Yerel Haberler
Ankara
ATO Başkanı Baran: "Millet egemenliğinin karargahı Meclisimiz ve çocuklarımız, yarınlarımızın en güçlü teminatıdır" 22 Nisan 2026 Çarşamba - 13:50:30 Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajda, "Millet egemenliğinin karargahı Meclisimiz ve çocuklarımız, yarınlarımızın en güçlü teminatıdır. İş dünyası olarak istiklal ve istikbalimizi daha sağlam temeller üzerine inşa etmek, gelecek nesillerimizi daha güçlü yarınlara taşımak için çalışıyoruz" dedi. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılışının 106’ncı yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Mesajında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün millet egemenliğinin simgesi olan bu anlamlı günü çocuklara armağan etmesinin genç nesillere duyduğu güven ve güçlü vizyonunun bir göstergesi olduğunu belirten Baran, "Millet egemenliğinin karargahı Meclisimiz ve çocuklarımız, yarınlarımızın en güçlü teminatıdır. İş dünyası olarak istiklal ve istikbalimizi daha sağlam temeller üzerine inşa etmek, gelecek nesillerimizi daha güçlü yarınlara taşımak için çalışıyoruz. Türk milletinin bağımsızlık iradesini tüm dünyaya ilan ettiği 23 Nisan 1920, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı en önemli dönüm noktalarından biridir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu anlamlı günü çocuklarımıza armağan etmesi, tam bağımsızlık meşalesini genç nesillere emanet etme kararlılığı ve güçlü vizyonunun göstergesidir. ‘Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ şiarıyla kurulan, millet egemenliğinin karargahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve çocuklarımız, yarınlarımızın en güçlü teminatıdır" dedi. "Vatan uğruna can veren tüm aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyorum" Son dönemde okullarda yaşanan olaylara ve dünyanın farklı bölgelerinde devam eden savaş ve çatışmalara değinen Baran, "Başkentimizin iş dünyası temsilcileri olarak çocuklarımızın hayallerini katma değere dönüştüren, üretim, teknoloji ve inovasyonla ekonomiye yön veren güçlü girişimciler olarak yetişmesi için çalışıyoruz. Yapay zekadan yeşil ekonomiye kadar her alanda donanımlı, milli ve manevi değerlerine bağlı bir neslin ülkemizi küresel rekabette en üst sıralara taşıyacağına inanıyoruz. Çocukların sadece bayram neşesiyle gülümsediği, savaşın ve şiddetin gölgesinden uzak, huzur dolu bir dünya temennisiyle başta TBMM’nin ilk başkanı ve cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere vatan uğruna can veren tüm aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyorum. Tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun" ifadelerini kullandı.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 13:46 İçişleri Bakan Danışmanı Veteriner Hekim Ahmet Yavuz Karaca: İçişleri Bakan Danışmanı Veteriner Hekim Ahmet Yavuz Karaca, eski modelle 5 yıllık ortalama 260 bin kısırlaştırma oranına rağmen hayvan popülasyonunun kontrol altına alınamadığını ifade ederek, "Bunun üzerine kanun koyucu gazi Meclisimiz, sizler ’kısırlaştır-rehabilite et-yerinde muhafaza et’ modeline geçti. 5199 sayılı Kanun’un uygulamaları; taraf olduğumuz Avrupa Hayvan Hakları Sözleşmesi’nde de ilgili hükümler var" dedi. Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu toplandı. Toplantının başında AK Parti, CHP, DEM Parti ve İYİ Parti milletvekilleri arasında tartışma yaşandı. Tartışma sonrası İçişleri Bakan Danışmanı Veteriner Hekim Ahmet Yavuz Karaca, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklerin sahaya yansımalarına ilişkin milletvekillerine sunum yaptı. Karaca, AK Parti’nin 2014 yılında yaptığı değişiklikle ’yakala-kısırlaştır-bırak’ modelinin uygulanmaya başlandığını hatırlatarak, bu modelin insan, hayvan, çevre sağlığı açısından açık bir şekilde problemler oluşturduğunu söyledi. Karaca, "Bu model, eğer siz ilk yılda popülasyonun yüzde 70’ini kısırlaştırırsanız başarıya ulaşır. 5 yıllık ortalama 260 bin kısırlaştırma oranına rağmen bir yol alınamadı. Hayvan popülasyonu kontrol altına alınamadı. Bunun üzerine de kanun koyucu gazi Meclisimiz, sizler ’kısırlaştır-rehabilite et-yerinde muhafaza et’ modeline geçti. 5199 sayılı Kanun’un uygulamaları; taraf olduğumuz Avrupa Hayvan Hakları Sözleşmesi’nde de ilgili hükümler var" ifadelerini kullandı. Köpeklerden insanlara ve diğer canlılara 300 çeşit hastalık bulaşabileceğini belirten Karaca, "Bunlardan başlıcası kuduz. 2014’te kuduzla temas sayısı 197 bin 125. 2024’te bu sayı 500 binlere gelmiş. Bir kişi için minimum üç doz aşı yapılıyor. Bir doz aşının bedeli 10 dolar. Türkiye, maalesef ki dünyada kuduzda yüksek riskli ülkeler arasında. Yüksek riskli diyorum dikkatinizi çekeyim. Almanya’dan, Hollanda’dan veyahut da dünyanın herhangi bir yerinden bir turist kalkıp geldiğinde kuduz riskli ülkeye gittiğini kabul ve taahhüt ederek geliyor. Biz bunu İstanbul’da yaşadık. 2008 yılında Topkapı Sarayı’nın önünde bir turisti bir köpek ısırdı ve kuduz çıktı. İstanbul’da 1999 yılında 131 noktada kuduz vardı, şu anda kuduz vakası yok" şeklinde konuştu. Karaca, sahipsiz hayvanlarla ilgili birlikler kurulduğunu kaydederek, "51 ilimizde ya da mevcut bir birlik varsa onun tüzüğünü değiştirerek bunun üzerine hızlı bir şekilde aksiyon alıp 3 ay içerisinde bitirdik. Gördüğünüz gibi bunu deprem bölgesinde kullanımı tamamlanmış konteynerleri kullanarak yaptık" dedi. Karaca, hayvanların önce parazit tedavilerinin yapıldığını ve daha sonra aşılandığını kaydederek, "81 ilde 11 milyon 668 bin 67 metrekare alanda bakım ve doğal yaşam alanları bitirildi. 4 milyonluk alanda inşaat var. 9 milyon 750 bin metrekarelik alanda da proje var. 5199 sayılı Kanun ve yönetmelik küçük hayvanlar için 8, büyük hayvanlar için 10 metrekare yer önerse de şu an mevcut alanlarımızın ortalamasına baktığımızda bu alanlar 20-30, hatta bazı illerimizde 50’ye kadar çıkmaktadır. Batman’da var, Kahramanmaraş’ta var şu an" ifadelerini kullandı.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 13:45 Bakan Tekin: "23 Nisan, milletimizin istiklal mücadelesini anlamla taçlandırdığı bir gündür" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "23 Nisan, milletimizin istiklal mücadelesini anlamla taçlandırdığı, egemenlik bilincini çocuklarımıza emanet ettiği ve dünya çocukları arasında dostluk ve kardeşlik köprülerinin kurulduğu müstesna bir gündür" dedi. Bakan Tekin, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Mesajında 23 Nisan’ın Türk milletinin istiklal mücadelesindeki en anlamlı günlerden birini olduğunu belirten Tekin, çocukları geleceğin teminatı olarak gördüklerini ifade etti. Geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına da değinen Bakan Tekin, bu saldırılar için gerekli adımların ivedilikle atılacağını belirtti. "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarımızda yaşanan menfur silahlı saldırılar, hepimizi derin bir üzüntüye sevk etmiştir" Okullara yönelik saldırıların ivedilikle aydınlatılacağını ifade eden Bakan Tekin, "Aziz milletimiz, değerli eğitim ailemiz, sevgili çocuklar. Yüce Meclisimizin açılışının 106’ncı yıl dönümünde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir sorumluluk bilinciyle idrak ediyoruz. Ancak bu yıl, kalbimizi derinden yaralayan hadiselerin gölgesinde bu anlamlı günü karşılıyoruz. 14 Nisan’da Şanlıurfa’da ve 15 Nisan’da Kahramanmaraş’taki okullarımızda yaşanan menfur silahlı saldırılar, hepimizi derin bir üzüntüye sevk etmiştir. Hayatını kaybeden evlatlarımıza ve fedakar öğretmenimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Aziz milletimiz müsterih olsun; çocuklarımızın güvenliği için gereken her adım atılacak, hiçbir ihmal alanı karşılıksız bırakılmayacak, hiçbir risk unsuru göz ardı edilmeyecektir. Bu acı hadiseler, eğitim ortamlarının güvenliğine dair sorumluluğumuzu her yönüyle yeniden değerlendirme ve daha güçlü tedbirler alma kararlılığımızı pekiştirmiştir. Bilimin rehberliğinde sağduyuyla ve kararlılıkla hareket ederek, evlatlarımız için daha güvenli eğitim ortamları tesis etmeyi en öncelikli vazifemiz olarak görüyoruz" dedi. "Devlet ve millet el ele, şefkat ve güven iklimini kuvvetlendirmek istiyoruz" Her türlü sosyal ve psikolojik sorunu Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve toplumla birlikte aşabileceklerinin altını çizen Tekin, "Bu süreç, evlatlarımızın dünyasına daha yakından bakmayı zaruri kılmaktadır. Her hadisenin merkezinde onların incinen kalbi, sessizce anlaşılmayı bekleyen iç dünyası yer alır. Çocuk; görülmek, duyulmak ve olduğu haliyle kabul görmek ister. Kalbine dokunulan her çocuk, hayata daha güçlü tutunur. Zamanın hızlanan ritmi, kalabalıkların ortasında büyüyen bir yalnızlığı da beraberinde getirmektedir. Modern zamanın hızla değişen yapısı yalnızca yetişkinleri değil, çocuklarımızı da derin bir yalnızlıkla karşı karşıya bırakmakta ve onları kalabalıklar içinde sessizleştiren, görünmez kılan bir iklim üretmektedir. Bu durum karşısında evlatlarımızın kendilerini yalnız hissetmediği, gönül coğrafyamızda sahici bağlar kurabildiği bir iklim inşa etmek hepimizin mesuliyetidir. Bencilliği ve şiddeti büyüten her türlü sosyal, psikolojik ve dijital zemini dönüştürerek devlet ve millet el ele, şefkat ve güven iklimini kuvvetlendirmek istiyoruz. Nitekim bu bağlamda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’yle işaret ettiğimiz ve müfredatın odağına yerleştirdiğimiz ’iyi insan’ idealinin tahkimi için son derece kararlıyız. Bu ideal; ahlaklı ve erdemli, milleti ve insanlık için iyi, doğru ve güzel olanı yapmayı içselleştirmiş; adalet, merhamet ve sorumluluk bilinciyle hem kendine hem çevresine hem de tüm insanlığa karşı duyarlı bir neslin inşasıdır" ifadelerine yer verdi. "23 Nisan, milletimizin istiklal mücadelesini anlamla taçlandırdığı bir gündür" 23 Nisan’ın sadece çocuklar için değil, Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "23 Nisan, milletimizin istiklal mücadelesini anlamla taçlandırdığı, egemenlik bilincini çocuklarımıza emanet ettiği ve dünya çocukları arasında dostluk ve kardeşlik köprülerinin kurulduğu müstesna bir gündür. Mustafa Kemal Atatürk’ün ’Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin asırlar süren arayışlarının özü ve onun bizzat kendisini idare etmek şuurunun canlı bir timsalidir’ sözü, milletimizin köklü istiklal davasının ve kendi kaderine sahip çıkma iradesinin en berrak ifadesidir. Yüce Meclisin açılışıyla birlikte egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu hakikati tarihe güçlü bir şekilde nakşedilmiş; derin bir medeniyet birikiminden beslenen bu irade, Türkiye Cumhuriyeti’nde sürekliliği olan bir diriliş ufkuna dönüşmüştür. Dünyanın hızla değiştiği bir çağda çocuklarımızın kendi kimliğini taşıyan, başkasını anlayabilen ve ortak değerler etrafında buluşabilen bireyler olarak yetişmesi, hayati bir sorumluluk taşımaktadır. Güçlü bir gelecek; değer gördüğünü bilen, sorumluluk alan ve insanlığa iyilikle dokunan nesillerin omuzlarında yükselecektir. Zamanın ruhunu okuyabilen, dünyaya söyleyecek sözü olan, milli şuur ve evrensel sorumluluk bilinci taşıyan nesiller yetiştirmek başlıca vazifemizdir. Türkiye Yüzyılı hedefi doğrultusunda düşünen, üreten, merhametiyle derinleşen, emeğiyle değer katan bireyler yetiştirme kararlılığımızı aynı istikametle sürdürüyoruz. Nitekim bu anlayış doğrultusunda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde ’Maarifin kalbinde çocuk’ temasını eğitim süreçlerimizin merkezinde yer alan yön verici bir anlayış olarak hayata geçiriyoruz. Nisan ayı boyunca 81 ilimizde öğrencilerimizin aktif katılımıyla gerçekleştirilecek etkinliklerle milli egemenlik bilincini güçlendiren, değerlerimizi görünür kılan ve çocuklarımızın söz aldığı, ürettiği ve deneyimlediği bir eğitim iklimi oluşturmayı hedefliyoruz. Ailelerin gönüllü katılımıyla zenginleşen bu süreçte çocuklarımızın hak temelli bir bakışla kendilerini ifade edebildiği, aidiyet duygusunu güçlendirdiği ve milli-manevi değerlerimizi hayatın içinde tecrübe ettiği bir ortak öğrenme zemini tesis ediyoruz." "Sizler bu ülkenin en kıymetli emanetisiniz" Çocuklara da seslenen Bakan Tekin, Bakanlık olarak her türlü zorlukta çocukların yanında olacaklarını belirterek, "Sizler bugünün umudu ve yarının en güçlü teminatısınız. Unutmayın, yalnız değilsiniz. İçinden geçtiğimiz bu zor günlerde bilmenizi isteriz ki sizlerin yanındayız. Bu ülkenin yarınları, sizin yüreğinizde taşıdığınız umutla, kudretle, iyilikle şekillenecek. Okullarınızda kendinizi emniyet içinde hissetmeniz, arkadaşlarınızla birlikte yarınlara güvenle bakmanız için gereken her adım büyük bir titizlikle atılmaktadır. Sizler bu ülkenin en kıymetli emanetisiniz. 23 Nisan’ın bizlere hatırlattığı en derin anlam da budur. Bu ülkenin geleceği sizlerin kalbinde, hayallerinde ve umutlarında şekillenir. Sizden isteğimiz; çalışmaktan, üretmekten, hayal kurmaktan vazgeçmemeniz, bize güvenmeniz ve iyiliği çoğaltmanızdır. Bu ülkenin her köşesinde sizin için atan bir yürek, sizin için sorumluluk taşıyan bir irade vardır; müsterih olun. Zamanımızı, emeğimizi ve bütün imkanlarımızı sizlerin daha güvenli, daha huzurlu ve daha güzel bir geleceğe ulaşmanız için seferber ediyoruz. Aziz hatırası önünde saygıyla eğildiğimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere kahraman ecdadımızı rahmet ve minnetle yad ediyoruz. Kahramanmaraş ili Onikişubat ilçesinde bulunan Ayser Çalık Ortaokulu’ndaki menfur saldırıda hayatını kaybeden sekiz evladımıza ve onları korumak için kendini siper eden kıymetli Ayla Öğretmen’imize Allah’tan rahmet diliyoruz. Onların hatırası, bu milletin kalbinde daima yaşayacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor, tüm çocuklarımızı sevgiyle kucaklıyorum" dedi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 13:37 Bakan Fidan, Birleşik Krallık’a gidiyor Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Birleşik Krallık’a resmi ziyaret gerçekleştirecek. Görüşmelerde ikili ilişkiler, serbest ticaret anlaşmasının güncellenmesi ve bölgesel gelişmeler ele alınacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 23-24 Nisan tarihlerinde Birleşik Krallık’a resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan’ın ziyareti kapsamında Birleşik Krallık Dışişleri, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma Bakanı Yvette Cooper, Birleşik Krallık Parlamentosu üyeleri ve diğer yetkililerle görüşmeler yapması öngörülüyor. Bakan Fidan’ın ziyaret çerçevesinde ayrıca Oxford Üniversitesi bünyesindeki Küresel Tarih Merkezi ve Küresel Düzen Programı ev sahipliğinde düzenlenecek etkinlikte bir konuşma yapması ve Birleşik Krallık’ta yaşayan Türk vatandaşları ve iş insanlarıyla bir araya gelmesi planlanıyor. Gündemde ikili ilişkiler ve ekonomi olacak Görüşmelerde Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ikili ilişkilerin olumlu seyrinden duyulan memnuniyetin dile getirilmesi ve mevcut iş birliği alanlarının daha da geliştirilmesine yönelik ortak adımların ele alınması bekleniyor. Kaynaklar, taraflar arasında ekonomik ilişkileri daha ileri taşıyacak Serbest Ticaret Anlaşması’nın güncellenmesine yönelik müzakerelerin en kısa sürede sonuçlandırılmasının önemine dikkat çekileceğini belirtti. Ayrıca Birleşik Krallık’ta yaşayan ve sayıları 500 bine yaklaşan Türk toplumunun iki ülke arasındaki beşeri, kültürel ve ekonomik bağları güçlendiren önemli bir unsur olduğunun vurgulanması öngörülüyor. Bakan Fidan’ın Türk vatandaşlarının Birleşik Krallık’ta süresiz oturum başvurularında yaşanan gecikmelere de değinerek, bu konuda gerekli adımların ivedilikle atılması yönündeki beklentiyi dile getirmesi bekleniyor. Görüşmelerde iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğinin geliştirilmesine yönelik güçlü siyasi irade ve kararlılığın altının çizileceği ifade ediliyor. Kaynaklar, nükleer ve yenilenebilir enerji başta olmak üzere enerji alanındaki iş birliğinin derinleştirilmesine verilen önemin de vurgulanacağını aktardı. Hürmüz Boğazı krizi ele alınacak Bakan Fidan’ın temaslarında ayrıca Avrupa Birliği’nin güvenlik ve savunma girişimlerinin NATO ile yakın eşgüdüm içinde yürütülmesinin önemine dikkat çekmesi bekleniyor. Bunun yanı sıra, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında Pakistan’ın arabuluculuğunda sürdürülen müzakereler ile Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmelerin de ele alınacağı bildirildi. Türkiye’nin Rusya-Ukrayna Savaşı’nın adil ve kalıcı bir barışla sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabalara katkı sunmaya devam edeceğinin vurgulanacağı kaydedildi. Kaynaklar ayrıca, İsrail’in Gazze’deki ateşkes sürecini zayıflatan girişimlerine karşı uluslararası toplumun ortak ve kararlı bir tutum sergilemesinin önemine dikkat çekileceğini belirtti. Filistin’de yaşanan insani durumun uluslararası platformlarda güçlü şekilde gündemde tutulmasının gerekliliğine işaret edilmesi ve Suriye’de yeniden inşa sürecine yönelik çabaların desteklenmesinin öneminin vurgulanması da öngörülüyor.
Uzmanından uyarı: "Gebeyken polen alerjisi tedavisine başlanmamalı"
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:01 Uzmanından uyarı: "Gebeyken polen alerjisi tedavisine başlanmamalı" Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, "Gebeyken immünoterapi (polen alerjisi aşı tedavisi) başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz" dedi. Bahar aylarının gelmesiyle ortaya çıkan polen alerjisi, küresel ısınma ve hava kirliliğinin etkisiyle artık daha erken dönemlerde başlıyor. Burun akıntısı, hapşırık ve gözlerde kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösteren bu durum, hastaların günlük yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Semptomlar çoğu zaman medikal tedaviyle kontrol altına alınabilirken, ileri vakalarda alerjik astım ve nefes darlığı gibi daha ciddi şikayetler görülebiliyor. Uzmanlar, bu hastalara aşı tedavisi önerdiklerini fakat sürecin uzun ve sabır gerektirdiğini belirtiyor. İmmünoloji uzmanları, aşı tedavisinin hamilelerde önerilmediğini belirtirken, tedaviye başlanmışsa devam edilmesinde genellikle bir sakınca olmadığını ancak yine de tercih edilmediğini ifade ediyor. "Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte polen mevsimi de biraz hareketlendi" Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, polen alerjisinin her yıl zamanının değiştiğini söyledi. Soyyiğit, "Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte aslında polen mevsimi de biraz hareketlendi, biraz daha öne kaydı, biraz daha uzadı. Ama bu yıl daha erken geldi. O yüzden hastalarımızın da polikliniklerde sayısı arttı" diye konuştu. Burun akıntısı, hapşırık, gözlerde kızarıklık gibi semptomlarla alerjinin kendini gösterdiğini dile getiren Soyyiğit, bazı kişilerde daha ağır seyrettiğini, nefes darlığı ve mevsimsel astım gibi şikayetlerin olduğunu ifade etti. "Sosyal problemler yaşıyorlar" Soyyiğit, alerjinin hastanın yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğini belirterek, "Burun tıkanıklığı varsa, sabah yorgun uyanıyor, halsiz oluyor, iş performansı düşüyor. Toplum içinde birtakım sıkıntılar yaşıyor. İşe gitmekte sürekli hapşırıyor çünkü hasta. İş yerinde diyor ki ‘Hocam ben grip mi oldum, grip zannediyorlar beni, bulaştıracaksın’ diyorlar. Böyle sosyal problemler de yaşıyorlar açıkçası. ‘Çalışamıyorum, çok önemli bir görevdeyim’ diyorlar. ‘Ne yapacağım hocam bunun çaresi yok mu’ diye bize geliyorlar" şeklinde konuştu. "Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor" Geç kalınmadan hastaneye gelinmesi gerektiğinin altını çizen Soyyiğit, "Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor. Yani belirtileri tanımakla. Bunu polen mevsimiyle ilişkilendirdiğimizde evet hasta bize geliyor. ‘Polen mevsiminde şikayetlerim artıyor, bu tip şikayetlerim var’ diye. Ama kışa da yayılabiliyor artık bu şikayetler. Alerjik şikayetleri varsa anlattığım şekilde alerji uzmanına başvurmaları önemli. Önemli olan hem şikayetlerini azaltmak hatta gidermek tamamen ve yaşam kalitesini artırmak hastamızın" ifadelerini kullandı. Medikal tedavilerin bazı hastalar için yeterli olmadığını aktaran Soyyiğit, "Antihistaminik dediğimiz ilaçları aldıklarında uyku eğilimleri oluyor. Araba kullanamıyorlar. İş nedeniyle problem olabiliyor. Ya net ki yaşarsak ya da kontrol altına alamazsak şikayetleri. O zaman diyoruz ki sizin bir aşı şansınız da var" açıklamasında bulundu. "Aşı tedavisinde 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler" Soyyiğit, aşı tedavisine başvurmak isteyen hastaların sabırlı olması gerektiğine dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti: "Hastalığı tamamen de tedavi edebilecek bir yöntem. Tabii ki doğru uzman ve doğru tedavi seçimiyle ve uzman gözetimi de yapılır ise. Hastalarımızın bilmesi gereken bu tedavi için sabır gerekiyor. Uzun süreli bir tedavi çünkü bağışıklık üzerinde biz o alerjeni aslında hastaya küçük dozlarda vererek tanıtıyoruz. Bu süreçte 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler. Bir doz artışı dönemi oluyor sonra aylık geliyorlar bize. Tabii ki yan etkisi poleni tanıttığımız için küçük dozlarda alerjik reaksiyon riski." "Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz" Hamile hastalar için de aşının birtakım riskleri olabildiğini anlatan Soyyiğit, "Gebelikte aslında immünoterapi daha önce başlandıysa güvenle devam edilebilir diye klasik bir bilgi var. Ancak burada hastanın tercihi önemli. Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ağır alerjik reaksiyonlar nedeniyle. Ama başladığımız bir tedaviye devam edebiliriz. Bunu da hastayla konuşarak, onamını alarak, istişare ederek. Çünkü nadir de olsa alerjik reaksiyon görürsek, yapacağımız ilaçlarında tabii bebeği etkileme riski olabilir. O yüzden istiyoruz ki en hastalarımız o dönemde gebe olmasalar daha güvenle gidebiliriz" diye konuştu. "Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir" Soyyiğit, medikal tedaviler ve aşının yanı sıra, günlük hayatta da alınması gereken önlemlere ilişkin şunları söyledi: "Polen uçuştuğu zamanlarda aslında dışarıda çok olmamak önerilir ama bu mümkün değil. Sabah saatlerinde özellikle evde camı açmamak gibi. Dışarıda mecburen alıyoruz. Ama eve geldiğimizde üstümüzü çıkarmak, duş almak, ayakkabılarla çok eve girişi sağlamamak. Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir. Dışarıda çamaşır kurutulmamalı. Arabalarda polen filtresini kullanılmalı. Bunlar önem arz ediyor."
Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: "Hastalıkları adeta ‘parmak izi’ gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz"
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:58 Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: "Hastalıkları adeta ‘parmak izi’ gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz" Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği (AHOD) Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabildiklerini belirterek, yapay zekanın tedavi süreçlerindeki önemini vurguladı. Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği tarafından (AHOD) 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla düzenlenen programda kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ele alındı. AHOD Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, kanserle mücadelede erken tanının önemi, korunma yöntemleri ve yapay zeka uygulamalarının tedavi süreçlerindeki rolüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Dernek Başkanı Prof. Dr. Altuntaş, kanserin artık yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, yönetilmesi gereken bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kanserin önlenebilir bir hastalık olduğuna işaret eden Altuntaş, sigara kullanımı, obezite, alkol tüketimi ve zararlı güneş ışınlarından korunma gibi önlemlerle kanser vakalarının önemli bir kısmının engellenebileceğini vurguladı. Kanser tarama programları vatandaşlara ücretsiz Erken tanının hayati önem taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Altuntaş, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen meme, kolorektal (kalın bağırsak/kolon) ve rahim ağzı kanseri tarama programlarının ücretsiz olduğunu hatırlatarak, vatandaşların bu programlara katılımının artırılması gerektiğini hatırlattı. Prof. Dr. Altuntaş, kanserle mücadelede yalnızca fiziksel değil, psikolojik, sosyal ve manevi iyilik halinin de önem taşıdığına dikkat çekerek, son yıllarda bilimsel gelişmelerle birlikte kanser alanında önemli bir paradigma değişimi yaşandığını ifade etti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranı yüzde 90’lara kadar çıkıyor Kanserin günümüzde çaresiz bir hastalık olmaktan çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, erken tanı, doğru risk analizi ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının ön plana çıktığını kaydetti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranlarının yüzde 90’lara kadar çıkabildiğini ve kanser kaynaklı ölümlerin önemli ölçüde azaltılabildiğini aktaran Altuntaş, bu nedenle erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekti. Hastalıklar "parmak izi" gibi tanımlanıyor Prof. Dr. Altuntaş, "Günümüzde kanser tanı yöntemleri çok hızlı gelişmektedir. Dijital onkoloji, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamaları bu alanda önemli yer tutmaktadır. Artık kanseri yalnızca morfolojik olarak değil, genetik ve moleküler düzeyde analiz edebiliyoruz. Hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz" şeklinde konuştu. Yapay zeka kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açıyor Yapay zeka teknolojileri sayesinde tanı ve takip süreçleri hızlandığını, daha kısa sürede daha doğru sonuçlar elde edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, "Bu gelişmeler, kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açmaktadır" dedi. İmmünoterapi (bağışıklık tedavisi) ve hedefe yönelik tedavilerin bu sürecin en önemli parçaları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, yapay zeka destekli uygulamalar sayesinde tanı ve takip süreçlerinin hızlandığının altını çizdi. Tedaviler umut verici sonuçlar ortaya koyuyor Hematolojik kanserlerin onkolojinin en hızlı gelişen alanlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Altuntaş, yeni nesil tedavi yöntemleri ve akıllı ilaçlar sayesinde hastalıkların uzun süre kontrol altında tutulabildiğini söyledi. Özellikle immünoterapiler ve spesifik antikor (bağışıklık proteni) tedavilerinin umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu ifade eden Altuntaş, hastalara umutlarını kaybetmemeleri çağrısında bulundu. Yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde ediliyor Lenfoma ve multipl miyelom (kemik iliği kanseri) gibi hastalıklarda da yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde edildiğini belirten Prof. Dr. Altuntaş, bu durumun hastaların yaşam süresini ve kalitesini artırdığını vurguladı. Kök hücre naklinde de önemli gelişmeler yaşandığını kaydeden Altuntaş, tam uyumlu verici bulunamadığı durumlarda dahi başarılı sonuçlar alınabildiğine dikkat çekti. Programa Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği yönetiminden isimler de katıldı. Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Öztürk Ateş, Genel Sekreter Doç. Dr. Fatih Yıldız ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Halil Başar programda görüşlerini paylaştı. Alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilen program, kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ile yapay zeka uygulamalarının ele alındığı değerlendirmelerle tamamlandı. Program, bir restoranda düzenlenen yemekli organizasyonla sona erdi.
Bakan Göktaş: "Aile Akademi Platformu sayesinde bugüne kadar 67 bin 754 kişi içerik ve eğitimlere erişti"
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:44 Bakan Göktaş: "Aile Akademi Platformu sayesinde bugüne kadar 67 bin 754 kişi içerik ve eğitimlere erişti" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aile eğitimi, evlilik, sağlık, çocuk ve genç gelişimi ile mahremiyet bilinci gibi başlıklarda eğitimlerin yer aldığı Aile Akademi Platformu’ndan bugüne kadar 67 bin 754 kişinin yararlandığını bildirdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Aile Akademi Platformu’na ilişkin yazılı açıklama yaptı. Göktaş, platform ile sağlıklı aile yapısını güçlendirmeyi, bilgi ve bilinç düzeyini artırmayı, ebeveynlere rehberlik etmeyi ve toplumsal dayanışmayı pekiştirmeyi hedeflediklerini belirtti. Ebeveynlere rehberlik etmek amacıyla hizmetleri yaygınlaştırdıklarını kaydeden Göktaş, eğitim, ekonomi, kültür, sanat, sağlık ve ulaşım başta olmak üzere her alanda ailelerin yanında olmaya gayret ettiklerini vurguladı. Göktaş, ‘Aile Dostu Ekosistem’ anlayışıyla aileyi koruyan, değerlerini yaşatan, kuşaklar arası dayanışmayı güçlendiren ve güçlü bir toplumun temelini ailede gören bir vizyonla çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti. "Aileleri tehlikelerinden korumak için yoğun mesai harcıyoruz" Son yıllarda sosyal medyanın etkileri ve dijital risklerin aileler için önemli bir endişe kaynağı haline geldiğine dikkati çeken Göktaş, "Bu sorunları aşmanın yolu ancak bilinçli kullanım ve dijital farkındalıkla mümkündür. Bu kapsamda Bakanlık olarak toplumu, aileleri, özellikle de çocuklarımızı dijital dünyanın tehlikelerinden korumak için yoğun mesai harcıyoruz" ifadelerini kullandı. Aile Akademi Platformu’nun aile yapısını koruma, destekleme ve geleceğe taşıma yolunda önemli katkılar sunduğunu aktaran Göktaş, platform kapsamında hem vatandaşlara hem de Bakanlık personeline yönelik çeşitli eğitim içeriklerinin sunulduğunu aktardı. Ailelerin birlik ve beraberliğini güçlendiren projeleri hayata geçirmeye devam ettiklerini vurgulayan Göktaş, şöyle devam etti: "Aile yapısının güçlendirilmesi, sosyal hizmetlerin etkinliğinin artırılması, toplumsal farkındalığın yükseltilmesi ve Bakanlık personelinin bilgi ve beceri düzeylerinin geliştirilmesi amacıyla geçen yıl Aile Akademi Platformu’nu hayata geçirdik. Aile Eğitim Programı, Bilgi Güvenliği Farkındalık Eğitimi, Çocukların Yaşam Becerilerinin Güçlendirilmesi ve Geliştirilmesine Yönelik Farkındalık Eğitim Programı, Veri Güvenliği ve Kötüye Kullanım Senaryoları, ANKA Çocuk Destek Programı modülleri ile Siber Güvenlik Farkındalık Eğitimleri başta olmak üzere geniş bir yelpazede eğitim içerikleri sunuyoruz. Platform sayesinde bugüne kadar 67 bin 754 kişi, Bakanlığın sunduğu içerik ve eğitimlere erişti." "Kriz yönetimi ve teknoloji kullanımı başlıkları bulunuyor" Söz konusu eğitimlerle bireylerin ve Bakanlık çalışanlarının bilgi, farkındalık ve yetkinliklerinin artırılmasının hedeflendiğini belirten Göktaş, "Vatandaşlara yönelik eğitimlerde; aile eğitimi ve iletişimi, evlilik ve sağlık, çocukların ve gençlerin gelişimi, mahremiyet bilinci ile sosyal hizmetlere erişim gibi konular yer alıyor. Bakanlık personeline yönelik eğitimlerde ise mesleki becerilerin geliştirilmesi, yasal düzenlemeler, kriz yönetimi ve teknoloji kullanımı başlıkları bulunuyor" dedi. Aile Akademi Platformu’nun e-Devlet ile entegre şekilde tasarlandığını ve eğitimlere katılım ile başarı belgelerinin doğrulanabildiğini aktaran Göktaş, bu entegrasyon sayesinde katılımcıların kendilerine uygun zamanlarda eğitimlere erişebildiğini belirtti. Göktaş ayrıca, eğitimlerin çevrim içi sunulmasının hedef kitleyi genişlettiğini, geleneksel yöntemlere kıyasla zaman ve maliyet tasarrufu sağlayarak bütçeye katkı sunduğunu ifade etti.
Ankara merkezli 8 ildeki et fiyatlarında manipülasyon soruşturmasında 7 kişi tutuklandı
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:32 Ankara merkezli 8 ildeki et fiyatlarında manipülasyon soruşturmasında 7 kişi tutuklandı Ankara merkezli 8 ilde et fiyatlarını manipüle ettikleri, arzı kısıtladıkları ve bozulmuş etleri piyasaya sürdükleri iddia edilen kişilere yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 31 şüpheliden 7’si tutuklanırken, 2 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosu tarafından Tarım ve Orman Bakanlığının suç duyurusu üzerine CİMER başvuruları ve sosyal medya paylaşımları göz önüne alınarak soruşturma başlatıldı. Başsavcılıktan yapılan açıklamada, ülke genelinde 2025 yılı Ekim ayı sonuna kadar istikrarlı bir şekilde devam eden karkas et fiyatlarında bazı besici gruplar tarafından et ve et ürünlerinin fiyatlarının manipüle edilmek suretiyle olağanüstü bir şekilde yükseltildiği, karkas et tedarikçisi firmalar tarafından arz kısıtlamasına gidilerek elde mal olmadığı ya da kesime hayvan gelmediği gibi gerekçelerle karkas et arzını fiilen durdurdukları, hastalıklı hayvanların kesilmesi ile bozulmuş etlerin piyasaya sürüldüğü yönünde yapılan tespitler neticesinde değişik illerde faaliyette bulunan büyük ölçekli besici ve karkas et tedarikçilerinin örgütsel faaliyet kapsamında ‘nitelikli dolandırıcılık, fiyatları etkileme, mal ve hizmet satımından kaçınma, bozulmuş veya değiştirilmiş gıda ticareti’ suçlarını işlediklerine dair somut delillerin tespit edilmesi üzerine operasyon başlatıldığı belirtildi. Ankara merkezli Kırşehir, Kayseri, Konya, Bursa, Balıkesir, İstanbul ve Sakarya’da 28 şüpheli ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılacak denetimleri önceden haber veren 5 kamu görevlisi de dahil olmak üzere toplamda 33 şüpheli hakkında 31 Mart’ta eş zamanlı gözaltı kararı verildiği kaydedildi. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonla 31 şüphelinin gözaltına alındığı, firari 2 şüpheli hakkında ise yakalama emri düzenlediği ifade edildi. Soruşturmanın titizlikle yürütüldüğü belirtilen açıklamada, "Gözaltında bulunan 5 şüpheli (kamu görevlileri) hakkında 1 Nisan, 16 şüpheli hakkında ise 3 Nisan tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımızın talebiyle Sulh Ceza Hakimliğince adli kontrol kararı verilmiş, aynı tarihte tutuklamaya sevk edilen 10 şüpheliden 7’si Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanmış, 3 şüpheli de adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Soruşturma tüm şüpheliler ve yine halkımızın sağlığıyla oynadığı tespit edilen, edilecek tüm kişiler yönüyle titizlikle devam etmektedir" denildi.
Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: "Hastalıkları adeta ‘Parmak İzi’ gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz"
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:19 Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: "Hastalıkları adeta ‘Parmak İzi’ gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz" Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği (AHOD) Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında düzenlenen programda kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeleri aktardı. Prof. Dr. Altuntaş, hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabildiklerini ve yapay zekanın tedavi süreçlerindeki önemini vurguladı. Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği tarafından (AHOD) 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla düzenlenen programda kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ele alındı. AHOD Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, kanserle mücadelede erken tanının önemi, korunma yöntemleri ve yapay zeka uygulamalarının tedavi süreçlerindeki rolüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Kanser yönetilmesi gereken bir süreçtir Dernek Başkanı Prof. Dr. Altuntaş, kanserin artık yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, yönetilmesi gereken bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kanserin önlenebilir bir hastalık olduğuna işaret eden Altuntaş, sigara kullanımı, obezite, alkol tüketimi ve zararlı güneş ışınlarından korunma gibi önlemlerle kanser vakalarının önemli bir kısmının engellenebileceğini paylaştı. Kanser tarama programları vatandaşlara ücretsiz Erken tanının hayati önem taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Altuntaş, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen meme, kolorektal (kalın bağırsak / kolon) ve rahim ağzı kanseri tarama programlarının ücretsiz olduğunu hatırlatarak vatandaşların bu programlara katılımının artırılması gerektiğini hatırlattı. Prof. Dr. Altuntaş, kanserle mücadelede yalnızca fiztiksel değil, psikolojik, sosyal ve manevi iyilik halinin de önem taşıdığına dikkat çekerek, son yıllarda bilimsel gelişmelerle birlikte kanser alanında önemli bir paradigma değişimi yaşandığını ifade etti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranı yüzde 90’lara kadar çıkıyor Kanserin günümüzde çaresiz bir hastalık olmaktan çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, erken tanı, doğru risk analizi ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının ön plana çıktığını kaydetti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranlarının yüzde 90’lara kadar çıkabildiğini ve kanser kaynaklı ölümlerin önemli ölçüde azaltılabildiğini aktaran Altuntaş, bu nedenle erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekti. Hastalıklar "parmak izi" gibi tanımlanıyor Prof. Dr. Altuntaş, "Günümüzde kanser tanı yöntemleri çok hızlı gelişmektedir. Dijital onkoloji, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamaları bu alanda önemli yer tutmaktadır. Artık kanseri yalnızca morfolojik olarak değil, genetik ve moleküler düzeyde analiz edebiliyoruz. Hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz" şeklinde konuştu. Yapay Zeka kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açmaktadır. Yapay zeka teknolojileri sayesinde tanı ve takip süreçleri hızlanmakta, daha kısa sürede daha doğru sonuçlar elde edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, "Bu gelişmeler, kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açmaktadır" dedi. İmmünoterapi ( bağışıklık tedavisi) ve hedefe yönelik tedaviler bu sürecin en önemli parçaları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, Yapay zeka destekli uygulamalar sayesinde tanı ve takip süreçlerinin hızlandığının altını çizdi. Tedaviler umut verici sonuçlar ortaya koyuyor Hematolojik kanserlerin onkolojinin en hızlı gelişen alanlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Altuntaş, yeni nesil tedavi yöntemleri ve akıllı ilaçlar sayesinde hastalıkların uzun süre kontrol altında tutulabildiğini söyledi. Özellikle immünoterapiler ve spesifik antikor ( bağışıklık proteni) tedavilerinin umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu ifade eden Altuntaş, hastalara umutlarını kaybetmemeleri çağrısında bulundu. Yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde ediliyor Lenfoma ve multipl miyelom (kemik iliği kanseri) gibi hastalıklarda da yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde edildiğini belirten Prof. Dr. Altuntaş, bu durumun hastaların yaşam süresini ve kalitesini artırdığını vurguladı. Kök hücre naklinde de önemli gelişmeler yaşandığını kaydeden Altuntaş, tam uyumlu verici bulunamadığı durumlarda dahi başarılı sonuçlar alınabildiğine dikkat çekti. Programa, Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği yönetiminden isimler de katıldı. Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Öztürk Ateş, Genel Sekreter Doç. Dr. Fatih Yıldız ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Halil Başar da programda görüşlerini paylaştı. Alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilen program, kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ile yapay zeka uygulamalarının ele alındığı değerlendirmelerle tamamlandı. Program, Ankara’da bir restoranda düzenlenen yemekli organizasyonla sona erdi. (BC -