Yerel Haberler
Ankara
22 Mayıs 2026 Cuma - 21:45 Sumud Filosu’nda İsrail güçleri tarafından alıkonulan HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan, konfederasyon tarafından karşılandı Sumud Filosu’nda İsrail güçleri tarafından alıkonulan Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan ve HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin, Türkiye’ye dönüşlerinin ardından HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından karşılandı. Gazze’ye insani yardım götürmek için Global Sumud Filosu ile çıktığı yolculuğunda İsrail saldırısıyl alıkonulan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ve HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin, diplomatik girişimler sonucunda Türkiye’ye getirildi. HAK-İŞ’e bağlı sendika başkanları ve üyeleri tarafından karşılanan Arslan, yaptığı konuşmada, dünyanın Sumud Filosu’nda yaşananları bilmesi gerektiğinin altını çizdi. Arslan, "Bunu teşkilatlarımızın dünyanın bilmesi gerekiyor. Gerçekten Sumud için Siyonist devletinin yapmış olduğu hazırlıklar bir plan dahilinde yapılmış. Gemilere müdahaleden başlayarak sınır dışı edildiğimiz saate kadar her şey planlanmıştı. Bir dakikası bile boş geçmeyen işkenceler, hakaretler, aşağılanmalar, bir insana yapılmaması gereken ne varsa hepimize uygulandığı bir süreç yaşadık. Bunların böyle olduğunu biliyorduk. Ama bu kadar olduğunu bilmiyorduk. Geçen yıl Sumud 1’de yaşananların on katı değil yüz katını yaşattılar. Neden? Sumud onlar için büyük bir baş belası. Sumud bir ateşkesin kısmen de olsa sağlanmasını gerçekleştirmişti. Yardımların kısmen de olsa gitmesini sağlamıştı. Uluslararası toplumun Filistin konusunda inanılmaz duyarlılık oluşturmuştu. Ve bütün dünya ayağa kalkmıştı" dedi. "Amacımız, bir duruş ortaya koymak ve bunun karşılığında onurumuzu, yerlere süründürmeden dik durabilmekti" Sumud’un İsrail güçlerine karşı olan duruşuna değinen Arslan, "Ama Sumud’un ilkesi şu; ‘asla karşılık vermeyeceğiz, asla şiddete eğilim göstermeyeceğiz, asla gözlerine bakmayacağız, asla onlarla bir münakaşaya girmeyeceğiz’. Çünkü bunları yaparsanız Fatma gibi daha çok dayak yiyorsunuz. Daha fazla hakaret görüyorsunuz. Daha fazla işkence görüyorsunuz. Bizim oradaki amacımız, bir duruş ortaya koymak, o duruşumuzun karşılığında onurumuzu, haysiyetimizi, kişiliğimizi asla yerlere süründürmeden dik durabilmekti" ifadelerine yer verdi. Sumud 2 misyonunun daha Gazze’ye ulaşamadan uluslararası kamuoyunda büyük etki oluşturduğunu ifade eden Arslan, dünyanın birçok ülkesinde halkların Filistin için meydanlara çıktığını söyledi. Arslan, Batılı halkların hükümetlerinin baskılarına rağmen Filistin için ses yükselttiğini belirterek, Sumud misyonuna katılan yüzlerce aktivistin büyük bölümünün İslam dünyasından olmadığına dikkati çekti. "Şov yapmak için değil, Filistin için gittik" Arslan, Sumud yolculuğunun herhangi bir gösteri amacı taşımadığını ve kamuoyuyla önceden paylaşmadığını söyleyerek, "Amacımız Filistinli kardeşlerimizin acılarını dindirmek. Onların yaşadığı zorlukları görüp bunu sizinle paylaşıp daha fazlasını yapmayı istemek. Derdimiz bu, şov yapmak değil. Şov yapmak istesek bir ay önceden propaganda yapardık. Ailemin dışında kimseye paylaşmadık. Yönetim kurulundaki arkadaşlarımıza son gün söyledim. Neden? Çünkü bu istismar edilsin istemedik" diye konuştu. "Gazze’nin düşmemesi, Filistin’in özgür olması gerekiyor" Filistin halkının yaşadığı zulmün tüm insanlığın ortak meselesi olduğunun altını çizen Arslan, "Filistin için kim bir tuğla koymuşsa kendimizi ondan ayrı görmüyoruz. Ama HAK-İŞ herkesten daha fazlasını yapmak zorunda. Herkesten daha fazla fedakarlık, herkesten daha fazla mücadele etmek zorunda. Çünkü konfederasyonumuzun bu konuda kararları var. Bulunduğumuz illerde, il başkanlıklarımızda, şube başkanlıklarımızda, sendikalarımızda Filistin’i ve Gazze’yi girinti gündeminiz yapın. Gazze tamamen düşerse biliniz İstanbul düşer arkadaşlar. Bu siyonist katillerin esas hedefi Türkiye. O yüzden Gazze’nin düşmemesi, Filistin’in özgür olması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. Arslan, Gazze’de yaşanan insanlık dramının yalnızca konuşularak geçiştirilemeyeceğini belirterek, herkesin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Gazze’de yaşananların yerinde görüldüğünde çok daha derinden hissedilebildiğini söyleyen Arslan, "Gazzeli kardeşlerimizin yaşadığı acıları yerinde görünce daha fazlasını yapmamız gerektiğini anladık. Lafla değil, bizzat mücadele ederek Filistin davasının yanında olmak zorundayız" şeklinde konuştu. Filistin konusunda dünyanın birçok ülkesinde büyük bir vicdani uyanış yaşandığını kaydeden Arslan, özellikle Batı toplumlarında Filistin’e destek gösterilerinin giderek büyüdüğünü ifade etti. Arslan, Avrupa’dan Amerika’ya, Kanada’dan Latin Amerika’ya kadar milyonlarca insanın Filistin için meydanlara çıktığını ve Batılı halkların kendi hükümetlerinin baskılarına rağmen Gazze halkının yanında durduğunu söyledi. Ayrıca Sumud misyonuna katılan yüzlerce aktivistin büyük bölümünün İslam dünyasından olmadığını ifade eden Arslan, farklı inanç ve kültürlerden insanların Gazze için ortak vicdanda buluştuğunu belirtti. Arslan, Gazze halkının Türkiye’ye büyük umut bağladığını belirterek, "Türkiye bu sorumluluğunun farkında olmak zorunda. Biz farkındayız çok şükür. Devletimiz farkında, milletimiz farkında daha fazlasını yapmamız gerekiyor. Onun için biz Sumud’a katılarak bu hainlerin, bu katillerin Gazzeli, Filistinli kardeşlerimize 80 yıldır neler yaptıklarını deneyimledik. Bizi iki gün dayanamayan arkadaşlarımız iki üç gün sabredemeyen arkadaşlarımızın yerinde 80 yıllık Gazze’de yaşayan biri olsanız nasıl olur?" dedi. Arslan, süreç boyunca Türkiye Cumhuriyeti’nin ortaya koyduğu diplomatik irade ve dayanışmanın uluslararası aktivistler açısından büyük anlam taşıdığını belirtti. Ketziot Hapishanesi’nden çıkarıldıktan sonra havalimanında ilk olarak Türk Hava Yolları uçaklarını gördüklerini ifade eden Arslan, bu tablonun kendileri için büyük gurur kaynağı olduğunu söyledi. Türk Hava Yolları’nın yalnızca Türkiye vatandaşlarını değil yüzlerce aktivisti ülkelerine ulaştırdığını belirten Arslan, "Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Türk Hava Yolları’na bir kez daha teşekkür ediyoruz" dedi. Türkiye’nin Filistin meselesindeki tarihi sorumluluğuna dikkat çeken Arslan, Türkiye’nin hem diplomatik hem de insani anlamda daha güçlü olması gerektiğini ifade etti. HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin ise, yaklaşık 40 gün önce İtalya’dan yola çıktığını belirterek, Sumud misyonunun sabır, direniş ve kararlılık üzerine kurulu olduğunu ifade etti. Dünyanın farklı ülkelerinden yüzlerce aktivistle birlikte Filistin halkına destek olmak için mücadele ettiklerini söyleyen Zengin, bu süreçte vicdan sahibi insanların din, dil, ırk ayrımı gözetmeden ortak bir dayanışma ortaya koyduğunu belirtti. Zengin, süreç boyunca uluslararası aktivistlerin en büyük güvencesinin Türkiye olduğunu belirterek, Türkiye’nin Filistin meselesindeki duruşunun dünya kamuoyunda büyük bir karşılık bulduğunu söyledi. Zengin, farklı ülkelerden aktivistlerin, "Ne olursa olsun Türkiye bizi kurtarır" diyerek Türkiye’ye duydukları güveni dile getirdiklerini ifade etti. Türk Hava Yolları uçaklarını gördükleri an büyük mutluluk yaşadıklarını belirten Zengin, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere devlet yetkililerine ve Türk milletine teşekkür etti.
Ankaralı iki kardeş azmetti, hayallerini kır bahçesine dönüştürdü
12 Şubat 2026 Perşembe - 09:46 Ankaralı iki kardeş azmetti, hayallerini kır bahçesine dönüştürdü Ankara’nın Çubuk ilçesinde yaşayan Kübra Özgüler ve kardeşi Esra Kavasoğlu, babalarına ait hobi bahçesini kahvaltı ve yöresel lezzetlerin sunulduğu kır bahçesine dönüştürerek kendi işlerini kurdu. Üniversiteyi bitirdikten sonra pandemi döneminde iş bulamayan genç girişimci kardeşler, babalarına ait hobi bahçesini kahvaltı ve yöresel lezzetlerin sunulduğu bir işletmeye dönüştürdü. Küçük bir girişim olarak başladıkları işletmeyi zamanla büyüten kardeşler, yüzlerce kişiye hizmet verebilen bir mekana ulaştı. İşletmenin kurucularından turizm ve otelcilik mezunu Esra Kavasoğlu (28), başlangıçta sadece birkaç masa ile hizmet vermeye başladıklarını, ilk müşterilerinin ise aileleri ve yakın çevreleri olduğunu söyledi. Çok sayıda meyve ağacı bulunan bahçenin babaları için çok değerli olduğunu belirten Kavasoğlu, çocukluk hayallerini gerçekleştirmeleri için babalarının kendilerine büyük destek verdiğini ifade etti. Ablasının Bursa’da bir bankada çalıştığını ve onu da yanına alarak birlikte çalışmaya başladıklarını anlatan Kavasoğlu, artan ilgiyle birlikte işletmenin büyüdüğünü dile getirdi. Çocukluk hayallerini gerçekleştirdiklerini belirten Kavasoğlu, "Bu iş benim ve ablamın çocukluk hayaliydi. İlk başta bize uzak görünüyordu. Ancak pandemi süreci ve iş bulamama durumu beni bu hayale yaklaştırdı. Başlangıçta 2-3 masa ile başladık. Masalar arttıkça alanımız büyüdü. Şu anda aynı anda 200-300 kişiye kahvaltı hizmeti verebiliyoruz. Özellikle pazar günleri yoğun geçiyor. Ankara merkezden ve çevre ilçelerden misafirlerimiz geliyor" dedi. Aile desteğinin en büyük motivasyon kaynakları olduğunu vurgulayan Kavasoğlu, işletmenin bakımından bahçe düzenine kadar birçok işi ailece yaptıklarını söyledi. Kübra Özgüler (30) ise, çocukluklarının geçtiği bahçeyi bir işletmeye dönüştürmenin kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. İşletmeyi büyütme sürecinde aile olarak birlikte hareket ettiklerini ifade eden Özgüler, "Hep birlikte bir hayalimiz vardı. Zamanla işletmemizi büyüttük. Şu anda düğün organizasyonları da yapabiliyoruz" diye konuştu. Bahçede yetiştirdikleri meyvelerden reçel ürettiklerini de belirten Özgüler, doğal ürünleri müşterilerine sunmaya özen gösterdiklerini dile getirdi. Sabahın erken saatlerinde hazırlıklara başladıklarını anlatan Özgüler, "Günün büyük bölümü servis, organizasyon görüşmeleri ve işletme düzeniyle geçiyor. Hayvanlarımızın bakımları, yemlenmesi gibi işlerle geçiyor. Yolumuz daha uzun, inşallah yaşlanana kadar hayallerimizi gerçekleştirmek için çalışacağız" şeklinde konuştu. Kardeşler, işletmelerini geliştirmek için çalışmalarına devam edeceklerini ve yeni projeler üzerinde çalıştıklarını belirttiler.
Dışişleri Sözcüsü Keçeli: "Bakanımızın ifadelerinin bağlamından kopartılarak Irak’ın iç işlerine karışıldığı iddiasıyla çarpıtılmasını reddediyoruz"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 19:59 Dışişleri Sözcüsü Keçeli: "Bakanımızın ifadelerinin bağlamından kopartılarak Irak’ın iç işlerine karışıldığı iddiasıyla çarpıtılmasını reddediyoruz" Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bir televizyon kanalında verdiği mülakattaki ifadelerin Irak’taki bazı medya kuruluşlarınca çarpıtıldığını belirterek, "Bazı odaklarca Sayın Bakanımızın ifadelerinin bağlamından kopartılarak Irak’ın iç işlerine karışıldığı iddiasıyla çarpıtılmasını reddediyoruz. Bu vesileyle Türkiye olarak komşumuz Irak’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine desteğimizi yineliyoruz" dedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Bakanımızın 9 Şubat 2026 tarihinde bir televizyon kanalında verdiği mülakattaki bazı ifadelerinin, Irak’ta kimi medya kuruluşlarınca çarpıtıldığı anlaşılmaktadır. Irak’la son dönemde güvenlik ve terörle mücadele dahil hemen her alanda tesis ettiğimiz kurumsal, yapıcı ve verimli iş birliğini önümüzdeki süreçte daha da ilerletmeyi hedeflediğimizi her vesileyle vurguluyoruz. Sayın Bakanımızın söz konusu mülakatta sarf ettiği ifadeler, bu iş birliği anlayışından hareketle, Sincar, Mahmur ve Kandil başta olmak üzere Irak topraklarının bir bölümüne yuvalanmış olan PKK terör örgütünün, Irak’ın toprak bütünlüğü ve güvenliği için de oluşturduğu tehdide dikkat çekmeye matuftur" ifadelerini kullandı. Keçeli, "Sayın Bakanımız bu bağlamda, terör örgütünün Suriye’de olduğu gibi Irak sahasından da tamamen tasfiye edilmesine yönelik kararlılığımızın ve Irak yönetimiyle bu alanda var olan iş birliğimizin artarak devam etmesinin gerekliliğinin altını çizmiştir. Hal böyleyken, bazı odaklarca Sayın Bakanımızın ifadelerinin bağlamından kopartılarak Irak’ın iç işlerine karışıldığı iddiasıyla çarpıtılmasını reddediyoruz. Bu vesileyle Türkiye olarak komşumuz Irak’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine desteğimizi yineliyoruz" dedi.