Yerel Haberler
Ankara
Ankara yeşil alanları ile yaz aylarına hazırlanıyor 13 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:38:25 Pursaklar Belediyesi, park, bahçe ve yeşil alanları yapılan çalışmalarla yaz sezonuna hazırlıyor. Pursaklar Belediyesi, ilçe genelindeki park, bahçe ve yeşil alanlarda yaz mevsimi öncesi bakım ve yenileme çalışmalarını hızlandırdı. Vatandaşların daha temiz, düzenli ve konforlu sosyal yaşam alanlarına kavuşması amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında parklar ve yeşil alanlarda kapsamlı bakım gerçekleştiriliyor. Yaz aylarının yaklaşması ile birlikte vatandaşların huzurla vakit geçirebilmeleri için yeşil alanlarda yoğun mesai harcadıklarını belirten Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, ‘‘Pursaklar’ımızın her geçen gün daha modern, daha yeşil ve daha yaşanabilir bir ilçe olması adına çevre düzenleme ve peyzaj çalışmalarımıza devam ediyoruz. Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren yeşile değer veren belediyecilik anlayışıyla hareket ediyoruz. Yaz aylarında vatandaşlarımızın yoğun olarak kullandığı yeşil alanlarda bakım çalışmalarımızı artırıyoruz. Hemşehrilerimizin aileleriyle birlikte huzur içerisinde vakit geçirebileceği yeşil alanlarımızı yaz sezonuna en güzel şekilde hazırlamış olacağız. Daha yeşil ve daha temiz Pursaklar için çalışmalarımız aralıksız devam edecek’’ dedi. Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri tarafından sürdürülen çalışmalar çerçevesinde çim biçme, ağaç budama, mevsimlik çiçek dikimi, sulama sistemlerinin kontrolü ve çevre düzenlemeleri yürütülüyor. Özellikle çocuk oyun grupları ile spor alanlarında bakım ve güvenlik kontrolleri yapılarak, vatandaşların güvenli şekilde kullanımına uygun hale getiriliyor.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:26 Türkiye ile Belçika ekonomik iş birliğinde yeni adımlar Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan "Belçika Ekonomik Misyon Ziyareti Hakkında Ortak Açıklama"da, Belçika Kraliçesi başkanlığındaki Belçika Ekonomik Misyonu’nun 10-14 Mayıs tarihlerinde İstanbul ve Ankara’da gerçekleştirilmekte olduğu, ziyaret kapsamında enerji, savunma sanayii, havacılık ve dijital dönüşüm gibi stratejik alanlarda iş birliğinin güçlendirilmesinin hedeflendiği bildirildi. Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Belçika Kralı adına Majesteleri Belçika Kraliçesi’nin başkanlık ettiği Belçika Ekonomik Misyonu’nun İstanbul ve Ankara’da temaslarda bulunduğu kaydedildi. Açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın, Belçika Kraliçesi’ni İstanbul’da ağırladığı ifade edildi. Açıklamada, ekonomik misyonun enerji, havacılık ve uzay, savunma sanayii, lojistik ve taşımacılık, dijital dönüşüm ve endüstri 4.0 ile yaşam bilimleri ve ilaç sektörlerine odaklanarak iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerini geliştirmeyi amaçladığı belirtildi. Belçika’dan federal ve bölgesel yetkililer ile şirketler, federasyonlar, ticaret odaları ve akademik kuruluşlardan 400’ü aşkın temsilcinin katıldığı ziyaretin Türkiye tarafından memnuniyetle karşılandığı aktarılan açıklamada, öncelikli sektörlerde çok sayıda seminer ile yapılandırılmış B2B ve B2G toplantılarının gerçekleştirildiği bildirildi. Savunma ve mobilite alanlarında anlaşmalar imzalandı Açıklamada, ziyaret kapsamında mobilite, savunma ve savunma sanayii iş birliği, sosyal güvenlik ile tarım-gıda ürünleri güvenliği alanlarında iş birliğini geliştirmeye yönelik ikili anlaşmalar ve mutabakat zabıtlarının imzalandığı kaydedildi. Türkiye ve Belçika’nın köklü ortaklar ve NATO müttefikleri olduğuna işaret edilen açıklamada, tarafların bölgesel ve küresel gelişmeler karşısında uluslararası barış ve istikrar için ortak çabaların artan ivmesinden memnuniyet duyduğu ifade edildi. Tarafların ayrıca, Belçika-Türk toplumunun iki ülke arasındaki siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal bağlara katkısını teyit ettiği belirtilen açıklamada, Türkiye-Belçika ekonomik ilişkilerinin, 1963 tarihli Ankara Anlaşması ve Türkiye-AB Gümrük Birliği dahil olmak üzere Türkiye-AB ilişkilerinin genel çerçevesinden fayda sağlamayı sürdürdüğünün vurgulandığı aktarıldı. Açıklamada, tarafların Türkiye-AB ilişkilerinin önemine dikkat çekerek, AB kriterleri doğrultusunda Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ile iş dünyası ve halklar arasındaki hareketliliğin kolaylaştırılmasına yönelik yapıcı angajmana destek verdiği ifade edildi. Ortak açıklamada, Belçika Ekonomik Misyonu’nun, Türkiye Cumhuriyeti ile Belçika Krallığı arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendirmenin yanı sıra daha yakın ve yapılandırılmış siyasi ilişkilerin geliştirilmesi yönünde önemli bir adım olduğu kaydedildi.
Bakan Gürlek: "Terörsüz Türkiye sürecinin meyvelerini toplama aşamasındayız"
06 Mart 2026 Cuma - 11:02 Bakan Gürlek: "Terörsüz Türkiye sürecinin meyvelerini toplama aşamasındayız" Adalet Bakanı Akın Gürlek, medya temsilcileriyle Ankara’da iftar programında bir araya geldi. Burada gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Bakan Gürlek, ‘Terörsüz Türkiye’ süreci, 12. Yargı Paketi, çocuk yaşta suça karışan çocuklar gibi konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Burada konuşan Bakan Gürlek, basının demokratik toplumun vazgeçilmez unsuru olduğunu ve kamuoyunun doğru, hızlı ve güvenilir bir şekilde bilgiye ulaşmasında önemli bir rol üstlendiğini dile getirdi."Şahsa özgü, genel af anlayışı olan düzenlemeler yapılamaz"Terörsüz Türkiye sürecinin devam ettiğini kaydeden Bakan Gürlek, TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu’nun Adalet Komisyonu’na geldiğini hatırlattı.Mevcut aşamada ise kanunların yapılmasında hazır olduklarını Adalet Komisyonu’na aktardıklarını belirten Gürlek, şu ifadelere yer verdi:"Dün burada aynı şekilde Adalet Komisyonu Başkanımız ve üyelerimize de iftar yaptık. Onlarla da genel olarak çerçeve şeklinde ne tür bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini konuştuk. Tabii onlar da şu an net olarak bilmiyorlar ama mutabakat metnini ben okudum. Orada bazı kavramlar özellikle kamuoyunda tartışılmaya çalışılıyor. O kavramlar biliyorsunuz yok mutabakat metninde. Şunun altını çizmemiz gerekiyor. Burada şahsa özgü, genel af anlayışı olan düzenlemeler yapılamaz. Adalet Komisyonumuz da bunun farkında. Muhtemelen geçici hükümler konulacak. Hangi kanunlarda değişiklik olur onu tabi biz bilmiyoruz. Adalet Komisyonumuzun ve daha sonradan da Yüce Meclis’in takdirinde ama biliyorsunuz Ceza İnfaz Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemleeri kanunu gibi kanunlarda muhtemelen değişiklik yapılacak. Bunun tasarısını, yöntemini, şeklini, sınırlarını elbette Yüce Meclisimiz çizecek. Tekrardan söylemek istiyorum. Biz Adalet Bakanlığı olarak bu süreçte dahil değiliz. Sadece teknik olarak Meclis’teki arkadaşlarımız destek isterse biz desteğe hazırız."Terörsüz Türkiye sürecini önemsediklerini söyleyen Bakan Gürlek, örgütün tamamen silah bırakmasının ve daha sonra örgütün feshedilmesinin sürecin olmazsa olmazlarından olduğunu dile getirdi.Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketi’nin TBMM’ye sunulmuşken geri çekildiğini hatırlatarak, "12. Yargı Paketi Meclisteydi Ben Adalet Bakanı olarak atandıktan sonra bu paketi geri çektik çünkü bir kısım eksiklikler olduğunu hissettim. Özellikle toplumdaki beklentiler, talepler önemli. Yani şimdi şöyle genel olarak toplumda özellikle vatandaşlarımızda adalete güven eksikliği var. Biz bunun araştırmasını da yapıyoruz. Adalete güven neden eksik deyince ilk soru şu ortaya çıkıyor. Yargılamanın uzun süre sürmesi yani vatandaşlarımızın bu konuda bir memnuniyetsizliği var. Bunun temeline indik. Yani yargılamalar neden uzuyor? Ben uygulamadan geliyorum bu konuda bilgi sahibiyim. Bilgi sahibi olduğum için hemen icraata geçmek istiyorum. Yani burada bir alışma aşaması olmadan direkt icraata geçmek istiyorum. Burada çeşitli arkadaşlarla birlikte formüller üzerinde çalıştık. Yani ne yapabilirsek vatandaşlara dokunabiliriz. Özellikle oluşan mağduriyetler en az seviyeye indirilebilir diye çalıştık" açıklamasında bulundu."12. Yargı Paketiyle uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişletmek istiyoruz"Geçen yıldan kalma 12,5 milyon dosyanın yargıda olduğunu hatırlatan Bakan Gürlek, bu sayının çok fazla olduğunu ifade ederek, "Yani bizde çok fazla maalesef dosya yargının önüne gidiyor. Öncelikli olarak her dosyanın, her uyuşmazlığın yargının önüne gitmemesi için bizim gerekli adımlar atmamız gerekiyor. Biliyorsunuz daha önce çeşitli adımlar atıldı. Uzlaştırma müessesi genişletildi arabuluculuk müessesi genişletildi ama vatandaşımız mutlaka hakim savcının yüzünü görmek istiyor, bir adliye gelmek istiyor. Bu konu da yeni düzenleyeceğimiz pakette de tekrardan uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişletmek istiyoruz. Özellikle boşanma davaları biliyorsunuz çok uzun süreçler devam ediyor, 8 yıl, 10 yıl bu davalar sürüyor. Bu süreçte vatandaşlarımız nafaka ödüyor. Kendine yeni bir hayat kuramıyor. Bu konuda 12. Yargı Paketinde özellikle çekişmeli boşanma davalarında eğer taraflar aralarında her iki tarafta davacı ve davalı taraf evet biz boşanma konusunda anlaşıyoruz dedikleri an hakim bir tutanak tutup bunu arabuluculuğa gönderecek" şeklinde konuştu.Gürlek, dava sürelerinin çok uzun olduğunun da altını çizerek, Hâkimler ve Savcılar Kurulu bünyesinde yer alan Yargının Etkinliği Ve Verimliliği Bürosu ile davaların sürelerinin denetleneceğini ve davanın uzama nedenine göre personel desteği veya yeni mahkeme açılması gibi önlemler alınacağını belirtti."Bir dosya hem istinafa hem Yargıtay’a gitmeyecek"Yargılamaların hızlanması konusunda farklı çalışmaların da olduğunu dile getiren Gürlek, "Atlamalı temyiz müessesesi var. Yani bir dosya hem istinafa hem Yargıtay’a gitmeyecek. Bunu da 12. Yargı Paketinde yargının hızlanması için getirmeyi düşünüyoruz. Hakim arkadaşlarımızı biraz zorlayacağız. Atama terfi de belirli bir karar ve o kararın Yargıtay’dan onanmasını artık mutlak kriter olarak arayacağız. Yani hakim belirli bir iş vizesi tutturması gerekecek terfi etmesi için. Vermiş olduğu kararın da doğruluğunun olması gerekecek. Yani o karar hem de Yargıtay’dan onanacak. Bu da bizim artık olmazsa olmazımız" diye konuştu."Çocukların adam öldürme gibi suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası almasını sağlayacağız"Bakan Gürlek, çocuk yaşta suça bulaşan çocuklarla ilgili de 12. Yargı Paketi’ne düzenleme getirmek istediklerini belirterek, sözlerine şu şekilde devam etti:"Çocuklarla ilgili cezaları ben yetersiz buluyorum, bunu daha önce de söylemiştim. Maalesef kanunumuzda şöyle bir düzenleme var; 12 - 15 yaş aralığı ve 15 yaş ve 18 yaş aralığı hakkında ayrı ayrı çocuklara özel indirimler yapılmış. Bir de biliyorsunuz çocukların almış olduğu cezaların infazında özel bir ayrıcalık var. Çocukların cezaevinde kalmış olduğu 1 gün, 2 gün sayılıyor. Çocuklar diğer mahkumlar gibi ayrı bir cezaevinde kalmıyor. Çocuk evi dediğimiz şekilde biraz daha şartları uygun cezaevinde kalıyor. Bu konuda gerekli adımları atacağız. Özellikle çocukların adam öldürme ya da diğer suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası gerekiyorsa onların almasını sağlayacağız. Bu düzenlemede mecliste bir komisyon kuruldu. O komisyonda da zaman zaman görüşüyoruz. İnşallah bu düzenlemeyi de hayata geçireceğiz. Tabii çocukların geleceği bize emanet. Onların hem suç işlemeye ilişkin ortamdan uzaklaştırmamız lazım. Hem de daha sonra da suç işledikten sonra da rehabilite etmemiz gerekiyor. Yani onların tekrardan topluma kazandırılması gerekiyor.""Yeni nesil çeteler çocukları ailelerinden kiralıyorlar"Özellikle yeni nesil çetelerin çocukları kullandıklarını dile getiren Gürlek, "Çocukları kullanıyorlar, 12-15 yaşındaki çocukları kullanıyorlar. Hatta bakın şunu net söyleyeyim, çocukları ailelerinden kiralıyorlar. Biz bunu tespit etmiştik. Adana’dan, Antep’ten çocukları ailelerinden kiralıyorlar. İstanbul’a getiriyorlar. Daha sonra sırtını sıvazlıyorlar. "Aslansın, kaplansın" deyip çocukları suçta kullanıyorlar. Neden? Çünkü çocukların alacağı cezalar belli. Çocuğun cezaevinde yatacağı süre belli. O çocuk dışarı çıktıktan sonra da tekrar örgütten kurtulamıyor. Daha farklı eylemlere girişiyor. Biz 11. Yargı Paketi’nde bununla ilgili düzenlemeler yaptık biliyorsunuz. Özellikle suç örgütlerinin, örgüt yöneticilerinin, örgüt üyelerinin, çocukları suçlarda kullanması durumunda verilecek cezaları arttırdık. 12. Yargı Paketi’nde bu cezaları tekrar arttırmayı düşünüyoruz. Çünkü çocuklar bize emanet. Geleceğini korumakla yükümlüyüz" dedi."Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız"Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Bakan Gürlek, suça karışan çocuğunun yükümlülüğünün ailesinde olmasına ilişkin düzenlemelerin olduğunun hatırlatılmasına ilişkin, "Biz onu Mukayeseli Hukuk’ta araştırdık. Aile şöyle, sonuçta aile çocuğu koruyup kollamakta yükümlü. Aynı zamanda bir ailenin denetim görevi var. Ama tabii suçlarında şahsi sorumluluğu var. Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız. Ama bizim hukuk özellikle borçlar hukukunda değil mi? Genel olarak bir genel kusur sorumluluğu var. Yani kusur varsa genel olarak o da sorumlu. Bu konuda bir düzenleme yapmadık ama özellikle bana da çok fazla geliyor ailelere de bir düzenleme yapalım diye. Ama şu konuda bir çalışmamız yok. Ama ailelerin özellikle çocuklara sahip çıkması lazım" değerlendirmesinde bulundu."12. Yargı Paketi’nde çocukların ıslahıyla ilgili düşüncelerimiz var"Çocukların ıslah edilmesine ilişkin 12. Yargı Paketi’ne düzenleme eklemeyi de düşündüklerini belirten Gürlek, "12. pakette çocukların ıslahıyla ilgili düşüncelerimiz var. Çocuk henüz cezaevinden çıkmadan topluma kazandırılmasına ilişkin düşüncelerimiz var. Aynı şekilde uyuşturucuyla mücadele kapsamında da. Şimdi uyuşturucu biliyorsunuz tahliye oluyor. Tekrardan uyuşturucu bataklığına nasıl sürükleniyor? Bizim uyuşturucuyla ilgili şu an tam olarak kanunlaştıramadık. Yani yasal metne sokamadık. Şöyle bir düşüncemiz var" dedi."12. Yargı Paketi’nde çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin düzenlememiz var"Bakan Gürlek, belirli bir yaş altındaki çocukların sosyal medyada kullandığı uygulamalara ilişkin cezai yaptırım yapılıp yapılmayacağına ilişkin soruya ise, "16 yaş ve üzerindeki kişilerin sosyal medyaya girmesi işte bu konuda doğrulama kodu cep telefonundan gelen onay koduyla girmesi konusunda çalışmalarımız var. Aynı zamanda bu kapsamdaki çalışmalarda da çocukları şiddete cinsiyetsizliğe ya da sapkın akımlara sevk eden sosyal medya hesapları; Youtuberlar, Influencer vs. onlarla ilgili de çalışmalarımız var. Onlarla ilgili ceza kanununa şu an bir boşluk var. O boşluğu da inşallah 12. Yargı Paketi’nde doldurmaya düşünüyoruz" diye kaydetti."Terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok"Terörsüz Türkiye süreci kapsamında tartışılan ‘Umut Hakkı’ konusuna ilişkin de konuşan Gürlek, "Terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok. Ne demek o? Ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı almışsa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak infazı yapılıyor. Terör suçları dışında cezaların infazı farklı. 30 yıl olabiliyor, 36 yıl olabiliyor. O konuda meclisimizin takdiri eğer ceza güvenlik tedbirlerin infazı hakkında kanunda bir değişiklik yaparsa elbette farklı olur. Ama şu anki uygulamada terör suçlarını ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı alan aynen infaz ediyor. Herhangi bir erken sürede dışarı çıkmıyor. O meclisimizin takdiri" dedi."Kadına şiddet olaylarında kanunları tekrar güncelleyeceğiz"Kadına şiddet olaylarıyla ilgili konuların titizlikle ele alındığını ifade ede Bakan Gürlek, "bakanlığımızda Mağdur Hakları Daire başkanlığı var. Bu süreçleri takip ediyor. 6284 Sayılı Kanun’un uygulamasında sorunlar var. Onu bizzat biz de görüyoruz. Özellikle 5. maddede koruyucu tedbirler var. Bu tedbirler işte polis mi yapacak, savcı mı yapacak? Bu konuda tekrar gözden geçirme yapıyoruz. 6284 Sayılı Kanun’da. Kadınlarla ilgili zaten daha önce kademeli olarak bazı cezalar artırıldı. Yani eğer suç mağduru kadınsa doğrudan doğruya verilen cezalar artırıldı. Tekrar kanunları güncelleyeceğiz. Yapılması gereken bir şey varsa yapacağız. Ama 6284 Sayılı Kanunda özellikle koruyucu tedbirlerin uygulanması konusunda bir aksaklık olduğunu görüyorum. Bu konuda bir güncelleme çalışması yapacağız" ifadelerine yer verdi.Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğuna ilişkin sorulan sorulara da cevap veren Bakan Gürlek, Demirtaş sürecinin Terörsüz Türkiye sürecinden ayrı devam eden bir süreç olduğunu söyleyerek "Şu an ayrı yürüyen bir süreç. Onunla ilgili şu an devam eden bir süreç var" dedi."Anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor"Terörsüz Türkiye süreci çerçevesinde Anayasa değişikliğine ihtiyaç olup olmadığına ilişkin ise Gürlek, "Terörsüz Türkiye için Anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulur mu? Yani o bence şu an temel kanunlarda değişiklik yapılarak ihtiyaç giderilebilir. Ama genel olarak ben şunu söylüyorum. Anayasa değişikliğini sadece terörsüz Türkiye süreci için değil, genel olarak ülkemizin bir Anayasa değişikliği ihtiyacı var. Genel olarak bu konuda eksik Anayasalarımız var. 1982 darbe anayasası biliyorsunuz. Yani yamalı bohçaya döndü, sürekli olarak değişiklikler yapıldı. Elbette anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor" şeklinde konuştu."Ben İBB soruşturmasını yaparken şahıslara bakmadım"İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Gürlek, "Bizim şahıslarla bir Cumhuriyet Savcısının şahıslarla ilgisi yok. Cumhuriyet Savcısı şuna bakar. Ortada bir suç var mı yok mu? Burada şahısların makamları, mevkileri yaptıkları görevler ilgilendirmez. Burada o şahsın Belediye Başkanı olması, sanatçı olması ya da zengin fakir olması Cumhuriyet Savcısının görevi değildir. Ben o soruşmayı yaparken bu şekilde baktım. Yani o şahsın Belediye Başkanı olması bizim için önemli değil. Biz suç var mı yok mu buna bakarız. O bakımdan yani o şahsın şahsım hakkındaki açıklamalarını ben önemsemiyorum. Ben sadece Cumhuriyet Savcısı olarak görevimi yaptım. Vicdanen de rahatım" ifadelerini kullandı."Şahsın Belediye Başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor"Yani hukuk sisteminin birbirini tamamladığını ifade eden Gürlek, (İBB) davasında da bunun görüldüğünü söyleyerek, "Yani bir savcı yanlış karar verirse itirazdan zaten üst mahkeme kaldırır. Mahkeme yanlış karar verirse Yargıtay bozar. Biz burada şahıslarla ilgili problem yapmıyoruz. Ortada yolsuzluk ve dolandırıcılık ya da büyük bir ihaleye fesat karıştırma soruşması vardı. Biz dosyanın şahısların isimlerini kapatıp dosyaya baktık. Arkadaşlarımız da bu yönde bir iddianame düzenledi. Burada şahsın Belediye Başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor. Cumhuriyet Savcısı kuvvetli suç şüphesi varsa tutuklamaya sevk eder. Makul şüphe varsa soruşturmaya başlar. Daha sonradan da delillerin tamamlanma aşaması olur. Yani siz de iddianameyi okudunuz. Yani orada iddianamedeki delillerin çoğu somut deliller. Masak raporları, tanık beyanları, etkin pişmanlık beyanları, para hareketleri, HTS baz istasyon kayıtları. Soruşma bu şekilde ilerledi. Biz şahıslarla ilgili bir şeyimiz yok, çekincemiz yok. Savcı olarak o tarihte görevimizi yaptık" diye konuştu."Bu tip davalarda makul süre yok"İBB davasında yargılamanın 9 Mart’ta başlayacağını da hatırlatan Gürlek, davanın makul süresine ilişkin sorulan soruya "Yargılama mahkemenin kontrolünde. Ben onu bilmiyorum ne zaman bitirir ama o tip davalarda makul süre yok. O ağır cezalardaki makul süre yok. Şimdi 406 sanık var bildiğim kadarıyla. Tabi uygulama şöyle oluyor ama bu mahkemeye sadece tek bir heyet bakacak. Yani bu heyetin başka bir dosyası yok. Alanında uzman, vakıf arkadaşlardan oluşuyor. Bir Cumhuriyet Savcısı görevlendiriliyor savcılarda, şeyde, duruşma heyetinde. Ne kadar sürede tamamlanır bunu ben bilmiyorum. Ama yani savunmalar alınıyor biliyorsunuz. Daha sonra tanıklar dinleniyor. Delilerin tartışılması aşaması oluyor. Bu tamamen mahkemenin, heyetin, heyet başkanının kendi kontrolünde yürüteceği bir yöntem" yanıtını verdi.
MEB’ten yurt dışında yaşayan Türk çocukları için ‘Ülkem Yanımda’ uygulaması
06 Mart 2026 Cuma - 10:45 MEB’ten yurt dışında yaşayan Türk çocukları için ‘Ülkem Yanımda’ uygulaması Milli Eğitim Bakanlığı, farklı ülkelerde yaşayan Türk çocuklarının ana dilini ve kültürel bağlarını güçlendirmek amacıyla ‘Ülkem Yanımda’ uygulamasını hayata geçirdi. Milli Eğitim Bakanlığı, farklı ülkelerde yaşayan Türk çocukları için ‘Ülkem Yanımda’ uygulamasını hayata geçirdi. Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğünce hayata geçirilen ve 5-16 yaş arası Türk çocuklarına Türkçe ve Türk kültürünü öğretmeyi amaçlayan platform, çevrim içi derslerle öğrencilere aktif bir öğrenme ortamı sunuyor. Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden erişilebilen platform ile öğrenciler, uzman öğretmenlerce verilen dersler sayesinde Türkçe dil becerilerini geliştirirken aynı zamanda Türkiye’nin kültürel mirasını da tanıma fırsatı buluyor. ‘Ülkem Yanımda’ platformu, öğrencilere ders kitapları, sesli kitaplar, eğitici videolar, müzikler ve interaktif oyunlar gibi zengin dijital içeriklerle çok yönlü bir öğrenme ortamı oluşturuyor. 2 bin 300 öğrenci platformdan yararlanıyor Yıl boyunca düzenlenen ödüllü yarışmalarla öğrencilerin motivasyonu güçlendirilirken, hem öğrenmelerine hem de kültürel ve akademik gelişimlerini destekleyen etkinliklere katılmalarına imkan tanınıyor. 98 öğretmenin yer aldığı ve ücretsiz üyelikle erişim sağlanan platformdan şu anda 16 ülkeden 2 bin 300’ü aşkın öğrenci yararlanıyor. Platformun en belirgin yönlerinden birini alanında uzman eğitmenlerle gerçekleştirilen canlı dersler oluşturuyor. Öğrenciler bu derslerde anlık etkileşim kurup sorularını doğrudan öğretmenlere yöneltebiliyor ve birebir geri bildirim alabiliyor. Platformda Türkçe ve Türk kültürü derslerinden kültürel etkinliklere, tarih atölyesinden sanal müze gezilerine kadar uzanan programlar öğrencileri geçmişle buluşturuyor. Velilerden yoğun ilgi Başta Balkan ülkeleri olmak üzere Avrupa’nın farklı ülkelerinden ve ABD’den birçok Türk ailenin çocuklarının ana dili ve kültürel kimliğiyle bağlarını güçlü tutabilmesi için platforma yoğun ilgi gösterdiği belirtildi. Platformun yurt dışında yaşayan aileler için yalnızca bir eğitim ortamı değil, çocuklarını kökleriyle buluşturan güvenilir bir köprü işlevi gördüğü ifade edildi. Veliler, bu uygulama ile çocuklarının gelişimini takip edebiliyor, durumlarıyla ilgili düzenli bilgilendirme alabiliyor. ‘Ülkem Yanımda’ platformuna ücretsiz kayıt yaptırılabiliyor. Sisteme üye olan herkes sunulan ders ve etkinliklerden faydalanabiliyor. Programa katılmak isteyen veliler, kayıt için https://ulkemyanimda.eba.gov.tr/ adresinden başvurularını gerçekleştirebiliyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel iftar
06 Mart 2026 Cuma - 10:25 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel iftar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel iftar programı düzenleyecek. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında kadınların sosyal, ekonomik ve siyasi alanlarda güçlenmesinin önemine dikkat çekmek amacıyla her yıl çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Bakanlık, bu yılki 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın katılımlarıyla iftar programı düzenleyecek. İstanbul’da 7 Mart Cumartesi günü 500 davetlinin katılımıyla gerçekleştirilecek programın ana teması ’Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi’ olarak belirlendi. Programda 8 Mart 2024’te kamuoyuna duyurulan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile 8 Mart 2025 tarihinde yürürlüğe giren 2025/4 sayılı ’Kadının Güçlenmesi’ konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi kapsamında kurulan koordinasyon kurullarının çalışmaları sonucu olarak ortaya çıkan ’Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi İlkeleri’ni içeren niyet beyanı duyurulacak. Ayrıca programda küresel rekabetin yeniden şekillendiği günümüzde kadının potansiyelinin stratejik bir güce dönüştürülmesinin önemine vurgu yapılacak. Kadınların ekonomik ve toplumsal hayatta daha güçlü bir şekilde yer almasının Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasında kritik rol oynadığına dikkat çekilecek. ’Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi’ vizyonuyla kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinde kadın odaklı, yenilikçi ve kapsayıcı bir iş ekosisteminin oluşturulması hedefleniyor.
ASO Başkanı Ardıç: "Bizim için asıl önemli olan kadınların yalnızca istihdamda değil, karar alma mekanizmalarında da güçlü şekilde yer almasıdır"
06 Mart 2026 Cuma - 10:21 ASO Başkanı Ardıç: "Bizim için asıl önemli olan kadınların yalnızca istihdamda değil, karar alma mekanizmalarında da güçlü şekilde yer almasıdır" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Bugün Odamız personelinin yarısı kadınlardan oluşuyor. Ancak bizim için asıl önemli olan kadınların yalnızca istihdamda değil, karar alma mekanizmalarında da güçlü şekilde yer almasıdır" dedi. Kadın İşveren ve Sanayiciler Derneği (KAİSDER) tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen ‘EKD Ödülleri’nde ASO, ‘Meslek Odaları’ kategorisinde ‘Eşitlik Kültürüne Duyarlı İşyeri Ödülü’ aldı. Ödül töreninde konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye’de kadınların potansiyelinin yeterince fark edilmediğini ve bu durumdan dolayı toplumun güçlü ve sürdürülebilir bir kalkınma sağlayamayacağını belirtti. Kadınların emeği, vizyonu ve girişimciliğinin yalnızca ekonomik hayatın değil, toplumun bütün alanlarının gelişmesinin temeli olduğunu vurgulayan Ardıç, ASO olarak eşitlik anlayışını sözde değil uygulamada hayata geçirmeye önem verdiklerini söyledi. "Kadınların potansiyelini kullanamayan hiçbir toplum güçlü ve sürdürülebilir bir kalkınma sağlayamaz" Ardıç, KAİSDER’in iş dünyasında eşitlik kültürünün yaygınlaşması için önemli bir sorumluluk üstlendiğini belirterek, "Bugün bizlere takdim edilen bu ödül, Ankara Sanayi Odamızın eşitlik anlayışını kurumsal kültürünün bir parçası haline getiren tüm çalışma arkadaşlarım adına son derece kıymetlidir. Bu ödülü aynı zamanda bir sorumluluk hatırlatması olarak görüyorum. Çünkü çok iyi biliyoruz ki kadınların potansiyelini yeterince kullanamayan hiçbir toplum güçlü ve sürdürülebilir bir kalkınma sağlayamaz" dedi. "Odamız personelinin yarısı kadınlardan oluşuyor" Oda bünyesinde kadın istihdamının güçlü bir şekilde temsil edildiğini belirten Ardıç, "Bugün Odamız personelinin yarısı kadınlardan oluşuyor. Ancak bizim için asıl önemli olan, kadınların yalnızca istihdamda değil, karar alma mekanizmalarında da güçlü şekilde yer almasıdır. Ankara Sanayi Odamızda 9 müdürlüğün beşinde kadın müdürlerimiz görev yapıyor. Kurumsal yönetim araştırmalarının bize gösterdiği çok net bir gerçek var. Kadınların daha fazla yer aldığı yönetim ekiplerinde risk yönetimi güçleniyor, inovasyon artıyor, kurumsal performans yükseliyor. Çünkü kadınların aklı, titizliği, vizyoner bakışı ve çözüm odaklı yaklaşımı, yönetim kalitesine son derece olumlu yansıyor ve başarı artıyor. Biz de ASO’da bu olumlu sonucu görmenin haklı gururunu yaşıyoruz" ifadelerine yer verdi. KAİSDER Başkanı Mehlika Gider’in ev sahipliğinde düzenlenen ödül törenine ASO Yönetim Kurulu Üyesi Burcu Özbozkurt, TSE Standard Hazırlama Merkezi Başkanı Akif Sesli, İÇASİFED Başkanı Süleyman Ekici, TÜSİAV Başkanı Veli Sarıtoprak ve TOBB Ankara Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı Aydan Biri de katıldı.
Ticaret Bakanlığı yılın ilk iki ayında 631 milyon lira idari para cezası kesti
06 Mart 2026 Cuma - 10:06 Ticaret Bakanlığı yılın ilk iki ayında 631 milyon lira idari para cezası kesti Ticaret Bakanlığı, yılın 2 ayında yaklaşık 85 bin firma ve 9,3 milyon ürün denetlendiğini ve toplamda 631,3 milyon lira idari para cezası uygulandığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı, 2026 yılının ocak-şubat dönemine ilişkin piyasa denetim bilançosunu açıkladı. Buna göre 2026 yılının ilk iki ayında 84 bin 455 firma ile birlikte 9,3 milyon ürün denetlenirken, söz konusu denetimler sonucunda 631,3 milyon lira idari para cezası kesildi. Bakanlığa bağlı 81 ildeki Ticaret İl Müdürlükleri aracılığıyla yapılan denetimlerde 58 bin 793 firma denetlendi. Bu firmalardan 12 bin 959’una toplam 165,2 milyon lira idari para cezası uygulandı. Aynı dönemde İstanbul’da aykırılık tespit edilen 30 bin 19 ürüne 131,5 milyon lira idari para cezası kesildi. Denetimler kapsamında Ankara’da 2 milyon 634 bin 859, İstanbul’da 1 milyon 720 bin 234 ve Antalya’da 1 milyon 209 bin 280 ürün incelendi. Bakanlık açıklamasında, 2026 yılında stokçuluk, fahiş fiyat ve haksız ticari uygulamalar başta olmak üzere çeşitli sektörlerde yürütülen denetimler kapsamında 15 bin 409 firmanın denetlendiği, aykırılık tespit edilen bin 571 gerçek ve tüzel kişiye yaklaşık 193 milyon lira idari para cezası uygulandığı bildirildi. İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nce gerçekleştirilen denetimlerde fahiş fiyatlara ilişkin 174 milyon 315 bin 290 lira, emlak sektörüne 7 milyon 524 bin 786 lira, kuyum sektörüne 1 milyon 100 bin lira ve otomotiv sektörüne 732 bin 947 lira idari para cezası uygulandı. Ticari elektronik ileti, çalışma saatleri ve lisanslı depolara ilişkin denetimlerde uygulanan idari para cezası miktarı ise yaklaşık 10 milyon lira olarak gerçekleşti. Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen denetimlerde ise 2026 yılının ilk iki ayında 10 bin 253 firma denetlendi. Aykırılık tespit edilen 352 firmaya toplam 272 milyon 337 bin 292 lira idari para cezası uygulandı. Bu kapsamda, tüketicinin taraf olduğu sözleşmelerdeki aykırılıklar nedeniyle 234,1 milyon lira, reklam ve haksız ticari uygulama denetimleri kapsamında 34,4 milyon lira, piyasa gözetimi ve ürün güvenliği denetimlerinde ise 3,8 milyon lira idari para cezası kesildi. Öte yandan Rekabet Kurumu tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında 2025 yılında toplam 227 firmaya 13 milyar 230 milyon 770 bin 398 lira idari para cezası uygulanırken, 2026 yılının ilk iki ayında bilişim teknolojileri ve platform hizmetleri, gıda endüstrisi ile tarım ve hayvancılık alanlarında faaliyet gösteren 32 firmaya 3,1 milyar lira idari para cezası verildi. Açıklamada enflasyon, fahiş fiyat, stokçuluk ve haksız ticari eylemlerle mücadele edilerek iç piyasa dengesinin sağlanması ve tüketicilerin refahının korunması için çalışmaların titizlikle sürdürüleceği ifade edildi.
’Enerjide Dönüşüm ve Stratejik Gelişim Programı’ ilk mezunlarını verdi
06 Mart 2026 Cuma - 09:51 ’Enerjide Dönüşüm ve Stratejik Gelişim Programı’ ilk mezunlarını verdi SOCAR Türkiye ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) iş birliğiyle, kamu sektörü çalışanlarına özel hazırlanan ‘Enerjide Dönüşüm ve Stratejik Gelişim Programı’nın ilk dönemi tamamlandı. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılar, Ankara’da düzenlenen törenle sertifikalarını aldı. SOCAR Türkiye tarafından enerji sektöründeki dönüşümü desteklemek ve nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlamak amacıyla Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) iş birliğiyle başlatılan sertifika programının ilk dönemi tamamlandı. Çevrim içi gerçekleştirilen ve toplam 32 saat süren program kapsamındaki eğitimler, ODTÜ’nün alanında uzman akademisyenleri ile SOCAR Türkiye’nin deneyimli yöneticileri tarafından verildi. Enerji dönüşümü, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde tasarlanan program, kamu sektöründe görev yapan ve bu alanlarda uzmanlaşmak isteyen profesyonellere yönelik geliştirildi. Katılımcılara, yapay zeka, veri yönetimi, enerji güvenliği, yeşil finans, karbon yönetimi ve değişim liderliği gibi başlıklarda güncel, bütüncül ve disiplinler arası bir perspektif kazandırılması hedeflendi. "Bu programı sürdürülebilir bir öğrenme ekosisteminin temeli olarak görüyoruz" SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov, sertifika töreninde yaptığı konuşmada "Üniversite ve sanayi iş birliğinin yenilikçi bir örneğini hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu program, Türkiye’de özel sektör tarafından kamu çalışanlarına yönelik hazırlanan enerji odaklı ilk sertifika programı olma özelliği taşıyor. Enerjide Dönüşüm ve Stratejik Gelişim Sertifika Programı ile kurduğumuz iş birliği modelini bir başlangıç olarak görüyoruz. Programımızı yeni içeriklerle, güncellenmiş modüllerle ve daha geniş katılımcı gruplarıyla devam ettirme kararlılığındayız" dedi. "Programın hayata geçirilmesinde gösterdiği vizyoner ve destekleyici yaklaşım için Sayın Elchin Ibadov’a özellikle teşekkür etmek isterim" diyen ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil ise, "Akademi ile sektör arasındaki iş birliğinin güçlenmesine verdiği önem ve bu programa sağladığı güçlü destek, bu çalışmanın ortaya çıkmasında belirleyici olmuştur. ODTÜ olarak biz de enerji dönüşümünü üniversitemizin stratejik öncelikleri arasında görüyoruz. Üniversitemizde enerji alanındaki çalışmalar; Elektrik-Elektronik, Makine, Kimya ve Çevre Mühendisliği başta olmak üzere birçok bölümün katkısıyla disiplinler arası bir yaklaşımla yürütülmektedir. Yenilenebilir enerji teknolojileri, enerji depolama sistemleri, hidrojen teknolojileri, akıllı şebekeler, enerji verimliliği ve karbon azaltımı gibi alanlarda önemli araştırmalar gerçekleştiriyoruz" diye konuştu. Üniversite ile özel sektörün bilgi birikimini aynı çatı altında buluşturan program, enerji sektörünün hızla değişen dinamiklerine uyum sağlayabilecek yetkin insan kaynağı yetiştirmeyi amaçlıyor. Şirket, insan kaynağına yapılan yatırımın sektörün ve ülkenin enerji geleceğine yapılan yatırım olduğu anlayışıyla, benzer gelişim programlarını önümüzdeki dönemde de sürdürmeyi planlıyor.
CHP Genel Başkanı Özel: "Maalesef 160 kız çocuğu daha ilk günden öldü"
05 Mart 2026 Perşembe - 23:08 CHP Genel Başkanı Özel: "Maalesef 160 kız çocuğu daha ilk günden öldü" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Netanyahu’yla dünyanın öbür ucundan çıkıp buraları karıştıran Trump İran’a bombalar atıyor. Maalesef 160 tane kız çocuğu daha ilk günden öldü" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Haymana Belediyesi tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Programda konuşan Özel, "İlçedeki 27 bin 300 çiftçiye 111 milyon liralık destek sağlamış olarak geldi. 3 bin haneye 44 milyon liralık sosyal destek sağlamış olarak geldi. Her gün 110 haneye ücretsiz ekmek dağıtmış olmanın, 1416 emekli hanesine 34.2 milyon liralık destek veriyor olmanın, 650 hanenin doğalgaz desteği 2 bin 260 haneye kömür desteği yapıyor olmuş olmanın, 461 gencin sınava hazırlanmasını üslenmiş olmanın ve 26 bin nüfuslu Haymana’ya toplam sosyal yardım tutarı olarak 200 milyon lira sosyal yardım yapmış olmanın verdiği mutlulukla, iç huzuruyla ve güvenle geldi. Biz genç belediye başkanımıza inandık, suyu sıcak, havası sert, insanı mert Haymana ona inandı" ifadelerini kullandı. İran’da yaşanan çatışmalara ve Gazze’deki soykırıma değinen Özel, "On bir aydır özlenen, iki aydır yolu gözlenen Ramazan’ın ortasındayız. Bu Ramazan dünyaya barış getirsin dedik. Çünkü Filistin’deki 71 bin Gazzeli’nin ölümünden sorumlu Netanyahu’yla eli kanlı Netanyahu’yla dünyanın öbür ucundan çıkıp buraları karıştıran Trump İran’a bombalar atıyor. Maalesef 160 tane kız çocuğu daha ilk günden öldü" diye konuştu. Programa; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Haymana Belediye Başkanı Levent Koç ile partililer ve vatandaşlar katıldı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, rektörlerle iftar yemeğinde bir araya geldi
05 Mart 2026 Perşembe - 21:45 TBMM Başkanı Kurtulmuş, rektörlerle iftar yemeğinde bir araya geldi TBMM Başkanı Kurtulmuş, YÖK Başkanı Erol Özvar ve üniversite rektörlerini iftar yemeğinde ağırladı. Kurtulmuş, "Türkiye’nin Terörsüz Türkiye mücadelesinde bu çabalarında sizlerden de büyük destek bekliyoruz. Özellikle üniversitelerimizin bu konuyla ilgili yapacakları araştırmaları bu konuda kendi illerinizde kendi üniversiteleriniz bünyesinde ortaya çıkacak olan farkındalığı arttırmanızı sizlerden istirham ediyoruz" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, YÖK Başkanı Erol Özvar ve üniversite rektörleriyle iftarda bir araya geldi. Kurtulmuş, gelecek dönemde çok daha güçlü atılımların yapılabilmesi Türkiye’nin geleceği bakımından hayati önemde olduğuna işaret ederek, "Altyapısı tamamlanmış olan bir yüksek öğrenim kurumuna sahibiz. Ama sorunlarımızın bittiği anlamına gelmiyor. Önümüze yeni hedefler, güçlü hedefler koymak ve bir üst sınıfa çıkmak mecburiyetindeyiz" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, üç noktaya değinerek, "Yüksek öğrenimdeki uluslararası meselesi özellikle üzerinde durduğumuz hususlardan birisi. Sadece misafir öğrencilerimizi burada okutmak değil, yeryüzünün farklı taraflarından yerlerinden gençlerimize ev sahibi yapıp onlara burada eğitim vermek değil. Aynı zamanda Türk Yüksek Öğrenim Sistemi’nin de dünyanın birçok üniversitesinde üniversitenin saygın bölümlerinde oralarda üretim yeri yapabilecek. Araştırmalara, oradaki faaliyetlere katılabilecek yetkinlikte yetiştirilmesi, bizim güçlü üniversitelerimizle, yurt dışındaki güçlü üniversiteler arasında işbirliklerin arttırılması ve böylece kendi ürettiğimiz bilimsel bilginin sadece burayla sınırlı değil, bütün dünyanın malı olacak, bütün dünyanın ortak çabası olacak hale dönüştürmemiz lazım. Biz burada hem çok sayıda öğrencinin okutulması ama ondan da öte dünya üzerinde rekabet edebilecek nitelikli öğrencinin yetiştirilebilmesi için üniversitelerimizin standartlarını çok güçlü bir şekilde ileriye doğru taşımak mecburiyetindeyiz. Bu değişimlerin içerisinde ayakta kalabilen ve dünyada öncü olabilen ülkeler ise bilimi, kültürünü üretebilen ve bu anlamda öncülük yapan ülkeler olacak. Türkiye olarak artık bizim bilimde taklitçilik, kültürde taklitçilik dönemini zaten geride bıraktık. Ama artık taklit edilen bilimde, kültürde teknolojide taklit edilen bir ülke durumuna çıkmak mecburiyetimiz vardır. Bunun yolunda hiç şüphesiz Yüksek Öğrenim kurumlarımızın niteliklerinin arttırılmasından geçiyor. Ayrıca şunu da altına çizmek isterim ki eğitim kurumlarımızın özellikle üniversitelerimizin artık istihdam eksenli bir anlayışla yapılanması da zorunludur. Diploma veren ve insanlara sadece titr ve bir takım mesleklerin ünvanlarını veren kurumlar deyip insanların elinin iş tutmasını sağlayacak ve beceri kazandıracak yerler haline dönmesi şarttır" ifadelerini kullandı. "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin New York’taki bir kafeden bir farkı kalmamıştır" Kurtulmuş, İran’da saldırı olduğunu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni toplandığını belirterek, "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin New York’taki bir kafeden bir farkı kalmamıştır. Kuralları yerle bir oluyor. Terminoloji hepsi beraber oluyor. Kural bazı uluslararası sistem diye yıllardır konuşulan sistem kuralı değil gücü olanın istediği şekilde yönlendirdiği bir arena haline uluslararası sistemi döndürüyor. Bu çerçevede uluslararası sistemde hiç bunu söylemek hoşuma gitmiyor ama daha kestirmede ifade edemiyorum. Şu anda dünya sistemini nasıl tanımlarız dersek herhalde dünya sisteminin içinden geçmekte olduğu süreci orman kanunlarının geçerli olduğu bir dönem olarak tanımlamak mümkündür. Böyle bir kötü döneme dünya uzun yıllar belki asırlar boyunca geliyormuş. Dolayısıyla bu süreci öyle görünüyor ki yakın dönemde daha iyiye doğru gitmesiyle ilgili emareler ortada yoktur. Özellikle bizim içinde bulunduğumuz bu coğrafyada çok dikkatli olmak, ayaklarımızı yere sağlam basmak, kendimize hep beraber 86 milyon milletçe kenetlenmek, omuz omuza vermek, saflarımızı sıklaştırmak mecburiyetindeyiz. Çünkü bu dünya bu düzensiz bu kuralsız dünya düşenin ayağa kalkamayacağı bir dünya haline gelmektedir. Onun için eskiler der ya bir kere düşmeyelim. Biz Türk milleti olarak düşmeyeceğiz, ayakta kalacağız, hep beraber Allah’ın izniyle dünyanın en büyük milletlerinden birisi olacağız" şeklinde konuştu. "Bütün farklılıklarımızı zenginlik vesilesi olarak kabul edeceğiz" Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye adıyla bilinen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na atıf yaparak, "Bütün farklılıklarımızı zenginlik vesilesi olarak kabul edeceğiz. Asırlarca olduğu gibi bu topraklarda farklı etnik yapılarda yaşayan insanların hiçbirisinin zaten birbiriyle kalması husumeti yok. Bu topraklarda yaşayan hiçbir farklı mezhep ve meşrep sahibinin birbiriyle herhangi bir husumeti, düşmanlığı yok. Bunu araya koymak isteyenlerin de elinden bu fırsatı alacağız ve oynamak istedikleri oyunları bir daha oynayamayacak şekilde ters yüz edeceğiz. Allah’ın izniyle bunun için de Türkiye’de halkımızın büyük bir destek verdiğini görüyoruz. Bunun için bu bölgedeki bütün unsurlar, Türklerin, Arapların, Kürtlerin, Müslümanların, gayrimüslimlerin ne kadar farklı etnik mezhebi yapı varsa Sünnilerin, Alevilerin, Şiilerin bütün bu unsurların hep beraber aynı coğrafyanın insanları aynı ülkenin aynı bölgenin vatandaşları ve aynı kaderin kaderdaşları olarak bir arada birlikte yürümeleri herhalde bölgemizin de huzurunu sağlayacaktır. Bu amaçla özellikle sizlerden de Türkiye’nin terörsüz Türkiye mücadelesinde bu çabalarında sizlerden de büyük destek bekliyoruz. Özellikle üniversitelerimizin bu konuyla ilgili yapacakları araştırmaları bu konuda kendi illerinizde kendi üniversiteleriniz bünyesinde ortaya çıkacak olan farkındalığı arttırmanızı sizlerden istirham ediyoruz" dedi.