Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Bakan Fidan, Akdeniz Komiseri Suica ile görüştü
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:19:09
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa Komisyonu’nun Akdeniz Komiseri Dubravka Suica ile görüştü. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün Ankara’da Avrupa Komisyonu’nun Akdeniz Komiseri Dubravka Suica ile bir araya geldi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:15
MHP kongre sürecinin ilk adımını Samsun’da atacak
MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, partinin ilk ilçe kongresinin 19 Mayıs’ta Samsun’un İlkadım ilçesinde gerçekleştirileceğini belirterek, kongrenin "Terörsüz Türkiye" vizyonunun sembolik ilk adımı olacağını ifade etti. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, partinin kongre sürecine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada ilk ilçe kongresinin 19 Mayıs’ta Samsun’un İlkadım ilçesinde gerçekleştirileceğini bildirdi. Yalçın, sembollerin siyaset dilindeki önemine işaret ederek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışının "ilk adım" olarak nitelendirilmesinin Milli Mücadele ruhunu yansıtan güçlü bir sembol olduğunu belirtti. MHP’nin de tarihi anlam taşıyan kavramları siyasi iletişimde kullandığını ifade eden Yalçın, şu ifadeleri kullandı: "Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin gerek bölgemizde gerekse dünyada meydana gelen kaçınılmaz değişim ve dönüşümlerle Türkiye’nin bütünlüğüne dönük yeni küresel tehditler karşısında iç barışın tesisi ve kardeşlik hukukunun sağlamlaştırılması yolunda ortaya attığı Terörsüz Türkiye fikri de pek âlâ bir siyasi ‘ilk adım’dır. Terörün, terörizmin bir siyaset biçimi, bir kavga silahı olarak kullanıldığı; halkın huzur ve düzeninin çalındığı, Türkiye’nin bekasına dönük dış tehdidin giderek büyüdüğü bir dönemde MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yaptığı Terörsüz Türkiye çağrısı, millî mutabakat istikametinde devasa bir ‘ilk adım’dır. Partimizin 27 Nisan tarihli MYK toplantısında alınan karar uyarınca 7 Mayıs’ta başlatılan kongre süreci çerçevesinde ‘ilk kongre adımı’nın da 19 Mayıs Salı günü Samsun’un İlkadım ilçesinde atılması kararlaştırılmıştır. İlkadım Kongresi’nin Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 107. yıl dönümü olan 19 Mayıs 2026 Salı gününe denk getirilmesi sembolik bir amaç taşımaktadır. İlk MHP ilçe kongresinin gerçekleştirileceği Samsun İlkadım, hem Millî Mücadele ruhunu, hem Terörsüz Türkiye fikrine can veren varoluş refleksini, hem de Milliyetçi-Ülkücü Hareket’te vücut bulan beka azmini simgelemektedir. Bu vesileyle Türkiye’nin birlik ve bütünlüğü, milletimizin barış, dirlik ve sükûn içinde hayatını sürdürmesi için 19 Mayıs ruhunun diri tutulmasının önemi vurgulanacaktır." Yalçın, güçlü milli devlet yapısının yalnızca Türkiye için değil, bölgedeki diğer ülkeler açısından da "sömürgeciliğin panzehri" olduğunu belirterek, İran, Irak, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerin milli devlet yapılarının korunmasının Türkiye’nin güvenliği bakımından hayati önem taşıdığını ifade etti. MHP’nin Samsun İlkadım Kongresi’nin bu bilinçle gerçekleştirileceğini kaydeden Yalçın, kongre sürecinin aynı ruh ve inançla devam edeceğini, 7 Mart 2027’de yapılacak Olağan Büyük Kurultay’a da aynı anlayışla gidileceğini bildirdi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:01
Pursaklar’da sistemli temizlik çalışmaları devam ediyor
Pursaklar Belediyesi, ilçe genelinde sürdürdüğü temizlik çalışmaları kapsamında günlük çöp toplama faaliyetlerinin ardından konteynerleri yerinde yıkayarak temizlik çalışmalarını sürdürüyor. Pursaklar Belediyesi, temiz bir Pursaklar için çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Özel donanımlı konteyner yıkama araçlarıyla ilçe genelindeki tüm mahallelerde planlı bir çalışma yürütüldüğü belirtildi. Belediye tarafından yıkama işlemleri sırasında yüksek basınçlı su ve çevre dostu dezenfektanlar kullanılarak konteynerler detaylı şekilde temizleniyor. Bu sayede hem görüntü kirliliği ortadan kaldırılıyor hem de halk sağlığını tehdit edebilecek unsurlar minimize ediliyor. "Daha temiz bir Pursaklar için hep birlikte hareket etmeliyiz" Temizliğin sadece görsel bir unsur olmadığını dile getiren Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Vatandaşlarımızın daha sağlıklı ve daha temiz bir çevrede yaşamalarını sağlamak bizim en temel görevlerimizden biri. Bu doğrultuda ekiplerimiz sadece çöpleri toplamakla kalmıyor, aynı zamanda konteynerlerimizi de düzenli olarak yıkayarak hijyenik hale getiriyor. Lakin sorumsuzca içine atılan ağzı bağlanmamış, sulu çöpler kokuya ve sineklenmelere neden oluyor. Lütfen bu konuda daha duyarlı olalım. Daha temiz bir Pursaklar için hep birlikte hareket etmeliyiz" dedi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:00
Fatih Acacı cinayeti davasında gerekçeli karar açıklandı: Eylem "kasten öldürme" kapsamında
Ankara’da 15 yaşındaki Fatih Acacı’nın bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, suça sürüklenen çocuk hakkında verilen 12 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı. Mahkeme, sanığın eyleminin "kasten öldürme" kapsamında olduğunu vurgularken, olayın başlangıcında maktulden gelen saldırı nedeniyle "haksız tahrik" indirimi uygulandığını belirtti. Fatih Acacı cinayeti davasında gerekçeli karar açıklandı. Gerekçeli kararda, olayın 8 Eylül 2025 tarihinde meydana geldiği, suça sürüklenen çocuğun maktulün kız arkadaşıyla mesajlaşması nedeniyle Acacı ile aralarında husumet oluştuğu kaydedildi. Tarafların Pursaklar Şehit Murat Dülger Parkı’na gittikleri, burada çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, suça sürüklenen çocuğun olayda ele geçirilemeyen kesici aletle Acacı’yı göğüs, batın, kol, uyluk ve sırt bölgelerinden yaraladığı aktarıldı. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun Fatih Acacı’yı öldürme kastının bulunmadığı ve kendisini savunmak amacıyla hareket ettiği yönündeki savunmalarına itibar etmedi. Kararda, Acacı’nın olayda kullandığı bir bıçağın bulunmadığı, olay yerinde veya üzerinde herhangi bir bıçak ele geçirilmediği, buna karşılık suça sürüklenen çocuğun olaydan sonra kullandığı bıçağı saklamaya çalıştığı ve eylemi başlangıçta inkâr ettiği belirtildi. Mahkeme meşru savunma hükümlerinin uygulanamayacağına hükmetti Gerekçeli kararda, "maktulün önce saldırdığı, suça sürüklenen çocuğun kendisini korumak amacıyla bıçağı rastgele salladığı" yönündeki savunmanın tanık beyanları, kamera kayıtları ve olay yeri tespitleriyle uyumlu olmadığı vurgulandı. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun Acacı’yı yakın mesafeden birden fazla kez bıçakladığını, olay yerinden kaçmak yerine dönerek maktulü yaralamaya devam ettiğini belirterek, meşru savunma hükümlerinin uygulanamayacağına hükmetti. Kararda, taraflar arasındaki tartışmanın maktulün kız arkadaşına mesaj atılması nedeniyle başladığı, Acacı’nın suça sürüklenen çocuğa yönelik "Senin bacaklarını kırarım" şeklinde sözler söylediği, bu sözlerin ve devamındaki arbede ortamının haksız tahrik oluşturduğu kaydedildi. Bu nedenle mahkeme, cezada haksız tahrik indirimi uygulandığını belirtti. Acacı’nın vücudunda 10 adet kesici-delici alet yarası tespit edildi Mahkeme, eylemin tasarlayarak işlendiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığını da belirtti. Kararda, taraflar arasında aynı gün yaşanan tartışma sonrası olayın meydana geldiği, Yargıtay içtihatlarında aranan soğukkanlılıkla karar verme, plan yapma ve tasarlama düzeyine ulaşan olguların dosyada bulunmadığı kaydedildi. Ayrıca canavarca hisle öldürme değerlendirmesi yönünden de çok sayıda bıçak darbesinin tek başına bu nitelendirme için yeterli olmadığı ifade edildi. Adli Tıp Kurumu raporuna da yer verilen kararda, Acacı’nın vücudunda 10 adet kesici-delici alet yarası tespit edildiği, ölümün sol böbrek, dalak, karaciğer, ince bağırsak ve diyafram yaralanmasına bağlı iç ve dış kanama sonucu meydana geldiği belirtildi. Suça sürüklenen çocuğun yaralanmasının ise kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı kaydedildi. Mahkeme, D.G.’nin üzerine atılı "çocuğa karşı kasten öldürme" suçunu işlediğinin sabit olduğuna hükmederek önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Ardından haksız tahrik nedeniyle ceza 24 yıl hapse, suça sürüklenen çocuğun 15-18 yaş grubunda olması nedeniyle 16 yıl hapse indirildi. Türk Ceza Kanunu’nun 31/3 maddesi gereği çocuklar hakkında verilecek hapis cezasının 12 yılı aşamayacağı dikkate alınarak sanık 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun yargılama sürecindeki tutumu, pişmanlığa yönelmeyen davranışları ve suçu inkâr etmesi nedeniyle takdiri indirim uygulanmasına yer olmadığına karar verdi.
17 Mart 2026 Salı - 18:38
Bakan Uraloğlu: "GÖKBEY sadece bir helikopter değil, milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin yerli ve milli helikopteri GÖKBEY’e ilişkin, "GÖKBEY sadece bir helikopter değil; sivil havacılıkta bağımsızlığımızın, sağlık, yangın söndürme, genel maksat görevlerinde milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, düzenlenen törenle Türkiye’nin yerli ve milli helikopteri GÖKBEY’e ilişkin önemli bir belgeyi takdim etti. Bakan Uraloğlu, GÖKBEY helikopterinin hava aracı, motor veya pervane tasarımının ve performansının uçuşa elverişliliğini gösteren sertifikayı, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’e düzenlenen törenle takdim etti. Törende konuşan Uraloğlu, Türkiye’nin havacılık alanında son yıllarda önemli bir ivme yakaladığını belirterek, GÖKBEY’in bu başarının somut örneklerinden biri olduğunu vurguladı. Sertifikanın, helikopterin uluslararası standartlara uygunluğunu ortaya koyduğunu ifade eden Uraloğlu, yerli ve milli üretim hamlelerinin kararlılıkla sürdürüleceğini dile getirdi. Savunma Sanayii Başkanı Görgün ise GÖKBEY’in geliştirilmesinde emeği geçen tüm kişilere teşekkür ederek, alınan sertifikanın Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisine önemli katkı sağlayacağının altını çizdi. "Dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduk" Teknoloji ve savunma mekanizmaları konusunda Türkiye’nin dünyada önde gelen ülkeler arasına girdiğini belirten Uraloğlu, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; son 24 yılda yerli sanayimizi geliştirerek, savunma sanayi ürünleri, makine, medikal, ulaştırma, elektrik-elektronik ve haberleşme sektörleri gibi birçok stratejik alanda yüksek teknolojiye sahip milli ürünlerimizle dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduk. Kendi otomobilimizi, haberleşme ve gözlem uydularımızı, savaş uçaklarımızı, helikopterlerimizi, gemilerimizi, elektrikli trenlerimizi üreterek tarihe damga vuran bir süreç yaşadık. Savunma sanayii alanında dünya güç dengelerini değiştiren İHA/SİHA teknolojilerimizle başladık. Bayraktar TB2, Akıncı, Kızılelma gibi platformlarla gökyüzünde söz sahibi olduk. MİLGEM projesiyle kendi savaş gemilerimizi, TCG Anadolu ile dünyanın ilk SİHA gemisini denize indirdik. Togg ile otomobil hayalimizi gerçeğe dönüştürdük, TÜRKSAT 6A ile uzayda kalıcı iletişim gücümüzü gösterdik ve uydu ihracatçısı ülkeler arasına yükseldik. Elektrikli trenlerimiz, sürücüsüz metrolarımız, milli banliyö trenlerimiz raylara indi. Bu başarılar, milletimizin azmi, devletimizin kararlı desteği ve mühendislerimizin alın teriyle yazılmış hikayelerdir" diye konuştu. "GÖKBEY sadece bir helikopter değil, milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş’nin (TUSAŞ) bu projede önemli bir yere sahip olduğunu da ayrıca ifade eden Uraloğlu, "TUSAŞ’ın 1973’te iki küçük kulübede başlayan bağımsızlık yolculuğu, bugün 4 milyon metrekarelik dev tesislerde, KAAN’dan HÜRJET’e, ANKA’dan ATAK-2’ye kadar dünya çapında projelerle taçlandı. Başlangıçta sivil amaçlı tasarlanan GÖKBEY, 23 Mart 2016’da yapılan başvuruyla başlayan, tam 10 yıllık yoğun bir süreç sonunda Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüzün verdiği tip sertifikasına kavuşmuş oldu. 600’den fazla teknik toplantı, 180’den fazla sertifikasyon testi, yaklaşık 18 bin uçuş test noktası, 800’den fazla uyum dokümanı ve Şubat’ta gerçekleştirilen doğrulama uçuşları. Tüm bunlar, CS-29 standartları başta olmak üzere uluslararası gerekliliklere tam uyumlandı. Üstelik bu süreç, Kamusal Dönüşüm Modeli kapsamında geliştirilen KDM-ERP Sertifikasyon Modülü ile tamamen dijital ortamda, kanıt bazlı ve şeffaf bir şekilde yürütüldü. Artık ABD, Avrupa Birliği ülkeleri, Kanada ve Brezilya gibi köklü havacılık sistemlerinin yanına gururla kendi bayrağımızı da bu şekilde dikmiş oluyoruz. Bu, sadece teknik bir başarı değil; tam anlamıyla teknolojik egemenlik, milli irade ve bağımsızlık manifestosudur. GÖKBEY sadece bir helikopter değil; sivil havacılıkta bağımsızlığımızın, sağlık, yangın söndürme, genel maksat görevlerinde milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" şeklinde konuştu. "İlk helikopteri temmuz ayında Sağlık Bakanlığımıza teslim edeceğiz" GÖKBEY’i ilk olarak Sağlık Bakanlığına teslim edeceklerini ve bugün itibarıyla 75 helikopter için sipariş aldıklarını vurgulayan Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ise, "Bugün itibarıyla 75 helikopterimiz için firmamız sipariş almış ve üretime başlamış durumda. İlk helikopteri temmuz ayında Sağlık Bakanlığımıza teslim edeceğiz. Yıl sonuna doğru ikinci helikopteri, 2027 yılı ortalarında da üçüncü helikopteri teslim etmiş olacağız" ifadelerine yer verdi.
17 Mart 2026 Salı - 18:28
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek"
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının devam ettiği sırada açıklamalarda bulundu. "BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir" Çelik, dünyanın çok ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ve bütün bu yaşananların içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk anısına verilen ’Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü BM Genel Sekreteri Guterres’e takdim etmesini anlamlı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Çelik, "Dünya, kuralların ortadan kalktığı bir düzene doğru gidiyor. Bütün bu kuralsızlığın içerisinde BM düzeni doğrudan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler tarafından tahrip ediliyor. Halbuki BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir. Adaletin ve barışın tesisi için Uluslararası düzenin kurallara dayalı olarak işlemesi gerekir" dedi. "Bu gidişin sonu iyi değil" Uluslararası hukuk açısından değerlendirildiği takdirde İran’ın tamamen gayrimeşru bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu belirten Çelik, "Rejimle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, güvenlikle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, nükleer konudan ve füze sisteminden bahsediliyor. Bütün bunların çözüleceği yer müzakere masasıydı. Tam müzakere masası kurulmuşken ve müzakereler devam ederken bütün bunların yapılmış olması aslında barış iradesinin doğrudan hedef alındığı, müzakerelerin hedef alındığı bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı. Ondan sonrasında da şu anda kaosu toparlamak için yeniden müzakere masasının kurulması, yeniden diplomasinin hayata geçirilmesi gerekirken maalesef yapılan daha fazla ülkeden savaş gemisi talep etmek, daha fazla ülkeden savaş uçağı istemektir. Bu gidişin sonu iyi değil" ifadelerine yer verdi. "Bir an evvel savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" İsrail’in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurmasına değinen ve devletleri terör örgütlerinden ayıran en önemli durumun kurallı hareket etmeleri olduğunun altını çizen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Devletler, devlet gibi hareket etmelidir. Birtakım saldırılar yapıldığında bunların meşru temelleri olur, gayri meşru temelleri olur. Meşru temeli; BM Güvenlik Konseyi kararı olursa ya da bir ülke saldırıya uğrarsa meşru müdafaa hakkını kullanır. Ama İsrail’in yaptığı bütün saldırılar gayri meşrudur. Haksızdır, hukuksuzdur, hakkaniyetsizdir ve vahşidir. Devlet organizasyonu bir terör örgütü gibi hareket etmeye başlarsa, devletle örgüt arasındaki alan bu suikastler vasıtasıyla muğlaklaşırsa maalesef dünyada çok kötü işlerin kapısı açılmış olur. O sebeple bir an evvel bu savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Bir ülkenin rejiminin değişmesi amacıyla bombalanmasının çok kötü sonuçlara yol açabileceğine vurgu yapan Çelik, bu sürecin hiç kimse için iyi olmayacağını da sözlerine ekledi. "İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor" Çelik, Batı Şeria’da İsrail’in gayrimeşru yerleşim alanlarını genişletme kararını hiçbir hukuki temeli olmayan işgalci bir politika olarak ifade ettiklerini hatırlatarak, "İşgal altındaki topraklara şimdi silahlı sivilleri sokarak Filistinlilerin malına el koyma gibi bir şeye girmesi Gazze’de yapılanların Batı Şeria’da devam ettirilmesi şeklinde bir tutumu ortaya koyuyor. Dünya İsrail’e karşı net bir tutum almaması ve birtakım ülkelerin de ‘İsrail’in kendini savunma hakkı var’ etiketi altına koyması İsrail’i daha vahşi ve hukuksuz davranmaya teşvik etmiş oluyor. Dolayısıyla bu şekilde davrananların da bunda sorumluluğu vardır. Batı Şeria ile ilgili bu gelişmeler olurken İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor. Gazze’de yaptığı gibi Önce Beyrut’un merkezinde komuta merkezlerini vuruyor, sivil altyapıyı vuruyor. Önce hava gücüyle sistematik olarak zayıflatma sonra karadan işgal etme tutumunu Lübnan’a da uyguluyor ve doğrudan sivillerin yaşadığı yerleşim bölgelerini hedef alıyor. Şimdiye kadar 800 bin kişi göç etti. Büyük bir insani facia söz konusu. Gazze’de Hamas’la mücadele ettiğini söyleyip sivilleri yok ediyordu. Lübnan’da da Hizbullahla mücadele ettiğini söyleyip yine sivilleri yok etmeye devam ediyor" açıklamasında bulundu. "Mezhep tartışması açmak son derece yanlış bir yaklaşımdır, bunun Türkiye’ye bir faydası yoktur" Türkiye’nin çevresinde meydana gelen meselelerin iç kamuoyunda değerlendirilirken mezhep tartışmalarından uzak tutulması gerektiğini aktaran Çelik, "Mezheplerle ilgili tartışma yüz yıllardır var. Birtakım siyasi olaylarda da bazı ülkelerin mezhepçi tartışmaları, mezhepçi yaklaşımları görüldü. Bunlarla ilgili fikirlerimizi, eleştirilerimizi, uyarılarımızı defalarca söyledik. Cumhurbaşkanımız her zaman ‘mesele Sünnilik, Şiilik meselesi değil. Mesele Müslüman olma meselesidir, Müslümanların birliğidir ve insanlığın barışıdır’ yaklaşımını ortaya en güçlü şekilde koydu. Komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken bütün bunların içerisinde durulması gereken yerler şöyledir; Türkiye’nin milli güvenliği konusunda kararlı olmak, bölge barışının korunması konusunda kararlı olmak ve küresel barışı da tehdit eden bütün şer şebekelerine karşı durmaktır. Bütün bunların içerisinde mezhep tartışması açmak, mezhepler ya da öne çıkan aktörlerin mezhepleri ve geçmişteki davranışları üzerinden bugün alınması gereken tavrın bağışıklık sistemini zayıflatmaya çalışmak son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bunun Türkiye’ye, komşu halklara ve kardeş ülkelere bir faydası yoktur" diye konuştu. "Türkiye ateşten uzak duracaktır" İran’ın Türkiye’yi ve bölge ülkelerini hedef almaması gerektiğini ifade ettiklerini hatırlatan AK Parti Sözcüsü Çelik, "İran tarafı kendilerinin Türkiye’yi hedef alacak bir füze atmadığını söylüyor. Bizim de gördüğümüz durumlar var, bunu radar sistemlerinden görebiliyoruz. Eğer bu durum ayrıksı bir unsurun kendi kendine yaptığı bir iş ya da yolunu şaşırmış bir yaklaşımsa şimdilik Türkiye burada duruyor. Aynı zamanda da Türkiye, dünya üzerinde milli güvenliği açısından en hassas ülkelerden bir tanesidir. Milli güvenliğimiz erteleme kabul etmez, pazarlık kabul etmez. Biz bugün ateşi söndürmeye çalışırken birilerinin yanlış politikalarına da göz yummak zorunda değiliz. Bunu da herhangi bir şekilde kabul etmeyiz. Özellikle birtakım Siyonist çevrelerde Türkiye’yi bu ateşin içine sokmaya çalışan bir takım yaklaşımlar görüyoruz. Türkiye bu ateşten tabii ki ana iradesi itibarıyla uzak duracaktır. Bugün Türkiye’nin bir barış ülkesi, hakkın yanında duran ve doğru diploması yapan bir ülke olma iradesi Cumhurbaşkanımız ve bütün kurumlarımızca en güçlü şekilde korunmaktadır" dedi. "Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle itiyoruz" Çeşitli politikalar vesilesiyle Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını açmaya çalışanların var olduğunu söyleyen Çelik, "İki ayrı ülkeyiz ve her politikamızın aynı olması gerekmiyor ama Azerbaycan’la ebedi bir kardeşliğimiz var. Bunun adını da ‘iki devlet tek millet’ olarak koymuşuz. Aradaki politika farklarını tartışırız. Kurumlarımız ve Cumhurbaşkanımız ile Cumhurbaşkanı Aliyev arasında düzenli ve kardeşane görüşmeler her zaman devam etmektedir. Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle bir kenara attığımızı ifade etmek isterim" ifadelerine yer verdi. Çelik, gündeme dair açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek" Bir gazeteci tarafından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bunların hepsi Özgür Özel tarafından iddia edilen herhangi bir belge, delil koyulmayan ve havada kalan iddialar. Bakanımız ‘yargıya gideceğim’ dedi. Bu söylediklerinin yalan olduğunu ifade etti. Özel, Cumhuriyet tarihinde şu rekora sahiptir; silgisi kaleminden önce biten tek siyasetçi. O kadar çok yanlış yapıyor ki sürekli silgi kullanmak durumunda kalıyor. Bizim rakibimiz CHP ama CHP’ye gönül veren vatandaşlarımıza duyduğumuz saygı gereği CHP’nin kurumsal varlığına da saygı duyuyoruz. Özgür Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor. Bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle Cumhuriyet Halk Partisi’ni de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin."
17 Mart 2026 Salı - 18:20
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Bize karşı yükselen tehditlere karşı vereceğimiz cevap merhum Akif’in İstiklal Marşıdır"
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının devam ettiği sırada açıklamalarda bulundu. "BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir" Çelik, dünyanın çok ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ve bütün bu yaşananların içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk anısına verilen ’Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü BM Genel Sekreteri Guterres’e takdim etmesini anlamlı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Çelik, "Dünya, kuralların ortadan kalktığı bir düzene doğru gidiyor. Bütün bu kuralsızlığın içerisinde BM düzeni doğrudan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler tarafından tahrip ediliyor. Halbuki BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir. Adaletin ve barışın tesisi için Uluslararası düzenin kurallara dayalı olarak işlemesi gerekir" dedi. "Bu gidişin sonu iyi değil" Uluslararası hukuk açısından değerlendirildiği takdirde İran’ın tamamen gayrimeşru bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu belirten Çelik, "Rejimle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, güvenlikle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, nükleer konudan ve füze sisteminden bahsediliyor. Bütün bunların çözüleceği yer müzakere masasıydı. Tam müzakere masası kurulmuşken ve müzakereler devam ederken bütün bunların yapılmış olması aslında barış iradesinin doğrudan hedef alındığı, müzakerelerin hedef alındığı bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı. Ondan sonrasında da şu anda kaosu toparlamak için yeniden müzakere masasının kurulması, yeniden diplomasinin hayata geçirilmesi gerekirken maalesef yapılan daha fazla ülkeden savaş gemisi talep etmek, daha fazla ülkeden savaş uçağı istemektir. Bu gidişin sonu iyi değil" ifadelerine yer verdi. "Bir an evvel savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" İsrail’in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurmasına değinen ve devletleri terör örgütlerinden ayıran en önemli durumun kurallı hareket etmeleri olduğunun altını çizen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Devletler, devlet gibi hareket etmelidir. Birtakım saldırılar yapıldığında bunların meşru temelleri olur, gayri meşru temelleri olur. Meşru temeli; BM Güvenlik Konseyi kararı olursa ya da bir ülke saldırıya uğrarsa meşru müdafaa hakkını kullanır. Ama İsrail’in yaptığı bütün saldırılar gayri meşrudur. Haksızdır, hukuksuzdur, hakkaniyetsizdir ve vahşidir. Devlet organizasyonu bir terör örgütü gibi hareket etmeye başlarsa, devletle örgüt arasındaki alan bu suikastler vasıtasıyla muğlaklaşırsa maalesef dünyada çok kötü işlerin kapısı açılmış olur. O sebeple bir an evvel bu savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Bir ülkenin rejiminin değişmesi amacıyla bombalanmasının çok kötü sonuçlara yol açabileceğine vurgu yapan Çelik, bu sürecin hiç kimse için iyi olmayacağını da sözlerine ekledi. "İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor" Çelik, Batı Şeria’da İsrail’in gayrimeşru yerleşim alanlarını genişletme kararını hiçbir hukuki temeli olmayan işgalci bir politika olarak ifade ettiklerini hatırlatarak, "İşgal altındaki topraklara şimdi silahlı sivilleri sokarak Filistinlilerin malına el koyma gibi bir şeye girmesi Gazze’de yapılanların Batı Şeria’da devam ettirilmesi şeklinde bir tutumu ortaya koyuyor. Dünya İsrail’e karşı net bir tutum almaması ve birtakım ülkelerin de ‘İsrail’in kendini savunma hakkı var’ etiketi altına koyması İsrail’i daha vahşi ve hukuksuz davranmaya teşvik etmiş oluyor. Dolayısıyla bu şekilde davrananların da bunda sorumluluğu vardır. Batı Şeria ile ilgili bu gelişmeler olurken İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor. Gazze’de yaptığı gibi Önce Beyrut’un merkezinde komuta merkezlerini vuruyor, sivil altyapıyı vuruyor. Önce hava gücüyle sistematik olarak zayıflatma sonra karadan işgal etme tutumunu Lübnan’a da uyguluyor ve doğrudan sivillerin yaşadığı yerleşim bölgelerini hedef alıyor. Şimdiye kadar 800 bin kişi göç etti. Büyük bir insani facia söz konusu. Gazze’de Hamas’la mücadele ettiğini söyleyip sivilleri yok ediyordu. Lübnan’da da Hizbullahla mücadele ettiğini söyleyip yine sivilleri yok etmeye devam ediyor" açıklamasında bulundu. "Mezhep tartışması açmak son derece yanlış bir yaklaşımdır, bunun Türkiye’ye bir faydası yoktur" Türkiye’nin çevresinde meydana gelen meselelerin iç kamuoyunda değerlendirilirken mezhep tartışmalarından uzak tutulması gerektiğini aktaran Çelik, "Mezheplerle ilgili tartışma yüz yıllardır var. Birtakım siyasi olaylarda da bazı ülkelerin mezhepçi tartışmaları, mezhepçi yaklaşımları görüldü. Bunlarla ilgili fikirlerimizi, eleştirilerimizi, uyarılarımızı defalarca söyledik. Cumhurbaşkanımız her zaman ‘mesele Sünnilik, Şiilik meselesi değil. Mesele Müslüman olma meselesidir, Müslümanların birliğidir ve insanlığın barışıdır’ yaklaşımını ortaya en güçlü şekilde koydu. Komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken bütün bunların içerisinde durulması gereken yerler şöyledir; Türkiye’nin milli güvenliği konusunda kararlı olmak, bölge barışının korunması konusunda kararlı olmak ve küresel barışı da tehdit eden bütün şer şebekelerine karşı durmaktır. Bütün bunların içerisinde mezhep tartışması açmak, mezhepler ya da öne çıkan aktörlerin mezhepleri ve geçmişteki davranışları üzerinden bugün alınması gereken tavrın bağışıklık sistemini zayıflatmaya çalışmak son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bunun Türkiye’ye, komşu halklara ve kardeş ülkelere bir faydası yoktur" diye konuştu. "Türkiye ateşten uzak duracaktır" İran’ın Türkiye’yi ve bölge ülkelerini hedef almaması gerektiğini ifade ettiklerini hatırlatan AK Parti Sözcüsü Çelik, "İran tarafı kendilerinin Türkiye’yi hedef alacak bir füze atmadığını söylüyor. Bizim de gördüğümüz durumlar var, bunu radar sistemlerinden görebiliyoruz. Eğer bu durum ayrıksı bir unsurun kendi kendine yaptığı bir iş ya da yolunu şaşırmış bir yaklaşımsa şimdilik Türkiye burada duruyor. Aynı zamanda da Türkiye, dünya üzerinde milli güvenliği açısından en hassas ülkelerden bir tanesidir. Milli güvenliğimiz erteleme kabul etmez, pazarlık kabul etmez. Biz bugün ateşi söndürmeye çalışırken birilerinin yanlış politikalarına da göz yummak zorunda değiliz. Bunu da herhangi bir şekilde kabul etmeyiz. Özellikle birtakım Siyonist çevrelerde Türkiye’yi bu ateşin içine sokmaya çalışan bir takım yaklaşımlar görüyoruz. Türkiye bu ateşten tabii ki ana iradesi itibarıyla uzak duracaktır. Bugün Türkiye’nin bir barış ülkesi, hakkın yanında duran ve doğru diploması yapan bir ülke olma iradesi Cumhurbaşkanımız ve bütün kurumlarımızca en güçlü şekilde korunmaktadır" dedi. "Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle itiyoruz" Çeşitli politikalar vesilesiyle Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını açmaya çalışanların var olduğunu söyleyen Çelik, "İki ayrı ülkeyiz ve her politikamızın aynı olması gerekmiyor ama Azerbaycan’la ebedi bir kardeşliğimiz var. Bunun adını da ‘iki devlet tek millet’ olarak koymuşuz. Aradaki politika farklarını tartışırız. Kurumlarımız ve Cumhurbaşkanımız ile Cumhurbaşkanı Aliyev arasında düzenli ve kardeşane görüşmeler her zaman devam etmektedir. Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle bir kenara attığımızı ifade etmek isterim" ifadelerine yer verdi. Çelik, gündeme dair açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek" Bir gazeteci tarafından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bunların hepsi Özgür Özel tarafından iddia edilen herhangi bir belge, delil koyulmayan ve havada kalan iddialar. Bakanımız ‘yargıya gideceğim’ dedi. Bu söylediklerinin yalan olduğunu ifade etti. Özel, Cumhuriyet tarihinde şu rekora sahiptir; silgisi kaleminden önce biten tek siyasetçi. O kadar çok yanlış yapıyor ki sürekli silgi kullanmak durumunda kalıyor. Bizim rakibimiz CHP ama CHP’ye gönül veren vatandaşlarımıza duyduğumuz saygı gereği CHP’nin kurumsal varlığına da saygı duyuyoruz. Özgür Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor. Bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle Cumhuriyet Halk Partisi’ni de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin."
17 Mart 2026 Salı - 16:46
Bakan Fidan, Rus mevkidaşı Lavrov ile görüştü
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile telefonda görüştü.
17 Mart 2026 Salı - 16:29
Bakan Gürlek’ten Özgür Özel’e tepki: "Kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir algı operasyonudur"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in iddialarına sosyal medya üzerinden yanıt verdi. Gürlek, "Özgür Özel’in bugün şahsıma yönelik yaptığı açıklamalar, herhangi bir delile dayanmayan, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir algı operasyonudur" dedi.
17 Mart 2026 Salı - 16:03
Bakan Göktaş: "661 atamayla 52 bin 608 kardeşimizin istihdamını sağlamış olacağız"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarının kamu kurumlarına yerleştirilmesi töreninde yaptığı konuşmada, "661 atamayla 52 bin 608 kardeşimizin istihdamını sağlamış olacağız" dedi. Şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarının kamu kurumlarına yerleştirilmesi töreni Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında gerçekleştirildi. Bu kapsamda 661 kişi kamu kurumlarına yerleştirildi. Törende bir konuşma yapan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, atanan kurada atanan kişilere görevlerinde başarılar diledi. Şehit ve gazilerin fedakarlıklarını, daima hürmetle hatırlamanın ve onların onuruna layık bir hassasiyetle hareket etmenin görevleri olduğunu aktaran Göktaş, "Şehitlerimize ve gazilerimize gösterilen vefa, millet olma şuurumuzun en güçlü ifadelerinden biridir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği, şehit ailelerimize, gazilerimize ve gazi yakınlarımıza gösterilen vefanın en güçlü teminatı olmuştur. Bu doğrultuda Bakanlık olarak, milletimizin emaneti olan siz kıymetli kardeşlerimizin hayatını kolaylaştıran hizmetleri her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan istihdama kadar uzanan kapsamlı bir destek sistemini yürütmeye devam ediyoruz. Şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi her fırsatta ziyaret ediyor, yanlarında oluyoruz" ifadelerini kullandı. "661 atamayla 52 bin 608 kardeşimizin istihdamını sağlamış olacağız" Göktaş, şehit ve gazi yakınlarını her fırsatta ziyaret ettiklerini ve onların yanında olduklarını belirterek "Bu amaçla, 2017’den bugüne kadar 868 bin 450 ziyarette bulunduk. 81 ilimizde düzenlediğimiz "Vatan ve Kahramanlık Buluşmaları" ile gençlerimizi, şehit yakınlarımız ve gazilerimizle bir araya getiriyoruz. Yaptığımız düzenlemelerle şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarımız için kamuda istihdam hakkını genişleterek 51 bin 947 atama gerçekleştirdik. Biraz sonra gerçekleştireceğimiz 661 atamayla 52 bin 608 kardeşimizin istihdamını sağlamış olacağız. Bunun yanı sıra 255 bin 504 kişiye ulaşımdan ücretsiz yararlanmaları için seyahat kartlarını teslim ettik" şeklinde konuştu. "Sizlere minnet duygumuzu en iyi şekilde ifade etmek için çabalıyoruz" Geçtiğimiz günlerde sosyal konut seferberliğini başlattıklarını hatırlatan Göktaş, "Bu doğrultuda Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere Çevre Şehircilik Bakanımıza da çok teşekkür etmek istiyorum. Biz sadece şehitlerimizi belli günlerde anan bir devlet değiliz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her gün sizleri anıyor sizlerin yanında olmayı yönelik bütün çalışmalarımız sizleri daha iyi şartlarda sizlere minnet duygumuzu en iyi şekilde ifade etmek için çabalıyoruz ve bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. "Bugün itibarıyla, 25 yaşını doldurmuş şehit ve gazi çocuklarımız için tanıtım kartı uygulamasını da başlatıyoruz" Hizmetlerinin kapsamını genişletmek için kurumlar arası iş birliklerine de büyük önem verdiklerine değinen Bakan Göktaş, sözlerine şöyle devam etti: "Türk Hava Yolları’nın yanı sıra AJET ile yaptığımız iş birliğiyle şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarımıza yönelik ulaşım imkanlarını daha da genişlettik. Öte yandan, Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle, şehit yakını ve gazilerimizin Merkezi Hekim Randevu Sisteminden öncelikli randevu almalarını sağladık. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı iş birliğiyle, geçtiğimiz yıl ilk kez evsel doğalgaz faturalarında yüzde 50 indirim uygulamasını hayata geçirdik. Ayrıca, özel öğretim kurumlarında şehit ve gazi çocuklarımız için ilave ücretleri de kaldırdık. 81 ilimizde hayata geçirdiğimizi Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşan Projesiyle, şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarımızın kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılımını teşvik ediyoruz. ‘Şehit Gazi Mobil Uygulamasıyla’ bu alandaki hizmetlerimizi daha erişilebilir kıldık. Bir müjdemizi daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugün itibarıyla, 25 yaşını doldurmuş şehit ve gazi çocuklarımız için tanıtım kartı uygulamasını da başlatıyoruz. Daha önce ücretsiz seyahat kartından yararlanmış ancak yaş şartı nedeniyle bu kartlarını iade etmiş evlatlarımız, Şehit Gazi Mobil Uygulaması üzerinden tanıtım kartlarına erişebilecekler. Sistemde kaydı bulunmayan vatandaşlarımız ise başvurularını e-Ailem üzerinden kolaylıkla gerçekleştirebilirler. Bu yeni uygulamamızın da hayırlı olmasını diliyorum." "Şehitlerimizin aziz hatıraları, gönüllerimizde ebediyen yaşayacak" Göktaş, Türkiye’nin ‘Terörsüz Türkiye’ süreciyle birlikte güvenliğin ve istikrarın kalıcı hale geldiği bir geleceğe emin adımlarla yürüdüğüne dikkati çekerek, "Bunda hiç şüphesiz, milletimizin huzuru ve birliği uğruna bedel ödeyen şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakarlığı büyük bir pay sahibidir. Şehitlerimizin aziz hatıraları, gönüllerimizde ebediyen yaşayacak. Devletimiz, sizlerin fedakarlıklarını asla unutmayacak. Bu vesileyle bir kez daha aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Siz kıymetli ailelerine, gazilerimize sağlıklı ömürler diliyorum. Biraz sonra kura ile belirlenecek yeni görev yerlerinizin hayırlı olmasını temenni ediyorum. İnanıyorum ki, kamu hizmetinde göstereceğiniz gayret ve sorumluluk, devletimize güç, ülkemize değer katacaktır" ifadelerine yer verdi.
17 Mart 2026 Salı - 15:42
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Birileri bizi ruh köklerimizden koparmak istese de milli ve manevi kimliğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Birileri bizi ruh köklerimizden koparmak istese de aslımıza, değerlerimize, milli ve manevi kimliğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz" dedi.
17 Mart 2026 Salı - 15:11
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Milli ve manevi kimliğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da Hacı İbrahim Demir Camisi Açılış Programı’nda açıklamalarda bulundu.
17 Mart 2026 Salı - 14:31
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Kanada Dışişleri Bakanı Anand’ı kabul etti
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Kanada Dışişleri Bakanı Anand ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir araya geldi. Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Görüşmemizde, enerji, ticaret ve savunma başta olmak üzere ikili ilişkilerimizin geliştirilmesi üzerinde durduk. Bunun yanı sıra, bölgesel ve küresel gelişmeleri ele alarak, ABD/İsrail-İran çatışmasının etkileri üzerine de değerlendirmelerde bulunduk. Savaşın uzaması, ekonomik ve sosyal etkilerinin yanı sıra yıkımı artırarak düşmanlıkları derinleştirme riski taşıyor. Türkiye olarak bölgemizde gerilimin tırmanmasının önlenmesi, diplomasi ve diyalog kanallarının güçlendirilmesi ve barışa giden yolların açılması için tüm imkânlarımızla çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
17 Mart 2026 Salı - 12:16
Şehit yakınları kutsal topraklara uğurlanacak
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü iş birliğinde gerçekleştirilen ve Muradiye Kültür Vakfı tarafından finanse edilen proje kapsamında 50 şehit yakını, umreye gönderilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü iş birliğinde, şehit ailelerine yönelik anlamlı bir proje hayata geçirildi. Proje kapsamında; Ankara, Bolu, Düzce, Kırıkkale ve Çankırı illerinden belirlenen 50 şehit yakını umreye gönderilecek. Kafile 23 Mart’ta yola çıkacak Görevli personelin de yer alacağı kafile, toplam 75 kişiden oluşacak. Şehit ailelerine manevi destek sunulmasını hedefleyen proje kapsamında belirlenen kafile, 23 Mart 2026 tarihinde kutsal topraklara uğurlanacak.
17 Mart 2026 Salı - 12:12
Bakan Uraloğlu: "Biletli yolcu taşımacılığı yapan otobüs firmalarının turizm amaçlı yetkilendirilmiş araçlarını ek seferlerde kullanmalarına imkan tanıdık"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ramazan Bayramı’nda artması beklenen yolcu yoğunluğuna karşı şehirler arası otobüs firmalarının turizm taşımacılığı için yetkilendirilmiş araçlarını da seferlerde kullanabileceğini açıkladı. Bakan Uraloğlu, Ramazan Bayramı tatili sebebiyle şehirler arası otobüs taşımacılığına yönelik uygulanacak düzenlemeyi duyurdu. Bayram dönemlerinde yolcu talebinin olağan sefer kapasitesinin çok üzerine çıktığını hatırlatan Uraloğlu, vatandaşların mağdur olmaması için ek sefer imkanının genişletildiğini söyledi. "Bayramda yoğunluk olacağını öngörüyoruz" Uraloğlu, bayram tatilinde şehirler arası yolcu taşımacılığında ciddi bir yoğunluk yaşanmasını beklediklerini belirterek, "Bayramda yoğunluk olacağını öngörüyoruz. Mevcut tarifeli seferlerin bu talebi karşılayabilmesi için biletli yolcu taşımacılığı yapan otobüs firmalarının turizm amaçlı yetkilendirilmiş araçlarını ek seferlerde kullanabilmelerine imkan tanıdık" diye konuştu. "Firmalar, araçlarla gerçekleştirecekleri ek seferlerini 29 Mart gün sonuna kadar sürdürebilecek" Ek Seferler, 29 Mart gün sonuna kadar sürdürülebileceğini ifade eden Uraloğlu, "Biletli yolcu taşımacılığı yapan B1 ve D1 yetki belgesi sahibi firmalar; tarifeli hatlar dışına çıkmama, ücret tarifelerine uyma ve yapılan taşımadaki tüm sorumluluğu üstlenme şartıyla, ayrıca Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi’ne (U-ETDS) bildirimde bulunmaları kaydıyla, B2 ve D2 yetki belgesi sahiplerinin 25 ve üzeri koltuk kapasitesine sahip taşıtlarını da kullanarak ek sefer yapabilecek. Firmalar, bu araçlarla gerçekleştirecekleri ek seferlerini 29 Mart gün sonuna kadar sürdürebilecek" dedi.
17 Mart 2026 Salı - 12:11
Uzmanından uyarı: "Her adet ağrısı normal değildir; ağrı kesicilere rağmen geçmiyorsa endometriozis mutlaka akla gelmelidir"
Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Prof. Dr. Nafiye Yılmaz, "Her adet ağrısı normal değildir; özellikle şiddetliyse, yaşam kalitesini bozuyorsa ve ağrı kesicilere rağmen geçmiyorsa endometriozis mutlaka akla gelmelidir" dedi. Güven Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Nafiye Yılmaz, Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, endometriozisin yalnızca adet sancısıyla sınırlı bir tablo olmadığını; ağrı, inflamasyon, yapışıklıklar ve doğurganlıkla ilgili sorunlara kadar uzanabilen çok yönlü bir hastalık olduğunu vurguladı. Yılmaz, endometriozisi, rahim iç dokusunun olması gereken yerin dışında; rahmin dış yüzeyinde, tüplerde, yumurtalıklarda, karın zarında, bağırsak veya mesane gibi organların üzerinde yerleşmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık olarak tanımladı. Bu dokuların her adet döngüsünde hormonal olarak etkilenmeye devam ettiğini belirten Yılmaz, karın içinde gerçekleşen bu sürecin inflamasyona, yapışıklıklara ve yoğun ağrıya yol açtığını ifade etti. "Her adet ağrısı normal değildir" Endometriozisin en sık gözden kaçan yönlerinden birinin, ağrının normal adet sancısı sanılması olduğunu belirten Prof. Dr. Yılmaz, özellikle genç yaşlarda başlayan ve yıllar içinde artan şiddetli adet ağrılarının önemsenmesi gerektiğini söyledi. Yılmaz, "Her adet ağrısı normal değildir. Kişiyi yatağa düşüren, günlük yaşamını aksatan, iş gücü kaybına yol açan, ağrı kesicilere rağmen geçmeyen ağrılar varsa bunun altında endometriozis olabilir" diye konuştu. Erken tanı çevre dokuları korur Hastalığın ilerleyici bir karakter taşıdığına dikkat çeken Yılmaz, erken tanının çevre dokuların korunması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Endometriozisin tanısında 3 ile 10 yıl arasında gecikmeler yaşanabildiğini ifade eden Yılmaz, bunun en önemli nedenlerinden birinin hastalığın farklı formlarda ortaya çıkabilmesi olduğunu belirtti. Noktasal odaklar, yumurtalıkta oluşan ve halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen kistler ya da daha derin yerleşimli nodüller nedeniyle bazı hastalarda tanının daha erken, bazılarında ise daha geç konabildiğini söyledi. Kadınların doğurganlığını da etkiliyor Yılmaz, endometriozisin yalnızca ağrıya neden olmadığını, aynı zamanda kadınların doğurganlığını da etkileyebildiğini kaydetti. Tüplerde yapışıklık ve tıkanıklıklara yol açabileceğini, yumurtalık rezervi ile yumurta kalitesini olumsuz etkileyebileceğini, rahim iç ortamını bozarak gebelik sürecini zorlaştırabileceğini anlatan Yılmaz, "Bu hastalık infertiliteye yol açabilir; ancak bu, her endometriozisi olan kadının kısırlık yaşayacağı anlamına gelmez. Hastalığın şiddeti, yerleşim yeri ve dokulara verdiği hasar burada belirleyicidir" şeklinde konuştu. İlişki sırasında derin ağrı, yoğun adet kanamaları, bağırsak ve mesane şikayetleri, bel ve bacağa vuran ağrılar gibi belirtilerin de endometriozise işaret edebileceğini söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, hastalığın bazı olgularda karın dışındaki alanlarda da görülebildiğini aktardı. Göğüs kafesi, sezaryen kesi hattı ya da daha önce yapılan ameliyat giriş yerlerinde bile endometriozis odaklarına rastlanabildiğini vurguladı. Öncelik ağrı mı doğurganlığın korunması mı? Tanı sürecinde en önemli unsurlardan birinin ayrıntılı hasta öyküsü olduğunu vurgulayan Yılmaz, muayene, ultrason, MR ve bazı kan testlerinden yararlanılsa da hiçbir tek yöntemin tek başına yeterli olmadığını belirtti. Özellikle hastanın şikayetlerinin döngüsel yapısı, yani adet dönemleriyle ilişkili artış göstermesi, tanıya giden yolda önemli ipuçları sunuyor. Tedavinin ise hastaya özel planlandığını söyleyen Yılmaz, burada temel sorunun hastanın önceliğinin ağrı mı yoksa doğurganlık mı olduğunun iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. İlaç tedavilerinin adet döngüsünü baskılayarak alevlenmeleri azaltabildiğini; yanıt alınamayan veya ileri evre hastalarda cerrahi seçeneklerin gündeme gelebildiğini ifade etti. Cerrahi planlanan ve ileride çocuk sahibi olmayı düşünen hastalarda ise doğurganlığın korunmasına yönelik bilgilendirmenin mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, yumurta ya da embriyo dondurma seçeneklerinin de bu süreçte değerlendirildiğini aktardı. Endometriozis tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine de dikkat çeken Yılmaz, kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının yanı sıra radyoloji, gastroenteroloji, genel cerrahi, üroloji ve gerektiğinde fizik tedavi uzmanlarının birlikte çalışmasının tedavi başarısını artırdığını belirtti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder