Yerel Haberler
Ankara
Türkiye ile Burundi arasında çok sektörlü iş birliği görüşmesi
16 Şubat 2026 Pazartesi - 21:19 Türkiye ile Burundi arasında çok sektörlü iş birliği görüşmesi Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) ve Uluslararası Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (USTKON) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut liderliğindeki heyet, Burundi Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Didace Ntureka’yı ziyaret ederek, kapsamlı bir istişare toplantısı gerçekleştirdi. Görüşmede sağlık turizmi, geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanında bilgi paylaşımı, jeotermal sağlık yatırımları, medikal ticaret ve lojistik altyapı başlıkları ele alındı. Toplantıda ayrıca Burundi’nin sahip olduğu maden kaynakları potansiyeli de gündeme gelirken, özellikle nikel başta olmak üzere stratejik minerallerin sürdürülebilir şekilde değerlendirilmesi konusunda yatırım ve teknoloji iş birliği modelleri üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. İki ülke arasında doğrudan uçuşların artırılmasının ticaret hacmi ve iş dünyası hareketliliği açısından önemine dikkat çekilen görüşmede Büyükelçi Ntureka, "Burundi ile Türkiye arasındaki ilişkileri ekonomik ve ticari alanlarda daha ileri taşımak istiyoruz. Türkiye’nin sağlık ve yatırım alanındaki deneyimi bizim için kıymetlidir" dedi. SATKOF ve USTKON Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut ise Afrika ile kurulan temasların karşılıklı güvene dayalı iş birliği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Burundi ile sağlık, yatırım ve doğal kaynaklar alanında sürdürülebilir iş birlikleri geliştirmeyi arzu ediyoruz" ifadelerini kullandı. Ziyaretin Türkiye ile Burundi arasında çok sektörlü ve karşılıklı kazanım esasına dayalı iş birliği perspektifinin güçlenmesine katkı sağlayan yapıcı bir diplomatik temas olduğu kaydedildi.
SAHA 2026 hedef büyüttü: 100 bin metrekare alanda dünya savunma sanayii buluşacak
16 Şubat 2026 Pazartesi - 21:00 SAHA 2026 hedef büyüttü: 100 bin metrekare alanda dünya savunma sanayii buluşacak İstanbul Fuar Merkezi’nde 5-9 Mayıs tarihleri arasında kapılarını ziyarete açacak olan SAHA 2026 Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuarı’na ilişkin basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Dünya savunma sanayii, 100 bin metrekareyi aşan alanda bin 500’den fazla firmanın standının yer alacağı fuarda buluşacak. SAHA 2026’nın ilk basın bilgilendirme toplantısı, ASELSAN ÇELİKKUBBE Gölbaşı yerleşkesinde düzenlendi. SAHA İstanbul’un havacılık, savunma ve uzay sanayiine yönelik yeni dönem yaklaşımı ile SAHA 2026 hazırlıklarının aktarıldığı toplantıya ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu ile TÜBİTAK Başkanı Orhan Aydın katıldı. Toplantıda SAHA Expo 2026’nın içeriği hakkında bilgiler paylaşıldı. "SAHA Expo, küresel ölçekte güçlü bir platforma dönüştü" SAHA Expo’nun geldiği noktaya dikkati çeken ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, 2024 organizasyonunun yüksek katılımla ve önemli ticari çıktılarla tamamlandığını belirterek, "2024 yılında gerçekleştirdiğimiz SAHA Expo’da 6 milyar doların üzerinde yeni sözleşmeye imza atıldı. 120’den fazla ülkenin katıldığı bu organizasyon, SAHA Expo’nun küresel ölçekteki yerini pekiştirdi" dedi. "100 bin metrekare alanda bin 500’den fazla firma yer alacak" SAHA Expo 2026’ya ilişkin planlanan rakamları da paylaşan İkinci, fuarın ölçeğinin önemli ölçüde büyütüldüğünü vurgulayarak, "100 bin metrekareyi aşan bir alanda bin 500’den fazla firma standıyla yer alacak. 25 binin üzerinde B2B ve G2G görüşmesi yapılmasını, 150’den fazla imza töreni düzenlenmesini ve 300’ün üzerinde yeni ürün lansmanı gerçekleştirilmesini öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. "Yenilikçi uygulamalarla klasik fuar anlayışının ötesine geçilecek" SAHA Expo’nun diğer savunma sanayii fuarlarından farklı bir yapıda kurgulandığını dile getiren İkinci, "SAHA Expo artık sadece Türkiye’nin ya da bölgemizin değil, dünyanın önde gelen savunma sanayii fuarlarından biri haline geldi. Bu organizasyonu klasik fuar anlayışının ötesine taşıyacak yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye hazırlanıyoruz" diye konuştu. "FPV dron ve İKA mücadeleleri düzenlenecek" Fuarda canlı demonstrasyonların ön planda olacağını belirten İkinci, SAHA Expo 2026’da ilk kez FPV dron alanı kurulacağını söyledi. İkinci, "Gerçek harp şartlarına yakın senaryolarla FPV dron yarışmaları yapılacak. Bunun yanında insansız kara araçlarına yönelik mücadele alanları da fuar programında yer alacak" dedi. "World Drone War ilk kez SAHA Expo’da gerçekleştirilecek" SAHA Expo 2026’nın dikkat çeken yeniliklerinden birinin de World Drone War olacağını kaydeden İkinci, "Dünyada ilk kez düzenlenecek World Drone War ile FPV teknolojilerinin geldiği noktayı, gerçekçi operasyonel senaryolar altında test etme imkânı sağlanacak" değerlendirmesinde bulundu. "Dijital dönüşüm ve uzay teknolojileri özel oturumlarda ele alınacak" Fuarda yalnızca sergi değil, yoğun bir içerik programının da yer alacağını vurgulayan İkinci, "SAHA Talks kapsamında dijital dönüşüm, yapay zeka, çift kullanım teknolojileri ve değişen tehdit ortamı gibi başlıklar ele alınacak. Uzay teknolojileri odağında tasarlanan Space Talks’ta ise uluslararası konuklar, astronotlar ve sektör temsilcileri bir araya gelecek" ifadelerini kullandı. "Uluslararası kuruluşlar ve NATO mekanizmaları da Expo’da olacak" SAHA Expo 2026’nın uluslararası iş birliklerine zemin oluşturacağını belirten İkinci, "NATO’nun inovasyon mekanizmaları gibi uluslararası yapılar, bu öncelikli alanlarda Türkiye’deki ve dünyadaki sanayiciler ile kullanıcıları SAHA Expo çatısı altında buluşturacak" dedi. "Teknofest’ten SAHA İstanbul’a uzanan bir ekosistem zinciri kurduk" Toplantıda konuşan ASELSAN Genel Müdürü Akyol, Türkiye’de savunma sanayiinde oluşturulan girişimcilik ve üretim ekosisteminin aşamalar halinde ilerlediğini belirterek, "Teknofest ile başlayan bir zincir var. Buralar gençlerimize bu alanları aşılamanın ilk basamakları. Bunun bir üstünde, şirketler olarak uyguladığımız politikalar yer alıyor" dedi. "Bu yapı bir zincir, iki ana eksende yönetiliyor" Kurulan sistemin bütüncül bir yapı olduğuna işaret eden Akyol, "Aslında bu bir zincir. Biz bu zinciri iki ana eksende yönetiyoruz. Türkiye, birçok alanda ürün geliştiriyor. SİHA’larda, entegre hava savunma mimarisinde, elektronik harpte ve daha birçok alanda fark oluşturan işler yapıyor" değerlendirmesinde bulundu. "SAHA Expo’da dünyanın gündemine girecek ürünler sergilenecek" SAHA Expo’nun vitrin niteliğine vurgu yapan Akyol, "Türkiye’deki firmalarımız, milletimizin ve dünyanın gündemine girecek işleri SAHA Expo’da sergileyecek. Bu fuar, yeni ürünlerin küresel ölçekte tanıtıldığı bir platform olacak" ifadelerini kullandı. "Uzun vadede herkesin kazandığı bir işbirliği modeli" Uzun vadeli işbirliklerinin önemine değinen Akyol, "Türkiye ile uzun dönemde işbirliği yapan ülkelerin ve partnerlerin hep birlikte kazandığı bir model oluşturduğumuza inanıyorum. Bizimle çalışan herkes uzun vadede karşılıklı kazanacaktır" diye konuştu. "Yeni ürünlerden çok teslimatlara odaklanmamız gerekiyor" Toplantıda konuşan TUSAŞ Genel Müdürü Demiroğlu ise, savunma sanayiinde gelinen aşamada önceliklerin değiştiğine dikkati çekerek, "Herkes ilk ürünü ve yeni ürünleri merak ediyor ancak biz sektör olarak ve TUSAŞ olarak artık getirilenlerden çok teslimatlara odaklanmak istiyoruz. Hatta sadece ilk teslimatlara değil, 100’üncü, bininci teslimatlara odaklanmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu yaklaşım, sektörün olgunluğa eriştiğinin de önemli bir göstergesi" diye konuştu. "İspanya anlaşması ve ileri ülkelerle yürütülen temaslar önemli" Uluslararası işbirliklerine ilişkin örnekler veren Demiroğlu, "Geçen sene sonunda İspanya ile imzaladığımız sözleşme, bugünlerde ve önümüzdeki aylarda Avrupa’daki şirketlerle yürütülen görüşmelerle birlikte Kanada ve Japonya gibi bugüne kadar bizden çok ileride olduğunu düşündüğümüz ülkelerle yapılan teknoloji transferi ve yerlileştirme odaklı temaslar, Türkiye’nin ulaştığı seviyeyi açıkça gösteriyor" dedi. "Bu başarı ekosistemle birlikte elde edildi" Gelinen noktanın tek başına bir kurumun başarısı olmadığını vurgulayan Demiroğlu, "Biz bunu tek başımıza değil, tüm savunma sanayii ekosistemiyle birlikte başardığımıza inanıyoruz. Ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayiinde ulaştığı olgunluğun somut bir göstergesidir" değerlendirmesinde bulundu.
YÖK Başkanı Özvar: "Yükseköğretim sistemi, ülkemizin küresel rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir alandır"
16 Şubat 2026 Pazartesi - 16:26 YÖK Başkanı Özvar: "Yükseköğretim sistemi, ülkemizin küresel rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir alandır" Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "Yükseköğretim sistemi yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan bir yapı değil, aynı zamanda ülkemizin orta ve uzun vadeli kalkınma hedeflerinin, beşeri sermaye stratejisini ve küresel rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir alandır" dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yükseköğretim YÖK arasında istişare toplantısı gerçekleştirildi. YÖK Merkez Binasında gerçekleştirilen toplantıda üniversite-sanayi iş birliği, yükseköğretimde kalite, eğitim politikaları ve sektörel ihtiyaçlara yönelik insan kaynağı yetiştirilmesi konuları ele alındı. YÖK Başkanı Erol Özvar, yaptığı açıklamalarda yükseköğretim sisteminin iş dünyasının ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmesi gerektiğini, müfredatların güncelleneceğini ve üniversitelerde uygulamalı eğitim imkanlarının artırılacağını belirtti. TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç ise, özel sektörün beklentilerinin üniversitelerle daha güçlü bir şekilde paylaşılmasının önemli olduğuna dikkat çekti. "Amacımız sorunları yapıcı bir anlayışla ele almak" İstişare toplantısında açıklamalarda bulunan YÖK Başkanı Erol Özvar, vakıf üniversiteleriyle ortak çalıştıklarını belirterek, "Buradaki amacımız mevcut birikimi daha ileriye taşırken, karşılaşılan sorunları yapıcı bir anlayışla ele almak ve vakıf yükseköğretim kurumlarımızın kurumsal kapasitelerini daha da sağlamlaştırmalarına katkı sunmaktır. Yükseköğretim sistemi yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan bir yapı değil, aynı zamanda ülkemizin orta ve uzun vadeli kalkınma hedeflerinin, beşeri sermaye stratejisini ve küresel rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir alandır. Bu nedenle üniversite kontenjanlarına ilişkin her karar günübirlik yaklaşımlarla değil, çok boyutlu ve ileriye dönük bir bakış açısıyla ele alınmaktadır. Bakanlıklar başta olmak üzere ilgili tüm kamu kurumlarıyla düzenli temas halinde çalışıyoruz. Bu kurumların orta ve uzun vadeli hizmet sürüm kapasitelerini ayrıntılı bir biçimde ele alıyoruz" diye konuştu. "Bazı programların kontenjanlarında kademeli şekilde azaltmalara gittik" Mezun öğrencilerin istihdam imkanlarını artırmak için bazı programlarda kontenjan azalmalarına gittiklerini ifade eden Özvar, "Tüm bu görüş ve öneriler, kontenjan kararlarımızın sahaya ve toplumsal toplumsal gerçekliğe dayalı olmasını sağlamaktadır. Hangi alanlarda insan kaynağı ihtiyacının arttığını, hangi mesleklerde doygunluğa ulaşıldığını ve hangi alanların gelecekte stratejik önem kazanacağını sürekli olarak analiz etmekteyiz. Kontenjan politikalarımızın temelinde bu kapsamlı değerlendirmeler yer almaktadır. Bunlardan ilki 2. öğretim programlarının tamamen kapatılmasıdır. Bu karar, yükseköğretimde nicelikten ziyade niteliği önceleyen bir yaklaşımın somut yansımasıdır. Aynı şekilde mezunların istihdam imkanları giderek daraltan bazı programların kontenjanlarında da kademeli şekilde azaltmalara gittik" şeklinde konuştu. "2023-2025 döneminde toplam kontenjan 1 milyon 90 bin 14’ten 843 bin 547’ye düşürülmüştür" Mezunlarının istihdam imkanları giderek daralan bazı programların kontenjanlarında da kademeli şekilde azaltmaya gittiklerini belirten Özvar, şunları söyledi: “2023-2025 döneminde toplam kontenjan 1 milyon 90 bin 14’ten 843 bin 547’ye düşürülmüştür. Toplam 246 bin 467 kontenjan azaltılmıştır. Oransal olarak gerçekleşen düşüş yüzde 23’tür. Bu kontenjanların 107 bin 552’si ikinci öğretim kontenjanlarıdır. 2023-2025 döneminde toplam 462 lisans programından 197’sinin kontenjanları düşürülmüştür. Bu lisans programlarında kontenjan sayısı toplamda 117 bin 606 azalmıştır. En fazla kontenjan düşüşü gerçekleşen lisans programlarının başında öğretmenliğe kaynak teşkil eden programlar yer almaktadır. Türk Dili ve Edebiyatı kontenjanları 12 bin 15’ten 3 bin 680’e yüzde 69, tarih kontenjanları 10 bin 658’den 3 bin 646’ya yüzde 66 düşürülmüştür. Fen Bilgisi Öğretmenliği kontenjanı 2 bin 864’ten bin 219’a yüzde 57 düşürülmüş ve kontenjanı en fazla azalan program olmuştur.” "Vakıf üniversitelerinde de bu programlar için kontenjanlarda indirime gidilecek" Sağlık programlarına ilişkin kontenjan verilerini de açıklayan Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Beslenme ve Diyetetik Programı en fazla kontenjanı düşürülen program olmuştur. Bu programın toplam kontenjanı 6 bin 922’den 4 bin 24’e inmiştir. Bunun oransal karşılığı yüzde 42’dir. Eczacılık programlarında kontenjan 4 bin 512’den 3 bin 416’ya düşmüş, oransal olarak yüzde 24’lük bir azalma gerçekleşmiştir. Diş Hekimliği programlarında kontenjan 9 bin 127’den 7 bin 81’e düşmüştür ve bu yüzde 22 oranında bir düşüşü göstermektedir. Fizyoterapi ve rehabilitasyon programlarının kontenjanı 6 bin 761’den 5 bin 826’ya, yaklaşık yüzde 14’lük azalmaya, hemşirelik programlarının kontenjanı ise 18 bin 465’ten 17 bin 36’ya yaklaşık yüzde 8 azalmaya gidilmiştir. Tıp Fakültesi kontenjanları ise bu dönemde korunmuştur. Sağlık programlarındaki kontenjan düşüşü son yıllarda büyük oranda devlet üniversitelerinde gerçekleşmiştir. 2026 yılında vakıf üniversitelerinde de bu programlar için kontenjanlar yeniden değerlendirilecek ve kontenjanlarda indirime gidilecektir.” "Güçlü bir ekonomi, nitelikli insan kaynağı olmadan mümkün değil" Meslek yüksekokulların, sektör ihtiyaçlarına yönelik yapıya kavuşturmayı hedeflediklerini vurgulayan ASO Başkanı Ardıç ise, "Güçlü bir ekonomi, sürdürülebilir kalkınma ve rekabetçi bir ülke yapısı, nitelikli insan kaynağı olmadan mümkün değil. Bu kaynağı beslemek ve bu kaynaktan beslenmek de ancak günün teknolojik gelişimleriyle birlikte gelişen küresel bir vizyona sahip üniversitelerle mümkün. Öğrenme deneyimlerinin değiştiği, yapay zeka kullanımının endüstriye doğru evrildiği ve gittikçe derinleştiği bir dönemdeyiz. Mezunlarımızın yalnızca diploma sahibi değil, aynı zamanda sahada bilgi ve becerilerle donatılmış bireyler olarak iş hayatına atılmalarını sağlamaktır. Bu protokol kapsamında meslek yüksekokullarımızın sektörün gerçek ihtiyaçlarına daha duyarlı, iş dünyasının beklentileriyle daha uyumlu bir yapıya kavuşmasını hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.