Yerel Haberler
Ankara
Çaykur Rizespor Kulubü Ankara’da iftarda bir araya geldi 10 Mart 2026 Salı - 22:18:41 Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Adalet Bakanı Akın Gürlek, Çaykur Rizespor Kulübü’nün iftar programına katıldı. Sağlık Bakanı Memişoğlu, "Spor kazanmak için yapılır ama tek amaç sporda kazanmak olmamalı. Mücadele olmalı, kazanmak isteği olmalı ama spor sağlıktır" dedi. Ankara’da bir otelde gerçekleştirilen Çaykur Risespor iftar proğramına, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Çaykur Rizespor Başkanı İbrahim Turgut’un yanı sıra yöneticiler ve davetliler katıldı. İftar programının açılış konuşmasını yapan Çaykur Rizespor Kulubü Başkanı İbrahim Turgut, "Bu mübarek ramazan gününde iftarımızı bizimle paylaştığınız ve davetimize icabet ederek buraya geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Yola çıkarken sadece saha sonuçlarına odaklanmadık. Futbol dışında birlik, beraberlik, barış ve kardeşliği de önemsedik. Tüm takımlarla kardeş olmayı, Türk futbolunun başarısı için öz kaynaşmayı hedefledik. Allah’ın yardımı ve sizlerin desteğiyle iyi bir noktaya geldik. İnşallah daha da iyi yerlere geleceğiz. Bu yolda bizlere destek veren başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Sayın Osman Bakanımıza, Sayın Kemal Bakanımıza, Sayın Hayati Yazıcı’ya ve tüm büyüklerimize şahsım ve kurumum adına teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Spor kazanmak için yapılır ama tek amaç sporda kazanmak olmamalı. Mücadele olmalı, kazanmak isteği olmalı ama spor sağlıktır. Yani spor sağlık için, mutluluk için yapılır. Toplum olarak spor yapmamız lazım" diye konuştu. Türkiye’nin, dünyanın en iyi sağlık hizmeti sunan ülkesi olduğunu belirten Memişoğlu, Türkiye’deki sağlık hizmetlerine yönelik bilgiler verdi. "Bugünden sigarayı bırakın istiyoruz" Mevcut sağlık hizmetlerini yeterli görmediklerini ve sağlığın teknolojisini ve bilgisini de üretmeleri gerektiğini belirten Memişoğlu, "Türk toplumunun sağlıklı olması için ne yapılmalı? Bunun çabası içindeyiz. Erkeklerin yüzde 46’sının, kadınların yüzde 25’inin sigara içtiği yani insanların ortalama yüzde 33’ünün sigara içtiği bir ülkede sigara illetinden kurtulmamız gerekiyor. Ramazan irademizi güçlendirdiğimiz ay olduğu için de sigara içenlerin sigarayı bırakmak için bayramı beklememesini istiyoruz. Bugünden sigarayı bırakın istiyoruz" diye konuştu. Karadeniz Bölgesi’nin Türkiye’nin en kilolu bölgesi çıktığını aktaran Memişoğlu, "Karadeniz’de eskiden babaannem sabahları muhlama yiyordu, çaylığa gidiyordu, akşama kadar o çaylıkta çalışıyordu. Muhlama dediğiniz esasında bir enerji bombası. Şimdi aynı muhlamayı yiyoruz, gidiyoruz, masada oturuyoruz. O zaman ne oluyor? Bu bize kilo olarak geri dönüyor. Kalp hastalığı, eklem hastalığı olarak geri dönüyor. Onun için sizlerden istirhamım, bize emanet olan bu bedene lütfen iyi bakın. Kilo vermeye, kötü alışkanlıktan uzak durmaya ve hareketli olmaya çalışın. Onun için de sağlıklı hayat merkezlerine gidin lütfen" diyerek sağlıklı hayat merkezlerinde tüm hizmetlerin ücretsiz olduğunu belirtti. Adalet Bakanı Akın Gürlek ise kendisinin Nevşehirli olduğunu ancak "fahri Rizeli" olduğunu belirterek, Türkiye ve bütün hanelere ramazanın huzurunun, bereketinin gelmesini diledi. Konuşmanın ardından Çaykur Rizespor Kulübü Başkanı İbrahim Turgut, Sağlık Bakanı Memişoğlu ve Adalet Bakanı Gürlek’e Rizespor forması hediye etti.
Bakan Bak 2026 Kış Olimpiyatları’na katılacak milli sporcuları kabul etti
24 Ocak 2026 Cumartesi - 11:37 Bakan Bak 2026 Kış Olimpiyatları’na katılacak milli sporcuları kabul etti Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 06-22 Şubat tarihlerinde İtalya’nın ev sahipliğinde düzenlenecek Kış Olimpiyat Oyunları’nda mücadele edecek olan milli sporcularla bir araya geldi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, İtalya’da düzenlenecek Kış Olimpiyat Oyunları’nda ülkemizi temsil edecek olan milli sporcuları kabul etti. Milli sporculara başarılar dileyen Bakan Bak, "Sizlerle gurur duyuyoruz. Ülkemize kış olimpiyatlarındaki ilk madalyayı kazandırma onuru inşallah sizlere nasip olur" dedi. Bakan Bak, olimpiyat oyunları için kota alan milli sporcuları tebrik ederek, "Olimpiyatlarda mücadele etmek her sporcuya nasip olmaz. Bundan dolayı sizleri kutluyorum. Milli sporcularımızın kota almasında emeği olan herkese teşekkür ediyorum. Ülkemizi çok güzel bir şekilde Olimpiyat Oyunlarında temsil edeceğinize inanıyorum. Ülke olarak son yıllarda yapılan kayak tesisleriyle önemli bir hamle içerisindeyiz. Yeni tesisler yapmaya devam edeceğiz. Bunun sonucunda kış sporlarında adımızdan söz ettireceğimize inanıyorum. Sizlerle gurur duyuyoruz. Hepinize yürekten başarılar diliyorum. Ülkemize kış olimpiyatlarındaki ilk madalyayı kazandırma onuru inşallah size nasip olur" dedi. Milli sporcular başarı sözü verdi Kabulde, ülkemizi kısa mesafe sürat pateni, kayaklı koşu, kayakla atlama ve alp disiplini branşlarında temsil edecek olan milli sporcular da görüşlerini paylaştı. Kayakla atlama kategorisinde madalya mücadelesi verecek sporculardan Fatih Arda İpcioğlu, kota alma sürecinin mental açıdan çok zorlu geçtiğini belirterek, "Kayakla atlama kategorisinde ülke olarak ilk kez kış olimpiyatlarına 2 sporcuyla kota almayı başardık. Bunun için çok mutlu ve gururluyuz. Başarı elde etmek için mücadele edeceğiz" ifadelerini kullandı. Kadınlar alp disiplininde ülkemizi temsil edecek olan Ada Hasırcı ise, "18 yaşındayım. Benim katılacağım ilk olimpiyat. Elimden gelenin en iyisini yapıp ülkemi başarıyla temsil etmeyi hedefliyorum" değerlendirmesinde bulundu. Erkekler alp disiplininde yarışacak olan Thomas Kaan Önol Lang ise, "18 yaşındayım. İlk kez olimpiyat oyunlarında mücadele edeceğim. Benim için kariyer olarak büyük bir tecrübe olacak. Daha önce EYOF’ta ülkemi temsil etmiştim. İyi bir hazırlık dönemi geçirdim" dedi. Kısa kulvar sürat pateni (short track) branşı sporcusu Furkan Akar ise en büyük destekçisinin ailesi olduğunu ifade ederek anne babasına teşekkür etti. Kabulün ardından Bakan Bak, milli sporcularla hatıra fotoğrafı çektirdi. Türkiye, 2026 Kış Olimpiyatları’nda 8 sporcuyla mücadele edecek Türkiye, 2026 Kış Olimpiyat Oyunları’nda, buz pateninde 2 ve kayakta 6 olmak üzere 8 sporcuyla madalya mücadelesi verecek. 25. Kış Olimpiyat Oyunları, 06-22 Şubat tarihlerinde İtalya’nın ev sahipliğinde Milano ve Cortina kentlerinde organize edilecek. İstanbul’da gerçekleşen kabulde, sporcuların yanı sıra aynı zamanda Kış Olimpiyat Oyunları Kafile Başkanı olan Spor Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Veli Ozan Çakır, Türkiye Kayak Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Süleyman Şahin, Buz Pateni Federasyonu Başkan Vekili Recep Ali Er ile antrenörler de yer aldı.
Bakan Uraloğlu: "Sinyalli hat oranımızı yüzde 61’e yükselttik"
24 Ocak 2026 Cumartesi - 11:17 Bakan Uraloğlu: "Sinyalli hat oranımızı yüzde 61’e yükselttik" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Yerli ve milli sinyalizasyon sistemi ile Ortaklar-Aydın-Denizli-Karakuyu arasındaki hattımızı sinyalli hale getirerek sinyalli hat oranımızı yüzde 61’e yükselttik" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 23 yılda sinyalli hat uzunluğunu 2 bin 505 kilometreden 8 bin 419 kilometreye çıkardıklarını belirtti. Bakan Uraloğlu, Ortaklar-Aydın-Denizli-Karakuyu arasındaki hattın sinyalli hale getirilerek sinyalli hat oranının yüzde 61’e yükselttiklerini ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Aydın’da yapımı tamamlanan projelerin toplu açılış törenine katılımı kapsamında Ortaklar-Aydın-Denizli-Karakuyu hattındaki yerli ve milli sinyalizasyon sistemi projesini de resmi olarak hizmete aldığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, demiryollarında emniyet, kapasite, hız ve verimlilik artışı için kritik öneme sahip sinyalizasyon çalışmalarında önemli adımlar atılacağının altını çizdi. "Yerli ve milli demiryolu sanayisinin gelişimi için AR-GE çalışmalarına büyük önem veriyoruz" Türkiye’nin 2 bin 251 kilometresi yüksek hızlı ve hızlı, 11 bin 668 kilometresi konvansiyonel olmak üzere toplam 13 bin 919 kilometrelik demiryolu ağı bulunduğunu belirten Bakan Uraloğlu, "Yerli ve milli demiryolu sanayisinin gelişimi için AR-GE çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda geliştirilen Ulusal Demiryolu Sinyalizasyon Sistemi, demir ağlarımızda hızla yaygınlaşıyor. Bugün sinyalizasyon projelerimizin neredeyse tamamında Türk mühendislerin emeği var. Yerli ve milli sinyalizasyon sistemi ile Ortaklar-Aydın-Denizli-Karakuyu arasındaki hattımızı sinyalli hale getirerek sinyalli hat oranımızı yüzde 61’e yükselttik. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Aydın’da yapımı tamamlanan projelerin toplu açılış töreni kapsamında Ortaklar-Aydın-Denizli-Karakuyu hattındaki yerli ve milli sinyalizasyon sistemi projesini de resmi olarak hizmete alacak. Bugün itibarıyla demiryollarında sinyalizasyon çalışmaları devam eden 800 kilometrelik hattın 409 kilometresi yerli ve milli sistemlerle donatılıyor. Yani projelerimizin yüzde 50’sinde Türk mühendislerin imzasını taşıyan Ulusal Demiryolu Sinyalizasyon Sistemi’ni kullanıyoruz" ifadelerini kullandı. "Kaynaklarımızı daha verimli kullanıyoruz" Uraloğlu, sinyalizasyonun yalnızca emniyet sağlamakla kalmadığını dile getirerek, "Hem yolcu hem de yük taşımacılığında kapasitemizi büyütüyor, kaynaklarımızı daha verimli kullanıyoruz. Bu yatırımlar sayesinde demiryolu taşımacılığı daha çevreci, daha hızlı ve daha ekonomik hale geliyor. Demiryollarını Türkiye’nin geleceğine açılan stratejik bir kapı olarak görüyoruz. Sinyalizasyon sistemlerimiz sayesinde daha az kaynakla daha fazla taşıma kapasitesine ulaşıyoruz. Yerli mühendislerimizin geliştirdiği milli sistemlerle yalnızca güvenlik ve kapasite değil, çevresel sürdürülebilirlik de sağlıyoruz. Bu kazanımlar, Türkiye’yi demiryolu teknolojilerinde lider konuma taşıyacak" cümlelerine yer verdi.
"Son 20 yılda teknoloji konusunda büyük bir atılım gerçekleştirdik"
24 Ocak 2026 Cumartesi - 10:47 "Son 20 yılda teknoloji konusunda büyük bir atılım gerçekleştirdik" Türkiye’nin bilim, teknoloji ve inovasyon ekosistemini diplomatik misyonlarla daha yakından buluşturmayı amaçlayan ‘Teknoloji Diplomasisi Çevresi’ (Tech Diplomacy Circle) etkinliği Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Teknokent Bilişim İnovasyon Merkezi’nde (CoZone) gerçekleştirildi. Türkiye’nin bilim, teknoloji ve inovasyon ekosistemini diplomatik misyonlarla daha yakından buluşturmayı amaçlayan Teknoloji Diplomasisi Etkinliği ODTÜ Teknokent Bilişim İnovasyon Merkezi’nde (CoZone) gerçekleştirildi. Dışişleri Bakanlığı Bilim ve Teknoloji Politikaları Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen bilim ve teknoloji diplomasisi faaliyetleri kapsamında, ODTÜ ve ODTÜ Teknokent iş birliğiyle Ankara’da görev yapan diplomatik misyonlara yönelik bir tanıtım ve temas programı düzenlendi. Etkinlik; Dışişleri Bakanlığı Bilim ve Teknoloji Politikaları Genel Müdürü Büyükelçi Hami Aksoy, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil, ODTÜ Teknokent Genel Müdürü Serdar Alemdar, farklı ülkelerden büyükelçiler, kıdemli diplomatlar, büyükelçilik yetkilileri ve uluslararası temsilcilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Dışişleri Bakanlığı Bilim ve Teknoloji Politikaları Genel Müdürlüğü öncülüğünde hayata geçirilen platform, Türkiye’deki ileri teknoloji kapasitesini yerinde tanıtmak, diplomatik misyonların teknoloji ekosistemiyle doğrudan temasını sağlamak ve sürdürülebilir iş birliği zeminleri oluşturmak hedefiyle düzenlendi. Programda, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil ile ODTÜ Teknokent Genel Müdürü Serdar Alemdar, diplomatik misyon temsilcilerine kapsamlı sunumlar gerçekleştirdi. Program, politika diyaloğunu uzman görüşleri ve uygulama deneyimleriyle buluşturan bütüncül bir yaklaşımla ilerledi. Etkinlik, Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanındaki birikimini uluslararası paydaşlarla daha güçlü bir etkileşim içine taşırken, diplomatik misyonlar için de Türkiye’deki yenilikçilik kapasitesini yerinde tanıma ve doğrudan temas kurma imkanı sundu. "Son 20 yılda teknoloji konusunda büyük bir atılım gerçekleştirdik" Dışişleri Bakanlığı Bilim ve Teknoloji Politikaları Genel Müdürü Büyükelçi Hami Aksoy, etkinlikte yaptığı konuşmada özellikle son 20 yılda teknoloji konusunda büyük bir atılım gerçekleştirdiklerini vurgulayarak, "Türkiye’deki teknoloji ekosistemi, bilim, inovasyon ve bu alanlara yatırım konusunda Büyükelçiliklerin farkındalıklarını arttırmak, diplomatları Teknopark’lara getirmek ve onlara Türk teknoloji ekosistemi hakkında bilgi vermek amacıyla ‘Tech Diplomacy Circle’ girişimini başlattık. Özellikle son 20 yılda teknoloji konusunda büyük bir atılım gerçekleştirdik. Geçen sene araştırma geliştirme harcamalarında 20 milyar dolar seviyesine geldik. Biz de Bilim ve Teknoloji Politikaları Genel Müdürlüğü olarak, Ankara’da bulunan Büyükelçiliklerle işbirliğimizi arttırmayı hedefliyoruz" diye konuştu. "Yabancı firmalarla Türk firmaları bir araya getirmeyi amaçlıyoruz" Organizasyonun başarılı geçtiğine vurgu yapan Aksoy, "Halen 113 adet Teknopark’ımız var. Bu Teknopark’ları nasıl tanıtabiliriz? Bu Teknopark’larda çok farklı şirketlerimiz çalışıyor. Kiminde savunma, kiminde ICT, kiminde gaming konusu öne çıkıyor. Hem Teknopark’ları Büyükelçilere tanıtmak hem de ilgi duyacakları firmalarla bir araya getirmek için bir etkinlik yapmayı düşündük. Bunun adına da İngilizce olarak ‘Tech Diplomacy Circle’ dedik. Türkçe olarak ‘Teknoloji Diplomasisi Platformu’ diyebiliriz. Bu platformun ilk etkinliğini ODTÜ Teknokent’te gerçekleştirdik. 10 Büyükelçi ve 30-40 diplomatik misyon temsilcisi katıldı. Sayın ODTÜ Rektörümüz ve ODTÜ Teknokent Genel Müdürümüz de buradaydı. Onlar da çok güzel sunumlar yaptılar. Çok başarılı bir organizasyon oldu. Sonunda da bir networking gerçekleştirildi. Etkinliğimize katılan Büyükelçilerin hepsi çok memnun kaldıklarını söylediler. Tabii amacımız sadece Türkiye’yi tanıtmak değil, yabancı firmalarla Türk firmaları bir araya getirmek. Teknoloji konusunda yatırım almak ve ülkemizin bilim ve teknoloji alanındaki çalışmalarına katkı yapmak. Bundan sonra da bu çalışmalarımız devam edecek. En yakın zamanda, başka bir Teknokent’te, başka bir Teknopark’ta yine Büyükelçiliklerin katılımıyla ikinci faaliyetimizi gerçekleştireceğiz" şeklinde konuştu. "ODTÜ, uluslararası görünürlüğü stratejik bir öncelik olarak görmektedir" ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil ise, ODTÜ’nün uluslararası bir üniversite olduğunu ve vizyonunu bu yönde geliştirdiğini ifade ederek şunları söyledi: "Dışişleri Bakanlığımızın organizasyonunda, yaklaşık 30 ülkeden büyükelçi ve yetkilileri ODTÜ TEKNOKENT CoZone’da ağırladık. Tech Diplomacy Circle başlığıyla gerçekleştirilen bu etkinlik, Türkiye’de Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında geliştirilen teknolojilerin uluslararası muhataplara doğrudan tanıtılmasını amaçlamaktadır. ODTÜ olarak bu çerçevede; üniversitemizi, ODTÜ TEKNOKENT’i, kurduğumuz süreklilik fonunu ve farklı sektörlerde başarıyla faaliyet gösteren firmalarımızı aynı platformda 30 ülkenin temsilcileriyle buluşturduk. Katılımcı büyükelçiler de kendi ülkelerinin teknoloji alanındaki mevcut çalışmaları ve iş birliği hedeflerini paylaştılar. ODTÜ, uluslararası bir üniversitedir; küresel sıralamalarda daima üst sıraları ve ilk 100 hedefini esas almaktadır. Bu nedenle uluslararası tanınırlık ve görünürlük stratejik önemdedir. Bu etkinliği, ODTÜ ekosistemini doğru ve bütüncül biçimde anlatmak açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirdik. Bu doğrultuda, benzer nitelikteki uluslararası temas ve etkinliklere kararlılıkla devam edecek, farklı ülkelerden büyükelçileri ve temsilcileri ODTÜ ekosistemiyle buluşturmayı sürdüreceğiz." ODTÜ Teknokent Genel Müdürü Serdar Alemdar da etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde, ODTÜ Teknokent olarak üniversitenin bilgi birikimini girişimcilik ve teknoloji üretimiyle küresel ölçekte buluşturduklarını, Tech Diplomacy Circle gibi platformların, firmalarının uluslararası aktörlerle doğrudan temas kurmasına imkan tanıdıklarını ve Türkiye’nin teknoloji kapasitesini dünyaya anlatmak açısından büyük önem taşıdıklarını belirtti. Etkinlik, networking programı ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. Teknoloji Diplomasisi Çevresi’nin ilerleyen dönemde farklı odak başlıklarla ve farklı teknoparklarda devam etmesi öngörülüyor.
Uzmanından açıklama: "Pandemi döneminde uyguladığımız korunma yöntemlerini ihmal ettiğimiz için viral enfeksiyonlar çok yaygınlaştı"
24 Ocak 2026 Cumartesi - 10:13 Uzmanından açıklama: "Pandemi döneminde uyguladığımız korunma yöntemlerini ihmal ettiğimiz için viral enfeksiyonlar çok yaygınlaştı" Son 2 aydır mevsimsel nedenlerle solunum yolu virüs enfeksiyonlarının yaygın ve ağır seyrettiğine dikkati çeken Medicana Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, "Pandemi döneminde ciddiyetle uyguladığımız korunma yöntemlerini ihmal ettiğimiz için, özellikle influenza olmak üzere viral enfeksiyonlar çok yaygın görülmektedir" dedi. Grip salgının etkeni olan influenza enfeksiyonun, önceki sezonlara göre çok daha yaygın ve ağır klinik seyir ile komplikasyonlara yol açtığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, Ekim ayında okulların açılması ile havaların soğuması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artmasının gribal enfeksiyonların artmasını normal bir süreç haline getirdiğini hatırlattı. Korunma yollarının ihmal edilmesinin virüsün geniş kitler arasında yayılımının artmasına neden olduğunu belirten Kılıç şöyle konuştu: "Bu seviyede bir salgının ortaya çıkmasının nedenlerinden biri; maske, mesafe ve el hijyeni gibi koruyucu önlemlerin unutulması ve göz ardı edilmesidir. Ayrıca mutasyona uğramış, hastalandırıcılığı ve bulaştırıcılığı artmış virüslerin vücut tarafından yeterince tanınamaması da etkili olmaktadır. Aşılar koruyucu olmakla birlikte, yoğun virüs maruziyetinde aşının koruyuculuğu azalabilmektedir. Aşılar bir önceki yılın virüslerine göre hazırlandığı için bu virüslere karşı bağışıklık sağlarken, yeni mutasyona uğramış virüsleri vücudumuz yeterince tanıyamayabilmektedir. Bu nedenlerle ABD, İngiltere ve Japonya’da virüs mevsiminden yaklaşık bir ay önce yayılmaya başlamış, güney yarımkürede ise bir ay daha geç sonlanarak üç aylık hastalık sezonu beş aya çıkmıştır. Küresel yaygınlığa paralel olarak ülkemizde de vakalar geniş kitleler arasında uzun ve ağır seyretmektedir." Covid mi, influenza mı? Yaygın olan mevcut virüslere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıç, "Bu sezon üst solunum yolu enfeksiyonları genel olarak toplumun ‘grip’ olarak adlandırdığı semptomlarla seyretmektedir. Bunun nedeni; influenzanın yaygın görülmesi, Covid-19 virüsünün hala mevsimsel bir virüse dönüşmemiş olması ve yıl boyunca etkisini sürdürmesidir. Ayrıca bu yıl özellikle 5 yaş altı çocuklar ve yaşlılarda, akciğer bağışıklığının tamamen ortadan kalkmamış olması nedeniyle daha ağır tablolarla karşılaşmaktayız. Son 1-1,5 aydır influenza çok yaygın olsa da Covid-19 hala varlığını sürdürmektedir. Buna ek olarak RSV gibi diğer üst solunum yolu virüsleri de görülmekte olup, tüm bu virüslerin semptomlarının birbirine çok yakın olması tanıda karmaşaya neden olmaktadır" şeklinde konuştu. 3’lü önlem Pandemide yaşananların çabuk unutulduğunu vurgulayan Dr. Kılıç, alınması gereken önlemlerle ilgili şu bilgileri verdi: "O dönemdeki Covid-19 virüsü daha bulaşıcı ve daha ağır hastalık yapıcı özelliklere sahipti. Ancak tüm virüsler, eğer yüksek miktarda alınır, önlem alınmaz ve risk gruplarında yeterli tedbirler uygulanmazsa, kişide ağır hastalıklara neden olabilmektedir. Özellikle bu sezon influenzanın komplikasyonları daha sık görülmektedir. Virüslerin çoğu için o virüse özel bir ilacımız yoktur. Semptomatik tedavi uyguluyoruz; yani burun akıntısı, ateş, boğaz ağrısı ve öksürük gibi belirtilere yönelik ilaçlar veriyoruz. İnfluenza için bir antiviral ilacımız bulunmakla birlikte, bu kesin bir çözüm değildir. Son iki aydır hastanelere en fazla başvuru nedeni olan influenza A virüsüne karşı ise, her şeye rağmen yaklaşık yüzde 70 koruyuculuk sağlayan aşı en önemli korunma yöntemidir. Mutasyona uğramış virüsle hastalanılsa bile aşı, hastalığın daha hafif ve daha kısa sürede geçirilmesine yardımcı olmaktadır. Aşı, ekim ayından itibaren her zaman yaptırılabilir ve halen yapılabilmektedir." "3 gün istirahat ile geçmiyorsa dikkat" Tüm solunum yolu enfeksiyonları için standart önlemler alındığında, virüse maruz kalınsa bile alınan virüs miktarının azalması sayesinde vücudun doğal savunma sistemiyle hastalığın daha hafif geçirilebileceğini aktaran Kılıç, ev içi bulaşa da dikkati çekerek şunları kaydetti: "Çocuğunuz hastaysa siz maske kullanabilirsiniz, yemek yerken ya da konuşurken daha dikkatli olabilirsiniz. Aynı ortamı paylaşırken sık havalandırma yapmak ve el hijyenine özen göstermek önemlidir. Bu önlemler enfeksiyonu büyük ölçüde engellediği gibi, hastalığın daha hafif atlatılmasını ve olası komplikasyonlardan korunmayı sağlar. Ancak üç gün istirahat ve ateş düşürücüye rağmen ateşin düşmemesi, nefes darlığı, göğüste baskı hissi veya ağrı, bilinç bulanıklığı ve sıvı alamama durumlarında mutlaka hastaneye başvurulmalıdır. Ayrıca diyabet, kronik akciğer, kalp, böbrek ve karaciğer hastalığı olanlar ile hastalığı ya da kullandıkları ilaçlar nedeniyle bağışıklığı baskılanmış olan romatizmal hastalar ve kanser tedavisi alan kişilerin gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekmektedir."
Türkiye’de yaklaşık 3 bine yakın kadın her yıl rahim ağzı kanseriyle karşılaşıyor
24 Ocak 2026 Cumartesi - 10:12 Türkiye’de yaklaşık 3 bine yakın kadın her yıl rahim ağzı kanseriyle karşılaşıyor Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik, "Türkiye’de yaklaşık 3 bine yakın kadın her yıl rahim ağzı kanseriyle karşılaşıyor, tanışıyor" dedi. Acıbadem Ankara Hastanesi, Pembe İzler (Pİ) Kadın Kanserleri Derneği ve Sağlık Gönüllüleri Derneği iş birliğiyle ‘Rahim Ağzı Kanserine Karşı Güç Sende’ söyleşisi gerçekleştirildi. Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla Acıbadem Ankara Hastanesi, Pembe İzler (Pİ) Kadın Kanserleri Derneği ve Sağlık Gönüllüleri Derneği iş birliğiyle "Rahim Ağzı Kanserine Karşı ‘Güç Sende’" söyleşisi düzenlendi. Ankara’da bir otelde düzenlenen söyleşide; katılımcılara rahim ağzı kanserinin ne olduğu, hangi yollarla bulaştığı ve nasıl korunulacağı konusunda bilgiler verildi. Moderatörlüğünü oyuncu Meltem Cumbul’un üstlendiği etkinlikte, Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü ile Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik konuşmacı olarak yer aldı. "Aşılanma bizim açımızdan çok ciddi bir önem taşıyor" Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü, farkındalık ayı vesilesiyle bir araya geldiklerini belirterek, rahim ağzı kanserinin HPV adını verilen bir virüsten kaynaklandığını belirterek, bir virüsten kaynaklanan bir kanseri olduğu için de tedavi edilebileceğini belirtti. HPV aşısı olduğunu ve bu aşının kadınları rahim ağzı kanserinden koruduğunu belirterek şunları söyledi: "En temel korunma yöntemi, HPV ile karşılaşmadığına emin olduğumuz 9-15 yaş arasındaki çocukların aşılanması. Aşının artık etkili ve koruyucu olduğunu biliyoruz. O yüzden aşılanma bizim açımızdan çok ciddi bir önem taşıyor." Bu kanser türünün yavaş ilerleyen bir tür olduğunu dile getiren Özgü, "Düzenli rahim ağızı kanser taramalarını, Smear ya da HPV DNA taramalarını yaparak da HPV enfeksiyonlarının kansere ilerlemesini engelleyebiliyoruz" dedi. "Önyargılar ortadan kaldırıldığında kadın sağlığı için ciddi bir ilerleme sağlayacağını düşünüyoruz" Bu hastalığın toplumda yeteri kadar bilinmediğini söyleyen Özgü, "Böyle toplantılarla farkındalık artabilir. Bu hastalık tedavi edilebilir bir hastalıktır aynı zamanda. Ayrıca aşı ile önlenebilir de. Virüs kaynaklı bir kanser olması, tedavisinin olması. Ön yargılar ortadan kaldırıldığında kadın sağlığı için ciddi bir ilerleme sağlayacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. "Kadınlara şöyle seslenmek istiyoruz; ‘güç sende’" Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik ise, rahim ağzı kanserine karşı farkındalığı artırmak amacıyla toplandıklarını dile getirerek, "Acıbadem Ankara Hastanesi’nin daveti üzerine buraya geldik. Güçlerimizi birleştirdik. Hatta kadınlara şöyle seslenmek istiyoruz; ‘güç sende’. Çünkü rahim ağzı kanserinde çok büyük bir şans ki hem korunma yolları hem de önleme yolları var. Siz tarama testleri yaptırarak kansere dönüşmeden kanser yapan HPV virüslerini tanımlayabiliyor uzmanlar. Kansere dönüşmeden önce tedavi olabiliyor kadınlar ya da aşı olarak korunabiliyorlar" açıklamasında bulundu. "Türkiye’de yaklaşık 3 bine yakın kadın her yıl rahim ağzı kanseriyle karşılaşıyor" Kadınlarda rahim ağzı kanserine yol açan HPV virüsünün erkeklerde de başka kanser türlerine yol açabildiğini aktaran Çelik, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye’de yaklaşık 3 bine yakın kadın her yıl rahim ağzı kanseriyle karşılaşıyor, tanışıyor. Bu sayıyı neredeyse zaman içerisinde sıfırlamak mümkün. Böyle bir imkan varken niye kullanmayalım diye düşünüyoruz. Ama burada farkındalık düşük öncelikle. Yani rahim ağzı kanseri nasıl bulaşır, HPV nasıl etkiler, bu zaman içerisinde nasıl tedbir alınabilir konusunda kadınlarda ve toplumda yeterli bilgi yok. Çünkü bu erkekleri de ilgilendiren bir konu. Kadınlarda rahim ağzı kanserine yol açan aynı HPV, erkeklerde de başka kanser türlerine yol açabiliyor. Daha az sayıda da olsa. Bu bilgileri topluma aktardığımızda eminim ki kadınlar da, erkekler de, anneler, babalar da çocukları için harekete geçecekler ve bu HPV’ye bağlı rahim ağzı kanserini aslında tarihin, tıp tarihinin tozlu sayfalarında bırakma şansımız var. Bu tarihi yazmak için kadınlarla ‘güç sende’ diyoruz. Bu gücümüzü kullanalım, farkında olalım, önlem alalım ve bu hastalığı geçmişte bırakalım."