Yerel Haberler
Ankara
Bakan Uraloğlu: "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" 15 Mayıs 2026 Cuma - 22:34:42 Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü dolayısıyla Ankara’da düzenlenen resepsiyonda konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü, Cumhurbaşkanlığı Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen resepsiyonla kutlandı. Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, diplomatik misyon temsilcileri, askeri yetkililer ve çok sayıda davetli katıldı. Azerbaycan’ın 1991 yılında bağımsızlığını kazanması ile ilk tanıyan devletin Türkiye olduğunu anımsatan Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov, "Bu manalı destek sadece diplomatik bir adım değil, tarihin, gönüllerin ve kardeşliğin sesiydi. Bugün Azerbaycan hızla gelişiyor. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri de ulu önder Haydar Aliyev tarafından kurulan sağlam temeller üzerinde, fatih Cumhurbaşkanı İlham Aliyev önderliğinde olumlu şekilde devam ediyor" dedi. "Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız" Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin sıradan bir dostluk olmadığına işaret eden Büyükelçi Memmedov, "Ortak tarihin, ortak hafızanın, ortak acının ve ortak zaferlerin yoğurduğu ebedi bir kardeşliktir. Biz Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız. Biz Bakü’nün kurtuluşu uğrunda Anadolu’dan Kafkasya’ya yürüyen yiğitlerin evlatlarıyız" ifadelerini kullandı. Resepsiyonda konuşan Bakan Uraloğlu, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin "herhangi iki devlet arasındaki münasebetlerin çok ötesinde" olduğunu ifade ederek, iki ülkeyi ortak tarih, kültür, dil ve gönül bağının birleştirdiğini söyledi. Azerbaycan’ın merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in "Bir millet, iki devlet" sözünün bugün ilişkilerin özü haline geldiğini belirten Uraloğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün "Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir" anlayışı temelinde şekillenen kardeşliğin her geçen gün daha da güçlendiğini dile getirdi. Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderlikleri sayesinde iki ülke ilişkilerinin stratejik ortaklığın da ötesine geçtiğini kaydetti. 2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerin müttefiklik seviyesine taşındığını belirten Bakan Uraloğlu, "Türkiye ile Azerbaycan, kötü günde birbirinin yanında duran, birbirine omuz veren, birbirinin gözyaşını silen, sevincine ortak olan iki kardeş ülkedir. İkinci Karabağ Zaferi sürecinde Türkiye’nin, Azerbaycan’ın haklı davasına verdiği güçlü destek nasıl tarih sayfalarında bir gurur vesikası olarak yerini aldıysa, asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin ardından Azerbaycan’ın milletimize uzattığı kardeşlik eli de daima gönüllerimizde müstesna bir yere sahip olacaktır. O zor günlerde Azerbaycan halkının gösterdiği dayanışma, aslında aramızdaki kardeşliğin ne kadar derin ve samimi olduğunun en güçlü göstergelerinden biri olmuştur. Karabağ’da yeniden imar ve ihya çalışmalarında ortaya koyduğumuz ortak irade, bölgenin geleceğine dair umutlarımızı daha da güçlendirmektedir" şeklinde konuştu. "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla 2025 yılında açılışı yapılan Laçın Uluslararası Havalimanı’nın Karabağ’ı dünyaya bağlayan önemli kapılardan biri olduğunu ifade ederek, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. İki ülke arasındaki üst düzey temasların her geçen yıl arttığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Aliyev’in ortaya koyduğu 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine kısa sürede ulaşılacağına inandığını belirtti. "Orta Koridor bölgesel refaha katkı sağlayacak" Ulaştırma ve bağlantısallık alanındaki iş birliğinin önemine işaret eden Bakan Uraloğlu, Orta Koridor’un güçlendirilmesi, "Trump Uluslararası Barış ve Refah Koridoru (TRIPP)" girişimi ile Hazar’dan Avrupa’ya uzanan ulaşım ve enerji hatlarının bölgesel refah ve ekonomik entegrasyon açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Türkiye ve Azerbaycan’ın yalnızca kendi halklarının değil, daha geniş bir coğrafyanın barış ve istikrarına katkı sunduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, iki ülkenin başta Birleşmiş Milletler, Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı olmak üzere uluslararası platformlarda dayanışma içinde hareket ettiğini ifade etti.
Bakan Şimşek: "2025 yılında ekonomimiz yüzde 3,6 büyüdü"
02 Mart 2026 Pazartesi - 13:20 Bakan Şimşek: "2025 yılında ekonomimiz yüzde 3,6 büyüdü" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "2025 yılında ekonomimiz yüzde 3,6 büyüdü ve milli gelir 1,6 trilyon dolara yükseldi" dedi. Bakan Şimşek sosyal medya hesabından 2025 yılında ekonominin yüzde 3,6 büyüdüğünü ve milli gelirin ise 1,6 trilyon dolara yükseldiğini belirttiği bir paylaşım yaptı. Küresel belirsizlikler nedeniyle 2025 yılında net dış talep büyümeyi sınırlasa da cari açığın milli gelire oranı yüzde 1,6 ile sürdürülebilir seviyede gerçekleştiğini aktaran Şimşek, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "2025 yılında ekonomimiz yüzde 3,6 büyüdü ve milli gelir 1,6 trilyon dolara yükseldi. Kalıcı refah artışı hedefimiz için kritik bir eşik olan yüksek gelirli ülkeler grubuna dahil olduğumuzu öngörüyoruz. Tüketim ile yatırım arasındaki dengeli görünüm devam ederken üretim kapasitemiz ve potansiyelimiz için önem arz eden makine ve teçhizat yatırımları yüzde 5 arttı. Küresel belirsizlikler nedeniyle 2025 yılında net dış talep büyümeyi sınırlasa da cari açığın milli gelire oranı yüzde 1,6 ile sürdürülebilir seviyede gerçekleşti. Maliye politikasındaki disiplinli duruşumuz sayesinde deprem harcamaları hariç faiz dışı fazla yüzde 1,2 oldu. Uyguladığımız politikalar sayesinde ekonomimizin temellerini güçlendirdik ve dayanıklılığını önemli ölçüde artırdık. Jeopolitik gelişmeleri yakından takip ediyoruz ve ekonomimize yansımalarını en aza indirmek için her türlü tedbiri alıyoruz. Fiyat istikrarını tesis ederek sürdürülebilir yüksek büyümeyi ve daha adil gelir dağılımını sağlamak için programımızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz."
CHP Genel Başkanı Özel: "Bölgemiz bir ateş çemberine dönüşmüş durumda"
02 Mart 2026 Pazartesi - 13:14 CHP Genel Başkanı Özel: "Bölgemiz bir ateş çemberine dönüşmüş durumda" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Bölgemiz bir ateş çemberine dönüşmüş durumda. Bölgemizin Amerika ve İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan, masum sivillere hedef almaktan çekinmeyen müdahalelerine maruz bırakılmasını reddediyoruz" dedi. CHP Genel Başkanı Özel, ‘Milletle Birlikte, Milletin Emrinde’ buluşmasına katıldı. CHP Genel Merkezi’nde düzenlenen programda partililere ve vatandaşlara hitap eden Özel; Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyal sorunlara değinerek, toplumsal sorunların çözümünün milletin iradesinde gerçekleşebileceğini ifade etti. Özel, son günlerde Orta Doğu’da İsrail ile ABD ve İran arasında yaşanan çatışmaların bir ateş çemberi olduğunu ve bu çemberin Türkiye’ye de dayanacağını belirterek, bu çatışmaların bir an önce durması gerektiğini ifade etti. İktidar oldukları takdirde en düşük emekli maaşını, asgari ücret seviyesine getireceklerini vurgulayan Özel, toplumun refah payını artıracaklarını söyledi. Ayrıca Özel; kamuda liyakati kaldıracaklarını, her okula temel ihtiyaç bütçesi tahsis edeceklerini, nitelikli ve ücretsiz sağlık hizmeti sağlayacaklarını sözlerine ekledi. "Ülkemizin geleceğine, bölgesel ve küresel dönüşümlere kayıtsız kalamayız" İsrail ve ABD ile İran arasında son günlerde yaşanan çatışmaların büyük boyutlara ulaştığını belirten Özel, "Dünyada büyük dönüşümlerin yaşandığı ve bölgemizde yeniden savaşların başladığı kritik bir dönemden geçiyoruz. Ülkemizin geleceğine bölgesel ve küresel dönüşümlere kayıtsız kalamayız, kalmıyoruz. Türkiye’mizin daha güvenli, daha huzurlu, daha adil ve daha özgür bir ülke olması mücadelesinin içinde olduğumuzu kanıtlayan bir buluşmadayız. Bölgemiz bir ateş çemberine dönüşmüş durumda. Bölgemizin Amerika ve İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan masum sivillere hedef almaktan çekinmeyen müdahalelerine maruz bırakılmasını reddediyoruz. Bu anlayışla komşumuz İran’a yapılan saldırıya karşı çıkıyoruz. Mevcut krizin bir an evvel diplomasi masasına dönülmesini ve uzlaşıyı esas alan bir yaklaşımla çözülmesini savunuyoruz. Bölgemizin huzuru ve güvenliği ülkemiz için hayati öneme sahiptir" diye konuştu. "Türkiye’nin liderlik etmesi şarttır" Bölgede yaşanan sıcak çatışmaların yeni bir boyuta geçmeden Türkiye’nin arabuluculuk rolüne girmesi gerektiğini ifade eden Özel, "Amerika ve İsrail’in; Filistin, Venezuela, Suriye, Grönland ve İran örneklerinde olduğu gibi istediği her ülkeye müdahale edebileceği, kuvvet kullanarak rejim değiştirebileceği ve toprak elde edebileceği bir sistem kurmaya çalıştıklarını görmek durumundayız. Biz, uluslararası toplumun kayıtsızlığından cesaret alan ve bu pervasızlığa karşı devletlerin egemenlik haklarına saygılı, hukuka ve etiğe dayalı uluslararası düzeni savunmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin bu konuda ciddi tutum alması, hem ülkemizin güvenliğini sağlamak hem de dünyanın benzer ülkelerinde bu hassasiyetlerin gelişmesine liderlik etmesi için şarttır. İran’daki rejimin baskıcı ve insan haklarını yok sayan politikalarını tasvir etmemekle birlikte, İran’ın ve bölgemizin geleceğine karar verecek olanların sadece ve sadece burada yaşayanlar olduğunu hatırlatmak ve bunun için mücadele etmek; siyasi, ahlaki ve vicdani sorumluluğumuzdur" şeklinde konuştu. "Aday ofisimizi, liyakatli kadrolarla donattık" Aylardır yürütülen çalışmalarla birlikte Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi kadrolarını oluşturduklarının altını çizen Özel, "Aday ofisimizi liyakatli kadrolarla donattık. Ofisimiz 18 aydır, yürütme kurulumuz ise 3 aydır parti programımızı, hükümet programına dönüştürmek için yoğun bir mesai harcıyor. Bugün 18 Politika Kurulu Başkanımız, Koordinasyon Kurulu üyelerimiz, Politika Kurulu üyelerimizden oluşan güçlü kadrolarımızla huzurunuzdayız. Aylardır yürütülen çalışmaların ilk çıktıları olarak Türkiye’yi yönetme vizyonumuzu yansıtan somut adımları, milletimizle paylaşmak üzere bir aradayız. Demokrasi sadece sandıktan ibaret değildir. Asıl mesele seçildikten sonra gücün nasıl kullanıldığı ve nasıl denetlendiğidir. Kalıcı istikrar; güçlü bir meclis, bağımsız kurumlar ve dokunulmaz haklar üzerine inşa edilir" ifadelerine yer verdi. Programda tutuklu yargılanan eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun videolu mesajı yayımlanırken, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) tanıtım filmi de gösterildi. Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, partililer ve CHP’li milletvekilleri katılım sağladığı program hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
İletişim Başkanı Duran: "İran’ın egemenliğini ihlal eden saldırıları esefle karşılıyoruz"
02 Mart 2026 Pazartesi - 13:14 İletişim Başkanı Duran: "İran’ın egemenliğini ihlal eden saldırıları esefle karşılıyoruz" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "İran’ın egemenliğini ihlal eden saldırıları esefle karşıladığımız gibi körfezdeki kardeş ülkelere yönelik saldırıları da kabul edilemez buluyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Hafıza ve Hakikat: 28 Şubat ve Dezenformasyonlar Paneli’ programında konuştu. "İran’ın egemenliğini ihlal eden saldırıları esefle karşılıyoruz" Duran, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin, "İran’ın egemenliğini ihlal eden saldırıları esefle karşıladığımız gibi körfezdeki kardeş ülkelere yönelik saldırıları da kabul edilemez buluyoruz. Türkiye sivillerin hayatını tehdit eden ve uluslararası hukuka aykırı her türlü eyleme karşıdır. Sağduyunun ve aklıselimin hakim olması, ateşkesin derhal sağlanması ve diplomasiye alan açılması elzemdir" ifadelerini kullandı. "Bölgenin geleceği ve bölgenin küresel düzene vereceği katkı ancak diplomasi yoluyla olacaktır" Türkiye olarak tüm aktörlerle temaslarını sürdürdüklerini belirten Duran, "Eğer ilgili ülkeler ve aktörler, liderler süreci bu yönde evirmez de çatışmanın devamına müsaade edilirse, hem bölgemiz açısından hem de küresel düzen açısından ciddi risklerin oluştuğu ortadadır. Bölgemizin bir ateş çemberine sürüklenmemesi gerekiyor. Bunun için de diplomasinin, müzakerenin öne çıkarılması gerekir. Türkiye olarak İslam dünyası başta olmak üzere tüm aktörlerle temaslarımızı sürdürüyoruz ve bir an önce müzakereye, masaya dönülmesi yönünde teşvik ediyoruz. Bu meyanda ara buluculuk dahil her türlü yapıcı katkıyı sunmaya hazır olduğumuzu da her fırsatta dile getiriyoruz. İnanıyoruz ki bölgenin geleceği ve bölgenin küresel düzene vereceği katkı ancak diplomasi yoluyla olacaktır. Türkiye bu anlayışla hareket etmeye devam edecektir" şeklinde konuştu. 28 Şubat’ın siyasi gündemin ötesinde toplumların hafızasında derin izler bıraktığını anlatan Duran, o günün postmodern darbe olarak adlandırıldığını fakat klasik darbe formlarının dışında tartışılması gerektiğini ifade etti. "Türkiye öz değerleriyle barışık bir siyasi ve toplumsal iklime kavuşturulmuştur" Duran, sözlerine şöyle devam etti: "Tarih boyunca kendi halkına savaş açıp başarılı olmuş hiçbir hareket vaki değildir. 28 Şubat da onlardan birisidir. Bin yıl sürecek denen o süreç yalnızca birkaç yıl sürebilmiştir. Aziz milletimiz feraseti ve dirayetiyle çok kısa bir süre zarfında vesayet düzenini yerle yeksan etmiştir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlayan siyasi ve toplumsal hareket 2002 yılında milletin yoğun teveccühüne mazhar olmuş ve Türkiye demokrasi tarihindeki en büyük sessiz devrimler gerçekleşmiştir. İlerleyen yıllarda başörtüsü yasağı kat sayı gibi birçok yasakçı düzenleme ortadan kaldırılmış, art arda açıklanan demokratikleşme paketleriyle bireysel özgürlükler genişletilmiş, Türkiye öz değerleriyle barışık bir siyasi ve toplumsal iklime kavuşturulmuştur." "Yeni anayasa Türkiye için lüks değil, çok geç kalmış bir ihtiyaçtır" Türk milletinin artık vesayetçi, yasakçı, elitist ve kendisini halkın üzerinde gören anlayışı tümüyle geride bıraktığını dile getiren Duran, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’na adım attık. Türkiye Yüzyılı sivil, kapsayıcı, temel hak ve hürriyetlerin teminat altına alındığı milli iradeye dayalı yeni bir toplumsal sözleşmenin yüzyılıdır. Bu kazanımların sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı yeni bir anayasayla taçlandırılması Türkiye Yüzyılının en önemli meselelerinden birisidir. Cumhurbaşkanımızın bizzat ifade ettikleri gibi yeni anayasa Türkiye için lüks değil, çok geç kalmış bir ihtiyaçtır. Türkiye Yüzyılı vizyonu kimsenin inancından, kökeninden veya yaşam tarzından dolayı ötekileştirilmediği milletimizin her bir ferdinin birinci sınıf vatandaş olduğu farklılıkları zenginlik olarak gören güçlü bir milli birlik ve beraberlik perspektifidir" açıklamasında bulundu. "Yalanlara ve dezenformasyonlara karşı koymak için var gücümüzle çalışıyoruz" Duran, dezenformasyonla mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Bugün ülke olarak sahip olduğumuz özgürlük iklimini bölgesel ve küresel düzlemde güçlü bir aktör oluşumuzu ne büyük bedellerle ne çetin mücadelelerle kazandığımızı asla unutmamamız gerekiyor. İletişim Başkanlığı olarak bizler de medyanın ve dijital platformların geçmişin manşetle hükümet deviren yalan haber ve dezenformasyonlarla toplum mühendisliğine kalkışan karanlık dehlizlerine bir daha asla dönmemesi için mücadelemizi kararlıkla sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde İletişim Başkanlığı olarak bütün birimlerimizle gece gündüz hakikat cephesini güçlendirmek için yalanlara ve dezenformasyonlara karşı koymak için var gücümüzle çalışıyoruz." Duran’ın açılış konuşmasının ardından program, "28 Şubat: Algılar ve Gerçekler’ isimli panel oturumuyla devam etti.
DMM: "Türkiye’de herhangi bir ülkeye ait askeri üs bulunmamaktadır"
02 Mart 2026 Pazartesi - 12:55 DMM: "Türkiye’de herhangi bir ülkeye ait askeri üs bulunmamaktadır" İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), bazı sosyal medya hesapları üzerinden paylaşılan "Türkiye’de bulunan bir Amerikan askeri üssünün vurulduğu" iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve Türkiye’de herhangi bir ülkeye ait askeri üs bulunmadığını açıkladı. DMM konuya ilişkin açıklamasında Türkiye’de yabancı bir ülkeye ait askeri üssün bulunmadığı ve iddiaların yalan olduğunu duyurdu. "Türkiye’de herhangi bir ülkeye ait askeri üs bulunmamaktadır" Açıklamada, "Bazı sosyal medya hesaplarında yer alan, Türkiye’de bulunan bir Amerikan askeri üssünün vurulduğu" yönündeki iddialar gerçek değildir. Türkiye’de herhangi bir ülkeye ait askeri üs bulunmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin hava, kara ve deniz sahası ile askeri tesisleri tamamen kendi egemenliği ve kontrolü altındadır. Ülkemize yönelik herhangi bir saldırı söz konusu olmadığı gibi Türkiye’yi bölgesel çatışmaların tarafıymış gibi göstermeye yönelik paylaşımlar açık bir dezenformasyon girişimidir. Türkiye’nin savunma ve güvenlik yapısı tüm unsurlarıyla görev başında olup süreçler ilgili kurumlar tarafından anlık olarak takip edilmektedir. Kamuoyunun asılsız iddialara itibar etmemesi, yalnızca resmi makamların açıklamalarını dikkate alması önemle rica olunur" denildi.
ATO Başkanı Baran: "2025 yılını yüzde 3,6 büyüme ile tamamlamamız son derece kıymetli"
02 Mart 2026 Pazartesi - 11:48 ATO Başkanı Baran: "2025 yılını yüzde 3,6 büyüme ile tamamlamamız son derece kıymetli" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, "Yakın coğrafyamızda süren savaş ve çatışmalar, enerji maliyetleri iş dünyamız üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor. Böyle bir ortamda 2025 yılını yüzde 3,6 büyüme ile tamamlamamız son derece kıymetli" dedi. ATO Başkanı Baran, yazılı bir açıklama yaparak Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini değerlendirdi. Baran, küresel ekonomide belirsizliklerin, sıkı para politikalarının ve jeopolitik risklerin devam ettiği bir dönemde kaydedilen yüzde 3,6’lık yıllık büyümenin dikkat çekici olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Dünya ekonomisinde enflasyonla mücadele politikalarının sürdüğü, finansmana erişimin zorlaştığı, ticarette korumacı eğilimlerin arttığı bir konjonktürdeyiz. Yakın coğrafyamızda süren savaş ve çatışmalar, enerji maliyetleri, yeşil dönüşüm yatırımları ve tedarik zincirlerinde yeniden yapılanma süreci iş dünyamız üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor. Böyle bir ortamda 2025 yılını yüzde 3,6 büyüme ile tamamlamamız son derece kıymetli. Bu tablo, özel sektörümüzün dinamizmini ve ekonomimizin sağlam temeller üzerinde ilerlediğini gösteriyor." "Yüzde 8,8 oranında gerileyen tarım sektörünü de mercek altına almalıyız" Büyümeyi sektörler bazında da değerlendiren Baran, inşaat, bilgi-iletişim, ticaret, konaklama gibi alanların ekonomiye katkısının sürdüğünü ifade etti. Sanayi, gayrimenkul faaliyetleri, insan sağlığı sektörlerindeki sınırlı büyümenin incelenmesi ve bu alanlarda daralmayı önleyici tedbirler alınması gerektiğini kaydeden Baran, "Aynı şekilde yüzde 8,8 oranında gerileyen tarım sektörünü de mercek altına almamız ve iklim değişikliği gibi tüm etkilere rağmen sektörü büyütecek tedbirleri gündeme taşımamız elzem" diye konuştu. 2025 yılının tamamında elde edilen yüzde 3,6’lık büyümenin ve 18 bin 40 dolarlık kişi başına milli gelirin, Orta Vadeli Program hedefleriyle uyumlu bir performansa işaret ettiğini ifade eden Baran, sürdürülebilir ve kalıcı büyüme için finansman imkanlarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. "İş dünyası olarak üretmeye, istihdam sağlamaya ve ülkemiz için değer oluşturmaya devam edeceğiz" Enflasyonla mücadele sürecinde başarı adımlar atılmasıyla birlikte finansman şartlarının daha elverişli hale geldiğini aktaran Baran, "Ekonomimizin omurgası, üretimin, istihdamın ve ihracatın ana taşıyıcısı olan KOBİ’lerimizin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, yatırım iştahının desteklenmesi ve verimlilik artışına yönelik adımların hızlandırılması büyümenin devamlılığı açısından büyük önem taşıyor. Enflasyonla mücadele sürecinde başarı adımlar atılmasıyla birlikte finansman şartlarının daha elverişli hale gelmesi, büyümenin daha güçlü ve dengeli bir zemine oturmasını sağlayacaktır. İş dünyası olarak üretmeye, istihdam sağlamaya ve ülkemiz için değer oluşturmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Baran, ekonomik istikrarın güçlenmesi ve reform adımlarının kararlılıkla sürdürülmesinin, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde daha yüksek ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına ulaşmasını destekleyeceğini de sözlerine ekledi.
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "Ekonomimiz, küresel gelişmelerden kaynaklanabilecek dışsal şoklara karşı üretim altyapısına sahiptir"
02 Mart 2026 Pazartesi - 11:39 TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "Ekonomimiz, küresel gelişmelerden kaynaklanabilecek dışsal şoklara karşı üretim altyapısına sahiptir" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Ekonomimiz, küresel ve jeopolitik gelişmelerden kaynaklanabilecek dışsal şoklara karşı dayanıklılığını koruyacak kurumsal kapasiteye ve üretim altyapısına sahiptir" dedi. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, resmi sosyal medya hesabından Türk özel sektörünün küresel ve bölgesel dalgalanmalara karşı dirayetli olduğunu belirttiği bir paylaşım yaptı. Hisarcıklıoğlu, Türk ekonomisinin küresel ve jeopolitik gelişmelerden kaynaklanabilecek dış etkenlere karşı dayanıklılığını koruyacak kurumsal kapasiteye ve üretim altyapısına sahip olduğunu bildirdi. "Ekonomimiz, küresel gelişmelerden kaynaklanabilecek dışsal şoklara karşı üretim altyapısına sahiptir" TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Türkiye ekonomisinin temelleri güçlüdür. Türk özel sektörü küresel ve bölgesel dalgalanmalara karşı dirayetlidir. Ekonomimiz, küresel ve jeopolitik gelişmelerden kaynaklanabilecek dışsal şoklara karşı dayanıklılığını koruyacak kurumsal kapasiteye ve üretim altyapısına sahiptir. Ekonomi yönetiminin fiyat istikrarı, finansal istikrar ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda gerekli adımları kararlılıkla attığını ve atmaya devam edeceğini görüyoruz. Piyasalarda sağlıklı işleyişi zedeleyebilecek spekülatif haberlere itibar edilmemelidir. İş dünyamıza çağrımız nettir. Türkiye’nin üretim gücüne, ihracat kapasitesine ve girişimcilik dinamizmine güvenerek ortak sorumlulukla hareket etmeliyiz."
Bakan Bolat: "İran ile olan gümrük kapılarındaki mevcut durum anbean takip edilmektedir"
02 Mart 2026 Pazartesi - 11:16 Bakan Bolat: "İran ile olan gümrük kapılarındaki mevcut durum anbean takip edilmektedir" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Türkiye’nin İran ile olan gümrük kapılarındaki mevcut durum kapsamlı bir şekilde değerlendirilmekte; gelişmeler gümrük teşkilatımız tarafından anbean takip edilmektedir" dedi. Bakan Bolat, Türkiye’nin İran ile olan gümrük kapılarındaki mevcut durum ile ilgili sosyal medya hesaplarından açıklamada bulundu. Bolat, gümrük kapılarındaki mevcut durumun kapsamlı bir şekilde değerlendirildiğini ve anbean gümrük teşkilatı tarafından takip edildiğini bildirdi. Bolat, Türkiye-İran sınırındaki Ağrı-Gürbulak, Van-Kapıköy ve Hakkari-Esendere gümrük kapılarında herhangi bir olağanüstü durumun söz konusu olmadığını açıkladı. "İran ile olan gümrük kapılarındaki mevcut durum anbean takip edilmektedir" Son dönemde bölgede yaşanan ve küresel ölçekte etkileri hissedilen gelişmelere değinen Bolat, "Türkiye’nin İran ile olan gümrük kapılarındaki mevcut durum kapsamlı bir şekilde değerlendirilmekte; gelişmeler gümrük teşkilatımız tarafından anbean takip edilmektedir. Bu kapsamda Türkiye-İran sınırında bulunan Ağrı-Gürbulak, Van-Kapıköy ve Hakkari-Esendere gümrük kapılarında herhangi bir olağanüstü durum söz konusu değildir. Her üç gümrük kapılarımız ile İran tarafı arasında ticari yük geçişleri kontrollü olarak devam etmektedir. Bununla beraber, her 3 gümrük kapılarında günübirlik yolcu geçişleri karşılıklı olarak durdurulmuş bulunmaktadır. İran kendi vatandaşlarının Türkiye üzerinden kendi ülkesine girişlerine izin vermektedir. Türkiye olarak biz de kendi vatandaşlarımızın ve 3’üncü ülke vatandaşlarının İran’dan ülkemize girişine izin vermekteyiz. Gümrük kapılarımızdaki geçişler, ilgili tüm idari makamlarımızca ve İran tarafı ile koordinasyon içinde, kontrollü ve kesintisiz şekilde devam etmektedir" dedi. "Tam koordinasyon içerisinde gerekli tedbirleri almaya kararlılıkla devam etmekteyiz" Bakan Bolat, aynı zamanda şu ifadelere yer verdi: "Ticaret Bakanlığımızın ilgili gümrük birimleri ile yapılan değerlendirmelerde; gümrük kapılarında ihtiyaç duyulması halinde alınabilecek ilave tedbirler ve eylem planları güncellenmektedir. İlgili tüm kamu kurumlarımız arasında koordinasyonun daha da güçlendirilmesi ve sahadaki kapasitenin artırılmasına yönelik hazırlıklar ele alınmaktadır. Bu doğrultuda gerekli tüm hazırlıklar yapılmış, personel takviyesi sağlanmış ve kontrol altyapısı güçlendirilmiştir. Türkiye’nin sınır geçiş hizmetlerinin ve ticaret akışının kesintisiz sürdürülmesi noktasında tüm birimlerimiz teyakkuz halinde görevini sürdürmektedir. Ticaret Bakanlığı olarak, gümrük kapılarımızdaki işleyişi yakından izlemeye; güvenli, düzenli ve hızlı geçişlerin sağlanması amacıyla ilgili tüm kurumlarımızla tam koordinasyon içerisinde gerekli tedbirleri almaya kararlılıkla devam etmekteyiz."
OYAK’tan 65’inci kuruluş yıl dönümünde Anıtkabir’e ziyaret
02 Mart 2026 Pazartesi - 11:16 OYAK’tan 65’inci kuruluş yıl dönümünde Anıtkabir’e ziyaret OYAK’ın 65’inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla OYAK Yönetim Kurulu Başkanı Zekai Aksakallı, OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş ve beraberindeki heyet Anıtkabir’i ziyaret etti. Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin emeklilik fonu olan OYAK’ın 65’inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla OYAK Yönetim Kurulu Başkanı Zekai Aksakallı, OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş ve beraberindeki heyet Anıtkabir’i ziyaret etti. Tören, Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu üyeleri ile kurum personelinden oluşan heyetin Aslanlı Yol’da yürüyüşüyle başladı. OYAK Yönetim Kurulu Başkanı Zekai Aksakallı, kırmızı ve beyaz karanfillerden oluşan çelengi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine bıraktı. Çelenk bırakılmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşunun sonrasında Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen heyet, Anıtkabir merdivenlerinde hatıra fotoğrafı çektirdi. 65’inci kuruluş yıl dönümünde Atatürk’ün huzurunda OYAK Yönetim Kurulu Başkanı Zekai Aksakallı, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazdı: "Cumhuriyetimizin Banisi Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yurt içinde ve yurt dışında kanları ve canları pahasına ülkemizin bekasını sağlayan ordumuzun cefakâr ve fedakâr mensuplarının alın teriyle kurulan ve yaşatılan Ordu Yardımlaşma Kurumu’nun 65’inci kuruluş yıl dönümünde huzurunuzda bulunmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Küresel bir aktör olma vizyonumuzu hayata geçirmek için kurumumuzu, adalet ve liyakat esas alan yönetim ilkeleriyle, üyelerimizin refahını önceleyen anlayışla daha ileriye taşıyarak ülkemiz ekonomisine büyük katkılar sağlamaya devam edeceğiz. Aziz hatıranızı saygı ve minnetle yad ediyor, Cumhuriyetimizi ilelebet payidar kılmak için tüm gücümüzle çalışacağımızı huzurunuzda bir kez daha ifade ediyoruz. Ruhunuz şad olsun."
Bakan Şimşek: "Ekonomimiz 2025 yılının son çeyreğinde yıllık yüzde 3,4, çeyreklik yüzde 0,4 büyüdü"
02 Mart 2026 Pazartesi - 11:01 Bakan Şimşek: "Ekonomimiz 2025 yılının son çeyreğinde yıllık yüzde 3,4, çeyreklik yüzde 0,4 büyüdü" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "TÜİK tarafından bugün açıklanan GSYH verilerine göre ekonomimiz 2025 yılının son çeyreğinde yıllık yüzde 3,4, çeyreklik yüzde 0,4 büyüdü" dedi. Bakan Şimşek, 2025 Yılı IV. Çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyümesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, TÜİK tarafından açıklanan GSYH verilerine göre Türkiye ekonomisinin 2025 yılının son çeyreğinde yıllık yüzde 3,4, çeyreklik yüzde 0,4 büyüdüğünü bildirdi. Aynı zamanda Şimşek, milli gelirin 1,6 trilyon dolara, kişi başına gelirin ise 18 bin 40 dolara yükseldiğini söyledi. "Ekonomimiz 2025 yılının son çeyreğinde yıllık yüzde 3,4, çeyreklik yüzde 0,4 büyüdü" Bakan Şimşek, yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: "TÜİK tarafından bugün açıklanan GSYH verilerine göre ekonomimiz 2025 yılının son çeyreğinde yıllık yüzde 3,4, çeyreklik yüzde 0,4 büyüdü. 2025 yıl geneli büyümesi yüzde 3,6 gerçekleşti. Milli gelir 1,6 trilyon dolara, kişi başına gelir 18 bin 40 dolara yükseldi. Kalıcı refah artışı hedefimiz için kritik bir eşik olan yüksek gelirli ülkeler grubuna 2025 yılında dâhil olduğumuzu öngörüyoruz. Tarımda don ve kuraklığın etkileri yılın son çeyreğinde de devam ederken diğer sektörlerde üretim artışı sürdü. 2025 yılında sanayi katma değeri yüzde 2,9 ile son dört yılın en yüksek artışını kaydetti. Deprem bölgesinde konut teslimine hız vermemizin de etkisiyle inşaat sektöründe katma değer artışı güçlü seyrini korudu. Tüketim ve yatırım arasındaki dengeli görünüm devam etti. Yatırımlar yıl genelinde yüzde 7 arttı. Makine ve teçhizat yatırımlarındaki yüzde 5’lik artış, üretim kapasitemizi güçlendiriyor. Küresel ticarette belirsizliklerin ve korumacılığın arttığı 2025 yılında net dış talep büyümeye negatif katkı verdi. Ancak cari açığın GSYH’ye oranı yüzde 1,6 ile sürdürülebilir seviyelerde kaldı." "Vergide adalet ve etkinliği esas alarak kayıt dışılıkla mücadeleyi sürdürüyoruz" Kamuda tasarruf ve verimliliği artırarak harcama disiplinini güçlendirdiklerini belirten Şimşek, "Vergide adalet ve etkinliği esas alarak kayıt dışılıkla mücadeleyi sürdürüyoruz. 2025 yılında bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2,9 ile OVP tahmininin altında gerçekleşirken faiz dışı fazla verdik. Maliye politikasındaki disiplinli duruşumuz sayesinde deprem harcamaları hariç faiz dışı fazla yüzde 1,2 gerçekleşti. Jeopolitik gelişmelerden kaynaklanan risklerin geçici olacağı ve küresel ticaretteki belirsizliklerin azalacağı varsayımıyla, 2026 yılında ticaret ortaklarımızdaki talep artışı ile finansal şartlardaki iyileşmenin büyümeye katkı sağlamasını bekliyoruz. Kazanımlarımızı kalıcı hale getirmek için politikalarımızı yapısal ve arz yönlü adımlarla destekleyeceğiz. Sürdürülebilir yüksek büyüme ve daha adil gelir dağılımını sağlayacak fiyat istikrarı için programımızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz" diye konuştu.