Yerel Haberler
Ankara
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:59 Bakan Uraloğlu: "Halkalı-İstanbul Havalimanı arası seyahat süresi 30 dakikaya, Halkalı-Gayrettepe arası ise 57 dakikaya düşecek" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Halkalı-İstanbul Havalimanı-Gayrettepe Hattı’nın Arnavutköy-Halkalı kesimindeki çalışmalarda sona yaklaştıklarını belirterek "Sağlanan entegrasyonlar sayesinde; Halkalı-İstanbul Havalimanı arası seyahat süresi 30 dakikaya, Halkalı-Gayrettepe arası ise 57 dakikaya düşecek" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Halkalı-İstanbul Havalimanı-Gayrettepe Metro Projesi’nin son halkası Arnavutköy-Halkalı Hattı’nda devam eden çalışmalar hakkında açıklamada bulundu. Halkalı-İstanbul Havalimanı-Gayrettepe Metro Projesi’ni Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Metro Hattı ve İstanbul Havalimanı - Halkalı Metro Hattı olarak 2 bölümde planladıklarını belirten Bakan Uraloğlu, "Gayrettepe - İstanbul Havalimanı hattının Kağıthane-İstanbul Havalimanı kesimini 22 Ocak 2023’te, Kağıthane - Gayrettepe arasını ise 29 Ocak 2024 tarihinde hizmete açmıştık. İstanbul Havalimanı - Halkalı Hattı’nın ise 14 kilometrelik Kargo Terminali-Arnavutköy Hastane arasını da 19 Mart 2024 tarihinde devreye almıştık" diye konuştu. Arnavutköy-Halkalı Hattı’nda çalışmalar devam ediyor 17,5 kilometrelik Arnavutköy-Halkalı kesimindeki çalışmalarda sona yaklaştıklarını dile getiren Bakan Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "İstasyonlarda ince işleri bitirdik, peyzaj ve çevre düzenlemelerinde de şu an son rötuşları gerçekleştiriyoruz. Test ve devreye alma çalışmalarında da sona yaklaştık. Bu kesimi de bitirdiğimizde Halkalı-İstanbul Havalimanı-Gayrettepe Metro Projesi adı altında; tamamı yer altında olan metro sınıfında Türkiye’nin en uzun ve en hızlı, dünyanın da en uzunlarından biri olacak 69 kilometrelik bir ring hattını tamamlamış olacağız" şeklinde konuştu. Uraloğlu, hattın tamamının işletmeye alınmasıyla Vezneciler-Sultangazi-Fenertepe Metrosu ile Fenertepe İstasyonu’nda, Bakırköy-Kirazlı-Başakşehir-Kayaşehir Metrosu ile Kayaşehir İstasyonu’nda, Ataköy-İkitelli-Olimpiyat Metrosu ile Olimpiyatköy İstasyonu’nda, Kabataş-Mecidiyeköy-Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt Metrosu ile Halkalı Stadı İstasyonu’nda entegrasyonun sağlanacağını söyledi. "Halkalı-İstanbul Havalimanı arası seyahat süresi 30 dakikaya, Halkalı-Gayrettepe arası ise 57 dakikaya düşecek" Halkalı İstasyonu’nda ise hattın Yenikapı-Kirazlı-Halkalı Metrosu ile MARMARAY ile entegre olacağını ifade eden Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Sağlanan bu entegrasyonlar sayesinde; Halkalı-İstanbul Havalimanı arası seyahat süresi 30 dakikaya, Halkalı-Göktürk arası 43 dakikaya, Halkalı-Kağıthane arası 54 dakikaya, Halkalı-Gayrettepe arası 57 dakikaya, Küçükçekmece-Kemerburgaz süresi 50 dakikaya, Başakşehir (Metrokent)-Kağıthane arası ise 48 dakikaya düşecek."
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:00 Bakan Fidan, Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Toplantısı için Berlin’e gidiyor Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 18 Mayıs’ta Almanya’ya resmi ziyaret gerçekleştirecek. Berlin’de düzenlenecek Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Üçüncü Toplantısı’nda ikili ilişkilerden savunma sanayiine, Türkiye-AB ilişkilerinden bölgesel gelişmelere kadar geniş bir gündemin ele alınacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Üçüncü Toplantısı" kapsamında 18 Mayıs 2026 tarihinde Almanya’ya resmi ziyaret gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan ile Almanya Federal Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un eş başkanlıklarında Berlin’de düzenlenecek toplantı kapsamında "İkili İlişkiler", "Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri", "Güvenlik ve Savunma" ile "Bölgesel Meseleler" başlıklı çalışma grupları bir araya gelecek. Çalışma gruplarının hazırlayacağı raporların daha sonra bakanlara sunulacağı aktarıldı. Kaynaklar, Bakan Fidan’ın görüşmelerde Türkiye ile Almanya arasında son dönemde yoğunlaşan üst düzey temasların ikili ilişkilerde oluşturduğu yapıcı atmosfer ve güçlenen diyalogdan duyulan memnuniyeti ifade etmesinin beklendiğini kaydetti. Bakan Fidan’ın ayrıca Stratejik Diyalog Mekanizması’nın, ikili ilişkilerin stratejik boyutunun değerlendirilmesi ile dışişleri bakanlıkları arasındaki iş birliği ve eş güdümün güçlendirilmesi açısından önemli bir zemin oluşturduğunu vurgulamasının öngörüldüğü belirtildi. Ekonomik ilişkiler ve savunma sanayii iş birliği ele alınacak Kaynaklar, görüşmelerde iki ülke arasındaki güçlü ticari ve ekonomik ortaklığın geliştirilmesi ile karşılıklı yatırımların artırılmasına yönelik imkanların değerlendirileceğini ifade etti. Bakan Fidan’ın, bağlantısallık, yüksek teknoloji, dijitalleşme ve yeşil enerji alanlarındaki mevcut iş birliğinin daha ileri seviyeye taşınmasına yönelik iradeyi vurgulamasının beklendiği aktarıldı. Önümüzdeki dönemde düzenlenecek Enerji Forumu ile Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi toplantılarının, 60 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi doğrultusunda ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlayacağının da görüşmelerde gündeme gelmesi bekleniyor. Kaynaklar, Avrupa’yı Türkiye üzerinden Orta Doğu, Güney Kafkasya ve Orta Asya’ya bağlayan bağlantısallık projelerinin iş birliği açısından önemli bir potansiyel barındırdığının da vurgulanacağını belirtti. Görüşmelerde ayrıca Türkiye ile Almanya arasındaki askeri ilişkiler ve savunma sanayii alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik ortak projelerin ele alınacağı kaydedildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Almanya Başbakanı Friedrich Merz arasında varılan mutabakat doğrultusunda, Beşinci Savunma Sanayii İş Birliği Toplantısı’nın 2026 yılı içerisinde düzenlenmesinin de gündemde olduğu bildirildi. Türkiye-AB ilişkileri ve bölgesel gelişmeler gündemde olacak Kaynaklara göre, Bakan Fidan’ın görüşmelerde Türkiye-AB ilişkilerinin kapsamlı, kurumsallaşmış ve çok katmanlı bir iş birliği anlayışı temelinde ilerletilmesi gerektiğini vurgulaması bekleniyor. Bu çerçevede, Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelerin başlatılması ile Vize Serbestisi Diyaloğu’nun yeniden canlandırılmasının önemine dikkat çekileceği ifade edildi. Kaynaklar, Almanya’nın Gümrük Birliği’nin güncellenmesine vereceği desteğin, Türkiye-Almanya ekonomik ortaklığının tüm potansiyelinin ortaya çıkarılması açısından kritik önem taşıdığının altının çizileceğini aktardı. Görüşmelerde ayrıca Avrupa güvenliği, Ukrayna-Rusya savaşı, Orta Doğu’daki gelişmeler ve Gazze’deki durumun da ele alınacağı belirtildi. Bakan Fidan’ın, Türkiye’nin stratejik ağırlığı, kabiliyetleri ve jeopolitik konumunu göz ardı eden bir Avrupa güvenlik stratejisinin eksik kalacağını ifade etmesinin beklendiği kaydedildi. Kaynaklar, Türkiye’nin AB öncülüğündeki güvenlik ve savunma girişimlerine dahil edilmesinin gerekliliğinin vurgulanacağını belirtti. Öte yandan Bakan Fidan’ın, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin sağlanması ve bölgesel istikrarın tesisine yönelik çok taraflı çabaların önemine dikkat çekmesinin beklendiği ifade edildi. Kaynaklar, Türkiye’nin İran ile ABD arasındaki savaşın kalıcı olarak sonlandırılmasına yönelik çabalara desteğini sürdüreceğini yinelemesinin öngörüldüğünü aktardı. Ukrayna ile Rusya arasındaki doğrudan görüşmelerin savaşın adil ve kalıcı çözümü açısından önemine işaret edilmesi ve Türkiye’nin taraflar arasındaki diyaloğun yeniden tesisi için ilgili aktörlerle eş güdüm içinde çalışmayı sürdüreceğinin vurgulanması bekleniyor. Bakan Fidan’ın ayrıca İsrail’in yayılmacı politikalarının bölgedeki istikrarsızlığın başlıca nedenlerinden biri olduğunu ifade etmesi ve Netanyahu hükümetinin Gazze’de ateşkes ihlallerini yoğunlaştırdığına dikkat çekmesinin öngörüldüğü belirtildi. Kaynaklar, uluslararası toplumun bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanması amacıyla daha etkin sorumluluk üstlenmesinin önemine vurgu yapılacağını kaydetti.
17 Mayıs 2026 Pazar - 11:20 ‘Milli Aile Haftası’ kapsamında 81 ilde aile odaklı programlar düzenlenecek Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca, ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ kapsamında bu yıl ilk kez kutlanacak ‘Milli Aile Haftası’nda Türkiye genelinde çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Aile ve Sosyal Hizmetleri Bakanlığı tarafından, 2026-2035 dönemini kapsayan ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Mayıs 2025’te ilan edildiği hatırlatıldı. 10 yıllık dönemde hayata geçirilecek stratejik öncelikleri ortaya koyan ‘Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi’ 2 Mayıs 2026’ta Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe girdi. Bu kapsamda insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yükselen Türkiye vizyonu kapsamında, her yıl mayıs ayının son haftası ‘Milli Aile Haftası’ olarak kutlanacak. Kurban Bayramı vesilesiyle bu yıl 25-31 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek hafta kapsamında, Türkiye genelinde kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve ailelerin katılımıyla çeşitli programlar düzenlenecek. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı il müdürlükleri ekipleri de huzurevleri, çocuk evleri ve çocuk evi siteleri gibi 7 gün 24 saat hizmet veren kuruluşların yanı sıra engelli aileleri, şehit yakınları ve gazi aileleri, koruyucu aileler ile evlat edinmiş ailelere ziyaretlerde bulunacak. Ziyaretlerde, Bakanlığın hizmet modelleri arasında yer alan aile danışmanlığı, evlilik öncesi eğitim, koruyucu aile, evlat edinme, ALO 183 hizmetlerine ilişkin bilgi verilecek. ‘Üç Kuşak Bir Sofra’ buluşmaları kapsamında aynı aileden üç kuşağı bir araya getiren bayram sofraları kurulacak. Bayramın bereketi ve sevinci sofralardan gönüllere, gönüllerden kuşaklara akacak. Öte yandan, ‘Milli Aile Haftası’ kapsamında yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik de çeşitli etkinlikler düzenlenecek.
HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Asgari ücret tespit komisyonu’nun yapısı ivedilikle düzenlenmelidir"
24 Şubat 2026 Salı - 10:48 HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Asgari ücret tespit komisyonu’nun yapısı ivedilikle düzenlenmelidir" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısına ilişkin düzenlemelerin asgari ücret toplantısından önce yapılmasını ısrarla, ivedilikle talep ediyoruz" dedi. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, iftar programı kapsamında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arslan, ev işçileri, asgari ücret tespit komisyonunun yapısı başta olmak üzere çalışma hayatındaki birçok konuyu ele aldı. "Mutlaka Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının yeniden değerlendirilmesini istiyoruz" Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na ilişkin konuşan Arslan, işverenle hükümetin belirlediği asgari ücretin, taleplerini karşılamaktan uzak olduğunu belirterek, "Hükümetimize Sayın Bakan’a buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz. Mutlaka Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve diğer konfederasyonların talepleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesini istiyoruz ve bu yıl Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantısından önce bu düzenlemelerin yapılmasını ısrarla, ivedilikle talep ediyoruz" açıklamasında bulundu. Arslan, 22 Ekim 2025’te HAK-İŞ Konfederasyonu’nun kuruluşunun 50’inci yılına girdiğini ve 2026 yılı 22 Ekim tarihine kadar 50’inci yıl kapsamında çeşitli etkinliler düzenleyeceklerini dile getirdi. 1 Mayıs Uluslararası Birlik Mücadele Dayanışma Günü’nü bu yıl Bursa’da gerçekleştireceklerini söyleyen Arslan, bu yılki 1 Mayıs etkinliklerine Sudan İşçi Hareketi’nin liderlerini de Türkiye’de buluşturacaklarını kaydetti. "Ev işçilerinin meslek standartlarının tespiti konusunda çalışmalarımız devam ediyor" Arslan, TÜİK’in verilerine göre Türkiye’de ev eksenli çalışanların sayısının yaklaşık olarak 1 milyon 310 bin civarında olduğunu ve bunların yüzde 95’inden fazlasının ise kadınlardan oluştuğunu ifade etti. Ev işçilerinin sosyal güvenlik sisteminde meslek karşılıklarının olmamasından ötürü işçi sayılmadıklarını ve sosyal güvenlik sisteminde yer alamadıklarını kaydeden Arslan, bu kapsamda ev işçilerinin sistemde yer almaları için kampanya yürüttüklerinin altını çizdi. Arslan, ev işçilerinin çalışma hayatındaki şartlarının iyileştirilmesi ve sisteme dahil edilmesi konusunda HAK-İŞ’in liderlik ettiğini söyleyerek, "HAK-İŞ olarak, sendikalarımızla da işbirliği yaparak bu çalışanlarımızın tamamına yakını maalesef sosyal güvenlik sisteminden tam olarak yararlanamıyorlar. İşçi sayılmadıkları için iş kanunu kapsamına girip sendikalara üye olamıyorlar. Sosyal güvenlik sistemi eksik olduğu için sadece sosyal güvenlikte o da belli sayıda işçi olursa iş kazalarına yönelik bir sigorta sistemi var. Onun dışında emeklilikle ilgili maalesef sisteme dahil değiller. Dolayısıyla hem uzun vadeli sosyal güvenlik haklarından yararlanmak, iş kanunu kapsamına girip, işçi sayılması ve sendikalara üye olmalarını sağlamak adına bir kampanya yürütüyoruz. İki ile yakındır bu kampanyayı yürütüyoruz. Konfederasyonumuz liderlik yapıyor. Çalışma Bakanlığı ile koordineli çalışıyoruz. Bakanlığın pek çok birimiyle ortak çalışmaları yürüttük. Başta Mesleki Yeterlilik Kurumu olmak üzere bunların meslek standartlarının tespiti konusunda çalışmalarımız devam ediyor" dedi. Suriyeli işçilerin Türkiye’deki durumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Arslan, Suriyeli olup Türkiye’de çalışma izni olan ve ülkesine geri dönmek isteyen işçilerin Türkiye’de yaptığı çalışmaların karşılığının olmadığını ve bu sorunun çözümü için ise Türkiye ile Suriye arasında Sosyal Güvenlik Anlaşması imzalanması gerektiğini vurguladı.
Bakan Göktaş: "AEP’ten ‘2025 Aile Yılı’nda 1,1 milyon vatandaşımız yararlandı"
24 Şubat 2026 Salı - 10:23 Bakan Göktaş: "AEP’ten ‘2025 Aile Yılı’nda 1,1 milyon vatandaşımız yararlandı" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Aile kurumunun güçlendirilmesi ve sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi amacıyla yürüttüğümüz AEP’ten ‘2025 Aile Yılı’nda 1,1 milyon vatandaşımız yararlandı" dedi. Bakan Göktaş, aile kurumunun güçlendirilmesi ve sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi amacıyla yürütülen Aile Eğitim Programı’ndan (AEP) ‘2025 Aile Yılı’nda 1,1 milyon vatandaşın yararlandığını açıkladı. Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada ‘Aile Yılı’ etkinlikleri kapsamında doğurganlık hızının artırılması, evliliğin teşvik edilmesi, anne baba olma becerilerinin güçlendirilmesi gibi ülke genelinde birçok başlıkta eğitim ve farkındalık çalışmaları yürüttüklerini belirtti. Ailenin, toplumsal hayatta çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldığını aktaran Göktaş, ailelerin bu sorunlarla baş edebilmesi için çözüm üretme kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bakan Göktaş, ailenin varlığını ‘güçlü ve sağlıklı’ şekilde sürdürebilmesi için insan merkezli ve koruyucu, önleyici yaklaşımın esas alındığı politikaları hayata geçirdiklerini belirterek, aile bütünlüğünün ve evlilik kurumunun güçlendirilmesi konusunda eğitim, danışmanlık ve sosyal uyum gibi faaliyetler yürüttüklerini kaydetti. "AEP’ten ‘2025 Aile Yılı’nda 1,1 milyon vatandaşımız yararlandı" Aile ve toplumu tehdit eden sorunları tespit ederek, toplumsal duyarlılığı geliştirici çalışmalar ortaya koyduklarını ve yetişkinlere yönelik eğitim programları uyguladıklarını bildiren Göktaş, şu ifadeleri kullandı: "Aile Eğitim Programı aracılığıyla, ailelerin ve aileyi oluşturan bireylerin, yaşam boyu değişen rollerine, ilgilerine, gelişim dönemi görevlerine uyum sağlamalarını kolaylaştırmaya, aile içinde üstlendikleri rollerle ilgili becerilerini ve bilgilerini geliştirmeye, yaşam kalitesini zenginleştirmeye katkı sağlıyoruz. Aile kurumunun güçlendirilmesi ve sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi amacıyla yürüttüğümüz AEP’ten ‘2025 Aile Yılı’nda 1,1 milyon vatandaşımız yararlandı. Programın başlangıcından yani 2013’ten bu yana ise 6,2 milyon kişi eğitim aldı." 5 farklı alandan oluşuyor Göktaş, AEP’in aile eğitimiyle ilgili temel ihtiyaçların dikkate alınarak ‘eğitim ve iletişim’, ‘sağlık’, ‘hukuk’, ‘iktisat’ ve ‘medya’ olmak üzere 5 farklı alandan ve 210 konudan oluştuğunu, içeriklerinin ve yöntemlerinin güncel ihtiyaçlar doğrultusunda güncellendiği bilgisini verdi. "Medya alanındaki modüllerle, güvenli dijital ortamların oluşturulmasına yönelik bilgilendirme yapılıyor" Program kapsamında eğitim ve iletişim alanındaki modüllerle, ailelere yaşamın farklı dönemlerinde karşılaşabilecekleri sorunlar ve bu sorunlarla baş etme yöntemlerine ilişkin eğitimler verildiğini bildiren Göktaş, şu ifadelere yer verdi: "Medya alanındaki modüllerle, dijitalleşmenin aile yapısı üzerindeki etkileri, çocuklar ve gençlerin karşılaşabileceği riskler ile güvenli dijital ortamların oluşturulmasına yönelik bilgilendirme yapılıyor. Hukuk alanındaki modüllerle, aile hukukuna ilişkin aile bireylerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin temel bilgi ve becerilerin kazandırılması hedefleniyor. Sağlık alanındaki modüllerle, sağlıklı yaşama ve hastalıklardan korunma, sağlık okuryazarlığı ve bağımlılıkla mücadele gibi konularda farkındalık oluşturuluyor. İktisat alanındaki modüllerle ise ailelerin mevcut kaynaklarını verimli kullanmaları ve aile bütçesinin sürdürülebilir şekilde yönetilmesine yönelik bilgilendirme yapılıyor." AEP’in, aileyi daha bütüncül ele aldığını ifade eden Göktaş, programda farklı modülleri içerisinde çocuk gelişimi, etkili ve yetkin anne baba olmak, evlilik hayatı, aile içi iletişimin temel unsurları, okul aile ilişkileri ve değerlerin edinilmesinde ailenin rolü gibi aile hayatına dair pek çok başlığa da yer verildiğini aktardı. Göktaş, Aile Eğitim Programı’ndan vatandaşların, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri ile Sosyal Hizmet Merkezleri aracılığıyla ücretsiz yararlanabildiğini ifade etti.
Uzmanından uyarı: "Boy uzatma ameliyatı, doğru hastada uygulanması gereken ciddi bir ortopedik tedavidir"
24 Şubat 2026 Salı - 10:16 Uzmanından uyarı: "Boy uzatma ameliyatı, doğru hastada uygulanması gereken ciddi bir ortopedik tedavidir" Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Zafer Atbaşı, boy uzatma ameliyatının estetik bir müdahale olarak bilinse de kapsamlı bir ortopedik tedavi yöntemi olduğunu belirterek, "Boy uzatma ameliyatı, doğru hasta grubunda uygulanması gereken ciddi bir ortopedik tedavidir" dedi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Zafer Atbaşı, boy uzatma ameliyatının belirli tıbbi ve fonksiyonel gereklilikler doğrultusunda değerlendirildiğini söyledi. Atbaşı, "Bu ameliyat en sık iki bacak arasında belirgin uzunluk farkı bulunan kişilerde; doğuştan ya da sonradan gelişen iskelet sistemi bozukluklarında ve çocukluk çağında geçirilen hastalıklar veya travmalar sonrası oluşan kısalıklarda gündeme gelir. Ayrıca ciddi boy kısalığına bağlı olarak yürüme bozukluğu ile bel, kalça veya diz ağrıları gelişen hastalarda da tedavi seçeneği olarak değerlendirilebilir. Bazı hastalarda ise fiziksel kısalığın yol açtığı psikolojik etkiler sosyal yaşamı ve özgüveni olumsuz yönde etkileyebilir" açıklamalarında bulundu. "Radyolojik görüntüleme ile ihtiyaç netleşiyor" Teşhis sürecinde hastanın kemik yapısı, eklem durumu, kas dengesi ve genel sağlık durumunun ayrıntılı şekilde incelendiğini belirten Doç. Dr. Atbaşı, "Radyolojik görüntüleme ve ölçüm analizleriyle boy uzatmaya gerçekten ihtiyaç olup olmadığı netleştirilir. Uygun hastalarda tedavi, kemiğin kontrollü şekilde uzatılması ve vücudun yeni kemik dokusu oluşturmasının sağlanması prensibine dayanır" diye konuştu. "Boy uzatma ameliyatı, doğru hastada uygulanması gereken ciddi bir ortopedik tedavidir" Doç. Dr. Atbaşı, boy uzatma ameliyatında estetik kaygılardan ziyade fonksiyonel dengeyi sağlamayı ve hastanın yaşam kalitesini artırmayı hedeflediklerini belirterek, şunları söyledi: "Boy uzatma ameliyatı, doğru hasta grubunda uygulanması gereken ciddi bir ortopedik tedavidir. Erken teşhis ve doğru zamanda planlanan tedavi, sürecin daha konforlu ilerlemesine ve elde edilen sonucun daha sağlıklı ve kalıcı olmasına katkı sağlar."
19 ülke ve Arap Ligi ile İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan ortak açıklama
23 Şubat 2026 Pazartesi - 23:11 19 ülke ve Arap Ligi ile İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan ortak açıklama 19 ülkenin dışişleri bakanları ile Arap Ligi ve İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterleri tarafından yapılan ortak açıklamada, "İsrail’in Batı Şeria üzerindeki hukuka aykırı kontrolünü kapsamlı biçimde genişleten bir dizi kararı en güçlü şekilde kınıyoruz" denildi. Türkiye Cumhuriyeti, Brezilya Federatif Cumhuriyeti, Danimarka Krallığı, Endonezya Cumhuriyeti, Fransa Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Finlandiya Cumhuriyeti, İspanya Krallığı, İsveç Krallığı, İrlanda, İzlanda Cumhuriyeti, Katar, Lüksemburg Büyük Dukalığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Norveç Krallığı, Portekiz Cumhuriyeti, Slovenya Cumhuriyeti, Suudi Arabistan Krallığı ve Ürdün Haşimi Krallığı’nın dışişleri bakanları ile Arap Ligi ve İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterleri tarafından İsrail’in Batı Şeria’daki tutumu hakkında ortak basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, "İsrail’in ahiren aldığı, Batı Şeria üzerindeki hukuka aykırı kontrolünü kapsamlı biçimde genişleten bir dizi kararı en güçlü şekilde kınıyoruz" denildi. İsrail’in işgalci tutumunun kınandığı belirtilen açıklamada, "Bu değişiklikler geniş kapsamlı olup, Filistin topraklarını İsrail’in sözde ‘devlet arazisi’ olarak yeniden sınıflandırmakta, yasa dışı yerleşim faaliyetlerini hızlandırmakta ve İsrail idaresini daha da derinleştirmektedir. İsrail’in yasa dışı yerleşimleri ve bunları ilerletmeyi amaçlayan kararlarının Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin önceki kararları ve Uluslararası Adalet Divanı’nın 2024 tarihli istişari görüşü de dahil olmak üzere uluslararası hukukun bariz bir ihlali olduğu konusunda net bir görüşe sahibiz. Bu son kararlar, sahadaki gerçekliği değiştirmeyi ve kabul edilemez fiili ilhakı ilerletmeyi amaçlayan açık bir gidişatın parçasıdır. Ayrıca Gazze için 20 maddelik plan da dahil olmak üzere bölgede barış ve istikrara yönelik devam eden çabaları zayıflatmakta ve anlamlı bir bölgesel entegrasyon umudunu tehdit etmektedir. İsrail hükümet’ne bu kararları derhal geri alması, uluslararası yükümlülüklerine riayet etmesi ve işgal altındaki Filistin topraklarının hukuki ve idari statüsünde kalıcı değişikliklere yol açacak adımlardan kaçınması çağrısında bulunuyoruz. Söz konusu kararlar, E1 projesinin onaylanması ve ihalesinin yayımlanmasıyla İsrail’in yerleşim politikasında benzeri görülmemiş hızlanmanın ardından alınmıştır. Bu tür eylemler, Filistin Devleti’nin yaşayabilirliğine ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesine yönelik kasıtlı ve doğrudan bir saldırıdır. Bu bağlamda 1967’den bu yana işgal altında bulunan Filistin topraklarının Doğu Kudüs de dahil olmak üzere demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik tüm tedbirleri reddettiğimizi yineliyoruz. Her türlü ilhaka karşıyız. Batı Şeria’daki endişe verici tırmanış karşısında İsrail’e, Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddetine son vermesi ve sorumluları hesap verebilir kılması çağrısında bulunuyoruz. Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerin genişlemesine, zorla yerinden etme politikalarına ve ilhak tehditlerine karşı uluslararası hukuka uygun olarak somut adımlar atma konusundaki kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz. Tarihe dayanan Haşimi himayesinin özel rolünü tanıyor; mübarek Ramazan ayında Kudüs ve Kudüs’teki kutsal mekânlardaki tarihi ve hukuki statükonun korunmasının önemini vurguluyoruz. Bölgesel istikrar için bir tehdit oluşturan Kudüs’te statükoya yönelik tekrarlanan ihlalleri kınıyoruz. Bakanlar, İsrail’in Filistin Yönetimi’ne ait alıkonulan vergi gelirlerini derhal serbest bırakması çağrısında bulunmaktadırlar. Paris Protokolü uyarınca Filistin Yönetimi’ne aktarılması gereken bu gelirler, Gazze ve Batı Şeria’daki Filistin halkına temel hizmetlerin sağlanması açısından hayati öneme sahiptir. 4 Haziran 1967 sınırları temelinde Arap Barış Girişimi ve ilgili BM kararları doğrultusunda Ortadoğu’da iki devletli çözüme dayalı adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışa ulaşma konusundaki sarsılmaz bağlılığımızı yineliyoruz. New York Bildirisi’nde de ifade edildiği üzere İsrail-Filistin ihtilafının sona erdirilmesi bölgesel barış, istikrar ve entegrasyon için şarttır. Bölge halkları ve devletleri arasında bir arada yaşama ancak ve ancak bağımsız, egemen ve demokratik bir Filistin Devleti’nin hayata geçirilmesiyle mümkün olacaktır" ifadelerine yer verildi.
AK Parti’den Suriye ve Gazze için Ramazan seferberliği
23 Şubat 2026 Pazartesi - 19:49 AK Parti’den Suriye ve Gazze için Ramazan seferberliği AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı, Ramazan ayında Balkanlar, Suriye ve Gazze’de iftar organizasyonları düzenliyor. AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı, Ramazan ayında yurt içindeki sosyal dayanışma çalışmalarının yanı sıra Balkanlar, Suriye ve Gazze’de yürütülecek iftar organizasyonları için kapsamlı bir çalışma başlattı. AK Partili belediyelerin organizasyonu ve koordinasyonuyla Balkanlar, Suriye’de ve Gazze’de Ramazan boyunca her gün düzenli iftar sofraları kurulacak. Bereket sofralarıyla milyonlarca insana sıcak yemek ulaştırılması, temel gıda ihtiyaçlarının karşılanması ve Ramazan’ın manevi atmosferinin kardeş topluluklarla birlikte yaşanması hedefleniyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Demir, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunun bu yıl da sınırları aşarak gönül coğrafyasına taşınacağını açıkladı. Türkiye’nin dört bir yanında kurulan iftar sofralarının bu yıl daha geniş bir dayanışma ağıyla sürdürüleceğini belirten Demir, aynı zamanda savaşın ve insani krizlerin etkilediği bölgelerde de büyük çaplı organizasyonlar gerçekleştirileceğini ifade etti. Özellikle Gazze’de yaşanan ağır insani tabloya dikkat çeken Demir, saldırılar altında yaşam mücadelesi veren sivillerin hiçbir şartta yalnız bırakılmayacağını vurguladı. Ramazan ayı boyunca Türkiye genelinde kurulan iftar ve sahur programlarının kapsamının daha da genişletileceğini belirten Demir, bu dayanışma halkasının Suriye ve Gazze’yi de içine alacak şekilde büyütüleceğini ifade etti. Demir, Balkanlar, Gazze ve Suriye’de Ramazan süresince iftar programlarının kesintisiz şekilde devam edeceğini ve geniş kitlelere ulaşılacağını kaydederek, mazlum coğrafyalarla dayanışma bilincinin güçlü şekilde ortaya konulacağını söyledi. Dayanışmanın sınır tanımadığını vurgulayan Demir, "AK Partili belediyeler olarak Türkiye’nin dört bir yanında kurduğumuz sofraları gönül coğrafyamıza da taşıyoruz. Bu kapsamda Konya’nın Şam merkezde, Erzurum’un Lazkiye’de, Gaziantep’in Halep merkezde ve Çorum’un Rif Şam Yarmuk’ta, Sultanbeyli’nin Bosna-Hersek’te gerçekleştirdiği iftar programlarıyla birlikte birçok belediyemiz de Ramazan boyunca iftar programları gerçekleştirecek şekilde Suriye’de ve Gazze’de belediyelerimiz aracılığıyla bereket sofraları, gönül sofraları kuruyoruz. Yine Balkanlar’da Bulgaristan, Yunanistan ve Kuzey Makedonya’da da iftar çadırları kuruyoruz. Trabzon ve Rize Belediyelerimiz Batum’da iftar sofrası kuruyorlar. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu tüm kardeşlerimizle birlikte yaşatmak için bir seferberlik başlattık. Özellikle İsrail tarafından sistemli bir soykırıma maruz bırakılan mazlumlar diyarı Gazze’de bayrama kadar iftar sofraları kuruyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla hazırlayacağımız bu gönül sofraları, yarınlara uzanan kardeşlik köprümüzün en güçlü temellerini oluşturacaktır" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler, hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir"
23 Şubat 2026 Pazartesi - 19:44 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler, hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir. Üniversiteler 86 milyonun evlatlarınındır, halkındır, aziz milletimizindir. Üniversiteler zenginlerin, elitlerin olduğu kadar gariban çobanın, çiftçinin, kapıcının, esnafın, işçinin, inşaat ustasınındır, onların çocuklarınındır" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, üç haftalık aranın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ilk kez katıldığı toplantı sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan gündeme dair açıklamalarda bulundu. Açıklanmasında ’Terörsüz Türkiye’ sürecinden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehit yakınlarının terörün kalıcı olarak bitmesi için yürütülen çalışmalara sahip çıktığını söyledi. "Anne babaları çocuklarının, torunlarının ellerinden tutup Külliyemizdeki etkinliklere katılmaya davet ediyorum" Ramazan ayının hayatın yoğun ve yorucu meşgalesinden kurtulup berraklaşmak için çok önemli bir fırsat olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İlkini şehit yakınlarımızla yaptığımız iftar programlarımız her kesimden insanımızla buluşma, paylaşma, kaynaşma vesilesi haline geliyor. AFAD’ımız, Kızılay’ımız, Türkiye Diyanet Vakfı’mız ve diğer kurumlarımız hem ülkemizdeki ihtiyaç sahiplerine el uzatıyor hem de başta Gazze olmak üzere yurt dışındaki mazlumlara yardım ulaştırıyor. Deprem bölgesinde ‘Yeni Evim İlk İftarım’ programımızla yuvalarına yerleşen depremzede kardeşlerimizin iftar sevincini paylaşıyoruz. Bakanlığımızın genelgesi doğrultusunda okullarımızda gönüllülük esasına dayalı birbirinden güzel etkinlikler düzenleniyor. Sevgili yavrularımızın tüm kara kampanyalara rağmen bu Ramazan’ı bir başka coşkuyla idrak ettiklerini memnuniyetle müşahede ediyoruz. Okul bahçelerinde neşeyle koşturan, ışıl ışıl gözleri ve gülen yüzleriyle camilerimizi birer gül bahçesine çeviren tüm çocuklarımızın tek tek alınlarından öpüyorum. Rabbim hepsini nazarlardan saklasın diyorum. Belediyelerimiz bu konuda liderliği zaten kimseye bırakmıyor. Partimizin her birimi görev alanı içinde çok anlamlı faaliyetlere imza atıyor. Geçen yıl başlattığımız ve milletimizden büyük rağbet gören ’Külliye’de Ramazan’ programını bu sene de devam ettiriyoruz. Arkadaşlarımız kitap stantlarından çocuk etkinliklerine, konferanslardan konserlere her yaştan insanımızın ilgisini çekecek, özellikle çocuklarımızın heyecanına heyecan katacak dolu dolu bir program hazırladı. Bilhassa hafta sonları anne babaları çocuklarının, torunlarının ellerinden tutup Külliyemizdeki etkinliklere katılmaya davet ediyorum" ifadelerine yer verdi. "Şu an dünyada bir Türkiye rüzgarı esiyor" Son Kabine Toplantısı’ndan sonra iç siyasette ve dış politikada oldukça yoğun bir gündem içerisinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel düzeyde gerilimlerin tırmandığı bir dönemde özellikle de Türkiye olarak barışı, diyaloğu, müzakereyi merkeze alan politikamızla krizlerin sıcak çatışmaya dönüşmeden çözümü için çaba harcıyoruz. Tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, gerektiğinde cenk meydanlarında yazdığı destanlarıyla büyük bir milletin mensubu olduğumuzu unutmadan dünyanın neresinde olursa olsun hakkı savunuyor, adaleti savunuyor, kimseden çekinmeden doğruları cesaretli bir şekilde dile getiriyoruz. Ülkemizin hadiseler karşısındaki dik duruşu, yürekli, cesur, samimi ve ilkeli duruşu herkes tarafından takdirle takip ediliyor. Şunu aziz milletimizin ve bölgemizdeki herkesin çok iyi bilmesini istiyorum. Dünya sisteminde şiddetli depremlerin yaşandığı günümüzde Türkiye’nin yegane amacı dostlarının sayısını artırmak, yeni dostlar kazanmaktır. Anlaşmazlıklardan düşmanlık üretmek gayretinde değiliz. İhtilafları büyütmenin sorunları derinleştirmenin hesabı içinde değiliz. Ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterirken, herkesten de bizim hak ve hukukumuza saygılı davranmalarını bekliyoruz. Daha önce de söylediğim gibi şu an dünyada bir Türkiye rüzgarı esiyor. Türkiye’nin ne düşündüğü, ne yaptığı, yeni gelişmeler karşısında nerede durduğu, hangi adımları atacağı merak ediliyor" açıklamasında bulundu. "Milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler, hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir" Boğaziçi Üniversitesi’nde 13 Şubat’ta katıldığı açılış programını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunu önemle ifade etmek isterim; milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir. Üniversiteler 86 milyonun evlatlarınındır, halkındır, aziz milletimizindir. Üniversiteler zenginlerin, elitlerin olduğu kadar gariban çobanın, çiftçinin, kapıcının, esnafın, işçinin, inşaat ustasınındır, onların çocuklarınındır. Giriş kapısına ikna odalarının kurulduğu, kılık kıyafetlerinden dolayı genç kızların içeri alınmadığı, katsayı zulmüyle meslek liselerinin önünün kesildiği, klan dayanışmasıyla unvanların ona buna peşkeş çekildiği, tek sesliliğin, tek tipçi dayatmaların hakim olduğu karanlık dönemler artık üniversitelerde tamamen geride kalmış, üniversitelerimiz özgürleşmiştir. Çetin mücadeleler sonucunda üniversiteler birilerinin özel mülkü olmaktan çıkmış, asli sahibine iade edilmiş, halka aidiyeti teyit ve tescil edilmiştir. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş olmayacaktır. Üniversitelerimizi babalarının malı gibi gören, arka bahçeleri gibi gören müstebit ve mütekebbir zihniyetin dayatmalarına boyun eğmeyeceğiz. Üniversitelerimizin eylemlerle, kavgalarla, baskılarla değil, ilime ve bilime yaptığı nitelikli katkılarla anılması için çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "Şehit yakınlarımızla birlikte aziz milletimiz terörün kalıcı olarak bitmesi için yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkıyor" Ramazan ayının ilk iftarını şehit aileleri ile yaptıklarını hatırlatan ve ’Terörsüz Türkiye’ sürecinden bahseden Erdoğan, "Şehit yakınlarımız, ezanı, bayrağı, vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların bizlere emanetidir. Bu emanetlere hakkıyla sahip çıkabilmek için son derece titiz ve hassas bir şekilde hareket ediyor, şehitlerimizin ruhunu incitecek, gazilerimizi ve şehit ailelerimizi müteessir edecek hiçbir girişime fırsat vermiyoruz. Şuna büyük bir memnuniyetle şahit oluyoruz. Şehit yakınlarımızla birlikte aziz milletimiz terörün kalıcı olarak bitmesi için yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkıyor. Terörden beslenenlere, terörden rant devşirenlere rağmen süreç hedefine doğru sağlam adımlarla ilerliyor. Biz de meşru dairede kalmak, milletimizin hassasiyetlerine azami hürmet göstermek suretiyle inşallah bu süreci menziline ulaştıracağız. Bu vesileyle ülkesi, milleti ve değerleri için gözünü kırpmadan can veren tüm şehitlerimizi rahmetle iade ediyor, gazilerimize ve şehit ailelerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum" ifadelerine yer verdi. "Steadfast Tatbikatı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ulaştığı seviyeyi tüm dünyaya bir kez daha gösterdi" NATO’nun en büyük ve en kapsamlı tatbikatlarından biri olan NATO Steadfast Tatbikatı’na Türk Silahlı Kuvvetlerinin de katıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Steadfast Tatbikatı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ulaştığı seviyeyi tüm dünyaya bir kez daha gösterdi. Tatbikatta devletimizi ve milletimizi gururla temsil eden askerlerimizi tebrik ediyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum" dedi. "2025 yılında ülkemiz genelindeki sağlık tesislerimizde toplam 1 milyar 24 milyonun üzerinde muayene yapıldı" Türkiye’nin sağlık alanında da çağ atladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Sağlık alanında ülkemizi nereden nereye getirdiğimizi 2002 öncesi dönemi hatırlayan vatandaşlarımız çok iyi biliyor. Vatandaşlarımızın şikayetlerine de kulak vererek eksiklerimizi tamamlıyor, sağlık hizmetlerinin standardını yükseltmeye devam ediyoruz. Şu anda Türkiye genelinde 8 bin 310 Aile Sağlığı Merkezi, 335 Sağlıklı Hayat Merkezi ve 973 Toplum Sağlığı Merkezimiz var. Sadece son bir yılda 302 Aile Sağlığı Merkezi ile 71 Sağlıklı Hayat Merkezini hizmete açtık. Birinci basamakta 30 bin aile hekimimiz vasıtasıyla insanımıza hizmet sunuyoruz. Bakınız 2025 yılında ülkemiz genelindeki sağlık tesislerimizde toplam 1 milyar 24 milyonun üzerinde muayene yapıldı. Bunların yaklaşık 450 milyonu Aile Sağlığı, 21 milyonu ise Sağlıklı Hayat Merkezlerinde gerçekleştirildi. Akciğer kanseri başta olmak üzere birçok hastalığın müsebbibi olan sigara tiryakiliğiyle mücadelede tavizsiz bir duruş sergiliyoruz. Açtığımız 784 yeni birimle sigara bırakma polikliniği sayımızı bin 349’a çıkardık. Ancak bu illetle başarılı mücadelede devletimizin gayretlerinin tek başına yeterli olması mümkün değil. Medyanın, sanatçıların, dijital mecraların ve ailelerimizin de bizlere destek olması, mücadeleyi sahiplenmesi lazım. Halkımızın sağlığını tehdit eden her türlü bağımlılıkla mücadelemizi aynı kararlılıkla devam ettireceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısı sonrasında Kabine ve MGK üyeleri ile iftar programına katıldı.