Yerel Haberler
Ankara
MHP Genel Başkanı Bahçeli’den CHP’ye kongre için ’9 Eylül’ önerisi 27 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:59:18 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP’de yaşananlara ilişkin, "İlçe ve il kongreleri yapıldıktan sonra uygun görülecek bir tarihte büyük kongreye gidilecektir. Bize göre bu tarih partinin kuruluş tarihi de olan 9 Eylül olabilecektir" dedi. MHP lideri Devlet Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 2023 yılında yapılan 38. Olağan Kurultayı’nın mutlak butlan kararıyla yok sayılmasına dair TÜRKGÜN gazetesine özel röportaj verdi. Mutlak butlan kararı sonrasında mahkemenin kararına uyulması gerektiğini söylediğini hatırlatan Bahçeli, "Mahkeme kararının uygulama sürecinde yaşananlar demokrasimize yakışmamıştır. Beklentimiz demokrasimizi temsil etmeyen bu görüntünün giderilmesi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğiyle ileriye taşınmasını mümkün kılacak sağlıklı adımların atılmasıdır" dedi. "Bizim hiçbir partinin iç işlerine karışma yahut müdahale etme gibi bir niyetimiz veya düşüncemiz olamaz" MHP’nin de birçok kez ele geçirilme girişimi ile karşı karşıya kaldığını söyleyen Bahçeli, "Öncelikle şunu ifade etmek isterim. Bizim hiçbir partinin iç işlerine karışma yahut müdahale etme gibi bir niyetimiz veya düşüncemiz olamaz. Böyle bir yetkimiz de yok zaten. Ancak biz Türk demokrasisini ve siyasetini düşünen bir partiyiz. Türkiye’nin istikrarı, barış, huzur ve refahı için gayret gösteren bir hareketiz. Ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi bu konularda yüksek bir tecrübeye de sahiptir. Geçmişte partimizin çeşitli dönemlerde kongre süreçlerinde ele geçirilmeye çalışıldığına şahit olunmuştur. MHP, 57 yılı aşan geçmişinde birçok siyasi badire atlatmıştır. Farklı merkezlerden yönlendirilen siyasi mühendislik projeleriyle partiyi dizayn etmeye yönelik girişimlere maruz kalmıştır. ’Türkeş’siz MHP’ hayal edenlerin partimizi bölmek istediğini de gördük, hain darbe girişimlerine giden yolda en büyük engel olarak kabul ettikleri MHP’yi etkisizleştirmek için partimizi ele geçirmeye kalkanları da gördük. 1992 yılında partimiz 19 milletvekiliyle grup kurma aşamasındayken altı milletvekilinin ayrılmasıyla önemli bir sınamayla karşı karşıya kalmıştır. 2016 yılında ise hukuksuz girişimlerle partimizin bölünmek istendiği görülmüştür. Tüm bu süreçlerde çeşitli siyasi ittifaklara karşı milliyetçi ülkücü dünya görüşümüzün heybemize yüklediği derin tecrübe, köklü parti geleneğimiz ve demokratik mücadele yöntemleriyle siyasi varlığımızı sürdürme gayreti içerisinde olduk. Bugün Türk siyasi hayatında yarım asrı aşan köklü bir geçmişe sahibiz" açıklamasında bulundu. "CHP üzerinden Türk siyasetinin istikrarsızlığa sürüklenmesi kabul edilemeyecek bir durumdur" Türk siyasetinin güçlü olması gerektiğine vurgu yapan Bahçeli, "Parti kurumsallıklarının zayıflaması ve sorumlu liderlik mekanizmasının aksaması, demokrasi kültürümüzü akamete uğratacağı gibi siyasî istikrarımıza da zarar verecektir. Türk demokrasisinde parlamento ve siyasi parti kurumsallıklarının rolü bu denli önem arz ederken, siyasette çözümün parlamento dışında başka mecralarda aranması, demokrasi ve hak arayışı adı altında kontrolsüz sokak hareketlerini ve taşkınlıkları beraberinde getirecektir. Bölgemizde egemen devletler üzerinde oynanan oyunların en büyüğü ve artık klasikleşmiş unsuru, iç siyasete beşinci kol faaliyetleriyle müdahale etmek ve toplumsal karışıklığa zemin hazırlamaktır. İç cepheyi tahkim etmeye çalıştığımız bu süreçte CHP üzerinden Türk siyasetinin istikrarsızlığa sürüklenmesi kabul edilemeyecek bir durumdur" ifadelerini kullandı. "Mutlak butlan krizinin parti içi çatışmaya ve sokak eylemlerine dönüşmesi, Türk siyasi kültüründe de yaralı bir hafıza oluşturmasından endişe etmekteyiz" CHP’deki krizin büyüyerek devem etmesinin endişe verici olacağına dikkati çeken Bahçeli, "Türkiye’de köklü bir parti kurumsallığına sahip olan Cumhuriyet Halk Partisi’nde mutlak butlan krizinin parti içi çatışmaya ve sokak eylemlerine dönüşmesinin sadece CHP’de değil, Türk demokrasisi ve siyasîikültüründe de yaralı bir hafıza oluşturmasından endişe etmekteyiz" dedi. "Yargı kararı ortadadır, Sayın Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanıdır" Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararı ile genel başkan olduğunu belirten Bahçeli, "Yargıtay’ın nihai kararıyla kesinleşecek olsa da yargı kararı ortadadır. Sayın Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanıdır. Mahkeme kararının uygulanması sürecinde yaşananlar ne CHP’ye ne de demokrasimize yakışan bir durum olmamıştır. Bundan sonraki süreçte Sayın Kemal Kılıçdaroğlu normal olarak mahkeme kararının ve genel başkan olmasının gereklerini yerine getirecektir. Bu kapsamda ilk olarak genel merkeze yerleşme, onarma ve toparlanmayı gerçekleştirecek, dağınıklığı giderecektir. Aynı zamanda parti faaliyetleri devam edecektir. Bu şekilde bir siyasi partinin çöküşü değil, yeniden inşası ve demokrasiye kazandırılması mümkün hale gelecektir" açıklamasında bulundu. CHP’yi kuruluş kodlarından ayıran sebeplerin belirlenmesi gerektiğini ve bu kapsamda yapılması gerekenleri sıralayan Bahçeli, şöyle devam etti: "İlk olarak CHP’de siyasi atmosferi zehirleyen, CHP’nin parti aidiyetine ve kurumsal kimliğine zarar veren nefret dilinin ivedilikle terk edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Partililerin birbirini tahkir ve tahrik ettiği bu dili yüksek mesuliyet ve partililik şuuruyla uzlaşı diline dönüştürecek muhataplar Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Özel’dir. İkincisi CHP’de bir ‘arınma ve durulma’ sürecinin başlatılması gereğidir. Arınma ve durulma sürecinde yolsuzluk ve usulsüzlükler, tutuklamalar ve diğer ahlaki meseleler iyi anlatılmalı, şeffaf bir kamuoyu iletişimi gerçekleşmelidir. Üçüncü olarak yapılması gereken iş, mevcut üyelerin yenilenmesi ve yeni üye kaydının yapılmasıdır. Bu şekilde yolsuzluğa, usulsüzlüğe ve ahlaksızlığa bulaşmış üyeler de Cumhuriyet Halk Partisi’nden temizlenmiş olacaktır. Dördüncüsü ise yeni ve yenilenmiş üye yapısında CHP parti kimliği ve aidiyeti ile kurumsal bağlılığın yeniden tesis edilmesidir. Bu husus, CHP’nin kongre sürecinin yeniden ve sağlıklı bir zeminde başlatılmasını sağlayacaktır. İlçe ve il kongreleri yapıldıktan sonra uygun görülecek bir tarihte büyük kongreye gidilecektir. Bize göre bu tarih partinin kuruluş tarihi de olan 9 Eylül olabilecektir."
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:56 Akdeniz’den Avrupa’ya uzanacak otoyol ağı: Antalya-Alanya Otoyolu’nda çalışmalar hızlandı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Antalya-Alanya Otoyolu Projesi’nde yapım çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü bildirdi. Bakan Uraloğlu, otoyolun gelecek yıllarda hayata geçirilmesi planlanan Denizli-Burdur ve Burdur-Antalya otoyollarıyla birlikte İzmir, İstanbul ve Avrupa sınırına kadar uzanan kesintisiz otoyol ağına entegre olacağını söyledi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Antalya-Alanya Otoyolu Projesi’nde yapım çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü bildirdi. Antalya’nın turizm, tarım ve ticaret alanındaki güçlü yapısıyla Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri olduğunu belirten Uraloğlu, "Antalya ve Alanya arasında artan ulaşım talebine cevap verecek otoyolumuz bölgenin ekonomik ve sosyal hareketliliğine önemli katkı sağlayacak. Otoyolun hizmete alınmasıyla birlikte yerli ve yabancı turistlerin bölgeye ulaşımı daha hızlı hale gelecek" ifadesini kullandı. "Proje trafiğin şehir merkezine girmeden transit geçişine imkân sağlayacak" Bakan Uraloğlu, Antalya şehir merkezinden başlayıp Alanya’ya kadar uzanan mevcut güzergâhta artan araç trafiği ve sinyalizasyon sistemleri nedeniyle yoğunluk yaşandığını ifade ederek, "Antalya-Alanya Otoyolu ile bölgedeki ulaşım yükünü önemli ölçüde hafifleteceğiz. Projemiz, çevre illerden gelen trafiğin şehir merkezine girmeden transit geçişine de imkân sağlayacak" dedi. Proje 122 kilometre uzunluğunda projelendirildi 84 kilometresi ana gövde, 38 kilometresi bağlantı yolu olmak üzere toplam 122 kilometre uzunluğunda projelendirilen otoyolun her iki yönde üçer şeritli ana gövde ile gidiş ve geliş yönlerinde toplam 4 şeritli bağlantı yollarından oluşacağını kaydeden Uraloğlu, "Güzergâh Serik Kavşağı’ndan başlayarak Konaklı’nın kuzeyindeki Alanya Batı Kavşağı’nda son bulacak." açıklamasında bulundu. 5 tünel ve 14 viyadükte çalışmalar devam ediyor Proje kapsamında Serik, Taşağıl, Manavgat, Manavgat Doğu, Alarahan, Konaklı ve Alanya Batı kavşakları olmak üzere toplam 7 kavşak bulunduğunu belirten Uraloğlu, otoyolda ayrıca toplam 4 bin 365 metre uzunluğunda 5 tünel ve toplam 5 bin 966 metre uzunluğunda 16 viyadüğün yer aldığını ifade etti. Sahadaki çalışmalara ilişkin bilgi veren Uraloğlu, "5 tünelin tamamında kazı, destekleme ve nihai beton imalatlarına devam ediyoruz. 16 viyadüğün 14’ünde de fore kazık, temel kazı, donatı ve beton çalışmalarını sürdürüyoruz. Toplam 13 altgeçit, üstgeçit ve köprü ile 38 menfezde çalışmalarımıza devam ediyoruz" bilgisini paylaştı. Yıllık 23,9 milyar liralık tasarruf Antalya-Alanya Otoyolu’nun tamamlanmasıyla mevcut güzergâhta 2,5 saat süren seyahat süresinin 36 dakikaya düşeceğini belirten Uraloğlu, "Proje sayesinde yıllık 23 milyar lirası zamandan, 900 milyon lirası akaryakıttan olmak üzere toplam 23,9 milyar lira tasarruf sağlayacağız. Karbon salınımını da yıllık 47 bin ton azaltacağız" açıklamasında bulundu. Avrupa sınırına kesintisiz otoyol ağı Uraloğlu, otoyolun gelecek yıllarda hayata geçirilmesi planlanan Denizli-Burdur ve Burdur-Antalya otoyollarıyla birlikte İzmir, İstanbul ve Avrupa sınırına kadar uzanan kesintisiz otoyol ağına entegre olacağını söyledi.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:22 Fenerbahçe kafilesine yönelik gerçekleştirilen 4 Nisan saldırısı dosyası yeniden incelemeye alındı Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Bakanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi tarafından söz konusu dosya yeniden ve titizlikle incelendi. Yapılan inceleme neticesinde, dosyaya ilişkin ‘kanun yararına bozma’ kararı dün itibarı ile alındı" dedi. Bakan Gürlek, Fenerbahçe Spor Kulübü futbol takımına yönelik olarak 4 Nisan 2015 tarihinde Trabzon’da gerçekleştirilen silahlı saldırı sonrası açılan dosyaya ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Açıklamada, saldırının milletin hafızasında derin izler bıraktığını, spor ruhuna ve toplumsal huzura yönelmiş kabul edilemez bir eylem olarak kayıtlara geçtiğini ifade eden Gürlek, "Aradan geçen zamana rağmen olayın tüm yönleriyle aydınlatılamamış olması ve soruşturmanın takipsizlik kararıyla sonuçlanması, kamu vicdanını rahatsız etmeye devam etmiştir. Vatandaşlarımızdan gelen haklı tepkileri ve adalet beklentisini dikkatle takip ettik. Bu kapsamda, Bakanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi tarafından söz konusu dosya yeniden ve titizlikle incelendi. Yapılan inceleme neticesinde, dosyaya ilişkin ‘kanun yararına bozma’ kararı dün itibarı ile alındı" açıklamasında bulundu. Alınan karar ile beraber daha önce takipsizlik kararının hukuki yönden yenden değerlendirilmesinin önünün açıldığını aktaran Gürlek, amacın; bu menfur saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması, varsa ihmallerin ortaya çıkarılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesinin sağlanması olduğunun da altını çizdi. Gürlek, açıklamasına şöyle devam etti: "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği vazife doğrultusunda adaletin tecellisi için sürecin sonuna kadar kararlılıkla takipçisi olacağız. Hiçbir dosyanın karanlıkta kalmasına izin vermeyecek; kamu vicdanını yaralayan hiçbir olayın üzerinin örtülmesine müsaade etmeyeceğiz."
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:11 Kavurmanın sırrı: Kaliteli et, sabır ve doğru pişirme Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde sürdürülen kavurma geleneği bayram sofralarına taşınıyor. Kurban Bayramı’nda Kızılcahamam ilçesinde kuşaktan kuşağa aktarılan ve etiyle öne çıkan meşhur kavurma sofralara taşınmaya başladı. İlçede yaklaşık 75 yıldır faaliyet gösteren kasap işletmesinin 4’üncü kuşak temsilcisi Veteriner Hekim Doğanay Vural, Kızılcahamam kavurmasının yapım süreci, et seçimi ve püf noktalarını İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. "Kızılcahamam’ın kavurması, sucuğu, et kalitesi gerçekten tartışmaya kapalı bir konudur" Kızılcahamam’ın, insanların güvenle et yiyebileceği bir yer olduğunu belirten Doğanay Vural, "Kızılcahamam tüm dünyada insanların güvenle eti yiyebilecekleri bir adres. Ete güvenilir bir şekilde ulaşma, insan sağlığını kontrol etme konusunda gerçekten burası tavsiye edebileceğim ve insanların da tercih edebileceği bir adres. O yüzden Kızılcahamam’ın kavurması, sucuğu, et kalitesi gerçekten tartışmaya kapalı bir konudur" diye konuştu. "Kavurma birçok hayvanın bölümünden tercih edebiliyorlar" Kızılcahamam yöresindeki hayvanların, doğal yollarla yayılım sağladığı için çiftlikten7 sofraya kaliteli ve lezzetli bir şekilde ulaştığını vurgulayan Vural, "Kavurma birçok hayvanın bölümünden tercih edebiliyorlar. Kimisi buttan yapıyor, kimisi güngörmez dediğimiz kol kısmından da yapabiliyor ama başlıca sebebi etin doğal beslenmesidir. Çiftlikten sofraya insan sağlığını tehdit etmeyecek şekilde ulaşmasıdır" ifadelerini kullandı. "Çiftlikten sofraya gelene kadar ki aşamada insanları güvenilir ete ulaştırmaya çalışıyoruz" Doğanay Vural, Kızılcahamam’da kavurma etinin küp şeklinde doğrandığını ve o şekilde pişirilip sofraya sunulduğunu belirterek, "Çiftlikten sofraya gelene kadar ki aşamada insanları güvenilir ete ulaştırmaya çalışıyoruz. Burası 1951’de kurulmuş bir işletme. 75 yıldır hayvanı en kaliteli şekilde misafirlerimize sunuyoruz. İnsanların ailesiyle vakit geçirmek, mangal yapmak, sucuk yemek için tercih edebilecekleri tek nokta Kızılcahamam’dır" şeklinde konuştu. "Fazla baharat atılarak, terbiye edilerek sofralara sunulan bir yemek değildir" Kızılcahamam kavurmasının hikayesi olan bir yemek olduğunu söyleyen Vural, "Kimi zaman bayram sofralarında, kimi zaman toplu yemeklerde, kimi zaman da cenazelerde pişirilen bir yemektir. Fazla baharat atılarak, terbiye edilerek sofralara sunulan bir yemek değildir. İşin en önemli püf noktası da doğru, fazla baharat olmadan pişirme ve sabır" ifadelerine yer verdi. Süt danası eti püf nokta Kavurmanın bir diğer püf noktasının ise süt danası eti olduğunu belirten Vural, kaliteli et kullanıldığında kavurmanın ağızda dağılan yumuşak kıvama ulaştığını ifade etti. Öte yandan Vural, kavurmanın özellikle bayram dönemlerinde sabahın erken saatlerinde hazırlanıp uzun süre pişirilerek sofralara ulaştırılan özel bir lezzet olduğunu dile getirdi. "Et, serinlikte 12-24 saat bekletilip dinlendirilmelidir" Özellikle bayramlarda kesim sonrası sık yapılan hatalara değinen Doğanay Vural, "Kurban kesilir kesilmez etin tavaya veya mangala atılması birçok insanın da aslında travmasının oluşmasına sebep olmuştur. Eti sevmeyen insanları dinlediğinizde hep kurbanda yediği o eti söylerler. Bunun sebebi rigor mortis olayının gerçekleşmemesi. Etin o sertliğini kaybetmesi için serinlikte 12-24 saat bekletilip etin dinlendirilmiş olması gerekiyor. Bu süre zarfında et yumuşar, dinlendikten sonra lezzetinde de kalitesinde de artış gözlemlenir" dedi. "Dana etinde pembe rengi tercih ederiz" Vural, kaliteli etin renginin pembe olduğunu dile getirerek, "Kuzu da ya da bir dana etinde sararma görürseniz, daha koyu bir görüntü görürseniz bu o etin kalitesi hakkında yorum yapmanıza bir etkendir. Dolayısıyla dana etinde o pembe rengi tercih ederiz. Kuzu etinde de dışarıdan bakıldığında pembemsi, beyazımsı bir renk tercih edilir. Bu etin dış yapısında, özellikle kuzularda görülen o sararmalar farklı belirtilere sebep olabiliyor. Dolayısıyla bu tip etleri bir kez daha gözden geçirmekte fayda vardır" diye konuştu.
Yılın ilk ayında 7,6 milyar liralık kaçak eşya ve uyuşturucu madde ele geçirildi
09 Şubat 2026 Pazartesi - 12:36 Yılın ilk ayında 7,6 milyar liralık kaçak eşya ve uyuşturucu madde ele geçirildi Ticaret Bakanlığı, ocakta yasa dışı ticaret ve kaçakçılıkla mücadelede geçen yılın aynı ayına göre yüzde 121’lik artış sağlandığını ve değeri 7 milyar 655 milyon lirayı bulan kaçak eşya ile uyuşturucu madde ele geçirildiğini bildirdi. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerinin uzmanlaşmış kadrolarının, ileri teknolojiye sahip sistemleri ve geliştirilmiş analiz teknikleriyle yürüttüğü yasa dışı ticaret ve kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini, 2026 yılında da ülke genelinde kararlılıkla sürdürdüğünü dile getirdi. Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat ekiplerinin yasa dışı ticaret ve kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerine ilişkin verilerin de paylaşıldığı açıklamada, "Gümrükler Muhafaza birimlerince 2026 yılı Ocak ayında gerçekleştirilen başarılı operasyonlar neticesinde; geçen yılın aynı ayına kıyasla yaklaşık yüzde 121 artışla, toplam 7 milyar 655 milyon TL değerinde ticari eşya ve uyuşturucu madde yakalaması gerçekleştirilmiştir. Yakalanan uyuşturucu maddeler imha edilmiştir. Gerçekleştirilen operasyonlar sonucunda; 4 milyar 805 milyon lira değerinde uyuşturucu madde, 706 milyon 689 bin lira değerinde çeşitli eşya, 418 milyon 286 bin TL değerinde tekstil malzemesi, başta olmak üzere; akaryakıttan canlı hayvana, tütün ve tütün mamullerinden tarihi eserlere kadar uzanan geniş bir yelpazede kaçak eşya ele geçirilmiştir" denildi. Ticaret Bakanlığı Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerinin, Türkiye ekonomisine zarar veren, haksız rekabet ortamı oluşturan, ticari işleyişi sekteye uğratan ve toplum sağlığını tehdit ederek özellikle gençleri bağımlılığa sürüklemeye çalışan kaçakçılığın hiçbir türüne geçit vermeyeceği de vurgulanan açıklamada, "Gümrükler Muhafaza teşkilatımız, kamu düzeninin korunması, kamu gelirlerinin güvence altına alınması ve toplum sağlığının muhafazası hedefleri doğrultusunda, kaçakçılıkla mücadelesini 2026 yılında da azim ve kararlılıkla sürdürecektir" ifadelerine yer verildi.
Bakan Kurum: "CHP’nin Genel Başkanı niye Bakan’a teşekkür ediyorsunuz diye belediye başkanlarını azarlıyor"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 12:32 Bakan Kurum: "CHP’nin Genel Başkanı niye Bakan’a teşekkür ediyorsunuz diye belediye başkanlarını azarlıyor" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Kendileri bizimle bu konuları yürüttüğünde CHP’nin Genel Başkanı niye bakana teşekkür ediyorsunuz diye milletvekillerini, belediye başkanlarını azarlıyor" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Asrın İnşası: Güçlü Türkiye’nin İhya Vizyonu Paneli İletişim Başkanlığında gerçekleşti. Bakan Kurum ve İletişim Başkanı Burhanettin Duran başta olmak üzere çok sayıda davetlinin katıldığı program, açılış konuşmaları ile başladı. "Dolaylı kayıplara baktığımızda ekonomik kayıpların 150 milyar doları aştığını tespit ettik" Belki de son bin yılın en ağır felaketinin yaşandığını söyleyen Bakan Kurum, "11 ilimizi, 13 milyon insanımızı doğrudan etkileyen bir depremden bahsediyoruz. 53 bin canımızı, kardeşimizi toprağa verdik. 100 binden fazla insanımız yaralandı ve binlerce binamız yıkıldı. 104 milyar dolarlık doğrudan ekonomik kayıp yaşadık. Dolaylı kayıplara baktığımızda 150 milyar doları aştığını tespit ettik. Küresel pandeminin etkileri halen bitmemişti. Rusya, Ukrayna krizi patlak vermişti. Suriye savaşı bir taraftan devam ediyordu. Üretimde ve tüketimde maalesef tedarik zinciri kopmuştu. Bölücü terör örgütleri fırsat kolluyordu. İklim krizinden kaynaklanan orman yangınları, seller halen devam ediyordu. Asrın felaketi böyle siyasi, iktisadi ve diplomatik bir kriz sarmalının tam ortasında yaşandı. Biz bu karanlıktan çıkmasını hep birlikte bildik. Önce milletimiz bize inandı, biz de milletimizin desteğiyle gece gündüz hiç durmadık. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir taraftan arkadaşlarımızla birlikte enkaz çalışmaları yürütürken bir yandan da kalıcı konutların yapımına başlamıştık" şeklinde konuştu. "Saatte 23, günde 550 konut ürettik" Yakın zamanda Osmaniye’ye yaptığı ziyarete değinen Kurum, "15’inci günde attık ilk temellerimizi ve işte 45’inci gün geçmişti ki ilk konutlarımızı teslim ettik. Giderek daha da hızlandık. Belki de dünyada eşi benzeri olmayan bir tempoyla 3 bin 481 bir şantiye kurduk. Dile kolay. 11 ilde 200 bin mimar, mühendis, işçi kardeşimle birlikte 7 gün 24 saat çalıştı ve saatte 23, günde 550 konut ürettik. Bunun dünyada örneği yok. Gelinen noktada 455 bin konutu alnımızın akıyla tamamladık. Tüm bu süreçte hep aklımızda şu vardı. Bu şehirler ayağa kalkarsa Türkiye ayağa kalkar dedik. Onun için 11 ilimiz hep önceliğimiz oldu. Sadece konut olarak da bakmadık bu diriliş sürecine. Biz şehirleri köklerini Türk İslam medeniyetinden alan ve insanımızı vatandaşımızı merkeze koyan bir tasavvurla inşa ederiz" ifadelerini kullandı. "Bizi, ‘enkazın altında kalacaklar’ diye beklerken bu enkazın altında siz kaldınız" Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinde yaşanan süreç sırasında mücadelede en çok yoran konunun dezenformasyonlar olduğunu belirten Kurum, "Hükümet bu enkazın altında kalır diye ellerini ovuşturarak yalanlarla korku pompaladılar. Yanlış bilgiler yayarak çalışmalarımızı, emeklerimizi sabote ettiler. İletişim Başkanlığımız ile bu yalanlara karşı mücadele ettik. Geldiğimiz noktada tüm bu yalanlara, iftiralara yanıtımızı dimdik ayakta duran 455 bin konutumuzla verdik. Huzurla yuvalarına giren 2 milyon vatandaşımızın gülen yüzüyle cevabımızı verdik ama görüyoruz ki hiç mahcup olmuyorlar. Tüm afetlerde olduğu gibi burada da konutlar faizsiz sabit fiyatla olacak diyoruz, duyuyorlar ama aynı yalanlara devam ediyorlar. Güya sonra çıkacak, ben dedim de yaptılar diyecek. Kimse bunu yutmaz Özgür Bey, milletin aklıyla oynamayın. Beceriksizliğinizi, millete ilgisizliğini bunlarla örtemezsiniz. Bizi, ‘enkazın altında kalacaklar’ diye beklerken bu enkazın altında siz kaldınız. Bu oyunlarınla da o enkazın altından emin ol çıkamayacaksın. 11 ilde tek bir çivi çarpmayan partinin genel başkanı olarak tarihe geçeceksiniz" diye konuştu. "CHP’nin Genel Başkanı niye bakana teşekkür ediyorsunuz diye belediye başkanlarını azarlıyor" Bakan Kurum, yaptığı açıklamada sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Biz 24 yıldır muhalefet partileri ne derse desin milletimizle birlikte omuz omuza yol yürümeye devam ediyoruz. Onlar yalanlara, dezenformasyonlara devam etsinler. Bizim yanımıza gelen belediye başkanlarını tehdit ediyorlar. Niye gidiyorsunuz? Niye bu çalışmalardan dolayı teşekkür ediyorsunuz diyorlar. Biz siyasi bir ayrım gözetmeksizin her bir belediye başkanımızı dinliyoruz. Taleplerini bir bir alıyoruz. Milletimiz için yapılması gereken ne varsa not ediyor ve bir bir de hayata geçiriyoruz. Sizin gibi çöp kutusu göndermekle övünmedik. Biz milletimizle el ele verdik, asrın inşasını gerçekleştirdik. Kendileri bizimle bu konuları yürüttüğünde CHP’nin Genel Başkanı niye bakana teşekkür ediyorsunuz diye milletvekillerini, belediye başkanlarını azarlıyor. Böyle bir anlayış olabilir mi? Milletin geleceğiyle, milletin güveniyle, milletin huzuruyla alakalı bir konuda hep birlikte hareket etmek varken niye milletimizi ayrıştırmak, milletimizi yalan yanlış ifadelerle kandırmak yoluna gidelim? Sizin de belediyeleriniz vardı. Çıkıp bir ucundan da siz tutamaz mıydınız? Ulu Camii’yi biz yapacağız dediler. Hala temel aşamasında. Emin olun eğer deprem bölgesi CHP’nin insafına kalsaydı bugün 11 ilimizin hepsi Ulu Camii gibi temel aşamasında olurdu. Biz milletimizi onların insafına terk etmedik. Cumhurbaşkanımız orada tek bir evsiz, tek bir yuvasız kardeşimiz kalmayacak dedi"
Uğur Mumcu suikastı ile 22 faili meçhul cinayeti kapsayan "Umut Davası"nın görülmesine devam edildi
09 Şubat 2026 Pazartesi - 11:55 Uğur Mumcu suikastı ile 22 faili meçhul cinayeti kapsayan "Umut Davası"nın görülmesine devam edildi Ankara’da gazeteci Uğur Mumcu’nun 24 Ocak 1993 tarihinde aracına yerleştirilen bombanın patlamasıyla hayatını kaybetmesine ilişkin firari sanık Oğuz Demir’in yargılanmasına devam edildi. Demir adına kayıtlı araç için Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazılmasına karar verildi. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada maktul Mumcu’nun kızı Özge Mumcu Aybars ve avukatı hazır bulundu. Mahkeme Başkanı dava dosyasına gelen evrakı okumasının ardından Mumcu ailesi avukatına söz verdi. Avukat, sanık Demir adına kayıtlı bir aracın varlığından bahsederek bu araca ilişkin araştırma yapılmasını istedi. Ayrıca Demir ve ailesinin Avustralya’da olduğuna dair bilgiler olduğu belirtilerek iadesi talep edildi. Beyanın ardından mahkeme başkanı ara kararı açıkladı. Buna göre Demir adına kayıtlı olduğu belirtilen aracın ilk tescil tarihinden itibaren trafikte gördüğü işlemlerin niteliğine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazılması kararlaştırıldı. Ayrıca sanığın Avustralya’da olma ihtimali bulunduğu kaydedilerek iadesi için gerekli talebin yapılması konusunda Adalet Bakanlığına yazı yazılmasına hükmedildi. Yine Demir’in ailesinin Türkiye’ye giriş yapıp yapmadığının araştırılması için gerekli yerlere yazı yazılması kararlaştırıldı. Bir sonraki duruşma 14 Temmuz’a ertelendi. Duruşma sonrası Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştiren CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, "Uğur abinin katledilişinin üzerinden 33 yıl geçti. 33 yıl boyunca hala tam olarak aydınlatılamamış bir dava ile karşı karşıyayız. Oğuz Demir üzerinden tefrik edilen duruşmanın ise bugün 14’üncüsü görüldü. Tevhid-Selam Örgütü’nün 1988-1999 kadar bu memlekette 21 öldürme, yaralama ve bombalama eylemine karıştığını herkes biliyor. Ankara’nın ortasında cephanelik kurduklarını da biliyoruz. Yabancı istihbarat örgütleriyle birlikte faaliyet yaptıklarını da biliyoruz. Sözü edilen kişi yani Oğuz Demir 2000 yılında elini kolunu sallayarak kolluk kuvvetlerinin arasından kaçıyor. Kendisi bir süre sonra eşini ve çocuklarını da yurt dışına götürüyor. Üzerine kayıtlı araba hala Ankara’da dolaşmaya devam ediyor. Sevgili Güldal Mumcu İçişleri Bakan Yardımcısı ile görüşüyor ve orada kişinin İran’da bulunduğuna ilişkin bir istihbari bilgi kendisine bildiriliyor. Ancak bu bilgi jandarmaya, MİT’e ve emniyete sorulan sorulara rağmen mahkeme kayıtlarına girmiş değil. Şimdi mahkeme kayıtlarında eşinin ve çocuklarının Avustralya’dan Türkiye’ye giriş çıkış yaptıklarına dair bilgiler var. O halde Oğuz Demir belki de Avustralya’da. Aramızda ikili anlaşmalar var. Kırmızı bültenle aranan bir caniden bahsediyoruz. Neden bu kişi bugüne kadar yakalanamadı? Birileri o tuğlayı çekmek istemiyorlar mı? Mahkemenin yazdığı müzekkereler ve belgeler ile bu işin 33 yıl boyunca geldiği nokta açıktır. Burada bir siyasi irade eksiği olduğunu görüyoruz. Uğur Mumcu Türkiye’de karanlıkta hiçbir şey kalmasın diye cesur kalemiyle bütün olayların üzerine giden bir gazeteci ve aydındı. Eninde sonunda onun bütün faillerini mutlaka ortaya çıkartacağız ve mutlaka o tuğlayı oradan çekeceğiz. Duvar kimin başına yıkılması gerekiyorsa onun başına yıkılsın. Yeter ki Türkiye aydınlansın. Türkiye’de faili meçhul bir cinayet kalmasın. Failleri belli olanların yakalanamadığı bir memleket olarak Türkiye’ye devam etmesin. Bunun için gayret ediyoruz" ifadelerinde bulundu. ’Dava geçmişi’ Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve Muammer Aksoy’un öldürülmesinin de arasında bulunduğu birçok olayı kapsayan "Umut Davası"na ilişkin ilk yargılama Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde görüldü. DGM’lerin kapanmasının ardından yargılamaya Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. İlk derece mahkemenin kararının Yargıtay tarafından bozulmasından sonra tekrar görülen davada, 3 sanık "yasa dışı Tevhid-Selam ve Kudüs Ordusu örgütünü kurmak ve yönetmek" suçundan, 5 sanık ise aynı örgüte üyelikten çeşitli sürelerde hapse mahkum edildi. Bu kapsamda sanıklardan Mehmet Ali Tekin, Hasan Kılıç ve Ekrem Baytap, "silahlı suç örgütü kurma ve yönetme" eylemlerinden 12 yıl 6’şar ay hapisle cezalandırıldı. Sanıklar Abdulhamit Çelik, Fatih Aydın, Yusuf Karakuş, Mehmet Şahin ve Recep Aydın’a ise "silahlı suç örgütü üyesi olmak"tan 6 yıl 3’er ay hapis cezası verildi. Davanın firari sanıklarından Oğuz Demir’in dosyası ayrılarak Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına devam ediyor.