Yerel Haberler
Ankara
Ankara’nın denizi Çayırhan Göleti ziyaretçilerini bekliyor 02 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:48:24 ’Ankara’nın denizi’ olarak bilinen Çayırhan Göleti ziyaretçilerini bekliyor. Ankara’nın saklı güzelliklerinden biri olan Çayırhan Gölü, bir yandan 3 bin yıllık tarihiyle Juliopolis Nekropolü, diğer yanda milyonlarca yıl önce oluşan rengarenk tonlara sahip Gökkuşağı Tepeleriyle ziyaretçilerine geçmişe yolculuk yapma imkanı sağlıyor. Sahip olduğu 75 kilometrelik sahil şeridiyle Ankara’nın en büyük baraj gölü olarak kabul edilen bu yer; yürüyüş yolları, doğa kampları, tekne turları ve balık tutma gibi pek çok faaliyet imkanını içerisinde bulunduruyor. Ayrıca, doğanın her rengini içerisinde bulunduran konumu ile de adeta görsel bir şölen sunuyor. Ankara’nın denizi olarak nitelendirilen Çayırhan Gölü’nü ziyaret eden misafirler şehrin gürültüsünden uzak, doğa ile iç içe bir gün geçirebilme fırsatı buluyor. Alan içerisinde bulunan yeşilliklerin arasında ziyaretçiler hem çadırları ile kamp yapıyor hem de mangal yakabiliyor. Bunun yanı sıra gölün çevresinde karavan ile de diledikleri kadar konaklayabiliyorlar. Ayrıca bölgede bulunan bir tur teknesi ile göl içerisinde tur atma fırsatı da bulan ziyaretçiler, Juliopolis Nekropolü’nü ve doğa harikası olan Gökkuşağı Tepeleri’ni daha yakından görebiliyor. "8 günlüğüne geldik,12 gündür buradayız" Bölgeye kamp yapmaya gelen 82 yaşındaki Semiha Erdoğan, "8 günlüğüne gelmiştik ama 12 gün oldu. Buraya karavan kampına geldik. Burası Çayırhan Göleti’ymiş. Herkes gelsin herkese tavsiye ederim. Vatandaşlar çocuklarını alıp gelsinler, memnun olurlar. Çocuklar güzel oynuyorlar. Yürüme yerleri var. Ben gezip dolaşıyorum. Buranın havası bana çok iyi geldi. Yürüyemiyordum ama burada yürüyebiliyorum, geziyorum" diye konuştu. Erdoğan, insanların çevresel atıklarını etrafta bırakmamasını vurgulayarak, "İnsanlar buraya gelsinler ama, çöplerini burada bırakmasınlar temiz bıraksınlar" ifadelerini kullandı. Gölün Ankara’nın denizi olduğunu fakat gölün hak ettiği ilgiyi göremediğini belirten, ilçenin İşletme ve İştirakler Müdürü Recep Tombak ise, "Ankara’nın denizi diye nitelendirdiğimiz, Nallıhan’a 35 kilometre, Beypazarı’na 20 kilometre mesafede, eski ipek yolu güzergahında bulunan bir göl. 75 kilometre sahil şeridine bağlı bir alan. Biz burayı Ankara’nın denizi olarak nitelendiriyoruz. Fakat beklediğimiz gerekli ilgiyi görmediğini düşündüğümüz bir yer. Alan olarak da hem inanç turizminin, hem doğa turizminin, hem kültür turizminin, hem de tarih turizminin önde olduğu bir alan. Aynı zamanda Bizans dönemine ev sahipliği yapmış tarihi Juliopolis Nekropolü’nün de içinde bulunduğu bir alandayız" dedi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:39 Yılda sadece 15 gün görülebilen dağ laleleri, görenleri hayran bırakıyor Türkiye’nin endemik bitki türleri listesinde yer alan ve yılda yaklaşık 15 gün görülebilen endemik dağ laleleri, kısa ömürlerine rağmen görenleri hayran bırakıyor. Ankara’nın Kızılcahamam ilçesindeki Soğuksu Milli Parkı’nda açan dağ lalesi, bölgenin doğal güzelliğine ayrı bir renk katıyor. Türkiye’nin endemik bitki türleri arasında yer alan ve Kızılcahamam’da eğimli, dik andezit kayaçların bulunduğu alanlarda yetişen dağ lalesi, kendine has rengiyle dikkat çekiyor. Genellikle nisan ayında ortaya çıkan ve yaklaşık 15 gün boyunca görülebilen lalelerin, mayıs ayının sonlarına doğru çiçeklerini dökmeye başladığı belirtildi. "Dağ laleleri, andezit kayaçların olduğu yerde bulunurlar" Kızılcahamam Belediyesi Kültür Müdürü Mecit Bal, dağ lalesinin endemik bir tür olduğunu ve zarar verilmemesi konusunda dikkatli olunması gerektiğini ifade ederek, "Dağ lalesi geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yine yüzünü gösterdi. Her yıl nisan ayının sonuyla mayıs ayının başında pembemsi bir şekilde açıp 15 gün boyunca yaşıyor. Dağ lalesi endemik türler arasında ve insanların resim çekmek için, görmek için ilgi gösterdiği bir çiçek türüdür. Dağ laleleri, daha çok dağın güneye bakan yamaçlarında andezit kayaçların olduğu yerde bulunurlar. Bu kayaçlar demir minerali yönünden zengindir. Yağmur andezit kayaçlara geldikçe bu çiçeği de besler. Her yıl 15 gün boyunca da görsel bir şölen sunar. Buraya tüm doğa severleri, yürüyüş severleri, bisiklet severleri bekliyoruz. Yalnız bu çiçekler endemik olduğu için zarar verilmemesini de istiyoruz" dedi. Kızılcahamam Belediye Başkanı Süleyman Acar, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Soğuksu Milli Parkı’nın işletmesini bırakmasının ardından, Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün mart ayında açtığı ihaleye katıldıklarını ve işletmeyi devraldıklarını belirtti. Ayrıca, mart ayından itibaren Kızılcahamam Belediyesi olarak parkta yoğun bir çalışma yürüttüklerini ifade eden Acar, yapılan düzenlemeler ve parka kazandırılacak yeni fonksiyonlarla ziyaretçi sayısını artırmayı hedeflediklerini kaydetti. "Dağ lalesi nisan ayında açar ve mayıs ayının ortalarına kadar ziyaretçilerimize adeta bir görsel şölen sunar" Soğuksu Milli Park’ının her mevsimde güzel olduğunu aktaran Kızılcahamam Belediye Başkanı Süleyman Acar, "Türkiye’deki en önemli bir milli parklardan birisidir Soğuksu Milli Park’ı. Senede bir sefer 15-20 gün süreyle açan Kızılcahaman Soğuksu Milli Parkı’na özel bir dağ lalemiz var. Dağ lalesi nisan ayında açar ve mayıs ayının ortalarına kadar ziyaretçilerimize adeta bir görsel şölen sunar. Milli parkımızın yürüyüş güzergahlar üzerinde bulunur dağ lalesi. Onun haricinde yine milli parkımızın içerisinde milyonlarca yıl öncesinden kalma fosil ağaçlarımız, seyir teraslarımız ve yürüyüş güzergahlarımız var. Soğuksu Milli Park’ımız her mevsimde güzeldir. Hem Ankara’daki hemşerilerimizi hem de Türkiye’nin dört bir tarafından Kızılcahamam’a gelen misafirlerimizi milli parkımıza bekliyoruz" diye konuştu.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:13 13 yıllık faili meçhul cinayet aydınlatıldı: Şüpheliler için müebbet talebi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülen incelemeler kapsamında, 2013 yılında işlenen Kemal Güven Aydoğan cinayetine ilişkin faili meçhul kalan dosya yeniden açıldı. Şüpheliler hakkında "iştirak halinde kasten öldürme" suçundan müebbet hapis talebiyle dava açıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 75 ilde 638 dosya ve 693 maktule ilişkin faili meçhul cinayetlerin yeniden inceleneceğini açıklamasının ardından, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülen incelemeler kapsamında, 2013 yılında işlenen Kemal Güven Aydoğan cinayetine ilişkin faili meçhul kalan dosya yeniden açıldı. Başlatılan soruşturma çerçevesinde hazırlanan iddianame kapsamında şüpheliler hakkında "iştirak halinde kasten öldürme" suçundan müebbet hapis talebiyle dava açıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, 1 Şubat 2013 tarihinde Mamak ilçesi Ege Mahallesi’nde gece saatlerinde evinin önünde öldürülen Kemal Güven Aydoğan’a ilişkin dosya yeniden ele alındı. Olayın ardından yürütülen ilk soruşturmada bir şüpheli hakkında dava açıldığı, ancak sanığın 2014 yılında beraat ettiği, dosyanın faili meçhul şüpheliler yönünden ayrılarak soruşturmaya devam edildiği öğrenildi. 2019 yılında yapılan bir ihbar üzerine dosyada yeni bir süreç başlatıldı. İhbarcı M.K., maktul Aydoğan’ın; eşi Ş.K., kayınpederi B.K. ve N.Y. tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü. Yapılan araştırmalarda taraflar arasında geçmişe dayalı husumet bulunduğu, bu husumetin uyuşturucu ticareti iddiaları ve aile içi dedikodulardan kaynaklandığı, daha önce taraflar arasında kavga yaşandığı tespit edildi. Ayrıca olay günü öncesi ve sonrasında şüpheliler arasında olağan dışı telefon görüşmelerinin bulunduğu tespit edildi. İlk aşamada şüpheliler hakkında yeterli delil bulunamadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildi. Ancak maktulün annesinin karara itiraz etmesi üzerine dosya yeniden açıldı ve soruşturma derinleştirildi. Yürütülen çalışmalar kapsamında, cinayette kullanıldığı değerlendirilen tüfeğin olay sonrası el değiştirdiği ve son olarak Elmadağ ilçesinde bir kişide bulunduğu tespit edilerek ele geçirildi. Şüphelilerden Necmettin Yaman’ın açık cezaevinden firar ettiği, kısa süre sonra yakalanarak tutuklandığı öğrenildi. B.K. ve Ş.K. da çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, H.K.’ın adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı anlaşıldı. Soruşturma sonucunda şüpheliler hakkında "iştirak halinde kasten öldürme" suçundan Ankara 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. ‘Herkes kalp krizi sandı: Otopsi raporundan cinayet çıktı’ Geçmişe yönelik faili meçhul olay olarak değerlendirilen bir başka dosya ise, şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Ulviye Koyuncu’nun hayatını kaybetmesi oldu. Olay çerçevesinde Ankara’nın Mamak ilçesindeki evinden "yürüyüşe gidiyorum" diyerek ayrılan maktul Ulviye Koyuncu (46), sohbet grubundan tanıştığı A.A. ile parkta buluştu. Daha sonra evine dönen Koyuncu’nın cansız bedeni eşi tarafından bulundu. Yapılan incelemede ölüm nedeni kalp krizi olarak değerlendirilen Koyuncu’nun şüpheli şekilde hayatını kaybetmesine ilişkin yapılan otopsi raporunda vücudunda dört farklı etken madde tespit edildi. Raporda, Koyuncu’nun çoklu ilaç zehirlenmesi sonucu hayatını kaybettiği anlaşıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan A.A., maktul Ulviye Koyuncu ile parkta buluştuğunu ifade ederken, zehirlenme olayıyla bir ilgisi olmadığını öne sürdü. Şüpheli A.A.’nın telefonunda maktule ait olduğu değerlendirilen yaklaşık 1 milyon lira değerinde ziynet eşyası fotoğrafları bulundu. Şüphelinin evinde yapılan aramalarda ise ziynet eşyaları ele geçirildi. Şüpheli A.A. iki ayrı olay nedeniyle çıkarıldığı hakimlikçe, "kasten öldürme" ve "yağma" suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi. ‘Bakan Gürlek açıklamıştı’ Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul dosyaların aydınlatılmasına yönelik kurumsal kapasiteyi en üst seviyeye çıkardıklarını belirterek, ülke genelinde gerçekleştirdikleri taramalar sonucu, 75 ildeki 638 dosya ve 693 maktule ilişkin kapsamlı inceleme süreci başlattıklarını açıkladı. Gürlek, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı ile kadın ve çocuk cinayetleri başta olmak üzere toplum vicdanını yaralayan tüm dosyaları yeniden mercek altına aldıklarını vurguladı. "75 ildeki 638 dosya ve 693 maktule ilişkin kapsamlı inceleme sürecini başlattık" Gürlek sosyal medya paylaşımında, "Bu çerçevede faili meçhul dosyaların aydınlatılmasına yönelik kurumsal kapasitemizi en üst seviyeye çıkardık. Ülke genelinde gerçekleştirdiğimiz taramalar neticesinde, 75 ildeki 638 dosya ve 693 maktule ilişkin kapsamlı inceleme sürecini başlattık. Delile dayalı, titiz analiz ve güçlü koordinasyon ile cezasızlığa geçit vermeyeceğiz" ifadelerine yer vermişti. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı özellikle kadın ve çocuk cinayetleri dahil "Gülistan Doku soruşturması" gibi kamuoyunun yakından takip ettiği faili meçhul olayların aydınlatılması için kurumsal kapasiteyi en üst seviyeye taşıyacak ve başsavcılıklarla yakından koordinasyon kuracak. Toplumda büyük yankı uyandırabilecek nitelikteki faili meçhul cinayetler ve maktul vakaları ülke genelinde yapılan sıralamada; İzmir 49 dosya ve 51 maktul ile ilk sırada yer alırken, onu 34 dosya ve 35 maktul ile Sakarya, 30 dosya ve 31 maktul ile Trabzon takip ediyor. Listenin devamında; Giresun 29 dosya ve 32 maktul, Tokat 29 dosya ve 32 maktul ve Tekirdağ 29 dosya ve 31 maktul ile dikkat çekerken; Malatya 24 dosya ve 24 maktul, Kahramanmaraş 19 dosya ve 21 maktul ve Çanakkale 17 dosya ve 28 maktul ile yüksek sayılara sahip öncelikli iller arasında bulunuyor. İlk 15 ili tamamlayan; Bursa 16 dosya ve 18 maktul, Düzce 16 dosya ve 18 maktul, Diyarbakır 17 dosya ve 18 maktul, Uşak 15 dosya ve 17 maktul, Elazığ 15 dosya ve 15 maktul ve Kütahya 15 dosya ve 15 maktul illerindeki faili meçhul vakalar; adaletin tecellisi ve cezasızlıkla mücadele vizyonu doğrultusunda titizlikle mercek altına alınacaktır. Ankara ve İstanbul illeri gibi metropollerde ise önem arz eden 10’ar dosya ve 10’ar maktul yönünden incelemeler yürütülecek. Sadece dosya incelemekle kalmayıp Cumhuriyet başsavcılıkları bünyesinde derdest bulunan dosyaların sistematik şekilde analiz edilmesini sağlayacak yöntemler de geliştiriyor. Suçların cezasız kalmaması adına teknik, kriminal ve analitik yöntemler konusunda rehberlik yapılarak, ilgili kurumlar arasında güçlü bir bilgi akışı tesis edilecek. ‘Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, yıllardır çözülemeyen dosyalar için kritik rol üstlenecek’ Bu sayede yeni dönemde "Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı", yıllardır çözülemeyen dosyalar için kritik rol üstlenecek. Bu birim, delil yetersizliği veya karartılması nedeniyle sonuçlandırılamayan dosyaları yeniden mercek altına alacak. Cumhuriyet başsavcılıklarında bulunan faili meçhul dosyalar sistematik şekilde incelenecek, böylece cezasızlık algısının önüne geçilmesi hedefleniyor.
2026 LGS Merkezi sınav için Başvuru ve Uygulama Kılavuzu yayımlandı
23 Mart 2026 Pazartesi - 19:45 2026 LGS Merkezi sınav için Başvuru ve Uygulama Kılavuzu yayımlandı 2026 Liselere Giriş Sınavı (LGS) kapsamındaki merkezi sınav için Başvuru ve Uygulama Kılavuzu yayımlandı. Milli Eğitim Bakanlığınca bu yıl 14 Haziran’da düzenlenecek Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınavın Başvuru ve Uygulama Kılavuzu yayımlandı. Kılavuza göre başvurular, 23 Mart-10 Nisan tarihleri arasında elektronik ortamda yapılabilecek. Sınav giriş belgeleri 3 Haziran’da ilan edilecek, sınav sonuçları ise 10 Temmuz’da açıklanacak. İki oturum arasında isteyen öğrencilere beslenme paketi verilecek. Başvurular 23 Mart-10 Nisan tarihleri arasında yapılacak Sınava katılımın isteğe bağlı olduğu merkezi sınav için başvurular, 23 Mart-10 Nisan tarihleri arasında yapılacak. Resmi ve özel ortaokul öğrencilerinin başvuruları öğrenci velisi tarafından elektronik ortamda gerçekleştirilecek; okul müdürlükleri de başvuru sürecinde öğrenciler ve velilere rehberlik edecek. Başvurular, okul müdürlüklerince 13 Nisan’a kadar onaylanacak. Yurt dışında e-Okul Yönetim Bilgi Sistemi’ne kayıtlı olmayan okullarda öğrenim gören öğrenciler de kılavuzda yer alan esaslar doğrultusunda başvurularını yapabilecek. Bu öğrencilerin başvuru belgeleri büyükelçilikler veya başkonsolosluklar aracılığıyla 10 Nisan’a kadar ilgili e-posta adresine gönderilecek. Belgelerin asılları ise en geç 17 Nisan’a kadar Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğüne ulaşacak şekilde gönderilecek. Öğrenciler, başvuru durumlarını elektronik ortam üzerinden takip edebilecek. İki oturum arasında beslenme paketi verilecek Kılavuza göre bu yıl ilk kez iki oturum arasında öğrencilere kuru meyveli yulaf bar, kuru üzüm, ceviz ve su içeren beslenme paketi dağıtılacak. Beslenme paketi, yalnızca sınav başvurusu sırasında velisi tarafından talep edilen öğrencilere verilecek. Bu kapsamda veli talebi ve rızası başvuru esnasında alınacak. Beslenme paketinin içeriği ise sınav başvuru ekranında ve başvuru onay belgesinde yer alacak. Görme yetersizliği olan öğrenciler için düzenlemeler genişletildi Kılavuzda özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin sınavlarda özelliklerine uygun hizmet alabilmeleri için uygulanacak tedbirler de ayrıntılı biçimde düzenlendi. Görme yetersizliği olan öğrenciler arasında yer alan az gören öğrenciler tek kişilik salonda sınava alınacak ve bu öğrencilere 20 dakika ek süre verilecek. Ayrıca öğrencinin eğitsel performansına göre RAM müdürlüğünce üç farklı uygulamadan biri tercih edilebilecek. Bu üç farklı uygulama; kodlayıcı eşliğinde 18 punto standart soru kitapçığı ve normal puntolu cevap kâğıdı, okuyucu ve kodlayıcı eşliğinde 18 punto standart soru kitapçığı ve normal puntolu cevap kâğıdı ya da okuyucu ve kodlayıcı eşliğinde resim, şekil ve grafik içeren sorular yerine eş değer soruların yer aldığı soru kitapçığı ve normal puntolu cevap kâğıdından oluşuyor. Az gören öğrencilerin başarı puanı, soru muafiyeti uygulanmaksızın tüm sorular üzerinden hesaplanacak. Özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler için sınav tedbir hizmetleri ise okul müdürlükleri ve RAM’lar aracılığıyla yürütülecek Total düzeyde görme yetersizliği olan öğrenciler ise okuyucu ve kodlayıcı eşliğinde tek kişilik salonlarda sınava alınacak ve bu öğrencilere de 20 dakika ek süre verilecek. Bu öğrenciler için sınavda resim, şekil ve grafik içeren sorular yerine eş değer sorular yer alacak; merkezi sınav puanı yine tüm sorular üzerinden hesaplanacak. Özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler için sınav tedbir hizmetleri ise başvuru sürecinde okul müdürlükleri ve RAM’lar aracılığıyla yürütülecek. Kılavuza göre öğrencilerin sınav giriş belgelerinde kimlik bilgilerinin yanı sıra sınavda alacakları tedbir hizmeti bilgileri de yer alacak. Toplam 50 soru sorulacak ve 75 dakika süre verilecek Merkezi sınavda 8’inci sınıf öğretim programlarında yer alan kazanımlar esas alınacak. Sorular; öğrencilerin okuduğunu anlama, yorumlama, sonuç çıkarma, problem çözme, analiz yapma, eleştirel düşünme ve bilimsel süreç becerilerini ölçecek nitelikte hazırlanacak. Birinci oturumda Türkçe, T.C. inkılap tarihi ve Atatürkçülük, din kültürü ve ahlak bilgisi ile yabancı dilden toplam 50 soru sorulacak ve 75 dakika süre verilecek. İkinci oturumda ise matematik ve fen bilimleri derslerinden toplam 40 soru sorulacak ve 80 dakika süre uygulanacak. Fotoğraflı sınav giriş belgeleri, 3 Haziran’dan itibaren elektronik ortamda okul müdürlüklerince alınacak, mühürlenip onaylandıktan sonra öğrencilere teslim edilecek. Öğrencilerin sınava gelirken fotoğraflı ve onaylı sınav giriş belgesi ile geçerli kimlik belgesini yanlarında bulundurmaları gerekecek. Sonuçlar 10 Temmuz’da açıklanacak Sınav sonuçları, 10 Temmuz tarihinde "www.meb.gov.tr" adresinden ilan edilecek. Sınav sonuç belgeleri posta yoluyla gönderilmeyecek. Tercihlere esas kontenjan tabloları da aynı tarihte yayımlanacak. Tercih işlemleri, 13-24 Temmuz tarihleri arasında yapılacak. Yerleştirme sonuçları ve boş kontenjanlar 5 Ağustos’ta ilan edilecek. Yerleştirmeye esas 1 ve 2. nakil tercih başvuruları ve sonuçları, 5-14 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:48 DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) çocukların hem akademik başarısını hem de sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Psikolog İrem Güler, "Sosyal ilişkilerde dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) yalnızca çocukluk dönemine özgü bir durum olmadığına dikkat çekiliyor. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Psikolog İrem Güler, bu nörogelişimsel tablonun ergenlik ve yetişkinlikte de devam edebileceğini, ancak doğru tanı ve çok yönlü destekle bireylerin yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini vurguladı. "DEHB dikkat, dürtü ve aktiviteyi etkileyen bir durumdur" DEHB’nin dikkat süreçlerini, dürtü kontrolünü ve aktivite düzeyini etkileyen bir durum olduğunu belirten Güler, "DEHB; yalnızca çocuklara özgü değildir, pek çok bireyde ergenlik ve yetişkinlik döneminde de varlığını sürdürür. Tanı için belirtilerin genellikle 12 yaşından önce başlaması beklenir ancak her zaman bu dönemde fark edilmeyebilir" diye konuştu. "‘Çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" DEHB’nin belirtilerinin dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik olmak üzere üç ana başlıkta toplandığını ifade eden Güler, "Dikkatini sürdürmekte zorlanma, sık hata yapma, eşyaları kaybetme ve görevleri organize edememe dikkat alanındaki güçlükler arasındadır. Hiperaktivite yerinde duramama ya da içsel huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabilir. Dürtüsellik ise söz kesme, sırasını bekleyememe ve sonuçlarını düşünmeden hareket etme gibi davranışlarla kendini gösterir. Her bireyde aynı belirtiler görülmeyebilir. Dikkat eksikliği ile hiperaktivite her zaman birlikte görülmez. Bu nedenle ‘çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" açıklamasında bulundu. "Okul başarısı ve sosyal ilişkiler etkilenebilir" DEHB’nin akademik performansı dolaylı olarak etkileyebileceğini aktaran Güler, "Dikkatini sürdürememe, ödevleri organize edememe ve zaman yönetiminde zorlanma notlara yansıyabilir. Sosyal ilişkilerde ise dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. "Tanı süreci çok yönlü değerlendirme gerektirir" Güler, tanının tek bir teste dayanmadığını vurgulayarak "Tanı süreci uzman tarafından yürütülür. Gelişim öyküsü, aile ve öğretmen gözlemleri ile belirtilerin birden fazla ortamda görülüp görülmediği birlikte değerlendirilir. Bazı durumlarda bilgisayar tabanlı testler de süreci desteklemek amacıyla kullanılabilir" şeklinde konuştu. Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Güler, şu bilgileri paylaştı: "İlaçlar dikkat ve dürtü kontrolünü düzenlerken, psikolojik destek bireye zaman yönetimi ve başa çıkma becerileri kazandırır. Hafif durumlarda yalnızca psikolojik destek yeterli olabilirken, orta ve ağır vakalarda iki yöntemin birlikte uygulanması daha etkili sonuçlar verir." Ailelere önemli uyarılar Ebeveynlerin ev ortamında sağlayacağı düzenin önemine dikkati çeken Güler, "Tutarlı bir günlük rutin oluşturmak, görevleri küçük parçalara bölmek, görsel hatırlatıcılar kullanmak ve çocuğun başarılarını takdir etmek motivasyonu artırır. Ekran süresinin sınırlandırılması ve düzenli uyku alışkanlığı da belirtilerin kontrolünde önemli rol oynar" ifadelerini kullandı. DEHB’li bireylerin güçlü yönlerine de değinen Güler, "Bu bireyler ilgi duydukları alanlarda yoğun odaklanma geliştirebilir. Hızlı problem çözme ve farklı düşünme becerileri sık görülen özellikler arasındadır. Doğru destekle bu özellikler önemli bir avantaja dönüşebilir" diye konuştu. Toplumda DEHB ile ilgili yanlış bilgilerin yaygın olduğunu söyleyen Güler, "DEHB tembellik ya da yaramazlık değildir. Nörobiyolojik temelli bir durumdur. ‘Sadece çocuklarda görülür’ ya da ‘ilaçlar çocuğu robotlaştırır’ gibi yanlış inanışlar, bireylerin destek almasını geciktirebilir" ifadelerine yer verdi. Güler, doğru tanı ve uygun destekle DEHB’li bireylerin hem eğitim hem de sosyal yaşamda başarılı ve üretken bireyler olabileceğinin altını çizdi.
Gölbaşı Belediye Başkanı Odabaşı, vatandaş ve personelle bayramlaştı
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:49 Gölbaşı Belediye Başkanı Odabaşı, vatandaş ve personelle bayramlaştı Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Ramazan Bayramı dolayısıyla personel ve vatandaşlarla bayramlaştı. Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Ramazan Bayramı dolayısıyla başkanlık makamında personel ve vatandaşlarla bayramlaştı. Bayramlaşma programında Odabaşı, kendisini ziyarete gelen misafirleri kapıda karşılayarak tek tek bayramlarını tebrik etti. Bayramlaşmada vatandaşlarla sohbet eden Odabaşı, onların talep ve önerilerini dinledi. Program boyunca hatıra fotoğrafı çektiren Odabaşı, bayramın getirdiği birlik ve beraberlik duygusunun Gölbaşı’nda güçlü şekilde hissedildiğini ifade etti. Öte yandan Gölbaşı Belediyesi personeliyle de bayramlaşan Odabaşı, bayram süresince vatandaşların herhangi bir mağduriyet yaşamaması adına sahada aktif olarak görev yapan ekibine teşekkür etti. Odabaşı, temizlikten zabıtaya, teknik ekiplerden sosyal destek birimlerine kadar birçok alanda hizmetlerin bayram boyunca aralıksız sürdürüldüğü vurguladı. "Gölbaşı’nda bu güzel atmosferi hep birlikte yaşadık" Odabaşı "Geride bıraktığımız Ramazan Bayramı’nda hemşehrilerimizle bir arada olmanın mutluluğunu yaşadık. Bayram süresince vatandaşlarımızın huzuru, güvenliği ve konforu için tüm ekip arkadaşlarımız büyük bir özveriyle sahada görev yaptı. Bu süreçte gösterdikleri gayret ve fedakârlık için her bir mesai arkadaşıma gönülden teşekkür ediyorum. Bayramlar, birlik ve beraberliğimizi pekiştiren, dayanışma ruhumuzu güçlendiren çok kıymetli zamanlardır. Gölbaşı’nda bu güzel atmosferi hep birlikte yaşadık. İnşallah önümüzdeki bayramlarda da aynı dayanışma ve kardeşlik duygularıyla bir araya gelmeye devam edeceğiz" dedi.
Katar’da helikopterin düşmesi sonucu şehit olan ASELSAN teknisyenleri için töreni düzenlendi
23 Mart 2026 Pazartesi - 14:55 Katar’da helikopterin düşmesi sonucu şehit olan ASELSAN teknisyenleri için töreni düzenlendi Katar’daki helikopter kazasında şehit olan ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can için cenaze töreni düzenlendi. Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim faaliyetleri yürüten Katar Silahlı Kuvvetlerine ait bir helikopterin teknik bir arıza nedeni ile kaza kırıma uğrayıp denize düşmesi sonucu 1 Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ve 2 ASELSAN teknisyeni şehit oldu. ASELSAN teknisyenleri, Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can için öğle namazını müteakip Ahmet Hamdi Akseki Camii’nde cenaze namazı kılındı. Cenaze namazına şehitlerin aile ve yakınlarının yanı sıra, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol katıldı. Cenaze töreninde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise şehit yakınlarına destek oldu. Kılınan cenaze namazı ve okunan duaların ardından Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can’ın naaşları, tören mangası tarafından omuzlarda taşınarak cenaze aracına konuldu.