Yerel Haberler
Ankara
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 20:15 AK Parti Genel Sekreteri İnan: "27 Mayıs’ın karanlık zihniyetine karşı, AK Parti’nin aydınlık yolunda, vesayetin her türlüsünü yok etmeye ve demokrasiyi daha ileri taşımaya kararlıyız" AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, 27 Mayıs 1960 darbesinin yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, "27 Mayıs’ın karanlık zihniyetine karşı, AK Parti’nin aydınlık yolunda, vesayetin her türlüsünü yok etmeye ve demokrasiyi daha ileri taşımaya kararlıyız. Merhum Başvekilimiz Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın aziz hatıraları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor, 15 Temmuz kahramanlarımızı minnetle anıyoruz" dedi. İnan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bugün, Türkiye’nin demokrasi hafızasında derin bir yara olan 27 Mayıs 1960’ın yıl dönümündeyiz. Yıllarca bu kara günü ’bayram’ diye kutsayarak millete dayatan, o utanç verici darbe zihniyetini bir zafer gibi sunan herkesi ve bugün hala aynı çarpık zihniyeti taşıyan siyasi anlayışı bir kez daha şiddetle lanetliyoruz. CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel de, eğer bir siyasi partinin vesayetle ve yargı kollarının gölgesiyle nasıl hareket ettiğini, iradesini nasıl teslim ettiğini görmek istiyorsa; dönsün 27 Mayıs 1960’a baksın! O gün kurulan darağaçlarına, hukuk adı altında verilen tiyatro kararlara ve milli iradeyi boğmak için kullanılan yargı kılıflarına baksın. O günün karanlığı, bugün hala bazı zihinlerde pusuda bekleyen demokrasi düşmanlığının yegane aynasıdır" dedi. İnan, "Bizim tarihimizde ‘bayram’ bellidir; o da milletin kendi iradesiyle yazdığı destanlardır. 14 Mayıs 1950 tarihinde, Merhum Başvekilimiz Adnan Menderes’in öncülüğünde milletin oylarıyla gerçekleşen, tek parti baskısını ve o karanlık ‘CHP faşizmini’ sandığa gömen ‘Beyaz İhtilal’ gerçek bayramımızdır. O gün, millet kendi kaderine el koymuş, vesayetin zincirlerini kırmıştır. 27 Mayıs 1960’ta darbeyi yapanlar, işte bu 1950’deki ’Beyaz İhtilal’in kazanımlarını geri almak için milletin özgürlüğüne kastetmişlerdir. O karanlık günlerde, sadece bir hükümet değil; milletin onuru ve iradesi hedef alınmıştır. Merhum Başvekilimiz Adnan Menderes, Dışişleri Bakanımız Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanımız Hasan Polatkan. Onlar, dar ağacına yürürken bile milletin emanetini yere düşürmeyen birer şeref abidesiydiler. İnançlarından, milletine olan bağlılıklarından ve demokrasiden bir an olsun ödün vermeden, vakarla şehadete yürüdüler. Onlar, milletin kalbinde ebediyen yaşayacak olan birer demokrasi kahramanıdır" ifadelerini kullandı. Menderes ve arkadaşlarının vasiyetinin AK Parti çatısı altında vücut bulduğunu ifade eden İnan, şunları kaydetti: "Bugün tarihe baktığımızda, çok net bir hakikati görüyoruz: ‘Beyaz İhtilal’in ruhu, Merhum Başvekilimiz Menderes ve arkadaşlarının vasiyeti, bugün AK Parti çatısı altında vücut bulmuştur. 1950’de başlayan o onurlu yürüyüşün bayraktarlığı, 2002 yılında AK Parti’nin gerçekleştirdiği ’Anadolu İhtilali’ ile devralınmıştır. Tam 24 yıl oldu. Çeyrek asra yaklaşan bu süreçte, bu anlayışla, bu inançla ve milletin iradesinden aldığımız güçle; gece gündüz demeden, dur durak bilmeden ülkemize hizmet ediyoruz. Nasıl ki 1950’de Adnan Menderes, milleti devletin asli unsuru kıldıysa; biz de 2002’den bu yana Anadolu’nun sessiz çoğunluğunu bu ülkenin gerçek sahibi yapmış, vesayeti kökünden söküp atmış, milletin iradesini her şeyin üzerinde tutmuş bir hizmet destanı yazdık. 27 Mayıs 1960, açılan bir parantezdi; 15 Temmuz 2016 ise bu parantezin sonsuza dek kapatıldığı yerdir. Milletimiz, 15 Temmuz 2016 gecesi sadece bir darbeyi püskürtmedi; aynı zamanda 1960’tan beri süregelen o vesayetçi ‘darbe tezini’ de sonsuza dek tarihin çöplüğüne gömdü." 15 Temmuz’un gerçek demokrasi bayramı olduğuna dikkati çeken İnan, "Çünkü o gece, darbelerin artık bu topraklarda asla yeşeremeyeceğinin, milletin efendisinin sadece yine millet olduğunun kesin tescilidir. Bizler, Menderes’in 1950 ’Beyaz İhtilali’nden 2002’nin ’Anadolu İhtilali’ne uzanan o sarsılmaz iradenin takipçileriyiz. 27 Mayıs’ın karanlık zihniyetine karşı, AK Parti’nin aydınlık yolunda, vesayetin her türlüsünü yok etmeye ve demokrasiyi daha ileri taşımaya kararlıyız. Merhum Başvekilimiz Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın aziz hatıraları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor, 15 Temmuz kahramanlarımızı minnetle anıyoruz. O günün ’Yeter Söz Milletindir’ nidası, bugün ’Söz de Karar da Milletindir’ diyerek yankılanmaya devam ediyor. Yaşa, var ol Menderes! Yaşa, var ol demokrasi şehitleri! Yaşa, var ol 24 yıldır millete hizmeti şeref bilen Anadolu İhtilali’nin sarsılmaz iradesi! Yaşa, var ol milli irade" dedi.
KAMİAD Genel Başkanı Adıgüzel: "Türkiye’nin yeniden inşasında, devletimizin ve milletimizin yanında olmaya devam edeceğiz"
06 Şubat 2026 Cuma - 10:08 KAMİAD Genel Başkanı Adıgüzel: "Türkiye’nin yeniden inşasında, devletimizin ve milletimizin yanında olmaya devam edeceğiz" Kamu Müteahhitleri ve İş İnsanları Derneği (KAMİAD) Genel Başkanı Ali Adıgüzel, 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerin milletin hafızasında derin bir acı olarak yerini koruduğunu belirterek, "Türkiye’nin yeniden inşasında, devletimizin ve milletimizin yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. KAMİAD Genel Başkanı Adıgüzel, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle anarak, ailelerine başsağlığı diledi. KAMİAD olarak deprem sonrası süreçte yalnızca yeniden inşa çalışmalarında değil, sahada da devletin yanında yer aldıklarını vurgulayan Adıgüzel, önemli sorumluluklar üstlendiklerini ifade etti. Türkiye’de ilk kez bir sivil toplum kuruluşu olarak 30 kişilik teknik ekipleriyle hasar tespit çalışmalarına aktif katkı sağladıklarını belirten Adıgüzel, aynı zamanda maddi yardımlar ve enkaz kaldırma çalışmalarına verilen desteklerle depremzedelerin yaralarını sarmak için seferber olduklarını kaydetti. Müteahhitlik sektörünün en büyük sorumluluğunun güvenli yapılar üretmek olduğuna dikkat çeken Adıgüzel, mühendislik ve denetimden asla taviz verilmemesi gerektiğini, can güvenliğinin her şeyin üzerinde tutulmasının şart olduğunu dile getirdi. KAMİAD olarak duruşlarının net olduğunu ifade eden Ali Adıgüzel, "Türkiye’nin yeniden inşasında, devletimizin ve milletimizin yanında olmaya devam edeceğiz" dedi.
MİT’ten Mossad casusuna operasyon
06 Şubat 2026 Cuma - 09:55 MİT’ten Mossad casusuna operasyon Milli İstihbarat Teşkilatı, "MONİTUM Faaliyeti" sonucu İsrail İstihbarat Servisi’ne çalıştığını tespit ettiği 2 kişiyi yakaladı.MİT, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar sonucu Mehmet Budak Derya ve Veysel Kerimoğlu gözaltına alındı.Mermer tüccarlığından İsrail casusluğunaMaden Mühendisi olan Mehmet Budak Derya, 2005 yılında kendi şirketini kurdu, Mersin Silifke’de mermer ocağı açtı. Dünyanın birçok ülkesine ticaret yapmaya başladı. Bu sayede İsrail İstihbarat Servisi’nin dikkatini çekti.İsrail’in kurduğu paravan şirketin yetkilisi Ali Ahmed Yassın kod adlı şahıs, Eylül 2012’de Mehmet Budak Derya’yı ofisinde ziyaret ederek şirketinin onunla iş yapmak istediğini söyledi. Patronları ile tanışması için Avrupa’da bir ülkeye davet etti. Bunu bir iş fırsatı olarak gören Mehmet Budak Derya, Ocak 2013’te Avrupa’da şirketi sahibi kimliği altında İsrail İstihbarat Servisi mensupları ile bir araya geldi. Mehmet Budak Derya ile bir araya geldiği kişiler yapacakları mermer ticaretine ilişkin hususları görüştü. Kod adı Luis olan İsrail istihbaratçısı, M.B. Derya’ya Filistin asıllı Türk vatandaşı Veysel Kerimoğlu’nu işe almasını söyledi. Mehmet Budak Derya, Kerimoğlu ile birlikte yürüttükleri faaliyetler hakkında kendilerine bilgi vermeleri yönünde talimat aldı. Eş zamanlı olarak Mehmet Budak Derya ile ilk irtibatı kuran Ali Ahmed Yassın da Veysel Kerimoğlu’nu M.B. Derya ile çalışması hususunda yönlendirdi.Kaynaklarının konumunu yükseltmek için işçi buldularİsrail İstihbarat Servisi mensuplarından aldığı talimat doğrultusunda Veysel Kerimoğlu’nu işe alan ve maaşını bile istihbaratçılardan temin eden Mehmet Budak Derya, arkadaşlık ilişkisi de geliştirdi. M.B. Derya, V. Kerimoğlu ile attıkları her adımı İsrail servisi ile paylaştı. Mehmet Budak Derya, Veysel Kerimoğlu vesilesiyle Orta Doğu ülkelerine yönelik ticari faaliyetlerini arttırdı. Yine V. Kerimoğlu sayesinde tanıştığı, İsrail’in Orta Doğu ülkelerine yönelik politikalarına muhalif Filistinliler ile sosyal ve ticari ilişkilerini geliştirdi. Bu şahıslar hakkında topladığı bilgileri İsrail servisine aktardı. İsrail’in Gazze’yi işgal politikası çerçevesinde tesis ettiği ticari ilişkileri de kullanarak Gazze’ye giriş izni almaya çalıştı. Gazze’de aradığı depoların fotoğraflarını İsrail istihbaratına iletti.İsrail Servisi’nin desteği ile işlerini büyüttüTicari faaliyetlerini mermer alanıyla kısıtlamak istemeyen Veysel Kerimoğlu, 2016 yılı başlarında Mehmet Budak Derya’ya dron parçaları ticareti yapmaları üzerine bir teklifte bulundu. Attıkları her adımı İsrail servisine bildiren M.B. Derya, bu teklifi anında görüştüğü istihbaratçılara iletti. İsrail servisinin de işine gelen bu girişimin ilk numuneleri de İsrail İstihbarat Servisi tarafından temin edildi. Mehmet Budak Derya ve Veysel Kerimoğlu’nun birlikte dron satmaya çalıştığı Mohamed Zouari, İsrail İstihbarat Servisi tarafından Aralık 2016’da Tunus’ta suikasta uğradı.Üçüncü ülke görüşmesiMehmet Budak Derya, İsrail istihbaratı ile 2013’te başlayan ilişkisini bugüne kadar sürdürdü. Bu süreç içerisinde Luis, Jesus/Jose, Dr.Roberto/Ricardo, Dan/Dennis, Mark, Elly/Emmy ve Michael kod adlı birçok istihbaratçı ile çeşitli Avrupa ülkelerinde üçüncü ülke görüşmeleri gerçekleştirdi.İsrail servisinin testlerini geçtiİsrail servisi, uzun yıllardır yürüttükleri operasyonu riske atmamak adına gizliliğe son derece önem veriyordu. Bu kapsamda, İsrail servisi Mehmet Budak Derya’ya kriptolu bir haberleşme sistemi sağladı. Ayrıca, M.B. Derya sıkı tedbirler çerçevesinde 2016 yılında bir Asya ülkesinde yalan makinesi uygulamasına tabi tutuldu. M.B. Derya testi başarı ile tamamladı. Yalan makinesi testine girmesi sonrasında durumun ciddiyetini anlayan M.B. Derya, içinde bulunduğu faaliyet konusunda daha da hassas davranmaya başladı. İsrail servisi tarafından M.B. Derya’ya ikinci yalan makinesi testi Ağustos 2024’te bir Avrupa ülkesindeki otelde yapıldı. İsrail’in Bu testini de sorunsuz atlatan Derya, operasyonda bir üst aşamaya geçti. Mehmet Budak Derya, İsrail İstihbarat Servisi mensuplarının talimatları doğrultusunda Türkiye ve diğer ülkelerden sim kartları, internet modem ve router cihazları satın alarak, bunların şifre, seri numarası, üretim bilgileri ve MAC adresleri gibi bilgilerinin yer aldığı etiketlerin fotoğraflarını muhataplarına iletti.Paravan şirket kuracakken yakalandıOcak 2026’da yurt dışında İsrail İstihbarat Servisi görevlileri ile çok önemli bir görüşme yapan Mehmet Budak Derya’nın operasyonel amaçlarla kullanılmak üzere yurt dışında paravan bir firma kurması yönünde planlar yapıldı. Yapılan planlamaya göre; söz konusu kurulacak paravan firmalar ile uluslararası ticari tedarik zincirine sızılması amaçlandı. Paravan şirket aracılığı ile İsrail İstihbarat Servisi’nin belirlediği ülkelerden temin edilecek ürünlerin yine İsrail servisi tarafından nihai kullanıcının bulunduğu ülkeye sevkiyatı koordine edilecekti. Planlamaya göre, sevkiyat sürecinde Asya ülkelerinde faaliyet gösteren yasal üç firma bulunacak ve bahse konu firmalar ile işbirliği yapılacaktı. Bulunacak firmalardan ilki, ürünleri piyasadan temin ederek deposuna alacak ve ambalajlarını değiştirecekti. İkinci firma ürünleri ilk firmadan teslim alarak kendi deposunda bir süre muhafaza edecekti. Üçüncü firma ise ikinci firmadan teslim alacağı söz konusu ürünleri İsrail İstihbarat Servisince satılması istenen nihai kullanıcıya ait şirkete ihraç edecekti. Mehmet Budak Derya idaresinde kurulacak paravan firmanın görevi, ürünlerin temininden ihraç aşamasına kadar olan tedarik zincirini İsrail İstihbarat Servisi adına yönetmekti. M.B. Derya’nın servis görevlileri ile Ocak 2026’da yaptığı son görüşmede de bu plan çerçevesinde paravan firma için gereken banka hesabının oluşturulması, web sitesinin tasarlanması ve sosyal medya hesaplarının açılması gibi işlemler ile ortaklık yapılacak firmalara dair araştırmaları ele alındı.MİT’ten kaçamadılarBir süredir MİT’in takibinde olan Mehmet Budak Derya ve Veysel Kerimoğlu; MİT, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar neticesinde gözaltına alındı.
MİT’ten Mossad casusuna operasyon
06 Şubat 2026 Cuma - 09:38 MİT’ten Mossad casusuna operasyon Milli İstihbarat Teşkilatı, "MONİTUM Faaliyeti" sonucu İsrail İstihbarat Servisi’ne çalıştığını tespit ettiği 2 kişiyi yakaladı.MİT, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar sonucu Mehmet Budak Derya ve Veysel Kerimoğlu gözaltına alındı.Mermer tüccarlığından İsrail casusluğunaMaden Mühendisi olan Mehmet Budak Derya, 2005 yılında kendi şirketini kurdu, Mersin Silifke’de mermer ocağı açtı. Dünyanın birçok ülkesine ticaret yapmaya başladı. Bu sayede İsrail İstihbarat Servisi’nin dikkatini çekti.İsrail’in kurduğu paravan şirketin yetkilisi Ali Ahmed Yassın kod adlı şahıs, Eylül 2012’de Mehmet Budak Derya’yı ofisinde ziyaret ederek şirketinin onunla iş yapmak istediğini söyledi. Patronları ile tanışması için Avrupa’da bir ülkeye davet etti. Bunu bir iş fırsatı olarak gören Mehmet Budak Derya, Ocak 2013’te Avrupa’da şirketi sahibi kimliği altında İsrail İstihbarat Servisi mensupları ile bir araya geldi. Mehmet Budak Derya ile bir araya geldiği kişiler yapacakları mermer ticaretine ilişkin hususları görüştü. Kod adı Luis olan İsrail istihbaratçısı, M.B. Derya’ya Filistin asıllı Türk vatandaşı Veysel Kerimoğlu’nu işe almasını söyledi. Mehmet Budak Derya, Kerimoğlu ile birlikte yürüttükleri faaliyetler hakkında kendilerine bilgi vermeleri yönünde talimat aldı. Eş zamanlı olarak Mehmet Budak Derya ile ilk irtibatı kuran Ali Ahmed Yassın da Veysel Kerimoğlu’nu M.B. Derya ile çalışması hususunda yönlendirdi.Kaynaklarının konumunu yükseltmek için işçi buldularİsrail İstihbarat Servisi mensuplarından aldığı talimat doğrultusunda Veysel Kerimoğlu’nu işe alan ve maaşını bile istihbaratçılardan temin eden Mehmet Budak Derya, arkadaşlık ilişkisi de geliştirdi. M.B. Derya, V. Kerimoğlu ile attıkları her adımı İsrail servisi ile paylaştı. Mehmet Budak Derya, Veysel Kerimoğlu vesilesiyle Orta Doğu ülkelerine yönelik ticari faaliyetlerini arttırdı. Yine V. Kerimoğlu sayesinde tanıştığı, İsrail’in Orta Doğu ülkelerine yönelik politikalarına muhalif Filistinliler ile sosyal ve ticari ilişkilerini geliştirdi. Bu şahıslar hakkında topladığı bilgileri İsrail servisine aktardı. İsrail’in Gazze’yi işgal politikası çerçevesinde tesis ettiği ticari ilişkileri de kullanarak Gazze’ye giriş izni almaya çalıştı. Gazze’de aradığı depoların fotoğraflarını İsrail istihbaratına iletti.İsrail Servisi’nin desteği ile işlerini büyüttüTicari faaliyetlerini mermer alanıyla kısıtlamak istemeyen Veysel Kerimoğlu, 2016 yılı başlarında Mehmet Budak Derya’ya dron parçaları ticareti yapmaları üzerine bir teklifte bulundu. Attıkları her adımı İsrail servisine bildiren M.B. Derya, bu teklifi anında görüştüğü istihbaratçılara iletti. İsrail servisinin de işine gelen bu girişimin ilk numuneleri de İsrail İstihbarat Servisi tarafından temin edildi. Mehmet Budak Derya ve Veysel Kerimoğlu’nun birlikte dron satmaya çalıştığı Mohamed Zouari, İsrail İstihbarat Servisi tarafından Aralık 2016’da Tunus’ta suikasta uğradı.Üçüncü ülke görüşmesiMehmet Budak Derya, İsrail istihbaratı ile 2013’te başlayan ilişkisini bugüne kadar sürdürdü. Bu süreç içerisinde Luis, Jesus/Jose, Dr.Roberto/Ricardo, Dan/Dennis, Mark, Elly/Emmy ve Michael kod adlı birçok istihbaratçı ile çeşitli Avrupa ülkelerinde üçüncü ülke görüşmeleri gerçekleştirdi.İsrail servisinin testlerini geçtiİsrail servisi, uzun yıllardır yürüttükleri operasyonu riske atmamak adına gizliliğe son derece önem veriyordu. Bu kapsamda, İsrail servisi Mehmet Budak Derya’ya kriptolu bir haberleşme sistemi sağladı. Ayrıca, M.B. Derya sıkı tedbirler çerçevesinde 2016 yılında bir Asya ülkesinde yalan makinesi uygulamasına tabi tutuldu. M.B. Derya testi başarı ile tamamladı. Yalan makinesi testine girmesi sonrasında durumun ciddiyetini anlayan M.B. Derya, içinde bulunduğu faaliyet konusunda daha da hassas davranmaya başladı. İsrail servisi tarafından M.B. Derya’ya ikinci yalan makinesi testi Ağustos 2024’te bir Avrupa ülkesindeki otelde yapıldı. İsrail’in Bu testini de sorunsuz atlatan Derya, operasyonda bir üst aşamaya geçti. Mehmet Budak Derya, İsrail İstihbarat Servisi mensuplarının talimatları doğrultusunda Türkiye ve diğer ülkelerden sim kartları, internet modem ve router cihazları satın alarak, bunların şifre, seri numarası, üretim bilgileri ve MAC adresleri gibi bilgilerinin yer aldığı etiketlerin fotoğraflarını muhataplarına iletti.Paravan şirket kuracakken yakalandıOcak 2026’da yurt dışında İsrail İstihbarat Servisi görevlileri ile çok önemli bir görüşme yapan Mehmet Budak Derya’nın operasyonel amaçlarla kullanılmak üzere yurt dışında paravan bir firma kurması yönünde planlar yapıldı. Yapılan planlamaya göre; söz konusu kurulacak paravan firmalar ile uluslararası ticari tedarik zincirine sızılması amaçlandı. Paravan şirket aracılığı ile İsrail İstihbarat Servisi’nin belirlediği ülkelerden temin edilecek ürünlerin yine İsrail servisi tarafından nihai kullanıcının bulunduğu ülkeye sevkiyatı koordine edilecekti. Planlamaya göre, sevkiyat sürecinde Asya ülkelerinde faaliyet gösteren yasal üç firma bulunacak ve bahse konu firmalar ile işbirliği yapılacaktı. Bulunacak firmalardan ilki, ürünleri piyasadan temin ederek deposuna alacak ve ambalajlarını değiştirecekti. İkinci firma ürünleri ilk firmadan teslim alarak kendi deposunda bir süre muhafaza edecekti. Üçüncü firma ise ikinci firmadan teslim alacağı söz konusu ürünleri İsrail İstihbarat Servisince satılması istenen nihai kullanıcıya ait şirkete ihraç edecekti. Mehmet Budak Derya idaresinde kurulacak paravan firmanın görevi, ürünlerin temininden ihraç aşamasına kadar olan tedarik zincirini İsrail İstihbarat Servisi adına yönetmekti. M.B. Derya’nın servis görevlileri ile Ocak 2026’da yaptığı son görüşmede de bu plan çerçevesinde paravan firma için gereken banka hesabının oluşturulması, web sitesinin tasarlanması ve sosyal medya hesaplarının açılması gibi işlemler ile ortaklık yapılacak firmalara dair araştırmaları ele alındı.MİT’ten kaçamadılarBir süredir MİT’in takibinde olan Mehmet Budak Derya ve Veysel Kerimoğlu; MİT, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar neticesinde gözaltına alındı.
Bakan Kurum: "Diyor ki ’Orada 5 bin liraya ev yok’
06 Şubat 2026 Cuma - 03:06 Bakan Kurum: "Diyor ki ’Orada 5 bin liraya ev yok’ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Kahramanmaraş’ta özel bir televizyonunun canlı yayınına katılarak, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in iddialarına cevap verdi. Kahramanmaraş’ta gerçekleştirilen canlı yayınına katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ‘deprem bölgesinde afet konutları için boş senet imzalatılıyor, faizle satılacak’ iddialarına bir kez daha tepki gösterdi. Depremin ardından gece gündüz çalışarak 11 ilde inşa seferberliği yürüttüklerini kaydeden Bakan Kurum, "11 ilde bu kadar insanımızın etkilendiği bir depremde bu işleri yapabilmek, onlara umut olmak, onların ihtiyaçlarını giderebilmek için çalışabilmek bizim için bir şeref. Biz bunu ömür boyu kalbimizde taşıyacağız. 11 ilde milyonlarca kardeşimiz bizim artık ailemiz oldu. Biz aile olarak görüyoruz. Ve bana ne zaman ihtiyaç duydularsa o zaman burada olmaya çalıştım. 3 bin 481 şantiye gece gündüz tüm arkadaşlarımızla birlikte bir mücadele ortaya koyduk. İnandık, inanmak aslında başarmanın yarısıydı ve sonunda başardık. Türkiye başardı, milletimiz başardı. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya koyduğumuz bu çalışma tüm dünyaya da örnek olacak bir çalışma" dedi. "11 ili nakış gibi işledik" Bakan Kurum, Türk milleti ile omuz omuza vererek 11 ilde 455 bin konutu vatandaşlara teslim ettiklerini vurgulayarak "Buna biz sadece rakam olarak bakmadık. İşte bu çarşı bize emanet, şehitlerimizin, ecdadın emaneti. Dolayısıyla bu emanete sahip çıkmak durumundaydık. O yüzden bu bakışla 11 ili nakış gibi işledik. O zaman dediler ki ‘bu bölgelere Suriyelileri getirecekler’, ‘Buraya Hataylılar, Maraşlılar, Adıyamanlılar değil başka ülkelerden, başka şehirlerden insanlar getirecek’ dediler. Dedik ki ‘biz deprem bölgesini, deprem bölgesindeki kardeşlerimizle birlikte inşa edeceğiz. Burada daha önce kim yaşıyorsa, kim emeğini, alın terini ortaya koyuyorsa yine onlar alacak’ dedik. Biz ecdadın bize bıraktığı bu emanete sahip çıktık. Aslına uygun bir şekilde bilim insanlarımızla birlikte buranın inşasını gerçekleştirdik" dedi "Ana muhalefet partisi bize teşekkür eden belediye başkanlarını azarladı" "Kulağımızı kapattık, biz işimize odaklandık" diyen Bakan Kurum, muhalefetin eleştirileriyle ilgili şu ifadeleri kullandı: "Hiçbir vatandaşımızı ayırt etmeksizin, aynı hizmeti götürmeye gayret gösterdik. Herkesi, tüm sivil toplum örgütlerini, siyasi partileri dinledik. Bir taraftan da ne yaparsanız yapın, beğenmeyen bir zihniyet de söz konusu. Açıkçası kulağımızı kapattık, biz işimize odaklandık. 27 Aralık’ta yapmış olduğumuz törende de tüm hak sahibi vatandaşlarımızın konutlarını, iş yerlerini teslim ettik. Tüm bunları yaparken maalesef ana muhalefet partisi burada yapılanları görmeyi bırakın, takdir etmeyi bırakın bize teşekkür eden belediye başkanlarını, milletvekillerini kapalı kapılar ardında ‘Niye teşekkür ediyorsunuz?’ diye azarladılar. Maalesef burada 200 bini çalışan, emekçinin, işçinin, mimarın alın terine, emeğine haksızlık ettiler. Sonuçta bir çaba, bir emek, bir alın teri var. Onu takdir etmek varken eleştirmek dünyanın en kolay işi. Ama Özgür Bey ‘Ortada konut monut yok’ diyerek siyaset yapıyor. 3 yıldır buraya uğramadılar, bir çivi çakmadılar. Ya soruyorum size Ankara, İstanbul, İzmir sizde. Milyarlarca liralık bütçeleri var. İnsan buraya gelip bir tane çivi çakmaz mı? Hatırlayın, seçim meydanlarında ‘bedava konut vereceğiz’ dediler. Ama gelinen süreçte milletimiz yine Cumhurbaşkanımıza güvendi, inandı." "Kendi yapmadıklarını örtmek için deprem bölgesi aklına gelmiş" Bakan Kurum, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in deprem bölgesi ziyaretlerinde söylediği "halka boş senet imzalattılar" iddialarını bir kez daha yalanlayarak şu ifadeleri kullandı: "Sadece bir tiyatro üzerinden eline verilen senaryoyu deprem bölgesine giderek oynamaya çalışıyor. 3 yıldır siz buraya bir emek vermemişsiniz. Devlet gelmiş, 455 bin konutu 2 yıl gibi kısa bir sürede bitirmiş, teslim etmiş. Bunun altında kaldı tabii. Kendi yapmadıklarını örtmek için de yapılan işleri kötülemek adına deprem bölgesi aklına gelmiş. Günaydın Özgür Bey, 3 yıldır siz neredeydiniz? Aklınız neredeydi? Biz çek senet işlerinden anlamayız. Onlar daha iyi bilir. İlk önce Ankara’da 7 yıldır Mamaklı kardeşimin beklediği evi bir teslim etsinler, sonra bize soru sorsunlar." "Bu kadar cahil olunmaz" Van depremi, Giresun’daki sel felaketleri sonrası inşa edilen afet konutlarının ödeme tutarlarını örnek gösteren Bakan Kurum, "Bu kadar cahil olunmaz ya. Hiçbir şey bilmiyorsan şöyle geriye dönüp bir bak. 2011 Van depremi, vatandaşımız 345 lira faizsiz bir şekilde ödüyor. ‘Yok faiz alacaklar, farkını ekleyecekler’ diye milletimizin aklını çelmeye çalışıyorlar. Elazığ depremi; vatandaşımız aylık bin 350 lira taksit ödüyor. Malatya 2020 depremi; 3 bin 500 lira taksit ödüyor. 18 yıl, sabit, faizsiz şekilde. Giresun sel felaketi; bin 460 lira ödüyor. İzmir depremi; bin 620 lira taksitle vatandaşımız devletimizin yaptığı afet konutlarını ödüyor. Şimdi biz geçmişte ne yaptıysak burada aynısını yapacağız. Faiz almayacağız. Altyapı bedellerini almayacağız. Arsa bedellerini almayacağız. İnşaat bedelinde yüzde 50 indirim yapacağız. 2 yıl ödemesiz 18 yıl faizsiz bir şekilde vatandaşımız bunu ödeyecek. İnşallah yakın zamanda Cumhurbaşkanımız bunu milletimizle paylaşacak" dedi. "11 ilde hiçbir kardeşimiz diyemez ki devlet geldi benim evimi zorla yıktı" Bakan Kurum, Özel’in yaptığı toplantılarda şahsına ve Bakanlık çalışmalarına yönelik tutumuna da tepki gösterdi ve "Birebir benim şahsımla ilgili de gittiği her yerde açıklama yapıyor; Yalova’ya gidiyor, kentsel dönüşümü engelliyormuşuz. İşte zorla milletimizin evlerini yıkıyormuşuz. Rezerv alanları inşa ediyormuşuz. Ya biz zorla kimseye bir şey yapmadık. 11 ilde hiçbir kardeşimiz diyemez ki devlet geldi benim evimi zorla yıktı. Kim istiyorsa, kim iddia ediyorsa, çoğunluk ne diyorsa biz onu yaptık. Daha çöpünü toplayamıyorsun sen. Çöpünü toplayamayan bir belediye ve bunun Genel Başkanı bize bu işlerle ilgili ahkam kesemez" dedi. "Deprem bölgesinde 5 bin liraya kadar kira fiyatları düştü" Bakan Kurum, Özgür Özel’in ‘deprem bölgesinde 15 bin TL’nin altında kira yok’ iddialarına emlak sitelerindeki ilanları göstererek şu şekilde yanıt verdi: "Deprem bölgesinde 5 bin liraya kadar kira fiyatları düştü. Özgür Bey geçenlerde demiş ki ’15 bin liraya Osmaniye’de ev var, o da oturulacak ev değil.’ Ben gelirken araştırma yaptım. Osmaniye’de 7 bin 500 TL, 7 bin TL, 9 bin TL, 8 bin TL, 10 bin TL’ye evler var. Bakın 5 bin TL’den başlıyor. Diyor ki ’orada 5 bin liraya ev yok.’ Ya hep yalan hep iftira. Yani böyle siyaset olmaz. Bakın, Hatay’da 9 bin 500 lira, 8 bin 750 lira, 7 bin lira. Bakın yine başka bir bölge; bunlar bizim yaptığımız işler. 4 bin liradan başlıyor; Bir sürü ilan var. Diğer sitelerden de aldım. Biz öyle atarak tutarak konuşmayız. Gerçekçi, somut delillere dayanarak konuşuyorum. Burada konut kira fiyatlarını biz deprem bölgesinde 5 bin liraya kadar düşürdük. Bu çok önemli bir şeydi, ev yoktu. Buna rağmen evi olmayan, hak sahibi olmayan vatandaşlarımız için de konut inşası yapıyoruz. 500 bin sosyal konut projesi kapsamında bugün Kahramanmaraş’ımızda 8 bin 195 konutun kurallarını çektik." "İhtiyacı varsa konteynerde kalmasına müsaade ediyoruz" Bakan Kurum, konteyner kentlerde kalmaya devam eden vatandaşlarla ilgili soruya da şöyle cevapladı: "Konteynerde kalanları da açıkçası zorlamıyoruz. Yani ihtiyacı varsa, ihtiyaç sahibiyse valilerimiz tespitlerini yapıyor. Yani mesela evi çıkmış, konteyner kentte yaşayan var. İhtiyacı varsa müsaade ediyoruz. Yani gerçekten ihtiyaç sahibiyse, gerçekten taşınmayla ilgili bir problemi varsa, belki okulu yakındır, belki çocuğunun işi yakındır, bunların hepsini değerlendiriyoruz. Evlerimizin de teslim sayısı arttıkça zaten vatandaşımız da doğal olarak evine geçer. Benim tahminim mayıs-hazirana kadar birçoğu kalkacaktır. Kış bitecek, okul kapanacak, işte belki şehrin dışında artık memleketine gelecek." "Kimin kentsel dönüşümle ilgili ne projesi varsa gelsin, çalışmaya hazırız" Sunucu Mesut Yar’ın "Eğer farklı düşünen partilerinde siyasilerin bürokratların projeleri olursa size getirebilirler mi?" sorusuna Bakan Kurum şöyle cevap verdi: "Tabi ki her zaman, ben hemen hemen bütün muhalefet belediye başkanlarıyla görüştüm. Hepsini dinledim. Yalova’da Özgür Bey bize ‘kentsel dönüşümü engelliyor’ diyor. Yalova belediye başkanına bir sorsun ya. Yalova belediye başkanı benle gelmiş, görüşmüş kentsel dönüşüm çalışmayla alakalı projelerini ortaya koymuş. Hepsinde istişare etmişiz, kararlarımızı almışız, yürüyor. Yani öyle bir şey ki kendi belediye başkanlarından bihaberler. Biz buradan bütün 81 ile aktaralım. Kimin ne projesi varsa kentsel dönüşümle ilgili gelsin, biz beraber çalışmaya hazırız. Yeter ki vatandaşımızın; canına, malına zarar gelmesin. Bu acıları bir daha yaşamayalım."
SGK Başkanlığı’na Yunus Elitaş atandı
06 Şubat 2026 Cuma - 00:42 SGK Başkanlığı’na Yunus Elitaş atandı Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar hakkında karar Resmi Gazete’de yayımlandı, karar ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığı’na Yunus Elitaş atandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile yayımlanan karar ile birlikte, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığı’na Yunus Elitaş atandı. SGK’da açık bulunan Yönetim Kurulu Üyeliğine Celalettin Sıvacı atandı. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkan Yardımcısı İsmail Ertüzün ise görevden alındı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nda (BDDK) İkinci Başkanlığına Yakup Asarkaya, Üyeliklerine ise Olcay Turan ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Raci Kaya atandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda, Bakanlık Rehberlik ve Teftiş Başkanı Bekir Aktürk ve Bakanlık İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü İbrahim Esenkar görevden alındı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Uluslararası İşgücü Genel Müdür Yardımcılıklarına Harun Aydoğmuş ve Cem Gökmen Gökçe, Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdür Yardımcılığına Selim Dağlıoğlu, Hukuk Hizmetleri Genel Müdür Yardımcılığına Salih Turgay Işık, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’na Rıfat Koray Köprülüoğlu atandı. Milli Eğitim Bakanlığı’nda ise, Çankırı İl Milli Eğitim Müdürü Muammer ÖZTÜRK, görevden alındı. Çankırı İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne Ayhan Işık, Bursa il Milli Eğitim Müdürlüğü’ne Gürhan Çokgezer, Edirne İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alireisoğlu, Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, Van İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Nurettin Aras, Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, Şırnak İl Milli Eğitim Müdürü Bilal Yılmaz Çandıroğlu, Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne Selehattin Kal atandı.
Ankara’da akademisyenin çocukları hedef alan paylaşımlarına tepki
05 Şubat 2026 Perşembe - 22:18 Ankara’da akademisyenin çocukları hedef alan paylaşımlarına tepki Ankara Üniversitesinde görev yapan bir akademisyenin sosyal medya hesapları üzerinden çocuklara yönelik paylaşımlar yaptığı ortaya çıktı. Vatandaşlar paylaşımlara tepki gösterirken, Ankara Üniversitesi paylaşımlarla ilgili gerekli tetkiklerin başlatıldığını açıkladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde akademisyen olarak görev yapan Doç. Dr. Sırma Oya Tekvar’ın sosyal medya hesabı üzerinden çocukları hedef alan sözleri ortaya çıktı. Tekvar’ın sosyal medya hesabından çocuklara yönelik olarak, "Üretmeyin şu insan yavrularını, var olanları da uyutun" dedi. Tekvar’ın düzenli olarak hayvan hakları savunması adı altında, çocukları hedef aldığı paylaşımlarda bulunduğu ortaya çıktı. Tekvar, sokak hayvanları ile alakalı çıkan kanunun ardından, "Hayvanlara biçtiğiniz kader, çocuğunuzun kaderi olsun" dedi. Ayrıca Üniversite’de akademisyen olarak görev yapan Tekvar öğrencileri hedef alarak, "O arsız, edepsiz, histerik çocukların psikolojisini bozarken aldığım hazzı anlatamam. Gayet de çocuk sevmiyorum" dediği ortaya çıktı. Tekvar’ın sosyal medyadan yaptığı paylaşımlarına vatandaşlardan tepki geldi. Ankara Üniversitesinden açıklama Vatandaşların tepkisinin ardından konuya ilişkin olarak Ankara Üniversitesi tarafından açıklama yapıldı. Açıklamada, "Üniversitemiz bünyesinde görev yapan bir öğretim üyesinin geçmişte yaptığı iddia edilen sosyal medya paylaşımları ile ilgili sosyal medya platformlarında yer alan haber ve paylaşımlar, üniversite yönetimimiz tarafından yakından takip edilmektedir. Söz konusu paylaşımlar ile ilgili gerekli tetkikler başlatılmış olup, işlemler ilgili mevzuat hükümleri ve üniversitemizin kurumsal ilke ve değerleri çerçevesinde yürütülmektedir. Süreç tamamlandığında, şeffaflık ve kamuoyuna karşı sorumluluk anlayışımız doğrultusunda gerekli bilgilendirme kamuoyu ile paylaşılacaktır" ifadelerine yer verildi.
TBMM’de 6 Şubat depremleri için özel oturum
05 Şubat 2026 Perşembe - 20:30 TBMM’de 6 Şubat depremleri için özel oturum TBMM Genel Kurulu’nda, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3. yıldönümü dolayısıyla özel bir oturum gerçekleştirildi. TBMM Genel Kurulu bugün Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremi gündemiyle toplandı. Toplantıda konuşan AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, 3 yıl öncesine gittiklerinde gerçekten insanlık tarihinin görmüş olduğu en büyük felaketlerden biri yaşandığını belirterek, "11 vilayette 15 milyon insanımızı ilgilendiren ve 850 bin bağımsız konutun, iş yerinin ve bütün kurumların, bütün şehrin, köyün, mahallenin yerle yeksan olduğuna tanık olduk. Depremin akabinde hep beraber oradaydık. Yollar kapalıydı, yollar adeta ayağa kalkmıştı. Sonuç itibarıyla, ulaşım imkanı olmayan havaalanlarının, yolların, bütün altyapının, bütün her şeyin çöktüğü büyük bir enkaz söz konusuydu ve ilk andan itibaren, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, hükümetimizin canhıraş bir şekilde 11 vilayete derhâl intikal ederek milletvekillerimizle, bütün kamu kurum ve kuruluşlarımızla, Mehmetçik’imizle, ordumuzla, polisimizle, AFAD’ımızla, Kızılayımızla, hep beraber, bütün sivil toplum kuruluşlarıyla, milletimizin o maşeri vicdanından neşet eden o duygu seliyle beraber bütün insanlarımızla devletimiz el ele vererek bu büyük yıkımı, acıyı dindirmek için ellerinden geleni yaptı. Bütün her şey gözümüzün önünde cereyan etti. Bu konuda bütün veriler, bütün görüntüler, her şey ortadadır" dedi. Deprem döneminde ’Ordu zamanında kışladan çıkmadı’ iddiaları ile ilgili konuşan Akbaşoğlu, "Birtakım suçlamalar var ’Ordu zamanında kışladan çıkmadı’ diye. Bakın, Milli Savunma Bakanlığımızın görüntüleri anında yayınlandı ve binlerce Mehmetçik’imizin 11 vilayete intikaliyle beraber ilk andan itibaren vatandaşımızın yanında olduğu net, delilli, ispatlı ama hala bu gerçeğe rağmen bu gerçekleri ters yüz etmek, ordumuza, Mehmetçik’imize bu konuda söz söylemek vicdanları sızlatmaz mı? Hakikate bühtan değil mi bu? Rica ediyorum, herkes kendine saygılı olsun, herkes hakikate saygılı olsun. Hiçbir şey bağlamından kopartılarak uydurmalarla, yalan ve iftiralarla başka noktalara taşınmaya çalışılmamalı, gerçeği ortaya koymalıyız; bunu hepimiz için söylüyorum. Siyasette anlayışımız, hakikat ve ahlak temelli siyaset anlayışımızdır; algıya dönük değil olguları ortaya koyan bir anlayışla siyaset yapmaktır. Algı bambaşka, olgu bambaşka" şeklinde konuştu. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ise, "Bizler büyük kazanlarda toplu yemek yapmayı öğrendik. 15 gün boyunca yıkanmadık, ekmeği paylaştık insanlarla" ifadelerini kullanarak, "Türkiye’nin her yerinden üniversitede okuyan öğrenciler, çocuklar geldi, kazmayı küreği alan çalıştı, belediyedeki itfaiye görevlileri çalıştı, polisler çalıştı. Kayseri Belediyesi de vardı, Mersin Belediyesi de vardı, biz vardık" dedi. DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk ise, "Depremler elbette birbirleriyle kıyaslanamaz ama aynı büyüklükteki sarsıntıların binlerce can almaması oralarda alınan derslerin somut sonucudur. Ülkeler yaşadıkları görece az kayıplardan bile büyük dersler çıkarıyor, buna uygun yapılaşma ve denetlemeler söz konusu. Örneğin, Meksika’da 2017’de yaşanan 7,1 şiddetindeki depremde 370 kişi ölmüştü, 2022’de ise daha yüksek şiddetteki, 7,6 şiddetindeki bir depremde sadece 1 kişi hayatını kaybetti" ifadelerini kullandı. MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, 6 Şubat depremlerinin sadece binaları, yolları, köprüleri değil, gönüllerimizi, hayallerimizi, geleceğimizi de sarsan bir felaket olduğuna dikkat çekerek, "Bu derece büyük felaketin elbette telafisi kolay olmuyor. Bu büyük imtihan ancak bu büyük milletin sahip olduğu, derin köklerimizden gelen kardeşlik ve dayanışma ruhunun verdiği mücadele gücüyle atlatılmaya çalışılmıştır. Böylesi zamanları tarihte pek çok kez geçirmiş olmamızın verdiği tecrübeler bu büyük felaketin inşa sürecini kuvvetlendirmiş, birlik ruhuyla acılarımızı hafifletmiş, yaralarımızı sarmamızı ve bu sıkıntıların üstesinden gelmemizi de kolaylaştırmıştır. Milletimizin dayanışma içerisinde sergilediği asrın birlikteliğiyle depremin yaralarını sarmak, umudu yeniden inşa etmek ve geleceğe daha sağlam adımlarla yürümek için gerekli olan inancı, kararlılığı, gücü ve asrın birlikteliğini, yalnızca bugünün değil yarının da teminatı olarak gören yaklaşımımızla, gelecek nesillere aktaracağımız en değerli mirasımız olarak daha da pekiştireceğiz" ifadelerini kullandı. Yeni Yol Partisi Adana Milletvekili Sadullah Kısacık da, millet olarak çok zor bir süreç geçirdiklerini kaydederek, "Bu süreçte de aziz ve asil milletimiz nasıl bir millet olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Gerçekten de depremin ilk anından itibaren sağına soluna bakmadan, herhangi bir yerden talimat, yardım beklemeden milletimiz adeta deprem bölgelerine aktı. Herkes elinden gelen ne varsa, dükkanında ne varsa her şeyi aracına yükledi ve deprem bölgelerine aktı. Bu vesileyle de buradan aziz milletimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Bilal Erdoğan, "Kütüphane Sohbetleri" programına konuk oldu
05 Şubat 2026 Perşembe - 19:35 Bilal Erdoğan, "Kütüphane Sohbetleri" programına konuk oldu İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkanlığının düzenlediği ‘Kütüphane Sohbetleri’ programına katıldı. AK Parti Kongre Merkezi’ndeki kütüphanede düzenlenen programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, dünyada eşitsizliğin ve adaletsizliğin büyümeye devam ettiğini ifade ederek, "Uluslararası sistemin yerinde yeller esiyor. Dünyanın en zengin adamı birkaç yıl içerisinde servetini 5-6’ya katlamış, hala ‘657 milyar dolardan 1 trilyon dolar servete erişmem lazım ki projelerimi, hayallerimi gerçekleştireyim’ diyor. Şu anda dünyada sözüne itibar edilen kimse insanlığın ve dünyanın iyiliği, refahı için bir şeyler geliştirmiyor. Bizi buraya getiren kapitalizm. İnsanlığın hem kapitalizmle hem sömürgecilikle yüzleşmeye ihtiyacı var ve ondan sonra bunların yerine hazzı değil insanı ve adaleti merkeze alan yeni dünya düzeni mümkün olabilir mi diye çalışması gerekiyor. Cumhurbaşkanımız ise yeni bir dünya mümkün diyor" ifadelerini kullandı. Gençlerin temiz bir muhakeme yeteneğinin olduğunu ve tahrip olmamış bir vicdana sahip olduklarını dile getiren Erdoğan, "Yeter ki ayaklarını sağlam zemine basabilsinler, sosyal medyada bir cümleyle karşılarına düşmüş bir sloganı yargı edinmeyip biraz kafa yorup, ‘biraz derinlemesine konuyu anlamaya çalışıyım da ondan sonra bir şeyler söyleyeyim’ desinler. Onu yaptıktan sonra gençleri tutamazsınız, yaptığımız çalışmalarda bunu gördüğüm için söylüyorum" dedi. "Ecdat, nice bizden büyük orduları yenmiş" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘3 çocuk’ vurgusuna değinen Erdoğan, "Cumhurbaşkanımız 3 çocuk dediğinde herkes güldü. ‘Yine Cumhurbaşkanımızın 3 çocuk esprisi’ dediler. Espri değil, söylüyor ve anlatıyor. 2025’in illa ‘Aile Yılı’ olması mı gerekiyordu? 1,5 milyon öğrenci okula başlarken geçen sene 930 bin öğrenci başlamış. Ülke olarak bitiyoruz, tükeniyoruz. Biz de hızla yaşlanıyoruz, bunu ciddi şekilde çevirebilmiş ülke olmamış. Mesela biz 1 buçuğun altına düşmüşüz ama düştükten sonra 2’nin üstüne çıkmış ülke yok. Biz niye yapamayalım? Bu millet hakikaten yapılamayan işleri yapmış, biz inanılmaz işleri başarmış milletiz. Ecdat, nice bizden büyük orduları yenmiş. En iyi topları döktürmüş, en iyi yayları yapmışız ve en iyi kılıçlar bizde olmuş. Bugün Selçuk Bayraktar’ın yaptığı işlerle bizim yüzlerce yıl en iyi yayları ve okları pratikliğimizle ve teknolojiyi kullanmamızla başarmışız" diye konuştu. "Türkiye’de büyüyen bir gencin dünya çapında durumları düşünebilecek cüreti olduğunu düşünüyorum" Erdoğan, konuşmasının ardından programa katılan gençlerin sorularını cevapladı. Günümüz gençlerinin önceki kuşaklara kıyasla sahip olduğu en büyük avantajın sorulması üzerine Erdoğan, "Bence gençlerin dünyadaki diğer öğrencilerden geri kalmayan bir imkanı var ve bu büyük bir şans. Dünyanın hiçbir yerinden geri kalmadan ve eğitimde dünyanın birçok ülkesinde olmayan modelleri ülkenin tamamında uygulamayı başarmışız. Böyle de avantajlarımız var. Gençler için beşeri altyapımızın artık çok güçlü olmasını saymak lazım. Bugün Türkiye’de doğan bir çocuğun, büyüyen bir gencin dünya çapında durumları düşünebilecek cüreti olduğunu düşünüyorum. Olması gerektiği ayrı bir mesele, artık var. Ben bunun da gençler için büyük bir şans olduğunu düşünüyorum" cevabını verdi. Bir katılımcının Kahramanmaraş merkezli depremlerin meydana geldiği sırada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hissettiklerini sorması üzerine Erdoğan, "Cumhurbaşkanımızın tepkileri düşünmeksizin ‘ben buraya gideceğim, ben bu işi yapacağım’ inancı muhteşem. Bunu yapması oradaki idarecilerin, kamu görevlilerinin ve siyasetçilerin doğru mesajı almasını sağlıyor. Bir sürü tanıdığı insanı kaybetmiş insanların morali bozuk, ‘Cumhurbaşkanı geldi, her şeye rağmen bu kadar erken geldi’ şeklinde onlara moral veriyor. Zaten o günden beri hem Cumhurbaşkanımız hem bakanları hem AK Parti’nin bütün temsilcileri gitmeye devam etti. O sayede bu kadar iş oluyor. Çin de yapamazdı, siz 3 yılda 455 bin konutu yıkılmış şehirlerin üzerine yapıyorsunuz. Şehirlerin altyapısı da yıkılmış, her şeyini yeniden yapıyorsun" dedi. "Cumhurbaşkanı, her camianın önemli meselelerini çözmüş kişidir" Fransız futbolcu N’Golo Kante’nin Fenerbahçe’ye transfer olma sürecine ilişkin sorusu üzerine Erdoğan, "Bu ne ilk, ne son. Bir kere Türkiye’de sporcu bir Cumhurbaşkanı var. Kendisi 10 seneden fazla amatör futbol oynamış, Fenerbahçe’den transfer teklifi almış, direkten dönmüş. Bizzat sporcu olan bir Cumhurbaşkanı var. Dolayısıyla spor kamuoyu da zaman zaman Cumhurbaşkanı’na haksızlık etti. Her camianın zaman zaman Cumhurbaşkanına çok ciddi falsoları oldu ama Cumhurbaşkanı, her camianın önemli meselelerini çözmüş kişidir. İşte Galatasaray’ın stadını yapmıştır, Beşiktaş’ın bir şeyini yapmıştır. Zaten sorduğun zaman söylerler, sormadan kolay kolay söylemezler. Cumhurbaşkanı, bu transfer başka bir kulübün olsa yine yapardı" cevabını verdi. Epstein dosyalarının açıklanmasının sorulması üzerine Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Batı bir medeniyet. Bir kültürü var, eserler ortaya koymuş, farklı alanlarda birçok literatür oluşturmuş ve şehirler inşa etmiş ama bu medeniyetin nereden, ne ile beslendiğine baktığımız zaman kan, gözyaşı görüyoruz. Köleleştirilen Afrika halkları, yok olmuş Amerika uygarlıklarının üzerine kurulduğu için bereketi olmadı ve olmuyor. Bu şekilde kurulmuş bir medeniyet insanlığa huzur getirmiyor."