Yerel Haberler
Ankara
Başkent’te eriyen karlar ve yağmur suları, barajları doldurmaya başladı
31 Ocak 2026 Cumartesi - 15:27 Başkent’te eriyen karlar ve yağmur suları, barajları doldurmaya başladı Ankara’nın önemli içme suyu kaynaklarından biri olan Kurtboğazı Barajı’nda, eriyen karlar ve son günlerde etkili olan yağışlar sonrası doluluk oranı yavaş yavaş artış göstermeye başladı. Ankara, son zamanların en kurak dönemlerini yaşıyor. İl genelinde kuraklık ve yağışın azalması sonucu sular kesilmiş ve vatandaşlar mağdur edilmişti. Fakat son günlerde yer üstünde kalan karların erimesi ve yağan yağmur, barajları az da olsa doldurmaya başladı. Ankara’nın önemli içme suyu kaynaklarından biri olan Kurtboğazı Barajı’nda da, eriyen karlar ve son günlerde etkili olan yağışlar sonrası doluluk oranı artış göstermeye başladı. Kış aylarında beklenen yağışların bir bölümünün bahar aylarına sarkmasıyla birlikte, özellikle yüksek kesimlerde eriyen kar sularının Kurtboğazı Barajı’na ulaşması, doluluk oranına az da olsa olumlu yansıdı. Uzmanlar, yağışların devam etmesi halinde barajdaki su seviyesinin daha da yükselebileceğini belirtti. Ancak uzmanlar, su tasarrufu konusunda tedbirli olunması gerektiğine dikkat çekerek, mevcut artışın rehavete yol açmaması gerektiğini vurguladı. ASKİ’nin verilerine göre baraj doluluk oranları şöyle: "Akyar Barajı: yüzde 1,99 Çamlıdere Barajı: yüzde 13,74 Çubuk 2 Barajı: yüzde 3,76 Eğrekkaya Barajı: yüzde 17,68 Kargalı Barajı: yüzde 14,02 Kavşakkaya Barajı: yüzde 3,29 Kesikköprü Barajı: yüzde 100 Kurtboğazı Barajı: yüzde 8,90 Peçenek Barajı: yüzde 15,29 Türkşerefli Barajı: yüzde 5,92 Uludere Barajı: yüzde 36,44".
Bakan Uraloğlu: "2025 yılında elleçlenen yük miktarı 553 milyon 268 bin 303 tona ulaştı"
31 Ocak 2026 Cumartesi - 14:00 Bakan Uraloğlu: "2025 yılında elleçlenen yük miktarı 553 milyon 268 bin 303 tona ulaştı" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye limanlarında 2025 yılında elleçlenen yük miktarının Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını açıkladı. Yüzde 4’lük artışla 553 milyon 268 bin 303 ton yük elleçlendiğini belirten Uraloğlu, konteyner taşımalarının da yüzde 3,5 artışla 14 milyon TEU’ya ulaştığını söyledi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 2025 verilerini değerlendirerek, "Ülkemizin deniz ticaretinden daha fazla pay alması ve dış ticaretimizin ana unsuru olan deniz taşımacılığının gelişmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2025 yılında limanlarımızda elleçlenen yük miktarı geçen yıla göre yüzde 4 artışla 553 milyon 268 bin 303 tona ulaştı ve Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı" dedi. Uraloğlu, "2025 yılında limanlarımızdan yurt dışı limanlarına giden yük miktarı bir önceki yıla göre yüzde 0,4 artarak 142 milyon 784 bin 2 ton, yurt dışı limanlarından limanlarımıza gelen yük miktarı ise bir önceki yıla göre yüzde 5,6 artarak 271 milyon 632 bin 303 ton olarak gerçekleşti. 2025’te denizyoluyla yapılan yurt dışı yük taşımaları, bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artarak 414 milyon 416 bin 305 tona ulaştı" açıklamasında bulundu. En fazla yük Aliağa’da elleçlendi Bakan Uraloğlu, bölge liman başkanlıkları bazında 2025 yılında en fazla yük elleçlemesinin 89 milyon 507 bin 150 ton ile Aliağa Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde gerçekleştiğini kaydetti. Uraloğlu, Aliağa’yı; 83 milyon 939 bin 975 ton ile Kocaeli ve 70 milyon 905 bin 737 ton ile İskenderun bölge liman başkanlıklarının izlediğini de ifade etti. 2025 yılında limanlarda deniz yoluyla yapılan transit yük taşımalarının 69 milyon 157 bin 356 ton, kabotajda taşınan yük miktarının ise 69 milyon 678 bin 982 ton olarak gerçekleştiğini de bildiren Uraloğlu, taşınan yüklerin cinslerine göre dağılımını da paylaştı. Uraloğlu, 2025 yılında en fazla elleçlemenin 169 milyon 714 bin 709 ton ile sıvı dökme yüklerde gerçekleştiğini söyleyerek, "Sıvı dökme yükler geçen yıla göre yüzde 4,6 artarken katı dökme yüklerdeki artış yüzde 5,7 ile 160 milyon 938 bin 575 tona ulaştı. Konteynerde taşınan yükler 144 milyon 339 bin 527 ton ile yüzde 0,7 oranında artış gösterdi. Genel kargo yükleri 65 milyon 847 bin 587 ton ile yüzde 6 artarken, Ro-Ro ile taşınan yükler ise yüzde 4,7 artışla 12 milyon 425 bin 500 ton olarak kaydedildi" şeklinde konuştu. En fazla artış taşkömüründe Uraloğlu, limanlarda elleçlenen yük miktarı en fazla artış gösteren yük cinslerinin sırasıyla; 4,35 milyon ton ile taşkömürü (briketlenmemiş), 3,15 milyon ton ile ham petrol ve 3,08 milyon ton ile sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) olduğunu belirtti. En fazla yük İtalya’ya gönderildi, Rusya’dan geldi 2025 yılında limanlardan deniz yolu ile yurt dışına gönderilen yükler arasında en fazla yük taşımasının 17 milyon 276 bin 832 ton ile İtalya’ya yapıldığını belirten Uraloğlu, "İtalya’yı; 13 milyon 518 bin 965 ton ile ABD ve 10 milyon 869 bin 420 ton ile Mısır takip etti. Türkiye’ye en fazla yükün geldiği ülkeler ise sırasıyla; 101 milyon 562 bin 166 ton ile Rusya, 21 milyon 729 bin 680 ton ile ABD ve 14 milyon 354 bin 73 ton ile Mısır oldu" diye konuştu. Elleçlenen konteyner miktarı 14 milyon TEU’ya ulaştı Elleçlenen konteyner miktarının ise geçen yıla göre yüzde 3,5 artarak 14 milyon TEU’ya ulaştığını duyuran Bakan Uraloğlu, 2025’te en fazla konteyner elleçlemesinin 3 milyon 428 bin 48 TEU ile Ambarlı Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde yapıldığını, Ambarlı’yı 2 milyon 505 bin 678 TEU ile Kocaeli ve 2 milyon 138 bin 327 TEU ile Tekirdağ bölge liman başkanlıklarının takip ettiğini ifade etti. Denizcilik sektörünün 2026 yılında da yeni rekorlar kırmasını beklediklerini belirten Uraloğlu, "Gemi insanı istihdamını odağa alan ve emniyetten ödün vermeyen stratejilerimizle dünya denizciliğinden çok daha büyük pay alarak ülkemizin refahını artırmayı hedefliyoruz" dedi.
Dışişleri Bakanlığı: "BM Barış Gücü’nün görev süresi uzatılırken Kıbrıs Türk tarafının rızasının bu defa da alınmaması, BM’nin yerleşik uygulama ve ilkelerine aykırıdır"
31 Ocak 2026 Cumartesi - 12:23 Dışişleri Bakanlığı: "BM Barış Gücü’nün görev süresi uzatılırken Kıbrıs Türk tarafının rızasının bu defa da alınmaması, BM’nin yerleşik uygulama ve ilkelerine aykırıdır" Dışişleri Bakanlığı tarafından "BM Barış Gücü’nün görev süresi uzatılırken Ada’daki egemen eşit iki halktan biri olan Kıbrıs Türk tarafının rızasının bu defa da alınmaması, BM’nin yerleşik uygulama ve ilkelerine aykırıdır" açıklamasında bulunuldu. Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Adası’nda konuşlu Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü’nün görev süresinin, 30 Ocak 2026 tarihli ve 2815 (2026) sayılı BM Güvenlik Konseyi kararıyla bir yıl daha uzatılma kararına ilişkin açıklama yaptı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada KKTC tarafından yapılan açıklamanın desteklendiği belirtilerek, "BM Barış Gücü’nün görev süresi uzatılırken Ada’daki egemen eşit iki halktan biri olan Kıbrıs Türk tarafının rızasının bu defa da alınmaması, BM’nin yerleşik uygulama ve ilkelerine aykırıdır. Barış Gücü’nün KKTC topraklarındaki faaliyetlerini KKTC makamlarının iyi niyetli yaklaşımı sayesinde sürdürebilmekte olduğunun altını çiziyoruz" denildi. Açıklamada, söz konusu faaliyetlerin devamı için hukuki bir zeminin en kısa sürede tesis edilmesinin elzem olduğunu vurgulanırken, gerçekleşmeme durumunda KKTC makamlarınca atılacak adımlar, Anavatan ve Garantör Türkiye’nin tam desteğine sahip olacağı ifade edildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Anılan kararda, Ara Bölge’deki Pile köyündeki Kıbrıslı Türklerin vatanları KKTC’ye doğrudan erişebilmesini hedefleyen insani bir proje olan ve BM’nin Kıbrıs Türk tarafıyla vardığı mutabakatın bu konuda herhangi bir söz sahibi olmayan Rumların baskısı sonucunda Barış Gücü tarafından uygulanmaması nedeniyle halen tamamlanmayı bekleyen Yiğitler-Pile yolu yapım çalışmalarına, tarafsızlıktan uzak bir dille atıf yapılmaya devam edilmektedir. Aynı zamanda kararda, Kıbrıs Rum tarafının başta Astromerit-Evrihu otoyolu ve Pile bölgesinde inşa edilen üniversite gibi her geçen gün sayısı artan ve BM Barış Gücü tarafından ısrarla göz yumulan Ara Bölge ihlallerine yer verilmemesini esefle kınıyoruz. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin egemenliğinin Ada’nın kuzeyine uzanmadığı gibi Ara Bölge’yi de herhangi bir şekilde kapsamadığına dikkat çekiyoruz. Kıbrıs Adası’nda yarım asırdır barışı temin eden unsurun BM Barış Gücü değil, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mevcudiyeti ve Türkiye’nin etkin garantisi olduğu dikkate alındığında, idaresi altında bulunan Ara Bölge’de iki tarafa adil ve dengeli bir yaklaşım dahi sergilemeyen BM Barış Gücü’nün varoluş gerekçesi hakkında zihinlerde ciddi soru işaretleri oluşmaktadır. Güvenlik Konseyi’nin kararında Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik olarak on yıllar boyunca denenmiş ve başarısızlığı her defasında görülmüş yöntemlere atıfta bulunulmaya devam edilmesi çözüm çabalarına hiçbir fayda sağlamamaktadır. Dahası, meseleye Ada’daki gerçekler temelinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir çözüm bulunabilmesini geciktirmektedir. BM Güvenlik Konseyi’ni, Ada’daki iki tarafa eşit muamele sergilemeye ve çözüm için artık samimiyetle çaba sarf etmeye çağırıyoruz." "BM Güvenlik Konseyi’ni Ada’daki iki komşu devletin refahın ileri taşınacağı bir geleceğin önünü açmaya davet ediyoruz" Kıbrıs meselesinin en gerçekçi çözümünün, Ada’daki iki devletin bir arada var olmasından geçmek olduğu ifade edilirken, "BM Güvenlik Konseyi’ni ve uluslararası toplumu bu gerçeği kabul etmeye, Kıbrıslı Türklerin özden gelen hakları olan egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünü tescil etmeye ve Ada’daki iki komşu devletin yakın iş birliğiyle şekillenecek, bölgesel istikrar, kalkınma ve refahın ileri taşınacağı parlak bir geleceğin önünü açmaya davet ediyoruz" denildi.
TZOB Başkanı Bayraktar: "Ocak ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 278,1 ile havuçta görüldü"
31 Ocak 2026 Cumartesi - 10:54 TZOB Başkanı Bayraktar: "Ocak ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 278,1 ile havuçta görüldü" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ocak ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 278,1 ile havuçta görüldüğünü söyledi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ocak ayında üretici market fiyatlarındaki farklılıklarla girdi maliyetlerinde yaşanan değişimleri değerlendirdi. Ocak ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 278,1 ile havuçta görüldüğünü aktaran Bayraktar, "Havuçtaki fiyat farkını yüzde 275,8 ile maydanoz, yüzde 229,8 ile pırasa, yüzde 225,7 ile marul takip etti. Havuç ve maydanoz 3,8 kat, pırasa ve marul 3,3 kat fazlaya satıldı. Üreticide 10 lira 50 kuruş olan havuç markette 39 lira 70 kuruşa, 5 lira 57 kuruş olan maydanoz 20 lira 92 kuruşa, 13 lira 53 kuruş olan pırasa 44 lira 64 kuruşa, 10 lira 87 kuruş olan marul 35 lira 39 kuruşa satıldı. Ocak ayında fiyatı en fazla artan ürün hem üretici hem de markette kabak olurken, fiyatı en fazla düşen ürün markette kuru fasulye, üreticide ise pırasa oldu" açıklamasında bulundu. "Ocak ayında markette 41 ürünün 33’ünde fiyat artışı, 7’sinde ise fiyat azalışı görüldü" Market fiyatlarında yaşanan değişimi de değerlendiren Bayraktar, "Ocak ayında markette 41 ürünün 33’ünde fiyat artışı, 7’sinde ise fiyat azalışı görüldü. Bir üründe ise fiyat değişimi görülmedi. Ocak ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 67,2 ile kabak oldu. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 54,1 ile sivribiber, yüzde 48,5 ile patlıcan, yüzde 41,7 ile salatalık takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 14,6 ile kuru fasulye oldu. Kuru fasulyedeki fiyat düşüşünü yüzde 9,4 ile pırasa, yüzde 5,7 ile portakal, yüzde 5 ile patates izledi" ifadelerini kullandı. "Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 11 ile pırasada görüldü" Ocak ayında üreticide 33 ürünün 19’unda fiyat artışı olduğunu belirten Bayraktar, 6 üründe fiyat düşüşü görüldüğünü, 8 üründe ise fiyat değişikliğinin olmadığını ifade etti. Bayraktar, "Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 11 ile pırasada görüldü. Pırasadaki fiyat düşüşünü yüzde 7 ile yumurta, yüzde 4,4 ile karnabahar, yüzde 2,3 ile zeytinyağı izledi. Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 179,2 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 119,7 ile sivribiber, yüzde 118,8 ile salatalık, yüzde 100,5 ile patlıcan takip etti" diye konuştu. "Kabak, sivri biber, salatalık, patlıcan ve domateste arz azaldı ve fiyatlar yükseldi" Üretici fiyat değişimlerinin nedenlerine değinen Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Seralarda güzlük sezon bitti ve baharlık sezon için dikimler yapıldı. Bu geçiş döneminde yeni dikilen ürünler henüz hasat olgunluğuna gelmediğinden kabak, sivri biber, salatalık, patlıcan ve domateste arz azaldı ve fiyatlar yükseldi. Bu ürün grubunda arzı azaltan bir diğer husus da havaların soğuk olması nedeniyle birim alandan alınan verimin düşmesidir. Ocak ayının son haftasında Antalya başta olmak üzere Mersin ve Muğla gibi kıyı şeridindeki illerimizde meydana gelen aşırı yağışlar, fırtına, hortum ve dolu afetleri de bu ürün grubundaki fiyatların yükselmesine neden olan bir başka etken oldu. Talebin azalması karnabahar ve pırasa fiyatlarının gerilemesine neden oldu. Yumurta fiyatları, iç piyasadaki arz fazlası ve sofralık yumurta ihracatında devam eden kısıtlamalar nedeniyle geriledi." Bayraktar gıda fiyatlarında yaşanan değişimlere ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Ocak ayında, Aralık ayına göre amonyum nitrat gübresi yüzde 6,2, amonyum sülfat gübresi yüzde 1,1, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 1, üre gübresi yüzde 0,8 oranında artış gösterdi. Buna karşın DAP gübresi yüzde 0,5 oranında düştü. Geçen yılın Ocak ayına göre son bir yılda 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 39,9, üre gübresi yüzde 38,2, Diamonyum Fosfat (DAP) gübresi yüzde 35,7, amonyum nitrat gübresi yüzde 28,7, amonyum sülfat gübresi yüzde 26,4 oranında arttı. Ocak ayında Aralık ayına göre besi yemi yüzde 5,6, süt yemi yüzde 4,2, son bir yılda besi yemi yüzde 33,1, süt yemi yüzde 30 oranında arttı. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 12,8 oranında artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 35,9 oranında arttı. Ocak ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 7,7 oranında artarken, yıllık yüzde 21,8 oranında arttı."