygulama planlarını, koordinasyon merkezlerimizi ve müdahale mekanizmalarını hazır tutuyoruz. Çatışmaların başlamasıyla birlikte sivil havacılık ve denizcilik sektöründeki tedbirlerimizi de süratle aldık. Çatışma öncesi dönemde İran seferlerini azaltarak uçuşları gündüz saatlerine çekmiştik. 28 Şubat’tan sonra ise İran, Irak, Ürdün, Lübnan ve Suriye hava sahaları kapandığı için bu ülkelere seferleri durdurduk. Vatandaşlarımızın mağdur olmaması için alternatif planlamalar yaptık ve seferleri Riyad, Cidde, Medine ve bilhassa Muscat üzerinden sürdürdük. Bölgede Türk bayraklı gemimiz olmamakla birlikte sahibi Türk olan 15 gemiyi ve görev yapan 174 Türk denizcimizi yakından izliyoruz. Karayolu tarafında ise taşımacılara olası saldırı risklerine karşı alternatif güzergah olarak Gürcistan, Azerbaycan ve Kazakistan güzergahlarını kullanmalarını önerdik ve ilgili ülkelerle koordinasyonu sağladık. Hava sahası ve havalimanlarında oluşabilecek muhtemel değişiklikler ilgili birimlerimiz tarafından yakından takip ediliyor." "Malum çevreler tarafından körüklenen kampanyalara rağmen biz Türkiye yüzyılı rotamızda emin adımlarla yürüyoruz ve yürüyeceğiz" Türkiye’nin emin ve ehil kadroların ellerinde ve güvende olduğunun altını çizen Erdoğan, "Özellikle yabancı basında son günlerde koro halinde senkronize şekilde yürütülen kampanyalar, Allah’ın izniyle Türkiye’ye hiçbir zarar veremez. Çünkü Türkiye artık eski Türkiye değildir. Herkes hesabını kitabını buna göre yapmalıdır. Malum çevreler tarafından körüklenen kampanyalara rağmen biz Türkiye yüzyılı rotamızda emin adımlarla yürüyoruz ve yürüyeceğiz. Karanlık mahfillerde yazılan kanlı senaryoların hiçbiri işe yaramayacak. Dili dualı bu millete tuzak kuranların hevesleri yine kursaklarında kalacak. Bugüne kadar her yolu denediler, tüm maşalarını üzerimize saldılar ama başaramadılar. İnşallah bundan sonra da başaramayacaklar" diye konuştu.
Bakan Uraloğlu: "Dünyanın çevresinin 4’te 3’ü kadar bölünmüş yol yaparak, 30 bin kilometrelik dev eşiği geride bıraktık"
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:35 Bakan Uraloğlu: "Dünyanın çevresinin 4’te 3’ü kadar bölünmüş yol yaparak, 30 bin kilometrelik dev eşiği geride bıraktık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Dünyanın çevresinin 4’te 3’ü kadar bölünmüş yol yaparak, 30 bin kilometrelik dev eşiği geride bıraktık. 2002 yılında 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğumuzu yüzde 393 artışla 30 bin 49 kilometreye ulaştırdık" dedi. "30 Bininci Kilometre Bölünmüş Yol" lansmanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımlarıyla 30 Ocak Cuma günü İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Bakan Uraloğlu, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada dünyanın çevresinin 4’te 3’ü kadar bölünmüş yol yaptıklarını ve 30 bin kilometrelik dev eşiği geride bıraktıklarını belirtti. Bakan Uraloğlu, 2002 yılında 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu yüzde 393 artışla 30 bin 49 kilometreye ulaştırdıklarını da ifade etti. "6,3 milyon ton karbon emisyonunu bertaraf ettik" Bölünmüş yol projelerinin hem zamandan hem yakıttan büyük tasarruf sağladığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, "Bölünmüş yol ağımız ve otoyollarımız sayesinde zamandan 768 milyon saat, akaryakıttan 2 milyar 520 milyon litre tasarruf sağladık. Aynı zamanda 1 milyon yetişkin ağacın bir yılda temizleyebileceği kadar, yani tam 6,3 milyon ton karbon emisyonunun da önüne geçtik. Otoyol ağımızı 3 bin 796 kilometreye çıkardık. 2028 sonunda 4 bin 330 kilometreyi hedefliyoruz. Avrupa Birliği ülkeleriyle kıyaslandığında son 10 yıldaki otoyol artış hızında Avrupa’da birincinciyiz. Trafik güvenliğinde 100 milyon taşıt-kilometre başına can kaybını yüzde 81 azalttık. Dünyanın çevresinin 4’te 3’ü kadar bölünmüş yol yaparak, 30 bin kilometrelik dev eşiği geride bıraktık. 2002 yılında 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğumuzu yüzde 393 artışla 30 bin 49 kilometreye ulaştırdık" ifadelerini kullandı. Bakan Uraloğlu, ayrıca 8 bin 591 kilometre olan bitümlü sıcak karışımlı yol ağını yüzde 282 artışla 32 bin 796 kilometreye, 50 kilometre olan tünel uzunluğunu yüzde bin 594 artışla 847 kilometreye, 311 kilometre olan köprü ve viyadük uzunluğunu ise yüzde 163 artışla 819 kilometreye yükselttiklerini açıkladı.
Uzman Eğitimci Yolcu: "Şu anda konuşulan öğrenci affı aslında genel bir öğrenci affı değil"
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:32 Uzman Eğitimci Yolcu: "Şu anda konuşulan öğrenci affı aslında genel bir öğrenci affı değil" Çankaya Üniversitesi İletişim Koordinatörü ve aynı zamanda uzman eğitimci-yazar İsmail Yolcu, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından gündeme alınan öğrenci affı ile ilgili, "2018 yılından bu yana şu anda konuşulan öğrenci affı aslında genel bir öğrenci affı değil. Yapılması planlanan, hazırlık aşamasında olan bir öğrenci affı" dedi. YÖK tarafından son dönemde yeniden gündeme alınan öğrenci affı düzenlemesi, üniversiteyle ilişiği kesilen öğrenciler açısından önemli bir beklenti oluşturdu. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan uzman eğitimci İsmail Yolcu, öğrenci affının eğitimde fırsat eşitliği açısından dikkatle ele alınması gereken bir başlık olduğunu belirtti. Öğrenci affı uygulamasının, çeşitli nedenlerle yükseköğretim hayatı yarım kalan bireylerin yeniden sisteme dahil edilmesini amaçladığına dikkat çeken Yolcu, bu düzenlemenin sosyal ve akademik boyutlarıyla ele alınması gerektiği ifade etti. Özellikle ekonomik zorluklar, ailevi sorunlar ve psikolojik nedenlerle üniversiteden ayrılmak zorunda kalan öğrencilerin sayısının azımsanmayacak düzeyde olduğu vurgulayan Yolcu, öğrenci affının yalnızca bireysel bir hak düzenlemesi olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir kazanım olarak gördüğünü vurguladı. Eğitimini tamamlayamayan bireylerin yeniden yükseköğretim sistemine kazandırılmasının, istihdamdan sosyal uyuma kadar birçok alanda olumlu etkiler oluşturabileceği belirten Yolcu, düzenlemenin hayata geçirilmesi durumunda kapsam, başvuru şartları ve uygulanma takviminin önümüzdeki süreçte netlik kazanması beklediğini ifade etti. "Bu genel bir öğrenci affı değil" YÖK tarafından gündeme alınan öğrenci affının genel bir af olmadığını, sadece belirli bir kesimi ilgilendirdiğini belirten Yolcu, "Öğrenci affı, son günlerde çokça konuşuldu. Bunun birkaç sebebi var. En son öğrenci affı 2018 yılında çıkmıştı. 2018 yılından bu yana şu anda konuşulan öğrenci affı aslında genel bir öğrenci affı değil. Yapılması planlanan, hazırlık aşamasında olan bir öğrenci affı. Dünyayla birlikte çok büyük iki olay yaşadık. İlk yaşadığımız pandemiydi, ikincisi de Türkiye’de yaşadığımız acı bir depremdi. Öğrenciler, özellikle pandemi döneminde babasının iş yeri iflas etmiş, kapanmış, ekonomik sebeplerden dolayı eğitimine ara vermiş olabilir. Ya da yaşadığımız 6 Şubat 2023 yılındaki depremde ailesini kaybetmiş olabilir. Ya da bir öğrenci düşünün, kendisi engelli duruma düşmüş olabilir, uzun bir hastane süreci yaşayabilir. YÖK diyor ki madem bir mağduriyet yaşıyorsunuz, bize belgeli bir şekilde bunu ispat edin. Sağlık raporu veya haciz belgesi olabilir. Ya da depremde yıkılan bir ev olabilir. Enkazın altında kalınmıştır, hastanede yatılmıştır veya evde bir hasta var ama bakıma muhtaçtır. İşte bu gibi sebeplerden dolayı üniversiteyle ilişiği kesilen öğrencilere YÖK ‘bize belgelemeniz koşuluyla size af getiriyoruz’ diyor." diye konuştu. "Buradaki birinci ana çatı deprem" Öğrenci affının ana nedenlerinden birisinin 6 Şubat 2023’te yaşanan deprem olduğunun altını çizen Yolcu, bu uygulamanın yerinde bir karar olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradaki birinci ana çatı deprem, ikincisi pandemi, üçüncüsü de hayatın olağan akışından gelebilecek hastalıklar, ameliyatlar gibi sebepler. Peki bu öğrenci affı kimleri kapsayacak? Deprem döneminde, eğer depremi yaşayan bir öğrenci varsa belgelendirme şartıyla olabilir. Pandemi döneminde Türkiye’de yaşanan zorluklar dünyayla birlikte ortadaydı. İflaslar, hacizler olabilir."
Ocak ayı doğum yardımı ödemeleri annelerin hesaplarına yatırıldı
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:24 Ocak ayı doğum yardımı ödemeleri annelerin hesaplarına yatırıldı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ocak ayı doğum yardımı ödemelerinin bugün itibarıyla annelerin hesaplarına yatırıldığını belirterek, "Bu kapsamda bugüne kadar 787 bin 598 annenin hesabına 10,3 milyar liralık ödeme gerçekleştirmiş olduk" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ocak ayı doğum yardımı ödemelerinin annelerin hesaplarına yatırıldığını duyurdu. Göktaş, geçen yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle ilan edilen Aile Yılı kapsamında doğum yardımı miktarının güncellendiğini hatırlatarak, bu kapsamda 1 Ocak 2025 itibarıyla doğan ilk çocuğa 5 bin liralık tek seferlik, ikinci çocuğa aylık bin 500 lira, üç ve sonraki çocuklar için aylık 5 bin lira destek verildiğini kaydetti. Aile Yılı’nda vatandaşlara verilen önemli desteklerden birinin doğum yardımları olduğunu belirten Göktaş, "Bu kapsamda ocak ayı doğum yardımı ödemelerini bugün itibarıyla annelerin hesaplarına yatırdık. Böylece bugüne kadar doğum yardımından faydalanan toplam 787 bin 598 annenin hesabına 10,3 milyar liralık ödeme gerçekleştirmiş olduk. Bakanlık olarak aile olmayı teşvik eden, sürdürülebilir destek mekanizmalarıyla sağlıklı, bilinçli aileleri güçlendirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ödemelerin bütün ailelerimize hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Doğum yardımına başvuruların e-Devlet ve ’İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulaması üzerinden alındığını kaydeden Bakan Göktaş, başvurusu onaylanan ailelerin doğum yardımlarının yatırıldığı bilgisine ’İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulaması aracılığıyla ulaşılabileceğini bildirdi. Göktaş, doğum yardımı ödemelerinin Halkbank aracılığıyla hesaplara yatırıldığını belirterek, ödemelerin çocuklar 5 yaşını tamamlayana kadar kesintisiz olarak devam edeceğini de hatırlattı.
Bakan Yerlikaya: "Antalya’da 10 yıl önce işlenen faili meçhul kadın cinayeti aydınlatıldı"
28 Ocak 2026 Çarşamba - 09:02 Bakan Yerlikaya: "Antalya’da 10 yıl önce işlenen faili meçhul kadın cinayeti aydınlatıldı" İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Antalya’da 10 yıl önce işlenen faili meçhul kadın cinayetinin aydınlatıldığını açıkladı. Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 10 yıl önce işlenen faili meçhul kadın cinayetinin Antalya Emniyet Müdürlüğü ekiplerince aydınlatıldığını ve katilin hapiste olduğunu belirtti. Bakan Yerlikaya, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Faili meçhul cinayetleri geriye doğru tek tek ele alan polisimiz, Antalya’da 29.02.2016 tarihinde öldürülen S.K. adlı kadının katil ya da katilerinin peşine düştü. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince titiz bir çalışma başlatıldı. Bahse konu dosya ile ilgili detaylı ve teknolojik çalışmalar tekrar ele alındı. Olayı gerçekleştiren şüphelinin daha önceden benzer olaylara karışmış olabileceği değerlendirilerek, arşiv çalışmasına başlandı. 14 Haziran 2019 günü Antalya Muratpaşa ilçesinde öldürülen K.K.D. isimli kadın cinayeti ile 2016 yılında işlenen S.K. adlı kadın cinayeti arasında benzerlikler tespit edildi. 2019 yılında K.K.D. isimli kadın cinayetinin şüphelisi olarak tutuklanan M.K.’nın 2016 yılında işlenen cinayetin de faili olabileceği değerlendirildi. Cinayet Büro Amirliği ekipleri, hapisteki M.K.’dan 25 Kasım 2025 tarihinde kan örneği alarak, 2016 yılında öldürülen S.K.’dan elde edilen biyolojik bulgularla karşılaştırmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumuna gönderdi. 22 Ocak 2026 tarihinde İzmir Adli Tıp Kurumundan gelen cevaba göre 2016 yılında öldürülen S.K. adlı kadından daha önce elde edilen örneklerden çıkartılan DNA profili ile şüpheli M.K.’dan alınan kan örneğinden çıkartılan DNA profilinin uyumluluk gösterdiği tespit edildi. 29 Şubat 2016 tarihinde öldürülen S.K. adlı kadının katilinin de M.K. olduğu tespit edildi. Cinayet aydınlatıldı. Valimizi, Cumhuriyet Başsavcılığımızı, Emniyet Müdürümüzü, Cinayet Büromuzu ve polisimizi yürekten tebrik ediyorum. Allah ayağınıza taş değdirmesin. 2 kadını öldüren vicdansız polisimizden kaçamadı. Hiçbir suçun cezasız kalmaması için özel ekiplerimizle geriye dönük faili meçhul cinayetleri aydınlatmak üzere gece gündüz mücadelemize devam ediyoruz."
Bakan Yerlikaya: "46 ilde FETÖ’ye yönelik eş zamanlı operasyonlarımızda; haklarında kesinleşmiş hapis cezası veya arama kaydı bulunan 151 şüpheliyi yakaladık"
28 Ocak 2026 Çarşamba - 08:33 Bakan Yerlikaya: "46 ilde FETÖ’ye yönelik eş zamanlı operasyonlarımızda; haklarında kesinleşmiş hapis cezası veya arama kaydı bulunan 151 şüpheliyi yakaladık" İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "46 ilde FETÖ’ye yönelik eş zamanlı olarak düzenlenen operasyonlarımızda; haklarında kesinleşmiş hapis cezası veya arama kaydı bulunan 151 şüpheliyi yakaladık" dedi. İçişleri Bakanı Yerlikaya sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 46 ilde FETÖ’ye yönelik eş zamanlı olarak düzenlenen operasyonlarda; haklarında kesinleşmiş hapis cezası veya arama kaydı bulunan 151 şüpheliyi yakaladıklarını belirterek şüphelilerin 82’sinin tutuklandığını, 54’ü hakkında adli kontrol hükümleri uygulandığını, diğerlerinin işlemlerine devam edildiğini kaydetti. Bakan Yerlikaya operasyonlarla ilgili şu bilgileri paylaştı: "EGM TEM Daire Başkanlığımız, KOM ve İstihbarat Başkanlıklarımız koordinasyonunda yapılan çalışmalar sonucu; Ankara, Balıkesir, Batman, Burdur, Çorum, Denizli, İstanbul, Kars, Kocaeli, Malatya, Manisa, Osmaniye, Samsun, Siirt ve Tekirdağ merkezli olmak üzere Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Aksaray, Amasya, Antalya, Aydın, Bursa, Edirne, Eskişehir, Gaziantep, Gümüşhane, Hatay, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Kastamonu, Kayseri, Konya, Kütahya, Mardin, Mersin, Muğla, Nevşehir, Ordu, Sakarya, Şanlıurfa, Sivas, Rize, Uşak ve Trabzon TEM ve KOM Şube Müdürlüklerimizce; ’Adliye Mahrem Yapılanması, Askeri Mahrem Yapılanma, Eğitim Yapılanması, Öğrenci Yapılanması ve Mahrem Yapılanmalar’ içerisinde faaliyette bulundukları, kriptolu haberleşme programı ByLock kullanıcısı oldukları, ankesörlü telefonlarla iletişim kurdukları, örgüt içerisindeki sorumlu şahıslar ile irtibatlı oldukları, münferit sınav soruşturmaları kapsamında mülakatlarda avantajlı olarak kodlandıkları ve örgüt tarafından ’Gaybubet Evi’ olarak adlandırılan hücre evlerinde barındıkları tespit edilen şüphelilere yönelik operasyonlar düzenlendi. Milletimizin birlik ve beraberliğine, devletimizin bütünlüğüne, vatandaşlarımızın huzuruna ve refahına kasteden FETÖ ve yapılanmalarına karşı mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz. Emeği geçenleri tebrik ediyorum."
Bakan Göktaş: "İBB’nin yasal olmayan ‘kreşlerinde’, başka çocukların da mağdur edildiği bilinmektedir"
27 Ocak 2026 Salı - 23:19 Bakan Göktaş: "İBB’nin yasal olmayan ‘kreşlerinde’, başka çocukların da mağdur edildiği bilinmektedir" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "İBB’ye ait ruhsatsız ‘çocuk etkinlik merkezinde’ istismar ve şiddete maruz kaldığına dair iddialar bizleri kahretmiştir. Söz konusu iddialar bakanlığımıza intikal etmiştir" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda "3 yaşındaki bir yavrumuzun, İBB’ye ait ruhsatsız ’çocuk etkinlik merkezinde’, istismar ve şiddete maruz kaldığına dair iddialar bizleri kahretmiştir. Söz konusu iddialar Bakanlığımıza ve yargıya intikal etmiştir. Yargı süreci devam etmekte olup; İBB’nin yasal olmayan bir biçimde işletmeye çalıştığı ‘kreşlerinde’ başka çocuklarımızın da mağdur edildiği benzer vakalar olduğu bilinmektedir. Bu vakaların tamamı Bakanlığımız ve adli makamlar tarafından yakından takip edilmektedir" ifadelerini kullandı. Bakan Göktaş, paylaşımında, "Böylesine hassas ve toplumsal vicdanı derinden yaralayan bir konuda, siyaset üstü bir sorumlulukla hareket edilmesi gerekirken ve iddialar bu kadar ciddiyken, kamuoyunu rahatlatacak açık ve sorumlu bir tutum sergilemek yerine konunun siyasi polemiklere çekilmesi kabul edilemez. Oysa yapılması gereken son derece açıktı: Bu kurumları daha en baştan çocukların güvenliğini esas alan bir anlayışla, hukuka ve yürürlükteki mevzuata uygun biçimde tasarlamak! Çocuklar söz konusu olduğunda hiçbir mazeret, hiçbir tereddüt, hiçbir gecikme kabul edilemez. Sıfır tolerans esastır. En küçük risk bile derhal müdahale sebebidir. Bu vakalar görmezden gelinemez. Üzeri örtülemez. Normalleştirilemez. Bakanlık olarak hiçbir iddiayı yok saymadık, hiçbir vakaya sessiz kalmadık. Bu olayda da yargı sürecinin sonuna kadar takipçisi olacak, çocuklarımızın ve ailelerimizin yanında dimdik durmaya devam edeceğiz" dedi.
YÖK Başkanı Özvar: "Nijerya ile üniversitelerimiz arasında lisans ve lisansüstü düzeyde ortak diploma programları geliştireceğiz"
27 Ocak 2026 Salı - 21:34 YÖK Başkanı Özvar: "Nijerya ile üniversitelerimiz arasında lisans ve lisansüstü düzeyde ortak diploma programları geliştireceğiz" Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "Nijerya ile üniversitelerimiz arasında lisans ve lisansüstü düzeyde ortak diploma programları geliştirmeyi öngörmekteyiz" dedi. YÖK Başkanı Özvar, sosyal medya hesabından, Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu’nun himayelerinde, Nijerya Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Bianca Odumegwu-Ojukwu ile Yükseköğretim Alanında İş Birliğine Yönelik Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasına dair paylaşım yaptı. Özvar, "Bu iş birliği; Türkiye ve Nijerya yükseköğretim sistemleri arasında kurumsal ortaklığı güçlendirmeyi, Üniversitelerimiz arasında lisans ve lisansüstü düzeyde ortak diploma programları geliştirmeyi, öğrenci ve öğretim elemanı değişimini teşvik etmeyi, eğitim ve staj hareketliliğini artırmayı, ortak çalıştay, konferans ve akademik toplantılar düzenlemeyi, Eğitim materyali ve teknik uzmanlık paylaşımını ilerletmeyi, derece ve diplomaların tanınmasına yönelik süreçlerde karşılıklı bilgi paylaşımını sağlamayı, akademik iş birliklerini sürdürülebilir ve kurumsal bir zemine oturtmayı öngörmektedir. Türk yükseköğretimi olarak, akademik iş birliklerimizi derinleştirmeye ve üniversitelerimizi küresel ölçekte daha güçlü bağlarla buluşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijeryalı mevkidaşıyla ortak basın toplantısında açıklamalarda bulundu
27 Ocak 2026 Salı - 19:44 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijeryalı mevkidaşıyla ortak basın toplantısında açıklamalarda bulundu Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu ve heyeti ile görüşen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Cumhurbaşkanı ve kıymetli heyetiyle ticaret, yatırımlar, enerji, eğitim ve savunma sanayi alanlarındaki ilişkilerimizi bugün etraflıca değerlendirdik" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu ve heyeti ile bir araya geldi. Gerçekleşen görüşmelerin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu ile Anlaşmaların İmza Töreni ve Ortak Basın Toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede iki ülke arasındaki iş birliklerine yönelik konuların ele alındığını açıkladı. "Cumhurbaşkanı ve kıymetli heyetiyle ticaret, yatırımlar, enerji, eğitim ve savunma sanayi alanlarındaki ilişkilerimizi bugün etraflıca değerlendirdik" Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu’yu Ankara’da ağırlamaktan mutluluk duyduğunu ifade eden ve gerçekleştirilen görüşmeye dair bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugünkü görüşmelerimizin ve Nijerya heyetinin iş çevrelerimizde gerçekleştirecekleri temasların hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Nijerya bizim için dost bir ülke olmasının ötesinde, 230 milyonluk nüfusuyla Sahraaltı Afrika’daki en yakın ticaret ortaklarımızdan biridir. Nijerya aynı zamanda İslam İşbirliği Teşkilatı ve D8 bünyesinde Filistin başta olmak üzere İslam dünyasını ilgilendiren birçok konuda yakın iş birliği halinde olduğumuz stratejik önemde bir ülkedir. Sayın Cumhurbaşkanı ve kıymetli heyetiyle ticaret, yatırımlar, enerji, eğitim ve savunma sanayi alanlarındaki ilişkilerimizi bugün etraflıca değerlendirdik" ifadelerini kullandı. "Bugünkü görüşmelerimizde 5 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize bağlılığımızı teyit ettik" Nijerya’ya 2021 yılında gerçekleştirdiği ziyareti hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Nijerya’ya yaptığım ziyaretle çerçevesini çizdiğimiz iş birliğimizi çok daha ileri taşıyacak kararlar aldık. Bu noktada bizim gibi Nijerya tarafında da güçlü bir siyasi irade ve kararlılık olduğunu memnuniyetle müşahede ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanına çok sayıda bakan ve üst düzeyli yetkilinin refakat etmesi bu siyasi kararlılığın en açık emaresidir. Evvela ticaret ve yatırımlar alanlarında önemli bir potansiyelimiz olduğunu görüyoruz. Bugünkü görüşmelerimizde 5 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize bağlılığımızı teyit ettik, atılması gereken adımları ele aldık. Ayrıca Nijerya’daki yatırımlarımızı destekleyecek fırsatları görüştük. Bugün tesisinde mutabık kaldığımız Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesinin bu açıdan hayırlara vesile olacağına inanıyoruz. Kalkınma iş birliği kapsamında ise TİKA’mızın Abuja’da bir ofis açmasıyla birlikte Nijeryalı kardeşlerimizin refahına katkı sağlamayı arzu ediyoruz" diye konuştu. Nijerya’nın Afrika’da en büyük petrol ve doğal gaz üreticisi konumunda bulunduğunun altını çizen Erdoğan, "Tinubu’nun iktidara geldiği 2023 yılından bu yana ülke ekonomisini yeniden yapılandırmaya yönelik girişimlerinde enerji sektörü önemli yer tutuyor. Biz de bu alandaki potansiyeli gerek yatırımlar gerek ticari boyutları itibariyle değerlendirmek istiyor, Türkiye Petrolleri ve BOTAŞ’ın Nijeryalı kuruluşlarla iş birliğine önem veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Ülkemizin terörle mücadeledeki önemli tecrübesini paylaşmaya hazır olduğumuzu belirttik" Afrika’da ve Afrika’nın özellikle sahil bölgelerinde terör örgütlerinin ortaya çıkmaya başladığını belirten Erdoğan, "Sayın Tinubu’nun liderliğinde terörle mücadelesinde dost Nijerya halkının yanındayız. Nitekim bugün askeri eğitim ve istihbarat alanlarında daha yakın iş birliği imkanlarını değerlendirdik. Ülkemizin terörle mücadeledeki önemli tecrübesini paylaşmaya hazır olduğumuzu belirttik. Ayrıca Nijeryalı yetkililerin önde gelen savunma sanayi firmalarımızla bu ziyaret kapsamında yapacakları görüşmelerin müspet neticelerini de yakında alacağımıza inanıyorum" diye konuştu. "Pek çok Nijeryalı gencin ülkemizde eğitim görmesinden mutluluk duyuyoruz" Eğitim alanında da iş birliğinin konuşulduğunu ifade eden Erdoğan şöyle devam etti: "Pek çok Nijeryalı gencin ülkemizde eğitim görmesinden mutluluk duyuyoruz. Ayrıca Maarif Vakfımızın Nijerya’da faaliyetlerine başlamasıyla birlikte Nijerya’nın genç nüfusu için ilave bir imkan sunabileceğimize inanıyorum. Bugün imzaladığımız eğitim iş birliği anlaşmasıyla da iş birliğimizin ahdi temelini daha da güçlendireceğiz." Basın toplantısında konuşan Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu ise her iki ülkeyi ilgilendiren her konuyu konuştuklarını söyleyerek Nijerya olarak Afrika Kıtasının kalbinde olduklarını demokrasi, özgürlükler ve refah konusundaki verdikleri taahhütler konusunda güvenilebilir olduğunu ifade etti. Türkiye ile Nijerya arasında imza altına alınan anlaşmalar şöyle: "- Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile Diasporadaki Nijeryalılar Komisyonu Arasında Diaspora Siyasası Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Medya ve İletişim Alanında Mutabakat Zaptı. Türkiye Cumhuriyeti ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Yükseköğretim Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı. Türkiye Cumhuriyeti Helal Akreditasyon Kurumu ile Nijerya Ulusal Akreditasyon Sistemi Arasında Helal Kalite Altyapısı Alanında Mutabakat Zaptı. Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi (JETCO) Tesis Eden Ortak Bildiri. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri İşbirliği Protokolü. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Eğitim Alanında İşbirliği Anlaşması. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Dışişleri Akademisi Arasında İşbirliği Mutabakat Zaptı. Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Kadın İşleri Bakanlığı Arasında İşbirliğine Dair Mutabakat Zaptı."
AK Parti Genel Başkan Vekili Ala: "Suriye’de Türkiye, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmekte kararlıdır"
27 Ocak 2026 Salı - 19:38 AK Parti Genel Başkan Vekili Ala: "Suriye’de Türkiye, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmekte kararlıdır" AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, "Suriye’de Türkiye, üzerine düşen insani ve diplomatik sorumluluğu yerine getirmekte kararlıdır" dedi. AK Parti Genel Başkan Vekili Ala, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vurguladığı üzere, Suriye’de ve bölgede kalıcı istikrarın tesisi, Türkiye’nin değişmeyen önceliğidir. Bu hedef doğrultusunda, Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmeler, tarihi bir fırsat penceresi aralamaktadır" ifadelerine yer verdi. Ala, mültecilerin dönüşünün bölgedeki istikarın önünü açacağını vurgulayarak, "Suriye’de gözlemlenen normalleşme süreci, uluslararası yaptırımların kademeli olarak kaldırılması, devlet yapılanmasının yeniden tesis edilme çabaları ve en önemlisi, mültecilerin güvenli, onurlu ve gönüllü bir şekilde anavatanlarına dönüş imkanlarının oluşması, bölgenin geleceği adına umut vericidir. Ülke kaynaklarının yeniden inşa, kalkınma ve refahı artırmaya ayrılacak olması, yalnızca Suriye halkı için değil, tüm komşular ve bölge için bir dönüm noktasıdır. Bu durum, bölgesel ticaret, yatırım ve istikrarın önünü açacak sağlam bir zeminin temelidir" dedi. "Suriye’de Türkiye, üzerine düşen insani ve diplomatik sorumluluğu yerine getirmekte kararlıdır" AK Parti Genel Başkan Vekili Ala, "Suriye’deki istikrarın yolu, tüm etnik ve dini grupları adil bir şekilde temsil eden, haklarını güvence altına alan kapsayıcı bir siyasi çözümden geçmektedir. Aynı zamanda, terör örgütlerinin silahlı varlığının sona ermesi esastır. Türkiye, kendi güvenliğine yönelik her türlü tehdide karşı tavizsiz duruşunu sürdürürken, bölgede barışın hakim kılınması için de aktif bir rol üstlenmektedir. Türkiye, insani sorumluluğunu asla göz ardı etmeden, sınır ötesindeki kardeşlerine yardım elini uzatmaya devam edecektir. Suriye hükümetiyle iş birliği imkanları çerçevesinde, hem bu insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasına hem de kalıcı barışı tesis edecek somut adımların atılmasına yönelik çabaları desteklemeye hazırdır. Bu süreçte, varılan mutabakatlara riayet edilmesi, geçmişte yaşanan acıların ve hataların tekrarlanmaması en samimi temennimizdir. Suriye halkının çektiği acıların son bulduğu, komşularıyla birlikte huzur ve refah içinde yaşayacağı bir gelecek için Türkiye, üzerine düşen insani ve diplomatik sorumluluğu yerine getirmekte kararlıdır" ifadelerine yer verdi.