Yerel Haberler
Ankara
22 Nisan 2026 Çarşamba - 01:18 Ankara’da Kara Havacılık Komutanlığı’na ait helikopter kaza kırıma uğradı: Personelin sağlık durumunda olumsuzluk yok Ankara’nın Sincan ilçesinde Kara Havacılık Komutanlığı’na ait CH-47 ağır nakliye helikopteri kaza kırıma uğradı. Personelin sağlık durumunda olumsuzluk olmadı. Ankara’nın Sincan ilçesinde Kara Havacılık Komutanlığı’na ait CH-47 ağır nakliye helikopteri eğitim uçuşu sırasında henüz bilinmeyen bir sebeple kaza kırıma uğradı. Akşam saatlerinde meydana gelen kazanın ardından bölgeye çok sayıda sağlık ekibi ve itfaiye ekibi sevk edildi. Kazada personelin sağlık durumu ile ilgili bir olumsuzluk olmadığı öğrenildi. Olay yerine gelen kaza kırım ekibi incelemelerine devam ederken, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel’de olay yerine gelerek incelemelerde bulundu. Ayrıca bölgeye gelen Sincan Kaymakamı Levent Kılıç basın mensuplarının sorularını cevaplayarak, "5 Personel var 4’ünün durumu iyi. Bir personelde hafif göğüs ağrısı var, hastaneye ulaştırıldı. Herhangi bir sıkıntı yok. Helikopterin durumu inceleniyor. Askeri helikopter olduğu için kaza kırım ekibi gelecek. Herhangi bir sıkıntı yok. Eğitim uçuşu yapılırken yere inme sırasında olmuş. Tam bilmiyorum ama 23 gibi olmuş. Kara Kuvvetleri Komutanımız geldi zaten. Herhangi yaralı ya da can kaybımızın olmaması sevindirici" dedi. Olayın görgü şahitlerinden olan Nizami Demirel ise bölgeyi bildiği için ekiplere yardımcı olduğunu belirterek, "Uçuş yapıyorlardı eğitim için. Bir ses geldi sonra ateş parladı. Bir anda oldu. 5 Personel olduğunu söyledi bir komutan. Ölü yok dediler. Bir yaralı varmış oturuyordu o da. Yasak dedikleri için bizde gitmedik. Ambulansları ben götürdüm olay yerine. Bölgeyi bildiğim için en kısa yoldan gitmeleri için yardım ettim. Saat 22.30-23.00 aralarında oldu. Köyümüzün üstünde eğitim yaptıkları için görüyoruz hep helikopterleri. Ben kaza anında dışarıdaydım. Bir anda ses geldi. Düştüğünü hissettim ve hemen 112’yi aradık. Olay yerini bildiğim için arkalı önlü gittik ve olay yerine ulaştık" ifadelerine yer verdi.
Ticaret Bakanı Bolat: "İslam dünyasının Türkiye’nin dış ticaretindeki payı yüzde 26’yı aşmıştır"
06 Nisan 2026 Pazartesi - 14:17 Ticaret Bakanı Bolat: "İslam dünyasının Türkiye’nin dış ticaretindeki payı yüzde 26’yı aşmıştır" Helal Akreditasyon Kurumu-HAK tarafından 1’nci Uluslararası Helal Akreditasyon Kongresi’nde konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Küresel helal ekonomisinin ulaştığı boyuta değindi. Bolat, "İslam dünyasının Türkiye’nin dış ticaretindeki payı yüzde 26’ yı aşmıştır" dedi. Ticaret Bakanlığı ve Helal Akreditasyon Kurumu - HAK tarafından 1’nci Uluslararası Helal Akreditasyon Kongresi düzenlendi. Küresel helal ekonomisinin ulaştığı boyutun ve Türkiye’nin bu alandaki rolünün değerlendirildiği toplantının açılış konuşmasını Ticaret Bakanı Ömer Bolat gerçekleştirdi. Helal akreditasyonunu; ferdi ve toplumsal hayatta, üretimi ve tüketimi etkileyen İslami bir vecibe olması yanında, sağlıklı ürün ve hizmet üretiminin, güvenilir ticaretin, kalite güvencesinin ve sürdürülebilir ekonomik büyümenin mihenk taşı olarak gördüklerini belirten Bakan Bolat, Türkiye’yi bu alanda yalnızca bir uygulayıcı değil, küresel ölçekte standart belirleyen bir merkez haline getirme hedefiyle çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. "Helal kavramı sadece İslami bir vecibe değil aynı zamanda sağlık, güven, emniyet, ahlak konularında da önemli bir kriter" Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan öncülüğünde 2017 yılında kurulan Helal Akreditasyon Kurumunun üzerine titredikleri ve çalışmalarında Ticaret Bakanlığı ve hükümet olarak bütün güçleriyle destek verdikleri, yaygınlaşması ve gelişmesi için çok çalışma yaptıkları önemli bir kurum olduğunu ifade eden Bolat, "Bu ilk defa 1’nci uluslararası kongre Ankara’da düzenleniyor. Helal alanındaki en kapsamlı faaliyetlerden biri olan bu organizasyon vesilesiyle davetimize icabet ettiğiniz için hepinize ayrı ayrı candan teşekkürler ediyorum. İnşallah iki gün boyunca helal konusunda uzman arkadaşlarımızın kıymetli hocalarımızın araştırmacıların, üniversite mensuplarının özel sektör mensuplarının ve tabi Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığımızın temsilcilerinin bir arada çok verimli, faydalı çalışmalar yapacaklarına inanıyorum. Bu çalışmalara katkı sunmak üzere dünyanın birçok ülkesinden gelen kıymetli temsilcileri, uzmanları, İslam İşbirliği Teşkilatı, Ekonomi İşleri Genel Müdürü’nü ve temsilcilerini hepsini selamlıyorum ve kendilerine çok teşekkürler ediyorum. Yüce Allah kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de ve peygamberimizin hadisinde biz kullarına helal ve tayip vurgusunu, takva ve salih amel konularını ilişkilendiriyor. Böylece dünyevi hayatımızda da gerek ferdi olarak gerekse aile ve toplumsal konularda helal kavramının çok çok önemli bir ölçüt bizler için olduğuna işaret edilmiş oluyor. Bu sadece İslami, dini bir vecibe değil aynı zamanda sağlık, güven, emniyet, ahlak ve tüketici dostu anlamında bir önemli kavram ve dikkate alınması gereken çok önemli bir kriterdir. İnsan olarak, aile olarak, toplum olarak hayatımızın önemli bir parçası olan ekonomik faaliyetlerde üretim ve tüketim faaliyetlerinde dikkat edilmesi gereken ölçüt alınması gereken çok önemli bir alandır" ifadelerini kullandı. "İslam dünyasının Türkiye’nin dış ticaretindeki payı yüzde 26’ yı aşmıştır" Helal Akreditasyon kurumunun Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 2017 yılında kurulmasının kararlaştırıldığına değinen Bolat, "O günden bugüne gerçekten çok önemli çalışmalar yapılıyor ve bu konudaki farklı sivil ya da kamu çalışmaları açısından bir üst kurum bir çatı kuruluşu bir düzenleyici denetleyici kuruluş vazifesi de görmektedir. Diğer taraftan şunu da ifade etmek istiyorum. Ekonomik faaliyetlerimizde dış ticaret faaliyetlerimizde bizim ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti olarak dünyadaki bütün pazarlar ve bütün ekonomi alanında dış ilişki dış ülkelerle yoğun işbirliklerimiz, anlaşmalarımız ve ikili kurumsal yapılarımız ve münasebetlerimiz bulunmakta. Bu anlamda 56 üyeli İslam İşbirliği Teşkilatı da bizim açımızdan çok büyük önem arz ediyor. Komşularımız, akrabalarımız, din kardeşlerimiz, ticaret ortaklarımız olarak her zaman önemsediğimiz bir gruptur. Yine hükümetimizin Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda birçok dış ticaret stratejilerimiz arasında İslam ülkeleriyle ticareti geliştirme stratejimizde çok önem verdiğimiz bir alan. Örnek vermek gerekirse 2002 yılında İslam dünyasının Türkiye’nin ticaretindeki payı yüzde 11 iken 2025 yılı itibariyle İslam dünyasının Türkiye’nin dış ticaretindeki payı yüzde 26’ yı aşmıştır. Ve hedefimiz inşallah 2030’a kadar yüzde 30 barajını geçmektir. İhracatta da, ithalatta da bu konuda çok önem veriyoruz. Ve bu anlamda ihracatımızı ve ithalatımızı İslam ülkeleriyle geliştirmek için canla başla çalışıyoruz" dedi. "2 bin 500’den fazla helal belgeli üretim tesisi akreditasyon güvencesi altındadır" İslam dünyasıyla 2025 yılı itibariyle toplamda 115 milyar dolar dış ticaretlerinin söz konusu olduğunu ifade eden Bolat, "Burada tabii bu çalışmaları yaparken uluslararası helal akreditasyon kongresinde küresel helal kalite altyapısında güvenin mihenk taşı helal akreditasyon konusu teması kongrenin konusu olarak seçilmiştir ve bu konu üzerinde çalışmalar yapılacaktır. Helal ekonomisinin büyüklüğüne de bahsetmek istiyorum. Helal haram kavramı daha çok bizim iç dünyamızda, ferdi yaşantımızda ve tabii ki aile ve toplumsal yaşantımızda birçok önemli hayati bir ölçüt olarak yer almakla beraber ekonomiler büyüdükçe refah ve tüketim düzeyi arttıkça ekonomiler uluslararasılaşıp uluslararası ticaret alışverişleri arttıkça çok çok dikkat edilmesi gereken bir alan konumuna ulaşmıştır. Ve başta sadece yeme içme sektöründe sanki dikkat edilmesi gereken bir alan gibi dikkat edilirken günümüzde üretimin ürünün bazında birçok sektörlerinde ve hizmetler sektörünün de birçok sektörlerine de yansımıştır. Giyim, turizm, medya, ilaç, kozmetik gibi alt sektörlerde de yiyecek içecek sektörü gibi helal dairesinin dikkate alındığı giderek genişleyen bir alan ortaya çıkmıştır. Bugün 2 bin 500’den fazla helal belgeli üretim tesisi akreditasyon güvencesi altındadır. Aynı zamanda 35 farklı ülkeden bin 600 kişinin üzerinde misafir katılımcılara Türkiye’de helal akreditasyon konusunda eğitim çalışmaları yapılmıştır.
Bakan Uraloğlu: "6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık"
06 Nisan 2026 Pazartesi - 13:29 Bakan Uraloğlu: "6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Bu yılın başında 30 bin kilometre bölünmüş yol eşiğini aşarak 6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ankara’da düzenlenen Karayolları 76. Bölge Müdürleri Toplantısı’nın açılış törenine katılarak, köprü ve viyadük uzunluğunun 311 kilometreden 821 kilometreye, tünel uzunluğunun ise 50 kilometreden 856 kilometreye çıkarıldığını aktardı. "30 bin kilometre bölünmüş yol eşiğini aşarak 6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık" Bakan Uraloğu, bölünmüş yol yatırımlarının trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu arttırdığını belirterek, "Ülkemizin dört bir yanını yollarla, köprüyle, viyadükle, tünelle donatarak Türkiye’nin her bölgesini erişilir kıldık. Bu yılın başında 30 bin kilometre bölünmüş yol eşiğini aşarak 6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık. Bu tarihi başarıyı Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle kutladık. Sadece 6 ilimiz bölünmüş yollarla bağlı iken, bugün tam 77 ilimizi bu imkanla buluşturduk. Köprü ve viyadük uzunluğumuzu 311 kilometreden 821 kilometreye, tünel uzunluğumuzu 50 kilometreden 856 kilometreye çıkardık. Sadece 2025 yılında 57 kilometre tünel inşa ettik. Bugün bölünmüş yollarımızın uzunluğu ülkemizin yol ağının yüzde 44’ünü oluşturmasına rağmen, bütün yol ağımızda hareket eden trafiğin yüzde 83’üne hizmet sunuyor. Bölünmüş yol yatırımlarımızla trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu arttırdığımız gibi trafik kazalarındaki ölüm oranlarında da büyük düşüş sağladık" açıklamasında bulundu. "Bölünmüş yollarımızın her 2 dakikadan birini tasarruf ettirdiği anlamına geliyor" Gerçekleştirilen yeni yol yatırımları sayesinde araçların çevreye verdiği olumsuz etkilerin en düşük seviyeye çekildiğini ifade eden Uraloğlu, "100 milyon taşıt-kilometre başına hayatını kaybeden kişi sayısını yüzde 81 azalttık. 6,55 milyon ton karbon emisyonunun da önüne geçtik. Yollarımızda seyreden araçların çevreye olan olumsuz etkilerini en aza indirdik. 2002 yılında ülkemizdeki toplam araç sayısı yaklaşık 8.5 milyon ve bölünmüş yol uzunluğumuz 6 bin 101 kilometre iken şehirlerarasındaki ortalama hızımız saatte 40 kilometreydi. Yeni yol yatırımlarımız sayesinde bugün ülkemizdeki araç sayısı 34 milyon yaklaşmasına rağmen ortalama seyahat hızımız yaklaşık 90 kilometreye çıktı. Bu, bölünmüş yollarımızın her 2 dakikadan birini tasarruf ettirdiği anlamına geliyor" diye konuştu. "Bölünmüş yol ağımızı 31 bin 250 kilometreye ulaştırmayı hedefliyoruz" Bölünmüş yollara yaptıkları yatırımın, yalnızca bugünü değil, her yılı kazanca dönüştüren güçlü bir değer olduğunu söyleyen Uraloğlu, "Zaman ve akaryakıttan sağlanan tasarruf, her yıl toplamda 405 milyar liralık bir ekonomik fayda olarak ülkemize geri dönüyor. Bu her yıl kullandığımız ödeneğin çok üzerinde bir rakam. İnşallah yeni hedeflerimiz doğrultusunda da bölünmüş yol ağımızı önce 31 bin 250 kilometreye, ardından 38 bin kilometrenin üzerine; otoyol ağımızı ise ilk etapta 4 bin 330 kilometreye ulaştırmayı hedefliyoruz" ifadelerinde bulundu. "Mühendislik harikası köprülerle yolculukları çok daha güvenli ve konforlu bir hale getirdik" Uraloğlu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü ve Avrasya Tüneli ile Asya - Avrupa arasındaki geçişleri birkaç dakikaya düşürdüklerini belirterek, şu ifadelere yer verdi: "Üretim merkezleri ile limanlar arasında kesintisiz, hızlı ve konforlu bağlantı sağlayan İstanbul-İzmir, Kuzey Marmara, Menemen-Aliağa-Çandarlı, Ankara-Niğde ve Aydın-Denizli Otoyolları gibi mega karayolu projelerini tamamlayarak hizmete sunduk. Osmangazi Köprüsü, Kömürhan, Tohma, Beğendik-Botan köprüleri, Eğiste Hadimi ve Bitlis Çayı Viyadüğü, Nissibi gibi teknoloji ve mühendislik harikası köprülerle yolculukları çok daha güvenli ve konforlu bir hale getirdik. Geçit vermeyen dağları Cankurtaran, Ilgaz 15 Temmuz İstiklal, Salarha, Assos, Troya, Sabuncubeli, Ovit ve Zigana gibi tünellerimizle geçilebilir kıldık." Uraloğlu, sadece 2025 yılında Aydın-Denizli Otoyolu ile birlikte; Antalya Korkuteli-Elmalı Yolu, Elazığ-Harput Yolu, Pazarkule-Edirne-TEM Bağlantı Yolu, Batman-Hasankeyf Yolu, Bolu Göynük Çevre Yolu, Bursa Doğancı Tüneli, Pertek - Tunceli, Çemişgezek - Hozat ve Pertek - Hozat Yolu, Kaman-Savcılı-Kırşehir İl Yolu ve Burdur-Tefenni-Çavdır Yolu gibi önemli karayolu projelerini tamamladıklarını dile getirdi. "Türkiye yüzyılı vizyonuna yakışan projeler ile hedeflerimize büyük oranda ulaştık" Antalya - Alanya ve Ankara - Kırıkkale - Delice Otoyollarının çalışmalarını başlattıklarını da vurgulayan Uraloğlu, "Türkiye yüzyılı vizyonuna yakışan projeler ile hedeflerimize büyük oranda ulaştık çok şükür. Artık insanımız sevdiklerine daha kısa sürede ulaşırken; üretimden ticarete, turizmden lojistiğe kadar tüm sektörler daha hızlı, daha düşük maliyetle ve daha rekabetçi bir şekilde faaliyet gösteriyor" dedi. "Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemleri Test ve Uygulamasını hayata geçirdik" Akıllı ulaşım sistemleriyle yeni bir ulaşım çağı başlattıklarını ifade eden Uraloğlu, "Geçtiğimiz haftalarda Hasdal Kavşağı ile İstanbul Havalimanı arasında 40 kilometrelik koridorda Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemleri (K-AUS) Test ve Uygulamasını hayata geçirdik. Bu uygulamadan sonraki hamleyi de Ankara Çevre Otoyolu’nda daha gelişmiş düzeyde atacağız" diye konuştu. "Ülkemizi küresel ölçekte daha etkin ve rekabetçi bir konuma taşıyacağız" Yol güvenliğinin geleceği, iklim değişikliği, sürdürülebilir ulaşım olduğunu söyleyen Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru ve Üç Deniz Girişimi gibi uluslararası stratejik projeleri de kararlılıkla ilerletiyoruz. Karayolları ile farklı ulaşım modlarını entegre ederek, üretim, pazar ve tüketim noktaları arasındaki erişimi hızlandıracak, lojistik imkanlarımızı çeşitlendirerek ülkemizi küresel ölçekte daha etkin ve rekabetçi bir konuma taşıyacağız."
IPARD III kapsamında 155 Yerel Eylem Grubuna 35 milyon avro destek
06 Nisan 2026 Pazartesi - 13:28 IPARD III kapsamında 155 Yerel Eylem Grubuna 35 milyon avro destek Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, IPARD III Programı kapsamında 155 Yerel Eylem Grubuna toplam 35 milyon avro hibe desteği sağlanacağını açıkladı. Destekle kırsal kalkınmanın yerel aktörlerle güçlendirilmesi hedefleniyor. Bakan Yumaklı, IPARD III LEADER yaklaşımı kapsamında düzenlenen 155 Yerel Eylem Grubuna 35 milyon avro destek paketi tanıtım programında yaptığı konuşmada, kırsal kalkınmanın yalnızca tarımsal üretimle sınırlı olmadığını belirtti. Yumaklı, Anadolu’nun dört bir yanındaki köy ve kasabaların potansiyelini harekete geçirmeyi amaçladıklarını ifade etti. "Kırsal kalkınma artık sadece bir tarımsal üretim meselesi değildir" IPARD III Programı kapsamında sağlanacak 35 milyon avroluk desteğin, yerel dinamiklere duyulan güvenin göstergesi olduğunu vurgulayan Yumaklı, "Kırsal kalkınma artık sadece bir tarımsal üretim meselesi değildir. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzda kırsal; ekonominin, sosyal dokunun, kadim kültürün, çevrenin ve yetişmiş insan kaynağının harmanlandığı bir yaşam alanıdır. IPARD serüvenimizde de üretimi ve insanı merkeze alan bir anlayışı rehber edindik. 42 ilde başarıyla tamamladığımız IPARD I ve II süreçlerinden aldığımız güçle, bugün IPARD III Programını 81 ilimizin tamamına yaygınlaştırmış olmanın gururunu yaşıyoruz. IPARD desteklerimizin sağladığı faydayı, sadece ekonomik bir büyüme olarak görmüyoruz. Türkiye’nin her bir köşesindeki girişimcinin, kadının ve gencin Avrupa standartlarında destekle buluşması, fırsat eşitliğinin kırsala taşınması olarak görüyoruz" dedi. Öte yandan tarım sektörüne sağlanan desteklere de değinen Yumaklı, 2025 yılında toplam 706 milyar lira, 2026 yılında ise 938 milyar liralık bütçenin sektöre sunulduğunu aktardı. "101 bin projeye 237 milyar lira destek" Son 23 yılda kırsal kalkınma alanında önemli yatırımlar yapıldığını belirten Yumaklı, "IPARD, Kırsal Kalkınma Yatırımları, Uzman Eller ve Genç Çiftçi projeleriyle 101 bin projeye toplam 237 milyar TL destek sağladık. Bu sayede yaklaşık 287 bin kişiye istihdam oluşturduk. Orman köylerimizin kalkınması için ORKÖY kapsamında 300 bine yakın projeye 47 milyar lira hibe ve kredi verdik. Bu rakamlar sadece birer istatistik değildir. Türkiye’nin gıda arz güvenliğine sağladığımız destek ve çiftçimizin alın terine duyduğumuz hürmettir. Ayrıca kırsal kalkınma alanında elde ettiğimiz bu tecrübeyle TKDK, ülkemizin en etkili ve en yaygın uygulayıcı kurumlarından biri haline gelmiştir" ifadelerini kullandı. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) aracılığıyla yürütülen IPARD destekleri kapsamında ise bugüne kadar 27 binden fazla projeye destek verildiğini aktaran Yumaklı, 129 milyar lira hibe sağlandığını ve 273 milyar liralık yatırımın hayata geçirildiğini söyledi. "Kalkınma merkezden yazılmaz, yerelde inşa edilir" LEADER yaklaşımının kırsal kalkınmada önemli bir model olduğuna dikkat çeken Yumaklı, bu sistemin kamu, özel sektör ve sivil toplumun ortak hareket ettiği bir yapı sunduğunu belirtti. Yumaklı, "Kalkınma merkezden yazılmaz, yerelde inşa edilir. Yerel halkımızın, çiftçimizin, girişimcinin, kadın ve gençlerin bu sürece doğrudan katıldığı bir yapı olmadan sürdürülebilir kalkınmadan söz etmek mümkün değildir. LEADER yaklaşımı, yerel aktörleri bir araya getirerek, kamu, özel sektör ve sivil toplumun ortak akılla hareket ettiği yeni bir kalkınma kültürü oluşturmuştur. Bu yaklaşım sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel kalkınmayı da destekleyen güçlü bir araç konumundadır" diye konuştu. "241 milyon avro destek vereceğiz" Yumaklı ayrıca, IPARD III Programı 2026 yılı çağrı takvimi kapsamında yatırımcılara yapılacak desteklerini şu şekilde açıkladı: "Yatırımcılarımıza 85 milyon avro, Kırsal altyapı projelerine 156 milyon avro olmak üzere, toplamda 241 milyon avro destek vereceğiz. İnanıyoruz ki, birlikte üreten, birlikte yöneten ve birlikte büyüyen bir kırsal yapı, ülkemizin geleceğinin en sağlam temellerinden biri olacaktır."
Bakan Bak’tan Antalya’da yoğun spor diplomasisi
06 Nisan 2026 Pazartesi - 11:54 Bakan Bak’tan Antalya’da yoğun spor diplomasisi Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, Antalya’da düzenlenen 8. Dünya Etnospor Forum’unda birçok ülkeden mevkidaşlarıyla görüşme gerçekleştirdi. Görüşmelerde, ülkeler arasındaki gençlik ve spor alanlarındaki faaliyetlerin geliştirilmesi için istişare de bulunuldu. Dünya Etnospor Birliği’nin geleneksel sporların geleceğini şekillendirmek ve kültürel mirası yaşatmak amacıyla düzenlediği 8. Etnospor Forumu Antalya’da sona erdi. Dünya Etnospor Birliğine bağlı 29 ülkeden üyelerin katılımıyla Antalya’da bir otelde yapılan 8. Etnospor Forumu’na katılan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, iki gün süren forum boyunca konuk ülkelerin temsilcileriyle temaslarda bulundu. Bakan Bak, Etnospor Forumu sürecinde; İran Spor ve Gençlik Bakanı Ahmad Donyamali, Kazakistan Turizm ve Spor Bakanı Yerbol Myrzabossynov, Belarus Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Victor Lukashenko, Mali Gençlik ve Spor Bakanı Abdoul Kassim Ibrahim Fomba, Rusya Spor Bakanı Mikhail Degtyarev, Yemen Gençlik ve Spor Bakanı Nayif Salih El-Bekri ile ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Gençlik Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Enes Efendioğlu, Gençlik ve Spor Bakanlığı Psikososyal Destek Dairesi Başkanı Elif Güneş, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay’ın da yer aldığı görüşmelerde; ülkeler arasında gençlik ve spor alanında yapılabilecek iş birlikleri ile dostluk ilişkilerini güçlendirmeye yönelik çalışmalar ele alındı.