Yerel Haberler
Ankara
27 Şubat 2026 Cuma - 23:05 AK Parti Ankara Milletvekili Baykoç: "Cumhur İttifakı Alparslan Türkeş’tir, Necmettin Erbakan’dır" AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet Fethan Baykoç, "Cumhur İttifakı Alparslan Türkeş’tir, Necmettin Erbakan’dır. Cumhur İttifakı bugün Devlet Bahçeli’dir, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır" dedi. Ankaralılar Derneği tarafından Ankara’nın Keçiören ilçesindeki Mevlana Spor Merkezi’nde iftar yemeği düzenlendi. Programda konuşan Ankaralılar Derneği Genel Başkanı Hilmi Yaman, "Sizlerle aynı gönül sofrasında buluşmanın büyük onurunu yaşıyoruz. Bu anlamlı programa ev sahipliği yaparak bizleri bir araya getiren Keçiören Belediye Başkanımız Mesut Özarslan’a gönülden teşekkür ediyorum. Ramazan ayı; birlik, beraberlik, paylaşma ve kardeşlik ayıdır" ifadelerini kullandı. Programda konuşan Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan ise, "Dünyamız inanılmaz bir coğrafya değişikliğinden geçiyor, ülkemiz üzerinde oynanan oyunların haddi hesabı bulunmuyor. Yanı başımızda Suriye’sinden, Irak’ından, Kafkaslarına ve Balkanlarına kadar her yeri incelediğinizde Türk milletine olan tehdit açıkça görülmektedir. Bu tehditleri bizler daha öncesinde gördük, o tehditleri Dikmen sırtlarına Gazi Mustafa Kemal Atatürk geldiğinde de, Ankara’nın yiğit seğmenleri elinin tersiyle itip yerle yeksan ettiğini bu millet görmüştür" diye konuştu. Keçiören Belediye Başkanı’nın konuşmasının ardından konuşan AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet Fethan Baykoç ise, "Cumhur İttifakı, 1071’de Sultan Alparslan’dır, 1453’te Sultan Fatih’tir, 1923’te Mustafa Kemal’dir, Cumhur İttifakı Alparslan Türkeş’tir, Necmettin Erbakan’dır. Cumhur İttifakı bugün Devlet Bahçeli’dir, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır, Cumhur İttifakı sizlersiniz" ifadelerini kullandı. Programa; Ankaralılar Derneği Başkanı Hilmi Yaman, AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet Fethan Baykoç, MHP MYK Üyesi Mehmet Ali Tanvıverdi, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
27 Şubat 2026 Cuma - 22:03 "Sazan sarmalı" ile 13 milyonluk vurgun yapan 13 şüpheli tutuklandı Ankara’da ilan sayfası üzerinden "sazan sarmalı" yöntemiyle 13 milyon liralık dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 16 şüpheliden 13’ü tutuklandı. Edinilen bilgiye göre, Ankara’da bir vatandaş, internet sitesinde yer alan konut ilanını görerek ilandaki numara üzerinden şüphelilerle iletişime geçti. Telefonda görüştüğü kişinin yönlendirmesiyle tapu müdürlüğünde gerçek mal sahibiyle bir araya gelen müşteki, ortamın güven vermesi üzerine 13 milyon lirayı şüpheliler tarafından iletilen hesap numarasına gönderdi. Paranın gerçek satıcının hesabına ulaşmadığını fark eden mağdur, "sazan sarmalı" olarak bilinen dolandırıcılık yöntemiyle kandırıldığını anlayarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında talimat üzerine Ankara Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince olayla bağlantısı olduğu belirlenen 16 şüpheli, Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Hatay, Gaziantep, Bursa, Konya ve Şırnak’ta düzenlenen eş zamanlı operasyonlarla gözaltına alındı. Şüphelilere ait banka hesaplarında yapılan incelemede, 2023 ve 2025 yılları arasında 220 milyon lira tutarında para trafiği olduğu anlaşıldı. Şüphelilerden 2’si emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakılırken, 14’ü Ankara Adliyesine getirildi. Soruşturmayı yürüten savcıya ifade veren şüpheliler, tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince sorgulanan şüphelilerden 13’ü "nitelikli dolandırıcılık" suçundan tutuklanırken, 1 şüpheliyse adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
TPAO ile ABD’li enerji şirketi Chevron, petrol alanlarında arama yapmak üzere anlaştı
05 Şubat 2026 Perşembe - 15:42 TPAO ile ABD’li enerji şirketi Chevron, petrol alanlarında arama yapmak üzere anlaştı Türkiye Petrolleri (TPAO) ile Amerika Birleşik Devletleri enerji şirketi Chevron arasında petrol ve doğal gaz alanlarında arama yapmak üzere mutabakat zaptı İmzaladı. Türkiye Petrolleri ile ABD’li enerji devi Chevron, potansiyel petrol ve doğal gaz alanlarında arama ve üretim yapmak üzere bir mutabakat zaptı İmzaladı. Anlaşmaya refakat eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Bu iş birliği anlaşmasıyla ortak arama ve üretim faaliyetleri gerçekleştireceğiz" dedi. TPAO Genel Müdürü Cem Erdem ile Chevron adına Kurumsal İş Geliştirmeden Sorumlu Başkanı Frank Mount İstanbul’da düzenlenen törende imzaları attı. Törene refakat eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Bayraktar, Türkiye Petrolleri olarak bir yandan Gabar’da Karadeniz’de üretimini arttırmayla alakalı yoğun bir şekilde çalışmaların devam ettiğini diğer taraftan da yurt dışındaki fırsatları değerlendirdiklerini söyledi. Farklı coğrafyalarda ortaklıklar yoluyla yeni projeler araştırdıklarını kaydeden Bayraktar, geçen ay Exxonmobil ile yapılan anlaşmanın devreye girdiğini hatırlattı. Bayraktar, bu anlamda ABD’li Chevron ile bir iş birliği anlaşması yaptıklarını ifade ederek "Bu iş birliği anlaşmasıyla ortak arama ve üretim faaliyetleri gerçekleştireceğiz" dedi. Yeni anlaşmalar yapılıp yapılmayacağı ile ilgili bir soru üzerine de "Bu ay içerisinde iki ayrı uluslararası şirketle anlaşma noktasına gelmiş durumdayız. Onları da kamuoyumuzla paylaşacağız. Onlarla da biraz daha spesifik yani net projeleri imza altına almış olacağız" değerlendirmesini yaptı. Türkiye Petrollerinin yeni bir büyüme stratejisi içerisine girdiğinin altını çizen Bayraktar, "Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde hedefimiz, bir milyon varillik bir şirket olabilmek" ifadelerini kullandı.
Pakistan Büyükelçiliği’nde ‘Keşmir Dayanışma Günü’ programı
05 Şubat 2026 Perşembe - 15:25 Pakistan Büyükelçiliği’nde ‘Keşmir Dayanışma Günü’ programı Pakistan Ankara Büyükelçiliği’nde "5 Şubat Keşmir Dayanışma Günü" dolayısıyla program düzenlendi. Pakistan ve Hindistan arasında 1947’den beri anlaşmazlık konusu olan ve üç kez savaşa yol açan Keşmir’de 5 Şubat tarihi "Keşmir Dayanışma Günü" olarak kabul ediliyor. Bu çerçevede Pakistan Ankara Büyükelçiliği’nde "Keşmir Dayanışma Günü" dolayısıyla program düzenlendi. Kur’an- ı Kerim tilaveti ile başlayan program Pakistan Milli Marşı ve İstiklal Marşı’nın okunması ile devam etti. Programda günün anlamına uygun hazırlanan video izletildi. "Türkiye, Keşmir konusunda dünyaya her zaman örnek olmuştur" Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yousaf Junaid, bu toplantıda Türk halkının mazlum Keşmir halkı için bir ses olduğunu ifade ederek, "Buradaki varlığınız, dünyada hâlâ adaletin ve hakkaniyetin var olduğunun bir göstergesidir. Kalpten ve akıldan gelen sözleriniz, sadece kelimeler değil; insanlık, onur ve özgürlük hakkına inanan tüm özgürlük severler için çok değerli mesajlardır. Türkiye, Keşmir konusunda dünyaya her zaman örnek olmuştur. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Türk halkının Keşmir davasına verdiği destek olağanüstüdür. Keşmir meselesi uluslararası platformlarda gündeme geldiğinde, Keşmirliler davalarının en güçlü şekilde dile getirildiğini hissetmiştir. Bu dostluk için Türkiye’ye minnettarız" dedi. "Bu zulüm Hindistan’ın Keşmir’i elinde tutmak istemesinden kaynaklanıyor" Bu dayanışma gününün adaletsiz bir eylemden doğduğunu söyleyen Junaid, "1947’deki bölünme sırasında, Müslüman çoğunluklu bölgelerin Pakistan’a, Hindu çoğunluklu bölgelerin Hindistan’a katılması öngörülmüştü. Ancak Keşmir’in Maharajası yasa dışı şekilde Hindistan’a katıldı. Halk bunu reddetti, ayaklandı ve kısa sürede Keşmir’in yarısı özgürleşti. Hindistan Birleşmiş Milletlere başvurdu ve barış istedi. BM’de Keşmirlilere adil ve tarafsız bir referandumla kendi geleceklerini tayin hakkı verileceği kabul edildi. Hindistan bunu kabul etti, fakat bugüne kadar uygulamadı. Bunun yerine vadide baskı ve terör uygulandı ve hâlâ devam ediyor. Milyonlarca Keşmirli şehit oldu. Kadınlara tecavüz edildi, çocuklar işkence gördü, evler yıkıldı, insanlar yasa dışı şekilde tutuklandı. Bu zulüm, Hindistan’ın Keşmir’i zorla ve gayrimeşru şekilde elinde tutmak istemesinden kaynaklanıyor" şeklinde konuştu. "Pakistan terörle mücadelede yalnız değildir" TBMM Pakistan-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı ve Gaziantep Milletvekili Ali Şahin, terörle mücadelede Pakistan’ın yalnız kalmayacağını vurgulayarak, "Pakistan terörle mücadelesinde ve Keşmir mücadelesinde Asla yalnız kalmayacak, yalnız yürümeyecek. Türkiye’deki Türk kardeşleri de hem terörle mücadelesinde hem de Keşmir mücadelesinde Pakistanlı kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Keşmir fiziki anlamda Anadolu’ya, Anadolu insanına her ne kadar çok uzak olsa da ruhani anlamda, manevi anlamda sıfır kilometremizde olan bir coğrafya. Keşmir’in 1948 yılından bu yana neler yaşadığını, hangi acılara maruz kaldığını, hangi travmalara maruz kaldığını Anadolu insanları olarak burada çok yakından hissediyor ve takip ediyoruz, yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. "Keşmir, Türkiye’nin Çanakkale’sidir" Hindistan’ın kendini dünyaya tanıttığı gibi davranmadığını ifade eden Şahin, "Hindistan kendisini dünyanın en büyük demokrasisi olarak tanıtıyor. En büyük demokrasisi olarak tanıtan bir ülkenin insan hakları, hukukun üstünü, demokrasinin o vazgeçilmez unsurları dediğimiz uluslararası hukuka saygı, insan hakları, bireysel haklar, konuşma özgürlükleri, basın özgürlükleri gibi bütün bir özgürlükleri tamamen ortadan kaldırıp Keşmir’i adeta bir kapalı cezaevi haline, açık bir cezaevi haline getirmesini çok anlamlı bulmadığımızı söylemek istiyoruz. Türkiye açısından Keşmir bizim Cumhurbaşkanımızın Recep Tayyip Erdoğan’ın tanımlamasıyla Keşmir Türkiye’nin bir Çanakkale’sidir. Çanakkale mücadelemizde Pakistan halkı bizim yanımızdaydı. Hindistan Hint Müslümanları bizim yanımızdaydı. Bugün de biz Keşmir’i Türkiye’nin bir Çanakkale’si olarak kabul ederek Keşmir’in yanındayız. Keşmirli kardeşlerimizin ve Keşmir mücadelesinde Pakistanlı kardeşlerimizin yanındayız" diye konuştu. Programa Eski Türkiye Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Selçuk, Emekli Büyükelçi Numan Hazar, TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı Burhan Kayatürk, Pakistan’ın Türkiye Büyükelçisi Dr. Yousaf Junaid, TBMM Pakistan-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı Gaziantep Milletvekili Ali Şahin ve davetliler katıldı.
AFAD Başkanı Pehlivan: "6 Şubat depremlerinin ardından 455 bini aşkın kalıcı konut ve iş yeri inşa edilmiştir"
05 Şubat 2026 Perşembe - 15:05 AFAD Başkanı Pehlivan: "6 Şubat depremlerinin ardından 455 bini aşkın kalıcı konut ve iş yeri inşa edilmiştir" Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Ali Hamza Pehlivan, "6 Şubat 2023 depremlerinin hemen ardından yürütülen iyileştirme ve yeniden inşa süreci kapsamında 455 bini aşkın kalıcı konut ve iş yeri inşa edilmiştir" dedi. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Özel Temsilcisi ve Afet Riskini Azaltma Ofisi Başkanı Kamal Kishore, Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3. yıl dönümü vesilesiyle AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan’ı ziyaret etti. Türkiye’nin yürüttüğü dünyanın en büyük iyileştirme ve yeniden inşa çalışmaları ile afet risklerinin azaltılmasına yönelik küresel iş birliği fırsatlarının ele alındığı görüşme öncesi Pehlivan ile Genel Sekreter Kishore açıklamalarda bulundu. "6 Şubat depremleri, önleyici yaklaşımların benimsenmesinin ehemmiyetini bir kez daha ortaya koymuştur" Afetlerde önleyici risklerin benimsenmesinin önemine değinen AFAD Başkanı Pehlivan, "6 Şubat depremleri, yalnızca Türkiye için değil, tüm dünya için afet risklerinin azaltılmasının, risk odaklı ve önleyici yaklaşımların benimsenmesinin ehemmiyetini bir kez daha ortaya koymuştur. Depremler başta olmak üzere iklim ve jeolojik kaynaklı afetlerin dünya genelinde giderek artan etkileri kalkınma süreçlerinin artık risk bilgisine dayalı, kapsayıcı ve dirençlilik temelli bir anlayışla ele alınmasını kaçınılmaz bir zorunluluk kılmaktadır" dedi. "Dirençli şehirler ve dirençli toplumlar inşa etme yolundaki kararlılığımızı sahada büyük bir azimle sürdürmekteyiz" Çalışmalarındaki kararlıklarını sürdürmeye devam edeceklerini söyleyen Pehlivan, "2015-2030 yıllarını kapsayan Birleşmiş Milletler Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi bizlere şunu açıkça ifade etmektedir: Doğru politikalar, güçlü bir yönetişim mekanizması, bilim temelli risk analizleri ve toplumun tüm kesimlerini içine alan katılımcı yaklaşımlar sayesinde afet kaynaklı kayıplar önemli ölçüde azaltılabilir. Bu çerçeve aynı zamanda Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma amaçlarına ulaşılmasının da temel dayanak noktalarından biridir. Türkiye olarak bizler, Sendai Çerçevesi ve Sürdürülebilir Kalkınma amaçları doğrultusunda afet risklerinin azaltılmasını ulusal kalkınma politikalarımızın ayrılmaz, koparılamaz bir parçası olarak görmekteyiz. Bu bağlamda dirençli şehirler ve dirençli toplumlar inşa etme yolundaki kararlılığımızı sahada büyük bir azimle sürdürmekteyiz" ifadelerini kullandı. "455 bini aşkın kalıcı konut ve iş yeri inşa edilmiştir" 450 binden fazla kalıcı konutun inşa edildiğine değinen Pehlivan, "6 Şubat 2023 depremlerinin hemen ardından yürütülen iyileştirme ve yeniden inşa süreci, ‘daha iyisini yeniden inşa etme’ ilkesini esas alan, riskleri kökten azaltmayı ve gelecekteki muhtemel kayıpları önlemeyi hedefleyen bütüncül bir anlayışla sürdürülmektedir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği ve kurumlarımızın en üst düzeydeki etkin koordinasyonu sayesinde, tarihin en büyük toplu konut seferberliği başlatılmış; yüksek standartlarda ve depreme dayanıklı yüz binlerce konut ve iş yeri, görülmemiş bir hızla inşa edilmiştir. Bu kapsamda depremlerden etkilenen, konutları yıkılan ya da ağır hasar gören ve hak sahipliği işlemleri AFAD Başkanlığımız tarafından yapılan depremzedelerimiz için Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, TOKİ Başkanlığı, Emlak Konut ve Yapı İşleri Genel Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar çerçevesinde 455 bini aşkın kalıcı konut ve iş yeri inşa edilmiştir" diye konuştu. "Türkiye’de afet yönetimi, güçlü bir kurumsal yapı dahilinde yürütülmektedir" Türkiye’nin afet yönetiminde öncü ülkeler arasında yer aldığını kaydeden Pehlivan, şunları dedi: "Türkiye’de afet yönetimi, güçlü bir kurumsal yapı dahilinde yürütülmektedir. AFAD, İçişleri Bakanlığımıza bağlı olarak faaliyetlerini icra etmekte. Bununla birlikte bütün bakanlıklarımız, yerel yönetimlerimiz, akademi dünyamız ve sivil toplum kuruluşlarımız arasında etkin bir koordinasyon sağlanmaktadır. AFAD olarak temel önceliğimiz; kriz yönetimi yerine risk yönetimini hayata geçirmektir. Afeti, risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme safhalarıyla bir bütün olarak görerek; ‘Bütünleşik Afet Yönetimi’ modelinin ülkemize özgü izdüşümü olan 360 Derece Türkiye Afet Yönetim Sistemi’ni kurmak, uygulamak ve geliştirmektir. Bu zincirin halkaları arasında risk azaltma bizim stratejik önceliğimizdir ve bu yaklaşım Sendai Çerçevesi ile tam bir uyum içerisindedir. Türkiye’de afet riskinin azaltılması, kalkınma gündemimizin asli bir unsurudur. Ulusal düzeyde uyguladığımız ‘Türkiye Afet Risk Azaltma Planı’ (TARAP), risk analizini sektörel politikalar ve kamu yatırımlarıyla harmanlayan stratejik bir çerçeve sunmaktadır. 2021 yılından bu yana TARAP’ın yereldeki yansımaları, ‘81 İl Risk Azaltma Planı’ (İRAP) aracılığıyla titizlikle hayata geçirilmektedir. Bu planlar, yereldeki sahiplenmeyi perçinlemekte, kurumsal koordinasyonu güçlendirmekte ve ulusal önceliklerimizi sahada somut eylemlere dönüştürmektedir. Böylelikle kalkınma kazanımlarımızı korumayı, kamu kaynaklarımızı akılcı ve sorumlu bir şekilde kullanmayı hedeflemekteyiz. Ülkemizin dört bir yanında çok sayıda gözlem istasyonundan teşekkül eden Ulusal Deprem Gözlem Ağı’nı 7 gün 24 saat çalıştırmakta, verilere birinci elden ve hızla ulaşarak analiz edebilmekteyiz. Buna ek olarak AFAD tehlike analizi, risk modellemesi ve yenilikçi çözümler üretilmesi amacıyla üniversiteleri ve araştırma kuruluşlarını bir araya getiren ‘Ulusal Deprem Araştırma Programı’nı büyük bir titizlikle koordine etmektedir." "Yaklaşık 20 aylık bir sürede 300 dere yatağında 22 milyon metreküpün üzerinde malzeme temizliği gerçekleştirilmiştir" Çoklu tehlike anlayışıyla hareket ettiklerini dile getiren Pehlivan, "Türkiye’de afet riskleri ‘çoklu tehlike’ karakteri taşımaktadır. Bu sebeple çalışmalarımız sadece depremi değil, selleri, heyelanları, çığları ve diğer tüm tehlikeleri kapsamaktadır. AFAD ile Devlet Su İşleri (DSİ) arasında imzaladığımız protokol kapsamında özellikle taşkın riskinin yüksek olduğu Karadeniz Bölgemiz başta olmak üzere dere ıslahı ve taşkın risk azaltma projeleri hayata geçirilmiştir. Yaklaşık 20 aylık bir sürede 300 dere yatağında 22 milyon metreküpün üzerinde malzeme temizliği gerçekleştirilmiştir. Bunun yanı sıra heyelan önleme, yamaç stabilizasyonu, kaya düşmesi ve çığ önleme projeleri devreye alınmış; Karadeniz’de kurduğumuz ‘Taşkın Erken Uyarı Sistemleri’ Afet Yönetim Merkezimizle entegre edilmiştir. Tüm bu gayretimiz, afetler meydana gelmeden önce kayıpları durdurmak ve insanımızı korumak içindir" diye konuştu. "AFAD, her alanda operasyon yürüten küresel bir aktördür" AFAD’ın dünyanın her noktasında zor durumdaki insanlara ulaştığını ifade eden Pehlivan, "AFAD bugün beş kıtadaki 84 ülkede; 13 afet ve acil durum türünde, depremden sele, kıtlıktan karmaşık insani krizlere kadar her alanda operasyon yürüten küresel bir aktördür. Hızlı konuşlanma ekiplerimiz, acil yardım malzemelerimiz, geçici barınma çözümlerimiz, STK’lar ile birlikte sağladığımız insani yardımlarımız, uluslararası paydaşlarımızla koordinasyon içerisinde binlerce insana ulaşmaktadır" dedi. "Türkiye’deki kadar geniş ölçekli ve kısa zaman içerisinde yeniden inşa ve toparlanma faaliyetini daha önce hiçbir yerde görmedim" Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Özel Temsilcisi ve Afet Riskini Azaltma Ofisi Başkanı Kamal Kishore ise, "AFAD’ın yürüttüğü çalışmalar çerçevesinde ‘asrın felaketi’ olarak adlandırılan bu hadise asrın dayanışmasına dönüşmüştür. 30 yıldan daha fazla süredir risk azaltma alanında çalışan bir profesyonel olarak pek çok afet ve depreme şahit oldum. Öncesinde ve sonrasındaki çalışmaları yakından takip ettim. Türkiye’deki kadar geniş ölçekli ve kısa zaman içerisinde yeniden inşa ve toparlanma faaliyetini daha önce hiçbir yerde görmedim. Bu kısa süre içerisinde 455 binden fazla kalıcı konut ve iş yerinin tamamlanması muazzam bir başarı. Bu ziyaret vesileyle bu bölgelere giderek çalışmaların ne şekilde gerçekleştirildiğini, koordinasyonundan hayata geçirilmesindeki kaynak tahsisine, sahadan uygulanmasına kadar tüm aşamalarını yakinen takip edip, buradan çıkarılacak dersleri, iyi uygulama örneklerini, dünyanın geri kalanı için de örnek teşkil etmesi çabasında olacağız. Türkiye’nin bu tecrübesinin bütün dünyada öğretici bir çabaya dönüşmesi lazım" ifadelerini kullandı.
AK Parti Genel Başkan Vekili Elitaş: "Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zaman mevsimsel olarak kasım ayı, 2027 yılı Kasım ayı içerisinde"
05 Şubat 2026 Perşembe - 14:47 AK Parti Genel Başkan Vekili Elitaş: "Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zaman mevsimsel olarak kasım ayı, 2027 yılı Kasım ayı içerisinde" AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, genel ve yerel seçimlerin yapılabileceği tarihlere ilişkin, "Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zamanın mevsimsel olarak kasım ayı olabileceğini söylüyorum. 2027 yılı Kasım ayı içerisinde. 25 seçimi yaşamış birisi olarak söylüyorum" dedi. AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, Türkiye Basın Federasyonu’nun düzenlediği ‘Anadolu Sohbetleri’ programında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Milletin oylarıyla tescil edilmiş bir anayasaya ihtiyaç olduğunu söyleyen Elitaş, "Cumhurbaşkanımızın açıkladığı bir heyet vardı. Bu heyet 12-13 toplantı yaptı. Herhalde 10 Şubat tarihinde bir toplantı gerçekleştireceğiz. Şu anda 50 artı 1 ile ilgili herhangi bir görüşme, tartışma söz konusu değil. Şu anda madde yazımına geçilmedi. Türkiye anayasa tecrübesi olan ilk ülkelerden biri. Biz de bunu en iyi şekilde ülkemiz insanına faydalı olacak ve uzun yıllar anayasayı tartışmaz hale getirmek kanaatinde oluruz diye düşünüyorum. Dünyadaki en uzun anayasalar içerisinde bizim anayasamız. Kanun metni gibi anayasa metni olmamalı. Bazı maddeler yönetmelik metni gibi. Sık sık değiştirilme ihtiyacı hasıl oluyor. Daha az maddeleri olan ve öz satırlı bir anayasa olmalı. Benim şahsi fikrim bu" diye konuştu. "Umut hakkı konusuna dair konuşmak erken olur" Umut hakkı konusuna değinen Elitaş, "Parlamento bunu değerlendirir ve kamuoyuyla sonuç ortaya çıkar. Anayasa değişikliği için 360 milletvekilinin aynı yönde oy vermesi referandumla ortaya çıkıyor, 400 milletvekilinin aynı yönde oy vermesi referandumsuz ortaya çıkıyor. Bu rapor da parlamentoya sunulacak. Parlamentodaki milletvekillerinin her birinin özgür iradesi var, seçim bölgeleri var. Ona göre değerlendirmeler yapıyorlar. Şu anda bu konuyla ilgili konuşmak erken olur" ifadelerini kullandı. "Özel’in haftalık olağan bilgi verme toplantılarından uzaklaşması gerek" Özgür Özel’in erken seçim istemesi hakkında konuşan Elitaş, "Özgür Özel’in de erken seçim kanaatinde olduğu ile ilgili kanaatte değilim. Özel’in haftalık olağan bilgi verme toplantılarından uzaklaşması gerekir. Özgür Özel’in dediğine bakmayın, eş başkanın ötesindeki kişinin söylediklerine bakın. 2024 seçimlerinden sonra Özel erken seçim yok diye ısrar etmesine rağmen liderleri engel oldu bu işe. Haziran 2024 tarihindeki yaptığımız ikinci görüşmede de aynı şeyi beyan etmesine rağmen 1 gün sonra genel başkanın yardımcıları bir açıklama yaptı ‘erken seçim istiyoruz’ diye. 1 hafta sonra da Özel açıklama yapmak zorunda kaldı. Yani Özel’in sözünü yedirtiyorlar. Onun için şu anda grup başkanı statüsüne belki gelmiş olabilir" diye konuştu. "Benim kanaatim 2028 ve 2029’daki seçimlerin öne çekilmesi" Genel ve yerel seçimlerin yapılabileceği tarihlere değinen Elitaş, "Türkiye iklimiyle ilgili 2009 yılı 26 Mart’ta rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, yerel seçim aşamasında kötü hava şartları münasebetiyle diye bildiğimiz ama farklı şekilde değerlendirilen seçim çalışmaları noktasında şehit oldu. Hem yerel hem genel seçimlerin en iyi iklimi ekim, kasım ayları. Okulların başladığı, ailelerin tatilden geldiği, hava şartlarının uygun olduğu, mevsim normallerinin olduğu bir zamanın olması gerekir diye düşünüyorum. Yerel seçimler için de söylüyorum, o süreçtir. Seçim, 14 Mayıs’tan önceki pazar günü olacak. 2028 yılı için resmi tarih 7 veya 8 Mayıs ediyor. Seçim kanununda ’5 yıl içinde yapılır. Bir önceki oy verme gününden önceki pazar günü oy verme günüdür’ diyor. Yani her sene 1 hafta önceye gelecek şekilde yapılmış. Yerel seçimlerde de ’Mart ayının son pazar günü oy verme günüdür’ diye ifade ediliyor. Benim kanaatimce 2029’dakini öne çekmek, ekim veya kasım, 2028 yılındakini de mayıstan öne çekmek. Yine nisan var, çamurlu bir dönem. 2029’dakini de öyle olsun diye düşünüyorum. O anayasa değişikliği ile olabilir. Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zamanın mevsimsel olarak kasım ayı olabileceğini söylüyorum. 2027 yılı Kasım ayı içerisinde. 25 seçimi yaşamış birisi olarak söylüyorum" açıklamasında bulundu. "Milletten yetkisini almış bir iktidarın erken bırakması doğru değildir" Bir basın mensubunun MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ‘Erken seçim ahmaklıktır’ sözlerini hatırlatması üzerine Elitaş, "Erken seçim, sürenin 2028 yılı 8 Mayıs tarihinde bittiği dönemde milletten yetkisini almış bir iktidarın önceden bırakması doğru değil. Şu anda seçimlere 2 yıldan fazla bir zaman var. 27 ay öncesi seçim istemek, Bahçeli’nin tabir ettiği şekilde doğrudur. Teknik meselelerden dolayı birkaç ay veya hafta öne alınması, seçimin yenilenmesi adını taşımaktadır. Zaten bu yapılan işler anayasamızda da seçimin yenilenmesiyle ilgili hüküm mevcut" dedi. "Epstein dosyalarında da FETÖ’nün işleriyle ilgili şeyler açıklanıyor" FETÖ içindeki bölünmeler üzerine af dileyenlerle ilgili Elitaş, "O terör örgütüdür. Bu milletin alın teriyle alınmış silahları, edevatı milletin iradesine karşı yürüten bir örgütün temsilcileridir. Başkalarının oyuncağıdır. O terör örgütünün elebaşlarının affedilmesi benim vicdanımı yaralar açıkçası. Ben böyle bir şey olmadığını düşünüyorum. Yeniden yargılanmayla ilgili başka konular değerlendirilebilir ama öncülerinin yaptığı işin affedilmesinin mümkün olmadığını düşünüyorum. Epstein dosyalarında da FETÖ’nün işleriyle ilgili şeyler açıklanıyor" değerlendirmesinde bulundu. "Zirve, ister İstanbul’da olsun ister Umman’da bölgemizde huzur istiyoruz" İran ile ABD arasında yaşanan gerilim sonrası zirvenin Türkiye’den Umman’a taşınmasını değerlendiren Elitaş, "İster İstanbul’da olsun, ister Umman’da olsun biz bölgemizde huzur istiyoruz. İran’da yapılacak her türlü farklılık Türkiye’yi huzursuz ediyor. Çünkü en yakın komşumuz. Tarihi, dini bağlarımız var. Hem Cumhurbaşkanımızın hem de Dışişleri Bakanımızın bir diplomasi yürüttüklerini biliyoruz. Hem İran heyetiyle hem de Amerika Birleşik Devletleri’nin heyetleriyle önemli görüşmeleri var. İnşallah istikrara ulaşır diye düşünüyorum" diye konuştu. "En düşük emekli maaşının yeterli olduğunu söylemek mümkün değil" En düşük emekli maaşına yapılan düzenlemeye değinen Elitaş, "En düşük emekli maaşı ile ilgili konu; piyasa ortada belli. Yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Asgari ücret devletin cebinden çıkan bir şey değil ama sonuçları 86 milyonu etkilediği için devlet hakem olarak giriyor. Asgari ücret tamamen özel sektörde çalışanlarla ilgili. Özel sektörde istihdam edilen kişi 28 bin 75 liradan aşağıya çalıştırılamaz. Kayseri’deydim, iş adamları hem mavi hem beyaz yakada çalıştıracak insan bulamadıklarını söyledi. İşsizlik oranı aralık ayında yüzde 7.7’ye gelmiş. İnternetten, sosyal medyadan gelir elde eden bir gençlik var, sanıyorum ki çalışmak istemeyen bir kitle. En düşük emekli maaşına devletin doğrudan doğruya ödediği, aslında bu sigorta primlerinin bir havuzda biriktirilip biriken havuzdan paylaşılması. Ödenen para, havuzda biriken paranın biriktirenlere iade edilmesi. 17 milyon kişinin biriktirdiği para kendilerine yetmediği için devlet buna en düşük maaşı farklı bir şekilde yapmış. Kanuna göre 12,65 artırılması gereken ki bunu ilk defa biz 2023 yılında yaptık biliyorsunuz. Memur emeklilerinin 18,61 olan rakamına eşitlendi. Olay bu. Memur emeklisine 18,61 zam yapılırken, işçi ve Bağkur emeklisine 12,61 yapılacaktı. Biz bunu eşitledik. Yani en düşük emekli maaşını eşitlemiş olduk. En düşük emekli maaşıyla ilgili kısım hakikaten geçim diye düşündüğümüz takdirde zor bir iş. İnşallah bu konuyla ilgili önümüzdeki günlerde süreçte ortaya çıkacak" dedi. Yapılan konuşmaların ardından pasta kesilerek Mustafa Elitaş’ın doğum günü kutlandı.
Devlet Memurları Konfederasyonu 6 Şubat depreminde hayatını kaybedenler için lokma hayrı yaptı
05 Şubat 2026 Perşembe - 14:29 Devlet Memurları Konfederasyonu 6 Şubat depreminde hayatını kaybedenler için lokma hayrı yaptı Devlet Memurları Konfederasyonu tarafından Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te yaşanan depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlar için Kuğulu Park’ta lokma hayrı yapıldı. 6 Şubat 2023’teki deprem felaketinin üzerinden 3 yıl geçti. Yaşanan felakette hayatını kaybedenler için Devlet Memurları Konfederasyonu tarafından Ankara’daki Kuğulu Park’ta lokma dağıtılarak, fotoğraf sergisi düzenlendi. 6 Şubat deprem felaketinin acılarını tekrar gündeme getirmek istediklerini ifade eden Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Sekreteri Tuncay Cengiz, "İçimiz yanıyor. Aradan geçen 3 yıllık süreye rağmen kaybettiğimiz vatandaşlar, orada yaşanan acılar ve trajediler bizlere çok şey öğretti. O gün birlik ve beraberlik içerisinde tüm ülke olarak, devlet ve millet olarak beraberliğimizi ve dayanışmamızı gösterdik. Bugün de yine aynı şekilde bizler aynı dayanışmayı, aynı birlik ve beraberlik ruhunu yaşatmaya çalışıyoruz. Allah inşallah böyle felaketleri ülkemize bir daha yaşatmaz" dedi. "Deprem değil, çürük binalar öldürüyor" Depremin değil çürük binaların öldürdüğünü vurgulayan Cengiz, "Bizler kamu çalışanları olarak gerek denetim görevlerimizde, gerek mühendislik hizmetlerimizde dikkat etmemiz gereken çok şeyler olduğunu biliyoruz. Gerek şehir planlamaları, gerekse inşaatların yapım teknikleri konusunda. Şu an içinde bulunduğumuz döneme baktığınız zaman ilerlemiş bir teknoloji içerisinde mühendislik hizmetlerinin artık en uç seviyeye çıktığı bir dönemde bizler kamu çalışanları olarak üzerimize düşen görevi yerine getirmeye hazırız" şeklinde konuştu.