Yerel Haberler
Ankara
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:13 Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı merkezlerde güvenlik ‘CANGÖZ Projesi’ ile sağlanacak
26 Şubat 2026 Perşembe - 15:45 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı merkezlerde güvenlik ‘CANGÖZ Projesi’ ile sağlanacak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) arasında "Yapay Zeka Destekli ve Gerçek Zamanlı İzleme, İkaz ve Güvenlik Risklerinin Yönetimi (CANGÖZ) Projesi İş Birliği Protokolü" imzalandı. Sistemle huzurevleri, rehabilitasyon merkezleri, engelli ve yaşlı bakım merkezlerinde şüpheli hareketler, düşme ve bayılma gibi olağan dışı durumlar, yangın anında personel zamanında uyarılarak, erken müdahale sağlanacak. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Savunma Sanayii Başkanlığı arasında Yapay Zeka Destekli ve Gerçek Zamanlı İzleme, İkaz ve Güvenlik Risklerinin Yönetimi (CANGÖZ) Projesi İş Birliği Protokolü imzalandı. Savunma Sanayii Başkanlığı Nuri Demirağ Salonu’nda düzenlenen törenle imzalanan protokol kapsamında CANGÖZ Projesi ilk etapta 27 ilde kullanılmaya başlanacak. Törende konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Bakanlık olarak sundukları hizmetleri günün ihtiyaçlarına göre revize ettiklerini ve geliştirdiklerini vurguladı. Göktaş, "Özellikle korunma ve desteğe ihtiyaç duyan bireyler için riskleri ortaya çıkmadan öngörebilen bir yapı kurmak temel önceliklerimizden biridir. Diğer yandan hizmet sunduğumuz her ortamda güvenlik ve mahremiyet dengesini büyük bir titizlikle koruyoruz. Bugün imzaladığımız bu iş birliği protokolü de sosyal hizmet kapasitemizin teknolojiyle desteklenerek yeni bir eşiğe taşınmasının kıymetli bir adımıdır" diye konuştu. "Kuracağımız yapı sayesinde tüm hizmet birimlerimizde izleme sistemlerini merkezden yönetilebileceğiz" Huzurevleri, rehabilitasyon merkezleri, engelli ve yaşlı bakım merkezleri gibi pek çok hizmet noktasında güvenliğin etkin biçimde sağlanması için izleme sistemlerinin güçlendirilmesi ve merkezi bir yapıya kavuşturulmasının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Göktaş, sözlerine şöyle devam etti: "Bu doğrultuda Savunma Sanayii Başkanlığımızın geliştirdiği yapay zeka destekli erken alarm ve izleme sistemini hizmet birimlerimizde devreye alıyoruz. İlk etapta 27 ilimizde bu sistemi kademeli bir şekilde kuracağız. Yerli savunma sanayi ekosistemi tarafından geliştirilen bu sistemle görüntüleri anlık analiz ederek, riskleri erken tespit edebileceğimiz bir modeli bize sunuyor. Böylece ilgili personel zamanında uyaracak, muhtemel olumsuz bir durumda da erken müdahale sistemimizi devreye alacağız. Ayrıca kuracağımız yapı sayesinde tüm hizmet birimlerimizde izleme sistemlerini merkezden yönetilebileceğiz. Bununla birlikte denetim süreçlerimizi de güçlendirerek; proaktif denetim yaklaşımıyla hizmet kalitesini güvence altına alıyoruz. Görüntü işleme altyapısı; şüpheli hareketleri, düşme ve bayılma gibi olağan dışı durumları tespit edip, yangın ve dumanı algılayacak, anlık alarmla müdahaleyi mümkün kılacak. Bunun yanı sıra, görüntüler sınıflandırılacak. Böylece ihtiyaç duyulan kayıtlara kolay şekilde ulaşılabileceğiz. Yapay zeka altyapısı, ülkemizin sosyo-kültürel yapısını Türk toplumuna özgü beden dili, davranış ve hareket biçimlerini analiz ederek öğrenebilecek kabiliyette olacak. Bu da elimizdeki verilerle eğitilmiş, daha isabetli sonuçlar üreten milli yapay zeka modellerinin geliştirilmesine önemli bir zemin hazırlayacak." "Yapay zeka temelli sistem, savunma sanayii ile sosyal hizmetler arasında güçlü bir sinerji oluşturacak" Ortaya çıkacak kazanımların yalnızca Bakanlıkla sınırlı kalmayacağını da söyleyen Bakan Göktaş, "Yerli ve milli imkanlarla geliştirilecek bu yapay zeka temelli sistem, savunma sanayii ile sosyal hizmetler arasında güçlü bir sinerji oluşturacak. Milli sermayenin yurt içinde kalmasına katkı sağlayacak bu adım, yerli savunma sanayii ekosisteminin yüksek teknoloji alanındaki kabiliyetlerini daha da ileriye taşıyacak. Aynı zamanda ülkemizin yapay zeka alanındaki teknolojik bağımsızlığına, veri güvenliğine ve uluslararası rekabet gücüne de katkılar sunacak" şeklinde konuştu. "CANGÖZ Projesi ile birlikte riski önceden gören, hızlı karar alan ve doğru zamanda harekete geçen bir kurumsal yapıyı daha da güçlendirmiş olacağız" Göktaş, atılan imzanın sosyal hizmetlerde yeni bir güvenlik standardının, yeni bir yönetim kapasitesinin ve yeni bir kamu hizmeti anlayışının ilanı olduğunu aktararak, "CANGÖZ Projesi ile birlikte riski önceden gören, hızlı karar alan ve doğru zamanda harekete geçen bir kurumsal yapıyı daha da güçlendirmiş olacağız. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye Yüzyılı vizyonuyla yürüttüğümüz bu çalışmalarla yerli ve milli imkanlarla insan odaklı hizmet anlayışımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu. SSB Başkanı Haluk Görgün ise, savunma sanayiinin yüksel teknolojinin farklı disiplinlerin koordineli çalışmasını gerektiren, yenilikçi ve inovatif yaklaşımın her an güncel olması gereken bir disiplin olduğunu söyleyerek, "Bu anlamda ülkemizin güzide üniversitelerinde yetişen yaklaşık 100 bin çalışanımızın ortaya koyduğu fedakar çalışmalar neticesinde yakaladığımız bu yüksek teknoloji ürünlerini, ülkemizin aynı anda aynı zamanda teknolojik bağımsızlığına ve ekonomik bağımsızlığına katkı sağlamak adına da yine Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonunda kabiliyeti olan şirketlerimizin sivil alandaki ihtiyaçları karşılamak üzere de faaliyetler yürütülüyor" diye konuştu. Çeşitli birimlerde ihtiyaç duyulan ve hızlı cevap verebilecek projenin hayata geçirilmesinden memnuniyet duyduğunu aktaran Görgün, projenin hayırlara vesile olmasını diledi.
Ankara’da 1 aydır kapalı olan hafriyat döküm sahası açıldığı gün mağdur etti
26 Şubat 2026 Perşembe - 15:28 Ankara’da 1 aydır kapalı olan hafriyat döküm sahası açıldığı gün mağdur etti Ankara’da hafriyat şirketi görevlisi Atilla Tüter, 1 aydır kapalı olan hafriyat döküm sahasında aracının battığını kaydederek, "Bugün döküm sahalarını açtılar. Döküm sahalarına giren araçlarımız battı. Döküm sahalarına şu an araçlar giremiyor. Esnaf olarak itiraz ettik" dedi.   Hafriyat şirketi görevlisi Atilla Tüter, hafriyat döküm sahalarına Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) önce fahiş zam yaptığını, daha sonra zammı geri çekerek yüzde 300’den yüzde 100’e düşürdüğünü belirtti. Tüter, hafriyat kamyonu başına döküm sahalarına 5 bin lira ödediklerini ve hiçbir yardım göremediklerini aktardı. Yıllardır Ankara’da temel hafriyatı ve inşaat atığını taşıyan esnaflardan biri olduğunu ifade eden Tüter, 1 aydır yağış sebebiyle kapalı tutulan döküm sahasının bugün açıldığını, ancak araçlarının battığını belirterek, mağduriyetlerinin giderilmesini ve düzenleme getirilmesini talep etti. "Döküm sahalarına giren araçlarımız battı" Sahaya giren kamyonlardan birinin çamura saplanıp kaldığını aktaran Tüter, "Bizim ABB’ye ödediğimiz ücretlere fahiş bir zam yapıldı. Önce yüzde 300 zam yapıldı, sonra yüzde 100’e çekildi. Ülkemizdeki enflasyon belli, yüzde 20-30. Bu arkadaşlar yüzde 100 zam yaptılar. Encümen kararıyla bunu çıkardılar, direttiler bize. Biz şu an Ankara hafriyat döküm sahalarına araç başı 5 bin lira ile giriyoruz. Bugün 5 bin lirayı karşılayacak bir hizmet alamıyoruz burada. Döküm sahaları çamur, rezalet. 1 aydır yağış var diyorlar. 1 aydır döküm sahalarına giremiyoruz. Bugün döküm sahalarını açtılar. Döküm sahalarına giren araçlarımız battı. Döküm sahalarına şu an araçlar giremiyor. Esnaf olarak itiraz ettik, hakkımızı aramaya başlayınca bugün düzeltmeye başladılar. Ama bu şekilde yürümez. Belediyenin hizmet bedeli altında aldığı para çok fazla" diye konuştu. "Evimize ekmek götürmeye çalışıyoruz" Yaklaşık 20-30 kilometre yol yaparak hafriyat toprağını döküm sahasına getirdiklerini kaydeden Tüter, "ABB sadece düzeltme yapıp, 5 bin lira istiyor. Bize her seferden bin 500 lira para kalıyor. Bunlar nasıl bir para kazanıyorlar da bu döküm sahalarının hali içler acısı halde. Şu anda çok kötü durumdayız, esnaf olarak çalışamıyoruz. Mamak döküm sahasında arabamızın biri devrilmiştir. Arabamızın bütün masrafı bize aittir. Döküm sahasından bize yardım gelmedi. Kepçeyle konuşuyoruz, aracımızı çıkartın diyoruz. Aracımız battı, maddi zararı var, tutanak tutacağız, jandarmaya da bildirdik, zabıtaya da bildirdik. Şikayetlerimizin hepsini söyledik. Buna rağmen aracımı tam 4 saattir burada rehin bıraktılar, çekmediler. Aracımızı kendi imkanlarımızla çekmek zorunda kalıyoruz. Bize de yazık, biz de esnafız. Evimize ekmek götürmeye çalışıyoruz. ABB’nin esnaf için bu tavrı nedir? Ankara’da biz ekmek yiyemiyoruz" ifadelerini kullandı. Fazlı Çolak - Gürkan Sayın
AK Parti’li Çakır 10 ay hapis cezası aldığını iddia eden kanala dava açtı
26 Şubat 2026 Perşembe - 15:19 AK Parti’li Çakır 10 ay hapis cezası aldığını iddia eden kanala dava açtı AK Parti Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, oto hırsızlık, kasten yaralama, tehdit, hakaret gibi suçlardan 10 ay hapis cezası aldığını iddia eden televizyon kuruluşuna 5 milyon TL’lik manevi tazminat davası açtı. AK Parti Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, "oto hırsızlık, kasten yaralama, tehdit, hakaret" gibi suçlardan 10 ay hapis cezası aldığı ve infaz süresinin tamamlandığı iddialarına ilişkin haberler üzerine dava açtı. Çakır’ın Avukatı Fatih Aydın’ın başvurusu üzerine söz konusu haberlere erişim engeli getirilirken, Ufuk Çakır bu iddiaları yayınlayan Halk TV’ye 5 milyon TL’lik manevi tazminat davası açtı. Konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır’ın müdafii Avukat Fatih Aydın’ın talebi üzerine İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 19.02.2026 tarihinde alınan kararla hakkında asılsız iddiaları yayımlayan televizyon kanalı internet sitesi ve Çakır hakkındaki asılsız suçlamaları barındıran haber linklerine erişim engellenmiş ve içeriklerin yayından çıkarılmasına hükmedilmiştir. Hakkındaki tüm suçlamaların asılsız olduğu mahkeme kararıyla kesinleşen Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, şahsına yönelik yapılan bu ağır saldırının cezasız kalmaması adına söz konusu yalan haberleri servis eden iddialar hakkında televizyon kuruluşuna 5 milyon TL’lik manevi tazminat davası açmıştır. Çakır ve avukatları, bundan sonraki süreçte de gerçek dışı beyanlarla kişilik haklarına saldıran her türlü kişi ve kuruma karşı hukuki haklarını en sert şekilde arayacaklarını kamuoyunun bilgisine sunar" ifadelerine yer verildi. Ayrıca Çakır, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na da başvurarak, televizyon kanalı hakkında idari yaptırım uygulanmasını talep etti.
11 ildeki nitelikli dolandırıcılık operasyonunda 17 tutuklama
26 Şubat 2026 Perşembe - 13:49 11 ildeki nitelikli dolandırıcılık operasyonunda 17 tutuklama Adana merkezli 11 ilde nitelikli dolandırıcılık suçuna yönelik düzenlenen operasyonlarda, hesaplarında 1 milyar 200 milyon liralık işlem hacmi bulunan 19 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 17’si çıkartıldıkları mahkemece tutuklandı. İçişleri Bakanlığı, Adana merkezli 11 ilde ‘bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’ suçlarına yönelik jandarma tarafından düzenlenen operasyonlarda hesaplarında 1 milyar 200 milyon liralık işlem hacmi bulunan 19 şüphelinin yakalandığını, şüphelilerden 17’sinin tutuklandığını, 2’si hakkında ise adli kontrol hükümlerinin uygulandığını açıkladı. Yatırım danışmanlığı vaadiyle dolandırdılar Pozantı Cumhuriyet Başsavcılığı ve Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde Adana İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince yürütülen soruşturma kapsamında Adana merkezli olarak Antalya, İstanbul, Ankara, İzmir, Siirt, Samsun, Mardin, Bursa, Şırnak ve Ağrı’da düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin sosyal medya hesapları ile sosyal mesajlaşma grupları üzerinden iletişime geçtikleri kişileri ‘yatırım danışmanlığı’ vaadiyle dolandırdıkları, elde ettikleri suç gelirlerini yatırım, finans ve kripto danışmanlığı adı altında kurulan paravan şirketler üzerinden akladıklarının tespit edildiği bildirildi. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) incelemesi sonucunda şüphelilere ait 1 adet paravan bilişim ve yazılım şirketine, 2 adet konut, 10 adet araç, 17 adet arsa, 692 adet banka ve 8 adet kripto hesabına el konulduğu ifade edildi.
AYM Başkanı Özkaya: "2025 yılında 71 bin 175 başvuruyu sonuçlandırdık"
26 Şubat 2026 Perşembe - 13:00 AYM Başkanı Özkaya: "2025 yılında 71 bin 175 başvuruyu sonuçlandırdık" Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 2025 yılında 64 bin 321 bireysel başvuru yapıldığını, 71 bin 175 başvurunun ise sonuçlandırıldığını belirterek, "Yapılan başvuruları karşılama oranı yüzde 111 olarak gerçekleşti" dedi. Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesinin 2025 yılı faaliyetlerinin değerlendirildiği iftar programına katıldı. Gölbaşı Vilayetler Evi’nde düzenlenen programda AYM Başkanvekili Basri Bağcı ile medya temsilcileri yer aldı. AYM Başkanı Özkaya, mahkemenin 2025 yılı faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2025 yılını geride bırakırken bireysel başvuru ve norm denetimi alanında hak ihlallerinin önlenmesi, anayasal ilkelerin hayata geçirilmesi ve hukuk devletinin güçlendirilmesi yolunda etkin ve verimli bir çalışma yürüttüklerini belirten Özkaya, 2026 yılında da aynı kararlılıkla çalışmalara devam edeceklerini söyledi. "İncelemelerde evrensel hukuk ilkeleri esas alınıyor" Adaletin devleti ayakta tutan, bireyi güven içinde yaşatan ve topluma refah sağlayan asli dayanak olduğunu vurgulayan Özkaya, AYM’nin incelemelerinde uluslararası evrensel yaklaşımların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında kullanılan ilke ve standartların, diğer ülke anayasa mahkemelerinin kararlarının ve yüksek yargı organlarının içtihatlarının titizlikle araştırıldığını belirtti. Bireysel başvurularda dile getirilen ihlal iddialarının dinî, siyasi veya ideolojik kimliğe bakılmaksızın tamamen adalet odaklı bir yaklaşımla değerlendirildiğini ifade eden Özkaya, anayasal sınırlar içinde temel hak ve özgürlüklerin korunup geliştirilmesine hizmet edecek yorum ve yöntemlerin uygulandığını söyledi. ’Dosyalarda "ilk gelen ilk çıkar" ilkesi’ Dosyaların inceleme sırasına ilişkin Özkaya, "Mahkememiz norm denetimi kapsamındaki işlerin incelenmesinde ’ilk gelen ilk çıkar’ ilkesine göre hareket etmektedir. Tabii burada özellikle mahkemelerden itiraz yoluyla gelen işlerde mümkün olduğu ölçüde 5 ay içinde karar vermeye büyük bir özen gösterilmektedir. Aynı şekilde bireysel başvurular da içtüzüğümüzün ’Başvuruların inceleme sırası’ başlıklı maddesi uyarınca geliş sırasına göre incelenerek karara bağlanmaktadır" ifadelerini kullandı. Bireysel başvuruların da geliş sırasına göre incelendiğini ancak başvuruların önemi ve aciliyeti dikkate alınarak Genel Kurul kararıyla belirlenen objektif kriterler çerçevesinde farklı bir sıralama yapılabildiğini belirten Özkaya, "Acil", "Pilot ve Öncü" ve "Çekirdek Haklar" gibi kategoriler oluşturulduğunu ifade etti. Başvurucuların kimliğinden veya niteliğinden dolayı herhangi bir dosyanın geciktirilmesinin söz konusu olmadığını vurgulayan Özkaya, önceliklendirmede tamamen belirlenen kriterlere göre hareket edildiğini söyledi. Yargı organları ve diğer kurumlarla iş birliğine önem verdiklerini dile getiren Özkaya, yüksek mahkemelerle çalıştay ve sempozyumların yanı sıra ortak çalışmalar yürüttüklerini belirtti. 2025 yılında birçok yüksek mahkeme ile görüş alışverişinde bulunduklarını kaydetti. "6 ülkenin yüksek mahkemesiyle iş birliği anlaşması imzaladık" Uluslararası alanda da etkin rol üstlendiklerini ifade eden Özkaya, "32 farklı ülkenin yüksek mahkemeleriyle de bugüne kadar ikili iş birliği anlaşmaları imzalamış bulunmaktayız. Sadece 2025 yılında Mısır, Azerbaycan, Cezayir, Irak, Malezya ve Togo olmak üzere 6 ülkenin yüksek mahkemesiyle iş birliği anlaşması imzaladık. Ayrıca Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliğinin Eğitim ve İnsan Kaynakları Geliştirme Merkezi faaliyetleri kapsamında yaz okulu programlarımızın 13’üncüsünü geçtiğimiz ekim ayında düzenledik. Bu kapsamda bugüne kadar 41 farklı ülkeden 473 katılımcı misafir ettik. Bu etkinliklerde yapılan sunum ve değerlendirmeleri gerekli çeviriler yapılarak, ilgili ülke yüksek yargı organları ile paylaştık" dedi. "2025 yılında 71 bin 175 başvuru sonuçlandırıldı" 2025 yılı istatistiklerini paylaşan Özkaya, "2025 yılında mahkememize 64 bin 321 bireysel başvuru yapıldı. Buna karşılık 71 bin 175 başvuru sonuçlandırıldı. Yani yapılan başvuruları karşılama oranı yüzde 111 olarak gerçekleşti. Verilen karar sayısının yapılan başvuru sayısından fazla olduğunu ortaya koyan bu veriler, artan iş yüküne rağmen Anayasa Mahkemesinin büyük bir özveri ve gayretle çalıştığının göstergesidir. Mahkememize yapılan toplam başvuru sayısı ile sonuçlandırılan toplam başvuru sayısına da değinmek isterim. Uygulamaya girdiği 23 Eylül 2012 tarihinden 31 Aralık 2025’e kadar bireysel başvuru sistemi kapsamında 714 bin 774 başvuru yapıldı. Bunların yaklaşık 623 bin 88’i, yani yüzde 87,2’si karara bağlandı. 91 bin 686 başvuru ise derdest durumdadır" dedi. "2025 en fazla dosyanın sonuçlandırıldığı yıl oldu" 2025 yılında norm denetimi kapsamında 277 başvuru yapıldığını, 278 başvurunun karara bağlandığını ve 472 kuralın Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapıldığını belirten Özkaya, "Böylelikle 2025 yılının norm denetimi kapsamında birleştirme kararları hariç olmak üzere bugüne kadar en fazla dosyanın sonuçlandırıldığı yıl oldu" diye konuştu. Özkaya, siyasi partilere ilişkin mali denetim kapsamında ise 2025 yılında 164 dosyanın sonuçlandırıldığını, parti kapatma davalarına ilişkin 5 dosyanın derdest olduğunu ifade ederek, "Anayasa ile mahkememize verilen görevler arasında siyasi partilere ilişkin kapatma davalarını karara bağlamak da bulunmaktadır. 2025 yılı sonu itibarıyla parti kapatma davalarına ilişkin derdest dosya sayısının 5 olduğunu ifade etmek isterim" dedi. Konuşmasının sonunda Ramazan ayının huzur ve bereket getirmesini temenni eden Özkaya, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulümlerin ve insan hakları ihlallerinin son bulmasını diledi.
AYM Başkanı Özkaya: "Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarının icra süresine ilişkin henüz tamamlanmayan 83 karar bulunuyor"
26 Şubat 2026 Perşembe - 13:00 AYM Başkanı Özkaya: "Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarının icra süresine ilişkin henüz tamamlanmayan 83 karar bulunuyor" Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarının icra süresine ilişkin, icra süreci henüz tamamlanmayan 83 karar bulunduğunu, büyük bölümünde sürecin devam ettiğini, bir kısmında ise teknik sebeplerle gecikme yaşandığını söyledi. Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, 2025 Yılı Değerlendirme Toplantısı kapsamında düzenlenen iftar programının ardından medya temsilcilerinin sorularını cevapladı. AYM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının eksiksiz uygulanmasına ilişkin soruya yanıt veren Özkaya, Anayasa’nın 153. maddesinin açık olduğunu belirterek, kararların bağlayıcılığı konusunda kurallar çerçevesinde bir sorun bulunmadığını söyledi. İcra süreci henüz tamamlanmayan 83 karar bulunduğunu aktaran Özkaya, bunların büyük bölümünde sürecin devam ettiğini, bir kısmında ise teknik sebeplerle gecikme yaşandığını ifade etti. Özkaya, "Kanaatimce ortada sistemsel bir sorun yok. Yorum farklılıkları devreye girebiliyor ancak kurallar bağlamında bir eksiklik görmüyorum" dedi. Bireysel başvurunun kapsamına da değinen Özkaya, AYM’nin yalnızca anayasal teması bulunan temel haklara ilişkin konuları incelediğini vurgulayarak, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki binlerce başvurunun esasa girilmeden reddedildiğini kaydetti. Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında açılan kapatma davasına ilişkin son durumun sorulması üzerine Özkaya, dosyanın kapsamının oldukça geniş olduğunu belirtti. 520 kişi hakkında 4 bin eylemin dava gerekçesi yapıldığını, 451 kişi hakkında siyasi yasak talep edildiğini aktaran Özkaya, 840 sayfalık iddianame, 60 klasör ek ve yaklaşık 200 GB dijital materyal bulunduğunu söyledi. Dosyada 4 raportör görevlendirildiğini ifade eden Özkaya, "Teknik anlamda dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz. Yani tamamlanma sürecine yaklaşılmış durumda. Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemesine başlanmasına gelme durumunda. Çok uzun zaman almadan değerlendirme yapılabilecektir" dedi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin AYM üyeleri hakkında yaptığı suç duyurusuna ilişkin soru üzerine Özkaya, "Anayasa Mahkemesi tarafından herhangi bir sözlü ya da fiili eylemde bulunulmadı. Süreç de zaten devam etmedi. Yani sadece o kararın alınmasıyla kaldı, sonrasında başka bir gelişme olmadı. Anayasa Mahkemesi de bu konuda bir tutum içerisine girmedi" dedi. Can Atalay hakkında verilen üç ayrı AYM kararına değinen Özkaya, "Anayasa Mahkemesinin Can Atalay ile ilgili vermiş olduğu üç kararı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi üyesi olarak bahse konu kararlarda yargısal görüşümüzü ifade ettik. Can Atalay’ın milletvekili olarak yargılanmasının özel usule tabi olduğunun ve Anayasa Mahkemesinin Anayasa’nın 14 ve 83. maddeleri yorumu çerçevesinde milletvekili sıfatı devam ettiği sürece yargılamanın durması gerektiğinin ifade edildiği iki kararın altında imzam var. Oradaki yargısal görüşüm bu. Üçüncü karar ise karar verilmesine yer olmadığı şeklindeydi. Ben orada teknik sebeplerle Anayasa’nın 84 ve 85. maddelerindeki hükümleri gözeterek, Anayasa Mahkemesinin işin esasını inceleyemeyeceğini, karar verilmesine yer olmadığı şeklindeki kararın da aslında işin esasına ilişkin bir karar olduğunu değerlendirdiğim için karşı oy kullandım. Ama mahkememiz çoğunluğu önceki verilen iki ihlal kararını da gözeterek farklı yorumladı. Esasa girerek karar verilmesine yer olmadığı yönünde bir karar tesis etti" diye konuştu. Selahattin Demirtaş hakkında AİHM’in verdiği ihlal kararına ilişkin ise Özkaya, AYM’nin AİHM kararlarının gereğinin yerine getirilip getirilmediğini bireysel başvuru kapsamında incelediğini ancak AİHM kararlarının icrasını temin etme yetkisinin bulunmadığını söyledi. AYM’nin geçmişte kullandığı yürürlüğün durdurulması yetkisine ilişkin soruya da yanıt veren Özkaya, Anayasa ve ilgili kanunlarda bu konuda açık bir hüküm bulunmadığını, mahkemenin geçmişte içtihat yoluyla bu müesseseyi uyguladığını belirtti. 2014’ten bu yana yürürlüğün durdurulması kararı verilmediğini ifade eden Özkaya, bunun müessesenin tamamen terk edildiği anlamına gelmediğini, heyet olarak konunun yeniden değerlendirileceğini söyledi. "Yapay zekâ eylül ayı itibarıyla devreye girecek" AYM’de yapay zekâ kullanımına ilişkin de bilgi veren Özkaya, 2026 yılının Eylül ayı itibarıyla sistemin hayata geçirilmesinin hedeflendiğini açıkladı. İlk aşamada bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesinde yapay zekâdan yararlanılacağını belirten Özkaya, üretilen çıktılara hukuki değer atfedilmeyeceğini, tüm çalışmaların raportörler tarafından kontrol edileceğini vurguladı. Yapay zekânın yalnızca ilk inceleme aşamasında kullanılacağını kaydeden Özkaya, "Bütün bu uygulamalar dosyaların ilk inceleme aşamasında devrede olacak. Dosyanın esasının inceleme aşamasında, yani dosyada ihlal var mı yok mu gibi hukuki değerlendirme gerektiren durumlarda yapay zekânın devrede olması gibi bir husus şu an itibarıyla elbette söz konusu olmayacak" dedi.