Yerel Haberler
Ankara
30 Nisan 2026 Perşembe - 23:18 İslam coğrafyasının renkleri aynı fuarda buluştu Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından düzenlenen fuarda İslam ülkelerinin kültürlerini, geleneksel lezzetlerini ve dayanışma mesajlarını ziyaretçilerle buluşturdu. Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından Ankara Millet Bahçesi’nde düzenlenen "Ülke Tanıtım Fuarı", İslam coğrafyasının kültürel mirasını, sanatını ve birlik mesajını ziyaretçilerle buluşturdu. 3 Mayıs’a kadar devam edecek fuarda farklı ülkelerin stantlarının yoğun ilgi gördüğü gözlemlendi. Fuarda Filistin standında yer alan Zahir Elbek, Filistin’in köklü bir medeniyete sahip olduğunu belirterek geleneksel kültürlerini tanıtmaya çalıştıklarını söyledi. Elbek, Filistin’e özgü kıyafetlerin ve sembollerin ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördüğünü ifade ederek, "Filistin çok eski ve kadim bir medeniyet. Yıllardır geleneksel kıyafetlerimiz, kültürümüz, yemeklerimiz ve daha birçok değerimiz var. Kadınlara özel kıyafetlerimiz var, aynı şekilde erkeklerin de geleneksel kıyafetleri bulunuyor. Bizde simgeleşmiş olan atkımız var. Bu artık bir direniş sembolü oldu. Dünyanın birçok yerinde insanlar bu atkıyı takıyor çünkü bu atkı Filistin direnişini anlatıyor" dedi. Filistin kültürünün önemli parçalarından biri olan Debke dansına da değinen Elbek, "Çok güzel bir dansımız var. Debke bizim için çok özel ve çok meşhur bir halk dansıdır" ifadelerini kullandı. "Filistin’de şehitsiz aile yok" Filistin halkının yaşadığı acılara da değinen Elbek, "Filistin’de şehitsiz aile yok. Bizim kültürümüzde bunun çok büyük bir yeri var. Bayrağımızdaki kırmızı şahadeti temsil ediyor. Siyah hüznü, yeşil ise geleceği anlatıyor. İnşallah yakında özgür Filistin’e kavuşacağız" ifadelerine yer verdi. "Kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil" İran standında görev alan Fariba Nazari ise fuarda yer almaktan dolayı heyecan duyduğunu belirtti. İran kültürünün çok geniş olduğunu ifade eden Nazari, "İran İslam Cumhuriyeti’nin resmi dini İslam’dır ancak dinimizi ve kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil. Bu savaşta zulme karşı boyun eğmeyeceğimizi göstermiş olduk. İslam’ın ilk şartlarından biri zulme boyun eğmemektir. Bizim halkımız ve devletimiz bunu dünyaya gösterdi. Savaştan kalan eserleri anlatmaya çalıştık. Okullardan kalan kalıntılar, çocukların eşyaları ve çeşitli karikatürler savaşı bize anlatıyor. Çok can yakıcı şeyler ama bir taraftan da zafer bizimdir. Çok şükür kazandık" diye konuştu. "Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik" Nazari, ABD ve İsrail ile olan savaş sürecinde İslamiyet’in kendilerine güç verdiğini belirterek, "Ben gerçekten bunu Müslüman olmamıza bağlıyorum. Yoksa böyle bir savaşı kazanmak imkansızdı. Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik. Kültürel mirasımız oldukça zengin ama bu stantta daha çok savaşta nasıl ayakta durduğumuzu ve nasıl kazandığımızı anlatmaya çalıştık. Herkesi buraya davet ediyorum. Bizim standımızı ve diğer İslam ülkelerinin stantlarını gezsinler. Eminim ki bende oluşan bu duygu onlarda da olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Farklı kültürler görmeyi seviyorum" Fuara gelen ziyaretçilerden Hatice Yıldız ise etkinliği billboard reklamlarında gördüğünü belirterek, "Hacı Bayram’a gidiyordum, orada denk geldim. Zaten böyle festivalleri çok severim. Değişik insanlar ve farklı kültürler görmeyi seviyorum. Malezya standında farklı tatlar denedik. Küçük kuşlardan yapılan bir yemek yedim. Değişik geldi bana. Tavuk eti yeriz ama onu hiç yememiştim. Hepsini gezmeye çalışıyorum ama daha gezemediklerim de var. Yaşadığın sürece gezip göreceksin. Çeşit çeşit insanlar ve kültürler tanıyacaksın. Dünyanın tadı böyle çıkar. Yiyeceksin, içeceksin, gezeceksin" cümlelerine yer verdi.
Gölbaşı Belediyesi, kuruluşunun 61. yılını kutladı
26 Mart 2026 Perşembe - 09:05 Gölbaşı Belediyesi, kuruluşunun 61. yılını kutladı Gölbaşı Belediyesi’nin kuruluşunun 61. yıl dönümü düzenlenen programla kutlandı. Programda birlikte beraberlik mesajı veren Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Gölbaşı için hep birlikte çalışmaya devam edeceklerini belirtti. Gölbaşı Belediyesinin kuruluşunun 61. yıl dönümü dolayısıyla belediye meclis salonunda kutlama programı düzenlendi. Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından Gölbaşı’nı anlatan bir video izletildi. Kutlama programında açıklamalarda bulunan Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Gölbaşı’na hizmet etmenin onurunu ve gururunu yaşadığını belirterek, Gölbaşı’nı bugünlere getiren tüm belediye başkanlarına teşekkür etti. "Bu güzel kente hizmet etmenin onurunu ve gururunu yaşıyorum" Gölbaşı’nın gelişimine dikkat çeken Odabaşı, ilçenin bugün Ankara’nın gözde yerleşim alanlarından biri haline geldiğini belirterek, "Ben de bu toprakların bir evladıyım. Bu güzel kente hizmet etmenin onurunu ve gururunu yaşıyorum. 172 bin nüfusu aşan Gölbaşı’nı bugünlere getiren tüm belediye başkanlarımıza, meclis üyelerimize teşekkür ediyor, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Gölbaşı geçmişte küçük bir yerleşim yeriydi ancak birçok uygarlığa ev sahipliği yaptı, kesişim noktası oldu. Bugün ise önemli bir kent konumuna ulaştı. Ankara’da yaşayan vatandaşlarımız Gölbaşı’na yerleşmek istiyor. Biz de bu güzelliği korumak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Zor şartlarda göreve geldik ancak bu zorlukları aştık. Borçlarımızı büyük ölçüde kapattık. Bundan sonra daha fazla yatırım yapan bir belediye olacağız" ifadelerini kullandı. Konuşmasının ardından Odabaşı, Gölbaşı’na geçmiş dönemlerde katkı sunan eski belediye başkanları Erdal Eren ve Mümtaz Sarıtaş’a teşekkür ederek hediye takdim etti. Ayrıca, 35 yıl boyunca belediyeye hizmet eden Özcan Balcı, Gürbüz Onbaşı, Hasan Arslan, Şevket Şahin, Mustafa Erdoğan ve Erdal Karabağ’a plaket verildi. Program, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması
25 Mart 2026 Çarşamba - 21:16 TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.
CHP Genel Başkanı Özel: "Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz"
25 Mart 2026 Çarşamba - 19:04 CHP Genel Başkanı Özel: "Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Kendi ülkelerinde siyaseten zor durumda olanlar, sıkışmış olan Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu toplantısına katıldı. Toplantının ardından açıklama yapan Özel, CHP Ekonomi Eşgüdüm Konseyi’nin savaşın ekonomik etkilerine ve risklere karşı önlem paketi hazırladığını belirtti. Özel, "İran’da hayatını kaybeden başta 165 kız öğrenci olmak üzere tüm masumları rahmetle anıyor, saldırı altındaki İran halkına bir kez daha dayanışma duygularımızı ifade ediyoruz. Tüm bölge ülkelerini ve uluslararası toplumu da uluslararası hukuku da hiçe sayan bu saldırılara karşı daha fazla ses yükseltmeye davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz" İran’daki yönetimin uygulamalarını desteklemediklerini ve bu konudaki eleştirilerini dile getirdiklerini hatırlatan Özel, "Ancak İran’ın geleceğine sadece İran halkının karar vereceği, emperyalist ülkelerin haksız müdahalelerinin son bulacağı bir düzeni savunmak siyasi, ahlaki ve vicdani sorumluluğumuzdur. Biz bu savaşa karşıyız. Kendi ülkelerinde siyaseten zor durumda olanlar, sıkışmış olan Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz. Bu kendini bilmez ikilinin Filistin, Gazze, Suriye, Lübnan ve çok sayıda komşu ülkeye yönelik saldırılarını cesaretle reddetmeye devam edeceğiz. Biz uluslararası toplumun kayıtsızlığından cesaret alan bu pervasızlığa karşı devletlerin egemenlik haklarına saygılı, hukuka, etiğe dayalı uluslararası düzeni savunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Savaşın ülkemizin kırılgan ekonomisine olumsuz etkileri endişe verici boyuta ulaşmıştır" İran savaşının tüm yakıcılığı ile devam ettiğini söyleyen Özel, "‘Bu savaşın tüm dünyaya, bölgemize ve özellikle ülkemizin kırılgan ekonomisine olumsuz etkileri endişe verici boyuta ulaşmıştır. Yani ekonomimiz bu savaşa hazırlıksız yakalanmıştır. Ne yazık ki ülkemizde yaşanan ekonomik kriz, siyasi iktidarın yıllardır süren yanlış politikalarının üzerine gelen 19 Mart darbesiyle birlikte çok daha derinleşmiş, ülkemizin her köşesine, her sektörüne yayılmıştır" dedi. Özel, Ekonomi Eşgüdüm Konseyi tarafından hazırlanan önlem paketinin ‘acil önlemler’ ve ‘orta, uzun vadeli tedbirler’ diye iki ana başlık altında olduğunu dile getirerek sözlerine şöyle devam etti: "Akaryakıttaki yüzde 20’lik KDV oranının yüzde 1’e düşürülmesini öneriyoruz. Benzin ve motorinin ÖTV’sinin içindeki KDV’nin ise kalıcı olarak kaldırılmasını, vergiden vergi alan bu Türkiye’ye özgü tuhaf uygulamanın bir an önce sonlandırılmasını öneriyoruz. Gıda enflasyonunda dünya üçüncülüğüne yükselmiş durumdayız. Bu nedenle tarımda ciddi önlemler almak artık bir zorunluluk. Çiftçilere kredi limitlerine bakılmaksızın finansmana erişim olanağı sunulmalı, faizsiz gübre ve akaryakıt kredileri sağlanmalıdır. Özellikle üretiminde yüksek ısıya ve akaryakıta ihtiyaç duyulan gübrenin Türkiye’de tam da ekim dönemi gelirken üretimindeki aksaklıklar, tedarik zincirindeki zorluklar, fiyatındaki artış son derece tehlikeli bir noktaya gelmiştir. Bu konuda gıda güvenliğimiz, gıdanın temini, Türkiye’nin kendi kendine yetebilmesi açısından bir krizin kapıda olduğunu görüp, buna acil önlem alınması gerekmektedir. Çiftçilerimizin kredi borçlarının faizleri silinmeli, ana paraları mutlaka yapılandırılmalıdır. Çiftçilere yönelik haciz işlemleri derhal durdurulmalıdır. Son gelişmelerin enflasyon üzerinde oluşturacağı ek baskıya karşı asgari ücret artışları üç ayda bir gerçekleşmeli, memur ve emekli maaşlarında ek düzenlemeler yapılmalıdır." "Savunma sanayiimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarına hızlı yanıt veren bir yapıya dönüştürülmelidir" Orta ve uzun vadeli önlemlerin de acil önlemler kadar önemli olduğunu vurgulayan Özel, "Enerji güvenliğinin sağlanmalı, bunun için gerekli altyapı entegrasyonu oluşturulmalı, arz güvenliğinin takip edilmesi için alternatif tedarik hatları güçlendirilmeli, yerli, yenilenebilir enerji kapasitemiz artırılmalıdır. Tarımda maliyet krizine karşı kalıcı sübvansiyon mekanizmaları oluşturulmalı, üretim artışı ve planlama esas alınmalı, çiftçiye gelir güvencesi sağlanmalıdır. KOBİ’ler ve reel sektör için orta ve uzun vadede enerji maliyetlerini azaltmaya dönük destek programları ve üretimde yeşil, mor dijital dönüşüm programları hayata geçirilmelidir. Orta koridorun etkinliği artırılmalı, alternatif uluslararası ticaret ve ulaştırma koridorları güçlendirilmeli, komşu ülkelerle ulaştırma ve enerji alanında kriz koordinasyon mekanizmaları oluşturulmalıdır. Milletimizin ortak eseri olan savunma sanayiimize etkin destek sağlanmalı, mevcut birikim hızla artırılmalı, milli savunma sanayimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarına hızlı yanıt veren bir yapıya dönüştürülmelidir" dedi. "Yolu mahkemeye düşen herkesin adaleti bulduğu bir ülkeyi hedefliyoruz" Özel, iktidara geldiklerinde adaletsizliklere ve haksızlıklara yer olmayacağının altını çizerek, "İktidarımızda devletimizi güçlü, yurttaşlarımızı güvende tutacağız. Adaletsizlikleri, haksızlıkları nihayete erdireceğiz. Tam bir demokrasiyi ve adalet sistemini tesis edeceğiz. Ekonomik dirençliliğin inşası şarttır. Çalışan herkesin kazandığından emin olduğu, yolu mahkemeye düşen herkesin adaleti bulduğu bir ülkeyi hedefliyoruz. Kayırmacılık bitecek, liyakat gelecektir. Bu ülkede gelir adaleti, vergi adaleti, mahkeme adaleti ve sosyal adaleti mutlaka ama mutlaka sağlayacağız. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu siyasi bir darbeyle hapse atılmış olsa bile adalet ve demokrasi mücadelemiz sürmektedir ve kararlılıkla sürecektir" açıklamasında bulundu.
CHP Genel Başkanı Özel: "Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz"
25 Mart 2026 Çarşamba - 18:59 CHP Genel Başkanı Özel: "Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Kendi ülkelerinde siyaseten zor durumda olanlar, sıkışmış olan Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu toplantısına katıldı. Toplantının ardından açıklama yapan Özel, CHP Ekonomi Eşgüdüm Konseyi’nin savaşın ekonomik etkilerine ve risklere karşı önlem paketi hazırladığını belirtti. Özel, "İran’da hayatını kaybeden başta 165 kız öğrenci olmak üzere tüm masumları rahmetle anıyor, saldırı altındaki İran halkına bir kez daha dayanışma duygularımızı ifade ediyoruz. Tüm bölge ülkelerini ve uluslararası toplumu da uluslararası hukuku da hiçe sayan bu saldırılara karşı daha fazla ses yükseltmeye davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz" İran’daki yönetimin uygulamalarını desteklemediklerini ve bu konudaki eleştirilerini dile getirdiklerini hatırlatan Özel, "Ancak İran’ın geleceğine sadece İran halkının karar vereceği, emperyalist ülkelerin haksız müdahalelerinin son bulacağı bir düzeni savunmak siyasi, ahlaki ve vicdani sorumluluğumuzdur. Biz bu savaşa karşıyız. Kendi ülkelerinde siyaseten zor durumda olanlar, sıkışmış olan Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz. Bu kendini bilmez ikilinin Filistin, Gazze, Suriye, Lübnan ve çok sayıda komşu ülkeye yönelik saldırılarını cesaretle reddetmeye devam edeceğiz. Biz uluslararası toplumun kayıtsızlığından cesaret alan bu pervasızlığa karşı devletlerin egemenlik haklarına saygılı, hukuka, etiğe dayalı uluslararası düzeni savunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Savaşın ülkemizin kırılgan ekonomisine olumsuz etkileri endişe verici boyuta ulaşmıştır" İran savaşının tüm yakıcılığı ile devam ettiğini söyleyen Özel, "‘Bu savaşın tüm dünyaya, bölgemize ve özellikle ülkemizin kırılgan ekonomisine olumsuz etkileri endişe verici boyuta ulaşmıştır. Yani ekonomimiz bu savaşa hazırlıksız yakalanmıştır. Ne yazık ki ülkemizde yaşanan ekonomik kriz, siyasi iktidarın yıllardır süren yanlış politikalarının üzerine gelen 19 Mart darbesiyle birlikte çok daha derinleşmiş, ülkemizin her köşesine, her sektörüne yayılmıştır" dedi. Özel, Ekonomi Eşgüdüm Konseyi tarafından hazırlanan önlem paketinin ‘acil önlemler’ ve ‘orta, uzun vadeli tedbirler’ diye iki ana başlık altında olduğunu dile getirerek sözlerine şöyle devam etti: "Akaryakıttaki yüzde 20’lik KDV oranının yüzde 1’e düşürülmesini öneriyoruz. Benzin ve motorinin ÖTV’sinin içindeki KDV’nin ise kalıcı olarak kaldırılmasını, vergiden vergi alan bu Türkiye’ye özgü tuhaf uygulamanın bir an önce sonlandırılmasını öneriyoruz. Gıda enflasyonunda dünya üçüncülüğüne yükselmiş durumdayız. Bu nedenle tarımda ciddi önlemler almak artık bir zorunluluk. Çiftçilere kredi limitlerine bakılmaksızın finansmana erişim olanağı sunulmalı, faizsiz gübre ve akaryakıt kredileri sağlanmalıdır. Özellikle üretiminde yüksek ısıya ve akaryakıta ihtiyaç duyulan gübrenin Türkiye’de tam da ekim dönemi gelirken üretimindeki aksaklıklar, tedarik zincirindeki zorluklar, fiyatındaki artış son derece tehlikeli bir noktaya gelmiştir. Bu konuda gıda güvenliğimiz, gıdanın temini, Türkiye’nin kendi kendine yetebilmesi açısından bir krizin kapıda olduğunu görüp, buna acil önlem alınması gerekmektedir. Çiftçilerimizin kredi borçlarının faizleri silinmeli, ana paraları mutlaka yapılandırılmalıdır. Çiftçilere yönelik haciz işlemleri derhal durdurulmalıdır. Son gelişmelerin enflasyon üzerinde oluşturacağı ek baskıya karşı asgari ücret artışları üç ayda bir gerçekleşmeli, memur ve emekli maaşlarında ek düzenlemeler yapılmalıdır." "Savunma sanayiimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarına hızlı yanıt veren bir yapıya dönüştürülmelidir" Orta ve uzun vadeli önlemlerin de acil önlemler kadar önemli olduğunu vurgulayan Özel, "Enerji güvenliğinin sağlanmalı, bunun için gerekli altyapı entegrasyonu oluşturulmalı, arz güvenliğinin takip edilmesi için alternatif tedarik hatları güçlendirilmeli, yerli, yenilenebilir enerji kapasitemiz artırılmalıdır. Tarımda maliyet krizine karşı kalıcı sübvansiyon mekanizmaları oluşturulmalı, üretim artışı ve planlama esas alınmalı, çiftçiye gelir güvencesi sağlanmalıdır. KOBİ’ler ve reel sektör için orta ve uzun vadede enerji maliyetlerini azaltmaya dönük destek programları ve üretimde yeşil, mor dijital dönüşüm programları hayata geçirilmelidir. Orta koridorun etkinliği artırılmalı, alternatif uluslararası ticaret ve ulaştırma koridorları güçlendirilmeli, komşu ülkelerle ulaştırma ve enerji alanında kriz koordinasyon mekanizmaları oluşturulmalıdır. Milletimizin ortak eseri olan savunma sanayiimize etkin destek sağlanmalı, mevcut birikim hızla artırılmalı, milli savunma sanayimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarına hızlı yanıt veren bir yapıya dönüştürülmelidir" dedi. "Yolu mahkemeye düşen herkesin adaleti bulduğu bir ülkeyi hedefliyoruz" Özel, iktidara geldiklerinde adaletsizliklere ve haksızlıklara yer olmayacağının altını çizerek, "İktidarımızda devletimizi güçlü, yurttaşlarımızı güvende tutacağız. Adaletsizlikleri, haksızlıkları nihayete erdireceğiz. Tam bir demokrasiyi ve adalet sistemini tesis edeceğiz. Ekonomik dirençliliğin inşası şarttır. Çalışan herkesin kazandığından emin olduğu, yolu mahkemeye düşen herkesin adaleti bulduğu bir ülkeyi hedefliyoruz. Kayırmacılık bitecek, liyakat gelecektir. Bu ülkede gelir adaleti, vergi adaleti, mahkeme adaleti ve sosyal adaleti mutlaka ama mutlaka sağlayacağız. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu siyasi bir darbeyle hapse atılmış olsa bile adalet ve demokrasi mücadelemiz sürmektedir ve kararlılıkla sürecektir" açıklamasında bulundu.
"İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla 513 bin kilo verildi
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:27 "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla 513 bin kilo verildi Sağlık Bakanlığı’nın geçen yılın mayıs ayında başlattığı ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasıyla vatandaşlar, 10 ayda 513 bin kilo verdi. Sağlık Bakanlığı, geçen yılın mayıs ayında ’İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasını başlatmış, boy-kilo ölçümlerinde fazla kilolu çıkanlar Sağlıklı Hayat Merkezlerine (SHM) yönlendirilmişti. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, kampanyaya katılan vatandaşların SHM’lerde sunulan beslenme danışmanlığı ile 10 ayda yaklaşık 513 bin kilo verdiğini açıkladı. Bakan Memişoğlu, Türkiye’de ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasıyla 10 milyon kişinin kilosunu ölçtüklerini, bu kampanyaya katılıp SHM’lerde takip ettikleri 211 bin vatandaşın ideal kilosuna ulaştığını belirtti. Beslenme alışkanlığı iyi olmayan kişilerin özellikle SHM’de hizmet aldığında kilolarını verdiklerini ve sağlıklı yaşama geçtiklerini belirten Memişoğlu, şimdiye kadar Türkiye’de bu kampanyayla 513 bin kilo verildiğini sözlerine ekledi. Türkiye genelinde 10 milyon vatandaşın boy-kilo ölçümleri yapılmıştı 10 Mayıs-10 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen kampanyada 10 milyon vatandaşa ulaşılmış, boy ve kilo ölçümleri yapılarak beden kitle indeksleri tespit edilmişti. Ölçümler sonucunda ’fazla kilolu’ çıkanlar ücretsiz beslenme danışmanlığı için SHM’ye davet edilmişti. Kampanya sonrası vatandaşlara verilen beslenme danışmanlığının SHM’deki ilk çıktıları toplandı. Verilere göre, SHM’deki takiplerine devam eden yaklaşık 211 bin kişinin yaklaşık 513 bin kilo verdiği açıklandı. En fazla danışan sayısı 13 bin 75 kişi ile İstanbul’da kaydedildi Kampanyaya en fazla danışan sayısı 13 bin 75 kişi ile İstanbul’da kaydedildiği belirtilirken, İstanbul’u 10 bin 901 danışan ile Antalya, 8 bin 738 danışan ile Van’ın izlediği ifade edildi. Ayrıca SHM’lerde kişiye özel düzenlenen beslenme programları ve rutin kontroller neticesinde en çok kilo verilen iller toplamda 51 bin 81 kg ile İstanbul, 35 bin 113 kg ile Denizli, 27 bin 634 kg ile Van oldu.
Suça Sürüklenen Çocuklar Araştırma Komisyonu toplandı
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:25 Suça Sürüklenen Çocuklar Araştırma Komisyonu toplandı Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, "Yeni uydu şehirler oluşturduk çünkü şehir 500 bin mülteci alınca iki yıl içerisinde organizenin orada 5,5 milyon metrekareye yeni uydu şehirleri-Kuzey Şehir’i ve Güney Şehir’i-yaptık. Yaparken de "Bir çocuğa ne lazım?" bunun hepsinin altyapısını hazırladık" dedi. Suça Sürüklenen Çocuklar Araştırma Komisyonu Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’i dinledi. Şahin Gaziantep hakkında bilgi vererek, "500 bin mülteciyle biz on üç yıl birlikte yaşadık şu anda mevcutta 100 bin mülteci çocuğu okutuyoruz, 100 bin mülteci çocuk. Yani bizim göç yönetiminde yapmış olduğumuz, mesela İstanbul 15 milyon içerisinde 500 bin çocukla, aileyle yönetişimi farklı ama 2 milyonun içerisinde 500 bin kişiyle birlikte on üç yıl yaşayıp 100 bin çocuğu da kayıp nesil yapmadan sistemin içine alan bir şehiriz. Hakikaten burada tam bir kapsayıcılıkla çalıştık, kimseye geride bırakmadık. OECD Genel Sekreteri, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Gaziantep’e gelip göç yönetim modelimizi görüp bizi oraya Danışma Kuruluna davet edip anlatmamızı istediler. Çünkü bu konuda riski en yüksek olan şehirlerden bir tanesiyiz. Buna rağmen bizim bunu nasıl yönettiğimizle alakalı kısım öncelikle anlatmak istediğim şey her çocuk masumdur, her çocuğu suç işlemesiyle ilgili ortamlardan uzaklaştırmamız gerekir ve bu erken uyarı sistemi, dünya buna erken uyarı sistemi diyor. Bizim erken uyarı sistemimizin bir Sosyal Politikalar Bakanlığı yapmış, sosyal hizmet alanında çalışmış bir kardeşiniz olarak, göçü yönetmiş bir kardeşiniz olarak aslında duman tütüyor, buradan bir yangın çıkacağı belli biz tam duman tüterken bu yangının çıkmasını önleyecek çok ciddi önleyici tedbirler alıyoruz ve şehrin planlamasını da mekânsal planlamasını da buna göre yapıyoruz" ifadelerini kullandı. Şahin, şu an 640 bin çocuğun okuduğunu belirterek, "103 bin Suriyeli öğrenci çocuğumuz okuyor bu birçok şehrin nüfusu kadar. Mesela 100 bin nüfuslu şehir olarak baktığınız zaman 100 bin çocuğu okutan bir sistemin altlığını hazırladık. Başlıklarımızdan bir tanesi mekânsal dönüşüm. Şehir sanayi şehri, sanayi şehrinin çok hızlı göç almış olmasının getirdiği üçte 1’i gecekondu. 70’li yılların hızlı sanayileşmesiyle birlikte şehrin üçte 1’inin gecekondu olduğu bir şehirde, 500 bin mültecinin geldiği noktada, gecekondudan kentsel dönüşümde de çok hızlı yol alamayınca biz önce bu kentsel dönüşüm planlamasında nasıl bir planlama yaptığımızı göstermek istiyorum. Şehre girerken, havalimanından Gaziantep’e girerken 3 ayrı şehirle giriyorsunuz. Önce kentsel planlama bölümlerini belirledik. Kentsel planlama bölümleri mesela şu Aydınlar Mahallesi Gaziantep’te havalimanından girdiğiniz zaman, şehre girmeden gördüğünüz kısım, Çevre Şehircilik Bakanlığıyla burayı tamamen kentsel dönüşüm olarak ilan ettik ve kentsel dönüşüm olarak temizledik. Niye? Çocuklarımızın eğer oynayacak bir parkı yoksa, bir sosyal donatı alanı yoksa, bir GASMEK’i yoksa, bir spor tesisi yoksa, enerjisini harcayacak bir nokta yoksa ve bu suçun oluşmasında kümeleşecek bir planlamaya neden oluyorsa biz buraların hepsini kentsel dönüşüm alanı ilan ettik" şeklinde konuştu. Şahin şöyle konuştu: "Mesela, ilk yaptığımız işlerden bir tanesi Göllüce Mahallesi’ndeki sanayi alanındaki kısmı tamamen kaldırdık, Aydınlar Mahallesi’ndeki kısmı tamamen kentsel dönüşüm alanı ilan ettik. Kentsel dönüşüm alanlarındaki bu yaptığımız çalışma, aslında şehir planlamasında suça sürüklenen çocukların mekânsal planlamadaki önemini anlatmak açısından çok önemli. Şehri planlarken bir çocuğa ne lazım? Bir çocuğa park lazım, bir çocuğa sosyal donatı alanları lazım, spor yapacağı alanlar lazım; buna uygun olmayan yerlerin hepsinin kentsel dönüşümünü yaptık ve bu yaptığımız çalışmalarda Aydınlar Mahallesi alternatif ticaret konut alanlarını -özellikle Murat Bakanıma burada çok teşekkür ediyorum- Çevre Şehircilik Bakanlığımızla birlikte yaptık, çok hızlı yaptık. Bize ne lazım? Böyle yıktıktan sonra bir çocuğa ne lazım, bir aileye ne lazım, bir gence ne lazım? Bunların hepsinde mekânsal planlamalarını yaptık. Bu, bizim açımızdan en önleyici tedbir oldu çünkü çocuk bir alana sıkıştığında, suçu kümeleştirdiğinde, eğer yarın bir uyuşturucuyla tanıştığında, eğer hakikaten tıbbi tedaviyle birlikte sosyal rehabilitasyonu tamamlayamazsanız yeniden aynı mekâna dönüyor, yeniden o mekâna döndüğü zaman, yeniden aynı o mekâna döndüğünde yaptığınız bütün tedavilerin hiçbir işe yaramadığını gördük çünkü Oya Bahadır’da biz 18 yaş altı çalışıyoruz, Gülşen Vekilim bunu en iyi bilenlerden bir tanesi, Yeşilay Genel Başkanıyken eşi, beraber intiharları çalışmıştık. Şu an Sağlık Bilimleri Dekanımız aynı zamanda Yeşilay Şube Müdürümüz. Dolayısıyla biz şehre bu gözle bakıyoruz, şehrin yaşam kalitesini, çocuk dostu bir şehir nasıl yapacağız, çocuğu suça iten nedenlerde kentsel planlamayı nasıl planlayacağız? Bu yaptığımız en önemli kentsel dönüşüm alanlarımıza baktığınızda en önemli çalışmalarımızdan bir tanesi oldu." Hayat Projesi ile birçok çocuğun suç işleme eğilimini azalttıklarını kaydeden Şahin, "Enerjisini spora, GASMEK’e, musikiye, resme, kendine dair ne tür yeteneği varsa ona vereceği mekânsal planlamanın altyapısını hazırlıyor. Bakın, burada, şu anda gördüğünüz yerde, şehirde 10 ayrı birimde Hayat Projesi’ni mahallelerde belirledik, oluşturduk, yeşil alanlarını getirdik. Bakın, Sayın Başkanım, görüyor musunuz? Normalde büyük baktığınız zaman, büyük, makro baktığınız zaman adamı çok korkutuyor ama küçük bakıp, mikro bakıp "Bu çocuğa ne lazım?" diye koyduğunuzda -spor alanı, çocuğun oyun oynayacağı gruplar- "Çocuğa ne lazım?"ı burada planladığınızda önleyici tedbirin çok işe yaradığını ve çocukların bu alanda suça sürüklenme oranının ne kadar düştüğünü de görme fırsatımız oldu. O yüzden bir belediye başkanı olarak çocuklarımızı suçlamaktan daha çok çocuklarımızın erken uyarı sistemine göre suç işleme risklerini azaltacak tedbirleri mekansal planlamayla önce çözmeye çalıştık ve şehri genişlettik kıymetli Başkanım. Yeni uydu şehirler oluşturduk çünkü şehir 500 bin mülteci alınca iki yıl içerisinde organizenin orada 5,5 milyon metrekareye yeni uydu şehirleri -Kuzey Şehir’i ve Güney Şehir’i- yaptık. Yaparken de "Bir çocuğa ne lazım?" bunun hepsinin altyapısını hazırladık. "Bir çocuğa ne lazım?"da en önemli şey yeşil alan çok mühim, park çok önemli, spor tesisleri çok önemli, GASMEK’ler çok önemli. Biz GASMEK’lerin içerisinde kreşinden tutun kütüphanesine, resimden tutun musiki alanına kadar bir çocuğun ne yapmak istiyorsa onu yapacağı planlamayı yaptık yeni uydu şehirlerimizde de. Bu da gördüğünüz şehir planlamalarımızdan bir tanesi" dedi.
Ankara’da ‘Dünya Tüberküloz Günü’ sempozyumu düzenlendi
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:10 Ankara’da ‘Dünya Tüberküloz Günü’ sempozyumu düzenlendi Ankara’da Dünya Tüberküloz Günü kapsamında düzenlenen sempozyumda, dirençli tüberkülozda kısa süreli ilaç tedavisine geçiş süreci ele alındı. Dünya Tüberküloz Günü kapsamında, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi ev sahipliğinde, ‘Dirençli Tüberkülozda Kısa Süreli İlaç Tedavisine Geçiş’ konulu sempozyum düzenlendi. Programda konuşan, Ankara İl Sağlık Müdürü Ali Niyazi Kurtcebe, teknolojik imkanlardan yararlandıklarını belirterek, "2024 yılında toplam kaydedilen vaka sayısı yeni hastalarla beraber 387 olgu hızları da 2017’de 100 binde 13.8 iken 2024’te 100 binde 6.6’lara kadar düşmüş durumda açıkçası. Çoklu ilaca dirençli hasta sayılarımız da azalıyor. Bununla birlikte tabii ki tedavi başarımız da yüzde 80 ve üzerinde" ifadesini kullandı. "Korunma hastalığı tedavi etmekten çok daha önce geliyor" Kişinin sağlığının öncelikli olarak korunması gerektiğini belirten Kurtcebe, "Birçok gelişmiş büyük şehir hastanelerimiz, eğitim hastanelerimiz, birçok imkanımız, donanımımız ve çok kıymetli sağlık çalışanlarımız, hocalarımız mevcut ve o konuda sıkıntı yaşamıyoruz. Ama biz ne kadar hastane yaparsak yapalım, içini ne kadar donatırsak donatalım, sizler orada çalışın hizmet verin ama önemli olan birinci planda, her zaman aslında bizim yıllardan beri dile getirdiğimiz, birinci basamak sağlık hizmetleri kişinin sağlığını öncelik olarak koruması. Tüberküloz da aynı şekilde, korunma hastalığı tedavi etmekten çok daha önce geliyor. O yüzden biz bu hastaları izole ediyoruz, o yüzden diğer hastalara bulaşmasını engellemeye çalışıyoruz ve bu risk ortamlarını azaltmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Tüberküloz bulaşıcı bir hastalıktır" Tüberkülozun bulaşıcı bir hastalık olduğunu belirten Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Aydın Kurtcebe, "Tüberküloz bulaşıcı bir hastalıktır. Hızlı tanı koymak, her şeyden önce hızlı tedavi edilmesi gerekiyor. Bazen toplumda ve sağlık çalışanlarımızın arasında damgalama gibi bir takım yanlış hareketler olabiliyor. Bizim idare olarak sıkıntı yaşadığımız konulardan biri bu" ifadelerini kullandı. "Yılda 10,7 milyon yeni vaka çıkıyor" Asya ve Afrika’da Türkiye’deki gibi güçlü bir sağlık altyapısının bulunmadığına dikkati çeken Kurtcebe, "Türkiye’nin neresinde olursa olsun arayan hekim arkadaşlarımıza mesajla ya da telefonla olsun gerekli bilgi ve donanımlarını bu arkadaşlara sunuyorlar. Dünyada tüberküloza bakıldığı zaman nedir? Yılda 10,7 milyon yeni vaka çıkıyor. Bunların 1,25 milyonu maalesef kaybediliyor. Asya ve Afrika’da Türkiye’deki gibi güçlü bir sağlık altyapısı yok. Oradan da gelen hastalarımız oluyor. Oradan gelen hastalarımızı da ücretsiz bir şekilde, yine güvencesi olmayan Türkiye’deki vatandaşlarımıza da hiçbir ücret almadan bu hastalığın tedavisini sağlıyoruz" dedi.