Yerel Haberler
Ankara
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:13 Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "2026 yılı ocak ayında işsizlik oranı yüzde 8,1 ile tek haneli rakamlardaki seyrini 33’ncü aya taşımıştır"
27 Şubat 2026 Cuma - 13:46 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "2026 yılı ocak ayında işsizlik oranı yüzde 8,1 ile tek haneli rakamlardaki seyrini 33’ncü aya taşımıştır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2026 yılı ocak ayında mevsim etkisinden arındırılmış verilere göre işsizlik oranı yüzde 8,1 ile tek haneli rakamlardaki seyrini 33’ncü aya taşımıştır" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 2026 yılı ocak ayında mevsim etkisinden arındırılmış verilere göre işsizlik oranının yüzde 8,1 olarak gerçekleştiğini bildirdi. Yılmaz, gençlerde ve kadınlarda işsizlik oranının ise geçen yılın aynı ayına kıyasla 1’er puan gerileyerek sırasıyla yüzde 14,3 ve yüzde 11 seviyesine düştüğünü ifade etti. Yılmaz, şu ifadelere yer verdi: "Kararlılıkla uyguladığımız politikalar sayesinde işsizlik oranı tek haneli seviyesini sürdürmektedir. 2026 yılı Ocak ayında mevsim etkisinden arındırılmış verilere göre işsizlik oranı yüzde 8,1 ile tek haneli rakamlardaki seyrini 33’ncü aya taşımıştır. Gençlerde ve kadınlarda işsizlik oranı geçen senenin aynı ayına göre 1’er puan azalarak sırasıyla yüzde 14,3 ve yüzde 11 olmuştur. Sosyal ve ekonomik refah artışının temel unsurlarından olan istihdam artışını desteklemek amacıyla, bir yandan emek yoğun sektörlerdeki istihdamı gözetiyor, diğer taraftan istihdamın niteliğini artırmak için yeni programları hayata geçirmeye devam ediyoruz. Potansiyel işgücünün ekonomiye aktif katılımını teşvik etmek, gençlerin istihdama geçişini kolaylaştırmak, üretim odaklı becerilerini geliştirmek ve böylece genç istihdamını artırmak amacıyla Gençlerin Üretim Çağı (GÜÇ) programını hayata geçiriyoruz. Firmalarımızın finansmana erişimlerini artırmak, yatırım ve istihdamı desteklemek amacıyla yeni destek programlarını uygulamaya alıyoruz. Bu kapsamda tekstil, giyim, deri ve mobilya sektörlerindeki işletmelerimize sunduğumuz çalışan başına destek tutarını 3 bin 500 liraya yükselttik, destek kapsamına büyük ölçekli firmaları da dahil ettik. Ayrıca imalat sanayimizde özellikle KOBİ’lerimize yönelik 100 milyar lira büyüklükte yeni bir finansman programı başlattık. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı politikalarımız ile dengeli büyüme ve istikrarı güçlendirme perspektifi içinde sosyal refahı kalıcı bir şekilde artırmayı amaçlıyoruz."
Bakan Uraloğlu: "İstanbul Havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı ilk kez doğrudan demiryolu ile birbirine bağlanacak"
27 Şubat 2026 Cuma - 13:44 Bakan Uraloğlu: "İstanbul Havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı ilk kez doğrudan demiryolu ile birbirine bağlanacak" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kuzey Çevre Demiryolu Projesi’nin ihale sürecinin tamamlanmasının ardından bu yıl içinde yer teslimi yapılarak, çalışmalara başlanmasının hedeflendiğini belirterek, "Hat sayesinde Marmaray üzerindeki yük ve yolcu taşımacılığı rahatlayacak, İstanbul Havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı ilk kez doğrudan demiryolu ile birbirine bağlanacak" dedi. Bakan Uraloğlu, Gebze-Sabiha Gökçen Havalimanı-Yavuz Sultan Selim Köprüsü-İstanbul Havalimanı-Çatalca güzergahını kapsayan Kuzey Çevre Demiryolu Projesi kapsamında yapım ve danışmanlık hizmetlerine yönelik ihale ilanının 27 Şubat tarihli Resmi Gazete’de yayımlandığını bildirdi. Uraloğlu, proje kapsamında Dünya Bankası, Asya Altyapı Yatırım Bankası, Asya Kalkınma Bankası, İslam Kalkınma Bankası, OPEC Uluslararası Kalkınma Fonu ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile ön mutabakata varıldığını belirtti. "6 uluslararası finans kuruluşu ile ön mutabakata vardık" Uluslararası finans kuruluşlarının projeye gösterdiği yoğun ilginin Türkiye’nin demiryolu vizyonuna duyulan güvenin en açık göstergesi olduğunu vurgulayan Uraloğlu, "6 uluslararası finans kuruluşu ile ön mutabakata vardık. Bu kapsamda kuruluşlar, projemize toplam 6,75 milyar dolar finansman sağlayacak. Böylece Gebze-Sabiha Gökçen Havalimanı-Yavuz Sultan Selim Köprüsü-İstanbul Havalimanı-Çatalca güzergahını kapsayan Kuzey Çevre Demiryolu Projesi, Türkiye’nin en büyük dış finansmanlı demiryolu projesi olacak" dedi. Uraloğlu, ihale sürecinin tamamlanmasının ardından bu yıl içinde yer tesliminin yapılarak, çalışmalara başlanmasının hedeflendiğini kaydetti. "İstanbul Havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı ilk kez doğrudan demiryolu ile birbirine bağlanacak" Projenin güzergahı hakkında bilgi veren Uraloğlu, "Proje Marmaray hattının Çayırova kesiminden başlayacak, Sabiha Gökçen Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve İstanbul Havalimanı üzerinden Çatalca’ya bağlanacak. Hat Çatalca’da şu an yapım çalışmalarına hızla devam ettiğimiz Halkalı-Çerkezköy Hızlı Tren hattına entegre olacak. Bu hat sayesinde Marmaray üzerindeki yük ve yolcu taşımacılığı rahatlayacak, İstanbul Havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı ilk kez doğrudan demiryolu ile birbirine bağlanacak" diye konuştu. 125 kilometrelik stratejik hat inşa edilecek Bakan Uraloğlu, hattın toplam 125 kilometre uzunluğunda olacağını belirterek, "Proje kapsamında toplam uzunluğu 59,1 kilometre olan 44 tünel ve 22,4 kilometre uzunluğunda 42 köprü inşa edilecek" şeklinde konuştu. "Lojistikte yeni bir dönem başlayacak" Uraloğlu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçecek demiryolu hattının Türkiye’nin Asya ile Avrupa arasındaki demiryolu taşımacılığında kapasitesini önemli ölçüde artıracağını belirterek, "Lojistikte yeni bir dönem başlayacak. Hattın tamamlanmasıyla yılda 33 milyon yolcu ve 30 milyon ton yük taşınacağını öngörüyoruz" dedi.
SAYTEK Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım: "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değerlere ulaştırıyoruz"
27 Şubat 2026 Cuma - 13:39 SAYTEK Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım: "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değerlere ulaştırıyoruz" Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret Anonim Şirketi (SAYTEK) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değere ulaştırıyoruz. Bu hem çevre hem ekonomi için kritik" dedi. Enerji, geri dönüşüm ve sağlık sektörü başta olmak üzere Avrupa’nın pek çok ülkesine gerçekleştirdiği ihracatlarla tanınan SAYTEK, plastik atıkları yüksek nitelikli ham maddeye dönüştürüp, pek çok sektörde yeniden kullanımını sağlayarak döngüsel ekonomiye katkı sunuyor. Covid döneminde sağlık sektöründe sergilediği üretim başarısını bugün 20’dan fazla ülkeye ihraç ettiği geniş ürün yelpazesiyle sürdüren şirket, uluslararası arenadaki gücünü de arttırıyor. Yıl sonu hedeflerini Avrupa odaklı büyüme ve sürdürülebilir enerji yatırımları üzerine kuran SAYTEK, üretim kapasitesi, ihracat performansı ve çok disiplinli iş modeliyle dikkat çekiyor. 400 milyon lira yatırımla kurulacak ’rPET’ levha tesisi 2027 sonunda devreye alınacak İç pazarı önceliklendiren ancak 20’dan fazla ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla küresel bir vizyon çizen şirket, yeni yatırımlarıyla büyümesini ivmelendiriyor. Geri dönüşüm ve sağlık sektörlerindeki köklü tecrübesini enerji alanındaki gücüyle birleştiren şirket, hem çevresel hem de ekonomik değer oluşturmaya devam ediyor. TOBB’un ‘Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen 100 Şirketi’ listesinde yer alan SAYTEK, LPG dağıtım lisansıyla pazarda yaklaşık yüzde 10 pay yönetiyor. Kurumsallaşma hedefi doğrultusunda halka arz hazırlıkları da yapan SAYTEK, Konya Kulu’da 400 milyon lira yatırımla kurulacak rPET levha tesisini 2027 sonunda devreye almayı planlıyor. Öte yandan tesisin enerji ihtiyacının önemli bölümünün güneş enerjisinden karşılanması hedefleniyor. SAYTEK Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, TOBB’un ‘Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen 100 Şirketi’ listesinde yer alan SAYTEK’in enerji alanındaki güçlü açılımıyla daha kurumsal ve çevre odaklı bir yapıya kavuştuğunu belirtti. Yıldırım, devletin sunduğu stratejik desteklerin yerli üretim gücünü küresel pazarlara taşımada kritik bir kaldıraç görevi gördüğünü vurguladı. "Yüzde 95’in üzerinde yerli üretimden söz ediyoruz" Yıldırım, 2001 yılında Amerika ve Almanya’dan ithalatla sektöre adım attıklarını söyleyerek, 2008’den sonra ise üretime yöneldiklerini dile getirdi. Türk cerrahların talepleri doğrultusunda yürütülen Ar-Ge çalışmalarıyla dünya standartlarında titanyum implant üretimine başladıklarını belirten Yıldırım, devletin yerli üretimi teşvik eden politikalarının da bu dönüşümü hızlandırdığını ifade etti. Bugün gelinen noktada tablonun tamamen tersine döndüğünü vurgulayan Yıldırım, "Eskiden pazarın yüzde 95’i ithaldi. Artık yüzde 95’in üzerinde yerli üretimden söz ediyoruz. Türkiye bu alanda üretici bir ülke haline geldi" diye konuştu. "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değere ulaştırıyoruz" Şirketinin sağlık sektörünün yanı sıra geri dönüşüm ve çevre yatırımlarıyla da öne çıktığını belirten Yıldırım, depozito iade sistemi kapsamında toplanan ilk 200 ton ambalaj atığını geri dönüştüren firma olduklarını ve karbon azaltım projelerini uluslararası doğrulama kuruluşu VERRA’ya tescil ettirdiklerini kaydetti. Yıldırım, SAYTEK’in yıllık 16 bin 500 tonun üzerinde karbon kredisi elde ettiğini belirterek, gıda temasına uygun rPET üretimiyle atıkları tekstilden otomotive kadar birçok sektöre hammadde olarak kazandırdığının altını çizdi. Yıldırım, "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değere ulaştırıyoruz. Bu hem çevre hem ekonomi için kritik" dedi. SAYTEK günde yaklaşık 600 bin kişiyi koruyabilecek maske üretim kapasitesine ulaştı Covid döneminin tedarik zincirlerindeki kırılganlığı ortaya koyduğunu belirten Yıldırım, Türkiye’nin üretim ve lojistik kabiliyeti sayesinde ayrıştığını söyledi. Bu süreçte tıbbi tekstil alanına girdiklerini aktaran Yıldırım, günde yaklaşık 600 bin kişiyi koruyabilecek maske üretim kapasitesine ulaştıklarını ve Avrupa başta olmak üzere birçok ülkeye ihracat yaptıklarını dile getirdi. İç pazarı önceliklendirdiklerini ancak 20’ye yakın ülkeye de ihracat gerçekleştirdiklerini kaydeden Yıldırım, "Türkiye, insan kaynağı ve üretim hızıyla Avrupa için güçlü bir alternatif. Zor dönemler olsa da her daralmanın ardından güçlü çıkışlar olur. Biz gelecekten umutluyuz" ifadelerine yer verdi.
Ticaret Bakanlığı: "Hizmet ihracatımızı 21 milyar lirayı aşan desteklerle daha da güçlendiriyoruz"
27 Şubat 2026 Cuma - 12:40 Ticaret Bakanlığı: "Hizmet ihracatımızı 21 milyar lirayı aşan desteklerle daha da güçlendiriyoruz" Ticaret Bakanlığı, 10962 sayılı Hizmet İhracatının Tanımlanması, Sınıflandırılması ve Hizmet Sektörlerinin Desteklenmesi Hakkında Karar’ın yürürlüğe girdiğini belirterek, hizmet ihracatının 21 milyar lirayı aşan desteklerle daha da güçlendirildiğini ifade etti. Ticaret Bakanlığı, 10962 sayılı Hizmet İhracatının Tanımlanması, Sınıflandırılması ve Hizmet Sektörlerinin Desteklenmesi Hakkında Karar’ın 27 Şubat 2026 tarihli ve 33181 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesine ilişkin açıklamada bulundu. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Hizmet İhracatı Destek Sistemi’nin bütüncül ve yenilikçi bir yapıya kavuşturduğu ifade edilerek, "2002’de 14 milyar dolar olan hizmet ihracatımızı 2024 yılında 117,2 milyar dolara, 2025’te ise 122,6 milyar dolara yükselten sürdürülebilir büyüme performansımızı 61,4 milyar dolarlık ticaret fazlası ve 21 milyar lirayı aşan desteklerle daha da güçlendiriyoruz" denildi. Hizmet ihracatında sürdürülebilir artışın sağlanması amacıyla çalışmaların aralıksız sürdürüldüğü vurgulanan açıklamada, 2002 yılında 14 milyar dolar olan hizmet ihracatının 2024 yılında 117,2 milyar dolara ulaştığı vurgulandı. Bu başarı ile Türkiye’nin en fazla hizmet ihracatı gerçekleştiren ülkeler arasında 21’inci sırada yer aldığı ve dünya toplam hizmet ihracatındaki payının 2002 yılında yüzde 0,89 iken, 2024 yılında yüzde 1,32’ye yükseldiğine dikkat çekildi. Ayrıca 61,4 milyar dolarlık uluslararası hizmet ticareti fazlası ile Türkiye’nin bu alanda dünyada beşinci sırada yer alma başarısını gösterdiği hatırlatılan açıklamada, hizmet ihracatındaki artışın 2025 yılında da devam ettiği ve 122,6 milyar dolara ulaştığı aktarıldı. "Hizmet İhracatı Destek Mevzuatı 17 sayfa ve 51 maddeli tek bir karar altında sadeleştirildi" Açıklamada daha önce 5 farklı Karar kapsamında 289 madde ve yaklaşık 70 sayfa olarak düzenlenen hizmet ihracatına ilişkin destek mevzuatının 17 sayfa ve 51 maddeden oluşan tek bir Karar altında sadeleştirildiği ve bütüncül bir yapıya kavuşturulduğu belirtildi. Bu çerçevede Hizmet İhracatı Destek Mevzuatı’nda yapılan düzenlemeyle daha kapsayıcı, yenilikçi, etkili; tüm taraflar açısından sade, kolay uygulanabilir ve anlaşılır bir destek sistemi oluşturulduğu kaydedildi. Ayrıca destek oranlarının, sürelerinin ve limitlerinin de yeknesaklaştırıldığı, hedef sektörlerde ise destek kapsamının genişletildiği bilgisi paylaşıldı. "Şirketlerimiz her bir hedef pazar için 5 yıl süreyle Bakanlığımız desteklerinden yararlanabilecek" Bilişim ve dijital aracılık sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler için tasarlanan E-TURQUALITY Destek Programı’ndan aktif olarak yararlanan şirket sayısıınn 50’ye ulaştığı ifade edilen açıklamada, "Şirketlerimizin uluslararası pazarlarda daha güçlü temsil edilebilmesi amacıyla hedef pazar uygulamasına geçilmiştir. Bu kapsamda şirketlerimiz, pazar çeşitlendirmelerini daha etkin şekilde gerçekleştirebilecek ve her bir hedef pazar için 5 yıl süreyle Ticaret Bakanlığımız desteklerinden yararlanabilecektir" denildi. "Program kapsamında yararlanıcıların kurumsal sürdürülebilirliğin tesisine yönelik hazırlanan projeler desteklenecektir" Çevresel, sosyal ve ekonomik boyutları kapsayan Sürdürülebilirlik Proje Desteği’nin de hizmet ihracatçıları için uygulamaya alındığı belirtilen açıklamada, "Program kapsamında yararlanıcıların sürdürülebilirlik hedeflerine uygun organizasyon ve operasyon yapılarının geliştirilmesine, sürdürülebilirlik alanındaki düzenlemelere uyum sağlanmasına ve ekonomik, çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarıyla kurumsal sürdürülebilirliğin tesisine yönelik hazırlanan projeler desteklenecektir. Ticaret Bakanlığı olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hizmet ihracatçılarımızın yanında olmaya, ülkemizin küresel hizmet ticaretindeki konumunu güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerine yer verildi.
HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: "28 Şubat, Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir"
27 Şubat 2026 Cuma - 12:02 HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: "28 Şubat, Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "28 Şubat, Türk demokrasi tarihine bu ülkenin gerçek sahiplerinin tasfiye edilmeye çalışıldığı bir süreç ve kara bir leke olarak geçmiştir" dedi. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, yaptığı yazılı açıklamada konfederasyon olarak 28 Şubat darbesini 29’ucu yıldönümünde lanetlediklerini ifade ederek, Türkiye demokrasisini hedef alan tüm antidemokratik müdahalelere karşı duracaklarını kaydetti. Arslan, HAK-İŞ olarak darbe ve başka kılıflara bürünmüş bütün antidemokratik müdahaleleri reddettiklerini söyleyerek, "28 Şubat, Türk demokrasi tarihine bu ülkenin gerçek sahiplerinin tasfiye edilmeye çalışıldığı bir süreç ve kara bir leke olarak geçmiştir. İnsan onuru ve haysiyetinin ayaklar altına alındığı bir süreç bütün dünyanın gözleri önünde yaşanmıştır. Başörtülerinden dolayı üniversite kampüslerine alınmayan, coplanan, yerlerde sürüklenen, ikna odalarına alınan kız öğrencilerin kendi ülkelerinde eğitim hakkı ellerinden alınmıştır. Kadınların başörtülerinden dolayı kamuda çalışma hakkı ellerinden alınmış, ehliyet ve pasaport dahi verilmemiştir" açıklamasında bulundu. "28 Şubat darbesi ile tam olarak hesaplaşılamamıştır" 28 Şubat darbesiyle insanlık onurunun ayaklar altına alındığını kaydeden Arslan, "Bütün dünyanın gözleri önünde yaşanan bu utanç verici duruma maalesef bir kısım işçi, işveren ve meslek kuruluşları ile sözde STK’lar sessiz kalmış, hatta bu sürecin taşeronluğunu yapmıştır. Bazı sivil toplum örgütleri yine kendi deyimleriyle oluşturdukları ‘Beşli Çete’ ile üyeleri olan işverenlere, esnafa ve emekçilere ihanet etmiştir. 28 Şubat darbesinde sendikaların kullanılması maalesef büyük bir utanç olarak sendikal tarihimize geçti. 28 Şubat darbesine destek veren bütün kesimlere, kurumlara, aktörlere yargı önünde hesap sorulmadığı, sorulamadığı için 28 Şubat darbesi ile tam olarak hesaplaşılamamıştır. Bu durumun demokrasimizin geleceği açısından endişe verici olduğunu her fırsatta dile getirdik" ifadelerine yer verdi. "28 Şubat dönemini anımsatan çıkışlar, aziz milletimizin sağduyusunda karşılık bulmayacaktır" Arslan, 28 Şubat sürecinin önemli aktörlerinden bir kurumun da içinde yer aldığı kimi çevreler tarafından yapılan açıklamaların ve yayınlanan bildirilerin 28 Şubat’ın karanlık ve baskıcı vesayet dönemlerini hatırlattığını belirterek, "Millet iradesine rağmen şekillenen her türlü vesayet arayışı, hangi kavramın arkasına sığınırsa sığınsın darbe zihniyetinin bir yansımasıdır. Bugün yeniden benzer tartışmaları körükleyenler, 28 Şubat’ın karanlık iklimini hatırlatmakta ve demokratik Türkiye idealine zarar vermektedir. 28 Şubat gibi milletimizin hafızasında derin yaralar açmış, inanç hürriyetini ve emeği ayaklar altına almış bir dönemin yöntemlerini anımsatan bu çıkışlar, aziz milletimizin sağduyusunda karşılık bulmayacaktır. Türkiye artık vesayet odaklarının ‘bildirilerle’ istikamet çizdiği o ‘eski Türkiye’ değildir. Milletimiz, kendi iradesine sahip çıktığını 15 Temmuz’da açık bir şekilde göstermiştir" dedi. HAK-İŞ Konfederasyonu’nun 50 yıllık onurlu tarihinde darbelere, olağanüstü dönemlere, demokrasiye yönelik bütün müdahalelere karşı demokrasiden, milli iradeden, halktan ve özgürlükten yana tavır aldığını dile getiren Arslan, "Bugün de toplumsal kutuplaşmayı tetikleyen bu tür yapay gündemlerin karşısında kararlılıkla durmaktadır. HAK-İŞ olarak Türkiye’de demokrasinin askıya alındığı bütün süreçlerin çalışanların ve emekçilerin zarar görmesine neden olduğuna dikkat çekiyor, nereden gelirse gelsin her türlü darbeye ve başka kılıflara bürünmüş antidemokratik müdahalelere dün olduğu gibi bugün de karşı olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz" dedi.
ATO Başkanı Baran: "AB’nin yeni stratejisi rekabet gücümüzü etkiler"
27 Şubat 2026 Cuma - 11:47 ATO Başkanı Baran: "AB’nin yeni stratejisi rekabet gücümüzü etkiler" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Avrupa Birliği’nin (AB) Hindistan ile imzaladığı "Serbest Ticaret Anlaşması (STA)" ve Latin Amerika’ya açılma stratejisi doğrultusunda Güney Ortak Pazarı ile yürüttüğü "Mercosur Bloğu" görüşmelerinin Türk üretici ve ihracatçılarının rekabet gücünü etkileyeceğini kaydederek, "AB’nin Hindistan ile imzaladığı STA ve Güney Ortak Pazarı ile gelişen ilişkileri, Türk üretici ve ihracatçılarını rekabette dezavantajlı duruma getiriyor. Bu süreçte Gümrük Birliği’nin güncellenmesi önemli" dedi. Ankara Ticaret Odası’nın 29. dönem şubat ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Mustafa Deryal başkanlığında gerçekleşti. ATO Başkanı Gürsel Baran, toplantıda yaptığı konuşmada dünya ekonomisindeki gelişmelere değinerek, AB’nin küresel ekonomide riskleri dağıtmaya yönelik hayata geçirdiği yeni ticaret mimarisi ve üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşmalarının Türk ekonomisi açısından doğurabileceği olumsuz etkilere değindi. ABD’nin serbest piyasa ideolojisinden uzaklaşarak ekonomik güvenliği önceleyen gümrük vergileri gibi önlemleri hayata geçirmesi, Çin’in yapay zekâ, yarı iletkenler ve yeşil enerji teknolojilerinde katettiği mesafe ve küresel rekabette elde ettiği üstünlükler ile devam eden Ukrayna-Rusya savaşı gibi etkilerin AB ekonomisini kıskaca soktuğunu belirten ATO Başkanı Baran, özellikle ABD’nin uluslararası ticaret kurallarını devre dışı bırakan uygulamalarının ve kendi sanayisine büyük sübvansiyonlar sağlamasının Avrupalı şirketleri yer değiştirmeye zorladığını ifade etti. Avrupa’daki birçok önemli markanın sanayi ve tesislerini ABD ve Çin’e kaydırma planları yaptığını ifade eden Baran, "Avrupa Birliği, sanayisinin ABD’ye yönelmesini ve Çin’e olan bağımlılığını dengelemek için stratejik çeşitlendirme yoluna gidiyor. Bunlardan biri, Hindistan ile yaklaşık 20 yıldır süren müzakerelerini sonuçlandırarak, Serbest Ticaret Anlaşması imzalaması. Bir diğeri ise, Latin Amerika’ya açılma stratejisi doğrultusunda Mercosur yani, Güney Amerika ülkeleri arasında kurulan Güney Ortak Pazarı ile gelişen ilişkiler. AB, bu blokla anlaşmak için de son aşamaya gelmiş durumda. Özetle Avrupa artık riskleri dağıtan bir ticaret mimarisi kurmaya çalışıyor. Tüm bu gelişmelerin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın yürürlüğe girme sürecinde gerçekleşmesi de ayrıca kritik. Tüm bu gelişmeler bizi yakından ilgilendiriyor. Bu sürecin olumsuz etkilerini en aza indirmek için Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çok önemli" dedi. Hindistan ürünleri sıfır gümrükle Türk pazarına girebilir AB’nin Hindistan’la imzaladığı "Serbest Ticaret Anlaşması" ile yaklaşık 2 milyar nüfuslu dev bir pazara açıldığını ve Gümrük Birliği gereği Hindistan menşeli ürünlerin Türkiye’ye de AB üzerinden sıfır gümrükle girebilme ihtimalinin söz konusu olduğunu kaydeden Baran, "Buna karşın Türk ihracatçısı Hindistan pazarına girmek istediğinde gümrük duvarıyla karşı karşıya kalacak. Ayrıca Hindistan, sahip olduğu nüfusla bir pazar olmanın yanı sıra AB sermayesi için ülkemize rakip bir üretim üssü haline de gelebilir" dedi. Baran, AB’nin Hindistan ile olduğu gibi Mercosur Bloğu’yla da "Serbest Ticaret Anlaşması" imzalamasının ve bunun sonucunda Güney Amerika’dan gelebilecek ucuz et, tarım ürünü ve endüstriyel hammaddelerin AB pazarına entegre olan Türk tarım ve sanayi sektörünü fiyat rekabetinde zorlayabileceğini kaydetti. "Gümrük Birliği güncelleme çalışmaları devam ediyor" Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini ve ilgili bakanların gereken müzakereleri gerçekleştirerek, tarım ve hayvancılık sektörünün kapsama alınması da dâhil olmak üzere revize taleplerini masaya koyduğunu ifade eden ATO Başkanı Baran, "Bunlar çok kıymetli çalışmalar, ancak geldiğimiz noktada AB ile ilişkilerimizde vize konusu başta olmak üzere pek çok sıkıntı yaşıyoruz. Malların serbest dolaşabildiği yerde, o malı üreten ve ticaretini yapana aynı hak tanınmaması kabul edilebilir bir durum değil. Avrupa Birliği ile Türkiye’nin ilişkisi başlangıcından bu yana bir denge gözetilerek gelişmiştir. Bundan sonra da bir tarafın lehine ya da aleyhine şekillenmesi söz konusu olamaz" dedi. Baran, toplantının ardından meclis üyeleriyle iftarda bir araya geldi.
Dualar, ilahiler ve ezgilerle Pursaklar’da Ramazan başladı
27 Şubat 2026 Cuma - 11:47 Dualar, ilahiler ve ezgilerle Pursaklar’da Ramazan başladı Pursaklar Belediyesi, vatandaşların on bir ayın sultanını en verimli ve huzurlu şekilde geçirebilmesi için dopdolu bir program hazırlayarak Ramazan etkinliklerinin startını verdi. Pursaklar’da Ramazan ayının manevi iklimi, Yaşam Merkezi’nde düzenlenen, gencinden yaşlısına tüm yaş grubuna hitap eden, kapsamlı etkinliklerle ilçe genelinde hissedilmeye başlandı. ‘‘Çocuklarımızın neşeyle, büyüklerimizin huzurla, ailelerimizin ise birlikte vakit geçirerek Ramazan’ın bereketini hissetmeleridir’’ Açılış konuşmasın Ramazan’ın birlik ve kardeşlik ayı olduğuna vurgu yapan Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin; ‘‘Ramazan ayı; paylaşmanın, dayanışmanın ve manevi huzurun zirveye ulaştığı müstesna bir zaman dilimidir. Bizler de hemşehrilerimizin bu güzel ayı dolu dolu yaşayabilmesi için her sene olduğu gibi bu sene de kapsamlı bir etkinlik programı hazırladık. Yaşam Merkezimizde her akşam farklı bir programla vatandaşlarımızı buluşturacağız. Amacımız; çocuklarımızın neşeyle, büyüklerimizin huzurla, ailelerimizin ise birlikte vakit geçirerek Ramazan’ın bereketini hissetmeleridir’’ dedi. Açılış konuşmasının ardından program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Manevi atmosferin hâkim olduğu gecede sanatçı Resul Aydemir sahne alarak seslendirdiği ilahi ve ezgilerle katılımcılara huzur dolu anlar yaşattı. Seymen Gösterisi ile milli kültürün izleri sahneye taşınırken, gölge oyunu ve Bubble Şov özellikle çocuklardan büyük alkış aldı. Eğlenceli yarışmaların düzenlendiği gecede, katılımcılara çeşitli hediyeler takdim edildi. Ramazan ayı boyunca her akşam düzenlenecek etkinliklerle Pursaklar’da manevi atmosfer kültür ve sanatla iç içe yaşanacak. İlçe halkı, Ramazan’ın huzurunu ve coşkusunu Yaşam Merkezi’nde bir arada paylaşmaya devam edecek.
SATKOF ve USTKON’dan üç ülkeyle sağlık ve ticaret diplomasisi atağı
27 Şubat 2026 Cuma - 11:43 SATKOF ve USTKON’dan üç ülkeyle sağlık ve ticaret diplomasisi atağı Guatemala, Hindistan ve Moldova büyükelçiliklerine ziyaret gerçekleştiren SATKOF ve USTKON heyeti, sağlık turizmi ve yatırım alanlarında stratejik iş birliği adımları attı. Sağlık Turizmi Konfederasyonu Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) ile Uluslararası Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu Uluslararası Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (USTKON) heyeti, Guatemala, Hindistan ve Moldova’nın Ankara büyükelçiliklerine resmi nezaket ve iş birliği ziyaretleri gerçekleştirdi. Genel Başkan Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut öncülüğündeki temaslarda sağlık turizmi, medikal yatırım, tarım teknolojileri ve ticaret diplomasisi başlıkları ele alındı. Heyet, Guatemala Büyükelçiliği ziyaretinde Türkiye’nin uluslararası akredite hastaneleri, uzman insan kaynağı, hasta yönlendirme mekanizmaları ve kalite güvence sistemleri üzerine iş birliği imkanlarını değerlendirdi. Tıbbi aromatik bitkiler, bitkisel ekstrakt üretimi ve sürdürülebilir tarım alanında ortak projeler ile Latin Amerika-Türkiye ticaret köprüsünün güçlendirilmesi gündeme geldi. Hindistan temasları kapsamında Hindistan’ın Ankara Büyükelçisi Muktesh Kumar Pardeshi ile bir araya gelen heyet, Hindistan ile sağlık turizmi, medikal teknoloji, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları ile yatırım alanlarında geliştirilebilecek stratejik iş birliklerini ele aldı. Uluslararası akreditasyon standartları, hasta güvenliği, ortak bilimsel kongreler ve medikal cihaz alanında ortaklıklar görüşüldü. Heyet ayrıca Moldova Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek Büyükelçi Dmitri Croitor ile görüştü. Görüşmede sağlık turizmi, hastane iş birlikleri, tarım ve doğal ürünler ile karşılıklı yatırım forumları gündeme alındı. Ziyaretlerin sonunda taraflar, teknik çalışma gruplarının oluşturulması ve önümüzdeki süreçte karşılıklı heyet programları ile yatırım ve sağlık forumlarının planlanması konusunda mutabık kaldı.