Yerel Haberler
Ankara
RTÜK’ten şiddet sahneleri nedeniyle dizilere ve televizyon kanallarına ceza 30 Nisan 2026 Perşembe - 16:59:20 Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), yoğun şiddet sahneleri barındıran ve çocuk ile gençleri şiddet ve suça özendiren yapımlar nedeniyle bazı dizilere ve televizyon kanallarına ceza verdi. Üst Kurul toplantısında Yeraltı ve Eşref Rüya dizileri ile üç dijital platformdaki yapımlara şiddeti özendirmekten yaptırım uygulanırken, bunların yanı sıra Halk TV ve Sözcü TV’ye eleştiri sınırlarının ötesinde yayın yapılmasından dolayı müeyyide uygulandığı belirtildi. RTÜK, NOW TV’de yayınlanan Yeraltı adlı dizinin 4 Mart, 11 Mart, 18 Mart, 25 Mart, 1 Nisan ve 8 Nisan tarihli bölümlerindeki şiddet içerikli sahnelere ilişkin yayın ihlallerini görüştü. Dizide çözüm yolu olarak adli makamların kullanılmadığı, şiddetin ise etkili ve kesin sonuç alınan bir yöntem olarak sunulduğunu belirleyen Üst Kurul, estetize edilerek sunulan söz konusu şiddet sahnelerinin şiddete karşı gerçeklik algısını bozduğu, şiddetin bireyler üzerindeki ağır psikolojik etkileri ve hukuki sonuçları ortaya koymadığı ve şiddeti gerçekleştiren karakterleri özendirici birer rol model haline getirdiğini tespit etti. Bu tür içeriklerin suç ve şiddeti özendirdiği, şiddet ile güç, zenginlik, itibar ve saygınlık arasında doğrudan bir ilişki kurulduğunu vurgulayan Üst Kurul, NOW TV’ye 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ş) bendinde yer alan "Şiddeti özendirici veya kanıksatıcı olamaz" hükmünü ihlal etmekten idari para cezası uyguladığını açıkladı. Eşref Rüya’ya ise şiddeti özendirmeden ceza KANAL D’de yayınlanan Eşref Rüya adlı dizinin 38, 39 ve 40. bölümlerindeki şiddet sahneleri de Üst Kurul’da ele alındı. RTÜK İzleyici Bildirimleri Sistemi’ne 1-17 Nisan tarihleri arasında söz konusu diziye ilişkin iletilen 623 şikayeti de değerlendiren Üst Kurul, medyadaki şiddetin gerçek hayattaki şiddetten daha sık tekrar ettiği ve yapılan araştırmalara göre televizyonda gösterilen şiddet içerikli sahnelerin fazlalığının toplumda artan şiddetle bağlantılı olduğuna dikkati çekti. Dizideki şiddet sahnelerinin şiddeti olağanlaştırdığı, yöntem öğretici nitelikte olduğu, özendirici ve model oluşturucu biçimde sunulduğu ve şiddetin gerçek dünyada yer bulmasına yol açabilecek etkilere sebep olabileceğini vurgulayan Üst Kurul, KANAL D’ye 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ş) bendinde yer alan "Şiddeti özendirici veya kanıksatıcı olamaz" hükmünü ihlal etmekten idari para cezası uyguladığını duyurdu. HBO Max’taki Altın Çocuk dizisi de cezadan pay aldı HBO Max adlı isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından yayımlanan "Altın Çocuk" adlı dizi de içerdiği yoğun şiddet sahneleri nedeniyle Üst Kurul’un gündeminde yer aldı. Ekranda gösterilen şiddetin gündelik yaşamda sorunların çözümünde şiddete başvurmak yönünde eğilimlere neden olabildiği ve uzun vadede şiddetin kanıksanmasına neden olabileceği ifade edilen Üst Kurul’da HBO Max adlı medya hizmet sağlayıcı kuruluşa 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ş) bendinde yer alan "Şiddeti özendirici veya kanıksatıcı olamaz" hükmünü ihlal etmekten idari para cezası ve katalogdan çıkarma cezası verildiği ifade edildi. Prime Video’ya katalogdan çıkarma cezası RTÜK, Prime Video adlı isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından yayınlanan Gangs Of Lagos (Lagos Çeteleri) isimli filmdeki aşırı şiddet sahnelerine ilişkin yayın ihlallerine de kayıtsız kalmadı. Filmin şiddeti sorun çözmenin yegane aracı olarak meşrulaştırdığı, yoğun ve detaylı şiddet içeriklerinin şiddetin kanıksatılmasına hizmet ettiği ve çocuk izleyiciler üzerinde yıkıcı rol model etkisi oluşturabileceğinin altını çizen Üst Kurul, Prime Video adlı isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcı kuruluşa 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ş) bendinde yer alan "Şiddeti özendirici veya kanıksatıcı olamaz" hükmüne aykırılıktan idari para cezası ve katalogdan çıkarma cezası verildiğini duyurdu. Netflix’teki Trigger dizisine yoğun şiddetten yaptırım uygulandı Netflix adlı isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından yayınlanan "Trigger" adlı dizideki yoğun şiddet içerikleri de Üst Kurul’da görüşüldü. Dizide şiddet sahnelerinin yoğun şekilde yer aldığı, suç ve suç unsurlarının detaylandırıldığı, şiddetin estetize edildiği vurgulanırken, dizinin 6. bölümünde işlenen okul saldırısının da sorumlu yayıncılık anlayışıyla bağdaşmadığı, ilgili sahnelerin kronik güvensizlik ve kaygı durumunu besleyebileceği, özellikle genç izleyicilerde taklit etme davranışı oluşturabileceği aktarıldı. Bu gerekçelerle Netflix adlı isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcı kuruluşa 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ş) bendinde yer alan "Şiddeti özendirici veya kanıksatıcı olamaz" hükmüne aykırılıktan idari para cezası ve katalogdan çıkarma cezası uygulandığı ifade edildi. Halk TV’ye Milli Eğitim Bakanı Tekin’e hakaretten ceza RTÜK’te Halk TV’de 15 Nisan tarihinde yayınlanan Sansürsüz isimli programda CHP İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt’un Kahramanmaraş’ta gerçekleşen okul saldırısıyla ilgili Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i hedef alan sözleri de görüşüldü. "Sense sadece öldürmeyi öğretmişsin, sense sadece kin ve nefret akıtıyorsun ya. Halen kin ve nefret akıtan bir Milli Eğitim Bakanı var" şeklindeki ifadelerin doğrudan suç isnadı içeren, eleştiri sınırlarını aşabilecek derecede kişiselleştirilmiş ve kişilik haklarını zedeleyen yayının ihlal niteliği taşıdığını belirten RTÜK, Halk TV’ye 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan "...kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez" hükmünü ihlal etmekten idari para cezası uygulandığını açıkladı. Sözcü TV de cezalardan nasibini aldı Üst Kurul, Sözcü TV’de 10 Nisan tarihinde yayınlanan Nokta Atışı isimli programda Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Sera Kadıgil’in TBMM ve çeşitli devlet kurumlarına yönelik kullandığı ifadeleri de yayın ihlali olarak değerlendirdi. Kadıgil’in TBMM üyelerine yönelik "Meclisi itibarsızlaştırmasının bu kadar böyle boş işler müdürü gibi oradaki piyonları aracılığıyla iş gördürmesinin sebebinin de açıkçası bu olduğunu düşünüyorum" sözleri ile uyuşturucu operasyonlarına ilişkin kullandığı "E işi mi yok bu devletin? Hani bir de ne hikmetse sadece kullananları alıyor. Bir tane de torbacı al ya. Hadi bir tane da baron al. Bir tane de uyuşturucu baronu al, kilo ile getirenlere yok. Onların arkası sağlam çünkü" şeklindeki açıklamalarının eleştiri sınırlarını aşan küçük düşürücü ve iftira niteliğinde olduğu belirtildi. Üst Kurul, Sözcü TV’ye 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz. Kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez" hükmünü ihlal etmekten idari para cezası verdi. RTÜK, toplantıda Adalet Bakanlığı ile koordineli olarak mahkemelerce verilen yayın yasağı kararlarının uygulanmasına yönelik yayıncı kuruluşlara rehber niteliğinde ilke kararlarının belirlenmesine de karar verdiğini duyurdu.
30 Nisan 2026 Perşembe - 16:34 TBMM’de İsrail tezkeresi TBMM’de İsrail tezkeresi kabul edildi. TBMM Genel Kurulu’nda İsrail’e yönelik TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un tezkeresi okundu. TBMM Genel Kurulu’nda, "Küresel Sumud Filosu’na İsrail Ordusu Tarafından Yapılan Silahlı Müdahale" hakkında "Meclis Başkanlığı Tezkeresi" tüm partilerin ittifakı ve oy birliğiyle kabul edildi. Okunan tezkereye göre, "İsrail, uluslararası hukuku bir kez daha fütursuzca çiğneyerek, işlemekte olduğu soykırım ve savaş suçlarına bir yenisini eklemiş; sivil ve barışçıl bir teşebbüs olan Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda saldırmıştır. Küresel Sumud Filosu’na silahlı müdahalede bulunan İsrail ordusu hem insani yardımları engellemiş hem de 20’si vatandaşımız toplam 175 Filistin dostu aktivisti alıkoymuştur. Söz konusu korsanlık eylemi açık bir savaş suçudur. İnsanlığın tüm tahammül sınırlarını aşan İsrail’i uyarıyor; zorla alıkonulan aktivistleri ve vatandaşlarımızı derhal serbest bırakmaya çağırıyoruz. Tüm siyasi partilerimiz ve milletvekillerimizle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak hukuksuz bir şekilde alıkonulan vatandaşlarımızın ve Gazze halkına insani yardım ulaştırmak için yola çıkan insanlık cephesinin tüm üyelerinin yanında olduğumuzu ifade ediyoruz. Ayrıca, başta vatandaşlarımız olmak üzere Küresel Sumud Filosu’nun mensuplarına karşı İsrail işgal güçlerince işlenen tüm suçların uluslararası mahkemelerde hesabının sorulmasının öncüsü ve ısrarlı takipçisi olacağız. İsrail’in Filistin halkına uyguladığı işgal, soykırım ve apartheid suçlarının son bulması, Gazze halkının kesintisiz ve kapsamlı insani yardıma erişmesi ve İsrail’in işlediği insanlık suçlarının hesabını vermesi için tüm parlamentolara, uluslararası parlamenter asamblelere ve uluslararası kuruluşlara birlikte tutum alma ve seslerini yükseltme çağrımızı yineliyoruz. Bu çerçevede, bu bildirinin oylanarak kabul edilmesi ve alınan kararın Resmî Gazete’de yayımlanması hususunu Genel Kurulun tasviplerine arz ederim."
30 Nisan 2026 Perşembe - 16:32 TBMM Akran Zorbalığının Araştırılması Komisyonu toplandı TBMM Dilekçe Komisyonu bünyesinde kurulan İlköğretim ile Ortaöğretim Kurumlarında Akran Zorbalığının Araştırılması ve Alınabilecek Önlemlerin Belirlenmesi Alt Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Yıldız Konal Süslü başkanlığında toplandı. Toplantıda; Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı müdürlük yetkilileri sunum yaptı. Toplantının açılışında konuşan Komisyon Başkanı Süslü, "Bugün burada raporla ilgili değerlendirmeleri yapacağız. Ama içeriğe baktığımız zaman, bunu bütün samimiyetimle söyleyeceğim ki o kadar güzel başlıkları konu alıyoruz. Her şey çok güzel içerikte. Sevindiğim şeyler oldu doğru şeyler tespit etmişiz diye ama bir taraftan da çok üzüldüm. Keşke bu tespitler daha önce hayata geçseydi de biz bu acıları yaşamamış olsaydık. Her şeyin bir gerekçesi var elbette ki ama sonuç itibarıyla hayata veda eden oldu. Ailelerin bağrı yandı ve akabinde yaralanan, gözünü kaybeden çocuklarımız oldu. O yüzden bu raporu biz normal bir çalışma yapıp kenara koymaktan öte bunun geri dönüşü ne olacak? Sorunsuz bir dünyayı kimse hayal etmiyor ama çocuklarımız için elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız. O yüzden bu akran zorbalığının akran nezaketine dönebileceği, çocukların arasında iletişimin sağlanabileceği, kurumların birbirleriyle iletişim hâlinde olduğu ve birbirlerini destekleyip bu anlamda çocuğun güvende, mutlu, başarılı bir alan oluşturabileceği, tüm bakanlıkların, tüm çalışma alanlarının ortak bir iş birliğiyle yol alabileceği bir raporu oluşturmaya çalıştık" dedi. "Birçok eylem planı hazırlıyoruz ve aynı temel etrafında dolaşan eylem planlarımız da var" Süslü, konuşmasının ardından Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Politikaları Daire Başkanı Aslıhan İlhan’a söz verdi. Şiddetin önlenmesini ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları olarak rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri üzerinden düşünmemek gerektiğinin altını çizen İlhan "Çünkü rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri aslında bir okul işi. Yani kurumun tamamını ilgilendiren, hatta velinin de dâhil olduğu bir iş. Biz de o yüzden bütün öğretmenlerimizin bu konuda kapasitelerinin güçlendirilmesine, sınıf rehberliği anlamında, niteliklerinin artırılmasına yönelik önemin çok farkındayız Çünkü personel sayısını ne kadar artırırsak artıralım sadece okul rehberlik servisi üzerinden bunun yürümesinin mümkünatı olmayacak. Biz de böyle değerlendiriyoruz. O yüzden, kapsamlı bir şekilde çocuğa dokunarak bütün öğretmenlerimizi ve aileleri de işin içine dâhil ederek bu planlamaları yapmamız gerektiğini düşünüyoruz. Personel durumuyla alakalı değerlendirmelerimiz de bu şekilde. Birçok eylem planı hazırlıyoruz ve aynı temel etrafında dolaşan eylem planlarımız var. Tabii ki eylem planları hazırlayıp takip edelim, bunlar çok kıymetli ama bunlarla ilgili aynı temel etrafında toplayabileceklerimizi bütüncül şekilde ele alabilmenin daha faydalı olacağını düşünüyorum" diye konuştu. "Dijital nezaket kavramını da işin içerisine dâhil edeceğiz" İlhan’ın ardından internet ve sosyal medyanın akran zorbalığındaki rolüne ilişkin değerlendirmede bulunan Bilgi Teknolojileri Ve İletişim Kurumu İnternet Daire Başkanı Bilişim Uzmanı Şahin Bayzan, "Biz 2009’da yola çıkarken bizim motive eden; ‘Biz ’güvenli internet’ kavramını ülkede nasıl yerleştirebiliriz, bu kültürün oluşmasını nasıl sağlayabiliriz?" düşüncesi. Aslında bizim temel, ana misyonumuz buydu. Sanırım, bundan sonraki süreç içerisinde biz bunun içerisine akran nezaketini de dâhil edeceğiz. Hatta ben bir kavram daha ekliyorum ‘dijital nezaket’ kavramını da işin içerisine dâhil edeceğiz. Çünkü sadece gerçek hayatta bir nezaket söz konusu değil, internet ortamında da karşılaştığınız insanlara nazik davranmak zorundasınız, saygılı davranmak zorundasınız. Zorbalık yapmamalısınız, onların haklarına, özgürlüklerine saygı göstermelisiniz. Bu tür kavramların anaokulundan itibaren verilmesi gereken kavramlar olduğunu açıkçası düşünüyoruz" dedi.
Türk üniversitelerinin uluslararası sıralamalardaki yükselişi sürüyor
26 Mart 2026 Perşembe - 10:05 Türk üniversitelerinin uluslararası sıralamalardaki yükselişi sürüyor Türkiye’den toplam 11 üniversite, Quacquarelli Symonds’un (QS) 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralamasında ilk 500’de yer aldı. Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu QS, 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralaması sonuçlarını açıkladı. 100 ülkeden bin 900’ü aşkın yükseköğretim kurumunun değerlendirildiği sıralamada, Türkiye’den toplam 11 üniversite farklı alanlarda dünyada ilk 500’e girmeyi başardı. Ankara Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), İstanbul Üniversitesi (İÜ), Koç Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Sabancı Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ), farklı alanlarda ilk 500’de yer alan Türk üniversiteleri oldu. Sıralamada ‘Beşeri Bilimler ve Sanat’, ‘Mühendislik ve Teknoloji’, ‘Fen Bilimleri ve Tıp’, ‘Doğa Bilimleri’ ve ‘Sosyal Bilimler ve İşletme’ olmak üzere 5 ana alan ve 55 alt bölüm değerlendirildi. Değerlendirme, ‘akademik itibar’, ‘işveren itibarı’, ‘makale başına araştırma atıf sayısı’, ‘H indeksi’ ve ‘uluslararası araştırma ağı’ olmak üzere beş gösterge baz alınarak yapıldı. Sanat ve Beşeri Bilimler alanında 9 Türk üniversitesinden derece QS Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralamasında, ‘Sanat ve Beşeri Bilimler’ alanında ilk 500’de 9 Türk üniversitesinin sıralamaya girdiği belirtilirken, ODTÜ 242, İÜ 279, İTÜ 284, Hacettepe Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi 305, Koç Üniversitesi 383, Ankara Üniversitesi 391’inci olarak listeye girdiği açıklandı. Bilkent Üniversitesi 401-450, Gazi Üniversitesi ise 451-500 bandında yer aldı. Mühendislik ve Teknoloji alanında İTÜ 91’inci oldu ‘Mühendislik ve Teknoloji’ alanında İTÜ 91’inci olarak dünyada ilk 100’e girme başarısı gösterirken, ODTÜ 103, Boğaziçi Üniversitesi 236, Koç Üniversitesi 243, Sabancı Üniversitesi 266, YTÜ 273, Bilkent Üniversitesi 290’ıncı olarak ilk 300’de yer aldı. Hacettepe Üniversitesi de 364’üncü sırada yer alarak, bu alanda ilk 500’e giren 8’inci Türk üniversitesi oldu. Sosyal Bilimler ve İşletme alanında ODTÜ 173’üncü oldu ‘Sosyal Bilimler ve İşletme’ alanında ODTÜ 173, Boğaziçi Üniversitesi 217, Koç Üniversitesi 252, Bilkent Üniversitesi 278, İstanbul Üniversitesi 346, İTÜ ve Sabancı Üniversitesi 353’üncü oldu. Hacettepe Üniversitesi 401-450, Ankara Üniversitesi 451-500 bandında yer aldığı açıklanırken, böylece bu alanda toplam 9 Türk üniversitesi ilk 500’e girdi. Fen Bilimleri ve Tıp alanında Hacettepe Üniversitesi 308’inci sırada ‘Fen Bilimleri ve Tıp’ alanında Hacettepe Üniversitesi 308’inci sırada yer alırken, onu 390’ıncı sırada Ankara Üniversitesi takip etti. İÜ de 451-500 bandında yer alarak bu alanda ilk 500’e girmeyi başaran 3 Türk üniversitesinden biri olduğu belirtildi. Ayrıca ‘Doğa Bilimleri’ alanında da İTÜ 251, ODTÜ 300’üncü olarak ilk 300’e girmeyi başarırken, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi 451-500 bandında kendilerine yer bularak bu alanda ilk 500’e giren 4 Türk üniversitesi arasında yer aldığı ifade edildi. "Türk yükseköğretimi, küresel rekabette üst sıralara yükselmeye devam edecektir" Türk üniversitelerinin uluslararası alandaki başarılarının artarak sürmesinden memnuniyet duyduğunu belirten Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "Türk yükseköğretimi küresel rekabette üst sıralara yükselmeye devam edecektir. Hep birlikte daha büyük hedeflere ulaşmak için planlı ve kararlı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sıralamalarda yer alan tüm üniversitelerimizi kutluyorum" ifadelerine yer verdi.
Gölbaşı Belediyesi, kuruluşunun 61. yılını kutladı
26 Mart 2026 Perşembe - 09:05 Gölbaşı Belediyesi, kuruluşunun 61. yılını kutladı Gölbaşı Belediyesi’nin kuruluşunun 61. yıl dönümü düzenlenen programla kutlandı. Programda birlikte beraberlik mesajı veren Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Gölbaşı için hep birlikte çalışmaya devam edeceklerini belirtti. Gölbaşı Belediyesinin kuruluşunun 61. yıl dönümü dolayısıyla belediye meclis salonunda kutlama programı düzenlendi. Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından Gölbaşı’nı anlatan bir video izletildi. Kutlama programında açıklamalarda bulunan Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Gölbaşı’na hizmet etmenin onurunu ve gururunu yaşadığını belirterek, Gölbaşı’nı bugünlere getiren tüm belediye başkanlarına teşekkür etti. "Bu güzel kente hizmet etmenin onurunu ve gururunu yaşıyorum" Gölbaşı’nın gelişimine dikkat çeken Odabaşı, ilçenin bugün Ankara’nın gözde yerleşim alanlarından biri haline geldiğini belirterek, "Ben de bu toprakların bir evladıyım. Bu güzel kente hizmet etmenin onurunu ve gururunu yaşıyorum. 172 bin nüfusu aşan Gölbaşı’nı bugünlere getiren tüm belediye başkanlarımıza, meclis üyelerimize teşekkür ediyor, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Gölbaşı geçmişte küçük bir yerleşim yeriydi ancak birçok uygarlığa ev sahipliği yaptı, kesişim noktası oldu. Bugün ise önemli bir kent konumuna ulaştı. Ankara’da yaşayan vatandaşlarımız Gölbaşı’na yerleşmek istiyor. Biz de bu güzelliği korumak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Zor şartlarda göreve geldik ancak bu zorlukları aştık. Borçlarımızı büyük ölçüde kapattık. Bundan sonra daha fazla yatırım yapan bir belediye olacağız" ifadelerini kullandı. Konuşmasının ardından Odabaşı, Gölbaşı’na geçmiş dönemlerde katkı sunan eski belediye başkanları Erdal Eren ve Mümtaz Sarıtaş’a teşekkür ederek hediye takdim etti. Ayrıca, 35 yıl boyunca belediyeye hizmet eden Özcan Balcı, Gürbüz Onbaşı, Hasan Arslan, Şevket Şahin, Mustafa Erdoğan ve Erdal Karabağ’a plaket verildi. Program, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması
25 Mart 2026 Çarşamba - 21:16 TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.
CHP Genel Başkanı Özel: "Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz"
25 Mart 2026 Çarşamba - 19:04 CHP Genel Başkanı Özel: "Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Kendi ülkelerinde siyaseten zor durumda olanlar, sıkışmış olan Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu toplantısına katıldı. Toplantının ardından açıklama yapan Özel, CHP Ekonomi Eşgüdüm Konseyi’nin savaşın ekonomik etkilerine ve risklere karşı önlem paketi hazırladığını belirtti. Özel, "İran’da hayatını kaybeden başta 165 kız öğrenci olmak üzere tüm masumları rahmetle anıyor, saldırı altındaki İran halkına bir kez daha dayanışma duygularımızı ifade ediyoruz. Tüm bölge ülkelerini ve uluslararası toplumu da uluslararası hukuku da hiçe sayan bu saldırılara karşı daha fazla ses yükseltmeye davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz" İran’daki yönetimin uygulamalarını desteklemediklerini ve bu konudaki eleştirilerini dile getirdiklerini hatırlatan Özel, "Ancak İran’ın geleceğine sadece İran halkının karar vereceği, emperyalist ülkelerin haksız müdahalelerinin son bulacağı bir düzeni savunmak siyasi, ahlaki ve vicdani sorumluluğumuzdur. Biz bu savaşa karşıyız. Kendi ülkelerinde siyaseten zor durumda olanlar, sıkışmış olan Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz. Bu kendini bilmez ikilinin Filistin, Gazze, Suriye, Lübnan ve çok sayıda komşu ülkeye yönelik saldırılarını cesaretle reddetmeye devam edeceğiz. Biz uluslararası toplumun kayıtsızlığından cesaret alan bu pervasızlığa karşı devletlerin egemenlik haklarına saygılı, hukuka, etiğe dayalı uluslararası düzeni savunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Savaşın ülkemizin kırılgan ekonomisine olumsuz etkileri endişe verici boyuta ulaşmıştır" İran savaşının tüm yakıcılığı ile devam ettiğini söyleyen Özel, "‘Bu savaşın tüm dünyaya, bölgemize ve özellikle ülkemizin kırılgan ekonomisine olumsuz etkileri endişe verici boyuta ulaşmıştır. Yani ekonomimiz bu savaşa hazırlıksız yakalanmıştır. Ne yazık ki ülkemizde yaşanan ekonomik kriz, siyasi iktidarın yıllardır süren yanlış politikalarının üzerine gelen 19 Mart darbesiyle birlikte çok daha derinleşmiş, ülkemizin her köşesine, her sektörüne yayılmıştır" dedi. Özel, Ekonomi Eşgüdüm Konseyi tarafından hazırlanan önlem paketinin ‘acil önlemler’ ve ‘orta, uzun vadeli tedbirler’ diye iki ana başlık altında olduğunu dile getirerek sözlerine şöyle devam etti: "Akaryakıttaki yüzde 20’lik KDV oranının yüzde 1’e düşürülmesini öneriyoruz. Benzin ve motorinin ÖTV’sinin içindeki KDV’nin ise kalıcı olarak kaldırılmasını, vergiden vergi alan bu Türkiye’ye özgü tuhaf uygulamanın bir an önce sonlandırılmasını öneriyoruz. Gıda enflasyonunda dünya üçüncülüğüne yükselmiş durumdayız. Bu nedenle tarımda ciddi önlemler almak artık bir zorunluluk. Çiftçilere kredi limitlerine bakılmaksızın finansmana erişim olanağı sunulmalı, faizsiz gübre ve akaryakıt kredileri sağlanmalıdır. Özellikle üretiminde yüksek ısıya ve akaryakıta ihtiyaç duyulan gübrenin Türkiye’de tam da ekim dönemi gelirken üretimindeki aksaklıklar, tedarik zincirindeki zorluklar, fiyatındaki artış son derece tehlikeli bir noktaya gelmiştir. Bu konuda gıda güvenliğimiz, gıdanın temini, Türkiye’nin kendi kendine yetebilmesi açısından bir krizin kapıda olduğunu görüp, buna acil önlem alınması gerekmektedir. Çiftçilerimizin kredi borçlarının faizleri silinmeli, ana paraları mutlaka yapılandırılmalıdır. Çiftçilere yönelik haciz işlemleri derhal durdurulmalıdır. Son gelişmelerin enflasyon üzerinde oluşturacağı ek baskıya karşı asgari ücret artışları üç ayda bir gerçekleşmeli, memur ve emekli maaşlarında ek düzenlemeler yapılmalıdır." "Savunma sanayiimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarına hızlı yanıt veren bir yapıya dönüştürülmelidir" Orta ve uzun vadeli önlemlerin de acil önlemler kadar önemli olduğunu vurgulayan Özel, "Enerji güvenliğinin sağlanmalı, bunun için gerekli altyapı entegrasyonu oluşturulmalı, arz güvenliğinin takip edilmesi için alternatif tedarik hatları güçlendirilmeli, yerli, yenilenebilir enerji kapasitemiz artırılmalıdır. Tarımda maliyet krizine karşı kalıcı sübvansiyon mekanizmaları oluşturulmalı, üretim artışı ve planlama esas alınmalı, çiftçiye gelir güvencesi sağlanmalıdır. KOBİ’ler ve reel sektör için orta ve uzun vadede enerji maliyetlerini azaltmaya dönük destek programları ve üretimde yeşil, mor dijital dönüşüm programları hayata geçirilmelidir. Orta koridorun etkinliği artırılmalı, alternatif uluslararası ticaret ve ulaştırma koridorları güçlendirilmeli, komşu ülkelerle ulaştırma ve enerji alanında kriz koordinasyon mekanizmaları oluşturulmalıdır. Milletimizin ortak eseri olan savunma sanayiimize etkin destek sağlanmalı, mevcut birikim hızla artırılmalı, milli savunma sanayimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarına hızlı yanıt veren bir yapıya dönüştürülmelidir" dedi. "Yolu mahkemeye düşen herkesin adaleti bulduğu bir ülkeyi hedefliyoruz" Özel, iktidara geldiklerinde adaletsizliklere ve haksızlıklara yer olmayacağının altını çizerek, "İktidarımızda devletimizi güçlü, yurttaşlarımızı güvende tutacağız. Adaletsizlikleri, haksızlıkları nihayete erdireceğiz. Tam bir demokrasiyi ve adalet sistemini tesis edeceğiz. Ekonomik dirençliliğin inşası şarttır. Çalışan herkesin kazandığından emin olduğu, yolu mahkemeye düşen herkesin adaleti bulduğu bir ülkeyi hedefliyoruz. Kayırmacılık bitecek, liyakat gelecektir. Bu ülkede gelir adaleti, vergi adaleti, mahkeme adaleti ve sosyal adaleti mutlaka ama mutlaka sağlayacağız. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu siyasi bir darbeyle hapse atılmış olsa bile adalet ve demokrasi mücadelemiz sürmektedir ve kararlılıkla sürecektir" açıklamasında bulundu.
CHP Genel Başkanı Özel: "Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz"
25 Mart 2026 Çarşamba - 18:59 CHP Genel Başkanı Özel: "Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Kendi ülkelerinde siyaseten zor durumda olanlar, sıkışmış olan Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu toplantısına katıldı. Toplantının ardından açıklama yapan Özel, CHP Ekonomi Eşgüdüm Konseyi’nin savaşın ekonomik etkilerine ve risklere karşı önlem paketi hazırladığını belirtti. Özel, "İran’da hayatını kaybeden başta 165 kız öğrenci olmak üzere tüm masumları rahmetle anıyor, saldırı altındaki İran halkına bir kez daha dayanışma duygularımızı ifade ediyoruz. Tüm bölge ülkelerini ve uluslararası toplumu da uluslararası hukuku da hiçe sayan bu saldırılara karşı daha fazla ses yükseltmeye davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz" İran’daki yönetimin uygulamalarını desteklemediklerini ve bu konudaki eleştirilerini dile getirdiklerini hatırlatan Özel, "Ancak İran’ın geleceğine sadece İran halkının karar vereceği, emperyalist ülkelerin haksız müdahalelerinin son bulacağı bir düzeni savunmak siyasi, ahlaki ve vicdani sorumluluğumuzdur. Biz bu savaşa karşıyız. Kendi ülkelerinde siyaseten zor durumda olanlar, sıkışmış olan Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz. Bu kendini bilmez ikilinin Filistin, Gazze, Suriye, Lübnan ve çok sayıda komşu ülkeye yönelik saldırılarını cesaretle reddetmeye devam edeceğiz. Biz uluslararası toplumun kayıtsızlığından cesaret alan bu pervasızlığa karşı devletlerin egemenlik haklarına saygılı, hukuka, etiğe dayalı uluslararası düzeni savunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Savaşın ülkemizin kırılgan ekonomisine olumsuz etkileri endişe verici boyuta ulaşmıştır" İran savaşının tüm yakıcılığı ile devam ettiğini söyleyen Özel, "‘Bu savaşın tüm dünyaya, bölgemize ve özellikle ülkemizin kırılgan ekonomisine olumsuz etkileri endişe verici boyuta ulaşmıştır. Yani ekonomimiz bu savaşa hazırlıksız yakalanmıştır. Ne yazık ki ülkemizde yaşanan ekonomik kriz, siyasi iktidarın yıllardır süren yanlış politikalarının üzerine gelen 19 Mart darbesiyle birlikte çok daha derinleşmiş, ülkemizin her köşesine, her sektörüne yayılmıştır" dedi. Özel, Ekonomi Eşgüdüm Konseyi tarafından hazırlanan önlem paketinin ‘acil önlemler’ ve ‘orta, uzun vadeli tedbirler’ diye iki ana başlık altında olduğunu dile getirerek sözlerine şöyle devam etti: "Akaryakıttaki yüzde 20’lik KDV oranının yüzde 1’e düşürülmesini öneriyoruz. Benzin ve motorinin ÖTV’sinin içindeki KDV’nin ise kalıcı olarak kaldırılmasını, vergiden vergi alan bu Türkiye’ye özgü tuhaf uygulamanın bir an önce sonlandırılmasını öneriyoruz. Gıda enflasyonunda dünya üçüncülüğüne yükselmiş durumdayız. Bu nedenle tarımda ciddi önlemler almak artık bir zorunluluk. Çiftçilere kredi limitlerine bakılmaksızın finansmana erişim olanağı sunulmalı, faizsiz gübre ve akaryakıt kredileri sağlanmalıdır. Özellikle üretiminde yüksek ısıya ve akaryakıta ihtiyaç duyulan gübrenin Türkiye’de tam da ekim dönemi gelirken üretimindeki aksaklıklar, tedarik zincirindeki zorluklar, fiyatındaki artış son derece tehlikeli bir noktaya gelmiştir. Bu konuda gıda güvenliğimiz, gıdanın temini, Türkiye’nin kendi kendine yetebilmesi açısından bir krizin kapıda olduğunu görüp, buna acil önlem alınması gerekmektedir. Çiftçilerimizin kredi borçlarının faizleri silinmeli, ana paraları mutlaka yapılandırılmalıdır. Çiftçilere yönelik haciz işlemleri derhal durdurulmalıdır. Son gelişmelerin enflasyon üzerinde oluşturacağı ek baskıya karşı asgari ücret artışları üç ayda bir gerçekleşmeli, memur ve emekli maaşlarında ek düzenlemeler yapılmalıdır." "Savunma sanayiimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarına hızlı yanıt veren bir yapıya dönüştürülmelidir" Orta ve uzun vadeli önlemlerin de acil önlemler kadar önemli olduğunu vurgulayan Özel, "Enerji güvenliğinin sağlanmalı, bunun için gerekli altyapı entegrasyonu oluşturulmalı, arz güvenliğinin takip edilmesi için alternatif tedarik hatları güçlendirilmeli, yerli, yenilenebilir enerji kapasitemiz artırılmalıdır. Tarımda maliyet krizine karşı kalıcı sübvansiyon mekanizmaları oluşturulmalı, üretim artışı ve planlama esas alınmalı, çiftçiye gelir güvencesi sağlanmalıdır. KOBİ’ler ve reel sektör için orta ve uzun vadede enerji maliyetlerini azaltmaya dönük destek programları ve üretimde yeşil, mor dijital dönüşüm programları hayata geçirilmelidir. Orta koridorun etkinliği artırılmalı, alternatif uluslararası ticaret ve ulaştırma koridorları güçlendirilmeli, komşu ülkelerle ulaştırma ve enerji alanında kriz koordinasyon mekanizmaları oluşturulmalıdır. Milletimizin ortak eseri olan savunma sanayiimize etkin destek sağlanmalı, mevcut birikim hızla artırılmalı, milli savunma sanayimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarına hızlı yanıt veren bir yapıya dönüştürülmelidir" dedi. "Yolu mahkemeye düşen herkesin adaleti bulduğu bir ülkeyi hedefliyoruz" Özel, iktidara geldiklerinde adaletsizliklere ve haksızlıklara yer olmayacağının altını çizerek, "İktidarımızda devletimizi güçlü, yurttaşlarımızı güvende tutacağız. Adaletsizlikleri, haksızlıkları nihayete erdireceğiz. Tam bir demokrasiyi ve adalet sistemini tesis edeceğiz. Ekonomik dirençliliğin inşası şarttır. Çalışan herkesin kazandığından emin olduğu, yolu mahkemeye düşen herkesin adaleti bulduğu bir ülkeyi hedefliyoruz. Kayırmacılık bitecek, liyakat gelecektir. Bu ülkede gelir adaleti, vergi adaleti, mahkeme adaleti ve sosyal adaleti mutlaka ama mutlaka sağlayacağız. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu siyasi bir darbeyle hapse atılmış olsa bile adalet ve demokrasi mücadelemiz sürmektedir ve kararlılıkla sürecektir" açıklamasında bulundu.
"İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla 513 bin kilo verildi
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:27 "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla 513 bin kilo verildi Sağlık Bakanlığı’nın geçen yılın mayıs ayında başlattığı ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasıyla vatandaşlar, 10 ayda 513 bin kilo verdi. Sağlık Bakanlığı, geçen yılın mayıs ayında ’İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasını başlatmış, boy-kilo ölçümlerinde fazla kilolu çıkanlar Sağlıklı Hayat Merkezlerine (SHM) yönlendirilmişti. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, kampanyaya katılan vatandaşların SHM’lerde sunulan beslenme danışmanlığı ile 10 ayda yaklaşık 513 bin kilo verdiğini açıkladı. Bakan Memişoğlu, Türkiye’de ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasıyla 10 milyon kişinin kilosunu ölçtüklerini, bu kampanyaya katılıp SHM’lerde takip ettikleri 211 bin vatandaşın ideal kilosuna ulaştığını belirtti. Beslenme alışkanlığı iyi olmayan kişilerin özellikle SHM’de hizmet aldığında kilolarını verdiklerini ve sağlıklı yaşama geçtiklerini belirten Memişoğlu, şimdiye kadar Türkiye’de bu kampanyayla 513 bin kilo verildiğini sözlerine ekledi. Türkiye genelinde 10 milyon vatandaşın boy-kilo ölçümleri yapılmıştı 10 Mayıs-10 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen kampanyada 10 milyon vatandaşa ulaşılmış, boy ve kilo ölçümleri yapılarak beden kitle indeksleri tespit edilmişti. Ölçümler sonucunda ’fazla kilolu’ çıkanlar ücretsiz beslenme danışmanlığı için SHM’ye davet edilmişti. Kampanya sonrası vatandaşlara verilen beslenme danışmanlığının SHM’deki ilk çıktıları toplandı. Verilere göre, SHM’deki takiplerine devam eden yaklaşık 211 bin kişinin yaklaşık 513 bin kilo verdiği açıklandı. En fazla danışan sayısı 13 bin 75 kişi ile İstanbul’da kaydedildi Kampanyaya en fazla danışan sayısı 13 bin 75 kişi ile İstanbul’da kaydedildiği belirtilirken, İstanbul’u 10 bin 901 danışan ile Antalya, 8 bin 738 danışan ile Van’ın izlediği ifade edildi. Ayrıca SHM’lerde kişiye özel düzenlenen beslenme programları ve rutin kontroller neticesinde en çok kilo verilen iller toplamda 51 bin 81 kg ile İstanbul, 35 bin 113 kg ile Denizli, 27 bin 634 kg ile Van oldu.
Suça Sürüklenen Çocuklar Araştırma Komisyonu toplandı
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:25 Suça Sürüklenen Çocuklar Araştırma Komisyonu toplandı Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, "Yeni uydu şehirler oluşturduk çünkü şehir 500 bin mülteci alınca iki yıl içerisinde organizenin orada 5,5 milyon metrekareye yeni uydu şehirleri-Kuzey Şehir’i ve Güney Şehir’i-yaptık. Yaparken de "Bir çocuğa ne lazım?" bunun hepsinin altyapısını hazırladık" dedi. Suça Sürüklenen Çocuklar Araştırma Komisyonu Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’i dinledi. Şahin Gaziantep hakkında bilgi vererek, "500 bin mülteciyle biz on üç yıl birlikte yaşadık şu anda mevcutta 100 bin mülteci çocuğu okutuyoruz, 100 bin mülteci çocuk. Yani bizim göç yönetiminde yapmış olduğumuz, mesela İstanbul 15 milyon içerisinde 500 bin çocukla, aileyle yönetişimi farklı ama 2 milyonun içerisinde 500 bin kişiyle birlikte on üç yıl yaşayıp 100 bin çocuğu da kayıp nesil yapmadan sistemin içine alan bir şehiriz. Hakikaten burada tam bir kapsayıcılıkla çalıştık, kimseye geride bırakmadık. OECD Genel Sekreteri, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Gaziantep’e gelip göç yönetim modelimizi görüp bizi oraya Danışma Kuruluna davet edip anlatmamızı istediler. Çünkü bu konuda riski en yüksek olan şehirlerden bir tanesiyiz. Buna rağmen bizim bunu nasıl yönettiğimizle alakalı kısım öncelikle anlatmak istediğim şey her çocuk masumdur, her çocuğu suç işlemesiyle ilgili ortamlardan uzaklaştırmamız gerekir ve bu erken uyarı sistemi, dünya buna erken uyarı sistemi diyor. Bizim erken uyarı sistemimizin bir Sosyal Politikalar Bakanlığı yapmış, sosyal hizmet alanında çalışmış bir kardeşiniz olarak, göçü yönetmiş bir kardeşiniz olarak aslında duman tütüyor, buradan bir yangın çıkacağı belli biz tam duman tüterken bu yangının çıkmasını önleyecek çok ciddi önleyici tedbirler alıyoruz ve şehrin planlamasını da mekânsal planlamasını da buna göre yapıyoruz" ifadelerini kullandı. Şahin, şu an 640 bin çocuğun okuduğunu belirterek, "103 bin Suriyeli öğrenci çocuğumuz okuyor bu birçok şehrin nüfusu kadar. Mesela 100 bin nüfuslu şehir olarak baktığınız zaman 100 bin çocuğu okutan bir sistemin altlığını hazırladık. Başlıklarımızdan bir tanesi mekânsal dönüşüm. Şehir sanayi şehri, sanayi şehrinin çok hızlı göç almış olmasının getirdiği üçte 1’i gecekondu. 70’li yılların hızlı sanayileşmesiyle birlikte şehrin üçte 1’inin gecekondu olduğu bir şehirde, 500 bin mültecinin geldiği noktada, gecekondudan kentsel dönüşümde de çok hızlı yol alamayınca biz önce bu kentsel dönüşüm planlamasında nasıl bir planlama yaptığımızı göstermek istiyorum. Şehre girerken, havalimanından Gaziantep’e girerken 3 ayrı şehirle giriyorsunuz. Önce kentsel planlama bölümlerini belirledik. Kentsel planlama bölümleri mesela şu Aydınlar Mahallesi Gaziantep’te havalimanından girdiğiniz zaman, şehre girmeden gördüğünüz kısım, Çevre Şehircilik Bakanlığıyla burayı tamamen kentsel dönüşüm olarak ilan ettik ve kentsel dönüşüm olarak temizledik. Niye? Çocuklarımızın eğer oynayacak bir parkı yoksa, bir sosyal donatı alanı yoksa, bir GASMEK’i yoksa, bir spor tesisi yoksa, enerjisini harcayacak bir nokta yoksa ve bu suçun oluşmasında kümeleşecek bir planlamaya neden oluyorsa biz buraların hepsini kentsel dönüşüm alanı ilan ettik" şeklinde konuştu. Şahin şöyle konuştu: "Mesela, ilk yaptığımız işlerden bir tanesi Göllüce Mahallesi’ndeki sanayi alanındaki kısmı tamamen kaldırdık, Aydınlar Mahallesi’ndeki kısmı tamamen kentsel dönüşüm alanı ilan ettik. Kentsel dönüşüm alanlarındaki bu yaptığımız çalışma, aslında şehir planlamasında suça sürüklenen çocukların mekânsal planlamadaki önemini anlatmak açısından çok önemli. Şehri planlarken bir çocuğa ne lazım? Bir çocuğa park lazım, bir çocuğa sosyal donatı alanları lazım, spor yapacağı alanlar lazım; buna uygun olmayan yerlerin hepsinin kentsel dönüşümünü yaptık ve bu yaptığımız çalışmalarda Aydınlar Mahallesi alternatif ticaret konut alanlarını -özellikle Murat Bakanıma burada çok teşekkür ediyorum- Çevre Şehircilik Bakanlığımızla birlikte yaptık, çok hızlı yaptık. Bize ne lazım? Böyle yıktıktan sonra bir çocuğa ne lazım, bir aileye ne lazım, bir gence ne lazım? Bunların hepsinde mekânsal planlamalarını yaptık. Bu, bizim açımızdan en önleyici tedbir oldu çünkü çocuk bir alana sıkıştığında, suçu kümeleştirdiğinde, eğer yarın bir uyuşturucuyla tanıştığında, eğer hakikaten tıbbi tedaviyle birlikte sosyal rehabilitasyonu tamamlayamazsanız yeniden aynı mekâna dönüyor, yeniden o mekâna döndüğü zaman, yeniden aynı o mekâna döndüğünde yaptığınız bütün tedavilerin hiçbir işe yaramadığını gördük çünkü Oya Bahadır’da biz 18 yaş altı çalışıyoruz, Gülşen Vekilim bunu en iyi bilenlerden bir tanesi, Yeşilay Genel Başkanıyken eşi, beraber intiharları çalışmıştık. Şu an Sağlık Bilimleri Dekanımız aynı zamanda Yeşilay Şube Müdürümüz. Dolayısıyla biz şehre bu gözle bakıyoruz, şehrin yaşam kalitesini, çocuk dostu bir şehir nasıl yapacağız, çocuğu suça iten nedenlerde kentsel planlamayı nasıl planlayacağız? Bu yaptığımız en önemli kentsel dönüşüm alanlarımıza baktığınızda en önemli çalışmalarımızdan bir tanesi oldu." Hayat Projesi ile birçok çocuğun suç işleme eğilimini azalttıklarını kaydeden Şahin, "Enerjisini spora, GASMEK’e, musikiye, resme, kendine dair ne tür yeteneği varsa ona vereceği mekânsal planlamanın altyapısını hazırlıyor. Bakın, burada, şu anda gördüğünüz yerde, şehirde 10 ayrı birimde Hayat Projesi’ni mahallelerde belirledik, oluşturduk, yeşil alanlarını getirdik. Bakın, Sayın Başkanım, görüyor musunuz? Normalde büyük baktığınız zaman, büyük, makro baktığınız zaman adamı çok korkutuyor ama küçük bakıp, mikro bakıp "Bu çocuğa ne lazım?" diye koyduğunuzda -spor alanı, çocuğun oyun oynayacağı gruplar- "Çocuğa ne lazım?"ı burada planladığınızda önleyici tedbirin çok işe yaradığını ve çocukların bu alanda suça sürüklenme oranının ne kadar düştüğünü de görme fırsatımız oldu. O yüzden bir belediye başkanı olarak çocuklarımızı suçlamaktan daha çok çocuklarımızın erken uyarı sistemine göre suç işleme risklerini azaltacak tedbirleri mekansal planlamayla önce çözmeye çalıştık ve şehri genişlettik kıymetli Başkanım. Yeni uydu şehirler oluşturduk çünkü şehir 500 bin mülteci alınca iki yıl içerisinde organizenin orada 5,5 milyon metrekareye yeni uydu şehirleri -Kuzey Şehir’i ve Güney Şehir’i- yaptık. Yaparken de "Bir çocuğa ne lazım?" bunun hepsinin altyapısını hazırladık. "Bir çocuğa ne lazım?"da en önemli şey yeşil alan çok mühim, park çok önemli, spor tesisleri çok önemli, GASMEK’ler çok önemli. Biz GASMEK’lerin içerisinde kreşinden tutun kütüphanesine, resimden tutun musiki alanına kadar bir çocuğun ne yapmak istiyorsa onu yapacağı planlamayı yaptık yeni uydu şehirlerimizde de. Bu da gördüğünüz şehir planlamalarımızdan bir tanesi" dedi.