Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Anadolu’nun adı bu köyde doğdu: Taşlıca’nın bilinmeyen hikayesi
25 Nisan 2026 Cumartesi - 10:17:57
Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine bağlı Taşlıca Köyü, ‘Anadolu’ isminin ilk kez verildiği yer’ olarak dikkat çekiyor. Efsaneleri, türbeleri ve tarihi dokusuyla öne çıkan köy, her yıl yerli ve yabancı ziyaretçilerin uğrak noktası haline geliyor. Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde yer alan Taşlıca köyünün hikayesi, Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat’ın bölgeyi fethettiği dönemde askerleriyle birlikte köye uğramasıyla başlıyor. Köyde yaşayan ve ‘Anadolu’ya adını veren ebe’ olarak anılan Kırmızı Ebe’nin, Selçuklu askerlerine ikram etmek için tastaki ayranı büyük bir taşın içine doldurduğu belirtiliyor. Bu taşın günümüzde ‘Ayran Taşı’ olarak bilindiği ve ‘Anadolu’ isminin de buradan türediğine inanıldığı ifade ediliyor. Köyde bulunan Kırmızı Ebe Türbesi, Oruç Gazi Türbesi ve Gelin Kayası gibi noktalar da ziyaretçilerin ilgisini çeken önemli alanlar arasında yer alıyor. Taşlıca Köyü’nün en dikkat çeken özelliklerinden biri ise neredeyse her kaya ve taşın bir efsaneye konu olması. Köy halkı, bu hikayelerin yüzlerce yıldır anlatıldığını ve bölgenin kültürel hafızasını oluşturduğunu ifade ediyor. Ayrıca köyde bazı geleneklerin günümüzde de sürdüğü, örneğin Gelin Kayası efsanesi nedeniyle davul çalmanın uğursuzluk getirdiğine inanıldığı ifade ediliyor. Doğal yapısı, efsaneleri ve tarihi dokusuyla öne çıkan Taşlıca Köyü, her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Oruç Gazi, bölgenin Türkleşmesinde rol oynadı Oruç Gazi, Kızılcahamam ilçesi ve çevresinde adı geçen, bölgenin Türkleşme süreciyle ilişkilendirilen tarihi şahsiyetlerden biri olarak biliniyor. Hakkında kesin ve ayrıntılı tarihi kayıtlar sınırlı olsa da, genellikle Osmanlı’da yaşamış bir akıncı beyi ya da yerel kahraman olarak anıldığı ifade ediliyor. Rivayetlere göre Oruç Gazi bölgenin fetih ve iskan sürecinde rol oynamış, özellikle kırsal alanların yerleşime açılmasına katkı sağladığı vurgulanıyor. "Taştaki ayran hiç eksilmiyor" Anadolu Selçuklu Devleti’nin hükümdarı 1. Alaeddin Keykubad’ın Taşlıca köyü ve çevresine geldiği sırada Kırmızı Ebe’nin Keykubad’ın askerlerine ayran ikram ettiğini ve ayranın garip bir şekilde herkese yettiğini belirten Taşlıca köyünde yaşayan Feridun Altınkaynak, "Alaeddin Keykubad burada konakladığı esnada askerler su ihtiyacını karşılamak için beklediğinde, buranın Kırmızı Ebe veya Kırgız Ebe diye adlandırılan ermiş kadın, getirdiği ayranı buradaki taşa boşaltıyor. Fakat taştaki ayran hiç eksilmiyor. Ayran taşındaki ayranın bitmediğini gören askerlerin her biri ayranını aldıktan sonra ‘ana doluyor, ana doluyor’ diyor. Anadolu tabiri bu şekilde buradan çıkıyor. Askerler, ayranın bitmediğini, ayranın bereketli olduğunu anlatıyorlar. Bunu Selçuklu Sultanına bildiriyorlar. Selçuklu Sultanına da ‘burada mübarek bir kadın var’ diyorlar. Bunu duyan Alaeddin Keykubad’ın Kırmızı Ebe’ye söylediği şey ‘dile benden ne dilersen’ oluyor. Kadın ise ondan, ‘ben hiçbir şey istemiyorum, sizin muzaffer olmanızı istiyorum’ diyor. Alaeddin Keykubad sonra şöyle bir karar alıyor. ‘Buraları sana yurtluk olarak bağışlıyorum. Buraya bundan sonra nallı at girmeyecek diyor. Yani vergi alınmayacak anlamında anlatılmış. Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar da vergi alınmadığı söyleniyor" diye konuştu. "Yerli turistlerden gelen çok" Taşlıca köyüne ve Kırmızı Ebe’nin hikayesini araştırmak için farklı yerlerden birçok turist geldiğini ifade eden Altınkaynak, "Oruç Gazi’nin Kırmızı Ebe’nin oğlu olduğunu Alaaddin Keykubad’a söylediklerinde Keykubad ise, ‘bunu da Allah yolunda yetiştirin diyor’. Selçuklu döneminde Hoca Ahmet Yesevi, Anadolu’nun Türkleşmesinde rol oynadı. Buralar tamamen zaten Rum diyarı olduğu için, Hoca Ahmet Yesevi talebe olarak Oruç Gazi’yi yetiştirdikten sonra burada medrese kuruluyor. Hatta köyün aşağı tarafında medresesi olduğu, fakat uzun yıllar içerisinde yıkılıp harabe olduğu söyleniyor. Yerli turistlerden gelen çok. Bu taşın çalındıktan sonra belli bir süre sonra tekrardan buraya geldiği söyleniyor" şeklinde konuştu. "Nigar gelin, köyün en güzel kızı olarak biliniyordu" Altınkaynak, Taşlıca köyünün en güzel kızlarından biri olduğu Nigar gelinin, bir müddet sonra taş olduğu iddialarına ise, "Nigar gelin, Selçuklu döneminde buranın en güzel kızı olarak biliniyordu. O zamanlar zorla buradan alıp götürülmeye çalışıldığı sırada Oruç Gazi davul çalındığı için hem de gelini götürdükleri için, ‘rahatsız oluyorum’ diye ikaz eder. 3 kere ikaz ettikten sonra ‘Allah sizi bildiği gibi yapsın’ gibi bir ifade söyledikten sonra gelinin taş olma hikayesi olarak biliniyor" ifadelerini kullandı. "Anadolu’da Hoca Ahmet Yesevi’nin yetiştirdiği yüzlerce Alperen Gaziler var" Oruç Gazi’nin, Hoca Ahmet Yesevi’nin yetiştirdiği önemli bir insan olduğunun altını çizen Altınkaynak, "Oruç Gazi, Hoca Ahmet Yesevi tarafından yetiştirildi. Buranın Müslümanlaşması ve Türkleştirilmesi için kendi yetiştirdiği talebeleri de var. Talebeleriyle beraber yaptıkları çalışmalarıyla birlikte bugüne kadar gelmişler. Anadolu’da Hoca Ahmet Yesevi’nin yetiştirdiği yüzlerce Alperen Gaziler var. Anadolu’nun her tarafına yayılmışlar" cümlelerine yer verdi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 10:06
Kırgızistanlı genç şifayı Türk hekimlerinde buldu
Kırgızistan’da 18 yaşına kadar skolyozla mücadele eden genç, Medicana Hastanesi’nde geçirdiği başarılı ameliyatın ardından sağlığına büyük ölçüde kavuştu. Skolyoz hastalığıyla mücadele eden 19 yaşındaki Shakhbos Pochokalonov, tedavi olmak için ülkesi Kırgızistan’dan Türkiye’ye geldi. Yaklaşık bir sene önce Ankara’ya gelen Pochokalonov, burada Medicana hastanesine başvurarak, tedavi sürecini başlattı. Pochokalonov, Medicana Sağlık Grubu bünyesindeki hastanede gerçekleştirilen operasyonla sağlığına kavuştu. Başarılı geçen ameliyat sonrası hastanın yaşam kalitesinin önemli ölçüde arttığını belirten Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Mehmet Atıf Erol Aksekili, skolyoz hakkında bilgi vererek, "Skolyoz kısaca omurganın S şeklini almasıdır. Ön-arka planda omurganın S şeklini almasını biz kısaca skolyoz diyoruz. Skolyoz en sık adolesan dediğimiz ergenlik döneminde görülür. Ancak diğer hastalıklarla birlikte görüldüğünde daha ileri seviyelerde karşımıza çıkabilir. Hastamız 18 yaşında bize başvurdu. Nöromüsküler skolyoz dediğimiz, nörolojik hastalıkların eşlik ettiği bir skolyoz tipi mevcut. Bu skolyozlar erken yaşta ortaya çıkar ve daha hızlı ilerler. Bu yüzden hastamız bize 90 dereceden daha ileri bir seviyede başvurdu" dedi. "Erken teşhis tedaviyi kolaylaştırır" Erken teşhis edilmesi halinde daha az cerrahi ile daha iyi sonuç alınabileceğini belirten Aksekili, "Skolyoz erken tanındığında fizik tedavi, egzersiz ve korseleme gibi yöntemlerle ilerlemesini kontrol altına alabiliyoruz. Hastamızda ileri skolyoz olduğu için iki aşamalı cerrahi uygulandı. İlk aşamada Halo Femoral traksiyon yöntemiyle skolyoz kısmen düzeltildi. İkinci aşamada ise vidalar, rodlar ve osteotomi ile omurga düzeltildi" diye konuştu. "Ameliyat sonrası süreç en az ameliyat kadar önemli" Ameliyat sonrası sürecin en az ameliyat kadar önemli olduğuna dikkati çeken Aksekili, omurganın uygun pozisyonda kaynamasının hedeflendiğini belirtti. Hastanın üç ay boyunca dorsolomber korse kullanması gerektiğini söyleyen Aksekili, "Yürümesi öneriliyor ancak ağır yük taşımaması gerekiyor. Yüzme gibi sporlara kısa sürede başlayabilir. Kaynama sürecinde diyetine dikkat etmeli ve 6 hafta ile 3 aylık periyotlarla kontrolleri yapılmalıdır. Kaynama istenilen şekilde ilerlemezse ek müdahaleler veya destek tedavileri uygulanabilir" açıklamasında bulundu. "En yakın sağlık merkezine başvurulmalı" Erken teşhisin önemine vurgu yapan Aksekili, "Erken teşhis oldukça önemlidir. Nöromüsküler skolyozlar tamamen engellenemese de özellikle ergenlik dönemindeki skolyozlar uygun postür, egzersiz ve fiziksel aktivitelerle önlenebilir. Omuz ve kalça asimetrisi ya da öne eğilince kaburgada çıkıntı gibi belirtiler fark edildiğinde en yakın sağlık merkezine başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı. "Doktor öneriyorsa mutlaka ameliyat olunmalı" Baba İlhom Pochokalonov, ise oğlunun ilk teşhisini doğumundan bir yıl sonra fark ettiklerini belirterek, "18 yaşına kadar Kırgızistan’daki doktorlara gittik. Doğumsal skolyoz olduğunu, ameliyat olursa felç kalabileceğini söylediler. Skolyoz ile mücadele eden ailelere önerim, erken teşhis ve doğru zamanda ameliyat. Doktor öneriyorsa mutlaka ameliyat olunmalı. Biz Türkiye’ye geldik, ameliyat olduk ve şifa bulduk. Doktorlara çok minnettarız" ifadelerine yer verdi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 09:50
Sakarya Gaz Sahası’ndan bugüne kadar 6 milyar metreküp doğal gaz üretildi
Türkiye tarihinin en büyük doğal gaz keşfinin yapıldığı Sakarya Gaz Sahası’ndan bugüne kadar 6 milyar metreküp doğal gaz üretildi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 09:42
Sendikal ihlaller, çevre ve halk sağlığı iddiaları
Öz İplik İş Sendikası Bursa ve Balıkesir’de faaliyet gösteren R.B.Karesi İthalat İhracat Tekstil Sanayi ve Tic. A.Ş.’de yaşanan sendikal ihlallere ve çevreye zarar verme yönündeki ciddi konulara dikkat çekmek amacıyla Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Düzenlenen basın açıklamasına Öz İplik İş Genel Sekreter Yardımcısı Bünyamin Bayır, Bursa İl Başkanı Ekrem Saraçoğlu, Düzce İl Başkanı Telat Örnek, İstanbul İl Başkanı Hacıbayram Önal, Çerkezköy İlçe Sekreteri Tolga Ergün, Bursa İl Sekreteri Serkan Açıcı ile çevre illerden gelen Öz İplik İş teşkilatı katıldı. Bursa İl Başkanı Ekrem Saraçoğlu Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü önünde basına süreçle ilgili bilgi verdi. Karesi Tekstil’de yaşanan sendikal ihlalleri ve çevreye yönelik ciddi iddiaları kamuoyunun gündemine taşıdı. Bursa İl Başkanı Ekrem Saraçoğlu tarafından yapılan açıklamada, Bursa’da faaliyet gösteren ve binlerce işçinin çalıştığı Karesi Tekstil’de işçilerin anayasal haklarını kullanarak sendikamıza üye olduğu, ancak işverenin bu iradeyi tanımadığı vurgulandı. Sendikaya üye olan ve örgütlenme sürecine öncülük eden işçilerin hiçbir haklı gerekçe gösterilmeden işten çıkarıldığı belirtilerek, yaşananların açık bir ‘sendikal kıyım’ olduğu ifade edildi. Yaklaşık bir yıldır kararlılıkla sürdürülen örgütlenme mücadelesi boyunca işçilerin, baskı, tehdit ve sistematik sendikal ihlallerle karşı karşıya bırakıldığına dikkat çeken Saraçoğlu, 2026 yılı ücretlerinde yapılan yüksek oranlı artışların da kalıcı bir iyileştirme değil, örgütlenmeyi zayıflatmaya yönelik geçici bir adım olduğunu kaydetti. Çalışma Bakanlığı denetimlerinde ‘sendikal ihlal vardır’ tespitine rağmen sürece etkin müdahale edilmemesini de eleştirilerek, bu durumun kabul edilemez olduğu belirtti. Çevre ve halk sağlığı açısından ciddi iddialar Saraçoğlu tarafından yapılan açıklamada yalnızca emek haklarının değil, çevre ve halk sağlığının da tehdit altında olduğu vurgulandı. Karesi Tekstil’de kömür kazanlarından çıkan yoğun dumanın çevreyi kirlettiği, atık suların arıtılmadan dereye bırakıldığı ve arıtma sistemlerinin fiilen çalıştırılmadığı yönünde ciddi iddiaların bulunduğu ifade edildi. Ayrıca, tesisin tarım arazileri üzerinde faaliyet göstermesi, ruhsatlı su kuyularının durumu ve atık su deşarjına ilişkin belirsizliklerin kamuoyu açısından büyük soru işaretleri doğurduğu belirtildi. Özellikle akşam saatlerinde çalıştırılan kömür kazanlarının bölge havasını kirlettiğine dair iddiaların kaygı verici olduğu vurgulandı. İşletmenin dere yatakları, kamu arazileri ve birinci derece tarım alanlarını işgal ettiği yönündeki iddialara göz yumulmasının, aynı zamanda işçilerin hak arayışının bastırılmasına da zemin hazırladığı ifade edildi. Açıklamada işçilere yönelik uygulanan baskı yöntemleri de detaylarıyla paylaşan Bursa İl Başkanı Ekrem Saraçoğlu, işçilerin cep telefonları ve e-devlet şifrelerinin baskıyla alındığı, sendika üyeliklerinin zorla iptal ettirildiği, ‘Tazminat verelim, sendikadan vazgeç’ dayatmalarının yapıldığı, işçilerin farklı şirketler üzerinden çalıştırılmaya zorlandığı, sendika ile işçi arasındaki bağın fiziki ve idari yöntemlerle koparılmaya çalışıldığı, kamera ve takip sistemleriyle işçilerin gözetim altında tutulduğunu belirtti. Saraçoğlu, Bu uygulamaların hukuk, vicdan ve insan onuruyla bağdaşmadığını da vurguladı. Öz İplik İş Sendikası Karesi Tekstil’de üretim yaptıran markalara da çağrıda bulunarak, ’etik üretim’ söylemlerinin gereğini yerine getirmeye davet etti. Tedarik zincirlerinde yaşanan ihlallere sessiz kalmanın bu suça ortak olmak anlamına geldiği ifade edildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na da çağrıda bulunulan açıklamada, tespit edilmiş ihlaller karşısında sessiz kalınmaması ve anayasal hakların korunması için derhal gerekli adımların atılması istendi. İşçilere de birlik ve dayanışma çağrısı yapan Öz İplik İş Sendikası, Karesi Tekstil’de yaşanan hak ihlallerine karşı mücadelenin büyüyerek devam edeceğini belirterek, tüm emek ve meslek örgütlerini, demokratik kitle örgütlerini ve kamuoyunu dayanışmaya davet etti.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 14:14
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Başkanı Kurtulmuş ile görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısı sonrası TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüştü.Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Meclis Başkanı Kurtulmuş’un görüşmesi TBMM Başkanlığı’nda gerçekleşti. Yaklaşık yarım saat süren görüşmede Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ak Parti Grup Başkanı Abdullah Güler de yer aldı. Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a arabasına kadar eşlik ederken görüşme sonrası ikili herhangi açıklamada bulunmadı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 14:10
BBP Genel Başkanı Destici: "Gençlerimize sahip çıkmak gibi bir yükümlülüğümüz ve sorumluluğumuz var"
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Hep birlikte ülkemize, milletimize, çocuklarımıza, gençlerimize sahip çıkmak gibi bir yükümlülüğümüz ve sorumluluğumuz var" dedi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında geçtiğimiz günlerde CHP’li Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede’nin sosyal medya hesabı üzerinden taciz ettiği iddialarıyla gündeme gelen 16 yaşındaki Elif Tuana Torun’un trafik kazasında hayatını kaybetmesinin derin üzüntüsünü yaşadıklarını belirterek, bu vahim kaza neticesinde çocukları daha da korumaları gerektiğinin altını çizdi. İsrail ve ABD ile İran arasındaki savaşa da değinen Destici, ABD’nin yıllardır Orta Doğu ve Afrika üzerine haksız emelleri olduğunu, kendi çıkarları uğruna ülkelerin kaynaklarını sömürdüğünü ve sömürmeye devam ettiğini söyledi. "Umutlarımızı karartan haberlerle karşılaşıyoruz" Türkiye’de her geçen gün geleceğe yönelik vahim olaylarla karşılaştıklarını belirten Destici, "Umutlarımızı karartan haberlerle karşılaşıyoruz. Bunlardan bir tanesi, geçtiğimiz günlerde Giresun’un Görele ilçesinde CHP Belediye Başkanı’nın görevden alındığı taciz davasının mağduru 16 yaşındaki bir kız çocuğunun geçirdiği elim ve şüpheli trafik kazasından sonra tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybettiği haberidir. Son derece üzgünüm. Biliyorum ki milletimiz de son derece üzgün. Çocuklarımıza karşı sorumluluklarımız var. Evlatlarımıza ve gençlerimize sorumluluklarımız var. Taciz davası devam ettiği için ancak belirli sınırlar içerisinde konuşabiliyoruz. Dün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, Görele Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan şahsın taciz ettiği kızın ölümüyle ilgili sürece müdahil olacağını açıkladı. Yaşanan hadise bütün yönleriyle ve hiçbir şüphe kalmayacak şekilde cam gibi net bir şekilde aydınlatılmalıdır. Aksi halde kamu vicdanı yara alacaktır. Biz de bu konunun başta hukuki olarak takipçisi olacağımızı buradan bir kere daha ifade ediyoruz" diye konuştu. "Gençlerimize sahip çıkmak gibi bir yükümlülüğümüz ve sorumluluğumuz vardır" Türkiye’de son zamanlarda özellikle gençlerin ve çocukların yaşadığı olumsuzluklar üzerinde duran Destici, millet olarak gençlere özellikle her anlamda destek olunması gerektiğini ifade ederek, "Hep birlikte ülkemize, milletimize, çocuklarımıza, gençlerimize sahip çıkmak gibi bir yükümlülüğümüz ve sorumluluğumuz var. Herkesi, her siyasi partiyi de bu sorumluluğun gereğini yapmaya davet ediyoruz. Milletimize de çağrımız şudur; seçimlerde aşırı partizanlıktan kurtulmaları gerekiyor. Özellikle yerel seçimlerde. Kim belediye başkan adayı, buna iyi bakmaları gerekiyor. ‘Aman şu gelmesin de bu gelsin’ mantığıyla hareket etmemeleri gerekiyor. Milletimiz seçim yaparken daha ilgili, daha hassas, daha dikkatli bir şekilde davranmalıdır" ifadelerini kullandı. "Bütün bölgenin kaynaklarını sömürmek yetmedi, doymadılar" ABD’nin yıllardır Orta Doğu’da ve Afrika’da sömürgecilik faaliyetlerini yürüttüğünü vurgulayan Destici, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bütün bu bölgenin kaynaklarını sömürmek yetmedi, doymadılar. Irak’ı sömürdüler, Afganistan’ı sömürdüler, Suriye’yi sömürdüler, Afrika’yı da sömürdüler ve sömürmeye devam ediyorlar. Bir gerekçe var? O da ne? İsrail’de, İsrail Başbakanı ve hükümeti hakkında devam eden bir yolsuzluk dosyası. Bunu örtmeye çalışıyorlar. İkinci gerekçe ise Epstein hadisesinin olması. Çünkü burada da direkt oklar ABD başkanını gösteriyor. Dolayısıyla da bu iki gerekçe, İran’a yönelik saldırıları erkene almıştır ya da hızlandırmıştır. Şu anda ABD kamuoyunda bu savaşa karşı tepkiler gittikçe yükselmektedir. Aynı şekilde ABD halkı, bu yüzden Trump’ın görevini bırakmasını istemektedir."
01 Nisan 2026 Çarşamba - 14:10
Adalet Bakanı Gürlek’ten İsrail’in idam düzenlemesine sert tepki
Adalet Bakanı Akın Gürlek, İsrail Parlamentosu’nun yalnızca Filistinlilere uygulanması öngörülen idam cezası yasasını onaylamasına tepki göstererek, "Filistin halkını hedef alan bu düzenleme, sadece hukuka değil, insanlığın ortak vicdanına da aykırıdır" dedi. Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İsrail Parlamentosu’nun yalnızca Filistinlilere uygulanması öngörülen idam cezasını kabul etmesi, evrensel hukuk normlarıyla açıkça çelişmekte; hukuk devleti ilkesini ve insan onurunu açıkça ihlal eden bir düzenleme niteliği taşımaktadır. Bugüne kadar uluslararası hukuku sistematik biçimde ihlal eden işgalci İsrail’in bu kararı, işlediği ağır insan hakları ihlalleri zincirinin yeni bir halkasıdır. Filistin halkını hedef alan bu düzenleme, sadece hukuka değil, insanlığın ortak vicdanına da aykırıdır" dedi. Bakan Gürlek, bu durumu şiddetle kınadıklarını belirterek, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası toplumu temel insan haklarını yok sayan uygulamaya karşı daha etkin, somut ve kararlı bir tutum almaya davet etti.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 14:05
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" dedi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce AK Parti Grup Toplantısı’nın Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisine hayırlar getirmesini diledi. 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalinde Kosova’yı mağlup ederek Dünya Kupası’na katılmayı hak kazanan A Milli Futbol Takımı’nı gönülden tebrik ettiğini kaydeden Erdoğan, Ay-yıldızlı bayrağı, 24 yılın ardından futbolu en büyük sahnesinde dalgalandıracak A Milli Futbol Takımı’na Avustralya, Paraguay ve ABD’ye karşı oynanacak grup maçlarında başarılar diledi. "Kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz" Ramazan ayında yakalanan ivmeyi artırarak devam ettireceklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "23 yıldır olduğu gibi yine kırmadan, dökmeden ve ayrıştırmadan tam tersine gönüller kazanarak yola devam edecek, milletimizin hayır duasına mazhar olabilmek için geceyi gündüze ekleyeceğiz. Etnik kökeni, dili, mezhebi, fikirleri, dünya görüşü her ne olursa olsun 86 milyonu kendimize kardeş ve kaderdaş bilecek, kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Ramazan Bayramı’nın tüm Türkiye için İslam coğrafyası ve insanlık için tekrar kutlu ve mübarek olmasına; barışa, huzura, kardeşlik ve dayanışmaya vesile olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum" dedi. Türkiye başta olmak üzere ortak coğrafyada baharın müjdecisi olarak kutlanan Nevruz Bayramı’nı da tebrik eden Erdoğan, Nevruz gününün bazı provokatör girişimlere rağmen bu senede herhangi bir taşkınlık yaşanmadan kutlanmasından dolayı memnuniyetini dile getirdi. "Mecbur kalmadıkça sataşmalara cevap vermedik" AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bilhassa Türkiye’nin içerisinde bulunduğu bölgenin içinden geçtiği sancılı atmosferde üsluba çok özen gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, "Kelimelerimizi tartarak konuşuyoruz, kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Sağduyu, serinkanlılığı ve sükuneti elden bırakmıyoruz. 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerimizde olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz. Ramazan-ı Şerif boyunca ana muhalefetin şahsımızı ve partimizi hedef alan, çoğu zamanda edep ve siyasi nezaket sınırlarını fazlasıyla aşan saldırgan sistemleri karşısında itidalimizi koruduk ve kimi zaman duymazdan geldik. Kimi zaman Genel Başkan’ın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki kendilerine çeki düzen verirler, akıllarını başlarına alırlar, hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça, iş çığırından çıkmadıkça milletimizin hak ve hukukuna yönelik taciz olmadıkça sataşmalarına cevap vermedik" ifadelerine yer verdi. "Sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık" Türkiye’nin etrafının ateş çemberi haline döndüğünü, sınırların hemen ötesinde füzeler ve dronların havada uçuştuğu bir zamanda konsantrasyonlarını bozacak her türlü siyasi tartışmadan uzak durduklarının altını çizen Başkan Erdoğan, "Şunu herkes bilsin ki sükutumuz atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değildi. Tam aksine edebimizdendi, vakarımızdandı. Ne demiş büyükler? ‘Nadan ile sohbet zordur bilene çünkü nadan ne gelirse söyler diline’. Biz de nadan ile muhatap olmak, vaktimizi ve nefesimizi israf etmek yerine sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık" açıklamasında bulundu. "Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 yıldır olduğu gibi bugün de taş üstüne taş koymanın çabası içerisinde olduklarını vurgulayarak, "Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz. Biz coğrafyamızın farklı köşelerinde akan gözyaşlarını silmenin, akan kanı durdurmanın, mazlum ve mağdurlara zor günlerinde el uzatmanın derdindeyiz. AK Partili kadrolar halka hizmetten usanmıyor. ‘Aşkla koşan yorulmaz’ şiarıyla milletimiz için koşmaya koşturmaya devam ediyoruz" diye konuştu. "5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" Muhalefet tarafından köpürtülen sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda emin adımlarla ilerlediklerini ifade eden Erdoğan, "Dün iletişim ve haberleşme alanında ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık. Türkiye bugünden itibaren Beşinci Nesil Mobil Haberleşme Hizmetleri kısa adıyla 5G teknolojisiyle fiilen tanışmış olduk. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak, haberleşme, teknoloji, enerji ve üretim verimliliğimizi yükseltecek, dijital bağımsızlığımızı perçinleyecek 5G teknolojisini ülkemizee kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadık. Şimdiye dek kullanılan 4,5G teknolojisinden 10 kat daha hızlı veri aktarımı sağlayan 5G inşallah ülkemizi dijital dönüşümün merkezine taşıyacak. Devrim niteliğindeki bu önemli teknolojiyi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. İlk etapta kullanıcı talebinin yüksek olduğu yoğun trafik bölgelerinden başlayarak bu teknolojiyi ülkemizin her köşesine ulaştıracağız. Allah nasip ederse 5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" ifadelerine yer verdi. "Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz" AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak çok büyük sorumlulukları olduğunu ve kendilerinin Türkiye’yi bölgedeki yangından korumak gibi bir vazifeleri olduğunu aktaran Erdoğan, "Bizim hizmetkarı olmaktan şeref duyduğumuz aziz milletimizin lokmasını büyütmek, refahını artırmak, huzurunu temin etmek, geleceğine güvenle bakmasını sağlamak gibi ağır bir mesuliyetimiz var. Bunları hiçbir zaman unutmayacağız, ihmal etmeyeceğiz. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz. Son günlerde muhalefetin iyice zıvanadan çıkan çirkin üslup ve tavırları nedeniyle bu değerlendirmemi hatırlatmakta fayda görüyorum. Bir defa hepimiz şunun farkında olmalıyız. Türk milleti irfan sahibi, basiret ve feraset sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamazsınız, bu milleti kandıramazsınız. Bu millete siyasi hokkabazlığı, siyasi cambazlığı siyaset diye yutturamazsınız. Bu aziz millet, eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, yalancıyı dürüstten, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmasını; bunların tefrikini yapmasını çok iyi biliriz. Hiç kuşkunuz olmasın, milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte ve bunun değerlendirmesini en güzel şekilde yapmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı değildir" Başkan Erdoğan, Ana muhalefet partisinin Ramazan ayında bile ara vermediği saldırgan söylemlerin vatandaşlar tarafından takip edildiğini ve bu sürece hak edilen notu verdiğini söyleyerek, "Bundan zerre kadar şüphe duymadım ve duymuyorum. Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize yönelik bir hakaret senfonisine dönüştürerek unutmasınlar ki bizi ve partimizi değil sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. Bilhassa içinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Fakat gerektiğinde hadsize haddini bildirmenin kırk yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na bu ülkenin iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Çünkü, bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır" ifadelerini kullandı. "Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" Türk siyasi tarihine bakıldığında darbecilerle beraber kol kola yürüyenin CHP olduğunu dile getiren Erdoğan, "Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP’yle karşılaşırsınız. Orada üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP’yi bulursunuz. Ülkemizde darbe geleneğini başlatan 27 Mayıs’ın baş aktörü CHP’yi görürsünüz. 12 Mart Muhtırasının arkasında CHP’nin silüeti vardır. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı aynı şekilde CHP ideolojisidir. 28 Şubat’ın müsebbibi en az devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir. 3 Kasım 2002’den beri Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP’nin parmak izi vardır. 27 Nisan Bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP’dir. Gezi olaylarında, sokak darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP’dir. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP’dir. 15 Temmuz ihanetine ‘kontrollü darbe iftirası’ atarak darbecileri aklamaya çalışan yine CHP’dir. Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" diye konuştu. "Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin milli sporudur" "Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin milli sporudur" diyen Erdoğan, "CHP bu ülkede darbeciliğin vücut bulmuş, somutlaşmış, tecessüm etmiş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse CHP’nin genlerine işlemiş darbeci zihniyeti de değişmez. Eğer değişirse geriye CHP diye bir yapı kalmaz." "Ben bu seviyesizliği aziz milletime şikayet ediyorum" Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik eleştirilerde bulunarak, "Maalesef Ana Muhalefet Partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, dahası hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP’li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden, bu akıl ve ahlak tutulmasından rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyorum. Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil aziz milletime şikayet ediyorum. Aziz milletimi havale ediyorum. Burada CHP’nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış" değerlendirmesinde bulundu. "Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-sefası değildir" CHP’li yetkililerin herkesi suçladığını ve günah keçisi ilan ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir gün olsun hırsızın hiç mi suçu yok sorusunu sormadınız. Bir gün olsun kabahati yok demediniz. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın fakat bu ülke CHP’nin han-ı yağması değildir. Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-sefası değildir. Dolayısıyla hiç kimse size ‘yiyin efendiler, yiyin, doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin’ demez, diyemez, demeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Üstünlerin hukukunun egemen olduğu günler eski Türkiye’de kalmıştır. Çalanın çırpanın soyanın yanına kar kaldığı günler artık geride kalmıştır" diye konuştu. "Taraf değiliz, milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz" Erdoğan, CHP’li beledilere yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda taraf olmadıklarını da kaydederek, "Daha önce defalarca söyledim bugün tekrar ifade ediyorum. Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor, adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını, adaletin tecellisiyle birlikte Türkiye’nin safralarından kurtulmasını istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur" İran, ABD ve İsrail arasındaki savaşın 28 Şubat’ta başladığını ve birinci ayını doldurduğunu anımsatan Erdoğan, önceliklerinin Türkiye’nin bu dönemi kazasız belasız atlatması olduğunu belirterek, Türkiye’yi yaşanan çatışmaların uzağında tutmakta kararlı olduklarının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: "Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz. İçişleri Bakanımız İslamabat’ta düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan dışişleri bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya iştirak etti. Toplantıya endişelerimizi ve savaşı durdurmak için atılabilecek müşterek adımları dile getirdik. Milli Savunma Bakanımız, MİT Başkanımız ve diğer ilgili arkadaşlarımız kendi görev alanları içinde yoğun gayret sarf ediyorlar. Türkiye’nin tavrı çok berraktır, bölgemizde barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz. Akan kanın durması, gözyaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. Şunu ifade etmeliyim ki, savaşın başından beri Türkiye’nin ilkeli duruşu, tavrı, dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur." "Bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir" Kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların son bulmasını samimiyetle arzu ettiklerinin altını da çizen Erdoğan, bölgede bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzaması ve bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski olduğunu sözlerine ekleyerek, "Enerji, ulaştırma, sivil altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. Şunu burada açıkça ifade etmek mecburiyetindeyim: Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına çok ağır bir ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu, çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın yeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail’in kanlı stratejisine hizmet edecek, bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülen her damla kanın Netanyahu’nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır. dedi. "İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir" Diğer bir önemli hususun ise İran’la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği tam tersine bu vizyonu sabote ettiği olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir, diyaloktur, uzlaşmadır. Maksimalist taleplerde ısrar etmek yerine asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl bunu gerektirir. Vicdan bunu gerektirir. Uluslararası hukuk, adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir" şeklinde konuştu. (MMG-
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:59
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:57
Uzmanı uyardı: "Kanser artık tek tip hastalık değil"
Güven Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Dilşen Çolak, kanserin artık tek tip bir hastalık olmadığını belirterek, "Kanser, farklı biyolojilere, farklı davranış biçimlerine ve farklı tedavi yaklaşımlarına sahip hastalıkların genel adıdır. Bu nedenle her hastaya özel kişiselleştirilmiş bir yaklaşım gerektirir" dedi. Her yıl dünya genelinde milyonlarca insan kanser tanısı alırken, hastalığa bağlı kayıplar da önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası görülüyor ve yaklaşık 10 milyon kişi kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı verilerine göre yılda 200 binden fazla kişiye kanser tanısı konuluyor ve kanser ölüm nedenleri arasında üst sıralarda yer alıyor. Ulusal Kanser Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan Güven Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Dilşen Çolak, kanserin günümüzde değişen tanımı, erken tanının önemi ve korunma yollarına dikkati çekti. "Kanser artık tek tip bir hastalık olarak değerlendirilmiyor" Doç. Dr. Dilşen Çolak, tıbbın kansere bakışının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirterek, "Eskiden kanser toplumda tek tip bir hastalık olarak algılanıyordu. Oysa bugün biliyoruz ki kanser, farklı biyolojilere, farklı davranış biçimlerine ve farklı tedavi yaklaşımlarına sahip hastalıkların genel adıdır. Bu nedenle her hastaya özel kişiselleştirilmiş bir yaklaşım gerektirir" diye konuştu. Kanser tedavisinin yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve sosyal boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini vurgulayan Çolak, multidisipliner yaklaşımın önemine dikkati çekti. "Erken tanıyla daha yüksek tedavi şansı" Kanserde erken tanının kritik rolüne değinen Çolak, "Erken tanı, henüz hastalık belirti vermeden ya da kanser öncülü aşamada yakalanabilmesidir. Bu sayede tedavi şansı artar ve daha küçük müdahalelerle hastalık kontrol altına alınabilir" dedi. Türkiye’de yürütülen tarama programlarının önemine değinen Çolak, özellikle meme, rahim ağzı ve kolorektal kanserlerin taramalarla erken evrede tespit edilebildiğini hatırlattı. "Kanserlerin önemli bir kısmı önlenebilir" Çolak, kanserin yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, aynı zamanda önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunu da söyleyerek, "Kanserlerin önemli bir bölümü yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir. Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmak bu noktada büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. Çolak, öne çıkan risk faktörleri ve önerilerini şöyle sıraladı: "Ultra işlenmiş gıdaların sık tüketimi kanser riskini artırabiliyor. Sigara, başta akciğer olmak üzere birçok kanser türü için en önemli risk faktörlerinden biri. Alkol tüketimi, kanser gelişimiyle ilişkilendiriliyor. Hareketsiz yaşam, obezite ve buna bağlı kanser riskini artırıyor." Akıllı ilaçlar ve kişiye özel yaklaşımlar Kanser tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını belirten Çolak, özellikle hedefe yönelik tedavilerin öne çıktığını ifade ederek, "Artık tedavilerde sadece klasik kemoterapiler değil, akıllı ilaçlar, immünoterapiler ve hedefe yönelik tedavi seçenekleri ön planda. Ancak her tedavi her hasta için uygun değildir. Tedavi planı hastalığın tipi, evresi ve hastaya ait özellikler doğrultusunda kişiye özel olarak belirlenir" açıklamasında bulundu. "Kanser sadece fiziksel değil, biyopsikososyal bir süreçtir" Kanserin yalnızca bir hastalık değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir süreç olduğunu vurgulayan Çolak, "Kanser tek başına fiziksel bir hastalık değildir. Biyopsikososyal bir süreçtir. Bu nedenle tedavi sürecinde sadece hastalığı değil, hastanın yaşam kalitesini de iyileştirmeyi hedefleriz" dedi. Aile desteğinin bu süreçte kritik rol oynadığını belirten Çolak, kanserin bireysel değil toplumsal bir sorun olduğunun altını çizdi. Ulusal Kanser Haftası kapsamında toplumda farkındalığın artırılmasının önemine de dikkati çeken Çolak, düzenli taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, "Erken tanı hayat kurtarıyor. Bu nedenle herkesin yaşına ve risk grubuna uygun kanser taramalarını düzenli olarak yaptırması büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:50
Sincan’da milli maç heyecanı
Sincan’da vatandaşlar, 2026 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalinde Kosova-Türkiye final maçını Kültür Evi’nde kurulan ekrandan hep birlikte seyretti. Sincanlı vatandaşlar, 2026 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalinde Kosova-Türkiye final maçını Kültür Evi’ne kurulan ekrandan izledi. Milli heyecanın doruğa ulaştığı gecede vatandaşlar, maç boyunca Türk bayrakları ve tezahüratlarla A Milli Takımı’na destek verdi. Karşılaşmanın izlendiği Kültür Evi, Türk bayraklarıyla donatıldı. Etkinliğe katılan Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, vatandaşlarla birlikte maçı izleyerek bu heyecana ortak oldu. 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanan millilerin zaferi alkışlar ve tezahüratlar eşliğinde büyük bir coşkuyla kutlandı. Başkan Ercan, "Galibiyet coşkusunu hemşehrilerimizle beraber yaşadığımız için çok mutluyum. 24 yıl aradan sonra bizlere bu heyecanı ve gururu yaşattığınız için teşekkürler bizim çocuklar. Emeğinize, yüreğinize sağlık. Milli takımımıza bir üst turda başarılar diliyor, galibiyetle ülkemize dönmelerini temenni ediyorum" dedi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:47
Sarı kategoride aranan darbeci binbaşı Ankara’da yakalandı
İçişleri Bakanlığı’nın terör arananlar listesinde sarı kategoride aranan firari FETÖ mensubu eski binbaşı Ankara’da yakalandı. 15 Temmuz hain darbe kalkışması gecesi Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı’nda görevli olan ve darbe girişiminde aktif rol aldığı gerekçesiyle Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince hakkında yakalama kararı çıkarılan ve 10 yıldır firari durumda bulunan görevinden ihraç Jandarma Kıdemli Binbaşı Murat Kalaç, Ankara’da saklandığı adreste yakalandı. İçişleri Bakanlığı’nın terör arananlar listesinde sarı kategoride aranan firari FETÖ mensubunun saklanmakta olduğu adreste tadilat ve gizli bölme yaptırma arayışında olduğunun polis ekiplerinin dikkatini çekmesi üzerine belirtilen adrese yönelik çalışmalar yoğunlaştırıldı. Adrese Terörle Mücadele ekiplerince yapılan baskın sonucu Murat Kalaç yakalandı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:40
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Filistin meselesi dahil bölgedeki mevcut durum ve savaşın sonlandırılmasına yönelik yürütülen çok yönlü diplomatik girişimler ele alındı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Filistin meselesi dahil bölgedeki mevcut durum ve savaşın sonlandırılmasına yönelik yürütülen çok yönlü diplomatik girişimler ele alındı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:36
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Eşel mobil sistemiyle akaryakıt fiyatlarındaki artışın ülkemize daha sınırlı yansımasını sağlamış olduk"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Eşel mobil sistemiyle aldığımız vergilerden, ÖTV’den, KDV’den vazgeçerek akaryakıt fiyatlarının dünyadaki artışının ülkemizde daha sınırlı yansımasını sağlamış olduk" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM’de AK Parti Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarının sorularını cevapladı. Akaryakıt fiyatlarının ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaştan etkilenmemesi için eşel mobil sistemine devam ettiklerini dile getiren Yılmaz, "Akaryakıt fiyatları tüm dünyada yükseldi. Tüm dünyada şu anda bu bir sorun. Bu ürünlerin fiyatı ulusal olarak belirlenmiyor. Uluslararası bir piyasası var. Maalesef jeopolitik risklerden dolayı fiyatları çok ciddi anlamda arttı. Ancak biz bunun geçici olduğuna inanıyoruz. Savaşın bitmesiyle belli bir süre içerisinde normalleşecektir piyasalar, artı etkileri de olacaktır. Bu süreç içerisinde akaryakıttaki artış diğer sektörleri de etkilediği için enflasyonda bir olumsuzluk oluşturup, beklentileri bozmaması adına bütçeden önemli bir kaynakla desteklendi. Eşel mobil sistemiyle aldığımız vergilerden, ÖTV’den, KDV’den vazgeçerek akaryakıt fiyatlarının dünyadaki artışının ülkemizde daha sınırlı yansımasını sağlamış olduk. Bu da enflasyonu kontrol etmek adına önemli bir hamle oldu. Tabii bunun da bir sınırı var. Burada marjımız ne ise onu kullanıyoruz" dedi. "Etkiyi tam olarak kaldıramıyoruz ama önemli bir oranda sınırlıyoruz" Yılmaz, eşel mobil sistemiyle akaryakıt fiyatlarının daha fazla artmasının önüne geçildiğini belirterek, "Şu anda çok önemli bir yükü almış durumdayız. Eşel mobil sistemini uygulamasaydık mazotta da, benzinde de çok farklı bir tablo çıkmış olacaktı. Biz etkiyi tam olarak kaldıramıyoruz ama önemli bir oranda sınırlıyoruz" diye konuştu. "Tarımda iyi bir yıl yaşayacağız" Gıda fiyatlarının artacağına ilişkin bir algı olduğu ve gıda ürünlerinde stok yapıldığı iddialarını değerlendiren Yılmaz, şunları söyledi: "Bu sene tarım sektöründe iyi bir yıl bekliyoruz. Geçen sene maalesef hem don hem kuraklık çok olumsuz bir yıl olmuştu bizler için. Tarımda bir küçülme yaşamıştık yüzde 8 civarında. Bu sene yağışlar iyi gidiyor. İnşallah olumsuzluklar yaşamayız. İyi bir yıl olacak diye düşünüyoruz. Bu da gıda fiyatları anlamında da olumlu bir tablo çiziyor. Yaşanan savaştan dolayı gübre gibi bazı kalemler etkilendi ama orada Türkiye hazırlıklı. Bizim gübrede arz problemimiz yok. Dolayısıyla o anlamda da endişe edecek bir durum söz konusu değil. Ticaret Bakanlığımız ve Tarım Bakanlığımız gerekli tedbirleri hızla aldılar. İhracatını engelledik biliyorsunuz gübrenin. Dolayısıyla orada da endişe edecek herhangi bir durum yok. Tarımda iyi bir yıl yaşayacağız. Bunun da özellikle yaz döneminde gıda fiyatlarına daha fazla yansıdığını göreceğiz. Ancak fırsatçılık her zaman oluyor maalesef. İşte yaşanan süreçlerin maliyetlerine hiçbir etkisi olmadığı halde bazı kesimlerde fiyat arttırma eğilimleri olabiliyor. Bunları da denetimlerle kontrol ediyoruz."
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:30
Bakan Tekin: "LGS sınavını bir gün önce yapmayı planlıyoruz"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 14 Haziran'daki Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı ile A Milli Takımın Avustralya ile yapacağı maçın aynı güne denk gelmesi nedeniyle sınavın bir gün önceye alınması için çalışma yaptıklarını söyledi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:23
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP’nin parmak izi vardır. 27 Nisan bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP’dir"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" dedi.Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu.Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce AK Parti Grup Toplantısı’nın Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisine hayırlar getirmesini diledi.2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalinde Kosova’yı mağlup ederek Dünya Kupası’na katılmayı hak kazanan A Milli Futbol Takımı’nı gönülden tebrik ettiğini kaydeden Erdoğan, Ay-yıldızlı bayrağı, 24 yılın ardından futbolu en büyük sahnesinde dalgalandıracak A Milli Futbol Takımı’na Avustralya, Paraguay ve ABD’ye karşı oynanacak grup maçlarında başarılar diledi."Kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz"Ramazan ayında yakalanan ivmeyi artırarak devam ettireceklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "23 yıldır olduğu gibi yine kırmadan, dökmeden ve ayrıştırmadan tam tersine gönüller kazanarak yola devam edecek, milletimizin hayır duasına mazhar olabilmek için geceyi gündüze ekleyeceğiz. Etnik kökeni, dili, mezhebi, fikirleri, dünya görüşü her ne olursa olsun 86 milyonu kendimize kardeş ve kaderdaş bilecek, kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Ramazan Bayramı’nın tüm Türkiye için İslam coğrafyası ve insanlık için tekrar kutlu ve mübarek olmasına; barışa, huzura, kardeşlik ve dayanışmaya vesile olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum" dedi.Türkiye başta olmak üzere ortak coğrafyada baharın müjdecisi olarak kutlanan Nevruz Bayramı’nı da tebrik eden Erdoğan, Nevruz gününün bazı provokatör girişimlere rağmen bu senede herhangi bir taşkınlık yaşanmadan kutlanmasından dolayı memnuniyetini dile getirdi."Mecbur kalmadıkça sataşmalara cevap vermedik"AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bilhassa Türkiye’nin içerisinde bulunduğu bölgenin içinden geçtiği sancılı atmosferde üsluba çok özen gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, "Kelimelerimizi tartarak konuşuyoruz, kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Sağduyu, serinkanlılığı ve sükuneti elden bırakmıyoruz. 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerimizde olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz. Ramazan-ı Şerif boyunca ana muhalefetin şahsımızı ve partimizi hedef alan, çoğu zamanda edep ve siyasi nezaket sınırlarını fazlasıyla aşan saldırgan sistemleri karşısında itidalimizi koruduk ve kimi zaman duymazdan geldik. Kimi zaman Genel Başkan’ın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki kendilerine çeki düzen verirler, akıllarını başlarına alırlar, hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça, iş çığırından çıkmadıkça milletimizin hak ve hukukuna yönelik taciz olmadıkça sataşmalarına cevap vermedik" ifadelerine yer verdi."Sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık"Türkiye’nin etrafının ateş çemberi haline döndüğünü, sınırların hemen ötesinde füzeler ve dronların havada uçuştuğu bir zamanda konsantrasyonlarını bozacak her türlü siyasi tartışmadan uzak durduklarının altını çizen Başkan Erdoğan, "Şunu herkes bilsin ki sükutumuz atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değildi. Tam aksine edebimizdendi, vakarımızdandı. Ne demiş büyükler? ‘Nadan ile sohbet zordur bilene çünkü nadan ne gelirse söyler diline’. Biz de nadan ile muhatap olmak, vaktimizi ve nefesimizi israf etmek yerine sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık" açıklamasında bulundu."Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 yıldır olduğu gibi bugün de taş üstüne taş koymanın çabası içerisinde olduklarını vurgulayarak, "Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz. Biz coğrafyamızın farklı köşelerinde akan gözyaşlarını silmenin, akan kanı durdurmanın, mazlum ve mağdurlara zor günlerinde el uzatmanın derdindeyiz. AK Partili kadrolar halka hizmetten usanmıyor. ‘Aşkla koşan yorulmaz’ şiarıyla milletimiz için koşmaya koşturmaya devam ediyoruz" diye konuştu."5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız"Muhalefet tarafından köpürtülen sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda emin adımlarla ilerlediklerini ifade eden Erdoğan, "Dün iletişim ve haberleşme alanında ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık. Türkiye bugünden itibaren Beşinci Nesil Mobil Haberleşme Hizmetleri kısa adıyla 5G teknolojisiyle fiilen tanışmış olduk. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak, haberleşme, teknoloji, enerji ve üretim verimliliğimizi yükseltecek, dijital bağımsızlığımızı perçinleyecek 5G teknolojisini ülkemizee kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadık. Şimdiye dek kullanılan 4,5G teknolojisinden 10 kat daha hızlı veri aktarımı sağlayan 5G inşallah ülkemizi dijital dönüşümün merkezine taşıyacak. Devrim niteliğindeki bu önemli teknolojiyi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. İlk etapta kullanıcı talebinin yüksek olduğu yoğun trafik bölgelerinden başlayarak bu teknolojiyi ülkemizin her köşesine ulaştıracağız. Allah nasip ederse 5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" ifadelerine yer verdi."Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz"AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak çok büyük sorumlulukları olduğunu ve kendilerinin Türkiye’yi bölgedeki yangından korumak gibi bir vazifeleri olduğunu aktaran Erdoğan, "Bizim hizmetkarı olmaktan şeref duyduğumuz aziz milletimizin lokmasını büyütmek, refahını artırmak, huzurunu temin etmek, geleceğine güvenle bakmasını sağlamak gibi ağır bir mesuliyetimiz var. Bunları hiçbir zaman unutmayacağız, ihmal etmeyeceğiz. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz. Son günlerde muhalefetin iyice zıvanadan çıkan çirkin üslup ve tavırları nedeniyle bu değerlendirmemi hatırlatmakta fayda görüyorum. Bir defa hepimiz şunun farkında olmalıyız. Türk milleti irfan sahibi, basiret ve feraset sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamazsınız, bu milleti kandıramazsınız. Bu millete siyasi hokkabazlığı, siyasi cambazlığı siyaset diye yutturamazsınız. Bu aziz millet, eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, yalancıyı dürüstten, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmasını; bunların tefrikini yapmasını çok iyi biliriz. Hiç kuşkunuz olmasın, milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte ve bunun değerlendirmesini en güzel şekilde yapmaktadır" değerlendirmesinde bulundu."Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı değildir"Başkan Erdoğan, Ana muhalefet partisinin Ramazan ayında bile ara vermediği saldırgan söylemlerin vatandaşlar tarafından takip edildiğini ve bu sürece hak edilen notu verdiğini söyleyerek, "Bundan zerre kadar şüphe duymadım ve duymuyorum. Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize yönelik bir hakaret senfonisine dönüştürerek unutmasınlar ki bizi ve partimizi değil sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. Bilhassa içinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Fakat gerektiğinde hadsize haddini bildirmenin kırk yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na bu ülkenin iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Çünkü, bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır" ifadelerini kullandı."Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir"Türk siyasi tarihine bakıldığında darbecilerle beraber kol kola yürüyenin CHP olduğunu dile getiren Erdoğan, "Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP’yle karşılaşırsınız. Orada üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP’yi bulursunuz. Ülkemizde darbe geleneğini başlatan 27 Mayıs’ın baş aktörü CHP’yi görürsünüz. 12 Mart Muhtırasının arkasında CHP’nin silüeti vardır. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı aynı şekilde CHP ideolojisidir. 28 Şubat’ın müsebbibi en az devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir. 3 Kasım 2002’den beri Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP’nin parmak izi vardır. 27 Nisan Bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP’dir. Gezi olaylarında, sokak darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP’dir. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP’dir. 15 Temmuz ihanetine ‘kontrollü darbe iftirası’ atarak darbecileri aklamaya çalışan yine CHP’dir. Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" diye konuştu."Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin milli sporudur""Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin milli sporudur" diyen Erdoğan,"CHP bu ülkede darbeciliğin vücut bulmuş, somutlaşmış, tecessüm etmiş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse CHP’nin genlerine işlemiş darbeci zihniyeti de değişmez. Eğer değişirse geriye CHP diye bir yapı kalmaz.""Ben bu seviyesizliği aziz milletime şikayet ediyorum"Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik eleştirilerde bulunarak, "Maalesef Ana Muhalefet Partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, dahası hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP’li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden, bu akıl ve ahlak tutulmasından rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyorum. Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil aziz milletime şikayet ediyorum. Aziz milletimi havale ediyorum. Burada CHP’nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış" değerlendirmesinde bulundu."Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-sefası değildir"CHP’li yetkililerin herkesi suçladığını ve günah keçisi ilan ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir gün olsun hırsızın hiç mi suçu yok sorusunu sormadınız. Bir gün olsun kabahati yok demediniz. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın fakat bu ülke CHP’nin han-ı yağması değildir. Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-sefası değildir. Dolayısıyla hiç kimse size ‘yiyin efendiler, yiyin, doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin’ demez, diyemez, demeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Üstünlerin hukukunun egemen olduğu günler eski Türkiye’de kalmıştır. Çalanın çırpanın soyanın yanına kar kaldığı günler artık geride kalmıştır" diye konuştu."Taraf değiliz, milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz"Erdoğan, CHP’li beledilere yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda taraf olmadıklarını da kaydederek, "Daha önce defalarca söyledim bugün tekrar ifade ediyorum. Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor, adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını, adaletin tecellisiyle birlikte Türkiye’nin safralarından kurtulmasını istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu."Sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur"İran, ABD ve İsrail arasındaki savaşın 28 Şubat’ta başladığını ve birinci ayını doldurduğunu anımsatan Erdoğan, önceliklerinin Türkiye’nin bu dönemi kazasız belasız atlatması olduğunu belirterek, Türkiye’yi yaşanan çatışmaların uzağında tutmakta kararlı olduklarının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi:"Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz. İçişleri Bakanımız İslamabat’ta düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan dışişleri bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya iştirak etti. Toplantıya endişelerimizi ve savaşı durdurmak için atılabilecek müşterek adımları dile getirdik. Milli Savunma Bakanımız, MİT Başkanımız ve diğer ilgili arkadaşlarımız kendi görev alanları içinde yoğun gayret sarf ediyorlar. Türkiye’nin tavrı çok berraktır, bölgemizde barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz. Akan kanın durması, gözyaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. Şunu ifade etmeliyim ki, savaşın başından beri Türkiye’nin ilkeli duruşu, tavrı, dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur.""Bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir"Kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların son bulmasını samimiyetle arzu ettiklerinin altını da çizen Erdoğan, bölgede bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzaması ve bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski olduğunu sözlerine ekleyerek, "Enerji, ulaştırma, sivil altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. Şunu burada açıkça ifade etmek mecburiyetindeyim: Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına çok ağır bir ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu, çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın yeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail’in kanlı stratejisine hizmet edecek, bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülen her damla kanın Netanyahu’nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır. dedi."İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir"Diğer bir önemli hususun ise İran’la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği tam tersine bu vizyonu sabote ettiği olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir, diyaloktur, uzlaşmadır. Maksimalist taleplerde ısrar etmek yerine asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl bunu gerektirir. Vicdan bunu gerektirir. Uluslararası hukuk, adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder