Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
İzmir Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay görevden uzaklaştırıldı
28 Mayıs 2026 Perşembe - 01:07:47
İzmir Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldı. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/70858 sayılı dosyasında ’Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma ve Örgüte Üye Olma, Rüşvet, Görevi Kötüye Kullanma, İmar Kanunu’na Muhalefet, Kıyı Kanununa Muhalefet, İmar Kirliliğine Neden Olmak, Resmî Belgede Sahtecilik’ suçlarından hakkında soruşturmaya başlandığı ve tutuklama tedbiri uygulanması üzerine, Anayasanın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi uyarınca geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır" ifadelerine yer verildi.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 21:32
Kurban kesimi sırasında 13 bin 513 kişi hastanelik oldu
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kurban Bayramı’nın ilk günü yaralanma nedeniyle 13 bin 513 kişinin sağlık tesislerine başvurduğunu açıkladı.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 21:20
Kurbanlık dana kaçtı, o anlar kameraya yansıdı
Ankara’nın Mamak ilçesinde kurban pazarında ipinden kurtularak kaçan kurbanlık, vatandaşlar tarafından yakalandı. Mamak Ortaköy kurban pazarında kaçan kurbanlık dana kısa süreli paniğe neden oldu. Kaçan kurbanlık, vatandaşlar tarafından yakalandı. O anlar cep telefonu kamerasına yansıdı.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 20:16
Akyurt’ta kaçan kurbanlık dana yakalandı
Ankara’nın Akyurt ilçesinde ahırdan kaçan kurbanlık, ekiplerin uzun uğraşları sonucu yakalandı. Akyurt’a bağlı Ahmetadil Mahallesi’nde bir ahırdan kaçan kurbanlık dana kısa süreli paniğe neden oldu. Sahiplerinin kontrolünden çıkan hayvan mahalle içerisinde boş araziye yönelirken, vatandaşlar da yakalama çalışmasına destek verdi. Durum üzerine olay yerine gelen, "yılan bükücü" olarak tanınan aynı zamanda Akyurt Belediyesi personeli Tuncay Reis, kurban sahipleriyle birlikte harekete geçti. Uzun uğraşlar sonucu uygun alanda köşeye sıkıştırılan kurbanlık dana, havalı tabanca ile kısa süreli etkisiz hale getirildi. Kontrol altına alınan hayvan daha sonra sahipleri tarafından kesilerek kurban işlemi tamamlandı. Yaşanan hareketli anlar mahallede kısa süreli heyecana neden oldu.
05 Şubat 2026 Perşembe - 19:35
Bilal Erdoğan, "Kütüphane Sohbetleri" programına konuk oldu
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkanlığının düzenlediği ‘Kütüphane Sohbetleri’ programına katıldı. AK Parti Kongre Merkezi’ndeki kütüphanede düzenlenen programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, dünyada eşitsizliğin ve adaletsizliğin büyümeye devam ettiğini ifade ederek, "Uluslararası sistemin yerinde yeller esiyor. Dünyanın en zengin adamı birkaç yıl içerisinde servetini 5-6’ya katlamış, hala ‘657 milyar dolardan 1 trilyon dolar servete erişmem lazım ki projelerimi, hayallerimi gerçekleştireyim’ diyor. Şu anda dünyada sözüne itibar edilen kimse insanlığın ve dünyanın iyiliği, refahı için bir şeyler geliştirmiyor. Bizi buraya getiren kapitalizm. İnsanlığın hem kapitalizmle hem sömürgecilikle yüzleşmeye ihtiyacı var ve ondan sonra bunların yerine hazzı değil insanı ve adaleti merkeze alan yeni dünya düzeni mümkün olabilir mi diye çalışması gerekiyor. Cumhurbaşkanımız ise yeni bir dünya mümkün diyor" ifadelerini kullandı. Gençlerin temiz bir muhakeme yeteneğinin olduğunu ve tahrip olmamış bir vicdana sahip olduklarını dile getiren Erdoğan, "Yeter ki ayaklarını sağlam zemine basabilsinler, sosyal medyada bir cümleyle karşılarına düşmüş bir sloganı yargı edinmeyip biraz kafa yorup, ‘biraz derinlemesine konuyu anlamaya çalışıyım da ondan sonra bir şeyler söyleyeyim’ desinler. Onu yaptıktan sonra gençleri tutamazsınız, yaptığımız çalışmalarda bunu gördüğüm için söylüyorum" dedi. "Ecdat, nice bizden büyük orduları yenmiş" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘3 çocuk’ vurgusuna değinen Erdoğan, "Cumhurbaşkanımız 3 çocuk dediğinde herkes güldü. ‘Yine Cumhurbaşkanımızın 3 çocuk esprisi’ dediler. Espri değil, söylüyor ve anlatıyor. 2025’in illa ‘Aile Yılı’ olması mı gerekiyordu? 1,5 milyon öğrenci okula başlarken geçen sene 930 bin öğrenci başlamış. Ülke olarak bitiyoruz, tükeniyoruz. Biz de hızla yaşlanıyoruz, bunu ciddi şekilde çevirebilmiş ülke olmamış. Mesela biz 1 buçuğun altına düşmüşüz ama düştükten sonra 2’nin üstüne çıkmış ülke yok. Biz niye yapamayalım? Bu millet hakikaten yapılamayan işleri yapmış, biz inanılmaz işleri başarmış milletiz. Ecdat, nice bizden büyük orduları yenmiş. En iyi topları döktürmüş, en iyi yayları yapmışız ve en iyi kılıçlar bizde olmuş. Bugün Selçuk Bayraktar’ın yaptığı işlerle bizim yüzlerce yıl en iyi yayları ve okları pratikliğimizle ve teknolojiyi kullanmamızla başarmışız" diye konuştu. "Türkiye’de büyüyen bir gencin dünya çapında durumları düşünebilecek cüreti olduğunu düşünüyorum" Erdoğan, konuşmasının ardından programa katılan gençlerin sorularını cevapladı. Günümüz gençlerinin önceki kuşaklara kıyasla sahip olduğu en büyük avantajın sorulması üzerine Erdoğan, "Bence gençlerin dünyadaki diğer öğrencilerden geri kalmayan bir imkanı var ve bu büyük bir şans. Dünyanın hiçbir yerinden geri kalmadan ve eğitimde dünyanın birçok ülkesinde olmayan modelleri ülkenin tamamında uygulamayı başarmışız. Böyle de avantajlarımız var. Gençler için beşeri altyapımızın artık çok güçlü olmasını saymak lazım. Bugün Türkiye’de doğan bir çocuğun, büyüyen bir gencin dünya çapında durumları düşünebilecek cüreti olduğunu düşünüyorum. Olması gerektiği ayrı bir mesele, artık var. Ben bunun da gençler için büyük bir şans olduğunu düşünüyorum" cevabını verdi. Bir katılımcının Kahramanmaraş merkezli depremlerin meydana geldiği sırada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hissettiklerini sorması üzerine Erdoğan, "Cumhurbaşkanımızın tepkileri düşünmeksizin ‘ben buraya gideceğim, ben bu işi yapacağım’ inancı muhteşem. Bunu yapması oradaki idarecilerin, kamu görevlilerinin ve siyasetçilerin doğru mesajı almasını sağlıyor. Bir sürü tanıdığı insanı kaybetmiş insanların morali bozuk, ‘Cumhurbaşkanı geldi, her şeye rağmen bu kadar erken geldi’ şeklinde onlara moral veriyor. Zaten o günden beri hem Cumhurbaşkanımız hem bakanları hem AK Parti’nin bütün temsilcileri gitmeye devam etti. O sayede bu kadar iş oluyor. Çin de yapamazdı, siz 3 yılda 455 bin konutu yıkılmış şehirlerin üzerine yapıyorsunuz. Şehirlerin altyapısı da yıkılmış, her şeyini yeniden yapıyorsun" dedi. "Cumhurbaşkanı, her camianın önemli meselelerini çözmüş kişidir" Fransız futbolcu N’Golo Kante’nin Fenerbahçe’ye transfer olma sürecine ilişkin sorusu üzerine Erdoğan, "Bu ne ilk, ne son. Bir kere Türkiye’de sporcu bir Cumhurbaşkanı var. Kendisi 10 seneden fazla amatör futbol oynamış, Fenerbahçe’den transfer teklifi almış, direkten dönmüş. Bizzat sporcu olan bir Cumhurbaşkanı var. Dolayısıyla spor kamuoyu da zaman zaman Cumhurbaşkanı’na haksızlık etti. Her camianın zaman zaman Cumhurbaşkanına çok ciddi falsoları oldu ama Cumhurbaşkanı, her camianın önemli meselelerini çözmüş kişidir. İşte Galatasaray’ın stadını yapmıştır, Beşiktaş’ın bir şeyini yapmıştır. Zaten sorduğun zaman söylerler, sormadan kolay kolay söylemezler. Cumhurbaşkanı, bu transfer başka bir kulübün olsa yine yapardı" cevabını verdi. Epstein dosyalarının açıklanmasının sorulması üzerine Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Batı bir medeniyet. Bir kültürü var, eserler ortaya koymuş, farklı alanlarda birçok literatür oluşturmuş ve şehirler inşa etmiş ama bu medeniyetin nereden, ne ile beslendiğine baktığımız zaman kan, gözyaşı görüyoruz. Köleleştirilen Afrika halkları, yok olmuş Amerika uygarlıklarının üzerine kurulduğu için bereketi olmadı ve olmuyor. Bu şekilde kurulmuş bir medeniyet insanlığa huzur getirmiyor."
05 Şubat 2026 Perşembe - 18:25
Adalet Bakanı Tunç, İşyurtları’nın Kızılay satış mağazasında vatandaşlarla alışveriş yaptı
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu’nun Kızılay’daki satış mağazasını ziyaret etti. Mağazada vatandaşlarla birlikte alışveriş yapan Bakan Tunç, çalışanlara kolaylıklar diledi. Vatandaşlarla sohbet eden Bakan Tunç, ürünler hakkında da vatandaşlardan geri bildirim aldı. Alışveriş yaparken Bakan Yılmaz Tunç ile sohbet eden vatandaşlar ürünlerin kaliteli olduğunu, İşyurtları mağazalarından alışveriş yapmaktan memnuniyet duyduklarını söyledi. İşyurtları eğitim ve üretim faaliyetleri hakkında açıklamalarda bulunan Bakan Tunç, İşyurtları müdürlüklerinde hükümlü ve tutuklarının topluma kazandırılmaları için bir taraftan mesleki eğitimler verilirken bir taraftan da üretim yapıldığını kaydetti. Yılmaz Tunç, Ceza İnfaz Kurumlarındaki atölye ve tesislerde üretilen ürünlerin satış mağazalarında ve Türkiye’nin farklı illerinde düzenlenen fuarlarda vatandaşların beğenisine sunulduğunu belirtti. Hükümlü ve tutukların İşyurtları atölyelerinde öğrendikleri meslekleri tahliye olduktan sonra da kendi işlerini kurarak icra edebildiklerini aktaran Bakan Tunç, "Bugün Kızılay’daki İşyurtları Satış Mağazamızı ziyaret ettik. Tüm mağazalarımızda olduğu gibi burada da gıdadan giyime, ayakkabıdan hediyelik eşyaya varıncaya kadar birçok ürün kaliteli ve uygun fiyatlarla vatandaşlarımıza sunuyoruz. Amacımız ceza adaleti sisteminde bir yaptırımla karşı karşıya kalan hükümlü ve tutuklunun ıslahını gerçekleştirmek. Onları topluma kazandırmak. İşyurtları Kurumumuz vasıtasıyla oluşturduğumuz tesis ve atölyelerdeki üretim süreçlerinde onları kendi istekleriyle çalıştırıyoruz. Hem kendi ekonomilerine, hem de üreterek ülkemiz ekonomisine destek sağlıyorlar. Bu çalışmalarla bir meslek kazanmış ve o mesleği cezaları bittikten sonra dışarıda uygulayarak topluma kazanmış oluyorlar" dedi. 3 binden fazla atölye ve fabrikada 200’den fazla iş kolunda üretim yapıldığını vurgulayan Bakan Tunç, "Birinci amacımız ceza adaletine katkı sağlamak, toplumu suçtan korumak, toplumsal huzuru daha da kuvvetlendirmek, suç işleyen kişileri cezaevinden tahliye olduğunda artık suç işlemeyecek şekle getirmek. Bu süreçte üretim aşamasında ortaya çıkan ürünler uygun fiyatlarla ve kaliteli bir şekilde vatandaşlarımıza sunuyoruz. Gıdadan, hayvancılığa, süt ürünlerine, tekstile, mobilyaya, metal eşyaya varıncaya kadar aklınıza gelen insanın ihtiyacı olan her çeşit ürün İşyurtlarımızda üretiliyor. Bugün vatandaşlarımızın memnuniyeti de sohbetlerimizde gördük ve mutlu olduk" diye konuştu. Ceza ve İnfaz Kurumlarında hükümlülerin, infaz sonrası yaşamlarında topluma kazandırılmaları ve meslek edinmeleri amacıyla yürütülen 378 İşyurdu Müdürlüğü bulunuyor. Fabrika gibi çalışan 3 binden fazla atölye ve tesiste her yıl ortalama 70 bin hükümlü ve tutuklu çalışıyor. Mobilyadan tekstil ve konfeksiyona, metal işlerinden el emeği ürünlere, temizlikten kozmetiğe, inşaat ve onarım malzemelerinden gıda, tarım ve hayvancılığa kadar 200’den fazla iş kolunda üretilen ürünler Türkiye genelinde 97 satış mağazasında satışa sunuluyor.
05 Şubat 2026 Perşembe - 17:24
Seyir halindeki beton mikserinden kopan tekerlek üç otomobile çarptı
Ankara’da seyir halindeki beton mikserinden kopan tekerleğin çarptığı üç araçta hasar meydana geldi.
05 Şubat 2026 Perşembe - 16:43
Yazıhan Belediye Başkanı Göçer: "Ben partime ihanet etmedim"
Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) yönelik eleştirileri sebebiyle CHP Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edilen Malatya’nın Yazıhan Belediye Başkanı Abdulvahap Göçer, "Ben partime ihanet etmedim. Kimseyi arkasından hançerlemedim. Yıllardır alınamayan bir ilçeyi kazanarak partime hediye ettim" dedi. CHP Yüksek Disiplin Kurulu (YDK), CHP Genel Merkezi’nde toplandı. Kurulda, partisi CHP’ye yönelik eleştirileri nedeniyle tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle YDK’ye sevk edilen Yazıhan Belediye Başkanı Abdulvahap Göçer’in savunması alındı. YDK’de yaptığı savunma sonrası açıklamada bulunan Göçer, buraya geliş amaçlarının savunma olmadığını söyleyerek, "Biz parti suçu işlemedik. Rüşvet, intikam ve kamuyu zarara sokan insanlar parti suçu işler. Parti suçu kim işler? Partisine zarar veren, partisinin iktidara gelmesini engelleyen kişiler partiye zarar verir. Bizler disiplin kuruluna; ilk başta Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı’nın hakkında fezleke olduğundan dolayı görevinden istifa etmesi gerektiğini belirttim. Çünkü herhangi bir suçla hakkında fezleke olan şahısların bizim gibi insanların disipliniyle ilgili karar vermeye yetkili olmadığını düşünüyorum. Bunu bizzat disiplin kurulu başkanına belirttim" diye konuştu. "Ben partime ihanet etmedim" Belediye başkanlığını yaptığı Yazıhan Belediyesi’nde çok çalıştığını aktaran Göçer, "Ben partime ihanet etmedim. Kimseyi arkasından hançerlemedim. Yıllardır alınamayan bir ilçeyi kazanarak partime hediye ettim. Ben tek adamlığın artık bitmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin Cumhuriyet Halk Partisi’ne ihtiyacı var. Bizler siyasi geleceğimiz için yapılan haksızlıklara boyun eğer ve sessiz kalırsak çocuklarımıza iyi bir gelecek bırakamayız. Biz bu hassasiyeti taşıyoruz ve bunun için de mücadele ediyoruz ve etmeye de devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Bugün burada gelip savunma yapmayı da zul olarak görüyorum" Göçer, partinin birlik ve beraberliğe ihtiyacı olduğunu dile getirerek şunları kaydetti: "Ben Aziz İhsan Aktaş’ın arkadaşı değilim. Ben Aziz İhsan Aktaş’ın otobüsüne, minibüsüne binmedim. Ben rüşvetle, irtikapla suçlanmadım. Ben partimin iktidara gelmesi için partide gördüğüm yanlışları söylediğimden dolayı bugün burada gelip savunma yapmayı da zul olarak görüyorum. Ama yine ifade verdim."
05 Şubat 2026 Perşembe - 16:18
Select USA Roadshow’un Ankara durağında Türk firmalarına ABD’deki yatırım fırsatları anlatıldı
Ankara’da Select USA programı kapsamında düzenlenen Roadshow toplantısında, Türk firmalarının ABD’ye doğrudan yatırımlarının artırılması ve iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinin derinleştirilmesi ele alındı. ABD’ye doğrudan yabancı yatırımı teşvik etmeyi, yeni iş bağlantıları kurmayı ve ekonomik kalkınmayı desteklemeyi hedefleyen ‘Select USA’ programının 2026 yılı Roadshow toplantılarının Ankara bölümü, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ev sahipliğinde gerçekleşti. Bir ABD federal hükümet programı olan Select USA etkinliği kapsamında Amerikan eyalet yetkilileri, Türk firmalarına Iowa, Mississippi, Ohio, Pennsylvania, South Carolina, Virginia, West Virginia eyaletlerindeki yatırım fırsatları hakkında bilgi verdi. Ayrıca hukuk, finans, vize, muhasebe, iş geliştirme, inşaat ve lokasyon seçimi alanlarında Türk firmalarına Amerika’ya açılma süreçlerinde destek sağlayabilecek Amerikan hizmet sektörü firmaları da delegasyonda yer aldı. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Frank Joseph, inovasyon ve girişimciliğin refahın temel itici güçleri olduğunu belirterek, bu anlayışın Türkiye ile ABD arasında paylaşılan ortak bir vizyonu yansıttığını kaydetti. Joseph, Türkiye ve ABD arasındaki ekonomik ilişkinin cesur şirketler, iddialı girişimciler ve yenilikçi fikirler etrafında şekillendiğini ifade ederek, Türk firmalarının kendi alanlarında küresel ölçekte liderlik potansiyeline sahip aktörler olarak görüldüğünü vurguladı. ABD’nin bu sürecin parçası olmayı arzu ettiğini dile getiren Joseph, bu çerçevede Türk şirketlerine büyümeleri için ABD pazarının kapılarının açık olduğunu dile getirdi. ABD pazarının güçlü sermaye yapısı, dünya çapında üniversiteleri ve gelişmiş teknoloji ekosistemleriyle öne çıktığını belirten Joseph, Türk yatırımcılar açısından istikrarlı ve öngörülebilir bir ortam sunduğunu ifade etti. Joseph, ABD’de uygulanan şeffaf ve kurallara dayalı sistemin, Türk yatırımlarını koruduğunu ve Türk şirketlerinin inovasyon kapasitesini geliştirmesine imkân tanıdığını söyledi. Türk şirketlerinin ABD’ye yaptıkları yatırımların yalnızca bir pazara erişim anlamına gelmediğine dikkat çeken Joseph, bu yatırımların firmaları küresel değer zincirlerine entegre ettiğini, markaların uluslararası alandaki güvenilirliğini güçlendirdiğini ve uzun vadeli büyüme için stratejik bir zemin oluşturduğunu dile getirdi. "Freedom 250" girişimine de değinen Joseph, bu sürecin ABD’nin 250. bağımsızlık yılına yaklaşırken ekonomik özgürlük ve güvenilir ortaklarla iş birliğine verilen önemi yansıttığını ifade etti. Freedom 250’nin adil rekabet ve ortak refah anlayışını benimseyen Türk yatırımcıları teşvik etmeyi amaçladığını belirten Joseph, ABD’nin Türk iş dünyasını uzun vadeli bir ortak olarak gördüğünü kaydetti. Joseph, Türk yatırımcıları ABD’de birlikte üretmeye, yenilik geliştirmeye ve küresel ölçekte başarı hikâyeleri inşa etmeye davet ederek, bu iş birliğinin yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de kapsayan bir perspektifle ele alındığını sözlerine ekledi. Programın ardından değerlendirmelerde bulunan Virginia Eyaleti Ekonomik Kalkınma Ortaklığı (VEDP) Yabancı Doğrudan Yatırımlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Antje Abshoff, Türk pazarının ve Türk şirketlerinin Virginia için büyük önem taşıdığını vurguladı. Abshoff, Virginia eyaleti olarak Select USA Roadshow kapsamında Türkiye’de Türk şirketleriyle verimli görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirterek, bu firmaların yalnızca ABD pazarına giriş değil, aynı zamanda ABD’de ölçek büyütme ve sürdürülebilir şekilde büyüme hedefleriyle ilgilendiklerini kaydetti. Bu hedeflerin, Virginia’daki mevcut ekosistem sayesinde güçlü biçimde desteklenebileceğini dile getirdi. Virginia’nın güçlü olduğu sektörlere değinen Abshoff, Türk şirketleri için havacılık ve savunma, otomotiv, kimya, plastik, metal gibi ileri malzemeler, teknoloji, yapay zekâ ve yazılım alanlarında önemli fırsatlar bulunduğunu söyledi. Abshoff ayrıca, Virginia’nın yalnızca ABD’nin değil, dünyanın en büyük veri merkezi pazarına ev sahipliği yaptığını vurguladı. Bunun yanı sıra gemi inşası, kompozit malzemeler ile gıda ve içecek işleme sektörlerinin de öne çıktığını belirten Abshoff, Virginia’da bu alanda hâlihazırda önemli Türk yatırımlarının bulunduğunu ifade etti.
05 Şubat 2026 Perşembe - 16:10
SelectUSA Roadshow’un Ankara durağında Türk firmalarına ABD yatırım fırsatları anlatıldı
SelectUSA programı kapsamında Ankara’da düzenlenen Roadshow toplantısında, Türk firmalarının ABD’ye doğrudan yatırımlarının artırılması ve iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinin derinleştirilmesi ele alındı. ABD’ye doğrudan yabancı yatırımı teşvik etmeyi, yeni iş bağlantıları kurmayı ve ekonomik kalkınmayı desteklemeyi hedefleyen ‘Select USA’ programının 2026 yılı Roadshow toplantılarının Ankara bölümü, TOBB ev sahipliğinde gerçekleşti. Bir ABD federal hükümet programı olan Select USA etkinliği kapsamında, Amerikan eyalet yetkilileri Türk firmalarına, Iowa, Mississippi, Ohio, Pennsylvania, South Carolina, Virginia, West Virginia eyaletlerindeki yatırım fırsatları hakkında bilgi verdi. Ayrıca hukuk, finans, vize, muhasebe, iş geliştirme, inşaat ve lokasyon seçimi alanlarında Türk firmalarına Amerika’ya açılma süreçlerinde destek sağlayabilecek Amerikan hizmet sektörü firmaları da delegasyonda yer aldı. Programın açılış konuşmasında ABD Ankara Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Frank Joseph, inovasyon ve girişimciliğin refahın temel itici güçleri olduğunu belirterek, bu anlayışın Türkiye ile ABD arasında paylaşılan ortak bir vizyonu yansıttığını kaydetti. Joseph, yaptığı konuşmada, Türkiye ve ABD arasındaki ekonomik ilişkinin cesur şirketler, iddialı girişimciler ve yenilikçi fikirler etrafında şekillendiğini ifade ederek, Türk firmalarının kendi alanlarında küresel ölçekte liderlik potansiyeline sahip aktörler olarak görüldüğünü vurguladı. ABD’nin bu sürecin parçası olmayı arzu ettiğini dile getiren Joseph, bu çerçevede Türk şirketlerine büyümeleri için ABD pazarının kapılarının açık olduğunu dile getirdi. ABD pazarının güçlü sermaye yapısı, dünya çapında üniversiteleri ve gelişmiş teknoloji ekosistemleriyle öne çıktığını belirten Joseph, Türk yatırımcılar açısından istikrarlı ve öngörülebilir bir ortam sunduğunu ifade etti. Joseph, ABD’de uygulanan şeffaf ve kurallara dayalı sistemin, Türk yatırımlarını koruduğunu ve Türk şirketlerinin inovasyon kapasitesini geliştirmesine imkân tanıdığını söyledi. Türk şirketlerinin ABD’ye yaptıkları yatırımların yalnızca bir pazara erişim anlamına gelmediğine dikkat çeken Joseph, bu yatırımların firmaları küresel değer zincirlerine entegre ettiğini, markaların uluslararası alandaki güvenilirliğini güçlendirdiğini ve uzun vadeli büyüme için stratejik bir zemin oluşturduğunu dile getirdi. Konuşmasında, "Freedom 250" girişimine de değinen Joseph, bu sürecin ABD’nin 250. bağımsızlık yılına yaklaşırken ekonomik özgürlük ve güvenilir ortaklarla iş birliğine verilen önemi yansıttığını ifade etti. Freedom 250’nin, adil rekabet ve ortak refah anlayışını benimseyen Türk yatırımcıları teşvik etmeyi amaçladığını belirten Joseph, ABD’nin Türk iş dünyasını uzun vadeli bir ortak olarak gördüğünü kaydetti. Joseph, Türk yatırımcıları ABD’de birlikte üretmeye, yenilik geliştirmeye ve küresel ölçekte başarı hikâyeleri inşa etmeye davet ederek, bu iş birliğinin yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de kapsayan bir perspektifle ele alındığını sözlerine ekledi. Programın ardından değerlendirmelerde bulunan Virginia Eyaleti Ekonomik Kalkınma Ortaklığı (VEDP) Yabancı Doğrudan Yatırımlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Antje Abshoff, Türk pazarının ve Türk şirketlerinin Virginia için büyük önem taşıdığını vurguladı. Abshoff, Virginia eyaleti olarak SelectUSA Roadshow kapsamında Türkiye’de Türk şirketleriyle verimli görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirterek, bu firmaların yalnızca ABD pazarına giriş değil, aynı zamanda ABD’de ölçek büyütme ve sürdürülebilir şekilde büyüme hedefleriyle ilgilendiklerini kaydetti. Bu hedeflerin, Virginia’daki mevcut ekosistem sayesinde güçlü biçimde desteklenebileceğini dile getirdi. Virginia’nın güçlü olduğu sektörlere değinen Abshoff, Türk şirketleri için havacılık ve savunma, otomotiv, kimya, plastik, metal gibi ileri malzemeler, teknoloji, yapay zekâ ve yazılım alanlarında önemli fırsatlar bulunduğunu söyledi. Abshoff ayrıca, Virginia’nın yalnızca ABD’nin değil, dünyanın en büyük veri merkezi pazarına ev sahipliği yaptığını vurguladı. Bunun yanı sıra gemi inşası, kompozit malzemeler ile gıda ve içecek işleme sektörlerinin de öne çıktığını belirten Abshoff, Virginia’da bu alanda hâlihazırda önemli Türk yatırımlarının bulunduğunu ifade etti.
05 Şubat 2026 Perşembe - 16:05
Sigorta sektöründen 6 Şubat değerlendirmesi: "Depremlerin ekonomik etkisi 103 milyar dolar"
Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar, 6 Şubat 2023 tarihindeki depremlerin toplam ekonomik etkisinin yaklaşık 103 milyar dolar olduğunu açıkladı. Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı ve Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Yaşar, depremlerin toplam ekonomik etkisinin yaklaşık 103 milyar dolar seviyesinde olduğunu ve sigorta sektörü olarak yaklaşık 5 milyar dolarlık tazminat ödemesi yapıldığını bildirdi. Yaşar, "6 Şubat depremleri Türkiye’nin yakın tarihindeki en ağır afetlerden biri olarak yalnızca şehirleri değil, ekonomiyi, üretimi ve toplumsal güven duygusunu da derinden etkiledi. Bu felaket, bize sadece yapı güvenliğinin değil, finansal dayanıklılığın da en az beton kadar hayati olduğunu gösterdi. Çünkü afetler sonrasında hayatı yeniden başlatan şey yalnızca fiziki yeniden inşa değil; işletmelerin ayakta kalabilmesi, hane halkının kayıplarını telafi edebilmesi ve ekonomik düzenin kesintisiz sürdürülebilmesidir. Bunu sağlayan temel mekanizma ise sigortadır. Depremlerin toplam ekonomik etkisi yaklaşık 103 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Sigorta sektörü olarak DASK ve şirketlerimizle birlikte yaklaşık 5 milyar dolarlık tazminat ödemesi yaptık. Bu tablo iki önemli gerçeği ortaya koyuyor: Birincisi; sigorta sistemi, afet sonrası en hızlı nakit akışını sağlayarak vatandaşın ve işletmelerin toparlanmasında kritik rol oynadı. İkincisi ve daha önemlisi; ekonomik kaybın büyük kısmının hâlâ sigorta koruması dışında kalması, yani korunma açığı. Açık söylemek gerekirse Türkiye’deki en büyük afet riski deprem değil, sigortasızlıktır" dedi. "Sigorta, yalnızca hasar ödeyen bir sistem değil, ekonomik sürekliliğin altyapısıdır" Depremlerle birlikte sigortanın gerçek işlevinin çok daha net anlaşıldığını vurgulayan Yaşar, "Sigorta; üretimin devamını sağlar, işletmelerin kapanmasını önler, istihdamı korur, kamunun üzerindeki mali yükü azaltır, toparlanma süresini kısaltır. Yani sigorta, yalnızca hasar ödeyen bir sistem değil, ekonomik sürekliliğin altyapısıdır. Bu nedenle sigortayı bir gider kalemi olarak değil, bir güvenlik mekanizması olarak görmek zorundayız. 6 Şubat sonrasında sigorta sektörü, güçlü reasürans korumaları, dijital hasar altyapıları ve kesintisiz operasyon kabiliyeti sayesinde büyük bir stres testinden başarıyla geçti. Hasarlar hızla tespit edildi, ödemeler gecikmeden yapıldı, operasyonlar kesintiye uğramadı. Bu süreç, kamu bütçesine ilave yük oluşturmadan yönetildi. Bu, sigorta sisteminin Türkiye ekonomisi için stratejik bir güvence olduğunu açıkça ortaya koymuştur" diye konuştu. "Yalnızca hasar sonrası ödeme yapan bir model yeterli değil" Son dönemde sigortalılıkta artış eğilimi görmekten sevinç duyduğunu ifade eden Yaşar, "Ancak hala yeterli seviyede değil. Bugün afet kaynaklı kayıpların önemli bir kısmı hala vatandaşın tasarruflarıyla, işletmelerin öz kaynaklarıyla ya da kamu bütçesiyle karşılanıyor. Oysa risk, geniş kitlelere yayıldığında yönetilebilir hale gelir. Bu nedenle önceliğimiz sigorta bilincini yaygınlaştırmak, konut ve işletmelerde teminat kapsamını genişletmek, risk bazlı fiyatlama ve doğru veri kullanımı, güçlü reasürans kapasitesi, önleyici sigortacılık uygulamaları olmalıdır. Artık yalnızca hasar sonrası ödeme yapan bir model yeterli değil. Yeni dönemde sigortacılık riskleri önceden ölçen, azaltan, doğru fiyatlayan, süreci denetleyen bir yapıya dönüşmek zorunda. Bu yaklaşım hem bireyler hem de ülke ekonomisi için çok daha sürdürülebilir bir koruma sağlar" dedi. "Dayanıklı şehirler yalnızca betonla değil, güçlü bir finansal koruma sistemiyle inşa edilir" Afet sonrası yeniden inşa sürecinin yalnızca hızla değil, güvenle yönetilmesi gerektiğinin altını çizen Yaşar, "Bu noktada bina tamamlama sigortası gibi mekanizmalar, projelerin yarım kalması riskine karşı hem hak sahiplerini hem finansal sistemi koruyan önemli araçlar haline gelmiştir. Sigorta artık yalnızca hasarı ödeyen değil, süreci baştan güvence altına alan bir yapının parçasıdır. Depremler bize acı ama net bir ders verdi. Dayanıklı şehirler yalnızca betonla değil, güçlü bir finansal koruma sistemiyle inşa edilir. Hedefimiz, afet sonrası yaraları saran değil, afet olmadan önce toplumu koruyan bir Türkiye. Sigorta sektörü olarak bu sorumluluğun bilinciyle çalışmaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.
05 Şubat 2026 Perşembe - 15:53
Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Geylan: "Ek zam, kalıcı refah payı ve enflasyon farkının aylık olarak maaşlara yansıtılmasını istiyoruz"
Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan, "Hükümete bir kez daha çağrıda bulunuyorum: Ek zam, kalıcı refah payı ve enflasyon farkının aylık olarak maaşlara yansıtılmasını istiyoruz" dedi. Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Geylan, Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim olarak ‘Türkiye sevdamız, ekmek için kavgamız’ sloganıyla yola çıktıklarını belirterek, "Ekmek kavgasının doğru adresi ise Türkiye Kamu-Sen’dir, Türk Eğitim-Sen’dir. Biz ekmek kavgamızın merkezine ise Türkiye sevdasını koyduk. Çünkü şuna inanıyoruz: Türkiye varsa ekmek kavgasının bir anlamı vardır; Türkiye varsa, ondan sonra gelen her şey ancak o zaman anlam kazanır" ifadelerini kullandı. Enflasyon farkının maaşlara yansıtılmasını talep ettiklerini aktaran Geylan, "Hükümete bir kez daha çağrıda bulunuyorum: Ek zam, kalıcı refah payı ve enflasyon farkının aylık olarak maaşlara yansıtılmasını istiyoruz" diye konuştu. Ocak ayı enflasyon rakamlarını değerlendiren Geylan, ocak ayında, 2026 yılının ilk altı ayı için kamu çalışanları ve emeklilere toplu sözleşme gereği yüzde 11 zam yapıldığını, ancak bu zammın yüzde 4,84’ünün daha ilk ayda enflasyon karşısında eridiğini dile getirerek, "Bu nedenle diyoruz ki; kamu çalışanlarına ve emeklilere ek zam verilmelidir" şeklinde konuştu. Ayrıca refah payının kalıcı hale getirilmesini istediklerini söyleyen Geylan, "Refah payı olmadan memur ve emekliye gerçek anlamda zam yapılmış olmaz. Biliyorsunuz hükümet yılda iki kez enflasyon farkı ödüyor. Ancak enflasyon farkını ödemekle yetinmek, enflasyon kadar zam yapmak demektir. Enflasyon kadar zam yapmak ise sıfır zam anlamına gelir. Gerçek zam; büyüyen ekonomiden kamu çalışanlarının ve emeklilerin hak ettiği payı almasıdır. Bu da enflasyon farkının üzerine refah payı uygulamasının kalıcı hale getirilmesiyle mümkündür. Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti’nin bu konuda tecrübesi ve uygulamaları vardır. Hükümet geçtiğimiz yıllarda iki kez kamu çalışanlarını biraz rahatlatmak için refah payı verdi. Biz de şimdi bunun kalıcı hale getirilmesini talep ediyoruz" açıklamasında bulundu. Türk Eğitim Sen’in ücretli öğretmenlik araştırmasına da değinen Geylan, "2025-2026 eğitim öğretim yılında şu ana kadar 48 il valiliğinden ücretli öğretmen sayılarına ilişkin bilgi ulaştı. Buna göre, 48 ilde görev yapan ücretli öğretmen sayısı 59 bin 994 olurken, 47 ildeki norm kadro açığı ise 72 bin 811 olarak tespit edildi. Bu veriler, öğretmen açığının ciddi boyutlarda olduğunu göstermektedir" dedi. Eğitimin giderilmesi gereken en acil ihtiyacının öğretmen açığı olduğunu vurgulayan Geylan, "Sınıfta öğretmeniniz yoksa, eğitimle ilgili alınan diğer tedbirlerin hiçbir anlamı kalmaz. Evet, ekonomik sıkıntılar olabilir; Hazine ve Maliye Bakanlığı tasarruf tedbirleri uyguluyor olabilir. Ancak eğitimde tasarruf olmaz. Sınıfta öğretmeniniz olacak ki eğitime yönelik atılan diğer adımların da bir karşılığı ve anlamı olsun" şeklinde konuştu.
05 Şubat 2026 Perşembe - 15:51
Ankara’da kaçak akaryakıt operasyonu: 2 gözaltı
Ankara’nın Sincan ilçesinde kaçak akaryakıt üreten firmaya yönelik gerçekleştirilen operasyonda 2 şüpheli gözaltına alındı. Alınan bilgiye göre, Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Sincan ilçesindeki bir geri dönüşüm fabrikasında kaçak akaryakıt üretilip piyasaya sürüldüğünü belirledi. Polis ekiplerinin, 3 ay süren çalışmalar sonucu firmaya operasyon yapıldı. Operasyonda, piyasa değeri 42 milyon lira olduğu değerlendirilen 1 milyon 50 bin litre kaçak akaryakıt ele geçirildi. Olayla ilgili 2 şüphelinin gözaltına alındığı operasyonda, 1 şüphelinin yakalanması için çalışmalar devam ediyor.
05 Şubat 2026 Perşembe - 15:42
TPAO ile ABD’li enerji şirketi Chevron, petrol alanlarında arama yapmak üzere anlaştı
Türkiye Petrolleri (TPAO) ile Amerika Birleşik Devletleri enerji şirketi Chevron arasında petrol ve doğal gaz alanlarında arama yapmak üzere mutabakat zaptı İmzaladı. Türkiye Petrolleri ile ABD’li enerji devi Chevron, potansiyel petrol ve doğal gaz alanlarında arama ve üretim yapmak üzere bir mutabakat zaptı İmzaladı. Anlaşmaya refakat eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Bu iş birliği anlaşmasıyla ortak arama ve üretim faaliyetleri gerçekleştireceğiz" dedi. TPAO Genel Müdürü Cem Erdem ile Chevron adına Kurumsal İş Geliştirmeden Sorumlu Başkanı Frank Mount İstanbul’da düzenlenen törende imzaları attı. Törene refakat eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Bayraktar, Türkiye Petrolleri olarak bir yandan Gabar’da Karadeniz’de üretimini arttırmayla alakalı yoğun bir şekilde çalışmaların devam ettiğini diğer taraftan da yurt dışındaki fırsatları değerlendirdiklerini söyledi. Farklı coğrafyalarda ortaklıklar yoluyla yeni projeler araştırdıklarını kaydeden Bayraktar, geçen ay Exxonmobil ile yapılan anlaşmanın devreye girdiğini hatırlattı. Bayraktar, bu anlamda ABD’li Chevron ile bir iş birliği anlaşması yaptıklarını ifade ederek "Bu iş birliği anlaşmasıyla ortak arama ve üretim faaliyetleri gerçekleştireceğiz" dedi. Yeni anlaşmalar yapılıp yapılmayacağı ile ilgili bir soru üzerine de "Bu ay içerisinde iki ayrı uluslararası şirketle anlaşma noktasına gelmiş durumdayız. Onları da kamuoyumuzla paylaşacağız. Onlarla da biraz daha spesifik yani net projeleri imza altına almış olacağız" değerlendirmesini yaptı. Türkiye Petrollerinin yeni bir büyüme stratejisi içerisine girdiğinin altını çizen Bayraktar, "Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde hedefimiz, bir milyon varillik bir şirket olabilmek" ifadelerini kullandı.
05 Şubat 2026 Perşembe - 15:40
Arnavutluk Hava Kuvvetleri Komutanı Ferdinant Dimo’dan, Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığına ziyaret
Arnavutluk Hava Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Ferdinant Dimo, Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı Karargâhına ziyarette bulundu. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu’nun resmî davetlisi olarak Türkiye’de bulunan Arnavutluk Hava Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Ferdinant Dimo ve beraberindeki heyet, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Karargâhına ziyarette bulundu.
05 Şubat 2026 Perşembe - 15:25
Pakistan Büyükelçiliği’nde ‘Keşmir Dayanışma Günü’ programı
Pakistan Ankara Büyükelçiliği’nde "5 Şubat Keşmir Dayanışma Günü" dolayısıyla program düzenlendi. Pakistan ve Hindistan arasında 1947’den beri anlaşmazlık konusu olan ve üç kez savaşa yol açan Keşmir’de 5 Şubat tarihi "Keşmir Dayanışma Günü" olarak kabul ediliyor. Bu çerçevede Pakistan Ankara Büyükelçiliği’nde "Keşmir Dayanışma Günü" dolayısıyla program düzenlendi. Kur’an- ı Kerim tilaveti ile başlayan program Pakistan Milli Marşı ve İstiklal Marşı’nın okunması ile devam etti. Programda günün anlamına uygun hazırlanan video izletildi. "Türkiye, Keşmir konusunda dünyaya her zaman örnek olmuştur" Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yousaf Junaid, bu toplantıda Türk halkının mazlum Keşmir halkı için bir ses olduğunu ifade ederek, "Buradaki varlığınız, dünyada hâlâ adaletin ve hakkaniyetin var olduğunun bir göstergesidir. Kalpten ve akıldan gelen sözleriniz, sadece kelimeler değil; insanlık, onur ve özgürlük hakkına inanan tüm özgürlük severler için çok değerli mesajlardır. Türkiye, Keşmir konusunda dünyaya her zaman örnek olmuştur. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Türk halkının Keşmir davasına verdiği destek olağanüstüdür. Keşmir meselesi uluslararası platformlarda gündeme geldiğinde, Keşmirliler davalarının en güçlü şekilde dile getirildiğini hissetmiştir. Bu dostluk için Türkiye’ye minnettarız" dedi. "Bu zulüm Hindistan’ın Keşmir’i elinde tutmak istemesinden kaynaklanıyor" Bu dayanışma gününün adaletsiz bir eylemden doğduğunu söyleyen Junaid, "1947’deki bölünme sırasında, Müslüman çoğunluklu bölgelerin Pakistan’a, Hindu çoğunluklu bölgelerin Hindistan’a katılması öngörülmüştü. Ancak Keşmir’in Maharajası yasa dışı şekilde Hindistan’a katıldı. Halk bunu reddetti, ayaklandı ve kısa sürede Keşmir’in yarısı özgürleşti. Hindistan Birleşmiş Milletlere başvurdu ve barış istedi. BM’de Keşmirlilere adil ve tarafsız bir referandumla kendi geleceklerini tayin hakkı verileceği kabul edildi. Hindistan bunu kabul etti, fakat bugüne kadar uygulamadı. Bunun yerine vadide baskı ve terör uygulandı ve hâlâ devam ediyor. Milyonlarca Keşmirli şehit oldu. Kadınlara tecavüz edildi, çocuklar işkence gördü, evler yıkıldı, insanlar yasa dışı şekilde tutuklandı. Bu zulüm, Hindistan’ın Keşmir’i zorla ve gayrimeşru şekilde elinde tutmak istemesinden kaynaklanıyor" şeklinde konuştu. "Pakistan terörle mücadelede yalnız değildir" TBMM Pakistan-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı ve Gaziantep Milletvekili Ali Şahin, terörle mücadelede Pakistan’ın yalnız kalmayacağını vurgulayarak, "Pakistan terörle mücadelesinde ve Keşmir mücadelesinde Asla yalnız kalmayacak, yalnız yürümeyecek. Türkiye’deki Türk kardeşleri de hem terörle mücadelesinde hem de Keşmir mücadelesinde Pakistanlı kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Keşmir fiziki anlamda Anadolu’ya, Anadolu insanına her ne kadar çok uzak olsa da ruhani anlamda, manevi anlamda sıfır kilometremizde olan bir coğrafya. Keşmir’in 1948 yılından bu yana neler yaşadığını, hangi acılara maruz kaldığını, hangi travmalara maruz kaldığını Anadolu insanları olarak burada çok yakından hissediyor ve takip ediyoruz, yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. "Keşmir, Türkiye’nin Çanakkale’sidir" Hindistan’ın kendini dünyaya tanıttığı gibi davranmadığını ifade eden Şahin, "Hindistan kendisini dünyanın en büyük demokrasisi olarak tanıtıyor. En büyük demokrasisi olarak tanıtan bir ülkenin insan hakları, hukukun üstünü, demokrasinin o vazgeçilmez unsurları dediğimiz uluslararası hukuka saygı, insan hakları, bireysel haklar, konuşma özgürlükleri, basın özgürlükleri gibi bütün bir özgürlükleri tamamen ortadan kaldırıp Keşmir’i adeta bir kapalı cezaevi haline, açık bir cezaevi haline getirmesini çok anlamlı bulmadığımızı söylemek istiyoruz. Türkiye açısından Keşmir bizim Cumhurbaşkanımızın Recep Tayyip Erdoğan’ın tanımlamasıyla Keşmir Türkiye’nin bir Çanakkale’sidir. Çanakkale mücadelemizde Pakistan halkı bizim yanımızdaydı. Hindistan Hint Müslümanları bizim yanımızdaydı. Bugün de biz Keşmir’i Türkiye’nin bir Çanakkale’si olarak kabul ederek Keşmir’in yanındayız. Keşmirli kardeşlerimizin ve Keşmir mücadelesinde Pakistanlı kardeşlerimizin yanındayız" diye konuştu. Programa Eski Türkiye Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Selçuk, Emekli Büyükelçi Numan Hazar, TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı Burhan Kayatürk, Pakistan’ın Türkiye Büyükelçisi Dr. Yousaf Junaid, TBMM Pakistan-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı Gaziantep Milletvekili Ali Şahin ve davetliler katıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder