Yerel Haberler
Ankara
Bayramın kokusu çam ormanlarından yükseliyor: Çam kolonyası ve aromalı Türk kahvesine yoğun ilgi 28 Mayıs 2026 Perşembe - 09:52:37 Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bulunan, çam ormanlarından esinlenerek hazırlanan çam kolonyası ve aromalı Türk kahvesi Kurban Bayramı’nda vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Kurban Bayramı’nda termal ve doğal güzellikleriyle öne çıkan Kızılcahamam ilçesinde, yıllardır üretilen çam kolonyası ve aromalı Türk kahveleri vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Başta Başkent’teki ilçelerin doğasından ilham alınarak hazırlanan çam, havuç, kavun ve üzüm aromalı esanslar ve kahveler, bayram ziyaretlerinde hem geleneksel hem de farklı bir hediye alternatifi olarak tercih ediliyor. Kadın istihdamıyla üretim yapan işletme sahibi Nuray Arslan, niş esanslarla hazırlanan kolonyalar ve özel aromalı kahvelerin yapım sürecini İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. "Amacım ilçemize ne katabilirim, ne yapabilirim" Yaklaşık 12 yıldır kolonya firmasını işlettiğini belirten Arslan, "Kadınlarla başladık, kadınlarla devam ediyoruz. Üreten kadının gücüne inanlardanım. Çalışan personelin büyük bir çoğunluğu kadın. Sadece Kızılcahamam değil bizim çalıştığımız yerler. İlçelerle çalışıyorum. Amacım ilçemize ne katabilirim, ne yapabilirim? Nasıl bir fayda sağlayabilirim diye düşünürken kahvelerle çıktığımız yolculukta kolonyalarla bütünleştirdik. Daha sonra Kahramankazan’a çalıştık, kavun kahvesi ile kavun kolonyası. Elmadağ’ın elma kahvesi, elma kolonyası. Kalecik’le çalıştık. Çok büyük bir festivalleri oluyor. Üzümle çalışmamız devam etti. 2 sene öncesinde de Beypazarı’na dedik neden çalışmıyoruz? Beypazarı’nın havucu çok meşhur. Görüştük yetkililerle. Onlar da çok memnun oldular. Beypazarı’nın havuç kahvesi ve havuç kolonyasıyla yolculuğumuz devam ediyor. Çamlıdere ve Kızılcahamam’a da çam kahvesi ve çam kolonyası yapıyoruz" dedi. "Kolonyalarımız bizim bebeklerimiz gibi" Kolonya yapımındaki esanslara ve çeşitliliğe değinen Arslan, şu ifadelere yer verdi: "Kolonyalarımız bizim bebeklerimiz gibi. Bir ürünün 10 tane çeşidi var. Düşünün ki 50 milimden 40 milime kadar, 400 milimden, şişelerden plastik petlere kadar hepsi bizim evlatlarımız. Hepsinin dolumları da esansları da yaptığımız çalışmalar da keyif alarak yaptığımız işler. 3 sene önce kızımın adına bir kolonya çıkardım, Damla kolonyası diye. Aslında orkide var içerisinde. Müşterilerimiz yıllardır geliyorlar, ismini hatırlayamasalar bile kızınızın adıydı diyorlar. 1 sene olacak gelinimin adına Esin kolonyası çıkardık. O da çok niş bir ürünümüz. Onda çok ünlü bir parfümün esansı kullanıldı. Şimdi diyorlar ki biz gelinden alalım, biz kızdan alalım. Böyle bir rekabet var kendi aralarında. Buraya özgü kolonyamız var. Bize ait tılsım kolonyası dediğimiz lavanta ve zambak karışımı gibi bir kokumuz var. Yaklaşık 15 çeşit ürünle biz gelen müşterilerimize hitap ediyoruz." Niş esanslar tercih ediliyor Nuray Arslan, kolonya ve koku seçiminde kullanılan esansların büyük önem taşıdığını belirterek, kaliteli ve insan sağlığına zarar vermeyen niş esanslar tercih ettiklerini söyledi. Kokuların deri yoluyla da vücuda temas ettiğine dikkati çeken Arslan, kalıcı ve kaliteli ürünler kullanmalarının vatandaşların tercih sebeplerinden biri olduğunu ifade etti. "Belli bir süre ayrışması var" Kolonyaların yapım sürecini anlatan Özarlsan, "Önce alkol geliyor, damıtılıyor. Belli bir süre ayrışması var. Esansların dinlendirilmesi var. Belli bir dinlendirilme sürecinden sonra dolum aşamaları var. Dolum aşamalarında da belli bir boyutta 50 milimler, 100 milimler dolup paketleniyor. Şişelenme süreçleri, paketlenmelerle birlikte adetler, adetlerle birlikte müşteriye dağıtım yapıyoruz. Sonra dağıttığımız yerler de müşteriyle buluşturuyorlar" ifadelerini kullandı. "Hem ülke ekonomisine katkısı sağlıyoruz hem de çalışan insanlar evine ekmek götürüyor" Aynı zamanda kahvelerin İstanbul, İzmir ve Mersin’deki limanlardan alındığını söyleyen Arslan, "Kavrulma aşamaları, öğütülme aşamaları ve daha sonra yapılan aşamalarla birlikte paketlemeleri var. Zor bir süreç ama çok keyifli ve zevkli bir süreç bunlar. Biz işimizi aşkla ve severek yaptığımız için bize zor gelmiyor. Bunu yapıp kendi yavrularımız gibi doğumundan satışına kadar bir süreç bu. Kendi sevgimizle büyüterek satışımızı yapıyoruz. Hem ülke ekonomisine bir katkısı sağlıyoruz hem burada çalışan insanlar evine ekmek götürüyor. Kadınların ayakta durması için fırsat tanıyoruz. Çalışan, üreten kadının, emeğin ülke genelinde daha büyük katkı sağlayacağını ve ülkenin gelişmesine faydası saylayacağını düşünen insanlarız" şeklinde konuştu. Bayram dönemlerinde yoğunluk Nuray Arslan, Kızılcahamam’ın turistik bir ilçe olduğunu ve üretici firma olarak ilçe genelindeki işletmelerle çalıştıklarını belirtti. Bayram dönemlerinde yoğunluk yaşandığını ifade eden Arslan, özellikle Kızılcahamam’daki otellerin ve turistik hareketliliğin şovrum satışlarında önemli paya sahip olduğunu söyledi. Kızılcahamam’ın doğasından çam kolonyası ve Türk kahvesi Arslan, Soğuksu Milli Parkı’nın dünyada sayılı olduğunu dile getirerek, "Özellikle hamamlarımız çok şifalı. Şöyle düşündüm, gelen kişiler Kızılcahamam’ın hamam suyunu götüremiyor. Soğuksu’ya çıkıyor, yürüyüş, piknik yapıyor. Havasını da götüremiyor. Ne götürecek bu insanlar? Bazlamayı götürebiliyor. Tereyağı, etlerimiz çok güzeldir. Etlerimizi götürüyor ama bir şeyler daha katmak gerekmiyor mu buna? Sınırlı kalmamalı diye düşündüm. Kahveyle başladığımız yolculukta Kızılcahamam, Çamlıdere yan ilçemiz çam kahvesi olarak çıkarttığımız yolda çam kolonyamızı da ekledik. Ne oldu? Mis gibi orman koktu. İçtiğinizde de yoğun bir şey yoktur. Türk kahvesi ağırlıklıdır. İçtikten sonra damağınıza gelen çok güzel bir tadı vardır. İlçemize katkı olsun amacıyla başladığımız yolda Allah bizi bugünlere nasip etti" diye konuştu.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 09:37 Palandöken: "7 bin 200 prim günü esnafın en büyük beklentisi" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, TBMM’de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini vurguladı. Bağ-Kur’lu esnafın prim gün sayısının 7 bin 200’e düşürülmesine yönelik beklentinin artık karşılanması gerektiğini söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Sosyal Güvenlik Kurumu kurulalı hayli zaman geçti. Buradaki norm birliğinin sağlanmasıyla ilgili emekli sandığı, SSK ve Bağ-Kurluların müşterek aynı çatının altında, aynı standarda dahil hizmet almaları aynı kalitede hizmet alırken de sosyal devletin içeriklerine uygun emeklilik aylıkları. Bu emeklilik aylığının yanı sıra prim gün sayısı bunların hepsini üst üste koyduğunuz zaman önemli. Bağ-Kurluların hakikaten beklentisi bir türlü yerine getirilemedi. Ülkemiz önemli bir ekonomik sıkıntıyla karşı karşıya kaldı. Yüksek enflasyon seyretmesi bunları belki de 7 bin 200 güne norm birliğiyle düşürülmesi mümkün olacaktı. Ancak olmadı. Hala Sosyal Güvenlik Kurumu’nda 9 bin gün Bağ-Kurlular, 7 bin 200 gün SSK’lılar biliyorsunuz devlet memurunda yaş haddiyle. Şimdi hem ödedikleri prim yüksek. Hem aynı şekilde yine devlet memurlarınınki devletimiz karşılıyor. SSK’da çalıştıkları iş yerlerinin sahipleri tarafından karşılıyor. Bağ-Kurlular dükkandaki satmış oldukları emtialardan kazanacak ki götürüp yatırsın. Birçoğu da borçlu" dedi. "Esnafın yıllardır beklediği düzenleme artık hayata geçmeli" TBMM’de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini ifade eden Palandöken, "Cumhurbaşkanımız bu yılın sonuna kadar bunların sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmamasıyla ilgili talimatıyla doktora gidebiliyoruz. Hastaneye gidebiliyoruz. Ancak ilaç alamıyoruz. Niye SSK’ya yani sisteme borcumuz görünüyor. Yatıramadığımız primler görünüyor. Tabii ki yatırmak istiyoruz. Sağlığımızın düzelmesi için de tedavi olmak için de ilacın lazım olduğunu biliyoruz. Onun için bir kolaylık yapılıp 7 bin 200 gün meselesi hakikaten sadece esnaf açısından değil yaklaşık neredeyse nüfusumuzun üçte birinin bu hizmet aldığı alanda bu konuda destek bekliyor. Bir makul süreye yayılıp hem borçların ödenmesiyle ilgili aynı şekilde bu norm birliğinin sağlandığı düzenlemedeki işlerin birlikte yapılmasının gerekliliğini anlıyoruz. Bu inşallah ki bu yasama döneminde kanunlaşır. Vatandaşlarımız da bu haksızlıktan kurtulur diye düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 09:19 Kerkük Valisi Seman Ağaoğlu: "Bakanlık kabinesinde kesinlikle bir Türkmen bakanı oluyor" Kerkük Valisi Mehmet Seman Ağaoğlu, "Bakanlık kabinesinde kesinlikle bir Türkmen bakanı oluyor. 3 tane bakanlık arasında dönüyor şu anda pazarlık. Biri illerden sorumlu devlet bakanı, biri dışişlerinden sorumlu devlet bakanı, biri de kadın aile bakanlığı. Üçünden birini yüzde yüz alacağız Allah’ın izniyle" dedi. Kerkük Vilayet Meclisi’nin 16 Nisan 2026 tarihinde düzenlenen oturumunda Kerkük Valisi olarak seçilen Irak Türkmen Cephesi Başkanı Mehmet Seman Ağaoğlu, İhlas Haber Ajansı’na özel röportaj verdi. Ağaoğlu, "Öncelikle Kurban Bayramı münasebetiyle bütün İslam aleminin ve özellikle Türk milletinin bayramını kutluyorum. Allah’tan inşallah hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ederiz. Bildiğiniz üzere biz Osmanlı devleti yıkıldıktan sonra bugüne kadar Kraliyet dönemi, Cumhuriyet dönemi, Saddam Hüseyin’in diktatör dönemi, 2003’ten sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin ordusu ile işgal edilen Irak’ta her zaman, bütün müteakip hükümetlerde asimile politikasıyla karşı karşıya kaldık. Ve hiçbir zaman yüksek makam, yüksek mevki, yüksek görevlerde yer almadık. Tabii ki biraz emperyalist güçlerin de etkisi vardı. Her zaman bir Türk korkusu vardı açıkçası. Biz o topraklarda yüz yıldan beri mücadele ediyoruz. Katliamlara maruz kaldık, zorluklara maruz kaldık, kimliğimizi yitirmedik. Ve bugüne kadar her zaman o topraklarda milli mücadelemizi sürdürdük. Geçen yıl Nisan ayında ben Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanlığına geldikten sonra milletimize bir söz verdim. Dedim 2026’da Allah’ın izniyle Türk yılı olacaktır ve Türkmenlerin yılı olacaktır Irak’ta" diye konuştu. "Biz dedik ki, bakınız Türkiye’yi örnek alın" Ağaoğlu, "2025 yılında parlamento seçimleri oldu. Biz o seçimlerde de çok şükür Birleşik Irak Türkmenleri Cephesi listesiyle 3 tane milletvekili kazandık. Bağdat’ta etkili siyaset oluşturmaya başladık. Oyunun bir parçası değil, biz oyun kurmaya başladık. Şii, Sünni, Kürt demeden herkesle görüşmelere başladık. Siyasi kitle başkanlarıyla görüştük. Devlet İttifakı koalisyonu toplantılarına katıldım ben Türkmenleri temsilen. Ve biz orada bir mesajımız vardı. Biz denge siyasetinden bahsettik. Adaletin olması gerektiğini ve eşitlik olması gerektiğini. Kürt, Arap, Türkmen, Sünni, Şii, Hristiyan demeden bu topraklarda bir olmazsak Siyonistlerin oyunlarına hedef olacağız. Ki biliyorsunuz son aylarda Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail, İran’a yönelik bir savaş ama Irak da o bir payını aldı. Lübnan’da aynı olay oldu. Ve bu hala devam ediyor, yani o kriz hala devam ediyor. Hürmüz sıkıntısı devam ediyor. Biz de dedik ki, bakınız Türkiye’yi örnek alın. Bugün Türkiye’de bir barış süreci var" şeklinde konuştu. "Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü dış politikası olmasaydı bunu başaramazdık" Türkiye’nin güçlü dış politikası olmasaydı bunları başaramayacaklarını ifade eden Kerkük Valisi Ağaoğlu, "Bugün Türkiye’de farklı bir politika var ve hedef de Türkiye’nin bekasıdır. Milletin bekasıdır. Milletin bekası hedef olunca gerisi teferruattır. Bugün biz de Irak içerisinde eğer bu şekilde ayrıma devam edersek bu ülke yıkılır ve fitne tohumlarına, fitne oyunlarına karşı İsrail, Amerika gelip burayı da işgal eder. Eğer böyle bir senaryoyla karşı karşıya kalmak istemiyorsanız bugün Hristiyanlara da sahip çıkın, Türkmenlere de sahip çıkın, bütün diğer azınlıklara sahip çıkın. Bunlar bizim için önemli bir husustur. Birlik önemli bir mesajdır. Ve herkesi ikna ettik. Ama burada da bir gerçek vardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü dış politikası olmasaydı son yıllarda ve açıkçası Türk kurumlarının da desteği olmasaydı orada bunu başaramazdık. Bugün Türkiye ne kadar güçlüyse dış Türkler o kadar güçlüdür. Ayakta kalabiliyor ve oyun kurabiliyor ve söz sahibi olabiliyor. Bunu da 2026’da valilik alma konusunda gördük ve yaşadık. Ve çok şükür diyorum 102 yıl sonra Kerkük’te ilk Türkmen valisi olarak seçildik" dedi. "Biz Türk’e yakışanı yaparız, biz bize yakışanı yaparız" Görevini Türk’e yakışır şekilde yapacağını ifade eden Ağaoğlu, "Bugün seçildiğimiz günden de bugüne kadar yaklaşık bir ay birkaç gün oldu, şunu söyledik. Bakınız adaletin tecelli etmediği bir devlet yıkılmaya mahkumdur. Biz adaletli olacağız. Birileri bizi eleştiriyor. Araplar vali oldu da yapmadı, Kürt vali oldu da yapmadı. Biz Türk’e yakışanı yaparız. Biz bize yakışanı yaparız. Biz Kürt semtlerine, Arap semtlerine, ilçelere, kasabalara her yere o adaleti getireceğiz. Her yere eşit davranacağız. Ve güçlü siyasi çalışmalarımızla Bağdat’ta ve yine buradaki kurumların desteğiyle, Cumhurbaşkanımızın desteğiyle bugün Allah’ın izniyle bayram biter bitmez Bağdat’ta bana söylenen, verilen söz. Başbakanın, yeni başbakan, eski başbakan, bütün siyasi kitle başkanları şunu dedi: ‘Gözünüz aydın olsun, bakanlık da veriliyor sizlere.’ Tabii o şu anda bir süreç vardır" ifadelerini kullandı. "Bakanlık kabinesinde kesinlikle bir Türkmen bakanı oluyor" Irak Bakanlık kabinesinde bir Türk bakanın yer alacağını açıklayan Kerkük Valisi Ağaoğlu, "Bakanlık kabinesinde kesinlikle bir Türkmen bakanı oluyor. Bu sadece şahsı, kimi seçeceğiz bakan olarak bir. Bir de 3 tane bakanlık arasında dönüyor şu anda pazarlık. Biri illerden sorumlu devlet bakanı, biri dışişlerinden sorumlu devlet bakanı, biri de kadın aile bakanlığı. Üçünden birini yüzde yüz alacağız Allah’ın izniyle. Bu da bizim inşallah daha da elimizi güçlendirir. Hem bugün Bağdat’ta bakanlık kabinesinde Türkmen bakanı var, Türkmenlerin, Türkmeneli’nin dertlerini oraya iletecek. Hem de Kerkük Valiliği bizde. O da çok önemlidir. İnşallah biz bize destek olan herkesi mahcup etmeyeceğiz. Orada adaleti göstereceğiz ve öyle bir hizmet yapacağız ki Kürt, Arap bundan sonra diyecek ki hep Türkmen valisi gelip görev yapsın" dedi.
Bakan Işıkhan: "Üniversitelerimizin ve TÜSEB’in GSS uygulamalarının geliştirilmesine katkı sağlamasını amaçlıyoruz"
03 Şubat 2026 Salı - 16:56 Bakan Işıkhan: "Üniversitelerimizin ve TÜSEB’in GSS uygulamalarının geliştirilmesine katkı sağlamasını amaçlıyoruz" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Üniversitelerimizin ve TÜSEB’in bilgi birikimi ve akademik kapasitesinin, GSS uygulamalarının geliştirilmesine katkı sağlamasını amaçlıyoruz" dedi. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) arasında ‘Sağlık Politikaları ve Finansmanı İş Birliği Protokolü’ İmza Töreni gerçekleşti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın katılımıyla gerçekleşen programda, SGK’nın görev ve yetki alanına giren Genel Sağlık Sigortası (GSS) uygulamaları ve sağlık politikalarına yönelik; bilimsel araştırma, eğitim, analiz, çalıştay, raporlama ile üretime yönelik olanlar da dahil olmak üzere proje faaliyetleri gibi benzeri hususlarda iş birliği yapılmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi amaçlandı. "İmzalayacağımız protokolüm ihtiyacımız olan bu dayanışmaya iyi bir örnek teşkil edeceğine inanıyorum" Programda bir konuşma gerçekleştiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, akademi camiasıyla ilgili kamu kurumlarının ortak bir platformda buluşturarak, ortak hareket anlayışlarını güçlendirecek bir işbirliği protokolüne atacaklarını belirtti. Ortak hedeflere giden yolda birlik ve beraberlik olduğu sürece başarının kaçınılmaz olduğunu bildiren Işıkhan, "İş birliğinin var olduğu yerde; çözüm vardır, dayanışma vardır, katma değer ve üretim vardır. Bugün burada imzalayacağımız protokol; ihtiyacımız olan bu dayanışmaya iyi bir örnek teşkil edeceğine inanıyorum. Akademi kökenli bir Bakan olarak, hem sosyal güvenlik hizmetlerimizi, hem de sürekli standartları ve kalitesi yükselen sağlık hizmetlerimizi ilgilendiren bu önemli mevzuda, akademi camiamızın inisiyatif alarak sorunların çözümüne katkıda bulunmasını, ayrıca değerli bulduğumu özellikle ifade etmek isterim" açıklamasında bulundu. Işıkhan, SGK’nin GSS kapsamında yer alan hizmetleri sunduğunu söyleyerek, bunun yanı sıra sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıran, kaliteyi artıran ve vatandaş memnuniyetini esas alan çok önemli düzenlemeleri de hayata geçirdiklerini ifade etti. Son dönemde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sağlık alanında gerçekleştirdiği hizmetlere de değinen Işıkhan, bütün bu adımların sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırmak, vatandaşların ilaca ve tedaviye erişimini kolaylaştırmak ve sağlık finansman yapısını dengeli biçimde sürdürmek amacıyla hayata geçirildiğini dile getirdi. "Bir taraftan ekonomimizi büyütürken diğer taraftan da daha sağlıklı bir ülke bırakmak için yeni hedefler üretiyoruz" Işıkhan, toplumun sağlıklı bireylerden oluşmasını amaçladıklarını ve bunun devamının sağlanmasının ise ekonomik kalkınma açısından önemli bir gösterge olarak kabul edildiğini vurgulayarak, "Hiçbir vatandaşımızı dışarıda bırakmayan Genel Sağlık Sigortası ve nüfusumuzun nereyse tamamını kapsayan Sosyal Güvenlik Sistemimiz, sadece sosyal kalkınmamızın değil aynı zamanda ekonomik kalkınmamızın geleceği açısından da oldukça mühim bir husustur. Bir taraftan ekonomimizi büyütüp, kamu kurumlarımızı geliştirirken diğer taraftan da gelecek nesillere daha sağlıklı bir ülke bırakmak için her geçen gün yeni projeler ve hedefler üretiyoruz. Kamusal alanda sağlıkta tek geri ödeme kurumu olarak hedefimiz; sadece sağlık finansmanı sağlamak değil, aynı zamanda sigortalılarımızın tüm beklentilerini karşılayacak kaliteli, sürdürülebilir, güvenilir ve kontrol edilebilir bir sağlık sistemi inşa edebilmektir" değerlendirmesinde bulundu. "Üniversitelerimizin ve TÜSEB’in GSS uygulamalarının geliştirilmesine katkı sağlamasını amaçlıyoruz" GSS uygulamaları ve sağlık politikalarına ilişkin çalışmalarını bilimsel ve teknik danışmanlık desteği ile yürütmeye önem verdiklerini aktaran Işıkhan, bu hususta üniversiteleri; eğitimin yanı sıra bilgi üreten ve kamu politikalarına yön veren stratejik yapılar olarak gördüklerini aktardı. Işıkhan, sözlerine şu şekilde devam etti: "Sağlık gibi dinamik ve sürekli gelişen bir alanda üniversitelerimizin bilimsel yaklaşımı ve akademik birikimiyle yürütülen iş birliklerini son derece kıymetli buluyoruz. Dolayısıyla, Sosyal Güvenlik Kurumumuz ile Ankara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı arasında tesis edilen bu iş birliği, teorik bilginin uygulamayla buluştuğu, akademik üretimin kamu hizmetine doğrudan katkı sunduğu örnek bir modeldir. Üniversitelerimizin ve TÜSEB’in bilgi birikimi ve akademik kapasitesinin, GSS uygulamalarının geliştirilmesine katkı sağlamasını amaçlıyoruz. Bu çerçevede üniversitelerimizin katkısı yalnızca mevcut uygulamaların değerlendirilmesiyle sınırlı kalmayacak, aynı zamanda GSS sistemimizin geleceğine yön verecek politika ve uygulamaların geliştirilmesine ışık tutacaktır. Bizler, üniversiteleri doğal ve vazgeçilmez çözüm ortağı olarak görüyor; bu tür iş birliklerinin güçlenerek devam etmesini büyük bir memnuniyetle destekliyoruz." "İmzalanacak protokoller çok boyutlu bir iş birliği çerçevesi oluşturmaktadır" SGK Başkanı Raci Kaya ise, kamu yönetimi ile akademik bilginin aynı hedef doğrultusunda buluştuğu bir iş birliği için bir araya geldiklerini belirterek, "İmzalanacak protokoller; genel sağlık sigortası uygulamaları ve sağlık politikalarına yönelik olarak bilimsel araştırma, eğitim, analiz, çalıştay, raporlama ve proje faaliyetlerini kapsayan çok boyutlu bir iş birliği çerçevesi oluşturmaktadır. Bu iş birliğiyle amacımız; uygulamadan gelen tecrübeyi akademik bilgiyle buluşturarak, kanıta dayalı, sürdürülebilir ve nitelikli sağlık politikalarının geliştirilmesine katkı sunmaktır. Bilimsel üretim gücü ile kamu kurumlarımızın saha deneyiminin birleşmesi, sağlık sistemimizin geleceği açısından son derece değerlidir" ifadelerine yer verdi. Konuşmaların ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, SGK Başkanı Raci Kaya, TÜSEB Başkanı Ümit Kervan, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Kemalettin Aydın ve Ankara Üniversitesi Rektörü Naci Ünüvar tarafından işbirliği anlaşması imzalandı.
KBRN tehditlerine karşı MKE’den yerli ve milli koruma
03 Şubat 2026 Salı - 16:14 KBRN tehditlerine karşı MKE’den yerli ve milli koruma Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE), kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehditlere karşı Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) için NATO standartlarında yerli ve millî koruyucu ekipmanlar geliştirerek sahadaki personelin güvenliğini üst seviyeye taşıyor. MKE, asırlık tecrübesi ve güçlü üretim altyapısıyla TSK için sadece silah sistemleri ve mühimmat değil, kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) tehditlere karşı da yerli ve milli koruma çözümleri üretiyor. MKE bünyesindeki AR-GE laboratuvarlarında geliştirilen yüksek teknolojili KBRN koruyucu kıyafetlerin üretimi aralıksız sürüyor. Aktif karbon teknolojisi kullanılarak çok katmanlı yapıda tasarlanan kıyafetler, en zorlu operasyonel şartlarda dahi personelin güvenliğini sağlamayı amaçlıyor. İki ayrı fonksiyonel katman teknolojisi ve dört farklı model esas alınarak geliştirilen sistem, 8 ayrı ürün konfigürasyonuyla farklı görev profilleri ve kullanıcı ihtiyaçlarına cevap verebilecek esnek bir yapı sunuyor. MKE tarafından geliştirilen KBRN nefes gaz maskeleri, düşük aerosol geçirgenliği ve buğu önleyici panoramik cam yapısıyla -30 ile +50 derece arasındaki sıcaklıklarda kesintisiz solunum güvenliği sağlıyor. KBRN koruyucu eldivenler, yüksek kimyasal dayanımı ve artırılmış parmak ucu hassasiyetiyle yağmur, çamur ve düşük sıcaklık gibi olumsuz hava şartlarında dahi operasyonel kontrolü destekliyor. KBRN koruyucu bot kılıfları ise kimyasallara karşı yüksek dirençli yapısı ve ayarlanabilir tasarımıyla zorlu saha şartlarında personelin hareket kabiliyetini artırıyor. Buhar, sıvı ve partikül formundaki savaş ajanlarına karşı etkin bariyer oluşturan koruyucu kıyafetler, taktik operasyonlarda ergonomi ve hareket kabiliyeti gözetilerek tasarlandı. Diz, dirsek, sırt ve temas bölgeleri güçlendirilen kıyafetler, aşırı sıcak ve soğuk hava şartlarında uzun süreli ve güvenli kullanım imkânı sunuyor. Kıyafetlerde el ve ayak bileği bölgelerinde uygulanan çift katmanlı koruma, sıvı ve buhar girişine karşı ek güvenlik sağlarken sırt bölümünde yer alan acil tahliye taşıma aparatı yaralı tahliyesine yönelik hızlı müdahaleyi destekliyor. MKE mühendislerinin imzasını taşıyan tüm KBRN koruyucu ekipmanlar NATO standartlarına uygun olarak geliştirildi. Sistemler, Türkiye’nin KBRN alanındaki yetkinliğini ileri bir seviyeye taşırken yüksek ihracat potansiyeliyle de dikkat çekiyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından ‘sahiplendirme ilanı’ formatındaki paylaşımlara suç duyurusu
03 Şubat 2026 Salı - 14:52 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından ‘sahiplendirme ilanı’ formatındaki paylaşımlara suç duyurusu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, çocukların, engellilerin ve yaşlıların fotoğraflarının ‘sahiplendirme ilanı’ formatında sosyal medyada paylaşılması ile ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, bir sivil toplum kuruluşunun sosyal medya hesabı üzerinden çocukların, engellilerin ve yaşlıların fotoğraflarının ‘sahiplendirme ilanı’ formatında sunulduğu, ‘aşıları tam’ gibi ifadeler kullanıldığı paylaşımlar üzerine açıklama paylaştı. Bakanlık, söz konusu paylaşımlar için ivedilikle suç duyurusunda bulunulduğunu, ilgili içeriklerin yayından kaldırılması ve erişimin engellenmesi yönünde gerekli yasal süreçlerin başlatıldığını bildirdi. "Onuru hedef alan hiçbir yaklaşım karşılıksız kalmayacaktır" Bakanlık tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Söz konusu paylaşımlarda; hayvan haklarına dikkat çekme iddiası altında çocuklarımızın, engellilerimizin ve yaşlılarımızın fotoğraflarının ‘sahiplendirme ilanı’ formatında sunulduğu, ‘aşıları tam’ gibi ifadeler kullanılarak insanların adeta birer nesneye indirgendikleri tespit edilmiştir. Bu içerikler, insan onurunu yok sayan, aşağılayıcı ve kabul edilemez bir yaklaşımın ürünüdür. Toplumsal farkındalık oluşturma iddiası hiçbir şekilde, çocuklarımızın, engellilerimizin ve büyüklerimizin kişilik haklarının ihlal edilmesine, onurlarının zedelenmesine ve insanlık dışı bir dilin meşrulaştırılmasına gerekçe olamaz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak söz konusu paylaşımların sosyal medyada yeniden dolaşıma sokulması sonrasında ivedilikle suç duyurusunda bulunulmuş, ilgili içeriklerin yayından kaldırılması ve erişimin engellenmesi yönünde gerekli yasal süreçler başlatılmıştır. Çocuklarımızın, engellilerimizin ve yaşlılarımızın onurunu hedef alan hiçbir yaklaşım karşılıksız kalmayacaktır."
Quick Finansall ekosistemi entegre finans-sigorta çözümlerini iş dünyasıyla paylaştı
03 Şubat 2026 Salı - 13:44 Quick Finansall ekosistemi entegre finans-sigorta çözümlerini iş dünyasıyla paylaştı ‘Sigortadan Fazlası-Finansal Market Vizyonu’ toplantısında Quick Finansall çatısı altında sunulan sigorta, finansman, ödeme sistemleri ve mobilite çözümleri paylaşıldı. Adana Ticaret Odası ev sahipliğinde düzenlenen ‘Sigortadan Fazlası - Finansal Market Vizyonu’ toplantısında, Maher Holding Sigorta Grubu ve Quick Finansall ekosistemi şirketlerinin yöneticileri, bölge acenteleri ve iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Program, Noyan Doğan moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Adana Ticaret Odası Başkanı Yücel Bayram, bazı sektörlerde sigorta teminatına erişimde yaşanan güçlükler ve artan maliyetlerin işletmeler açısından önemli bir sorun haline geldiğini belirterek, daha kapsayıcı ve erişilebilir sigorta çözümlerine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Ardından söz alan Adana Sigorta Acenteleri Derneği (ADSAD) Başkanı Gökhan Sözen ise organizasyonun Adana’da gerçekleştirilmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar ve beraberindeki heyete teşekkürlerini iletti. "Koruma açıklarını inovasyonla kapatıyoruz" Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, konuşmasında sigortacılığın yeni dönemde yalnızca hasar sonrası ödeme yapan bir yapı olmaktan çıktığını vurgulayarak, "Türkiye’de ciddi bir koruma açığı var. Araçtan konuta, ticaretten üretime kadar birçok alanda varlıklar yeterince güvence altında değil. Biz artık yalnızca hasarı ödeyen değil, riski önceden öngören ve azaltan bir model inşa ediyoruz. Sigorta, finansman ve ödeme çözümlerini tek ekosistemde birleştirerek hem işletmelerimizin yükünü hafifletiyor hem de acentelerimizi birer finansal markete dönüştürüyoruz. KaskonomiQ, Lüküs Hayat ve Bina Tamamlama gibi inovatif ürünlerle bu koruma açıklarını kapatmayı hedefliyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Panelde ‘Finansal Market’ modeli anlatıldı Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen panelde, Quick Finansall çatısı altında sunulan sigorta, finansman, ödeme sistemleri ve mobilite çözümleri katılımcılarla detaylı şekilde paylaşıldı. Panelde; Quick Hayat Sigorta Genel Müdür Vekili Volkan Terzioğlu, QCAR Mobilite Genel Müdür Vekili Mehmet Ali Özışık, Quick Sigorta Acenteler ve Satış Genel Müdür Yardımcısı Sibel Doğaç, Quick Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Soner Tekbaş, Quick Finans Genel Müdür Yardımcısı Oğuz Korkmaz ve QPAY Genel Müdür Yardımcısı Gökalp Harman söz alarak ekosistemin saha uygulamalarını aktardı. Sunumlarda; KaskonomiQ ile yüzde 75’i sigortasız, yani korumasız olan araç parkına varlık koruması sağlayan yeni nesil genişletilmiş kasko ürünü, Lüküs Hayat ile primleri otomobile dönüştüren hayat sigortası modeli, Tamamlayıcı Deprem Sigortası, Her Yaşa Kredi, Poliçe Prim Kredisi ve Hazır Kredi gibi finansman ürünleri, Araç Kiralama, POS ve e-tahsilat altyapıları ayrıntılı olarak tanıtıldı. Quick Sigorta, Quick Finans, QPay, QCar ve Quick Hayat markalarının oluşturduğu entegre yapının; işletmelere daha sade, hızlı ve bütünleşik finansal çözümler sunarak acenteleri klasik poliçe satışının ötesine taşıyıp birer "Finansal Market’e" dönüştürmeyi hedeflediği vurgulandı. Toplantının gerçekleştirildiği gün Adana’da etkili olan aşırı yağış ve sel olayları, risk yönetimi ve finansal korumanın önemini sahada bir kez daha ortaya koydu. Katılımcılar, doğal afetler karşısında yalnızca teminatın değil; hızlı finansman, tahsilat ve operasyonel süreklilik sağlayan entegre çözümlerin işletmeler için kritik rol oynadığı konusunda görüş birliğine vardı. Yoğun katılımla gerçekleşen buluşmada, acentelerle iş birliklerinin ve eğitim çalışmalarının artırılması kararlaştırılırken, Quick Finansall ekosisteminin Anadolu’da yaygınlaşarak reel sektörle daha yakın ve çözüm odaklı bir yapı kurmayı sürdüreceği belirtildi.
TESK Başkanı Palandöken: "Esnafın krediye ulaşabilmesi, borçlarının belirli bir bölümünün uzun vadeye yayılarak ödenebilmesi sağlanmalıdır"
03 Şubat 2026 Salı - 12:55 TESK Başkanı Palandöken: "Esnafın krediye ulaşabilmesi, borçlarının belirli bir bölümünün uzun vadeye yayılarak ödenebilmesi sağlanmalıdır" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Esnafın krediye ulaşabilmesi, borçlarının belirli bir bölümünün uzun vadeye yayılarak ödenebilmesi sağlanmalıdır. Aynı zamanda bu adım, esnafın borçtan kurtulmasını sağlayacağı gibi devletin gelirlerini artıracak en önemli uygulamalardan biri olacaktır" dedi. E-haciz ve borç yükünün esnafın çalışma hayatını durma noktasına getirdiğini söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, esnafın çalışma hayatının idamesi için mutlaka bir yapılandırma yapılması gerektiğini belirtti. E hacizlerin esnafın bankadaki parasına kadar uzandığını vurgulayan Palandöken, bu konuda sistemli bir çalışma gerçekleştirilmesi gerektiğini de ifade etti. "E-hacizler, esnafın gayrimenkulü dahil bankadaki parasına kadar uzanıyor" Vatandaşların haciz durumu nedeniyle borçlarını ödeyemediklerini belirten Palandöken, "Bilindiği üzere e-hacizler, esnafın gayrimenkulü dahil bankadaki parasına kadar uzanıyor. Bu nedenle insanlar borcunu ödemek istese bile evinin üzerinde haciz olduğu için satamıyor, bankadaki parasına haciz konulduğu için kullanamıyor. Ertesi gün borcunu ödemek üzere parasını bankaya yatıran esnaf, e-haciz nedeniyle bu parayı kullanamıyor. Dolayısıyla kredi almak için Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatiflerine gittiğinde, SSK borcu, vergi borcu gibi yükümlülükler karşısına çıkıyor. Bu borçlar için bir yapılandırma yapılıp en azından taksitlendirilerek uzun vadeye yayılması gerekiyor. İnsanlar borçtan kurtulmak istiyor. Ancak her tarafta bir tıkanıklık olduğu için hem krediye ulaşamıyor hem de mevcut parasını alıp borcuna yatırma imkânı bulamıyor" şeklinde konuştu. "Bu sürecin bir an evvel ele alınarak masaya yatırılmasının gerekli olduğuna inanıyoruz" Esnaf ve sanatkarlar için yapılandırmanın şart olduğunu vurgulayan Palandöken, "Aynı şekilde gayrimenkulünü satıp bu borcu kapatmak isteyen esnaf da bunu yapamıyor. Çünkü borcun miktarı ne olursa olsun, her şeyine birden haciz konulduğu için bu hareket alanı da tamamen ortadan kalkıyor. Sonuçta esnaf mağdur oluyor. Netice itibarıyla perakende sektörünün en önemli halkası esnaf ve sanatkardır. Ancak her taraftaki bu sıkışıklık, esnafın önündeki en büyük engel haline geliyor. Bu meselelerin çözümü için zaman geçirilmeden bir an evvel kapsamlı bir yapılandırma yapılması gerekiyor. Esnafın krediye ulaşabilmesi, borçlarının belirli bir bölümünün uzun vadeye yayılarak ödenebilmesi sağlanmalıdır. Aynı zamanda bu adım, esnafın borçtan kurtulmasını sağlayacağı gibi devletin gelirlerini artıracak en önemli uygulamalardan biri olacaktır. Bugüne kadar yapılan yapılandırmaların hiçbirinde insanlar, imkânları dahilinde borçlarını ödememezlik yapmadı. Ancak bugün her taraf tıkandığı için esnaf, hem aldığı ürünlerin parasını ödemekte zorlanıyor hem de imalat sektöründe üretim yapabilmek için gerekli ürünü alacak parayı bulamıyor. Bu nedenle tezgahlar boş kalıyor, yerine yeni ürün koyulamıyor. Bu sürecin bir an evvel ele alınarak masaya yatırılmasının gerekli olduğuna inanıyoruz" diye konuştu.
Sınırları aşan rekor operasyon: 799 bin 500 paket kaçak sigara ele geçirildi
03 Şubat 2026 Salı - 12:53 Sınırları aşan rekor operasyon: 799 bin 500 paket kaçak sigara ele geçirildi Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü tarafından yapılan operasyonda 799 bin 500 paket kaçak sigara ele geçirildi. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, sınır aşan organize kaçakçılıkla mücadele kapsamında yürüttüğü etkin istihbarat çalışmaları ve uluslararası iş birliği sayesinde Fransa’da önemli bir operasyona imza atıldığını duyurdu. Yapılan açıklamada, gerçekleştirilen istihbarat ve risk analizi çalışmaları neticesinde; Suudi Arabistan’ın Cidde Limanı’ndan Hollanda’ya hareket eden, İzmir Aliağa Limanı’na transit olarak uğrayan ve yasal yükünü sigara olarak beyan eden bir konteyner takibe alındığı belirtildi. Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü tarafından yapılan değerlendirmelerde, söz konusu yükün nihai varış noktası olan Fransa’da beyan edilmeyeceği yönünde şüphe oluşması üzerine, Fransa Gümrük İdaresi ile derhal bilgi paylaşımı gerçekleştirildi. Paylaşılan istihbarat doğrultusunda, Marsilya Gümrük Genel Müdürlüğü tarafından Fos-sur-Mer Limanı’nda gerçekleştirilen operasyonda 799 bin 500 paket kaçak sigara ele geçirildi. Fransız yetkililer tarafından yapılan açıklamada, yaklaşık 16 ton ağırlığındaki kaçak tütün yakalamasının "rekor seviyede bir operasyon" olduğu ifade edilerek, operasyon kapsamında tütün kaçakçısı şahıs tutuklandı. Operasyonun ardından, Fransız makamları tarafından Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğüne resmi bir teşekkür mektubu iletildi. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada bağımlılıkla mücadele, kamu sağlığının korunması, haksız rekabetin önlenmesi ve kamu gelirlerinin güvence altına alınması hedefleri doğrultusunda, kaçakçılığın her türüyle ulusal ve uluslararası düzeyde mücadele edilmeye devam edileceği ifade edildi.
Gazeteci Yazar Değirmenci’nin yeni kitabı ‘Sentetik Medya’ piyasaya çıktı
03 Şubat 2026 Salı - 12:52 Gazeteci Yazar Değirmenci’nin yeni kitabı ‘Sentetik Medya’ piyasaya çıktı Gazeteci Yazar Aslan Değirmenci tarafından kaleme alınan ve yapay zekanın medyaya etkisini ve sonuçlarını tartışmalı bir şekilde ele alan ‘Sentetik Medya’ adlı kitap, raflarda yerini aldı. Gazeteci Yazar Değirmenci’nin son kitabı olan ve Çıra Yayınları etiketiyle tüm raflarda yerini alan ‘Sentetik Medya’ isimli yeni kitap, yapay zekanın medyaya etkisini ve sonuçlarını tartışmalı bir şekilde ele alıyor. Dijital dönüşümün hızı medya sektöründe yeni bir kırılma noktasını işaret ederken, Değirmenci’nin kitabı bu dönüşümün hem teknolojik hem de sosyolojik sonuçlarını kapsamlı biçimde ele alıyor. Kitap; medyanın tarihi ile birlikte internet teknolojilerinin gelişimi ve günümüz yapay zekâ etkisini ele alıyor. Çalışma, internet TV’nin klasik yayıncılık üzerindeki etkilerini somut verilerle ortaya koyuyor. 2020’lerden itibaren hızlanan platformlaşma sürecinin, bireysel yayıncılık, influencer ekonomisi ve yapay zekâ tabanlı içerik üretimiyle birleşerek ‘yeni medya sınıfı’ oluşturduğu belirtiliyor. Mekansız içerik dönemi Değirmenci; artırılmış gerçekliğin haber, belgesel ve spor yayıncılığında veri katmanlarını görünür kıldığını, sanal gerçekliğin ise içerik üretiminde yeni bir ‘mekânsız stüdyo’ anlayışı ortaya çıkardığını vurguluyor. Kullanıcı artık ’uzaktan izleyen’ değil; içeriğin içine giren, etkileşim kuran ve kendi akışını belirleyen bir katılımcıya dönüşüyor. Küresel sistemin etkisine dikkat Kitabın dikkat çeken bölümlerinden biri ise İçerik Güvenliği - Deepfake - Sentetik Medya üçgeni. Değirmenci, Çin başta olmak üzere bazı ülkelerde yapay spiker ve otomatik haber merkezlerinin rutinleştiğine dikkati çekiyor. Bu durumun hem fırsat hem de manipülasyon riski taşıdığını belirtiyor. Çok uluslu ve uluslararası şirketlerin, manipülasyon ve içeriklerin sunumundan çok gerçekliğine ilişkin bu alana yoğunlaşmaları da kitapta yer alıyor. Gerçek ve sahte içerikler için uyarı Kitap da ayrıca yapay zekâ ve sentetik medyanın terör örgütleri tarafından kullanımına özel bir parantez açılıyor. Değirmenci, örgütlerin propaganda, psikolojik harp ve algı yönetimi amacıyla deepfake videolar, yapay zekâ destekli sahte konuşmaları ve otomatik içerik üretim ağlarını kullanıldığına ilişkin uyarılarda bulunuyor. Bu noktada "sentetik içerik" ile "gerçek bilgi" arasındaki ayrımın yalnızca teknolojik değil, etik, hukuki ve güvenlik temelli bir mesele hâline geldiği vurgulanıyor. Yazar, devletler, medya kuruluşları ve küresel teknoloji şirketleri arasında geliştirilecek ortak doğrulama mekanizmalarının, yeni medya çağında hem toplumsal güvenin korunması hem de dijital terörle mücadele açısından kritik öneme sahip olduğunun altını çiziyor.