Yerel Haberler
Ankara
12 Nisan 2026 Pazar - 20:12 Hazine ve Maliye Bakanlığından altın varlıklarındaki azalış iddialarıyla ilgili açıklama Hazine ve Maliye Bakanlığı, Hazine’deki altın varlıklarıyla ilgili iddiaların teknik bilgi eksikliğinden kaynaklı yanlış yorumlandığını belirterek, "Kamuoyuna yansıyan iddiaların aksine, Hazine’nin altın bakiyesindeki değişim bilinçli bir tercihin sonucu olup 2026 yılı borçlanma stratejisi çerçevesinde, altın cinsi borçlanmalara ilişkin çevirme oranları kontrollü bir şekilde düşürülmüştür" açıklamasını yaptı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Bugün Sözcü Gazetesi’nde Erdoğan Süzer imzasıyla yayımlanan haberde, Hazine’nin altın varlıklarındaki azalışın sebebinin teknik bilgi eksikliğinden kaynaklı yanlış yorumlandığı görülmüş; aşağıdaki doğru bilgilendirmenin yapılması zaruri hale gelmiştir. Bakanlığımız borçlanma politikası, borç stokunun vade yapısı, faiz kompozisyonu ve risk profilinin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi suretiyle, orta ve uzun vadeli stratejik ölçütler çerçevesinde yürütülmektedir. Bu kapsamda alınan borçlanma kararları, piyasa koşulları ve yatırımcı talebi gözetilerek, borç stokunun sürdürülebilirliği ile maliyet-risk dengesini muhafaza eden bir yaklaşımla şekillendirilmektedir. Bu kapsamda, kamuoyuna yansıyan iddiaların aksine, Hazinenin altın bakiyesindeki değişim bilinçli bir tercihin sonucu olup 2026 yılı borçlanma stratejisi çerçevesinde, altın cinsi borçlanmalara ilişkin çevirme oranları kontrollü bir şekilde düşürülmüştür. Bu tercih; altın cinsi borç stokunun toplam borç stoku içerisindeki payını azaltarak, borç kompozisyonunun daha dengeli hale getirilmesi ve piyasa risklerine maruziyetin sınırlandırılması amacı taşımaktadır. Bu çerçevede; 2026 yılının ilk 3 aylık (Ocak-Mart) döneminde altın cinsi iç borçlanma stratejimizde revizyona gidilmiştir. Vadesi gelen altın cinsi borçların tamamının yenilenmesi yerine, borç çevirme (roll-over) oranı bilinçli olarak yüzde 76 seviyesinde tutulmuştur. Ayrıca, çevrilen altın cinsi yükümlülüklerde vade yapısının çeşitlendirilmesine gidilmekte; bu suretle belirli dönemlerde yoğunlaşabilecek itfa riskinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Bu yaklaşım, borç servis profilinin daha dengeli ve öngörülebilir hale getirilmesine katkı sağlamaktadır. Altın cinsi borçlanmalara ilişkin söz konusu stratejik yaklaşım önümüzdeki dönemde de uygulanmaya devam edilecektir" denildi.
12 Nisan 2026 Pazar - 19:52 CHP’de şok tutuklama: Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, resmi belgede sahtecilik ve zimmetten tutuklandı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü kooperatif dosyasında adı geçen CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol tutuklandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü kooperatif dosyasında adı geçen CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol tutuklandı. Soruşturma dosyasına giren bilirkişi raporları, MASAK incelemeleri ve resmî belgeler, milyonlarca liralık usulsüzlüğü gözler önüne serdi. Kooperatif dosyasında dev açık S.S. İş İnsanları Gaziemir Yapı Konut Kooperatifi üzerinden yürütülen soruşturmada, yönetim kurulu üyelerinin görev yaptıkları dönemde kasada devasa açıklar oluştuğu tespit edildi. Resmi kayıtlara göre milyonlarca liralık para çıkışının herhangi bir fatura ya da belgeyle açıklanamadığı belirlendi. Dosyadaki teknik incelemelerde, kayıtsız harcamalar yapıldığı, yıllara yayılan bilanço farklarının ise dudak uçuklatan boyutlara ulaştığı ifade edildi. 2023 ve 2024 hesaplarında ortaya çıkan toplam farkın 14 milyon lirayı aştığı, genel toplamda ise zimmete geçirilen tutarın 28,5 milyon liraya ulaştığı değerlendirildi. MASAK raporu: para trafiği şüpheli Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun hazırladığı raporda, Ümit Erkol’un hesaplarında da dikkat çeken para hareketleri tespit edildi. 2023 yılında CHP Ankara İl Başkanı seçilen Erkol’un hesaplarında özellikle 2022-2024 yılları arasında olağan dışı para giriş ve çıkışlarının yaşandığı, bu hareketliliğin önceki yıllarla kıyaslandığında ciddi artış gösterdiği kaydedildi. Savcılık, bu finansal hareketlerin kooperatif kaynaklarıyla da bağlantılı olabileceği ihtimali üzerinde dururken, para transferlerinin detaylı şekilde incelendiği öğrenildi. Erkol’a villa tahsis edildi; taşınmaz, aile bireyleri üzerinden el değiştirdi Soruşturma dosyasında en dikkat çeken başlıklardan biri ise kooperatif projesinde yer almayan villalar oldu. Bilirkişi tespitlerine göre projede bulunmayan 11 villadan birinin Ümit Erkol’a tahsis edildiği, daha sonra bu taşınmazın aile bireyleri üzerinden el değiştirdiği ortaya çıktı. Bu devir işlemlerinin, soruşturma kapsamında "menfaat temini" şüphesini güçlendirdiği değerlendirilirken, savcılık bu işlemleri de delil dosyasına ekledi. Sözleşmenin çok üzerinde ödemeler yapıldığı tespit edildi Dosyada yer alan bir diğer kritik bulgu ise yüklenici firmaya yapılan ödemeler oldu. Kooperatif yönetiminin, CASAMARIN Yapı A.Ş.’ye sözleşme bedelinin çok üzerinde ödeme yaptığı, bu tutarın 30 ila 33 milyon lira arasında değiştiği tespit edildi. Savcılık, bu ödemelerin piyasa koşullarıyla ve sözleşme hükümleriyle uyumsuz olduğuna dikkat çekerek, zimmet suçunun unsurlarının oluştuğu kanaatine vardı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, tüm raporlar, tanık beyanları ve mali incelemeler ışığında şüpheliler hakkında kuvvetli suç şüphesi bulunduğunu belirtti. Ümit Erkol’un da aralarında olduğu şüphelilerin, "zimmet, resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmaları talep edildi ve Erkol çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni gözaltı ve tutuklama kararlarının gündeme gelebileceği belirtiliyor.
‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ ile akaryakıt istasyonlarında sıfır atık uygulamaları yaygınlaştırılacak
08 Nisan 2026 Çarşamba - 19:48 ‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ ile akaryakıt istasyonlarında sıfır atık uygulamaları yaygınlaştırılacak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile OPET arasında imzalanan ‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ ile akaryakıt istasyonlarının çevre bilincinin güçlendiği ve topluma yayıldığı merkezlere dönüştürülmesi hedefleniyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile OPET arasında ‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ kapsamında Sıfır Atık İş Birliği Protokolü imzalandı. Protokolü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı adına Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan, OPET adına ise Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk imzaladı. Protokol kapsamında akaryakıt istasyonlarının yalnızca hizmet sunulan alanlar olmaktan çıkarılması, çevre bilincinin güçlendiği ve topluma yayıldığı merkezlere dönüştürülmesi hedefleniyor. Proje çerçevesinde sıfır atık ilkeleri doğrultusunda sürdürülebilir seyahat kültürüne dikkat çekmek amacıyla ‘Sıfır Atık Yolculuğu Kısa Film Yarışması’ düzenlenmesi planlanıyor. Akaryakıt tesislerinde sıfır atık uygulamalarının yaygınlaştırılması, atıkların kaynağında ayrı toplanması ve geri kazanım süreçlerinin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında ayrıca sosyal sorumluluk faaliyetleriyle toplumsal farkındalığın artırılması hedefleniyor. Türkiye’nin yedi bölgesinden seçilecek 7 ilde karayolu kenarlarındaki ceplerde çevre temizliği etkinlikleri düzenlenmesi, toplanan atıklarla ‘Sıfır Atık Yolu’ ve ‘Sıfır Atık Duvarı’ gibi konsept uygulamaların hayata geçirilmesi planlanıyor. "90 milyon atığı geri kazanmasaydık bunları bir yere depolama yapacaktık" İstanbul’un iki yıllık su tüketimine eş değer bir su tasarrufu sağladıklarını belirten Çevre Yönetimi Genel Müdürü Turan, "Akaryakıt tasarrufu olarak baktığımızda yine ülkemizdeki kayıtlı motorlu taşıtların dağıtım şirketi olarak OPET’in uzmanlık alanına giriyor. Bir yıldaki tükettiği akaryakıta eş değer akaryakıtı tasarruf etmiş olduk. Doğa ve çevreyle ilgili istatistik şöyle: 90 milyon atığı geri kazanmasaydık bunları bir yere depolama yapacaktık. Düzenli depolama alanına ihtiyacımız olacaktı. 55 bin futbol sahasına eş değer bir alan söz konusu. Alt alta baktığımızda aslında küçük bir hareket, ki buna biz sıfır atık diyoruz" diye konuştu. "Petrol ve türevli ürünlerinde biz ülke olarak dışa bağımlıyız" Petrol ve türevi ürünlerde Türkiye’nin dışa bağımlı olduğunu hatırlatan Turan, "Son bir ayda yaşanan bölgesel savaşta da gördük ki en ufak bir kriz anında özellikle petrole bağımlı ülkelerin ekonomik dengeleri sarsılıyor. Dolayısıyla küçük bir hareket ama çok kıymetli ve önemli bir hareket. Bu çerçevede bizler insanoğlu olarak sanki doğanın, tabiatın sahibiymiş gibi, onun efendisiymiş gibi bir davranış biçimine giriyoruz ama değiliz. Biz aslında bu doğanın bir parçasıyız" şeklinde konuştu. "Havayı kirletiyoruz, suyu kirletiyoruz, toprağı kirletiyoruz" OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk ise, gelecek nesillere sağlıklı bir dünya bırakılması gerektiğini belirterek, "Her birimiz birey olarak üzerimize düşen görevleri tam yapıyor muyuz? Yaptığımızı zannediyoruz. Yeteri kadar duyarlı mıyız? Duyarlı olduğumuzu zannediyoruz. Evet duyarsız olanlar, bilinçsiz olanlar var ama en bilinçli olanlarımız, en duyarlı olanlarımızın dahi hatalarıyla çevremizi kirletiyoruz. Hepimiz kirletiyoruz. Havayı kirletiyoruz, suyu kirletiyoruz, toprağı kirletiyoruz. Bize ait olmayan, çocuklarımıza ait olan bir dünyayı çocuklarımıza sağlıklı bir şekilde bırakamıyoruz. Oysa bunu bırakamamak bizim için bir suç, bir utanç olmalı. Çocuklarımızın geleceğini düşünmek, dünyamızın geleceğini düşünmek öncelikli görevlerimiz arasında olmalı" dedi.
Bakan Göktaş: "Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi inşa etmek"
08 Nisan 2026 Çarşamba - 18:49 Bakan Göktaş: "Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi inşa etmek" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi hep birlikte kurmak ve inşa etmektir" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum’un ev sahipliğinde, Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen "Suça Sürüklenen Çocuklar Çalıştayı"na katıldı. Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulunca düzenlenen çalıştayı "kıymetli" bulduğunu belirten Göktaş, çalıştayda, suça sürüklenen çocuklar meselesini hukuk, sosyal politika, aile yapısı, eğitim, güvenlik ve dijital çevre boyutlarıyla ele alınacağını söyledi. Programda konuşan Bakan Göktaş, "Bugün artık biliyoruz ki çocuğun suça sürüklenmesi, birbiriyle bağlantılı birçok risk unsurunun aynı anda ortaya çıkmasıyla bağlantılıdır. Okuldan kopuş, devamsızlık, akran zorbalığı, aile içi sorunlar, sokak ve suç çevreleriyle temas, bağımlılık riski bu süreci beslemektedir" dedi. Suça sürüklenen çocuklar meselesinin son dönemde "üzücü ve hassas" bir gündem başlığı haline geldiğini ifade eden Göktaş, kamu vicdanını derinden yaralayan olayların art arda yaşanmasının bunun temel sebebi olduğunu vurguladı. "Okuldan kopuş, akran zorbalığı, aile içi sorunlar ve suç çevreleriyle temas, bu süreci beslemektedir" TBMM’de bu konuda bir araştırma komisyonu kurulmasının, meselenin artık daha geniş bir çerçevede ele alındığını ortaya koyduğunu anlatan Göktaş, "Bugün artık biliyoruz ki çocuğun suça sürüklenmesi, birbiriyle bağlantılı birçok risk unsurunun aynı anda ortaya çıkmasıyla bağlantılıdır. Okuldan kopuş, devamsızlık, akran zorbalığı, aile içi sorunlar, sokak ve suç çevreleriyle temas, bağımlılık riski bu süreci beslemektedir. Özellikle dijital mecralardaki zararlı içeriklerin çocukların risk alanlarıyla temasını artırdığını vurgulamak isterim" diye konuştu. "Oyunları kapatmak, yasaklamak gibi bir gündemimiz yok" Çocukları ve gençleri daha güvenli bir dijital ortamla buluşturmayı amaçlayan sosyal medya düzenlemesini, "kritik bir adım" olarak gördüklerine işaret eden Göktaş, şöyle konuştu: "Bugün birçok ülke, çocukları dijital ortamda karşılaşabilecekleri risklerden korumak için ciddi ve kapsamlı tedbirler alıyor. Biz de ülkemize özgü, dengeli ve uygulanabilir bir model geliştirmek amacıyla bir yılı aşkın süredir bu konuya çalışıyoruz. Bu çalışmalar sonucunda 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. Bu yeni düzenlemeyle, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan önemli yükümlülükler getiriyoruz. Dijital platformların sorumluluğunu artıran ve çocuklarımızı çevrim içi risklerden koruyan daha sağlam bir yasal zemin oluşturuyoruz." Temel yaklaşımlarının yasaklayıcı bir anlayış olmadığını vurgulayan Göktaş, "Oyunları kapatmak, toptan yasaklamak gibi bir gündemimiz yok. Amacımız, Türkiye’de faaliyet gösteren yurt dışı kaynaklı oyun platformlarında, ulaşılabilir bir yasal temsilciyle kullanıcı haklarını koruyan bir sisteme geçmek. Ayrıca oyunların uygun oldukları yaş grubuna göre sınıflandırılarak sunulmasını sağlamak. Böylece dijital dünyada belirsizliği değil, korumayı esas alan yeni bir dönemi başlatmış olacağız" diye konuştu. Riskin ilk işaretini okulda, mahallede ve aile içinde fark edecek erken uyarı mekanizmalarını güçlendirmeyi hedeflediklerine dikkati çeken Göktaş, öncelikle çocuğun eğitimle bağını koruyan, aileyi destekleyen ve sosyal hizmet müdahalesini zamanında devreye alan yapıyı geliştirmeye devam etmeleri gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hayata geçirdikleri tüm politikaların merkezinde "Çocuğun iyilik halini koruma ve üstün yararını gözetme" ilkesinin bulunduğunu dile getiren Bakan Göktaş, bu anlayış doğrultusunda politika ve uygulamaları "Erken müdahale", "Aileyi güçlendiren koruyucu ve önleyici hizmetler" ve "Yoğun ve ihtisaslaşmış müdahale" olmak üzere üç aşamada hayata geçirdiklerini açıkladı. Çalıştayı, suça sürüklenmeyi üreten tüm faktörleri, toplumun vicdanıyla birlikte ele alan önemli bir platform olarak gördüğünü belirten Göktaş, şunları kaydetti: "Bu konu, tek bir kurumun, tek bir disiplinin ya da sadece bir mevzuat başlığının sınırları içinde değerlendirilemez. Burada konuştuğumuz mesele, doğrudan doğruya çocuğun korunması, toplum güvenliğinin güçlendirilmesi, adalet sistemimizin insan odaklı niteliğinin güçlendirilmesi meselesidir. Bu anlamda adalet ve güvenlik boyutunda yürüyen süreçlerle, sosyal hizmet müdahalesinin eş zamanlı ilerlemesinin önemli olduğuna inanıyoruz. Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi hep birlikte kurmak ve inşa etmektir."