Yerel Haberler
Antalya
13 Mart 2026 Cuma - 14:10 Antalya’da bariyerlere çarpan motosikletli hayatını kaybetti Antalya’da direksiyon hakimiyetini kaybederek bariyerlere çarpan 34 yaşındaki motosiklet sürücüsü hayatını kaybetti. Genç motosikletlinin cenazesini Adli Tıp Kurumu’ndan teslim alan yakınları gözyaşlarına hakim olamadı. Kaza, dün gece 23.30 sıralarında Konyaaltı ilçesi Liman Mahallesi Kemer-Antalya yolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Kemer’den Antalya istikametine seyir halindeki Murat Çakır’ın (34) kullandığı motosiklet Sarısu Kavşağı’na yaklaştığı sırada sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek virajı alamayarak bariyerlere çarptı. Yoldan geçen diğer sürücülerin yerde hareketsiz yatan Çakır’ı görerek 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yaptığı ihbar sonrası olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen 112 Acil Sağlık ekipleri olay yerinde ilk müdahalesi yapılan motosiklet sürücüsünden nabız alması üzerine Çakır’ı ambulansla hastaneye sevk etti. Gözyaşlarına hakim olamadılar Ambulansla özel bir hastaneye kaldırılan Murat Çakır, burada doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Savcılık ve otopsi işlemleri için Çakır’ın cansız bedeni Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılırken, talihsiz gencin cenazesi yakınları tarafından teslim alındı. 1 çocuk babası olduğu öğrenilen Çakır’ın cenazesinin teslimi sırasında yakınları gözyaşlarına hakim olamadı. Gözü yaşlı anneyi yakınları teselli ederken, Çakır’ın cenazesi toprağa verilmek üzere Fatih Mezarlığı’na götürüldü.
13 Mart 2026 Cuma - 14:09 Vestel FIG Artistik Cimnastik Dünya Kupası başlıyor Dünya cimnastiğinin kalbi, Vestel’in ana sponsorluğunda üçüncü kez Antalya’da atıyor. FIG Artistik Cimnastik Dünya Kupası ile üst düzey sporcuları Türkiye’de buluşturan şirket, 2021’den bu yana süregelen Türkiye Cimnastik Federasyonu iş birliğiyle sporun gelişimine destek oluyor. Uluslararası Cimnastik Federasyonu tarafından düzenlenen Vestel FIG Artistik Cimnastik Dünya Kupası’nda dünyanın en iyileri mücadele ediyor. 12-15 Mart tarihleri arasında Antalya İbrahim Çolak Cimnastik Salonu’nda düzenlenecek organizasyona, 45 ülkeden 170 sporcu katılıyor. 2024 yılında Challenge Cup statüsünde düzenlenen turnuva, 2025’te World Cup statüsüne yükseldi. Önemi giderek artan organizasyon, 2026-2027 yıllarında Dünya Şampiyonası’na, 2028 yılında ise 2028 Los Angeles Yaz Olimpiyat Oyunları’na kota verecek. Vestel, 2024’ten bu yana isim sponsoru olduğu organizasyona üçüncü yılında da desteğini sürdürerek, cimnastiğin kalbini Antalya’da attırmaya devam ediyor. Organizasyon kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında; Türkiye Cimnastik Federasyonu Başkanı Suat Çelen, Antalya Gençlik ve Spor İl Müdürü Yavuz Gürhan, Vestel Global Pazarlama & Yurt İçi Satış Genel Müdürü Duygu Badem Uylukçuoğlu, milli takım antrenörlerinden Yılmaz Göktekin ve Göksu Üçtaş Şanlı ile milli cimnastikçiler İbrahim Çolak ve Sevgi Seda Kayışoğlu yer aldı. Etkinliğe verdikleri desteğe ilişkin değerlendirmede bulunan Duygu Badem Uylukçuoğlu, "Vestel olarak sporun birleştirici gücünü en saf haliyle hissetmekten büyük gurur duyuyoruz. Kendimizi sadece spor sponsoru olarak değil, toplumun gelişimine destek veren ve sporla yaşayan bir marka olarak tanımlıyoruz. ’Sporun kalbinde Vestel, Vestel’in kalbinde spor var’ söylemimiz bir pazarlama cümlesinin çok ötesinde, hayatın içinden doğan bir gerçek. Türkiye Cimnastik Federasyonu ile 2021 yılından bu yana sadece maddi değil, manevi iş ortağı olarak da omuz omuza yürüyoruz. Tüm spor branşlarının temeli olan cimnastiği destekleyerek cinsiyet ayrımı gözetmeksizin çocuklarımızı erken yaşta spora kazandırmayı sosyal sorumluluk olarak görüyor; bu hedef doğrultusunda federasyonumuzun iş birliğiyle önemli projeler yürütüyoruz. Bugün 45 ülkeden 170’in üzerinde üst düzey sporcuyu ülkemizde ağırladığımız bu prestijli Dünya Kupası organizasyonunda, başta ay-yıldızlı millilerimiz olmak üzere tüm katılımcılara yürekten başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı. Türkiye Cimnastik Federasyonu Başkanı Suat Çelen konuya ilişkin açıklamasında, "Türk cimnastiği artık sadece finallerde yarışmaktan çıkıp, uluslararası alanda güven veren ve her yarışmada madalya hedefleyen güçlü bir yapıya büründü. Bu ivmenin en önemli göstergelerinden olan Vestel Artistik Cimnastik Dünya Kupası, gelecek yıl olimpiyat kotası verecek olmasıyla spor dünyasında çok daha büyük bir önem kazandı. Hedeflerimizi böylesine büyüttüğümüz bu yolda; ana sponsorumuz olarak yanımızda duran, cimnastiğe ve Türk sporuna verdikleri değerli desteklerle bugünkü güçlü vizyonumuzu inşa etmemize büyük katkı sağlayan Vestel ailesine yürekten teşekkür ediyor, kurduğumuz bu güçlü birlikteliğin uzun yıllar boyunca devam etmesini umut ediyorum" dedi. 2021’den bu yana Türkiye Cimnastik Federasyonu ile çalışan Vestel, federasyonun co-sponsoru ve Türkiye Cimnastik Federasyonu Ritmik Dal ana sponsoru olarak başlattığı iş birliğinin kapsamını 2022’de genişletti. Vestel bugün, kadın ve erkeklerde Türkiye Cimnastik Federasyonu Ana Sponsoru olarak yedi kategoride cimnastik sporuna destek veriyor.
13 Mart 2026 Cuma - 14:06 Kanser tedavisinde çığır açan CAR-T’de yerli üretim dönemi başlıyor Kanser tedavisinde çığır açan CAR-T hücre tedavisinin yerli üretiminin yapılabileceği Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi, Akdeniz Üniversitesi’nde açıldı. Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde dirençli vakalar için umut olması beklenen merkezde ilk tedavinin 15 Nisan’da uygulanması planlanıyor. Akdeniz Üniversitesi, kanser tedavisinde dünya genelinde en ileri yöntemler arasında gösterilen CAR-T hücre tedavilerinin Türkiye’de üniversite temelli olarak üretilmesi ve klinik uygulamaya alınmasını mümkün kılacak altyapıyı tamamladı. Üniversite bünyesinde kurulan Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi’nin, teknik validasyon ve kalite süreçlerinin tamamlanmasının ardından klinik araştırmaların yürütülmesine hazır hale getirildiği bildirildi. Merkezde, hematolojik kanserlerin tedavisinde geliştirilen ve yeni nesil CAR-T tedavi yaklaşımları içinde ileri teknolojik altyapısıyla öne çıkan CD19 hedefli Nespe-cel (AT101) programı kapsamında faaliyet yürütülmesi planlanıyor. Bu gelişmeyle birlikte CAR-T tedavisinin yerli üretimine geçilmesi hedeflenirken, ileri hücresel immünoterapiler alanında dışa bağımlılığın azaltılması yönünde adım atıldı. Akdeniz Üniversitesi İleri Sağlık Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, merkezin yalnızca bugünün değil, Türkiye’nin sağlıkta ileri biyoteknoloji kapasitesi açısından yeni bir dönemin kapısını aralayacağını söyledi. "Akdeniz Üniversitesi ve Türkiye için çok önemli bir an" 14 Mart Tıp Bayramı arifesinde önemli bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, büyük heyecan duyduklarını söyledi. Özkan, "14 Mart Tıp Bayramı arifesinde birçok kanser hastasının ve kanser hastası yakınının dört gözle beklediği bir haberi müjdelemek üzere bir aradayız. Ben bu anlamda hakikaten çok heyecanlıyım. Çünkü şu anda Akdeniz Üniversitesi ve Türkiye için çok önemli bir an, tarihli bir gün olduğunu düşünüyorum" dedi. Göreve geldikleri ilk dönemde transplantasyon ve kanser alanında birçok araştırma planladıklarını anlatan Özkan, "5 yıl önce göreve başladık. Göreve başladığımız zaman Ömer Hoca’yla merak ve ilgi alanımız olan transplantasyon ve kanser ile ilgili birçok araştırmaya yönelik planımız vardı. Biz bu planı Cumhurbaşkanımıza açtığımız zaman kendileri destek verdi. Şu anda bulunduğumuz bina da Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın destek verdiği projenin binası. Akdeniz Üniversitesi olarak her zaman önemli işlere imza atmak için çok büyük bir gayret gösterdik" diye konuştu. "Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde yeni bir tedavi yöntemi var" Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde özellikle başarısız tedavilerin ardından yeni bir yöntemin devreye girdiğini belirten Özkan, "Lösemi, lenfoma, kemik iliği kanserlerinde artık özellikle başarısız olan tedavilerde yeni bir tedavi yöntemi var. Dünyada 7 merkez bu yöntemi kullanıyor. Çok yeni bir metot bu. Türkiye de Akdeniz Üniversitesi ile 8. ülke olma şerefine nail olacak. Bu tedavide hastaların kanları alınarak güçlendirilecek, tekrar kendilerine çeşitli metotlarla iade edilecek ve yüzde 95 oranında başarıdan bahsediliyor. Bu anlamda da çok heyecanlıyız. Bir başka heyecanımız da şu; bu metodun yalnızca kan kanserleri için değil, yürüttüğümüz araştırmalarla başka tedavilere de uygulanmasını planlıyoruz" dedi. "Yüz binlerce dolarlık tedaviyi Türkiye’de yerli ve milli olarak uygulayacağız" Merkezin en önemli yönlerinden birinin yerli üretim altyapısı olduğuna işaret eden Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Burada önemli olan şey 8. ülke olmamız ve yüz binlerce dolarlık bir tedavi olması. Bu tedaviyi Türkiye’de yerli, milli olarak uyguluyor olmamız son derece önemli. Türkiye için bunun tarihi bir an olduğunu düşünüyorum. Çünkü kan kanserleriyle başlayıp daha sonra başka kanserlere de evrilecek. Birçok umutsuz hastaya umut olacak. Yüzde 95 başarı oranı, çok büyük bir oran gerçekten." Tedavinin yalnızca hastadan alınan kan örneğinin yurt dışına gönderilmesi şeklinde anlaşılmaması gerektiğini vurgulayan Özkan, Türkiye’de yapılacak işlemin kapsamına dikkat çekti. Özkan, "Bu kan tamamen burada işleme alınacak. Türkiye’de yaptık denilen yerlerde böyle bir şey gerçekleşmiyor. Onlar kanı alıp yurt dışına göndermişler. Ama tedavi bu değil; o zaman tedaviyi yapmış olmuyorsun. Kanı alacağız, tamamen burada işleme alınacak, çeşitli metotlarla değiştirilecek, güçlendirilecek ve yine burada o kan hastaya verilecek. Bence en kıymetli kısım bu, yerli ve milli olması burada önemli. Hem hastaların başarı oranları çok yükseliyor, aynı yerde yaptığımız için. Hem de çok daha uygun fiyatlara mal oluyor. Dünyada sadece 7 yerde yapılıyor. İnsanların kalkıp da Amerika’ya gitmesine gerek kalmayacak. Çok ciddi şeyler bunlar, bütçeler çok ciddi. Artık bunlara gerek kalmayacak" dedi. "Bugün itibariyle tüm altyapı, ekipman ve teknoloji transferi tamamlandı" Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ise basın toplantısında merkezin altyapı hazırlıklarının tamamlandığını duyurdu. Özkan, "Aslına bakarsanız 5 yıl önce başladığımız ve hepinizin belki de ismini basından duyduğunuz CAR-T tedavisinin merkezi bu binada artık hizmete başlamış olacak. Bugün itibariyle tüm altyapısı, ekipmanları tamamlanmış, teknoloji transferi tamamlanmış ve AR-GE için tüm altyapısını tamamlamış bulunuyoruz" diye konuştu. CAR-T’nin bir immünoterapi yöntemi olduğunu vurgulayan Özkan, "Kısa bir şekilde bahsedersek bu bir immünoterapi tedavisi. Şu ana kadar ülkemizde yapılmayıp daha çok hastaların dışarıya gönderildiği veya hastaların kanlarının gönderilip getirildiği bir tedavi yöntemiydi. Bu aşamada hastaların kanları alınacak, laboratuvarda savaşan akıllı hücreler dönüştürülecek, genetik olarak programlanacak, eklemeler yapılacak, çoğaltılacak ve hastaya verilmesi sağlanacak. Bu bir süreç. Yaklaşık 8-10 gün kadar süren bir süreç sonunda hastaya tedavisi planlanacak. Bu kısım mutfak kısmı olacak. Diğer tarafta klinik kısmında da arkadaşlarımız tedaviyi uygulayacak" ifadelerini kullandı. "1 Nisan itibariyle validasyon ve ruhsatlandırmanın tamamlanmasını, 15 Nisan’da ilk tedaviyi planlıyoruz" Merkezin en önemli yönünün son teknolojiye sahip laboratuvar altyapısı olduğunu belirten Özkan, başarı oranına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Özkan, "En önemli kısmı, son teknolojiyle olan proteinin bu laboratuvarda bulunması. Başarı oranının yüzde 95’in üzerinde olmasını bekliyoruz. Bu ne demek? Tedavinin zaten başarısız olduğu insanlarda bile yüzde 95’in üzerinde bir oran bekleniyor. CAR-T diye bilinen son dönemlerin en güncel tedavisinin bu laboratuvarda uygulanacak olması çok önemli" dedi. Laboratuvarın mevcut binadaki kullanım oranına ilişkin bilgi veren Özkan, "Bu gördüğünüz binadaki laboratuvar, binanın yaklaşık yüzde 25’ini içerecek. Diğer kısımlarda neler olacak? İleriki dönemde inşallah çok iyi bilinen, maalesef prognozu yani seyri çok kötü olan beyin kanseri gibi tümörler için de kısa zaman içerisinde o proteinlerin transferini, Ar-Ge’sini yapmış olacağız. Bu laboratuvarları daha da geliştirmeye devam edeceğiz" diye konuştu. İlk uygulama takvimini de açıklayan Özkan, "Aslına bakarsanız çok önemli ve anlamlı bir günde bu müjdeyi vermiş oluyoruz. 5 yıllık emeğin inşallah meyvesini alacağız. Bugün itibariyle tüm ekipmanlar yerleşti. 1 Nisan itibariyle validasyonu ve ruhsatlandırmasının inşallah tamamlanmasını bekliyoruz. 15 Nisan itibariyle de ilk tedavimizi almayı planlıyoruz" dedi. "Kaybettiğimiz hastalar için kurtuluş yolu olacak" Bazı hastalarda mevcut tedavilere rağmen istenen sonucun alınamadığını belirten Özkan, CAR-T tedavisinin özellikle bu hasta grubu açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Özkan, "Tedavide aslına bakarsanız maalesef bazı hastalarda ne yaparsanız yapın hem komplikasyonlar hem de tedavinin yetersizliğinden kaybettiğimiz hastalar var. Bu tabii ki acı bir olay. Hem tedavisi olan bir hastalık diyoruz ama maalesef bu yüzden de kaybettiğimiz hastalar var. Onlar için önemli bir tedavi yöntemi olacak, kurtuluş yolu olacak inşallah" diye konuştu. Yalnızca Türkiye’den değil, yurt dışından da hasta kabulünün mümkün hale gelebileceğini vurgulayan Özkan, "Hem ülkemizdeki hastalara hem de yurt dışından gelecek hastalara kapı açılmış olacak. Özellikle bugüne kadar hastalarımızı yurt dışına gönderirken, artık yurt dışından da hastaları kabul etme imkanımız olacak. Burada bize en yakın merkez İsrail’de. Ancak Orta Doğu’da ve çevre coğrafyada birçok ülkeden bu hastaların gelme imkanı olacak" ifadelerini kullandı. "Vücudun savaşan hücreleri laboratuvarda güçlendirilip yeniden hastaya verilecek" Tedavinin bilimsel mekanizmasını da anlatan Özkan, bağışıklık sisteminin kanserle savaşan hücrelerinin laboratuvar ortamında dönüştürülerek yeniden hastaya verileceğini ifade etti. Özkan, "Vücutta aslına bakarsanız kanserde savaşan hücreler var. Ama bu hücreler bazen yetişemiyor; ya miktar olarak yeterli olmuyor ya da güçlü olamıyor. Anlaşılacak şekilde anlatayım; savaşan hücreler alınacak. Bu hücreler laboratuvarda genetik olarak değiştirilip o kanser türüne karşı savaşabilecek eklerle donatılacak. Bunlara reseptörler, antijenler deniyor, yeterli miktara geldikten sonra çoğaltılması sağlanacak. Bunun için reaktörler var. Her makinenin ayrı bir reaktörü olacak. Bu makineden bize şu an için 4 tane olacak. Şimdilik yeterli olduğunu düşünüyoruz, gerekirse artırılacak" dedi. Bu hücrelerin milyonlarca kez çoğaltılacağını dile getiren Özkan, "Daha sonra bu hücreler milyonlarca kez çoğaltılacak. Yeterli sayıya ulaştıktan sonra uygun şartlarda, mümkün olan en kısa sürede hastalara verilecek. Bunun özelliği ve güzelliği de burada. Taze olarak hastalara, hiçbir şekilde dondurma işlemi olmadan verilecek. Bu kişiselleştirilmiş bir tedavi olacak. Çok az bir kemoterapi gerekecek. Bunun dışında çoğunlukla bir immünoterapi türü, yani kişiye özel bir kanser tedavisi olacak" şeklinde konuştu. "Amacımız sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedaviyi sağlamak" Akıllı ilaçlar ve immünoterapilerin son yıllarda kemoterapinin yan etkilerini azaltmak amacıyla öne çıktığını belirten Özkan, yeni yöntemin temel hedefini şu sözlerle anlattı: "Aslında son yıllarda bildiğimiz akıllı ilaçlar, immünoterapi diye bilinen şeyler, kemoterapilerin yan etkilerini azaltmak için ön plana çıktı. Kemoterapi güzel bir şey ama maalesef sağlıklı hücreleri de etkiliyor. Bundaki amacımız sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedaviyi sağlamak. Tabii bunun da az miktarda olsa etkileri var. Onlar için de önlemleri almamız gerekiyor. Çünkü çok kuvvetli askerler veriyorsunuz. O askerlerin sağlıklı yerlere, yani vücudun diğer organlarına saldırmaması için önlem almak gerekiyor." "İlk hedef yıllık 100 hasta, kapasite 150’ye çıkabilecek" Merkezin yıllık hasta kapasitesine ilişkin de bilgi veren Özkan, "Şu andaki hedefimiz yıllık minimum 100 hasta. Bu sayı mevcut teçhizatla 150’ye kadar çıkarılabilir. Hücrenin reaktörlerde çoğaltılması ve işlemin tamamlanması, aldığımız sistemde yaklaşık 7 gün gibi planlanıyor. Bazı hastalarda bu süre 9-10 güne kadar çıkabilir. Bizim aylık 10-12 hasta alma potansiyelimiz var. Ama bunu 4 katına kadar artırma potansiyelimiz de bulunuyor. Bu tamamen talebe göre şekillenecek" dedi. Tedavinin maliyet boyutuna da değinen Özkan, "Bu pahalı bir tedavi. Biz bunu yurt dışına göre çok daha düşük maliyetle yapmayı planlıyoruz. Hesaplarımız bunu gösteriyor. Çünkü yerli tüm imkanlarımızla, devlet imkanlarıyla kurulmuş bir laboratuvar ve üniversitenin imkanlarıyla oluşturulmuş bir tedavi yöntemi olacak. Bu teçhizat ve teknoloji transferi tamamen bilimsel araştırma projelerinin altyapısıyla oluşturuldu. Laboratuvar tamamen devlet imkanlarıyla yapıldı. Diğer kısım ise tamamen üniversite imkanlarıyla hayata geçirildi" diye konuştu. "Çocuk hastalara da ulaşacak, sıradaki hedef beyin kanseri" CAR-T uygulamasında yaş gruplarına göre farklılıklar bulunduğunu aktaran Özkan, "Yaş skalası var. Bazı tedavilerde 25 yaş altı, diğerlerinde daha çok erişkin hastalar olacak şu an için. Ama ileriki dönemde yaş aralığı değişecek. Bunlar tamamen araştırmayla ilgili. Mutlaka çocuk kısmına da gelmesi sağlanacak. Çocuklarda zaten daha çok lösemi görülüyor ve onların tedavisi başarılı şekilde yapılıyor. Ancak erişkin hastalarda büyük sorun var. Onlar inşallah bu yöntemle çözülecek" dedi. Merkezin gelecekte başka kanser türlerine yönelik çalışmalara da ev sahipliği yapacağını belirten Özkan, "Diğer kanser türleri için de bu merkez bir umut ve çalışma ortamı sağlayacak. En kısa hedefimiz beyin kanseri olan kısım. Teknoloji transferini Kore ve Amerikan firmalarından yaptık. Bilinen firmalar bunlar. Şu anda kullandığımız teknoloji transferi bu altyapı üzerinden ilerliyor" ifadelerini kullandı. Akdeniz Üniversitesi’nde hizmete açılan Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi’nin, yalnızca CAR-T tedavisinin uygulanacağı bir alan değil; araştırma, eğitim ve klinik uygulamayı aynı çatı altında buluşturan ileri biyoteknoloji üssü olması hedefleniyor. Merkezde önümüzdeki süreçte solid tümörlere yönelik yeni nesil milli CAR-T platformlarının geliştirilmesi, kişiselleştirilmiş hücresel tedavi yaklaşımlarının tasarlanması ve gen düzenleme temelli terapilere yönelik araştırmaların yürütülmesi planlanıyor.
Kepez Belediyesi, "Sağlığı Geliştiren Belediye" unvanını korudu
27 Kasım 2025 Perşembe - 14:10 Kepez Belediyesi, "Sağlığı Geliştiren Belediye" unvanını korudu Kepez Belediyesi, Sağlık Bakanlığı’nın sağlıklı şehir bilinci oluşturmak amacıyla başlattığı "Sağlığı Geliştiren Belediye Unvanı"nı bir kez daha almaya hak kazandı. Bu yıl da Antalya’da ‘Sağlığı Geliştiren Belediye Denetimi Sertifikası’nı alan belediye yine Kepez Belediyesi oldu. Sağlık Bakanlığı’nın ‘Sağlıklı Yaşamı Teşvik etmek ve yaygınlaştırmak" amacıyla başlattığı proje kapsamında Kepez Belediyesi, halk sağlığını önceleyen çalışmalarıyla bir kez daha önemli bir başarıya imza attı. 2023 yılında Antalya’da "Sağlığı Geliştiren Belediye Unvanı"nı alan ilk belediye olan Kepez Belediyesi, bu yıl da Sağlık Bakanlığı’nca bir kez daha aynı unvanla taltif edildi. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından "Sağlığı Geliştiren Belediye Denetim Sertifikası", Kepez Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Dr. Vahap Alagöz’e takdim edildi. Sertifika tesliminde konuşan Dr.Alagöz, "Kepez Belediyesi olarak, halk sağlığını güçlendiren uygulamaları hayata geçirmek için çevre sağlığından gıda güvenliğine, aktif yaşam alanlarından toplum sağlığı eğitimlerine kadar birçok alanda düzenli ve sürdürülebilir çalışmalar yürütüyoruz. Belediye Başkanımız Mesut Kocagöz’ün önderliğinde yürüttüğümüz bu çalışmaların ulusal standartlara uygunluğu, Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen sertifika programı kapsamında aldığımız "Sağlığı Geliştiren Belediye" ödülü ile tescillenmiş ve sertifika almaya hak kazanmıştır. Bu başarı; Başkanımız Mesut Kocagöz’ün liderliğinde sağlık personellerimiz, saha ekiplerimiz ve sağlıklı bir Kepez için emek veren tüm vatandaşlarımızla birlikte oluşturduğumuz güçlü yapının bir sonucudur. Daha sağlıklı, daha güvenli ve daha mutlu bir Kepez için birlikte üretmeye, birlikte gelişmeye ve birlikte büyümeye devam edeceğiz" dedi. Sağlıklı bir kepez Kepez Belediyesi, çevre sağlığından gıda güvenliğine, aktif yaşam alanlarından toplum sağlığı eğitimlerine kadar pek çok alanda yürüttüğü hizmetleri düzenli denetim ve ölçme-değerlendirme süreçleriyle güçlendiriyor. Bu kapsamlı çalışmalar; sağlıklı kent standartlarını karşılayan, sürdürülebilir ve halk odaklı bir belediyecilik anlayışını ortaya koyuyor. Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün önderliğinde hayata geçirilen bu projeler, Kepez’i sağlıklı yaşam kültürünün desteklendiği örnek bir şehir haline getirmeye devam ediyor. Bu sürdürülebilir unvan, belediyenin ulusal kriterlere uygun şekilde halk sağlığını geliştiren programlar yürüttüğünü resmi olarak belgelemiş oluyor. Elde edilen başarı; sağlık profesyonellerinden saha ekiplerine, belediye personelinden sağlıklı bir yaşam için katkı sunan tüm Kepezlilere kadar güçlü bir dayanışmayı ortaya koyuyor. Kepez Belediyesi, daha sağlıklı, daha güvenli ve daha mutlu bir şehir için çalışmalarını kararlılıkla sürdürmeye devam edecek.
Amatör kıyı balıkçısının oltasına köpek balığı takıldı
27 Kasım 2025 Perşembe - 14:07 Amatör kıyı balıkçısının oltasına köpek balığı takıldı Antalya’nın Aksu ilçesi Kumköy sahilinde kıyıdan olta atan bir amatör balıkçının oltasına köpek balığı takıldı. Görenleri şaşkına çeviren anlar, olay yerindeki diğer balıkçılar tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Bu tür görüntülerin sosyal medyada korkuya neden olduğunu aktaran Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, türün insanlara zararı olmayan kum köpek balığı olduğunu kaydetti. Bu tarz görüntüleri görünce vatandaşların korkuya kapıldığını da belirten Gökoğlu, 1969 ve 1975 yıllarında vizyona giren Tarkan filmindeki ahtapot sahnesi ile köpek balığı konulu ‘Jaws’ filminin Türk toplumunda deniz canlılarına karşı olumsuz izlenim bıraktığına işret etti. Kumköy sahilinde geçtiğimiz günlerde kıyıdan olta atan bir amatör balıkçının oltasına yaklaşık 1,5 metre büyüklüğünde köpek balığı takıldı. Kısa sürede ağırlığı hissedilen oltayı çekmeye başlayan balıkçı, kıyıya yaklaşan balığın köpek balığı olduğunu görünce büyük şaşkınlık yaşadı. Balıkçının yanında bulunan bir arkadaşı, kıyıya kadar getirilen köpek balığını eliyle sahile çıkarmaya çalıştı. Ancak balığın aniden hareket etmesi üzerine müdahaleyi bırakmak zorunda kaldı. Bir süre kıyıda çırpınan köpek balığı, oltadan kurtulmayı başararak yeniden denize açılıp gözlerden kayboldu. "İnsanlardan kaçan bir tür" Görüntülerdeki türün koruma altındaki Kum Köpek Balığı cinsi olduğunu aktaran Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, balıkçıların balığı tekrar denize salmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Köpekbalığının 30-35 kilo ağırlığında 1,5 metre boyunda olduğunu kaydeden Gökoğlu, "Köpek balıkları zaman zaman kıyıya yumurta bırakmaya gelir, ancak bu köpek balığı büyük ihtimalle avın peşinden sığ sulara kadar geldi. Tehlikeli bir tür değil. Vatandaşlarımız bu tür görüntüleri görünce korkuyorlar ama korkulacak bir şey yok. İnsanlardan kaçan bir tür" dedi. 1975 yılında halinde devam eden köpek balığı konulu ‘Jaws’ filmi ile 1969 yılında vizyona giren Tarkan filmindeki ahtapot sahnesinin, Türk toplumunda özellikle köpek balıklarına karşı olumsuz izlenim bıraktığını kaydeden Gökoğlu, "Jaws gibi değişik filmler yapıldı. Bunlar korkutur. Çocukluğumuzda da Tarkan Filmi vardı. Orada da ahtapottan dolayı bir korku var. Aslına bunlar zavallı ve zararsız hayvanlar. Korkmaya hiç gereke yok. Zaman zaman biz ahtapotu da tutup elimize alıp yerine bırakıyorduk. Mürekkep balığı elinize alırsınız ısırır, ahtapot ısırmaz. Ama vatandaş ahtapottan korkar. Çünkü bu tür filmlerden etkileniyor. Karada insanlar birbirlerini öldürüyor, trafik kazasında ölenler oluyor, hiç kıyılarımızdaki denizlerde köpek balığının insan böyle bir şey yaşandığını hiç duydunuz mu?" ifadelerine yer verdi.
Amatör kıyı balıkçısının oltasına köpek balığı takıldı
27 Kasım 2025 Perşembe - 14:02 Amatör kıyı balıkçısının oltasına köpek balığı takıldı Antalya’nın Aksu ilçesi Kumköy sahilinde kıyıdan olta atan bir amatör balıkçının oltasına köpek balığı takıldı. Görenleri şaşkına çeviren anlar, olay yerindeki diğer balıkçılar tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Bu tür görüntülerin sosyal medyada korkuya neden olduğunu aktaran Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, türün insanlara zararı olmayan kum köpek balığı olduğunu kaydetti. Bu tarz görüntüleri görünce vatandaşların korkuya kapıldığını da belirten Gökoğlu, 1969 ve 1975 yıllarında vizyona giren Tarkan filmindeki ahtapot sahnesi ile köpek balığı konulu ‘Jaws’ filminin Türk toplumunda deniz canlılarına karşı olumsuz izlenim bıraktığına işret etti. Kumköy sahilinde geçtiğimiz günlerde kıyıdan olta atan bir amatör balıkçının oltasına yaklaşık 1,5 metre büyüklüğünde köpek balığı takıldı. Kısa sürede ağırlığı hissedilen oltayı çekmeye başlayan balıkçı, kıyıya yaklaşan balığın köpek balığı olduğunu görünce büyük şaşkınlık yaşadı. Balıkçının yanında bulunan bir arkadaşı, kıyıya kadar getirilen köpek balığını eliyle sahile çıkarmaya çalıştı. Ancak balığın aniden hareket etmesi üzerine müdahaleyi bırakmak zorunda kaldı. Bir süre kıyıda çırpınan köpek balığı, oltadan kurtulmayı başararak yeniden denize açılıp gözlerden kayboldu. "İnsanlardan kaçan bir tür" Görüntülerdeki türün koruma altındaki Kum Köpek Balığı cinsi olduğunu aktaran Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, balıkçıların balığı tekrar denize salmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Köpekbalığının 30-35 kilo ağırlığında 1,5 metre boyunda olduğunu kaydeden Gökoğlu, "Köpek balıkları zaman zaman kıyıya yumurta bırakmaya gelir, ancak bu köpek balığı büyük ihtimalle avın peşinden sığ sulara kadar geldi. Tehlikeli bir tür değil. Vatandaşlarımız bu tür görüntüleri görünce korkuyorlar ama korkulacak bir şey yok. İnsanlardan kaçan bir tür" dedi. 1975 yılında halinde devam eden köpek balığı konulu ‘Jaws’ filmi ile 1969 yılında vizyona giren Tarkan filmindeki ahtapot sahnesinin, Türk toplumunda özellikle köpek balıklarına karşı olumsuz izlenim bıraktığını kaydeden Gökoğlu, "Jaws gibi değişik filmler yapıldı. Bunlar korkutur. Çocukluğumuzda da Tarkan Filmi vardı. Orada da ahtapottan dolayı bir korku var. Aslına bunlar zavallı ve zararsız hayvanlar. Korkmaya hiç gereke yok. Zaman zaman biz ahtapotu da tutup elimize alıp yerine bırakıyorduk. Mürekkep balığı elinize alırsınız ısırır, ahtapot ısırmaz. Ama vatandaş ahtapottan korkar. Çünkü bu tür filmlerden etkileniyor. Karada insanlar birbirlerini öldürüyor, trafik kazasında ölenler oluyor, hiç kıyılarımızdaki denizlerde köpek balığının insan böyle bir şey yaşandığını hiç duydunuz mu?" ifadelerine yer verdi.
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Nasıl ki savunma sanayinde yerlilik oranımızı zirveye taşıdıysak, sağlık endüstrisinde de aynı başarı hikayesini yazacağız"
27 Kasım 2025 Perşembe - 12:45 Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Nasıl ki savunma sanayinde yerlilik oranımızı zirveye taşıdıysak, sağlık endüstrisinde de aynı başarı hikayesini yazacağız" Antalya’da başlayan HIMSS Eurasia Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Eğitimi, Konferans ve Fuarı’nda Türkiye’nin sağlıkta dijital dönüşüm ve yapay zekâ uygulamalarında ulaştığı seviyeye ilişkin değerlendirmeler öne çıktı. Açılışta konuşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Dijital sağlık alanında dünya çapında marka ülke haline geldik" sözleriyle Türkiye’nin EMRAM Seviye 7 hastanelerden yerli yapay zekâ sistemlerine uzanan yeni bir döneme geçtiğini vurguladı. Memişoğlu, "Sağlıkta tam bağımsızlık, en az savunma sanayindeki bağımsızlık kadar kritiktir, stratejiktir. Nasıl ki savunma sanayinde yerlilik oranımızı zirveye taşıdıysak, sağlık endüstrisinde de aynı başarı hikayesini yazacağız" ifadelerini aktardı. Türkiye’nin dijital sağlık altyapısındaki dönüşümü ve yapay zekâ tabanlı klinik uygulamaları, Antalya’da düzenlenen HIMSS Eurasia Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Eğitimi, Konferans ve Fuarı’nda geniş bir çerçevede ele alındı. 27–29 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilen etkinlik, 17 ülkeden bin ziyaretçiyi bir araya getirirken, açılış törenine katılan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu Türkiye’nin dijitalleşme yol haritasına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. "Sağlık sistemimizi klasik yöntemlerle idare etmek ülkemizin potansiyelini kısıtlamak olacaktır" Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık altyapısında son 25 yılda gerçekleşen dönüşümün temelinde dijitalleşme ve teknoloji kullanımının bulunduğunu belirterek, "Sağlık hizmeti sunumunda devreye aldığımız teknoloji, altyapı, yazılım ve uygulamalar Türkiye’de dijital dönüşümün öncüsü oldu. Dijital sağlık alanında dünya çapında marka ülke haline geldik. ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonu, dijitalleşmenin ötesine geçmiş, elimizdeki veriyi bilgiye, bilgiyi değere ve üretime dönüştüren yeni bir aşamaya evrilmiştir" ifadelerini kullandı. Küresel sağlık taleplerinin hızla değiştiğini, artan nüfus, hastalık profilleri ve krizlerin sağlık sistemlerini yeniden şekillendirdiğini belirten Memişoğlu, yeni dönemde klasik yönetim modellerinin yeterli olmadığını söyledi. Bakan, "Endüstri 4.0 dediğimiz, nesnelerin internetini, büyük veriyi ve yapay zekâyı konuştuğumuz bu çağda sağlık sistemimizi klasik yöntemlerle idare etmek ülkemizin potansiyelini kısıtlamak olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Dünyanın en saygın sağlık merkezleri arasındayız" Konuşmasında Türkiye’nin dijital hastane derecelendirmesindeki konumuna da geniş yer veren Bakan Memişoğlu, EMRAM Seviye 7 düzeyindeki hastanelerin hasta güvenliği ve klinik kalite açısından küresel standartları temsil ettiğini belirtti. Memişoğlu, "2025 yılı itibarıyla, dijital hastane derecelendirmesinde "Tam Olgunluk" anlamına gelen, yani teknolojinin hasta güvenliği için en üst düzeyde kullanıldığı EMRAM Seviye 7 sertifikasına sahip hastane sayımızı 9’a yükselttik. Bu hastanelerimiz sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en saygın sağlık merkezleri arasındadır. Ayrıca Seviye 6 kategorisinde yüzlerce hastanemizle, sağlıkta dijital standartları Anadolu’nun en ücra köşesine kadar yaygınlaştırdık. Dijitalleşme sürecimiz sadece hastane duvarları arasında değildir. Biz, veriyi yöneten değil, veriden değer üreten bir ülke konumundayız" şeklinde konuştu. "Sağlık bilgisini mekânın ve zamanın sınırlarından kurtardık" Türkiye’nin kişisel sağlık kayıt sistemi e-Nabız’ın dijital dönüşümün en güçlü ayaklarından biri olduğunu söyleyen Memişoğlu, 15–20 yıl önce hastanelerde dosya ve film taşınan dönemleri hatırlatarak, "e-Nabız sistemiyle bu devri kapattık. Artık elimizdeki bu telefonla bile hastamızın en güncel röntgenini, tomografisini anında görüyoruz. Bizim geldiğimiz noktada; Sağlık bilgisini, mekânın ve zamanın sınırlarından kurtardık. Artık tüm verilerinizle, tüm sistemlerimizle sağlık, sizinle birlikte hareket ediyor, sizinle geliyor. Bu, koruyucu hekimlikten teşhise kadar vatandaşlarımıza sağladığımız en büyük kolaylık ve en güçlü güvencedir" sözleriyle dijital veri yönetiminde gelinen noktayı özetledi. Üç yapay zekâ projesi: ARİS, METRA, RADİS Memişoğlu, TÜSEB ve ASELSAN iş birliğiyle geliştirilen üç yerli yapay zekâ çözümünün sahada kullanılmaya başlandığını açıklayarak, şöyle devam etti: "Birincisi: ARİS – Yapay Zekâ Destekli Mobil Röntgen Sistemi. Düşünün ki; yoğun bakımda veya acil serviste bir hastamız var. Saniyelerin önemli olduğu bir an. Çekilen akciğer grafisini, cihaz üzerindeki yerli yapay zekâ anında analiz ediyor. Pnömotoraks mı var? Akciğerde sıvı mı toplanmış? Entübasyon tüpü doğru yerde mi? ARİS, saniyeler içinde hekime "Buraya dikkat et" diyor. Bu sistem, yüz binlerce görüntüyle eğitildi. Türkiye, bu teknolojiyi artık kendi mühendisleriyle üretiyor. İkincisi: METRA – Ulusal Mamografi Taramasında Yerli Yapay Zekâ. Her yıl KETEM’lerimizde 1,2 milyon kadınımıza meme kanseri taraması yapıyoruz. Bu devasa bir veri ve büyük bir sorumluluk. Geliştirdiğimiz METRA sistemi, radyologlarımıza "ikinci bir göz" oluyor. Gözden kaçabilecek en küçük lezyonu, milimetrik riskleri işaretliyor. Günde 4 bin, gerekirse 15 bin mamografiyi analiz edebilen bu sistemle, kanseri çok daha erken evrede yakalıyoruz. Hata payını minimize ediyoruz. Üçüncüsü: RADİS – Akılcı Görüntüleme Karar Destek Sistemi. Hastanın şikâyetine ve klinik tablosuna göre "En doğru tetkik hangisidir?" sorusuna, bilimsel kılavuzlar ve yapay zekâ desteğiyle yanıt veriyoruz. Bu anlattıklarım birer hayal değil, bugün sahadaki gerçeklerimizdir." "Sağlıkta tam bağımsızlık, savunma sanayii kadar kritik" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk tıp dünyasına yönelik mesajını da aktaran Memişoğlu, sağlık alanındaki vizyonun sürdürüleceğini söyledi. Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin inovasyon ve yerli üretim hedefinin altını çizerek, "Sağlıkta tam bağımsızlık, en az savunma sanayindeki bağımsızlık kadar kritiktir, stratejiktir. Nasıl ki savunma sanayinde yerlilik oranımızı zirveye taşıdıysak, sağlık endüstrisinde de aynı başarı hikayesini yazacağız" ifadesini kullandı. Konuşmanın sonunda bilim insanlarına, sağlık çalışanlarına ve girişimcilere çağrı yapan Memişoğlu, "’Yeni bir şey söyleyeceğim, yeni bir şey üreteceğim’ diyen kim varsa biz onun yanındayız" sözleriyle Türkiye’nin fikirden ürüne uzanan tüm inovasyon süreçlerini desteklediklerini belirtti.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu: "Nasıl ki savunma sanayinde yerlilik oranımızı zirveye taşıdıysak, sağlık endüstrisinde de aynı başarı hikayesini yazacağız"
27 Kasım 2025 Perşembe - 12:12 Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu: "Nasıl ki savunma sanayinde yerlilik oranımızı zirveye taşıdıysak, sağlık endüstrisinde de aynı başarı hikayesini yazacağız" Antalya’da başlayan HIMSS Eurasia Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Eğitimi, Konferans ve Fuarı’nda Türkiye’nin sağlıkta dijital dönüşüm ve yapay zekâ uygulamalarında ulaştığı seviyeye ilişkin değerlendirmeler öne çıktı. Açılışta konuşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Dijital sağlık alanında dünya çapında marka ülke haline geldik" sözleriyle Türkiye’nin EMRAM Seviye 7 hastanelerden yerli yapay zekâ sistemlerine uzanan yeni bir döneme geçtiğini vurguladı. Memişoğlu, "Sağlıkta tam bağımsızlık, en az savunma sanayindeki bağımsızlık kadar kritiktir, stratejiktir. Nasıl ki savunma sanayinde yerlilik oranımızı zirveye taşıdıysak, sağlık endüstrisinde de aynı başarı hikayesini yazacağız" ifadelerini aktardı. Türkiye’nin dijital sağlık altyapısındaki dönüşümü ve yapay zekâ tabanlı klinik uygulamaları, Antalya’da düzenlenen HIMSS Eurasia Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Eğitimi, Konferans ve Fuarı’nda geniş bir çerçevede ele alındı. 27-29 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilen etkinlik, 17 ülkeden bin ziyaretçiyi bir araya getirirken, açılış törenine katılan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu Türkiye’nin dijitalleşme yol haritasına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. "Sağlık sistemimizi klasik yöntemlerle idare etmek ülkemizin potansiyelini kısıtlamak olacaktır " Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık altyapısında son 25 yılda gerçekleşen dönüşümün temelinde dijitalleşme ve teknoloji kullanımının bulunduğunu belirterek, "Sağlık hizmeti sunumunda devreye aldığımız teknoloji, altyapı, yazılım ve uygulamalar Türkiye’de dijital dönüşümün öncüsü oldu. Dijital sağlık alanında dünya çapında marka ülke haline geldik. ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonu, dijitalleşmenin ötesine geçmiş; elimizdeki veriyi bilgiye, bilgiyi değere ve üretime dönüştüren yeni bir aşamaya evrilmiştir" ifadelerini kullandı. Küresel sağlık taleplerinin hızla değiştiğini, artan nüfus, hastalık profilleri ve krizlerin sağlık sistemlerini yeniden şekillendirdiğini belirten Memişoğlu, yeni dönemde klasik yönetim modellerinin yeterli olmadığını söyledi. Bakan, "Endüstri 4.0 dediğimiz, nesnelerin internetini, büyük veriyi ve yapay zekâyı konuştuğumuz bu çağda sağlık sistemimizi klasik yöntemlerle idare etmek ülkemizin potansiyelini kısıtlamak olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Dünyanın en saygın sağlık merkezleri arasındayız" Konuşmasında Türkiye’nin dijital hastane derecelendirmesindeki konumuna da geniş yer veren Bakan Memişoğlu, EMRAM Seviye 7 düzeyindeki hastanelerin hasta güvenliği ve klinik kalite açısından küresel standartları temsil ettiğini belirtti. Memişoğlu, "2025 yılı itibarıyla, dijital hastane derecelendirmesinde "Tam Olgunluk" anlamına gelen, yani teknolojinin hasta güvenliği için en üst düzeyde kullanıldığı EMRAM Seviye 7 sertifikasına sahip hastane sayımızı 9’a yükselttik. Bu hastanelerimiz sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en saygın sağlık merkezleri arasındadır. Ayrıca Seviye 6 kategorisinde yüzlerce hastanemizle, sağlıkta dijital standartları Anadolu’nun en ücra köşesine kadar yaygınlaştırdık. Dijitalleşme sürecimiz sadece hastane duvarları arasında değildir. Biz, veriyi yöneten değil, veriden değer üreten bir ülke konumundayız" şeklinde konuştu. "Sağlık bilgisini mekânın ve zamanın sınırlarından kurtardık" Türkiye’nin kişisel sağlık kayıt sistemi e-Nabız’ın dijital dönüşümün en güçlü ayaklarından biri olduğunu söyleyen Memişoğlu, 15-20 yıl önce hastanelerde dosya ve film taşınan dönemleri hatırlatarak, "e-Nabız sistemiyle bu devri kapattık. Artık elimizdeki bu telefonla bile hastamızın en güncel röntgenini, tomografisini anında görüyoruz. Bizim geldiğimiz noktada; Sağlık bilgisini, mekânın ve zamanın sınırlarından kurtardık. Artık Tüm verilerinizle, tüm sistemlerimizle sağlık, sizinle birlikte hareket ediyor, sizinle geliyor! Bu, koruyucu hekimlikten teşhise kadar vatandaşlarımıza sağladığımız en büyük kolaylık ve en güçlü güvencedir" sözleriyle dijital veri yönetiminde gelinen noktayı özetledi. Üç yapay zekâ projesi: ARİS, METRA, RADİS Memişoğlu, TÜSEB ve ASELSAN iş birliğiyle geliştirilen üç yerli yapay zekâ çözümünün sahada kullanılmaya başlandığını açıklayarak, şöyle devam etti: "Birincisi: ARİS - Yapay Zekâ Destekli Mobil Röntgen Sistemi. Düşünün ki; yoğun bakımda veya acil serviste bir hastamız var. Saniyelerin önemli olduğu bir an. Çekilen akciğer grafisini, cihaz üzerindeki yerli yapay zekâ anında analiz ediyor. Pnömotoraks mı var? Akciğerde sıvı mı toplanmış? Entübasyon tüpü doğru yerde mi? ARİS, saniyeler içinde hekime "Buraya dikkat et" diyor. Bu sistem, yüz binlerce görüntüyle eğitildi. Türkiye, bu teknolojiyi artık kendi mühendisleriyle üretiyor. İkincisi: METRA - Ulusal Mamografi Taramasında Yerli Yapay Zekâ. Her yıl KETEM’lerimizde 1,2 milyon kadınımıza meme kanseri taraması yapıyoruz. Bu devasa bir veri ve büyük bir sorumluluk. Geliştirdiğimiz METRA sistemi, radyologlarımıza "ikinci bir göz" oluyor. Gözden kaçabilecek en küçük lezyonu, milimetrik riskleri işaretliyor. Günde 4 bin, gerekirse 15 bi mamografiyi analiz edebilen bu sistemle, kanseri çok daha erken evrede yakalıyoruz. Hata payını minimize ediyoruz. Üçüncüsü: RADİS - Akılcı Görüntüleme Karar Destek Sistemi. Hastanın şikâyetine ve klinik tablosuna göre "En doğru tetkik hangisidir?" sorusuna, bilimsel kılavuzlar ve yapay zekâ desteğiyle yanıt veriyoruz. Bu anlattıklarım birer hayal değil, bugün sahadaki gerçeklerimizdir." "Sağlıkta tam bağımsızlık, savunma sanayii kadar kritik" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk tıp dünyasına yönelik mesajını da aktaran Memişoğlu, sağlık alanındaki vizyonun sürdürüleceğini söyledi. Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin inovasyon ve yerli üretim hedefinin altını çizerek, "Sağlıkta tam bağımsızlık, en az savunma sanayindeki bağımsızlık kadar kritiktir, stratejiktir. Nasıl ki savunma sanayinde yerlilik oranımızı zirveye taşıdıysak, sağlık endüstrisinde de aynı başarı hikayesini yazacağız" ifadesini kullandı. Konuşmanın sonunda bilim insanlarına, sağlık çalışanlarına ve girişimcilere çağrı yapan Memişoğlu, "‘Yeni bir şey söyleyeceğim, yeni bir şey üreteceğim’ diyen kim varsa biz onun yanındayız" sözleriyle Türkiye’nin fikirden ürüne uzanan tüm inovasyon süreçlerini desteklediklerini belirtti.
Her bir GES hem sürdürülebilir enerji üretimine hem de çevresel iyileşmeye anlamlı bir katkı
27 Kasım 2025 Perşembe - 11:56 Her bir GES hem sürdürülebilir enerji üretimine hem de çevresel iyileşmeye anlamlı bir katkı Fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden CW Enerji, Kayseri’de faaliyet gösteren bir firmanın çatısına 5560,87 kWp gücünde güneş enerji santrali (GES) kurulumunu tamamladı. Güneş enerji santrali ile yılda yaklaşık 545 adet ağacın atmosferden uzaklaştırdığı miktara eşit olan 3.611.985 kg karbondioksit salınımı önlenecek. CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, hayata geçirdikleri her bir güneş enerji santrali ile hem sürdürülebilir enerji üretimine hem de çevresel iyileşmeye anlamlı bir katkı sunduklarını ve bununla gurur duyduklarını söyledi. Üretim süreçlerinden sahadaki uygulamalarına kadar tüm adımlarını çevreci bir yaklaşımla planladıklarını belirten Yılmaz, "Bizler için her GES projesi aynı zamanda bir çevre yatırımı anlamına geliyor. Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesini artırmak, teknolojiyi doğru kullanarak verimliliği yükseltmek ve geleceğe daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için çalışıyoruz. Bu doğrultuda; Kayseri’de faaliyet gösteren bir firmanın çatısına 5560,87 kWp gücündeki GES’in kurulumunu tamamladık. Güneş enerji santrali ile yılda yaklaşık 545 adet ağacın atmosferden uzaklaştırdığı miktara eşit olan 3.611.985 kg karbondioksit salınımı önlenecek" dedi. Her yeni yatırımda sadece elektrik üretmeyi değil; karbon ayak izini azaltan, geleceğe daha temiz bir çevre bırakan çözümler sunmayı hedeflediklerini ifade eden Yılmaz, yenilenebilir enerji teknolojilerindeki uzmanlıkları sayesinde Türkiye’nin dört bir yanında nitelikli GES projeleri gerçekleştirmeye devam ettiklerini kaydetti. Panel teknolojimizi sürekli geliştiriyoruz CW Enerji’nin geliştirdiği yüksek verimli güneş panellerinin projelerin enerji üretim kapasitesini önemli ölçüde artırdığını ve uzun vadede yatırımcılara daha yüksek verimlilik sağladığını dile getiren Yılmaz, "AR-GE merkezimizde alanında uzman çalışma arkadaşlarımızla yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde panel teknolojimizi sürekli geliştiriyoruz. Daha güçlü hücre yapısı ve daha yüksek dayanıklılık sunan ürünlerimizle rekabet gücümüzü artırıyoruz. Bu teknoloji altyapısı, hayata geçirdiğimiz tüm GES projelerinin performansını ve sürdürülebilirliğini doğrudan güçlendiriyor. Yatırımlarımız hem enerji maliyetlerini düşürüyor hem de karbon ayak izinin azaltılmasına katkı sağlıyor" diye konuştu.
İleri dönüşüm ile eski kıyafetler ve tekstil atıkları değerleniyor
27 Kasım 2025 Perşembe - 11:39 İleri dönüşüm ile eski kıyafetler ve tekstil atıkları değerleniyor Antalya Büyükşehir Belediyesi Çevre Eğitim ve İnovasyon Merkezi, çevre bilincini artırmaya yönelik çalışmalarına bir yenisini ekledi. Yetişkinlere yönelik düzenlenen "Eski Kıyafetlerle İleri Dönüşüm Atölyesi", katılımcılara hem çevre dostu üretim yöntemlerini tanıma hem de tekstil atıklarını yeniden değerlendirme fırsatı sundu. Katılımcılar hem keyifli vakit geçirdi hem de atık olarak görülen tekstil ürünlerinin aslında farklı amaçlarla yeniden hayat bulabileceğini deneyimledi. Atölye boyunca katılımcılar, kullanılmayan eski kot pantolon parçalarını değerlendirerek günlük yaşamda kullanılabilecek çantalar tasarladı. Eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilen uygulamalı eğitimde, ileri dönüşümün hem çevreyi korumaya hem de aile ekonomisine katkı sağlayan yönleri detaylı biçimde anlatıldı. Katılımcılar, kendi elleriyle ürettikleri yeni ürünleri atölye sonunda teslim aldı. Eski kıyafetler yepyeni ürünlere dönüştü Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin vatandaşlara çevre bilinci oluşturma amacıyla hizmete açtığı Çevre Eğitim ve İnovasyon Merkezi’nde düzenlenen atölyeler dikkat çekmeye devam ediyor. Son olarak düzenlenen "Eski Kıyafetlerle İleri Dönüşüm Atölyesi" vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Atölyede katılımcılara, kullanılmayan kıyafetlerin farklı tekniklerle yeniden kullanılabilir hale getirilebileceğine dair uygulamalı bilgiler verildi. Dikiş, kesim ve tasarım tekniklerinin işlendiği atölyede, daha az atık üretmenin ve var olan materyalleri değerlendirmeyi öğrenmenin sürdürülebilir yaşam adına önemli bir adım olduğu vurgulandı. Aile ekonomisine katkı sağlayan atölyeler Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin İklimlendirme ve Sıfır Atık Dairesi’ne bağlı Çevre Eğitim ve İnovasyon Merkezi’nin sorumlusu olan Ahu Nur Şahin ileri dönüşümün çok kıymetli olduğunu belirterek, "Böylece döngüsel ekonomiye katkı sağlamış oluyoruz. Hem atmamış, dönüştürmüş oluyoruz hem de kadınların ürettikleri ürünleri satarak aile ekonomisine katkıda bulunmasına yardım ediyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye’ye örnek sıfır atık bilinci Atölyeye katılım sağlayan kursiyer Ayşegül Gökdemir, "Ben çok şehir gezdim, çok şehirde yaşadım. Ama Antalya’da Büyükşehir Belediye’mizin düzenlediği etkinlikler gibi faydalısını görmedim. Hocalarımızın desteğiyle evdeki giymediğimiz eski kıyafetleri dönüştüreceğiz. Bütçeme de çok katkı sağlayacak. Evde boş boş oturmaktansa buraya gelip faydalı şeyler yapmak benim için mükemmel oluyor. Evdeki tüm pantolonlardan çanta yapacağım artık" diyerek memnuniyetini dile getirdi. Katılımcılardan yüksek memnuniyet Selma Öncül ise eğitimleri sosyal medyadan duyduğunu ve devamlı takip ettiğini söyledi. Öncül, "Daha önce sabun yapımı eğitimine katıldım. Çok hoşuma gitti. Bugün ki eğitimden de çok memnun oldum. Eski bir kottan çanta yapmakta çok güzel. Yıllardır dikiş bile dikmiyordum, hoşuma gitti. Dışarıda bir çanta almak şu an çok pahalı ama kendi kafama göre tasarladığım, sadece bana göre bir çanta olması da çok güzel. Kızıma da yapmayı düşünüyorum" diyerek Büyükşehir Belediyesi’ne böyle atölyeler düzenlediği için teşekkür etti.
Akdeniz’in geleceği için sanatsal ileri dönüşüm
27 Kasım 2025 Perşembe - 11:02 Akdeniz’in geleceği için sanatsal ileri dönüşüm Antalya merkez Muratpaşa Belediyesi’nin bu yıl "Enerji: Güneşi, Rüzgarı ve Dalgaları Paylaşmak" temasıyla 5’incisini düzenleyeceği +0.5 Akdeniz’in Geleceği Çalıştayı, sergiler, canlı performanslar ve atölyelerle yenilenebilir enerji ve iklim krizine dikkat çekecek. Muratpaşa Belediyesi, iklim krizine dikkat çekmek amacıyla ilkini 2021’de gerçekleştirdiği çalıştayın 5’incisini 5–6 Aralık’ta toplayacak. Bu yıl "Enerjiyi paylaşmak" çağrısıyla düzenlenen etkinlik, sanatın dönüştürücü gücünü Akdeniz’in geleceğine umut olacak bir perspektifle buluşturmaya hazırlanıyor. "GAİA, Dünyanın Ruhu Sergisi " Sevda Kesim koordinasyonundaki Bağımsız Sanat Hareketi, "Gaia, Dünyanın Ruhu" sergisiyle doğa ve gezegenin ruhunu farklı sanat disiplinleriyle yorumlayacak. Sergide Oksana Muraveva, Mina Golzar, Müşerref Gönül Açar, Mehmet Budak, Rana Golzar, Sevda Semizoğlu ve Oktay Seçilmiş’in eserleri yer alacak. Etkinlik kapsamında düzenlenecek "Yel Değirmeni Atölyesi" rüzgarın gücünü sanata dönüştürürken, "Zeytinli İşler Keçe Atölyesi" zeytinin bereketini ve kültürel anlamını katılımcılarla paylaşacak. Canlı performansında "Sonsuzluğun Ağacı Zeytin"i resmedecek olan Oksana Muraveva, zeytin ağacının barış, bilgelik ve uzun ömürle özdeşleşen hikâyesini tuvale taşıyacak. Antalya Çağdaş Eğitim ve Kültür Vakfı öğrencileri de Sevda Kesim eşliğinde zeytin temalı resimler yapacak. Ritim sanatçısı Berna Tutkun ise düzenleyeceği atölyede katılımcılara müzikal bir deneyim sunacak. "Dönüşümün güzelliği" performansı Geri dönüşüm sanatçısı Güzel Amirova, plastik, cam, metal ve poşet gibi atıkları tutkal ya da kimyasal madde kullanmadan, yalnızca ısı ve basınçla biçimlendirerek sanatsal formlara dönüştürdüğü "Dönüşümün Güzelliği" performansıyla çalıştayda yer alacak. İklim krizine sanatsal atölyelerle dikkat çekilecek Semra Erkal koordinasyonundaki Sanatsal İleri Dönüşüm Çağdaş Sanat Grubu, "Enerjiyi Paylaşmak" sergisinde yenilenebilir enerji kaynaklarını ileri dönüşüm tekniğiyle yorumlayacak. Sergi; Emel Öner, Güldane Kaya Kaçar, Nigar Ceyhan, Pınar Ataç ve Süheyla Akkaya’nın eserlerinden oluşacak. Semra Erkal ayrıca ‘Sürdürülebilir Zamanın İzleri’ ve ‘Yaşayan Dünya’ başlıklı enstalasyonlarında kentleşme ile doğa arasındaki dengeyi mikro yeşilliklerle örülü yapılar üzerinden sorgulayacak. Çalıştay kapsamında ayrıca, Süheyla Akkaya koordinatörlüğünde "Doğanın İzi Ekolojik Baskı Atölyesi", Nigar Ceyhan koordinatörlüğünde "El Yapımı Kağıt Atölyesi" ve Emel Öner koordinatörlüğünde "Kağıttan Rölyef Doku Atölyesi" gerçekleşecek.
Alanya Aşevi’nden ihtiyaç sahiplerine günde 2 öğün sıcak yemek
27 Kasım 2025 Perşembe - 11:01 Alanya Aşevi’nden ihtiyaç sahiplerine günde 2 öğün sıcak yemek Antalya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Antalya merkez, Manavgat ve Alanya aşevleri ihtiyaç sahibi vatandaşların yanında olmayı sürdürüyor. Alanya Aşevi de ilçe merkezi ve kırsal mahallelerde kendi yemeğini yapamayacak durumda olan vatandaşlara öğle ve akşam olmak üzere günde 2 öğün sıcak yemek ulaştırıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Alanya Aşevi, yemek yapamayacak durumda olan, ekonomik durumu yetersiz ve geçimini güçlükle sürdüren engelli, yaşlı ve hasta vatandaşları yalnız bırakmıyor. Aşevinde günlük olarak hazırlanan sıcak yemekler, Alanya genelinde 209 haneye ulaştırılarak toplamda yaklaşık 600 öğün yemek dağıtımı gerçekleştiriliyor. İlçe merkezinin yanı sıra kırsal bölgelerde de kapı kapı dolaşarak yemek hizmeti veren Alanya Aşevi, 18 kişilik ekibiyle ihtiyaç sahiplerinin sofrasını boş bırakmıyor. 209 haneye günde 600 öğün sıcak yemek desteği Antalya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Alanya Aşevi, paylaşma ve dayanışma kültürünü güçlendiren çalışmalarıyla ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam ediyor. İlçede yemek yapamayacak durumda olan, ekonomik durumu yetersiz ve geçimini güçlükle sürdüren engelli, yaşlı ve hasta vatandaşlara yönelik yürütülen hizmet kapsamında, aşevinde her gün hijyen kurallarına uygun şekilde sıcak yemekler hazırlanıyor. Alanya Aşevi’nden çıkan öğle ve akşam yemekleri, belirlenen hanelere ekipler tarafından evlere teslim ediliyor. Günlük yaklaşık 600 öğün yemekten 209 hane yararlanırken, hizmet yalnızca ilçe merkeziyle sınırlı kalmıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi ekipleri, Alanya’nın kırsal mahallelerine de ulaşıp ihtiyaç sahiplerine sıcak yemek desteği sunuyor.