Yerel Haberler
Antalya
13 Mart 2026 Cuma - 10:23 Parkta yürüyüş yapan adamı bıçaklayıp öldürdü, kızı "Babamın tek suçu orada bulunmaktı" dedi Antalya’nın Kepez ilçesinde yolda yürüyüş yaptığı sırada bıçaklı saldırıya uğrayarak hayatını kaybeden 58 yaşındaki Ali Haydar Özyıldırım’ın öldürülmesine ilişkin davanın ilk duruşması görüldü. Duruşmada maktulün kızı, "Babamın tek suçu o an orada bulunmaktı" derken, tanık olarak dinlenen sanığın annesi ise oğlunun eve panik halde gelerek, "Anne ben birine zarar verdim, bana para lazım" dediğini anlattı. Antalya’nın Kepez ilçesinde yolda yürüyüş yapan Ali Haydar Özyıldırım’ı bıçaklayarak öldüren (58), Sedat Demirören’in "kasten öldürme" suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Tanık beyanları ve sanık savunmasının dinlendiği duruşmada, olay sonrası kaçış anına ilişkin detaylar mahkeme tutanaklarına yansıdı. Tanık ifadesinden, sanığın bıçaklı saldırının ardından elindeki kanı ve bıçağı parktaki çimlere sürerek uzaklaştığı öğrenildi. Olay, 1 Kasım 2025 tarihinde saat 12.00 sıralarında Kepez ilçesi Ulus Mahallesi Gazi Bulvarı üzerindeki Fatih Sultan Mehmet Parkı’nda meydana geldi. İddiaya göre parkta bankta alkol alan bir kişi, yoldan geçenlere sözlü ve fiziksel saldırıda bulunmaya başladı. Üzerindeki bıçağı çıkaran saldırgan, kaldırımda yürüyen vatandaşlara yöneldiği sırada, parkta yürüyüş yapan Ali Haydar Özyıldırım’a da saldırdı. Hastanede hayatını kaybetti Bir anda karşısına çıkan saldırganla kısa süreli boğuşma yaşayan Özyıldırım, aldığı bıçak darbeleriyle yere yığıldı. Çevredeki vatandaşlar ağır yaralanan adama yardım etmeye çalışırken, saldırganın olay yerinden uzaklaştığı belirtildi. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Göğsüne aldığı bıçak darbesiyle ağır yaralanan Özyıldırım, ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Ameliyata alınan ve yoğun bakımda tedavi altına alınan Özyıldırım, 2 Kasım 2025 tarihinde akşam saatlerinde doktorların tüm müdahalelerine rağmen hayatını kaybetti. Kepez İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Araştırma ve Önleme Büro Amirliği ekipleri, olayın ardından şüphelinin izini onlarca güvenlik kamerası görüntüsünden adım adım sürdü. İsminin Sedat Demirören olduğu tespit edilen şüpheli kısa sürede yakalanırken, çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Korneaları bağışlandı Özyıldırım’ın cenazesi, Antalya Adli Tıp Kurumu morgundaki işlemlerin ardından ailesi ve yakınlarına teslim edildi. Ailenin, talihsiz şekilde hayatını kaybeden Özyıldırım’ın kornealarını bağışlama kararı aldığı öğrenildi. Cenaze daha sonra defnedilmek üzere Çakırlar Mezarlığı’na götürüldü. Cenazenin teslim alınması sırasında kızı Kader Yanadur’un gözyaşlarına hakim olamadığı, yakınlarının genç kadını teselli ettiği görüldü. Öte yandan, olay sonrası kaçan Sedat Demirören’in çevredeki iş yerlerinin güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerinde, elinde bıçakla yolda rahat tavırlarla yürüdüğü görüldü. "Kedilere salam doğramak için taşıdığım bıçağı savurdum" Tutuklu sanık Sedat Demirören’in "kasten öldürme" suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması Antalya Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanık, duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılırken, salonda maktul Ali Haydar Özyıldırım’ın kızı Kader Yanadur ile sanık avukatı hazır bulundu. Savunmasında Ali Haydar Özyıldırım’ı boşandığı eşi nedeniyle simaen tanıdığını öne süren sanık Sedat Demirören, olay günü eski eşiyle tartıştıktan sonra evinin alt sokağındaki parka gidip alkol aldığını söyledi. Demirören, parkta bulunduğu sırada boşandığı eşi nedeniyle simaen tanıdığını iddia ettiği bir kişinin geçtiğini belirterek, "Şahıs parkta yürürken birbirimize ters ters baktık, yanına gidince suratıma yumruk vurdu. Belinden bir şey çıkartır düşüncesiyle kendimi savunmak amacıyla yanımda kedilere salam doğramak için taşıdığım bıçağı savurdum, öldürme kastım yoktu" dedi. Sanık, bıçağı savurduğu anda maktulün yere düştüğünü gördüğünü, ancak yaralandığını fark etmediğini ileri sürerek, "Kalp krizi geçirdiğini sandım. Maktül yere düşünce gömleğini yırttım, atletinde kan izlerini gördüm. Kalbine tampon yaptım. ‘Ambulans çağırın’ diye bağırdım. Tampon yaparken çevredekilerin kazma, keser, sopa ile üzerime doğru geldiğini görünce kaçtım" ifadelerini kullandı. "Olay sonrası eski eşimin yanına gittim" Olaydan sonra eve gidip üzerini değiştirdiğini, ardından eski eşinin yanına gittiğini anlatan sanık, "Ona ‘bu olaylar hep senin yüzünden’ dedim. Ruşen’in yanından ayrıldıktan sonra yanımda kırmızı saplı bıçak vardı. Kırmızı saplı bıçak, şahsı bıçakladığım bıçak değil. Olayda kullandığım bıçağı ve kırmızı saplı bıçağı emniyet ekiplerine teslim ettim. Maktule karşı bir sıkıntım, yaralama kastım yoktu. Yaralandığını fark etmedim, kalp krizi geçirdiğini düşündüm, kötü bir niyetim yoktu" diye konuştu. Mahkeme heyetinin olay sırasında uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığı yönündeki sorusuna da cevap veren sanık, "Uyuşturucu almadım, sadece alkol aldım. Geçmişte uyuşturucudan sabıkam vardı, olaydan önce sadece bira içtim. İçtiğim biraları poşette saklayarak içiyordum" dedi. "Babamın tek suçu o an orada bulunmaktı" Duruşmada müşteki sıfatıyla dinlenen Ali Haydar Özyıldırım’ın kızı Kader Yanadur, sanığın iddialarını kabul etmedi. Babasının sanığı tanımadığını vurgulayan Yanadur, "Şikayetçiyim, bu şahsı ilk kez gördüm, babamı tanımadığına eminim. Babamın telefonuna baktım, rehberinde ‘Ruşen’ adından kayıtlı biri de yoktu, Ruşen adlı kişiyi de tanımadığına eminim. Babamın tek suçu o an orada bulunmaktı. Babam annemden ayrılalı çok oldu, amcamla yaşıyordu. Ben de yeni evlenmiştim" dedi. "Elini ve bıçağı çimenlere sürerek kaçtı" Mahkemede tanık olarak dinlenen R.S. isimli kişi ise olay anına ilişkin ifade verdi. Kimliğinin gizli tutulmasını talep ettiğini belirten tanık, "Bu insanlar uyuşturucu bağımlısı, kimliğimin gizli tutulmasını istedim. Ben çay içerken bu olay oldu, kanları gördük, 112’yi aradım. Yaralayan şahıs, elini ve bıçağı çimenlere sürerek kaçtı" diye konuştu. "Anne ben birine zarar verdim, bana para lazım" Duruşmada tanık olarak dinlenen sanığın annesi Elif T. de oğlunun olay sonrası eve gelişini anlattı. Mahkeme heyeti tarafından, annesi olması nedeniyle ifade vermek zorunda olmadığı hatırlatılmasına rağmen konuşmak istediğini belirten Elif T., oğlunun olay günü önce sigara almak için para isteyip dışarı çıktığını, ardından panik halde eve döndüğünü söyledi. Elif T., "Sigara alma isteğiyle benden para isteyerek çıkıp gitti. Sonra geri geldi, 12.30’da panikleyerek elinde poşetlerle odadan çıktı. ‘Anne ben birine zarar verdim, bana para lazım’ dedi. Hesabına 3 bin TL gönderdim. ‘Anne beni öldürecekler, beni takip edecekler, anne benim düşmanım var’ diye ağladı, peşine birileri düştü sandım" dedi. Oğlunun psikolojisinin bozuk olduğunu ileri süren anne Elif T., "Kendisini odasına attığını gördüm, nasıl çıktığını görmedim. Bir şey var ki benden para istiyor dedim, kapının açık kaldığını gördüm, kapıyı kapattıktan sonra yere yığılmışım. Ardından çok sayıda polis geldi, oğlumun evde olmadığını söyledim. Sürekli ‘Arkamda benim düşmanım var, beni öldürecekler’ diyordu" şeklinde konuştu. Kamera kayıtları incelenecek Mahkeme heyeti, dosyadaki güvenlik kamerası görüntülerinin bir sonraki duruşmada incelenmesine karar vererek duruşmayı erteledi. Öte yandan heyet, müşteki Kader Yanadur’un maddi yetersizlik nedeniyle Antalya Barosu’ndan avukat talebini de kabul etti.
Uzman Dr. Mümine Türksoylu: "Tuvalet eğitimi her çocukta farklı gelişir"
28 Kasım 2025 Cuma - 11:21 Uzman Dr. Mümine Türksoylu: "Tuvalet eğitimi her çocukta farklı gelişir" Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mümine Türksoylu, tuvalet eğitiminin her çocuk için farklı bir gelişim süreci olduğunu belirterek ailelere, "Hazır olmayı bekleyin; her çocuk farklı gelişir. Pozitif bir dil kullanın, denemeleri kutlayın. Zorlamayın, yönlendirin. Lazımlığı oyun ve hikâyelerle tanıtın. Kolay çıkarılabilir kıyafetler tercih edin. Sabırlı olun, kıyaslama yapmayın. Günlük rutin oluşturun. Kazaları büyütmeyin, olumsuz tepki vermeyin" uyarısında bulundu. Tuvalet eğitimi, ebeveynlik sürecinin en önemli aşamalarından biri olarak biliniyor. Uzmanlar, bu dönemin bir öğretim süreci değil, çocuğun bedensel ve duygusal farkındalığının gelişmesine eşlik etme dönemi olduğuna dikkat çekiyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Topçular Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Mümine Türksoylu, tuvalet eğitimine başlamak için çocuğun hazır olmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Dr. Türksoylu, tuvalet eğitimine başlama yaşının genellikle 18–36 ay arasında değiştiğini, ancak bunun her çocuk için farklılık gösterebileceğini vurguladı. Erken başlanmasının hızlı öğrenme anlamına gelmediğini belirten Türksoylu, ebeveynlerin süreci baskı kurmadan, sabırla yürütmesi gerektiğini söyledi. "Tuvalet eğitimi çocuğun bağımsızlaşma sürecinin bir parçasıdır" Çocukların tuvalet alışkanlığı kazanırken kendilerini ve bedenlerini tanıdığını belirten Türksoylu, "Bu süreç çocuğun ‘ben yapabiliyorum’ duygusunu güçlendirerek özgüvenini artırır. Ancak bazı çocuklar için tuvalet veya lazımlık korkutucu olabilir. Bu nedenle ailelerin yargılamadan, destekleyici bir tutum sergilemesi çok önemlidir" dedi. Fizyolojik olgunluğun her çocukta farklı yaşta gerçekleştiğini ifade eden Türksoylu, bu sebeple tuvalet eğitiminin gelişimsel bir süreç olarak görülmesi gerektiğini dile getirdi. "Aileler sabırlı olmalı, cezadan uzak durmalı" Tuvalet eğitimi sürecinde dikkat edilmesi gereken noktaları sıralayan Uzm. Dr. Mümine Türksoylu, ebeveynlere, "Tuvalet eğitimi sırasında sabır, güven ve pozitif yaklaşım çok önemlidir. Çocuğu motive etmek için cezadan kaçınılmalı, başarıları mutlaka övülmelidir. İlk günlerde kazaların olması çok normaldir; bu durum farkındalığı artırır. Gece kontrolü gündüze göre daha geç gelişir, bu nedenle bez bırakma süreci kademeli ilerletilmelidir. Kaka alışkanlığı idrara göre daha geç gelişebilir; kabızlık durumlarında hekim desteği alınmalıdır. Büyük değişiklikler yaşanan dönemlerde eğitime ara vermek daha sağlıklı olabilir" dedi. Ailelere 8 altın öneri Türksoylu, tuvalet eğitimi sürecinde ailelere önerilerde bulunarak, "Hazır olmayı bekleyin; her çocuk farklı gelişir. Pozitif bir dil kullanın, denemeleri kutlayın. Zorlamayın, yönlendirin. Lazımlığı oyun ve hikâyelerle tanıtın. Kolay çıkarılabilir kıyafetler tercih edin. Sabırlı olun, kıyaslama yapmayın. Günlük rutin oluşturun. Kazaları büyütmeyin, olumsuz tepki vermeyin" dedi.
Akdeniz Üniversitesi’nden bilim dünyasına ışık
28 Kasım 2025 Cuma - 11:20 Akdeniz Üniversitesi’nden bilim dünyasına ışık Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinin de yer aldığı uluslararası bir araştırma ekibi, Neolitik Dönemin Batı Anadolu ve Ege’deki yayılım süreçlerine dair önemli bulgulara ulaştı. Saygın bilim dergisi Science’da yayımlanan çalışma, bu döneme ilişkin kültürel ve genetik dinamikleri çok boyutlu bir yaklaşımla ele alarak bilim dünyasında ses getirdi. Neolitik yaşam biçimlerinin Anadolu’dan Ege ve Avrupa’ya yayılma biçimlerine dair uzun süredir tartışmalı olan birçok soruya ışık tutan çalışma saygın bilim dergisi Science’ın 26 Haziran 2025 tarihli sayısında yayımlandı. Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Taner Korkut, Prof. Dr. Burçin Erdoğu, Arş. Gör. Dr. Uygar Ozan Usanmaz ve Dr. Yasin Cemre Derici, ODTÜ’den Prof. Dr. Mehmet Somel’in başkanlığında yürütülen projeye Tlos Antik Kenti kazı çalışmaları kapsamında araştırılan "Girmeler Höyük" yerleşimi buluntularıyla katkı sundu. Proje kapsamında Orta ve Batı Anadolu’daki 11 Neolitik yerleşimden elde edilen 30 yeni antik DNA örneği, daha önceki çalışmalardan derlenen 400’den fazla örnekle birlikte analiz edilerek, erken Holosen dönemine ait genetik süreklilik ve dönüşüm süreçleri değerlendirildi. "Yerel ve göçmen topluluklar arasında kaynaşma" Araştırma bulguları, Batı Anadolu’da genetik süreklilik gösteren yerel avcı-toplayıcı toplulukların yaklaşık günümüzden 9 bin yıl önce Orta Anadolu’dan gelen tarımcı topluluklarla hem kültürel hem de biyolojik olarak kaynaştığını ortaya koydu. Bazı bölgelerde bu kaynaşma Neolitik yaşam biçimine geçişi tetiklerken, Likya Bölgesini içine alan Güneybatı Anadolu’da yerel avcı-toplayıcı toplulukların biyolojik olarak kaynaşmadan kültür alış verişi sonucunda Neolitik yaşam biçimine geçtikleri anlaşıldı. Daha sonraları yerel halk ile Orta Anadolu kökenli gruplar arasında birleşimden türeyen genetik profilin Ege üzerinden Avrupa’ya yayıldığı belirlendi. "Çömlek insan değildir" tezine genetik destek Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, kültürel benzerliklerin genetik benzerliklerle her zaman örtüşmediğini göstermesi oldu. Batı Anadolu’daki mimari, gömü adetleri ve taş alet teknolojisi gibi kültürel unsurların, topluluk hareketlerinden ziyade fikir alışverişi ve bölgesel iletişimle yayıldığı tespit edildi. Bu durum, arkeolojide sıkça kullanılan "çömlek insan değildir" (pots people) ifadesinin genetik verilerle desteklendiği nadir örneklerden biri olarak değerlendirildi. Batı Anadolu bir geçiş alanından fazlası Çalışma kapsamında Akdeniz Üniversitesi bünyesinde yürütülen kazılardan Tlos / Girmeler’in de dahil olduğu Batı Anadolu yerleşimlerinden elde edilen veriler, bölgedeki Neolitikleşme sürecinin yalnızca dışardan gelen göçmenlerle değil, yerel avcı-toplayıcıların aktif katılımı ve kültürel etkileşimiyle şekillendiğini gösterdi. Özellikle Aktopraklık, Bademağacı ve Ulucak gibi kazılarla bilinen yerleşimlerin incelenmesiyle, bölgenin yalnızca bir geçiş alanı değil, aynı zamanda kültürel ve genetik açıdan özgün bir sentez alanı olduğu kanıtlandı. Anadolu’dan Avrupa’ya uzanan çok katmanlı bir süreç Bilim dünyasında ses getiren bu çığır açıcı çalışma, sadece Anadolu arkeolojisi açısından değil, Avrupa’daki ilk tarımcı toplumların kökenini anlamak bakımından da büyük önem taşıyor. Elde edilen bulgular, Neolitik yaşam biçimine geçişin homojen bir göç dalgasından ibaret olmadığını, bunun yerine bölgesel etkileşimler, yerel gelişmeler ve kültürel aktarım süreçlerinin birlikte işlediğini açıkça ortaya koydu. Girmeler yerleşim alanı Tlos Antik Kenti merkezinin hemen kuzeyinde yer alan Girmeler yerleşim alanı iki farklı karstik mağara ile mağara girişleri önündeki höyük yerleşiminden oluşmaktadır. Girmeler yerleşiminde ilk kez 2009 yılında sistemli araştırmalara başlanılmış ve bu çalışmalar kesintisiz olarak günümüze kadar sürdürülmüştür. Girmeler höyük yerleşimi prehistorik çağlardan günümüze kadar uzanan süreçte buluntular içermesiyle Likya Bölgesi yerleşim tarihine önemli katkılar sunmaktadır. Höyük kalıntılarında yapılan incelemeler bu alanın MÖ 14. bin yılında iskan edildiğini ortaya koymuştur. Girmeler yerleşimi aynı zamanda Anadolu’nun batısında Mezolitik dönem yerleşimi üzerine Neolitik ve Kalkolitik dönemlerde de yaşam izleri veren ender yerleşimlerden biridir. Bahsi geçen tüm bu yerleşim katmanları kazı çalışmalarıyla belgelenmiştir. Kalkolitik Dönem sonrası yerleşim izleri ise büyük oranda tahrip olmuştur. Yüzeye yakın katmanlarda daha çok Demirçağ, Roma, Bizans ve son olarak Osmanlı Dönemi buluntularına rastlanılmıştır.
Kumluca’da hayırseverin yaptırdığı çeşme hizmete açıldı
28 Kasım 2025 Cuma - 10:53 Kumluca’da hayırseverin yaptırdığı çeşme hizmete açıldı Antalya’nın Kumluca ilçesi Altınyaka Mahallesi’nde bir hayırsever tarafından yaptırılan çeşme, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Kumlucu’ya 30 kilometre uzaklıktaki Altınyaka Mahallesi’nde ilçeyi 4 mahalleye bağlayan yol üzerinde iş adamı Ergun Duran tarafından yaptırılan çeşme düzenlenen törenle açıldı. Törende konuşan Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş, "Hayırsever iş insanımızın konuşmasından eserlerine sadece bu çeşme ile değil, daha büyük eserlerle devam edeceğini anlıyorum. Zamanla hayırsever iş insanımızın yapacağı yardımlarla yükselecek eserlerine şahit olacağız inşallah. Bu çeşmenin yapımında emeği geçen Kumluca Belediyemize, iş insanımıza ve Altınyaka Mahalle Muhtarlığımıza teşekkür ederim" diye konuştu. Altınyaka Mahallesi Muhtarı Turan Orhantekin, "Bu çeşme benim seçim vaadimdi. Seçimden sonra hayırsever iş insanımız Ergun Duran ağabeyimizle konuştuk, çeşmeyi yapmaya karar verdik. Konuyu Kumluca Belediye Başkanımız Mesut Avcıoğlu’na ilettik. O da çeşmenin yerinin ve çevre düzenlemesinin yapılmasında büyük emek sarf etti. Belediye başkanımız ve hayırsever iş insanımız başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. İş adamı Ergun Duran ise, "Altınyaka Mahalle Muhtarımız bu çeşmeyi çok önemsedi. Biz de yardımda bulunarak, çeşmenin yapılmasında katkımız oldu. Bugün burada bu kadar insanın çeşmenin açılışı için değil de bir okul, bir hastane gibi daha büyük bir eser için toplanmasını isterdim. İnşallah bir gün o eserleri de ilçemize kazandırmak nasip olur" dedi. Kumluca Müftüsü Bedir Aydın tarafından yapılan dua sonrası açılış kurdelesi kesildi. Törene Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş’in yanı sıra Belediye Başkanı Mesut Avcıoğlu, daire amirleri, mahalle muhtarları, STK temsilcileri, çeşmeyi yaptıran iş adamı Ergun Duran ve mahalle sakinleri katıldı.
Kendi acısını unutup araçtaki çocuğu düşündü, sebebi küçük yaşta kaybettiği ikiz kardeşi çıktı
28 Kasım 2025 Cuma - 10:40 Kendi acısını unutup araçtaki çocuğu düşündü, sebebi küçük yaşta kaybettiği ikiz kardeşi çıktı Antalya’da geçirdiği trafik kazası sonrası yerde acılar içinde kıvranırken kendi acısını bir kenara bırakarak kazaya karışan araçta panikleyen kadın ve küçük çocuğunu sakinleştirmeye çalışan motosiklet sürücüsü İHA’ya konuştu. Genç motosikletlinin gösterdiği hassasiyetin sebebinin ise küçük yaşta hayatını kaybeden ikiz kardeşi olduğu ortaya çıktı. Kaza 19 Kasım tarihinde Manavgat ilçesi Yayla Mahallesi Abdi İpekçi Caddesi’nde meydana geldi. Seyir halindeki Mümin Şahin’in kullandığı 07 CFP 880 plakalı motosiklet, 2545. Sokak kesişimine geldiğinde Rümeysa A.’nın kullandığı 07 CBK 962 plakalı otomobille çarpıştı. Kazada yaralanan motosiklet sürücüsünün yardımına çevredeki vatandaşlar koşarken, yerde acı içerisinde kıvranan motosiklet sürücüsü, çarpıştığı otomobilin sürücüsü ve küçük çocuğunun ağladığını fark edince kendi acını bir kenara bıraktı. Sözleri ile yürekleri ısıtmıştı Kaza nedeniyle panikleyen genç kadın ve kucağındaki çocuğu sakinleştirmek isteyen Mümin Şahin, "Ablam korkma. Ben iyiyim. Kolum bacağım ağrıyor sadece, çocuğa su içirin. Her şeyden önemlisi çocuk" diyerek durumunun iyi olduğunu, panik yapmamalarını istedi. O anlar cep telefonu kamerasına yansırken, Mümin Şahin’in araçtan inen küçük yaştaki çocukları teselli edici sözler sarf etmesi gündeme oturdu. Kazanın meydana geldiği noktada İHA’ya konuşan motosiklet sürücüsü Mümin Şahin, 5 yaşındayken ikiz kardeşinin öldüğünü, bu durumun kendisini çok etkilediğini söyledi. Hassasiyetin nedeni küçük yaşta kaybettiği ikiz kardeşi Araçtan inen ve panik halindeki kadın ve çocuğunu görünce kardeşini küçük yaşta kaybetmesi nedeniyle durumdan etkilenmemelerini istediğini belirten Şahin, "Kaza ile ilgili hatırladığım, otomobilin yola çıkması. Gözlerimi açtığımda karşımda 2 kadın ve 2 çocuk vardı. Çocukların benim durumumdan etkilenmemesi için benim bir şeyim olmadığını belirterek çocukları başımdan uzaklaştırmalarını istedim. Bundan başka amacım yoktu. Kardeşimin küçük yaşta ölmesi nedeniyle çocuklara karşı ayrı bir hassasiyetim var. Çocuklar bizim geleceğimiz. Onları korumamız, kollamamız lazım" dedi. Kaza anı güvenlik kamerasında Öte yandan kaza anı ise bir iş yerinin güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde aracın sokaktan çıktığı anda motosikletin gelerek çarpıştığı anlar ve sonrasında çevredeki vatandaşların yaralı sürücünün yardımına koşması yer aldı.
Antalya’da seyir halindeki otomobil bir anda alev topuna döndü, sürücü kendini dışarıya attı
28 Kasım 2025 Cuma - 09:46 Antalya’da seyir halindeki otomobil bir anda alev topuna döndü, sürücü kendini dışarıya attı Antalya’nın Manavgat ilçesinde seyir halindeyken yanmaya başlayan otomobilin sürücüsünün ağır yaralandığı olayla ilgili güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, aracın bir anda yanmaya başlaması ve sürücünün araçtan çıkıp kendini refüje atma anları yer aldı. Geçtiğimiz günlerde Manavgat ilçesi Sorgun Bulvarı’nda meydana gelen olayda, Hakan K., 01 ADG 145 plakalı Hyundai marka otomobiline akaryakıt istasyonundan yakıt aldıktan sonra ilerlediği sırada araç bir anda yanmaya başladı. Araç sürücüsü kendisini araçtan dışarı atarken, yangına ilk müdahaleyi yol kenarındaki esnaf tarafından yangın tüpüyle yapıldı. İhbar üzerine olay yerine gelen Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi Manavgat Birimi’ne bağlı ekipler, yangını tamamen söndürerek soğutma çalışması yaptı. Yangın sonucunda araç kullanılamaz hale gelirken, araçtan kendisini dışarı atan sürücü sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla Manavgat Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Araç sürücüsü, hastanede yapılan müdahalenin ardından yüz kısmında ve vücudunun çeşitli yerlerinde 2. derece yanıklar olması nedeniyle Antalya Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Yanan araçtaki sürücü kendini dışarı attı Öte yandan olay anına ilişkin güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde seyir halindeki otomobilin bir anda yanmaya başladığı ve ardından sürücünün dışarı çıkıp kendini refüje attığı anlar yer aldı. Yangının çıkış nedeniyle ilgili inceleme başlatıldı.