Yerel Haberler
Ankara
İncirlik Hava Üssü’nü görüntüleyen kişiler hakkında re’sen soruşturma 28 Şubat 2026 Cumartesi - 17:20:17 Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, Adana’daki İncirlik Hava Üssü’ne ilişkin görüntülerin canlı yayınlandığı tespit ettiklerini ve konuya ilişkin re’sen soruşturma başlatıldığını duyurdu. Adana’daki İncirlik Hava Üssü’ne ilişkin görüntülerin canlı yayınlandığı tespit edilmesi üzerine, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri kanunun 7. ve 25/A maddeleri kapsamında re’sen soruşturma başlatıldığı belirtildi. Ayrıca konuya dair iki şüphelinin tespit edildiği ve bu kişilerin gözaltına alındığı duyuruldu. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, konuya ilişkin şu ifadelere yer verdi: "Bazı basın yayın organları ve sosyal medya platformlarında, Adana’daki İncirlik Hava Üssü’ne ilişkin görüntülerin canlı yayınlandığı tespit edilmiştir. Askeri tesis ve üslerin konum, güvenlik tertibatı ve fiziki yapısına ilişkin görüntülerin kamuya açık şekilde paylaşılması millî güvenlik açısından risk teşkil etmektedir. Bu kapsamda Adana Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri kanunun 7. ve 25/A maddeleri kapsamında re’sen soruşturma başlatılmıştır. İlgili yayına dair; biri görüntü çekimini gerçekleştiren diğeri ise çekim hususunda talimat veren olmak üzere iki şüpheli tespit edilmiş ve şüpheliler hakkında gözaltı talimatı verilmiştir. Milli güvenliği ilgilendiren askeri tesis ve güvenlik alanlarına ilişkin görüntü ve bilgilerin yetkisiz şekilde paylaşılması, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyecek nitelikte olup, kamu düzeni ve devlet güvenliği bakımından ciddi sonuçlar doğurabilecek mahiyettedir. Soruşturma titizlikle yürütülmektedir."
28 Şubat 2026 Cumartesi - 16:12 DMM: "Türkiye’nin İran’a yönelik son saldırılara destek verdiği yönündeki iddialar tamamen asılsızdır" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından yapılan açıklamada, "Bazı sosyal medya mecralarında yer alan ve Türkiye’nin İran’a yönelik son saldırılara destek verdiği yönündeki iddialar tamamen asılsızdır ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon niteliği taşımaktadır" ifadeleri kullanıldı. DMM tarafından sosyal medyada yer alan ve Türkiye’nin İran’a yönelik son saldırılara destek verdiği yönündeki iddialar hakkında açıklama yapıldı. DMM tarafından yapılan açıklamada söz konusu iddiaların tamamen asılsız olduğu ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon niteliği taşıdığı belirtildi. Merkezin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin tarafı olmadığı herhangi bir savaşta; hava, kara ve deniz unsurlarının operasyonel amaçlarla kullandırtılmayacağı belirtilerek, "Bazı sosyal medya mecralarında yer alan ve Türkiye’nin İran’a yönelik son saldırılara destek verdiği yönündeki iddialar tamamen asılsızdır ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon niteliği taşımaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, tarafı olmadığı herhangi bir çatışma veya savaşta; taraflar lehine olacak şekilde hava sahası dahil olmak üzere hava, kara ve deniz unsurlarının hiçbirini operasyonel amaçlarla kullandırmaz. Bu husus, ülkemizin temel dış politika ve güvenlik prensipleri arasında yer almaktadır. Türkiye’nin hava, kara ve deniz sahası üzerindeki egemenlik hakları tam ve tartışmasızdır. Egemenlik alanlarımıza ilişkin tüm faaliyetler yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal güvenlik değerlendirmeleri doğrultusunda ve yetkili makamların denetim ve kontrolü altında yürütülmektedir. Kamuoyunun, spekülatif ve mesnetsiz iddialara itibar etmemesi; sadece resmi makamlarca yapılan açıklamaları dikkate alması önemle rica olunur" açıklamasında bulundu.
Ankara İl Sağlık Müdürü Kurtcebe: "Vatandaşlarımızla aile sağlığı merkezlerimizin ilişkilerini çok daha sıkı hale getirmeye çalışıyoruz"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 16:03 Ankara İl Sağlık Müdürü Kurtcebe: "Vatandaşlarımızla aile sağlığı merkezlerimizin ilişkilerini çok daha sıkı hale getirmeye çalışıyoruz" Ankara İl Sağlık Müdürü Kurtcebe: "Aile sağlığı merkezlerimizi çok daha güvenilir hale getirmeye ve vatandaşımızla aile sağlığı merkezlerimizin ilişkilerini de çok daha sıkı hale getirmeye çalışıyoruz" dedi. 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nde ‘Bütünleşik ve Önleyici Onkoloji Sempozyumu’ düzenlendi. Sempozyumda; kanser hastalarına multidisipliner ve bütünleşik yaklaşımlar, önleyici kanser merkezleri amaçları, geriatrik kanser hastalarında onkolojinin önemi ve hasta deneyimleri konuları ele alındı. Düzenlenen programda açılış konuşmasını yapan Ankara İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ali Niyazi Kurtcebe, onkoloji hastanelerinde kanser hastalarına uygulanan onkolojik tedavilerde sınır olmadığını belirterek, "Bu saydığım hastanelerde en güncel, en modern tedavilerin tamamı gerçekleştiriliyor. Dünyada hangi tedavi varsa bu hastanelerin hepsinde bu tedaviler burada çalışan meslektaşlarımız tarafından hastalarımıza verilmeye çalışılıyor" diye konuştu. "Vatandaşımızla aile sağlığı merkezlerimizin ilişkilerini çok daha sıkı hale getirmeye çalışıyoruz" Erken tanı ve önleyici yaklaşımın önemine vurgu yapan Kurtcebe, "İl Sağlık Müdürlüğü olarak, Sağlık Bakanlığı olarak vatandaşımıza sunduğumuz hizmetler var. Bizim geniş basamak sağlık hizmetleri dediğimiz aile sağlığı merkezlerimiz ve sağlık hayat merkezlerimizde verilen hizmetlerin sayısı, özelliği ve kapasitesi çok fazla arttı. Aile sağlığı merkezlerimizin çok daha güvenilir hale getirmeye çalışıyoruz ve vatandaşımızla aile sağlığı merkezlerimizin ilişkilerini çok daha sıkı hale getirmeye çalışıyoruz. Aile hekimlerimizin gerçekten vatandaşımızın bütün sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıran bir ilk giriş kapısı, bütün sağlık hizmetlerine ulaşımını sağlayan ilk basamak olmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Geçtiğimiz sene başında Ankara’da 9 olan sağlıklı hayat merkezi sayısını şu anda 12’ye çıkarttık" Kurtcebe, sağlıklı hayat merkezlerinde pek çok alan olduğunu söyleyerek, "Geçtiğimiz sene başında Ankara’da 9 olan sağlıklı hayat merkezi sayısını şu anda 12’ye çıkarttık. İnşallah bu sene sonuna kadar bu sayı 15’e çıkacak. Bu sağlıklı hayat merkezlerinde kanser, erken teşhis ve tedavi merkezi tarama merkezlerimiz var. Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezlerimiz (KETEM) var. Şu anda Ankara’da sayısı 20. KETEM’ler vasıtasıyla geçtiğimiz yıl boyunca yaklaşık 900 bin vatandaşımızın kanser taramasını gerçekleştirdik" şeklinde konuştu.
MHP’li Yıldız: "Çerçeve metni hazırlayacağız"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 15:18 MHP’li Yıldız: "Çerçeve metni hazırlayacağız" MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun rapor yazım sürecinin devem ettiğini belirterek, "Çerçeve metni hazırlayacağız. Kanun teklifi haline gelip gelmemesi yüce Meclisin işi. Mecliste gruplar anlaşırsa kanun teklifi haline gelir. Buradan mutabakatla geçtiği için kanunlaşması da çok uzun sürmez" dedi. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun rapor yazım süreci devam ediyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, konuyla ilgili yaptığı açıklamada ’umut hakkı’ ve Selahattin Demirtaş’ın tahliyesine ilişkin soru üzerine, "Demirtaş’ın tahliyesine mahkemeler karar verir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymak lazım. Eğer Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bir ihlal gördüyse, tahliyesi konusunda da bir beyan varsa tahliye edilmesi lazım elbette" ifadelerini kullandı. Yıldız, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında gerekli açıklamayı yaptığını belirterek, "Hepsini toparladı. Aslında tüm süreci özetleyen bir açıklama yaptı. Bunun üzerine bizim bir açıklama yapmamıza gerek de yok aslında" şeklinde konuştu. Hazırlanacak raporun kanun teklifi haline gelip gelmeyeceğine ilişkin olarak Yıldız, "Çerçeve metni hazırlayacağız. Kanun teklifi haline gelip gelmemesi yüce Meclisin işi. Mecliste gruplar anlaşırsa kanun teklifi haline gelir. Buradan mutabakatla geçtiği için kanunlaşması da çok uzun sürmez" diye konuştu. Rapor yazım takvimi konusunda Yıldız, "Çok uzamaz diye düşünüyorum. Bugünden üç hafta, iki hafta, bir hafta gibi bir kesin süre veremeyiz ama çok uzamaz" ifadelerini kullandı. Yıldız şöyle konuştu: "İyi olacak, yalnız onu söyleyeyim. Her şey daha iyi olacak, Terörsüz Türkiye süreci, terörsüz bölge sürecine evrildi. İnşallah terörsüz dünyaya evrilir. Bakıyoruz, Atlantik’in öbür tarafında bir açıklama yapılıyor, ekonomimiz altüst oluyor. Artık dünya o kadar küçüldü ki yetkililerden herhangi birinin söylediği söz doğrudan mutfağımıza, cebimize, kasamıza yansır hale geldi. Bundan dolayı terör bütün dünyada inşallah biter. İnsanlık da doğru düzgün bir nefes alır. Çünkü vekâlet savaşlarıyla emperyalist savaşları devam ettirmek isteyen bazı devletleri burada açıklamanın imkansızlığı ortada." Yıldız, Terörsüz Türkiye Süreci için yapılan çalışmalara karşılık olmadığı eleştirilerine ilişkin, "Kim söylüyor karşılık bulmadığını? Buldu, sizin sahadan haberiniz yok herhalde. Yurdun dört bir köşesinden, doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden bizi arayanlar. Türk milleti karşılığını verdi. Büyük bir kardeşlik içerisinde de bu işi inşallah neticelendireceğiz. 16 aydır bir şehidimiz gelmedi. Bu ne demek, bunun için izah edilecek kelime yok. Bunun karşılığı da yok. Ne mutlu bizlere çıkılan yolda başarıyla gelindi, başarıyla neticelendirilecek. Artık son bu, bu saatten sonra bu iş geriye döner mi; öyle bir şey yok. Bu iş bitti" diye konuştu. İttifak ortağı MHP ile AK Parti arasında görüş ayrılığı olup olmadığına ilişkin soruya Yıldız, "Cumhur İttifakı’nın bu konularda en ufak bir aykırı düşüncesi yok birbirinden. Tamamen uyum içindeyiz. Her konuda uyum içindeyiz. Bundan emin olun. Raporda da göreceksiniz zaten" cevabını verdi. CHP’li Emir: "Özellikle terörün sonlandırılması ve demokratikleşme ile ilgili çok fazla farklar olmadığını, partilerin birbirine yakın olduğunu söyleyebilirim" CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise, komisyon çalışmalarının bir an evvel sonuçlanmasında yarar olduğunu söyleyerek, "Gerçekten de bütün siyasi partilerin, komisyondaki partilerin Türkiye’deki hem bu terörün kalıcı bir biçimde sonlandırılması için hem de Türkiye’deki demokratikleşme ve hukuk devleti adına atılması gereken adımlarla ilgili büyük oranda görüş birliği olduğunu söyleyebilirim" ifadelerini kullandı. Emir, bütün partilerin raporları, görüşleri olduğunu belirterek, "Aradaki mesafeler oldukça azalmış durumda. Her bir konu için tek tek ayrıntı vermek çok doğru olmaz ama buradaki uzlaşı bütün hakkında olacak. Yani her biri şu maddelerde anlaşıldı, bunlarda anlaşılmadı gibi değil, o raporun bütün olarak değerlendirilmesi ve bütün olarak oylanması son derece önemli. Biz bu ayrıntıların şu anda paylaşılmasını çok yerinde bulmuyoruz. Özellikle terörün sonlandırılması ve demokratikleşme ile ilgili çok fazla farklar olmadığını, partilerin birbirine yakın olduğunu söyleyebilirim" dedi. Emir, şunları kaydetti: "Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulması, öteden beri en önce söylediğimiz, ısrarla vurguladığımız, üzerinde durduğumuz hususlar. Ben bunun da bir sorun olmadan gerçekleşeceğini umuyorum. Hukuk devletinde, anayasal devlette Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmaması ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmaması düşünülemez. Sayın Demirtaş’ın çoktan tahliye edilmiş olması, Ahmet Özer’in çoktan görevine iade edilmiş olması, bununla birlikte Can Atalay’ın çoktan gelip Mecliste milletvekili görevine başlamış olması, Tayfun Kahraman’ın çoktan evine dönmüş olması gerekirdi. Dolayısıyla umuyorum ki kısa sürede bu komisyon görevini tamamlar. Çerçeve raporunu hazırlar ve rapor sonucunda Meclis Adalet Komisyonu başta olmak üzere Meclis üstüne düşen görevi yapar ve Türkiye’de atılması gereken adımlar ivedilikle atılabilir."
Doç. Dr. Çolak: "Aile desteği yolculuğu güçlendiriyor"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 15:02 Doç. Dr. Çolak: "Aile desteği yolculuğu güçlendiriyor" Güven Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Dilşen Çolak, kanser hastalarında aile desteğinin tedavi sürecini güçlendirdiğini belirtti. 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle değerlendirmelerde bulunan Güven Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Dilşen Çolak, kanserin toplumda hala tek bir hastalık gibi algılandığını ancak bu yaklaşımın günümüz tıbbını yansıtmadığını belirtti. Kanserin köken aldığı organa, hücre tipine ve biyolojik özelliklerine göre çok farklı seyirler gösterebilen bir hastalık grubu olduğunu vurgulayan Çolak, "Bugün kanseri tek başına bir tanı olarak değil, kişiye özel değerlendirilmesi gereken bir süreç olarak ele alıyoruz" dedi. Erken tanı tedavinin seyrini doğrudan etkiliyor Kanserde erken tanının hayati önem taşıdığını ifade eden Çolak, tanı sürecinde doğru zamanda yapılan tetkiklerin ve multidisipliner değerlendirmenin hastalığın gidişatını belirlediğini söyledi. Erken evrede tespit edilen kanserlerde tedavi başarısının ve yaşam kalitesinin belirgin şekilde arttığını belirten Çolak, düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Kanser tedavisinde bütüncül yaklaşım öne çıkıyor Günümüzde kanser tedavisinin yalnızca ilaç ya da cerrahi girişimlerden ibaret olmadığını belirten Çolak, "Bütüncül yaklaşım hastayı fiziksel, psikolojik ve sosyal yönleriyle bir bütün olarak ele almak anlamına geliyor" diye konuştu. Çolak, tedavi sürecinde psikolojik destek, beslenme, yaşam tarzı düzenlemeleri ve yan etki yönetiminin de en az tıbbi tedaviler kadar önemli olduğuna dikkat çekti. Aile desteği tedavi yolculuğunu güçlendiriyor Kanser tedavisinin yalnızca hastayı değil, ailesini de kapsayan bir süreç olduğunu dile getiren Çolak, aile desteğinin hastanın motivasyonunu ve tedaviye bağlılığını olumlu yönde etkilediğini ifade etti. Çolak, ailenin doğru bilgilendirilmesinin hastanın duygusal yükünü hafiflettiğini ve süreci daha yönetilebilir kıldığını belirtti. 4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle topluma mesaj veren Çolak, kanserle ilgili en yanlış algının ’çaresizlik’ olduğunu söyledi. Çolak, farkındalığın ve bilginin kanserle mücadelenin en güçlü unsurları olduğunu vurgulayarak, "Kanser, erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımlarıyla yönetilebilen bir hastalık grubudur" dedi.
BBP Genel Başkanı Destici: "Savaş mı var bu ülkede de CHP barış konferansı düzenledi?"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 14:54 BBP Genel Başkanı Destici: "Savaş mı var bu ülkede de CHP barış konferansı düzenledi?" CHP’nin düzenlediği ‘Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı’nı eleştiren Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Ana muhalefet partisi bir toplumsal barış konferansı düzenledi. Savaş mı var bu ülkede de barış konferansı düzenledi? Kimle kimin arasında savaş var? Türklerle Kürtler ne zaman savaştı da bugün savaşsınlar? Biz kardeşiz" dedi. BBP Genel Başkanı Destici, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında vatandaşlara deprem ve depreme hazırlık konusunda uyarılarda bulunarak, "Evet, yapılan çalışmalar var ama hâlâ yetersiz olduğunu görmekten de büyük bir üzüntü duyuyorum. Hâlâ milletimizin deprem konusunda yeteri kadar bilinçlendirilmediğini müşahede ediyoruz. İhtimal bir depremle karşılaşan vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun hâlâ ne yapacaklarını bilmediğini biz biliyoruz. Buradakiler, biz de dahil olmak üzere. İşin doğrusu bu. Çocuklarımız, gençlerimiz, kadınlarımız, erkeklerimiz bilmiyor, büyük çoğunluğumuz bilmiyor. Maalesef bu eğitim konusunda büyük yetersizlik olduğunu buradan söylemek zorundayım. Bu sebeple depreme hazırlık konusunda vatandaşlarımız daha yoğun, daha etkili bir biçimde bilgilendirilmelidir. Bunun eğitimi yapılmalıdır. Okullarda ders olarak öğretilmelidir ya da bir dersin içerisinde bir bölüm olarak mutlaka bu eğitim verilmelidir. Çünkü her zaman gerçekleşen bir şey değildir" diye konuştu. Destici, afet anında yapılan çalışmaların istenilen seviyede olmadığını ancak sonrasında önemli başarılar sağlandığını belirterek, bu başarının afet öncesi ve afet anına da taşınması gerektiğini söyledi. Anma programları kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte Osmaniye’deki törene katılacaklarını ifade eden Destici, ardından afet bölgelerini teşkilatlarıyla ziyaret ederek, vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileteceklerini kaydetti. Epstein davasının tüm insanlığı ilgilendirdiğini belirten Destici, söz konusu suçların çok sayıda boyutu olduğunu ve onlarca yıla yayılan bir sürecin olduğunu ifade etti. Destici, basına yansıyan iddialara göre Türkiye’den de çocukların götürüldüğünü ve söz konusu olay üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturmayı önemli bulduklarını vurgulayarak, süreci yakından takip edeceklerini bildirdi. "Öcalan’ın Epstein’den bir farkı yoktur" Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısıyla tanıtılan rapordan cümleler aktaran Destici, "PKK, 1990’da bir askeri hizmet yasası çıkararak, istisnasız 18-25 yaşları arasında her Kürt kardeşimizin PKK’ya katılmaya mecbur olduğunu bildirdi. 1994’ten itibaren çocukları da askere almaya başladılar. 8-12 yaşlarındaki çocuklardan alay kurdular. 1998’de yüzde 10’dan fazlası kız olmak üzere 3 bin çocuk asker, PKK saflarına zorla katıldı. En genci 7 yaşındaydı. 1995’te KDP’ye karşı bir çatışmada çoğu çocuk olmak üzere bin PKK’lı öldürüldü. Çocukların önemli bir bölümü cinsel olarak da istismar edildiler. İntihar eylemlerinde kullanıldılar, örgüt için infazlarda öldürüldüler. Ya intihar ettiler ya da intihara zorlandılar. Bu Birleşmiş Milletler raporu. Bir yönüyle bunun da Epstein çarkından bir farkı yok. Türk basını haklı olarak Epstein’i dünyanın en iğrenç insanı olarak adlandırdı. Biz de altına imzamızı atıyoruz. Bütün bu raporlarda yer alan süreçlerden sonra terörist elebaşı Öcalan’ı nasıl isimlendireceğiz? Bize göre Epstein’den bir farkı yoktur ve bu yönüyle de yargılanmalıdır. İşte bu sebeplerle de PKK’ya, bebek katili elebaşına da, örgüt uzantılarına da saygı duymadık, duymayacağız ve asla el sıkışmayacağız" şeklinde konuştu. "CHP’ye toplumsal barış konferansı düzenlettirenlerin kimler olduğunun ortaya çıkartılması gerek" Destici, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Ana muhalefet partisi bir toplumsal barış konferansı düzenledi. Savaş mı var bu ülkede de barış konferansı düzenledi? Kimle kimin arasında savaş var? Türklerle Kürtler ne zaman savaştı da bugün savaşsınlar? Biz kardeşiz. Bir terör örgütü var. Bu terör örgütüyle de Türkiye Cumhuriyeti Devleti pazarlık masasına oturup barış sağlayamaz. Buradan barış çıkmaz. Cumhuriyet Halk Partisi’ne bu konferansı düzenlettirenlerin de kimler olduğunun ortaya çıkartılması gerekir. Bunların hangi niyeti taşıdıklarının da çok net bir şekilde ortaya çıkartılması gerekmektedir. Biz açıkça söylüyoruz. Devletine bağlı, yasalara uyan, vergisini veren, askerliğini yapan, evlatlarını askere gönderen, şehit olan, şehit veren vatandaşlarımızla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Türk milletine karşı ihanet eden insanların aynı haklara sahip olmaları adalete de insanlığa da vatana da millete de hakarettir. Başka millete, başka devlete, başka bayrağa bağlı olanların tümü nereye bağlılarsa oraya gönderilmeli" ifadelerini kullandı.
Üzerine gecekondular inşa edilen kayalıklardan düşen parçalar iki binanın mühürlenmesine neden oldu
04 Şubat 2026 Çarşamba - 13:02 Üzerine gecekondular inşa edilen kayalıklardan düşen parçalar iki binanın mühürlenmesine neden oldu Ankara’da üzerine gecekondular inşa edilen kayalıklardan yağış nedeniyle yumuşayarak düşen devasa parçalar yan taraftaki apartmanın garaj girişini kapattı. Olay nedeniyle iki bina güvenlik tedbirleri nedeniyle tahliye edildi. İki gündür mağdur olduklarını söyleyen vatandaşlar, duruma tepki gösterdi. Olay, 2 Şubat gecesi Mamak ilçesi Akdere Mahallesi 395. Sokak’ta meydana geldi. Alınan bilgilere göre, üzerine gecekondular inşa edilen kayalıklardan yağışlar nedeniyle zamanla aşınarak parçalar düşmeye başladı. Son olarak iki gün önce meydana gelen sağanak nedeniyle kopan dev taş parçaları yan taraftaki apartmanın garaj girişine düştü. Olay nedeniyle 11 dairenin bulunduğu 3 katlı apartman ve yanında yer alan iki katlı bina tahliye edildi. Kayaların düştüğü alandaki evlerde maddi hasar meydana gelirken, garaj girişi de kapandı. Mahalle sakinleri ise belediye yetkililerinin kendilerine yardımcı olmadıklarını söyleyerek tepki gösterdi. "Bir iş yapılırken takipçiliği olmuyor maalesef" Olayla ilgili konuşan Akdere Mahalle Muhtarı Necati Gönültaş, "Buraya geldiğimde ekiplerin olduğunu gördüm. Bilgi almaya çalıştık. Yetkililerimizi aradık ama gece olmasından dolayı bir çoğuna ulaşamadık. Acil yardım ekipleri burada çalışmalarını gerçekleştirdi. Risk teşkil ettiğinden dolayı apartman mühürlendi. Bir iş yapılırken takipçiliği olmuyor maalesef. Bina yapımına izin veriliyor ama çevreye zararı var mı yok mu kontrol edilmiyor. İki bina arasında istinat duvarı olmayacağını, 80 santimetrelik perde duvarının yapılması gerektiğini öğrendim. Kaya üzerinde yıkılma tehlikesi olan bir gecekondu var. Belediye yetkilileriyle görüştüm. Mağdurların durumunun ne olacağını sordum. Herkes başka yerlere gitti. Görüştüğümüz kişiler apartmanın içine girilebileceğini söyledi. Bunu herkese açıklamalarını istediğimizde ise yanaşmıyorlar. Benim söylememi istiyorlar. Ben nasıl söyleyeyim. Bir durum yaşansa suçlu ben olacağım. Binayı kim mühürledi bilmiyoruz. Herkes birbirinin üzerine atıyor durumu. Belediye bizden müsaade istedi. Çalışma yapacağını ve bilgi vereceğini söyledi. Mağduriyetimiz hâlâ devam ediyor. Vatandaşlarımız hâlâ dışarda. Arada kalmış durumdayız. Yetkililerin bir çözüm bulması lazım. Gece olan olaylarda muhatap bulamıyoruz. Acil destek alabildiğimiz sürece sorunların üzerine gidebiliyoruz ama alamadığımız zaman sorunlar devam ediyor" dedi. "Belediye ekipleri hiç gelmedi buraya" Mağdurlardan Bahri Ekici, "Buradaki gecekondunun yıkılması gerekiyor. Yıkılmadığı sürece bizim mağduriyetimiz giderilmeyecek. İstinat duvarının inşa edilmesi lazım. Şu anda binaya giremiyoruz, mühürlediler. Bazen kaçak girmek zorunda kalıyoruz. 11 dairelik bir apartman bu. İçeride şu anda kimse yok. Mağduruz. Belediye ekipleri hiç gelmedi buraya. Aradık ama ulaşamadık. Gerekli yerlere de başvurduk, kimse ilgilenmedi. Belediye başkanı da tenezzül edip yardımcı olmadı. Buranın yeniden inşa edilmesi ve istinat duvarı yapılması lazım. Gecekondu eksik yapılmış zamanında. 3 metre daha ileride yapılması gerekiyormuş. Öylece bırakmışlar. Son olay yağıştan dolayı oldu. Kayalar düşünce deprem oldu sandık" ifadelerine yer verdi.
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ökten: "Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişki, derinleşmiş bir kader ortaklığıdır"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:17 Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ökten: "Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişki, derinleşmiş bir kader ortaklığıdır" Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, "Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişki, diplomasinin resmi kalıplarını aşan, zor zamanlarda gösterilen vefa ile derinleşmiş bir kader ortaklığıdır" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği iş birliğinde 2016 yılından bu yana düzenlenen ‘Cinnah Genç Yazarlar Ödülü’ yarışmasının 8’incisi gerçekleştirildi. İki ülke arasındaki dostane ilişkilerin güçlendirilmesi ve gençlerin edebi yeteneklerinin desteklenmesi amacıyla düzenlenen yarışmanın bu yılki ana başlığı kompozisyon oldu. Türkiye genelinde lise düzeyindeki öğrencilerin katıldığı yarışmada, öğrenciler belirlenen tema doğrultusunda kaleme aldıkları kompozisyonlarla jüri karşısına çıktı. Yarışmada dereceye giren öğrencilere düzenlenen törenle ödülleri verildi. Ödül töreninde konuşan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, yarışmanın Türkiye ile Pakistan arasındaki kültürel ve eğitim alanındaki iş birliğine katkı sunduğunu belirterek, gençlerin düşünce dünyalarını yazılı ifade etme becerilerinin gelişmesine önemli katkı sağladığını ifade etti. "Bu yarışmayı iki ülke arasındaki kardeşlik mirasının gerçekleşmesine imkan veren kıymetli bir zemin olarak görüyoruz" Ökten, Türkiye ve Pakistan’ın uzun yıllardır her mecrada birlikte hareket ettiklerini belirterek, "Bu yarışmayı, iki ülke arasındaki kardeşlik mirasının genç kuşakların dünyasında gerçekleşmesine imkan veren kıymetli bir zemin olarak görüyoruz. Hepimiz biliyoruz ki insan önce evinde insan olmayı öğrenir, karakterin, aidiyet duygusunun ve merhamet kültürünün tohumu ailede atılır. Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişki, diplomasinin resmi kalıplarını aşan, zor zamanlarda gösterilen vefa ile derinleşmiş bir kader ortaklığıdır. İstiklal Harbimizde Hint kıtasındaki Müslümanların Anadolu’ya ‘nefes olsun’ diyerek gönderdiği yardımlar, bu ortak hafızanın ilk kayıtlarıdır. Yakın geçmişte yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli depremlerde Pakistan’ın gösterdiği hassasiyet ve Pakistan’daki sel felaketlerinde Türkiye’nin seferberliği, birlikte sınanan bu kardeşlik şuurunun en somut tezahürüdür. Bu kardeşlik artık hükümetlerin ötesinde iki milletin müşterek iradesi haline gelmiştir" diye konuştu. Bakan Yardımcısı Ökten, gençlerin bu yarışma ile Türkiye-Pakistan ilişkilerine kalıcı bir iz bıraktıklarını da belirterek, gençlerin edebi kalemleri güçlendikçe daha da gelişeceklerini ifade etti. "80 yıla dayanan bir hikayemiz var" Türkiye-Pakistan ilişkilerinin yıllardır kardeşlik ilişkisine dayandığını ifade eden Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yousaf Junaid ise, "Büyük lider Pakistan’ın vizyoner kurucusu Muhammed Ali Cinnah’dan adını alan bu prestijli kompozisyon yarışması, büyükelçiliğin Türkiye’de yürüttüğü diplomasi faaliyetlerinin bir tanesi. Yaklaşık 80 yıla dayanan bir hikayemiz var ve bu girişimle bu hikayeyi daha da derinleştirdik. Bu yarışmamız, gençlerin fikirlerinin büyümesi ve akademik mükemmeliyete verdiğimiz daimi önemi yansıtan bir girişim" şeklinde konuştu. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Doç. Dr. Ünal Eryılmaz, Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yousaf Junaid ve öğrencilerin katıldığı program, fotoğraf çekimiyle son buldu.