Yerel Haberler
Ankara
Dolandırıcılık şebekesine 13 ilde dev operasyon: 149 gözaltı 04 Mayıs 2026 Pazartesi - 21:17:00 Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesi merkezli olarak 13 ilde düzenlenen dolandırıcılık operasyonunda 149 kişi gözaltına alındı. Operasyonda 1 milyar 50 milyon lira değerindeki mal varlığına el konulurken, suç örgütünün cephaneliği ve para trafiği de deşifre edildi. Akçakale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın re’sen başlattığı soruşturma kapsamında Asayiş Daire Başkanlığı ve Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Türkiye’de "iletişim yoluyla dolandırıcılığın merkezi" olarak bilinen bölgeye yönelik çalışma başlattı. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Şanlıurfa, Akçakale ve Harran ilçeleri merkezli olmak üzere bin 200 şüpheliden oluşan suç örgütüne yönelik toplam 13 ilde 213 ekip ve bin 220 polisin katılımıyla eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda ikamet ve iş yerlerinde yapılan aramalarda şebekenin sadece dolandırıcılık değil, silahlanma ve uyuşturucu trafiğiyle de bağlantılı olduğu ortaya çıktı. Yapılan aramalarda 5 ruhsatsız tabanca, 5 pompalı tüfek ve 2 kurusıkı tabanca, yüzlerce fişek, çok sayıda dijital materyal, ziynet eşyası ve narkotik maddeler ele geçirildi. Soruşturmanın ilk etabında belirlenen 185 şüpheliden 149’u yakalanarak gözaltına alındı. 1 milyar 50 milyon lira değerinde servete el konuldu Operasyonun mali boyutu, suç örgütünün ulaştığı korkunç rakamları gözler önüne serdi. MASAK verileri doğrultusunda dolandırıcılık suçundan elde edildiği ve çeşitli yöntemlerle aklandığı tespit edilen toplam değeri 1 milyar 50 milyon lira olan 237 lüks araç ve 93 taşınmaza (daire, arsa, iş yeri) adli makamlarca el konuldu. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının koordinasyonu ile yürütülen operasyon, "Türkiye Yüzyılı"nda suçla mücadelenin tavizsiz sürdürüleceğini bir kez daha kanıtladı. Gözaltına alınan 149 şüphelinin ifade işlemleri sürerken, Başsavcılık tarafından oluşturulan bin 200 kişilik havuzdaki diğer isimlere yönelik adli sürecin de derinleşerek devam edeceği öğrenildi.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 21:07 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır. Yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır. Avrupa bir yol ayrımındadır. Ya Türkiye’nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını birliğin dar boğazdan çıkışı için bir fırsat olarak görecekler ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa’nın geleceğini karartmasına müsaade edecekler" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının hemen başında dün yaşanan fırtınadan etkilenen Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman başta olmak üzere illerdeki vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aşırı yağışların ve fırtınanın da etkisiyle meydana gelen kazalarda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Tarım ve İçişleri Bakanlarımız sahadaki birimlerimizle durumu yakından takip etmekte, hasar tespit çalışmalarını titizlikle yürütmektedirler" ifadelerini kullandı. "Türkiye ezberlerin bozulduğu, belirsizliğin arttığı, insanlığın yol ve yön arayışının hızlandığı günümüzde bölgesinin en güçlü, en istikrarlı ülkesi olarak göz doldurmakta" Türkiye’nin dünyada yaşanan olumsuz gelişmelerden artık eskisi kadar etkilenmediğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyanın ve bölgemizin çatışmaların, siyasi ve ekonomik çalkantıların, sosyal gerilimlerin girdabında sağa sola savrulduğu bir dönemde Türkiye rotasından ayrılmadan emin adımlarla hedeflerine doğru ilerliyor. Yaşadığımız her hadise Türkiye’nin dayanıklılığını ortaya koyuyor. Bölgemizdeki her kriz Türkiye’nin son 23 yılda kat ettiği büyük mesafeyi ispat ederken, ülkemizin istikrar adası konumunu daha da perçinliyor. Türkiye ezberlerin bozulduğu, belirsizliğin arttığı, insanlığın yol ve yön arayışının hızlandığı günümüzde bölgesinin en güçlü, en istikrarlı ülkesi olarak göz doldurmakta, adından söz ettirmektedir. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim ki bugün artık her alanda kendi ayakları üstünde durabilen, hatta bunun da ötesine geçerek dostlarına ve kardeşlerine en zor zamanlarında destek veren bir Türkiye vardır. Karşılaştığımız onca engele rağmen 23 yıldır sabırla uyguladığımız stratejilerin semerelerini topladığımız bir dönemdeyiz" dedi. "12 aylık ihracat tutarında ilk defa 275,8 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık" Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin birçok avantaj sağladığını ve bu avantajlar sayesinde tüm dünyayı kara kara düşündüren savaşın yıkıcı etkilerini birçok alanda en düşük seviyede tutmayı başardıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçen hafta açıklanan kritik veriler, Türkiye ekonomisinin küresel krizleri yönetme kapasitesini bir kez daha teyit ve tescil etmiştir. Bölgemizdeki savaşa rağmen ihracatımız nisanda güçlü bir performans sergiledi. Nisan ayında ihracatımız yıllık yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolara ulaştı. Ocak-nisan dönemi ihracatımız ise 88 milyar 630 milyon doları buldu. 12 aylık ihracat tutarında ilk defa 275,8 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık. İhracatımızın detaylarına baktığımızda ümitvar bir tabloyla karşılaşıyoruz. 166 ülke ve bölgeye ihracatımız arttı. 26 sektörün tamamında ihracatımız yükseldi. Sektörler sıralamasında 3,9 milyar dolarla otomotiv liderliğini sürdürürken, 3,1 milyar dolarla kimyevi maddeler ikinci, 1,8 milyar dolarla elektrik elektronik üçüncü, 1 milyar 451 milyon dolarla hazır giyim dördüncü oldu. Savunma ve havacılık ihracatımızın 962 milyon dolara ulaşmasını ayrıca kıymetli buluyoruz. Böylece yılın ilk dört ayında bu alanda yüzde 28 oranında artış kaydederek önemli bir başarıya imza attık. Bir diğer çarpıcı rakam şudur; bin 18 firmamız ilk kez yurt dışına ürün satma başarısı göstermiştir. Ticarette korumacılık eğilimlerinin güçlendiği, talebin daraldığı ve jeopolitik risklerin tırmandığı bir dönemde bu ihracat rakamları takdire şayandır. Şu da bir gerçek ki Türkiye’nin potansiyeli bunun çok çok üzerindedir. İnşallah yeni pazarlara açılarak ihracatı teşvik ederek, ihracatçılarımıza destek olarak daha yüksek rakamlara ulaşacağız" açıklamasında bulundu. "Turizm gelirimiz yılın ilk çeyreğinde geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 4,2 artarak 9 milyar 896 milyon dolara yükseldi" Türkiye’nin turizm alanında da oldukça verimli bir dönem geçirdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biliyorsunuz 2025 yılını turizmde 64 milyon ziyaretçi ve 65,2 milyar dolar turizm geliriyle kapatmıştık. Sektörü olumsuz etkileyen çeşitli zorluklara rağmen hamdolsun 2026’ya çok güçlü bir giriş yaptık. Turizm gelirimiz yılın ilk çeyreğinde geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 4,2 artarak 9 milyar 896 milyon dolara yükseldi. Yine bu dönemde turist sayımız yüzde 4,2 oranında artışla 9 milyon 219 bine ulaştı. İlk çeyrekte yabancı ziyaretçilerin kişi başı gecelik ortalama harcaması ise 116 dolardan 119 dolara çıktı. Ekonomimize ve sektörümüze hayırlı uğurlu diyorum" dedi. Bu sene Türkiye’nin uluslararası görünürlüğünü artıracak zirvelere ve etkinliklere ev sahipliği yapacağını da hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de düzenlenecek uluslararası etkinliklerin de Türk turizminin yıldızının parlamasına katkı sunacağına inandığını söyledi. "İşsizlik oranımız tek haneli seyrini 35’inci ayında da korumuş oldu" Verilerin sadece ihracat ve turizmde değil, istihdam tarafında da umut verici olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İşsizlik oranı bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 8,1’e geriledi. İstihdam sayımız aynı dönemde 226 bin kişi artarak 32 milyon 425 bin kişiye, istihdam oranımız ise 0,3 puan artarak yüzde 48 buçuğa yükseldi. Keza iş gücü sayımız mart ayında bir önceki aya göre 129 bin kişi artarak 35 milyon 298 bin kişiye ulaştı. İş gücüne katılma oranımız ise 0,1 puan artışla yüzde 52,8’e çıktı. Böylece işsizlik oranımız tek haneli seyrini 35’inci ayında da korumuş oldu. Bununla birlikte atıl iş gücü oranındaki yükselişi de dikkatle takip ediyoruz" diye konuştu. "Enflasyonla mücadelede küresel atmosfer itibarıyla rüzgara karşı yürüyor olsak da irademizde en küçük bir gerileme yoktur" İhracat, istihdam ve turizmdeki olumlu tabloya rağmen savaşın etkilerinin enflasyon rakamlarında hissedildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün nisan ayı enflasyon oranı yüzde 4,18 olarak açıklandı. Halen çok yüksek seyreden akaryakıt fiyatları dünyada olduğu gibi bizde de enflasyon üzerinde ağır baskı oluşturuyor. Enflasyonla mücadelede küresel atmosfer itibarıyla rüzgara karşı yürüyor olsak da irademizde en küçük bir gerileme yoktur. Karamsarlığa kapılmadan, felaket tellallarına kulak asmadan biz doğru bildiğimiz yolda sağlam adımlarla ilerlemekte kararlıyız" ifadelerini kullandı. "Avrupa içerisinde özellikle belli kesimlerde Türkiye’ye karşı kökleşmiş olan önyargıları bir türlü aşamadık" Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkilerine dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde Türkiye’nin Avrupa’daki konumuna dair yine Avrupalı aktörlerin bazı yıpratıcı tartışmaları körüklediğini söyledi. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine dair süreci tarih tarih sıralayan ve süreç içerisinde Türkiye’nin çeşitli sebeplerle çifte standartlara maruz kaldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Biz maruz kaldığımız onca çifte standarda rağmen tam üyelik yolundaki çalışmalarımızı inatla sürdürdük. Bugün de Avrupa Birliği kurumlarıyla ve ülkeleriyle karşılıklı temaslarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Ancak burada şunu çok net ifade etmem gerekiyor; ilk başvuru tarihimiz olan 1950’den beri Avrupa içerisinde özellikle belli kesimlerde Türkiye’ye karşı kökleşmiş olan önyargıları bir türlü aşamadık. Kimi zaman demokrasimizi dillerine doladılar, kimi zaman ekonomimizi tehdit olarak gördüler, kimi zaman nüfusumuz üzerinden korku yaydılar, kimi zaman inancımızı bahane ederek bizi ötekileştirdiler ama her seferinde Türkiye’yi dışlayacak, Türkiye’nin tam üyelik sürecini yavaşlatacak, Türkiye’yi kapıda bekletecek bir bahane mutlaka buldular. Türkiye değişti, dönüştü. Ekonomisini ve demokrasisini güçlendirdi. Ama bu çevrelerin ülkemize yönelik çarpık yaklaşımında hiçbir değişim olmadı. Biz diğer aday ülkelerden farklı olarak işte bu zihniyetle ve temsilcileriyle de mücadele etmek zorunda kaldık. Merhum Özal’ın dediği gibi sadece uzun ince değil, aynı zamanda suni engeller ve engebelerle dolu bir yolda yürüdük. Teessüfle belirtmeliyim ki bu yolculuk yine aynı zeminde devam ediyor. Türkiye’ye yönelik stratejik şaşılık maalesef birliğin pek çok kurumunda hem de çok bariz biçimde varlığını muhafaza ediyor." "Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır" Türkiye olmadan Avrupa Birliği’nin tamamlanamayacağını dile getiren Erdoğan, "Gelinen noktada bir gerçeği açık açık dile getirmek durumundayım. Dün olduğu gibi bugün de mesele Ankara’nın nerede durduğu değildir. Mesele Brüksel’in geleceğin dünyasında nerede olmak istediğidir. Kendini nerede gördüğüdür. Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir Avrupa Birliği’nin küresel bir aktör ve çekim merkezi olmayacağı artık anlaşılmalıdır. Biz hini hacette varlığı hatırlanacak, ihtiyaç duyulunca kapısı çalınacak, sahir zamanlarda ötelenecek bir ülke değiliz. Hiçbir zamanda olmayacağız. Avrupa Birliği Türkiye’nin yapıcı tavrının kıymetini çok iyi bilmeli, bunu hor kullanmamalı, bunu zora sokacak eylem ve söylemlerden imtina etmelidir. Unutulmasın ki ne Türkiye eski Türkiye’dir ne de dünya eskisi gibi batılı devletlerin nüfus alanına sıkışmış haldedir. Bölgesel işbirliklerinin önem kazandığı, yeni aktörlerin boy, verdiği küresel sistemin çok kutupluluğa doğru hızla evrildiği yeni bir dünya kuruluyor. Ve Türkiye yeni sistemin kutup başlarından biri olmaya namzet en güçlü ülkeler arasında yer alıyor. Bakın açık söylüyorum. Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır. Yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır. Avrupa bir yol ayrımındadır. Ya Türkiye’nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını birliğin dar boğazdan çıkışı için bir fırsat olarak görecekler ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa’nın geleceğini karartmasına müsaade edecekler. Bizim temennimiz Avrupa’daki karar alıcıların siyasi ve tarihi önyargılarını artık terk ederek Türkiye’yle samimi, sahici ve göz hizasında ilişkiler geliştirmeye odaklanmalarıdır. Böyle bir ilişkinin kazananı Türkiye’nin de ayrılmaz parçası olduğu Avrupa kıtası olacaktır. Biz milletimizin yüksek menfaatlerini rehber edinerek bu yolda sabırla vakarla alnımız ak, başımız dik bir şekilde yürümeye devam edeceğiz" dedi. Kurban Bayramı tatili 9 gün oldu Konuşmasının son kısmında vatandaşlara iki müjdeli haberi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu sene Kurban Bayramı’nı inşallah 27-30 Mayıs tarihleri arasında idrak edeceğiz. Kamu çalışanlarımızın 26 Mayıs Salı günü öğleden sonra başlayacak olan resmi tatillerine 1,5 gün daha eklenmesini kararlaştırdık. Böylece pazartesi tam gün ve salı öğleye kadar olmak üzere bayram öncesi 1,5 günü idari izin kapsamına alarak, toplamda 9 günlük bir tatil imkanı vermiş oluyoruz. Hayırlı uğurlu olsun diyorum. Aile ve Gençlik Fonu’yla yuva kurmak isteyen gençlerimizi 200 ile 250 bin lira arasında bir rakamla destekliyoruz. Krediden faydalanan ve vade döneminde çocuk sahibi olan gençlerimize yönelik bir kolaylık sağlamıştık. Geri ödeme süresi içerisinde ilk çocuk sahibi olan çiftlerin 12 aylık taksitini hibe etmeye ve kalan taksitlerini 12 ay ertelemeye karar vermiştik. Şimdi bunu bir adım öteye taşıyoruz. Geri ödeme dönemi içerisinde ikinci çocuğun da olması halinde kalan taksitlerin tamamını hibe edeceğiz" ifadelerini kullandı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:55 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kurban Bayramı tatilinin 9 gün olacağını duyurdu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır. Yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır. Avrupa bir yol ayrımındadır. Ya Türkiye’nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını birliğin dar boğazdan çıkışı için bir fırsat olarak görecekler ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa’nın geleceğini karartmasına müsaade edecekler" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının hemen başında dün yaşanan fırtınadan etkilenen Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman başta olmak üzere illerdeki vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aşırı yağışların ve fırtınanın da etkisiyle meydana gelen kazalarda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Tarım ve İçişleri Bakanlarımız sahadaki birimlerimizle durumu yakından takip etmekte, hasar tespit çalışmalarını titizlikle yürütmektedirler" ifadelerini kullandı. "Türkiye ezberlerin bozulduğu, belirsizliğin arttığı, insanlığın yol ve yön arayışının hızlandığı günümüzde bölgesinin en güçlü, en istikrarlı ülkesi olarak göz doldurmakta" Türkiye’nin dünyada yaşanan olumsuz gelişmelerden artık eskisi kadar etkilenmediğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyanın ve bölgemizin çatışmaların, siyasi ve ekonomik çalkantıların, sosyal gerilimlerin girdabında sağa sola savrulduğu bir dönemde Türkiye rotasından ayrılmadan emin adımlarla hedeflerine doğru ilerliyor. Yaşadığımız her hadise Türkiye’nin dayanıklılığını ortaya koyuyor. Bölgemizdeki her kriz Türkiye’nin son 23 yılda kat ettiği büyük mesafeyi ispat ederken, ülkemizin istikrar adası konumunu daha da perçinliyor. Türkiye ezberlerin bozulduğu, belirsizliğin arttığı, insanlığın yol ve yön arayışının hızlandığı günümüzde bölgesinin en güçlü, en istikrarlı ülkesi olarak göz doldurmakta, adından söz ettirmektedir. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim ki bugün artık her alanda kendi ayakları üstünde durabilen, hatta bunun da ötesine geçerek dostlarına ve kardeşlerine en zor zamanlarında destek veren bir Türkiye vardır. Karşılaştığımız onca engele rağmen 23 yıldır sabırla uyguladığımız stratejilerin semerelerini topladığımız bir dönemdeyiz" dedi. "12 aylık ihracat tutarında ilk defa 275,8 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık" Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin birçok avantaj sağladığını ve bu avantajlar sayesinde tüm dünyayı kara kara düşündüren savaşın yıkıcı etkilerini birçok alanda en düşük seviyede tutmayı başardıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçen hafta açıklanan kritik veriler, Türkiye ekonomisinin küresel krizleri yönetme kapasitesini bir kez daha teyit ve tescil etmiştir. Bölgemizdeki savaşa rağmen ihracatımız nisanda güçlü bir performans sergiledi. Nisan ayında ihracatımız yıllık yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolara ulaştı. Ocak-nisan dönemi ihracatımız ise 88 milyar 630 milyon doları buldu. 12 aylık ihracat tutarında ilk defa 275,8 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık. İhracatımızın detaylarına baktığımızda ümitvar bir tabloyla karşılaşıyoruz. 166 ülke ve bölgeye ihracatımız arttı. 26 sektörün tamamında ihracatımız yükseldi. Sektörler sıralamasında 3,9 milyar dolarla otomotiv liderliğini sürdürürken, 3,1 milyar dolarla kimyevi maddeler ikinci, 1,8 milyar dolarla elektrik elektronik üçüncü, 1 milyar 451 milyon dolarla hazır giyim dördüncü oldu. Savunma ve havacılık ihracatımızın 962 milyon dolara ulaşmasını ayrıca kıymetli buluyoruz. Böylece yılın ilk dört ayında bu alanda yüzde 28 oranında artış kaydederek önemli bir başarıya imza attık. Bir diğer çarpıcı rakam şudur; bin 18 firmamız ilk kez yurt dışına ürün satma başarısı göstermiştir. Ticarette korumacılık eğilimlerinin güçlendiği, talebin daraldığı ve jeopolitik risklerin tırmandığı bir dönemde bu ihracat rakamları takdire şayandır. Şu da bir gerçek ki Türkiye’nin potansiyeli bunun çok çok üzerindedir. İnşallah yeni pazarlara açılarak ihracatı teşvik ederek, ihracatçılarımıza destek olarak daha yüksek rakamlara ulaşacağız" açıklamasında bulundu. "Turizm gelirimiz yılın ilk çeyreğinde geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 4,2 artarak 9 milyar 896 milyon dolara yükseldi" Türkiye’nin turizm alanında da oldukça verimli bir dönem geçirdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biliyorsunuz 2025 yılını turizmde 64 milyon ziyaretçi ve 65,2 milyar dolar turizm geliriyle kapatmıştık. Sektörü olumsuz etkileyen çeşitli zorluklara rağmen hamdolsun 2026’ya çok güçlü bir giriş yaptık. Turizm gelirimiz yılın ilk çeyreğinde geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 4,2 artarak 9 milyar 896 milyon dolara yükseldi. Yine bu dönemde turist sayımız yüzde 4,2 oranında artışla 9 milyon 219 bine ulaştı. İlk çeyrekte yabancı ziyaretçilerin kişi başı gecelik ortalama harcaması ise 116 dolardan 119 dolara çıktı. Ekonomimize ve sektörümüze hayırlı uğurlu diyorum" dedi. Bu sene Türkiye’nin uluslararası görünürlüğünü artıracak zirvelere ve etkinliklere ev sahipliği yapacağını da hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de düzenlenecek uluslararası etkinliklerin de Türk turizminin yıldızının parlamasına katkı sunacağına inandığını söyledi. "İşsizlik oranımız tek haneli seyrini 35’inci ayında da korumuş oldu" Verilerin sadece ihracat ve turizmde değil, istihdam tarafında da umut verici olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İşsizlik oranı bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 8,1’e geriledi. İstihdam sayımız aynı dönemde 226 bin kişi artarak 32 milyon 425 bin kişiye, istihdam oranımız ise 0,3 puan artarak yüzde 48 buçuğa yükseldi. Keza iş gücü sayımız mart ayında bir önceki aya göre 129 bin kişi artarak 35 milyon 298 bin kişiye ulaştı. İş gücüne katılma oranımız ise 0,1 puan artışla yüzde 52,8’e çıktı. Böylece işsizlik oranımız tek haneli seyrini 35’inci ayında da korumuş oldu. Bununla birlikte atıl iş gücü oranındaki yükselişi de dikkatle takip ediyoruz" diye konuştu. "Enflasyonla mücadelede küresel atmosfer itibarıyla rüzgara karşı yürüyor olsak da irademizde en küçük bir gerileme yoktur" İhracat, istihdam ve turizmdeki olumlu tabloya rağmen savaşın etkilerinin enflasyon rakamlarında hissedildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün nisan ayı enflasyon oranı yüzde 4,18 olarak açıklandı. Halen çok yüksek seyreden akaryakıt fiyatları dünyada olduğu gibi bizde de enflasyon üzerinde ağır baskı oluşturuyor. Enflasyonla mücadelede küresel atmosfer itibarıyla rüzgara karşı yürüyor olsak da irademizde en küçük bir gerileme yoktur. Karamsarlığa kapılmadan, felaket tellallarına kulak asmadan biz doğru bildiğimiz yolda sağlam adımlarla ilerlemekte kararlıyız" ifadelerini kullandı. "Avrupa içerisinde özellikle belli kesimlerde Türkiye’ye karşı kökleşmiş olan önyargıları bir türlü aşamadık" Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkilerine dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde Türkiye’nin Avrupa’daki konumuna dair yine Avrupalı aktörlerin bazı yıpratıcı tartışmaları körüklediğini söyledi. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine dair süreci tarih tarih sıralayan ve süreç içerisinde Türkiye’nin çeşitli sebeplerle çifte standartlara maruz kaldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Biz maruz kaldığımız onca çifte standarda rağmen tam üyelik yolundaki çalışmalarımızı inatla sürdürdük. Bugün de Avrupa Birliği kurumlarıyla ve ülkeleriyle karşılıklı temaslarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Ancak burada şunu çok net ifade etmem gerekiyor; ilk başvuru tarihimiz olan 1950’den beri Avrupa içerisinde özellikle belli kesimlerde Türkiye’ye karşı kökleşmiş olan önyargıları bir türlü aşamadık. Kimi zaman demokrasimizi dillerine doladılar, kimi zaman ekonomimizi tehdit olarak gördüler, kimi zaman nüfusumuz üzerinden korku yaydılar, kimi zaman inancımızı bahane ederek bizi ötekileştirdiler ama her seferinde Türkiye’yi dışlayacak, Türkiye’nin tam üyelik sürecini yavaşlatacak, Türkiye’yi kapıda bekletecek bir bahane mutlaka buldular. Türkiye değişti, dönüştü. Ekonomisini ve demokrasisini güçlendirdi. Ama bu çevrelerin ülkemize yönelik çarpık yaklaşımında hiçbir değişim olmadı. Biz diğer aday ülkelerden farklı olarak işte bu zihniyetle ve temsilcileriyle de mücadele etmek zorunda kaldık. Merhum Özal’ın dediği gibi sadece uzun ince değil, aynı zamanda suni engeller ve engebelerle dolu bir yolda yürüdük. Teessüfle belirtmeliyim ki bu yolculuk yine aynı zeminde devam ediyor. Türkiye’ye yönelik stratejik şaşılık maalesef birliğin pek çok kurumunda hem de çok bariz biçimde varlığını muhafaza ediyor." "Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır" Türkiye olmadan Avrupa Birliği’nin tamamlanamayacağını dile getiren Erdoğan, "Gelinen noktada bir gerçeği açık açık dile getirmek durumundayım. Dün olduğu gibi bugün de mesele Ankara’nın nerede durduğu değildir. Mesele Brüksel’in geleceğin dünyasında nerede olmak istediğidir. Kendini nerede gördüğüdür. Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir Avrupa Birliği’nin küresel bir aktör ve çekim merkezi olmayacağı artık anlaşılmalıdır. Biz hini hacette varlığı hatırlanacak, ihtiyaç duyulunca kapısı çalınacak, sahir zamanlarda ötelenecek bir ülke değiliz. Hiçbir zamanda olmayacağız. Avrupa Birliği Türkiye’nin yapıcı tavrının kıymetini çok iyi bilmeli, bunu hor kullanmamalı, bunu zora sokacak eylem ve söylemlerden imtina etmelidir. Unutulmasın ki ne Türkiye eski Türkiye’dir ne de dünya eskisi gibi batılı devletlerin nüfus alanına sıkışmış haldedir. Bölgesel işbirliklerinin önem kazandığı, yeni aktörlerin boy, verdiği küresel sistemin çok kutupluluğa doğru hızla evrildiği yeni bir dünya kuruluyor. Ve Türkiye yeni sistemin kutup başlarından biri olmaya namzet en güçlü ülkeler arasında yer alıyor. Bakın açık söylüyorum. Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır. Yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır. Avrupa bir yol ayrımındadır. Ya Türkiye’nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını birliğin dar boğazdan çıkışı için bir fırsat olarak görecekler ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa’nın geleceğini karartmasına müsaade edecekler. Bizim temennimiz Avrupa’daki karar alıcıların siyasi ve tarihi önyargılarını artık terk ederek Türkiye’yle samimi, sahici ve göz hizasında ilişkiler geliştirmeye odaklanmalarıdır. Böyle bir ilişkinin kazananı Türkiye’nin de ayrılmaz parçası olduğu Avrupa kıtası olacaktır. Biz milletimizin yüksek menfaatlerini rehber edinerek bu yolda sabırla vakarla alnımız ak, başımız dik bir şekilde yürümeye devam edeceğiz" dedi. Kurban Bayramı tatili 9 gün oldu Konuşmasının son kısmında vatandaşlara iki müjdeli haberi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu sene Kurban Bayramı’nı inşallah 27-30 Mayıs tarihleri arasında idrak edeceğiz. Kamu çalışanlarımızın 26 Mayıs Salı günü öğleden sonra başlayacak olan resmi tatillerine 1,5 gün daha eklenmesini kararlaştırdık. Böylece pazartesi tam gün ve salı öğleye kadar olmak üzere bayram öncesi 1,5 günü idari izin kapsamına alarak, toplamda 9 günlük bir tatil imkanı vermiş oluyoruz. Hayırlı uğurlu olsun diyorum. Aile ve Gençlik Fonu’yla yuva kurmak isteyen gençlerimizi 200 ile 250 bin lira arasında bir rakamla destekliyoruz. Krediden faydalanan ve vade döneminde çocuk sahibi olan gençlerimize yönelik bir kolaylık sağlamıştık. Geri ödeme süresi içerisinde ilk çocuk sahibi olan çiftlerin 12 aylık taksitini hibe etmeye ve kalan taksitlerini 12 ay ertelemeye karar vermiştik. Şimdi bunu bir adım öteye taşıyoruz. Geri ödeme dönemi içerisinde ikinci çocuğun da olması halinde kalan taksitlerin tamamını hibe edeceğiz" ifadelerini kullandı.
"Gönül Seferberliği" ile Ramazan ayında yaklaşık 610 bin hane ziyaret edildi
19 Mart 2026 Perşembe - 10:11 "Gönül Seferberliği" ile Ramazan ayında yaklaşık 610 bin hane ziyaret edildi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Ramazan ayında yürütülen "Gönül Seferberliği" kapsamında Türkiye genelinde yaklaşık 610 bin hanenin ziyaret edildiğini açıkladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, ailenin korunması ve aile bağlarının güçlendirilmesi amacıyla yürüttüğü çalışmalarını Ramazan ayında da 81 ilde sürdürdü. Başta yöneticiler olmak üzere merkez ve taşra teşkilatı ile Sosyal Hizmet Merkezleri ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı çalışanları; çocuk, engelli ve yaşlı bakım kuruluşlarını ziyaret etti. Şehit yakınları, gaziler, koruyucu aileler ve Bakanlık hizmet modellerinden yararlanan aileler de Ramazan ayında yalnız bırakılmadı. Ramazan ayının dayanışma ruhuyla vatandaşlarla güçlü bağ kurmak amacıyla sahaya inen Bakanlık ekipleri, "Gönül Seferberliği" kapsamında ülke genelinde yaklaşık 610 bin haneyi ziyaret etti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın talimatıyla haneleri ziyaret eden ekipler, ailelere devletin her zaman yanlarında olduğu mesajını ileterek, devlet ile millet arasındaki bağı güçlendirdi. Vatandaşlarla Bakanlık arasında köprü görevi üstlenen ekipler, hizmet modellerinden yararlanan ailelerin kapılarını tek tek çalarak, evlerde kurulan gönül sofralarına konuk oldu. Ziyaretlerde vatandaşların memnuniyet düzeyleri ile sunulan hizmetlere ilişkin görüş ve talepler dinlendi, ailelerin ihtiyaçları yerinde tespit edilerek, destek mekanizmalarının güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütüldü. Sahadan elde edilen geri bildirimlerin Bakanlığın hizmet politikalarına katkı sağlaması ve sosyal hizmetlerin daha etkin, kapsayıcı ve ihtiyaç odaklı şekilde yürütülmesine zemin oluşturması bekleniyor. Bakan Göktaş, ziyaretlere ilişkin yaptığı açıklamada, "Vatandaşlarımızın kapısını çalarken sadece bir ziyaret gerçekleştirmiyoruz; aynı sofrayı paylaşıyor, aynı duyguda buluşuyoruz. Ziyaretlerde kurulan samimi bağlar bizim için çok kıymetli. Her hanede bir tebessüm görmek, bir gönle dokunmak en büyük motivasyonumuz. Bu buluşmalar, devlet ile millet arasındaki bağı daha da güçlendiriyor. Son 24 yılda olduğu gibi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde vatandaşlarımızın her zaman yanında olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Dini nikahlı eşinden 13 yıldır şiddet gördüğünü iddia eden kadın: "Yüzüme kezzap atmakla tehdit etti"
19 Mart 2026 Perşembe - 09:37 Dini nikahlı eşinden 13 yıldır şiddet gördüğünü iddia eden kadın: "Yüzüme kezzap atmakla tehdit etti" Ankara’da uyuşturucu madde ve alkol bağımlısı olduğunu ileri sürdüğü dini nikahlı eşi tarafından 13 yıldır darbedildiğini iddia eden kadın, "Kocam yüzüme kezzap atmakla tehdit etti ve suratımı aynada bakılamayacak hale getireceğini söyledi" dedi. Sincan’da yaşayan 31 yaşındaki H.Y., 13 yıldır dini nikahlı eşi B.M. (35) tarafından psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldığını ileri sürdü. Eşinin aynı zamanda uyuşturucu madde ve alkol bağımlısı olduğunu da iddia eden H.Y., 11 ve 13 yaşındaki kız çocuklarının da eşinin ailesi tarafından alıkonulduğunu ve kendisine gösterilmediğini öne sürdü. Mağdur kadın, ilerideki boşanma ihtimalinden dolayı karşı tarafın mal varlığı paylaşımını engellemek için resmi nikah istemediğini savundu. Eşinin ailesi tarafından da şiddete maruz kaldığını öne süren H.Y., defalarca şikayetçi olduğunu söyledi. Sorumluların hak ettiği cezayı almasını ve çocuklarına kavuşmayı ümit ettiğini dile getiren H.Y., hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini belirtti. "Büyük kızıma hamile kaldığımda hastanedekiler durumu anlayıp bizi ihbar etmesin diye kayınpederim tarafından kaçırılmıştık" Yaşadıklarını anlatan H.Y., "Eşim, anne tarafından akrabamdı. Tanıştığımızda 16 yaşındaydım. Bir sene sonra düğünümüz oldu. Reşit olmadığım için resmi nikahımı yapmamışlardı. Reşit olduğumda yapacaklarını söylemişlerdi. Büyük kızıma hamile kaldığımda hastanedekiler durumu anlayıp bizi ihbar etmesin diye kayınpederim tarafından kaçırılmıştık. Reşit olduğumda resmi nikah istediğimi ve yaşadığım durumlardan utandığımı söyledim. Sürekli bahaneler üreterek ertelediler. Şiddet görmeye başlayınca artık söylemeye de korkar hale gelmiştim. Resmi nikahım olmadığı için çevremdekiler tarafından sürekli aşağılanıyordum. Uğradığım fiziksel şiddetin yanında psikolojik olarak da şiddet görüyordum" dedi. "Bana, ‘Nikah yapılacak kadın değilsin’ diyordu" Pantolon giydiği için dahi darbedildiğini söyleyen H.Y., "Eşim çoğu zaman eve gelmezdi. Başka kadınlarla yakaladığım zamanlar oldu. Nedenini sorduğum için de beni darbediyordu. Bana, ‘Sen pantolon giyiyorsun. Edepsizsin. Nikah yapılacak kadın değilsin’ diyordu. Bana kendimi kötü ve suçlu hissettirmeye çalışıyordu. Uğradığım şiddete dayanamadığım zamanlarda ailemin evine sığınıyordum. Çocuklarımın özlemi ağır basınca kocamın yanına dönmek zorunda kalıyordum. Ailemin evine geldiğimde rahat vermiyordu, bizi sürekli tahrik ediyordu. Ben de utandığım için yanına dönmek zorunda kalıyordum. Döndüğümde ise yine aynı muameleye maruz kalıyordum" ifadelerini kullandı. "Resmi nikah kıymamalarının sebebi mal varlıklarının bölünme korkusuymuş" Eşinin ve onun ailesinin boşanma nedeniyle yaşanacak mal varlığı paylaşımı korkusu nedeniyle resmi nikah yapılmasına yanaşmadığını ileri süren H.Y., şunları söyledi: "Resmi nikah kıymamalarının sebebi duyduklarıma göre ileride boşanma durumu olursa mal varlıklarının bölünme korkusuymuş. Eşim de çoğu kez beni darbederken ağzından aynı şeyi kaçırmıştı. Ben defalarca mal varlıkları için gelmediğimi ve yuvamı kurtarmak için direndiğimi söyledim. Buna rağmen hareketlerine hala devam etti. Ailesi de karşı gelmek yerine yaptıklarını destekliyordu. İlk hamile kaldığım dönemden beri şiddet görmeye başladım. Erken gebelik riski dahi yaşadığım oldu. Hastanede müdahale ederek erken doğum yapmamın önüne geçildi. Daha sonra kayınpederim hastaneye gelerek, ‘Torunuma bir şey olursa seni mahvederim’ diyerek tehdit etti. Korktuğum için doktorlara merdivenden düştüğümü söylemek zorunda kaldım." "Yüzüme kezzap atmakla tehdit etti" Ailesinin ve kendisinin sürekli tehdit ve hakaretlere maruz kaldığını iddia eden H.Y., "Daha önce çok kez şikayetçi oldum. Çocuklarımı kurtarmaya çalışıyordum. Hala da onlardan ayrıyım. Eşim bana, ‘Aç köpek, sen çocuklara nasıl bakacaksın’ diyerek hala hakaret ediyor. Geçmişte bir duruşmamız oldu. Uzlaştırıcı biriyle anlaşmışlar. O kişi bana çocuklarımdan dolayı davadan vazgeçmemi söyledi. Ben de evlatlarımı düşünerek kabul ettim. Yıllarca hep böyle devam etti bu durum. Kocam, ‘Seni öldüreceğim, keseceğim göreceksin. Yüzüne kezzap atacağım. İnsan içine çıkamayacak ve aynada kendine bakamayacak hale geleceksin’ diyerek tehdit etti. Çocuklarım var diye hep sustum" diye konuştu. "Çocuklarımı istediğimde sürekli hakaret ediyor" Evlatlarından da uzun süredir ayrı kaldığını dile getiren H.Y., "Bunlar normal birinin yapacağı şeyler değil. Yıllardır alkol kullanıyordu zaten. Çevremden de uyuşturucu madde kullandığını duydum. Mesajlarına da şahit olmuştum. Çocuklarımın psikolojisi de bozuk. Beni göremiyorlar. Çocuklarımı istediğimde sürekli hakaret ediyor. 13 yıldır bana yaşattığı şiddetin cezasını çekmesini istiyorum. Evlatlarımı yanımda görmek istiyorum. Yaşadığımız rezilliklerden utandığım için onları vermek zorunda kalıyorum. Bana ve çocuklarıma yaşattıklarının cezasını çekmesini istiyorum" dedi. Pantolon giydiği için darbedildiği görüntüler ortaya çıktı H.Y.’nin son olarak ise pantolon giydiği için B.M. tarafından darbedildiği anlara ait görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde B.M.’nin H.Y.’yi darbettikten sonra telefonuyla kayda aldığı ve pantolon giydiği için tepki gösterdiği anlar yer aldı.
ATO Başkanı Baran: "Ramazan Bayramı’nın tüm insanlığa sağlık, mutluluk ve bereket getirmesini, dünyada barış ve huzura vesile olmasını diliyorum"
19 Mart 2026 Perşembe - 09:32 ATO Başkanı Baran: "Ramazan Bayramı’nın tüm insanlığa sağlık, mutluluk ve bereket getirmesini, dünyada barış ve huzura vesile olmasını diliyorum" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Ramazan Bayramı dolayısıyla, "Son dönemde dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan gerilimler ve çatışmalar, barışın ve huzurun ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Ramazan Bayramı’nın tüm insanlığa sağlık, mutluluk ve bereket getirmesini, dünyada barış ve huzura vesile olmasını diliyorum" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran, Ramazan Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Baran; bayramların sevgi, dayanışma ve kardeşlik duygularını güçlendiren, insanlığın ortak değerlerini hatırlatan, barış arzusunu güçlendiren özel günler olduğunu belirtti. Baran, Ramazan Bayramı vesilesiyle yaptığı açıklamalarda, "Son dönemde dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan gerilimler ve çatışmalar, barışın ve huzurun ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Ramazan Bayramı’nın tüm insanlığa sağlık, mutluluk ve bereket getirmesini, dünyada barış ve huzura vesile olmasını diliyorum. Ramazan ayı boyunca sabrı, paylaşmayı ve dayanışmayı yeniden hatırlayıp, gönüllerimizi daha çok yakınlaştırarak, nihayet mübarek bayram günlerine ulaştık. Bayramlar; sevgi, dayanışma ve kardeşlik duygularını güçlendiren, insanlığın ortak değerlerini hatırlatarak, barış arzusunu güçlendiren özel günlerdir. Dünyanın birçok yerinde devam eden savaş ve çatışmalar nedeniyle ne yazık ki bu bayrama buruk giriyoruz. Bayramın taşıdığı hoşgörü ve kardeşlik ruhunun tüm dünyaya yayılarak, savaş ve çatışmaların yerini kalıcı barış ve istikrarın alması en büyük temennimizdir. Huzurun ve istikrarın güçlendiği bir ortam, üretimin, ticaretin ve ekonomik gelişmenin de en güçlü teminatıdır. İş dünyası olarak, ülkemizin refahı ve ferahı için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Bu vesileyle, Başkent iş dünyası ve ATO üyelerimiz ile aziz milletimizin ve tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı kutluyor; bayramın sağlık, huzur, mutluluk ve bereket getirmesini yürekten diliyorum" ifadelerine yer verdi.
Ramazan ayı sonrası Bayram’da beslenmeye dikkat: "Sindirim ve sağlık için önemli"
19 Mart 2026 Perşembe - 08:53 Ramazan ayı sonrası Bayram’da beslenmeye dikkat: "Sindirim ve sağlık için önemli" Beslenme ve Diyet Uzmanı Serap Güzel, "Ramazan ayının ardından bayram sofraları hepimiz için keyifli ve özel anlar sunuyor. Ancak uzun süreli oruç döneminden sonra bayramda beslenmeye dikkat etmek, hem sindirim sistemi hem de genel sağlık açısından büyük önem taşıyor" dedi. Ramazan Bayramı arifesinde bayram heyecanı sofralara da yansıdı; evlerde hazırlıklar sürerken, zengin ikramlar için mutfaklarda yoğun bir mesai başladı. Güven Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzman Diyetisyen Serap Güzel, uzun süreli oruç döneminden sonra bayramda beslenmeye dikkat etmenin hem sindirim hem de genel sağlık açısından büyük önem taşıdığını söyledi. "Ağır, yağlı ve şekerli yiyeceklerden kaçının" Uzm. Diyetisyen Güzel, Bayram sabahına hafif bir kahvaltı ile başlamana dikkati çekerek, "Peynir, yumurta, zeytin, tam tahıllı ekmek, domates ve salatalık gibi besinlerden oluşan bir kahvaltı tercih edilebilir. Günün geri kalanında ise porsiyon kontrolüne dikkat edilmeli; özellikle ağır, yağlı ve çok şekerli yiyecekler bir anda ve fazla miktarda tüketilmemelidir. Çünkü bu durum hazımsızlık, mide yanması, şişkinlik ve ani kan şekeri yükselmelerine neden olabilir" diye konuştu. "Su tüketimini ihmal etmeyin" Bayram misafirliklerinin başlamasıyla birlikte ikramlardaki çeşitlilik de arttı. Ancak özellikle tatlı ve ağır yiyeceklerin sık tüketimi sağlık açısından bazı riskler oluşturabiliyor. Uzm. Diyetisyen Güzel ise bu konuda şöyle uyardı; "Bayram ziyaretlerinde sunulan tatlılara da ölçülü yaklaşmak gerekir. Şerbetli tatlılar yerine mümkünse sütlü tatlılar ya da küçük porsiyonlarda tatlı tüketmek daha doğru bir seçim olacaktır. Tatlı yenilecekse, bunu yemekler üzerine değil yemek sonrası aralarda küçük miktarlarda tüketmek daha uygundur. Su tüketimi de bayram boyunca ihmal edilmemelidir. Gün içinde 1,5-2 litre su içmek hem sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar hem de tokluk hissini arttırır. Çay ve kahve tüketimi ise aşırıya kaçmadan sınırlandırılmalıdır." "Kronik rahatsızlıkları olanlar beslenme planı dışına çıkmasın" Serap Güzel, kronik rahatsızlığı olan bireylerin de bayramda dikkat etmeleri gerektiğini söyleyerek, "Bu kişiler öğün saatlerini atlamamalı, ilaçlarını düzenli kullanmalı ve kendilerine uygun beslenme planının dışına çıkmamaya özen göstermelidir. Tuzlu, şekerli, beyaz unlu ve aşırı yağlı besinlerden uzak durmaları çok önemlidir" uyarısını yaptı.
HSK Kararnamesi yayımlandı: 12 hakim ve savcının görev yeri değişti
18 Mart 2026 Çarşamba - 23:29 HSK Kararnamesi yayımlandı: 12 hakim ve savcının görev yeri değişti Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından yayımlanan kararname ile 12 hakim ve savcının görev yeri değişti. Karara göre, Amasya Cumhuriyet Başsavcısı Faruk Kaynak, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı ise Fatih Kocaman oldu. HSK tarafından yayımlanan kararnameye göre, Pınar Şafak, İstanbul Ticaret Mahkemesi Başkanlığından Bakırköy Hakimliğine; Sadullah Güler, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliğine; Mesut Bilen, Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığından İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına atandı. Gökberk Sunal ise, İzmir Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığından İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliğine; Semra Tekin Doğan, İstanbul Hakimliğinden İstanbul Ticaret Mahkemesi Başkanlığına; Ramazan Yılmaz Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığından Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine; İdris Arda Aygün, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliğinden İzmir Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına atandı. Faruk Kaynak, Yargıtay Cumhuriyet Savcılığından Amasya Cumhuriyet Başsavcılığına; Çağlayan Çakmak Kocaman ise Amasya Hakimliğinden Antalya Hakimliğine; Fatih Kocaman Amasya Cumhuriyet Başsavcılığından Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına; Yakup Ali Kahveci, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığından Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine; Mehmet Akif Katırcı ise Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğinden Antalya Bölge Adliyesi Cumhuriyet Savcılığına atandı.