Yerel Haberler
Antalya
Muratpaşa Belediyesi bayrama hazır 19 Mart 2026 Perşembe - 12:08:25 Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin sosyal tesisleri, Ramazan Bayramı’nın ilk günü kapalı olacak. Açık hava çocuk oyun dünyası Teneffüs Park ile belediyeye ait kafe ve restoranlar bayramın ikinci gününden itibaren yeniden misafirlerini ağırlamaya başlayacak. Muratpaşa Belediyesi’nin kent parklarında yer alan sosyal tesisler, bayramın ilk günü hizmet vermeyecek. Ziya Gökalp Kent Parkı’ndaki Deniz Yüzü Kafe ile Erdal İnönü Kent Parkı’nda bulunan Antalya Lokantası, Dağ Yakası ve Kültür Kafe, bayramın ikinci gününden itibaren 08.00-22.00 saatleri arasında açık olacak. Belediyenin açık hava çocuk oyun alanı Teneffüs Park da bayramın ilk günü kapalı olacak. Park, bayramın ikinci ve üçüncü günlerinde 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Falez sahil bandında yer alan Engelsiz Kafe de bayramın ilk günü kapalı olacak. Kafe, bayramın ikinci ve üçüncü günlerinde 08.30-22.00 saatleri arasında hizmet vermeye devam edecek. Öte yandan, Ramazan Bayramı dolayısıyla belediyenin ana hizmet binası yanında bulunan Atatürk Kent Meydanı’nda kurulan Ramazan Çarşısı, bayram boyunca 11.00-22.00 saatleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak. Nöbetçi ekipler görev başında Muratpaşa Belediyesi’nin 444 80 07 numaralı Turunç Masa çağrı merkezi, bayram süresince de kent sakinlerinin dilek, öneri ve şikayetlerini almak üzere 7/24 kesintisiz hizmet vermeye devam edecek. Ayrıca Fen İşleri, Temizlik İşleri ve Sağlık Hizmetleri müdürlüklerinde görevli nöbetçi ekipler, hizmetlerin aksamaması için bayram boyunca görev başında olacak. Evde bakım ve veterinerlik hizmetlerinde de nöbetçi ekipler çalışmalarını sürdürecek. Muratpaşa Belediyesi, bayramda kültür-sanatla ilgilenmek isteyenler için de alternatif sunuyor. Belediyenin kültür-sanat dergisi AntSanat, "Çizgi Romanı Sanat Yapanlar" başlıklı 22’nci sayısıyla okurlarla buluşuyor. Derginin tüm sayılarına ve güncel içeriklerine antsanat.net adresinden erişilebiliyor.
19 Mart 2026 Perşembe - 10:59 Antalya’da kadavradan organ bağışı emekli öğretmene çifte bayram yaşattı Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde kadavradan böbrek nakli yapılan emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıl süren bekleyişin ardından sağlığına kavuştu. Yeğenoğlu, "Bu Allah’ın bir lütfu. Herkese organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum" sözleriyle yaşadığı mutluluğu paylaştı. Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde yaşayan 67 yaşındaki emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıldır mücadele ettiği böbrek yetmezliği hastalığından, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi’nde gerçekleştirilen nakil ile kurtuldu. Yaklaşık 9 yıldır organ nakli bekleme listesinde bulunan Yeğenoğlu’na, Ramazan Bayramı öncesinde uygun kadavradan böbrek bulundu. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuşan Yeğenoğlu, Ramazan Bayramı öncesi gelen nakille bayram sevincini ikiye katladı. "10 yıldır nakil bekliyordum" Organ nakli sürecini paylaşan emekli öğretmen Muharrem Yeğenoğlu, "Kadavradan nakil oldum ve şu anda taburcu oldum. Sıhhat sağlığım iyi. Bu sıhhat sağlığımın iyiliğinde emeği geçen bütün hocalarıma teşekkür ediyorum. Ben 10 yıldır nakil bekliyordum, diyalize giriyordum, diyaliz kolay bir şey değil. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniyim. Şimdi, ben önce böbreğini bana veren kardeşimin ahirete intikal ettiğini biliyorum. O aileye büyük bir sabır diliyorum. İnşallah böbreğini veren kardeşim de ahirette bunun sevabını bol bol alacak inşallah. Çünkü bir cana can kattı. Hayatta en güzel şey bu" dedi. "Organ nakli caiz" Organ naklinin caiz olduğunun altını çizen Yeğenoğlu, "Organ nakli yapılıyor, caiz. Çünkü insan vefat ettiği zaman ruh Allah’a gidiyor. Beden çürüyor toprakta. Onun için insanlarımız biraz korku içerisindeler. Hiç korkuya gerek yok. Rahat rahat organlarını bağışlayabilirler. Vatandaş zannediyor ki organlarımı ölmeden alıyorlar. Hayır, öyle bir şey yok. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra bütün doktorlarımız bunun üzerinde duruyorlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra artık organ nakli yapılıyor. Kadavra bu şekilde yapılıyor. Onun için korkuya gerek yok" diye konuştu. "Yeniden doğdum" Nakil sonrası adeta yeniden doğduğuna vurgu yapan Yeğenoğlu, "Bir cana can katmak kadar hayatta en sevimli olan nedir ki acaba? Değil mi? Bir insana en büyük iyiliklerin iyiliği yani. Ben bundan dolayı kardeşlerime, ülkemizdeki bütün vatandaşlara hiç çekinmeden, rahatlıkla diğer bir sıkıntıda olan kardeşlerine yardım edebilmeleri için organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü biz 10 yıldır böbrek bekliyorduk. Şimdi ben yeniden doğdum. Yeniden bir hayata kavuştum. Dünyada en büyük iyilik bu. Çekinmeden kardeşlerimiz rahatlıkla organ nakli yapabilirler. Zaten hocalarımız bunu televizyonlarda anlatıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinde, vaazlarında organ bağışının caiz olduğunu ve iyi bir şey olduğunu, cana can kattığını, yeniden bir hayata kavuşturduklarını kürsülerde söylüyorlar. Vatandaşımızı bilgilendirmeye çalışıyorlar" dedi. "Yaşantım sınırlıydı" Organ nakli öncesinde yaşantısının sınırlı olduğunu söyleyen Yeğenoğlu, "Yaşantımız sınırlıydı. Ama şimdi biraz daha rahatlayacağız. Çok diyet yapıyordum, yemem içmem azdı. Tuzsuz yiyorduk. Şimdi daha rahat hareket edeceğim. İnsanlarla daha iyi bir diyalog kuracağım. İç içe olacağız. Bu şekilde dediğim gibi ikinci bir hayatım olmaya başladı. Çok memnunum, çok huzurluyum. Allah razı olsun hepinizden" şeklinde konuştu. "Büyük bir bayram hediyesi oldu" Bağışlanan böbreğin kendisi için büyük bir bayram hediyesi olduğuna değinen Yeğenoğlu, "Ben diyorum ki bu Allah’ın bir lütfu. Allah’ın bana verdiği bir lütuf, bereket. Onun için bütün kardeşlerime organ naklinde bulunmalarını tavsiye ediyorum. Bundan büyük mutluluk olmaz diyorum. Korkmasınlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra hocalarımız karar veriyor. Öyle halkın anlattığı efsanelere bakmayalım. Gerçekten bu benim için büyük bir bayram hediyesi oldu. Şimdi böbreği bana nasip olan kardeşimi bilmiyorum, görmedim, tanımadım ama bana bir hayat verdi. Bundan daha büyük sevap olur mu? Onun için insanlarımız dünyada sevap kazanmak istiyorsa, kendisinden sonraki insanlara faydalı olmak ve onun da sevabını kazanmak istiyorlarsa lütfen organlarını bağışlasınlar" ifadelerini kullandı. (BLT-BA-SM-
Kalp uzmanından "enerji içeceği" uyarısı: "Onun yerine yeşil çay ve Türk kahvesi tüketin"
03 Kasım 2025 Pazartesi - 12:08 Kalp uzmanından "enerji içeceği" uyarısı: "Onun yerine yeşil çay ve Türk kahvesi tüketin" Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Emre Altekin, enerji içeceklerinin geçici enerji hissi verse de kalp ve damar sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığını belirterek, "Enerji içecekleri kalp ritim bozukluklarından ani ölümlere kadar birçok olumsuz etki oluşturabiliyor" dedi. Altekin, kalbinde rahatsızlık öyküsü bulunmayanların enerji içeceği yerine yeşil çay ve Türk kahvesi içip aynı enerjiyi sağlayabileceğine dikkat çekti. Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Emre Altekin, enerji içeceklerinin kalp sağlığı açısından etkilerini değerlendirdi. Enerji içeceklerinin zihinsel ve fiziksel aktivitelerde kısa süreli artış sağladığını, ancak içeriğindeki kafein, taurin ve yüksek miktarda glikozun uzun vadede kalp-damar sistemini olumsuz etkilediğini vurgulayan Altekin, "Bu içeceklerdeki kafein oranı, genç ve yetişkin bireylerde önerilen miktarın yaklaşık 5-6 katına kadar çıkabiliyor. Bu da kalp hızını artırarak aritmiye, tansiyon yükselmesine ve ani ölümlere yol açabiliyor" diye konuştu. "Kalp krizi riskini artırıyor" Enerji içeceklerinin damar kasılmasına neden olarak kan basıncını ani şekilde yükselttiğini belirten Altekin, "Bu durum kalp krizi ve aort damarında yırtılma gibi ölümcül sonuçlara neden olabilir" dedi. Tatlandırıcıların da kalp sağlığı açısından tehlikeli olduğuna değinen Altekin, enerji içeceklerinde kullanılan şeker miktarının normal çay şekerine göre 15-20 kat fazla olduğunu, kan şekerinde yüzde 20’den fazla artışa yol açabileceğini söyledi. Uzun süreli kullanımda ise obezite ve diyabet riskinin arttığını vurgulayan Altekin, bunun da kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırladığını ifade etti. "Alkolle birlikte tüketmek tehlikeyi katlıyor" Enerji içeceklerinin özellikle gençler arasında alkolle birlikte sıkça tüketildiğini belirten Altekin, "Alkol yatıştırıcı bir etki yaparken enerji içeceği bunu bastırır. Kişi alkolün etkisini hissetmediğini düşünerek daha fazla tüketir ve bu durum riski daha da artırır" dedi. "Kalp krizi belirtilerine dikkat edilmeli" Kalp krizi belirtilerine ilişkin de bilgi veren Altekin, "Göğüste veya sırtta herhangi bir yerde bu ağrı olabilir. Ağrı tek bir noktasal tarzda değil, göğüste yaygın bir şekilde olabilir. Yanma tarzında, baskı tarzında özellikle sol kolun iç kısmına ve parmaklara kadar uzayan bir ağrı olabilir. Ağrı birden gelip 15-20 dakika çok şiddetli olabileceği gibi aralıklarla 5-10 dakikalık sürelerle de gelip geçici şekilde olabiliyor. Dolayısıyla ağrının burada karakteri çok önemli. Göğüste yaygın, baskı yanma şeklinde bir ağrı varsa ve bu ağrı beş on dakika aralarla geliyorsa önemli. Çok uzun sürmemesi hastalarımızı bu konuda rahatlatmasın. Bu tür şiddetli bir yaygın bir ağrı da, ağrı süresi kısa süreli olsa bile en yakın sağlık kuruluşuna başvurmasında fayda var" dedi. "Enerji içeceği yerine yeşil çay ve Türk kahvesi" Prof. Dr. Altekin, enerji içecekleri yerine doğal yollarla enerji kazanmanın önemine değinerek şu önerilerde bulundu: "Hiçbir zaman enerji almak için dışarıdan bizim ek takviye kimyasal ürünlere ihtiyacımız yok. Biz kendi yaşam tarzımızı düzelterek, uykumuza dikkat ederek, gıda alışkanlığımız olarak bunu sağlayabiliriz. Dolayısıyla sağlıklı yaşam, sağlıklı gıda ve sağlıklı bir zihin yapısı her türlü enerji içeceğinden çok daha iyidir. Enerji içeceklerinin içindeki taurin için, doğada buna benzer en etkili ürünlerden biri yeşil çay. Yeşil çay kullanabilirler. Örneğin yine bir spora çıkmadan önce takviye ürünü olarak bir yüksek dozda kafein veya taurin içeren içecekler yerine bir fincan Türk kahvesi içip 20-25 dakika sonra koşmaya çıkılabilir." "Yüksek kan basıncı ve çarpıntısı olanlar dikkatli kullanmalı" Altekin, yeşil çay ve Türk kahvesinin, yüksek kan basıncı hikayesi ve sık sık çarpıntı atağı olanlarda, bu doğal ürünlerin kimyasal ürünler kadar riskli olmasa da dikkatli kullanılması önemli olduğunun altını çizdi.
Kalp uzmanından ‘enerji içeceği’ uyarısı: "Onun yerine yeşil çay ve Türk kahvesi tüketin"
03 Kasım 2025 Pazartesi - 11:57 Kalp uzmanından ‘enerji içeceği’ uyarısı: "Onun yerine yeşil çay ve Türk kahvesi tüketin" Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Emre Altekin, enerji içeceklerinin geçici enerji hissi verse de kalp ve damar sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığını belirterek, "Enerji içecekleri kalp ritim bozukluklarından ani ölümlere kadar birçok olumsuz etki oluşturabiliyor" dedi. Altekin, kalbinde rahatsızlık öyküsü bulunmayanların enerji içeceği yerine yeşil çay ve Türk kahvesi içip aynı enerjiyi sağlayabileceğine dikkat çekti. Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Emre Altekin, enerji içeceklerinin kalp sağlığı açısından etkilerini değerlendirdi. Enerji içeceklerinin zihinsel ve fiziksel aktivitelerde kısa süreli artış sağladığını, ancak içeriğindeki kafein, taurin ve yüksek miktarda glikozun uzun vadede kalp-damar sistemini olumsuz etkilediğini vurgulayan Altekin, "Bu içeceklerdeki kafein oranı, genç ve yetişkin bireylerde önerilen miktarın yaklaşık 5-6 katına kadar çıkabiliyor. Bu da kalp hızını artırarak aritmiye, tansiyon yükselmesine ve ani ölümlere yol açabiliyor" diye konuştu. "Kalp krizi riskini artırıyor" Enerji içeceklerinin damar kasılmasına neden olarak kan basıncını ani şekilde yükselttiğini belirten Altekin, "Bu durum kalp krizi ve aort damarında yırtılma gibi ölümcül sonuçlara neden olabilir" dedi. Tatlandırıcıların da kalp sağlığı açısından tehlikeli olduğuna değinen Altekin, enerji içeceklerinde kullanılan şeker miktarının normal çay şekerine göre 15-20 kat fazla olduğunu, kan şekerinde yüzde 20’den fazla artışa yol açabileceğini söyledi. Uzun süreli kullanımda ise obezite ve diyabet riskinin arttığını vurgulayan Altekin, bunun da kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırladığını ifade etti. "Alkolle birlikte tüketmek tehlikeyi katlıyor" Enerji içeceklerinin özellikle gençler arasında alkolle birlikte sıkça tüketildiğini belirten Altekin, "Alkol yatıştırıcı bir etki yaparken enerji içeceği bunu bastırır. Kişi alkolün etkisini hissetmediğini düşünerek daha fazla tüketir ve bu durum riski daha da artırır" dedi. "Kalp krizi belirtilerine dikkat edilmeli" Kalp krizi belirtilerine ilişkin de bilgi veren Altekin, "Göğüste veya sırtta herhangi bir yerde bu ağrı olabilir. Ağrı tek bir noktasal tarzda değil, göğüste yaygın bir şekilde olabilir. Yanma tarzında, baskı tarzında özellikle sol kolun iç kısmına ve parmaklara kadar uzayan bir ağrı olabilir. Ağrı birden gelip 15-20 dakika çok şiddetli olabileceği gibi aralıklarla 5-10 dakikalık sürelerle de gelip geçici şekilde olabiliyor. Dolayısıyla ağrının burada karakteri çok önemli. Göğüste yaygın, baskı yanma şeklinde bir ağrı varsa ve bu ağrı beş on dakika aralarla geliyorsa önemli. Çok uzun sürmemesi hastalarımızı bu konuda rahatlatmasın. Bu tür şiddetli bir yaygın bir ağrı da, ağrı süresi kısa süreli olsa bile en yakın sağlık kuruluşuna başvurmasında fayda var" dedi. "Enerji içeceği yerine yeşil çay ve Türk kahvesi" Prof. Dr. Altekin, enerji içecekleri yerine doğal yollarla enerji kazanmanın önemine değinerek şu önerilerde bulundu: "Hiçbir zaman enerji almak için dışarıdan bizim ek takviye kimyasal ürünlere ihtiyacımız yok. Biz kendi yaşam tarzımızı düzelterek, uykumuza dikkat ederek, gıda alışkanlığımız olarak bunu sağlayabiliriz. Dolayısıyla sağlıklı yaşam, sağlıklı gıda ve sağlıklı bir zihin yapısı her türlü enerji içeceğinden çok daha iyidir. Enerji içeceklerinin içindeki taurin için, doğada buna benzer en etkili ürünlerden biri yeşil çay. Yeşil çay kullanabilirler. Örneğin yine bir spora çıkmadan önce takviye ürünü olarak bir yüksek dozda kafein veya taurin içeren içecekler yerine bir fincan Türk kahvesi içip 20-25 dakika sonra koşmaya çıkılabilir" "Yüksek kan basıncı ve çarpıntısı olanlar dikkatli kullanmalı" Altekin, yeşil çay ve Türk kahvesinin, yüksek kan basıncı hikayesi ve sık sık çarpıntı atağı olanlarda, bu doğal ürünlerin kimyasal ürünler kadar riskli olmasa da dikkatli kullanılması önemli olduğunun altını çizdi.
HAK-İş ve Hizmet-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan: "Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı demokratik hale dönüştürülmelidir"
02 Kasım 2025 Pazar - 15:03 HAK-İş ve Hizmet-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan: "Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı demokratik hale dönüştürülmelidir" HAK-İş ve Hizmet-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, aralık ayında Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplanıp yeni asgari ücreti belirleyeceğini belirterek, 8 milyondan fazla çalışanı ilgilendiren asgari ücretin Türkiye’nin en büyük toplu sözleşmesi olduğunu söyledi. Arslan, "Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının demokratik hale dönüştürülmesi çabamızı bugüne kadar sürdürdük. Ve hep şunu söyledik; bu yapıdan sağlıklı bir asgari ücret çıkaramayız" dedi. HAK-İŞ Konfederasyonu’nun 50. Kuruluş Yıldönümü etkinlikleri kapsamında, HAK-İŞ Konfederasyonuna bağlı Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası (Hizmet İş) Genişletilmiş Başkanlar Kurulu toplantısı Antalya’nın Manavgat ilçesinde yoğun bir katılımla başladı. Genel Başkan Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in 50. Kuruluş Yıldönümünün bir yıl boyunca anlamlı etkinliklerle sürdürüleceğini belirterek, HAK-İŞ’in Kuruluş Yıldönümü çalışmaları hakkında bilgi verdi. Arslan, HAK-İŞ olarak 7 Ekim’de alanında ünlü ressamların katılımı ile "Bütün Renkler Gazze’ye" resim sergisi bağış kampanyası düzenlendiğini ve serginin tüm gelirinin Filistin’e ulaştırılmak üzere bağış yapıldığını ifade etti. 16 Ekim tarihinde Nijer’de HAK-İŞ ve Türk Kızılay İşbirliğiyle "HAK-İŞ 50. Yıl Su Kuyusu" açılışının gerçekleştirildiğini belirten Arslan, 21 Ekim tarihinde HAK-İŞ Eski Başkanları, Eski Yöneticileri ve Kurucuları ile bir vefa toplantısı gerçekleştirilerek istişarelerde bulunulduğunu, ifade etti. Genel Başkan Mahmut Arslan, 22 ülkeden 23 konfederasyonu temsilen toplam 45 uluslararası sendikal temsilcinin katılımı ve "Uluslararası Sendikal Hareket Filistin’in Yanında" temasıyla 21 Ekim tarihinde Uluslararası Sendikacı Liderler Filistin Özel Gündemiyle toplandığını ve Ankara Deklarasyonunun imzalandığını vurgulayarak Filistin’de yaşanan soykırıma dikkat çekildiğini ifade etti. "Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı demokratik hale dönüştürülmelidir" Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısına en başından beri itiraz ettiklerini belirten Mahmut Arslan, "Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının demokratik hale dönüştürülmesi çabamızı bugüne kadar sürdürdük. Ve hep şunu söyledik; bu Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısından sağlıklı bir asgari ücret çıkaramayız. Gerek asgari ücret komisyonun yapısı, gerekse bağımsız ancak herkesin üzerinde mutabık kaldığı kriterlerin olmaması, gerekse Türkiye gerçeklerinden uzak bir kısım verilerin sadece TÜİK tarafından önümüze konulması temsil konusundaki yetersizliği ve uluslararası alandaki değişime rağmen Türkiye’nin 1970’li yıllardan kalan bu mevzuatının halen devam etmiş olmasına hep itiraz ettik. Bir an önce Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının konfederasyonların talepleri doğrultusunda yeniden oluşturulması gerekir. Bir kanun değişikliğine ve komisyonun yapısıyla ilgili yönetmelik değişikliklerine ihtiyaç var. Parlamentoda bunu hızlı bir şekilde gerçekleştirip, yeni asgari ücreti yeni komisyonla gerçekleştirme konusunda HAK İŞ üzerine düşen sorumluluğu yapmıştır" dedi. "Sendikal örgütlülüğün önündeki engeller kaldırılmalı" Türkiye’den sendikal örgütlülüğün önündeki engellerin kaldırılması amacıyla hükümet tarafından bir çalışma başlatıldığını ve kendilerinin bunu önemsediğini belirten Arslan, "Uzun zaman sonra ilk kez hükümetimiz ve bakanlığımız sendikal örgütlülüğün önündeki engellerin kaldırılması konusunda Üçlü Danışma Kurulu’nda bir gündem oluşturdu. Bu son derece faydalı ve bizim için son derece önemliydi. Çünkü sendikal hareket ne yazık ki güç kaybediyor, hem dünyada hem de ülkemizde. Yüzde 15’lerin altına inme eğrisiyle karşı karşıyayız. Zaten yüzde 15’lik temsil konusunda bir kriz var. Çalışanların sadece yüzde 15’ini temsil eden sendikal hareket zayıflamaya devam ediyor. Bütün düzenlemelere rağmen bu durum hükümetimizi de harekete geçirdi. Bize göre sendikal örgütlülüğün önündeki en önemli engel ne yazık ki, iş güvencesidir. Türkiye’de gerçek anlamda bir iş güvencesinin olmaması, işe iade mekanizmalarının son derece dolambaçlı, işe iade kararlarının hemen hemen tamamının uygulanmamasından kaynaklı bir iş güvencesi sorunumuz var" diye konuştu. HAK-İŞ Genişletilmiş Başkanlar Kurulu, Genel Başkan Mahmut Arslan’ın başkanlığında, Genel Başkan Yardımcıları Yunus Değirmenci, Devlet Sert, Mehmet Ali Kayabaşı ve Genel Sekreter Eda Akbulut, Genel Sekreter Yardımcıları Fatma Zengin ve Hamdi Abdullah Koçoğlu, sendikaların genel başkanları ve Genişletilmiş Başkanlar Kurulu üyeleri ve daimi komite başkanlarının katılımı ile gerçekleştiriliyor.
5.Uluslararası Antalya Mimarlık Bienali 3-9 Kasım’da Kepez’de yapılacak
02 Kasım 2025 Pazar - 11:47 5.Uluslararası Antalya Mimarlık Bienali 3-9 Kasım’da Kepez’de yapılacak Türkiye’nin ilk ve tek uluslararası mimarlık bienali olma özelliğini taşıyan "Antalya Mimarlık Bienali"nin beşincisi, bu yıl Kepez Belediyesi ev sahipliğinde 3-9 Kasım tarihleri arasında Pil Fabrikası yerleşkesi ve Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde düzenlenecek. Mimarlar Odası Antalya Şubesi tarafından iki yılda bir düzenlenen Uluslararası Antalya Mimarlık Bienali (IABA), sekiz yıl aradan sonra yeniden kente dönüyor. Türkiye’nin ilk ve tek uluslararası mimarlık bienali olma özelliğini taşıyan etkinlik, 3-9 Kasım 2025 tarihleri arasında "ARADA / In-Between" temasıyla beşinci kez düzenlenecek. Kepez Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Bienal, Prof. Dr. C. Abdi Güzer başkanlığında, Prof. Dr. Lale Özgenel ve Hazal Türkyılmaz küratörlüğünde; Pil Fabrikası Yerleşkesi ve Mimar Sinan Kongre Merkezi olmak üzere iki merkezde eşzamanlı olarak hayata geçirilecek. 2025 buluşması 4.5 başlığı ile 2011’de Kesişmeler temasıyla başladığı yolculuğunu Şablon (2013), Geleceği Düşünmek (2015) ve Süreklilik (2017) temalarıyla sürdürdü. 2019’da planlanan 5. Bienal, COVID-19 pandemisi nedeniyle ertelendi. Bu kesintinin ardından 2025 buluşması, "4.5" başlığıyla, hem bu aralığı hem de olağana dönüş sürecini simgeliyor. "4.5", küresel belirsizliklerin ortasında yeniden düşünmeyi, yeniden üretmeyi ve yeniden başlamayı temsil ediyor. Yeni dünya düzeninde mimarlık ve kent Değişen dünya düzeni, mimarlığın ve kentin doğasını dönüştürüyor. Teknolojik gelişmeler, çevresel krizler, dijitalleşme, göç ve kimlik gibi olgular, mekânın anlamını ve sınırlarını yeniden tanımlıyor. "Arada" olmak; yerel ile küresel, gelenek ile yenilik, fiziksel ile dijital, doğal ile yapılı çevre arasındaki akışkan sınırların tam ortasında bir konumlanmayı ifade ediyor. IABA 4.5, bu aradalığı bir fikir alanına dönüştürerek mimarlık ve kent üzerine yeni düşünme biçimlerini, eleştirel yaklaşımları ve üretimleri görünür kılmayı amaçlıyor. Disiplinler arası bir buluşma Bienal; mimarları, plancılarını, sanatçıları, akademisyenleri, öğrencileri, yerel yönetimleri ve kentlileri aynı çatı altında buluşturacak. Sergiler, paneller, atölye çalışmaları, sunumlar, mimar ve sanatçı turları, öğrenci etkinlikleri, deneysel çalışmalar, açık çağrı seçkileri ve kent yürüyüşleriyle Antalya, bir hafta boyunca disiplinler arası bir diyalog alanına dönüşecek. Katılımcılar, bugünün dünyasında "arada" olma hâlini tartışarak, mimarlığın geleceğine dair yeni bakış açıları geliştirecekler. Geçmişle gelecek arasındaki sahne Bienalin ana merkezi olan Pil Fabrikası Yerleşkesi, endüstri mirasının yeniden işlevlendirilmesiyle geçmişle geleceği buluşturan özgün bir mekâna dönüşecek. Ana serginin yanı sıra, yan sergiler, açık çağrı seçkileri ve deneysel mimarlık üretimleri bu mekânda yer alacak. Pil Fabrikası, "arada" kavramının fiziksel karşılığını temsil eden çok katmanlı bir deneyim alanı sunacak. Mimar Sinan Kongre Merkezi, davetli mimarların konuşmaları, paneller ve sunumlarla bienalin entelektüel buluşma noktası olacak. Bu karşılaşmalar, farklı coğrafyalardan gelen katılımcıların katkısıyla zenginleşen bir fikir ve tartışma zemini oluşturacak. Kente ve mimarlığa yeniden bakmak Yalnızca mimarlık profesyonellerine değil, kente, kentliye ve mimarlık kültürüne ilgi duyan herkese açık bir diyalog alanı olarak IABA 2025, mimarlığın kamusal alandaki görünürlüğünü güçlendirmeyi ve tartışmaları sergi salonlarının ötesine taşımayı hedefliyor. Bienal, kısa süreli bir etkinliğin ötesinde, Antalya’nın mimarlık belleğinde kalıcı bir zemin oluşturmayı amaçlıyor. Mimarlığın kentle, toplumla ve zamanla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmeye çağıran Uluslararası Antalya Mimarlık Bienali 4.5, 3-9 Kasım 2025 tarihleri arasında Kepez Belediyesi ev sahipliğinde tüm katılımcılarını bu kolektif deneyimi paylaşmaya davet ediyor.