Yerel Haberler
Ankara
24 Şubat 2026 Salı - 21:29 TBMM Başkanı Kurtulmuş, büyükelçilerle iftarda buluştu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Filistin meselesi insanlığın ortak vicdanıdır. 25 bini aşkın Filistinli şehidin her birisi boşuna ölmemiş, boşuna hayattan koparılmamıştır. Onların her birisi insanlığın ortak hatıralarında, hafızalarında, belleklerinde yer alacak, kıyamete kadar onurlu bir milletin direnişinin sembolü olarak yad edileceklerdir. Bu çerçevede uluslararası camia olarak en temel ödevlerimizden en temel hükümlülüklerimizden birisinin de mutlaka Filistin davasında iki devletli çözüm prensibine yaklaşmak ve bu havada da uluslararası camiadaki dostlarımızın sayısını arttırmaktır" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, büyükelçilerle iftarda buluştu. Kurtulmuş, yaptığı konuşmada, "Her şeyden evvel hemen yanı başımızda Filistin’de bırakın böylesine bir salonun içerisinde iftar edebilmeyi gazetede dizlerine kadar suyun içerisinde uyduruk çadırlarının içerisinde eğer bulabildilerse yarım lokma ekmekle iftarlarını açmak zorunda kalan binlerce on binlerce Gazzeli kardeşimiz var. Hatta onların içerisinde küçük yaştan itibari İslam geleneğinde alıştırmak için sofraya misafir edilen çocukları var. Kimsesiz insanlardır. Böylesine zor bir tablonun içerisinde maalesef insanlık olarak acı bir tecrübeye sahibiz ve çok büyük iftiharlarla bu Ramazan’da da sınanıyoruz. Öncelikle bütün dünyada ve çok katmanlı olarak büyük krizlerin, kaosların yaşandığını biliyoruz. Dünya sisteminin hemen hemen her alanda büyük oluşlar içerisinde büyük devrimler yaşandığına şahit oluyoruz" dedi. Kurtulmuş, uluslararası sistemde, uluslararası ilişkilerde okutulan derslerin hiçbirisinin anlamı kalmadığını kaydederek, "Dünyanın en önemli kuralları zannettiğimiz kuralların hiçbirisinin de geçerli olmadığı bir döneme giriyoruz. Özellikle ülkelerin egemenlik haklarının rahatlıkla herhangi bir ülkenin devlet başkanının kendi yatak odasında alınarak başka bir ülkeye götürüldüğü bir dönemi üzülerek görüyoruz. Yine aynı şekilde uluslararası adalet divanında soykırım suçlusu olarak görülen ve hakkında tutuklama kararı çıkartılmış olan bir başbakanın gayet rahat bir şekilde dünyanın öte ucuna seyahat edebildiğini görüyoruz. Aynı şekilde maalesef Batı Şeria’da da Filistinlilerin mallarına, ülkelerine el koyulduğunu ve buna karşı da dünya sisteminin hiçbir şekilde sesini çıkaramadığını görüyoruz. Bırakın sesini çıkarmayı, dünyanın büyük sayılan ülkelerinden birisinin İsrail’deki büyükelçisinin Orta Doğu’daki bütün topraklarda İsrail’in hakkı vardır, bu tanrı tarafından onlara bağlı edilmiş bir devresinin de yapılan bütün bunları tecavüz ettiğini onayladığını gösteren bir utanç sözü olarak ortada durduğunu görüyoruz" dedi. Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Güçlü olanın sözünün geçtiği, güçlü olanın güçsüzü her şekilde ezmeye çalıştığı bir dünyanın kurulmasına doğru gidiyoruz demektir. Onun için bütün bu dost meclislerimizde sözü nereden açarsak açalım mutlaka üzerinde odaklanmamız gereken konu dünyada yeni, adil, hakkaniyetli, eşitlikçi bir küresel sistemin kurulması mecburiyetidir. Bu sadece Türkiye’nin vazifesi değil. Sadece bu masada yer alan değerli dostlarımızın ülkelerinin vazifesi değil. Dünyadaki bütün ülkelerin hakkaniyeti ve adaleti savunan bütün halkların ortak vazifesidir. Böyle bir sistem olmadan hiçbir ülke, ne kadar büyük olursa olsun, elindeki imkanlar ne kadar güçlü olursa olsun güvenli değildir, güvenli olamayacaktır. Onun için diyoruz ki yeni bir küresel sisteme ihtiyaç var. Temelinde yaradılan bütün insanların yaradılışta eşitliği prensibini ve bütün ülkelerinde de egemenlikte eşitliği prensibinin geçerli olduğu bir uluslararası sistemi kurma mecburiyetimiz var. Bunun için hep beraber el ele ve samimi bir şekilde çalışmak mecburiyetindeyiz. Böylesine bir dünyada Türkiye olarak biz de dünyanın belki en problemli bölgelerinden birisiyle yaşadığımızın farkındayız. Bu bölgedeki sorunların çözümü sadece günübirlik tedbirlerle ya da geçici bir takım tedbirlerle gerçekleşemez. Türkiye olarak çevremizdeki bütün dış sorunların ilkesel bazlı dış politika yaklaşımımızla yaklaşıyoruz." Filistin meselesinin Ortadoğu’nun anahtarı olduğunu belirten Meclis Başkanı Kurtulmuş, "Filistin halklarında en az bölgedeki diğer bütün halklar kadar özgür ve genel bir halk olduğunu kabul etmek insanlığın ilk şartıdır. Biz başkaları gibi ya da seçilmiş insanların yaşadığı bir ülke inancına asla birim vermez. Hiçbir halk tanrı tarafından seçilmiş değildir. Kendi sanrıları içerisinde kendi yankı odalarında konuştukları şeyleri hayata geçireceğini zannedenler yanılıyorlar. Filistin meselesi insanlığın ortak vicdanıdır. 25 bini aşkın Filistinli şehidin her birisi boşuna ölmemiş, boşuna hayattan koparılmamıştır. Onların her birisi insanlığın ortak hatıralarında, hafızalarında, belleklerinde yer alacak, kıyamete kadar onurlu bir milletin direnişinin sembolü olarak yad edileceklerdir. Bu çerçevede uluslararası camia olarak en temel ödevlerimizden en temel hükümlülüklerimizden birisinin de mutlaka Filistin davasında iki devletli çözüm prensibine yaklaşmak ve bu havada da uluslararası camiadaki dostlarımızın sayısını arttırmaktır. Çok şükür sevinerek müşahede ediyoruz ki İsrail’in zulmü ve soykırımı ne kadar şiddetlenirse şiddetlensin, insanlığın vicdanında da Filistin’e karşı sempati o kadar yükselmekte, Filistin halkıyla dayanışma ruhu o kadar yükselmektedir" dedi.
24 Şubat 2026 Salı - 21:19 Bakan Çiftçi: "Terörle, siber zorbalıkla, organize suç örgütleriyle ve zehir tacirleriyle mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Terörle, siber zorbalıkla, organize suç örgütleriyle, zehir tacirleriyle ve tüm suç odaklarıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde iftar programı kapsamında Jandarma, Polis, Sahil Güvenlik personelleriyle bir araya geldi. Bakan Çiftçi konuşmasında, "Cumhurbaşkanım, İçişleri Bakanlığı ailemizin kıymetli mensupları sizleri; rahmet, mağfiret ve bereketin vesilesi olan bu mübarek Ramazan’ı şerif akşamında hürmetle selamlıyorum. İlahi visalden bir koku taşıyan iftar sofrasında, bizleri birlik, beraberlik ve kardeşlik şuuruyla bir araya getiren Cenab’ı Allah’a sonsuz şükürler olsun. Rabbim, tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri kabul ve makbul eylesin. Bugün aramızda, gecenin karanlığında milletin huzuru için nöbet tutan, canı pahasına ay yıldızlı bayrağımızı yere düşürmeyen kahramanlarımız var. Polisimiz şehirlerin kalbindeki devriyesinde, jandarmamız dağ başındaki karakolunda, Sahil Güvenliğimiz dalgalarla mücadele eden gemilerinde ve güvenlik korucularımızın sınır hattındaki vakur duruşunda; milletimizin duası, devletimizin vakar ve kararlılığı vardır. Bin yıldır vatan bildiğimiz bu toprakların her karışında aziz şehitlerimizin hatırası, kahraman gazilerimizin izi vardır. İşte bu kahramanlar, o büyük mirasın en büyük varisleridirler" diye konuştu. "Mülkü vatan kılmanın yolu da insanı yaşatmaktan geçer" Türk bayrağının dalgalandığı her yerin vatan toprağı olduğu belirten Bakan Çiftçi, "Bizim güvenlik anlayışımız da işte bu irfanın izindedir. Güçlü ama merhametli, kararlı ama adaletlidir. Çünkü biz biliriz ki gönül kazanmak, huzuru kalıcı kılmanın en büyük yoludur. Mülkü vatan kılmanın yolu da insanı yaşatmaktan geçer. Necip milletimizi tarihin her döneminde mazluma umut yapan bu medeniyet tasavvurudur. Ramazan ayı bize sabrı, fedakarlığı ve kardeşliği öğretir. Devletimizin bekası, milletimizin huzuru için en zor koşullarda bu inanç ve şuurla; sabrı, fedakarlığı ve kardeşliği kuşanan Jandarmamız, Polisimiz, Sahil Güvenliğimiz ve Güvenlik Korucularımız büyük bir vatan sorumluluğuyla görevlerinin başındadır. İçişleri Bakanlığı olarak; şanlı bayrağımızın dalgalandığı her karış toprağımız, bizim için kutsaldır. Büyük ve güçlü Türkiye yolunda çizdiğiniz ufuk, gayretimizin ve mücadelemizin mihengi olmuştur. Bu doğrultuda; terörle, siber zorbalıkla, organize suç örgütleriyle, zehir tacirleriyle ve tüm suç odaklarıyla mücadelemizi, kararlılıkla sürdürüyoruz. Biliyoruz ki; 23 yıldır verdiğiniz mücadele, istiklalimize vurulmak istenen prangaları kırmış, ihanetleri ve kalkışmaları bertaraf etmiş, aydınlık Türkiye’yi inşa etmiştir" ifadelerini kullandı. "Ay yıldızlı bayrağımızı dalgalandırmak için azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz" Şehitleri ve gazileri rahmet ve minnetle yad eden Çiftçi, şunları kaydetti: "Görev başında iftar açan, evladının yüzünü göremeden nöbete giden, bayram sabahını karakolda karşılayan her bir kardeşime şunu ifade etmek isterim: Bu millet sizin fedakarlığınızı biliyor, görüyor ve dua ediyor. Ay yıldızlı bayrağımızı sonsuza kadar dalgalandırmak, ezanımızı bu semalarda ebediyen okutmak için aynı azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Bu sofranın; birliğimizi daha da pekiştirmesini, kalplerimizi daha da yakınlaştırmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Rabbim tuttuğunuz nöbetleri ibadet, attığınız her adımı huzura vesile kılsın. Bu duygu ve düşüncelerle; Bizleri bu rahmet ayında, Milletin evinde iftar sofrasında buluşturan Muhterem Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum. Aziz vatanımız uğruna şehadete eren tüm şehitlerimizi, rahmet, minnet ve saygıyla yad ediyor, kahraman gazilerimize sağlık ve afiyetler diliyorum. Sizleri bir kez daha hürmetle selamlıyorum."
24 Şubat 2026 Salı - 21:18 Bakan Uraloğlu: "Trabzon’umuzun ulaşım ve iletişim altyapısına 260 milyar liranın üzerinde yatırım gerçekleştirdik" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Trabzon’umuzun ulaşım ve iletişim altyapısına 260 milyar liranın üzerinde yatırım gerçekleştirdik" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ankara’da ’Trabzon; Siyaset, Bürokrasi ve İş Dünyası ile İftar Programı’na katıldı. Bakan Uraloğlu, bugün aynı zamanda Trabzon’un düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümünü de kutladıklarını dile getirdi. Trabzon’un tarih boyunca vatana sadakatin, cesaretin ve fedakarlığın sembol şehirlerinden biri olduğunu dile getiren Uraloğlu, "Milli Mücadele’nin en çetin günlerinde, düşman gemilerinin gölgesinde, liman işçilerimiz, kayıkçılarımız, gençlerimiz ve yaşlılarımız bir milletin umudunu sırtlarında taşımışlardır. Trabzon Limanı, sadece bir lojistik merkez değil, bağımsızlık ateşinin harlandığı bir ocak haline gelmiştir. Trabzon Kayıkçılar Loncası’nın yiğit insanları, yokluk içinde varlık göstererek Anadolu’nun direnişine hayat vermiştir. Ve bildiğiniz üzere Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1924’te Trabzon’a gelişinde ‘Trabzon, fedakarlığın adıdır’ diyerek ifade ettiği bu eşsiz ruh, 11 Şubat 1924’te TBMM tarafından Trabzon Kayıkçılar Loncası’na İstiklal Madalyası verilmesini kararlaştırmıştı. Ve şükürler olsun ki, geçen sene, 101 yıl sonra bu vefa borcu ödenmiş, İstiklal Madalyası ve beratı Trabzon’umuza resmen takdim edilmiştir. TBMM’de, Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş, Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler ve Trabzon’umuzun değerli temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen bu tören, Trabzon’un Milli Mücadele’deki kahramanlıklarının bir kez daha taçlanmasıydı" dedi. Söz konusu madalyanın, Trabzon’un kurtuluşunun 108. yıl dönümünde taşıdığı anlamı daha da derinleştirdiğini, geçmişteki direnişi bugünle taçlandırdığını söyleyen Uraloğlu, "Kurtuluş günü, İstiklal Madalyası ile daha da anlam kazanmış; Trabzon’un bağımsızlık aşkı, cesareti ve inancı nesilden nesile tescillenmiştir. Ve bu madalya, yalnızca bir loncaya değil, topyekûn Trabzon halkının vatanperverliğine adanmıştır. Bu gurur, hepimizin gururudur" dedi. "Trabzon’u tanıttık, Trabzonluyu sevdirdik" Bakan Uraloğlu, hangi şehirde olurlarsa olsunlar Trabzonluların içlerinde bitmeyen bir memleket özlemi taşıdığını dile getirerek, "İçimizdeki Karadeniz inadıyla dünyanın neresine gidersek gidelim; her yerde aynı dik duruşumuzu koruruz. Toprağımızın kokusu, yaylalarımızın dumanı, soğuğu, ormanlarımızın yeşili, denizimizin mavisi damarlarımızda akar. Bizim için Trabzon, sadece bir şehir değil; bir aşk, bir meydan okuma, bir duruştur. Ve en önemlisi: mert, sözünün eri, yüreği dağ gibi, eli açık uşaklarımız, çalışkan kadınlarımız, Trabzonlularımız" şeklinde konuştu. Bu toprağın evlatları olarak memlekete hizmet ettiklerini vurgulayan Bakan Uraloğlu, açıklamasında, "Ama nereye gidersek gidelim, içimizdeki Trabzon’u, o bordo-mavi tutkuyu, o pes etmeyen ruhu hiç bırakmadık. Derneklerimizde horon teptik, kemençeyle coştuk, hüzünlendik. ‘Doğduğun yer değil, doyduğun yer’ derler ya biz doyduğumuz yerde de doğduğumuz yeri unutmadık. Trabzon’u tanıttık, Trabzonluyu sevdirdik" ifadelerini kullandı. "Trabzon’un ulaşım ve iletişim altyapısına 260 milyar liranın üzerinde yatırım" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Trabzon’un ulaşım ve iletişim altyapısına 260 milyar liranın üzerinde yatırım gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Uraloğlu, "56 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 266 kilometreye, bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol ağını ise 89 kilometreden yaklaşık 560 kilometreye yükselttik. Karadeniz Sahil Yolu’nu tamamladık, Uzungöl Turizm Merkezi Yolu, Tanjant Yolu gibi önemli projeleri hizmete sunduk. Avrupa’nın en uzun çift tüplü karayolu tüneli Zigana Tüneli’ni inşa ettik. En son Sayın Cumhurbaşkanımızın da teşrifleriyle Boztepe Tünelini açtık" açıklamasında bulundu. "Şehir içi trafiğine nefes aldıracak Kanuni Bulvarı’nda sona yaklaştık" Bugün itibarıyla; Kanuni Bulvarı Yolu, Trabzon-Maçka Yolu ve Trabzon Güney Çevre Yolu gibi 23 karayolu projesine devam ettiklerini dile getiren Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Şehir içi trafiğine nefes aldıracak Kanuni Bulvarı’nda sona yaklaştık. Trabzon Güney Çevre Yolu’muzu da iki kesim halinde hayata geçiriyoruz. Birinci etabında çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Bu projeyle, Karadeniz Sahil Yolu’nun özellikle Akçaabat-Arsin arasındaki kesiminde şehir içi trafiği ve özellikle Sarp Sınır Kapısı’na yönelen ağır transit trafiği birbirinden ayıracağız." Hem şehri modern bir kent içi raylı sistemle donatacak hem de hızlı tren ile tanıştıracak dev projelerin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlılığı ve AK Parti hükümetlerinin vizyonuyla hayata geçtiğini kaydeden Uraloğlu, "Trabzon ile Samsun arasını 2 saate düşürecek Samsun-Trabzon-Sarp hızlı tren demiryolu projemiz ile Samsun’dan itibaren; Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin olmak üzere tüm kentlerimizi birbirine bağlamış olacağız. Yapım çalışmalarına da Kırıkkale-Çorum arasında başladık. Bu sene de kalan kesimin ihalesini gerçekleştirmiş olacağız" diye konuştu. "Trabzon Havalimanı’nı 3 bin metrelik pistiyle büyük gövdeli uçakların inebileceği şekilde tasarladık" Trabzon Havalimanı’nın artık sürekli gelişen ve büyüyen Trabzon için yeterli olmadığına da dikkati çeken Uraloğlu, "Bu gerçeği Cumhurbaşkanımız da gördüğü için şehrimizi son ziyaretlerinde yeni havalimanının müjdesini Trabzonlu hemşerilerimize verdi. Trabzon Havalimanı’nı 10 milyon yolcu kapasiteli terminal binası ve 3 bin metrelik pistiyle büyük gövdeli uçakların inebileceği şekilde tasarladık. Şimdi yeni projemiz kapsamında mevcut pistten biraz daha kuzeye 3 milyon metrekarelik dolgu alanı üzerine denizde yeni havalimanımızı inşa edeceğiz. Yatırım programına aldık, ihalesini yaptık, yer teslimi yaptık. Yakın zamanda temeli atıp yapım çalışmalarına başlayacağız. Yeni havalimanımız, hem yerel ekonomimizi canlandıracak hem de Trabzon’u dünyanın nabzını tutan bir havacılık merkezi olarak konumlandıracaktır. Şimdiden hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. "Trabzon bizimle, biz Trabzon’la varız" Bu yatırımların sadece Trabzon için değil, Karadeniz için, tüm Türkiye için birer nişane olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Trabzon kalkınırsa Karadeniz yükselir, Karadeniz yükselirse Türkiye güçlenir. Biz Trabzonlular, Karadeniz’in dalgalarıyla yoğrulduk, yaylaların serinliğiyle şekillendik. Trabzon bizimle, biz Trabzonla varız. Bizlerin azmi, bizlerin sevgisi, bizlerin birliği bu şehri büyütecek, güçlendirecek."
Ankara’da uyuşturucuyla mücadelede gençlere yönelik farkındalık etkinliği
12 Şubat 2026 Perşembe - 16:32 Ankara’da uyuşturucuyla mücadelede gençlere yönelik farkındalık etkinliği Ankara Gölbaşı Belediyesinin ev sahipliğinde, uyuşturucuyla mücadele kapsamında lise öğrencilerine yönelik farkındalık etkinliği düzenlendi. Gölbaşı Belediyesinin ev sahipliğinde, Gölbaşı Kaymakamlığı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle madde bağımlılığı, sentetik ve uyuşturucu maddeyle mücadele kapsamında farkındalık etkinliği gerçekleştirildi. İlçede eğitim ve öğretim gören lise öğrencilerine yönelik olarak Mehmet Akif Ersoy Kongre ve Kültür Merkezi’nde sahnelenen ‘Pembe Aslında Siyahtır’ adlı tiyatro oyunu, gençlerden büyük ilgi gördü. Kasım Uçkan’ın kaleme aldığı, Metin Karaman’ın yönettiği oyunda; Ebru Yıldız, Metin Karaman, Önder Özpınar, Öyküm Karaman ve Mehmet Elmas sahne aldı. Oyun, uyuşturucu madde kullanımının zengini-fakiri, kızı-erkeği olmadığını güçlü bir anlatımla vurgularken, ‘merak etme, özenme, bir kez deneme’ mesajı üzerinden bağımlılığın insan hayatını nasıl kararttığını sahnelerle izleyiciye aktardı. Toplumun her kesimini tehdit eden uyuşturucunun, bir merakla başlayıp ölümle ve yıkımla sonuçlanabileceğini gözler önüne seren oyunda, özellikle madde kullanımının ‘özendirici’ hiçbir unsuruna yer verilmemesi dikkat çekti. Kullanım anı ya da sözde keyif halleri sahneye taşınmazken, bağımlılık sonrası yaşanan çöküş, acı ve çaresizlik gerçekçi bir şekilde anlatıldı. Oyunun finalinde ekrana yansıtılan videoda ise bir doktorun ağzından gençlere önemli mesajlar verildi. Videoda, uyuşturucu kullanımının kalp, böbrek ve tüm vücut sistemlerine verdiği ağır zararlar anlatılırken, ‘Gerçek sevgiyi annenizde, babanızda arayın. O sevgi size yeter’ vurgusu yapıldı. "Gençlerimizi bu karanlık tuzaktan uzak tutmak hepimizin sorumluluğu" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, uyuşturucuyla mücadelenin yalnızca güvenlik güçlerinin değil, tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Odabaşı, şu ifadelere yer verdi: "Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizi uyuşturucu ve madde bağımlılığı gibi karanlık tuzaklardan korumak, bizim en temel görevlerimizden biridir. Bu mücadele sadece yasaklarla, cezalarla değil; bilinçlendirme, farkındalık ve doğru mesajlarla kazanılabilir. Sahnelenen ‘Pembe Aslında Siyahtır’ oyunu, gençlerimize ‘bir kereden bir şey olmaz’ anlayışının ne kadar büyük bir yalan olduğunu çok güçlü bir şekilde anlatmıştır. Uyuşturucunun zengini fakiri, kızı erkeği yok. Bu illet, temas ettiği her hayatı karartıyor, aileleri dağıtıyor, umutları yok ediyor. Kaymakamlığımız ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzle birlikte gerçekleştirdiğimiz bu tür çalışmalarla gençlerimizin zihninde kalıcı izler bırakmayı, onları hayata daha sağlam tutundurmayı amaçlıyoruz. Evlatlarımızın sağlıklı, mutlu ve bağımlılıklardan uzak bir geleceğe sahip olması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz."
Ankara’da "Haydi Çocuklar Camiye" projesinin ödül töreni gerçekleştirildi
12 Şubat 2026 Perşembe - 16:30 Ankara’da "Haydi Çocuklar Camiye" projesinin ödül töreni gerçekleştirildi Ankara Sincan Belediyesi Fuar ve Kongre Merkezi’nde "Haydi Çocuklar Camiye" projesinin ödül töreni gerçekleştirildi. Sincan Belediyesi Fuar ve Kongre Merkezi’nde "Haydi Çocuklar Camiye" programı ödül töreni düzenlendi. Törende konuşma yapan Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, "Sizlerin mutluluğunuz, sevinciniz her şeye değer. Bizleri çok güzel bir coşkuyla karşıladınız. Sizlerle aramızda çok derin bir sevgi bağı var. Maddi, manevi ne varsa elimizden geldiğince yanınızdayız. Bizim kazancımız geride Kur’an-ı Kerim’i, sünneti, peygamber sevgisini bilen gençler bırakmak. Hepinizin yolu bahtı açık olsun diyorum" dedi. "Çocuklarımızın kalplerini kazanmaya çalışmalıyız" ’Haydi Çocuklar Camiye’ projesinin en güzel yönlerinden bir tanesinin çocukların camiye ve ibadete teşvik edilmesi olduğunu dile getiren Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, "Sevgiyle ve sabırla yürütülen bu süreçte çocuklarımız, hep birlikte ibadet etmenin güzelliklerini doyasıya yaşama imkanı buldular. 3 hafta gibi bir sürede 5 vakit camilerimize koştular. Bu manevi iklimin içerisinde nefes aldılar. İnancımızı, ibadetlerimizi ve değerlerimizi severek, isteyerek yaşama ve öğrenme fırsatı buldular. Çocuklarımızın eğitimiyle alakalı olarak dinimizin bizden istediği de budur. Zorlayarak, zorlaştırarak değil kolaylaştırarak öğretmek. Nefret ettirerek değil sevdirerek, sevindirerek, müjdeleyerek öğretmek. Ancak, bununla yetinemeyiz. Gerek anne-babalar ve gerekse din görevlileri olarak daha çok gayret göstermeliyiz. Çocuklarımıza dini ve ahlaki değerleri benimsetecek, ibadeti, camiyi ve cemaati sevdirecek daha nice çalışmalarla onların kalplerini kazanmaya çalışmalıyız" ifadelerini kullandı. Çekilen kura sonucu çocuklara çeşitli ödüller verildi. Bir çocuk ise umre ziyareti yapmaya hak kazandı. Törene Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Hafiz Osman Şahin, Ankara İl Müftüsü Hasan Çınar, Sincan Kaymakamı Levent Kılıç, Sincan İlçe Müftüsü Musa Uzun, öğrenciler ve aileleri katıldı.
Bakan Bayraktar: "Başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak’ta iş birliğine bakıyoruz"
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:58 Bakan Bayraktar: "Başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak’ta iş birliğine bakıyoruz" Türkiye Petrolleri (TPAO) ile İngiliz enerji devi BP’nin petrol ve doğal gaz alanında stratejik iş birliğine yönelik mutabakat zaptı töreninde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "En temel öncelikli projemiz Irak’ta iş birliği. Başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak’ta iş birliğine bakıyoruz" dedi. TPAO, 8 Ocak’ta Exxonmobil ve 5 Şubat’ta da Chevron ile yaptığı anlaşmaların ardından petrol ve doğal gaz aramaları konusunda geliştirdiği iş birliklerine bir yenisini daha ekledi. TPAO ile İngiliz enerji şirketi BP, petrol ve doğal gaz alanında stratejik iş birliğine yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı. Mutabakat zaptına TPAO Genel Müdürü Cem Erdem ile BP Uluslararası Petrol ve Doğal Gaz İş Geliştirme Başkanı Andrew McAuslan imza koydu. Bakan Bayraktar’ın refakat ettiği mutabakat zaptı, petrol ve doğal gaz sahalarının geliştirilmesi, arama potansiyeli bulunan alanların değerlendirilmesi ile petrol ihracat kapasitesi ve doğal gaz taşıma altyapısı konularında uluslararası ve bölgesel düzeyde iş birliği yapılmasına yönelik bir çerçeve ortaya koyuyor. Bayraktar, imza töreninin ardından anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2028’de TPAO’nun yaklaşık 500 bin varil petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline geleceğine işaret eden Bakan Bayraktar, söz konusu üretimi 1 milyon varile çıkarmak hedefiyle bu adımları attıklarını söyledi. "Başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak’ta iş birliğine bakıyoruz" Türkiye Petrolleri ile BP’nin daha önce de iş birliği yaptığı projeler olduğunu hatırlatan Bakan Bayraktar, bugün imzalanan mutabakat zaptıyla bu iş birliğini farklı sahalara ve farklı ülkelere götürmek istediklerini belirterek, "Burada en temel öncelikli projemiz Irak’ta iş birliği. Özellikle başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak’ta iş birliğine bakıyoruz. Yine ortak konularımızdan bir tanesi Libya. Libya’da iş birliğini düşünüyoruz. Orta Asya’da Kazakistan ve Azerbaycan’da farklı projeler noktasında da bu iş birliklerini değerlendireceğiz. İnanıyorum ki bu yıl içerisinde bunlarla ilgili somut gelişmeleri kamuoyumuzla paylaşırız" diye konuştu. Yeni anlaşma yolda Gelecek hafta bir anlaşma daha imzalayacaklarını ifade eden Bayraktar, "Diğeri daha farklı bir anlaşma; daha somut ve net, yeri ve ülkesi belli bir ortaklık yapacağız. Onu da önümüzdeki hafta imzalamayı planlıyoruz" dedi. "Türkiye Petrolleri, bu sahalarda hem karada hem denizde yüzde 40 ortak olacak" TPAO’nun dün Libya’da düzenlenen ihalede biri denizde, biri de karada olmak üzere iki blokta ruhsat alma hakkı kazandığını hatırlatan Bakan Bayraktar, "Libya yaklaşık 17 yıl aradan sonra ilk kez böyle bir uluslararası ihaleye çıktı. İki blokta teklif vermiştik, o iki blokta da bu ruhsatı almaya hak kazandık. Bu sefer İspanyol ortağımız Repsol ile birlikte doğal gaz ve petrol arayacağız. Türkiye Petrolleri, bu sahalarda hem karada hem denizde yüzde 40 ortak olacak. Denizdeki sahada ortaklarımızdan bir tanesi de Macar MOL şirketi. Onlarla da önemli bir stratejik iş birliğimiz var. ‘Dışarıda büyüme stratejimizin’ gereği olarak adımları ilerletiyoruz. Bu hedefi önümüzdeki süreçte daha güçlü bir şekilde geliştireceğimiz projelerle yakalayacağız" değerlendirmesini yaptı.
2. el araç pazarında ‘16 yaş ve üzeri’ devrimi
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:53 2. el araç pazarında ‘16 yaş ve üzeri’ devrimi Quick Finans ev sahipliğinde gerçekleşen ‘2. El Oto’nun Yıldızları Çalıştay ve Ödül Programı’nda, kredi engelini aşan ‘16 yaş ve üzeri’ hamlesi ve Ticaret Bakanlığı’nın 2. el oto pazarına yönelik projeleri katılanlardan büyük ilgi gördü. ‘Türkiye Otomotiv Pazarını 2. El Belirler’ mottosuyla Türkiye’nin ilk 2. El Oto Zirvesi’nde ve takiben Ankara ve İzmir Bölge Çalıştaylarında bir araya gelen 2. El oto ekosistemi, bu kez 6-8 Şubat tarihleri arasında Kıbrıs’ta düzenlenen organizasyonda bir araya geldi. Quick Finans’ın ev sahipliğindeki programda 2. el otomotiv ticaretinde güven, dijitalleşme ve finansman modelleri tüm yönleriyle ele alındı. Zirvenin açılış konuşmasını yapan Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, grubun 2017 yılında Quick Sigorta ile başlayan yolculuğunun bugün finansal bir ekosisteme dönüştüğünü vurguladı. Dünyadaki örneklerin aksine Türkiye’de sistemin önce bankalar üzerinden kurulduğuna dikkati çeken Yaşar, holding olarak bu yapıyı sigorta ve fon oluşturan şirketlerle entegre bir hale getirdiklerini belirtti. Grubun temel amacının iş ortaklarıyla rekabete girmek değil, acenteleri ve bayileri birer ‘finansal market’ haline getirmek olduğunu ifade eden Yaşar, bu modelin detaylarını paylaştı. Sadece sigorta veya kredi ile sınırlı kalmayıp gayrimenkulden mobiliteye kadar grubun ürettiği tüm enstrümanların satışında acentelere rol verileceğini belirten Yaşar, bu sayede iş ortaklarının bütünleşik hizmet sunan merkezlere dönüşeceğini kaydetti. Koruma açığına karşı KASKONOMİQ ve birikim odaklı ‘Lüküs Hayat’ Sektördeki koruma açığına yönelik çözümlere değinen Yaşar, Türkiye’deki araçların yüzde 75’inin kaskosuz olduğu gerçeğinden hareketle geliştirilen KASKONOMİQ ürününün önemine değindi. Sigorta şirketlerinin genellikle belirli yaşın üzerindeki araçları sistem dışı bıraktığını hatırlatan Yaşar, KASKONOMİQ ile riskin tamamını üzerinde taşıyan vatandaşlara, trafik sigortası primlerine yakın bedellerle muafiyetli bir koruma sağladıklarını aktardı. Özellikle gençlerin otomobile erişimini kolaylaştırmak amacıyla kurgulanan Lüküs Hayat Sigortası hakkında da bilgi veren Yaşar, bu ürünün döviz bazlı bir birikim modeli sunduğunu belirtti. Belirli bir birikim seviyesine ulaşan kullanıcılara grup bünyesindeki QCAR Mobilite üzerinden tek taraflı bir taahhütle otomobil alma garantisi verdiklerini ifade eden Yaşar, sigortanın bu yönüyle bir hayat planlama aracına dönüştüğünü vurguladı. Mobilite ve gayrimenkulde sigorta güvencesi Ekosistemin mobilite ayağında QCAR Mobilite ile yıllık 200 bin gün ikame kiralama hacmine ulaştıklarını belirten Yaşar, 2026 yılı hedeflerinin 81 ilin tamamında hizmet ağını canlandırmak olduğunu söyledi. İnşaat sektöründe ise müteahhitlikten ziyade ‘gayrimenkul geliştirme’ odaklı ilerlediklerini ifade eden Yaşar, bina tamamlama sigortasının önemine dikkati çekti. İstanbul Kurtköy’deki Quick Residence projesinin Türkiye’de temelden itibaren yüzde 100 teslim garantili ve sigorta korumalı nadir projelerden biri olduğunu hatırlatan Yaşar, bu projelerin aynı zamanda acenteler için yeni birer komisyon geliri kapısı olacağını da sözlerine ekledi. Pazarda 16 yaş ve üzeri devrimi ve satış rekorlarındaki servet etkisi 2. el oto ekosistemini tüm paydaşları ile kapsayacak iş modelleri ile sahiplenme ve iş birlikleri ile grubun gücünü katarak gelişimine katkı sunma vizyonuyla hareket ettiklerini belirten Quick Finans Genel Müdürü Nihat Karadağ ise, 2. el pazarının sıfır araç pazarının 8 ila 10 katı büyüklüğünde devasa bir ekosistem olduğunu belirterek, son 3 yılda pazarda yaşanan rekorlar serisinin temel dinamiklerinin elektrikli araçlarda çağın dönüşümü ile SUV araçlarla gelen teknoloji dönüşümü ve reel fiyatlarda düşüş olduğunu, ‘altın fiyatlarındaki artışa bağlı servet etkisi’nin de arz esnekliği olan otomotiv sektöründe talebe yansıdığını vurguladı. Finansmana erişimdeki engellerin aşılmasına yönelik olarak devrim niteliğindeki bir gelişmeyi de paylaşan Karadağ, bankacılık ve finans sektöründe uygulanan 15 yaş sınırıyla kredi dışı kalan araç parkı için Quick Finans’ın, Quick Sigorta’dan Kaskonomiq ile sigortalı 16 yaş ve üzeri araçlara kredi vermeye başlayacağını duyurdu. Karadağ, bu ay itibarıyla hayata geçecek bu modelin finansa ve araca erişilebilirliği artırarak pazarın büyümesine ciddi katkı sağlayacağını belirtti. Kredi dışı kalan 6,5 milyon araç için yeni finansman modeli Finansmana erişimde sektördeki en büyük bariyerlerden biri olan ‘yaş sınırı’ konusuna çözüm getirdiklerini müjdeleyen Karadağ, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye’deki 33,6 milyonluk araç parkının yüzde 37’si 16 yaş ve üzeri araçlardan oluşuyor. Bu grup büyük ölçüde kredi imkanlarından yoksun. Quick Finans olarak bu ay itibarıyla 16 yaş ve üzeri araçlara kredi vermeye başlayacağız. Yaş sınırıyla kredilendirme dışı kalan yaklaşık 6,5 milyonluk araç parkı, bu hamleyle sisteme dahil olacak. Bu model sadece satış hacmini değil, yaygın bir şekilde uygulanan takas sistemine de katkı sağlayarak pazarın sürdürülebilir ve istikrarlı gelişimini de destekleyecektir." Sektörel trendlerde SUV ve elektrikli araç dominasyonu Pazarın segment bazlı dikkat çeken dönüşüm ve trendlerine de değinen Karadağ, hibrit ve elektrikli araç satışlarının son 3 yılda yüzde 576 gibi rekor bir büyüme sergilediğini, SUV modellerin pazar payının ise yüzde 61,9 seviyesine ulaştığını aktardı. Tüketici tercihlerindeki bu radikal dönüşümün finansman ihtiyaçlarını da çeşitlendirdiğini belirten Karadağ, Quick Finans olarak her ay yayınladıkları 2. El Oto Raporu ile bu verilerin analiz ve yorumlarını şeffaf bir şekilde sektörle paylaşarak, piyasaya ışık tutmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. Ekspertizde Merkezi Bilgi Sistemi hakkında bilgi verildi Toplantıda konuşan Ticaret Bakanlığı Otomotiv Ticareti Daire Başkanı Özgür Karacaoğlu da Bakanlığın piyasayı şeffaf ve adil hale getirme stratejilerini aktararak, ‘Merkezi Ekspertiz Bilgi Sistemi’ projesi ile ilgili gelişmeleri anlattı. Ayrıca kayıt dışılıkla mücadele kapsamında ‘Elektronik İlan Doğrulama Sistemi’ne değinen Karacaoğlu, bu düzenlemelerin temel gayesinin dürüst çalışan kayıtlı işletmelerin haklarını korumak olduğunu ifade etti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "(Meclisteki kavga) Bu anayasaya da aykırıdır, demokratik tahammüllere de aykırıdır"
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:36 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "(Meclisteki kavga) Bu anayasaya da aykırıdır, demokratik tahammüllere de aykırıdır" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM’de iki bakanın yemin töreninde yaşanan yumruklu kavgaya ilişkin, "Asla benim görüşüme uymayan konuya ben zorla idare ederim ve bunu yaptırmam diyemezsiniz. Bu anayasaya da aykırıdır, demokratik tahammüllere de aykırıdır. Ve asla kabul edilemez. Ben bu davranışın son derece haksız, yersiz ve Türkiye demokrasisine karşı yapılmış bir hareket olduğunu düşünüyorum" dedi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Slovenya Ulusal Meclis Başkanı Urska Klakocar Zupancic ile yaptığı görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Kurtulmuş, "Maalesef 75 bini aşkın insanın haksız yere hayattan koparıldığı, büyük bir zulümle öldürüldüğü, İsrail tarafından, Netanyahu tarafından uygulanan soykırım karşısında dünyada sessiz kalmayan ülkelerden birisi de Slovenya’dır. Slovenya, özellikle Filistin davasına verdiği destekle ve geçtiğimiz yıl Filistin Devleti’nin resmen tanınması sürecindeki olağanüstü destekleriyle tarihin doğru tarafında yer almış Avrupa’nın önemli ülkelerinden birisidir. İspanya, Norveç ve İrlanda’yla birlikte Slovenya’nın yolunu açmış olduğu Filistin’i tanıma süreci, geçtiğimiz sene bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında 11 Batılı ülkenin daha Filistin Devleti’ni tanımasına vesile olmuştur. Özellikle değerli arkadaşım Madam Zupancıç’in Slovenya Meclisi’nde Filistin Devleti’nin tanınması oylaması sırasında göstermiş olduğu fevkalade güçlü liderlik dolayısıyla burada huzurlarınızda takdirlerimizi, tebriklerimizi ve teşekkürlerimizi ifade etmek istiyorum. Gerçekten o zorlu oylamada muhalefetin engelleme çalışmalarına rağmen fevkalade dirayetli bir yönetim sergileyerek, Filistin Devleti’nin tanınmasına vesile olmuş ve tarihi bir adımın atılmasına öncülük etmiştir. Bu adım Batı ülkeleri bakımından da yolu açan, yol gösteren bir özellik taşımaktadır" dedi. Filistin’de adalet sağlanmadan, iki devletli bir çözüm kabul edilmeden Orta Doğu’ya asla barış gelmeyeceğini söyleyen Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Netanyahu ve çetesinin Gazze halkına karşı sürdürmekte olduğu katliamı, soykırımı unutturmasına da asla müsaade etmememiz lazım. Bu büyük bir insanlık suçudur. Her ne kadar barış dönemine geçiliyor gibi görünse de asla bu katliamların, soykırımların unutturulmaması ve sözde bir barış sağlanıyormuş gibi yapılarak Netanyahu ve çetesinin elini yıkayarak bu kanlı senaryodan kendisini tecrit etmesine müsaade edilmemelidir. Bunun için Filistin davasına böylesine yürekten destek veren dostlarımızla aynı platformda bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz." Dün TBMM’de bakanların yemin töreninde yaşananlarla ilgili soru üzerine Kurtulmuş, "Dünkü yemin töreni Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın amir hükümleri uyarınca ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü gereğince gerçekleştirilmiştir. Ve bu çerçevede yasal bir zorunluluktur. Bakanların yemin etmesiyle birlikte işlem tamamlanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’dan kaynaklanan bu işlemin yerine getirilmesini önlemeye kalkmak, hele hele bunu kürsü işgali gibi birtakım yöntemlerle önlemeye kalkmak asla ve asla demokrasinin içerisinde yoktur. Demokrasinin içerisinde yüksek perdeden eleştirilerinizi yaparsınız. Görüşlerinizi kalkar söylersiniz. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu anlamda herkesin görüşünü rahatlıkla ifade edebileceği imkana sahiptir. Ama asla benim görüşüme uymayan konuya ben zorla idare ederim ve bunu yaptırmam diyemezsiniz. Bu anayasaya da aykırıdır, demokratik tahammüllere de aykırıdır. Ve asla kabul edilemez. Ben bu davranışın son derece haksız, yersiz ve Türkiye demokrasisine karşı yapılmış bir hareket olduğunu düşünüyorum. Beğenmeyebilirsiniz. Türkiye Cumhuriyeti’nde bakanların nasıl atanacağı bellidir. Milletimiz sandıkta kararını vermiş ve Sayın Cumhurbaşkanına milletimiz belli süre içerisinde yönetme yetkisini vermiştir" dedi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu taslak raporunun Mecliste grubu olmayan partilere gönderilip gönderilmediğine ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Komisyonda olan bütün partilerin temsilcilerine raporun nihayet şekli gönderilecektir. Ve tabii ki yine bu salonda kendi arkadaşımızı toplayarak, rapor hakkında müzakere yapılacak. Oylamayla birlikte de rapor tamamlanarak, bu süreç bütünüyle nihayete etmiş olacaktır" diye konuştu. "Türkiye’de bireysel özgürlükler alanının, kılık kıyafette başta olmak üzere tamamıyla garanti altına alınması için anayasal bir düzenleme şarttır" Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in kıyafeti nedeniyle hedef alınmasıyla ilgili soru üzerine Kurtulmuş, "Bu çok bayat bir tartışma. Geçmiş yıllarda başörtüsü yasakları üzerinden ne kadar büyük bedeller ödediğimizi ülke olarak biliyoruz. Hatta kimileri tamamıyla kendi şahsi tasarruflarıyla kendilerini devlet, yasa, Anayasa, hatta Anayasa Mahkemesi yerine koyarak bu anlamda çeşitli yasakları uyguladılar ve bu memleketin gencecik evlatlarını üniversite kapılarında, kamu görevlilerini devlet hizmetinden mahrum bıraktılar. Çok şükür bunların hepsi geride kaldı. Ama öyle anlaşılıyor ki insanların kıyafetlerini yasaklayan bu örümcek kafa hala tamamıyla ortadan kalkmamış. Halkın oyuyla seçilmiş olan bir belediye başkanına kıyafeti dolayısıyla hakaret etmek kimin haddi? Böylesine bir hadsizlik olabilir mi? Sana mı soracak hangi kıyafeti giyeceğini? Dolayısıyla bu fevkalade yanlıştır. Ancak dediğim gibi sağda solda uyumuş gibi görünen, susmuş gibi görünen örümcek kafalıların bir daha hortlamaması için Türkiye’de bireysel özgürlükler alanının, kılık kıyafette başta olmak üzere tamamıyla garanti altına alınması için anayasal bir düzenleme şarttır. Bunun için de zaten bizim baştan beri söylediğimiz yeni, sivil, demokratik, katılımcı, kapsayıcı bir anayasa yapılması konusunda bütün siyasi partiler, bundan sonraki süreçte üzerine düşen sorumlulukları yerine getirir ve bir çalışma yapılır. Bu Türkiye’nin ödevidir. Bu sadece konulardan birisidir. Yani Türkiye hala darbecilerin yapmış olduğu bir anayasayla yönetilmemelidir" dedi. "Tek çözüm iki devlet" Zupancic ise, bir basın mensubunun İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki eylemlerinin giderek artmasıyla ilgili sorusu üzerine, "Hala hayatlar kaybediliyor. Yerleşimlerin bir genişlemesi söz konusu. Çok samimiyete söylemek istiyorum. Benim kişisel görüşüm özellikle bu barış nihayete erdirdiğinde bu barışın istikrarsız olacağı şeklindeydi. Filistin halkı temel yaşam hakkına, yaşama hakkına sahiptir. Bu noktada istikrarlı bir barışa ihtiyaçları var. Ancak bu olmayacak. İsrail’deki makamlar hala aynı kalırsa benim şahsi görüşüm, hala ceza mahkemesinden bir karar çıkmış, bir kişi hala bu mahkemenin karşısına gelmiş ve bu ülkeyi yönetmeye devam ediyorsa bu durum böyle devam edecek. Ve bu nedenle asgari en iyi istikrara ulaşabilmek için hem Filistin halkıyla hem de İsrail’de serbest görüşlü zihni salim insanlarla görüşmek lazım diye düşünüyorum. Çünkü İsrail’deki birçok kişi birlikte yaşamak istiyor zaten. Yani kaliteli bir şekilde Filistinlerle birlikte yaşamak isteyen İsrailliler var. Tek çözüm iki devlet. Ancak bunun sağlanması için bizim liderliğe ihtiyacımız var. Liderlere ihtiyacımız var. Ve bu liderlerin böylesi bir çözümü uygulamaya ehil olmaları lazım. Ve böylesi liderler olana kadar yani açık bir şekilde bu soykırımı devam ettirenler devam ettikçe böyle bir çözüme ulaşmak maalesef çok zor olacak" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Dün 8 çivi vermeyi başarı gören zihniyet, bugün çöp konteynerleriyle, kilit taşıyla, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen pikapla övünüyor. Ne hizmet ediyorlar ne de bizim hizmet etmemizi istiyorlar"
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:14 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Dün 8 çivi vermeyi başarı gören zihniyet, bugün çöp konteynerleriyle, kilit taşıyla, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen pikapla övünüyor. Ne hizmet ediyorlar ne de bizim hizmet etmemizi istiyorlar" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Birileri kabul etmeye yanaşmasa da uluslararası siyasette son yıllarda bir Türkiye rüzgarı esiyor. Bölgesel krizlerin çözüm arayışında Türkiye’nin kapısı daha sık çalınıyor" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı.Burada konuşan Erdoğan, AK Parti olarak kadroyu güçlendirmeye devam ettiklerini ve partiye yönelik büyük bir teveccühün söz konusu olduğunu belirterek, "Geçen ay Grup Toplantımızda 3 yeni milletvekilimiz AK Parti saflarına dahil oldu. 4 ilçe ve belde belediye başkanımız da Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantımızda AK Parti ailesine katıldı. Türkiye Yüzyılı’nın inşasına omuz vermek için partimize intisap eden tüm arkadaşlarımıza bir kez daha hoş geldiniz diyorum" ifadelerini kullandı."Bugün siyasetin merkezi Cumhur İttifakı’dır"Muhalefetin şiddet, hakaret, ve tahrik dozu giderek artan propagandasına rağmen AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın çekim merkezi olmayı sürdürdüğüne değinen Erdoğan, "AK Parti bugün Türkiye’nin hem en büyük siyasi partisi hem de en kurumsal siyasi hareketidir. Cumhur İttifakı ise devletimizin bekasının milletimizin birlik ve dirliğinin en sağlam güvencesidir. Bugün siyasetin merkezi Cumhur İttifakı’dır. Şayet AK Parti güçlü, Cumhur İttifakı ayaktaysa evelallah 86 milyonun her bir ferdi güvendedir. Türkiye’nin aydınlık yarınları teminat altındadır" dedi."Türkiye’nin en büyük şansı AK Parti ve Cumhur İttifakı’dır"Bölgedeki ve dünyadaki gelişmeleri, yakın takip ettiklerini, ezberlerin bozulduğunu ve kurumların irtifa kaybettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mevcut düzen temelden çatırdarken yerine ne geleceğini kimse kestiremiyor. Bütün bunlara baktığımızda Cumhur İttifakı’nın ülkemiz ve milletimiz açısından ne manaya geldiği özellikle bugünlerde daha iyi anlaşılıyor. Şurası tartışmasız bir hakikattir; belirsizliklerin küresel düzeyde, arttığı her gün yeni bir krizin patlak verdiği, haklının güçlü değil güçlünün haklı olduğu günümüz jeopolitiğinde Türkiye’nin en büyük şansı AK Parti ve Cumhur İttifakı’dır. Tecrübeli, liyakatli, dürüst, çalışkan kadroların iş başında olmasıdır" açıklamasında bulundu."Birileri kabul etmeye yanaşmasa da uluslararası siyasette son yıllarda bir Türkiye rüzgarı esiyor"Son 10 yılda yaşanan gelişmelere değinen ve gelişmiş ülkeler dahil olmak üzere dünyanın herhangi başka bir devletinin başına gelse yerle yeksan olabileceği nice krizi başarıyla yönettiklerini söyleyen Erdoğan, "Doğal afetinden savaşlara kadar en zorlu badirelerin üstesinden alnımızın akıyla geldik. Türkiye’yi sıcak çatışmaların tarafı haline getirmeye yönelik tuzakların tamamını boşa çıkardık. Dengeli, itidalli ve stratejik aklı merkezi alan dış siyasetimizle ülkemizi krizlerin çözümünde anahtar ülke konumuna getirdik. Ana muhalefetin başındaki zat yabancılar karşısında şekilden şekle girerken biz her alanda Türkiye’yi şanla, şerefle temsil ettik ve ettirdik. Birileri kabul etmeye yanaşmasa da uluslararası siyasette son yıllarda bir Türkiye rüzgarı esiyor. Bölgesel krizlerin çözüm arayışında Türkiye’nin kapısı daha sık çalınıyor. Türkiye’nin ne diyeceği, nasıl tavır alacağı dikkatle takip ediliyor. Türkiye gündemi belirlenen ülke değil, gündem belirleyen bir ülke olarak adından daha fazla söz ettiriyor. Cenabı Allah’a ne kadar hamd etsek az" dedi.Türkiye’nin şanlı tarihine yakışır bir biçimde uluslararası alanda güçlü bir varlık gösterdiklerini aktaran Başkan Erdoğan, gelecekte ay yıldızlı al bayrağın daha gururla dalgalanacağını, büyük ve güçlü Türkiye’nin ayak seslerinin daha fazla duyulacağını söyledi. Erdoğan, "Kızıl elmamız olan Türkiye yüzyılı kuvveden fiile geçene kadar durmadan duraksamadan çalışmaya inşallah devam edeceğiz" ifadelerini kullandı."Hiçbir görev diğerinden önemli veya önemsiz değildir"AK Parti’nin bir kadro ve dava hareketi olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Kökü mazide gözü atide kutlu bir mücadelenin neferleriyiz. Görevi, unvanı, makamı ne olursa olsun teşkilatımızın her bir mensubu bu mücadelede son derece stratejik bir vazife icra etmektedir. Dolayısıyla il, ilçe başkanlığı ne kadar önemliyse mahalle temsilciliği de o derece önemlidir. Belediye başkanlığı ne kadar mühimse belediye ve il meclis üyeliği de o derece mühimdir. Sandık müşahitlerimizin yeri nasıl doldurulamazsa elinde broşürle kapı kapı dolaşan gönüllülerimizin de yerini kimse alamaz. Hiçbir görev diğerinden önemli veya önemsiz değildir. Mesele verilen görevi en iyi şekilde yerine getirmek, bulunduğu konumda en ideali ortaya koymak, elinden gelenin en iyisini yapabilmektir. Mesele milletin bize emaneti olan hakkını verebilmektir. Mesele aşkla, sevdayla, heyecanla, sabır ve samimiyetle koşturmaktır. Mesele tevazuyu elden bırakmadan, kibre kapılmadan, niyeti ve istikameti bozmadan son ana kadar millete hizmetkar olabilmektir. Millete hizmet yolunda bıkkınlığa, yorgunluğa ve rehavete yer olmadığını hiçbirimiz unutmamalıyız. Bizim siyaset geleneğimizde hiçbir mazeret başarının yerini tutmaz. Sizlerden tarihi bir dönemde Türkiye’nin istikbali adına son derece tarihi bir misyonu yerine getirdiğinizin şuuruyla çalışmanızı istiyor, bunu sizden bekliyor ve sizlere sonsuz güveniyorum.""Gönül sofralarımızda aynı pideyi bölüşmenin manevi lezzetini tadacağız"Gelecek hafta başlayacak olan Ramazan ayını her yıl olduğu gibi bu senede dolu dolu geçirme niyetinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, "Talimatlarımız doğrultusunda Teşkilat Başkanlığımız, Kadın ve Gençlik Kollarımızın da katkısını alarak oldukça kapsamlı bir plan hazırladık. Buna göre Aile ve Gençlik Fonu’ndan aldıkları desteklerle yeni yuva kuran genç çiftlerimize ilk Ramazanlarında misafir olacağız. Şehit yakınlarımız ve gazilerimizle bir araya geleceğiz. Gönül sofralarımızda aynı pideyi bölüşmenin manevi lezzetini tadacağız. Artık Ak Gençlik klasiğine dönüşen ‘İftara Beş Kala ve Sahura Beş Kala’ çalışmalarımıza bu yılda devam ettiriyoruz. Özellikle deprem bölgesindeki kardeşlerimizin yanlarında olmaya büyük önem veriyoruz. Teslim ettiğimiz konutların gerçek anlamda birer yuvaya dönüşeceği bu mübarek ayda vatandaşlarımızla iftar ve sahur sofralarında buluşacağız. Kadın kollarımız aynı şekilde farklı etkinliklerle rahmet ve bereket ayını en güzel şekilde değerlendirecek yoksulların kapısını çalacak gariplerin elinden tutacak yetimin, öksüzün gözyaşını silecek" ifadelerine yer verdi.Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında da çalışmaların ihmal edilmeyeceğine dikkati çeken Erdoğan, Avrupa’da yaşayan Türklerle iftar programlarında bir araya geleceklerini kaydetti. Ayrıca Erdoğan, Gazzelileri ve Suriyelileri de bu Ramazan’da unutmayacaklarını sözlerine ekledi."Aradan 87 yıl geçti, Türkiye değişti, gelişti ve güçlendi ama CHP’nin afetlere karşı yaklaşımında hiçbir değişim yaşanmadı"Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Aralık’ta Hatay’da 455 bininci afet konutunun anahtarlarının hak sahibine takdim edildiğini hatırlatarak, "Afet konutlarının ödeme planıyla ilgili müjdelerimizi halkımızla paylaştık. Öncesinde ana muhalefet partisi ‘boş senet imzalatıyorlar’ gibi zırvalarla milletimizi galeyana getirmeye çalıştı. ‘Faizle afet konutu satıyorlar’ diyerek milletin gözünün içine baka baka açıkça yalan söylediler. Deprem bölgesine bir çivi çakmadıkları halde bir de çıkıp abuk sabuk iddialarla depremzedelerimizi hükümetimize karşı kışkırtmaya çalıştılar. 1939 Erzincan depremi olduğunda dönemin iktidarı vatandaşa yardım namına sadece 8 çivi tevzi etmiş fakat bu 8 çiviyle ev inşa etmenin sırrını milletimize öğretmemişti. Aradan 87 yıl geçti, Türkiye değişti, gelişti ve güçlendi ama CHP’nin afetlere karşı yaklaşımında hiçbir değişim yaşanmadı. Dün 8 çivi vermeyi başarı gören zihniyet bugün de çöp konteynerleriyle, kilit taşıyla, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen pikapla övünüyor. Depremin üzerinden üç yıl geçmiş hala ortada doğru düzgün eserleri yok. Aslında 455 bin konuta kara çalmasa, çöp konteynerleriyle övünmesini bir yere kadar anlayışla karşılar, ‘çapları bu kadarmış’ der geçeriz. Bu erdemi de göstermiyorlar. Ne iş yapıyorlar ne de bizim iş yapmamızı istiyorlar. Ne hizmet ediyorlar ne de bizim millete hizmet etmemizi istiyorlar. Kendilerini devletin yegane sahibi olarak görme huylarından bir türlü vazgeçmediler. Ey CHP, biz sizin cemaziyelevvelinizi çok iyi biliriz" dedi."Bu gidişi durdurmaya sizin ne eliniz ne gücünüz yetmez Özgür"İstanbul Belediye Başkanı olarak görev yaptığını ve İstanbul’u çöp, çukur ve çamur bataklığından devraldıklarını hatırlatan Başkan Erdoğan, "İstanbul’u bu halde devraldık, 140 kilometre Istranca dağlarından İstanbul’a suyu biz getirdik. Şimdi çıkmışlar dün mecliste yaşanan sahneleri inanıyorum ki izlediniz. CHP’nin faşizan ve kibirli zihniyetine hep beraber bir kez daha tanık olduk. Yeni bakanlarımızın yemin etmesine engel olmak için her türlü eşkıyalığı, milletin kürsüsünü işgal etmek dahil her türlü zorbalığı sergilediler. Engelleyemeyeceksiniz, durduramayacaksınız. Bu gidişi durdurmaya sizin ne eliniz ne gücünüz yetmez Özgür. Evet, anayasal bir hak. Yeminler yapıldı mı? Yapıldı. İş bitti mi? Bitti. Ne oldu? Rahat dursanız da güzel güzel bu yeminler yapılsa olmaz mıydı? Olurdu ama bunlarda demokratik anlayış yok. Bunlar o faşist anlayıştan vazgeçemezler. Bunların iliklerine kadar sinmiş. Bozgunculuk yaparak, milli iradeye karşı edepsizlik ederek, gazi meclisin saygınlığına gölge düşürerek çirkin ve çirkef siyasetlerini genel kurul salonuna taşıyarak nasıl bir zihniyete sahip olduklarını tekrar gösterdiler. Bu kendini bilmezlere sormak lazım. Türkiye Büyük Millet Meclisi sizin keyfinize göre kavga çıkaracağınız bir eylem alanı mıdır? Siz gazi meclise milletin hakkını, hukukunu savunmaya mı geldiniz? Yoksa terör estirmeye mi? Kavgayı, nefreti, öfkeyi, hakareti yüce meclise taşımaktan hiç mi rahatsız olmuyor, hiç mi utanmıyorsunuz? Daha ne kadar kendinizi rezil edecek, küçük düşürecek, size oy veren vatandaşlarımızın başını yere eğdireceksiniz. Ana muhalefetin siyaset kurumuna olan güveni dinamitleyen, meclisin vakarına zarar veren hepsinden öte aziz milletimizi rencide eden dünkü saldırılarını telin ediyor ve reddediyorum" değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Başkanı Kurtulmuş ile Slovenya Ulusal Meclis Başkanı Zupancic ortak basın toplantısı
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:06 TBMM Başkanı Kurtulmuş ile Slovenya Ulusal Meclis Başkanı Zupancic ortak basın toplantısı TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, " Anayasa’dan kaynaklanan bu işlemin yerine getirilmesini önlemeye kalkmak. Hele hele bunu kürsü işgali gibi yemin edecek bakanı yemin ettirmemek gibi eskilerin tabiriyle bir takım yöntemlerle önlemeye kalkmak asla ve asla demokrasinin içerisinde yoktur" dedi. Kurtulmuş, Slovenya Ulusal meclis Başkanı Urska Klakocar Zupancic ile ortak basın toplantısı düzenledi. Tören Salonu’nda düzenlenen toplantıya Türk ve Slovenya yetkililer katıldı. Kurtulmuş, Türkiye ve Slovenya hükümetleri arasında var olan ilişkilerin Parlamenter diplomasinin iki ülke Parlamentosu tarafından da güçlendirilmesinde ortak bir niyet ve enerjiye olduğunu belirterek, dostluk grupları yanında iktisat komisyonlarının ve ayrısı ayrıca iki ülke üyesi olduğu uluslararası asambleler çerçevesinde de iki ülkenin heyetlerinin, iki ülkenin üyeleri çok yakın temas içerisinde çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti. Kurtulmuş, "Maalesef uzunca bir süredir devam eden yetmiş beş bin kişiyi aşkın insanın haksız yere hayattan koparıldığı büyük bir zulümle öldürüldüğü soykırımın yani İsrail tarafından Netanyahu tarafından uygulanan soykırım karşısında dünyada sessiz kalmayan ülkelerden birisi de Slovenya’dır. Slovenya özellikle Filistin davasına verdiği destekle orada zulüm gören soykırıma tabi tutulan Filistin’in masum insanlarına verdiği destekle ve en sonunda geçtiğimiz yıl Filistin Devleti’nin resmen tanınması sürecindeki olağanüstü destekleriyle tarihi doğru yol tarafında yer almış insanlık cephesinin içerisinde yer almış Avrupa’nın önemli ülkelerinden birisidir. İspanya Norveç ve İrlanda’yla birlikte Slovenya’nın yolunu açmış olduğu Filistin’i tanıma süreci geçtiğimiz sene bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında 11 batılı ülkenin daha Filistin Devleti’ni tanımasına vesile olmuştur. Özellikle değerli bir arkadaşım Madam Zupancıç’in Slovenya Meclisi’ndeki oylamalar sırasında yani Filistin Devleti’nin tanınması oylaması sırasında göstermiş olduğu fevkalade güçlü liderlik dolayısıyla burada huzurlarınızda takdirlerimizi tebriklerimizi ve teşekkürlerimizi ifade etmek istiyorum. Gerçekten o zorlu oylamada muhalefetin engelleme çalışmalarına rağmen fevkalade dirayetli bir yönetim sergileyerek Filistin Devleti’nin tanınmasına vesile olmuş ve tarihi bir adımın atılmasına öncülük etmiştir. Bu adım Batı ülkeleri bakımından da yolu açan yol gösteren bir özellik taşımaktadır" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Filistin’de hakkaniyet ve adalet sağlanmadan Filistin Devleti’nin de var olduğu iki devletli bir çözüm kabul edilmeden Orta Doğu’ya asla barış gelmeyecektir. Orta Doğu’daki ve dünyanın birçok yerindeki gelişmelerinde tekrar altını çizerek ifade etmek isterim ki Netanyahu ve çetesinin Gazze halkına karşı sürdürmekte olduğu katliamı, soykırımı unutturmasına da asla müsaade etmememiz lazım. Bu büyük bir insanlık suçudur. İnsanlık tarihinin gördüğü en büyük suçlardan birisidir. Dünyadaki diğer gelişmelerin gölgesinde asla kalmamalı. Her ne kadar bir barış dönemine geçiliyor görünüşte de asla bu katliamların, soykırımların unutturulmaması ve burada sözde bir barış sağlanıyormuş gibi yapılarak Netanyahu ve çetesinin elini yıkayarak bu kanlı senaryodan kendisini tecrit etmesine müsaade edilmemektir. Bunun için Filistin davasına böylesine yürekten destek veren dostlarımızla aynı platformla, aynı ülkelerde bulmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz." Dün TBMM’de Bakanların yemini öncesinde yaşananları hakkında sorulan soruya Kurtulmuş, "Dünkü yemin töreni Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın amir hükümleri uyarınca ve Türkiye Büyük Millet Meclisi iç tüzüğü gereğince gerçekleştirilmiştir. Ve bu çerçevede yasal bir zorunluluktur. Bakanların yemin etmesiyle birlikte işlem tamamlanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’dan kaynaklanan bu işlemin yerine getirilmesini önlemeye kalkmak. Hele hele bunu kürsü işgali gibi yemin edecek bakanı yemin ettirmemek gibi eskilerin tabiriyle bir takım yöntemlerle önlemeye kalkmak asla ve asla demokrasinin içerisinde yoktur. Demokrasinin içerisinden yüksek perdeden eleştirilerinizi yaparsınız. Görüşlerinizi kalkar söylersiniz. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu anlamda herkesin görüşünü rahatlıkla ifade edebileceği imkana sahiptir. Ama asla benim görüşüme uymayan konuya ben zorla idare ederim ve bunu yaptırmam diyemezsiniz. Bu anayasaya da aykırıdır. Demokratik tahammüllere de aykırıdır. Ve asla kabul edilemez. Ben bu davranışın son derece haksız, yersiz ve Türkiye demokrasisine karşı yapılmış bir hareket olduğunu düşünüyorum. Beğenmeyebilirsiniz. Türkiye Cumhuriyeti’nde bakanların nasıl atanacağı bellidir. Milletimiz sandıkta kararını vermiş. Ve Sayın Cumhurbaşkanı milletimizi belli süre içerisinde yönetme yetkisine vermiştir" dedi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu taslak raporu grubu olmayan partilere gönderilip gönderilmediğine ilişkin soruya Kurtulmuş, "Bir anlamda gibi süreç gidiyor. Bu anlamda komisyonda olan bütün partilerin temsilcilerine raporun nihayet şekli gönderilecektir. Ve tabii ki yine bu salonda arkadaşlarımızı toplayarak kendi arkadaşımızı toplayarak rapor hakkındaki müzakere yapılacak. Oynamayla birlikte de rapor tamamlanarak bu süreç bütünüyle nihayet etmiş olacaktır" diye konuştu. Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in kıyafetiyle ilgili tartışmaya Kurtulmuş şöyle cevap verdi: "Bu çok bayat bir tartışma. Ben geçmiş yıllarda başörtüsü yasakları üzerinden ne kadar büyük bedeller ödediğimizi ülke olarak biliyoruz. Hatta kimileri tamamıyla kendi şahsi tasarruflarıyla kendilerini devlet, yasa, Anayasa hatta Anayasa Mahkemesi yerine koyarak bu anlamda çeşitli yasakları uyguladılar ve bu memleketin gencecik evlatları üniversite kapılarında kamu görevlilerini devlet hizmetinden mahrum bıraktılar. Çok şükür bunların hepsi geride kaldı. Ama öyle anlaşılıyor ki insanların kıyafetlerini yasaklayan bu örümcek kafa hala tamamıyla ortadan kalkmamış. Bu örümcek kafanın zaman zaman korkmadığını görmekten büyük bir üzüntü duyuyor. Halkın oyuyla seçilmiş olan bir belediye başkanına kıyafeti dolayısıyla hakaret etmek kimin haddi nedir? Böylesine bir hadsizlik olabilir mi? Sana mı soracak hangi kıyafeti giyeceğini? Dolayısıyla bu fevkalade yanlıştır. Ancak dediğim gibi sağda solda uyumuş gibi görünen, susmuş gibi görünen örümcek kafalıların bir daha hortlamaması için Türkiye’de bireysel özgürlükler alanının kılık kıyafetle başta olmak üzere tamamıyla garanti altına alınması için Anayasal bir düzenleme şarttır. Bunun için de zaten bizim baştan beri söylediğimiz yeni, sivil, demokratik, katılımcı, kapsayıcı bir anayasa yapılması konusunda bütün siyasi partiler bundan sonraki süreçte üzerine düşen sorumlulukları yerine getirir ve bir çalışma yapılır. Bu Türkiye’nin ödevidir. Bu sadece konulardan birisidir. Yani Türkiye hala darbecilerin yapmış olduğu bir Anayasayla yönetilmemelidir." Zupancic, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki eylemlerin giderek arttığına yönelik soruya, "Hala hayatlar kaybediliyor. Yerleşimlerin bir genişlemesi söz konusu. Çok samimiyete söylemek istiyorum. Benim kişisel görüşüm. Özellikle bu barış nihayete erdirdiğinde bu barışın istikrarsız olacağı şekildeydi. Filistin halkı temel yaşam hakkına, yaşama hakkına sahiptir. Bu noktada istikrarlı bir barışa ihtiyaçları var. Ancak bu olmayacak. İsrail’deki makamlar hala aynı kalırsa benim şahsi görüşüm, hala ceza mahkemesinden bir karar çıkmış, bir kişi hala bu mahkemenin karşısına gelmiş ve bu ülkeyi yönetmeye devam ediyorsa bu durum böyle devam edecek. Ve bu nedenle asgari en iyi istikrara ulaşabilmek için hem Filistin halkıyla hem de İsrail’de serbest görüşlü zihni salim insanlarla görüşmek lazım diye düşünüyorum. Çünkü İsrail’deki birçok kişi birlikte yaşamak istiyorlar zaten. Yani kaliteli bir şekilde Filistinlerle birlikte yaşamak isteyen İsrailler var. Tek çözüm iki devletli Ancak bunun sağlanması için bizim liderliğe ihtiyacımız var. Liderlere ihtiyacımız var. Ve bu liderlerin böylesi bir çözümü uygulamaya ehil olmaları lazım. Ve böylesi liderler olana kadar yani açık bir şekilde bu soykırıma sebep olanları ve bu soykırıma devam ettirenler devam ettikçe böylesi bir çözüme ulaşmak maalesef çok zor olacak" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bugün siyasetin merkezi Cumhur İttifakı’dır. AK Parti güçlü, Cumhur İttifakı ayaktaysa Türkiye’nin aydınlık yarınları teminat altındadır"
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:03 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bugün siyasetin merkezi Cumhur İttifakı’dır. AK Parti güçlü, Cumhur İttifakı ayaktaysa Türkiye’nin aydınlık yarınları teminat altındadır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Birileri kabul etmeye yanaşmasa da uluslararası siyasette son yıllarda bir Türkiye rüzgarı esiyor. Bölgesel krizlerin çözüm arayışında Türkiye’nin kapısı daha sık çalınıyor" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı.Burada konuşan Erdoğan, AK Parti olarak kadroyu güçlendirmeye devam ettiklerini ve partiye yönelik büyük bir teveccühün söz konusu olduğunu belirterek, "Geçen ay Grup Toplantımızda 3 yeni milletvekilimiz AK Parti saflarına dahil oldu. 4 ilçe ve belde belediye başkanımız da Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantımızda AK Parti ailesine katıldı. Türkiye Yüzyılı’nın inşasına omuz vermek için partimize intisap eden tüm arkadaşlarımıza bir kez daha hoş geldiniz diyorum" ifadelerini kullandı."Bugün siyasetin merkezi Cumhur İttifakı’dır"Muhalefetin şiddet, hakaret, ve tahrik dozu giderek artan propagandasına rağmen AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın çekim merkezi olmayı sürdürdüğüne değinen Erdoğan, "AK Parti bugün Türkiye’nin hem en büyük siyasi partisi hem de en kurumsal siyasi hareketidir. Cumhur İttifakı ise devletimizin bekasının milletimizin birlik ve dirliğinin en sağlam güvencesidir. Bugün siyasetin merkezi Cumhur İttifakı’dır. Şayet AK Parti güçlü, Cumhur İttifakı ayaktaysa evelallah 86 milyonun her bir ferdi güvendedir. Türkiye’nin aydınlık yarınları teminat altındadır" dedi."Türkiye’nin en büyük şansı AK Parti ve Cumhur İttifakı’dır"Bölgedeki ve dünyadaki gelişmeleri, yakın takip ettiklerini, ezberlerin bozulduğunu ve kurumların irtifa kaybettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mevcut düzen temelden çatırdarken yerine ne geleceğini kimse kestiremiyor. Bütün bunlara baktığımızda Cumhur İttifakı’nın ülkemiz ve milletimiz açısından ne manaya geldiği özellikle bugünlerde daha iyi anlaşılıyor. Şurası tartışmasız bir hakikattir; belirsizliklerin küresel düzeyde, arttığı her gün yeni bir krizin patlak verdiği, haklının güçlü değil güçlünün haklı olduğu günümüz jeopolitiğinde Türkiye’nin en büyük şansı AK Parti ve Cumhur İttifakı’dır. Tecrübeli, liyakatli, dürüst, çalışkan kadroların iş başında olmasıdır" açıklamasında bulundu."Birileri kabul etmeye yanaşmasa da uluslararası siyasette son yıllarda bir Türkiye rüzgarı esiyor"Son 10 yılda yaşanan gelişmelere değinen ve gelişmiş ülkeler dahil olmak üzere dünyanın herhangi başka bir devletinin başına gelse yerle yeksan olabileceği nice krizi başarıyla yönettiklerini söyleyen Erdoğan, "Doğal afetinden savaşlara kadar en zorlu badirelerin üstesinden alnımızın akıyla geldik. Türkiye’yi sıcak çatışmaların tarafı haline getirmeye yönelik tuzakların tamamını boşa çıkardık. Dengeli, itidalli ve stratejik aklı merkezi alan dış siyasetimizle ülkemizi krizlerin çözümünde anahtar ülke konumuna getirdik. Ana muhalefetin başındaki zat yabancılar karşısında şekilden şekle girerken biz her alanda Türkiye’yi şanla, şerefle temsil ettik ve ettirdik. Birileri kabul etmeye yanaşmasa da uluslararası siyasette son yıllarda bir Türkiye rüzgarı esiyor. Bölgesel krizlerin çözüm arayışında Türkiye’nin kapısı daha sık çalınıyor. Türkiye’nin ne diyeceği, nasıl tavır alacağı dikkatle takip ediliyor. Türkiye gündemi belirlenen ülke değil, gündem belirleyen bir ülke olarak adından daha fazla söz ettiriyor. Cenabı Allah’a ne kadar hamd etsek az" dedi.Türkiye’nin şanlı tarihine yakışır bir biçimde uluslararası alanda güçlü bir varlık gösterdiklerini aktaran Başkan Erdoğan, gelecekte ay yıldızlı al bayrağın daha gururla dalgalanacağını, büyük ve güçlü Türkiye’nin ayak seslerinin daha fazla duyulacağını söyledi. Erdoğan, "Kızıl elmamız olan Türkiye yüzyılı kuvveden fiile geçene kadar durmadan duraksamadan çalışmaya inşallah devam edeceğiz" ifadelerini kullandı."Hiçbir görev diğerinden önemli veya önemsiz değildir"AK Parti’nin bir kadro ve dava hareketi olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Kökü mazide gözü atide kutlu bir mücadelenin neferleriyiz. Görevi, unvanı, makamı ne olursa olsun teşkilatımızın her bir mensubu bu mücadelede son derece stratejik bir vazife icra etmektedir. Dolayısıyla il, ilçe başkanlığı ne kadar önemliyse mahalle temsilciliği de o derece önemlidir. Belediye başkanlığı ne kadar mühimse belediye ve il meclis üyeliği de o derece mühimdir. Sandık müşahitlerimizin yeri nasıl doldurulamazsa elinde broşürle kapı kapı dolaşan gönüllülerimizin de yerini kimse alamaz. Hiçbir görev diğerinden önemli veya önemsiz değildir. Mesele verilen görevi en iyi şekilde yerine getirmek, bulunduğu konumda en ideali ortaya koymak, elinden gelenin en iyisini yapabilmektir. Mesele milletin bize emaneti olan hakkını verebilmektir. Mesele aşkla, sevdayla, heyecanla, sabır ve samimiyetle koşturmaktır. Mesele tevazuyu elden bırakmadan, kibre kapılmadan, niyeti ve istikameti bozmadan son ana kadar millete hizmetkar olabilmektir. Millete hizmet yolunda bıkkınlığa, yorgunluğa ve rehavete yer olmadığını hiçbirimiz unutmamalıyız. Bizim siyaset geleneğimizde hiçbir mazeret başarının yerini tutmaz. Sizlerden tarihi bir dönemde Türkiye’nin istikbali adına son derece tarihi bir misyonu yerine getirdiğinizin şuuruyla çalışmanızı istiyor, bunu sizden bekliyor ve sizlere sonsuz güveniyorum.""Gönül sofralarımızda aynı pideyi bölüşmenin manevi lezzetini tadacağız"Gelecek hafta başlayacak olan Ramazan ayını her yıl olduğu gibi bu senede dolu dolu geçirme niyetinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, "Talimatlarımız doğrultusunda Teşkilat Başkanlığımız, Kadın ve Gençlik Kollarımızın da katkısını alarak oldukça kapsamlı bir plan hazırladık. Buna göre Aile ve Gençlik Fonu’ndan aldıkları desteklerle yeni yuva kuran genç çiftlerimize ilk Ramazanlarında misafir olacağız. Şehit yakınlarımız ve gazilerimizle bir araya geleceğiz. Gönül sofralarımızda aynı pideyi bölüşmenin manevi lezzetini tadacağız. Artık Ak Gençlik klasiğine dönüşen ‘İftara Beş Kala ve Sahura Beş Kala’ çalışmalarımıza bu yılda devam ettiriyoruz. Özellikle deprem bölgesindeki kardeşlerimizin yanlarında olmaya büyük önem veriyoruz. Teslim ettiğimiz konutların gerçek anlamda birer yuvaya dönüşeceği bu mübarek ayda vatandaşlarımızla iftar ve sahur sofralarında buluşacağız. Kadın kollarımız aynı şekilde farklı etkinliklerle rahmet ve bereket ayını en güzel şekilde değerlendirecek yoksulların kapısını çalacak gariplerin elinden tutacak yetimin, öksüzün gözyaşını silecek" ifadelerine yer verdi.Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında da çalışmaların ihmal edilmeyeceğine dikkati çeken Erdoğan, Avrupa’da yaşayan Türklerle iftar programlarında bir araya geleceklerini kaydetti. Ayrıca Erdoğan, Gazzelileri ve Suriyelileri de bu Ramazan’da unutmayacaklarını sözlerine ekledi."Aradan 87 yıl geçti, Türkiye değişti, gelişti ve güçlendi ama CHP’nin afetlere karşı yaklaşımında hiçbir değişim yaşanmadı"Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Aralık’ta Hatay’da 455 bininci afet konutunun anahtarlarının hak sahibine takdim edildiğini hatırlatarak, "Afet konutlarının ödeme planıyla ilgili müjdelerimizi halkımızla paylaştık. Öncesinde ana muhalefet partisi ‘boş senet imzalatıyorlar’ gibi zırvalarla milletimizi galeyana getirmeye çalıştı. ‘Faizle afet konutu satıyorlar’ diyerek milletin gözünün içine baka baka açıkça yalan söylediler. Deprem bölgesine bir çivi çakmadıkları halde bir de çıkıp abuk sabuk iddialarla depremzedelerimizi hükümetimize karşı kışkırtmaya çalıştılar. 1939 Erzincan depremi olduğunda dönemin iktidarı vatandaşa yardım namına sadece 8 çivi tevzi etmiş fakat bu 8 çiviyle ev inşa etmenin sırrını milletimize öğretmemişti. Aradan 87 yıl geçti, Türkiye değişti, gelişti ve güçlendi ama CHP’nin afetlere karşı yaklaşımında hiçbir değişim yaşanmadı. Dün 8 çivi vermeyi başarı gören zihniyet bugün de çöp konteynerleriyle, kilit taşıyla, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen pikapla övünüyor. Depremin üzerinden üç yıl geçmiş hala ortada doğru düzgün eserleri yok. Aslında 455 bin konuta kara çalmasa, çöp konteynerleriyle övünmesini bir yere kadar anlayışla karşılar, ‘çapları bu kadarmış’ der geçeriz. Bu erdemi de göstermiyorlar. Ne iş yapıyorlar ne de bizim iş yapmamızı istiyorlar. Ne hizmet ediyorlar ne de bizim millete hizmet etmemizi istiyorlar. Kendilerini devletin yegane sahibi olarak görme huylarından bir türlü vazgeçmediler. Ey CHP, biz sizin cemaziyelevvelinizi çok iyi biliriz" dedi."Bu gidişi durdurmaya sizin ne eliniz ne gücünüz yetmez Özgür"İstanbul Belediye Başkanı olarak görev yaptığını ve İstanbul’u çöp, çukur ve çamur bataklığından devraldıklarını hatırlatan Başkan Erdoğan, "İstanbul’u bu halde devraldık, 140 kilometre Istranca dağlarından İstanbul’a suyu biz getirdik. Şimdi çıkmışlar dün mecliste yaşanan sahneleri inanıyorum ki izlediniz. CHP’nin faşizan ve kibirli zihniyetine hep beraber bir kez daha tanık olduk. Yeni bakanlarımızın yemin etmesine engel olmak için her türlü eşkıyalığı, milletin kürsüsünü işgal etmek dahil her türlü zorbalığı sergilediler. Engelleyemeyeceksiniz, durduramayacaksınız. Bu gidişi durdurmaya sizin ne eliniz ne gücünüz yetmez Özgür. Evet, anayasal bir hak. Yeminler yapıldı mı? Yapıldı. İş bitti mi? Bitti. Ne oldu? Rahat dursanız da güzel güzel bu yeminler yapılsa olmaz mıydı? Olurdu ama bunlarda demokratik anlayış yok. Bunlar o faşist anlayıştan vazgeçemezler. Bunların iliklerine kadar sinmiş. Bozgunculuk yaparak, milli iradeye karşı edepsizlik ederek, gazi meclisin saygınlığına gölge düşürerek çirkin ve çirkef siyasetlerini genel kurul salonuna taşıyarak nasıl bir zihniyete sahip olduklarını tekrar gösterdiler. Bu kendini bilmezlere sormak lazım. Türkiye Büyük Millet Meclisi sizin keyfinize göre kavga çıkaracağınız bir eylem alanı mıdır? Siz gazi meclise milletin hakkını, hukukunu savunmaya mı geldiniz? Yoksa terör estirmeye mi? Kavgayı, nefreti, öfkeyi, hakareti yüce meclise taşımaktan hiç mi rahatsız olmuyor, hiç mi utanmıyorsunuz? Daha ne kadar kendinizi rezil edecek, küçük düşürecek, size oy veren vatandaşlarımızın başını yere eğdireceksiniz. Ana muhalefetin siyaset kurumuna olan güveni dinamitleyen, meclisin vakarına zarar veren hepsinden öte aziz milletimizi rencide eden dünkü saldırılarını telin ediyor ve reddediyorum" değerlendirmesinde bulundu.
Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, AK Parti’nin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda selamlama konuşması yaptı
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:49 Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, AK Parti’nin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda selamlama konuşması yaptı Adalet Bakanlığı görevine getirilen Akın Gürlek ve İçişleri Bakanlığı görevine getirilen Mustafa Çiftçi, AK Parti’nin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti. Resmi Gazetede yayımlanan atama kararlarının ardından Adalet Bakanlığı görevine atanan Akın Gürlek ve İçişleri Bakanlığı görevine atanan Mustafa Çiftçi, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda selamlama konuşması yaparak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti. Adalet Bakanı Gürlek yaptığı konuşmada, "Şahsıma güvenerek görevi tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyorum. İnşallah AK Parti iktidarının 23. döneminde adaletin yüzyılı Türkiye yüzyılı olacak. Bu konuda elimizden geldiğince çalışmaya katkı sağlayacağız" ifadelerine yer verdi. İçişleri Bakanı Mustafa Çitfçi ise, "Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle dün itibariyle İçişleri Bakanlığındaki görevimize başladık. Bundan dolayı Cumhurbaşkanımıza, zat-ı devletlerine şükranlarımı arz ediyorum bu şerefli göreve beni layık gördüğünden dolayı. İnşallah elimizden geldiği kadar Cumhurbaşkanımızın güvenini boşa çıkarmadan tevazu, gayret ve samimiyetle bir gün bu makamı şerefli bir şekilde bırakmak istiyorum. Çünkü makamların gelip geçici olduğunu biliyorum. Bir şeyin başı varsa mutlaka sonu da var. Onun için Allah hayırla başlamayı ve hayırla bitirmeyi de nasip etsin" diye konuştu.
Bakan Göktaş: "Amacımız genç ve dinamik nüfus yapımıza sahip çıkmak ve ülkemizin rekabetçi konumunu güçlendirmek"
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:48 Bakan Göktaş: "Amacımız genç ve dinamik nüfus yapımıza sahip çıkmak ve ülkemizin rekabetçi konumunu güçlendirmek" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Aile odaklı çalışmalarımızı merkeze alan, politikalarımızı aile etrafında güçlendirecek bir vizyonu ortaya koyduk. Bizim amacımız genç ve dinamik nüfus yapımıza sahip çıkmak ve ülkemizin rekabetçi konumunu güçlendirmek" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, katıldığı bir televizyon kanalında gündeme dair soruları yanıtladı. Göktaş, sosyal medyanın çocukların üzerindeki etkisinin küresel bir sorun haline geldiğini anlatarak, birçok ülkenin bu konuda hazırlığı olduğunu söyledi. 2024-2028 Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı’nın başlıklarından birinin "dijital çağda aileyi güçlendirmek" olduğunu aktaran Göktaş, "Sosyal medyanın çocuklarımızın fiziksel, zihinsel gelişimlerinde olumsuz etkileri olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Bu kapsamda da dünyada pek çok gelişmeleri izlerken bu sürecin bir parçası olmakla beraber bizler de ülkemizde 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesinin hayata geçirilmesini elzem olarak gördük. Çalışmalarımızı son aşamaya getirdik. AK Parti grubumuz yakın zamanda Meclis Başkanlığına bunu sevk edecektir önümüzdeki günlerde" ifadelerini kullandı. "Uyum süreci verilecek" Kontrol mekanizmasının nasıl olacağına dair bilgi veren Göktaş, "Biz sosyal medya platformlarının nasıl yapmaları gerektiğini söylemiyoruz. Çünkü onlar gerek yapay zeka destekli, gerek araçları kullanarak aslında kimin sosyal medyayı kullandığını çok net bir şekilde görebildiklerini, anlayabildiklerini bizlere söylediler. Dolayısıyla o tespiti de kendilerinin yapmalarını ve uygun bir modeli kendilerinin geliştirmelerini istiyoruz. Biz bu yasal düzenleme geçtikten sonra yürürlüğe girme süreci de olacak, bir yönetmelik çıkacak ve uyum süreci verilecek" açıklamasında bulundu. "Çocuklarımızı korumak adına bu adımları atmaya kararlıyız" Amaçlarının çocukları korumak olduğunu vurgulayan Göktaş, ailelere de büyük sorumluluk düştüğünü belirtti. Göktaş, "Kendilerinin de bu konuda hem çocuklarına farkındalık oluşturmasını istiyoruz. Kendi telefonlarını verdikleri takdirde istediğimiz başarıya ulaşamayız. Sosyal medya artık sınırsız dipsiz bir kuyu. Çocuklarımızın odak süresinin son 10 yılda yüzde 30 azaldığını çok net bir şekilde biliyoruz ve sadece 8 saniye odaklanabiliyorlar. 8 saniyede bir sürekli odak değiştiriyorlar. Dolayısıyla bizler de çocuklarımızı korumak adına bu adımları atmaya kararlıyız" şeklinde konuştu. "Hedefimiz hem çocuklarda hem ebeveynlerde o farkındalığı, o bilinçlendirmeyi oluşturmak" Göktaş, 2026-2030 dönemini kapsayan Eylem Planı’nın çocukları korumak adına önemli bir çalışma olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çocuklarımızı çevrim içi korumak, aynı zamanda her türlü riskten korumak, olası akran zorbalığından, diğer olumsuzluklardan korumak, zararlı içeriklerden korumak adına 4 stratejik hedef üzerine kurulu bu eylem planımız. Öncelikle farkındalık ve bilinçlendirme. Burada hem aileleri hem çocuklara bakım veren herkesi, çocuklara hizmet veren pedagojik formasyonu olsun, bakım hizmeti veren öğretmenler, ebeveynlere bu farkındalık çalışmasını ve bilinçlendirme çalışmasını yürüteceğiz. Koruyucu ve önleyici mekanizmaların desteklenmesi ve güçlendirilmesi. Üçüncü temel stratejik hedefimiz ise dijital risklere karşı müdahale ve destek mekanizmalarımızın oluşturulması ve ayrıca güçlendirilmesi. Diğer bir stratejik hedefimiz ise yasal düzenlemelerimizin kurumsal düzenlemelerinde güçlendirilmesi. 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesi de bu sürecin bir parçası. Hedefimiz hem çocukları hem ebeveynleri o farkındalığı, o bilinçlendirmeyi oluşturmak. Aynı zamanda paydaş kurumları da bu alanda çalışmanın bir parçası haline getirmek." Çocuklar için uygun içeriklerin de oluşturulacağını söyleyen Göktaş, "Sadece internet odaklı değil, aynı zamanda da çocukların kendilerini geliştirebilecekleri güvenli içeriklerin, çocuk dostu uygulamaların da hem televizyon içeriklerinde hem genel olarak medyada, kültürde, sanatta hayatın her aşamasında çocuk odaklı çalışmaların da güçlendirilmesini önemsiyoruz" diye konuştu. "İBB tamamen kendi içinde bir denetim mekanizmasını oluşturduklarını iddia ediyor" İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) kreşlerinde yaşanan şiddet olayına ilişkin değerlendirmede bulunan Bakan Göktaş, "Vaka basına yansıdıktan sonra biz aileyi ziyaret ettik. 3 yaşındaki bir çocuğun İBB kreşinde istismara maruz kaldıklarını iddia ettiler ve bu süreçte yalnız bırakıldıklarını söylüyorlar. Ben de tabii ki Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı olarak, çocuklardan sorumlu Bakanlık olarak aileyi ziyaret ettim. Aile özellikle dedi ki ‘Biz bu kreşin bakanlık denetiminde olduğunu düşünüyorduk.’ Aslında bu vaka bize İBB tarafından iletilmedi. Bakanlık denetimi altında olan veya bakanlık ruhsatlı bir kreş olsaydı, böyle bir vakada öncelikle ilgili kurumlara bilgi vermekle yükümlü. Özel kreşler bu şekilde çalışıyor, belediye kreşlerimiz bu şekilde çalışıyor. Fakat burada ruhsatsız ve denetim dışı işletilen bir sistem olduğu için İBB tamamen kendi içinde bir denetim mekanizmasını oluşturduklarını iddia ediyor" ifadelerine yer verdi. "Amacımız genç ve dinamik nüfus yapımıza sahip çıkmak ve ülkemizin rekabetçi konumunu güçlendirmek" 2025 Aile Yılı kapsamında doğum yardımları, memurlara yarı zamanlı çalışma modeli gibi pek çok alanda faaliyetler yürüttüklerini ifade eden Göktaş, "Aile Yılı vatandaşlarımız tarafından büyük bir teveccühle karşılığı olan bir Aile Yılı’na dönüştü. Aile odaklı çalışmalarımızı merkeze alan, politikalarımızı aile etrafında güçlendirecek bir vizyonu ortaya koyduk. Bizim amacımız genç ve dinamik nüfus yapımıza sahip çıkmak ve ülkemizin rekabetçi konumunu güçlendirmek" açıklamasında bulundu. "Aileyi merkeze alan ve aile içindeki her bir ferdi güçlendiren çalışmalarımızı sürdüreceğiz" Türkiye’nin nüfus olarak Avrupa’nın en genç ülkelerinden biri olduğunu dile getiren Bakan Göktaş, "Fakat yıllar boyunca yaşlanmaya devam ediyoruz. 65 yaş üstü vatandaş sayımız yüzde 11 ve önümüzdeki yıllarda yaşlanmaya doğru bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de buna benzer bir eğilim var. Bizler de özellikle genç ve dinamik nüfus yapımızı korumak, ama aynı zamanda kuşaklar arası bağları kuvvetlendirmek adına bu çalışmalarımızı yürütüyoruz. Aile Yılı 31 Aralık’ta bitmedi. Biz yürüttüğümüz bütün bu çalışmalarımızı daha kalıcı hale getirebilmek için ve politikalarımızı kalıcı hale getirebilmek için Sayın Cumhurbaşkanımız 2026-2035 yılında da ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ olarak ilan etti. Bu kapsamda da çalışmalarımızı ilgili bütün kurumlarımızla da yürütmeye devam edeceğiz. Aileyi merkeze alan ve aile içindeki her bir ferdi güçlendiren çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. "Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Modeli’yle hanenin gelirini belli bir gelir seviyesine getirecek şekilde bir destek sunacağız" Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi’nin temel amacına ve sosyal yardım sisteminden farkına değinen Göktaş, şu ifadeleri kullandı: "Bu model 12. Kalkınma Planımızda aslında hedefler doğrultusunda sosyal yardım sistemimizin köklü bir dönüşüm anlayışıyla ele aldık. Bu kapsamda da bakanlığımızın aslında çok uzun bir süredir 14 farklı kurumla Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Modeli’ne çalışıyoruz. Bu çalışmamızın son aşamasına geldik. Geçtiğimiz yıl simülasyon çalışmaları yürüttük. Bu kapsamda aslında Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Modeli’yle hane içerisinde yaşayan fertlerin özelliklerini de dahil ederek hanenin gelirini belli bir gelir seviyesine getirecek şekilde bir destek sunacağız. Bu yıl pilot çalışmalarımızı başlattık. Önümüzdeki yıl inşallah bütün Türkiye’ye yaygınlaştıracağımız aslında 2.0 yeni nesil bir sosyal destek sistemini hayata geçirmiş olacağız. 2027’de bütün Türkiye’ye yaygınlaştıracağımız bir model. Bu sene pilot çalışmalarımızı yine bazı illerde yürütüyoruz."