Yerel Haberler
Antalya
04 Mart 2026 Çarşamba - 21:34 ATSO Başkanı Ali Bahar’ın ölümüne ilişkin davada savcı mütalaasını açıkladı Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar’ın denizde hayatını kaybetmesine ilişkin davada Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcı, sanık M.S.Ç.’nin "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasını talep ederken, sanık Y.C.Ç.’nin ise beraatini istedi. Bahar’ın eşi Şebnem Bahar, "Bu olay kaza değil. Ali’nin o şekilde suya düşmesi mümkün değil" diyerek sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Antalya Organize Sanayi Bölgesi ve ATSO Başkanı Ali Bahar, 18 Temmuz 2024 akşamı kendisine ait "Alber" isimli tekneyle iki arkadaşıyla birlikte denize açıldı. Geceyi denizde geçiren üçlü, sabah saatlerinde limana dönmek üzere hareket etti. İddiaya göre Bahar, marinaya yanaştıkları sırada teknede oturmak için kullanılan ve "armut koltuk" olarak bilinen minderin denize düşmesi üzerine suya atladı. Tekneyi kullanan arkadaşı M.S.Ç.’nin manevra yaptığı sırada Bahar motor pervanelerinin arasında kaldı. Durumun fark edilmesinin ardından 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istendi. Sahil Güvenlik ekipleri tarafından sudan çıkarılan Bahar, ambulansla Kemer’deki özel bir hastaneye kaldırıldı. Ağır yaralı olarak hastaneye götürülen Bahar, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ali Bahar’ın cenazesi, ATSO’da düzenlenen törenin ardından Uncalı Mezarlığı’nda toprağa verildi. "Kanlar içinde suda gördüm" Kemer Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, M.S.Ç. ve Y.C.Ç. hakkında "taksirle ölüme neden olma" suçundan 2 yıldan 6’şar yıla kadar hapis cezası talep edildi. Şüpheli M.S.Ç., iddianameye yansıyan ifadesinde olay gününü şu sözlerle anlattı: "Tekneyi Ali Bahar kullandı. Phaselis koyuna demirledik. Birlikte yemek yedik, alkol aldık ve denize girdik. Sabah Kemer’e doğru hareket ettik. Marinaya yaklaşırken armut minderlerden birinin denize düştüğünü söyledi. Mindere yaklaşmak için manevra yaptım. Tornistan yapmamı istedi. Tornistan hareket ettikten birkaç saniye sonra Ali’yi göremedim. Motoru durdurup arkaya koştum. Ali’yi kanlar içerisinde suda gördüm." "Üçümüz de birbirimize fiziksel olarak yakın değildik" Teknede bulunan Y.C.Ç. ise olay sırasında herhangi bir temas yaşanmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Olay günü herhangi bir tartışmamız olmadı. Olay anında hiçbir temasım olmadı. Ne o bana temas etti ne de ben onu ittim. Üçümüz de birbirimize olay anında fiziksel olarak yakın değildik. Teknede hiçbir şekilde ve hiç kimse arasında yakınlık olmadı. Bizim aramızdaki yakınlığın olay anı ve sonucu ile de bir bağı yoktur. Olay anında sevgi amaçlı veya şakalaşma amaçlı dahi olsa herhangi bir temasım olmadı." "Davacı ve şikayetçiyim" Müşteki Şebnem Bahar’ın Cumhuriyet Başsavcılığında alınan beyanı da dosyaya girdi. Bahar ifadesinde şu sözlere yer verdi: "Ali Bahar benim 1992 yılında resmi nikah ile evlendiğim eşimdir. Kendisi uzun yıllardır denizci lisansına sahiptir. Sık sık denize açılır. Tecrübeli bir denizcidir. Olayı öğrendiğim gün yaşadığım şok nedeniyle tansiyonum yükseldi ve alelacele alınan ifadede Sahil Güvenlik personeline şikayetçi olmadığımı söyledim. Ancak o sırada çevremdeki insanların baskı kurması sebebiyle böyle bir ifade vermem gerektiği söylendi. Bu olay neticesinde çeşitli sağlık problemleri yaşadım ve hayati nitelikte bir ameliyat oldum. Olay anına ilişkin bana verilen bilgiler ile dosyadaki bilgiler arasında ciddi farklılıklar olduğunu öğrendim. Tekne kaptanımız Fatih beyden aldığım bilgi doğrultusunda teknemiz karaya vites tornistanda, kontak kapatılmış vaziyette sahil güvenliğe teslim edilmiştir. Tarafımın da uzun yıllardır denizcilik tecrübesi bulunması sebebiyle bu hususun tekneyi o an kullanan M.S.Ç.’nin kusurlu hareketi olduğu kanaatindeyim. Bu hususun incelenmesini talep ediyorum. Olay günü teknede bulunan M.S.Ç. ve Y.C.Ç. isimli şahıslardan ve daha sonra tespit edilecek diğer şahıs veya şahıslardan davacı ve şikayetçiyim." Mahkeme dosyayı ağır cezaya göndermişti Dosya ilk olarak Kemer 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görülmeye başlandı. Ancak mahkeme, olayda "kasten öldürme" ihtimali bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya müştekiler, avukatlar ve tutuksuz sanık M.S.Ç. katılırken, sanık Y.C.Ç. duruşmaya SEGBİS aracılığıyla bağlandı. "En yakın arkadaşımı kaybettim" Tutuksuz sanık M.S.Ç., duruşmada yaptığı savunmada Kemer’de görülen önceki duruşmalarda verdiği beyanları tekrar ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Daha önce Kemer’de verdiğim beyanlara ilavem yoktur. Ali çok eski ve özel arkadaşımdır. 30 yılı aşan bir dostluğumuz vardı. Haftanın iki üç günü görüşürdük, her gün telefonla konuşurduk. Nikah şahidimdi. Oğlunun doğduğu günü bildiğim bir insandı. En yakın arkadaşımı ve dostumu kaybettiğim için derin bir üzüntü içerisindeyim. Orada bulunmuş olmaktan dolayı çok üzgünüm ve çok pişmanım. Kendisi çok ısrarcı bir kişilikti. Kazanın meydana geldiği tarihte organize ettiği tekne turuna beni sürekli arayarak davet etti. Tüm ısrarlara rağmen katılmak istemediğimi belirtmeme rağmen kendisini çok sevdiğim için tekne turuna katıldım. Tekne turuna katıldığım için büyük pişmanlık duyuyorum. Bu turun gerçekleşmemesi için her zaman itiraz ettim. Ta ki 13 Temmuz haftasına kadar. Çok yakın bir arkadaşımın annesi vefat edince 1 hafta erteledik. Bu seyahatin yapılması konusunda çok istekli ve çok ısrarcıydı. Bu durumun ortaya çıkmaması adına orada bulundum. Bunun dışında orada bulunduğum için çok pişman ve üzgünüm. Arkadaşlığı korumak adına çelişkili bir ifadem olmuştu fakat daha sonra açıklamamı düzelttim. Bu durumu Ali Bahar’ın vefatından sonra, ilk duruşmadan önce eşi Şebnem hanımın hayati bir operasyonu vardı, daveti üzerine kendisiyle görüştüm ve her şeyi o operasyondan önce anlattım. Olayın o anını içimde her zaman yaşadım. Bir türlü kamera kayıtlarına bakamadım. Ancak bu duruşmaya çıkmadan bir hafta önce kamera kayıtlarına baktım. Kamera kayıtlarındaki dakikalar, sanık C.’nin 112 ile konuşmaları ve orada yaşanan can pazarını tekrar izledim. Anlattıklarımla kamera kayıtlarının örtüştüğünü gördüm. En yakın arkadaşımı kaybettiğim ve o ortamda bulunduğum için pişmanım. Beraatimi istiyorum." "25-30 yıllık denizcilik geçmişim var" Müşteki avukatının olay anında tornistan yapıp yapmadığına ilişkin sorusunu da yanıtlayan M.S.Ç., şöyle devam etti: "Ben C.’nin verdiği beyanları bilmiyorum. Çünkü kendisi teknede bayılmıştı. Teknede yaşadığı korku anı 112 kayıtlarına yansımıştır. 25-30 yıllık denizcilik geçmişim vardır. Bu anlamda tekne kullanımına ilişkin yeterli tecrübeye sahibim. Diğer sanık C.’nin, Ali Bahar denize atladıktan sonra benim tornistan manevrası yaptığıma dair beyanına diyeceğim yok." "Bir can pazarı yaşadık" Tutuksuz sanık Y.C.Ç. ise savunmasını SEGBİS aracılığıyla yaptı. Bodrum’da sabit bir düzeni ve evi bulunduğunu belirten Y.C.Ç., Ali Bahar’ın davetlisi olarak teknede bulunduğunu söyleyerek suçlamaları reddetti. Olayın kendisi için de ağır bir travma olduğunu dile getiren Y.C.Ç., şu ifadeleri kullandı: "Bodrum ilçesinde sabit bir düzenim ve evim var. Savunmamı SEGBİS üzerinden yapacağım. Ali beyin arkadaşı ve davetlisi olarak teknedeydim. Suçlamaları reddediyorum. Hâlâ bu konuyu konuşmak benim için çok güç. Kimsenin şahit olmaması gereken çok üzücü, çok ağır bir hadise yaşandı. Bunun etkileri benim üzerimde de hala devam ediyor. Gelişen olaylar silsilesi içerisinde orada bir can pazarı yaşadık. Bu bir kazaydı. Elimden geleni yaptım. Olay çok ani gelişti. Olayın ardından çok ciddi bir çaba sarf ettik. Bunu yaşayan bilir. Allah düşmanımın başına vermesin. Keşke böyle olmasaydı. Elimizden geleni yaptık. Ali bey çok kıymetli bir insandı, benim için de çok kıymetliydi. Ben hayatımda hiç kaza geçirmedim, herhangi bir kaza anına da tanıklık etmedim. Ne önemli ne de önemsiz bir kazaya dair hiçbir bilgim yok. Ben de M. gibi cesaretimi yeni toplayarak olay görüntülerini yeni izledim ve konuşmaları yeni dinledim. Yardım isteme sebebiyle o an insanlara yalvarıyordum. Olay yaşandıktan sonra defalarca platforma inerek Ali’yi tekneye çıkarmaya çalıştım. Başaramayacağımı anlayınca tekrar yukarı çıktım. Onu kurtarmak için elimden geleni yaptım ama başaramadım. Ali beyi oturduğum yerden son gördüğüm yer, teknenin arka kısmında platforma geçilecek kapının önüydü. Bence arka platforma indi. Ondan sonra alkollü olduğu için düştü ya da atladı, o anı bilmiyorum. Düştüğü ana dair bir ses duymadım. Kaza olan yer marinanın önüdür. Güvenlik kameralarının orayı görmemesi düşünülebilir değil. Çok büyük bir şanssızlık." "Bu olay kaza değil" Duruşmada söz alan Ali Bahar’ın eşi Şebnem Bahar ise yaşadıkları sürecin çok ağır olduğunu belirterek sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Şebnem Bahar, şu ifadeleri kullandı: "Daha önce hiç adliyeye gelmedim. İlk kez eşimin ölümüyle ilgili buraya geldim. Ali bey Antalya için çok değerli bir insandı. Son bir buçuk yıldır yaşadıklarımızı kelimelerle anlatamam. Çok ciddi sağlık sorunları yaşadım, ölümden döndüm. Çocuklarım için ayakta duruyorum. Duyduklarıma ve gördüklerime inanamıyorum. M.’nin söylediği ‘yakın arkadaş’ kelimesine inanamıyorum. Son nefesime kadar her iki sanıktan da şikayetçiyim. Ben denizci kızıyım, çocukluğum okyanuslarda geçti. Bu olay kaza değil. Ali beyi gördükleri yer çelişkili. Orası bizim üçüncü odamız gibiydi. Ben o teknede her şeyi biliyorum. Anlattıkları her şey yalan. Ali’nin o suya o şekilde düşmesi mümkün değil." Bahar ayrıca sanık Y.C.Ç.’nin olay günü teknede madde kullandığını öğrendiğini öne sürerek, "C. teknede sabah saat 08.00’de madde kullanmış. Bilirkişi raporu Ali’nin tek başına düşmediğini ispatlıyor. Duymamalarına, görmemelerine ihtimal yok" dedi. Şebnem Bahar, duruşma salonundan çıkarıldı Müşteki Şebnem Bahar, eşi Ali Bahar’ın teknenin arka kısmındaki platforma düşme anının çıkardığı sesi gösterebilmek için duruşma sırasında masaya vurdu. Mahkeme başkanı, duruşma düzenini bozduğu gerekçesiyle Şebnem Bahar’ın salondan çıkarılmasına karar verdi. Savcı mütalaasını açıkladı Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcı, sanık M.S.Ç.’nin "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasını, sanık Y.C.Ç.’nin ise beraatini talep etti. Mahkeme heyeti, sanıkların adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması taleplerini reddederken, müşteki avukatının dosyaya yansıyan ses kayıtlarının çözümlenmesi talebini kabul etti. Diğer talepler ise reddedildi. Mahkeme heyeti duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 20:44 Antalya’da yaşlı çiftin evi alevlere teslim oldu Antalya’da yaşlı bir çiftin yaşadığı iki katlı müstakil evde yangın çıktı. Alevlere teslim olan ikamet kullanılamaz hale gelirken, yangına müdahale etmek isterken dumandan etkilenen yaşlı adam hastaneye kaldırıldı. Yangın, saat 18.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Yeşildere Mahallesi 1168 sokak üzerinde bulunan iki katlı evin üst katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, eşi ile birlikte yaşadığı Mehmet Pehlivan’a (80) ait iki katlı müstakil evin üst katında henüz bilinmeyen bir nedende yangın çıktı. Evde kimsenin bulunmadığı bir sırada ikametten dumanlar çıktığını gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yangına ilk müdahaleyi yaşlı adamın komşuları ve Antalya Emniyet Müdürlüğü’nün bölgede oluşturduğu polis noktasında görevli memurlar yaptı. Mahallede büyük panik yaşanmasına neden olan ve kısa sürede alevlerin sardığı ikamete vatandaşlar hortumlarla müdahale etti. 1 saatte söndürülebildi Vatandaşlar alevlerin birbirine bitişik konumda bulunan diğer evlere sıçramaması için büyük çaba harcarken, olay yerine gelen Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri yangına müdahale etti. İlk olarak alevlerin diğer evlere sıçramasını engelleyen itfaiye ekiplerinin yaklaşık 1 saatlik çalışmasının ardından yangın tamamen söndürüldü. Bu sırada evini saran alevlere komşuları ile birlikte müdahale etmek isteyen Mehmet Pehlivan dumandan etkilendi. Yaşlı adama olay yerinde bulunan 112 Acil Sağlık ekipleri tarafından ilk oksijen verilirken kontrol amacıyla hastaneye götürüldü.
Alanya’da yeni yıl denetimlerinde 30 aranan şahıs yakalandı
01 Ocak 2026 Perşembe - 17:23 Alanya’da yeni yıl denetimlerinde 30 aranan şahıs yakalandı Alanya’da vatandaşların yeni yıla huzur ve güven içinde girmelerini sağlamak amacıyla yılbaşı gecesi boyunca kolluk kuvvetlerince geniş kapsamlı denetimler gerçekleştirdi. Alanya İlçe Emniyet Müdürlüğü, Alanya İlçe Jandarma Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerinin katılımıyla ilçenin dört bir yanında yapılan uygulamalarda toplam 586 kolluk personeli görev aldı. Denetimlerde İlçe Emniyet Müdürlüğü’nden 313 polis memuru ve 82 çarşı ve mahalle bekçisi olmak üzere 395 personel 37 ekiple, İlçe Jandarma Komutanlığı’ndan 138 personel 35 timle, Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan ise 53 personel görev yaptı. Yılbaşı tedbirleri kapsamında yapılan çalışmalarda, jandarma bölgesinde 11, emniyet bölgesinde 14 olmak üzere çeşitli suçlardan aranan toplam 25 şahıs yakalanarak adli mercilere teslim edildi. Trafik uygulamalarında yapılan GBT sorgularında ayrıca 5 aranan şahıs daha yakalandı. Uyuşturucu ile mücadele kapsamında gerçekleştirilen denetimlerde ise jandarma bölgesinde uyuşturucu madde ticareti yaptığı tespit edilen 2 şahıs yakalandı. Şahısların ikametlerinde yapılan aramalarda 93 gram kokain, 1 adet hassas terazi, 1 adet sentetik hap, suçtan elde edildiği değerlendirilen 123 bin 690 TL ve bin 915 Euro para, 7 adet ziynet eşyası, 1 adet avukat kimliği ile 1 adet tabanca, 2 şarjör ve 14 adet fişek ele geçirildi. Öte yandan Emniyet bölgesinde yürütülen çalışmalarda ise uyuşturucu madde ticaretinden 5 şahıs yakalanırken, 676 kullanımlık sentetik kannabinoid, 10 adet extacy ve bin 100 adet sentetik ecza hapı ele geçirildi. Trafik güvenliğini sağlamak amacıyla yapılan denetimlerde Emniyet ve Jandarma trafik ekipleri tarafından 2 bin 984 araç ve sürücüsü kontrol edildi. Denetimlerde 30 sürücüye alkollü araç kullanmaktan, 38 sürücüye kask takmamaktan işlem yapılırken, toplam 211 araç sürücüsüne cezai işlem uygulandı, 28 araç trafikten men edildi.
Antalya’da 27 hafız için icazet töreni
01 Ocak 2026 Perşembe - 10:23 Antalya’da 27 hafız için icazet töreni Antalya’nın Kumluca ilçesinde İlçe Müftülüğü tarafından Müftü Sadık Kavalcı Yatılı Hafızlık Erkek Kuran Kursunda eğitim gören 27 öğrenci için hafızlık icazet programı düzenlendi. Mehmet Akif Ersoy Kültür Sanat ve Kongre Merkezinde düzenlenen program Mehter konserinin ardından İstiklal Marşının okunmasıyla başladı. Ardından Müftü Sadık Kavalcı Yatılı Hafızlık Erkek Kuran Kursu öğrencisi tarafından Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı. Kumluca Müftüsü Bedir Aydın’ın açılış konuşmasının ardından söz alan Antalya İl Müftüsü Aydın Yığman, "Tormurcuk derdinde olmayacak ağaç odundur. Bizim derdimiz var. Bizim yaramız var. Bizim idealimiz var. Biz imanımızın gereğini yapıyoruz. Yaralıyız. Yaramız deride değil, derinde. Eğer yara deride olursa onu merhem iyileştirir. Ama yara kalpte olursa o zaman onun çaresi zor bulunur. Onun çaresi Allaha iman, Kur’an-ı Kerime iman, İslama imandır. İslam üzere bir hayat yaşamaktır" dedi. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hafiz Osman Şahin ise "Kur’an-ı Kerimi biz niye ezberliyoruz. Kur’an-ı Kerimle ilgili fukahanın şöyle bir hükmü vardır. Eğer insanlardan bir grup, bir topluluk ezberlemez ise bütün insanlık bundan sorumlu olur. Kur’an-ı Kerimi ezberlemek farzı kifaye yani ümmetin içinden bir grup ezberlerse diğerlerinden o sorumluluk kalkmış olur. İşte bu hafızlarımız bizim adımıza ümmet adına o sorumluluğu üstlenmiş olan Kur’an-ı Kerim’in muhafızlarıdır" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardında ülke çapında ve dünyada yarışma dereceleri bulunan ünlü Kuran hadimleri tarafından Kur’an-ı Kerim tilavetleri yapıldı. Daha sonra da hafızlık icazeti almaya hak kazanan öğrencilere protokol üyeleri tarafından belgeleri ve çeşitli hediyeler takdim edildi.
Alüvyonlarla örtülü Anadolu’nun Pompei’si Myra’da kazılar özel mülkiyet sınırlarında ilerliyor
01 Ocak 2026 Perşembe - 09:22 Alüvyonlarla örtülü Anadolu’nun Pompei’si Myra’da kazılar özel mülkiyet sınırlarında ilerliyor Antalya’nın Demre ilçesindeki Myra Antik Kenti ve Andriake Liman Kenti’nde yürütülen kazı ve restorasyon çalışmalarında, Myra Antik Tiyatrosu’nun 2026 yılında restorasyonuna başlanması planlanırken, kazılarda ortaya çıkarılan benzersiz eserlerden 20’sinin Cumhurbaşkanlığı’nda sergilenmesi dikkat çekti. Myra’yı "Anadolu’nun Pompei’si" olarak tanımlayan Kazı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik, özel mülkiyet nedeniyle kazıların sınırlı alanda yürütülebildiğini vurgulayarak, "Bastığımız zeminle antik kentin en derin noktası arasında 9 buçuk metre kod farkı var, yaklaşık 1 buçuk kilometre çapından da büyük bir metropol, bugünkü Demre’nin altında yatıyor" dedi. Antalya’nın Demre ilçesinde bulunan Myra Antik Kenti ile Andriake Liman Kenti’nde yürütülen arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları, 2025 kazı sezonunda da yoğun şekilde devam etti. Myra Antik Tiyatrosu’nda restorasyon süreci Myra’daki çalışmaların ana odağının antik tiyatro olduğunu belirten Çevik, tiyatroya ilişkin tüm projelerin tamamlandığını ifade etti. Çevik, "Myra’da antik tiyatroda röleve, restitüsyon ve restorasyon projeleri tamamlandı ve Koruma Kurulu’na sunuldu. Koruma Kurulu’ndan da izin alındı. Şu anda restorasyon projesi ihale aşamasına hazırlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu projeyi 2026 bütçesine dahil etti. Onay sürecinin ardından 2026 yılında Myra Antik Tiyatrosu’nun restorasyonuna başlamayı planlıyoruz. Önümüzdeki yıl heyecanlı bir yıl olacak" ifadelerini kullandı. "Bölgenin en büyük tiyatrosu" Antik tiyatronun mimari özelliklerine de değinen Prof. Dr. Nevzat Çevik, yapının bölge açısından önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bu tiyatro yaklaşık 11 bin kişilik kapasiteye sahip. Bölgenin en büyük tiyatrosu ve saf Roma tiyatrosu özellikleri taşıyor. En önemlisi de çok sayıda orijinal mimari elemanının günümüze ulaşmış olması. Yaklaşık 16 yıldır yürüttüğümüz kazılarda arşitravlar, lentolar, söveler ve başlıklar dahil olmak üzere çok sayıda orijinal malzeme ortaya çıkarıldı. Amacımız bu malzemeleri yeniden yerine koymak" dedi. Restorasyonun yalnızca görsel bir çalışma olmadığını vurgulayan Çevik, "Restorasyon esasen koruma amaçlı bir çalışmadır. Gösterim, bunun sadece bir sonucudur. Biz bu tiyatroyu koruyarak ayağa kaldırmayı hedefliyoruz. Bu tür restorasyonlar çok ince ve hassas çalışmalardır. Yaklaşık 3 yıl, belki 4 yıl sürebilir. Ancak bu sürenin sonunda sahne binasının büyük ölçüde ayakta ve korunmuş hale geldiğini göreceğiz" diye konuştu. "Anadolu’nun Pompei’si" Myra’nın korunmuş yapısına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Çevik, antik kenti "Anadolu’nun Pompei’si" olarak tanımladı. Çevik, Myra’nın alüvyonlarla örtülmesi sayesinde çok iyi korunduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Bastığımız zeminle antik kentin en derin noktası arasında 9,5 metre kod farkı var. Yaklaşık 1,5 kilometre çapından da büyük bir metropol, bugünkü Demre’nin altında yatıyor. Burada çok geniş bir özel mülkiyet alanı söz konusu. Bu nedenle kazılarımız şu an için belirli sınırlar içinde yürütülüyor. En azından kentin en büyük yapılarından biri olan tiyatroyu tamamen kazıp restore ederek bu büyük antik kente ucundan başlamış olacağız. İleriye dönük olarak çok büyük bir bilgi rezervi aktaracağımızı düşünüyoruz. Çünkü alan şu anda örtülü ve korunmuş durumda. Bugün değilse bile, belki 100 yıl sonra yapılacak kazılarda, Pompei’de olduğu gibi son derece iyi korunmuş bir kentin ortaya çıkacağını öngörüyoruz. Pompei lavlarla örtülmüştü, Myra ise alüvyonlarla örtüldü" ifadelerini kullandı. Andriake’de müze yeniden açılıyor Andriake Liman Kenti’ndeki çalışmalara da değinen Prof. Dr. Çevik, burada 16 yıldır aralıksız kazı yürütüldüğünü söyledi. Hadrian dönemine ait granaryumun Likya Uygarlıkları Müzesi’ne dönüştürüldüğünü hatırlatan Çevik, "Müze binasının kendisi zaten başlı başına bir eser. Akdeniz’in en büyük birkaç granaryumundan biri. Müze yaklaşık bir yıldır ziyarete kapalı, revizyon çalışmaları artık bitme aşamasında. Bir-iki ay içinde müzemiz, yeni teşhir-tanzim düzeni ve yeni eserlerle yeniden ziyarete açılacak" diye konuştu. Binlerce küçük obje, büyük bir hikaye Kazılarda ortaya çıkarılan küçük buluntuların önemine dikkat çeken Çevik, "Bu sezon kazılarda ele geçirilen eserlerden müzelik nitelikte olanları yıl sonu itibarıyla müzeye teslim ettik. Yaklaşık 170 küsur eser şu anda müze envanterine girmiş durumda. Bunun dışında binlerce etütlük eserimiz var. Seramikler, camlar, metal eşyalar, günlük kullanım kapları ve kadın süs eşyaları gibi çok sayıda buluntu, Myra’nın günlük yaşamına dair önemli veriler sunuyor.. Duvar çizme sistemlerine ilişkin detayların enstitü çalışmaları kapsamında elimize geçmesi dikkat çekiciydi. Sezonun başındaki kazılarda ise millefiori olarak adlandırılan cam örnekleri bulundu. Bu buluntulardan 20’si şu anda Cumhurbaşkanlığı’nda sergileniyor. Bunlar Anadolu için gerçekten benzersiz örnekler" ifadelerini kullandı. Kazıların Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras" projesi kapsamında yıl boyunca sürdüğünü belirten Prof. Dr. Nevzat Çevik, "Biz buluntuya eşya olarak değil, bilgi olarak bakıyoruz. Her buluntu, geçmişin karanlıkta kalan bir noktasını aydınlatan bir veri sunuyor" dedi.
Alanya 2026’ya coşkuyla girdi
01 Ocak 2026 Perşembe - 02:26 Alanya 2026’ya coşkuyla girdi Antalya’nın Alanya ilçesinde vatandaşlar 2026 yılına coşkuyla girdi. Yeni yıl gecesinde eğlence mekanları dolup taşarken, güvenlik güçleri geniş çaplı tedbirler aldı. Alanya’da yılbaşı coşkusu cadde, sokak ve eğlence mekanlarına yansıdı. Çok sayıda vatandaş yeni yıla aileleri ve arkadaşlarıyla birlikte girerken, ilçedeki eğlence alanlarında yoğunluk yaşandı. Vatandaşlar 2026’yı müzik ve eğlence eşliğinde karşıladı. Öte yandan Alanya Emniyet Müdürlüğü ve İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, yılbaşı gecesinde huzur ve güvenliğin sağlanması amacıyla kapsamlı önlemler aldı. İlçenin birçok noktasında uygulama noktaları oluşturulurken, ekipler tarafından alkol testi ve rutin denetimler gerçekleştirildi. Alanya İlçe Jandarma Komutanlığı bünyesinde 138 personel ve 35 tim yılbaşı gecesi boyunca görev yaptı. İlçe Emniyet Müdürlüğü ise 313 polis ve 82 bekçi olmak üzere toplam 395 personeli, 37 ekip halinde sahaya sürdü. Ayrıca Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bağlı 53 personelin de denizden güvenliği sağlamak amacıyla görev aldığı öğrenildi. Yeni yıla arkadaşları ile birlikte giren Yusuf Emre Yavrı (22), "Herkese yeni yılda mutlu, huzurlu ve sağlıklı yıllar geçirmesini dilerim. 2026 yılı herkes için daha iyi olur. Öğrenci olmak biraz zor. Dışarıda okuyan öğrencilere Allah kolaylık versin"’ dedi.