Yerel Haberler
Ankara
Devlet Bahçeli, MHP’nin 57. yıl dönümü programında konuştu
09 Şubat 2026 Pazartesi - 15:25 Devlet Bahçeli, MHP’nin 57. yıl dönümü programında konuştu Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devle Bahçeli, "Terörsüz Türkiye’ hedefinin düşünce zemininden pratik siyasi eyleme dönüşmesiyle MHP toplumsal siyasetin merkezi olduğunu ispat etmiştir" dedi.MHP’nin 57’nci kuruluş yıldönümü münasebetiyle, ATO Congresium Kongre ve Sergi Merkezi’nde ‘Şanla Şerefle 57. Yıl’ programı düzenlendi. MHP Lideri Bahçeli başta olmak üzere programa çok sayıda partili katıldı. İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, açılış konuşması ile devam etti."57 yıllık maziyi geride bıraktık"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gönderilen 57’nci yıla ithafen Türk bayrağı motifinde hazırlanmış 57 gülün yer aldığı tebrik çiçeği için teşekkür eden Bahçeli, "Siyasi ve fikri seciyemizin yüksekliği ‘57 yılın mükafatı değil, 57 yıllık tarihi görkemin bizzat kendisidir’ diyoruz. Bağımsız vicdanımızla, barışsever zihniyetimizle; insan sever, milletsever, vatansever anlayışımızla, Türk tarih ve kültürüne muazzam bağlılığımızla, milli ve manevi değer hükümlerine hasbi ve haysiyetli bağlanışımızla 57 yıllık maziyi geride bıraktık. 8-9 Şubat 1969’un Adana’sında bir kere kalkan üç hilalimiz hamdolsun bir daha inmedi, indirmeye çalışanlara da fırsat verilmedi. On yılların tozunu yuttuk ama hain oyunları yutmadık. On yılların zorluklarıyla test edildik, ama milli birlik ve kardeşliğimizin testisini kırdırmadık. Biz bu ülkeyi karşılıksız sevdik. Biz milletimizin her güzelliğini, her emanetini, her değerini, her insanını Allah için sahiplendik, bağrımıza sıkıca bastık. Büyük halk ozanımız Yunus, isteyeceksen içinden iste, diyor ya, biz de öyle yaptık, çünkü Allah’ın bize bizden daha yakın olduğuna iman ettik" diye konuştu."Milliyetçilik, yok olduğu sanılan bir coğrafyadan yeniden doğmaktır"Milliyetçiliğin binlerce yıllık mirası yüreklerde taşımak olduğunu söyleyen Devlet Bahçeli, "Milliyetçilik, yok olduğu sanılan bir coğrafyadan yeniden doğmaktır ve ihtiyaç olduğunda da ölüm karşısında imtihan olmaktır. Sahte samimiyet maskesi takan turfanda ve tufeyli milliyetçilerin atıp tutmaları, kemiksiz palavraları, kesintisiz parazitlikleri bizim nazarımızda sadece içi boş varil gürültüsünü andırmaktadır. Giden gitmiştir. Satan satmıştır. Dönen dönmüştür. Bizim ne olduğumuzu soranların unutkanlığın veya inkarın pençesine düştükleri de maalesef açıktır. Biz, ilk günkü gibi Türkçüyüz, Turancıyız, kaynağını Türk-İslam Ülküsünde bulan Türk milliyetçileriyiz. Orada burada bizi sorgulayan siyasi devşirmeler, peki siz kimsiniz? Liberal desem değilsiniz, muhafazakar desem değilsiniz, demokrat desem yine değilsiniz, olsa olsa sizden tam bir siyasi dümenci olur ve nitekim olmuştur. 57 yılın farklı kulvarlarında kervanımızda olsa da ilk fırtınada oraya buraya kaçışanlar tercihini yapmışlardır. Eleğin altında kalanlara geçmiş olsun, üstünde kalan şerefli dava insanlarımızla, yani sizlerle sonuna kadar mücadele devam edecek, bu davanın varlığına leke sürülmeyecektir" şeklinde konuştu."Milli birlik ve bağımsızlık ancak milli dayanışmayla var olacaktır"Biri ikiyle karalamanın, biri ikiye bölmenin ve dağıtmanın mümkün olmadığını vurgulayan Bahçeli, "Türkü’yle Kürdü’yle Türk milleti muzaffer geçmişini müstakbel geleceğe emin olunuz taşıyacaktır. Bu taşıma ister omuzlarımızda olsun, isterse de ömrümüze mal olsun, mutlaka gerçekleşecektir. Yine Merhum Gökalp’e göre, milli dayanışmanın üç unsuru vardır. Bunlardan birincisi, vatani ahlakın yüksek olmasıdır. Vatani ahlak, milli mefkurelerden, milli görevlerden oluşmuş ahlak demektir. Gökalp’e göre vatan milli kültürdür. Yani vatan dini, ahlaki, sanatsal güzelliklerin adeta bir müzesi, bir sergisidir. Milli dayanışmanın ikinci unsuru medeni ahlaktır. Bu ahlak milletimizin tüm fertleriyle onlara benzeyen diğer tüm fertleri saygıdeğer tanımaktan ibarettir. O halde vatanımızı, milletimizi nasıl seviyorsak millettaşlarımızı da öyle sevmekten başka alternatifimiz olmamalıdır. Milli dayanışmayı güçlendirmek için vatani ve medeni ahlaktan sonra üçüncü unsur mesleki ahlakı yükseltmektir. Bu tür dayanışmanın kuvvetlenmesi için önce işbölümünün ortak vicdana sahip bir toplum içinde gerçekleşmesi şarttır. Toplumsal düzen ve ilerleme, milli birlik ve bağımsızlık ancak milli dayanışmayla var olacaktır" açıklamasında bulundu."Türkiye Cumhuriyeti, kuruluş ilkeleri ve milli kimliği değişmeden sonsuza kadar yaşayacak"Terörsüz Türkiye hedefinin yakalanmasının milli dayanışmanın dinamizmi ve direnciyle hayat bulacağını dile getiren Bahçeli, "Bundan sonra da Terörsüz Bölge hedefine vasıl mümkün olacaktır. Çünkü Türkiye sadece bölgemizin değil dünyanın ağırlık merkezidir. Bütün gelişmelerin istikamet ve ibresi Türkiye’yi işaret etmektedir. Huzurlu, güvenli, müreffeh, barış ve kardeşlikle teçhiz edilmiş bir Türkiye dünyanın denge ve düzen anahtarıdır. Türkiye ve Türk milletini yeryüzünden çekip çıkarınız, geriye sadece güneş etrafında dönüp duran, beşeri ve medeni değerleri kaybetmiş bir gezegen kalacaktır. Anadolu Türklüğü’nün son bağımsız devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, ebedi vatanında milli varlığını ve birliğini dayanışmayla koruyarak, adı, kuruluş ilkeleri ve milli kimliği değişmeden sonsuza kadar yaşayacak ve yaşatılacaktır. Türk milliyetçiliği fikriyatımız da bu kültürel, siyasi ve hukuki esaslara dayanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü anlayışımızın temelleri de bunlardır. Kan bağına ve soya dayalı ırkçı milliyetçilik anlayışının her şekli, Türk milliyetçiliği anlayışına yabancı ve aykırıdır" dedi."Terörsüz Türkiye’ hedefinin düşünce zemininden pratik siyasi eyleme dönüşmesiyle MHP toplumsal siyasetin merkezi olduğunu ispat etmiştir"Devlet Bahçeli, aynı zamanda şu ifadelere yer verdi:"Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’nin milli birliğinin tehlikeye düştüğü bir ortamda, bunları korumak için taraftır ve bunun için ödenecek ne bedel olursa, buna da gönül rahatlığı içinde hazırdır. 57 yılın tecrübesi ve düşünce zenginliğiyle herkesi uyarıyorum. Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerini ve yapısını tartışmaya açmak, etnik köken farklılıklarına dayanarak bunları yıkmaya çalışmak, devletin varlığına kastetmekle eş değerdir. Bunun adı da ihanettir. Türkiye’nin milli değerlerine ve çıkarlarına yönelik tehditlere karşı dik ve kararlı duruş sergileyen yegane siyasi irade, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır. Bugüne kadar yaptığımız bütün tespit ve uyarıların doğru ve yerinde olduğu yaşanan gelişmelerle somut olarak ortadadır. Haklılığımız milli vicdanda tescillidir. Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu bu hassas dönemde sergilediğimiz ilkeli tutum ve yüksek sorumluluk ve sağduyulu anlayış, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın milli ve manevi değerlerin odağı ve milli çıkarların şaşmaz muhafızı olduğunu göstermiştir. Şu hususu da tam bir inançla ifade etmeliyim ki; ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin kuvveden fiile geçmesiyle, düşünce zemininden pratik siyasi eyleme dönüşmesiyle Milliyetçi Hareket Partisi toplumsal siyasetin merkezi olduğunu ibra ve ispat etmiştir."MHP Genel Başkanı Bahçeli, konuşma öncesi ve sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından gönderilen Türk bayrağı motifinde hazırlanmış 57 gülün yer aldığı tebrik çiçeğine dokunup sevdi.
Keçiören Belediye Başkanı Özarslan: "(Özgür Özel hakkında) Bu sabah itibarıyla savcılığa suç duyurusunda bulundum"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:57 Keçiören Belediye Başkanı Özarslan: "(Özgür Özel hakkında) Bu sabah itibarıyla savcılığa suç duyurusunda bulundum" Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile ilgili bu sabah itibarıyla savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu ve ailesinin de bulunacağını açıkladı. Keçiören Belediye Başkanı Özarslan, CHP’den istifa etmesinin ardından açıklamalarda bulundu. Özarslan, parti içinde kendisine yönelik baskı, iftira ve tehditler bulunduğunu öne sürerek görevini parti ayrımı gözetmeksizin sürdürmeye devam edeceğini belirtti. Başkan Özarslan, Keçiören halkına hizmet amacıyla yürüttüğü çalışmalara rağmen parti içindeki bazı grupların sistemli algı ve itibarsızlaştırma çalışmaları yürüttüğünü savundu. Özarslan ayrıca, CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından kendisine gönderildiğini iddia ettiği mesajların hakaret ve tehdit içerdiğini öne sürdü. Keçiören halkının emanetini taşıdığını vurgulayan Özarslan, parti üyeliğinden ayrıldığını ancak belediye başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdürerek ilçeye hizmet etmeye devam edeceğini ifade etti. "Keçiören halkına hizmet etmeye devam edeceğiz" Özarslan, CHP tarafından kendisine baskı ve mobbing uygulandığını savunarak, "Görevimizin başındayız. Keçiören halkına hizmet etmeye devam edeceğiz. Biz kimsenin başına baş olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. Yine halkımıza hizmete devam edeceğiz. Bize oy veren ya da vermeyen herkese hizmetkarlık sunmaya çalışacağız. Geçmişte nasıl CHP’nin bir belediye başkanı olarak hem AK Parti’nin hem MHP’nin hem İYİ Parti’nin hem de diğer partilerin hizmetkarı olduysak, yine parti gözetmeksizin, herkesin hizmetkarı olmaya devam edeceğiz. Üzerimize inanılmaz bir baskı ve mobbing uygulanmaya başlandı. Bu durum ister istemez rahatsız etse de işimize bakıyorduk ama genel başkan aileme küfür ve hakaret niteliği taşıyan mesajlar attı. Biz de böyle bir ortamda artık CHP’de yer almayacağımızı dün sosyal medya üzerinden yaptığımız basın açıklamasıyla açıkladık. Bizim için sorun yok. Halka hizmet, Hakk’a hizmet anlayışıyla halkımıza hizmete devam edeceğiz" cümlelerine yer verdi. "Bu sabah itibarıyla savcılığa suç duyurusunda bulundum" CHP Genel Başkanı Özel’in kendisine ve ailesine yönelik küfür içerikli mesajlar üzerine bu sabah itibarıyla savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu belirten Özarslan, "Seçimlerde bize inanan, bize oy veren tüm seçmenin hakkını ve hukukunu koruyarak hizmet ederek yolumuza devam edeceğiz. Bana atılan küfürlü mesajlar üzerine CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e bu sabah itibarıyla savcılığa suç duyurusunda bulundum. Bunun yanı sıra ailemin diğer fertleri ‘biz de bulunmak istiyoruz’ dediler. Bakalım önümüzdeki günlerde ne yapacak hep birlikte göreceğiz. Biz Yüce Türk Milleti’nin asil insanlarıyız. Hiçbir kimseye böyle laflar etmeyiz. Edilmesini de uygun görmeyiz. Bu noktada hele ki Atatürk’ün partisi dediğimiz, Cumhuriyet’in kurucu unsuru dediğimiz bir partinin genel başkanının da böylesine hafif bir pozisyonda bulunması gerçekten bizleri üzmektedir" şeklinde konuştu. Özarslan, yoluna bağımsız olarak devam edecek Bir gazetecinin Özarslan’ın CHP’den istifası üzerine ‘hangi partiye geçeceksiniz?’ sorusuna yanıt veren Özarslan, yoluna bağımsız olarak devam edeceğini, fakat gelecekte kendisini ve Keçiören Belediyesi’ni neler beklediğini bilmediği için şu anlık herhangi bir yorumda bulunmak istemediğini açıkladı.
Somali Adalet Bakanı Sheikhali: "Jetlerin dost bir ülkeden geldiğini bilmek, halkımıza büyük bir güven ve huzur verdi"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:37 Somali Adalet Bakanı Sheikhali: "Jetlerin dost bir ülkeden geldiğini bilmek, halkımıza büyük bir güven ve huzur verdi" Somali Adalet ve Anayasal İşler Bakanı Hassan Moallin Muhamoud Sheikhali, "Uzun yıllar bu sesi yalnızca Somali’nin düşmanlarından duyduk. Bu kez jetlerin dost bir ülkeden geldiğini bilmek, halkımıza büyük bir güven ve huzur verdi" dedi. Somali Adalet ve Anayasal İşler Bakanı Hassan Moallin Muhamoud Sheikhali, Milli İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından Ankara’da düzenlenen "Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu" programının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. "İsrail’in uluslararası hukuka ve uluslararası normlara saygı duymadığını göstermektedir" Sheikhali, İsrail’in tutumunun uluslararası hukuk ve normların açık ihlali olduğunu belirterek, bunun yalnızca Somali’ye özgü bir durum olmadığını söyledi. Sheikhali, "Bu, İsrail’in uluslararası hukuka ve uluslararası normlara saygı duymadığını göstermektedir. Bu tutum son 50-60 yıldır sürmektedir. Oysa Somali tek, birleşik, egemen ve bağımsız bir devlettir" dedi. "Amaç, Somali’yi parçalayarak bazı bölgelerini kontrol altına almak" Somali halkının yaşananları bir ihlal olarak gördüğünü ifade eden Sheikhali, ülkesine yönelik bölme girişimlerine dikkati çekerek, "Bu, ‘böl ve yönet’ şeklindeki eski bir taktiktir. Amaç, Somali’yi parçalayarak bazı bölgelerini kontrol altına almaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Türkiye, Somali’nin toprak bütünlüğüne desteği ile ön safta yer aldı" Bu süreçte Türkiye’nin rolüne özel vurgu yapan Sheikhali, "Türkiye ve diğer dost ülkeler bu kritik dönemde Somali’nin yanında yer aldı. Türkiye, Somali’nin toprak bütünlüğüne, birliğine ve siyasi bağımsızlığına verdiği desteği açık şekilde ortaya koymuş ve bu konuda ön safta yer almıştır" diye konuştu. Mogadişu semalarında Türk savaş uçakları Son haftalarda Mogadişu semalarında Türk savaş uçaklarının görülmesinin Somali halkı açısından güçlü bir mesaj verdiğini belirten Sheikhali, "Türk jetleri terörle mücadele kapsamında görev yapmaktadır. Bu, geçen yıl Türkiye ile imzaladığımız savunma anlaşmasının doğal bir sonucudur" dedi. "Türkiye’nin kararlılığı sözde değil, eylemde" Türkiye’nin savunma alanındaki taahhütlerini sahada yerine getirdiğini vurgulayan Sheikhali, "Türkiye, savunma anlaşmasını onurlandırmış, en modern askeri ekipmanları Somali’ye getirmiş ve ülkemizi savunmak için fiilen harekete geçmiştir. Bu, Türkiye’nin kararlılığının sözde değil, eylemle olduğunu göstermektedir" ifadelerini kullandı. "Jetlerin dost bir ülkeden geldiğini bilmek, halkımıza büyük bir güven ve huzur verdi" Türk jetlerinin sabah saatlerinde Mogadişu’dan havalanmasının halk üzerinde derin bir etki oluşturduğunu anlatan Sheikhali, "Uzun yıllar bu sesi yalnızca Somali’nin düşmanlarından duyduk. Bu kez jetlerin dost bir ülkeden geldiğini bilmek, halkımıza büyük bir güven ve huzur verdi" dedi. "Stratejik ortaklık artık savunmayı da kapsıyor" Somali halkının gerçek dostluğu bu süreçte net biçimde gördüğünü belirten Sheikhali, "Somali halkı artık stratejik ortaklığın yalnızca insani yardım ve kalkınmadan ibaret olmadığını, ülkenin savunmasını da kapsadığını açıkça görmüştür" diye konuştu. Türkiye’nin Somali’ye desteğinin geçmişine de değinen Sheikhali, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaklaşık 15 yıl önce Somali’ye yaptığı ziyareti hatırlatarak, "O dönemde dünyadan kimse Somali’ye gelmeye cesaret edememişti. Türkiye bu cesareti gösterdi. Bu, gerçek dostluğun temelidir" dedi. "Bugün geldiğimiz nokta tesadüf değil" Türkiye ile Somali arasındaki doğrudan uçuşlara ve savunma iş birliğinin ulaştığı seviyeye de değinen Sheikhali, "Türkiye bugün Somali’de askeri altyapı kurabilecek, üsler ve savunma sistemleri konuşlandırabilecek güven ortamına sahiptir. Bu, ilişkilerimizin geldiği stratejik seviyeyi göstermektedir" ifadelerini kullandı.
Mamak’taki toprak kayması apartmanların yıkılma riskini artırdı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:19 Mamak’taki toprak kayması apartmanların yıkılma riskini artırdı Ankara’nın Mamak ilçesine bağlı Harman Mahallesi’nde meydana gelen toprak kayması, civardaki apartmanların yıkılma riskini artırdı. Olayla ilgili konuşan mağdurlar, durumun devam etmesi halinde yaşadıkları apartmanın arkasındaki üç binanın zemininde ciddi problemler olacağını iddia etti. Olay, dün akşam saatlerinde Harman Mahallesi Ahmet Akbaş Caddesi’ndeki boş arazide meydana geldi. Alınan bilgilere göre, arazide sürekli meydana gelen toprak kaymalarına bir yenisi daha eklendi. Olayla ilgili konuşan mağdur vatandaşlar ise can güvenliklerinin olmadığını söyledi. Yetkililerin durumla yeteri ilgilenmediğini iddia eden mağdurlar, önlem alınmaması ve toprak kaymasının devam etmesi halinde binalarının arkalarındaki üç apartmanın zemininde kayma ve yıkılma ihtimalinin artacağını ifade etti. Sorumlulardan yardım talep eden apartman sakinleri durum nedeniyle uzun zamandır tedirginlik hissettiklerini dile getirdi. "Burası yağış aldıkça zemin yumuşuyor ve heyelan riski oluşuyor" Olayla ilgili konuşan mağdurlardan Yüksel Pilo, "Bu tehlike hep vardı. Durumun farkına vardığımızdan beri bütün resmi makamlara başvuruda bulunduk ama tehlike teşkil etmediğini söylediler. Esas sorun toprak kayması değil. Arkadaki binanın bizim apartmanımızın üzerine çökme riski var. Biz öldükten sonra mı çözüm bulunacak. Olay adeta ben geliyorum diyor. Herkes ’bana ne’ diyor. Birkaç gün önce komşumuzun aracı kullanılamaz hale geldi. Üzerine kaya parçası düşmüş. Burası yağış aldıkça zemin yumuşuyor ve heyelan riski oluşuyor. Üzerimizdeki binanın zemininin kayma riski var, şu anda dört apartman tehlikede. Zorluklarla ancak buradan ev alabildik. Daha iyi yerlerde oturmak isterdik. Herkes sorumluluğu birbirinin üzerine atıyor. Buna bir çözüm bulunsun. Can güvenliğimiz yok ve benzer olaylar daha önce de yaşandı" dedi. "Bizim amacımız bir an önce tedbir alınmasını sağlamak" Mağdurlardan Osman Gedik ise, "Burada sürekli toprak parçalanmaları oluyordu. Önlem almak için tahtadan barikat yapmıştım. Kendimce bir perde yapmıştım ama o bile artık fayda etmiyor. Dün çok büyük bir kaya parçası düşmüş. Arka taraftaki binanın temeli yıkılırsa önce onlar ardından da biz tehlikeye gireceğiz. Orada 40 aile yaşıyor. Yağmurlar devam ediyor ve toprağın tamamen yıkılması durumunda bina temelinde çatlama olacak ve herkes mağdur olacak. Bizim amacımız bir an önce tedbir alınmasını sağlamak. Ekipler geldi ve incelemelerde bulundu. Burada önceden gecekondular vardı. Her yerde taştan yığılmalar var. Belki şu an için yıkılma tehlikesi yok ama tedbir almayacağız, zamanını bekleyeceğiz diye de bir şey yok. Dünden beri tedirginiz" diye konuştu.
TBMM’de cinsel taciz davasında tüm sanıklar tahliye edildi
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:18 TBMM’de cinsel taciz davasında tüm sanıklar tahliye edildi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) stajyer öğrencilere cinsel taciz iddiasına ilişkin meclis lokantasında çalışan 4’ü tutuklu 5 sanığın yargılandığı davada tüm sanıklar tahliye edildi. Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya meclis lokantasında çalışan tutuklu sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, İbrahim Beşlioğlu, Recep Seven ile tutuksuz sanık Ramazan Çetin katıldı. Mahkeme hakimi bu celse sanıkların dinleneceğini bildirerek tutuklu sanık Durmuş Uğurlu’ya söz verdi. "İşlemediğim taciz suçundan cezaevinde bulunmaktayım" Uğurlu, "Eşim ve çocuğum dışarıda mağdurlar. 2 aydır işlemediğim taciz suçundan cezaevinde bulunmaktayım. Söyleyecek bir şeyim yok başka" dedi. Tutuklu sanık İbrahim Beşlioğlu ise cinsel amaçlı mesaj atmadığını iddia ederek, stajyerin mesaj tarihinde TBMM’de olmadığını söyledi. Tutuklu sanık Recep Seven ise savunmasında "38 yıldır Meclis’te görev yaptım. Öğrenci yetiştirerek bugünlere geldim. 2 aydır neden cezaevindeyim anlamıyorum" dedi. Tutuklu sanık Halil İlker Güner ise 15 yıldır Meclis’te çalıştığını ifade ederek, "Bugüne kadar hiç böyle bir suça karışmadım, bir kez bile ikaz almadım. Ailem perişan halde, yuvam dağılmak üzere" ifadelerinde bulundu. Tutuklu sanık Ramazan Çetin de mahkemeden tahliyesini istedi. Beyanların ardından söz alan cumhuriyet savcısı tutuklu sanıkların üzerine atılı suçlamalar nedeniyle tutukluluk halinin devamına ve dosyadaki eksik hususların giderilmesi yönünde mütalaa verdi Tutuklu sanıklar tahliyelerine karar verilmesini talep etti. Beyanların ardından ara kararını açıklayan hakim, 4’ü tutuklu 5 sanığın tutuklulukta geçen süre ve kaçma şüphesi bulunmadığı gerekçesiyle tahliye edilmesine karar verip, duruşmayı 15 Mayıs’a erteledi.
Araç muayene istasyonunda darp edilerek öldürülen polis olayında 2 müfettiş ve 3 denetçi görevlendirildi
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:05 Araç muayene istasyonunda darp edilerek öldürülen polis olayında 2 müfettiş ve 3 denetçi görevlendirildi Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, polis memuru Melih Okan Keskin’in araç muayene istasyonunda darp edilerek hayatını kaybetmesiyle yaşanan olaya ilişkin 2 başmüfettiş ve 3 denetçi görevlendirildiğini açıkladı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, araç muayene istasyonunda yaşanan ve polis memuru Melih Okan Keskin’in hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaya ilişkin açıklama yayımladı. Yaşanan hadisenin ardından derhal harekete geçildiği ve sürecin tüm yönleriyle incelenmesi ve aydınlığa kavuşturulması amacıyla 2 başmüfettiş ve 3 denetçi, ilgili firma tarafından da iç denetim uzmanlarının görevlendirildiği belirtildi. Yargıya intikal eden olayla ilgili adli sürecin, Adalet Bakanlığı ve ilgili kurumlar tarafından hassasiyet ve titizlikle yürütüldüğü de ifade edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Yargı tarafından tüm yönleriyle yapılacak incelemeler sonunda aydınlatılacak hadise ile ilgili bütün kesimlerin de aynı hassasiyetle hareket etmesini önemle rica ediyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak vatandaşlarımızın huzur ve güven içinde hizmet alabilmesi için gerekli tüm önlemleri bundan önce olduğu gibi bundan sonra da almaya devam edeceğiz. Sürecin, sonuna kadar yakın takipçisi olacağımızı belirtir, vefat eden polis memurumuza Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabırlar dileriz."
MİA Başkanı Köse: "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden dinlemenin kıymetli olduğunu biliyoruz"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:02 MİA Başkanı Köse: "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden dinlemenin kıymetli olduğunu biliyoruz" Milli İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından düzenlenen "Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu" programında, Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ilişkilerin savunma, güvenlik ve stratejik boyutları ele alınıyor. Programda konuşan MİA Başkanı Talha Köse, "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden, kendi deneyimlerinden dinlemenin ve öğrenmenin ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz" dedi. MİA tarafından Ankara’da bir otelde düzenlenen "Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu" programı başladı. Programda, Türkiye-Afrika ilişkilerinin stratejik boyutları savunma ve güvenlik perspektifinden masaya yatırılıyor. Türkiye’den ve Afrika kıtasından uzmanlar, akademisyenler ve üst düzey konukların katıldığı programa; Somali, Sudan, Kenya, Etiyopya, Eritre, Nijerya, Mısır, Çad, Güney Afrika, Senegal ve Gambiya’dan üst düzey temsilciler iştirak ediyor. İki gün sürecek program kapsamında, bölgesel güvenlik sorunları, savunma sanayii alanındaki iş birlikleri ve stratejik ortaklıkların geleceği gibi kritik başlıklar ele alınacak. Milli İstihbarat Akademisi bünyesinde güvenlik ve strateji ekseninde şekillenen program ile Afrika’nın artan stratejik önemine ilişkin kamuoyunda farkındalık oluşturulması ve Türkiye’nin Afrika kıtasıyla ilişkilerinin politika temelli bir bakış açısıyla değerlendirilmesine yönelik kapsamlı bir tartışma zemini oluşturulması hedefleniyor. Afrika ülkelerinin dönemin yükselen aktörleri haline geldiğini kaydeden Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse, programın açılışında yaptığı konuşmada, Afrika-Türkiye Stratejik Diyaloğu’nun, Afrika’nın kendi tarihî deneyimleri ve toplumsal dinamikleri üzerinden anlaşılmasını esas alan bir yaklaşımla, küresel sistemde çok katmanlı hale gelen güç dengeleri içerisinde kıtanın artan jeopolitik, ekonomik ve stratejik rolünü ele almayı amaçladığını vurguladı. Batı merkezli yaklaşımlara eleştiri Batı merkezli yaklaşımların Afrika’yı kendi tarihî ve toplumsal öznelliği içinde değerlendirmek yerine oryantalist bir çerçeveye sıkıştırdığını ifade eden Köse, "Modernleşme teorisinin ilerlemeci varsayımları evrensel ölçütler olarak kabul edildi. Bu yaklaşım, Afrikalı toplumların tarih boyunca kendi koşullarında özgün yollar çizme ve kendini yenileme kapasitesini büyük ölçüde göz ardı etti" dedi. "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden dinlemenin kıymetli olduğunu biliyoruz" Köse, Afrika’nın uzun yıllar başkalarının dili ve değerlendirmeleri üzerinden okunduğunu vurgulayarak, "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden, kendi deneyimlerinden dinlemenin ve öğrenmenin ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz. Bugün hayata geçirdiğimiz ’Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu’ programı da tam olarak bu anlayışın ürünüdür" diye konuştu. Küresel sistemde dönüşüm ve Afrika’nın rolü Uluslararası sistemin köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkati çeken Köse, klasik güç dengeleri ve güvenlik anlayışlarının hızla değiştiğini, yerleşik ittifak yapıların aşındığını söyledi. Küresel sistemin artık tek merkezli bir yapıdan uzaklaştığını belirten Köse, "Çok katmanlı ve kırılgan bir yapıya evrilen bu düzen, yalnızca büyük güç rekabetini değil, yükselen coğrafyaların küresel sistemdeki rolünü de yeniden tanımlamaktadır" ifadelerini kullandı. Afrika’nın genç ve dinamik nüfusu, enerji ve ticaret yolları üzerindeki stratejik konumu, doğal kaynakları ve üretim potansiyeliyle dönemin yükselen aktörleri arasında yer aldığını dile getiren Köse, "Bugün Afrika’da yaşanan herhangi bir gelişme yalnızca kıta ülkelerini değil, Avrupa’yı, Orta Doğu’yu ve giderek Asya’yı da doğrudan etkilemektedir. Afrika kıtası, 21. yüzyıl uluslararası siyasetin belirleyici aktörlerinden biri hâline gelmektedir" dedi. Türkiye’nin Afrika politikasının bu gerçeklik üzerine inşa edildiğini vurgulayan Köse, Afrika’ya yönelik yaklaşımlarda hâlâ sömürgecilik döneminden kalan kalıpların ve geçerliliğini yitirmiş ezberlerin etkisinin görüldüğünü söyledi. Köse, "Afrika çoğu zaman bir kriz yumağı ya da büyük güçlerin rekabet sahası olarak görülüyor. Oysa Afrika ülkelerinin özne olma kapasitesi yeterince dikkate alınmıyor" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin Afrika politikası: Dört temel ilke Türkiye’nin yaklaşımının net olduğunu belirten Köse, "Türkiye, Afrika’yı bir rekabet alanı ya da etki sahası olarak değil, birçok ortak değere sahip eşit aktörler olarak görmektedir. İlişkilerimizi ’Afrika’nın sorunlarına Afrikalı çözümler’ ilkesi temelinde inşa ediyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin Afrika politikasının dört temel eksene dayandığını aktaran Köse, bunları "karşılıklı egemenliğe saygı, insani sorumluluk ve samimiyet, kazan-kazan esasına dayalı iş birlikleri ile uzun vadeli ve sürdürülebilir ortaklıklar" olarak sıraladı. "Türkiye kendi değerleriyle uyumlu tüm iş birliklerine açıktır" Türkiye’nin sahada somut ve kalıcı sonuçlar üretebilen nadir aktörlerden biri olduğunu dile getiren Köse, "Türkiye yalnızca devletler arasında değil, toplumlar arasında da güçlü, samimi ve insani ilişkiler inşa etmektedir. Bu yaklaşımımız üçüncü ülkelerin aleyhine değildir; Türkiye kendi değerleriyle uyumlu tüm iş birliklerine açıktır" dedi. MİA’nın Afrika’ya yönelik çalışmalarına da değinen Köse, Afrika üzerine raporlar yayımladıklarını ve ilgili kamu kurumlarının uzman personeline yönelik eğitim programları düzenlediklerini belirtti. Köse, "Afrika’daki dost ve kardeş ülkelerin istihbarat akademileriyle ilişkilerimizi geliştirmeyi hedefliyoruz. ‘Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu’ kapsamında, devlet ve egemenlik kavramlarından enerji ve doğal kaynaklara, savunma sanayiinden stratejik iletişime kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeler yapacağız" diye konuştu. "Türkiye, Somali’ye verdiği destekle yalnızca güvenliğe değil, bölgesel istikrara da katkı sağlamaktadır" Türkiye’nin Afrika Boynuzu’nda istikrar sağlayıcı bir aktör olarak öne çıktığını dile getiren Somali Adalet ve Anayasal İşler Bakanı Hassan Moallin Muhamoud Sheikhali, Türkiye’nin özellikle Somali’ye terörle mücadele, deniz güvenliği ve sınır aşan suçlarla mücadele alanlarında önemli katkılar sunduğunu söyledi. Sheikhali, "Türkiye, Somali’ye verdiği destekle yalnızca güvenliğe değil, bölgesel istikrara da katkı sağlamaktadır" değerlendirmesinde bulundu. Aralık 2024’te kabul edilen Ankara Bildirisi’ne de değinen Sheikhali, söz konusu belgenin bölgedeki gerilimlerin düşürülmesinde önemli rol oynadığını belirterek, "Ankara Bildirisi, diyalog yoluyla gerilimi azaltmış, egemenliğe saygı ve bölgesel istikrar ilkelerini yeniden teyit etmiştir" diye konuştu. Türkiye’nin Somaliland ile diyaloğun kolaylaştırılmasına yönelik çabalarına da destek verdiğini aktardı. Bazı dış aktörlerin Afrika ülkelerinin egemenliği ve toprak bütünlüğünü tehdit ettiğine işaret eden Sheikhali, Türkiye’nin bu noktada tutarlı bir duruş sergilediğini vurguladı. Sheikhali, "Afrika’nın sonsuz çatışmalara ya da dışarıdan dayatılan çözümlere ihtiyacı yoktur. Afrika’nın barışa, istikrara ve samimi ortaklıklara ihtiyacı vardır. Türkiye, bu anlayışla hareket eden bir ortak olduğunu kanıtlamıştır" ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından, programda panel bölümüne geçildi. Moderatörlüğünü MİA Başkanı Köse’nin yaptığı "Türkiye-Afrika İlişkilerinde Stratejik ve Güvenlik İş Birliği" başlıklı panelde Milli Savunma Bakanı Yardımcısı Bilal Durdalı ve Somali Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur konuşmacı olarak yer aldı.
Savcıların şifresiyle UYAP’a girip dosya kapatan zabıt katibinin yargılanmasına devam edildi
09 Şubat 2026 Pazartesi - 13:26 Savcıların şifresiyle UYAP’a girip dosya kapatan zabıt katibinin yargılanmasına devam edildi Ankara Adliyesinde kendisine ve savcılara ait şifreyle Ulusal Yargı Ağı Sistemi’ne (UYAP) girerek soruşturma dosyalarını kapatan zabıt katibi Ahmet Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu 16 sanığın yargılanmasına devam edildi. Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Ahmet Yılmaz, bazı tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı, dosyaya gelen evrakı okumasının ardından tutuklu sanık Ahmet Yılmaz’a söz verdi. Tutuklu sanık Yılmaz şu savunmaları dile getirdi: "Soruşturma başlangıcından itibaren samimi beyanlarda bulundum. Kaçma girişiminde bulunmadım. Tarafımca oluşturulan sahte belge bulunmamaktadır. Örgüte yardım ettiğime dair de somut delil yoktur. Delil olmayan bir suçtan tutuklu yargılanmam hukuka uygun değildir. Tahliyemi ve beraatimi talep ederim" Söz alan tutuksuz sanıklar da suçsuz olduklarını savunarak, mahkemeden haklarındaki adli kontrol şartlarının kaldırılmasını talep etti. Beyanların ardından görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı, tutuklu sanık Ahmet Yılmaz’ın ve diğer tutuksuz sanıkların mevcut hallerinin devamına karar verilmesini istedi. Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Ahmet Yılmaz’ın tutukluluk, diğer sanıkların ise mevcut halinin devamına hükmederek, duruşmayı 14 Nisan’a erteledi.