Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığına Mahmut Sütcü atandı
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 00:17:58
Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararına göre Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığına Mahmut Sütcü atandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan Resmi Gazete atama kararlarına göre, Adli Tıp Kurulu Başkanlığına Hızır Aslıyürek atandı. Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığına, İkinci Başkan Mahmut Sütcü, İkinci Başkanlığa Ahmet Aksu, Üyeliğine Yusuf Sünbül atandı. Ayrıca, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu Başkanlığına İbrahim Ömer Gönül, Üyeliğine Abdi Serdar Üstünsalih atandı. Karara göre, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığına, Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı Mehmet Arabacı atandı. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkan Yardımcılığına Yusuf Emre Akgündüz atandı. Milli Savunma Bakanlığı Tedarik Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Avcı görevden alınırken, yerine Diyarbakır Çınar Kaymakamı Zikrullah Doğan atandı. Ayrıca Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığında açık bulunan Başkan Yardımcılığına Ahmet Alemdar atandı.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 00:16
Etkin pişmanlık ifadesi veren Özkan Yalım: "Özel hayatım ile görevimi karıştırdığım için pişmanım"
Etkin pişmanlık kapsamında ifade veren görevden uzaklaştırılan eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, "Etkin pişmanlık kapsamında bildiğim her şeyi samimi şekilde anlattım. Özel hayatım ile görevimi karıştırdığım için pişmanım ve oluşan kamu zararını ödemek istiyorum. Savunmam bundan ibarettir" dedi. Görevden uzaklaştırılan eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, etkin pişmanlık kapsamında ifade verdi. Yalım ifadesinde, "Ben etkin pişmanlık kapsamında samimi bir şekilde ikrarda bulunmak istiyorum. İfademi özel müdafilerim eşliğinde vereceğim. Detaylı şekilde anlatacağım üzere kamu zararı oluşturacak şekilde belediye kaynaklarını şahsi iş ve ilişkilerimde kullandığım için pişmanım, oluşan zararı gidereceğime söz veriyorum" diye konuştu. "2 futbolcunun eşini belediyede kadrolu personel olarak göstererek ödeme yapılmasına yardımcı oldum" Uşakspor’da oynayan 10 futbolcunun belli dönemlerde belediye kadrosunda işçi gösterildiğini söyleyen Yalım, şunları kaydetti: "Uşakspor kadrosuna dahil futbolcuların ödemelerine yardımcı olmak maksadıyla hatırladığım kadarıyla 24 futbolcudan 10 tanesini belli dönemlerde belediyede işçi kadrosunda göstererek buradan maaş almalarını ve alınan bu maaşın kendilerine ödenmesi gereken maaştan eksik kalan kısmına mahsup edilmesini sağladım. Yine hatırladığım kadarıyla 2 futbolcunun eşini de aynı şekilde belediyede kadrolu personel olarak göstererek ödeme yapılmasına yardımcı oldum. Bunlardan bir tanesi fiilen belediyede bir süre çalıştı ancak diğeri herhangi bir şekilde fiilen çalışmadı. Uşak’ta bulunan amatör basketbol takımı ‘İlkler Şehri’ isimli basketbol takımına destek olarak belediyenin bütçesinden yaklaşık 3-4 ay boyunca her ay 1 milyon 400 lira olacak şekilde para yardımında bulunuldu. Bu aylık ödenen 1milyon 400 bin liranın, 400 bin lirası basketbol takımı için kullanıldı ancak aylık ödenen paranın yaklaşık 1 milyon lirası Uşakspor futbolcularına kalan ödemelerine mahsup olacak şekilde ödendi. Uşakspor bir anonim şirket yapılanmasına sahiptir, yönetim kurulunda Belediye Başkan Yardımcısı Halil Arslan, o dönemde sonrasında özel kalem müdürü görevine getirilen Hasan Doğukan Kurnaz, Meclis Üyesi Özhan Özgöbek, Necati Köksal, Meclis Üyesi Akif Şanlı ve yine Meclis Üyesi Yüksel Doğan isimli şahıslar bulunmaktadır." Uşakspor’da oynayan futbolcuların maaşlarını şahsi olarak ödediği için Uşakspor’dan bağış olarak toplanan paraları alarak kendi şirketindeki çalışanlarına maaş olarak ödediğini ifade eden Yalım, "Bu paralar Uşakspor’a bağış adı altında gelen nakit paralardır. Ancak daha önce şahsi hesabımdan çekerek elden nakit olarak yapmış olduğum ödemelerden kalan alacağımı gelen bu bağışlar arasından bir bölümünü alıyordum. Bunları da yine kendi şirketim olan Yalım Garden çalışanlarına ödenmek üzere kullanmış olabilirim. Bazı dönemlerde şahsi şirketim olan Yalımlar şirketine ait SGK ödemelerinde param olmadığı için sıkıştığım durumlarda bunları Uşakspor’a bağış olarak gelen paralar içerisinde daha önceden olan alacaklarıma mahsup olacak şekilde alarak kendi hesaplarıma yatırttığım ve bununla şirketime ait sigorta borçlarını ödediğim de olmuştur" şeklinde konuştu. Belediye ihalesindeki Karaağaç Mahallesi’ndeki jeotermal yerlerden bahseden Yalım, "Metin Çekçek isimli şahıs Uşak’ta tekstil alanında faaliyet gösteren varlıklı bir iş adamıdır ve daha öncesinde de Uşak Belediyesine birçok yardımda bulunmuştur. Soruşturmaya konu belediye ihalesindeki Karaağaç Mahallesi’ndeki jeotermal yerlerin yakınlarında bulunan arazileri öncesinde satın alan Osman Nuri Vardı ve Adem Tuğrul Kaya isimli şahıslar bana ulaşarak ihale gerçekleşmediği için arazileri aldıkları fiyattan geri satmak istediklerini ilettiler. Ben bu arazileri şahsım adına satın almaya karar verdim ancak o dönemde yeteri kadar param olmadığı için Metin Çekçek isimli şahıstan 2025 yılı Eylül aylarında 130.000 dolar borç para aldım. Bu parayı Metin Çekçek’in kardeşi olan Çetin Çekçek’e ait Uşak’ta bulunan iş yerinde battaniyeye sarılı şekilde dolar olarak aldım. Çetin Çekçek bana yanlış anlaşılma ihtimaline binaen parayı battaniye içerisine sararak, sıfır bir battaniye poşetinin içerisine sıkıştırarak teslim etti. Ben de kendisine kendi düzenlediğim, imzalı ve borç olarak aldığıma dair beyanımı içeren kağıdı teslim ettim. Bu evrak Çetin Çekçek isimli şahıstadır" ifadelerini kullandı. "Ebru Yurtuluğ isimli şahısla yaklaşık 2-3 ay süren bir gönül ilişkim oldu" Ebru Yurtuluğ ile olan ilişkisini anlatan Yalım, "Ebru Yurtuluğ isimli şahısla yaklaşık 2-3 ay süren bir gönül ilişkim oldu. Kendisi Uşak Belediyesinde yaklaşık 3 ay çalıştı. Ben Ankara’dan Uşak’a dönerek belediye başkanı olduktan sonra Ebru Yurtuluğ belediyede işe başladı ve özel kalemde sekreter olarak çalışıyordu. Gönül ilişkimiz olduğu dönemde kendisiyle ortak kalma niyetiyle Safir Sitesinde bir daire satın aldım ve bu dairenin yüzde 50 hissesi bana, yüzde 50 hissesi Ebru Yurtuluğ adına tapuda kayıtlı olacak şekilde düzenlendi. Ancak bu dairede ikimiz de hiç yaşamadık. Dairenin parasını ben şahsi hesabımdan ödedim" dedi. Belediye parası ile eve aldığı halılardan pişman olduğunu ve karşılamak istediğini söyleyen Yalım, "Uşak’ta bulunan ve belediye iştiraki olan ‘Dokur Evi’ isimli şirketten bu daireye 4 adet halı gönderilmesi talimatı verdim. Şoförüm Murat Altınkaya’yı Dokur Evi’ne göndererek halıları teslim almasını ve Safir Sitesindeki eve götürmesini söyledim. Murat Altınkaya halıları alarak eve götürdü ve halılar bu eve serildi. Bu halıların teslim alındığına dair hatırladığım kadarıyla herhangi bir evrak imzalamadım. Belediyeye ait Dokur Evi’nde dokunan halılar el dokuması olup Uşak’a özgü halılardır ve metrekaresinin yaklaşık 5 bin lira civarında olduğunu hatırlıyorum. Bundan dolayı pişmanım ve meydana gelen zararı ödemek isterim" diye konuştu. Şahsi işleri için kullandığı kamu kaynaklarından bahseden ve pişman olduğunu ifade eden Yalım, şunları kaydetti: "Şahsıma ait Ankara Celal Bayar Plaza’da çocuklarım adına kayıtlı bir ofis bulunmakta ve bu ofiste bazı beyaz eşyalar ile mobilyalar yer almaktaydı. Ofis kiralandıktan sonra bu eşyaların kullanılmayacağı için Uşak’a getirilmesi gerekiyordu. Uşak Belediyesi adına Devlet Malzeme Ofisi’nden 4 adet araç satın alındı ve bu araçlar Ankara’da teslim alındı. Araçların Uşak’a getirilmesi süreci ile eşyaların taşınma sürecini aynı döneme denk getirerek araçların boş gelmemesi için bu şekilde bir düzenleme yaptık. Eşyaların yükleme ve indirme işlemlerini şoförüm Murat Altınkaya ve yanında bulunan belediye personelleri yaptı. Bu eşyalar hatırladığım kadarıyla 2 seferde Uşak’taki otelime taşındı. Yine İzmir’de bulunan ve oğlumun öğrencilik döneminde kullandığı evdeki eşyalar boşta olduğu için Uşakspor teknik direktörü Ergün Pembe’nin kullanması amacıyla Uşak’taki evime getirilmesi talimatını verdim. Şoförüm Murat Altınkaya ve belediye personelleri Uşak Belediyesine ait 2 araçla İzmir’e giderek eşyaları alıp Uşak’taki eve yerleştirdiler. Ancak Ergün Pembe bu evi fiilen hiç kullanmadı. Her iki olayda da belediye araçları ve personelleri kullanıldığı için oluşan kamu zararını gidermek isterim." "Belediyeye ait araçların eşimin şahsi işlerinde kullanıldığı doğrudur" Belediyeye ait araçların eşinin şahsi işlerinde kullandığını belirten Yalım, "Uşak’ta bulunan Bayram Reklam isimli firma belediye adına daha önce farklı tarihlerde ihaleler almış bir firmadır. 2025 yılı içerisinde ‘satarız.com’ isimli firmanın yüzde 30 hissesini oğlum Özhan Yalım adına satın aldım. Şahsıma ait bilboardlarda Bayram Reklam aracılığıyla bu firmanın reklamlarının yapıldığı doğrudur ancak bu reklamların ödemeleri şahsi şirketim tarafından yapılmıştır. Uşak Belediyesi adına kayıtlı çeşitli araçların eşim ve küçük oğlum Anıl’ın şahsi kullanımlarına tahsis edildiği doğrudur. Ayrıca 18 yaşından küçük oğlum Anıl Yiğithan belediyeye ait Vito marka araçla şahsıma ait Çeşme’de bulunan yazlığa götürülüp getirilmiştir. Belediyeye ait araçların eşimin şahsi işlerinde kullanıldığı da doğrudur. Bu durumlardan doğan kamu zararını ödemek isterim" sözlerini söyledi. "Özel’in kullanımına tahsis edilen Mercedes V300 marka aracın VIP dönüşüm işlemleri Uşak Belediyesi tarafından ödenmiştir" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kullanımına tahsis edilen Mercedes V300 marka aracın dönüşüm işlemlerinin bedellerinin Uşak Belediyesi tarafından ödendiğini açıklayan Özkan Yalım, şunları kaydetti: "Uşak Belediyesi bünyesinde şahsım adına kullanılmak üzere Ankara’dan satın alınan V300 marka aracın VIP dönüşüm işlemleri İstanbul’da Dizayn Oto tarafından yapılmıştır. Aynı şekilde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kullanımına tahsis edilen Mercedes V300 marka aracın VIP dönüşüm işlemleri de aynı firma tarafından yapılmış ve her iki aracın dönüşüm bedelleri Uşak Belediyesi tarafından ödenmiştir. Bu süreçte her iki aracın VIP dönüşüm faturalarının tek fatura olarak düzenlenerek Uşak Belediyesi Sosyal Tesisleri Şirketi tarafından ödendiğini biliyorum. Uşak Belediyesine ait araç için yaklaşık 25 bin Euro + KDV, Özgür Özel’in kullanımına tahsisli araç için ise yaklaşık 170 bin Euro + KDV ödeme yapıldığını hatırlıyorum. Bu işlemlerden dolayı pişmanım ve oluşan kamu zararını gidermek istiyorum. Benim Uşak’ta bulunan Yalım Garden Otelimde CHP milletvekilleri ve genel başkan yardımcıları zaman zaman konaklamaktadır ancak bu kişilerden ücret alınmadığı için otel kaydı açılmamakta ve emniyete bildirim yapılmamaktadır. Gelen misafirler bazen konaklamakta, bazen kısa süreli kullanım için odaları kullanmaktadır. Özgür Özel de geçmişten gelen tanışıklığımız nedeniyle yaklaşık 7-8 kez otelde konaklamıştır." "CHP kurultayı öncesi yapılan kongrelerde kullanılmak üzere Özel’e toplamda 1 milyon 200 bin lira nakit para verdim" 2023 CHP Kurultayı öncesi yapılan kongrelerde kullanılması için Özel’e 1 milyon 200 bin lira nakit para verdiğini söyleyen Yalım, "Eski Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay ile Özgür Özel’in geçmişte otelin restoranında birlikte yemek yedikleri doğrudur ancak aralarında bir ilişki olup olmadığına dair kesin bir bilgim yoktur. Ayrıca pandemi döneminde Özgür Özel’in talebi üzerine Volkswagen bayisiyle görüşerek Taigo model bir aracı babası adına ayırttım ve fiyat farkı olan yaklaşık 180 bin lirayı kendi hesabımdan ödedim. Ayrıca 2022 yılında Özgür Özel’in ailesine hediye çantalar gönderdim ve kendisine de bir saat hediye ettim. 2023 yılı sonunda CHP kurultayı öncesi yapılan kongrelerde kullanılmak üzere Özgür Özel’e toplamda 1 milyon 200 bin lira nakit para verdim. Bu paranın 200 bin lirasını Manisa’daki evine bıraktım, 1 milyon lirayı ise Denizli’de yakın arkadaşı Demirkan isimli şahsa teslim ettim" sözlerini söyledi. Eğlence merkezlerine kesilen cezalar sonrası işletme sahiplerinin Uşakspor’a bağış yapmak istediğini ifade eden Yalım, "Eğlence merkezlerine kesilen cezalar sonrası işletme sahipleri Uşakspor’a bağış yapmak istediklerini ilettiler. Bu süreçte bazı kişilerden araç alımı için borç aldım ve işletme sahiplerinin Uşakspor’a düzenli bağış yapacaklarını öğrendim. Bu konuların ifadelerde geçen hususlarla ilgili olduğunu düşünüyorum. Gözaltına alındığım gün Seher Akay’ın üzerinde bulunan telefon bana aittir. Telefonu belediyeye götürmesi için kendisine vermiştim ve kendisinin herhangi bir suç kastı yoktur. Ali Rıza Demir isimli şahsın belediyeye verdiği 1 milyon 500 bin lira tutarındaki çekin futbolcu tarafından kabul edilmemesi üzerine bu çeki bozdurarak parasını şahsi işlerimde kullanmış olabilirim" dedi. "Etkin pişmanlık kapsamında bildiğim her şeyi samimi şekilde anlattım" Etkin pişmanlık kapsamında bildiği her şeyi anlattığını ifade eden Yalım, "Ebru Yurtuluğ’un evinde ele geçirilen belediyeye ait bilgisayarı kendisine hediye etmedim. Görevden ayrıldıktan sonra iade etmemiş olabileceğini düşünüyorum. Cezaevinde tarafıma CHP genel merkezinden gelen mektup sonrası savunma süresi verilmeden partiden ihraç edildiğimi öğrendim. Daha önce istifa dilekçesi verdiğim halde dikkate alınmadığını düşünüyorum. Etkin pişmanlık kapsamında bildiğim her şeyi samimi şekilde anlattım. Özel hayatım ile görevimi karıştırdığım için pişmanım ve oluşan kamu zararını ödemek istiyorum. Savunmam bundan ibarettir" diye konuştu. Yalım’ın avukatları ise, "Müvekkilimizin beyanlarına aynen katılıyoruz. Müvekkil tüm bildiklerini açık ve doğru şekilde anlatmıştır, deliller toplanmıştır, karartılacak delil yoktur. Tutuklama gerektiren bir durum bulunmamaktadır, öncelikle tahliyesini, aksi halde adli kontrol uygulanmasını talep ediyoruz" dedi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 00:07
Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararlarına göre, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığına Mahmut Sütçü, TÜİK Başkanlığına Mehmet Arabacı atandı.
Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararlarına göre, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığına Mahmut Sütçü, TÜİK Başkanlığına Mehmet Arabacı atandı.
08 Mayıs 2026 Cuma - 23:04
Ankara merkezli 6 ildeki suç örgütü operasyonunda 6 kişi tutuklandı
Ankara merkezli 6 ilde "Ruhsuzlar" adlı suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 8 şüpheliden 6’sı tutuklandı. Ankara’da 9 Aralık 2025’te bir eğlence mekanının kurşunlanmasıyla ilgili, kendilerine "Ruhsuzlar" ismini veren ve birden fazla ilde çok sayıda eğlence mekanlarına yönelik planlı eylemleri olan, belli bir hiyerarşi içerisinde talimatlara göre hareket ettikleri tespit edilen silahlı suç örgütüne yönelik Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından 12 Aralık 2025 tarihinde operasyon yapılmıştı. Operasyonlarda, örgüt lider ve yöneticilerinden oluşan 5 şüpheli tutuklanmıştı. ‘Ruhsuzlar’ isimli suç örgütüne yönelik devam eden çalışmalar sonucu 4 farklı ilde iş yerlerine silahlı eylem yaptıkları tespit edildi. Örgüt üyelerine yönelik Ankara merkezli 6 ilde 14 şahsa karşı 6 Mayıs’ta eş zamanlı operasyon yapıldı. Operasyonlarda 8 şahıs gözaltına alındı. Şahısların ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda 2 adet ruhsatsız tabanca, tabancalara ait şarjörler ile çok sayıda fişek ele geçirildi. Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde işlemleri tamamlanarak adli makamlara sevk edilen R.K., K.Ç., A.A., T.K., A.C.E., A.D., A.M.K., Ş.Ö. isimli 8 şüpheliden 6’sı tutuklandı. Silahlı suç örgütüne yönelik yapılan her iki operasyon kapsamında; örgütün lider, yöneticileri ve üyelerinden oluşan toplam 11 şüpheli tutuklandı.
11 Mart 2026 Çarşamba - 13:18
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Aslımıza da ceddimize de sırtımızı asla dönmeyiz. Kim ne derse desin, hangi bildiriyi yayımlarsa yayımlasın bizi biz yapan hasletlere sıkı sıkıya sarılacağız"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "En son İsrail’in tahrikleriyle komşumuz İran’a karşı başlatılan savaş, hem coğrafyamızda hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, konuşmasına toplantının Türkiye’ye, Türk milletine ve demokrasiye hayırlara vesile olmasını dileyerek başladı. İstiklal Marşı’nın kabulünün 105’nci yıl dönümü olduğuna değinen ve milli marşın yazıldığı dönemin zorlu şartlarına dikkati çeken Erdoğan, dönemin Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey’in sözlerine atıfta bulunarak, "O günlerde cepheler arka arkaya çökmekteydi. Eskişehir’in sükutu, hatta Ankara’nın istilası dahi gün meselesiydi. Hükümetin Sivas’a kadar çekilmek hesabı vardı. Ordu her an Sakarya gerisine çekilmek üzereydi. Askerlerimizin maneviyatı son derece sarsılmıştı" dedi."İstiklal Marşı son devletimizin kurucu belgesi ve yapı taşıdır"Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan İstiklal Marşı’nın 12 Mart 1921’de TBMM’de tekrar tekrar okunduğunu ve alkış ile gözyaşları eşliğinde kabul edildiğini hatırlatan Erdoğan, "Bu topraklarda ezelden ebede hür yaşamış milletimizi esir etmeyi amaçlayan emperyalist kuşatmaya karşı verilen milli mücadele, kahraman ordumuza ithaf edilen İstiklâl Marşımızın kabulüyle kelimelerden mürekkep bir sancağa kavuşmuştur. İstiklal Harbimizin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal, Meclis Başkanı sıfatıyla gözyaşlarının sel olup aktığı o tarihi günlerde bu hakikati şöyle dile getirmiştir: ’Bu marş bizim inkılabımızın ruhunu anlatır. İstiklal Marşı’nda davamızı anlatması bakımından büyük manası olan mısralar vardır.’ En beğendiğim yeri şu mısralardır: ‘Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal.’ Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar işte bunlardır. Bu demektir ki efendiler Türk’ün hürriyetine dokunulamaz’. Sadece yazıldığı günler bakımından değil, muhteviyatı itibarıyla İstiklal Marşı son devletimizin kurucu belgesi ve yapı taşıdır. Aynı zamanda milletimizin bağımsızlık beyannamesi ve hürriyet iradesinin manifestosudur. Bunun için İstiklal Marşımız, Peygamber Efendimizin çetin ve çileli hicret günlerinde yol arkadaşı Hazreti Ebubekir’e seslenişinden ilhamla ‘korkma’ diye başlar. Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak/Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak/O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak/O benimdir, o benim milletimindir ancak" ifadelerini kullandı."Vatan topraklarında inşallah kıyamete kadar hür yaşayacağız"Türk milletinin hiçbir zaman korkmadığını ve korkmayacağını kaydeden Erdoğan, "Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarında nasıl bin yıldır alnımız ak, başımız dik bir şekilde hür yaşadıysak, inşallah kıyamete kadar yine hür yaşayacağız. Kendisi muazzam bir şair olmasının yanı sıra hayatı da muhteşem bir şiir olan Mehmet Akif, İstiklal Marşı ile ilgili şunları ifade etmişti: ’O şiir bir daha yazılmaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir, o milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur. Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın.’ Ben de bugün Cenab-ı Allah bu ülkeye ve bu aziz millete bir kere daha İstiklal Marşı yazmayı gerektirecek şartlar göstermesin diyorum" dedi."Yayınladıkları rezil bildirilerle milletin inanç değerlerine düşmanlık edenlerin İstiklal Marşımızı bir kez daha okumalarını tavsiye ediyorum"Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Burada özellikle önceki hafta yaşanan süfli ve seviyesiz tartışmalar babında yayınladıkları rezil bildirilerle devletimizin kurucu kodlarına ve milletin inanç değerlerine düşmanlık edenlerin İstiklal Marşımızı bir kez daha okumalarını, anlayana kadar tekrar tekrar okumalarını kendilerine tavsiye ediyorum. Bilhassa şu mısralar Türk milletinin asli kimliğinin ne olduğunu, Türkiye’yi hangi iradenin kurduğunu, bu devletin hangi esaslar üzerine bina edildiğini anlamalarına çok yardımcı olacaktır: ‘Ruhumun senden İlahi, şudur ancak emeli: Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli. Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli. Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.’ Milli Mücadele’yi zafere ulaştıran, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini atan, Türk milletinin mayasını çalan asli değerler işte bunlardır. Ezandır, Kur’an’dır, şehadettir, bayraktır, hürriyettir ve her gönülde yaşayan İ’lâ-yi Kelimetullah davasıdır. Merhum Nurettin Topçu’nun İstiklal Marşımızın müellifi ile ilgili yaptığı ’Türk’ün Müslümanlıktan ayrılmayacağını bize Akif öğretti’ tespiti sadece malumun ilamı değil midir? Üstat Necip Fazıl’ın ’İçi alev alev Müslüman, dışı pırıl pırıl Türk ve içi dışına hakim, dışı içine köle’ ifadesinde vücut bulan hakikat bu değil midir? Bugün Asya’dan Afrika’ya, Kafkaslar’dan Balkanlar’a Türkiye denilince, Türk milleti denilince akla ilk neyin geldiği belli değil midir? Allah aşkına bu değişmez gerçeklere gözlerini kapamak, bu hakikatlere sırt çevirmek mümkün mü? Sırf birilerinin işine gelmiyor diye aslımızı, neslimizi, ruh kökümüzü inkar mı edelim? Nesli tükenmekte olan üç-beş kart yobaz rahatsız oluyor diye bizi biz yapan kurucu değerlerimizi yok mu sayalım? Beyefendiler istemiyor diye ’Allah Allah’ nidalarıyla üç kıta yedi iklimde at koşturan kahraman ecdadımızı ret mi edelim? Kimse kusura bakmasın, biz bunu yapmayız, yapamayız. Biz aslımıza da ceddimize de sırtımızı asla dönmeyiz. Kim ne derse desin, kim hangi bildiriyi yayınlarsa yayınlasın, bizi biz yapan hasletlere sıkı sıkıya sarılacağız. Hiçbir dahili ve harici bedhahın, hiçbir gücün bu hasletlere zarar vermesine; inancımızı ve irademizi kırmasına, bu milleti sahte ve sanal korkularla esir almasına müsaade etmeyeceğiz."Cumhurbaşkanı Erdoğan, 86 milyonun hep beraber Türkiye Cumhuriyeti’nin hukukuna canı pahasına sahip çıkacağını ifade ederek, hem İstiklal Marşı’na hem de istiklale son nefese kadar sahip çıkılacağının altını çizdi."Savaş, hem coğrafyamızda hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu"Türkiye’nin etrafında uzun bir süredir krizlerin ve çatışmaların ardı arkasının kesilmediğini ve mevcut çatışmaların sona ermeden her gün bir yenisinin eklendiğini vurgulayan Erdoğan, "En son İsrail’in tahrikleriyle komşumuz İran’a karşı başlatılan savaş, hem coğrafyamızda hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu. Sorunların masada çözülme imkan ve ihtimali varken; yanlış hesaplar, yanlış değerlendirmeler ve elbette gözünü kan bürümüş bir şebekenin kışkırtmaları neticesinde bölgemiz yeniden kan ve barut kokusuyla kaplandı. Saldırının başladığı ilk gün bir ilkokulda maalesef 175 kız öğrenci katledildi. İran’da hayatını kaybedenlerin sayısı iki bine ulaştı. Bu arada dini lider Ali Hamaney başta olmak üzere üst düzey İranlılar suikast yoluyla öldürüldü. Komşumuz İran’ın altyapısına ağır zayiat verdirildi. Ekonomik ambargo ve ağır yaşam koşulları altındaki İran halkı şimdi de her gün devam eden bombardımanla hayatta kalma mücadelesi veriyor. Kadın, çocuk, yaşlı, sivil ayrımı yapmadan topyekun bir halka gelişmelerde hiçbir sorumluluğu yokken ağır bedeller ödetildiğini üzülerek görüyoruz. Petrol üretim tesislerinin, su ve enerji altyapısının, ulaştırma altyapısının vurulduğuna, insanların cezalandırıldığına şahit oluyoruz. Öte yandan İran’a yönelik saldırılar, başta petrol fiyatlarının artması olmak üzere küresel ekonomi üzerinde de ciddi baskı kuruyor. Şimdiden sadece savaşın bizzat içindeki ülkeler değil, bütün dünya bu çatışmaların faturasını ödemeye hazırlanıyor. Bu anlamsız, kuralsız ve hukuksuz savaşın devam etmesi durumunda daha fazla can ve mal kaybı olacağını, küresel ekonominin faturasının daha da kabaracağını hepimiz şimdiden görüyoruz" açıklamasında bulundu."Biz krizlerin çözümü için risk alan, sorumluluk alan, gerektiğinde elini taşın altına koyan bir devletiz, böyle bir hükümetiz"Türkiye’nin çevresindeki krizlere duyarsız kalan, kriz anlarında dost ve kardeşlerine sırtını dönen bir ülke olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ zihniyetiyle hareket eden nemelazımcı bir ülke hiç değiliz. Tam tersine biz krizlerin çözümü için risk alan, sorumluluk alan, gerektiğinde elini taşın altına koyan bir devletiz, böyle bir hükumetiz. Nitekim gerilimin çatışmaya dönüşmesini engellemek, meselenin müzakere ile çözülmesini sağlamak için yıllardır çaba sarf ediyorduk. Çatışmaların başladığı günden bugüne hem İran hem Amerika Birleşik Devletleri hem de ilgili bölge ülkeleriyle temaslar kurduk. Bu kapsamda 20’nin üzerinde telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Diğer arkadaşlarımız aynı şekilde muhataplarıyla sürekli temas içinde oldular. Elbette şu anda da silahların susması için umudumuzu halen kaybetmedik. Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. Şayet diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak pekala mümkündür. Yeniden masaya ve müzakereye dönülmesi, yeniden diplomasinin devreye alınması için girişimlerimizi sabırla sürdürüyoruz" diye konuştu.İçinde bulunulan sürecin hassasiyetine binaen çok dikkatli konuştuklarını ve kelimeleri özenle seçtiklerini dile getiren Erdoğan, Türkiye’yi rotasında tutmak ve etrafını saran ateşten korumak için son derece temkinli hareket ettiklerini bildirdi."İran halkına ’bu Şii’dir, bu Sünni’dir, bu Türk’tür, bu Kürt’tür’ diye hiçbir zaman bakmadık ve bakmıyoruz"Başta mezhep kavgası olmak üzere bölgede sahnelenmek istenen kanlı senaryolara karşı da gerekli tedbirleri aldıklarını söyleyen Erdoğan, "Biz, bölgemizin tamamına olduğu gibi kardeş İran halkına da ’bu Şii’dir, bu Sünni’dir, bu Türk’tür, bu Kürt’tür’ diye hiçbir zaman bakmadık ve bakmıyoruz. Millet olarak bizim için Türk, Kürt, Arap, Şii, Sünni değil, sadece insan vardır. İster yanı başımızda ister dünyanın öbür ucunda olsun; haksızlığa uğrayan, mağdur edilen, sıkıntı çeken kim varsa biz onun yanındayız. Daha önce komşumuz Irak’ta bunu yaptık. 15 sene evvel kıtlıkla boğuşan Somali’de bunu yaptık. 13,5 yıl boyunca komşumuz Suriye’de bunu yaptık. 5. yılına giren Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta bunu yapıyoruz. Sudan’da, Lübnan’da, Yemen’de, Libya’da ve daha pek çok yerde bunu yaptık, yapmaya da devam ediyoruz" ifadelerini kullandı."Bizim tek bir dinimiz var, o da İslam"Cumhurbaşkanı Erdoğan, ırk, mezhep, din, dil ve köken ayrımını reddettiklerini aktararak, sözlerine şöyle devam etti:"Bizim Sünnilik, Şiilik gibi bir dinimiz yok. Bizim tek bir dinimiz var, o da İslam. Bizi bütünleştiren ortak paydamız yine İslam. Mezheplerimizden, kökenlerimizden önce hepimiz insanız ve Müslümanız. Hazreti Ali bizim, Hazreti Ömer de bizim. Hazreti Osman bizim, Hazreti Hasan ve Hüseyin de bizimdir. Hazreti Ayşe validemiz bizim, Hazreti Zeynep annemiz de bizimdir. Özellikle bu dönemde bir annenin çocukları anlamına da gelen ’ümmet’ kavramının temsil ettiği manaya daha sıkı sarılmamız gerekiyor. Son günlerde sosyal medyada mezhepçiliğin körüklendiğine, asırlık tartışmaların yeniden ısıtılmak istendiğine şahit oluyoruz. Savaşın bir cephesi olarak gördüğümüz bu tehlikeli tartışmalara karşı hem milletimizi hem de bölgedeki tüm kardeşlerimizi dikkatli olmaya çağırıyorum. Menşei bundan 13-14 asır öncesine uzanan muhataralı meselelerin bugün tekrar gündeme getirilmesi asla tesadüf değildir. İster dini, ister siyasi, ister tarihi olsun; bugün bize faydası olmayan, aksine nefreti körüklemesi, fitneyi büyütmesi sebebiyle kardeşlik hukukumuza zarar veren tartışmalardan uzak durulmalıdır. Şiiler, Sünniler olarak; Araplar, Türkler, Kürtler ve Farslar olarak bütün farklılıklarımıza rağmen yüzlerce yıldır bir arada yaşıyoruz. İnşallah bu çatışma ve savaşlar bittikten sonra da yine bir arada, barış içinde yaşamaya, aynı coğrafyayı ve aynı kaderi paylaşmaya devam edeceğiz. Bölge halkları olarak zaten mağduru olduğumuz bir çatışmanın daha büyük yaralar açmasına müsaade etmemeliyiz. Siyonist katliam şebekesinin elin taşıyla elin kuşunu vurma oyununa kesinlikle gelmemeliyiz."
11 Mart 2026 Çarşamba - 13:17
Emeklilerin maaş ve ikramiyeleri bayram öncesi ödenecek
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, emeklilerin bayram ikramiyelerini her yıl olduğu gibi yine bayram öncesinde hesaplara yatıracaklarını belirterek, "Ayrıca emeklilerimizin bu ayki emekli maaş ödemelerini de öne çekerek 14 Mart'tan itibaren ödemeye başlıyoruz" dedi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 13:07
Bakan Bayraktar: "Akaryakıt ve doğal gazda bir sıkıntı öngörmüyoruz"
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından enerji arz güvenliğine ilişkin, "Hem akaryakıtta hem doğal gazda bir sıkıntı öngörmüyoruz şu anda ama gelişmeleri yakından takip ediyoruz" dedi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 13:00
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "(KKTC’nin güvenliği) Ne ihtiyaç olursa yapmaya devam edeceğiz, attığımız tüm adımlar adadaki herkesin güvenliği içindir"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İran ile İsrail-ABD savaşının etkilerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) yansımasına ilişkin, "Anavatan ve garantör olarak bölgemizdeki gelişmeleri dikkate alarak gerekli adımları atıyoruz. Bundan sonra da ne ihtiyaç olursa yapmaya devam edeceğiz. Attığımız tüm adımlar adadaki herkesin güvenliği içindir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM’de AK Parti Grup Toplantısı öncesinde basın mensuplarını sorularını yanıtladı. İran-İsrail-ABD savaşında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğine ilişkin konuşan Yılmaz, Türkiye’nin KKTC’de hem garantör ülke olduğunu hem de anavatan olduğunu hatırlattı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) son dönemlerde üçüncü ülkelere askeri alanlar açtığını dile getiren Yılmaz, "Rum tarafına önemli silah yığınakları yapıldı. Bu da adayı riskli bir hale getirdi. Yani Rum tarafının attığı adımların son dönemde de somut bazı yansımalarını gördük. Bütün adayı riske attı. Şunu ifade etmek isterim. 1974 Barış Harekatı’yla sadece Türklere güvenlik sağlamadık biz, tüm adaya güvenlik sağladık. Türk’üyle, Rum’uyla herkes 50 yılı aşkın bir süredir güvenli bir ortamda, huzurlu bir ortamda kalkınıyor, gelişiyor, demokrasisini güçlendiriyor. Türk Silahlı Kuvvetleri bunu sağladı. Barış Harekatı bunu sağladı. Dolayısıyla biz bunun bozulmasını istemiyoruz. Gerek Türk tarafı için gerek Rum tarafı için çok daha huzurlu bir gelecek istiyoruz. Herkesin tabii ki egemen eşitliğiyle birlikte. Dolayısıyla Kıbrıs Türklerini biz hiçbir zaman yalnız bırakmadık, bundan sonra da bırakmayız. Anavatan ve garantör olarak bölgemizdeki gelişmeleri dikkate alarak gerekli adımları atıyoruz. Bundan sonra da ne ihtiyaç olursa yapmaya devam edeceğiz ama yaptığımız her şey, attığımız tüm adım adadaki herkesin güvenliği içindir" dedi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 13:00
Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul, Türkiye’yi ziyaret edecek
Almanya Dışişleri Bakanı Johann David Wadephul, 12 Mart’ta Türkiye’yi ziyaret edecek. Almanya Dışişleri Bakanı Johann David Wadephul, 12 Mart tarihinde Türkiye’yi ziyaret edecek. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Wadephul ile gerçekleştireceği görüşmelerde Türkiye-Almanya ilişkilerinde üst düzeyli ziyaretler vasıtasıyla yakalanan ivmeden duyulan memnuniyeti ifade etmesi, dışişleri bakanlarının eş başkanlığında 18 Mayıs’ta Berlin’de düzenlenmesi öngörülen ‘Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması’nın üçüncü toplantısının çok boyutlu biçimde sürdürülen ikili ilişkilere ilave katma değer sağlayacağını belirtmesi, Almanya’yla 60 milyar dolar ikili ticaret hacmi hedefi çerçevesinde ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi (ETOK/JETCO) ve Enerji ve Maden Forumu gibi ikili mekanizmalar dahil ortak gayretlere devam edilmesinin önemli olduğunu kaydetmesi, savunma sanayii alanındaki ikili ortak çalışma konularına değinmesi, Türkiye-AB ilişkilerinin AB tarafınca da stratejik bir bakış açısıyla ele alınması ve Türkiye’nin AB üyelik müzakereleri sürecine Almanya’nın katkıda bulunmasına yönelik beklentiyi dile getirmesi bekleniyor. Bakan Fidan’ın Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi diyaloğunun da aralarında olduğu AB’yle ilişkilerin gündeminde yer alan hususlarda Türkiye’nin beklentilerini aktarması, Türk ürünlerinin ‘Made in Europe’ yaklaşımının öne çıktığı kamu alımları taslak mevzuatının kapsamına ilke olarak alınmasından duyulan memnuniyeti ifade etmesi öngörülüyor. Görüşmede AB tarafından başlatılan güvenlik ve savunma girişimlerinin NATO şemsiyesi altında ve AB üyesi olmayan müttefiklerin de dahliyle eş güdüm halinde yürütülmesi gerektiğine dikkat çekmesi, beklenen Bakan Fidan’ın Türkiye’nin iki ülke arasındaki bağları daha da kuvvetlendiren Almanya’daki Türk toplumunun huzur ve refahına atfettiği önemi vurgulaması öngörülüyor. Ayrıca Türkiye’nin bölgedeki son gelişmeleri siyasi, ekonomik, askeri ve insani boyutlarıyla yakından takip ettiğini, topraklarına ve vatandaşlarına yönelebilecek her türlü tehdit karşısında gerekli tedbirleri almaya devam edeceğini belirtmesi beklenen Bakan Fidan’ın bölge ülkelerine yönelik saldırıları en güçlü şekilde kınadığını ifade etmesi, Netanyahu hükümetinin bölgeyi istikrarsızlaştırarak çatışma ve savaşlara sürüklediğine dikkat çekmesi öngörülüyor. Bakan Fidan’ın bölgedeki saldırıların enerji arzı güvenliğini tehlikeye attığını, terörle mücadele ve göç alanlarında çeşitli risklerin ortaya çıkmasına sebep olduğunu belirteceği görüşmede gerilimin azaltılması için atılabilecek adımlar hakkında görüş alışverişinde bulunması da bekleniyor. Fidan’ın diplomasinin tek seçenek olduğunu vurgulaması, Gazze’deki durum ve Filistin meselesi, Rusya-Ukrayna savaşı ve Suriye’deki gelişmeler başta olmak üzere bölgesel ve küresel meseleler hakkında Türkiye’nin tutumunu aktarması öngörülüyor.
11 Mart 2026 Çarşamba - 12:59
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "İster dini, siyasi, tarihi olsun bugün bize faydası olmayan, aksine nefreti körüklemesi ve fitneyi büyütmesi sebebiyle kardeşlik hukukumuza zarar veren tartışmalardan uzak durulmalıdır."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "İster dini, siyasi, tarihi olsun bugün bize faydası olmayan, aksine nefreti körüklemesi ve fitneyi büyütmesi sebebiyle kardeşlik hukukumuza zarar veren tartışmalardan uzak durulmalıdır."
11 Mart 2026 Çarşamba - 12:57
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "(KKTC’nin güvenliği) Ne ihtiyaç olursa yapmaya devam edeceğiz, attığımız tüm adımlar adadaki herkesin güvenliği içindir"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İran-İsrail-ABD savaşının etkilerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) yansımasına ilişkin, "Anavatan ve Garantör olarak bölgemizdeki gelişmeleri dikkate alarak gerekli adımları atıyoruz. Bundan sonra da ne ihtiyaç olursa yapmaya devam edeceğiz attığımız tüm adımlar adadaki herkesin güvenliği içindir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti TBMM Grup Toplantısı öncesinde basın mensuplarını sorularını yanıtladı. İran-İsrail-ABD savaşının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti güvenliğine olan (KKTC) etkilerine ilişkin konuşan Yılmaz, Türkiye’nin KKTC’de hem garantör ülke olduğunu hem de Anavatan olduğunu hatırlattı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) son dönemlerde üçüncü ülkelere askeri alanlar açtığını dile getiren Yılmaz, şu ifadelere yer verdi: "Rum tarafına önemli silah yığınakları yapıldı. Bu da adayı riskli bir hale getirdi. Yani Rum tarafının attığı adımlar son dönemde de somut bazı yansımalarını da gördük. Bütün adayı riske attı. Şunu ifade etmek isterim. 1974 Barış Harekatı’yla sadece Türklere güvenlik sağlamadık biz. Tüm adaya güvenlik sağladık. Türk’üyle Rum’uyla herkes 50 yılı aşkın bir süredir güvenli bir ortamda huzurlu bir ortamda kalkınıyor, gelişiyor, demokrasisini güçlendiriyor. Türk Silahlı Kuvvetleri bunu sağladı. Barış Harekatı bunu sağladı. Dolayısıyla biz bunun bozulmasını istemiyoruz. Gerek Türk tarafı için gerek Rum tarafı için çok daha huzurlu bir gelecek istiyoruz. Herkesin tabii ki egemen eşitliğiyle birlikte. Dolayısıyla Kıbrıs Türklerini biz hiçbir zaman yalnız bırakmadık. Bundan sonra da bırakmayız. Anavatan ve Garantör olarak bölgemizdeki gelişmeleri dikkate alarak gerekli adımları atıyoruz. Bundan sonra da ne ihtiyaç olursa yapmaya devam edeceğiz ama yaptığımız her şeyi attığımız tüm adım adadaki herkesin güvenliği içindir."
11 Mart 2026 Çarşamba - 12:53
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. Şayet diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak pekala mümkündür."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. Şayet diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak pekala mümkündür."
11 Mart 2026 Çarşamba - 12:52
Uzmanından uyarı: "Dünyada her dakika 3 kişi kronik böbrek hastalığı nedeniyle hayatını kaybediyor"
Medicana Sağlık Grubu Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Siren Sezer, "Dünyada her dakika 3 kişi kronik böbrek hastalığı nedeniyle hayatını kaybederken, önümüzdeki yıllarda bu hastalığa bağlı ölümlerin artması bekleniyor" dedi. Böbrek hastalıkları ile mücadelenin yalnızca bireysel değil, küresel bir sorumluluk olduğuna vurgu yapan Medicana Sağlık Grubu Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Siren Sezer, "Dünyada her dakika 3 kişi kronik böbrek hastalığı nedeniyle hayatını kaybederken, önümüzdeki yıllarda bu hastalığa bağlı ölümlerin artması bekleniyor. Sadece erken teşhis yetmiyor, hastalık ortaya çıkmadan önce önlem almak gerekir" dedi. Böbrek sağlığı konusunda 2026 yılının temasının ’Herkes için Böbrek Sağlığı: İnsanlara Özen Gösterme, Gezegeni Koruma’ olduğunu hatırlatan Medicana International Ankara Hastanesi Nefroloji Uzmanı ve Avrupa Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Siren Sezer, bu tema ile böbrek sağlığının yalnızca bireysel bir mesele değil, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlikle yakından ilişkili küresel bir konu olduğuna dikkat çekilmeye çalışıldığını söyledi. "850 milyon insan böbrek hastalığıyla yaşıyor" Dünya Böbrek Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Siren Sezer, "Kronik böbrek hastalığı dünyada sessiz ama hızla büyüyen bir sağlık sorunu. Önümüzdeki yıllarda bu hastalığa bağlı ölümlerin artması bekleniyor. Bugün dünyada yaklaşık 850 milyon insan böbrek hastalığıyla yaşıyor. 4,6 milyon kişi diyaliz ya da böbrek nakli tedavisi görüyor ve her yıl 1,5 milyon insan kronik böbrek hastalığı nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu da dünyada her 20 saniyede bir kişi, yani her dakika yaklaşık 3 kişinin kronik böbrek hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiği anlamına geliyor. Türkiye’de yaklaşık 65-70 bin kişi diyaliz, 20 binden fazla kişi böbrek nakliyle yaşamını sürdürüyor" dedi. Çevresel faktörler böbrekleri doğrudan etkiliyor Böbreklerin çevresel faktörlerden en çok etkilenen organlardan biri olduğunu belirten Sezer, "Kurşun, kadmiyum gibi ağır metaller, pestisitler ve endüstriyel kimyasallar böbrek dokusunda hasara yol açabilir. Kirli su kaynakları, enfeksiyon ve toksin maruziyetini artırarak böbrek hastalıklarını tetikleyebilir. Hava kirliliği, hipertansiyon ve diyabet riskini artırarak dolaylı şekilde kronik böbrek hastalığına zemin hazırlar. İklim değişikliği böbrek sağlığını da tehdit eder. Aşırı sıcaklar sıvı kaybını artırır ve bu da akut böbrek hasarı riskini yükseltir. Dolayısıyla gezegeni korumak, böbrek sağlığını da korumaktır" diye konuştu. Tedavi süreçleri de kaynakları tüketiyor Tedavi süreçlerinde de çevresel kaynakların yoğun kullanıldığına vurgu yapan Prof. Dr. Sezer, sözlerine şöyle devam etti: "Özellikle hemodiyaliz tedavisinde seans başına yüzlerce litre su tüketilir, yüksek elektrik enerjisi kullanılır ve bu tedavilerde plastik ile tıbbi atık oluşur. Su geri kazanımı, enerji verimli cihazlar ve atık azaltma gibi sürdürülebilir uygulamalar sayesinde hem çevresel etki azaltılır hem de sağlık sisteminin sürdürülebilirliği korunur. Bu da uzun vadede hastaların tedaviye erişimini güvence altına alır. Böbrek hastalığı, hem azalan ve hasar gören doğal kaynakların getirdiği bir sonuç hem de bu kaynakların azalmasına sebep olan bir durumdur ve önüne geçilmediğinde çığ gibi büyüyebilir." "Risk grupları kontrollerini ihmal etmemelidir" Kronik böbrek hastalığının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini, insanların genellikle geç evrede tanı aldığını belirten Prof. Dr. Siren Sezer, artık sadece erken teşhisin yetmediğini, hastalık ortaya çıkmadan önce önlem almak gerektiğini vurgulayarak, "Kronik böbrek hastalığı erken evrelerde belirti veremeyebilir. Diyabet hastaları, hipertansiyon hastaları, kalp-damar hastalığı bulunanlar, ailesinde böbrek hastalığı öyküsü olanlar ve obez bireyler risk grubundadır ve düzenli kontrollerini ihmal etmemelidir. Toplumda böbrek sağlığı farkındalığını artırmak, erken tanıyı yaygınlaştırmak ve çevreye duyarlı sağlık hizmetlerini desteklemek hepimizin ortak sorumluluğudur. Sağlıklı bireyler, sağlıklı bir toplum ve sürdürülebilir bir gelecek için böbrek sağlığımıza gereken önemi vermeliyiz" şeklinde konuştu.
11 Mart 2026 Çarşamba - 12:49
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Biz, krizlerin çözümü için risk alan, sorumluluk alan ve gerektiğinde elini taşın altına koyan bir devletiz, böyle bir hükümetiz."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Biz, krizlerin çözümü için risk alan, sorumluluk alan ve gerektiğinde elini taşın altına koyan bir devletiz, böyle bir hükümetiz."
11 Mart 2026 Çarşamba - 12:48
"APP plakalarla ilgili uygulanan cezaları sileceğiz"
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "APP plakalarla ilgili uygulanan cezaları sileceğiz" dedi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 12:47
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "(İran’a yönelik saldırılar) Şimdiden sadece savaşın bizzat içindeki ülkeler değil bütün dünya bu çatışmaların faturasını ödemeye hazırlanıyor."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "(İran’a yönelik saldırılar) Şimdiden sadece savaşın bizzat içindeki ülkeler değil bütün dünya bu çatışmaların faturasını ödemeye hazırlanıyor."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder