Yerel Haberler
Antalya
Cinayet şüphelisi kovalamaca sonucu yakalandı 18 Mart 2026 Çarşamba - 03:51:00 Antalya’da komşu esnaflar arasında çıkan tartışma sonrası 1 kişinin hayatını kaybettiği 2 kişinin ise ağır yaralandığı olayın şüphelisi kovalamaca sonucu yakalandı. Kepez ilçesi Yeni Emek Mahallesi Şelale Caddesi’nde önceki gün meydana gelen olayda oto yıkama işi yapan Mustafa O. (41) ile market işletmecisi yan dükkanda market işleten Mustafa Deveci (51) arasında henüz belirlenemeyen bir nedenle tartışma çıkmış, tartışmanın büyümesi üzerine Mustafa O. yanındaki silahla markette oturan Mustafa Deveci (22), Şevket Deveci (24) ve Mustafa Deveci’ye (51) ateş açmıştı. İhbarla olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edilirken, yaralılar ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. 22 yaşındaki genç hayatını kaybetmişti Kavgada Mustafa O.’nun silahından çıkan kurşunlarla göğsünden vurulan 22 yaşındaki Mustafa Deveci kaldırıldığı hastanede doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayda ağır yaralanan amca Mustafa Deveci ve Şevket Deveci’nin hastanedeki tedavileri devam ederken, olayın ardından otomobiliyle kaçan olayın şüphelisini yakalamak için ekipler çalışma başlattı. Akşam 21.30 sıralarında Kepez ilçesinde rutin devriye görevi yapan polis ekipleri şüphelendikleri bir kişiyi durdurmak istedi. Kovalamaca ile yakalandı Polisin ’dur’ ihtarına uymayarak yaya olarak kaçan kişi ekiplerin kısa süreli kovalamacası sonucu yakalandı. Yapılan kontrollerde yakalanan şahsın 16 Mart tarihinde Yeni Emek Mahallesi Şelale Caddesi’nde çıkan silahlı kavgada 1 kişinin öldüğü, 2 kişinin yaralandığı olayın firari şüphelisi Mustafa O. (41) olduğu tespit edildi. Devriye ekipleri tarafından gözaltına alınan cinayet şüphelisi Cinayet Büro Amirliği ekiplerine teslim edilirken Mustafa O. ’nun emniyetteki işlemleri sürüyor.
18 Mart 2026 Çarşamba - 01:33 Komşuların tartışması silahlı kavgaya dönüştü: 2 yaralı Antalya’da komşu aileler arasında iddiaya göre kız isteme tartışmasıyla başlayan kavgada 2 kişi pompalı tüfekten çıkan saçmalarla yaralandı. Olayın ardından kaçan 3 şüpheli Motorize Polis Timleri tarafından kısa sürede yakalandı. Muratpaşa ilçesi Muratpaşa Mahallesi 571 Sokak üzerinde saat 23.00 sıralarında meydana gelen olayda, iddiaya göre birbirine komşu iki aile arasında kız isteme meselesi yüzünden tartışma çıktı. Çıkan tartışmanın büyümesi üzerine M. Ç., S. G. ve C. Ç. yanlarında getirdikleri pompalı tüfekler ve tabanca ile ateş etmeye başladı. Pompalı tüfek ve tabancadan çıkan saçma ve kurşunların hedefi olan Tuncay Ş. ve Demir C. bacak ve kollarından yaralandı. Olayın 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesiyle adrese Motorize Polis Timleri, resmi ve sivil ekipler, Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ile Cinayet Büro Amirliği ekipleri sevk edildi. Verilen adrese gelen ekipler, kalabalık grubu sakinleştirmekte zorlanırken bölgeye takviye ekipler gönderildi. Kaçan 3 kişi kısa sürede yakalandı Ekipler, kargaşadan faydalanarak olay yerinden kaçan M. Ç., S. G. ve C. Ç.’nin yakalanması için bölgede çalışma başlattı. Saçma ve kurşunların hedefi olan Tuncay Ş. ve Demir C. ise sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından aynı ambulansla hastaneye kaldırdı. Ekiplerin çevrede yaptığı incelemede, olayda kullanılan 2 adet pompalı tüfek ve tabanca olay yerine yakın bir noktada bulunan evin bahçesinde ele geçirildi. 2 kişinin yaralanmasına sebep olan olayın ardından kaçan M. Ç., S. G. ve C. Ç. Motorize Polis Timleri ve bölge ekibi tarafından kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. 3 kişi ifade işlemleri için polis merkezine götürülürken, Olay Yeri İnceleme ekipleri ele geçirilen pompalı tüfekler ve tabanca üzerinde inceleme yaptı.
17 Mart 2026 Salı - 23:03 Seyir halindeyken kriz geçirip bayıldı, faciadan dönüldü: 2 yaralı Antalya’da sürücüsünün direksiyon başında geçirdiği kriz nedeniyle kontrolden çıkan otomobil boş araziye uçtu. Önce kaldırımda bulunan banka, ardından boş arazide park halindeki 2 araca çarparak durabilen otomobilde bulunan 3 kişiden sürücü ile küçük çocuk kazayı hafif yaralı olarak atlattı. Kaza, saat 21.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Meydankavağı Mahallesi Aspendos Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Aspendos Bulvarı üzerinde seyir halindeki 07 CIY 146 plakalı Opel marka otomobil sürücüsü Yasin A. (28), direksiyon başında geçirdiği nöbet sebebiyle kısa süreli baygınlık yaşadı. Araç birden hızlanırken Yasin A.’nın kriz geçirdiğini fark eden ve yan koltukta oturmakta olan akrabası önlerinde ilerlemekte olan araca çarpmamak için direksiyonu kırdı. Kontrolden çıkan otomobil ilk olarak kaldırımda bulunan oturma banklarına çarparak boş araziye uçtu. Küçük çocukla birlikte araçtan atladı Bu sırada Yasin A.’nın akrabası araçta bulunan ve isminin D.A. olduğu öğrenilen 4 yaşındaki küçük çocukla birlikte otomobilden atladı. Baygın haldeki Yasin A.’nın içerisinde bulunduğu otomobil önce yol kenarındaki petrol istasyonunun duvarına, ardından da boş arazide park halindeki 07 CDV 920 plakalı Volkswagen marka araca çarptı. Çarpmanın şiddetiyle önüne aldığı araçla birlikte yaklaşık 20 metre sürüklenen otomobil yine park halindeki 07 BTS 11 plakalı araca çarparak durabildi. Kazayı gören vatandaşların 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarı ile olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. 2 kişi hafif yaralandı Kısa sürede kaza yerine gelen itfaiye ekipleri araçta sıkışma olmadığını belirlerken, 112 Sağlık ekipleri direksiyon başında baygın haldeki Yasin A.’ya müdahale etti. Araçtan indirilerek sedyeye alınan Yasin A. ile akrabasının kucağına alarak araçtan atladığı ve vücudunda küçük sıyrıklar bulunan 4 yaşındaki D.A. sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Polis ekipleri kaza ile ilgili inceleme başlattı.
17 Mart 2026 Salı - 21:32 Antalya’da trafikte kalan vatandaşlara "İftara 5 Kala" sürprizi AK Parti Gençlik Kolları tarafından geleneksel hale getirilen "İftara 5 Kala" programı kapsamında, Antalya’da iftar saatinde trafikte olan vatandaşlara iftariyelik ikram edildi. Akdeniz Üniversitesi Meltem girişinde yoğunlaşan trafikte gerçekleştirilen etkinlikte, AK Parti teşkilat üyeleri, iftar saatine dakikalar kala evine yetişemeyen sürücülerin ve toplu taşıma yolcularının yanındaydı. Hazırlanan iftariyelik paketleri, ezan okunmadan hemen önce araç camlarından vatandaşlara ulaştırıldı. Çalışmalara katılan AK Parti Antalya Milletvekili Mustafa Köse, her zaman sahada olduklarını belirterek, "Vatandaşlarımızın her anında yanındayız. Antalya’nın trafik yoğunluğunda iftara yetişme telaşı yaşayan hemşehrilerimize küçük destek olmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. Programda açıklamalarda bulunan AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin ise çalışmanın Ramazan ayı boyunca kesintisiz sürdüğünü vurgulayarak şunları kaydetti: "İftara 5 Kala programlarımız 19 ilçemizde de büyük bir özveriyle devam etti. Antalya trafiğinde orucunu açmak zorunda kalan vatandaşlarımızın sofrasına bir nebze de olsa katkıda bulunmak istedik. Teşkilatımızın tüm kademeleriyle sahada, vatandaşımızın yanındayız." AK Parti MKYK Üyesi Hilal Kalyoncu Koç ise teşkilatın saha performansına dikkat çekerek, "Ramazan ayı boyunca 20 binden fazla vatandaşımıza ulaştık. Bu gönül köprüsünü kuran tüm teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Etkinliklerin sadece iftarla sınırlı kalmadığını belirten AK Parti Antalya Gençlik Kolları Başkanı Niyazi Alkan, "19 ilçemizde farklı noktalarda hem iftar hem de sahur programları düzenliyoruz. Gençlik kolları olarak günün her anında sahadayız" ifadelerini kullandı. Yapılan konuşmaların ardından protokol üyeleri ve gençlik kolları üyeleri, yoldaki sürücülere hazırlanan paketleri takdim ederek hayırlı iftarlar diledi. Etinliğe AK Parti MKYK Üyesi Hilal Kalyoncu Koç, AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, AK Parti Antalya Milletvekili Mustafa Köse, AK Parti Antalya İl Gençlik Kolları Başkanı Niyazi Alkan, AK Parti Antalya İl Kadın Kolları Başkanı Gülçin Özboz katıldı.
Bakan Tunç: "2002 yılında, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık"
08 Kasım 2025 Cumartesi - 14:18 Bakan Tunç: "2002 yılında, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık" ATGV Antalya Hakimevi’nde düzenlenen Yargı Teşkilatı Toplantısı’nda konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "2002 yılında ülke genelinde, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık. Hukuk eğitiminin niteliğini artırmak için attığımız adımlar da genç hukukçularımıza daha donanımlı bir gelecek hazırlamayı amaçlıyor" ifadelerine yer verdi.ATGV Antalya Hakimevi’nde Yargı Teşkilatı Toplantısı gerçekleştirildi. Düzenlenen programa Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Cumhuriyet Başsavcıları ve BAM Başkanları, Bölge İdare Mahkemesi (BİM) Başkanları, Cumhuriyet Başsavcıları, Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanları başta olmak üzere Hâkimler ve Savcılar Kurulu ile Bakanlık birimlerinden gelen toplam 424 kişi katıldı. Toplantıda Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Strateji (YRS) belgesinde belirlenen hedefler ele alındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Ocak’ta kamuoyu ile paylaşılan, hukukun üstünlüğünü esas alan, gecikmeyen ve öngörülebilir bir adalet sistemi vizyonuyla düzenlenen Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Stratejisiyle belirlenen hedefler değerlendirildi.Daha hızlı ve daha güvenilir adalet hizmeti sunmak için gerçekleştirilen toplantıda, katılımcılarla bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu ifade eden Bakan Tunç, hedefin Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı kılmak olduğunu vurguladı."Bizim adaletimiz sadece kanunda değil, bir mazlumun sessizliğinde de yankılanır"Adaletin bir hukuk kuralı olmadığını, bir ahlakın, bir inancın, bir nizamın ifadesi olduğunu belirten Tunç, "Bizim için adalet, vicdanın sesiyle aklın rehberliğini birleştiren bir anlayıştır. Köklü devlet geleneğimizde ve irfanımızda adalet; devletin direği, toplumun vicdanı olarak tanımlanır. Bizim medeniyetimizde adalet anlayışı, aynı zamanda ilahi bir temele taşınmıştır. Batı, adaleti aklın terazisine koyarak, adaleti bireyin hakkını koruyan bir zırh olarak inşa ederken, bizim medeniyetimizde adalet, hem aklın hem inancın terazisinde yer bulmuş ve böylece adalet hem bireyin hem toplumun huzurunu koruyan bir mihenk taşı olarak kabul edilmiştir. Bizim adaletimiz sadece kanunda değil, yaşlı bir teyzenin duasında, bir çocuğun tebessümünde, bir mazlumun sessizliğinde de yankılanır" ifadelerinde bulundu."Anayasanın vesayetçi ruhunu azaltmaya yönelik büyük reformlar hayata geçirilmiştir"Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Strateji Belgesi konusuna değinen Tunç, "Toplumlar geliştikçe, ticari uyuşmazlıklar çeşitlendikçe, teknoloji geliştikçe yeni suç tipleri doğdukça, nüfus, çevre, göç gibi yeni toplumsal sorunlar ortaya çıktıkça; amacı adaleti gerçekleştirmek olan hukukun bu amacı gerçekleştirmek için kullandığı araçlardan olan kanunlarda da yeni düzenlemeler, yeni değişiklikler kaçınılmaz olmaktadır. Bu kapsamda son 23 yılda mevzuatımızda bu ihtiyaçlara cevap verecek önemli adımlar atılmıştır. Temel kanunlarımızın tamamı yenilenmiş, yapılan anayasal reformlarla temel hak özgürlükler ve hak arama yolları gelişmiş, anayasanın vesayetçi ruhunu azaltmaya yönelik büyük reformlar hayata geçirilmiştir. Bu dönemde planlı bir yargı Reformu süreci yaşanmış, Yargı Reform Belgeleri kapsamında güven veren bir adalet sisteminin tesisi için çok sayıda yargı paketi meclisimiz tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir" dedi."5 temel amaç doğrultusunda 264 yeni faaliyet belirledik"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Ocak’ta açıklanan ‘4. Yargı Reformu Stratejisi Belgesiyle birlikte yeni faaliyetler belirlediklerinden bahseden Tunç, "Bu kapsamda son olarak Cumhurbaşkanımız tarafından 23 Ocak’ta açıklanan ‘4. Yargı Reformu Stratejisi Belgesiyle Hukukun Üstünlüğünü Esas Alan, Gecikmeyen ve Öngörülebilir Bir Adalet’ sistemi vizyonuyla 5 temel amaç doğrultusunda 264 yeni faaliyet belirledik. Belgeyle, Kurumsal Yapının Güçlendirilmesi ve Süreçlerin Yeniden Yapılandırılması, İnsan Kaynakları Kapasitesinin Güçlendirilmesi, Ceza Adaleti Sisteminin Etkinliğinin Artırılması, Hukuk- İdari Yargı Süreçlerinin Etkinliğinin Artırılması, Adalete Erişimin Kolaylaştırılması başlıkları altında belirlediğimiz faaliyetleri ortaya koyduk. Yargı Reformları kapsamında adaletin hakkıyla tecellisi için başta insan kaynağı kapasitesinin güçlendirilmesi olmak üzere mevzuatın yenilenmesi ve fiziki imkanların artırılmasıyla ilgili olarak 3 temel alanı güçlendirmek için önemli reformlara imza attık. Geleceğin ihtiyaçlarını bugünden okuyabilmek; Toplumsal ihtiyaçları doğru analiz etmeyi, Paydaşlarla güçlü bir iş birliği yapmayı ve Uzun vadeli etkileri öngörmeyi gerektirir. Bu anlayışla; milletvekillerimizin yasa tekliflerine teknik destek olmak için, hukukçularımız, akademisyenlerimiz ve Adalet Bakanlığımızın değerli yöneticileriyle birlikte kapsamlı bir istişare süreci yürütüyoruz. 2024 yılı içerisinde yasalaşan; 8. Yargı Paketiyle kişi haklarını güçlendiren, hak arama özgürlüğünü genişleten, kanun yollarını sadeleştirip hukuki güvenliği artıran düzenlemeleri hayata geçirdik" diye devam etti.Tunç konuşmasına şöyle devam etti:"9. Yargı Paketiyle; adil yargılanma hakkını, arabuluculuk mekanizmalarını, avukatların mesleki haklarını ve vatandaşlarımızın mülkiyet güvencelerini daha da sağlamlaştırdık. Adli yardım sistemini hızlandırdık, istinaf ve temyiz süreçlerini sadeleştirdik. 10. Yargı Paketiyle; ceza adaletini sağlamak adına önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. Hastalar, yaşlılar, engelliler ve doğum yapmış kadınlar için özel infaz usulünden; Konutta infaz, hafta sonu veya geceleyin infaz gibi alternatif infaz usullerinin kapsamını genişletilmesine, Denetimli serbestlikten kaynaklanan cezasızlığın ortadan kaldırılmasından; Toplumun huzur ve sükûnunun bozan suçlarda caydırıcılığın artırılmasına başta olmak üzere birçok düzenlemeyi yürürlüğe koyduk. 11. Yargı Paketiyle, ceza adaletinin etkinliğini artırmaya yönelik ceza mevzuatında yapmayı planladığımız değişikliklerle toplumsal huzuru ve caydırıcılığı güçlendirmeyi, bilişim temelli dolandırıcılık suçlarıyla daha kararlı şekilde mücadele etmeyi amaçlıyoruz. 12. Yargı Paketiyle hukuk alanında düzenlemeler olacak böylece, hukuka güveni ve vatandaşın hak arama sürecinde etkinliğini birlikte yükseltiyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle sizlerden, uygulayıcılardan gelen talepleri dikkate alarak hazırladığımız Yargı Reformu Stratejisinde yer alan gecikmeyi önleyen, öngörülebilirliği sağlayan önemli düzenlemeleri hayata geçirmek için çalışmalara devam ediyoruz.""2025 yılı yatırım programında 58’i adliye toplam 116 inşaat projemiz yer alıyor"Yargı teşkilatının fiziki imkanlarını her geçen gün arttırdıklarından bahseden Tunç, "2002’de sadece 78 müstakil adliyemiz varken, bugün bu sayıyı 391’e yükselttik. 2025 yılı yatırım programında bir kısmı inşaat ihalesi bir kısmı etüt-proje olmak üzere 58’i adliye toplam 116 inşaat projemiz yer alıyor. 2026 Yılı Yatırım Programında, 59 adliye, 2 adli tıp binası, 27 ceza infaz kurumu, 3 personel eğitim merkezi ve 7 ilde toplam 822 dairelik kamu konutu binası yapılması için teklifte bulunduk. En son teknolojilere uyumlu olarak tasarladığımız adliye binalarında; UYAP, e-duruşma ve SEGBİS gibi dijital sistemleri daha etkin kullanılıyor, yargı süreçlerinin daha verimli, daha hızlı ve güvenli bir şekilde işlemesini sağlıyoruz. Önem verdiğimiz konulardan biri de adalet personeli için konut teminidir. 2002 yılında 6 bin 285 olan kamu konutu sayısını 15 bin 928’e çıkardık. Sadece son iki buçuk yılda Adalet Teşkilatımıza 5 bin 225 kamu konutu kazandırdık. Önümüzdeki süreçte yapım ihaleleri ve alımlarla birlikte adalet teşkilatının konut ihtiyacını bütünüyle tamamlamayı hedefliyoruz" dedi."2002 yılında, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık"Adaletin tecellisi için asıl olanın insan unsuru olduğuna dikkat çeken Tunç, "Bu kapsamda gerek nitelik gerek nicelik açısından insan kaynağımızın kapasitesini yükselttik. 2002 yılında ülke genelinde, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık. Hukuk eğitiminin niteliğini artırmak için attığımız adımlar da genç hukukçularımıza daha donanımlı bir gelecek hazırlamayı amaçlıyor. Bu kapsamda; Başarı sıralamasını 190 binden 100 bine yükselttik. Kontenjanları 14 bin 164’ten 10 bin 300’e düşürdük. Hukuk Fakültelerinde ikinci öğretimi kaldırdık. Dikey geçiş sistemini sonlandırdık. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavını da önemsiyoruz" ifadelerine yer verdi.Yargının iş yükünü azaltmak için alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine de önem verdiklerini ifade eden Bakan Tunç, bu kapsamda ceza hukukunda uygulanan alternatif uyuşmazlık yöntemi olan uzlaştırma kurumuyla; 1 Ocak 2017 tarihinden bugüne kadar toplam 1 milyon 974 bin 813 dosyada uzlaşma sağlandığını vurguladı.Bilirkişilik sisteminin etkinliğini artırmak için, bilirkişilere eğitim verilmesinden performans ölçümüne kadar birçok alanda çalışmalara devam edildiğini ifade eden Tunç, bu kapsamda 3 Mayıs 2025 tarihinde yapılan düzenlemeyle bilirkişilik temel eğitimlerinin yalnızca Adalet Bakanlığı’nın izniyle; üniversiteler, Türkiye Adalet Akademisi ve kamu kurumu niteliğindeki meslek üst kuruluşları tarafından verilmesini sağladıklarını söyledi.Bakan Tunç konuşmasına şöyle devam etti:"Bu adım, bilirkişilerin daha nitelikli, tarafsız ve güvenilir biçimde görev yapmasına olanak tanıyacak, adaletin gecikmeden ve eksiksiz biçimde tecellisine önemli bir katkı sunacaktır. Bu kapsamda 114 bin 264 kişiye bilirkişilik temel eğitimi, 30 bin 497 kişiye bilirkişilik yenileme eğitimi verildi. Yargının iş yükü de nüfus artışı, ticaretin gelişmesi, yeni suç tiplerinin ortaya çıkması ve bilişim suçları gibi faktörlere dayalı olarak sürekli artmaktadır. Şu anda; Cumhuriyet başsavcılıklarında 6 milyon 116 bin, İlk derece mahkemelerinde 3 milyon 960 bin, İstinaf mahkemelerinde 1 milyon 591 bin, Temyiz mahkemelerinde ise 473 bin olmak üzere, toplam 12 milyon 140 bin derdest dosya bulunmaktadır. 2023 yılında 12 milyon 517 bin dosyada, 2024 yılında 13 milyon 896 bin dosyada karar verilmiştir. Geçtiğimiz yıl devreden dosya sayısı da 11 milyon 478 bindir. Bu yılın ilk 10 ayında geçen yıla oranla yüzde 4 oranında karara bağlanan dosya sayısında artış olmuştur.""Yargı, bu karanlık yapılanmalara karşı sessiz kalmayacaktır"Suç çetelerinin toplumun huzurunu zehirlediğini ifade eden Tunç, "Uyuşturucu, şiddet ve yasa dışı kazanç kültürünü parlak bir yaşam imgesi gibi sunan bu yapılar, aslında milletimizin huzuruna, adaletin itibarına ve devletimizin bekasına yönelmiş birer tehdittir. Gençlerimizi kendi tuzaklarına çekmek, onları suçla tanıştırmak ve topluma karşı sorumsuz bir gelecek inşa etmek, bu yapıların esas hedefidir. Ancak şunu herkes bilmelidir ki; Yargı, bu karanlık yapılanmalara karşı sessiz kalmayacaktır. Aksine, hukukun bütün imkânlarıyla üzerine yürüyerek, suçun ve suçlunun karşısında duracak; adaletin erdemini ve kudretini her alanda gösterecektir. Gençlerimizi kandıran, toplumun huzurunu zehirleyen, devletimizin otoritesine meydan okuyan hiçbir yapılanma, Türk yargısının kararlı iradesi karşısında tutunamayacaktır" diye konuştu."Telefonlar üzerinden yapılan dolandırıcılık fiillerinde bir artış görüyoruz"Dolandırıcılık fiillerinde artış olduğunu söyleyen Tunç, "Son yıllarda özellikle bilişim sistemleri ve telefonlar üzerinden yapılan dolandırıcılık fiillerinde bir artış görüyoruz. Bu eylemler, yalnızca vatandaşımızın malına değil, devletin itibarı ve milletin güven duygusuna da saldırıdır. Hele ki hedef alınanlar yaşlılarımız, ömrünü alın teriyle geçirmiş büyüklerimizse, bu artık yalnızca bir suç değil, alçaklıktır. Bu tür eylemlere karşı devletin eli tereddütsüz şekilde inmeli, adalet gecikmeden tecelli etmelidir. Hiçbir dolandırıcının, hiçbir fırsatçının, hiçbir suistimalcini adaletin elinden kurtulmaması gerekir" dedi.Cumhuriyet savcıları soruşturma süreçlerinde; kolluğa verilen talimatları olayların mahiyetine uygun biçimde vermesi, fezlekelerin titizlikle incelenmesi ve her işlemin hukuk çerçevesinde yürütülmesi, adaletin itibarı açısından hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Tunç, bu hassasiyetin, yargının gücünü arttırdığını; yargı mensubunun duruşunu sağlamlaştırdığını ifade etti.Tunç konuşmasını noktalarken, fikirleriyle bu sürece yön veren tüm yargı mensuplarına teşekkürlerini iletti.
Bakan Tunç: "2002 yılında, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık"
08 Kasım 2025 Cumartesi - 12:00 Bakan Tunç: "2002 yılında, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık" ATGV Antalya Hakimevi’nde düzenlenen Yargı Teşkilatı Toplantısı’nda konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "2002 yılında ülke genelinde, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık. Hukuk eğitiminin niteliğini artırmak için attığımız adımlar da genç hukukçularımıza daha donanımlı bir gelecek hazırlamayı amaçlıyor" ifadelerine yer verdi. ATGV Antalya Hakimevi’nde Yargı Teşkilatı Toplantısı gerçekleştirildi. Düzenlenen programa Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Cumhuriyet Başsavcıları ve BAM Başkanları, Bölge İdare Mahkemesi (BİM) Başkanları, Cumhuriyet Başsavcıları, Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanları başta olmak üzere Hâkimler ve Savcılar Kurulu ile Bakanlık birimlerinden gelen toplam 424 kişi katıldı. Toplantıda Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Strateji (YRS) belgesinde belirlenen hedefler ele alındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Ocak’ta kamuoyu ile paylaşılan, hukukun üstünlüğünü esas alan, gecikmeyen ve öngörülebilir bir adalet sistemi vizyonuyla düzenlenen Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Stratejisiyle belirlenen hedefler değerlendirildi. Daha hızlı ve daha güvenilir adalet hizmeti sunmak için gerçekleştirilen toplantıda, katılımcılarla bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu ifade eden Bakan Tunç, hedefin Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı kılmak olduğunu vurguladı. "Bizim adaletimiz sadece kanunda değil, bir mazlumun sessizliğinde de yankılanır" Adaletin bir hukuk kuralı olmadığını, bir ahlakın, bir inancın, bir nizamın ifadesi olduğunu belirten Tunç, "Bizim için adalet, vicdanın sesiyle aklın rehberliğini birleştiren bir anlayıştır. Köklü devlet geleneğimizde ve irfanımızda adalet; devletin direği, toplumun vicdanı olarak tanımlanır. Bizim medeniyetimizde adalet anlayışı, aynı zamanda ilahi bir temele taşınmıştır. Batı, adaleti aklın terazisine koyarak, adaleti bireyin hakkını koruyan bir zırh olarak inşa ederken, bizim medeniyetimizde adalet, hem aklın hem inancın terazisinde yer bulmuş ve böylece adalet hem bireyin hem toplumun huzurunu koruyan bir mihenk taşı olarak kabul edilmiştir. Bizim adaletimiz sadece kanunda değil, yaşlı bir teyzenin duasında, bir çocuğun tebessümünde, bir mazlumun sessizliğinde de yankılanır" ifadelerinde bulundu. "Anayasanın vesayetçi ruhunu azaltmaya yönelik büyük reformlar hayata geçirilmiştir" Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Strateji Belgesi konusuna değinen Tunç, "Toplumlar geliştikçe, ticari uyuşmazlıklar çeşitlendikçe, teknoloji geliştikçe yeni suç tipleri doğdukça, nüfus, çevre, göç gibi yeni toplumsal sorunlar ortaya çıktıkça; amacı adaleti gerçekleştirmek olan hukukun bu amacı gerçekleştirmek için kullandığı araçlardan olan kanunlarda da yeni düzenlemeler, yeni değişiklikler kaçınılmaz olmaktadır. Bu kapsamda son 23 yılda mevzuatımızda bu ihtiyaçlara cevap verecek önemli adımlar atılmıştır. Temel kanunlarımızın tamamı yenilenmiş, yapılan anayasal reformlarla temel hak özgürlükler ve hak arama yolları gelişmiş, anayasanın vesayetçi ruhunu azaltmaya yönelik büyük reformlar hayata geçirilmiştir. Bu dönemde planlı bir yargı Reformu süreci yaşanmış, Yargı Reform Belgeleri kapsamında güven veren bir adalet sisteminin tesisi için çok sayıda yargı paketi meclisimiz tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir" dedi. "5 temel amaç doğrultusunda 264 yeni faaliyet belirledik" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Ocak’ta açıklanan ‘4. Yargı Reformu Stratejisi Belgesiyle birlikte yeni faaliyetler belirlediklerinden bahseden Tunç, "Bu kapsamda son olarak Cumhurbaşkanımız tarafından 23 Ocak’ta açıklanan ‘4. Yargı Reformu Stratejisi Belgesiyle Hukukun Üstünlüğünü Esas Alan, Gecikmeyen ve Öngörülebilir Bir Adalet’ sistemi vizyonuyla 5 temel amaç doğrultusunda 264 yeni faaliyet belirledik. Belgeyle, Kurumsal Yapının Güçlendirilmesi ve Süreçlerin Yeniden Yapılandırılması, İnsan Kaynakları Kapasitesinin Güçlendirilmesi, Ceza Adaleti Sisteminin Etkinliğinin Artırılması, Hukuk- İdari Yargı Süreçlerinin Etkinliğinin Artırılması, Adalete Erişimin Kolaylaştırılması başlıkları altında belirlediğimiz faaliyetleri ortaya koyduk. Yargı Reformları kapsamında adaletin hakkıyla tecellisi için başta insan kaynağı kapasitesinin güçlendirilmesi olmak üzere mevzuatın yenilenmesi ve fiziki imkanların artırılmasıyla ilgili olarak 3 temel alanı güçlendirmek için önemli reformlara imza attık. Geleceğin ihtiyaçlarını bugünden okuyabilmek; Toplumsal ihtiyaçları doğru analiz etmeyi, Paydaşlarla güçlü bir iş birliği yapmayı ve Uzun vadeli etkileri öngörmeyi gerektirir. Bu anlayışla; milletvekillerimizin yasa tekliflerine teknik destek olmak için, hukukçularımız, akademisyenlerimiz ve Adalet Bakanlığımızın değerli yöneticileriyle birlikte kapsamlı bir istişare süreci yürütüyoruz. 2024 yılı içerisinde yasalaşan; 8. Yargı Paketiyle kişi haklarını güçlendiren, hak arama özgürlüğünü genişleten, kanun yollarını sadeleştirip hukuki güvenliği artıran düzenlemeleri hayata geçirdik" diye devam etti. Tunç konuşmasına şöyle devam etti: "9. Yargı Paketiyle; adil yargılanma hakkını, arabuluculuk mekanizmalarını, avukatların mesleki haklarını ve vatandaşlarımızın mülkiyet güvencelerini daha da sağlamlaştırdık. Adli yardım sistemini hızlandırdık, istinaf ve temyiz süreçlerini sadeleştirdik. 10. Yargı Paketiyle; ceza adaletini sağlamak adına önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. Hastalar, yaşlılar, engelliler ve doğum yapmış kadınlar için özel infaz usulünden; Konutta infaz, hafta sonu veya geceleyin infaz gibi alternatif infaz usullerinin kapsamını genişletilmesine, Denetimli serbestlikten kaynaklanan cezasızlığın ortadan kaldırılmasından; Toplumun huzur ve sükûnunun bozan suçlarda caydırıcılığın artırılmasına başta olmak üzere birçok düzenlemeyi yürürlüğe koyduk. 11. Yargı Paketiyle, ceza adaletinin etkinliğini artırmaya yönelik ceza mevzuatında yapmayı planladığımız değişikliklerle toplumsal huzuru ve caydırıcılığı güçlendirmeyi, bilişim temelli dolandırıcılık suçlarıyla daha kararlı şekilde mücadele etmeyi amaçlıyoruz. 12. Yargı Paketiyle hukuk alanında düzenlemeler olacak böylece, hukuka güveni ve vatandaşın hak arama sürecinde etkinliğini birlikte yükseltiyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle sizlerden, uygulayıcılardan gelen talepleri dikkate alarak hazırladığımız Yargı Reformu Stratejisinde yer alan gecikmeyi önleyen, öngörülebilirliği sağlayan önemli düzenlemeleri hayata geçirmek için çalışmalara devam ediyoruz." "2025 yılı yatırım programında 58’i adliye toplam 116 inşaat projemiz yer alıyor" Yargı teşkilatının fiziki imkanlarını her geçen gün arttırdıklarından bahseden Tunç, "2002’de sadece 78 müstakil adliyemiz varken, bugün bu sayıyı 391’e yükselttik. 2025 yılı yatırım programında bir kısmı inşaat ihalesi bir kısmı etüt-proje olmak üzere 58’i adliye toplam 116 inşaat projemiz yer alıyor. 2026 Yılı Yatırım Programında, 59 adliye, 2 adli tıp binası, 27 ceza infaz kurumu, 3 personel eğitim merkezi ve 7 ilde toplam 822 dairelik kamu konutu binası yapılması için teklifte bulunduk. En son teknolojilere uyumlu olarak tasarladığımız adliye binalarında; UYAP, e-duruşma ve SEGBİS gibi dijital sistemleri daha etkin kullanılıyor, yargı süreçlerinin daha verimli, daha hızlı ve güvenli bir şekilde işlemesini sağlıyoruz. Önem verdiğimiz konulardan biri de adalet personeli için konut teminidir. 2002 yılında 6 bin 285 olan kamu konutu sayısını 15 bin 928’e çıkardık. Sadece son iki buçuk yılda Adalet Teşkilatımıza 5 bin 225 kamu konutu kazandırdık. Önümüzdeki süreçte yapım ihaleleri ve alımlarla birlikte adalet teşkilatının konut ihtiyacını bütünüyle tamamlamayı hedefliyoruz" dedi. "2002 yılında, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık" Adaletin tecellisi için asıl olanın insan unsuru olduğuna dikkat çeken Tunç, "Bu kapsamda gerek nitelik gerek nicelik açısından insan kaynağımızın kapasitesini yükselttik. 2002 yılında ülke genelinde, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık. Hukuk eğitiminin niteliğini artırmak için attığımız adımlar da genç hukukçularımıza daha donanımlı bir gelecek hazırlamayı amaçlıyor. Bu kapsamda; Başarı sıralamasını 190 binden 100 bine yükselttik. Kontenjanları 14 bin 164’ten 10 bin 300’e düşürdük. Hukuk Fakültelerinde ikinci öğretimi kaldırdık. Dikey geçiş sistemini sonlandırdık. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavını da önemsiyoruz" ifadelerine yer verdi. Yargının iş yükünü azaltmak için alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine de önem verdiklerini ifade eden Bakan Tunç, bu kapsamda ceza hukukunda uygulanan alternatif uyuşmazlık yöntemi olan uzlaştırma kurumuyla; 1 Ocak 2017 tarihinden bugüne kadar toplam 1 milyon 974 bin 813 dosyada uzlaşma sağlandığını vurguladı. Bilirkişilik sisteminin etkinliğini artırmak için, bilirkişilere eğitim verilmesinden performans ölçümüne kadar birçok alanda çalışmalara devam edildiğini ifade eden Tunç, bu kapsamda 3 Mayıs 2025 tarihinde yapılan düzenlemeyle bilirkişilik temel eğitimlerinin yalnızca Adalet Bakanlığı’nın izniyle; üniversiteler, Türkiye Adalet Akademisi ve kamu kurumu niteliğindeki meslek üst kuruluşları tarafından verilmesini sağladıklarını söyledi. Bakan Tunç konuşmasına şöyle devam etti: "Bu adım, bilirkişilerin daha nitelikli, tarafsız ve güvenilir biçimde görev yapmasına olanak tanıyacak, adaletin gecikmeden ve eksiksiz biçimde tecellisine önemli bir katkı sunacaktır. Bu kapsamda 114 bin 264 kişiye bilirkişilik temel eğitimi, 30 bin 497 kişiye bilirkişilik yenileme eğitimi verildi. Yargının iş yükü de nüfus artışı, ticaretin gelişmesi, yeni suç tiplerinin ortaya çıkması ve bilişim suçları gibi faktörlere dayalı olarak sürekli artmaktadır. Şu anda; Cumhuriyet başsavcılıklarında 6 milyon 116 bin, İlk derece mahkemelerinde 3 milyon 960 bin, İstinaf mahkemelerinde 1 milyon 591 bin, Temyiz mahkemelerinde ise 473 bin olmak üzere, toplam 12 milyon 140 bin derdest dosya bulunmaktadır. 2023 yılında 12 milyon 517 bin dosyada, 2024 yılında 13 milyon 896 bin dosyada karar verilmiştir. Geçtiğimiz yıl devreden dosya sayısı da 11 milyon 478 bindir. Bu yılın ilk 10 ayında geçen yıla oranla yüzde 4 oranında karara bağlanan dosya sayısında artış olmuştur." "Yargı, bu karanlık yapılanmalara karşı sessiz kalmayacaktır" Suç çetelerinin toplumun huzurunu zehirlediğini ifade eden Tunç, "Uyuşturucu, şiddet ve yasa dışı kazanç kültürünü parlak bir yaşam imgesi gibi sunan bu yapılar, aslında milletimizin huzuruna, adaletin itibarına ve devletimizin bekasına yönelmiş birer tehdittir. Gençlerimizi kendi tuzaklarına çekmek, onları suçla tanıştırmak ve topluma karşı sorumsuz bir gelecek inşa etmek, bu yapıların esas hedefidir. Ancak şunu herkes bilmelidir ki; Yargı, bu karanlık yapılanmalara karşı sessiz kalmayacaktır. Aksine, hukukun bütün imkânlarıyla üzerine yürüyerek, suçun ve suçlunun karşısında duracak; adaletin erdemini ve kudretini her alanda gösterecektir. Gençlerimizi kandıran, toplumun huzurunu zehirleyen, devletimizin otoritesine meydan okuyan hiçbir yapılanma, Türk yargısının kararlı iradesi karşısında tutunamayacaktır" diye konuştu. "Telefonlar üzerinden yapılan dolandırıcılık fiillerinde bir artış görüyoruz" Dolandırıcılık fiillerinde artış olduğunu söyleyen Tunç, "Son yıllarda özellikle bilişim sistemleri ve telefonlar üzerinden yapılan dolandırıcılık fiillerinde bir artış görüyoruz. Bu eylemler, yalnızca vatandaşımızın malına değil, devletin itibarı ve milletin güven duygusuna da saldırıdır. Hele ki hedef alınanlar yaşlılarımız, ömrünü alın teriyle geçirmiş büyüklerimizse, bu artık yalnızca bir suç değil, alçaklıktır. Bu tür eylemlere karşı devletin eli tereddütsüz şekilde inmeli, adalet gecikmeden tecelli etmelidir. Hiçbir dolandırıcının, hiçbir fırsatçının, hiçbir suistimalcinin adaletin elinden kurtulmaması gerekir" dedi. Cumhuriyet savcıları soruşturma süreçlerinde; kolluğa verilen talimatları olayların mahiyetine uygun biçimde vermesi, fezlekelerin titizlikle incelenmesi ve her işlemin hukuk çerçevesinde yürütülmesi, adaletin itibarı açısından hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Tunç, bu hassasiyetin, yargının gücünü arttırdığını; yargı mensubunun duruşunu sağlamlaştırdığını ifade etti. Tunç konuşmasını noktalarken, fikirleriyle bu sürece yön veren tüm yargı mensuplarına teşekkürlerini iletti.
Büyükşehir’den yeşil bayraklı parkta çevre ve çocuk hakları eğitimi
08 Kasım 2025 Cumartesi - 11:00 Büyükşehir’den yeşil bayraklı parkta çevre ve çocuk hakları eğitimi Antalya Büyükşehir Belediyesi, Kız Çocuklarına Destek Derneği iş birliğiyle Yeşil Bayrak sertifikası alan Atatürk Kültür Parkın’nda çocuklara rehberlik edecek, çevre haklarının çocuklara aşılanmasına öncülük edecek uygulayıcılar için 3 saatlik rehberlik eğitimi verildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Kız Çocuklarına Destek Derneği tarafından UNICEF iş birliğiyle "Antalya Çevre Hakları Rotaları" projesi yürütüyor. Proje kapsamında ilk etapta Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluk alanında bulunan ve çocukların yoğun olarak kullandığı parklar ve açık alanlar için hazırlanan çevre ve çocuk hakları odaklı eğitim rotaları için iş birliği yaptı. Parkların uluslararası standartlara uygunluğunu belgeleyen dünyaca prestijli Yeşil Bayrak sertifikasını alan Atatürk Kültür Parkı’nın daha iyi tanıtılması, şehir merkezlerinde yer alan parkların birer öğrenme alanı, spor alanı ve yürüyüş alanı olarak da bilinirliğinin sağlanması planlanıyor. Yapılan iş birliğiyle Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Dairesi, Park ve Bahçeler Dairesi ile ortak çalışma yapılarak yeşil bayrak alan Atatürk Kültür Parkı’nda ve diğer parklarda çocuk hakları odaklı eğitimlerin arttırılması sağlanacak. Uygulayıcılar için rehberlik eğitimi Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin de destek verdiği proje Antalya’da beş farklı çocuk hakları rotası hedefleniyor. Oluşturulan rotalar sadece yürüyüş ve doğa gözlemleri değil; çevre ve çocuk haklarının birlikte tartışılabileceği, öğrenilebileceği ve savunulabileceği uygulamalı bir eğitim ortamı haline getirilecek. Oluşturulan 5 rotadan biri olan Yeşil bayrak ödüllü Atatürk Kültür Parkı’nda çocuklara rehberlik edecek, çevre haklarının çocuklara aşılanmasına öncülük edecek uygulayıcılar için 3 saatlik rehberlik eğitimi verildi. "Şehir bir öğrenme ortamına dönüşüyor" Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik Hizmetleri Şube Müdürü Hayat Ekici Gürkan, proje ile çocuklarda orman ekosistemi, afetlere hazırlık, su kaynaklarının korunması ve iklim değişikliği gibi konularda farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını belirterek, "Çocuk hakları temelinde hazırlanan bu rotalar sayesinde şehrimiz aynı zamanda açık hava öğrenme ve spor ortamına dönüşüyor" ifadelerini kullandı. "Parklar öğrenme alanına dönüşüyor" Kız Çocuklarına Destek Derneği üyesi Özlem Ezgin, UNICEF desteğiyle yürütülen projenin yaygınlaşmasını hedeflediklerini vurgulayarak "Antalya çevre hakları ve biyoçeşitlilik açısından çok güçlü bir şehir. Bu rotalarla parkları sadece oyun alanı olmaktan çıkarıp, çocuk hakları ve çevre bilincinin konuşulduğu öğrenme alanlarına dönüştürüyoruz. Atatürk Kültür Parkı’nda belirlediğimiz duraklarda belediye personelinin bu uygulamaları çocuklarla yaygınlaştırmasını hedefliyoruz" dedi.
Öykünün en iyileri belli oldu
08 Kasım 2025 Cumartesi - 10:14 Öykünün en iyileri belli oldu Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin, 21-23 Kasım tarihlerinde 10’uncusunu düzenleyeceği 10. Antalya Edebiyat Günleri kapsamında, Türk edebiyatının en canlı alanlarından biri olan öykü dalında verilen ödüllerin bu yılki sahipleri açıklandı. Bu yılki ödülleri belirleyen Seçici Kurul’da Ayşen Işık, Gülay Kaplan, İbrahim Karaoğlu, Özcan Karabulut ve Şenay Eroğlu Aksoy yer aldı. Kurul, ‘En İyi Öykü Kitabı’ ödülünü bu yıl iki isme paylaştırdı. Cabir Özyıldız, Dünyanın Bütün Karıncaları isimli kitabıyla Özlem Dikeçligil ise Karanlığın İcadı’yla Antalya Edebiyat Günleri’nin 10’uncu yılında ödülün sahibi oldu. Özyıldız, kitabında ülke coğrafyasından Ortadoğu’ya uzanan geniş bir hattı ele alırken şiddet, yoksulluk ve gelenek baskısı altında ezilen insanların trajedisini kendine özgü, güçlü bir anlatım diliyle işlediği ve okuru bu deneyimin etkin bir öznesi haline getirdiği için ödüle değer görüldü. Dikeçligil ise özgün bakış açısı ve ayrıntılardan ördüğü çarpıcı atmosferle okuru içine çeken etkisi uzun süre hissedilen sarsıcı bir öykü dünyası kurmayı başardığı için aynı ödülün sahibi oldu. En İyi İlk Öykü Kitabı Ödülü ise Kağıttan Kaplan ile Ceyhan Usanmaz’a verildi. Seçici Kurul, yazma-yazamama meselesini merkezine alarak okuru kurmacanın sınır tanımaz alanına davet eden, edebiyatın içsel evrenine taze ve cesur bir bakış sunmayı başardığı için ödüle layık buldu. Ödüller, 21 Kasım Cuma saat 20.00’de Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde düzenlenecek törenle sahiplerine takdim edilecek. Ayrıca, bu yılın ödül alanları 22 Kasım Cumartesi, Erdal İnönü Kent Parkı’nda saat 14.00-15.30 arasında Tuncer Çetinkaya moderatörlüğünde edebiyatseverlerle bir araya gelecek.
Güngör: "Turizm işletme belgesi harçlarındaki artış küçük işletmeler için ciddi mali yük getirecektir"
07 Kasım 2025 Cuma - 18:47 Güngör: "Turizm işletme belgesi harçlarındaki artış küçük işletmeler için ciddi mali yük getirecektir" Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) Başkanı Seydi Tahsin Güngör, TBMM gündeminde yer alan vergi kanunu teklifinde turizm işletme belgelerine yıllık harç getirilmesini öngören düzenlemenin özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için ağır bir mali yük oluşturacağını söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündeminde bulunan "Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin turizm işletme belgesi harçlarının ciddi oranda artırılmasına yönelik hükümler içerdiğini söyleyen MATSO Başkanı Seydi Tahsin Güngör, düzenlemenin özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeleri olumsuz etkileyeceğini belirtti. Güngör, "Teklifte yer alan turizm işletme belgesi harçlarının önemli ölçüde artırılması, işletmelerimizin giderlerini ciddi şekilde yükseltecektir. Bu durum, özellikle küçük ve orta ölçekli turizm işletmeleri açısından yüksek maliyet anlamına gelmektedir. Sektörümüz zaten artan enerji, personel ve girdi maliyetleriyle mücadele ederken, yeni bir yıllık harç uygulaması bu yükü daha da ağırlaştıracaktır" dedi. "Yıllık 367 bin TL ilave maliyet" Daha önceden bir kez turizm işletme belgesi harcının artık her yıl alınmasının planlandığını belirten Güngör, "Özellikle küçük ve orta ölçekli, aile işletmesi niteliğindeki tesisler için son derece olumsuz bir gelişmeden söz ediyoruz. Daha önce yalnızca bir kez ödenen turizm işletme belgesi harcının artık her yıl alınması planlanıyor. Bu da en küçük işletmeler için dahi yılda yaklaşık 367 bin TL ilave yıllık maliyet anlamına geliyor. Alınacak kararların sektörü daha fazla destekleyen ve sürdürülebilirliği güçlendiren nitelikte olması büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. "Sektör temsilcilerinin görüşleri alınmalı" Güngör, "Turizm, istihdama ve döviz gelirine doğrudan katkı sağlayan stratejik bir sektördür. Bu nedenle yeni düzenlemeler yapılırken sektör temsilcilerinin görüşleri mutlaka dikkate alınmalı, işletmelerimizin rekabet gücünü zayıflatacak uygulamalardan kaçınılmalıdır. Turizm bölgelerinde sürdürülebilir işletmeciliği destekleyen politikalar öncelikli olmalıdır. Turizm gelir getirir, ancak maliyetlerin aşırı arttığı bir ortamda bu gelir sürdürülebilir olmaz. Bizler sektörün sorunlarını yakından biliyoruz ve çözüm için elimizden geleni yapıyoruz. Bu tür ek maliyetler, özellikle küçük işletmelerimizin dayanma gücünü olumsuz etkiler" ifadelerini kullandı.