Yerel Haberler
Antalya
ATSO Başkanı Ali Bahar’ın ölümüne ilişkin davada savcı mütalaasını açıkladı 04 Mart 2026 Çarşamba - 21:34:17 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar’ın denizde hayatını kaybetmesine ilişkin davada Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcı, sanık M.S.Ç.’nin "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasını talep ederken, sanık Y.C.Ç.’nin ise beraatini istedi. Bahar’ın eşi Şebnem Bahar, "Bu olay kaza değil. Ali’nin o şekilde suya düşmesi mümkün değil" diyerek sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Antalya Organize Sanayi Bölgesi ve ATSO Başkanı Ali Bahar, 18 Temmuz 2024 akşamı kendisine ait "Alber" isimli tekneyle iki arkadaşıyla birlikte denize açıldı. Geceyi denizde geçiren üçlü, sabah saatlerinde limana dönmek üzere hareket etti. İddiaya göre Bahar, marinaya yanaştıkları sırada teknede oturmak için kullanılan ve "armut koltuk" olarak bilinen minderin denize düşmesi üzerine suya atladı. Tekneyi kullanan arkadaşı M.S.Ç.’nin manevra yaptığı sırada Bahar motor pervanelerinin arasında kaldı. Durumun fark edilmesinin ardından 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istendi. Sahil Güvenlik ekipleri tarafından sudan çıkarılan Bahar, ambulansla Kemer’deki özel bir hastaneye kaldırıldı. Ağır yaralı olarak hastaneye götürülen Bahar, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ali Bahar’ın cenazesi, ATSO’da düzenlenen törenin ardından Uncalı Mezarlığı’nda toprağa verildi. "Kanlar içinde suda gördüm" Kemer Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, M.S.Ç. ve Y.C.Ç. hakkında "taksirle ölüme neden olma" suçundan 2 yıldan 6’şar yıla kadar hapis cezası talep edildi. Şüpheli M.S.Ç., iddianameye yansıyan ifadesinde olay gününü şu sözlerle anlattı: "Tekneyi Ali Bahar kullandı. Phaselis koyuna demirledik. Birlikte yemek yedik, alkol aldık ve denize girdik. Sabah Kemer’e doğru hareket ettik. Marinaya yaklaşırken armut minderlerden birinin denize düştüğünü söyledi. Mindere yaklaşmak için manevra yaptım. Tornistan yapmamı istedi. Tornistan hareket ettikten birkaç saniye sonra Ali’yi göremedim. Motoru durdurup arkaya koştum. Ali’yi kanlar içerisinde suda gördüm." "Üçümüz de birbirimize fiziksel olarak yakın değildik" Teknede bulunan Y.C.Ç. ise olay sırasında herhangi bir temas yaşanmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Olay günü herhangi bir tartışmamız olmadı. Olay anında hiçbir temasım olmadı. Ne o bana temas etti ne de ben onu ittim. Üçümüz de birbirimize olay anında fiziksel olarak yakın değildik. Teknede hiçbir şekilde ve hiç kimse arasında yakınlık olmadı. Bizim aramızdaki yakınlığın olay anı ve sonucu ile de bir bağı yoktur. Olay anında sevgi amaçlı veya şakalaşma amaçlı dahi olsa herhangi bir temasım olmadı." "Davacı ve şikayetçiyim" Müşteki Şebnem Bahar’ın Cumhuriyet Başsavcılığında alınan beyanı da dosyaya girdi. Bahar ifadesinde şu sözlere yer verdi: "Ali Bahar benim 1992 yılında resmi nikah ile evlendiğim eşimdir. Kendisi uzun yıllardır denizci lisansına sahiptir. Sık sık denize açılır. Tecrübeli bir denizcidir. Olayı öğrendiğim gün yaşadığım şok nedeniyle tansiyonum yükseldi ve alelacele alınan ifadede Sahil Güvenlik personeline şikayetçi olmadığımı söyledim. Ancak o sırada çevremdeki insanların baskı kurması sebebiyle böyle bir ifade vermem gerektiği söylendi. Bu olay neticesinde çeşitli sağlık problemleri yaşadım ve hayati nitelikte bir ameliyat oldum. Olay anına ilişkin bana verilen bilgiler ile dosyadaki bilgiler arasında ciddi farklılıklar olduğunu öğrendim. Tekne kaptanımız Fatih beyden aldığım bilgi doğrultusunda teknemiz karaya vites tornistanda, kontak kapatılmış vaziyette sahil güvenliğe teslim edilmiştir. Tarafımın da uzun yıllardır denizcilik tecrübesi bulunması sebebiyle bu hususun tekneyi o an kullanan M.S.Ç.’nin kusurlu hareketi olduğu kanaatindeyim. Bu hususun incelenmesini talep ediyorum. Olay günü teknede bulunan M.S.Ç. ve Y.C.Ç. isimli şahıslardan ve daha sonra tespit edilecek diğer şahıs veya şahıslardan davacı ve şikayetçiyim." Mahkeme dosyayı ağır cezaya göndermişti Dosya ilk olarak Kemer 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görülmeye başlandı. Ancak mahkeme, olayda "kasten öldürme" ihtimali bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya müştekiler, avukatlar ve tutuksuz sanık M.S.Ç. katılırken, sanık Y.C.Ç. duruşmaya SEGBİS aracılığıyla bağlandı. "En yakın arkadaşımı kaybettim" Tutuksuz sanık M.S.Ç., duruşmada yaptığı savunmada Kemer’de görülen önceki duruşmalarda verdiği beyanları tekrar ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Daha önce Kemer’de verdiğim beyanlara ilavem yoktur. Ali çok eski ve özel arkadaşımdır. 30 yılı aşan bir dostluğumuz vardı. Haftanın iki üç günü görüşürdük, her gün telefonla konuşurduk. Nikah şahidimdi. Oğlunun doğduğu günü bildiğim bir insandı. En yakın arkadaşımı ve dostumu kaybettiğim için derin bir üzüntü içerisindeyim. Orada bulunmuş olmaktan dolayı çok üzgünüm ve çok pişmanım. Kendisi çok ısrarcı bir kişilikti. Kazanın meydana geldiği tarihte organize ettiği tekne turuna beni sürekli arayarak davet etti. Tüm ısrarlara rağmen katılmak istemediğimi belirtmeme rağmen kendisini çok sevdiğim için tekne turuna katıldım. Tekne turuna katıldığım için büyük pişmanlık duyuyorum. Bu turun gerçekleşmemesi için her zaman itiraz ettim. Ta ki 13 Temmuz haftasına kadar. Çok yakın bir arkadaşımın annesi vefat edince 1 hafta erteledik. Bu seyahatin yapılması konusunda çok istekli ve çok ısrarcıydı. Bu durumun ortaya çıkmaması adına orada bulundum. Bunun dışında orada bulunduğum için çok pişman ve üzgünüm. Arkadaşlığı korumak adına çelişkili bir ifadem olmuştu fakat daha sonra açıklamamı düzelttim. Bu durumu Ali Bahar’ın vefatından sonra, ilk duruşmadan önce eşi Şebnem hanımın hayati bir operasyonu vardı, daveti üzerine kendisiyle görüştüm ve her şeyi o operasyondan önce anlattım. Olayın o anını içimde her zaman yaşadım. Bir türlü kamera kayıtlarına bakamadım. Ancak bu duruşmaya çıkmadan bir hafta önce kamera kayıtlarına baktım. Kamera kayıtlarındaki dakikalar, sanık C.’nin 112 ile konuşmaları ve orada yaşanan can pazarını tekrar izledim. Anlattıklarımla kamera kayıtlarının örtüştüğünü gördüm. En yakın arkadaşımı kaybettiğim ve o ortamda bulunduğum için pişmanım. Beraatimi istiyorum." "25-30 yıllık denizcilik geçmişim var" Müşteki avukatının olay anında tornistan yapıp yapmadığına ilişkin sorusunu da yanıtlayan M.S.Ç., şöyle devam etti: "Ben C.’nin verdiği beyanları bilmiyorum. Çünkü kendisi teknede bayılmıştı. Teknede yaşadığı korku anı 112 kayıtlarına yansımıştır. 25-30 yıllık denizcilik geçmişim vardır. Bu anlamda tekne kullanımına ilişkin yeterli tecrübeye sahibim. Diğer sanık C.’nin, Ali Bahar denize atladıktan sonra benim tornistan manevrası yaptığıma dair beyanına diyeceğim yok." "Bir can pazarı yaşadık" Tutuksuz sanık Y.C.Ç. ise savunmasını SEGBİS aracılığıyla yaptı. Bodrum’da sabit bir düzeni ve evi bulunduğunu belirten Y.C.Ç., Ali Bahar’ın davetlisi olarak teknede bulunduğunu söyleyerek suçlamaları reddetti. Olayın kendisi için de ağır bir travma olduğunu dile getiren Y.C.Ç., şu ifadeleri kullandı: "Bodrum ilçesinde sabit bir düzenim ve evim var. Savunmamı SEGBİS üzerinden yapacağım. Ali beyin arkadaşı ve davetlisi olarak teknedeydim. Suçlamaları reddediyorum. Hâlâ bu konuyu konuşmak benim için çok güç. Kimsenin şahit olmaması gereken çok üzücü, çok ağır bir hadise yaşandı. Bunun etkileri benim üzerimde de hala devam ediyor. Gelişen olaylar silsilesi içerisinde orada bir can pazarı yaşadık. Bu bir kazaydı. Elimden geleni yaptım. Olay çok ani gelişti. Olayın ardından çok ciddi bir çaba sarf ettik. Bunu yaşayan bilir. Allah düşmanımın başına vermesin. Keşke böyle olmasaydı. Elimizden geleni yaptık. Ali bey çok kıymetli bir insandı, benim için de çok kıymetliydi. Ben hayatımda hiç kaza geçirmedim, herhangi bir kaza anına da tanıklık etmedim. Ne önemli ne de önemsiz bir kazaya dair hiçbir bilgim yok. Ben de M. gibi cesaretimi yeni toplayarak olay görüntülerini yeni izledim ve konuşmaları yeni dinledim. Yardım isteme sebebiyle o an insanlara yalvarıyordum. Olay yaşandıktan sonra defalarca platforma inerek Ali’yi tekneye çıkarmaya çalıştım. Başaramayacağımı anlayınca tekrar yukarı çıktım. Onu kurtarmak için elimden geleni yaptım ama başaramadım. Ali beyi oturduğum yerden son gördüğüm yer, teknenin arka kısmında platforma geçilecek kapının önüydü. Bence arka platforma indi. Ondan sonra alkollü olduğu için düştü ya da atladı, o anı bilmiyorum. Düştüğü ana dair bir ses duymadım. Kaza olan yer marinanın önüdür. Güvenlik kameralarının orayı görmemesi düşünülebilir değil. Çok büyük bir şanssızlık." "Bu olay kaza değil" Duruşmada söz alan Ali Bahar’ın eşi Şebnem Bahar ise yaşadıkları sürecin çok ağır olduğunu belirterek sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Şebnem Bahar, şu ifadeleri kullandı: "Daha önce hiç adliyeye gelmedim. İlk kez eşimin ölümüyle ilgili buraya geldim. Ali bey Antalya için çok değerli bir insandı. Son bir buçuk yıldır yaşadıklarımızı kelimelerle anlatamam. Çok ciddi sağlık sorunları yaşadım, ölümden döndüm. Çocuklarım için ayakta duruyorum. Duyduklarıma ve gördüklerime inanamıyorum. M.’nin söylediği ‘yakın arkadaş’ kelimesine inanamıyorum. Son nefesime kadar her iki sanıktan da şikayetçiyim. Ben denizci kızıyım, çocukluğum okyanuslarda geçti. Bu olay kaza değil. Ali beyi gördükleri yer çelişkili. Orası bizim üçüncü odamız gibiydi. Ben o teknede her şeyi biliyorum. Anlattıkları her şey yalan. Ali’nin o suya o şekilde düşmesi mümkün değil." Bahar ayrıca sanık Y.C.Ç.’nin olay günü teknede madde kullandığını öğrendiğini öne sürerek, "C. teknede sabah saat 08.00’de madde kullanmış. Bilirkişi raporu Ali’nin tek başına düşmediğini ispatlıyor. Duymamalarına, görmemelerine ihtimal yok" dedi. Şebnem Bahar, duruşma salonundan çıkarıldı Müşteki Şebnem Bahar, eşi Ali Bahar’ın teknenin arka kısmındaki platforma düşme anının çıkardığı sesi gösterebilmek için duruşma sırasında masaya vurdu. Mahkeme başkanı, duruşma düzenini bozduğu gerekçesiyle Şebnem Bahar’ın salondan çıkarılmasına karar verdi. Savcı mütalaasını açıkladı Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcı, sanık M.S.Ç.’nin "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasını, sanık Y.C.Ç.’nin ise beraatini talep etti. Mahkeme heyeti, sanıkların adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması taleplerini reddederken, müşteki avukatının dosyaya yansıyan ses kayıtlarının çözümlenmesi talebini kabul etti. Diğer talepler ise reddedildi. Mahkeme heyeti duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 20:44 Antalya’da yaşlı çiftin evi alevlere teslim oldu Antalya’da yaşlı bir çiftin yaşadığı iki katlı müstakil evde yangın çıktı. Alevlere teslim olan ikamet kullanılamaz hale gelirken, yangına müdahale etmek isterken dumandan etkilenen yaşlı adam hastaneye kaldırıldı. Yangın, saat 18.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Yeşildere Mahallesi 1168 sokak üzerinde bulunan iki katlı evin üst katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, eşi ile birlikte yaşadığı Mehmet Pehlivan’a (80) ait iki katlı müstakil evin üst katında henüz bilinmeyen bir nedende yangın çıktı. Evde kimsenin bulunmadığı bir sırada ikametten dumanlar çıktığını gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yangına ilk müdahaleyi yaşlı adamın komşuları ve Antalya Emniyet Müdürlüğü’nün bölgede oluşturduğu polis noktasında görevli memurlar yaptı. Mahallede büyük panik yaşanmasına neden olan ve kısa sürede alevlerin sardığı ikamete vatandaşlar hortumlarla müdahale etti. 1 saatte söndürülebildi Vatandaşlar alevlerin birbirine bitişik konumda bulunan diğer evlere sıçramaması için büyük çaba harcarken, olay yerine gelen Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri yangına müdahale etti. İlk olarak alevlerin diğer evlere sıçramasını engelleyen itfaiye ekiplerinin yaklaşık 1 saatlik çalışmasının ardından yangın tamamen söndürüldü. Bu sırada evini saran alevlere komşuları ile birlikte müdahale etmek isteyen Mehmet Pehlivan dumandan etkilendi. Yaşlı adama olay yerinde bulunan 112 Acil Sağlık ekipleri tarafından ilk oksijen verilirken kontrol amacıyla hastaneye götürüldü.
04 Mart 2026 Çarşamba - 16:40 Kepez Meclisi’nden eğitim ve sağlık yatırımlarına tam destek Kepez Belediye Meclisi Mart ayı oturumunda ilçenin eğitim ve sağlık altyapısına katkı sağlayacak kararlara imza attı. Hisse payı Kepez Belediyesi’ne ait Kuzeyyaka Mahallesi’ndeki 31134 ada 1 nolu taşınmaz okul yatırımı yapılmak üzere 25 yıllığına Milli Eğitim Bakanlığına, Kütükçü Mahallesi’ndeki park alanı da Aile Sağlığı Merkezi yapılması için 25 yıllığına Sağlık Bakanlığına tahsis edilmesi için Başkan Mesut Kocagöz’e yetki verildi. Kepez Belediye Meclisi’nin, Mart ayı olağan toplantısı Başkan Mesut Kocagöz başkanlığında gerçekleştirildi. Kepez meclisinde 33 yazılı, 7 önerge olmak üzere 40 gündem maddesi görüşüldü. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan meclis toplantısında, siyasi partilerin grup sözcüleri konuştu. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de, birlik ve beraberlik ayı olan Ramazan ayının hayırlara vesile olması dileklerini iletti. Dünyadaki sıcak gelişmeler değinerek, "Bütün dünyada şu an kan ve gözyaşı var. Savaşın kazananı yoktur. Savaşta çocuklar ölür. Savaşta insanlar ölür, doğa ölür. Gerçek güç aslında bir çocuğun hayatını korumaktır. Gerçek güç barışı savunabilmektir. İşte, bizim önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk yıllar öncesinde ne güzel söylemiş; ’Yurtta sulh, cihan sulh’ demiş. Bu söz aslında insanlığın vicdanıdır. Dünyayı ancak bu şekilde koruyabiliriz" dedi. "Silahlar sussun" Başkan Kocagöz, Kepez meclisinden dünyaya seslenerek, "Artık şu silahlar bir sussun, kan bitsin. Dünyayı ateşe verenler bir gün bu ateşte yanacaklar. Özellikle söylüyorum. Türklere kimse bulaşmasın. Türk’ü ayağa kaldırmak zordur, Türk ayağa kalktığı zaman oturtmaları çok daha zordur. Biz Türk milleti olarak hep barışı savunduk ve savunmaya devam edeceğiz. Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın. Her zaman birlik ve beraberlik içerisinde olalım. Bu bayrak her zaman dalgalansın. Biz NATO’nun en büyük ordusuyuz. İnanıyorum ki; yeni nesil daha da güçlü yapmak zorunda" diye konuştu. "Fatma öğretmen bizi çok üzdü" İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nde öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik’e Allah’tan rahmet yakınlarına da başsağlığı dileklerinde bulunarak, "Öğretmenimiz bizi çok üzdü. Ama beni üzen bir başka konu ise gençlerimizin bu ruh hali. Sadece öğretmeler değil, ailelere ve bizlere büyük görevler düşmekte Yeni nesle sahip çıkmamız gerekli Sorgulamamız gereken konular var. Maalesef teknolojinin getirdiği bir yozlaşma var" dedi. Konuşmaların ardından Şubat ayı meclisinde alınan kararlar görüşülerek, oy birliğiyle kabul edildi. Yavuz Selim Mahallesi ve Kuzeyyaka mahallelerine semt evi yapılması amacıyla protokol ve işlemlerin yürütülmesi için Başkan Kocagöz’e yetki verildi. Mart ayı meclisinde; Barış Mahallesi 2927 sokak üzerinde bulunan parka İsmet Paşa Parkı, Varsak Esentepe Mahallesi 13. Cadde ile 7014 Sokak kesişimindeki parka Mehmet Çavuş Parkı, yine aynı mahallede 7112- 7113 sokak kesişimindeki parka Durmuş Kula Parkı, Erenköy Mahallesi 4861- 4851 Sokaklar arasında bulunan parkta Erenköy Parkı olarak isimlendirildi. Eğitime destek Kepez Meclisi, ilçenin eğitim altyapısına katkı sağlayacak yine önemli bir karara da imza attı. Şubat ayı meclis toplantısında, Kuzeyyaka Mahallesi’nde belediyenin hisseli olduğu bir parsel üzerinde önemli bir karar alındı. 31134 ada 1 nolu taşınmaz, 1/1000 ölçekli imar planında ortaokul alanı olarak belirlenen alan üzerindeki belediye hissesi, okul yatırımı yapılmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı adına 25 yıl süreyle tahsis edilecek. İlçeye yeni bir okul yatırımı kazandıracak gündem maddesi için Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’e yetki verildi. Kepez’e sağlık yatırımı Kepez Belediyesi meclisi, Kütükçü Mahallesi’nde 29038 adada bulunan park alanına Aile Sağlığı Merkezi yapılması ve 25 yıl süreyle Sağlık Bakanlığı’na tahsis edilmesi konusunda da Başkan Kocagöz’ü yetkilendirdi. Kepez hizmet araç filosunu büyütüyor Kepez Belediyesi Mart ayı meclis toplantısında, ilçeye daha iyi hizmet verebilmek amacıyla da önemli kararlar alındı. Fen İşleri Müdürlüğü hizmetlerinden kullanılmak üzere 5 adet damperli kamyon, Temizlik İşleri Müdürlüğü hizmetlerinde kullanılmak üzere 3 adet kazıcı, yükleyici kepçe, 2 adet damperli kamyon, 1 adet dorseli atık taşıma tırı, belediye hizmetlerinin aksamadan etkin bir şekilde yürütülmesi için park yapım, bakım ve yeşil alanları sulama çalışmalarında kullanılmak üzere 2 adet su arazözü, 1 adet damperli kamyon, 1 adet kamyonet (tek kabin), 1 adet kamyonet (çift kabin) 1 adet sepetli vinç alınması için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan gerekli izinlerin alınabilmesine yönelik meclis kararı oy birliğiyle kabul edildi. Yazılı gündem maddelerinin ardından meclise önergeyle sunulan 7 gündem maddesinin görüşülmesine geçildi. Mülkiyeti belediyeye ait Gülveren Mahallesi’nde 3760 sokak ile 3710 sokak kesişimindeki park alanına Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği tarafından Köy Enstitüleri Kültür Merkezi binası yapılarak belediyeye devredilmesi hususu oy birliğiyle kabul edildi.
Manavgat’ta umre yolcuları dualarla kutsal topraklara uğurlandı
03 Ocak 2026 Cumartesi - 10:07 Manavgat’ta umre yolcuları dualarla kutsal topraklara uğurlandı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın umre organizasyonu kapsamında "Yürüme Mesafeli 15 Günlük 14. Tur" programıyla kutsal topraklara gidecek umreciler için Külliye Camii’nde dualar eşliğinde uğurlama merasimi düzenlendi. Diyanet İşleri Başkanlığının umre organizasyonu kapsamında Yürüme Mesafeli 15 Günlük 14. Tur ile kutsal topraklara gidecek olan umreciler dualar eşliğinde kutsal topraklara uğurlandı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda kısa bir sohbet gerçekleştiren İlçe Müftüsü Abdullah Eroğlu; umre ibadetinin sabır, edep ve kardeşlik yolculuğu olduğuna dikkat çekerek, umrecilere kutsal topraklarda karşılaşabilecekleri her türlü durumda sabır, hoşgörü ve güzel ahlaktan ayrılmamaları, ibadetlerini ihlasla yerine getirmeleri ve bu mübarek yolculuğu manevi bir yenilenme fırsatı olarak değerlendirmeleri yönünde tavsiyelerde bulundu. Ayrıca umrenin sadece bir ziyaret değil, kişinin hayatına yön veren bir ibadet olduğunun altını çizdi. Sohbetin ardından İlçe Müftüsü Abdullah Eroğlu tarafından yapılan duanın ardından Umre yolcuları yakınlarıyla vedalaşırken duygu dolu anlar yaşandı. Kısa bir açıklama yapan Manavgat Müftüsü Abdullah Eroğlu "Bu vesileyle Cenab-ı Allah, Umre’ye giden kardeşlerimizin Umrelerini şimdiden makbul eylesin, en güzel şekilde umre yapıp gelmeyi, gidemeyen kardeşlerimize de en yakın zamanda gidebilmeyi nasip eylesin" dedi. Külliye Camii’nden düzenlenen programa İlçe Müftüsü Abdullah Eroğlu, umrecilerin yakınları, din görevlileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Yarım asırdır bağlamaya şekil veriyor, şimdi mesleğini çocuklarıyla sürdürüyor
02 Ocak 2026 Cuma - 22:04 Yarım asırdır bağlamaya şekil veriyor, şimdi mesleğini çocuklarıyla sürdürüyor Antalya’da çocukluk yıllarında başlayan bağlama tutkusunu mesleğe dönüştüren Ali Doğan 50 yıldır sürdürdüğü saz yapım mesleğini ilerlemiş yaşına rağmen devam ettiriyor. Antalya’da askerlik görevini tamamladıktan sonra bir saz ustasının yanında çalışmaya başlayan 73 yaşındaki Ali Doğan, saz yapımının inceliklerini ve detaylarını öğrendikten sonra kendi yolunu çizdi. 23 yaşında mesleğe bağlama yapmaya başlayan Doğan, eskiden haftada yaklaşık 50 saz üretebildiğini, vurguları dahil sazın her aşamasını yaptığını belirtti. Sazın her çeşidini yaptığını söyleyen 3 çocuk babası saz ustası, yıllarını verdiği mesleği oğulları ile birlikte sürdürüyor. Bağlama yapımının inceliklerini öğrendi 1976 yılında askerliğini yaptıktan bir süre sonra ustasının yanında işe başladığını ve bağlama yapımının incelikleri öğrendiğini belirten Doğan, "Antalya da askerlik yaptım. Askerden sonra aşağı yukarı bir sene sonra Antalya’da Ramazan usta vardı, ustamın yanında çalışmaya başladım. Orada saz yapımını ve inceliklerini öğrendim. Daha sonra kendi dükkanımı açtım. 1976’dan bu yana saz yapımı ile uğraşıyorum. Yıllar içinde 5-6 işyeri değişti, ama saz yapımını hiç bırakmadım. Buradan önce pasajın içindeydik kale kapının orada bir pasaj vardı orada çalıştık" dedi. Bağlama tutkusu çocukluk yılarında başladı Mesleğe yönelmesinin temelinde çocukluk yıllarından itibaren sazı çok sevmesi ve bu tutkuyu hissettiğini dile belirten Doğan, "Beni bu mesleğe çeken şey sazı çok sevmem. Meraklı olduğum için yapacağım diye de içime doğmuştu. Ben saz yapacağım diye küçükken bile aklımdan geçirmiştim. Benim bu sazı yapmam lazım veya çalmam lazım diye öyle bir his vardı ve de oluştu. Çok sevdiğim için oldu galiba" dedi. Teknolojiden de faydalanıyor Saz yapımında geleneksel el aletlerinin yanı sıra teknolojiden de yararlanan Doğan, el rendesi ile sap gövdesinin inceltilmesinden vurguların şekillendirilmesine kadar her iki yöntemi de uyguluyor. "Sazın malzemesi daha önce hazırlanıyor. Hazırlandıktan sonra planya ya da el planyaları elektrikli aletleri bunları kullanıyoruz işte keser, çekiçtir el aletlerini de kullanıyoruz. Bunlarla yapıyoruz tabii ki de teknolojiden yararlanıyoruz. Sadece el ile yapmıyoruz, elektrikli aletlerde kullanıyoruz" diye konuştu. "Haftada 50 saz yapıyordum" Meslek hayatının ilk yıllarında kısa sürede seri üretim yaptığını, son dönemlerde ise temposunun düştüğünü söyleyen Doğan, "Bundan 30 yıl önce o zaman tabii ki çalışma şeklimiz farklıydı daha seri çalışıyordum. Haftada 50 tane saz yapıyordum. Vurguları dahiL, her tarafını yapmak şartıyla sazın her çeşidini yapıyordum. Daha sonra azaldı tabii ki şuanda sadece meraklı olduğum için yapmaya çalışıyorum. 2-3 ayda bir tane saz ya yapıyorum, ya yapamıyorum. Tabii ki tecrübe artınca kalitede arttı. Kalitesi çok değişti, ama bu sefer üretim çok düştü. Ama ben meraklı olduğum için hem spor amaçlı hem de oturmayı sevmiyorum o yüzden genelde yapmaya çalışıyorum" dedi. Özel siparişlerin eskisi kadar olmadığını sazların dükkanlarında üretilerek satışını yaptıklarını belirten Doğan."Bundan 5-10 sene önce özel sipariş yapıyordum tabii ki artık fazla yapamıyorum da ara sıra oluyor tabi ki özel sipariş oluyor tek tük olsa da. Sazlar burada yapılıyor dükkanda satılıyor. 3 tane de oğlum var onlarda saz hakkında bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, satışa da bakıyorlar, saz tamiri de yapıyorlar. Saz konusunda onlarında biraz tecrübeleri var tabii ki. "dedi.
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2025’te 1 milyon 857 bin hastaya sağlık hizmeti sundu
02 Ocak 2026 Cuma - 18:47 Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2025’te 1 milyon 857 bin hastaya sağlık hizmeti sundu Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, 2025 yılında 2 bin 124 sağlık personeliyle birlikte toplam 1 milyon 857 bin 740 hastaya ayaktan sağlık hizmeti verildiğini açıkladı. 2025 yılı sağlık hizmeti verilerini değerlendiren Başhekim Prof. Dr. Karakuş Yılmaz, "Hastane olarak tüm sağlık çalışanlarımızla birlikte, hasta ve hasta yakınlarımıza bilimin ışığında gelişen teknolojik altyapımızla kaliteli sağlık hizmeti sunmak adına çalışıyoruz. Acil servis dâhil olmak üzere 2025 yılında toplam 1 milyon 857 bin 740 hastamızın ayaktan tedavisini gerçekleştirdik. Acil serviste 430 bin 463 hastamızın muayenesi yapıldı. Hastanemizde 30 bin 122 hastamız yatarak tedavi gördü. 32 bin 156 hastamızın ise başarılı bir şekilde ameliyatını gerçekleştirdik" ifadelerini kullandı. Doğum hizmetlerine de değinen Prof. Dr. Yılmaz, "Hastanemizde bin 402 bebek dünyaya gözlerini açtı. Anne ve baba olma heyecanı yaşayan ailelerin mutluluklarına ortak olduk" diye konuştu. Diyaliz ve fizik tedavi hizmetleri hakkında da bilgi veren Karakuş Yılmaz, bin 88 diyaliz hastasına 10 bin 441 seans hizmet verildiğini, 2 bin 505 hastaya anjiyo işlemi uygulandığını, Fizik Tedavi Ünitesi’nde ise 145 bin 85 seans FTR hizmeti sunulduğunu söyledi. Yılbaşı gecesi bin 641 hastaya sağlık hizmeti verildi Yılbaşı dönemine ilişkin verileri de paylaşan Prof. Dr. Yılmaz, "31 Aralık 2025 gecesi ve 2026 yılının ilk gününde acil servisimizde bin 641 kişi sağlık hizmetinden faydalandı. Bu hastalardan 54’ünün yatışı yapılarak tedavilerine servislerimizde devam edildi, 10 hastamızın ise başarılı bir şekilde operasyonu gerçekleştirildi" dedi. 2026 yılına ilişkin hedeflerini de dile getiren Yılmaz, "2026 yılında 884 hekim ve toplam bin 240 sağlık personelimizle, insan hayatının kutsallığından ve kaliteden ödün vermeden; hasta ve hasta yakınlarımıza umut olmaya, sağlıklarına kavuşmalarına ortak olmaya, onlarla birlikte yeni hikayeler yazmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Antalya’da 1 yaşındaki bebeğe şiddet iddiasında anne tutuklandı
02 Ocak 2026 Cuma - 17:48 Antalya’da 1 yaşındaki bebeğe şiddet iddiasında anne tutuklandı Antalya’da bir yaşındaki bebeğin yabancı uyruklu annesi tarafından darbedildiği anların güvenlik kamerasına yansımasının ardından gözaltına alınan anne, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Şiddet iddiası, baba Osman Vesek’in 1 yaşındaki kızının vücudundaki morluklardan şüphelenmesi üzerine eve yerleştirdiği güvenlik kamerası sayesinde ortaya çıktı. Güvenlik kamerası görüntülerinde, Fas uyruklu anne İmane Moti’nin (25) bebeğine defalarca vurduğu, tokat attığı, terlikle darbettiği ve ayaklarından tutarak koltuğa fırlattığı anların yer aldığı görülürken görüntüler, izleyenleri dehşete düşürdü. Ortaya çıkan görüntülerin ardından baba Osman Vesek, Antalya Adliyesi’ne gelerek video kayıtlarıyla birlikte eşi hakkında suç duyurusunda bulundu. Vesek, yaşadığı şoku, "Tokatlıyor, terlikle vuruyor, ayaklarından tutup kanepeye fırlatıyor. Sonra hiçbir şey olmamış gibi makyaj yapmaya devam ediyor" sözleriyle dile getirdi. Suç duyurusunun ardından emniyete götürülen İmane Moti’nin ifadesi alındı. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen Moti, Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddet Suçları Soruşturma Bürosu’nda savcıya ifade verdi. Savcılık tarafından tutuklama talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edilen İmane Moti, tutuklanarak Döşemealtı L Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.
Yol ve kavşak düzenlemesinde ’müşteri kaybı’ endişesi esnafı sokağa döktü
02 Ocak 2026 Cuma - 15:27 Yol ve kavşak düzenlemesinde ’müşteri kaybı’ endişesi esnafı sokağa döktü Antalya’nın Alanya ilçesi İncekum Mahallesi’nde D-400 kara yolu üzerinde Karayolları Genel Müdürlüğü’nce yapılan yol ve kavşak düzenlemesi, bölge esnafının tepkisine neden oldu. Yaya geçidinin kapatılması, trafik ışıklarının kaldırılması ve kavşağın iptal edilmesi sonrası müşteri kaybı yaşadıklarını ileri süren Kervansarayı Hanı esnafı, basın açıklaması yaparak çağrıda bulundu. Kervansarayı Hanı’nda grup adına açıklama yapan Yusuf Bahçe, Dr. Ülkü Güney Bulvarı üzerindeki düzenlemelerin hem trafik güvenliğini hem de ticari hayatı olumsuz etkilediğini belirterek, "Kervansarayı Hanı esnafları olarak, bölgemizdeki ciddi trafik ve güvenlik sorunlarına karşı artık sessiz kalamayacağımızı kamuoyuna duyurmak isteriz. Kavşak ve yolun kalıcı olarak kapatılması, trafik ışıklarının kaldırılması ve yaya geçidinin iptal edilmesi, hem araç hem de yaya trafiğini ciddi şekilde aksatmaktadır. Bu durum, esnafımızın geçim kaynağını doğrudan tehdit etmekte, müşterilerimizin güvenli bir şekilde işyerlerimize ulaşmasını engellemektedir’’ dedi. Esnaf adına Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğüne çağrıda bulunan Bahçe, ‘’Söz konusu kavşak ve yol düzenlemesinin acilen yeniden gözden geçirilerek, trafik akışını ve yaya güvenliğini sağlayacak kalıcı çözümlerle düzenlenmesi, yaya geçişlerinin güvenliğini sağlamak amacıyla üst geçit veya benzeri etkili güvenlik önlemlerinin derhal uygulanması, bölgede yaşanan mağduriyetin giderilerek, esnafımızın ekonomik kayıplarının önüne geçilmesi. Bu durumun ekonomik etkileri göz ardı edilemez. İşyerlerimizin günlük müşteri trafiği yüzde 5’e varan oranlarda düşmüş, ciro kaybı her geçen gün artmaktadır. Yıllardır bölgemize katkı sağlayan esnafın gelir kaybı, sadece bizleri değil, bölgedeki tedarikçiler, çalışanlar ve turizm ekonomisini de doğrudan etkilemektedir. İşyerlerimizin faaliyetleri sekteye uğradığında, bölge ekonomisinin canlılığı ve istihdam da olumsuz etkilenmektedir. Bu kararların sadece ulaşımı değil, bölgemizdeki ekonomik yaşamı da doğrudan etkilediğini vurgulamak isteriz. İşyerlerimiz, yıllardır bölge ekonomisine katkı sunmakta ve birçok kişiye istihdam sağlamaktadır. Müşteri erişiminin kısıtlanması, esnafın gelir kaybına yol açmakta ve bölgedeki ekonomik canlılığı etkisiz hale getirmektedir. Duyurularımızı net bir şekilde yineliyoruz: Bu kavşak ve yaya geçidi düzenlemesindeki aksaklıkların sürdürülmesi, sadece trafik akışını aksatmakla kalmayacak; bölgemizdeki ticari hayatı ciddi şekilde sekteye uğratacak, esnafımızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini tehlikeye atacaktır’’ ifadelerine yer verdi.