Yerel Haberler
Ankara
27 Şubat 2026 Cuma - 16:36 Her 10 kadından birini etkileyen sinsi hastalık: Endometriozis Halk arasında ’çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis, üreme çağındaki her 10 kadından birinde görülerek önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Uzmanlar, belirtileri pek çok hastalıkla karıştırılabildiği için tanı sürecinin gecikebildiğine dikkat çekiyor. Hastalığın teşhisinin bazı vakalarda 10 yılı bulabildiği belirtilirken, bu süreçte hastalar farklı branşlarda birçok doktora başvurarak zaman kaybedebiliyor. Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kadını etkilediği tahmin edilen endometriozis, bel ve sırt ağrısı, kronik yorgunluk, karın ağrısı, şişkinlik ve gaz gibi toplumda sık görülen şikayetlerle kendini gösterebiliyor. Ancak bu belirtiler çoğu zaman başka nedenlere bağlandığından hastalık fark edilmeden ilerleyebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Nuray Bozkurt, Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, "Rahmin iç duvarını döşeyen dokunun rahim dışında yerleşmesi olarak tanımlanan endometriozis, bazı hastalarda hiçbir belirti vermeden ilerleyebilirken; çoğu hastada kronik karın ağrısı, özellikle adet döneminde şiddetli ağrı ve aşırı kanama gibi ciddi sorunlara yol açabiliyor" dedi. Aynı zamanda Endometriozis ve Adenomyozis Derneği yönetim kurulu üyesi olan Bozkurt, hastalığın erken tanısının yaşam kalitesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Kısırlığa kadar gidebilen riskler taşıyor Endometriozisin bağırsakları etkilemesi durumunda ağrılı dışkılama; mesaneye yayılması halinde ise kanlı idrar ve yanma gibi şikayetler görülebiliyor. Üreme organlarında oluşturduğu hasar ise kısırlığa kadar varabilen ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Uzmanlardan önemli uyarı Bozkurt, şiddetli adet ağrısı, geçmeyen karın ve bel ağrısı, ağrılı ilişki ve aşırı kanama gibi şikayetlerin normal kabul edilmemesi gerektiğini belirterek, bu belirtileri yaşayan kadınların vakit kaybetmeden bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmalarını önerdi. Mart ayı Endometriozis Farkındalık Ayı dolayısıyla uzmanlar, erken teşhisin hem hastalığın ilerlemesini önlemede hem de kadınların yaşam kalitesini artırmada kritik rol oynadığını hatırlatarak toplumsal bilinçlendirme çalışmalarının artırılması gerektiğinin altını çiziyor.
27 Şubat 2026 Cuma - 15:40 Bakan Işıkhan: "2026 yılı ocak ayında istihdam oranı yüzde 47,9 oldu" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "İşsizlik oranı, 2026 yılı ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre 0,4 puan azalarak yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşti. İstihdam oranı ise yüzde 47,9 oldu" dedi. Bakan Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 2026 yılı ocak ayında işsizlik oranının geçen yılın aynı dönemine göre 0,4 puan gerileyerek yüzde 8,1 olarak kaydedildiğini ifade ederek, aynı dönemde istihdam oranının ise yüzde 47,9 seviyesinde gerçekleştiğini aktardı. Işıkhan, şu ifadelere yer verdi: "Orta Vadeli Programımız (OVP) ve çalışma hayatını geliştirmeye yönelik politikalarımızın etkisiyle işsizlik oranı, 33 aydır tekli hanelerde seyrediyor. İşsizlik oranı, 2026 yılı Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre 0,4 puan azalarak yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşti. İstihdam oranı ise yüzde 47,9 oldu. İşgücüne katılma oranı yüzde 52,1 olarak gerçekleşti. Kadınlarda işsizlik oranı, bir önceki yılın aynı ayına göre 1 puan azalarak yüzde 11 olarak gerçekleşti. Kayıtlı kadın istihdamının teşvik edilmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Genç nüfusta işsizlik oranı ise bir önceki yılın aynı ayına göre 1 puan azalarak yüzde 14,3 oldu. GÜÇ Projemiz başta olmak üzere gençlerimizin çalışma hayatına katılımlarını artırmak ve kariyer planlamalarını sağlamak için yürüttüğümüz programlarımızı etkin bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz. İş arayan vatandaşlarımızın, işverenlerimizin ve yatırımcılarımızın her zaman yanındayız."
"Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi"nin imza sayısı 300 bini aştı
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:35 "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi"nin imza sayısı 300 bini aştı Çocukların yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınmasını amaçlayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin ilke ve hükümlerinin toplumun tüm kesimlerince bilinmesi ve çocukları ilgilendiren her konuda çocuk katılımının güçlendirilmesi için farkındalık çalışmalarını sürdürüyor. Bu anlayışla, sivil bir inisiyatifle hazırlanan ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın öncülüğünde kamuoyuna sunulan "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi", Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ve tüm dünyaya yaptığı destek çağrısıyla dijital ortamda çocuk haklarının korunmasına yönelik güçlü bir farkındalık zemini oluşturdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısının ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, internet, sosyal medya ile yapay zekâ tabanlı sistemlerin çocukların yaşamına doğrudan etki ettiği bir çağda, koruma politikalarının güncellenmesi ve sınır aşan risklere karşı ortak hareket edilmesi vizyonuyla çalışmalarını hızlandırdı. Bu kapsamda 81 ilde il müdürlükleri aracılığıyla bilgilendirme ve farkındalık artırıcı faaliyetler başlatıldı. Çocuk Hakları İl Çocuk Komiteleri öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında; çocuk haklarına ilişkin toplumsal duyarlılığın güçlendirilmesi, dijital dünyada çocukların korunmasına yönelik bilincin artırılması ve "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi"nin toplumun tüm kesimlerince öğrenilerek benimsenmesi hedefleniyor. Bu doğrultuda sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, eğitim kurumları ve ilgili paydaşlarla iş birliği içinde afiş ve broşür çalışmaları, sosyal medya paylaşımları, panel ve seminerler düzenleniyor. Ayrıca meydanlar, ulaşım ve alışveriş merkezleri, festival alanları ile benzeri kamusal alanlarda kurulan stantlar aracılığıyla dijital dünyada çocuk haklarına ilişkin toplumsal duyarlılığın artırılması ve çocukların korunmasına yönelik bilincin güçlendirilmesi hedefleniyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı il müdürlüklerince 19 Aralık 2025 tarihinde başlatılan kampanya kapsamında 81 ilde etkinlikler düzenlendi. Yürütülen farkındalık çalışmaları sonucunda "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi"ni 309 bin 754 kişi imzaladı. Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı hayata geçirildi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 2026-2030 dönemini kapsayan Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Eylem planıyla, çocukların çevrim içi ortamlarda güvenli bir şekilde var olmalarının sağlanması ve dijital mecralarda karşılaşabilecekleri risklere karşı korunmaları hedefleniyor. Bu kapsamda, çocukların yüksek yararını esas alan politika ve uygulamaların hayata geçirilmesi öngörülüyor.
2. Dünya Savaşı’nın izleri Ankara’daki bir antikacıda günyüzüne çıktı
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:05 2. Dünya Savaşı’nın izleri Ankara’daki bir antikacıda günyüzüne çıktı Ankara’da antikacılık işiyle uğraşan Hakan Şehri, 2. Dünya Savaşı’ndan günümüze ulaşan tarihi eserleri dükkanında sergiliyor. Ankara’da yaşayan Hakan Şehri (55), 13 yıldır antikacılık işiyle uğraşıyor. Yıllar boyunca 2. Dünya Savaşı’ndan kalan nadir eserleri toplayan ve dükkanında sergileyen Şehri, sergilenen eserlerin, savaşın izlerini taşıyan önemli tarihi belgeler niteliğinde olduğu belirtti. Savaş koleksiyonu özellikle tarih meraklıları ve koleksiyonculardan yoğun ilgi gördüğünü ifade eden Şehri, eserlerin büyük bölümünün orijinalliğini koruduğunu ve titizlikle muhafaza edildiğini vurguladı. Sergilenen eserlerin, 2. Dünya Savaşı’nın askeri ve sosyal yönünü yansıttığının altını çizen Şehri, amacının geçmişle günümüz arasında bir bağ kurmak ve tarihi canlı tutmak olduğunu söyledi. Antikacılığı ‘hastalık’ olarak tanımlayan Şehri, bu işi para için yapmadığını ve antikacılığın bambaşka bir dünya olduğunu açıklarken, yeni başlayacak olanlara da kendilerini uzun bir sürecin beklediğini ve sabretmeleri gerektiğini ifade etti. "Bu bir sevda" Antikacılığa meraktan başladığın ve yaklaşık 13 yıldır aralıksız bir şekilde sürdürdüğünü belirten Şehri, "Yaklaşık 13 yıldır profesyonel antikacıyım. Burası olduğu gibi başka şubelerimiz de var. Avrupa’dan ve Türkiye’den antika toplayıp, bu işi antika severlere taşıyoruz, onlara anlatıyoruz. Bu bir sevda. Sonuçta insanın içinde olan bir şey. Zaten bu meslek, profesyonel olarak yapmadan önce de içimde vardı. Avrupa’ya çıktığımızda; gidiyorduk, arıyorduk, bakıyorduk ve öğreniyorduk. Zaman içerisinde ne kadar öğrensen de yeterli olmuyor. Kendini geliştirmek zorundasın. Daha sonra da belirli bir aşamaya geldik. Artık topladıklarımız kaldırılamaz hale geldi. Ondan sonra dükkan açtık. Başarılı da olduğumuzu düşünüyorum" diye konuştu. "Antika konusunda Avrupa’ya göre çok aşağılardayız" Türkiye’de antikacılığın yeni yeni gelişmeye başladığını, insanların finansal açıdan yavaş yavaş rahatlamaya başladığını ifade eden Şehri, "İlk zamanlar zorlandım. Bu işte eskiyle ilgili birçok şeyde bilginiz olmak zorunda. Bu işte bilgi şart. Bilgi varsa zaten değer var. Eski bir şeyi sokakta görüp de almadığınız veya antika pazarında değersiz gördüğünüz bir şeyi bilginiz varsa, onun değerli olduğunu anlayabiliyorsunuz ve antika değerini kazanmış oluyor. Ondan dolayı bilgi çok önemli. Her zamanda gelişime açık olmanız lazım. Çünkü Avrupa’ya göre çok aşağılardayız. Oradaki koleksiyoncularla temas içinde olacaksınız. Kendinizi geliştireceksiniz. Kendi ülkenizde de geçmişi geleceğe taşıyacaksınız. Antika konusunda gerideyiz. Çünkü insanlar finansal açıdan biraz daha rahatladılar. Avrupa’da daha farklı bir kültür var. Onlar, daha önceden bazı şeylere değer vermişler. Antikaları daha sonraki nesle ulaştırmaya çalışmışlar ama bizim halkımız yaşamaya çalışmış" şeklinde konuştu. "Antikacının da, bu işi sevenlerin de hayalleri var" Antikacılığın bir sevda işi olduğunu ve herhangi bir antikacının bile hayallerinin sınırsız olduğunun altını çizen Şehri, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye’de de çok büyük koleksiyoncular oluşmaya başladı. İnsanlar ilgileniyor ve müzeler kuruluyor. Bunun desteklenmesi lazım. Desteklediğinizde bir sonraki nesle de geçmişten gelen o ürünleri aktarmak lazım. Antika işiyle uğraşmak isteyenlerin ilk önce birilerinin yanında bu işe biraz gönül vermeleri lazım. Bir şeyleri öğrenmeleri lazım. Bir anda hiçbir şeyin olması mümkün değil. Eğer bu işe gönül veriyorlarsa dost edinmeleri azım. Ondan sonra belli bir alanda başlamaları lazım. Çünkü bu işin bir sonu yok. Antikacılık çok zevkli ve insanı mutlu eden bir şey. Hayaller bitmez. Antikacının da, bu işi sevenin de hayalleri var. Antikacılık, antika pazarına gittiğinizde, iki tane bulunmaz bir şeyi bulduğunuzda ve anladığınızda bile mutlu eden bir şey. Güzel şeyler elime düşse de onları dükkanıma kazandırsam diye her zaman kafamda bir düşünce var."
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "TOBB; 367 oda ve borsası, 2 milyonu aşkın üyesiyle, ülkemizin kalkınmasına destek veren ve geleceğine yatırım yapan büyük bir aile"
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:02 TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "TOBB; 367 oda ve borsası, 2 milyonu aşkın üyesiyle, ülkemizin kalkınmasına destek veren ve geleceğine yatırım yapan büyük bir aile" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Üretim ve yatırımla büyüyen, istihdamla güçlenen, ihracatla dünyaya açılan bir Türkiye misyonundan asla vazgeçmedik. TOBB; 367 oda ve borsası, 2 milyonu aşkın üyesiyle, ülkemizin kalkınmasına destek veren ve geleceğine yatırım yapan büyük bir aile" dedi. TOBB, 74. yılını kutluyor. Bu kapsamda sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TOBB olarak sadece iş dünyası olarak sadece Türkiye ile sınırlı kalmadıklarını, TOBB vizyonunu dünyada da temsil etmeye çalıştıklarını belirtti. Hisarcıklıoğlu, yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) 74 yaşında. 74 yıl sonra aynı ruh, aynı heyecanla, güçlü Türkiye ve güçlü ekonomi için çalışmaya, üyelerimizin sorunlarını takip etmeye, dile getirmeye ve çözüm üretmeye devam ediyoruz. TOBB olarak sadece Türkiye’de iş dünyasının sesi olmakla kalmıyor, dünyada da ülkemizi ve iş dünyamızı temsil etmenin onurunu taşıyoruz. Küresel iş dünyasının zirvesinde ay yıldızlı bayrağımızı dalgalandırmanın gururunu yaşıyoruz. Üretim ve yatırımla büyüyen, istihdamla güçlenen, ihracatla dünyaya açılan bir Türkiye misyonundan asla vazgeçmedik. TOBB; 367 oda ve borsası, 2 milyonu aşkın üyesiyle, ülkemizin kalkınmasına destek veren ve geleceğine yatırım yapan büyük bir aile. Birliğimizin temellerini atan, bugüne gelmesinde emeği olan tüm mensuplarımıza saygı ve şükranlarımızı sunuyor, tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, vefat edenleri rahmetle yad ediyorum."
Uzmanından kritik uyarı: "Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalı"
07 Şubat 2026 Cumartesi - 09:45 Uzmanından kritik uyarı: "Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalı" Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, "Üç haftadan kısa süren öksürükler akut, 3 ila 8 hafta sürenler uzamış, 8 haftadan uzun sürenler ise kronik (geçmeyen) öksürük olarak kabul edilir. Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir" dedi. Mevsimsel viral enfeksiyonlar sonrası sık görülen kuru öksürüğün haftalarca sürebileceğine dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, en sık yapılan hatanın öksürük geçmediği gerekçesiyle gereksiz antibiyotik kullanımına devam edilmesi olduğunu söyledi. Gribal enfeksiyonların sona ermesine rağmen öksürüğün uzun süre devam etmesinin günümüzde oldukça yaygın bir sorun haline geldiğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, öksürüğün her zaman devam eden bir enfeksiyon anlamına gelmediğini vurguladı. Zatürre, bronşit, farenjit, bademcik iltihabı ve sinüzit gibi enfeksiyonlara bağlı öksürüklerin genellikle geçici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gazi Gülbaş, buna karşın enfeksiyon sonrasında gelişen bronş aşırı duyarlılığı ve bazı kronik sinüzit vakalarında öksürüğün daha uzun sürebildiğini söyledi. "Balgam sökücü ve öksürük kesici ilaçlar her hastaya uygun değildir" Kış döneminde viral enfeksiyonların sık görülmesi nedeniyle hastalık sonrasında uzayan öksürüklerin daha yaygın hale geldiğini kaydeden Gülbaş, "Bu tür öksürükler çoğu zaman antibiyotik gerektirmez. Ancak hastalar öksürük geçmediği için antibiyotik kullanımını sürdürmekte ya da yeniden antibiyotiğe başlamaktadır. Bu hem faydasız hem de zararlı bir yaklaşımdır. Balgam sökücü ve öksürük kesici ilaçlar her hastaya uygun değildir. Özellikle balgamı olan hastalarda öksürük kesiciler balgamın atılmasını engelleyerek iyileşmeyi geciktirebilir. Çocuklar, yaşlılar, astım ve KOAH hastaları ile kalp, tansiyon ve prostat hastalığı olan bireylerde bu ilaçların mutlaka doktor önerisiyle kullanılması gerektir" ifadelerine yer verdi. "Öksürük sadece akciğer kaynaklı olmayabilir" Öksürüğün aslında solunum yollarını temizlemeye yönelik koruyucu bir refleks olduğunu hatırlatan Gülbaş, "Öksürük sadece akciğer kaynaklı olmayabilir. Boğaz, burun, sinüsler, mide, yemek borusu, kalp zarı ve diyafram gibi birçok organın hastalıklarında da öksürük bir belirti olabilir. Öksürüğün süresi ve eşlik eden belirtileri önemlidir. Üç haftadan kısa süren öksürükler akut, üç ila 8 hafta sürenler uzamış, 8 haftadan uzun sürenler ise kronik (geçmeyen) öksürük olarak kabul edilir. Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir. Geniz akıntısı, astım, mide reflüsü, iyileşmeyen enfeksiyonlar, bazı akciğer hastalıkları, verem, kalp yetmezliği, kullanılan bazı tansiyon ilaçları, sigara ve akciğer kanseri uzun süreli öksürüğün nedenleri arasındadır. Gece uyandıran öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, uzun süren ateş, istemsiz kilo kaybı ve göğüs ağrısı gibi durumlarda da süre beklenmeden doktora başvurulmalıdır" cümlelerine yer verdi. Ortamın nem dengesi önemli Halk arasında ‘100 günlük öksürük’ olarak bilinen boğmaca vakalarının Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre hâlen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu da aktaran Gülbaş, "Türkiye’de çocukluk çağı aşılamasının yüksek olması sayesinde boğmacanın genel insidansı düşük seyrediyor; ancak ergenler ve yetişkinlerde vakalar görülebiliyor. Riskli gruplarda hatırlatma aşıları koruyucu olabiliyor. Aşıların koruyuculuğu dışında, antibiyotik ve öksürük şurupları hastalığı değil, sadece belirtilerin şiddetini azaltır. Asıl önemli olan öksürüğün nedenini doğru saptamak ve ona yönelik tedavi uygulamaktır. Temiz hava, uygun nem dengesi, yeterli sıvı alımı, gece yatarken başın hafif yükseltilmesi, sigara dumanından uzak durulması, dengeli beslenme ve yeterli uyku bireyin alabileceği basit önlemlerdendir" ifadelerini kullandı.
Palandöken: "Ramazan dayanışma ve bereket ayıdır"
07 Şubat 2026 Cumartesi - 09:04 Palandöken: "Ramazan dayanışma ve bereket ayıdır" Ramazan’a sayılı günler kala tüm esnaf teşkilatı için genelge hazırlatan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Ramazan’a artık sayılı günler kaldı. Bu süreçte Konfederasyon olarak TESK çatısı altında, 13 mesleki Federasyon ve 82 Birliğe bir genelge gönderdik. Ramazan ayında vatandaşlarımızın yiyecek ve içecek temininde, fiyatların yüksekliğinden kaynaklanan zorlukların bir nebze de olsa hafifletilmesi amacıyla vecibelerini yerine getirerek yurttaşlarımıza yardımcı olmalarını istedik" dedi. Ramazan paketlerinin esnaf aracılığı ile ihtiyaç sahiplerinin gerçek ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanması gerektiğini söyleyen Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Esnaf dediğimiz kişiler semtinizde tanıdığınız; kasabınız, manavınız, bakkalınız, şarküterinizdir. Elbette herkes imkânları ölçüsünde alışveriş yapacaktır. Ancak insan sağlığını hiçe sayan, gözü dönmüş fırsatçılara itibar edilmemesi, iştahlarının kabartılmaması büyük önem taşıyor. Ramazan ayında en çok tüketilen ürünlerin başında beyaz et, kırmızı et, süt, yoğurt, Ramazan pidesi, yumurta ve tatlılar geliyor. Her yıl olduğu gibi bu dönemde de özellikle cami çevrelerinde ve akşam saatlerinde korsan satıcılar ortaya çıkıyor. Bu nedenle tanıdığınız, bildiğiniz esnaftan alışveriş yaparak hem sağlığınızı hem de ağız tadınızı korumanız gerekiyor. Hayır amacıyla dağıtılacak yardım paketlerinin de yine esnaf aracılığıyla ve gerçekten ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları tespit edilerek hazırlanması önemli. Sadece kolilerin üzerinde reklam yapar gibi hazırlanan paketlerden, gerçek ihtiyaç sahipleri çoğu zaman yeterince faydalanamıyor. Bu nedenle evin gerçek ihtiyacına göre ürün temini çok daha doğru oluyor. Ürünlerin son kullanma tarihlerine mutlaka bakılmalı, yalnızca kutu doldurmak amacıyla yapılan gereksiz alışverişlerden kaçınılmalı" şeklinde konuştu. "Güvenilir ve bilinir alışveriş noktaları tercih edilmeli" Ramazan ayında alışverişlerin bilinir ve güvenilir esnaftan yapılması gerektiğini vurgulayan Palandöken, "Böylelikle Ramazan ayında sofralarınız hem daha güzel olacak hem de tükettiğiniz gıdalar sağlıklı olacak. Semtinizdeki esnaflar sizi tanıdığı, damak tadınızı bildiği için ihtiyaçlarınıza uygun ürünleri temin etmede size destek olacaktır. Bu mübarek ayın huşu içerisinde, sofralarınıza davet edeceğiniz anne, baba, akraba ve yakınlarınızla birlikte güzel bir Ramazan geçirmenizi tavsiye ediyorum. Geleneklerimizin bazıları zamanla azalmış olsa da Ramazan’ın bereketi hâlâ sofralarımızda yaşatılabiliyor. Bizler de bu süreçte esnaflarımızı uyarıyoruz. Birlik ve federasyon başkanlarımız, kendi alanlarını ilgilendiren konularda vatandaşlarımıza yardımcı olacaklar. Fiyat denetimleri ise Ticaret Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından aralıksız şekilde sürdürülüyor. Laboratuvarlarda sağlıksız gıdalar da tespit ediliyor. Ancak en önemlisi, vatandaşlarımızın güvendiği ve bildiği alışveriş noktalarını tercih etmesidir" ifadesini kullandı.
Ankara’da 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler dualarla anıldı
06 Şubat 2026 Cuma - 23:45 Ankara’da 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler dualarla anıldı Ankara’da Kahramanmaraş merkezli "6 Şubat Depremi Anma Programı" düzenlendi. Ankara’da Altındağ Belediyesi Millet Bahçesi’nde, Adıyamanlılar Vakfı Ankara Şubesi ve Adıyaman İl ve İlçeler Eğitim Vakfı iş birliğiyle 6 Şubat depremlerinin 3’üncü yılında anma programı düzenlendi. Program; Kur’an-ı Kerim tilavetiyle depremde vefat edenlerin anılmasıyla başladı. Programda depremin yaşandığı günler hakkında konuşan Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, "Belediye başkanı arkadaşlarım diyorlar ki ‘sen ne yaptığını bilmiyorsun, sen oraya bir sürü para harcıyorsun yarın bir gün çalışanlarının maaşını ödeyemeyecek hale geliyorsun, biraz sosyal medyada görün yeter’. Bir yangın varken ben nasıl düşünebilirim ? Üç ay sonra maaş verebilecek miyim, veremeyecek miyim diye. Dedim ki ben bunu yapamam" ifadelerini kullandı. Programda konuşan dönemin Adıyaman Valisi Mahmut Çuhadar ise, "Samimiyetle ifade etmek isterim ki Adıyaman’ın acısı acım, sevinci sevincim. Bu Adıyaman Valisi olduğu dönemde de böyleydi. Adıyaman Valiliğimden sonraki dönemde de hep böyle olacak. Rabbim bir daha bu milletle böyle acılar yaşatmasın. Bu hepimizin ortak temennisi" diye konuştu. Deprem bölgesinde yaşadıklarını anlatan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın ise, "Gerçekten o kadar anlatacağımız hikayeler var ki. Ve ben şunu çok yaşadım o süreçte. Enkaz altından telefonlar arıyorsunuz. Ve insan olarak aslında gücünüzün de bir yere kadar yettiğini, acizliğinizin de olduğunu bir kez daha görebilirsiniz, Kolay değil, hakikaten içiniz ağlar. Binalar yıkıldı, onun da ötesinde ilk haftanın hatta o ikinci depremde biz orada yaşadık. Ulaştırma Bakanımızla beraber AFAT’ın 3’üncü katında Sayın Valimizle birlikte hep beraber o ikinci depremi de yaşadık. Yani her birimizin kaderi tabii ki Allah tarafından tayin edilmiş. Ama şunu da bilelim ki tam vakti saati gelirse ne zaman, nasıl, nerede karşımıza çıkar bilemeyiz ama elbette o kaderi yaşayacağız. Ama gittikten sonra da en büyük sermaye aslında burada biriktirdiklerimizden öte öbür tarafa gittiğimizde ‘ya Allah razı olsun ne güzel insandı’ dedirtebilmek" şeklinde konuştu. Programa; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Adıyamanlılar Vakfı Ankara Şubesi Başkanı Mehmet Akgül, Adıyaman İl ve İlçeler Eğitim Vakfı Genel Başkanı Şevket Gürsoy ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı.