Yerel Haberler
Ankara
20 Nisan 2026 Pazartesi - 20:57 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen saldırılara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, olayların ilk anından itibaren takip ettiklerini ve takip etmeye de devam edeceklerini söyledi. Bu tür olayların kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınacak yeni tedbirleri de açıkladı. "Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" Kabine gündeminde geçen haftaki okullara yönelik saldırıların ele alındığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Menfur saldırıların hayattan koparttığı sevgili yavrularımıza ve kendini öğrencilerine siper ederek şehit olan Ayla öğretmenimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Öğretmenimizin ve çocuklarımızın kederli ailelerine sabrı cemil diliyorum. Millet olarak hepimiz ailelerimizin hüznünü samimiyetle paylaşıyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yeri yaktığını, eşini, annesini, evladını, kardeşini yitiren vatandaşlarımızın yüreklerindeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. "15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor" Okul saldırılarında yaralananlar hakkında da bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 kardeşimizden 14’ü taburcu edildi. 2 öğretmen ile 3 öğrencimizin tedavisi halen devam ediyor. Hamdolsun yaralılarımızın herhangi bir hayati tehlikesi bulunmuyor. Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabbimden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Kahramanmaraş’ın başı sağ olsun. Ülkemize, milletimize geçmiş olsun" diye konuştu. "Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı" Okullara yapılan saldırıların sadece Kahramanmaraş’ı ya da Siverek’i değil, 86 milyonun tamamını etkilediğini ifade eden ve olayın ilk anından itibaren takipçisi olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kahramanmaraş’a düşen ateş diğer 80 vilayetimizin de kalbine düştü. Grup toplantımızdan sonra saldırı haberini alır almaz 4 bakanımızı hemen Kahramanmaraş’a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve istihbarat birimlerimizin çalışmalarını başlattılar. Hiçbir ihtimal dışlanmadan saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor. Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek kimlerle irtibat halinde oldukları, nelerden etkilendikleri kısa sürede ortaya çıkartıldı. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı. Cumhurbaşkanı olarak ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakinen takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim" açıklamasında bulundu. "Daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir?" Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldıklarını açıklayan Erdoğan, yaşanan saldırılar üzerinden yapılan eleştirilere değinerek şunları söyledi: "Değerli vatandaşlarım, milletçe gerçekten yabancısı olduğumuz bir durumla karşı karşıyayız. Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların ülkemize de sirayet ettiği, gençlerimizi de etkisi altına aldığı görülüyor. Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor. Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda, faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak tıpkı terör örgütleri gibi aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar. Üzülerek ifade etmek isterim ki bu süreçte kimi medya organlarımız, kimi siyasetçilerimiz, kimi örgütlerimiz pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle bilerek veya bilmeden saldırganların amacına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir. Kimse kusura bakmasın ama daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler yetiştirmeye çalışan sivil toplum kuruluşları niçin hedef tahtasına konur? Daha vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan ‘Olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar’ diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana hangi ahlaka sığar? Milletçe yüreğimiz yanıyor fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk ‘ramazan etkinliklerini’ eleştirmek geliyor. Sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi sorumsuzca açıklamalar yapmak geliyor. Nedir bu telaşınız? Nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur. Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra infiale kapılmadan sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak Allah’a hamdolsun bunu yapacak birikime de, iradeye de, tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımdan gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum." "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir" Gerçekleşen şiddet eylemlerinde birçok boyutun ele alınması gerektiğini ve gelişen internet çağı ile çocukların ailelerden daha da uzaklaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir. Bu doğrultuda okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal işbirliğine uzanan geniş bir yelpazede, bütüncül bir stratejiyle hareket etmemiz önem arz ediyor. Şiddet kültürünü besleyen mikropların teşhisinde ne kadar isabetli olursak tedavi sürecinde de o derece başarı sağlarız. Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde okulların adeta kışlaya ve karakola çevrilmesi buna benzer pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil bir adımla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir sınama bulunuyor. Şu gerçeğin hepimiz farkındayız; Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar olarak evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon seyrederken evin diğer odalarındaki çocuklarımızın sanal alemdeki dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Öyle ki bugün çocuklarımızın çoğunun anne babasıyla geçirdiği zaman maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az. Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler hatta dijital ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına, evlatlarımızın karakter gelişimine daha fazla etki ediyor. Özellikle bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihinlerini infial ettiği sosyal medya platformlarının amiyane tabirle kanalizasyona dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına algoritmaların manipülasyon gücünü de eklediğimizde karşımıza karmaşık bir sorun çıkıyor" diye konuştu. "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır" Alınan önlemlerin kapsamının genişletileceğini söyleyen Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür görünmez varlığımızı yapay zekadan da istifade ederek daha da güçlendireceğiz. Okul kolluk işbirliğinin arttırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi yine bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza bugün gerekli talimatları verdim" dedi. "Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil, diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor" Ailenin kişinin ilk okulu olduğunu ve çocukların gelişiminin ailede başladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eğitim ailede başlar, sosyalleşme ailede başlar. Adab-ı muaşeret kuralları ailede öğretilir. Birey içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrenir. Aile kültürün, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı, ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mekteptir. Yıllardır güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum dememizin artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi işte budur. Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması çocukları tehditlere karşı kırılgan hale getiriyor. Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor. Hükümet olarak bu doğrultuda bazı ilave adımlar atacağız. Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için iki yıl önce başlattığımız Veli Randevu Sistemini daha etkin hale getireceğiz. Dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alacağız. Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirecek duygu değer temelli dijital esenlik çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden, etkili bir şekilde müdahale eden bir yapıyla rehberlik uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hale getireceğiz" ifadelerini kullandı. "Suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor" Gençlerin ve çocukların internetten etkilendikleri kadar televizyonlarda yayınlanan program ve dizilerden de etkilendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddetin tırmanmasında bir diğer etken çocuklar üzerinde olumsuz etki uyandıran diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleridir. Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor. Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız için taklit riskini büyütüyor. Bakınız biz tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten iyiliksever, hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil her türlü canlı da istifade etti. Lakin son yıllarda popüler kültürün de etkisiyle kurucu kodlarımıza sahip çıkma noktasında biraz özensiz ve ihmalkar davranıldı. Şu tabloyla iktidarlarımız boyunca defalarca karşılaştık. Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan her adımımız ülkemizdeki belli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden o malum yazarlar bize özgürlük dersi vermeye kalktılar. Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak hükümetimizin nesilleri, aileyi, toplumu korumaya dönük politikaları adeta yaylım ateşine tutuldu. Özgürlüğün sorumluluk kavramıyla birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı bu çevreler tarafından ısrarla gözden kaçırıldı. Oysa terazinin bir kefesine özgürlük varsa diğerinde sorumluluk vardır. Mesele bu ikisi arasında altın oranı yakalayabilmektir. Biz her zaman bunu yapmaya çalıştık. İnşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz" Şiddet içerikli program ve dizilerin yerine aileyi merkeze alan programların ve dizilerin yapılması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız. Tabi burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum; Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz. Kuşkusuz bu konuda en büyük görev medya kuruluşlarımıza düşüyor. Şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran, kötülüğü sıradanlaştıran yapımlardan ziyade aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti, şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor. Biz yaşanan bazı kötü tecrübelere rağmen iyiliği hayatının merkezine yerleştirmiş bir milletiz. İçimizi karartan manzaralara rağmen şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insanımız bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor. RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızla özellikle ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız. Farklı alanlarda üretilen verileri birleştirecek, erken uyarı mekanizmalarını güçlendirecek ve şiddet olayı henüz gerçekleşmeden önce müdahale edilmesini sağlayacak sistematik bir yapı kuracağız. Genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceğiz. Bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi için yeni düzenlemeler yaparken bazı alanlarda ise dijital içerik takibinin daha sıkı yapılmasını temin edeceğiz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" Dijital dünyada bir içeriğin birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabildiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dijital dünyaya yönelik yeni tedbirlerin de alınacağını belirterek, "Bu içeriklerin kaldırılması, erişime kapatılması veya yeniden dolaşıma girmesinin engellenmesinde bazen geç kalınabiliyor. Bu gecikmelerin önüne geçilmesi için içerik takibinde tek tek kaldırma mantığıyla değil, hızlı filtreleme araçlarının kullanımı gerekiyor. Aynı şekilde yaş doğrulama kimlik temelli denetim ve VPN ile aşama girişimlerine karşı teknik önlemlerin devreye alınması önem arz ediyor. Meclisimizde görüşmeleri devam eden 15 yaş altı çocuklara sosyal ağı kullanmayı sınırlayan düzeltmenin yürürlüğe girmesiyle birlikte çok önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Yine önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" dedi. "Silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız" Bir diğer konu olan ateşli silahlar meselesinde de yeni adımların atılacağına duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zaten bir süredir bu sorunun üzerinde kararlılıkla gidiyorduk. Şimdi mevcut yapılanlara ek olarak dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız. Ayrıca tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz. Bugünkü kabine toplantımızda atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak detaylıca planladık. Devlet olarak bu alanların her birinde yeni uygulanabilir etkin ve caydırıcı önlemleri inşallah kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bizim bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var. Onları inşallah vatandaşı olmaktan gurur duyacakları müreffeh, huzurlu, itibarlı, kalkınmış, güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz. Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri ışıl ışıl, umutla parlayan çocukları için inşallah bu sorunu büyümeden hal yoluna koyacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Siverekli ve Maraşlı kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yavrularımızın ve öğretmenimizin kederli ailelerine Cenab-ı Allah’tan tekrar sabır ve başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 20:45 Öğretmenler 81 ilde bayraklarla ders başı yaptı Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Karanlık niyetlerle korku üretmek isteyenlere karşı duracak, şehitlerimizi dualarla anarken aynı zamanda eğitimi, okullarımızı, öğretmenlerimizi, çocuklarımızı koruyacağız" dedi. Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Genel Sekreter Talat Yavuz, Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Çakırcı ve Ankara 4 Nolu Şube yöneticileri, Ankara Etimesgut’taki Ufuk Arslan Anadolu Lisesi’ni ziyaret ederek, ilk ders zili öncesi düzenlenen bayrak törenine katıldı. Öğretmenler odasında eğitim çalışanları ile bir araya gelen Yalçın, "Karanlık niyetlerle korku üretmek isteyenlere karşı duracak, şehitlerimizi dualarla anarken aynı zamanda eğitimi, okullarımızı, öğretmenlerimizi, çocuklarımızı koruyacağız" dedi. Yalçın, okul güvenliğinin güçlendirilmesi, rehberlik hizmetlerinin artırılması, sanal dünyanın tuzaklarına erişimin bir an önce sınırlandırılması, okulların ve öğretmenlerin gereksiz yüklerden kurtarılması, öğrenciye odaklanmaya fırsat vermeyen proje adı altındaki yoğun uygulamalara son verilmesi çağrısında bulundu. Geçen hafta üç gün boyunca iş bırakarak, menfur okul saldırılarına tepkilerini ortaya koyup gereken önlemlerin alınması çağrısında bulunmak için bütün sendikaların seslerini yükselttiklerini ifade eden Yalçın, "İstediğimiz şey basit. Okulların önünde okul polisi olsun, okullarımızın güvenliği milletimizin gözbebeği kahraman polislerimiz tarafından sağlansın" dedi. "Sosyal medya kullanımında yaş düzenlemesi bir an önce çıkarılsın" Dijital dünyadaki karanlık dehlizlerin, oyun platformlarının çocukları resmen zombileştirdiğini vurgulayan Yalçın, şöyle devam etti: "Bizim iş bırakmamızdan sonra oluşan tablo ve çeşitli platformlardaki yazışmalardan Telegram gruplarına varana kadar hepsinde o psikoloji çok net gözüküyor. Bu çok büyük bir tehlikedir. Onun için devlet bu dijital platformlara erişimde belli bir sınırlama getirmelidir. Meclis yasayı bir an önce çıkarmalı ve belli bir yaşa kadar sosyal medya sınırlaması olmalıdır. Sosyal medyanın karanlık dehlizlerini siber güçler, devlet görevlileri mutlaka takip etmelidir. Çünkü önleyici tedbir çok önemlidir." Okullarda rehber öğretmen sayısının mutlaka artırılması gerektiğini kaydeden Yalçın, okul güvenliğinin, okullardaki rehberlik hizmetlerinin artırılmasının, öğretmenlerin üzerindeki yükün azaltılarak öğrenciyle ilgilenecekleri zaman dinginliğini bulmasının önemine işaret ederek, "Okul idarelerinin de okulun fiziki yapılarıyla uğraşmak yerine daha çok liderlik yapacak kafa dinginliğini bulmasına ihtiyaç var" şeklinde konuştu. "Allah bu tür hadiseleri bir daha yaşatmasın" Bu ve benzeri hadiselerin bir daha yaşanmaması temennisinde bulunan Yalçın, "Fatma Nur öğretmenimizin, Necmettin öğretmenimizin cenazelerine katılmış, orada da arkadaşlarla görüşmüş, izlemiş, incelemiştik olayları ama ilk defa böyle bir şey yaşanıyor Türkiye’de. Bu tip hadiseler Amerika’da yaşanırdı ve bunlar ‘İnşallah bize yansımaz’ derdik. Umarım tekrarı olmaz" diye konuştu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarının ardından güvenlik kamerası kayıtlarının kamuoyuna yansımasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yalçın, söz konusu görüntülerin dolaşıma sokulmasını "usul öğretmek" olarak nitelendirerek, sert bir dille eleştirdi. "Herkesin çıkarması gereken dersler var" "Herkesin çıkarması gereken dersler var. İçişleri Bakanlığı’nın, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, bizlerin, öğrencilerin, velilerin hepsinin çıkarması gereken dersler var" diyen Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: "Umarım böyle bir hadise tekrar etmez. Meslektaşlar olarak hepimiz bu konuda sesimizi yükselttik, iş bıraktık ve dikkatleri bu konu üzerinde toplamayı başardık. Bundan sonra bunu takip edeceğiz. Bundan böyle okul ve güvenlik konusu, rehberlik konusu ve benzeri konular asla bundan önceki gibi değerlendirilmeyecektir. Çünkü çok travmatik bir durumla karşı karşıya kaldık. Ama bizim işimiz eğitim. Bu çocuklar bize emanettir. Dolayısıyla okula sahip çıkmak, öğrenciye sahip çıkmak, mesleğimize sahip çıkmak, mesleğimizin gereğini yapmak hepimizin görevi, varlık nedenidir." "İşimize sahip çıkıyoruz" Geçen hafta okullarda şiddete karşı gereken tepkileri verdiklerini dile getiren Yalçın, "Bu hafta ise 81 ilde okullarda dualarla arkadaşlarımızı anıp, bayraklarla okullarımızı açıp, okulumuza sahip çıkıyoruz; çocuğumuza, öğrencimize, mesleğimize sahip çıkıyoruz. İşimize sahip çıkıyoruz diyerek yeni bir haftaya girdik" diye konuştu. Öte yandan Eğitim-Bir-Sen tarafından yapılan açıklamada, "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen menfur saldırıların ardından korkuya endişeye teslim olmayacağımızı ilan ederek çocuklarımıza, okullarımıza ve mesleğimize sahip çıkma sorumluluğu ile ay yıldızlı al bayraklarımızla ders başı yaptık. ’Öğretmen bayraktır, eğitimin bayraktarıdır’ çağrımızı 81 ilde üyelerimizle sahaya yansıttık. Çağrımız doğrultusunda bugün okullarımız, öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin taşıdığı ay yıldızlı al bayraklarla donatıldı. Sanal dünyanın karanlık ve korku üreten ikliminde çocuklarımıza tuzak kurmaya çalışan yapılara karşı tepki seli oluşturduk. Yaşanan acı hadiseleri fırsata çevirmek, kaos oluşturmak isteyen karanlık odaklara asla izin vermeyeceğimizi vurguladık. Çocuklarımızı sanal dünyanın karanlık dehlizlerinde yuvalanan terör örgütlerine teslim etmeyeceğimizi, korku üretmek isteyen her türlü karanlık eyleme karşı duracağımızı bir kez daha ilan ettik" denildi.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 19:40 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ateşli silah sahiplerine özellikle silahın çocuklar tarafından ele geçirilmesi halinde verilen cezayı artıracağız" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen saldırılara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, olayların ilk anından itibaren takip ettiklerini ve takip etmeye de devam edeceklerini söyledi. Bu tür olayların kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınacak yeni tedbirleri de açıkladı. "Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" Kabine gündeminde geçen haftaki okullara yönelik saldırıların ele alındığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Menfur saldırıların hayattan koparttığı sevgili yavrularımıza ve kendini öğrencilerine siper ederek şehit olan Ayla öğretmenimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Öğretmenimizin ve çocuklarımızın kederli ailelerine sabrı cemil diliyorum. Millet olarak hepimiz ailelerimizin hüznünü samimiyetle paylaşıyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yeri yaktığını, eşini, annesini, evladını, kardeşini yitiren vatandaşlarımızın yüreklerindeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. "15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor" Okul saldırılarında yaralananlar hakkında da bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 kardeşimizden 14’ü taburcu edildi. 2 öğretmen ile 3 öğrencimizin tedavisi halen devam ediyor. Hamdolsun yaralılarımızın herhangi bir hayati tehlikesi bulunmuyor. Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabbimden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Kahramanmaraş’ın başı sağ olsun. Ülkemize, milletimize geçmiş olsun" diye konuştu. "Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı" Okullara yapılan saldırıların sadece Kahramanmaraş’ı ya da Siverek’i değil, 86 milyonun tamamını etkilediğini ifade eden ve olayın ilk anından itibaren takipçisi olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kahramanmaraş’a düşen ateş diğer 80 vilayetimizin de kalbine düştü. Grup toplantımızdan sonra saldırı haberini alır almaz 4 bakanımızı hemen Kahramanmaraş’a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve istihbarat birimlerimizin çalışmalarını başlattılar. Hiçbir ihtimal dışlanmadan saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor. Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek kimlerle irtibat halinde oldukları, nelerden etkilendikleri kısa sürede ortaya çıkartıldı. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı. Cumhurbaşkanı olarak ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakinen takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim" açıklamasında bulundu. "Daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir?" Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldıklarını açıklayan Erdoğan, yaşanan saldırılar üzerinden yapılan eleştirilere değinerek şunları söyledi: "Değerli vatandaşlarım, milletçe gerçekten yabancısı olduğumuz bir durumla karşı karşıyayız. Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların ülkemize de sirayet ettiği, gençlerimizi de etkisi altına aldığı görülüyor. Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor. Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda, faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak tıpkı terör örgütleri gibi aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar. Üzülerek ifade etmek isterim ki bu süreçte kimi medya organlarımız, kimi siyasetçilerimiz, kimi örgütlerimiz pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle bilerek veya bilmeden saldırganların amacına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir. Kimse kusura bakmasın ama daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler yetiştirmeye çalışan sivil toplum kuruluşları niçin hedef tahtasına konur? Daha vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan ‘Olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar’ diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana hangi ahlaka sığar? Milletçe yüreğimiz yanıyor fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk ‘ramazan etkinliklerini’ eleştirmek geliyor. Sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi sorumsuzca açıklamalar yapmak geliyor. Nedir bu telaşınız? Nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur. Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra infiale kapılmadan sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak Allah’a hamdolsun bunu yapacak birikime de, iradeye de, tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımdan gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum." "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir" Gerçekleşen şiddet eylemlerinde birçok boyutun ele alınması gerektiğini ve gelişen internet çağı ile çocukların ailelerden daha da uzaklaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir. Bu doğrultuda okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal işbirliğine uzanan geniş bir yelpazede, bütüncül bir stratejiyle hareket etmemiz önem arz ediyor. Şiddet kültürünü besleyen mikropların teşhisinde ne kadar isabetli olursak tedavi sürecinde de o derece başarı sağlarız. Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde okulların adeta kışlaya ve karakola çevrilmesi buna benzer pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil bir adımla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir sınama bulunuyor. Şu gerçeğin hepimiz farkındayız; Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar olarak evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon seyrederken evin diğer odalarındaki çocuklarımızın sanal alemdeki dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Öyle ki bugün çocuklarımızın çoğunun anne babasıyla geçirdiği zaman maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az. Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler hatta dijital ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına, evlatlarımızın karakter gelişimine daha fazla etki ediyor. Özellikle bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihinlerini infial ettiği sosyal medya platformlarının amiyane tabirle kanalizasyona dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına algoritmaların manipülasyon gücünü de eklediğimizde karşımıza karmaşık bir sorun çıkıyor" diye konuştu. "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır" Alınan önlemlerin kapsamının genişletileceğini söyleyen Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür görünmez varlığımızı yapay zekadan da istifade ederek daha da güçlendireceğiz. Okul kolluk işbirliğinin arttırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi yine bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza bugün gerekli talimatları verdim" dedi. "Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil, diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor" Ailenin kişinin ilk okulu olduğunu ve çocukların gelişiminin ailede başladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eğitim ailede başlar, sosyalleşme ailede başlar. Adab-ı muaşeret kuralları ailede öğretilir. Birey içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrenir. Aile kültürün, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı, ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mekteptir. Yıllardır güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum dememizin artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi işte budur. Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması çocukları tehditlere karşı kırılgan hale getiriyor. Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor. Hükümet olarak bu doğrultuda bazı ilave adımlar atacağız. Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için iki yıl önce başlattığımız Veli Randevu Sistemini daha etkin hale getireceğiz. Dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alacağız. Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirecek duygu değer temelli dijital esenlik çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden, etkili bir şekilde müdahale eden bir yapıyla rehberlik uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hale getireceğiz" ifadelerini kullandı. "Suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor" Gençlerin ve çocukların internetten etkilendikleri kadar televizyonlarda yayınlanan program ve dizilerden de etkilendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddetin tırmanmasında bir diğer etken çocuklar üzerinde olumsuz etki uyandıran diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleridir. Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor. Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız için taklit riskini büyütüyor. Bakınız biz tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten iyiliksever, hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil her türlü canlı da istifade etti. Lakin son yıllarda popüler kültürün de etkisiyle kurucu kodlarımıza sahip çıkma noktasında biraz özensiz ve ihmalkar davranıldı. Şu tabloyla iktidarlarımız boyunca defalarca karşılaştık. Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan her adımımız ülkemizdeki belli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden o malum yazarlar bize özgürlük dersi vermeye kalktılar. Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak hükümetimizin nesilleri, aileyi, toplumu korumaya dönük politikaları adeta yaylım ateşine tutuldu. Özgürlüğün sorumluluk kavramıyla birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı bu çevreler tarafından ısrarla gözden kaçırıldı. Oysa terazinin bir kefesine özgürlük varsa diğerinde sorumluluk vardır. Mesele bu ikisi arasında altın oranı yakalayabilmektir. Biz her zaman bunu yapmaya çalıştık. İnşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz" Şiddet içerikli program ve dizilerin yerine aileyi merkeze alan programların ve dizilerin yapılması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız. Tabi burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum; Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz. Kuşkusuz bu konuda en büyük görev medya kuruluşlarımıza düşüyor. Şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran, kötülüğü sıradanlaştıran yapımlardan ziyade aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti, şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor. Biz yaşanan bazı kötü tecrübelere rağmen iyiliği hayatının merkezine yerleştirmiş bir milletiz. İçimizi karartan manzaralara rağmen şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insanımız bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor. RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızla özellikle ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız. Farklı alanlarda üretilen verileri birleştirecek, erken uyarı mekanizmalarını güçlendirecek ve şiddet olayı henüz gerçekleşmeden önce müdahale edilmesini sağlayacak sistematik bir yapı kuracağız. Genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceğiz. Bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi için yeni düzenlemeler yaparken bazı alanlarda ise dijital içerik takibinin daha sıkı yapılmasını temin edeceğiz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" Dijital dünyada bir içeriğin birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabildiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dijital dünyaya yönelik yeni tedbirlerin de alınacağını belirterek, "Bu içeriklerin kaldırılması, erişime kapatılması veya yeniden dolaşıma girmesinin engellenmesinde bazen geç kalınabiliyor. Bu gecikmelerin önüne geçilmesi için içerik takibinde tek tek kaldırma mantığıyla değil, hızlı filtreleme araçlarının kullanımı gerekiyor. Aynı şekilde yaş doğrulama kimlik temelli denetim ve VPN ile aşama girişimlerine karşı teknik önlemlerin devreye alınması önem arz ediyor. Meclisimizde görüşmeleri devam eden 15 yaş altı çocuklara sosyal ağı kullanmayı sınırlayan düzeltmenin yürürlüğe girmesiyle birlikte çok önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Yine önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" dedi. "Silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız" Bir diğer konu olan ateşli silahlar meselesinde de yeni adımların atılacağına duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zaten bir süredir bu sorunun üzerinde kararlılıkla gidiyorduk. Şimdi mevcut yapılanlara ek olarak dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız. Ayrıca tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz. Bugünkü kabine toplantımızda atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak detaylıca planladık. Devlet olarak bu alanların her birinde yeni uygulanabilir etkin ve caydırıcı önlemleri inşallah kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bizim bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var. Onları inşallah vatandaşı olmaktan gurur duyacakları müreffeh, huzurlu, itibarlı, kalkınmış, güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz. Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri ışıl ışıl, umutla parlayan çocukları için inşallah bu sorunu büyümeden hal yoluna koyacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Siverekli ve Maraşlı kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yavrularımızın ve öğretmenimizin kederli ailelerine Cenab-ı Allah’tan tekrar sabır ve başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.
Gölbaşı’nda atıklar sanata dönüşüyor
06 Nisan 2026 Pazartesi - 16:38 Gölbaşı’nda atıklar sanata dönüşüyor Gölbaşı Belediyesi Paylaşım Noktasına gelen atıl malzemeler Zübeyde Hanım Aile Yaşam Merkezindeki dokuma tezgahlarında kursiyerlerin emeğiyle yeniden hayat buluyor. Gölbaşı Belediyesi Paylaşım Noktasına gelen ömrünü tamamlamış ya da atıl durumda bulunan malzemeler, belediye ekiplerince titizlikle ayrıştırılarak yeniden değerlendirme sürecine alınıyor. Bu malzemeler sökülerek iplik haline getiriliyor ve dokuma üretiminde kullanılmak üzere çözgü ve atkı ipliklerine dönüştürülüyor. Elde edilen iplikler, Zübeyde Hanım Aile Yaşam Merkezi bünyesinde, uzman eğitmenler eşliğinde kursiyerlerin üretimine sunuluyor. Geleneksel dokuma teknikleriyle tezgahlarda işlenen bu iplikler, kursiyerlerin emekleriyle ilmek ilmek yeniden hayat buluyor. Böylece hem atıkların geri dönüşümü sağlanıyor hem de ortaya estetik ve kullanışlı ürünler çıkıyor. "Gölbaşı’nda sürdürülebilir ve üretken bir yaşam inşa ediyoruz" Gölbaşı Belediyesi olarak doğaya ve geleceğe karşı sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerini belirten Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı "Paylaşım Noktamıza gelen ve artık kullanılmayan her malzemeyi bir atık olarak değil, yeniden değerlendirilebilecek bir kaynak olarak görüyoruz. Bu anlayışla yürüttüğümüz çalışmalarda, ömrünü tamamlamış ürünleri sökerek iplik haline getiriyor, ardından geleneksel dokuma teknikleriyle yeniden hayata kazandırıyoruz. Zübeyde Hanım Aile Yaşam Merkezimizdeki kursiyerlerimiz, uzman eğitmenlerimizin rehberliğinde bu iplikleri sanat eserine dönüştürüyor. Atıkları sanata dönüştürerek hem çevremizi koruyor hem de vatandaşlarımızın yeteneklerini ortaya çıkaracak alanlar oluşturuyoruz. Gölbaşı’nda sürdürülebilir ve üretken bir yaşamı birlikte inşa etmeye devam edeceğiz" dedi.
Bakan Memişoğlu: "GÖKBEY, devletimizin şefkat eli olacak"
06 Nisan 2026 Pazartesi - 16:22 Bakan Memişoğlu: "GÖKBEY, devletimizin şefkat eli olacak" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "GÖKBEY, en zorlu coğrafi şartlarda, en sert iklimlerde o vatandaşlarımıza uzanan ‘devletimizin şefkat eli’ olacak" dedi.‘GÖKBEY Hava Ambulansı Havalanma Lansmanı, Üretimi ve Uçuş Test Faaliyeti’ TUSAŞ’ın Kahramankazan’daki tesislerinde gerçekleştirildi. Lansmana, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Şuay Alpay katıldı. Ambulansta incelemelerde bulunan Bakan Memişoğlu ve Görgün burada açıklamalarda bulundu."GÖKBEY, vatandaşlarımıza uzanan ‘devletimizin şefkat eli’ olacak"Bakan Memişoğlu, GÖKBEY’in ambulans konfigürasyonuyla gerçekleştirdiği test uçuşunun sağlık sistemi için devrim niteliği taşıdığını belirtti. Memişoğlu, "Dağ başında mahsur kalan bir vatandaşımız, organ nakli bekleyen bir hastamız veya acil müdahale gereken bir evladımız için her saniye altın değerindedir. İşte GÖKBEY, en zorlu coğrafi şartlarda, en sert iklimlerde o vatandaşlarımıza uzanan ‘devletimizin şefkat eli’ olacak" ifadelerini kullandı.Hava ambulansı hizmeti başladığından beri 70 binden fazla vatandaşın sağlık hizmetlerine ulaşmasını sağladıklarını dile getiren Memişoğlu, "Halihazırda 2 uçak ve 15 helikopterden oluşan hava ambulans filomuzla yurdumuzun en uzak noktalarına kadar erişebiliyoruz. Hava ambulansını hizmete alıp başladığımızda bir hayal kurmuştuk. Bugün o hayali kendi evlatlarımızın alın teriyle gerçekleştiriyoruz. İnşallah Türkiye Yüzyılı hedeflerimizle hep birlikte daha büyük başarılara imza atacağız" şeklinde konuştu."GÖKBEY ‘Üreten Sağlık’ vizyonumuzun gurur nişanesi oldu"GÖKBEY’e ilişkin bilgi veren Memişoğlu, "GÖKBEY, içinde aynı anda 2 hastaya yoğun bakım şartlarında müdahale edebildiğimiz, adeta bir acil servis. Dünyanın pek çok yerinde yüksek teknoloji maalesef yıkmak, yok etmek için havalanırken; Türkiye’nin teknolojisi, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde can kurtarmak, nefes olmak için havalanıyor. Pandemi döneminde 45 günde solunum cihazı üreten o adanmışlık, bugün GÖKBEY ile sağlık filomuzu taçlandırıyor. İnşallah bu yıl içinde GÖKBEY ambulanslarımızı envanterimize katarak, gökyüzündeki gücümüze güç katacağız. GÖKBEY ‘Üreten Sağlık’ vizyonumuzun gurur nişanesi oldu" açıklamasında bulundu."3 helikopterimiz sene sonuna kadar Sağlık Bakanlığında insanlarımıza şifa dağıtacak"GÖKBEY’in yapımında emeği geçen herkese teşekkür eden Memişoğlu, "Bugün test uçuşumuzdan sonra da delta testlerinden sonra bize teslim edilecek. Bugün için 3 helikopterimiz sene sonuna kadar Sağlık Bakanlığında insanlarımıza şifa dağıtacak" diye konuştu.GÖKBEY helikopterinin Türkiye’nin coğrafi ve iklim şartlarına uygun olarak tasarlanan hem yapısal hem aviyonik hem içinde bulundurduğu alt sistemlerin yerli ve milli ekosistem ile üretildiğini belirten Savunma Sanayii Başkanı Görgün, GÖKBEY’in genel maksat amaçlı güvenlik güçlerinin ihtiyaç duyduğu nitelikte üretildiğini kaydetti."3 GÖKBEY’i önümüzdeki 6-8 ay içinde Sağlık Bakanlığına teslim edeceğiz"Güvenlik güçlerine teslim edilmek üzere 6 farklı GÖKBEY siparişinin yanı sıra Sağlık Bakanlığı’nın da ambulans helikopter ihtiyacını milli platform ile sağlamak istediğine dikkati çeken Görgün, şu ifadeleri kullandı:"Gerek TUSAŞ’taki mühendislerimiz, gerek Savunma Sanayi Başkanlığı’ndaki ilgili dairedeki çalışan arkadaşlarımız ve Sağlık Bakanlığımızın teknik personeliyle birlikte yoğun çalışmalar gerçekleştirildi. Sayın Bakanımız da bu helikopterin gelişimini ilk günden itibaren çok yakından takip etti. Hatırlayacağınız üzere 7 Ekim tarihinde üretim alanında birlikte gelişmeleri takip etmiştik. Birlikte değerlendirmiştik. Takvimine uygun bir şekilde teslim edilmesi üzere de tüm ekiplere gerekli çalışma ve koordinasyonu konusunda sorumluluklar tekrardan o ziyarette hatırlatılmıştı. Bugün geldiğimiz noktada Bakanımızın teşrifleriyle bu test uçuşunu da gerçekleştiriyor olacağız. Toplamda 80 tane üretilecek olan bu genel maksat helikopterimiz 6 ton sınıfı bir helikopter. Yaklaşık 1 ton yakıt kapasitesine sahip. Bu helikopterimiz 3 saat havada kalabiliyor ve 700 kilometre menzile sahip. Bu helikopterimizin 3 tanesini inşallah önümüzdeki 6-8 ay içinde sırayla Sağlık Bakanlığımızın ihtiyaçlarını karşılamak üzere hazır olduğunda teslim edeceğiz. Bu helikopterimiz özellikle 12 Mart tarihinde yine hatırlayacağınız üzere Ulaştırma Bakanımızın (AAbd da katıldığı bir programla Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüz, Savunma Sanayi Başkanlığımız ve TUSAŞ ekiplerimizle birlikte sertifikasyon sürecini tamamlamıştı. Tabii sağlık alanında ve ambulans helikopteri olması hasebiyle yine delta testlere ihtiyaç var ve onların da sertifika edilmesi gerekiyor. Bu süreçte yakın önümüzdeki dönemde bu test uçuşuyla başlayan süreçte o delta testlerin tamamlanması sağlanacak."Bakan Memişoğlu açıklamalarının ardından beraberinde Görgün ile gökyüzünde GÖKBEY ile test uçuşunu gerçekleştirdi.
Bakan Memişoğlu: "GÖKBEY, devletimizin şefkat eli olacak"
06 Nisan 2026 Pazartesi - 16:20 Bakan Memişoğlu: "GÖKBEY, devletimizin şefkat eli olacak" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "GÖKBEY, en zorlu coğrafi şartlarda, en sert iklimlerde o vatandaşlarımıza uzanan ‘devletimizin şefkat eli’ olacak" dedi. ‘GÖKBEY Hava Ambulansı Havalanma Lansmanı, Üretimi ve Uçuş Test Faaliyeti’ TUSAŞ’ın Kahramankazan’daki tesislerinde gerçekleştirildi. Lansmana, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Şuay Alpay katıldı. Ambulansta incelemelerde bulunan Bakan Memişoğlu ve Görgün burada açıklamalarda bulundu. "GÖKBEY, vatandaşlarımıza uzanan ‘devletimizin şefkat eli’ olacak" Bakan Memişoğlu, GÖKBEY’in ambulans konfigürasyonuyla gerçekleştirdiği test uçuşunun sağlık sistemi için devrim niteliği taşıdığını belirtti. Memişoğlu, "Dağ başında mahsur kalan bir vatandaşımız, organ nakli bekleyen bir hastamız veya acil müdahale gereken bir evladımız için her saniye altın değerindedir. İşte GÖKBEY, en zorlu coğrafi şartlarda, en sert iklimlerde o vatandaşlarımıza uzanan ‘devletimizin şefkat eli’ olacak" ifadelerini kullandı. Hava ambulansı hizmeti başladığından beri 70 binden fazla vatandaşın sağlık hizmetlerine ulaşmasını sağladıklarını dile getiren Memişoğlu, "Halihazırda 2 uçak ve 15 helikopterden oluşan hava ambulans filomuzla yurdumuzun en uzak noktalarına kadar erişebiliyoruz. Hava ambulansını hizmete alıp başladığımızda bir hayal kurmuştuk. Bugün o hayali kendi evlatlarımızın alın teriyle gerçekleştiriyoruz. İnşallah Türkiye Yüzyılı hedeflerimizle hep birlikte daha büyük başarılara imza atacağız" şeklinde konuştu. "GÖKBEY ‘Üreten Sağlık’ vizyonumuzun gurur nişanesi oldu" GÖKBEY’e ilişkin bilgi veren Memişoğlu, "GÖKBEY, içinde aynı anda 2 hastaya yoğun bakım şartlarında müdahale edebildiğimiz, adeta bir acil servis. Dünyanın pek çok yerinde yüksek teknoloji maalesef yıkmak, yok etmek için havalanırken; Türkiye’nin teknolojisi, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde can kurtarmak, nefes olmak için havalanıyor. Pandemi döneminde 45 günde solunum cihazı üreten o adanmışlık, bugün GÖKBEY ile sağlık filomuzu taçlandırıyor. İnşallah bu yıl içinde GÖKBEY ambulanslarımızı envanterimize katarak, gökyüzündeki gücümüze güç katacağız. GÖKBEY ‘Üreten Sağlık’ vizyonumuzun gurur nişanesi oldu" açıklamasında bulundu. "3 helikopterimiz sene sonuna kadar Sağlık Bakanlığında insanlarımıza şifa dağıtacak" GÖKBEY’in yapımında emeği geçen herkese teşekkür eden Memişoğlu, "Bugün test uçuşumuzdan sonra da delta testlerinden sonra bize teslim edilecek. Bugün için 3 helikopterimiz sene sonuna kadar Sağlık Bakanlığında insanlarımıza şifa dağıtacak" diye konuştu. GÖKBEY helikopterinin Türkiye’nin coğrafi ve iklim şartlarına uygun olarak tasarlanan hem yapısal hem aviyonik hem içinde bulundurduğu alt sistemlerin yerli ve milli ekosistem ile üretildiğini belirten Savunma Sanayii Başkanı Görgün, GÖKBEY’in genel maksat amaçlı güvenlik güçlerinin ihtiyaç duyduğu nitelikte üretildiğini kaydetti. "3 GÖKBEY’i önümüzdeki 6-8 ay içinde Sağlık Bakanlığına teslim edeceğiz" Güvenlik güçlerine teslim edilmek üzere 6 farklı GÖKBEY siparişinin yanı sıra Sağlık Bakanlığı’nın da ambulans helikopter ihtiyacını milli platform ile sağlamak istediğine dikkati çeken Görgün, şu ifadeleri kullandı: "Gerek TUSAŞ’taki mühendislerimiz, gerek Savunma Sanayi Başkanlığı’ndaki ilgili dairedeki çalışan arkadaşlarımız ve Sağlık Bakanlığımızın teknik personeliyle birlikte yoğun çalışmalar gerçekleştirildi. Sayın Bakanımız da bu helikopterin gelişimini ilk günden itibaren çok yakından takip etti. Hatırlayacağınız üzere 7 Ekim tarihinde üretim alanında birlikte gelişmeleri takip etmiştik. Birlikte değerlendirmiştik. Takvimine uygun bir şekilde teslim edilmesi üzere de tüm ekiplere gerekli çalışma ve koordinasyonu konusunda sorumluluklar tekrardan o ziyarette hatırlatılmıştı. Bugün geldiğimiz noktada Bakanımızın teşrifleriyle bu test uçuşunu da gerçekleştiriyor olacağız. Toplamda 80 tane üretilecek olan bu genel maksat helikopterimiz 6 ton sınıfı bir helikopter. Yaklaşık 1 ton yakıt kapasitesine sahip. Bu helikopterimiz 3 saat havada kalabiliyor ve 700 kilometre menzile sahip. Bu helikopterimizin 3 tanesini inşallah önümüzdeki 6-8 ay içinde sırayla Sağlık Bakanlığımızın ihtiyaçlarını karşılamak üzere hazır olduğunda teslim edeceğiz. Bu helikopterimiz özellikle 12 Mart tarihinde yine hatırlayacağınız üzere Ulaştırma Bakanımızın (AAbd da katıldığı bir programla Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüz, Savunma Sanayi Başkanlığımız ve TUSAŞ ekiplerimizle birlikte sertifikasyon sürecini tamamlamıştı. Tabii sağlık alanında ve ambulans helikopteri olması hasebiyle yine delta testlere ihtiyaç var ve onların da sertifika edilmesi gerekiyor. Bu süreçte yakın önümüzdeki dönemde bu test uçuşuyla başlayan süreçte o delta testlerin tamamlanması sağlanacak." Bakan Memişoğlu açıklamalarının ardından beraberinde Görgün ile gökyüzünde GÖKBEY ile test uçuşunu gerçekleştirdi.
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Yalçın: "Sumud Filosu Gazze’nin özgürlüğü için büyük önem taşıyor"
06 Nisan 2026 Pazartesi - 14:57 Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Yalçın: "Sumud Filosu Gazze’nin özgürlüğü için büyük önem taşıyor" Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Sumud Filosu, Gazze’nin özgürlüğü, Gazzeli çocuklara eğitim yardımlarının ulaştırılması, bölgedeki sağlık sorunlarının dünya kamuoyuna bir kez daha güçlü şekilde haykırılabilmesi için büyük önem taşıyor" dedi. Eğitim-Bir-Sen tarafından Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek, siyonist ablukayı protesto etmek ve Gazze halkına destek olmak amacıyla, yaklaşık 200 ülkeden sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla organize edilen Özgürlük ve Sumud Filosu’nda yer alacak başkanlar, yolculuğun başlangıç noktası olan Barselona’ya düzenlenen törenle uğurlandı. Tören boyunca İngilizce ve Türkçe atılan ’İnsanlığın onuru siyonizmi yenecek’, ’Nehirden denize özgür Filistin’, ’Yaşasın Filistin, kahrolsun siyonizm’, ’Dön yüzünü Hanzala bak yanında Ankara’, ’Gazze’ye nefes Sumud Filosu’, ’Free Palestine’ sloganları ile tüm dünyaya mesaj verildi. ’Stop Genocide!’ yazılı pankartın önünde konuşan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, yakında yola çıkacak Özgürlük ve Sumud Filosu’na katılacak sendikacıları yolcu etmek üzere bir araya geldiklerini, yaklaşık 200 geminin bu büyük insani girişimde yer almasının beklendiğini aktardı. Filoda, Memur-Sen il temsilciliği görevi de bulunan Eğitim-Bir-Sen şube başkanlarının ve Eğitim-Bir-Sen genel başkan yardımcısının da yer alacağını belirten Yalçın, sözlerine şu şekilde devam etti: "Sumud Filosu, Gazze’nin özgürlüğü, Gazzeli çocuklara eğitim yardımlarının ulaştırılması, bölgedeki sağlık sorunlarının dünya kamuoyuna bir kez daha güçlü şekilde haykırılabilmesi için büyük önem taşıyor. Filoda, Memur-Sen’imizin hassasiyetini, Türkiye’deki insanlarımızın duyarlılığını ve dünya kamuoyunun farkındalığını temsil edecek arkadaşlarımızdan Allah razı olsun." Ali Yalçın, Eğitim-Bir-Sen olarak Filistin halkının sesi olmak adına birçok eylem ve etkinlik gerçekleştirdiklerini, bu çabayı Özgürlük ve Sumud Filosu ile uluslararası alana taşıyacaklarını ifade etti. Siyonizmin azgınlığına karşı insan onurunu ve haysiyetini ayakta tutmak için büyük çaba sarf ettiklerini dile getiren Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi Özgürlük ve Sumud Filosu’ndan bir kez daha dünyaya sesleneceğiz. İnanıyorum ve ümit ediyorum ki; Özgürlük Filosu’ndaki her arkadaşımız, oradaki her insan, dili, dini, dünya görüşü farklı olsa da insanlık ortak paydasında bir araya gelecek, insan onurunun ve haysiyetinin yaşatılması için mücadele edecek ve seslerini duyurmaya çalışacak. Tüm aktivistlere buradan teşekkürlerimizi yolluyoruz ve ’var olsunlar’ diyoruz. İnanıyoruz ki bu yolculukla birlikte kapılar açılacak ve insani yardımlara fırsat verilecektir, bu umutla bu amaçla yola çıkıyor arkadaşlarımız." Gazze’de yaşananların gündemde tutulması için üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceklerinin altını çizen Yalçın, ’nöbet yeniden başlıyor’ diyerek Sumud Filosu’nun yürüttüğü insani girişime destek çağrısında bulundu. Gazze için çağrıda bulundular Törende, Özgürlük ve Sumud Filosu’na katılacak olan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ali Deniz, Eğitim-Bir-Sen Ankara 1 Nolu Şube Başkanı ve Memur-Sen İl Temsilcisi Nevzat Öylek, Eğitim-Bir-Sen İstanbul 2 Nolu Şube Başkanı Mahmut Akay, Eğitim-Bir-Sen Afyonkarahisar 1 Nolu Şube Başkanı Mustafa Arslan, Eğitim-Bir-Sen Bingöl 1 Nolu Şube Başkanı ve Memur-Sen İl Temsilcisi Yunus Kava, Eğitim-Bir-Sen Mardin 1 Nolu Şube Başkanı ve Memur-Sen İl Temsilcisi Abdulselam Demir, Eğitim-Bir-Sen Kocaeli 1 Nolu Şube Başkanı ve Memur-Sen İl Temsilcisi Şahin Yaşlık, Eğitim-Bir-Sen Adıyaman Kahta İşyeri Temsilcisi Nevzat Güzel, Gazze’ye doğru çıkacakları yolculukla ilgili duygu ve düşüncelerini paylaştı. Konuşmaların ardından filo yolcuları, törene katılanlarla vedalaştılar. Filonun en büyük gemisi Gazzeli çocuklar için eğitim araç ve gereçleriyle donatılıyor Ablukayı kırmak ve Gazzeli çocukların eğitim ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, Eğitim-Bir-Sen ile İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı (İHH) arasında 31 Mart’ta bir iş birliği protokolü imzalanmıştı. Protokol kapsamında, Özgürlük ve Kararlılık (Sumud) Filosu’nun en büyük gemisi Gazzeli çocuklar için eğitim araç ve gereçleriyle donatılıyor. Memur-Sen Genel Merkezi önünde düzenlenen törende, Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve konfederasyon genel başkan yardımcıları, sendikaların genel merkez ve şube yöneticileri ile Özgürlük ve Sumud Filosu yolcusu başkanları ve aileleri ile Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP) sözcüleri yer aldı.